Oyuncular: Murat Fıratoğlu, Ali Barkın, Fırat Bozan
Kadınlar birkaç dönümlük arazide domatesleri dilimliyor, erkekler ise kasalardan domatesleri indirip, araziye yayıyor ve dilimlenen domatesleri tuzluyorlardır. Yaklaşık iki haftadır yevmiyeleri ödemiyordur Hemme. Eyüp, önceden İzmir’e taşınmış, orada tutunamayınca geri dönmüş, Şükran ile evli, aslen Siverekli bir adamdır ve borçlarını ödemek zorundadır. Eyüp, Hemme’den parasını ödemesini istediğinde gerginlik çıkar ve küfürleşmeden sonra Eyüp parasını almak için silahına başvurmaya karar verir.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
Yılın en çok beklenen yapımlarından biri olan ‘Yüzüklerin Efendisi: Güç Yüzükleri’nin ikinci sezonu nihayet seyirciyle buluştu. Serinin ilk sezonu seyirci üzerinde karmaşık duygular bırakmıştı. Özellikle Yüzüklerin Efendisi serisinin esaslı hayranları diziden pek hoşlanmamışlardı. Hatta sosyal medya üzerinde dizi büyük top atışlarına maruz kalmıştı.
Hayranların ortak şikayetleri belliydi; Amazon Tolkien’in yıllarca incelikle kurduğu evrene neredeyse hiçbir sadakat göstermemişti. Bazı seyirciler bu sadakatsizliğin karşılığı olarak diziyi aforoz etmişti. Öte yandan ilk defa Siyah Elf’in dizide yer almasının Tolkien evreniyle ne kadar örtüştüğü de büyük tartışmalara yol açmıştı. Bunun haricinde dizi hikâye anlatımı olarak da ciddi sorunlar taşıyordu. Elfler, cüceler, insanlar ve Hobbitler’in ayrı ayrı öyküleri üzerine kurulmaya çalışılan dizinin ana hikâye ayağı da çok dağınıktı. Senaryoda tempo sorunu vardı. Dizi bu haliyle okyanusta ilerleyip giderek su alan bir gemiye benziyordu.
İlk sezonda ayağı yere basan bir hikâye anlatmak yerine “Waldo Nerede?” oyununu hatırlatırcasına Orta Dünya’da Sauron’un kimin olduğunu bulmaya çalışıyorduk. Her karakterde Sauron veya Gandalf’ın izini arıyorduk. Finale doğru işler biraz anlaşılınca da bunun için mi tüm gizem demek durumunda kalmıştık. Senaristler dikkat dağınıklığı çağında seyirciyi yanlarında tutabilmek için bu türden gizem oyunlarını deneseler de bir türlü açılmayan hikâye, derinleşmeyen karakterle kötü bir sezonu geride bırakmıştı ‘Güç Yüzükleri’. Peki, geçtiğimiz hafta üç bölümü birden yayınlanarak seyirci karşısına çıkan ‘Güç Yüzükleri’nin şimdiye kadar gördüğümüz manzarasında nasıl bir atmosfer var?
İlk sezonda kimin kim olduğunu bulmakla geçiren hem kendisini hem de seyirciyi yoran hikâye akışının bu sezon biraz daha derlenip toparlandığını söylemek mümkün. Yazarlar hikâye anlatmaya ufak ufak başlamışlar. Yeni sezonun ana taşıyıcısı doğrudan Sauron. Dizinin ilk bölümü Sauron’un nasıl Hallbrand’a dönüştüğünü ve yollarının Galadriel’le nasıl karşılaştığı sırrının açıklığa kavuşmasıyla başlıyor. Sonra da ilk sezonda derinleşmeyen hikâyeyi derinleştirmeye çalışıyor. Bir tarafta Sauron’un yükselişi diğer tarafta kendi sorunlarıyla boğuşmaya devam eden Elfler, cücelerin durumu, iktidar mücadelesinin tam ortasına düşmüş insanlar ve Gandalf olup olmadığını hâlâ öğrenemediğimiz ‘gizemli’ büyücünün peşine maceraya atılmış Hobbitler. Senaristler ilk bölümde yavaş bir tempo ve ilgi çekici olmaktan uzak bir üslupla anlattıkları bu hikâye akslarını bu sezon biraz açmaya, derleyip toparlamaya gayret etmiş görünüyorlar. Sauron’un öyküsü ve etrafındaki karanlık gölgenin büyümesi dizinin en büyük taşıyıcısı olacak gibi görünüyor. Cüce diyarı tarafında ise ilk sezondan pek farklı atmosfer yok gibi şimdilik. İlk sezonda pek Elf gibi durmuyorlar eleştirilerine maruz kalan Elfler’in bu yıl biraz daha kendi özleri gibi durduğunu söyleyebiliriz sanki. Bilge gemi yapımı ustası Cirdan, soylu ve heybetli Elf arketipini başarıyla yansıtıyor.
