Kategori: Genel

Serbest Görüş farklı konularda kapsamlı haberler ve bilgi içerikleri sunmaktadır. Sitemiz ekonomi, politika, toplumsal olaylar ve daha fazlasını kapsayan geniş bir yelpazede haber ve analizler içermektedir.  Geniş bir konu yelpazesinde güncel bilgiler ve derinlemesine incelemelerle okuyuculara çeşitli perspektifler sunar.

  • TÜSİAD’dan iktidara eleştiriler: “Sussak gönlümüz razı değil”

    TÜSİAD’dan iktidara eleştiriler: “Sussak gönlümüz razı değil”


    TÜSİAD Genel Kurulu’nda yapılan konuşmalarda Kartalkaya’da çıkan yangından belediyelere açılan soruşturmalara, teğmenlerin ihracından Gezi olaylarının yeniden soruşturmalara konu edilmesine dek bir dizi konuda iktidara eleştiriler öne çıktı ve çözümün hukukun üstünlüğünden geçtiği vurgulandı.

    TÜSİAD yönetimi, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in programına destek verirken hem kamu harcamalarında tasarrufa gidilmediğinin, ayrıca iş dünyanın yaşadığı rekabet sorunları nedeniyle ihracat pazarlarının daralma ve istihdam kapasitesinin de azalma tehdidi ile karşı karşıya kaldığının altını çizdi.

    “Yangın çıkabilir ama 78 kişi ölüyorsa çöken bir sistemdir”

    TÜSİAD Yüksek İstişare Kurulu (YİK) Başkanı Ömer Aras, Bolu Kartalkaya’da meydana gelen otel yangını üzerinden Türkiye’de güven bunalımı yaşandığını dile getirdi.

    Aras, “Kartalkaya’da 78 canımız yanarak hayatını kaybetti. Yangın çıkabilir ama 78 kişi ölmez. Ölüyorsa nedeni usulüne uygun yapılmayan binalar ve denetimsizliktir. Çöken bir sistemdir. Bu sistemin nasıl düzeleceği çok net bellidir. Sistemin kendi kendini düzeltme mekanizması olmalıdır. Sorumlular görevden ayrılmalı, hesap vermeli ve yerlerine yetkin kişiler gelmelidir” dedi.

    “Toplumda güven sarsılıyor”

    Seçilmişlerin görevden alınmasının demokrasiyi zedelediği gibi uluslararası yatırımın ihtiyaç duyduğu güven ortamını bozduğunu belirten TÜSİAD YİK Başkanı, son haftalarda politik hayatta da olağanüstü olaylar yaşandığına dikkati çekerek şöyle devam etti:

    “Seçilmiş belediye başkanları görevden alınıyor yerlerine kayyum atanıyor. Bir siyasi parti lideri hakkında önce soruşturma başlatılıyor sonra farklı bir nedenle tutuklanıyor. Birçok sanatçının menajerliğini yapan bir iş kadını hakkında önce soruşturma başlatılıyor sonra farklı bir nedenle tutuklanıyor. Bir büyükşehir belediye başkanı hakkında, yaptığı konuşmalar nedeniyle basın toplantısından dakikalar sonra soruşturmalar açılıyor. Bilirkişi görüşmesini yayınlayan gazeteciler göz altına alınıyor, genel yayın yönetmeni tutuklanıyor. Yeni mezun teğmenler ordudan ihraç ediliyor. Çok kısa sürede arka arkaya gelen bu olayların toplumda endişe yarattığını ve güveni sarstığını söyleyebiliriz.”

    Reform önerilerinde eğitim vurgusu

    Kamunun da özel sektör şirketleri ve vatandaşlarla eşit düzeyde kemer sıkmasının şart olduğunu söyleyen TÜSİAD’ın en üst kurulunun başkanı, uzun vadede sürdürülebilir bir büyüme için yapılması gereken reformları da sıralarken şunları söyledi:

    “Birincisi, insana değer katan eğitim ve liyakat. İkincisi, hukukun üstünlüğü ve bağımsız yargı. Hedefimiz bu reformların yarattığı güven ortamıyla beslenen ekonomik kalkınma olmalıdır. Tüm kademelerde çocuklarımız için laik Cumhuriyet değerlerine, bilimsel düşünce ve akla dayalı, 21. yüzyıl becerilerini kazandıran sosyal etkileşim ve etik temelli, fırsat eşitliğine dayalı, çağdaş bir eğitim ekosistemini hayata geçirmeliyiz. Eğitim sistemini, siyasetin, siyasi partilerle ilişkilendirilen yapıların ve tarikatların etki alanının dışına taşımalıyız. Bunun taşıdığı hayati önemi 15 Temmuz darbe girişimi hepimize öğretmiş olmalı.”

    Orhan Turan: “Sussak gönlümüz razı değil”

    Aras’tan sonra kürsüye gelen TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan ise daha kısa bir konuşma yaptı.

    TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan.

    TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan.

    “Sussak gönlümüz razı değil. Hukukun üstünlüğünü, hemen ve tam olarak tesis etmeden ne ekonomide ne toplumda ne iç ne de dış politikadaki sorunlar çözülebilir” diyen Turan, şunları dile getirdi:

    “Toplumsal kutuplaşmanın yerini toplumsal uyuma bırakması, siyasette yumuşama ve siyasi alanın genişlemesi, sorunlarımızın çözümünü mutlaka kolaylaştıracaktır. Bu noktada terör sorununun kalıcı olarak ortadan kalkması en büyük dileğimizdir. Ancak şunu da görelim, izlenmekte olan sürecin başarısı ile hukuk devleti ve demokratik standartların iyileştirilmesi arasında birbirini besleyen karşılıklı bir etkileşim vardır. Biri olmadan diğeri eksiktir. Hukukun üstünlüğünü tesis edersek tüm sorunlarımızı konuşarak ortak akılla çözebiliriz.”

