Kategori: Genel

Serbest Görüş farklı konularda kapsamlı haberler ve bilgi içerikleri sunmaktadır. Sitemiz ekonomi, politika, toplumsal olaylar ve daha fazlasını kapsayan geniş bir yelpazede haber ve analizler içermektedir.  Geniş bir konu yelpazesinde güncel bilgiler ve derinlemesine incelemelerle okuyuculara çeşitli perspektifler sunar.

  • Trump orucu Suriye konusunda bir bekleyişten, devlet katında verilmiş bir ‘sabretme kararından’ mı kaynaklanıyor?

    Trump orucu Suriye konusunda bir bekleyişten, devlet katında verilmiş bir ‘sabretme kararından’ mı kaynaklanıyor?


    Gazeteci-yazar Murat Yetkin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın ABD Başkanı Donald Trump‘ı eleştirmemesini “Trump orucu” olarak adlandırdı ve “Demek ki koşullar normal değil” analizini yaptı. 

    ABD Başkanı Trump’ın Beyaz Saray’a ilk olarak İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu‘yu davet ettiğine ve Erdoğan’ın Trump’a “dostum” diye hitâp etmesine vurgu yapan Yetkin, Türk-Amerikan ilişkilerinde Gazze planı yankılarının neden olduğu seyri şöyle anlattı: 

    “Ankara’dan ilk sert tepki TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’tan geldi. Ancak ardından Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Anadolu Ajansına Trump’ın bu teklifinin kabul edilemeyeceğini, ‘tartışılmasının bile yanlış’ olduğunu söyledi. Aynı gün, 5 Şubat Erdoğan, Beştepe’de Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier’le görüşüyordu. Ortak basın açıklamasında Steinmeier, Alman diplomatik standartlarına göre sert sayılabilecek bir tonda, Trump’ın ‘Filistinlileri, Gazze Şeridi’nden göç ettirmek veya sürgüne gönderme yönündeki önerilerin büyük endişe ve korkuya neden olduğunu, bunun ABD ile öncelikli görüşme konusu olduğunu’ söyledi. Erdoğan ise Trump’ın bu akıl dışı önerisine doğrudan değinmedi bile, tartışıp tepki göstermeye değer bulmadı. İnanmayan Cumhurbaşkanlığı internet sayfasına bu bağlantıdan bakabilir.

    “Dikkatimi çeken Trump’ın Türkiye ve Erdoğan’a laf etmemesi”

    Deva Partisi lideri Ali Babacan‘ın, Erdoğan’ın, Beyaz Saray’dan davet alabilmek için doğrudan Trump’ı hedef almadığını düşündüğünü aktaran Yetkin, “Dikkatimi çeken bu süreçte herkese laf söyleyen, neredeyse sataşmadığı ülke ve kurum kalmayan Trump’ın Türkiye ve Erdoğan’a laf etmemesi.” dedi ve “Trump orucu Suriye konusunda bir bekleyişten, devlet katında verilmiş bir ‘sabretme kararından’ mı kaynaklanıyor?” diye sordu.

    “Bu düzeyde konu doğrudan Türkiye’nin iç işleriyle, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin başlattığı ‘Öcalan Açılımı’ ile bağlantılı görünüyor. Aynı şekilde Suriye’nin Ahmed Şara liderliğinde yeniden yapılanması görüşmeleriyle de bağlantılı” diyen Yetkin, yazısını “Süreç uzadıkça hem Erdoğan’a eleştiriler artabilir hem Erdoğan’ın sabrı zorlanabilir. Hassas bir süreç.” analiziyle sonlandırdı. 

    Yazının tamamı için tıklayın.

     

  • DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları: “İktidar süreci dinamitliyor”

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları: “İktidar süreci dinamitliyor”


    Van Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Abdullah Zeydan’ın yargılandığı davada 3 yıl 9 ay hapisle cezalandırılmasının ardından, belediyeye kayyum atanması beklentisi oluştu. Bunun üzerine belediye önünde toplanan Vanlılar, sabaha kadar kayyum nöbeti tuttu.

    Nöbete katılan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, AK Parti’nin, 1 Ekim’de MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin başlattığı süreci dinamitlediğini savundu.

    Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada Van Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Abdullah Zeydan’a, “silahlı terör örgütüne yardıma teşebbüs” suçundan 3 yıl 9 ay hapis cezası verildiğinin açıklanmasının ardından vatandaşlar belediye binası önünde toplandı.

    Daha önce mahkemeler tarafından hapis cezalarına çarptırılan DEM Partili belediye başkanlarının yerine bir gün sonra kayyum atanması nedeniyle, Van Büyükşehir Belediyesi’ne de kayyum atanacağı beklentisi oluştu. Bunun üzerine DEM Partililer, belediye binası önünde nöbet eylemi başlattı.

    Nöbet eylemine katılanlar ateş yakarak ısınmaya çalıştı.

    Nöbet eylemine katılanlar ateş yakarak ısınmaya çalıştı.

    Gece soğuğa rağmen belediye önünden ayrılmayan gruplar zaman zaman tepkilerini alkış ve sloganlarla dile getirdi. Nöbet eylemine bölgedeki diğer DEM Partili belediye eş başkanları da katıldı.

