Serbest Görüş farklı konularda kapsamlı haberler ve bilgi içerikleri sunmaktadır. Sitemiz ekonomi, politika, toplumsal olaylar ve daha fazlasını kapsayan geniş bir yelpazede haber ve analizler içermektedir. Geniş bir konu yelpazesinde güncel bilgiler ve derinlemesine incelemelerle okuyuculara çeşitli perspektifler sunar.
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, 1 Ocak – 6 Şubat 2025 tarihleri arasında Türkiye genelinde okul servis araçlarına yönelik yoğun denetimler yapıldığını açıkladı. 2024-2025 eğitim öğretim yılının ikinci döneminin başlamasıyla birlikte artırılan denetimlerin amacının, öğrencilerin güvenli bir şekilde seyahat etmelerini sağlamak olduğu belirtildi.
111 bin 476 servis aracı denetlendi
Bakan Yerlikaya’nın verdiği bilgilere göre, Emniyet ve Jandarma trafik ekipleri tarafından gerçekleştirilen denetimlerde 111 bin 476 okul servis aracı kontrol edildi ve bu araçlardan 12 bin 928’ine çeşitli işlemler yapıldı. Ayrıca, 2024 yılında okul servis araçlarının karıştığı toplam bin 674 ölümlü ve yaralanmalı kaza kaydedildi.
Genel trafik denetimleri ve sonuçları
Bakan Yerlikaya, genel trafik denetimlerine de değinerek 30 Ocak – 6 Şubat 2025 tarihleri arasında 3 milyon 145 bin 753 aracın denetlendiğini söyledi. Bu denetimlerde, çakar kullanımı, hız ihlali, periyodik muayene, emniyet kemeri kullanımı ve zorunlu mali sorumluluk sigortası gibi konularda ihlaller tespit edildi. Toplamda 487 bin 127 araç ve sürücüye işlem yapıldığını ifade etti.
Trafik güvenliğine vurgu ve uyarılar
İçişleri Bakanı, okul servisi sürücülerine ve tüm sürücülere trafik kurallarına uymaları çağrısında bulundu. Bakan Yerlikaya, “Sizler dünyanın en kıymetli yolcularını taşıyorsunuz” diyerek sürücülere sorumluluklarını hatırlattı ve “Yolculuklar sizleri sevdiklerinize kavuşturmak için vardır, ayırmak için değil,” sözleriyle trafik kurallarına uymanın önemini vurguladı.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, birgun.net Yayın Koordinatörleri Uğur Koç ve Berkant Gültekin ile birgun.net Sorumlu Müdürü Yaşar Gökdemir’in gözaltına alınmasına tepki gösterdi. Hatimoğulları, “Gazeteciler Uğur Koç, Berkant Gültekin ve Yaşar Gökdemir derhal serbest bırakılmalıdır.” dedi.
BirGün Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Yaşar Gökdemir ile Yayın Koordinatörleri Berkant Gültekin ve Uğur Koç gözaltına alındı
BirGün’ün Sabah gazetesi Haber Koordinatörü Abdurrahman Şimşek’in, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek ziyaretini haberleştirmesinin ardından gazeteciler Uğur Koç, Berkant Gültekin ve Yaşar Gökdemir gözaltına alınmıştı.
Gözaltı kararına tepki gösteren Hatimoğulları sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:
“Sabah Gazetesi’nde yayımlanıp suç olmayan haber, BirGün emekçilerine nasıl suç olabilir? Bunun adı düpedüz ikili hukuktur! Bu gazetecilik faaliyetinden suç unsuru yaratıp, muhalif gazetecilere gözdağı vermektir. Muhalif gazetecilere dönük yoğunlaşan baskıları kabul etmiyoruz. Basını özgür olmayan bir ülkede demokrasiden bahsedilemez! Gazeteciler Uğur Koç, Berkant Gültekin ve Yaşar Gökdemir derhal serbest bırakılmalıdır.”
Bolu’daki otel yangını felaketinin ardından, 78 kişinin ihmaller sonucu yaşamını yitirmesiyle sarsılmasından sonra, Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın, bağlı kurum ve kuruluşlara “acele” ibaresiyle bir yazı gönderdiği ortaya çıktı.
BirGün’den İsmail Arı’nın haberine göre, Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın “acele” ibareli duyurusuna göre, tüm bakanlığa bağlı tesislerdeki yangın tesisatlarından, asansörlere, jeneratörlerden yangın algılama sistemlerine kadar pek çok altyapının acil denetlenmesi gerektiği vurgulandı. Genel Müdür Prof. Dr. Süleyman Şahin imzalı yazıda, acil durum önlemlerinin ve periyodik bakımların büyük önem taşıdığı belirtildi.