    Gezi sürecine dair açılan soruşturmalara eleştiri

    Turan da Aras gibi son dönemde yaşanan olayları arka arka sıralayarak “Biz niye bu hale geldik?” sorusunu yöneltti.

    TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Turan, “Eleştirel ifadelere ve habercilik faaliyetlerine açılan soruşturma haberleri çok sıklaştı. 10 küsur sene önceki olaylara, şimdi yeni soruşturmalar açılıyor” dedi.

    Tutuklu milletvekillerine, siyasi parti liderlerine ve belediye başkanlarına yenilerinin eklendiğini söyleyen Turan, “Disiplinsizlik suçuyla teğmenler hakkında ihraç kararı alınıyor. Kamuoyu vicdanında suç ve ceza arasında orantısızlık kanaati oluşuyor. İster seçimle ister atamayla gelen kamu görevlilerinin görevlerinden alınmasının, yeni örneklerine şahit oluyoruz. Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, galiba artık şirket kurmaktan daha kolay. Kadın cinayetlerinin de çocuk tacizlerinin de sonu gelmiyor. Nedir bu tırmanma?” diye konuştu.

    “Şimşek’in ekonomi programına destek veriyorsak da her şeyin yolunda olduğunu söyleyemeyiz”

    Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek’in uyguladığı programa TÜSİAD’ın destek verdiğini vurgulayan Orhan Turan, ancak ekonomik durumun sıkıntılı olduğuna da işaret etti.

    TÜSİAD Başkanı, “Sayın Bakan Mehmet Şimşek’in ekonomi programına destek veriyorsak da ekonomide her şeyin yolunda olduğunu söyleyemeyiz” dedi.

    Enflasyonla mücadelenin hızlanması gerektiğini vurgulayan Turan, şunları ifade etti:

    “Artık daha hızlı netice almalıyız. Yoksa stres birikiyor. Sanayici çok zorlanıyor. İhracatçı kan ağlıyor. İthalatın cazibesi artıyor. Başka ülkelerde hammaddeyi daha ucuza alan, krediye daha ucuza erişen rakiplerimizle biz nasıl rekabet edebiliriz? İşimizi nasıl devam ettireceğiz? Devam ettiremezsek çalışanlarımız ne olacak? Hem sanayici mutsuz hem çalışanlar. Hem büyük işletmeler zorlanıyor hem KOBİ’ler. Hem batıdaki girişimciler yakınıyor hem doğudakiler. Peki kimin yüzü gülüyor?”

    Adalet Bakanı’ndan tepki: “Türkiye eski Türkiye değildir; hiçbir kuruluş kendisini hukukun üstünde göremez”

    TÜSİAD yönetiminden yükselen “hukukun üstünlüğü” talebi ve “sistem” eleştirilerine ilk tepki Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’tan geldi.

    X hesabından paylaşımda bulunan Tunç, şunları yazdı:

    “Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Hiçbir kurum, kuruluş veya çıkar grubu, milli iradenin üzerinde değildir. Demokratik sistemimizin temel taşlarından biri, kuvvetler ayrılığı ve yargının bağımsızlığıdır. Yargı süreçleri üzerinde hiçbir baskıyı kabul etmediğimiz gibi yargıyı etkilemeye yönelik her türlü girişime karşı olduğumuzu herkesin çok iyi bilmesi gerekir. Sivil toplum kuruluşlarının görüş açıklaması elbette demokratik bir hak olmakla birlikte, yargıyı ve siyaseti yönlendirme çabaları, demokrasinin ruhuna ve hukukun üstünlüğü ilkesine aykırıdır. Türkiye eski Türkiye değildir. Ayrıcalıklı kesimlerin yön verdiği Türkiye’nin artık geride kaldığını anlamayanlar şunu bilmelidir ki; Hiç kimse veya hiçbir kuruluş, kendisini milletin iradesinin ve hukukun üstünde göremez.”

    Adalet Bakanı, hukuk düzenine yönelik her türlü müdahale girişimine karşı, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da hukuk çerçevesinde en güçlü şekilde karşılık verileceğini belirtti.

  • Eğitim uzmanı, psikolojik danışman Yeşilyurt’tan üniversite adaylarına YKS için 10 öneri

    Eğitim uzmanı, psikolojik danışman Yeşilyurt’tan üniversite adaylarına YKS için 10 öneri


    Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) 21-22 Haziran 2025 tarihlerinde yapılacak. Sınav başvuruları 3 Mart’ta sona erecek. Geç başvuru ise 11- 13 Mart arasında yapılacak ve ücreti yüzde 50 daha fazla olacak. Eğitim uzmanı, psikolojik danışman Cihan Yeşilyurt, geçen yıl hukuk fakültelerini tercih edebilmek için 125 bin olan başarı sırasının bu yıl 100 bine getirildiğini hatırlatarak, “Bu durumun hukuk tercihi yapacak adayları zorlayacağını söyleyebiliriz. Zira 100 bin başarı sırası eşit ağırlık puan türü için oldukça yüksek. Öğrencilerin daha fazla çaba harcamaları ve netlerini artırmaları gerekecek” dedi.

