Kategori: Genel

Serbest Görüş farklı konularda kapsamlı haberler ve bilgi içerikleri sunmaktadır. Sitemiz ekonomi, politika, toplumsal olaylar ve daha fazlasını kapsayan geniş bir yelpazede haber ve analizler içermektedir.  Geniş bir konu yelpazesinde güncel bilgiler ve derinlemesine incelemelerle okuyuculara çeşitli perspektifler sunar.

  • DEM Parti İmralı heyeti kuzey Irak’a gidiyor

    DEM Parti İmralı heyeti kuzey Irak’a gidiyor


    İmralı Adası’na giderek iki kez Abdullah Öcalan ile görüşen DEM Parti heyeti bu kez de Irak’ın kuzeyine gidiyor.

    DEM Parti’den yapılan yazılı açıklamada, heyetin 16 Şubat Pazar günü Erbil’de Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) Başkanı Mesut Barzani ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Neçirvan Barzani ile görüşeceği, 17 Şubat Pazartesi günü de Süleymaniye’ye geçerek Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) lideri Bafil Talabani, Kubat Talabani ve KYB yetkilileri ile biraraya geleceği bildirildi.

    Heyette, DEM Parti Van milletvekili Pervin Buldan ve İstanbul milletvekili Sırrı Süreyya Önder ile Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır ve Dış İlişkiler Komisyonu üyeleri ile parti yetkililerinin yer alacağı kaydedildi.

    Açıklamada, “Yapılacak ziyaretlerde, İmralı’da yapılan görüşmelerin detayları paylaşılacak ve ilgililerin sürece ilişkin görüş, öneri ve düşünceleri alınarak sonrasında Sayın Öcalan’a iletilecektir” denildi.

    Heyetin daha önce de TBMM’de grubu bulunan siyasi partilerle ve Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş, Leyla Güven ve diğer tutuklu siyasetçilerle görüştüğü, bu görüşmelerden aldığı öneri, görüş ve düşünceleri Öcalan’a ilettiği anımsatıldı.

    Öte yandan DEM Parti, 42 merkezde yaptığı geniş katılımlı halk toplantıları ve mitinglerle, yürütülen çalışmalara ilişkin toplumu bilgilendirdiğini ve halkın görüş, öneri, kaygı ve beklentilerini raporlar halinde İmralı heyetine ilettiğini kaydetti.

    İmralı heyeti 28 Aralık ve 22 Ocak tarihlerinde İmralı Adası’na giderek Öcalan’la görüşmüştü. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, geçen hafta, “Abdullah Öcalan Kürt sorununun çözümü için önümüzdeki günlerde tarihi bir çağrı yapmaya hazırlanıyor” açıklamasında bulunmuştu.

    DEM Parti heyetinin Öcalan ile görüşmesini getiren süreç, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin Ekim ayında Öcalan’a yaptığı silah bırakma ve PKK’yı lağvetme çağrısıyla başlamıştı.

  • Kadıköy’de bıçaklı saldırıya uğrayan İtalyan şefin oğlu hayatını kaybetti

    Kadıköy’de bıçaklı saldırıya uğrayan İtalyan şefin oğlu hayatını kaybetti


    Kadıköy’de alışveriş yapmak için gittiği bit pazarında bıçaklı saldırıya uğrayan İtalyan şef Andrea Minguzzi‘in oğlu Mattia Ahmet Minguzzi tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.

    Olay 24 Ocak Cuma günü saat 08.25 sıralarında Kadıköy’deki tarihi Salı pazarında meydana geldi. İtalyan şef Andrea Minguzzi ile çellist Yasemin Akıncılar’ın oğlu Mattia Ahmet Minguzzi, görgü tanıklarının ifadesine göre bisikletli bir grupla tartışma yaşadı.

    Çevredekilerin ayırması sonucu grup dağılırken Mattia Ahmet Minguzzi ise alışveriş yapmak için bit pazarına gitti. Pazarda alışveriş yapan Minguzzi tartıştığı gruptan olduğu öne sürülen B.B. tarafından beş yerinden bıçaklandı.

    O sırada yanında bulunan diğer şüpheli U.B. ise yerde kanlar içinde kalan Minguzzi’yi tekmeledi. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırdığı Mattia Ahmet Minguzzi, yoğun bakıma alındı.

    Minguzzi’nin 14 gün tedavi gördüğü hastanede dün beyin ölümü gerçekleşti. Minguzzi bugün hayatını kaybetti. Çocuğun cenazesinin yarın Ataköy 5. Kısım Ömer Duruk Camii’nde kılınacak cenaze namazı sonrasında toprağa verileceği öğrenildi. (DHA)


  • Kıbrıslı Türk iş insanı Asil Nadir hayatını kaybetti

    Kıbrıslı Türk iş insanı Asil Nadir hayatını kaybetti


    Kolan British Hastanesi’nde 4 Şubat’tan bu yana tedavi gören ve son döneminde yoğun bakıma alınan 83 yaşındaki iş insanı Asil Nadir’in yaşamını yitirdiğine dair haberi eşi Nur Nadir sosyal medya hesabından paylaştı.

    AA muhabirinin ulaştığı hastane yetkilileri de Nadir’in bugün akşam saatlerinde hayatını kaybettiğini belirterek, kesin ölüm raporunun hazırlandığını ifade ettiler.

    Geçen hafta durumu kritikleşen Nadir için hastane tarafından kan bağışı çağırısında bulunulmuştu.

    Asil Nadir kimdir?

