Kategori: Genel

Serbest Görüş farklı konularda kapsamlı haberler ve bilgi içerikleri sunmaktadır. Sitemiz ekonomi, politika, toplumsal olaylar ve daha fazlasını kapsayan geniş bir yelpazede haber ve analizler içermektedir.  Geniş bir konu yelpazesinde güncel bilgiler ve derinlemesine incelemelerle okuyuculara çeşitli perspektifler sunar.

  • Ege’deki deprem fırtınası sonrası deniz çekildi, antik kentler ortaya çıktı: Uzmanlardan açıklamalar geldi

    Ege’deki deprem fırtınası sonrası deniz çekildi, antik kentler ortaya çıktı: Uzmanlardan açıklamalar geldi


    Serbest Görüş Haber Merkezi

    Ege’de ‘deprem fırtınası’ sürerken, birçok ilde deniz çekildi, antik kentler ortaya çıktı. Uzmanlardan açıklama geldi.

    Burhaniye ilçesinde son günlerde denizin çekilmesi üzerine 2 bin 500 yıllık antik Adramytteion Limanı ortaya çıktı. Limanın taşları birer birer ortaya çıkarken, denizin içinde küçük adacıklar oluştu. Ören Sahili’nde yürüyenler çekilmenin ardından ortaya çıkan antik limanı seyretti. Limanın ortaya çıkan taşlarına kuşlar kondu.

    Antik limanı izleyeme gelen inşaat ustası Kemal İşi, “10 senedir buradayım ve yürüyüş yapmaya geliyorum. 10 senedir de denizin çekildiğini gördüm ancak bu kadar 100-150 metre çekildiğini ilk defa görüyorum. İlk defa da Adramytteion Antik Limanı üzerinde yürüme fırsatım oldu” dedi. Marangoz Hamdi Mengi de “Doğma büyüme Burhaniyeliyim. Denizin ilk defa bu kadar çok çekildiğine şahit olduk. Antik Limanı gezdik, araştırma yaptım. Deniz patlıcanlarını, yengeçleri gördük. Denizin bu kadar çok çekilmesi inşallah, afet habercisi değildir” diye konuştu. (DHA)

    Tavşan Adası’na uzanan tarihi sur kalıntıları ortaya çıktı

    Muğla’nın Bodrum ilçesinde, Tavşan Adası’na uzanan tarihi sur kalıntıları denizin çekilmesiyle ortaya çıktı.

    Türkiye’nin tarihi ve doğal güzellikleriyle bilinen Bodrum’un Gümüşlük Mahallesi’nde her yıl zaman zaman tekrarlanan doğa olayı, deniz altındaki tarihi gün yüzüne çıkarıyor.

    Deniz suyunun çekilmesiyle milattan önce 4. yüzyılda yapıldığı tahmin edilen Mydos (Tavşan) Adası’na kadar uzanan şehir surları ortaya çıkıyor. (AA)

    Deniz çekilmesinin Ege Denizi’nde Santoroni Adası çevresinde 28 Ocak’tan bu yana yoğunlaşan depremler ile bağlantılı olup olmadığının gündeme gelmesinin ardından uzmanlardan açıklama geldi.

    Uzmanlar, İzmir’de 4 Şubat’ta çok sert bir poyrazın oluştuğu, bu nedenle deniz seviyesinin yavaş yavaş düşmeye başladığı ve korkulacak bir durumun olmadığı belirtti. Uzmanlar, denizde yaşanan çekilmenin Santorini’de oluşan depremlerle hiçbir bağlantısı olmadığını kaydetti.

    Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nden (MSKÜ) Doç. Dr. Ceyhun Özçelik, “Literatürde şiddetli depremlerle gel-gitler arasında ciddi bir ilişki olduğunu kanıtlayan bir veri söz konusu değil. Şu an için korkulacak bir durum yok” dedi. 

  • Ordu’da menderesleri ile ünlü Perşembe Yaylası’nda kar festivali yapıldı

    Ordu’da menderesleri ile ünlü Perşembe Yaylası’nda kar festivali yapıldı


    Ordu’nun Aybastı ilçesinde menderesleriyle ünlü doğa harikası Perşembe Yaylası’nda kar festivali yapıldı.

    Ordu Büyükşehir Belediyesi ile Aybastı Belediyesi tarafından üçüncüsü düzenlenen ve soğuğa rağmen Ordu ve çevre illerden katılımın olduğu festival, mehter takımının gösterisi ile başladı.

    Vatandaşların çalan müzikler eşliğinde horon oynadığı alanda daha sonra kar güreşleri gerçekleştirildi.

    Kar üzerinde kano yarışlarının da düzenlendiği festivalde katılımcılara patates, sucuk ekmek, pancar turşusu, pancar çorbası, mısır ekmeği ve çay ikram edildi.

    Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Hilmi Güler, yaptığı konuşmada, Perşembe Yaylası’nın menderesleriyle ünlü olduğunu, yaylanın dört mevsim yerli ve yabancı turistlerce ziyaret edildiğini kaydetti.