    Eylemde konuşan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Doğan Hatun, 31 Mart seçimlerinden sonra Zeydan’a mazbatasının verilmemesini hatırlatarak, “O gün nasıl irademize sahip çıktıysak bugün yine sahip çıkacağız” dedi.

    Güneydoğu Anadolu Belediyeler Birliği Eş Başkanı Sıraç Çelik ise kayyum atamalarına tepki gösterdi. Çelik, kayyum atamasına izin vermeyeceklerini savunarak, “Bizler seçime gidiyoruz ve onları yenilgiye uğratıyoruz ama farklı gerekçeler uydurarak irademize dönük bu tür kumpaslar gerçekleştiriyorlar. Hiçbir zaman umduklarını bulamayacaklar” şeklinde konuştu.

    DBP ve DEM Parti Eş Genel Başkanları Van’da

    Nöbet eylemi devam ederken, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar ile Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları da Van’a gelerek, eyleme destek verdi.

    Belediye binası önünde toplanan kalabalığa hitaben bir konuşma yapan DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, iktidarın seçimleri her türlü hileye rağmen kazanamadığını öne sürdü.

    Belediye binası önünde başlayan kayyum nöbeti bugün de devam ediyor.

    Belediye binası önünde başlayan kayyum nöbeti bugün de devam ediyor.

    Van’da bir kez daha kayyum atanmak istendiğini savunan Kılıçgün Uçar, “Kayyumun ömrü bir seçime, Kürt halkının ömrü bin yıllara bakar. Bu ülkenin hukukunda Kürtler, Kürtler’in kimliği var mı? Bizim olmadığımız hukuk egemenlerin hukukudur. O yargı kararı Kürtler nezdinde yok hükmündedir. Hiçbir belediye başkanımızın suçu yok. Suçu olanlar devlet aklıdır. Yeni bir toplumsal sözleşme ve hukuka ihtiyaç var. Biz Van’ı iki kez kazandık. Şu an üçüncü kayyum girişimi var ve biz bunu da kazanacağız. Van halkı devlet aklının bu çözümsüzlük politikalarına cevap verecektir” dedi.

    Hatimoğulları: ‘İktidar süreci dinamitliyor”

    Daha sonra söz alan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin Van’da 14 ilçenin tamamını kazandığını hatırlatarak, “İşte onlar bunu hazmedemiyor. Van’a ilk kumpas mazbata ile kurulmaya çalışıldı. Van halkı o gün iradenize o kadar güçlü bir şekilde sahip çıktınız ki sesinizi sadece Türkiye duymadı, Avrupa ve bütün dünya duydu. Van bütün dünyada konuşuldu. Bunu siz başardınız” diye konuştu.

    Hatimoğulları, AK Parti’nin, 1 Ekim’de MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin başlattığı süreci dinamitlediğini savunarak, şunları söyledi: “1 Ekim’de Sayın Devlet Bahçeli Türk Kürt kardeşliğinden bahseden mesajlar vermeye başladı. İmralı ile görüşmeler oluyor ve Kürt borununun barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözülmesi için diyalog süreci konuşuluyor. Bugün Türk ve Kürt kardeşliği üzerinden başlatılmış olan bir diyalog sürecine bu şekilde kayyumla belediye eş başkanlarımıza ceza vererek bu diyalog süreci dinamitlenmektedir. Bunu kabul etmiyoruz. Biz DEM Parti olarak Kürt halkı olarak Türkiye halkları olarak barış ve diyalog sürecinin devam etmesinden yanayız. Ama bu iktidar 14-0 kazanan belediyenin eş başkanına ceza vererek bu süreci dinamitlemektedir. Bu diyalogun barışla taçlanmasından yanayız. Ama bizlere her sabah şafak operasyonu çekerek belediye eş başkanlarımıza cezalar yağdırarak, belediyelerimize kayyum atayarak bu diyalog sürecini dinamitlemektesiniz. Saraya buradan çağrı yapıyoruz.”

    DEM Partili 8 belediyeye kayyum atandı

    Son olarak Diyarbakır’da yargılandığı davada 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan DEM Partili Siirt Belediye Eş Başkanı Sofya Alağaş görevden uzaklaştırılmış, yerine Siirt Valisi Kemal Kızılkaya kayyum olarak atanmıştı. Böylece 31 Mart seçimlerinden bugüne DEM Parti’den seçilen Hakkari, Mardin, Batman, Tunceli, Şanlıurfa’nın Halfeti, Mersin’in Akdeniz ile Van’ın Bahçesaray ilçeleriyle ve en son olarak Siirt’le birlikte 8 belediyeye kayyum atanmış oldu.

  • Erdoğan’ın eski avukatının ayakkabısı olmayan çocuklarla cami açılışı yaptığı ortaya çıktı

    Erdoğan’ın eski avukatının ayakkabısı olmayan çocuklarla cami açılışı yaptığı ortaya çıktı


    Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın eski avukatı Mustafa Doğan İnal ve kardeşlerinin Gaziantep’te yaptırdığı caminin açılışında protokolle beraber kurdele kestirilen çocukların ayakkabısının olmadığı dikkat çekti.