TIKLAYIN – Kültür ve Turizm Bakanlığı Bolu’daki Grand Kartal Otel’in kaçak olduğu iddiasını yalanladı
Duyuruda, “Bakanlık bünyesindeki bina ve tesislerin güncel mevzuatlara uygun olarak işlerini yürütmesi, can ve mal güvenliği açısından gerekli tedbirlerin alınması” gerektiği ifade edilerek, tüm il müdürlüklerine bu konuda gerekli kontrollerin yapılması ve eksikliklerin ivedilikle giderilmesi talimatı verildi. (BirGün)
Dağda yangın katliamının ortaya çıkardığı skandal: Türkiye’nin en önemli kış turizmi merkezlerinden Kartalkaya’da itfaiye aracı yok!
Denetimsizlik faciasında sorumluluğun kimde olduğu belirsiz kaldı: Bakanlık ve belediye topu birbirine attı
Grand Kartal Otel, yangın eğitimini tamamlayamamış: Otelin sahibi, sertifikayı veren kurumda yönetim kurulu üyesi!
Yangın denetimi için başvuru yapan Grand Kartal Otel’in tahliye çıkışları, yangın alarmı ve duman kontrol sistemi yetersiz çıkmış!
Belediye AKP’li başkan yönetimindeyken, Grand Kartal Otel’e başvuru yaptığı gün uygun itfaiye raporu verilmiş
“Hiçbir bağlantımız yok” açıklaması yapmışlardı; Ticaret Sicili’ne göre Kartal Otel ile Grand Kartal Otel aynı ailenin yönetiminde!
Pendik’te bir sürücünün, trafikteki tartışmada dikiz aynasını kıran motosikletliyi otomobiliyle ezerek yaralaması güvenlik kamerasınca kaydedildi.
Alınan bilgiye göre, Çamçeşme Mahallesi’nde 34 KYG 127 plakalı motosikletle ilerleyen F.F. ile aynı yönde seyreden 34 EH 6467 plakalı otomobilin sürücüsü V.K. arasında trafikte tartışma yaşandı.
Tartışma sonrasında motosikletli, yanından geçtiği otomobilin dikiz aynasını kırdı. Bunun üzerine V.K, otomobili motosikletlinin üzerine sürdü. Otomobilin çarptığı motosikletli, bu araç ile önündeki çekici arasında sıkışarak yaralandı.
V.K, olay yerinden kaçmaya çalışırken otomobiliyle iki araca daha çarparak zarar verdi.
İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi.
Yaralı F.F, sağlık görevlilerinin yaptığı ilk müdahalenin ardından hastaneye kaldırıldı.
Şüpheli sürücü V.K. polis ekiplerince gözaltına alındı.
Şüpheli V.K’nin emniyette 8, motosiklet sürücüsü F.F’nin ise 2 suç kaydı olduğu öğrenildi.
Bu arada, F.F’nin otomobilin dikiz aynasını kırması, otomobil sürücüsü V.K’nin de çarptığı F.F’yi araç ile çekici arasında sıkıştırması güvenlik kamerasınca kaydedildi. (AA)
Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinde Hatay ve Kahramanmaraş’tan sonra en büyük yıkım, Adıyaman’da meydana geldi.
Yaklaşık 6 bin binanın yıkıldığı kentte, 8 bin 387 kişi hayatını kaybetti, yaklaşık 18 bin kişi yaralandı.
Adıyaman’daki yıkımda en büyük odak noktası 72 kişinin hayatını kaybettiği, kentin dört yıldızlı otellerinden biri olan Isias Otel oldu.
Bir geceliğine otele gelen 32 tur rehberiyle birlikte Adıyaman’daki voleybol turnuvası için KKTC’nin Gazimağusa şehrinden gelen 35 sporcu, antrenör ve yönetici de yaşamını yitiren 72 kişi arasındaydı.
11 sanıktan altısı ceza aldı, 5’i beraat etti
İsias Otel yargılaması, 24 Aralık’ta sona erdi. Adıyaman 3. Ağır Ceza Mahkemesi, 11 sanıktan 5’i için beraat kararı verirken 6 sanığa “taksirle birden fazla insanın ölümüne neden olma” suçundan 8 yıl 4 aydan 18 yıl 5 aya kadar değişen sürelerde hapis cezası verdi.
Otelin sahiplerinden Ahmet Bozkurt 18 yıl 5 ay, Bozkurt’un şirket ortağı olan çocuklarından Mehmet Fatih Bozkurt, 17 yıl 4 ay hapse mahkûm edilirken, otelin mimarı Erdem Yıldız 18 yıl 5 ay, inşaatın statik hesabını yapan inşaat mühendisi Halil Bağcı, 8 yıl 4 ay, inşaatın fenni mesulü Hasan Aslan, 16 yıl 4 ay ve inşaat mühendisi Mehmet Göncüoğlu ise 8 yıl 4 ay ceza aldı.