    KKTC’nin Lefke kentinde 1 Mayıs 1941’de doğan iş insanı Asil Nadir, 20’li yaşlarında ailesi ile birlikte İngiltere’ye taşınarak burada konfeksiyon sektörüne girdi.

    Bir dönem İngiltere’nin Polly Peck şirketinin hisselerini satın alan Nadir, bu şirket üzerinden gıda, elektronik ve hizmet alanlarında faaliyet gösterdi.

    Türkiye’de elektronik ve medya alanlarında yatırımları olan Asil Nadir, Güneş ve Günaydın gazetelerini de satın almıştı.

    Bir dönem ülkenin en yüksek tirajlı gazetesi olan, birçok gazetecinin yetişmesine de olanak sağlayan Kıbrıs Gazetesi’ni de kuran Nadir hakkında “zimmetine para geçirmek” suçlamasıyla İngiltere’de dava açılmış ve hapse mahkum edilmişti.

    Nadir, 1993 yılında 3,5 milyon pound kefaletle serbest bırakılmasını ardından kendisine ait özel uçağıyla KKTC’ye kaçmış, hakkındaki suçlamalardan aklanmak için 2010’da kendi arzusuyla İngiltere’ye geri giderek hakim karşısına çıkmıştı.

    İngiltere’de 2011 yılında Old Bailey Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 10 yıl hapse mahkum edilen Nadir, 4 yıl hapis yattıktan sonra cezasının geriye kalanını çekmesi için Türkiye’ye gönderildi.

    Asil Nadir, Türkiye’ye tarafından 2016 yılında serbest bırakılmasıyla birlikte KKTC’ye dönmüştü. (AA)

  • Sahte içkiden 104 kişi hayatını kaybetmişti; 34 kişi tutuklandı

    Sahte içkiden 104 kişi hayatını kaybetmişti; 34 kişi tutuklandı


    Ankara ve İstanbul’da sahte içkiden 104 kişi hayatını kaybetti. İki ilde yürütülen sahte içki soruşturmaları kapsamında 34 şüpheli tutuklanırken, 44 şüpheli hakkında adli kontrol kararı verildi.

    Son dönemde Ankara’da 33, İstanbul’da da 71 kişinin sahte içkiden hayatını kaybetmesi üzerine, Ankara ve İstanbul Cumhuriyet başsavcılıklarınca soruşturma başlatıldı.

    Bu kapsamda yürütülen soruşturmalarda, Ankara’da ve İstanbul’da 17’şer kişi olmak üzere toplamda 34 şüpheli tutuklanırken, Ankara’da 34, İstanbul’da 10 şüpheli olmak üzere toplam 44 şüpheli hakkında adli kontrol kararı verildi.

    Ayrıca, sahte içki nedeniyle Ankara’da 20, İstanbul’da 49 kişinin yoğun bakımda tedavisi devam ederken, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 85 soruşturma dosyası üzerinde şüphelilerin tespitine yönelik çalışmalarını sürdürüyor.

    Ankara’da sahte içki sebebiyle zehirlenenlerin büyük bölümünün bu içkileri evde ürettikleri, bir kısmının da dışarıdan satın altığı belirlendi.

    Yapılan operasyonlarda Ankara’da ise 40 ton sahte veya kaçak içki ele geçirildi. 13 zanlı tutuklanırken, 17 kişi ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

    İstanbul’da ise Ocak ayından bu yana sahte içki operasyonlarında 190 kişi yakalandı, 11’i tutuklandı. 86 bin 274 litre sahte ya da kaçak içki ele geçirildi. (AA)


  • 11 yıl önceki çözüm sürecinin akil insanları yeni sürece nasıl bakıyor?

    11 yıl önceki çözüm sürecinin akil insanları yeni sürece nasıl bakıyor?


    Türkiye 11 yıl sonra bir kez daha Kürt sorununa çözüm bulmak hedefiyle bir girişim başlattı. Her ne kadar yetkililer çözüm süreci yerine “Türkiye’nin terörden arındırılması” süreci tabirini kullansa da tartışmalar, Kürt sorununa çözüm bulunması noktasına odaklanıyor.

    2013 yılındaki çözüm sürecinde akil insanlar heyetlerinde yer alan isimler, iki süreci VOA Türkçe’ye değerlendirdi.

    Abdullah Öcalan’ın 2013 yılında Diyarbakır’daki Nevruz kutlamalarına gönderdiği ve PKK’ya silah bırakma çağrısı yaptığı mektubun okunmasıyla resmen başlayan çözüm sürecini halka anlatmak amacıyla o dönem akil insanlar heyetleri kuruldu.

    Toplumda tanınan akademisyen, yazar, sanatçı, iş insanı, siyasetçilerden oluşan ve 9’ar kişiden oluşan 7 heyet oluşturuldu. Güneydoğu Anadolu heyetinde yer alan isimlerden biri de Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fazıl Hüsnü Erdem’di.

    Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fazıl Hüsnü Erdem de heyetin çalışmalarında yer aldı.

    Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fazıl Hüsnü Erdem de heyetin çalışmalarında yer aldı.

    Prof. Erdem, ilk çözüm sürecinden 11 yıl sonra bir kez daha gündeme gelen ancak adı konmayan süreci VOA Türkçe’ye değerlendirdi. Erdem, Ortadoğu’da yaşanan gelişmelerin Türkiye’yi adım atmaya ve Kürt sorununa çözüm üretmeye zorladığını dile getirdi.