    Başarı sıralaması istenen diğer yükseköğretim programları için herhangi bir değişiklik yapılmadığına dikkat çeken Yeşilyurt, tıp fakültesi tercihi için 50 bin olan sıralamanın devam ettiğini, 34 yaş üstü kadınlar ve depremzede adaylar için kontenjan uygulamasının bu yıl da süreceğini söyledi.

    Cumhuriyet’ten Figen Atalay‘a konuşan Yeşilyurt’un üniversite adaylarına kalan süre için önerileri şöyle:

    “1) Adaylar ilk dönemi verimli geçiremediklerini düşünüyorlarsa, ikinci dönem yeni bir başlangıç olabilir. Konuları tek tek yazıp güçlü ve zayıf olduklarınızı belirleyin ve eksiklerinizi kapatmak için harekete geçin. Erken havlu atmayın, elinizden gelen gayreti gösterin. Çok şeyin değiştiğini göreceksiniz.

    2) Sınava hazırlıkta herkesin takılıp kaldığı bir konu var: Soru sayısı. Kaç tane soru çözüldüğünü saymaya gelene kadar bir öğrencinin yapması gereken çok önemli bir iş var. Dersi anlatıldığı yerde, öğretmenden dinlemek. Bunu yapmadan soru çözmeye ağırlık vermenin hiçbir anlamı olmaz.

    3) Çözülemeyen soruları doğru zamanda yani fazla bekletmeden ve biriktirmeden sormanın konuyu tam olarak kavramadaki katkısı çok büyük. Bu soruları saklayıp sınava yakın zamanlarda kendinizi tekrar deneyebilirsiniz.

    4) Geçmiş yılların üniversite sorularını ve iki haftada bir en az bir tane (TYT-AYT) deneme sınavı çözmek adayların performansını artıracaktır.

    5) Adaylar özellikle TYT’de zaman problemi yaşayabiliyor. Bu yüzden yapılacak denemelerde zamana uymaya gayret gösterilmeli. Özellikle deneme sınavlarında tuvaleti bahane edip sık sık sınav bölünmemeli. Çünkü gerçek sınavda bu şans olmayacak.

    6) Üniversite sınavında her soru çok değerli. Yapacağınız bir fazla soru binlerce adayın önüne geçmenizi sağlayabilir. Bu yüzden dengeli bir ders çalışma programı hazırlayıp her derse gereken önemi vermelisiniz.

    7) Adaylar, konu eksiklerini gidermek için okulda ya da kursta mutlaka öğretmenlerin etütlerinden yararlanmalılar. Sadece video anlatımlarıyla yetinmemeliler.

    8) Öğrenciler konuların yetişemeyeceğini ve çok eksikle sınava gireceklerini düşünüyorlar. Bu endişe, çalışmaya sevk ederse öğrencilerin lehinedir. Derslere asılın, eksikleri giderin. Kendinize güvenin.

    9) Adaylar sağlıklarına, özellikle beslenme ve uykularına özen göstermeliler. Düzenli beslenme ve uyku düzeninin ayarlanmış olması fiziksel olarak kişilerin daha zinde hissetmesini sağlayacak, kaygıyı da azaltacaktır.

    10) Sürekli “sınav zor olacak” düşüncesi ile hareket etmek paniğe yol açabilir. Bu yüzden sınava ilişkin olumlu düşünmeye çalışmalısınız.”

    (Cumhuriyet)


  • AKP, Bolu Göynük Termik Santrali’ne 2024 yılında 386 milyon lira teşvik ödemesi yaptı

    AKP, Bolu Göynük Termik Santrali’ne 2024 yılında 386 milyon lira teşvik ödemesi yaptı


    CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz, AKP tarafından Kazancı Holding’e ait Bolu Göynük Termik Santrali’ne 2024 yılında 386 milyon lira teşvik ödemesi yapıldığını söyleyerek, “Bunun adı servet transferidir” dedi.

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Yavuzyılmaz, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, şunları kaydetti:

    “AK Parti bir yandan yüksek karla kamu eliyle işletilen Çayırhan Termik Santrali’nin varlık satışını yaparak, özelleştirmeye çalışırken, diğer yandan da buradan elde edeceği geliri, yine özel elektrik üretim şirketlerine, termik santrallere teşvik olarak vermeyi planlıyor.

    AK Parti’nin Kazancı Holding’e ait Bolu Göynük Termik Santrali’ne yaptığı devasa teşvik tutarı ödemesini tespit ettik. 2024 yılında şirkete ödenen kapasite mekanizması teşvik tutarı, 386 milyon lira. Bu tutar, 2023 yılında 60 milyon liraydı. Bir önceki yıla göre ödenen teşvikteki artış oranı yüzde 541. Bunun adı soygundur.

    AK Parti’nin 2025 yılında memur ve memur emeklisine yaptığı zam sadece yüzde 15,54. SGK ve BAĞ-KUR emeklilerine yaptığı zam sadece yüzde 15. Asgari ücretliye yaptığı zam sadece yüzde 30. Diğer yandan Bolu Göynük Termik Santrali için Kazancı Holding’e ödedi teşvik tutarındaki artış oranı, yüzde 541. Bunun adı servet transferidir.” (ANKA)

     


  • Rüşvet alan hâkim, cinayet sanığını serbest bıraktı

    Rüşvet alan hâkim, cinayet sanığını serbest bıraktı


    BirGün yazarı ve gazeteci Timur Soykan, Hatay’da yaşanan rüşvet ve usulsüzlük iddialarını detaylı şekilde ele aldığı yazısında, Hatay Adliyesi’nde Hâkim Mehmet Mustafa Ş.’nin kritik bir cinayet davasında tartışmalı bir tahliye kararı verdiğini öne sürdü. Yazıda, bu hâkimin daha önce de “change” işi yapan bir çeteye ait TIR’ların iadesi için bir savcıya rüşvet teklif ettiği iddiasının gündeme geldiğini de belirtti.