Şirketin ortaklarından Ahmet Bozkurt’un eşi Ulviye Bozkurt, oğlu Efe Bozkurt, kızları Bilge Açık, Şule Özbek ve Seda Zeren ise beraat etti.
İsias Otel’de yakınlarını kaybeden aileler ise İstanbul Beşiktaş’ta toplanarak yargılamanın adalet beklentilerini karşılamadığını söyledi.
Aileler, cezalandırmaların “taksirle birden fazla insanın ölümüne neden olma” suçundan değil “olası kast” suçundan yapılması taleplerini bir kez daha dile getirdi.
Abla Aydoğdu: “Otelde 72 kişi öldü, kişi başı 3 ay ceza aldılar; bu cezasızlık politikası öldürüyor”
26 yaşındaki turist rehberi İmran Aydoğdu’nun ablası İrem Aydoğdu, cezasızlık politikasının yeni ihmallere davetiye çıkardığını söyledi.
VOA Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Aydoğu, “Kardeşim Turizm Rehberliği kokartını almak için oradaydı. Turizm Bakanlığı’nın adına TUREB’in (Turizm Rehberliği Birliği) düzenlediği bir eğitim gezisindeydi. Kendisi seçmedi oteli, kader değil bir cinayetti. Davamız sonuçlandı, gerekçeli karar açıklandı. Hakimler neden bilinçli taksirden yargıladılar da neden olası kastı açıklayamadılar. Otelde 72 kişi vefat etti. Kişi başı üç ay aldılar. Ahmet Bozkurt özellikle. Adil bir yargılanma istiyoruz. Bu cezasızlık politikası öldürüyor. Ben yaptım olduculuk öldürüyor. Buna karşı durmak için buralardayız” dedi.
Hilal Düzgünce ise yargılamanın kimseyi tatmin etmediğini dile vurguladı.
VOA Türkçe’ye konuşan Düzgünce, “Benim oğlum bana enkaz altında mesaj yazdı sabah 6:45’te mesaj geldi bana. ‘Anne telefonum pert ben Nazım. Seni seviyorum, iyiyim’ diye. Ama oğlumu kaybettim. Bunlar, inanılmaz acı. Biz acının her rengini yaşadık. Benim evladım, 28 yaşındaydı. Biz çocuklarımızı sokaktan ya da çöpten bulmadık. Bize envai çeşit yalanlar söylediler, biz tiyatronun her şeklini izledik. İnşaatçı olduk, mühendis olduk, avukat olduk her şey olduk. Duvarın içinden su boruları geçiyor siz buraya kat yüklemesi yaparken düşünmediniz mi diye sormak istiyorum. Bu belgeleri kim imzaladı, bu izinleri kimler verdi? Kuzey Kıbrıs’tan gelen evlatlarımız, şampiyon meleklerimiz de öldü. Böyle adalet olur mu?” sözleriyle duruma tepkisi dile getirdi.
Mehpare Koç: “Biz çok yorulduk yorgunuz ama pes etmeyeceğiz”
“Deprem değil ihmal öldürdü,” “Unutmak yo affetmek yok, helalleşmek yok” ve “Afet değil bu bir katliam” sloganlarının atıldığı eyleme katılanlardan Mehpare Koç da oğlu Ozan Koç’un kokartının ölümünden sonra geldiğini ve teslim aldığı günden beri boynunda taşıdığını söyledi.
VOA Türkçe’ye değerlendirmelerde bulunan Mehpare Koç, “24 yaşında oğlumu toprağa verdim. Acımı yaşayamadan adalet aramaya sokağa çıktım ve hâlâ sokaklardayım. İki sene oldu. Yaz demedim, kış demedim, Adıyaman sokaklarını arşınladım şimdi İstanbul’dayız yine adalet arıyoruz. Olası kasıt olana kadar emsal karar çıkana kadar biz yollardayız, sokaklardayız. Isias Otel’de 72 can gitti, bunların 32 tanesi profesyonel turist rehberi. Bu ülkenin aydınlık yüzleri ülkeye hizmet etmesi gerekirken toprak altındalar. Kıbrıs’tan voleybolcu çocuklarımız da orada şehit oldular. Biz çok yorulduk, yorgunuz ama pes etmeyeceğiz. Bunun kader olmadığını çok iyi biliyoruz. Herkes biliyor bize ‘bu kader’ diyenler de çok iyi biliyor bu kader değil cinayettir” dedi.
İsias Otel davasında artık istinaf mahkemesinin kararını vermesi bekleniyor. İstinaf, ilk derece mahkemesinin kararına uyarsa dosya kesinleşmek için Yargıtay’ın ilgili dairesine gidecek.
Sokak hayvanlarına “ötanazi” uygulanmasını da içeren 17 maddelik ‘Hayvanları Koruma Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’a karşı aylardır kitlesel kampanya ve eylemler yapan Yaşatacağız Platformu, Erzincan’daki toplu sokak köpekleri ölümleri için bu pazar İstanbul Kadıköy’den ses yükseltecek. Platform, tüm hayvan hakkı savunucularını ve hayvanseverleri 9 Şubat Pazar günü 17.30’da Kadıköy İskele Meydanı’ndaki basın açıklamasına çağırıyor.