    “Örgüte silah bırakma talimatını verebilecek yegâne güç Öcalan’dır”

    Gelişmelerden PKK’nın silah bırakması halinde, devletin de bazı adımlar atabileceği sonucunu çıkaran Erdem, “Bu modelde, bizim dışarıdan okuyabildiğimiz kadarıyla şu söylenmek isteniyor; ‘Abdullah Öcalan’ın çıkıp açıklama yapması sonrasında örgüt silahları bırakırsa Türkiye Cumhuriyeti Devleti Kürtler için birtakım şeyler yapabilir’ deniyor. Söylenmek istenen şey şu: ‘Bize güvenin. Kayıtsız şartsız, herhangi bir koşul ileri sürmeksizin silahları terk edin, silahları toprağa gömün. Ondan sonraki aşamada da biz Kürtlerin her ne kadar sorunu yoksa da yani Kürt sorunu yoksa da Kürtlerin yaşadığı birtakım sorunları çözme noktasında iyi niyetli adımlar atarız’” dedi.

    Yılmaz Ensaroğlu’nun başkanlığındaki Güneydoğu Anadolu Bölgesi akil insanlar heyeti, çalışmalarına Diyarbakır’daki basın toplantısıyla başlamıştı.

    Yılmaz Ensaroğlu’nun başkanlığındaki Güneydoğu Anadolu Bölgesi akil insanlar heyeti, çalışmalarına Diyarbakır’daki basın toplantısıyla başlamıştı.

    Peki bu adımlar ne olabilir? Prof. Dr. Erdem, silahların bırakılması sonrası atılması muhtemel adımları şöyle sıralarken, “Muhtemelen kayyım atamalarına belki son verilebilir. Kürtler üzerindeki baskıyı hafifletebilir. Bunun gibi birtakım sembolik adımlar atar diye düşünüyoruz” ifadesini kullandı.

    Örgüte Öcalan dışında kimsenin silah bıraktıramayacağını savunan Erdem, şunları dile getirdi:

    “Bu örgütün kurucusu Abdullah Öcalan’dır. Dolayısıyla Abdullah Öcalan ancak silahları bırakma noktasında bir etkiye, bir güce sahiptir. Bunda herhangi bir kuşku yok. Kürt siyasi hareketinin hiçbir bileşeni örgüte silah bırakma talimatını veremez. Verebilecek yegâne güç Abdullah Öcalan’dır.”

    “Tecrit” söylemi nasıl bertaraf edilir?

    Erdem, talimatın sonuç vermesi için Öcalan’ın tecrit altında olduğuna ilişkin algının oluşmaması gerektiğini belirterek, bu algının bertaraf edilmemesi halinde PKK’nın çağrıyı dikkate almama ihtimali bulunduğunu savundu. Bunun Öcalan’nın İmralı’dan çıkarılması anlamına gelmediğini ifade eden Erdem, “Şayet tereddütsüz bir şekilde silahların bırakılması isteniyorsa bu koşullarının sağlanması gerekiyor diye düşünüyorum. Bu Abdullah Öcalan’ın İmralı’dan çıkarılması anlamında değil. İmralı’da da koşullar elverişli hale getirilebilir. Yeter ki örgütte karar alma mekanizmasını elinde bulunduranların da oluşabilecek olası negatif algıları bertaraf edilsin” şeklinde konuştu.

    Sürecin başarıya ulaşması için ne yapılabilir?

    Erdem, silahların bırakılması halinde sorunun çözümü için DEM Parti ile müzakere yapılabileceğini dile getirerek şöyle devam etti:

    “Kürt meselesinin çözümü noktasında kısa ve orta vadede neler yapılabilir? Bunların çözümü, Kürt meselesinin rahatlatılması, Kürtlerin rahatlatılmasına yönelik gerekli adımların atılması noktasında müzakereler yürütülür. Bu müzakereler neticesinde ne yapılması gerekiyorsa, anayasaysa anayasa, yasal düzenlemelerse yasal düzenlemeler ya da sadece devletin uygulamalarında, yargısal pratiğinde, idari pratiğinde iyileştirmeler ya da tümü bunlara yönelik atılacak adımlar bundan sonraki süreç içerisinde atılır ve Türkiye’de Kürtler de Türkler de Türkiye’ye ulaşılan bütün halk kesimleri de rahatlamış olur diye düşünüyorum.”

    “Kürt meselesinin silahlardan arındırılması her halükârda olumludur” diyen Erdem, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Silahların olduğu yerde herkes zarar görüyor. Türkiye’de sadece Kürtler değil, Türkler, diğer unsurlar, Türkiye toplumunun bütün birleşenleri, herkes zarar görüyor. Türkiye’nin demokrasisi, özgürlükleri, ekonomisi zarar görüyor. En büyük zarar gören de muhalefetin kendisidir. Çünkü mevcut iktidar, Cumhur İttifakı bugüne kadar izlediği politik stratejide terör sopasını hep kullandı. Muhalefet her kimle ittifak yapsa, muhalefet her ne söylese ne tür bir söylem geliştirse hemen onu terör sopasıyla dövmeye kalkışıyor. Dolayısıyla muhalefeti de bastırmanın, yok etmenin, hiçleştirmenin bir aracı olarak da kullanılıyor.”

    Doç. Dr. Vahap Coşkun: “Bu dönem sürece destek olan aktör sayısı fazla”

    İç Anadolu heyetinde yer alan Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Vahap Coşkun da süreci başlatan dinamikler konusunda Erdem’le hemfikir.

