Kategori: Genel

Serbest Görüş farklı konularda kapsamlı haberler ve bilgi içerikleri sunmaktadır. Sitemiz ekonomi, politika, toplumsal olaylar ve daha fazlasını kapsayan geniş bir yelpazede haber ve analizler içermektedir.  Geniş bir konu yelpazesinde güncel bilgiler ve derinlemesine incelemelerle okuyuculara çeşitli perspektifler sunar.

  • 6 Şubat depremlerinde 55 kişiye mezar olan Kupik Apartmanı davasında ilk duruşma; “İki yıldır deliller bile toplanmadı”

    6 Şubat depremlerinde 55 kişiye mezar olan Kupik Apartmanı davasında ilk duruşma; “İki yıldır deliller bile toplanmadı”


    Hatay Kırıkhan’da 6 Şubat depremlerinde yıkılan ve 55 kişinin hayatını kaybettiği Kupik Apartmanı’nın ilk duruşması bugün görüldü. Duruşmada müteahhit Ziyadin Kupik, yönetmeliğe uygun dayanıklı malzeme kullandığını söylerken, binada yakınlarını kaybeden aileler, betonun elle kırıldığını, binanın altında kolon kesildiğini kaydetti. 

    6 Şubat depremlerinde Hatay’ın Kırıkhan ilçesi Kurtuluş Mahallesi’nde bulunan Kupik Apartmanı’nın yıkılması sonucu 55 kişi yaşamını yitirdi, 8 kişi de yaralandı. Kırıkhan Cumhuriyet Başsavcılığı, arsa sahibi ve müteahhit Ziyadin Kupik ile tadilat projesi statik hesap proje müellifi inşaat mühendisi Nezir Günay hakkında “taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” suçundan dava açtı.

    Kırıkhan Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki ilk duruşmaya, depremde yakınlarını kaybeden aileler, tutuksuz sanık Ziyadin Kupik ve taraf avukatları katıldı. Tutuksuz sanık Nezir Günay ise duruşmaya gelmedi. Duruşmada ilk olarak müteahhit Ziyadin Kupik’e söz verildi.

    “Kolon kesildi” iddiası

    Tutuksuz sanık Kupik, binanın olduğu yerin Kırıkhan Belediyesi’nin yeri olduğunu, belediye onayıyla başladığının altını çizdi. Belediyenin müteahhitliğini yaptığını, yüzde 75 kendisine geri kalan kısmının belediyeye ait olduğunun belirten Kupik, “Altı daire belediyeye verdim. Belediye kontrol etmeden hiçbir şey yapmaz. Binanın kolonlarının kesilmesine dair bilgim yok. Binaya yapılan çatı hakkında da bilgim yok. 2003’e kadar hiç dairem kalmadı orada” diye konuştu.

    Binayı inşa ederken her şeyi fazlasıyla yaptıklarını, kolon, malzeme olarak dayanıklı yaptığını ileri süren Kupik, “Ben 1980’den beri müteahhitlik yapıyorum. Binanın altında Kimpaş Market tarafından kolon kesildiğini depremden sonra duydum. Gözlerimle görmedim. Suçsuzum, beraatimi talep ediyorum” dedi. 

    “Çalıştığım binalar yıkılmadı, bu bina neden yıkıldı bilmiyorum”

    Binanın inşaatında çalışan Necmi Özat, duruşmada tanık olarak dinlendi. Tanık Özat, projenin sekiz kat olacak şekilde geldiğini, projede yazılı olarak ne varsa ona uygun yaptıklarını söyledi. Özat, yaptıkları işlerin inşaat mühendisi Necati Uçar tarafından kontrol edildiğini söyledi. Özat, Kırıkhan’da çalıştığı hiçbir binada yıkım olmadığını, bu binanın da neden yıkıldığını bilmediğini belirterek, “Binanın dört tarafı perde beton, taşıyıcı kolonlar da var. Çimento harcında çimento yoktu. İnşaat devam ederken herhangi bir kat ekleme olmadı. Apartmanın niye yıkıldığını bilmiyorum” dedi.

    “Binada kolon kesildi, TIR geçse sallanıyordu”

    Kupik Apartmanı’nda yakınlarını kaybedenler duruşmada binada kolon kesildiğini söyledi. Müştekilerden biri arama kurtarma sırasında betonun elle kırıldığını, ufalandığını kaydederek, “Binanın yanından TIR geçse bina sallanıyordu. Deprem öncesi binada içe dönük esneme vardı. Biz parke döşemek istedik. İçe doğru gittiği için önce şap döküldü, sonra parke döşendi. Bina depremden önce de gitmeye başladı” diye konuştu.

    Mahkeme heyeti, sanıkların mevcut hallerinin devamına karar vererek duruşmayı 11 Temmuz’a erteledi.

    “Rant uğruna insanlar ölüme sürüklendi”

    Kupik Apartmanı’nda yakınlarını kaybedenler, duruşma sonrasında Kırıkhan Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı. Müştekilerin avukatı Bülent Akbay, bugün bir kez daha siyasi anlamda güçlü insanların korunduğunun göründüğünü ileri sürerek, yargı mensuplarının suçluların avukatı gibi davrandığını kaydetti. Akbay, kolon kesmeye ilişkin çok somut deliller olmasına rağmen ifadesi alınsın taleplerinin reddedildiğini belirterek, “Müteahhit ilkokul mezunu olduğu halde bu binaları, tabutlukları yapmış. Rant uğruna insanlar ölüme sürüklendi. Enkaz, deliller orada duruyor. Ancak iki yıldır bu delilleri toplamaktan aciz bir durum var. İnsan hayatı bu kadar ucuz olmamalı” dedi.