“Proteo gibi nice köpek bugün diri diri gömülüyor”
Platform tarafından yapılan açıklamada, “6 Şubat depremlerinin yasını tuttuğumuz ikinci yılda, depremde enkazdan hayat kurtardığı için yere göğe sığdırılamayan köpek Proteo ile Erzincan’da diri diri gömülen köpekler arasında hiçbir fark yok. Bu ikiyüzlülük son bulmalı. Hayvanların yaşam hakkında ve özgürlüğünde ısrarcıyız. Katliama seyirci kalmayacağız” denildi.
Toplumun ezici çoğunluğunun yasaya karşı olduğunu dile getiren Platform, katliam yasanın yürürlüğe girmesi ile ülke çapında artan hayvana yönelik şiddet, işkence ve katliam vakaları arasında bağlantı olduğunun, yasa değişikliklerinin hayvanlara yönelik nefreti ve şiddeti meşrulaştırdığının ve hatta teşvik ettiğinin bir kez daha altını çizdi.
Platform, 70 bin imzayı hafta başında Anayasa Mahkemesine teslim etti
3 Şubat Pazartesi günü Anayasa Mahkemesi’ne yasanın iptal edilmesi gerektiğini ortaya koyan bir amicus curiae (dostane çözüm önerisi) sunan Platform, başlattığı imza kampanyasıyla topladığı 70 bine yakın imzayı da dilekçe ekinde AYM’ye teslim etti. Ayrıca Platform, yasanın iptali davasında sözlü olarak görüş bildirmek üzere dinlenilme talebinde de bulundu.
Platformun “AYM Yasayı İptal Et Hayvanları Yaşat!” sloganıyla başlattığı imza kampanyasına hâlâ imza verilebildiği belirtilirken, yeni imzalar geldikçe bunların da ilerleyen haftalarda toplu şekilde Anayasa Mahkemesi’ne teslim edileceği ifade edildi.
Anayasa Mahkemesi’nin yasanın iptaline yönelik başvuruyu incelerken yürürlüğü durdurma kararı vermemesini eleştiren Platform, AYM yasanın iptali başvurusunu esastan görüşeceği gün kalabalık şekilde Ankara’da olmanın önemine vurgu yaptı ve farklı şehirlerden Ankara’ya, AYM önüne otobüs kaldıracaklarını ifade etti.
Yaşatacağız Platformu, ardı arkası gelmeyen katliamlara karşı olan herkesi 9 Şubat Pazar günü saat 17.30’da Kadıköy İskele Meydanı’nda yapılacak basın açıklamasına çağırıyor.
Ne olmuştu?
Erzincan’da, sokakta yaşayan ölü ve canlı köpeklerin kent merkezindeki çöplüğe gömüldüğü görüntüler sosyal medyada büyük yankı uyandırmıştı. Hak savunucuları tarafından MHP’li Erzincan Belediyesi hakkında suç duyurusunda bulunulmuştu.
Erzincan Belediyesi’nden sokak köpeklerinin öldürüldüğü iddialarına açıklama: Haberler asılsız, hukuki işlem yapılacak
Yaşatacağız! Platformu nedir?
Yaşatacağız! Platformu, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nda yapılan değişiklikler sonucu kamuoyunda Katliam Yasası olarak anılan yasaya karşı, kitlesel kampanya ve eylemler düzenleyen aktivistlerin öncülüğünde, yasanın uygulanmaması ve yürürlükten kaldırılması amacıyla kurulmuştur.
Bursa’nın İnegöl ilçesinde, 20 Ocak’ta 500 bin TL borçlu olduğu Nurullah Y.’yi (34) tabancayla sağ bacağından vuran Fırat D. (18), polis ekipleri tarafından 18 gün sonra bir kafede kahvaltı yaparken yakalandı. Şüpheli, tutuklandı.
Olay, 20 Ocak’ta İnegöl ilçesine bağlı Mahmudiye Mahallesi, Sanayi Caddesi’nde meydana geldi. Nurullah Y., iddiaya göre, bir süre önce araç kiraladığı müşterisi Fırat D. hakkında imzaladığı 500 bin TL tutarındaki senedi ödemediği için yasal takip başlattı. Bunu öğrenen Fırat D., 16 AVM 933 plakalı otomobiliyle seyir halindeyken, Nurullah Y. ile cadde üzerinde karşılaştı. Taraflar arasında çıkan tartışma kavgaya dönüştü. Fırat D., yerden aldığı parke taşını otomobiline atıp zarar veren Nurullah D.’ye yanında bulunan tabancayla 3 el ateş ederek sağ bacağından yaraladı. Fırat D. olay yerinden kaçarken, Nurullah Y. ise ambulansla İnegöl Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.
