Serbest Görüş farklı konularda kapsamlı haberler ve bilgi içerikleri sunmaktadır. Sitemiz ekonomi, politika, toplumsal olaylar ve daha fazlasını kapsayan geniş bir yelpazede haber ve analizler içermektedir. Geniş bir konu yelpazesinde güncel bilgiler ve derinlemesine incelemelerle okuyuculara çeşitli perspektifler sunar.
Kocaeli’nin Körfez ilçesinde sokağa atıldığı değerlendirilen yasaklı ırk pitbull, mahallelinin baktığı sokak köpeğine saldırıp yaraladı. Çevredekiler hayvanlara müdahale ederken, mahallenin baktığı köpek, bir kişinin elini ısırdı.
Olay, öğle saatlerinde Körfez ilçesi Hacıosman Mahallesi Bağdat Caddesi’nde meydana geldi. Evde bakılıp daha sonra da sokağa bırakıldığı üzerinde durulan yasaklı ırk pitbull cinsi köpek, mahalleli tarafından beslenen bir köpeğe saldırıp yaraladı. Çevredekiler köpeklere müdahale etti. Bu sırada mahallelinin baktığı köpek, Sinan Tokatlı’yı ısırıp yaralı halde kaçtı. İhbar üzerine olay yerine sevk edilen sağlık ekipleri Tokatlı’yı Körfez Devlet Hastanesi’ne kaldırdı.
Olayın ardından yüzü kanlar içinde caddede dolaşan köpek, belediye ekipleri tarafından uyuşturucu iğne atılarak yakalandı. Diğre köpek ise yol kenarında baygın halde bulunup veteriner ekiplerine teslim edildi.
“Pitbullun tasması yoktu”
Caddede esnaflık yapan ve köpekleri ayırmaya çalışan Sinan Tokatlı, “Mahallenin köşesinde baktığımız bir köpeğimiz var. Pitbull, herhalde o köpeği yatarken sırtından yakalamış, biz de onları sopayla ayırmaya çalışırken o hengamede kaçıp benim elimi ısırdı. Çok uğraştılar ayırmaya ama ayıramadılar. Sonra da alıp götürdüler. Ortalık kan gölü oldu. Pitbullun tasması yoktu. Bizim baktığımız köpek zaten küpeli köpek; o da zararsızdı, kimseye rahatsızlık vermiyordu” ifadelerini kullandı. (DHA)
Venezuelalı yetkililer, Türkiye ile enerji işbirliğine yönelik önemli adımların atıldığını kaydediyor. Venezuela’da enerji sektöründe faaliyet göstermeye başlayan Türk şirketleri de yer alıyor
Venezuela Başkan Yardımcısı Delcy Rodriguez, iki ülke arasındaki enerji ve madencilik alanlarındaki işbirliğinde somut adımlar atmak için Türkiye’ye yaptığı ziyarette, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile biraraya geldi.
Rodríguez, Telegram hesabından yaptığı açıklamada, görüşmede petrol, gaz ve madencilik alanlarında ortak projelerin ele alındığını ve Venezuela’nın hem barındırdığı büyük potansiyeli açığa çıkaracak hem de halkların faydasına olan ikili ilişkileri geliştirmeye devam edeceğini söyledi.
Venezuela Dışişleri Bakanı Yvan Gil, geçtiğimiz Salı günü Türkiye’nin Caracas Büyükelçisi Aydan Karamanoğlu ile ikili ilişkileri gözden geçirmek üzere bir görüşme gerçekleştirmiş ve “Son yıllarda özellikle ticaret ve çok taraflı diplomasi alanlarında katlanarak büyüyen işbirliği bağlarını gözden geçirdiğimiz son derece verimli bir görüşme oldu” ifadelerini kullanmıştı.
Gil, Caracas Büyükelçisi Karamanoğlu ile yapılan görüşmenin, ikili bağların güçlendirilmesi ve bölgede sürdürülebilir kalkınmanın teşvik edilmesi bakımından iki ülke arasında enerji işbirliğine yönelik önemli bir adım olduğunu söylemişti.
Türkiye’nin petrol tedarikçileri arasında yer almayan Venezuela ile geçen yıl yatırım, ticaret ve ekonomik entegrasyonu geliştirmeyi amaçlayan “Yatırımların Teşviki ve Karşılıklı Korunması Anlaşması” imzalandı.
Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun son dönemlerde Türkiye’den, Venezuela’da turizmden enerjiye, madencilikten iletişim sektörüne kadar farklı alanlarda yatırım yapmasını beklediği ancak yatırımcıların Venezuela’ya uygulanan uluslararası yaptırımlardan dolayı konuya temkinli yaklaştığı biliniyor.
Yeraltında yaklaşık 3 milyar varille dünyanın en zengin petrol rezervlerine sahip olan Güney Amerika ülkesindeki petrol üretimi, resmi verilere göre Ocak ayında günlük 1 milyon varilin üzerine çıktı.