    BirGün’de yer alan habere göre; Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eski avukatı Mustafa Doğan İnal ve kardeşleri Antep’in Karkamış ilçesine cami yaptırdı. 7 Şubat’ta da düzenlenen törenle caminin açılışı yapıldı. Açılış töreninde, protokolle birlikte kurdele kestirilen çocukların ayakkabısının olmadığı görüldü.

    Açılış programına Gaziantep Valisi Kemal Çeber, AKP Gaziantep Milletvekili Bünyamin Bozgeyik, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı AKP’li Fatma Şahin, Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, AKP Gaziantep İl Başkanı Fatih Muhaddis Fedaioğlu, Karkamış Kaymakamı Mustafa Babacan ve Karkamış Belediye Başkanı Mustafa Güzel katıldı.

    Açılış töreninde konuşan Gaziantep Valisi Kemal Çeber, “Camilerimiz, birlik ve beraberliğimizin en güçlü sembollerinden biridir” dedi.

    Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ise “Camilerimiz, huzurun, kardeşliğin ve dayanışmanın mekânlarıdır. Karkamış’ta böyle güzel bir eserin kazandırılmış olması bizleri mutlu ediyor. İnşallah burada edilen dualar, ilçemize ve ülkemize hayırlar getirsin” ifadelerini kullandı.

     


  • Üç yıldır boş sanılan daireden vahşet çıktı; “Bir koku vardı…”

    Üç yıldır boş sanılan daireden vahşet çıktı; “Bir koku vardı…”


    İzmir’in Konak ilçesinde üç senedir boş olduğu düşünülen bir daireden, 87 yaşındaki Gülşen Çoğulu’nun kemikleri çıktı. Polis ilk incelemede hırsızlık ya da başka bir suç izine rastlamadı. Binaya taşındıklarında yaşlı kadının evi için “İki-üç senedir boş” dendiğini aktaran apartman sakinlerinden biri, bir süre önce bir koku duyduklarını ancak ceset kokusu olacağını düşünmediklerini söyledi. Çoğulu’nun kemikleri incelenmek üzere İstanbul’a gönderildi.

    İzmir’de yaklaşık üç senedir boş olduğu sanılan evden 87 yaşındaki Gülşen Çoğulu’nun kemikleri çıktı.

    Olay Konak ilçesinde yaşandı. İlçede bulunan 4 katlı binanın en üst katında yaşayan Gülşen Çoğulu, eşinin 23 yıl önce yaşamını yitirmesi üzerine yalnız yaşamaya başladı.

    Bu evlilikten çocukları olmayan Çoğulu’nun eşinin ilk evliliğinden olan üvey oğlu R.Ç. ile de pandemi döneminde irtibatlarının koptuğu öğrenildi. 3 yıl sonra üvey annesine ulaşamayan R.Ç., durumu polise bildirdi. Bunun üzerine polis ekipleri, beraberinde R.Ç. ve çilingirle birlikte Çoğulu’nun Barbaros Mahallesi’ndeki evine gitti.

    Yatak odasında kemikler bulundu 

    Çilingir yardımıyla eve giren polis ekipleri, çöp yığını içerisindeki dairede yaptığı incelemede yatak odasındaki yatakta, üzerindeki kıyafeti kısmen çürümüş olan Çoğulu’nun kemikleriyle karşılaştı.

    Olay yeri inceleme ekiplerinin yaptığı çalışmada, Çoğulu’nun uzun süre önce yaşamını yitirdiği ve cesedinden sadece kemikler kaldığını tespit edildi.

    Polis ekiplerinin evde yaptığı ayrıntılı incelemede herhangi bir hırsızlık ya da suç unsuruna rastlanılmadı.

    Evine 3 yıl sonra gitmiş

    Olayla ilgili soruşturma başlatan polis ekipleri, kadının üvey oğlu R.Ç.’nin ifadesine başvurdu.

    R.Ç.’nin Gülşen Çoğulu ile üç yıldır görüşmediğini ve asabi bir kişiliğe sahip olduğunu belirttiği üvey annesinin telefon kullanmadığını da söylediği öğrenildi.

    İzmir’in Konak ilçesinde yalnız yaşadığı evinde uzun süre önce yaşamını yitirdiği belirlenen 87 yaşındaki kadının kemikleri, incelenmek üzere İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderildi.

    Yaşlı kadının yaşadığı 5 katlı, 15 daireli apartmanın sakinlerinden Kıral İlter, gazetecilere binaya 2 yıl önce taşındığını, yaşlı kadını tanımadığını söyledi.

    Binaya taşındıklarında yaşlı kadının evi için “2-3 senedir boş” dendiğini aktaran İlter, “Yukarıda herhangi birine rastlamadık, hiç ses gelmiyordu. Geçen sene bir ara ağır bir koku vardı ama su saatlerinin olduğu yerde bir hayvan ölmüş galiba. Ondan dolayı zannettik. Sonrasında koku kesildi. Ceset kokusu nasıl olur bilemediğimiz için fark edemedik.” diye konuştu.