    TIKLAYIN – İddia: Hâkim, savcıya rüşvet teklif etti

    Soykan, 26 Mart 2021’de Hatay Kırıkhan’da meydana gelen cinayet olayında, sanık Veysel Karakoç’un beş el ateş ederek Mustafa Zambak’ı öldürdüğünü, delillerin ve güvenlik kamera kayıtlarının cinayeti net şekilde ortaya koyduğunu ifade etti. Buna rağmen, Kırıkhan Ağır Ceza Mahkemesi’nin 20 Ekim 2021’deki ikinci duruşmada sanığı oybirliğiyle tahliye ettiğini belirtti. Mahkeme başkanı olarak görev yapan Hâkim Mehmet Mustafa Ş.’nin, bu beklenmedik tahliye kararını vermekle suçlandığını dile getirdi.

    Soykan, öldürülen Mustafa Zambak’ın ailesi ve avukatlarının da iddialarına yer vererek, sanığın yakınlarının bir apartman ve çok sayıda hayvan satarak topladığı 1,5 milyon TL’yi rüşvet olarak verdiğini öne sürdüklerini aktardı. Apartman satış işlemleri sırasında, tapu müdürlüğünün sorduğu yazıya Hâkim’in 18 dakika içinde cevap vererek sanığın hâlâ tutuklu olduğunu bildirdiğini ve bu detayın da soruşturmada dikkat çektiğini belirtti.

    Üye hâkimler şaşırdı: Sesimizi çıkaramadık

    Yazıda, karara imza atan diğer iki üye hâkimin ifadelerine de yer verildi. Soykan, bu hâkimlerin soruşturma sırasında, dosyayı incelemeden kararlara onay verdiklerini itiraf ettiklerini yazdı. Üyelerin, “Başkan dosyaları eve götürüp bizden saklardı” ve “Tahliye kararında şaşırdık ancak sesimizi çıkaramadık” şeklinde beyanda bulunduklarını aktardı. Ayrıca, geçici görevle duruşmalara giren diğer hâkimlerin de tutuklama yönündeki başvuruları reddetmeye devam ettiğini söyledi.

    Dosya Yargıtay’a gönderilmiş

    Gazeteci Soykan, savcıların ve diğer adliye personelinin de bu karara şaşırdıklarını, rüşvet söylentilerinin ilçe halkı arasında hızla yayıldığını ve adliyenin itibarının zedelendiğini belirtti. Bunun üzerine başlatılan soruşturmanın, katili tahliye ettiği iddia edilen hâkimin yanı sıra diğer ilgililerle ilgili de yürütüldüğünü, dosyanın Yargıtay’a gönderildiğini dile getirdi.

    Soykan, cinayet sanığı Veysel Karakoç’un 13 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldığını, ancak tahliyenin ardından uzun süre saklandığı için yakalanamadığını ifade etti. Ailenin ısrarlı ihbarları sonucunda başka bir ilçenin emniyetinin yaptığı operasyonla yakalandığını, sanığın yargılamasının ise devam ettiğini belirtti.

    Zafiyet içindeki adalet sistemi

    Timur Soykan, tüm bu iddiaların yargı sistemindeki ciddi bir soruna işaret ettiğini vurgulayarak, “Hâkimlerin dosyaları incelemeden karar alması, rüşvet iddialarının yaygınlaşması ve bir cinayet sanığının erken tahliyesi, sistemin ne denli zafiyet içinde olduğunu gözler önüne seriyor” yorumunda bulundu. (BirGün)


  • Ege’deki deprem fırtınası turizmi de vurdu: Erken rezervasyonda düşüş

    Ege’deki deprem fırtınası turizmi de vurdu: Erken rezervasyonda düşüş


    Ege Denizi’nde 28 Ocak’tan bu yana 400’ü aşkın deprem yaşandı. Uzmanlar, bu artışta, bölgedeki aktif fay hatlarının ve volkanik aktivitelerin doğrudan bağlantılı olduğunu belirtiyor. Yaşan depremler Muğla, İzmir, Aydın gibi illerden de hissedilirken turizm sektörünü de vurdu. Depremlerin eren rezervasyon dönemine geldiğini ifade eden turizmciler, turiste doğru bilginin ulaştırılması gerektiğini düşünüyor. 

    Depremlerin turizmde ‘erken rezervasyon’ dönemine denk gelmesi nedeniyle turizm sektörü endişeli. İngiltere’den de Ege Adaları için vatandaşlarına seyahat uyarısı gelirken Yunan adalarına komşu olan Bodrum, bu süreçten etkilenen turizm destinasyonu oldu. Deprem ve tsunami olasılığı nedeniyle erken rezervasyonlarda geçen yılın aynı dönemine göre düşüş yaşanıyor.