    İddianamede dönemin Kırıkhan Belediye Başkanı da kusurlu atfedildi

    Kırıkhan Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianamede, Kupik Apartmanı’nın 1997 Deprem Yönetmeliği şartlarına uygun yapılması gerekirken; malzeme dayanımlarını, kuvvetli kolon ve kesme güvenliği hesaplarını yapmadan, zemin etüdü hazırlamadan hesapların yapıldığı kaydedildi. İddianame ayrıca yönetmeliklere uygun olmayan statik proje ve hesaplarını onaylayarak inşaatın yapımına izin veren, yapının usulüne uygun olmayan tadilat ruhsatını onaylayan Kırıkhan Belediyesi Başkanı İsmail Turan’a da kusur atfedildi. Öte yandan Turan’ın 2020 yılında yaşamını yitirdiği için kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar verildi. (ANKA)


     

  • Konuşan Türkiye, en çok da bu dönemde ihtiyacımızdır

    Konuşan Türkiye, en çok da bu dönemde ihtiyacımızdır


    İyi Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, “TÜSİAD yöneticileri bugün hakikati dillendirdiler. Ne oldu? Tak hemen soruşturma. Peki gerekçe ne? ‘Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs’. Yahu zaten açtığınız soruşturmalar ve verdiğiniz kararlar adil değil ki. Hangi adil yargılamayı etkileme suçundan bahsediyorsunuz? Bir diğer gerekçe ne? ‘Gerçeğe aykırı bilgiyi alenen yayma’. Sözlerin hiçbir yerinde gerçeği aykırı bilgi görmedim ben. Evet moralimiz bozuk.Evet, çöken bir sistemin arazlarına canlar veriyoruz. Evet, ağzını açanı cezaevine yollayan muktedirler, demokrasimize de adalet sistemimize de zarar veriyor. Bütün bunları söylemek şayet bir suçu beraberinde getiriyorsa işte Kırşehir’den sesleniyorum o suçu Türk milleti adına ben de işliyorum. Bana da ne yapacaksanız yapın. Bu söylenenlerin hepsinin altına ben de imzamı atıyorum.” dedi.

    İyi Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Tüm İşçi Emeklileri Derneği Kırşehir Şubesini ziyaretinin ardından Neşet Ertaş’ın kabrini ziyaret etti. Dervişoğlu’nun Kırşehir’deki son durağı Kırşehir Neşet Ertaş Kültür Merkezi’nde düzenlenen partisinin Genişletilmiş İl Divan Toplantısı oldu.

    Partililere seslenen Dervişoğlu, şunları söyledi:

    “Ağzını açana soruşturma açılan sistemin adı demokrasi değildir. Siyasetçi, belediye başkanı, gazeteci, aydın, akademisyen, astrolog, hatta, sokakta uzatılan mikrofona konuşan vatandaş, ya da sosyal medyadaki bir paylaşım, savcıların gazabına uğruyor, insanlarımız cezaevine giriyorsa, orada demokrasiden söz edilemez. Sadece demokrasiden değil. Önce gözaltına alalım, sonra suçu organize ederiz denilerek yürütülen sürece de, adil yargı süreci denilmez.”

    “Konuşan Türkiye, en çok da bu dönemde ihtiyacımızdır”

    “Türkiye maalesef, demokrasi ve adil yargı konusunda, darbe dönemlerini aratmayan bir garabetin ortasındadır. O yüzden sıkça vurguluyorum; Türkiye konuşmalıdır diyorum. Konuşan Türkiye, en çok da bu dönemde ihtiyacımızdır. Türkiye’nin konuşmasından kim korkar? Demokrasiyi araç görenler korkar. Demokrasiye tramvay deyip, lazım gelen durakta ineriz diyenler korkar. Kendini memleketin sahibi sanıp, iktidarı kaybettiğinde herşeyini kaybedeceğini düşünenler korkar. Millet iradesine saygısızlık edenler, oy pusulalarındaki mühürleri bile suistimal edenler, varlıklarını harami düzene borçlu olanlar korkar.”

    “Türkiye konuşursa demokrasi işler”

    “Türkiye konuşmalıdır. Türkiye konuşursa demokrasi işler. Demokrasi işlerse yargı işler. Yargı işlerse güven olur. Güven olursa yatırım gelir. Yatırım gelirse Refah büyür. Refah büyürse; Emeklilerimiz, asgari ücretle çalışan milyonlarca kardeşimiz, ‘Fitreye’ muhtaç olmaktan kurtulur. TÜSİAD, bu ülkede, milyonlarca emekçiye iş ve ekmek imkanı sağlayan iş insanlarımızın derneğidir. Ülkenin ahvali ve istikbali için yaptıkları değerlendirmeler ve ikazlar da kıymetlidir.”

    “İktidarın iş insanlarımıza atar-gider yapmaya hakkı yoktur”

    “Demokrasi, iktidarın izin verdiği ölçüde yaşayacak bir şey değildir. Sivil toplum kuruluşları da, yeri ve zamanı geldiğinde fikirlerini özgürce paylaşabilmelidir. Yüksek İstişare Konseyi Başkanı’nın yaptığı konuşma ile ilgili olarak, dünden bu yana iktidar cenahından, asarız keseriz gibi açıklamalar geliyor. Tam ayıptır diyeceğiz. Bir de bakıyoruz, İstanbul’daki adı konmamış sıkıyönetim bürosu devreye girmiş ve soruşturma başlatmış. Öncelikle ifade etmek isterim ki; Milletin kursağındakine bile göz koyan bir iktidarın, o millete aş , iş ve ekmek imkanı üreten iş insanlarımıza atar-gider yapmaya hakkı yoktur.”

    “TÜSİAD yöneticileri bugün hakikati dillendirdiler”

    “TÜSİAD’ın uzun zamandır aldığı tutum ve pozisyona, sessizliğine dair söz hakkım saklıdır. Ancak, ne demiş de soruşturma açıyorsunuz? Ülke olarak moralimiz bozuk demiş. Değil mi? Bolu’da 78 canımızı verdiğimiz sorumsuzluktan bahsetmiş. Yalan mı? Uyduruk gerekçelerle açılan soruşturmalarla, insanları hukukun tüm kurallarını ihlal ederek cezaevlerine atılıyor demiş. Öyle yapmıyorlar mı? Soma’daki, İliç’teki madende, depremdeki enkazdacanlarımız, sorumsuzlukların, denetimsizliklerin kurbanı oldu demiş.”

    “Bu gerçeğe kim itiraz edebilir. Son dönemde, demokrasinin ve adalet duygusunun aldığı yaradan bahsetmiş, insanlar sudan sebeplerle cezaevine atılıyor demiş. Atılmıyor mu? Bakın buradan açık seçik hatırlatayım; Gerçekten en çok da yalancılar korkar. Birçok gelişmeye sessiz kalmış olsa da, TÜSİAD yöneticileri bugün hakikati dillendirdiler. Ne oldu? Tak hemen soruşturma. Peki gerekçe ne? ‘Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs’. Yahu zaten açtığınız soruşturmalar ve verdiğiniz kararlar adil değil ki. Hangi adil yargılamayı etkileme suçundan bahsediyorsunuz? Bir diğer gerekçe ne?‘Gerçeğe aykırı bilgiyi alenen yayma’Sözlerin hiçbir yerinde gerçeği aykırı bilgi görmedim ben. Evet moralimiz bozuk. Evet, çöken bir sistemin arazlarına canlar veriyoruz. Evet, ağzını açanı cezaevine yollayan muktedirler, demokrasimize de adalet sistemimize de zarar veriyor.”