    Komşulardan Pervin Acar da 10 yıldır bu apartmanda ikamet ettiğini, Çoğulu’na yıllar önce birkaç kez su ikram ettiğini, iyi bir insan olduğunu ifade etti. (DHA)

     


  • İktidar kaybetme korkusu nedeniyle yargı sopasını kullanıyor

    İktidar kaybetme korkusu nedeniyle yargı sopasını kullanıyor


    Serbest Görüş Haber Merkezi 

    CHP Parti Sözcüsü, Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Deniz Yücel, Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nde Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş, CHP’li Belediye Başkanları Ahmet Özer ve Rıza Akpolat, Gezi davası hükümlüsü Tayfun Kahraman’ı ziyaret etti. Ziyaretlerin ardından açıklamalarda bulunan Yücel, “İktidarın siyasilere, belediye başkanlarına, gazetecilere her geçen gün yargı sopasını daha fazla kullandığını, bu konuda dozu ve vitesi her geçen gün daha da yükselttiğini görüyoruz ve birlikte yaşıyoruz. Tabii bunu yapmalarının bir sebebi var. İktidarı kaybetme konusundaki korkuları, kaygıları, panikleri onları bunu yapmaya sevk ediyor” dedi.

    “Seçilmiş belediye başkanları tutuklanıyor, gazeteciler sırf gazetecilik faaliyeti yaptıkları için, haber yaptıkları için soruşturuluyor, gözaltına alınıyorlar ve tutuklanabiliyorlar. Siyasi parti Genel Başkanları tutuklanıyor” diye konuşan Yücel, sözlerine şöyle devam etti:

     “Şunu ifade edebilirim. Görüştüğüm dört kişi de kendilerini sevenlere, kendilerine inananlara, bu ülkede demokrasinin, hukukun üstünlüğünün, adaletin bir gün hâkim olacağına inanan herkese selamlarını ve sevgilerini ilettiler. Bir mücadele veriliyor. Onlar şu anda o mücadeleyi Silivri’de veriyorlar. Bizler bu mücadeleyi dışarıda veriyoruz. Bazen Türkiye Büyük Millet Meclisinde, bazen sokaklarda, bazen de siz değerli basın mensupları kanalıyla bu mecralarda basın aracılığıyla bu mücadelemizi topluma ulaştırıyoruz. Bu ülkeye adalet de gelecek, demokrasi de gelecek, hukukun üstünlüğü de gelecek.  Ve bugün haksız yere hapiste olan, Silivri zindanında tutulan isimler bir gün özgürlüğüne kavuşacaklar. Biz iktidara geldiğimizde kimseyi muhalif olduğu için, kimseyi düşünceleri nedeniyle, kimseyi siyasi tercihi, siyasi duruşu ya da ideolojisi nedeniyle, inandığı değerler nedeniyle yargılanmasına ve hürriyetinden mahrum bırakılmasına izin vermeyeceğiz.”

    “Adalet vaadiyle iktidara gelenler zulmediyor”

    Silivri zindanında hürriyetinden yoksun bırakılan dört isimle görüşme yaptım. Bunlardan birincisi Suat Toktaş, ikincisi Esenyurt Belediye Başkanımız Ahmet Özer, Beşiktaş Belediye Başkanımız Rıza Akpolat ve gezi hükümlüsü Tayfun Kahraman. Şimdi tabii demokrasi vaadiyle, adalet vaadiyle, özgürlük vaadiyle iktidara gelen ama süreç içerisinde totaliter ve otoriter bir yapıya bürünen iktidarlar toplumsal desteğini kaybettikçe bu tip baskıyı ve zulmü artıran eylemler içerisine girebiliyorlar. Geçtiğimiz haftalarda biliyorsunuz İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu’nun Cumhuriyet Halk Partili belediyelere, Cumhuriyet Halk Partili Belediye Başkanlarına yapılan soruşturmalarda, açılan davalarda özel olarak görevlendirilen aleyhte rapor yazmak üzere özel olarak görevlendirilen bir bilirkişiyi delilleriyle ve belgeleriyle ifşa ettiği bir basın toplantısı oldu. Bu basın toplantısı sonrasında bu bilirkişiye ulaşan Halk TV muhabiri gazeteci Sayın Barış Pehlivan, ardından bu haberi yapan Seda Selek, Kürşat Oğuz, Serhan Asker ve son olarak Suat Toktaş gözaltına alındı. Bu saydığım isimlerden ilk dördü serbest bırakıldı. Ancak Suat Toktaş 14 gündür hapiste tutuklu. Burada aslında tutuklanan ve tutuklanmak istenen gazetecilik mesleği ve gazetecilik faaliyeti. Şimdi siz anayasasında hukuk devleti olduğu yazılı olan, anayasasında basın hürdür sansür edilemez yazan, anayasasında fikir ve ifade özgürlüğü teminat altına alınan bir ülkede bir gazeteciyi ya da gazetecileri sırf haber yaptıkları için, gazetecilik faaliyetinde bulundukları için gözaltına alıyorsanız, soruşturuyorsanız ya da tutukluyorsanız o ülkenin hukuk devleti olup olmadığı soru işareti içerir.