    Duvar’dan Selçuk Arslan’ın aktardığına göre; Bodrum Otelciler Derneği (BODER) Başkanı Ömer Faruk Dengiz, yaşanan depremler nedeniyle reklam ve tanıtım faaliyetlerini geçici bir süreliğine durdurduklarını söyledi.  Erken rezervasyon döneminde olduklarını ve gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirten Dengiz, önceliklerinin insan güvenliği olduğunu ifade ederek, “Bu dönem, bizler için de önemli bir zaman dilimi. Özellikle Avrupalı misafirlerimizin tatil taleplerinin alındığı dönem. Depremlerin bu döneme gelmesi iyi olmadı. Geçen senenin aynı dönemiyle kıyaslandığında yüzdelik bazında düşüş yok. Fakat dalgalanma söz konusu. Aynı şekilde ‘yüzde 90 veya yüzde 80 satış yaptık’ da diyemiyoruz. Açıkçası bu süreçten etkilendik” diye konuştu.

    Dengiz, Bodrum’da hakim olan yatay mimarinin olası bir depremde can ve mal kaybını önleyecek durumda olduğunu söyledi.

    “Güvenlik olmadan turist gelmez”

    Bodrum Söz Otel Genel Müdürü Hüseyin Softa da yaptığı değerlendirmede, ‘güvenlik’ meselesini ön plana çıkarttı. Avrupalı turistlerin kendini güvende hissetmediği bir yerde tatil yapmayacağını belirten Softa rezervasyonların da yavaşladığını aktardı.

    “Depreme dair doğru bilgilerin verilmesi lazım”

    Depreme dair yanıltıcı bilgilerin dolaşımda olduğunu kaydeden Softa şunları söyledi:

    “Öncelikle yapmamız gereken farklı ülke vatandaşlarının bu söylentilerden rahatsızlık duymaması için depremler hakkında en doğru bilgiyi verip, durumu en iyi şekilde anlatmamız gerekiyor. Bodrum kayalık bir düzeneğin üstüne kuruludur, binalarda kat yüksekliği ev fazla iki kat olarak sınırlandırılmıştır, kıyı şeridinin yapısı nedeniyle olası bir tsunamiden Bodrum en hafif şekilde etkilenecektir. ‘Bodrum’da deprem fırtınası’ başlığı altında konuşanlar ve yanlış bilginin yayılmasına sebep olanlar, sadece Bodrum turizmine zarar vermektedir. Deprem ve tsunami söylemi nedeniyle rezervasyonlarda düşüşler yaşandı. Son günlerde iyice fark edilir oldu. Rezervasyon almadan günü bitirdiğimiz oluyor. Geçen seneye oranla düşüş söz konusu. Bizim bakanlık olarak, yerel yönetimler olarak, turizm faaliyeti gösteren dernekler olarak, TURSAB olarak gereken açıklama ve bilgilendirmeleri yapmamız ve bu açıklamaları Avrupa’ya ulaştırmamız lazım. Ancak böyle bu sorunu aşabiliriz. En son yaşanan yangın faciası, sahte alkol skandalı gibi olayları da örnek alacak olursak bu üzücü olayların haberleştirilmesine ve bu konuların üzerine yapılan açıklamalara da çok dikkat edilmeli” 

    Ege Denizi beşik gibi sallanıyor; uzmanlar volkanik tehlikeye dikkat çekiyor

  • Gaziantep’te gösteri yürüyüşleri ve benzeri etkinlikler 15 gün yasaklandı

    Gaziantep’te gösteri yürüyüşleri ve benzeri etkinlikler 15 gün yasaklandı


    Gaziantep’te gösteri yürüyüşleri ve benzeri etkinliklerin 15 gün yasaklandığı bildirildi.

    Valilikten yapılan yazılı açıklamada, alınan bazı kararlara ilişkin bilgi verildi.

    Açıklamada şunlar kaydedildi:

    “Organize sanayi bölgeleri ve jandarma bölgesi dahil gerçekleştirilebilecek, siyasi partilerin, sendikaların ve sivil toplum kuruluşlarının kendi binalarında, kendi personel ve üyelerine yönelik yapacağı genel kurul ve toplantılar ile devlet kurum ve kuruluşlarının program ve etkinlikleri, resmi bayram, resmi anma günleri, resmi tören ve kutlamalar ile gelenek ve göreneklere göre yapılacak programlar, spor faaliyetleri ile bilimsel, ticari ekonomik amaçlarla yapılan programları kapsamında gerçekleştirilebilecek etkinlikler ve Valiliğimize başvuru yapılarak izin verilenler hariç, tüm toplantı ve gösteri yürüyüşü, basın açıklaması, açık ve kapalı yer toplantısı ile protesto eylemi, miting, çadır kurma, bekleme eylemi, oturma eylemi, stant açma, açlık grevi, anma töreni, afiş, pankart ve poster asma, el ilanı ve bildiri dağıtma, imza masası açma, meşale yakma ve taşıma, konferans, panel, seminer, kermes, yardım toplama faaliyetleri her türlü eylem ve etkinliklerin 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11/C maddesi ve ayrıca 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 17. ve 19. maddeleri hükmü gereğince 13 Şubat saat 01.00’den 27 Şubat saat 24.00’e kadar 15 gün boyunca Valiliğimiz tarafından yasaklanmıştır.”(AA)

     

     


  • Cumhurbaşkanı Erdoğan 5 yıl aradan sonra Pakistan’da

    Cumhurbaşkanı Erdoğan 5 yıl aradan sonra Pakistan’da


    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile Pakistan-Türkiye Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi’nin 7’nci oturumuna eşbaşkanlık etmek üzere İslamabad’da temaslarda bulunuyor.