    “Bu söylenenlerin hepsinin altına ben de imzamı atıyorum”

    Bütün bunları söylemek şayet bir suçu beraberinde getiriyorsa işte Kırşehir’den sesleniyorum o suçu Türk milleti adına ben de işliyorum. Bana da ne yapacaksanız yapın. Bu söylenenlerin hepsinin altına ben de imzamı atıyorum. Türkiye konuşsun istiyorum. Türkiye bu karşı karşıya bulunduğumuz suskunluk sarmalından kurtulsun diyorum, onun için Anadolu’yu karış karış geziyorum, onun için dava arkadaşlarımızla ve vatandaşlarımız da böylesine toplantılar düzenliyorum.

    “Muhalefet evvela danışmak mecburiyetinde olduğunu unutmamalıdır”

    “23 yıldır iş başında bulunan iktidarı seçim sandığında yenemeyen bir muhalefet var. Biz bu iktidardan elbetteki şikayet ediyoruz. Muhalefetten şikayet etmiş olmayayım. Yine beni yanlış anlamasınlar, ‘Muhalefetten şikayet ediyor’ demesinler, ‘Muhalefete muhalefet ediyor’ diye hiç demesinler. Ama bu muhalefet bu zamana kadar yaptıklarından doğru sonuç çıkmadığına göre evvela danışmak mecburiyetinde olduğunu unutmamalıdır. Yani, ‘Ben bunu yaparım siyasi partiler benim kararıma uymazlarsa millet onlara oyun bozan muamelesi yapar’ diye düşünenler var. Bu tam bir hayaldir. Seçim zamanına kadar ne olacaktır onu bugünden kestirebilmek mümkün değildir. Onun için boş hayallerin, ham hayallerin peşinden koşmaya hiç gerek yoktur. Bu millet kendi içinden nasıl Mustafa Kemal’ler çıkardıysa onu bu ceberut sistemden kurtaracak ne büyük memleket evlatları çıkarır. Hiç kimse hayal kurmasın biz varız ve biz buradayız.”

    “Süleyman Demirel 6 defa gitmiş 7 defa gelmek için mücadele etmiş”

    “Konuşan Türkiye vurgusu bana ait bir vurgu değil. Rahmetli Süleyman Demirel’e ait bir vurgu. İki gün önce Meclis’te yaptığım konuşmada da Demirel’e yine atıfta bulunarak demokrasi tanımı yaptım. Dedim ki ‘Demokrasi bir defa gitmekten korkanların rejimi değildir; Demokrasi 6 defa gidip 7 defa geri gelme iradesi sergileyenlerin rejimidir’. Onun için bu iradeye sahip çıkılmalıdır. Bana hep diyorlar, ‘Eski liderlerin sözlerine hep atıfta bulunuyorsun’. Haksız mıyım? Süleyman Demirel 6 defa gitmiş 7 defa gelmek için mücadele etmiş. Neye karşı; ihtilallere karşı. Neye karşı; demokrasi düşmanlarına karşı. Neye karşı, muhturalara karşı. Direnmiş, milleti arkasına almış gelmiş. Onu 6 defa göndermişler milletin iradesine her şeye rağmen saygı göstermiş ve muhataplarını milletin iradesine saygı göstermeye de mecbur bırakmış. Şimdi böyle bir siyasi lideri anmaz mısınız? Böyle bir siyasi lideri özlemez misiniz?” (ANKA)

    TÜSİAD neden hedefte, neler oldu?

    Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) olağan genel kurul toplantısında gerçekleştirilen sunumda, “Politik hayatta olağanüstü olaylar” başlıklı slaytta; politikacılar, iş insanları ve gazetecilere yönelik yargı süreçlerine dikkat çekilerek “sorgulanıyor, tutuklanıyor” ifadeleri kullanılmıştı.

    Hükümetten TÜSİAD’a yanıt: Türkiye eski Türkiye değil; hiçbir kuruluş, kendisini milletin iradesinin ve hukukun üstünde göremez

    Slaytta ayrıca Türk Silahlı Kuvvetleri’nden (TSK) ihraç edilen teğmenler de “Ordudan ihraç ediliyor” ifadesiyle işaretlenmişti.

    TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Ömer Aras yaptığı konuşmada, son haftalarda politik hayatta olağanüstü olayların yaşandığını belirterek, “Seçilmiş belediye başkanları görevden alınıyor, yerlerine kayyım atanıyor. Bir siyasi parti lideri hakkında önce soruşturma başlatılıyor, sonra farklı bir nedenle tutuklanıyor. Birçok sanatçının menajerliğini yapan bir iş kadını hakkında önce soruşturma başlatılıyor, sonra farklı bir nedenle tutuklanıyor” ifadelerini kullanmıştı.

    Aras, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkındaki davalara da dikkati çekerek, “Bir büyükşehir belediye başkanı hakkında, yaptığı konuşmalar nedeniyle basın toplantısından dakikalar sonra soruşturmalar açılıyor. Bilirkişi görüşmesini yayınlayan gazeteciler gözaltına alınıyor, genel yayın yönetmeni tutuklanıyor” diye konuşmuştu.

    Aras, 6 Şubat depremleri ve Kartalaya yangını başta olmak üzere yaşanan trajik olaylar hakkında da,  “Kurallarımız vardır ama uymayan çoktur, yeterli denetim yoktur. Bu ölümlerin ana nedeni sistem bozukluğudur… Bu sistemin nasıl düzeleceği çok net bellidir. Sistemin kendi kendini düzeltme mekanizması olmalıdır. Sorumlular görevden ayrılmalı, hesap vermeli ve yerlerine yetkin kişiler gelmelidir” demişti. 