Kafede kahvaltı yaparken yakalandı
Olayın ardından polis ekipleri, Fırat D.’nin Nurullah Y.’den kiraladığı araçla kaza yaptığı, bu nedenle 500 bin TL senet imzaladığı öğrenildi. Fırat D.’yi yakalamak için çalışma başlatan ekipler, olaydan 18 gün sonra sabah saatlerinde bir kafede kahvaltı yaparken yakaladı.
İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne götürülen Fırat D., işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Hakim karşısına çıkarılan şüpheli, tutuklandı. (DHA)
Ankara’da son 40 gün içinde 33 can kaybına neden olan sahte içki kaynaklı ölümlerdeki artışlar ile birlikte alkollü içeceklere uygulanan Özel Tüketim Vergisi’ndeki (ÖTV) yüksek orandaki artışlar ve nasıl önlemler alınacağı tartışılıyor.
Ankara Valisi Vasip Şahin’in dünkü açıklaması itibariyle, başkentte son 40 gün içinde sahte içki nedeniyle 33 kişi hayatını kaybetti. 20 kişi ise hala yoğun bakımda tedavi altında. Buna karşın Şahin, “Alkol hem sağlığımız hem geleceğimiz açısından uygun olmayan zararlı bir madde” ifadesiyle halka alkol satın alımında dikkatli olma uyarısında bulundu.
İstanbul Valisi Davut Gül’ün açıklamasıyla da İstanbul’da 14 Ocak-6 Şubat döneminde sahte içki nedeniyle 70 can kaybı olduğu ortaya çıktı.
Ankara Valisi Şahin’in “alkol” eleştirisinde bulunduğu açıklaması, “halk sağlığı” açısından önlemler ve sahte alkol üretimindeki hammaddelere ilişkin gerekli denetimler ile ilgili soru işaretlerini tetikledi.
Alkol satışında “ucuz ürün” arayışı kaynaklı piyasada sahte alkol ürünlerinde artış olduğu görüşü gündeme taşındı. Keza İstanbul Valisi Gül’ün açıklamasında can kayıpları söz konusuyken, 259 milyon lira vergi kaybını önlediklerini vurgulaması ise eleştirildi.
Aybaş sorumsuzluğu işaret etti: “Alkol tüketenlere ideolojik bakışla ölümler yok sayılıyor”
Türkiye Tekel Bayileri Platformu Başkanı Özgür Aybaş ise, son yıllarda sürekli alkollü içeceklere yönelik Katma Değer Vergisi (KDV) ile Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) gibi kalemlerdeki vergi artışlarıyla piyasada aşırı yüksek fiyatlar oluşmasına dikkat çekti.
Türkiye’nin üzüm üreticisi ülke olarak şarap ve rakı başta olmak üzere rahatlıkla uluslararası arenada içki üretimiyle öncü ülke olabileceğini vurgulayan Aybaş, bunun aksine hem yerli hem de ithal içkilerde aşırı vergilendirme kaynaklı Türkiye’nin alkol üretimi ve tüketiminde sorunlarla anılmaya başlandığını söyledi.
VOA Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Aybaş, son yıllarda fiyat artışları nedeniyle piyasaya sahte içki sürümünde de artış olduğunu belirterek, “Maalesef ülkemizde alkol tüketen, içki tüketen vatandaşlara yönelik iktidar bakış açısının tamamen ideolojik olduğunu görüyoruz. Bu ideolojik bakışla adeta ölümler yok sayılıyor; haber bile yapılmıyor. Hatta bu konuyla ilgili şu an detaylı bir açıklama da yok. Ankara Valisi’nin açıklaması haber yapıldı ama bu 33 kişi nasıl öldü? Hangi semtlerde alkol temin etmişler? Nerede öldüler? Kaçı hastanede öldü? Ölümlere ilişkin hiçbir bilgi paylaşılmadı” dedi.
“Ölümlere ilişkin detaylı bilgi verilmedi, çözüm için KDV ve ÖTV düşürülmeli”
Ankara’daki sahte içki mağduru olarak hastanelerde yoğun bakımda olduğu açıklanan 20 kişiye ve ölen 33 kişiyle ilgili de ailelerine ulaşmak istediklerini belirten Aybaş, “ne yazık ki böylesi bir vahim durumla ilgili” yeterince haber yapılmadığını ve yetkililerce de konuyla ilgilenilmediğini söyledi.