    Çarşamba akşam saatlerinde İslamabad’a ulaşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Perşembe günü düzenlenecek toplantının ardından Pakistan’dan ayrılacak.

    Bu ziyaretle iki müttefik ülke Türkiye ve Pakistan, Ortadoğu’da son derece kritik bir dönemin yaşandığı bugünlerde en üst düzey görüşmelerini gerçekleştiriyor.

    Suriye’de Esat rejiminin devrilmesi Ankara’nın bölgedeki konumunu güçlendirdi ancak aynı zamanda Türkiye’yi, askerleri Suriye topraklarına ilerleyen İsrail ile doğrudan bir rekabet içine soktu.

    Birmingham Üniversitesi’nden Ömer Kerim, “Türkiye, bir diğer orta ölçekli savunma gücü olan Pakistan gibi ülkelerle savunma ve stratejik bağların arttırılmasının Türkiye ve Türk çıkarları için daha da önemli olduğunun farkında. İkili savunma üretim teknolojilerinin paylaşılması ve bilgi alışverişi kilit bir husus” dedi.

    Suriye’deki iç savaş Pakistan ve Afganistan’daki silahlı grupları da derinden etkiledi. Bu ülkelerden gelen savaşçılar Suriyeli milislerle birlikte savaştı. Ancak terör örgütü IŞİD’in bölgesel bir uzantısı olan IŞİD Horasan, iki Güney Asya komşusunda daha fazla şiddet yaşanmasına neden oldu.

    ABD tarafından yabancı terör örgütü olarak tanımlanan Heyet Tahrir el-Şam’ın (HTŞ) Suriye’yi yönetmeye başlamasıyla birlikte güvenlik uzmanları, Ankara ve İslamabad’ın devlet dışı aktörleri yönetmek için birbirlerinin yardımına ihtiyaç duyduğunu söylüyor.

    Militan faaliyetlerini gözlemleyen çevrimiçi bir platform olan Horasan Günlüğü’nün kurucusu İftikhar Firdevs, “Şii milislerin yanısıra çeşitli devlet dışı aktörlerin, Sünni milislerin de Suriye’ye doğru hareket etmesiyle ve şimdi çatışmanın yatışmasıyla da nihai dönüşleri ve bunun bölge üzerindeki etkisi muazzam bir rol oynayacaktır” dedi.

    Erdoğan'ın temasları çerçevesinde iki ülke arasında yeni anlaşmaların da imzalanması bekleniyor.

    Erdoğan’ın temasları çerçevesinde iki ülke arasında yeni anlaşmaların da imzalanması bekleniyor.

    Ticaret hacmi gündemde

    Erdoğan’a gezisinde eşlik eden Türk şirket yöneticilerinin ticaret ve yatırımı arttırma planları da masada. Geçmişte verilen ticareti arttırma sözlerine rağmen iki ülke arasındaki ticaret hacmi yıllık 1,5 milyar dolar civarında seyrediyor.

    Uzmanlar, Pakistan ve Türkiye’nin zor durumdaki ekonomilerinin kilit alanlarda işbirliği için fırsatlar sunduğunu söylüyor.

    Pakistan Maliye Bakanı Danışmanı Hürrem Şehzade, “Birincisi inşaat ve altyapı. Türkiye’nin şirketleri zaten burada. Konuta, yollara, kentsel projelere yatırım yapıyorlar. İkinci en büyük alan olan enerji, bağlantı kurabileceğimiz kilit bir nokta. Üçüncüsü de tabii ki Türkiye’nin ustalaştığı, bizim de içinde olduğumuz ve çok büyük potansiyele sahip olduğumuz turizm” dedi.

    Uzmanlar, Washington’un, bu ziyaretin ardından Pakistan ve Türkiye arasında devam eden savunma üretimi işbirliği başta olmak üzere stratejik ilişkilerin nasıl gelişeceğini yakından izleyeceğini söylüyor.

  • Diyarbakır’daki devlet hastanesinde holter için bir ay sonraya randevu verildi: Sadece 10 cihaz var!

    Diyarbakır’daki devlet hastanesinde holter için bir ay sonraya randevu verildi: Sadece 10 cihaz var!


    Diyarbakır’daki Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde holter için bir ay, MR için ise 3 ay sonrasına gün verildi. Hastanede sadece 10 adet holter cihazı olduğu öğrenildi.

    Diyarbakır’da tansiyon şikayeti ile hastaneye giden Mehmet Zeki Özer, hastanenin dahiliye doktoruna başvurdu. Dahiliye doktoru sorunun tespiti için hastaya holter cihazı takılmasını istedi. İlgili birime giden Özer’e holter cihazının takılması için 3 Mart tarihine gün verildi. Özer’e MR için ise 3 ay sonrasına randevu verildi.

    Amida Haber’den Hozan Adar’ın aktardığına göre;  Özer, “Bir süredir tansiyon ve baş ağrısı şikayetim vardı. Bunun tespiti için Eğitim Araştırma Hastanesi’ndeki dahiliye doktoruna gidip muayene oldum. Tansiyonla ilgili durumun belirlenmesi için holter takmam gerektiği söylendi. 3 Mart tarihine gün verildi. Hastanede sadece 10 holter cihazının olduğu söylendi. Doktor MR da istemişti. MR’ı gündüz yapmam halinde 3 ay sonrasına, gece yapmam durumunda ise 24 Şubat tarihine gün verildi. Bir yandan sağlıkta devrim yapıldı deniliyor bir yandan vatandaşa aylar sonrasına gün veriliyor” dedi.