    “Özer 106 gündür tutuklu”

    Diğer yandan Ahmet Özer bu ülkede devletin çeşitli kademelerinde önemli görevler almış, rektör yardımcılığı yapmış, dekanlık yapmış, önemli görevlerde bulunmuş bir akademisyen, bir sosyolog, profesör. Belediye Başkanı seçilene kadar ne mahkeme yüzü görmüş, ne savcılık yüzü görmüş, ne karakol yüzü görmüş. Ancak Belediye Başkanı seçildikten sonra birtakım uydurma iddialarla tutuklanıyor, kayyum atanıyor. Bugün Ahmet Özer 106 gündür tutuklu ve hala iddianamesi hazırlanmamış durumda. Kendisinin bir an önce kendini savunabilmek için iddianamesinin hazırlanıp yetkili ve görevli, kendisini yargılamaya yetkili ve görevli mahkeme önüne, hâkim huzuruna çıkmak gibi bir talebi var. Esenyurt İstanbul’un ve Türkiye’nin en büyük ilçesi. Esenyurt’a bugün kayyum atanıyor, kayyum tayin ediliyor. Şu anda Türkiye’de Kayyum atanmış 8 belediye daha var. O 8 belediyede kayyum atanan belediye başkanları tutuksuz yargılanıyor. Ancak Ahmet Özer hala tutuklu yargılanıyor.

    Beşiktaş Belediye Başkanımız Rıza Akpolat bugün Beşiktaş’ta yaşayan insanların üç kişiden ikisinin oyun alarak büyük bir oy oranıyla Cumhuriyet Halk Partisi’ne Beşiktaşlı hemşehrilerimizin gösterdiği yüksek teveccühle Belediye Başkanı seçiliyor. Ancak Belediye Başkanı olması sıfatıyla yasal olarak hiçbir sorumluluğu olmamasına rağmen bugün o da tutuklu. 27 gündür burada Silivri zindanında özgürlüğüne kavuşacağı günü, mahkeme karşısına çıkacağı günü bekliyor.

    “Tayfun Kahraman 3 yıldır içeride”

    Yine Gezi davasının sanıklarından bugün hükümlü Tayfun Kahraman sadece ve sadece o demokratik ve anayasal hakkını kullanan insanların hukuk çerçevesinde taleplerini dile getirdiği için, bazı açıklamalar yaptığı için Taksim Dayanışması adına hiçbir suç teşkil etmeyen. Suç içermeyen, suç çağrısı içermeyen açıklamalar nedeniyle yaklaşık 3 yıldır burada Silivri’de tutuklu ve hükümlü.”

     


  • Şişli Belediyesi, YKS’ye girecek öğrencilerin sınav ücretlerini karşılayacağını duyurdu

    Şişli Belediyesi, YKS’ye girecek öğrencilerin sınav ücretlerini karşılayacağını duyurdu


    Şişli Belediyesi, eğitim alanındaki sosyal destek projeleri kapsamında 2025 Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) girecek ve Şişli’de ikamet eden öğrencilerin sınav ücretlerini karşılayacağını duyurdu. Başvurular belediyenin resmi web sitesi üzerinden yapılacak.

    Şişli Belediyesi’nden yapılan açıklamada, sınav kaydını tamamlayan öğrenciler, ÖSYM başvuru belgesi, başvuru ücretinin ödeme makbuzu ve gerekli evraklarla birlikte Şişli Belediyesi’nin Çözüm Merkezi’ne ya da açıklanan YKS başvuru web adresinden başvurularını yapabilecek.

    Konuya ilişkin sosyal medyadan bir paylaşım yapan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, “Üniversite yolunda Şişli öğrencilerimizin yanında. 2025 yılında YKS’ye girecek, Şişli’de kayıtlı lise son sınıf öğrencilerimize sınav başvuru ücreti desteğimizi başlatıyoruz. Sevgili gençler başvurularınızı, online olarak yapabilirsiniz. Hepinize başarılar diliyorum” ifadelerini kullandı.

    Başvuru koşulları açıklandı

    Şişli Belediyesi tarafından başvuru koşulları resmi web sitesi üzerinden şu şekilde açıklandı:

    “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak, ikamet adresi Şişli’de olmak, lise son sınıf öğrencisi olmak, üniversite sınavına ilk kez girecek olmak”. Başvurular için gerekli belgeler ise, “Kimlik bilgileri, iletişim bilgileri, ikametgah belgesi, geçerli öğrenci belgesi, YKS Başvuru belgesi ile birlikte ödendi makbuzu ve banka hesap bilgilerinin paylaşılması.”

    Sınav kaygısı için atölye

    Öte yandan Şişli Belediyesi, üniversiteye hazırlanan öğrencilerin sınav kaygısıyla başa çıkmalarına yardımcı olabilmek amacıyla ‘Sınav Kaygısı Atölyesi’ düzenleyeceğini duyurdu. Belediye resmi kaynaklarının açıklamasına istinaden atölye, alanında uzman isimler tarafından yürütülecek ve öğrencilere sınav stresini yönetme konusunda bilgiler sunacak. Atölyeler 12 Şubat tarihinde Gülbağ Bilimevi’nde, 13 Şubat tarihinde Halide Edip Adıvar Bilimevi’nde ve 14 Şubat’ta Mahmut Şevket Paşa Bilimevi’nde gerçekleştirilecek. (DHA)


  • Kayseri’de 3 işçinin öldüğü yangın, kaynak yapılırken çıkmış

    Kayseri’de 3 işçinin öldüğü yangın, kaynak yapılırken çıkmış


    Kayseri’de mobilya fabrikasında çıkan 3 kişinin yaşamını yitirdiği yangına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında tutuksuz 7 şüpheli hakkında 2 yıldan 15’er yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Yangının Suriye uyruklu Mohamed Al A.’nın kaynak yaptığı sırada çıktığı öğrenildi.