Bu, 2019 Haziran ayından bu yana ulaşılan en yüksek üretim olsa da petrol üretiminin Maduro’nun iktidara geldiği 2013 yılında günde 3 milyon varile yakın olduğu göz önünde bulundurulduğunda ciddi bir kayıp söz konusu. Venezuela’da petrol üretimi, 2018 yılında 1,5 milyon varilin altına düşmüş, 2019 yılında devletin petrol şirketi PDVSA’ya uygulanan uluslararası yaptırımların artmasıyla daha da azalmıştı.
Venezuela Petrolcüler Odası verilerine göre, üretimin günde 2 milyon varile çıkması için bir yılın üzerinde bir zamana ve 10 milyar dolar civarı bir yatırıma ihtiyaç duyuluyor.
Venezuela’da enerji sektöründe yatırım yapan Türk şirketleri arasında geçen yıl petrol sektöründe faaliyetlere başlayan Çan2 Termik ile doğalgazdan amonyak üretmek için 750 milyonluk bir yatırım anlaşması imzalayan Yıldırım Holding gibi şirketler yer alıyor.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olduktan sonra neler yaşandı?
Akın Gürlek, Ekim 2024’te İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olarak atandıktan kısa sonra dönemin Esenyurt belediye başkanı Ahmet Özer hakkında soruşturma başlatıldı.
Özer, 30 Ekim 2024’te “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklanıp yerine kayyum atandı.
CHP lideri Özgür Özel, bu olaydan sonra başsavcı için “Akın Gürlek, seyyar giyotin, adaletin boynunu kesendir” ifadesini kullandı.
Özel, başka bir açıklamasında ise “Akın Gürlek, bu işleri yapacak başka bir elverişli emir eri bulunamadığı için bir telefonla ‘Sen İstanbul’a lazımsın’ denilip geldi, İstanbul’a başsavcı oldu” diye konuştu.
Bu açıklamaların ardından CHP lideri hakkında Gürlek’e hakaret ettiği ve hedef gösterdiği gerekçesiyle soruşturma başlatıldı.
17 Ocak’ta İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açılan yolsuzluk soruşturması kapsamında aralarında Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın da bulunduğu 23 kişi tutuklandı.
CHP Gençlik Kolları, bunun üzerine sosyal medyada CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Gürlek’e “seyyar giyotin” dediği bir video paylaştı.
Hakkında “kamu görevlisine hakaret ve terörle mücadele eden kişilere hedef göstermek” suçlamasıyla soruşturma başlatılan CHP Gençlik Kolları Başkanı Cem Aydın, 20 Ocak’ta sabahın erken saatlerinde evinden alınarak ifade vermeye götürüldü, daha sonra serbest bırakıldı.
İBB Başkanı İmamoğlu bu olay üzerine Akın Gürlek’e şöyle seslendi:
“Senin amacın milletin gözünü korkutmak. Başsavcı sana söylüyorum. Senin evlatlarını bile bu muamelelerden kurtarmak için seni yöneten aklı bu milletin zihninden söküp atacağız. Söküp atacağız ki senin evlatlarının kapısına kimse dayanmasın.”
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, bu sözler üzerine Ekrem İmamoğlu hakkında Gürlek ve ailesini tehdit ettiği iddiasıyla soruşturma başlattı.
İmamoğlu “Konuşmamda tek kelime tehdit yok” dedi.
Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hakkında soruşturma başlatıldıktan sonra 21 Ocak’ta tutuklandı.
Menajer Ayşe Barım, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açılan Gezi Parkı soruşturması kapsamında 27 Ocak’ta tutuklandı.
Barım olaylarda rolü olduğu iddiasını reddetti.
Barım hakkında, sektörde tekelleşmeye neden olduğu iddialarına ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ayrıca bir soruşturma yürütülüyor.
Son olarak gazeteci Barış Pehlivan hakkında, İBB Başkanı İmamoğlu’nun hakkında suçlamalarda bulunduğu bilirkişi S.B. ile yaptığı telefon görüşmesini kaydedip yayınlaması nedeniyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı.
Soruşturma kapsamında; Pehlivan, Halk TV program sunucusu Seda Selek ve Halk TV Sorumlu Müdürü Serhan Asker gözaltına alındı.
Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) , MEH zamanından kalma, Atatürk’ten gazeteci olduğunu söyleyerek mülakat isteyen İngiliz kadın hakkındaki araştırmanın sonucunun bildirildiği raporu paylaştı.
MİT’in resmi internet sitesinde, “Özel Koleksiyon” sekmesi başlığı altında yer alan “belgeler” kısmında yayımlanan istihbarat raporlarına yenisi eklendi.
Bu belge, Atatürk’ten gazeteci olduğunu belirterek mülakat talep eden İngiliz kadına ilişkin araştırmanın neticesinin bildirilmesi ile ilgili İstanbul Büro Amirliğince hazırlanan istihbarat raporu oldu.
Söz konusu 31 Mayıs 1935 tarihli raporda şu ifadeler yer aldı:
“Emrinizden 4 saat sonra Bay Kılıç Ali ile görüşebildim. Aşağıdaki emri aldım. İngiliz gazetecisi olduğunu söyleyen ve Perapalas’ta katibi ile oturan bir kadın Atatürk’ten mülakat istedi. Atatürk, bunun bir casus olduğuna kanidirler.