    TIKLAYIN –  TÜSİAD sunumundan: Politikacılar, iş insanları, gazeteciler sorgulanıyor, tutuklanıyor, kayyım atanıyor, teğmenler ihraç ediliyor…

    TIKLAYIN – TÜSİAD YİK Başkanı Ömer Aras; Kartalkaya, İliç, Soma’daki ölümlere dikkat çekti, dünyadan örnekler verdi “sorumlular hesap vermeli, yerlerine yetkin kişiler gelmeli” dedi

    TIKLAYIN – TÜSİAD Başkanı Turan sordu: Kimin yüzü gülüyor?

    TIKLAYIN -TÜSİAD’ın sistem ve iktidar eleştirileri gazete manşetlerinde!

    Orhan Turan ne demişti?

    TÜSİAD’ın dünkü olağan Genel Kurul toplantısında konuşan Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan şunları söylemişti:

    “Tüm vatandaşlar kanun önünde eşittir. Devlet de hukukla bağlıdır. Her kademede yönetim keyfi değil, hukuk kurallarına göre yapılır. Burada sorun varsa her yerde sorun çıkar. Hukuka güven kalmazsa güvensizlik, istikrarsızlık ve belirsizlik her yere sirayet eder.”

    Özgür Özel: Bugün açılan soruşturma TÜSİAD’ın sözlerini doğruladı

    Aras ve Turan hakkında soruşturma başlatıldı 

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Ömer Aras ve Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan hakkında “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs” ve “gerçeğe aykırı bilgiyi alenen yayma” gerekçesiyle resen soruşturma başlattı.

    TÜSİAD YİK Başkanı Ömer Aras hakkında soruşturma!

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yapılan açıklamada şunlar kaydedildi: 

    “Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Orhan Turan hakkında 13/02/2025 tarihinde dernek genel kurulunda yapmış olduğu konuşmada bir kısım soruşturma ve kovuşturmalarla ilgili yargıyı telkin ve yönlendirme ile gerçeğe aykırı, kamu barışını bozmaya elverişli nitelikli sözleri nedeniyle adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs ve gerçeğe aykırı bilgiyi alenen yayma suçlarından Cumhuriyet Başsavcılığımızca resen soruşturma başlatılmıştır.

    TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Mehmet Ömer Arif Aras hakkında gerçeğe aykırı, kamu barışını bozmaya elverişli nitelikli sözleri nedeniyle adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs ve gerçeği aykırı bilgiyi alenen yayma suçlarından Cumhuriyet Başsavcılığımızca resen soruşturma başlatılmıştır.”

    Bakan Tunç’tan TÜSİAD açıklaması: Tamamen ideolojik, siyasi düşünceler

     

  • Münih saldırısının soruşturması Federal Başsavcılık’ta

    Münih saldırısının soruşturması Federal Başsavcılık’ta


    Münih’te Perşembe günü gerçekleştirilen saldırının soruşturmasını, “dini saiklerle işlendiği şüphesi ve saldırının özgürlükçü demokratik temel düzene karşı yapıldığı” şüphesi ile Federal Başsavcılık üstlendi.Almanya’nın Münih kentinde, bir otomobilin kalabalığın içine sürülerek gerçekleştirilen ve en az 39 kişinin yaralanmasına neden olan saldırının soruşturmasını Federal Başsavcılık üstlendi.

    Federal Başsavcı Jens Rommel’in makamından yapılan açıklamada, “Olayın dini saiklerle işlendiği şüphesi ve saldırının özgürlükçü demokratik temel düzene karşı yapıldığı değerlendirmesi” sonucu, saldırı ile “Federal Almanya Cumhuriyeti’nin iç güvenliğine etki edebileceği” sonucuna varıldığı aktarıldı. Soruşturmayı ilk olarak üstlenen Münih Başsavcılığı, saldırganın tutuklanma esnasında dile getirdiği söylemleri sebebiyle, söz konusu saldırının muhtemelen “İslamcı saiklerle” gerçekleştirildiğini duyurmuştu.

    Münih Sulh Mahkemesi’nde bir soruşturma yargıcı, 39 kez öldürmeye teşebbüsle suçlanan 24 yaşındaki Afganistan vatandaşı saldırganın tutukluluğuna hükmetmişti. Bavyera Eyalet Başsavcısı Gabriele Tilmann, saldırının arka planında bir terör örgütü bağlantısı olduğundan yola çıkmadıklarını dile getirdi.

    Biri çocuk iki kişinin durumu kritik

    Münih’te bir sendikanın düzenlediği gösteri yürüyüşü kalabalığının içine otomobil ile dalan saldırganın yaraladığı en az 39 kişiden, tedavi altındaki, biri iki yaşında bir çocuk olmak üzere iki kişinin hayati tehlikesi devam ediyor.

    Bavyera Emniyet Teşkilatı Müdür Yardımcısı Christian Huber, Gabriele Tilmann ile birlikte düzenledikleri basın toplantısında, polis memurlarının olay esnasındaki müdahaleleri sayesinde “daha kötü şeylerin engellendiğine inanıyorum” ifadelerini kullandı.

    Gösteri yürüyüşüne refakat eden polislerin saldırı sırasında bir kez, saldırganı durdurmak için otomobile ateş ettiklerini belirten Huber, bundan dolayı kimsenin yaralanmadığını; kendiliğinden teslim olmayan Afgan saldırganın da, etkisiz hale getirilirken “Allahu Ekber” diye haykırdığını ve dua ettiğini belirtti. Christian Huber, zanlının bu tavırlarından dolayı soruşturmayı, Münih Başsavcılığı’na bağlı Aşırıcılık ve Terörizmle Mücadele Merkez Bürosu’nun üstlendiğini ifade etti.

    Başsavcı Gabriele Tilmann ise, saldırganın iki saatlik sorgusunda, kalabalığın içine bilinçli bir şekilde daldığını itiraf ettiğini ve çarpmaların ne denli şiddetli olduğunun, otomobildeki hasarlardan anlaşıldığını dile getirdi.

    Reuters / ET

    DW Türkçe’ye VPN ile nasıl erişebilirim?