    Çok güzel bir festival yapıldığını vurgulayan Güler, dolu dolu bir organizasyonun başarıyla tamamladığını söyledi.

    Güler, kar festivallilerinin bu yıl başka ilçelerde devam edeceğini sözlerine ekledi.

    Aybastı Belediye Başkanı İzzet Gündoğar ise festivale binlerce kişinin katıldığını belirterek, “Festivali büyük coşku ve heyecanla gerçekleştirdik. Kışın en güzel haline tanıklık ettiğimiz bu özel günde dostluk, birlik ve beraberlik içinde unutulmaz anlar yaşadık.” dedi. (AA)

     


  • Pendik’te motokuryeler meslektaşları için toplandı

    Pendik’te motokuryeler meslektaşları için toplandı


    Pendik’te dün yaşanan trafik kavgasında, otomobil ile park halindeki çekici arsına sıkışan motokurye Fatih F. ağır yaralandı. Yaşanan olay sonrasında bölgede çalışan motokuryeler, meslektaşlarına destek vermek için toplandı. Grup adına açıklama yapan Fırat Balta, olayın yaşandığı yerin 150 metre gerisinde otomobilin motokuryeye çarparak yere düşürdüğünü iddia etti.

    Pendik’te trafik tartışmasında kuryeye çarpan şüpheli tutuklandı

    Pendik’te dün yaşanan olayda, 34 EH 6467 plakalı araç sürücüsü Vedat Kızıl ile 34 KYG 127 plakalı motosiklet sürücüsü Fatih F. arasında trafikte tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesi üzerine motosiklet sürücüsü Fatih F., otomobilin sağ aynasını kırdı.

    Duruma sinirlenen otomobil sürücüsü Vedat Kızıl ise aracını Fatih F.’nin üzerine sürerek, motosiklet sürücüsünü park halindeki çekici ile kendi aracının arasına sıkıştırdı. Motokurye Fatih F. ağır yaralanırken, çevredeki vatandaşların kendisini araçtan indirmek istemesi üzerine kaçmaya çalışan Vedat Kızıl, trafikte bekleyen diğer araçlara çarptı. Olay sonrasında ağır yaralanan motokurye Fatih F. Pendik Marmara Eğitim Araştırma Hastanesi’nde tedavi altına alındı. Gözaltına alınan otomobil sürücüsü Vedat Kızıl ise , adli makamlarca tutuklandı. Bölgede çalışan motokuryeler, yaşanan olaya tepki göstermek için bugün akşam saatlerinde Pendik Meydanı’nda toplandı.

    Pendik’te otomobil, dikiz aynasını kıran motosikletliyi ezdi!

    “İnsanlık dışı suç işlemiştir”

    Motokuryeler adına açıklama yapan Fırat Balta, “Acı ve elem verici kazada bilinçli bir şekilde kurye arkadaşımızı bile isteye öldürmek istemiştir. Aracı kurye arkadaşın üzerine sürerek, çekiciyle aracın arasına sıkıştırarak, gaza yüklenerek, cani bir şekilde insanlık dışı suç işlemiştir. Kaza öncesinde, 150 metre geride kurye arkadaşa çarparak motoruna hasar verip, kurye arkadaşımızın karşılaması ya da polis çağırarak tutanak tutulmasını istememiştir. Akabinde olayın son haline yaklaşırken, kurye arkadaş durması için aynasını kırmıştır. Bu olay bu şekilde ilerleyerek kuryenin neredeyse ölümüne sebep verecek dereceye gelmiştir” dedi.

    “Motokuryelerin çalışmalarında daha rahat ve güvenilir şartları sunmasını istiyoruz”

    Motokuryeler için güvenilir bir alan oluşturulması gerektiğini söyleyen Fırat Balta, “Kurye arkadaşların kıt kanaat geçinerek evlerine ekmek götürme derdine düşerken araçların aynalara bakmayarak, kuryelerin güzergahlarına engel olduğu ve kazalara mahal verdiği aşikardır. Sayın Ulaştırma Bakanımız Abdülkadir Uraloğlu’na çağrımız, bununla alakalı çalışmalarının ve yasaların cezai işlemlerini arttırarak, motokuryelerin çalışmalarında daha rahat ve güvenilir şartları sunmasını istiyoruz” dedi.

    “İnsanların sağduyulu olarak motorlulara öncelik vermesini istiyoruz”

    Balta, şu ifadeleri kullandı:

    “Olayın içindeki taksici arkadaşa da çok teşekkür ediyoruz. O taksici arkadaş orada o kişiye anahtarını kapatması için, gaza bir daha yüklenmeyerek o arkadaşı öldürmemesi için bir müdahalede bulunmuş. Ona da çok teşekkür ederiz. Bundan hemen 5 dakika öncesinde, 150 metre ileride bu araç, bizim arkadaşa zaten aynasına bakmayarak çarpıyor. Yere düşürüyor ve motorunda bir hasar cereyan ediyor. Bu hasarla birlikte tutanaklara geçilmesi için polisin de gelmesini ve tutanaklara bu şekilde kayıtların yapılmasını istiyor. Bununla birlikte araç sürücüsü maalesef hiçbir şekilde buna yanaşmayıp, gaza basıp devam ediyor. İkinci kez tekrar düşürüyor bu arkadaşı. İnsanların sağduyulu olarak motorlulara öncelik vermesini istiyoruz. Dikiz aynalarına bakmalarını istiyoruz. Lütfen insanların biraz daha duyarlı, mantıklı, vicdanlı olmasını istiyoruz” (DHA)