İstanbul’da da son bir ay içerisinde 70 ölüm yaşanmasına dikkat çeken Aybaş, “Dolayısıyla toplam sadece iki kentte, Ankara ve İstanbul’da toplam 103 vatandaşımızın hayatını kaybettiğini öğrenmiş bulunuyoruz. Normalde gelişmiş ülkelerde son dakika haber olması gereken bir durumdur ama maalesef ülkemizde olmuyor. Açıkçası yapılması gereken şudur; alkollü içeceklerde mutlaka KDV’nin ve ÖTV’nin düşürülmesi gerekiyor. Bununla ilgili de Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Meclis’e gerekli önergeyi verdi, kabul edilmedi. Tekrar bir önerge verildi; ÖTV’nin ve KDV’nin düşürülmesi anlamında. Umarım böyle bir şey olursa kimse sahte içkiye ihtiyaç duymaz, ölümler de yaşanmaz” diye konuştu.
“Son 21 yılda alkollü içeceklerde ÖTV artışları enflasyondan kat kat fazla gerçekleşti”
Ekonomi yazarı Uğur Gürses de, Ankara Valisi’nin 33 ölüm yaşandığına ilişkin açıklamasıyla birlikte AK Parti’nin iktidarda olduğu 2004–2025 yılları arasında alkollü içeceklerdeki ÖTV’deki artışlara ilişkin detaylı bir tablo paylaştı. Bu tabloyla ilgili VOA Türkçe’ye değerlendirmesini anlatan Gürses, Maliye Bakanlığı Gelirler İdaresi Başkanlığı (GİB) kaynaklı verilerle hazırladığı tablo itibariyle “Türkiye’de son 21 yılda resmi enflasyon oranı bakımından TÜFE endeksine kıyasla alkollü içeceklerdeki ÖTV artışı kat kat fazla gerçekleşmiş görünüyor” ifadesini kullandı.
Ekonomi yazarı Uğur Gürses: “TÜFE endeksine kıyasla alkollü içeceklerdeki ÖTV artışı kat kat fazla”
Yıllardır gastronomi ekonomisi alanını yakından izlediğini belirterek, bu alanda ve alkollü içeceklerdeki fiyat artışlarını analiz ettiğini kaydeden Gürses, 2004 yılında Türkiye’de litre başına bira, şarap ve viski gibi alkollü içeceklerden alınan sabit vergi kalemini 100 birim kabul ederek, yıllar içindeki vergi kalemleri başta olmak üzere yaşanan artışları tabloya dönüştürdüğünü aktardı.
Gürses’in hazırladığı tabloya göre, alkollü içeceklere uygulanan ÖTV’si en fazla artan ürünler sırasıyla bira, rakı, şarap olurken; viskideki vergi artışı daha düşük oranda kaldı.
Resmi enflasyon oranı 21 yıldaki artış sonucunda TÜFE rakamındaki artış 2 bin 657 olurken, ÖTV oranları bakımından biradaki artış 6 bin 286, rakıdaki artış 4 bin 812 ve şaraptaki artış 3 bin 276 olarak gerçekleşti.
Ankara Tabip Odası: “Karaborsa faaliyetleri önlenmeli, cezalandırmalar yapılmalı”
Ankara Tabip Odası (ATO) ise, son yıllarda sahte içki kaynaklı ölümlerde artış yaşandığını işaret ederek, “Ülkemizde alkollü içkiler üzerindeki vergi ve ÖTV yüklerinin yüksek oluşu karaborsa alkollü içki faaliyetlerini büyüten bir etkendir. Resmi kurumlar tarafından denetim ve kontrolleri yapılan, bandrollü alkollü içecek fiyatlarındaki artış karşısında toplumun belli kesimleri ekonomik nedenlerden ötürü daha ucuz olan sahte içkileri tercih etmek zorunda kalmaktadır. Yüksek vergiler ve fiyatlar merdiven altı üretimi arttırmakta, yasadışı sektörün kendi arz-talep dengesini oluşturmaktadır. Yüksek vergiler halk sağlığını korumak yerine halk sağlığını riske atmaktadır” açıklamasında bulundu.
Ankara Tabip Odası: “Karaborsa faaliyetleri önlenmeli, cezalandırmalar yapılmalı”
ATO, kamu kuruluşları ve yetkililer açısından yazılı açıklamasında, “Başka can kayıplarının yaşanmaması için devletin ilgili kurumları tarafından karaborsa faaliyetlerine ve merdiven altı üreticilere yönelik soruşturmalar, kontroller ve denetimler yapılmalı; halk sağlığını tehdit eden üreticilere gerekli cezalar verilmelidir. Sahte ve kaçak içki ölüm riski oluşturmakta, uzun vadede kronik organ hasarlarına neden olmaktadır. Kaçak içki üretimini engellemek Tarım ve Orman Bakanlığı’nın sıkı denetimleri ile mümkündür” çağrısında bulundu.
ATO açıklamanın devamında, “Sahte ve kaçak içkinin riskleri topluma farklı iletişim kaynakları ile anlatılarak toplumun bilinçlendirilmesi sağlanmalıdır. Tüketiciler ise alkollü içki alımlarında, güvenilir yerlerden bandrollü ve orijinal ambalajlı ürünleri satın almaya özen göstermelidir” uyarısını paylaştı.