  • Resmî Gazete’de bugün (15 Şubat 2025 Resmî Gazete kararları)

    Resmî Gazete’de bugün (15 Şubat 2025 Resmî Gazete kararları)


    YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ
    YÖNETMELİKLER

    –– Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Veri Paylaşım Yönetmeliği
    –– İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Ana Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
    –– Mersin Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik

    TEBLİĞLER

    –– Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 531)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No: 581)
    –– Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 582)
    –– İthalatta Gözetim Uygulanmasına İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2023/9)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ
    –– İthalatta Gözetim Uygulanmasına İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2023/10)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ
    –– Türk Lirası Mevduat ve Katılma Hesaplarına Dönüşümün Desteklenmesi Hakkında Tebliğ (Sayı: 2021/14)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sayı: 2025/6)
    –– Altın Hesaplarından Türk Lirası Mevduat ve Katılma Hesaplarına Dönüşümün Desteklenmesi Hakkında Tebliğ (Sayı: 2021/16)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sayı: 2025/7)
    –– Yurt Dışında Yerleşik Vatandaşlar Mevduat ve Katılım Sistemi (YUVAM) Hesapları Hakkında Tebliğ (Sayı: 2022/7)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sayı: 2025/8)
    –– Altın Cinsinden Fiziki Varlıkların Finansal Sisteme Kazandırılması Hakkında Tebliğ (Sayı: 2022/11)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sayı: 2025/9)

    KURUL KARARLARI
    –– Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun 13/02/2025 Tarihli ve 13297, 13298, 13299 ve 13300 Sayılı Kararları

    YARGI BÖLÜMÜ
    YARGITAY KARARI

    –– Yargıtay 7. Hukuk Dairesine Ait Karar

    İLÂN BÖLÜMÜ
    a – Yargı İlânları
    b – Artırma, Eksiltme ve İhale İlânları
    c – Çeşitli İlânlar
    – T.C. Merkez Bankasınca Belirlenen Döviz Kurları ve Devlet İç Borçlanma Senetlerinin Günlük Değerleri

  • Kars’ta hırsızlık için girdikleri evdeki çifti bıçaklayan 3 sanığa hapis cezası

    Kars’ta hırsızlık için girdikleri evdeki çifti bıçaklayan 3 sanığa hapis cezası


    Kars’ın Sarıkamış ilçesinde para ve ziynet eşyası çaldıkları evdeki çifti toplam 51 bıçak darbesiyle yaralayan 3 sanık, 8 ay ile 16 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırıldı.

    Kars 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada, mağdur Mahigül Bulut (52) ile taraf avukatları hazır bulundu.

    Tutuklu sanıklar Serdar Sunca, Ercan Çukarçam ve suça sürüklenen çocuk M.A.İ. ise Rize L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile duruşmaya katıldı.

    Mahigül Bulut, beyanında, sanıkları tanıdıklarını söyledi. Sanıkların ara ara evlerine gelerek ihtiyaçlarını giderdiklerini belirten Bulut, olay günü yaşadıklarını anlattı.

    Cumhuriyet savcısı, esas hakkındaki mütalaasında, sanıkların, “Nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs etmek” ve “Nitelikli yağma” suçlarını işledikleri sabit olduğundan ilgili maddeler gereğince cezalandırılmasını talep etti.

    Son sözleri sorulan 3 sanık, suçlarını itiraf ederek, pişman olduklarını belirtti.

    Mahkeme heyeti, sanıklar Çukarçam ve Sunca’ya “Nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs etmek”ten 16’şar yıl, “Nitelikli yağma”dan 14’er yıl, “6136 sayılı yasaya muhalefet”ten ise 1’er yıl hapis ve 2 bin lira adli para cezası verdi.

    M.A.İ. ise “Nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs etmek”ten 10 yıl 8 ay, “Nitelikli yağma”dan 9 yıl 4 ay, “6136 sayılı yasaya muhalefet” suçundan ise 8 ay hapis ve 1320 lira adli para cezasına çarptırıldı.

    Kars’ın Sarıkamış ilçesinde 10 Şubat 2022’de Serdar Sunca, Ercan Çukarçam ve M.A.İ., girdikleri evden para ve ziynet eşyası çaldıktan sonra burada yaşayan Hayrettin Bulut (86) ile eşi Mahigül Bulut’u bıçakla ağır yaralamıştı.

    Polis ekiplerince, çaldıkları 50 bin lira ve 50 bin lira değerindeki ziynet eşyası ile olayda kullandıkları bıçakla markette yakalanan bu kişiler tutuklanmıştı. (AA)


     

  • İstanbul Başsavcılığı TÜSİAD’a soruşturma açtı: “Patronlar kulübü”nün ağır topları acil toplanacak 

    İstanbul Başsavcılığı TÜSİAD’a soruşturma açtı: “Patronlar kulübü”nün ağır topları acil toplanacak 


    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanı Ömer Aras hakkında “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs” ve “gerçeği aykırı bilgiyi alenen yayma” gerekçesiyle soruşturma başlattı.

    TÜSİAD YİK Başkanı’nın konuyla ilgili olarak ifadeye vermek üzere Çağlayan Adalet Sarayı’na davet edilmesi bekleniyor. Bu ifade sonrası soruşturma, düzenlenecek bir iddianameyle davaya da dönüştürülebilir, takipsizlik kararı da verilebilir.

    TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Ömer Aras ne demişti?

    Geçtiğimiz yıl YİK Başkanlığı’ndan ayrılan Anadolu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan’ın yerine bu göreve seçilen Aras, “patronlar kulübü”nün dünkü genel kurulunda yaptığı konuşmada Türkiye’de politik hayatta olağanüstü olaylar yaşandığını söyleyerek bu olayları saymıştı.

    Aras Kartalkaya’daki otelde meydana gelen yangının 78 kişinin ölümüyle sonuçlanmasını sistemin bozukluğuna bağlamıştı.

    TÜSİAD YİK Başkanı, “Yangın çıkabilir ama 78 kişi ölmez. Ölüyorsa çöken bir sistemdir. Seçilmiş belediye başkanları görevden alınıyor yerlerine kayyum atanıyor. Bir siyasi parti lideri hakkında önce soruşturma başlatılıyor sonra farklı bir nedenle tutuklanıyor. Birçok sanatçının menajerliğini yapan bir iş kadını hakkında önce soruşturma başlatılıyor sonra farklı bir nedenle tutuklanıyor. Bir büyükşehir belediye başkanı hakkında, yaptığı konuşmalar nedeniyle basın toplantısından dakikalar sonra soruşturmalar açılıyor. Bilirkişi görüşmesini yayınlayan gazeteciler göz altına alınıyor, genel yayın yönetmeni tutuklanıyor. Yeni mezun teğmenler ordudan ihraç ediliyor. Çok kısa sürede arka arkaya gelen bu olayların toplumda endişe yarattığını ve güveni sarstığını söyleyebiliriz” diye konuşmuştu.