  • Gözaltına alınan Birgün yöneticisi üç gazeteciden ikisine yurtdışı yasağı

    Gözaltına alınan Birgün yöneticisi üç gazeteciden ikisine yurtdışı yasağı


    İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek ile ilgili yaptıkları haberin yayınlanmasından saatler sonra “terörle mücadele edenleri hedef göstermek” suçlamasıyla gözaltına alınan, Birgün gazetesinin internet sitesi yöneticisi üç gazeteciden ikisi, adli kontrol kararıyla, diğer gazeteciyse ise savcılıktan serbest bırakıldı.

    Geceyi İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde geçirdikten sonra öğle saatlerinde İstanbul Adalet Sarayı’na sevk edilen Birgün İnternet Sitesi Yayın Koordinatörü Uğur Koç ve Sorumlu Müdür Yaşar Gökdemir’e “yurtdışı çıkış” yasağı içeren adli kontrol tedbiri uygulanırken diğer Yayın Koordinatörü Berkant Gültekin için herhangi bir tedbir istenmedi.

    Berkant Gültekin: “Ellerine bir sopa almışlar ve irademizi kırmaya çalışıyorlar. Ancak kıramayacaklar”

    Adliyeden çıkışında kısa bir açıklama yapan Gültekin, ”Biz her gün, her hafta ifadeye gidiyoruz ve hiçbir yere kaçmıyoruz. Yerimiz belli. Ellerine bir sopa almışlar ve irademizi kırmaya çalışıyorlar. Ancak kıramayacaklar” dedi.

    Gazeteciler savcılık ifadesi için adliyeye getirildikleri sırada yaklaşık 500 kişilik gazeteci grubu ve Birgün okurları ellerinde “Gazetecilik suç değildir” ve “Birgün susmayacak” dövizleri ile basın açıklamasında biraraya geldi.

    Yaşar Aydın: “Bir meydan okumaysa bu meydan okumayı kabul ettik ve biz de meydan okuyoruz; susmuyoruz, susmayacağız”

    Eylemde konuşan Birgün Gazetesi Yayın Koordinatörü Yaşar Aydın, gazetelerine “siyasi operasyon” yapıldığını öne sürdü.

    Aydın, “Benzer haberler farklı yerlerde yayımlanmıştır. Ne kadar tanıdık değil mi? Bu bir siyasi operasyonun parçası. Bu siyasi operasyonun adı da adım adım otoriterleşme. Türkiye’yi karanlık bir tünele sokmaya çalışıyorlar. Kimsenin hakkını arayamadığı bir Türkiye olsun istiyorlar. Açık bir savaş ilanı gibi duruyor, ortalıkta olup bitenler. Ya biz susacağız, olan bitene sessiz kalacağız ya da bütün gücümüzle örgütlü bir şekilde itiraz etmeye devam edeceğiz. Bir meydan okumaysa bu meydan okumayı kabul ettik ve biz de meydan okuyoruz; susmuyoruz, susmayacağız, vardık, var olacağız” diye konuştu.

    Çağlayan'da Birgun Gazetesi protestosuna gazeteciler ve okuyucular katıldı.

    Çağlayan’da Birgun Gazetesi protestosuna gazeteciler ve okuyucular katıldı.

    Aydın’ın konuşması öncesi ve sonrasında “Birgün Gazetesi yalnız değildir” ve “Özgür basın susturulamaz” şeklinde sloganlar atıldı.

    Timur Soykan: “Birgün gibi bir gazete olmasını istemiyorlar, Birgün’ü susturmak için harekete geçiyorlar”

    Birgün gazetesi yazarlarından Timur Soykan da gözdağı ve baskılarla Birgün Gazetesi’nin susturulmak istendiğini söyledi.

    VOA Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Soykan, “İktidar medyayı susturmak istediği için toplumda gerçek habere ulaşmada bir talep var. Bu talep de bağımsız medyada karşılık görüyor. Birgün de sahibi olmayan ama sahipsiz de olmayan bir gazete. Onun için Birgün gibi bir gazete olmasını istemiyorlar, Birgün’ü susturmak için harekete geçiyorlar. Bugün yaşadığımızda mantığın kalmadığını görüyoruz. O kadar absürt ki Sabah gazetesinin yaptığı bir haberi, Birgün Gazetesi yayımladığı için 3 gazeteci akşam evlerinden polisler tarafından gözaltına alınıyor. Aklın mantığın kalmadığı bir yerdeyiz” dedi.

    Gözaltına alınan gazetecilerle dayanışma için Ankara’da da bir eylem düzenledi.