Kabul edip etmemek kararını vermeden evvel bu kadın hakkında etraflı tafsilat verilmesini, muhaberesinin gözden geçirilmesini, evrakının yoklanılmasını, sefaretle münasebetinin bulunup bulunmadığının tespitini istiyorlar. Polise de haber verilmediğini ilave ettiler. 3 saat sonra netice elde ettim fakat bu neticeyi ancak saat 22.00’de verebildim. Bay Kılıç Ali’nin cevabı şöyle oldu, ‘Atatürk yazınızı okudu, enteresan buldu, çok memnun oldu, teşekkür ediyor. Muhabere ve evrakı hakkında görüştüğümüz gibi hareket edilmesini istiyorlar’ dediler.
Bay Kılıç Ali’ye verdiğim ve bağlı olarak takdim eylediğim tafsilat, kadınların vaziyetlerini kafi derecede aydınlatmaktadır. Kadının ayrılmasına da 2 gün kalmıştır. Bununla beraber gelecek ve gidecek mektuplarını elde etmeyi temin ettim. Fırsat hasıl olursa odasına da girmeye çalışacağım. Kadınların birer fotoğraflarını sunuyorum, bilgi olarak arz eylerim.” (AA)
Trabzon’un Beşikdüzü ilçesinde üreticinin tonlarca fındığını emanet ettiği fındık tüccarı T.T. bir gece yarısı dükkanını boşaltarak, yaklaşık 10 milyon lira değerindeki fındığın ödemesini yapmadan ortadan kayboldu. T.T.’ye ulaşamayınca dolandırıldıklarını anlayan üreticiler, bir araya gelip, tepki gösterdi.
Beşikdüzü ilçesinde üreticiler, geçen fındık sezonunun ardından fındıklarını güvenli buldukları fındık tüccarı T.T.’ye emanet etti. Ancak T.T. bir süre önce gece yarısı dükkanı boşaltarak fındıklarla birlikte ortadan kayboldu. İlçede önce ‘Yalı Fındık’ daha sonra ‘Gürem Fındık’ adı altında iş yeri işleten fındık tüccarı T.T.’ye ulaşamayan üreticiler, durumu fark edince boşaltılan dükkanın önünde bir araya gelerek tepki gösterdi. Yaklaşık 10 milyon lira zarara uğrayan fındık üreticileri, yetkililerden yardım istedi.
“1 ton fındığımı verdim”
1 ton fındık emanet ettiğini ifade eden üretici Nevzat Batman, Eylül ayının sonunda fındığımı emanete verdim. Yılbaşı geldi, paramızı alamadık. ‘Ocak ayı’ dediler, bekledik yine alamadık. Şubat ayı geldi yine bekledik ve alamadık. Şimdi de ‘Eylül ayı’ diyorlar ama yine alamayacağız. Bir ton fındık verdim. Allah yardımcımız olsun diyeyim. ‘Haftaya vereceğim abi’ deyip duruyor. Her hafta arıyorum, telefonuma bakmıyor. Hep yalan konuşuyor. Hayatları yalan diye konuştu.
“Yılbaşında paranızı vereceğiz denildi”
Fındık üreticisi Kemal Kudu, aylardır parasını almak için beklediğini belirterek, Fındık sezonunda fındıkları topladık. ‘Gürem Fındık’ adına burada daha önceden şirket olarak fındık almaya başladılar. Biz de fındığımızı getirdik, emaneten buraya teslim ettik. Elimize belli fişler verildi. ‘İstediğiniz zaman gelin paranızı alın’ denildi. Bize ilk önce ‘Yılbaşında paranızı vereceğiz’ denildi.
Yılbaşı geçti. Şu anda da avukat vasıtasıyla eylül ayında paramızı vereceklerini söylüyorlar. Bunun ne kadar geçerli olacağını şu anda tahmin edemiyoruz. Çünkü önceden verilen sözler tutulmadı. Şimdi de bu sözün tutulacağından emin değiliz. Benim kendi adıma verdiğim 447 kilogram, kayınvalidem adına verdiğim de 296 kilogram fındık var. Gelinim Hanife Kudu’nun adına verdiğimiz fındık ise 187 kilogramdır. Bunlar hep benim inisiyatifim dahilinde buraya verildi. Fakat ödemeye sıra gelince de ödeme yapılmıyor dedi.
“Bizi kandırdılar”
Üretici Ali Açmak, parasını alacak olduğu tarihin sürekli ertelendiğini ifade ederek, Bu fabrikanın mağdurlarındanım. Geldim, fındığımı verdim. Burada T.T.’nin oğlu vardı. ‘Abi paranı 3 gün sonra versek olur mu’ dediler.