İstanbul Tabip Odası da sahte içki nedeniyle görme kaybına yol açacak şekilde gözlerde ciddi rahatsızlıklar ortaya çıkabileceğini hatırlatarak, “Acilen kamu otoritesini gerekli önlemler almak üzere göreve çağırıyoruz” açıklamasını yineledi.
Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Şenkaya, Marmara’da 7 büyüklüğünde deprem gerçekleşme olasılığının yüzde 50’lere yaklaştığını belirterek, Bursa kent merkezi ile Gemlik ve Mudanya ilçelerinin zemin yapısının ve mevcut yapı stokunun, olası bir depremde daha fazla hasara yol açabileceğini söyledi. Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinin ardından talebin arttığı karot testine ise 2 yıl sonra başvuran kalmadı.
Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından ülke genelinde bina dayanıklılık testi başvuruları bir kez daha artarken, talepler ise zaman geçtikçe azaldı. ‘Evim depremde yıkılır mı?’, ‘Binam sağlam mı?’ sorularına yanıt arayanlar, Deprem Dayanıklılık Testi yapan belediyeler, lisanslı mühendislik firmaları ve üniversitelerin kapısını çaldı. Zaman geçtikçe talepler azalırken, depremin üzerinden geçen 2 yılda ise başvuran da kalmadı. Depremden sonraki ilk 4 aylık süreçte, Bursa Uludağ Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’ne de 300’ü aşkın kişi, karot testi yaptırmak için başvurdu. Ancak bu kişilerden hiçbirisi oturdukları binalarda inceleme yapılabilmesi için gerekli olan işlemleri tamamlamadı. Depremin 4’üncü ayından sonra müracaat eden de olmadı.
“Maddi koşulları sağlayamıyorlar”
Bursa’da 27 Ocak’ta meydana gelen 4.1 büyüklüğündeki deprem ve Ege Denizi’ndeki deprem fırtınasının, vatandaşların, oturdukları binaların sağlamlığını yeniden sorgulamasına neden olduğunu ancak karot testi başvurularının sonuçlanmamasının başlıca nedeninin ekonomik yetersizlik olduğunu söyleyen Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Şenkaya, “Özelde Bursa ilinde de birçok karot testi talebi geldi. Ancak tabii ki, halkımız süreci öğrendiğinde, yani deprem performans analizi yapılmasıyla beraber, işin resmiyete gireceğini bilmesiyle, gerekli önlemleri alabilecek maddi koşullar sağlanamayabiliyor. Dolayısıyla gelen taleplerin birçoğu gerçekleştirilemiyor. Bizim yapmamız gereken sadece yıl dönümlerinde değil, her an bu deprem konusunu, deprem tehlikesini aklımızda tutmamız, yaşatmamız ve önlem almamız gerekiyor” diye konuştu.
“Yerinde güçlendirme yapmalıyız”
Yapı güvenliği ile ilgili farkındalığın her zaman gündemde tutulması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Şenkaya, yerel yönetimlerin, alınması gereken önlemleri konuşmak yerine, uygulamaya geçmek için daha proaktif bir yaklaşım benimsemeleri gerektiğine dikkat çekip, zaman ve maliyet açısından değerlendirildiğinde, kentsel dönüşüm kısa vadede uygulanamayacağı için, yerinde dönüşüm ve güçlendirme yapılması gerektiğini belirtti.
6 Şubat depremlerini hatırlatarak, yerinde güçlendirme yapılan 3 binadan 2’sinin ayakta kaldığına dikkat çeken Mustafa Şenkaya, şunları söyledi:
“Önlemler konusunda tabii en fazla bilinen kentsel dönüşüm var. Ancak Marmara Bölgesi’ndeki iller büyük yapı stoklarını ve büyük nüfusları içerdiği için, belki kentsel dönüşüm maliyetli ya da hızlı olamayabilir. Bizim çünkü hızlı hareket etmemiz gerekiyor. Dolayısıyla aslında hem bir zemin hem de yapı stokunu analiz ederek, yerinde güçlendirmeler çok önemli bir seçenek olabilir. Çünkü biz Maraş depremlerinden biliyoruz ki yerinde yapılmış güçlendirmeler, yapıyı ayakta tutuyor ya da yapının içindeki vatandaşlarımızı sağ çıkaracak kadar hasar alabiliyor. Dolayısıyla biz yerinde güçlendirmeyi de düşünmemiz gereken dönemlere denk geliyoruz. Bundan 10 sene önce konuşmuş olsaydık, planlı bir kentsel dönüşümü yapma olasılığımız daha yüksekti. Ancak şu anda kentsel dönüşüm artı yerinde güçlendirmeyi konuşacağımız zamanlara denk geldik.”