    CHP’li Bulut: “Yaşanan bir yargı terörü, adaletsizlik ve hukuksuzluk sistemin kendisi haline geldi”

    Eyleme destek veren CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, Türkiye’de bir korku imparatorluğu inşa edilmek istendiğini dile getirdi.

    Ankara'da da bir grup gözaltıları protesto etti.

    Ankara’da da bir grup gözaltıları protesto etti.

    VOA Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Bulut, “Birgün’deki gazetecilerin yaşadığı durum ortada. Gece geç saatte bu insanları içeri almanın ne anlamı var? Burada yaşanan bir yargı terörü. Ülkede ağzını açan kim varsa bir korku imparatorluğu şeklinde bir sindirme operasyonuna tabi tutuluyor. Gazeteciler, sanatçılar, sokaktaki insanlar, belediye başkanları, siyasetçiler. İstiyorlar ki kimse konuşmasın. Önceden adaletsizlik istisna idi şimdi adaletsizlik ve hukuksuzluk sistemin kendisi haline geldi” değerlendirmesinde bulundu.

  • İtalyan Şef’in öldürülen oğlu için taziye mesajları

    İtalyan Şef’in öldürülen oğlu için taziye mesajları


    İstanbul Kadıköy’de, alışveriş yapmak için gittiği pazarda bıçaklı saldırıya uğrayan ve tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitiren İtalyan şef Andrea Minguzzi‘nin 15 yaşındaki oğlu Mattia Ahmet Minguzzi için İtalya’nın Türkiye Büyükelçiliği tarafından “Mattia Ahmet Minguzzi’nin vefatından duyduğumuz derin üzüntüyü ifade etmek isteriz” mesajı paylaşıldı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş da “Çok üzgünüm, bir çocuğumuzu bu şekilde kaybetmenin derin acısını kalbimde hissediyorum” ifadesini kullandı.

    İtalya Büyükelçiliği, Kadıköy’deki bit pazarında geçtiğimiz haftalarda bıçaklı saldırıya uğrayan ünlü İtalyan şef Andrea Minguzzi’nin 15 yaşındaki oğlu Mattia Ahmet Minguzzi için başsağlığı mesajı yayımladı. Mesajda, “Büyükelçi Giorgio Marrapodi ve tüm Büyükelçilik olarak Mattia Ahmet Minguzzi’nin vefatından duyduğumuz derin üzüntüyü ifade etmek isteriz. Bu acı kayıp dolayısıyla ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyoruz” denildi.

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş da başsağlığı mesajında, şunları kaydetti:

    “Sokak ortasında bir çocuk, başka bir çocuk tarafından canice katledildi. Sebepsiz, durduk yere… Çok üzgünüm, bir çocuğumuzu bu şekilde kaybetmenin derin acısını kalbimde hissediyorum. Çocuğumuza rahmet; ailesine ve arkadaşlarına başsağlığı diliyorum. Çocuklarımızı koruyamadığımız bir düzeni asla kabul etmiyorum, etmeyeceğim. Bu bozuk düzeni yok edene, her çocuk için güvenli, yaşanabilir bir ülke kurana kadar mücadele edeceğim, edeceğiz.” (ANKA)


  • Palmiye Sitesi davasında “yaşlılık ve sağlık” gerekçeleriyle tahliye edilen sanık firar etti!

    Palmiye Sitesi davasında “yaşlılık ve sağlık” gerekçeleriyle tahliye edilen sanık firar etti!


    Kahramanmaraş’ta meydana gelen depremde yıkılan Palmiye Sitesi’nde yaşanan faciada 151 kişinin hayatını kaybetmesi üzerine başlatılan dava süreci, devam ediyor. Davanın asli kusurlu sanığı Hacı Mehmet Ersoy, sağlık raporu ve yaşlılık gerekçesiyle 26 Aralık 2024’te tahliye edildi ancak kısa süre sonra hakkında yeniden tutuklama kararı çıkarıldı. Ersoy, bu kararın ardından kayıplara karıştı.

    Şüpheli görüşmeler ve siyasi bağlantılar

    Cumhuriyet’in haberine göre, Palmiye Sitesi’nde annesi, babası ve kardeşini kaybeden İrem Türkmener Karslı, Ersoy’un AKP Kahramanmaraş İl Başkan Yardımcısı olan oğlu ile yerel sağlık yetkilileri arasında şüpheli görüşmeler yaptığını belirtti. Karslı, Ersoy’un sağlık raporunun, hastalık belirtisi olmadığı halde, bu görüşmelerden kısa bir süre sonra verilmiş olmasının endişe verici olduğunu dile getirdi.