    VOA Türkçe’ye konuşan Coşkun, Ortadoğu’da yaşanan gelişmelerin her iki sürecin başlamasında etken olduğunu söyledi. İki sürecin en önemli farkının, bu dönemde sürece destek olacak aktörlerin sayısının fazlalığı olduğuna dikkati çeken Coşkun, şunları söyledi:

    “2013-2015 çözüm sürecinde sürece en büyük muhalefet MHP’den geliyordu. Hem meclisteki hem de sokaktaki muhalefeti örgütlüyordu. Akil İnsanlar Heyeti’nin bütün illerde karşılaştıkları protestolarda MHP doğrudan işin içerisindeydi ya da MHP ile bağlantılı gruplar bu protestoları organize ediyorlardı. CHP ise yine o süreçte bu kadar hevesli bir tutum içerisinde değildi. Oysa bugün direkt MHP tarafından başlatılan bir süreçten bahsediyoruz. CHP ise 2013-2015’e oranla daha iyi bir durumda, daha pozitif bir noktada duruyor. Bu son derece önemli bir fırsat.”

    Akil insanlar heyeti bölgede birçok kişi ve kurumla temas kurdu.

    Akil insanlar heyeti bölgede birçok kişi ve kurumla temas kurdu.

    “2013-2015’e oranla daha uygun bir ortam var”

    Türkiye’nin çatışmalı bir süreçten geçmesine rağmen, halkın yarısının son sürece destek verdiğine dikkat çeken Coşkun, bunun sürecin başarıya ulaşması için önemli bir avantaj olduğunu söyledi. Pozitif adımlar atılmasın ve örgütün silah bırakması halinde, sürece desteğin daha da artacağını dile getiren Coşkun, hem mecliste hem toplumda 2013-2015’e oranla daha uygun bir ortamın olduğunu söyledi.

    Coşkun, 2013-2015 çözüm sürecinde dış aktörlerin bozucu etkilerinin çok daha fazla olduğunu vurgulayarak, “Dış dinamikler de artık Suriye’de bir istikrarın olmasını istediklerinden, bu sürecin önemli bir parçası olan Kürt meselesinin de bir şekilde siyasetle, diplomasiyle çözümü noktasında bir tavır ortaya koymuş durumdalar. Bu da önemli bir avantajı teşkil ediyor” diye konuştu.
    2013-2015 tarihindeki sürecin bazı handikapları bulunduğuna dikkati çeken Coşkun, şunları söyledi:

    “Benim görebildiğim kadarıyla birinci çözüm sürecinden çıkartılmış bazı dersler var. Bunlara yönelik de birtakım tedbirler alınıyor. Örneğin, artık süreç eskisi gibi çok fazla uzun zamana yayılmayacak. Kısa süre içerisinde bir sonuç alınmaya çalışılıyor. Yine geçmiş süreçte sadece AK Parti ile dönemin HDP’si arasında yürütülen müzakereler vardı. Ama şimdi diğer siyasal partileri de süreçten bilgilendiren ve onları da sürecin içerisine bir şekilde katan bir tavır var. Bunlar olumlu gelişmeler. Yine Suriye’de 2013-2015’e göre daha anlaşmaya yakın bir durumun olduğunu söylemek mümkün.”

    “Şart dayatılırsa süreç bozulabilir”

    Sürecin bozulma tehlikesine de dikkat çeken Coşkun, “Türkiye avantajlı bir şekilde olduğunu düşünüp mümkün olan en asgarinin de altında bir şart, bir koşul dayatırsa bu sürecin bozulması konusunda bir etkili olabilir. Örneğin Suriye’deki Kürtlerin hakları ve hukukları konusunda hassas olmayan, meseleye sadece PKK’nin silahsızlandırılması açısından bakan bir yaklaşım, sürecin başarıya ulaşmasını engelleyecek bir faktör olabilir. Bundan kaçınmak lazım” dedi.

    PKK’nın da Ortadoğu’daki istikrarsızlığı kendisi açısından bir avantaj veya yeni bir atılım hamlesi olarak görmeye dönük bir bakışı da olabileceğini ifade eden Coşkun, “PKK içerisinde buna yönelik bazı sesler de gelebiliyor. Dolayısıyla daha büyük hedefleri önüne koyup onun üzerinden bir strateji belirleme ihtimali var. Bu da süreci sekteye uğratabilir. Ben önemli bir fırsat yakalandığı kanaatindeyim. Dolayısıyla her iki tarafın da daha aklıselim, uzlaşmaya daha açık bir yolla bu süreci yürütmeleri halinde burada bir başarı ihtimalinin ortaya çıkacağını düşünüyorum” ifadesini kullandı.

    “PKK’nin silahsızlandırılması Türkiye’de Kürt meselesinin çözülmesi anlamına gelmiyor”

    Coşkun, PKK’nın silah bırakmasının Türkiye’de Kürt meselesinin çözülmesi anlamına gelmediğine dikkati çekerek, Kürtlerin yasal ve anayasal talepleri olduğunu söyledi.

    Bu taleplerin de karşılanması gerektiğine vurgu yapan Coşkun, “Kültürel haklardan, yerel yönetimlerin idaresine, eşit vatandaşlık haklarından, ekonomik sorunların çözülmesine kadar birçok alanda ileri sürülen görüşler, istekler var. Ama bunların kısa süre içerisinde çözüleceğini beklemiyorum. Zaten bu mümkün de değil” şeklinde konuştu.

    Sürecin iyi yürüyebilmesi için başlangıçta bazı adımların atılması gerektiğini savunan Coşkun, bu adımları şöyle sıraladı:

    “Kayyum siyasetinin kaldırılması, dile yönelik olarak birtakım kısıtlayıcı uygulamalara son verilmesi, kültürel hakların kullanılma alanının açılması hem süreci hem önümüzdeki dönemlerde talep edilen hakların demokratik siyaset içerisinde alınabileceğine dair umutları, algıları daha da kuvvetlendirir.”