Ben de ‘Olsun’ dedim. 3 gün sonra geldiğimde de ‘Yarın vereceğiz’ dediler. Ondan sonra geldiğimde yine ‘Yarın vereceğiz’ dediler. 1,5 ay oldu. Zaten en son fındığı da ben vermişim. Benden sonra fındık fabrikası da kapanmış. Buradaki arkadaşlara söyledim. ‘Hep buralıyız, aynı köylüyüz neden birbirimizi uyarmadık Bu adam bize para vermiyor. Buradaki işçiler de para kazanamıyor’ dedim. Hiç kimseye belli etmeden bizi bu şekilde kandırdılar. En son buraya geldiğimizde ‘T.T. kaçmadı, paranızı verecek’ dediler. Yaklaşık 100 kişi varız burada. Daha da fazlası var. Böyle aylardır, yıllardır emanete bırakan insanlar var. T.T. buraya geldi, ‘Size söz veriyorum, 1 ay sabredin, namus sözü veriyorum, borcunuzu ödeyeceğim. Malımın arkasındayım, kaçmadım’ dedi.
Nitekim bugün aradığımızda asla konuşamıyoruz. Otomatik mesajla beraber bilgilendiriyoruz. ‘Sizi daha sonra arayacağım’ yazıyor. Hep bu şekilde. Onunla birkaç kez mesajlaştım. Sadece mesajlaşma var. Arama yok. Bize hala daha dönüş yapmıyorlar, ‘6 ay sonra paranızı vereceğiz’ diyorlar. 6 ay sonra bu fabrikayı ya başkasına devredecekler ya da gelip açacaklar. Başkalarından fındık alıp, bizim paramızı ödeyecekler ve başkalarını da dolandıracaklar. Bunun başka bir izahı var mı diye konuştu.
“Israrla paramı vermedi”
Diğer bir üretici Hanife Kudu ise Buraya fındığı verdiğim gün parasını alacaktım. O gün bana ısrarla paramı vermedi. Şubat ayında fiyat 150 liraya çıkacak. O zaman alırsın diye. O günü alacaktım paramı, vermedi. O gün vereceğim, şu gün vereceğim diyerek beni oyaladı. 2-3 aydır da bekliyorum dedi. (DHA)
Van Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Zeydan’ın yerine kayyum atanmasının ardından kentteki protestolara, polis müdahale etti. DEM Parti, Van’daki tabloyla birlikte iktidara sordu: “Diyalog sürecini dinamitlemeyi mi hedefliyorsunuz?”
Van Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Abdullah Zeydan’ın yerine Cumartesi günü, kayyum atanmasının ardından kentte protestolar düzenlendi. Atamaya tepki gösteren DEM Parti ise “Doğrudan Erdoğan’a soruyoruz. Siz bugün Van’a kayyum atayarak var olan diyalog sürecini dinamitlemeyi mi hedefliyorsunuz?” sorusunu yöneltti.
Hafta içerisinde yerel mahkeme tarafından Zeydan hakkında hapis cezası verilmesi sonrasında İçişleri Bakanlığı, Van Büyükşehir Belediyesi’ne kayyum atama kararını bugün açıkladı. Böylece Türkiye genelinde CHP’nin Ovacık (Tunceli) ve Esenyurt (İstanbul) ilçe belediyeleriyle DEM Parti’nin Hakkari, Mardin, Batman, Tunceli, Halfeti (Şanlıurfa), Akdeniz (Mersin), Bahçesaray (Van), Siirt ve son olarak bugün Van’da belediyeye kayyum atanmasıyla, 11 belediye artık seçilmiş yönetiminde değil.
İçişleri Bakanlığı’ndan bugün yapılan açıklamada, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) üyesi Zeydan’ın, “silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme” suçundan üç yıl dokuz ay hapis cezası alması nedeniyle, geçici bir tedbir olarak İçişleri Bakanlığı’nca görevden uzaklaştırıldığı, Van Valisi Ozan Balcı’nın, Belediye Başkan Vekili olarak görevlendirildiği belirtildi.
Van’da protestolar ve polis müdahalesi
İçişleri Bakanlığı’nın açıklaması ardından polis ekipleri, Van Büyükşehir Belediyesi binasına geldi. Dışarıda polis binayı kordon altına alırken içeride Zeydan’ın, bakanlıkça iletilen kayyum tebligatını imzalaması istendi. Ancak Zeydan, kararı imzalamadı.
Polisler, ayrıca belediye binasındaki önceki kayyum döneminden kalma borç listesinin yazılı olduğu pankartı kaldırdı.
Belediye önünde Zeydan için 11 Şubat’ta yerel mahkemenin hapis cezası kararı vermesi üzerine başlayan nöbet eylemine ise TOMA araçlarıyla, polis müdahalesi başladı. Belediye binası içinde ve önünde toplananlara tazyikli su ve biber gazıyla müdahale yapıldı. Olaylar akşam saatlerinde de devam etti.
Mahkeme kararının açıklanmasının ardından Van Büyükşehir Belediyesi önünde toplanan DEM Partililer, sabaha kadar bekledi.
Gerginlik sırasında DEM Partili Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Doğan Hatun ile aralarında altı gazetecinin de bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı. Gazetecilerden Rabia Önder, ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldı. Ancak sahada aralarında DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit’in de bulunduğu milletvekilleri polis ablukası altında kaldı.