    “Kaçabilmesi için gerekli şartlar yaratıldı”

    “Sanığı tahliye eden mahkeme heyeti siyasi baskıya boyun eğdi” diyen Karslı, şu açıklamalarda bulundu: “Kaygılarımızda haklı çıktık. Kocama hali olmadığı mahkemedeki hareketlerinden bile belli olan kişiyi serbest bıraktılar. Ancak bunun için 19 gün geçti. Kaçması için zaman yarattılar. İtirazımız reddedilince üst mahkemeye gittik. Mahkeme görüntüleri de incelenince itirazımız kabul edildi. Ancak tam 10 gündür kocamış dedikleri kişi 10 firari. Bizim ailelerimiz, sağlık durumları ve yaşları gözetilmeden evlerinde bu kişiler tarafından öldürüldü. Bu adaletsizliği kabul etmiyoruz. Suçlayanların da suça ortak olduğunu anımsatmak istiyoruz.” (Cumhuriyet)



     

  • İfade özgürlüğünü konut dokunulmazlığını, özel yaşamın gizliliğini hedef alıyor

    İfade özgürlüğünü konut dokunulmazlığını, özel yaşamın gizliliğini hedef alıyor


    CHP Aydın Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu üyesi CHP Grup Sözcüsü Süleyman Bülbül, geçtiğimiz günlerde komisyon görüşmeleri tamamlanan Siber Güvenlik Kanunu Teklifi nedeniyle yaşanabilecek hak ihlallerine ilişkin açıklama yaptı. Bülbül, “AKP, bu teklif ile ifade hürriyetini, basın özgürlüğünü, konut dokunulmazlığını, özel yaşamın gizliliğini hedef alıyor” dedi.

    Cumhuriyet’ten Doğa Öztürk’ün haberine göre; Yasa teklifinin açıkça basın ve ifade özgürlüğünü hedef aldığını vurgulayan CHP’li Bülbül, teklifin 16. madde 5. fıkrasını anımsatarak “Teklif ile cumhurbaşkanı kararnamesi ile kurulan siber güvenlik kurulu başkanlığına da geniş yetkiler verilirken siber güvenlik başkanlığı istediği yerde hâkim kararına ihtiyaç duymaksızın arama yapabilecek, dijital materyallere el koyabilecek, kopyalama yapabilecek. AKP, bu teklif ile ifade hürriyetini, basın özgürlüğünü, konut dokunulmazlığını, özel yaşamın gizliliğini hedef alıyor” ifadelerini kullandı. 

    George Orwell’ın 1984 distopyasında bile görülemeyecek türden uygulamaların bu düzenlemelerle Türkiye’nin normali haline getirildiğini belirten Bülbül, “Başkanın yazılı emriyle, konutta, işyerinde, kamuya açık olmayan bütün mekânları kapsayacak şekilde arama, el koyma ve kopya çıkarma yetkisi veriliyor. Peki bu yetki hangi hallerde kullanılacak ve kime karşı kullanılacak diye sorduğumuzda bu soruların cevabını düzenlemenin içeriğinden alamıyoruz. Özetle, tüm yurttaşlar bu düzenlemenin hedefi olabilir” ifadelerini kullandı.

    Teklifin iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngören veri sızıntısı maddesine ilişkin komisyona sorular yönelttiğini bildiren Bülbül, “Bu sızıntının olmadığı neye göre tespit edilecek? Kim karar verecek? Hiçbir netlik yok. Bu düzenleme, her şeyden önce otosansürü dayatan bir nitelik taşımaktadır. Bu düzenleme, gazeteciliği, basın özgürlüğünü hedef alan muğlak düzenlemelerle ifade özgürlüğünü gasp eden bir düzenleme olarak karşımızda. Bu vahim düzenleme, sade yurttaşın, sosyal medya kullanıcısının dahi düşüncesini açıklamasını engelliyor. Bunun adı demokrasi değil, baskı rejimidir. Buna izin vermeyecek, itirazımızı ortaya koymayı sürdüreceğiz” değerlendirmesinde bulundu.

     


     

  • Düşman ceza hukukuyla tutuklandım, Öcalan için rehin tutuluyorum!

    Düşman ceza hukukuyla tutuklandım, Öcalan için rehin tutuluyorum!


    Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ, Silivri Cezaevi’nden gönderdiği mektupta, tutuklanma sürecini ve yaşadığı hukuki süreci detaylarıyla paylaştı. Özdağ, mektubunda özellikle “düşman ceza hukuku ile tutuklandığını” savunarak, Türkiye’de muhaliflere yönelik farklı bir adalet sistemi uygulandığını öne sürdü.

    “Bana muhalefete de uygulanan düşman ceza hukuku uygulandı”

    Sözcü’nün aktardığına göre, Mektubuna, “Değerli Sözcü okuyucuları, sizlere Silivri’den sevgi ve saygılarımı iletiyorum” diyerek başlayan Özdağ, kendisini hedef alan süreci şu sözlerle anlattı:

    “Eski bir parlamenter, bir siyasi parti genel başkanı olarak anayasal ve yasal haklarım askıya alınarak tutuklandım. Bana muhalefete uygulanan düşman ceza hukuku uygulandı. Nedir düşman ceza hukuku? 1960’lara kadar ABD’nin güney eyaletlerinde siyah Amerikalılara uygulanan beyaz yargı sistemi veya Fransa’yı işgal eden Alman ordusunun Fransız yurttaşlarına uyguladığı hukuk.”