    Kayseri Organize Sanayi Bölgesi 29’uncu Cadde’deki bir mobilya fabrikasında geçen yıl 30 Kasım’da saat 14.00 sıralarında yangın çıktı. Kısa sürede büyüyen alevler, fabrikanın bir bölümünü sardı. Çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye polis, sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Yangın, ekiplerin 3 saatlik çalışmasıyla söndürüldü. Yangında işçiler Mustafa Dirmen (54), Suzan Çakır (48) ve İmran Oğuz Kayan (40) hayatını kaybetti.

    Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında fabrikanın genel sorumlusu ve iş güvenliği sorumlusu ile yangının çıktığı alanın sorumlularının da olduğu 7 kişi gözaltına alındı. Şüphelilerden Serkan T. tutuklandı, diğerleri ise adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı. Serkan T.’nin geçen ay yapılan tutukluluk incelemesinde ev hapsi tedbiri uygulanarak tahliyesine karar verildi.

    Soruşturma kapsamında ifadesi alınan fabrika müdürü Serkan T., iş yerinin kontrol ve denetiminin kendisinde olduğunu belirterek, “İş yerimizde olay neticesinde hayatını kaybeden Suzan Çakır, İmran Oğuz Kayan ve Mustafa Dirmen isimli şahıslar depoya ait kırlent bölümünde çalışmaktaydılar. Yangın deponun bir ucunda çıktı. Ancak, ölenlerin çıktığı bölümde yangın başlamadı. Yaklaşık 50-60 metre mesafe vardı. Yangının büyümesi ile beraber herkes koşuşturmaya başladı. Dışarıya çıkanları olay sebebiyle bir anda sayamadık. Herkese seslenmeye, yardımcı olmaya çalıştım. Sonrasında bu 3 kişinin ilgili bölümde kaldığını öğrensek de yangın büyüdüğünden dolayı müdahale edemedik. İtfaiyeye haber verdik. Yaşananlardan dolayı üzgünüm. Maddi ve manevi kayıplarımız mevcuttur. Suçlamaları kabul etmiyorum” ifadelerini kullandı.

    Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma tamamlanarak iddianame hazırlandı. Kayseri Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilen iddianame kapsamında tutuksuz sanıklar Serdar T., Serkan T., İsmail D., Erol T., Esra A., Hamza K. ve Mohamad Al A. hakkında ‘Taksirle ölüme veya yaralanmaya neden olma’ suçundan 2 yıldan 15’er yıla kadar hapis cezası istendi.

    İtfaiye raporu iddianamede

    Kayseri Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğü tarafından hazırlanan yangın raporuna da yer verilen iddianamede, “İşletme doğu cephesine sundurma eklentisi yapmak üzere elektro kaynak işlemi sırasında oluşan yüksek ısı cephe panelini delerek arka kısımda bulunan yanıcı malzemelerin tutuşması ile yangının çıktığının belirlendiği, olay neticesinde 30 Kasım 2024 tarihli yangın olayına yönelik alınan Kayseri Büyükşehir Belediyesi itfaiye daire başkanlığının hazırlamış olduğu itfaiye raporunda kamera kayıtları incelendiğinde; fabrikanın dış cephesinde yapılan kaynak çalışması esnasında açığa çıkan yüksek ısıdan dolayı iç kısmında bulunan kolay tutuşabilir malzemelerin alev alması sonucu yangın çıktığının rapor edildiği, 30 Kasım 2024 günü meydana gelen yangın olayı ile ilgili olarak görüntü kayıtları incelendiğinde; iş yerinde belli bir süreden itibaren çalışmakta olan herhangi bir yetkili sıfatı bulunmayan Mohamad Al A.’nın olay günü depo bölümünde bakımdan sorumlu S. isimli şahsın ameliyat olmasından dolayı iş yerinde bulunmadığı esnada dışarıda kaynak yaptığının görüldüğü, Mohamad Al A.’nın savunmasında iş bu durumları doğruladığının görüldüğü” değerlendirmesinde bulunuldu.

    Yangın için gerekli önlemler alınmamış

    Kaynak işini mesleki eğitimi almış çalışanlara yaptırılmadığına da vurgu yapılan iddianamede, “İş yeri kayıtları, bilirkişi raporları, görüntüler, ifade tutanakları birlikte değerlendirildiğinde yangına; iş yerinde kolayca tutuşabilen ve parlayabilen (sünger, yapıştırıcı) maddeler bulunması nedeniyle yangın için gerekli önlemlerin düzenli ve titizlikle alınmaması, yangın algılama ve alarm sisteminin kontrollerinin yapılmaması ve ilave ek ünitelere bu sistemin takılmaması, yangın söndürme sistemlerinin kontrollerinin yapılmaması, çalışanlara yangın tahliye eğitimleri verilmemesi ve tatbikatı yapılmaması, iş yerinin elektrik tesisatının kontrolünün yapılmaması, yangın riski bulunduran ekipmanların titizlikle kontrollerinin yapılmaması, kaynak işini bu konuda mesleki eğitini aldırılmış çalışanlara yaptırılmaması, kaynak işi yapılırken yangın tehlikesine karşı gerekli önlemlerin alınmaması, iş yerinde acil kaçış bölgelerinde malzeme konulmasının önlenmemesi kaçış alanlarının her zaman açık ve ulaşılabilir olmasının sağlanmaması hususlarının sebebiyet verdiklerinin belirlendiğine” denildi.