DEM Parti yönetiminden tepki: “Diyalog sürecini dinamitlemeyi mi hedefliyorsunuz?”
Ankara’da DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ile Tuncer Bakırhan, kayyum atamasına tepki gösterdi. DEM Parti Meclis Grubu, Van’a gitme kararıyla yola çıkarken Eş Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ile Tuncer Bakırhan basın toplantısı düzenledi.
Tülay Hatimoğulları, kayyum atamak için Zeydan aleyhine hapis cezası kararı verildiğini söyleyerek “Sadece Kürt belediyelerine değil, aynı zamanda kent uzlaşısıyla seçilen İstanbul’daki belediyelere dönük saldırılar ortadadır. Kent uzlaşısına yönelik operasyonla gözaltına alınan belediye meclis üyeleri ve belediye başkan yardımcılarının hepsi tutuklandı. Uzlaşıya ceza veren, uzlaşıyı yargılayan bir iktidar barış hakkında ne düşünüyor?” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla kayyum atandığını düşündüklerini belirten Hatimoğulları, “Saray’a ve doğrudan Erdoğan’a soruyoruz. Siz bugün Van’a kayyum atayarak var olan diyalog sürecini dinamitlemeyi mi hedefliyorsunuz? Barış sürecinin konuşulduğu ve toplumun umutlandığı bir dönemde, bu diyalog sürecini darbelemeyi mi hedefliyorsunuz?” dedi.
Hatimoğulları, “Bize bu kadar yoğun bir şiddet uygulamalarını ‘Nasılsa bir süreç devam ediyor, bu normaldir’ diye algılayacağımızı zannediyorlarsa çok yanılıyorlar. İktidar ve Erdoğan, barışı, bu diyalog sürecini sabote ededursun biz barış demekten, barış için bedel ödemekten ve mücadele etmekten bir adım bile geri adım atmayacağız. Bunu böyle bilsinler” ifadelerini kullandı.
15 Şubat vurgusu
Tuncer Bakırhan ise Abdullah Öcalan’ın yakalandığı günün yıldönümü olan 15 Şubat’ı işaret ederek “Sayın Öcalan demokratik bir çağrıya hazırlanıyorken tam da uluslararası komployla getirildiği günün yıldönümünde, Van Belediyesi’ne kayyum atanıyor. Şimdi bunun art niyetli olmadığını söyleyebilecek kimse var mı?” diye konuştu.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan kayyum kararına tepki gösterdi.
Bakırhan, “Sandıkta iradesini seçen halkın, kendi iradesine sahip çıkması mı terördür? Yoksa çetevari bir şekilde, sanki başka bir ülkenin toprağını işgal eder gibi toplarla ve tüfeklerle belediyeye girip, halkın iradesini gasp etmek mi terördür? Terör diyenler önce bunun cevabını versin” ifadesini kullandı.
CHP’den kayyum atamasına tepki ve erken seçim çağrısı
CHP Genel Başkanı Özgür Özel de sosyal medyadaki açıklamasında, Van ile birlikte 11 ayda 11 seçilmiş belediye başkanının görevden uzaklaştırıldığını hatırlatarak “Bekir Kaya ve Bedia Özgökçe Ertan’dan sonra 3’üncü kez üst üste Van halkının iradesi çiğnenmiş, Abdullah Zeydan, seçimleri kazandığı kente hizmet etmekten hukuksuzca alıkonmuştur” ifadesini kullandı.
Özel, “Bir kez daha hatırlatırız ki, İçişleri Bakanlığı’na kayyum atama yetkisi veren düzenlemenin kaldırılmasını öngören yasa teklifimiz TBMM’de beklemektedir. Çare, erken seçim sandığını milletimizin önüne koymak, yürütme yetkilerini kullanan ancak milletimizin gözünden düşmüş, demokrasiyi, hukuku, özgürlükleri ayaklar altına alan bu iktidarı sandıkta yenmektir” dedi.
DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğullari, Tuncer Bakırhan ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ise kayyum atamalarının MHP lideri Devlet Bahçeli’nin başlattığı süreçle birlikte değerlendirilemeyeceğini ifade etti. İmamoğlu, konuyla ilgili açıklamasında şunları kaydetti: “Birbiri ile çelişen bu politikalar milletimizin aklını karıştırmakta, ülke yönetiminde ikilik mi var algısı yaratmaktadır. Son seçimleri iktidar partisinin kaybetmesiyle meydana gelen öfke patlaması; muhalefetten, iş dünyasından, STK’lardan, sanatçılardan, işçilerden, emeklilerden, gençlerden, kadınlardan, asgari ücretlilerden hesap sormaktadır. Bir avuç insan, 86 milyon vatansever yurttaşımıza hesap sormaktadır. Millet hesap vermez, hesap sorar. Makamlar, kimsenin tapulu malı değildir. Kendini ülkenin sahibi, milleti de kiracı zannedenler artık kaybetmiştir. Ne kadar zulmetseniz de bu son alenidir”
CHP Genel Başkanı Özel, Hatimoğulları ve Bakırhan ile görüştü
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile telefonda görüştü. CHP lideri Özel, Van Büyükşehir Belediyesi’ne kayyum atanmasının halkın iradesine darbe olduğunu belirterek her iki eş genel başkana da dayanışma mesajını iletti. CHP lideri Özel, askeri darbelere karşı oldukları gibi tüm demokratların, hukuk yoluyla yapılan darbelere de karşı durması gerektiğini ifade etti.