    Özdağ, bu tür bir uygulamanın günümüz Türkiye’sinde muhalefet ile iktidar yanlılarına yönelik farklı standartlarda sürdüğünü iddia etti.

    “Gençlerimiz adaletsiz düşman ceza hukukundan kaçmak için ülkeyi terk ediyor”

    Özdağ, bazı kişilerin ve siyasetçilerin açıkça tehdit veya kışkırtma içeren söylemlerine rağmen soruşturmaya bile uğramadığını ileri sürerek, şunları kaydetti:

    “Halkı bir konsolosluğu basmaya çağıran kişi, olaylar çıkmasına rağmen İstanbul Başsavcılığı’na çağrılmaz. Vatandaşın kimlik bilgilerine sahip olduğunu söyleyip toplumu tehdit edenler de savcılığa davet edilmiyor. Seçimleri kaybederlerse gömdüğü silahları çıkaracağını söyleyenlere bile resen soruşturma başlatılmıyor. Gençlerimiz bu adaletsiz düşman ceza hukukundan kaçmak için yurt dışına gidiyorlar.”

    Kendisinin ve muhalif siyasetçilerin, benzer ifadelerin çok küçük bir kısmını dahi kullansa hemen gözaltına alındığını savunan Özdağ, adaletin ikili bir yapıya dönüştüğünü belirtti.

    “Antalya’da yaptığım konuşma nedeniyle İstanbul’da gözaltına alındım”

    Mektubunda tutuklanma sürecini ayrıntılı şekilde anlatan Özdağ, Antalya’da bulunduğu sırada, İstanbul Başsavcılığı’nın talimatıyla gözaltına alındığını söyledi:

    “21 Ocak Pazartesi Ankara’da bir restoranda yemek yerken koruma polisleri geldi. ‘Suikast mı yoksa gözaltı mı?’ diye sordum. Gözaltı dediler. Böylece Antalya’da yaptığım bir konuşmadan dolayı doğal hâkim ilkesi çiğnenerek İstanbul Başsavcılığı tarafından gözaltına alındım. Antalya’da başsavcı yok mu? Suç olsa o görevini yapmaz mı? Mesele, beni gözaltına alacak tek savcı ekibinin İstanbul’da olmasıydı.”

    Özdağ, soruşturmanın normal şartlar altında Antalya’da yürütülmesi gerektiğini belirterek, yetki aşımına dair ciddi hukuki tartışma olduğunu dile getirdi.

    “Öcalan için rehin tutuluyorum”

    Silivri Cezaevi’nde kaldığı günleri bir saygı nöbeti olarak değerlendirdiğini aktardı:

    “Ve ben Öcalan için rehin tutulurken, bu süreyi Silivri’de İstiklal Savaşı şehit ve gazilerinin, terörle mücadele şehitlerinin aziz anılarına ve sevgili gazilerimizin değerli varlıklarına saygı duruşunda geçireceğim.”

    Kendisinin maruz kaldığı haksızlıkların geçici olduğuna inandığını belirten Özdağ, sonunda adaletin yerini bulacağına dair umudunu koruduğunu ifade etti.

    Aile desteği: “Haksız ve hukuksuz bir tutuklama”

    Mektubun yayımlanmasından kısa süre önce annesi Gönül Özdağ ve kız kardeşi Hilal Özdağ, kendisini Silivri’de ziyaret etti. Gönül Özdağ, oğlunun haksız bir şekilde tutuklandığını söyledi ve adaletin bir gün tecelli edeceğine inandığını dile getirdi. Emekli avukat olduğunu vurgulayan Gönül Özdağ, sürecin hukuksuzluklarına dikkat çekti:

    “Kumpas davaları döneminde de benzer haksızlıkları görmüştük. Burada da aynısı yaşanıyor. Ümit’in rehin tutulduğuna inanıyorum. Onunla gurur duyuyorum. Bu hukuksuzlukların sorumluları er ya da geç adalet önünde hesap verecektir.”

    TIKLAYIN – 90 yaşındaki Gönül Özdağ, Zafer Partisi Genel Başkanı oğlu Ümit Özdağ’ı cezaevinde ziyaret etti

    “Zor günler, ama umutluyum”

    Mektubunda gelecek günlere dair beklentilerini aktaran Ümit Özdağ, zor bir dönemden geçildiğini ancak yine de umutsuz olmadığını belirtti. Anayasal kurumların ve yargı mercilerinin doğru işlemesi halinde gerçeklerin ortaya çıkacağına inandığını söyleyen Özdağ, siyasi mücadelesini cezaevinden de olsa sürdüreceğini kaydetti. (Sözcü)



     

  • Fitre emekli ve asgari ücretliye de verilebilir

    Fitre emekli ve asgari ücretliye de verilebilir


    Alo 190 Diyanet fetva hattı, fitrenin asgari ücretliye veya emekli maaşı ile geçinen birine de verilebileceği yanıtını verdi.

    Sözcü’den Deniz Ayhan’ını aktardığına göre;  Alo 190 Diyanet fetva hattı, fitrenin kimlere verilebileceğine ilişkin soruya, “Ramazan ayında fitre asgari ücretli ya da emekli maaşı alan birinin geçinemediğini düşünüyorsanız, yan geliri yoksa evi kiraysa ya da evi varsa bile yakıtını vs. ödeyemiyorsa verebilirsiniz” dedi.