    Sigortası yokmuş

    Olayla ilgili olarak iş yeri kayıtları, SGK döküm cetvelleri, iş sözleşmeleri, iş sağlığı ve güvenliğine yönelik katılım formları, olay yeri inceleme raporu, yangın raporu, itfaiye raporu ve diğer iş yerine yönelik kayıtlara da yer verilen iddianamede, mobilya üretim fabrikasının sigortasının bulunmadığının tespit edildiği belirtildi.

    İddianamede ifadesine yer verilen kaynak ustası Mohamed Al A.’nın, özetle ilgili iş yerinde bakım onarım işçisi olarak çalıştığını, bakım onarımdan sorumlu S.’nin beyin ameliyat olmasından dolayı iş yerinde bulunmadığını, kaynak işini bu kişinin yanında öğrendiğini, olay günü patronun babası olan E. isimli şahsın iş yeri çıkış bölümünde yakın bir alanda sıkıntı olduğunu bakım yapılması gerektiğini söylemesi üzerine durumu yetkililere ilettikten sonra onların da talimatı ile iş yerinin dış bölümünde kaynak makinesini alarak kaynak yaptığını anlattığına değinildi. Öte yandan, 20 Ocak 2021’de iş yerinde yangın tatbikatı yapıldığı, yangında hayatlarını kaybeden işçilerin bu eğitime katılmadığının belirlendiğine dikkat çekildi. (DHA)


  • Gazetecileri hapiste tutarak dünyaya örnek olunmaz!

    Gazetecileri hapiste tutarak dünyaya örnek olunmaz!


    CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, İstanbul’un İslam ülkelerinin medya merkezi yapılacağını, Türkiye’de ifade ve basın özgürlüğü alanında yaşanan ihlalleri gündeme getirdi. Çakırözer, “Bir tarafta medya konusunda İstanbul’u merkez yapalım diyorsunuz diğer tarafta ifadeleri, haberleri, yorumları nedeniyle gazetecileri, basın emekçilerini gözaltına alıyor, tutukluyorsunuz. İşte teklifte ‘dünyada en yüksek gazetecilik standartlarını teşvik etmek, bilgiye erişim hakkı ve ifade özgürlüğü ile güçlü medyadan’ bahsediliyor. Gazeteciler haberleri nedeniyle yargılanırken, zindandayken İstanbul’u nasıl medya merkezi yapacaksınız? Medyada örnek olacaksanız önce basın özgürlüğü alanında dünyaya örnek olun. Türkiye’de basın özgürlüğünün, gazetecilerin mesleklerini özgürce yapabilmelerinin önünü açın” dedi.

    İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Medya Forumu Tüzüğü ile Notaların Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi dün TBMM Dışişleri Komisyonu’nda kabul edildi. Teklif ile forumun genel merkezi İstanbul yapılırken, Türkiye İİT Medya Forumu’nun kuruluş süreci için gerekli tüm lojistik, idari ve mali giderleri üstlenecek.

    CHP’li Çakırözer, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Medyada, basın özgürlüğünde dünyaya, İslam ülkelerine örnek olacaksak önce içeride haberleri, ifadeleri nedeniyle gazetecileri gözaltına almaktan, tutuklamaktan vazgeçin. Önce ülkemizde basın özgürlüğünü sağlayalım ki sonra dünyaya örnek olalım” dedi. Gazeteci Özlem Gürses‘in 52 gün boyunca ev hapsinde kelepçe ile yayın yaptığını söyleyen Çakırözer, Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş’ın da gazetecilik faaliyeti nedeniyle 14 günden cezaevinde tutulduğunu hatırlattı. 

    “Gazetecileri haberleri nedeniyle gözaltına alarak, hapse koyarak medyanın merkezi olunmaz”

    “İstanbul’da merkezi kurmakla, toplanmakla, para harcamakla medya merkezi olunmaz” diyen Çakırözer şunları söyledi:

    “Biz neredeyse her güne sadece gazetecilik faaliyeti nedeniyle gözaltına alınan, ifadeye çağrılan, tutuklanan gazeteci haberleriyle başlıyoruz. Gazeteciler hep ‘terör suçlamasıyla’ evlerinden, iş yerlerinden alınıyorlar, sonra ‘pardon’ deniliyor. Adli kontrolle serbest bırakılıyor, ev hapsinde tutuluyor. İşte gazeteci Özlem Gürses 52 gün boyunca evinde kelepçeyle yayın yaptı. Suat Toktaş 14 gündür cezaevinde. BirGün Gazetesi yöneticileri, gazeteciler başka bir gazete yer alan haberi yaptılar diye saatlerce gözaltında tutuldular. Biz İstanbul’u medyanın merkezi yapacağız İslam toplulukları için; nerede demokrasi, nerede özgürlükler, haklar? Tabii ki biz ülkemizin uluslararası örgütler bağlamında merkez olmasını her zaman önemsiyoruz. Ama gazetecileri haberleri nedeniyle gözaltına alarak, hapse koyarak medyanın merkezi olunmaz! Basın özgürlüğü alanında önce kendimizin dünyaya örnek olması lazım ki medya için merkezi burada toplayalım.”