    Adalet Bakanı’ndan TÜSİAD için “Sicili kötü” iddiası

    Bu sözlerin ardından Adalet Bakanı Yılmaz Tunç sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşımda, “Türkiye eski Türkiye değildir. Ayrıcalıklı kesimlerin yön verdiği Türkiye’nin artık geride kaldığını anlamayanlar şunu bilmelidir ki; Hiç kimse veya hiçbir kuruluş, kendisini milletin iradesinin ve hukukun üstünde göremez” ifadelerini kullandı.

    Adalet Bakanı Cuma günü de Bartın’da konuşmasında, “Vesayetçi anlayışın yanında duran, sicili bu anlamda kötü olan bu iş adamları derneğinin yöneticisinin ifadelerini kabul etmek mümkün değildir. Milletimiz de bundan rahatsız olur. Yargı bağımsızlığını hedef alan bu sözleri reddediyoruz. Bu sözlerin yargıyı, hukuk devletini hedef alan, yargı ve siyaseti yönlendirmeye çalışan söylemler olduğunu, artık bunların eski Türkiye’de kaldığını söylüyoruz” diyerek TÜSİAD’a tepki gösterdi.

    TÜSİAD’ın YİK Başkanı’na açılan soruşturma şaşırttı: Ağır toplar buluşuyor

    54 yıl önce kurulan TÜSİAD’ın ilk kez bir YİK Başkanı hakkında yaptığı bir konuşma nedeniyle soruşturma başlatılıyor.

    Yarım yüzyılı aşkın süredir her hükümet döneminde eleştirilerini dile getiren TÜSİAD’ın en üst düzey temsilcisine açılan bu soruşturma patronlar kulübünde soğuk duş etkisi yarattı.

    Aralarında eski başkanların da olduğu TÜSİAD’ın ağır toplarının yeni süreci gözden geçirmek için birkaç gün içinde acil olarak biraraya gelmesi bekleniyor.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Güney Asya seyahati dönüşü uçakta gazetecilere yaptığı açıklamada TÜSİAD’la ilgili bir değerlendirmede bulunmadı.

    Özgür Özel’den TÜSİAD’a destek: “Adalet isteyenlere ‘karışma’ diyemezsiniz”

    Muhalefet cephesinden soruşturmaya arka arkaya tepkiler geldi.

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel, herkesin yaptığı eleştirileri dile getiren TÜSİAD’ın üst düzey yöneticisine soruşturma açılmasının yanlış olduğunu söyledi.

    Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan’a genel başkanlığa seçildiği için tebrik ziyaretinde bulunan Özel, “Bunları ilk kez TÜSİAD da söylemiyor. Sendikalar, işçilerin örgütü söylüyor. Şimdi patronların örgütü, işveren örgütü söyledi. Türkiye’de ‘Bunlar yaşanıyor’ dedikleri hangileri yaşanmadı? Halk korkuyor ve fakir. Demokrasi demek zenginlik demektir. Bugün yapılan baskılar Türkiye’de kimseye fayda etmemektedir. Ayrıca hukuk devletiyle ilgili talep elbette ki en çok iş dünyasının talebi olacak. O yüzden adalet isteyenlere ‘karışma’ diyemezsiniz. Hele hele böyle soruşturmalar açamazsınız” dedi.

    DEM Parti: “TÜSİAD’ın eleştirilerine soruşturmayla yanıt verilmesi kabul edilemez”

    Soruşturmaya bir başka tepki DEM Parti’den geldi.

    DEM Parti’nin X hesabından yapılan paylaşımda, “Demokrasi ve hukukun üstünlüğü her geçen gün daha fazla yok sayılıyor! Sivil toplum örgütleri baskı altına alınıyor. En son TÜSİAD’ın kayyım hukuksuzluğuna ve demokrasideki gerilemeye dair eleştirilerine soruşturmayla yanıt verilmesi kabul edilemez. Eleştiriyi susturma çabası hukuk değil, keyfiliktir; ifade özgürlüğünü ayaklar altına almaktır. İktidarı, yurttaşların ve kurumların eleştirilerine saygılı ve hoşgörülü olmaya çağırıyoruz” ifadeleri kullanıldı.

    Babacan: “Her konuşanı susturarak gerçekleri örtemezsiniz”

    Eski ekonomi bakanlarından DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan da hükümeti yargıyı sopa gibi kullanmaması çağrısında bulundu.

    X hesabından değerlendirmelerde bulunan Babacan, “Hükümet, sivil toplumu ve meslek örgütlerini susturmak için yargıyı bir sopa olarak kullanmaktan vazgeçmelidir. Kamu barışını bozan hükûmetin uygulamalarını eleştirmek değil, yapılan her eleştiriyi kamu barışını bozmaya elverişli olarak niteleyip cezalandırmaya kalkmaktır. Soyut ve subjektif bir değerlendirme ile ülkede herkesi olağan şüpheli haline getirmek hukuk devletinin iflası anlamına gelir. Her konuşanı susturarak, gerçekleri örtemezseniz. Her konuşana soruşturma açarak insanları susturamazsınız” dedi.

  • Suç örgütü operasyonunda yakalanan 24 şüpheli tutuklandı

    Suç örgütü operasyonunda yakalanan 24 şüpheli tutuklandı


    Samsun merkezli 5 ilde düzenlenen suç örgütü operasyonunda gözaltına alınan 37 şüpheliden 24’ü tutuklandı.

    Samsun Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan aralarında silahlı organize suç örgütü elebaşı Erdem G’nin de bulunduğu 37 zanlının İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi’ndeki işlemleri tamamlandı.

    Adliyeye sevk edilen şüphelilerden 24’ü çıkarıldıkları hakimlikçe tutuklandı, 13’ü ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

    Şüphelilerin suç örgütü kurmak ve yönetmek, örgüte üye olmak, silahla tehdit, genel güvenliği kasten tehlikeye sokmak, uyuşturucu ticareti, suçluyu kayırma, görevi yaptırmamak için direnme, mala zarar verme ve kasten yaralama gibi suçlara karıştıkları tespit edildi.

    Operasyonda, 13 kilo 987 gram sentetik uyuşturucu, 22 ruhsatsız tabanca, 1232 tabanca fişeği, 16 ruhsatsız tüfek, 2 balistik yelek, kurusıkı tabanca, 27 kartuş, kılıç, kama, 60 sentetik ecza hapı, suçtan elde edildiği değerlendirilen 195 bin 700 lira ve 1350 dolar ele geçirildi.