“Hatay ile Bursa arasında benzerlik var”
Marmara’da 7 büyüklüğünde deprem gerçekleşme olasılığının, yüzde 50’lere yaklaştığını ifade eden Doç. Dr. Şenkaya, Hatay ve Bursa’nın zemin özellikleri, yapı stoku ve tarihi yapılar bakımından benzerlik gösterdiğini ve 2 şehir arasında önemli bir paralellik bulunduğunu söyleyerek, kent merkezi ile özellikle Gemlik ve Mudanya ilçelerinin zemin yapısının ve mevcut yapı stokunun, olası bir depremde daha fazla hasara yol açabileceğini vurguladı.
Şenkaya, şunları söyledi:
“Her an yanı başımızda gerçekleşecek 7 veya üstü depremde, Bursa, Gemlik ve Mudanya ne yazık ki üzülecektir. Bursa kent merkezi, Gemlik ve Mudanya’nın zemin özellikleri, yapı stoku, ne yazık ki halihazırda deprem etkililiğini büyüterek, yapıya etki ettirme şeklinde bir özelliği var. Bunun en çarpıcı örneğini de aslında biz Maraş depremlerinde Hatay’da görüyoruz. Hatay gerek yer özellikleri, gerek yapı stoku, gerek tarihi açısından Bursa ile benzerlik içeriyor. Zaten Hatay ile Bursa arasında deprem tehlikesi, benzerliği de var. Dolayısıyla Hatay’da görmüş olduğumuz acıları yaşamamak adına, Bursa’da artık bu saydığım üç yer öncelikli olarak, bütün ilçe merkezlerinde daha proaktif, daha önlemleri konuştuğumuz değil, önlemleri aldığımız zamanlara denk geldik.” (DHA)
Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği son sınıf öğrencisi Hakan Günkan‘ı, kalbinden bıçaklayarak öldüren aynı üniversitenin Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencisi sevgilisi Pelin Üçtepe‘nin cinayetin ardından bir arkadaşıyla mesajları ortaya çıktı.
2 Şubat’ta Kale Mahallesi Eski Valikonağı Caddesi’ndeki bir apartman dairesinde meydana gelen olayde, Pelin Üçtepe, sevgilisiyle birlikte 4 kişinin kaldığı öğrenci evine gitti.
Çift arasında başlayan tartışma, kavgaya dönüştü. Pelin Üçtepe cebinden çıkardığı bıçağı, Ömer Halisdemir Üniversitesi öğrencisi olan sevgilisinin kalbine sapladı. Yan odadaki arkadaşlarının ihbarı ile olay yerine gelen sağlık ekipleri, ağır yaralanan Hakan Günkan’ı ambulansla hastaneye kaldırdı.
Tedaviye alınan Günkan, müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Pelin Üçtepe ise polis tarafından gözaltına alındı. Genç kız çıkarıldığı mahkemece tutuklanırken, Günkan’ın cansız bedeni otopsinin ardından memleketi Adana’da toprağa verildi.
Ölmeden önce “kız arkadaşımla aramız bozuk” demiş
Olaydan iki saat önce kardeşiyle mesajlaştıklarını ifade eden Doğan Günkan ise “Kızla aran nasıl, diye sordum. ‘Ağabey aramız bozuk’ dedi. Saat 20.30 civarıydı. İki saat sonra mesaj attım, cevap gelmedi. Sabaha karşı saat 4’te bana telefon geldi ve polis kardeşimin kız arkadaşı ile tartıştığını, ağır yaralı olduğunu söyledi. Emniyete gittiğimizde ise kız arkadaşının bunu yaptığını söylediler. Kızla mesajları da var. Sonra diğer odadaki arkadaşlarının yanına gidip onlara bıçakladığını söylüyor. Biz o evde bulunan herkesten şikayetçiyiz” dedi.
Mesajlar ortaya çıktı
Öte yandan, Pelin Üçtepe’nin cinayetin hemen ardından saat 00.00 sıralarında bir kız arkadaşını telefonla arayıp sevgilisini bıçakladığını söylediği, ardından da böyle bir şey olmadığını belirttiği mesajları ortaya çıktı. Aileye ulaştırılan mesajlarda cinayet şüphelisi ile kız arkadaşının görüşmesi ise şöyle:
Pelin Üçtepe: Kanka bir şey yok Hakan ile tartıştık, çözdük, konuşuyoruz.
Arkadaşı: Bıçakladım dedin.
Pelin Üçtepe: Yok öyle bir şey, iyiyiz.
Arkadaşı: Ara telefonumu ya da aç. Sesini duyacağım. Emin misin? Hakan nerede?
Pelin Üçtepe: Eminim kanka. Hakan yanımda odaya gitti. Batular çağırdı.
Arkadaşı: Niye aradın ağlıyorsun? Benim içim rahat etmez şimdi. Bıçakladım dedin, hastane dedin. Pelin bak kafayı yerim burada. İyi misin?