    Yanıtta “Ama bakmakla yükümlü olduğunuz kişilerden olmaması şartıyla” cümlesine de yer verildi.

    Diyanet İşleri Başkanlığı, 2025 yılı Ramazan ayı için bir kişinin günlük gıda ihtiyacını göz önüne alarak belirlenen fitreye ilişkin yaptığı açıklamada, söz konusu miktarın nakdi olarak verilebileceği gibi gıda maddelerinden ayni olarak da verilebileceğini belirtmişti. Açıklamada “Belirlenen meblağ, aynı zamanda günlük oruç fidyesi bedelidir” ifadelerini kullanmıştı.

    “180 liraya sahur bile yapılmaz”

    Diyanet İşleri Başkanlığı bu yıl Ramazan ayında fitrenin günlük 180 lira olduğunu açıklamıştı. Açıklanan fitre miktarı tepkilere neden olmuştu. CHP Ankara Milletvekili Semra Dinçer, “Bir kişinin iki doyumluk yemeği ölçek alınarak 180 lira olarak açıklanan fitre bedeline bugün yurttaş sahur bile yapamayacak duruma gelmiştir” ifadelerini kullanmıştı. Diyanet İşleri Başkanlığı, 2024 yılı fitre miktarını ise 130 TL olarak açıklamıştı. Bu kapsamda fitre miktarı yüzde 38 oranında artırılmış oldu.

    TÜRK-İŞ’in verilerine göre açlık sınırının 22 bin 131 TL olduğu Türkiye’de asgari ücret 22 bin 104 TL, en düşük emekli aylığı olan 14 bin 469 lira oldu.

    Diyanet İşleri Başkanlığı, 2025 yılı fitre miktarını açıkladı


     

  • Çocuğumu emanet edeceğim, ben dahil kimse müdahale edemez

    Çocuğumu emanet edeceğim, ben dahil kimse müdahale edemez


    Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, “Ben vatandaşın çocuğunu emanet edeceğim öğretmen yetiştireceğim, bana ‘Mülakat yapma.’ diyorsunuz, kusura bakmayın. Benim ödevim, adalete uygun, hak yemeden bir sınav yapmak ve buna göre vatandaşımızın çocuğunu emanet edebileceğimiz öğretmenler istihdam etmek. Ben dahil hiçbir kişi mülakatlara müdahale edemez.” dedi.

    Bakan Tekin, Vav TV’de Hasan Basri Karadeniz’in moderatörlüğündeki “Gençlerle Baş Başa” programında soruları yanıtladı.

    Öğrencilerden birinin eğitim alanında yapılan değişiklikleri sorması üzerine, eğitimde kılı kırk yararak karar almak gerektiğine dikkati çeken Tekin, “Aldığınız karar hep birileri tarafından eleştiri konusu olabiliyor, bir kısmı tasvip ediyor, bir kısım karşı çıkıyor. İki tane yolumuz var. Bir, doğru bildiklerinizi yapacaksınız. Ülkenin çocuklarını, gençlerini, ülkemizin geleceğini sağlam yetiştirmek için doğru adımlar atmak lazım. İkinci seçenek, kendi siyasi kariyerimizi düşünüp popülist adımlar atmak. Sizin beni seveceğiniz, ‘Çokça tatil yapın, gezin, okul önemli değil.’ tarzından… Biz birincisine talip olduk. İnanın gecemizi gündüzümüze katıp sizin için çaba sarf ediyoruz.” diye konuştu.

    Milli Eğitim Bakanlığının değişime en hızlı adapte olması gereken bakanlık olduğunu anlatan Tekin, şunları kaydetti:

    “Dünyada çocuklar artık bilgiyi edinmekte sıkıntı yaşamıyorlar, bilgiye ulaşabiliyorlar. Yani çocuğa okulda verilen bilgi gündelik hayatta beceriye dönüşüyor mu, dönüşmüyor mu? İhtiyaç duyduğumuz şey bu. Biz de bunu yaptık. Şimdi bize diyorlar ki ‘Niye değiştiriyorsunuz?’ Ben de diyorum ki ‘Siz bu çocukların iyiliğini mi, kötülüğünü mü düşünüyorsunuz?’ Bizim kitaplarımız hala çocuğa bir tanımı ezberletiyor, bir bilgiyi veriyor. Nerede kullanacağını, ne işine yarayacağını söylemeden bunları onlara vermek içinde yaşadığımız çağda doğru değil.”

    “Çocuklarımızın önce Türkçeyi, ana dillerini öğrenmeleri lazım”

    Bir öğrencinin, öğretmenlerin teknolojiye adaptasyonuyla ilgili soru yöneltmesi üzerine Bakan Tekin, Milli Eğitim Akademisinin önemine dikkati çekmek gerektiğini belirtti.