  • 4 ilde eğitime kar engeli; okullar tatil edildi

    4 ilde eğitime kar engeli; okullar tatil edildi


    Serbest Görüş Haber Merkezi

    Olumsuz hava koşulları nedeniyle Samsun, Sinop, Ordu ve Çanakkale’nin bazı ilçelerinde eğitime bir gün süreyle ara verildi. 

    Samsun

    Samsun Valiliği’nden yapılan yazılı açıklamada, olumsuz hava koşulları nedeniyle Samsun’un Alaçam, Kavak ve Salıpazarı ilçelerinde taşımalı bazı okullarda öğrencilerin 1 gün süreyle izinli sayılacağı belirtildi.

    Sinop

    Sinop’un Gerze ve Dikmen ilçelerinde de olumsuz hava koşulları nedeniyle taşımalı eğitime 1 gün ara verildi.

    Ordu

    Ordu’nun Akkuş, Kumru ve Ünye ilçelerindeki bazı okullarında kar yağışı nedeniyle yarın eğitime bir gün ara verildi.

    Ordu Valiliği’nden yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi:

    “Kumru ilçesi Yukarıdamlalı Şehit Adem Öğlü İmam Hatip Ortaokulu, Aşağıdamlalı Şehit Zekeriya Yatı İlkokulu, Ergentürk Şehit Adem Kamur Ortaokulu/İmam Hatip Ortaokulu, Eskiçokdeğirmen İlkokulu, Güneycik İlkokulu, Erikçeli Şehit Ali Uysal İlkokulu/Ortaokulu, Konaklı Boeing İlkokulu/İmam Hatip Ortaokulu, Divantürk Şehit İrfan Ünceli İlkokulu/Ortaokulu, Yunus Emre Özel Eğitim Uygulama Okulu, tüm kademelerdeki özel eğitim öğrencileri ile Kayabaşı Mahallesi’nden gelen taşımalı eğitim kapsamındaki öğrenciler için, ayrıca Ünye ilçesi, Pelitliyatak Şehit Nejdet Aydoğdu İlkokulu, Pelitliyatak İmam Hatip Ortaokulu, Yenikent İlkokulu ve Erenyurt İlkokulunda 10 Şubat Pazartesi günü bir gün süreyle eğitim-öğretime ara verilmiştir.”

    Çanakkale

    Çanakkale’nin Yenice ve Çan ilçesinde olumsuz hava şartları ve buzlanma nedeniyle taşımalı eğitime 1 gün ara verildi.

    Çanakkale’de olumsuz hava şartları nedeniyle bazı ilçelerde taşımalı eğitime ara verildi. Konuyla ilgili Yenice İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, “Kıymetli velilerimiz, sevgili öğrenciler hava koşulları sebebi ve aşırı buzlanma riski ön görüldüğünden bir gün süreyle İlçe Hıfzısıhha Kararına istinaden, 10.02.2025 Pazartesi günü itibariyle sadece ‘Taşımalı Eğitim Gören Öğrencilerimiz için’ eğitim öğretime ara verilmiştir. Diğer öğrencilerimiz eğitim öğretime devam edecektir” denildi.

    Çan Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada ise “Hava koşulları sebebi ve aşırı buzlanma riski ön görüldüğünden bir gün süreyle İlçe Hıfzısıhha Kararına istinaden, 10.02.2025 Pazartesi günü itibariyle sadece Çan ilçemizde ‘Taşımalı Eğitim Gören Öğrencilerimiz için’ eğitim öğretime ara verilmiştir. Diğer öğrencilerimiz eğitim öğretime devam edecektir” denildi.

  • Depremlerin üzerinden 2 yıl geçmesine rağmen, 650 bin kişi konteynerde yaşamaya devam ediyor

    Depremlerin üzerinden 2 yıl geçmesine rağmen, 650 bin kişi konteynerde yaşamaya devam ediyor


    Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın raporuna göre, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinin üzerinden 2 yıl geçmesine rağmen, 650 bin 71 kişi konteyner kentlerde yaşamaya devam ediyor.

    Gazete Duvar’dan Ceren Bayar’ın haberine göre; Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın hazırladığı ‘Kahramanmaraş ve Hatay Depremleri Yeniden İmar ve Gelişme Raporu’nda, deprem bölgesinde hala konteyner kentlerde barınan yurttaşların sayısına ilişkin detaylı bilgilere yer verildi. Raporda, geçici barınma kapsamında, deprem bölgesinde toplam 395 konteyner kent bulunduğu belirtilirken, “Bugün itibarıyla 144 bini kentlerde ve 70 bini kırsalda kurulu 214 bin konteynerde 650 bin kişi barınmaktadır” denildi.

    En fazla Hatay’da

    Kırsal bölgeler hariç konteyner kentler ve bu kentlerde barınan kişi sayısı şöyle sıralandı:

    Hatay’da 204 konteyner kentte 171 bin 54 kişi
    Adıyaman’da 55 konteyner kentte 69 bin 770 kişi
    Malatya’da 75 konteyner kentte 80 bin 485 kişi
    Maraş’ta 41 konteyner kentte 52 bin 493 kişi
    Antep’te 11 konteyner kentte 16 bin 601 kişi
    Osmaniye’de 4 konteyner kentte 7 bin 82 kişi
    Diyarbakır’da 1 konteyner kentte bin 546 kişi
    Elazığ’da 1 konteyner kentte 812 kişi
    Adana’da 1 konteyner kentte 60 kişi
    Urfa’da 1 konteyner kentte 10 kişi
    Kilis’te 1 konteyner kentte 3 kişi
    Toplam: 399 bin 916 kişi

    Rapora göre konteyner kent nüfusu en fazla olan kentlerin sırasıyla Hatay, Adıyaman, Malatya ve Maraş olduğu görüldü.