Gözaltına alınan gazetecilerin serbest bırakılması çağrısı
Öte yandan, Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti, Van’daki olaylar sırasında gözaltına alınan Jinnews muhabiri Rabia Önver, Mezopotamya Ajansı muhabirleri Bilal Babat ve Mehmet Güleş, gazeteciler Medine Mamedoğlu, Ruşen Takva ile Behçet Bayhan’ın serbest bırakılması için çağrı yaptı.
Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti’nin açıklamasında, “Gazetecilerin, kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla olay yerinde bulunmaları suç değildir. Aksine, basının özgür çalışması, demokratik bir toplumun vazgeçilmez unsurlarındandır. Gazetecilere yönelik bu gözaltılar, halkın doğru bilgiye ulaşma hakkını engellemekte, basın üzerindeki baskıyı daha da artırmaktadır. Yetkililere çağrımızdır; basın mensuplarına yönelik bu hukuksuzluğa derhal son verilmeli, gözaltına alınan gazeteciler serbest bırakılmalı ve basın özgürlüğü güvence altına alınmalıdır” denildi.
Dicle Fırat Gazeteciler Derneği ve Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği de açıklamalarıyla durumu kınadı.
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ hakkında milletvekili olduğu dönemde 27. Dönem HDP İstanbul milletvekili Ali Kenanoğlu‘na sosyal medya üzerinden sarf ettiği sözler nedeniyle iddianame düzenlendi.
“Halkı kin ve düşmanlığa teşvik etme” iddiasıyla tutuklanıp Silivri Cezaevi’ne gönderilen Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ hakkında yeni bir iddianame düzenlendi.
HaberTürk’te yer alan habere göre; Ümit Özdağ’ın milletvekili olduğu dönemde 27. Dönem HDP İstanbul milletvekili Ali Kenanoğlu’na sarf ettiği sözler nedeniyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede ‘kamu görevlisine görevinden dolayı’ hakaret ettiği iddiasıyla cezalandırılması talep edildi.
Özdağ, ne demişti?
İddianamede Özdağ’ın sosyal medya üzerinden Ali Kenanoğlu’na sarf ettiği “Ali efendi, inan hiç dert olmadı. Emperyalizmin köpeklerinin sözde eğilmeyen boyunlarını kırdık ve kırarız. HDP, Yunan veya Bulgar ırkçı partilerinden daha fazla Türkiye düşmanı bir yapıdır. Üst yöneticilerinin çoğu Ermeni kökenlidir. Düşmandır ve düşman muamelesi yapılmalıdır” ifadelerine yer verildi.
Başsavcılık tarafından Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilen iddianamede ‘kamu görevlisine hakaret’ ettiği iddiasıyla cezalandırılması talep edildi.
Ümraniye Otoyolu’nda otomobille seyir halinde olan Abdullah Enfal Ş.’nin önü trafikte tartıştığı 3 kişi tarafından kesildi. Abdullah Enfal Ş.’nin aracının aynasını kıran magandalar, kapısını da tekmeledi. O anlar cep telefonu kamerasıyla görüntülenirken, toplam 23 suç kaydı olduğu ortaya çıkan 3 saldırgan gözaltına alındı.
Olay, dün saat 21.15 sıralarında Ümraniye TEM Otoyolu’nda meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, otomobiliyle trafikte ilerleyen Abdullah Enfal Ş., 06 DHE 027 plakalı araçtakilerle yol verme nedeniyle tartıştı. 06 DHE 027 plakalı araçtaki 3 şüpheli, Abdullah Enfal Ş.,’nin önünü kesip aşağıya indi. 3 kişi araca saldırıp küfretmeye başladı. Saldırganlar aracın aynasını kırdıktan sonra kapısını tekmeledi. Yaşanalar ise cep telefonu kamerasıyla kaydedildi.
Aynayı kırıp kapıyı tekmelediler
Olayın ardından saldırıya uğrayan Abdullah Enfal Ş.’nin şikayeti üzerine polis çalışma başlattı. Yapılan incelemede şüphelilerin kullandığı aracın Arzu Y.‘nin üzerine kayıtlı olduğu, aracı kullanan kişinin ise oğlu Halil Can G. olduğu tespit edildi. Devam eden çalışmalarda ise yanındaki kişilerin ise Cihan G. ve Mustafa E. olduğu belirlendi.