    Holter belirli bir ortam bulunmaksızın kalp ile ilgili rahatsızlık yaşadığını söyleyen kişilerin günlük hayat içinde kalbinin elektriksel faaliyetlerini kaydeden bir cihazdır. 24, 48 ya da daha uzun sürelerle kalple ilgili kayıtları almaya yarar.

     

  • Eylem Tok ve Timur Cihantimur’un Türkiye’ye iadesine karar verildi: Süreç nasıl işliyor?

    Eylem Tok ve Timur Cihantimur’un Türkiye’ye iadesine karar verildi: Süreç nasıl işliyor?


    Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, İstanbul’daki ölümlü trafik kazasının ardından ABD’ye kaçan Eylem Tok ve oğlu Timur Cihantimur’un Türkiye’ye iadelerine karar verildiğini duyurdu. Sosyal medya hesabından bir açıklama yapan Bakan Tunç, “Eylem Tok ve Timur Cihantimur’un Massachusetts Bölge Mahkemesi tarafından ülkemize iadelerine karar verilmiştir” ifadesini kullandı. Tunç, “Adaletin tecellisi için şüphelilerin ABD’den ülkemize iadeleri hakkında gerekli girişimlerimizi sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.

    Bakan Tunç bugün katıldığı bir televizyon programında da konuyla ilgili açıklamalar yaptı. Tunç “Dün akşam iade kararı verildi ama bu karar temyize tabii. Bölge mahkemesi ve sonrasında temyize gider, kesinleşirse ABD Dışişleri Bakanlığı’na gider karar. Kesinleşince iade gerçekleşmiş olur” diye konuştu.

    Boston’daki davada Hakim Donald Cabell, anne ve oğluna yönelik suçlamaların, iade anlaşması kapsamında değerlendirilemeyeceği yönündeki savunmayı reddetti. Bu gelişme ABD makamlarının bir iade sürecini başlatmasını mümkün kıldı. Ancak Reuters haber ajansında açıklamaları yer alan Eylem Tok ve Timur Cihantimur’un avukatları, hukuki seçenekleri değerlendirdiklerini söyledi.

    BBC Türkçe’nin aktardığına göre Cihantimur’un avukatı Martin Weinberg, resmen suçlanmamış reşit olmayan bir çocuğun iadesinin sorun teşkil edebileceğini savundu. Reuters ise ABD Adalet Bakanlığı’nın yorum yapmayı reddettiğini aktarıyor.

    Hakim iddiaları reddetti 

    Cihantimur’un avukatı, ABD ve Türkiye arasındaki iade anlaşmasının yalnızca resmen suçlanan kişileri kapsadığını, bu nedenle hakkında Türkiye’de tutuklama emri olan gencin bu kapsama giremeyeceğini savundu. Eylem Tok’un avukatı ise oğlunun kaçmasına yardım ederek, suçluyu koruma iddialarının da iade anlaşması kapsamına girmediğini savundu. Hakim Cabell bu iddiaları reddetti ve anlaşmadaki “suçlanan” ifadesinin bu kapsamda değerlendirmeye yeteceğine hükmetti.

    Neler yaşandı? 

    İstanbul Kemerburgaz’da 1 Mart 2024’te meydana gelen ve Oğuz Murat Aci’nin hayatını kaybettiği trafik kazasının şüphelilerinden Timur Cihantimur ve Eylem Tok, Türkiye’yi terk ederek ABD’ye kaçtılar. Tok ve Cihantimur, ilk olarak 18 Haziran 2024’te Boston’da hakim karşısına çıkarıldı.

    Eksik belgeler nedeniyle Tok hakkındaki dava 27 Haziran’a, Cihantimur hakkındaki dava ise 20 Haziran’a ertelenmişti. İkinci kez hakim karşısına çıkan Cihantimur’un tutukluk halinin devamına karar verilmişti.

    Hakim Donald Cabell, Cihantimur’un iade süreci boyunca tutuklu kalmasına hükmetmişti.

    Kararın ardından Habertürk muhabiri Alihan Tok’a konuşan Oğuz Murat Aci’nin babası Özer Aci, “Çok güzel bir haber. Bu davaya başladığımda 1 gün bile tutuklu kalsa bana yeter diyordum. Şu an 5 gün geçti. Tutukluluk devam ediyor. Bu iyi haber. O yargıca teşekkürlerimi iletiyorum. İncelesin, devam etsin. Kaçmaya teşebbüs edebilirler. Buradan da kaçtılar. Tutukluluk halinin devam etmesi beni de memnun etti” demişti.

    Tok’un oğlu Timur Cihantimur’un ABD vatandaşı olması nedeniyle hukuki sürecin karmaşık olabileceği yorumları yapılıyordu.

    İade süreci nasıl işliyor?

    Ülkelerin iade kararlarında iç hukuk kuralları ve diğer ülkelerle yaptıkları anlaşmalar belirleyici olabiliyor. Örneğin bir başka ülke tarafından Türkiye’den iadesi istenen kişi Türk vatandaşıysa iade gerçekleşmiyor.

    ABD’deki ilk tutuklama sonrası BBC Türkçe’nin sorularını yanıtlayan hukukçu Dr. Timuçin Köprülü, “Vatandaşlığın bizdeki gibi iadeye engel oluşturması hali, tüm devletlerde böyle olduğu anlamına gelmiyor” diyor ve Birleşik Krallık, Avustralya ve ABD’nin yurt dışında suç işleyen vatandaşlarını suçun işlendikleri ülkeye iade edebildiğini belirtmişti.