    Kırsal bölgelerde konteyner kentlerde barınan kişi sayısınınsa toplam 250 bin 155 olduğu belirtildi.

    Hak sahipleri konutlarını bekliyor

    Afet konutlarının inşasının ilerleme durumunun da incelendiği rapora göre, 391 bin 245 konut hak sahibinden 201 bin 431’ine konutları teslim edildi. 189 bin 814 hak sahibi ise henüz konutlarını teslim almadı.

  • Atatürk’ün Söke’ye gelişinin 101’inci yıl dönümü

    Atatürk’ün Söke’ye gelişinin 101’inci yıl dönümü


    Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, Aydın’ın Söke ilçesine gelişinin 101’inci yıl dönümü dolayısıyla kutlama etkinlikleri düzenlendi.

    Kutlamalar, Atatürk’ün 9 Şubat 1924’te ilçeye gelişinde kullandığı Söke-Kuşadası yolu üzerinde sembolik karşılama ile başladı.

    Bir grup tarafından başlatılan yürüyüş, ilçenin giriş noktasında bulunan Cafer Efe Heykeli’ne kadar devam etti.

    Yürüyüş grubunu Söke Kaymakamı Ali Akça, Söke Belediye Başkanı Dr. Mustafa İberya Arıkan, Söke Garnizon Komutan Vekili Necdet Gümüş ile diğer protokol üyeleri karşıladı.

    Halk oyunu gösterisinin ardından yürüyüş grubundakiler, Türk bayrağını Kaymakam Ali Akça’ya teslim etti.

    Kortej eşliğinde Cumhuriyet Meydanı’na kadar süren yürüyüşün sonunda kutlama programı düzenlendi, Atatürk Anıtı’na çelenk sunuldu.

    Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından konuşan belediye başkanı Arıkan, Atatürk’ün ziyaretinin, ilçeye verdiği değeri de gösterdiğini ifade ederek, şunları söyledi:

    “Atatürk’ün Söke’ye gelişi, yalnızca bir devlet büyüğünün ziyareti değil, aynı zamanda halkın kalbinde yankı bulan bir umut ve yenilik ışığı olmuştur. Atatürk’ün bu ziyareti, Söke’nin kalkınma ve gelişme yolundaki önemli dönüşümlerine de ilham kaynağı olmuştur. Cumhuriyet döneminde tarımda, eğitimde ve sosyal yaşamda gerçekleşen ilerlemeler, Atatürk’ün açtığı yolda emin adımlarla ilerlediğimizin bir kanıtıdır. Bizler, Atatürk’ün bizlere miras bıraktığı halkçılık anlayışını unutmadan yoksulluğa, adaletsizliğe ve hukuksuzluğa karşı hep birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz.”

    Konuşmanın ardından şiirler okundu, halk oyunları ekibince gösteri yapıldı. (AA)

     


  • Netanyahu’nun Filistin’nin Suudi Arabistan’da kurulması açıklaması kabul edilemez!

    Netanyahu’nun Filistin’nin Suudi Arabistan’da kurulması açıklaması kabul edilemez!


    Ülkelerin dışişleri bakanlıklarından konuya dair yazılı açıklamalar yapıldı.

    Kuveyt, İsrail Başbakanı Netanyahu tarafından “kardeş ülke” Suudi Arabistan’a ilişkin yapılan açıklamaları şiddetle kınadı.

    Kuveyt’in, egemenliğini ve istikrarını tehdit eden tüm durumlarda Suudi Arabistan’ın yanında kararlı şekilde durduğu vurgulandı.

    Ayrıca, Kuveyt’in Filistin halkını yerinden etmeyi hedefleyen her türlü girişimi de reddettiği ifade edildi.

    Umman

    Umman da Suudi Arabistan’la dayanışma içerisinde olduğunu; Netanyahu’nun Suudi Arabistan topraklarına dair açıklamalarını reddettiğini belirtti.

    Açıklamada, “Tüm egemen toprakları üzerinde, başkenti Doğu Kudüs olan ve 1967 sınırlarında bağımsız bir Filistin devletinin kurulması konusunda Umman’ın değişmez ve destekleyici tutumu” vurgulandı.

    Bahreyn

    Bahreyn de İsrail’in Suudi Arabistan topraklarında bir Filistin devleti kurulmasına ilişkin “sorumsuz” açıklamasına tepki gösterdi.

    Netanyahu’nun açıklamasının, “uluslararası hukuk kurallarının ve Birleşmiş Milletler (BM) Antlaşması’nın açık bir ihlali olduğu ve şiddetle kınandığı” ifade edildi.

    Ayrıca Bahreyn’in Suudi Arabistan’la dayanışma içerisinde olduğu belirtildi.

    Irak

    Irak ise İsrail Başbakanı Netanyahu’nun, Suudi Arabistan topraklarında bir Filistin devletinin kurulmasına ilişkin “provokatif” açıklamalarını kınadığını aktardı.

    Bakanlık açıklamasında, “Suudi Arabistan’ın egemenliğinin açık bir ihlali ve Filistin halkının meşru haklarına saldırı teşkil eden, uluslararası hukuk kurallarını ve BM Antlaşması’nı ihlal eden bu açıklamaları kesin bir dille reddediyoruz.” ifadelerine yer verildi.