    Suç örgütü elebaşı Erdem G. ile silahlı organize suç örgütü üyesi 36 zanlı hakkında gözaltı kararı verilmiş, şüpheliler İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerince dün Samsun, İstanbul, Amasya, Ankara ve Denizli’de belirlenen adreslere düzenlenen eş zamanlı operasyonda gözaltına alınmıştı. (AA)


     

  • KFC ve Pizza Hut işçilerinin hak arayışı sürüyor

    KFC ve Pizza Hut işçilerinin hak arayışı sürüyor


    Konkordato ilan eden ve Ocak ayı maaşlarını ödemeyen KFC ve Pizza Hut işçileri, Gaziantep’te bir basın açıklaması yaparak mağduriyetlerini dile getirdi. İşçiler, haklarını alana kadar mücadelelerini sürdüreceklerini belirtti.

    İş Gıda’nın konkordato ilan etmesiyle işsiz kalan KFC Türkiye ve Pizza Hut işçileri Gaziantep’te eylemler yaptı. İş Gıda bünyesinde bulunan KFC ve Pizza Hut işçileri şirketin konkordato ilan etmesinin ardından başlattıkları ücret ve tazminat talepli basın açıklaması gerçekleştirdi.

    Bebek bekleyen mağdur bir işçi, yaşadığı zorlukları şu sözlerle anlattı: “Şu an biz hakkımızı istiyoruz. Eşimle birlikte aynı şirkette çalışıyoruz ve ikimiz de mağduruz. Bir bebek bekliyoruz ama kimse bize destek olmuyor. Kira ödeyemiyoruz, ekmek bile alamıyoruz. Sadece hakkımızı istiyoruz. Çok zor bir şey istemiyoruz.” 

    2015 yılından beri KFC’de çalışan bir işçi ise yetkililere seslendi: “Hep birlikte çalıştık ama şimdi maaşlarımızı alamıyoruz. İlkem Şahin ve ailesi rahat yaşayacak diye biz neden mağdur oluyoruz? Devlet neden bunu araştırmıyor? Bizi böyle mi bırakacak? 7 bin kişi mağdur. Bu kadar insanın emeğini devletimiz inşallah en kısa sürede bu adamdan ve ailesinden çıkartır. Bu kadar kişinin emeği, hakkı boş değil.”

    Kadın işçiler, izin günleri, tazminat hakları ve ödenmeyen maaşları konusunda haklarını sonuna kadar savunacaklarını ifade etti. Çalışma şartlarının düzeltilmesi ve mağduriyetlerinin giderilmesi için mücadeleye devam edeceklerini vurguladılar. (ANKA)

     

  • ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Hakan Fidan Münih’te Suriye ve ikili ilişkileri görüştü

    ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Hakan Fidan Münih’te Suriye ve ikili ilişkileri görüştü


    ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’la Almanya’daki Münih Güvenlik Konferansı sırasında biraraya geldi. ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada Rubio’nun görüşmede, “istikrarlı ve birleşik bir Suriye’nin desteklenmesine yönelik yakın işbirliği ihtiyacını” vurguladığı belirtildi.

    Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tammy Bruce’un görüşmeye ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, iki bakanın ABD-Türkiye ilişkilerini güçlendirmenin yollarını, bölgedeki ortak çıkarları ve artan ikili ticareti görüştüğü kaydedildi.

    ABD Dışişleri Bakanı Rubio’nun görüşmede, “ABD, Türkiye ya da bölgeye tehdit olmayan istikrarlı ve birleşik bir Suriye’nin desteklenmesine yönelik yakın işbirliği ihtiyacını vurguladığı” belirtildi.

    Bakan Rubio’nun IŞİD’in Yenilgiye Uğratılması için Küresel Koalisyon’daki liderliğini, Güney Kafkasya’da adil ve kalıcı barışın desteklenmesine yönelik ortak çabaları ve Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik savaşını sona erdirmeye yönelik ortak hedefi not ettiği ifade edildi.

    Türkiye Dışişleri Bakanlığı’ndan görüşmeye ilişkin yapılan açıklamada da, iki bakanın savunma sanayi dahil ticari ilişkiler, Suriye’deki durum, Gazze’deki gelişmeler ve Ukrayna-Rusya savaşıyla ilgili konuları değerlendirdiği belirtildi.

    Hakan Fidan’ın “bölge ülkelerinin DEAŞ’la mücadele konusunda atabileceği adımlar hakkında görüşlerini aktardığı” kaydedildi.

    Açıklamada Bakan Fidan’ın Gazze’de ateşkesin kalıcı olmasının önemine değindiği; bölgesel barışın tesisi için İsrail – Filistin sorununun çözülmesi gerektiğini ifade ettiği aktarıldı.

  • CHP’li Kılıç’tan ‘Cumhurbaşkanına Hakaret’ suçunun kaldırılması için kanun teklifi

    CHP’li Kılıç’tan ‘Cumhurbaşkanına Hakaret’ suçunun kaldırılması için kanun teklifi


    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir Milletvekili ve TBMM Anayasa Komisyonu Üyesi Sevda Erdan Kılıç, “Cumhurbaşkanına Hakaret” suçunun yürürlükten kaldırılması için kanun teklifi verdi. Partili Cumhurbaşkanlığı sistemi ile birlikte Cumhurbaşkanının tarafsızlığını yitirdiğine dikkat çeken Kılıç, “Siyasal iktidarın bizzat kendisi haline gelmiş bir cumhurbaşkanlığı makamı hukuk sistemi üzerinden korunmaya çalışılıyor, eleştiri ile hakaret arasındaki ince çizgi ‘hakaret lehine’ yargısal bir sopa olarak kullanılıyor” dedi.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir Milletvekili ve TBMM Anayasa Komisyonu Üyesi Sevda Erdan Kılıç, Türk Ceza Kanunu’nun 299. Maddesinde düzenlenen “Cumhurbaşkanına Hakaret” suçunun yürürlükten kaldırılması için Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne kanun teklifi sundu.

    Düzenlemenin Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olduğu gerekçesiyle acilen yürürlükten kaldırılması gerektiğini belirten Kılıç, şunları söyledi: 

    On değil, yüz değil, bin değil… On binlerce dava. Memlekette öğretmeninden öğrencisine, gazetecisinden sanatçısına, milletvekilinden parti liderine, 16 yaşındaki çocuktan, 78 yaşındaki kadına kadar yediden yetmişe on binlerce sanık Cumhurbaşkanına hakaret suçundan yargılanıyor. Artık yeter!