    Bakan Tekin, sözlerine şöyle devam etti:

    “Biz ‘Üniversiteler bilim insanı yetiştirsin.’ dedik. Yetiştirdiği kişilerden ‘Ben öğretmen olmak istiyorum.’ diyen kişi, Milli Eğitim Akademisinin sınavına girsin, 14 ay boyunca gerek teorik olarak gerekse uygulama olarak staja gönderelim. Bizde şu anda formasyon dersleri alırken 90 saat civarında uygulama eğitimi alıyorlar ama bu Batı ülkelerinde ortalama 400-500 saat. Milli Eğitim Akademisiyle diyoruz ki üniversiteler alanında uzman arkadaş yetiştirsinler, bunlar öğretmen olmak istiyorsa biz onlara bir miktar teorik ders, bir miktar da dünya ortalamalarına yakın, 400-500 saat uygulama yaptıralım, ondan sonra çocuklarımızın karşısına öğretmen olarak çıkartalım.”

    İngilizce eğitiminde gösterilen konu başlıklarıyla alakalı bir ekleme ya da değişiklik planlanıp planlanmadığının sorulması üzerine de Tekin, yabancı dil mantığında bir problem olduğunu ifade etti.

    Tekin, “Çocuklarımızın önce Türkçeyi, ana dillerini öğrenmeleri lazım. Çok trajikomik. Kendi ana dilini 100 kelimeyle konuşan bir çocuktan 500 kelimelik, 1000 kelimelik yabancı dilde konuşmasını beklemeniz mümkün mü? Çocuklarımızın ana dil becerilerinin gelişmesi, sadece ana dil açısından değil, diğer akademik branşlar için de çok önemli. Artık gramer değil, çocuklarımızın kendilerini ifade edebileceği bir yabancı dil bilgisi öğretmek istiyoruz.” dedi.

    “Neye ihtiyacınız varsa okulumuzda veriyoruz”

    Bir öğrencinin YKS ile ilgili değişiklik yapılıp yapılmayacağını sorusuna Tekin, şöyle yanıt verdi:

    “YKS ile ilgili bir değişiklik gündemimizde yok ancak bu YKS’deki şu andaki sorular mevcut müfredata göre. Şimdi 9’uncu sınıflarda Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’yle başlayan arkadaşlarımızın soruları bu müfredata göre olacak. Bu müfredat yeni, dışarıda, merdiven altında kurs veren, öğretmen olduğunu iddia eden bir kişi bunu bilmiyor. Sizi kandırmasına müsaade etmeyin, neye ihtiyacınız varsa biz okulumuzda veriyoruz. Ders kitaplarını biz yeni yazıyoruz, adam Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ne göre YKS kitabı yazmış. Bu kadar sahtekarlık olmaz, inanmayın.”

    Bakan Tekin, eğitim süreci boyunca veli desteğinin önemli olduğuna ancak velilerin öğretmenlik yapmamaları gerektiğine dikkati çekti.

    “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’yle haftalık yükünüz hafifleyecek”

    Bir başka öğrencinin de mülakatlarla ilgili yönelttiği soruya Bakan Tekin, “36 aydan itibaren çocuğunuzu emanet ettiğiniz kişinin mülakatla alınması en doğru yöntem. Öğretmenliği çok kutsal ve önemli bir meslek olarak gördüğümüz için, en önemlimizi emanet ettiğimiz kişi öğretmen olduğu için mülakata devam ettik.” karşılığını verdi.

    “Mülakatlarda olası torpilin önüne nasıl geçileceğinin” sorulması üzerine Tekin, alacakları adayın 3 katı aday çağırdıklarını, bir kod numarasıyla mülakata gidildiğini, komisyondakilerin kişi hakkında hiçbir bilgiye sahip olmadıklarını kaydetti.

    Bakan Tekin, öğrencilere mülakattaki her süreci, alınan tedbirleri sırasıyla anlattı.

    Mülakata karşı olduğunu söyleyenlere seslenen Tekin, şunları dile getirdi:

    “Siyasetçilere de söylüyorum, kendi partinize çaycı alıyorsunuz, mülakat yapıyorsunuz. Ben vatandaşın çocuğunu emanet edeceğim öğretmen yetiştireceğim, bana ‘Mülakat yapma.’ diyorsunuz, kusura bakmayın. Benim ödevim, adalete uygun, hak yemeden bir sınav yapmak ve buna göre vatandaşımızın çocuğunu emanet edebileceğimiz öğretmenler istihdam etmek. Ben dahil hiçbir kişi mülakatlara müdahale edemez.”

    Devamsızlık affı gibi bir durumun söz konusu olmadığını kaydeden Tekin, öğrencilerin okula gitmelerini istediklerini belirtti.

    Ders saatlerinin uzunluğuna ilişkin yöneltilen eleştiriler konusunda da Tekin, müfredatın içeriğini 3’te 1 oranında hafiflettiklerini vurgulayarak, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli yerleştiğinde sizin haftalık yükünüz hafifleyecek.” diye konuştu.

    Bakan Tekin, Türkiye’nin eğitimde sürekli yukarılara doğru çıktığını sözlerine ekledi. (AA)