    Irak’ın Suudi Arabistan’la dayanışma içerisinde olduğu ve ülkelerin güvenliğini, istikrarını ve egemenliğini destekleme konusundaki sağlam tutumu vurgulanan açıklamada “herhangi bir ülkenin ulusal egemenliğinin ihlal edilmesinin kesinlikle kabul edilemez olduğu” kaydedildi.

    Yemen

    Yemen, “provokatif ve küstah” şeklinde nitelendirdiği İsrail’in bu tutumunun “tüm bölgenin istikrarını tehdit eden tehlikeli bir tırmanış” olarak değerlendirdi.

    İsrail’in sadece Suudi Arabistan’ı değil tüm bölgenin istikrarını tehdit ettiği konusunda uyarıda bulunan Yemen, uluslararası toplum ve BM’ye barışın sağlanması konusunda sarfedilen uluslararası çabaları sabote eden bu ihlaller karşısında tavizsiz ve net bir tavır sergilemeleri çağrısında bulundu.

    Arap Birliği

    Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt da Netanyahu’nun açıklamalarını kınayarak, “bunun dayandığı zihniyetin kabul edilemez ve gerçeklikten tamamen kopuk olduğunu” kaydetti.

    Filistin devletinin ancak ve ancak 1967’de işgal edilen Filistin toprakları üzerinde, Doğu Kudüs başkenti ve aralarında ayrım olmaksızın Batı Şeria ile Gazze Şeridi bölgeleri olacak şekilde kurulacağını belirten Ebu Gayt, bunun dışındaki fikirlerin ise gerçekte var olmayan fakat dile getiren taraflarca var olduğu sanılan vehimden başka bir şey olmadığını ifade etti.

    İİT

    İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) tarafından yapılan açıklamada, Netanyahu’nun açıklaması, “kabul edilemez, sorumsuz ve ırkçı” şeklinde değerlendirildi.

    Suudi Arabistan’a yönelik provokatif bir eylem olduğu kaydedilen açıklamanın ayrıca ülkenin egemenliği, ulusal güvenliği ve toprak bütünlüğüne zarar verdiği; uluslararası hukuk ilkelerinini açık şekilde ihlal ettiği aktarıldı.

    Filistin halkını topraklarından zorla çıkarılmasına ilişkin plan ve girişimler, “etnik temizlik, suç ve uluslararası hukukun açık şekilde ihlali” olduğu belirtilerek kınandı.

    Netanyahu’nun açıklamaları, Suudi Arabistan ve Filistin’in yanı sıra Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Ürdün, Mısır ve Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) tarafından da kınanmıştı.

    İsrail Başbakanı Netanyahu, resmi ziyaret için bulunduğu Washington’da 7 Şubat’ta İsrail’in Kanal 14 televizyonuna gündeme ilişkin yaptığı açıklamalarda, Suudi Arabistan’ı hedef almıştı.

    Suudi Arabistan’ın İsrail ile normalleşme için bağımsız Filistin devletinin kurulması şartı sunmasına ilişkin görüşü sorulan Netanyahu, “Filistin devleti istiyorlarsa Suudi Arabistan’da kurabilirler. (Suudi Arabistan) Geniş topraklara sahipler.” ifadesini kullanmıştı. (AA)

     


  • Erdoğan, Trump’ın Gazze planına karşı çıktı: “Bunlar tamamen abesle iştigaldir”

    Erdoğan, Trump’ın Gazze planına karşı çıktı: “Bunlar tamamen abesle iştigaldir”


    ABD Başkanı Donald Trump’ın, Gazze’nin Amerikalılarca devralınarak Gazzelilerden arındırılıp yeniden mamur hale getirilmesi politikası hakkında değerlendirme yapmadığı için muhalefet tarafından eleştirilen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bugün sessizliğini bozdu.

    Malezya’ya yapacağı seyahat öncesi İstanbul Atatürk Havalimanı’nda basın toplantısı düzenleyen Erdoğan, Başkan Trump’ı doğrudan eleştirmese de ABD yönetimin Gazze politikasını havanda su dövmek olarak değerlendirdi.

    Cumhurbaşkanı, “Siyonist lobinin baskısıyla yeni ABD yönetiminin Gazze ile ilgili gündeme getirdiği önerilerin bizim açımızdan dikkate ve konuşulmaya değer hiçbir yanı yoktur. Bunlar tamamen abesle iştigaldir. Havanda su dövme çabalarıdır. Gazzelileri binlerce yıllık ezeli ve ebedi vatanlarından çıkarmaya kimsenin gücü yetmez. Filistin, Filistinlilerindir. Hangi ambalaja sarılırsa sarılsın Gazze’yi, Gazzelilerden koparmaya dair her türlü plan hakikate çarpıp tuz buz olacaktır” dedi.

    Erdoğan’dan muhalefete tepki: “Filistin davasında şahsımızın ve hükümetinizin duruşunu sorgulamak sizin ne haddinize”

    Erdoğan daha sonra Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun kendisine dönük Gazze eleştirilerine yanıt verdi.