    ‘Gözünün üstünde kaş var’ davaları”

    Her kürsüye çıktığında AKP Genel Başkanı sıfatıyla kendisinden olmayan herkesi dışlayıcı, ötekileştirici söylemlerle isnat eden, muhalefete demediğini bırakmayan Cumhurbaşkanına yanıt vermek de O’nu icraatları üzerinden eleştirmek de suç!

    1961 Anayasası’ndan bu yana, Cumhurbaşkanı seçilen kişinin partisiyle ilişiği kesilirdi. Çünkü Cumhurbaşkanı, tüm toplumu kucaklayan, tarafsız bir makam olarak görülürdü. Ancak 2017’deki Anayasa değişikliğiyle birlikte Cumhurbaşkanı seçilen kişi artık hem bir siyasi partinin genel başkanı hem de yürütmenin başıdır. Yani aktif siyasetin tam merkezinde yer alan bir siyasetçidir. Eskiden, tarafsız ve bütün toplumu kucaklayan Cumhurbaşkanlığı anlayışının arkasında öngörülen bu Cumhurbaşkanına hakaret suçu maddesi, bugün partili ve siyasetle iç içe olan bir makama kalkan olarak kullanılıyor. Siyasallaşmış yargının sonucunda; gözaltılar ‘gözünün üstünde kaş var’ seviyesine kadar indi.

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bu konuda çok net bir tavır aldı. ‘Hiçbir devlet başkanına, eleştirilere karşı özel bir koruma sağlanamaz’ dedi. Hatta Türkiye’ye açıkça ‘bu maddeyi değiştirin’ çağrısında bulundu. Ancak biz, TCK’nın 299. maddesiyle eleştiri özgürlüğümüzü daraltmaya devam ediyoruz.

    Bugün TBMM’ye sunduğumuz kanun teklifiyle, ifade özgürlüğümüzü boğan, eleştiriyi suç haline getiren bu anti demokratik, Anayasaya ve Avrupa insan hakları sözleşmesine aykırı olan maddenin acilen kaldırılmasını talep ediyoruz.

    “Cumhurbaşkanı tarafsızlığını yitirdi”

    CHP İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, TBMM Başkanlığı’na sunduğu Kanun Teklifi’nin gerekçesinde ise şu ifadelere yer verdi:

    “1961 Anayasası’nın 95. Maddesi, ‘Cumhurbaşkanı seçilenin partisi ile ilişiği kesilir’ hükmünü içermekteydi. 1982 Anayasası’nda korunan bu hüküm, 16 Nisan 2017 referandumu sonrası dönemde ülkemizde Cumhurbaşkanı’nın tanımı ile taşıdığı görev ve yetkiler değişmiştir. İşaret etmek gerekir ki; referandumdan önce, Anayasa’nın 101. maddesinin dördüncü fıkrası şöyle idi: ‘Cumhurbaşkanı seçilenin, varsa partisi ile ilişiği kesilir ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği sona erer’ Bu madde, referandum sonrasında, 21/01/2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanunun 7. maddesi ile değiştirilmiştir ve ‘Cumhurbaşkanı seçilenin, varsa partisi ile ilişiği kesilir’ ifadesi maddeden çıkarılmıştır. Yine, Anayasa değişikliğiyle beraber, iki başlı yürütme yapısı ortadan kaldırılmış ve ‘Yürütme yetkisi ve görevi Cumhurbaşkanı tarafından yerine getirilir’ düzenlemesi getirilmiştir.  

    Dolayısıyla, oluşan siyasi pratikle beraber, 2017 değişikliğinin akabinde “partili Cumhurbaşkanı” kavramı anayasa hukuku alanına dahil olmuştur. Önceki Cumhurbaşkanlığı rejim ve uygulamasının aksine, tüm toplumu kucaklayan ve siyaset üstü/siyasal partiler üstü olan tarafsız bir Cumhurbaşkanlığı müessesesi artık yoktur. Aksine; siyasal tartışma ve uygulamaların merkezinde bir Cumhurbaşkanı vardır. Hem yürütme görevini üstlenmesi hem de parti genel başkanı olması nedeniyle; Cumhurbaşkanı, siyasetin mücadele alanının aktif bir tarafıdır. Bunu ulusa sesleniş konuşmalarında dahi muhalefet partilerine ve liderlerine yönelik söylemlerinde görmekteyiz. Sırf ceza hukuku tekniği açısından da Cumhurbaşkanı’na parti genel başkanı sıfatıyla yapılan eleştiri ile Cumhurbaşkanı sıfatıyla yapılan eleştiri arasında ayrım yapmayı mümkün kılacak ve maddi anlamda kanunun gerektirdiği öngörülebilirliği temin edecek bir ölçüt kataloğu bulunmamaktadır. Böyle olunca da makamdaki kişiyi önceki gibi siyasal tartışma ve eleştirilerin üstünde özel bir normla koruyan TCK madde 299 düzenlemesiyle yeni anayasal durum arasında uyum kalmamıştır.

    Anayasa değişikliği öncesinde ender uygulamalarla karşımıza çıkan Türk Ceza Kanunu’nun 299. Maddesi, Anayasa değişikliği sonrası suiistimal edilmiştir. Sayısı on binlerle ifade edilen dava dosyaları kapsamında binlerce kişi mahkum edilmiştir. Geniş toplum kesimleri nezdinde ifade özgürlüğünü boğacak kadar kapsamlı uygulanan bu madde ile siyasal iktidarın bizzat kendisi haline gelmiş bir cumhurbaşkanlığı makamı hukuk sistemi üzerinden korunmaya çalışılmış, eleştiri ile hakaret arasındaki ince çizgi ‘hakaret lehine’ yargısal bir sopa olarak kullanılmaya başlanmıştır. Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesinde düzenlenen Cumhurbaşkanı’na hakaret suçu, AİHS’nin 10. maddesine ve Anayasa’nın 26. ve 90. maddelerine açıkça aykırıdır. İşbu kanun teklifiyle, söz konusu düzenleme ilga edilmekte ve mevzuatın Anayasa’ya ve AİHS’ne uygunluğu sağlanmaktadır.”