Şüphelilerin 23 suç kaydı çıktı
Adreslerinden tek tek gözaltına alınan 3 şüpheli emniyete götürüldü. Burada ifadeleri alınan şüpheliler ‘trafiği tehlikeye düşürmek’ suçundan adliyeye sevk edildi. Öte yandan şüphelilerin toplamda poliste 23 suç kaydı olduğu ortaya çıktı. Ayrıca trafik ekipleri tarafından sürücü Halil Can G.’ye Karayolları Trafik Kanunu’nun 73A maddesi gereğince 993 lira idari para cezası uygulandı. (DHA)
Muğla Büyükşehir Belediyesi, ata tohumlarının korunması ve tarımsal üretimin desteklenmesi amacıyla 2 milyon yerel tohumu vatandaşa dağıtacak. Başkan Ahmet Aras, projeye ilişkin, “Amacımız, çiftçilerimizi ve üreticilerimizi destekleyerek yerel tarımı güçlendirmek, ata tohumlarımızın yok olmasını önlemek ve tarımsal üretimde sürdürülebilirliği sağlamaktır ” dedi.
2016 yılında Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından “Yerel Tohum, Ulusal Güç” sloganıyla başlatılan proje kapsamında bugüne kadar toplam 19 milyon tohum dağıtıldı. 2025 yılında dağıtılacak 2 milyon tohumla bu sayının 21 milyona ulaşması hedefleniyor.
Muğla Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Tıbbi Aromatik Bitkiler ve Yerel Tohum Merkezi, bugüne kadar 980 farklı yerel tohumu üreticiden alıp test ederek koruma altına aldı.
Ücretsiz tohum almak isteyen vatandaşlar, “yereltohum.mugla.bel.tr” adresinden başvuru formunu doldurarak veya şubat ayı içerisinde Yerel Tohum Merkezi’ni ziyaret ederek tohumlardan alabilecek.
Vatandaşlardan yoğun ilgi
Muğla genelinde üreticiler ve vatandaşlar, Büyükşehir Belediyesi’nin yerel tohum projesine büyük ilgi gösteriyor. Projeden faydalanan vatandaşlardan bazıları, ata tohumlarının korunması ve gelecek nesillere aktarılmasına yönelik duydukları memnuniyeti, şöyle dile getirdi:
Seda Düzgün: “Büyük bir bahçemiz var, orada bitkiler, sebzeler, meyve ağaçlarımız var. 4 yıldır ata tohumları ile ürünler yetiştirdik. Bu uygulamayı çok sevdim. Pazara gittiğimizde soruyoruz, hangisi yerel tohum diye, bizlerin de bilinçlenmesini sağlayan çok güzel bir uygulama. Ata tohumlarına sahip çıkmak ve kolay erişebilmek çok önemli. Bu anlamda bizleri yerel tohumlarla buluşturduğu için Sayın Ahmet Aras’a teşekkür ederim.”
Enise Çapan: “Yerel tohumdan vazgeçmiyoruz. Ahmet Başkan’a destekleri için çok teşekkür ederiz.”
Ercan Avcı: “Bu tohumların nesilden nesile aktarılması bizi çok memnun ediyor. Projenin Türkiye genelinde yaygınlaştırılmasını çok isterim.”
Recep Uysal: “Her yıl yerel tohumlarımı buradan temin ediyorum. Ayrıca adaçayı ve lavanta yetiştiriyorum. Ürettiğim lavantaları Büyükşehir Belediyesi’nin distilasyon merkezinde sıktırıyorum. Bize bu hizmetleri sunduğu için Sayın Ahmet Aras’a teşekkür ederim.”
Tohumlar laboratuvar testlerinden geçerek dağıtılıyor
Muğla Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Görevlisi Ahmet Babacık, yerel tohumların bilimsel süreçlerden geçtiğini belirterek, “Yerel Tohum Merkezimizde 980 çeşit yerel tohum himaye ediliyor. 2024 yılı üretim planlaması kapsamında 120 çeşit yerel tohum ekimi gerçekleştirdik. Dağıtım öncesinde, tüm tohumlarımızı laboratuvar testlerinden geçirerek analizlerini yapıyoruz ” ifadelerini kullandı.
Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras ise ata tohumlarının korunmasının tarımsal sürdürülebilirlik açısından kritik önem taşıdığını vurgulayarak, şöyle konuştu:
“Ata tohumları, geçmişten günümüze gelen en kıymetli tarımsal miraslarımızdan biridir. Onları koruyarak gelecek nesillere aktarmak, sadece bir sorumluluk değil, aynı zamanda tarımsal bağımsızlığımızın da teminatıdır. Muğla Büyükşehir Belediyesi olarak, doğanın bize sunduğu bu değerli mirası yaşatmak ve yaygınlaştırmak adına bu yıl 2 milyon yerel tohum dağıtıyoruz. Amacımız, çiftçilerimizi ve üreticilerimizi destekleyerek yerel tarımı güçlendirmek, ata tohumlarımızın yok olmasını önlemek ve tarımsal üretimde sürdürülebilirliği sağlamaktır. Geleneksel tarımı teşvik ederek, doğal ve sağlıklı üretimi yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Yerel Tohum Merkezi’mizde bugüne kadar 980 farklı tohum çeşidini koruma altına alarak üretime kazandırdık ve halkımıza ücretsiz olarak ulaştırmaya devam ediyoruz. Tarımsal mirasımıza sahip çıkan tüm üreticilerimize ve vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum. Dünya kenti Muğla’mızda yerel tohumumuzun, toprağımızın kıymetini bilerek üreten köylümüze destek olmaya, tarıma destek vermeye devam edeceğiz.” (ANKA)
Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) olağan genel kurul toplantısında gerçekleştirilen sunumda, “Politik hayatta olağanüstü olaylar” başlıklı slaytta; politikacılar, iş insanları ve gazetecilere yönelik yargı süreçlerine dikkat çekilerek “sorgulanıyor, tutuklanıyor” ifadeleri kullanılmıştı.