    Cumhurbaşkanı, “Genel başkanıyla, belediye başkanıyla görüyoruz ki; birileri bizim Filistin hassasiyetimizi sorgulamaya cüret ediyor. Filistin davasında şahsımızın ve hükümetinizin duruşunu sorgulamak sizin ne haddinize. Daha düne kadar Hamas’a terör örgütü yaftası vuran işgal güçlerine şirin görünmek için direnişçileri suçlayan siz değil misiniz? Siz önce Filistin direnişine attığınız iftiralardan dolayı çıkın ve özür dileyin de ondan sonra konuşun. İnsanda biraz utanma olur, arlanma olur, haya duygusu olur. Bizim Filistin davası için neler yaptığımızı, bu uğurda neleri göze aldığımızı başta Filistinli kardeşlerimiz olmak üzere tüm dünya gayet iyi biliyor” değerlendirmesinde bulundu.

    İmamoğlu’ndan Erdoğan’a Trump eleştirisi

    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı İmamoğlu, AK Parti İstanbul Kongresi’nde kendisi hakkında “Gelirken bilboardlarda bir şeyler gördüm, İstanbul’u konutlarla donatmışlar, bizim 23 yılda yapamadığımızı onlar beş yılda yapmışlar. Ey Ekrem efendi, sen bunları ispat et, bak bakalım Erdoğan ne yapıyor? Bizim icraatımızın ulaştığı yerlere senin hayallerin bile ulaşamaz Ekrem” diyen Erdoğan’a X hesabından yanıt vermişti.

    İmamoğlu, “Cumhurbaşkanı’nın tek derdi bugün yine icraatlarımız olmuş. Kendisine tavsiyem; dokunulmazlığı olmayan bana karşı gösterdiği istikrarlı sertliğin benzerini, “Gazze, ABD toprağı olacak.” diyen ABD Başkanı’na da gösterebilmesi. 2 yıldır hamiliğine soyunduğunuz Gazze için, 3 gündür bu iddialı sözlere tek kelime etmediniz” demişti.

    Özgür Özel’de Erdoğan’ın tepkisizliğini eleştirmişti: “Bu soykırımdır, buna nasıl susuyor”

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel de Almanya Başbakanı Frank Walter Steinmeier’in Erdoğan’la birlikte yaptığı basın toplantısında, Trump’ın teklifini soykırım olarak nitelediğini hatırlatarak Erdoğan’ın bunu başıyla bile onaylamamasını eleştirmişti

    Özel, “Trump’ı büyük bir hevesle alkışlayanlar, ‘Erdoğan’ı övdü’ diye trampet, davul, zurna çalanlara ve Erdoğan’a soruyorum. Bu, tehcirdir, zorla yer değiştirmedir, insanlık suçudur, soykırımın devamıdır, soykırımı kalıcılaştırmaktır, kutsal topraklardan Filistin’i söküp atmaktır, buna nasıl susuyor?” ifadelerini kullanmıştı.

    CHP’ye Filistin mitingi ve yürüyüş izni verilmemesine İstanbul İl Başkanı’ndan tepki: “Bizi devletin polisiyle karşı karşıya getirmeye çalışıyorlar”

    Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul İl Teşkilatı da bugün yılın ilk günü Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın, mütevelli heyeti üyesi olduğu TÜGVA gibi, Galata Köprüsü üzerinde bir Filistin mitingi düzenlemek istedi.

    Ancak İstanbul Valiliği bu başvuruya izin vermedi, CHP’nin Eminönü’ne getirmek istediği ses sistemleri ve kürsü olarak kullanılacak otobüs de engellenince “Nehirden denize özgür Filistin” eylemi bir basın açıklamasına dönüştü.

    Polisin geniş güvenlik önlemleri altında düzenlenen etkinlikte konuşan CHP İl Başkanı Özgür Çelik, kendilerine yapılan uygulamanın çifte standart olduğunu söyledi.

    CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik

    CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik

    Çelik, “Daha yılbaşında burada Gazze’yle, Filistin’le dayanışmak için bir miting yapıldı. O mitingin yapılmasına izin verenler burada bizim bir basın açıklaması yapmamızı yasakladılar. Kısa bir yürüyüş yapmamızı yasakladılar. Burada bizi, devletin polisiyle karşı karşıya getirmeye çalışıyorlar. Şunu bilsinler; biz devletin polisiyle karşı karşıya gelmeyiz. Toplumu korkutarak, sindirerek tükenmiş iktidarlarını sürdürmek istiyorlar. En kısa zamanda erken seçim sandığı gelecek ve Türkiye’deki baskıcı, otoriter rejim gidecek. Hak kazanacak, halk kazanacak” dedi.

    Çelik: “ ‘One minute’ diyerek ortalığı inleten Sayın Cumhurbaşkanı’nın aklına Filistin davası sadece seçim zamanları mı gelmektedir”

    İsrail’le ticaretin üçüncü ülkeler üzerinden hala devam ettiğini iddia eden CHP İstanbul İl Başkanı da ABD Başkanı’nın sözlerine rağmen Cumhurbaşkanı’nın bugüne kadar yanıt vermediğini belirtti.

    Çelik, “İktidar, kamuoyu baskısı sonucunda İsrail’le ticareti durdurduğunu açıkladı ancak görüyoruz ki üçüncü ülkeler üzerinden İsrail’e dolaylı yollardan ticaret devam ediyor. Bu nasıl ambargodur? İsrail’e ticareti 26 kat arttıran bir iktidar, Filistin’in yanında olabilir mi? ABD Başkanı Trump, Filistin halkını Gazze’den Mısır’a ve Ürdün’e zorla gönderme ve Filistinlilerin ülkesine el koyma planları yapıyor. Bu planlarını kamuoyuna açıklıyor. Bunun adı sürgündür. ‘One minute’ diyerek ortalığı inleten Sayın Cumhurbaşkanı’nın aklına Filistin davası sadece seçim zamanları mı gelmektedir” diye konuştu.