    Fahrettin Altun’a çağrı

    Çakırözer, görüşmelere Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nı temsilen İletişim Başkanı Fahrettin Altun’nun katılmamasını da eleştirdi. Çakırözer, “TBMM’de bütçesi görüşülüyor İletişim Başkanı gelmiyor. Meclis’te kanun teklifi görüşülüyor yine gelmiyor! Madem kanunları Meclis’e gönderiyorsunuz geçsin diye o zaman gelip biraz anlatmak, dinlemek lazım! Bu kanunları biz keyfimizden geçirmiyoruz, ihtiyaç diye önümüze getiriyorsunuz. O zaman Başkan da gelecek, bütçesini alırken de gelecek, kanununu geçirirken de gelecek, bir selam verecek, selam alacak! Bu kurumsal ilişkiler böyledir, biz burada bakanları ağırlıyoruz” dedi. (ANKA)

     


  • TR-YÖS, 60 ülkede 88 merkezde yapılacak

    TR-YÖS, 60 ülkede 88 merkezde yapılacak


    Yükseköğretim Kurulu (YÖK), Türkiye’deki üniversitelere daha nitelikli ve daha fazla sayıda uluslararası öğrenci kazandırmak amacıyla düzenlenen Türkiye Yurt Dışından Öğrenci Kabul Sınavı’nın (TR-YÖS) 60 ülkede 88 merkezde gerçekleştirileceğini duyurdu.

    YÖK’ten yapılan yazılı açıklamaya göre; Türkiye’deki üniversitelere daha nitelikli ve daha fazla sayıda uluslararası öğrenci kazandırmak amacıyla düzenlenen TR-YÖS 60 ülkede 88 merkezde gerçekleştirilecek. Türkiye dışında toplam 59 ülkede ve 69 merkezde düzenlenecek olan 2025 TR-YÖS/1, Türkiye’de ise 18 ilde 19 merkezde yapılacak.

    Türkiye’deki yükseköğretim kurumlarında öğrenim görmek isteyen uluslararası adayların girecekleri ve sonuçlarını bu kurumlara kabul için başvururken kullanabilecekleri 2025 TR-YÖS/1, bu yıl 11 Mayıs’ta gerçekleştirilecek. 2025-TR-YÖS/1’e başvurular yarın başlayacak.

    Adaylar yarından itibaren 12 Mart 2025 tarihine kadar ÖSYM’nin internet sitesinden başvuru yapabilecek. Geç başvurular, 18-20 Mart tarihleri arasında alınacak. Sınav; Türkçe, İngilizce, Almanca, Fransızca, Arapça ve Rusça olmak üzere 6 dilde gerçekleştirilecek. (DHA)


  • Özgür Özel, Şehit Astsubay Esma Çevik’in babası Hüseyin Akgül’e rozet taktı

    Özgür Özel, Şehit Astsubay Esma Çevik’in babası Hüseyin Akgül’e rozet taktı


    CHP Genel Başkanı Özgür Özel, şehit astsubay Esma Çevik’in babası Hüseyin Akgül’e TBMM’deki makamında CHP rozeti taktı.

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 2019 yılında şehit olan astsubay Esma Çevik’in babası Hüseyin Akgül’e CHP’ye üye olması dolayısıyla TBMM’deki makamında parti rozeti taktı. CHP Lideri Özel ile şehit babası Akgül’ün bir süre sohbet ettiği görüşmede, CHP Genel Başkan Yardımcısı Murat Bakan da bulundu. Akgün, ardından CHP’nin haftalık grup toplantısına katıldı. 

    Özel, grup toplantısında yaptığı konuşmada, “Bugün ben bir başka babaya rozet taktım. Astsubay Esma Çevik. Hukuk fakültesini kazanıyor. Okurken Astsubay Okulu’nu kazanıyor. Orayı tercih ediyor, gidiyor, astsubay oluyor. Orada komando eğitimini bitiriyor. Sonra bomba imha eğitimi alıyor ve 2019 yılında, tam 30 yaşındayken İdil’de teröristler tarafından tuzaklanan bir el yapımı patlayıcıyı imha etmeye çalışırken hayatını kaybetti” dedi.

    Özel, partisinin şehit aileleri ve gazilerle kurduğu ilişki ve Gölge Bakan Yankı Bağcıoğlu’nun çalışmaları dolayısıyla Hüseyin Akgül’ün kendilerine ulaştığını kaydederken “Babası Hüseyin Akgül, CHP’yi bambaşka bir siyasi gelenekte olduğu halde CHP’nin şehit yakınlarıyla, gazilerimizle, astsubaylarla, emekli askerlerle kurduğu ilişki gölge bakanımızın bu konudaki çalışmaları bizlerin yaklaşımlarından bize ulaştı ve dedi ki ‘Baba ocağına gelmek istiyorum.’ Biz de acılı baba Hüseyin Akgül’e yukarıda rozetini taktık. Esma’nın resmiyle birlikte salonumuzu şereflendirdi” ifadelerini kullandı. (ANKA)