    Türkiye ile ABD arasında iade sürecini belirleyen anlaşmaya göre taraflar kendi vatandaşlarını vermek zorunda değil.

    Köprülü, ABD’deki yetkili makamın, yerinde gördüğü takdirde kendi vatandaşını iade kararı verebileceğini, iadesi istenilen kişi aleyhindeki delillerin “titizlikle” incelendiğini dile getiriyor. Hukukçu Köprülü, iade taleplerinin ABD yargı organları tarafından “normal bir ceza yargılaması şeklinde” ele alındığını, “dosyada yer alan delillerin yetersiz olması veya suçlu ya da müdafi tarafından çürütülmesi durumunda iade talebi reddedilebildiğini” belirtiyor.

    Cihantimur’un ABD vatandaşı olmasına karşın, suçun Türkiye’de işlenmiş olması ve ölen kişinin de ABD vatandaşı olmaması nedeniyle, suçlamalara ilişkin ABD’de bir yargılama yapılmasının muhtemel olmadığı da savunuluyordu.

    “Anne ceza almayabilir”

    ABD Mahkemesinin 14 Haziran tarihli iade davası belgesine göre Cihantimur’un, “kasıtsız adam öldürme ve yaralama”, annesinin ise “suçluyu koruma” suçlamalarıyla, Türkiye’ye iadesi isteniyordu. Köprülü, Tok’un iadesi istenen Türk Ceza Kanunu 283/3’üncü maddesine göre; suç işleyen bir kişinin araştırma, tutuklanma veya hükmün infazından kurtulması için “-imkan sağlayanın üstsoy (anne veya babası gibi) olması durumunda ceza verilmediğini belirtiyor.

    Yani Tok’un Türkiye’ye iadesi sonrası ceza almaması da olasılıklar arasında. Bununla birlikte Tok’un Türkiye’ye iade isteğine gerekçe olan suçlama dışında bir başka suçlamadan yargılanma olasılığına karşı da ABD makamlarından izin alınması gerektiği belirtiliyor.


  • Cinayetten sonra eski eşine de mesaj atmış!

    Cinayetten sonra eski eşine de mesaj atmış!


    Tekirdağ’da bir süre önce eşinden boşanan 44 yaşındaki Amir Yazıcı önce 13 yaşındaki kızı Su Dilem’i öldürmüş, sonra da bileklerini kesmişti. Tutuklanan cani babanın Dilem’i öldürdükten sonra eski eşine, kızının telefonundan “Bu dünyadaki en büyük acıyı yaşatacağım demedim mi” mesajı attığı öğrenildi. Yazıcı’nın yüzündeki tırnak izleri ise yürekleri yaktı. İzlerden Su Dilem’in, cani babayı engellemeye çalıştığı anlaşıldı.

    Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde eşinden boşanan Amir Yazıcı, Pazartesi akşam saatlerinde sosyal medya hesabından eski eşini kastederek, “Bizim ölmemizde bütün sorumlu G.U.’dur. Hakkınızı helal edin. Eyvallah” notunu paylaştı.

    Paylaşımı görüp Amir Yazıcı’ya ulaşamayan yakınları, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. Adrese sevk edilen polis ve sağlık ekipleri, daireye çilingir yardımı ile girdi. Ekipler, bileklerinde kesik bulunan baba Amir Yazıcı’yı ağır yaralı, ortaokul öğrencisi kızı Su Dilem Yazıcı’yı ise ölü buldu.

    13 yaşındaki Su Dilem, babası tarafından katledildi

    “Kızını boğarak öldürmüş”

    Yaralı bulunan Amir Yazıcı, hastanedeki tedavisinin ardından polis tarafından gözaltına alındı. Amir Yazıcı ifadesinde kızını boğarak öldürdüğünü itiraf etti.

    Kızının sosyal medya hesabında erkek arkadaşıyla paylaşımını gördüğünü söyleyen Yazıcı, “Dün kızım okuldan geldikten kısa bir süre sonra bu sebepler nedeniyle kızımla tartıştık. Ardından sinirlenerek kızımı kanepede boğdum. Daha sonra intihar etmek amacıyla ilaç içtim ve kendi bileklerimi kestim” dediği öğrendi.

    Polisteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen cani babanın suratında tırnak izleri görüldü.

    Yazıcı, çıkarıldığı nöbetçi mahkemece tutuklandı.

    Kızının telefonundan mesaj atmış

    Anne G.U. da poliste verdiği ifadesinde, kızını dün okul çıkışında babasının aldığını öğrendiğini belirterek, Su Dilem’in telefonundan kendisine, “Anne beni niye öldürdün. Senin yüzünden öldüm. Ben sana ne dedim. Bu dünyadaki en büyük acıyı yaşatacağım demedim mi. Al yaşa bakalım katilsin” şeklinde mesaj geldiğini anlattı.

    Adli Tıp Kurumu’ndaki otopsi işlemlerinin ardından yakınları tarafından teslim alınan Su Dilem Yazıcı’nın cenazesi, Çorlu Garaj Camisi’ne getirildi. Burada öğle namazının ardından kılının cenaze namazına anne G.U., yakınları ve okul arkadaşları katıldı. Gözyaşı döken G.U., yakınları tarafından güçlükle sakinleştirildi. (DHA)