Hükümetten TÜSİAD’a yanıt: Türkiye eski Türkiye değil; hiçbir kuruluş, kendisini milletin iradesinin ve hukukun üstünde göremez
Slaytta ayrıca Türk Silahlı Kuvvetleri’nden (TSK) ihraç edilen teğmenler de “Ordudan ihraç ediliyor” ifadesiyle işaretlenmişti.
TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Ömer Aras yaptığı konuşmada, son haftalarda politik hayatta olağanüstü olayların yaşandığını belirterek, “Seçilmiş belediye başkanları görevden alınıyor, yerlerine kayyım atanıyor. Bir siyasi parti lideri hakkında önce soruşturma başlatılıyor, sonra farklı bir nedenle tutuklanıyor. Birçok sanatçının menajerliğini yapan bir iş kadını hakkında önce soruşturma başlatılıyor, sonra farklı bir nedenle tutuklanıyor” ifadelerini kullanmıştı.
Aras, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkındaki davalara da dikkati çekerek, “Bir büyükşehir belediye başkanı hakkında, yaptığı konuşmalar nedeniyle basın toplantısından dakikalar sonra soruşturmalar açılıyor. Bilirkişi görüşmesini yayınlayan gazeteciler gözaltına alınıyor, genel yayın yönetmeni tutuklanıyor” diye konuşmuştu.
Aras, 6 Şubat depremleri ve Kartalaya yangını başta olmak üzere yaşanan trajik olaylar hakkında da, “Kurallarımız vardır ama uymayan çoktur, yeterli denetim yoktur. Bu ölümlerin ana nedeni sistem bozukluğudur… Bu sistemin nasıl düzeleceği çok net bellidir. Sistemin kendi kendini düzeltme mekanizması olmalıdır. Sorumlular görevden ayrılmalı, hesap vermeli ve yerlerine yetkin kişiler gelmelidir” demişti.
TIKLAYIN – TÜSİAD YİK Başkanı Ömer Aras; Kartalkaya, İliç, Soma’daki ölümlere dikkat çekti, dünyadan örnekler verdi “sorumlular hesap vermeli, yerlerine yetkin kişiler gelmeli” dedi
TIKLAYIN – TÜSİAD Başkanı Turan sordu: Kimin yüzü gülüyor?
TIKLAYIN -TÜSİAD’ın sistem ve iktidar eleştirileri gazete manşetlerinde!
Orhan Turan ne demişti?
TÜSİAD’ın dünkü olağan Genel Kurul toplantısında konuşan Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan şunları söylemişti:
“Tüm vatandaşlar kanun önünde eşittir. Devlet de hukukla bağlıdır. Her kademede yönetim keyfi değil, hukuk kurallarına göre yapılır. Burada sorun varsa her yerde sorun çıkar. Hukuka güven kalmazsa güvensizlik, istikrarsızlık ve belirsizlik her yere sirayet eder.”
Özgür Özel: Bugün açılan soruşturma TÜSİAD’ın sözlerini doğruladı
Aras ve Turan hakkında soruşturma başlatıldı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Ömer Aras ve Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan hakkında “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs” ve “gerçeğe aykırı bilgiyi alenen yayma” gerekçesiyle resen soruşturma başlattı.
TÜSİAD YİK Başkanı Ömer Aras hakkında soruşturma!
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yapılan açıklamada şunlar kaydedildi:
“Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Orhan Turan hakkında 13/02/2025 tarihinde dernek genel kurulunda yapmış olduğu konuşmada bir kısım soruşturma ve kovuşturmalarla ilgili yargıyı telkin ve yönlendirme ile gerçeğe aykırı, kamu barışını bozmaya elverişli nitelikli sözleri nedeniyle adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs ve gerçeğe aykırı bilgiyi alenen yayma suçlarından Cumhuriyet Başsavcılığımızca resen soruşturma başlatılmıştır.
TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Mehmet Ömer Arif Aras hakkında gerçeğe aykırı, kamu barışını bozmaya elverişli nitelikli sözleri nedeniyle adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs ve gerçeği aykırı bilgiyi alenen yayma suçlarından Cumhuriyet Başsavcılığımızca resen soruşturma başlatılmıştır.”
Bakan Tunç’tan TÜSİAD açıklaması: Tamamen ideolojik, siyasi düşünceler