Hobbit, Yabancı, insanlar ve Numenor cephesi ise dizinin en zayıf halkası olmaya devam ediyor. Numenor’daki taht kavgasının aceleye getirilmesi, karakterler arası gerilimin yüzeysel kalması oradaki anlatı potansiyelini güdük bırakmış. Özellikle Numenor’da geçen bölümlerdeki drama zaman zaman yerli dizi atmosferine bürünüyor. Neredeyse Yeşilçam vaziyetleri bile var. Hobbitler ve Yabancı arasındaki derinleşmeyen dostluk da dizinin bir başka defosu olmuş. Hikâye anlatma sırası bu karakterlere geldiğinde temponun bir hayli düşmesi ise yine başka bir zaaf olarak karşımıza çıkıyor. Artık bu Yabancı karakterinin kim olduğu, amacının ne olduğu da ortaya çıksa iyi olur. İşin özü senaristler ilk sezondaki hataları yinelemekten kaçınmaya çalışsalar da yeni sezonda o hatalar sağlıklı bir yolda ilerlemelerine henüz izin vermiyor.
Sauron’un öyküsü giderek kuvvetlenerek ilerleyecek gibi. Elf cephesinde ise Galadriel’in durumu, karakterin değişimi ve Sauron’la ilişkisinin nasıl olacağı dizinin ilerleyen bölümlerinde netleşir sanırım.
Elrond’un rolü bu dönem biraz daha artmış. Dolayısıyla Elrond’un yolu nereye çıkacak göreceğiz. Sauron’un (Annatar) manipülasyonlarına maruz kalan ve her şeyi en son öğrenen muhalefet mebusu gibi ortalarda dolaşan Celebrimbor ise adım adım Orta Dünya’yı karanlığa boğacak tek yüzük dökümünü yapmaya başlamış durumda. Celebrimbor bu noktada dizinin selameti açısından önemli bir yerde duruyor. Senarist hatası olarak karakterin ufak sallantısı tüm yapıyı çökertebilir.
Amazon’un ‘Yüzüklerin Efendisi’ yorumu birçok defoya sahip bu aşikâr. Lakin dizinin görselliği ise bu sezon daha güzel ve detaylı. Dizi boyunca ziyaret ettiğimiz diyarlar Orta Dünya’nın ruhuna uygun bir şekilde tasarlanmış. Özellikle Khazad-dûm’un mimari olarak tasarımı muazzam. İlk sezonda da Numenor aynı şekilde kusursuz bir tasarıma sahipti.
Henüz bitmemiş bir dizinin sezonunu üç bölüm üzerinden okumak güç. Lakin ‘Güç Yüzükleri’ ilk sezonda kötü inşa ettikleri evrenin zorluklarıyla yeni sezonda da karşılaşacak gibi görünüyor. Bir tarafta düşük tempo, sıkıcı diyaloglarla bezenmiş kötü yan hikayeler, diğer tarafta baş döndürücü bir hızla ilerleyen diğer hikâye aksı. Bu denge sorunu dizinin epikleşmesinin ve çarpıcılığının önüne geçiyor maalesef. Üstelik önlerinde daha da büyük bir engel var: Tolkien’in dünyasına sadakat ve her sadakat dışı hamlenin zarara uğrayacağı bir dünya… Tolkien edebiyatı ve dili mezunu kemik hayranlar kare kare denetime girişmiş durumdalar bile.
‘Yüzüklerin Efendisi’, ‘Yıldız Savaşları’ gibi kendi mitolojisini, tarihini yaratmış yapıtların her yeni uyarlaması ciddi tehlikeler ve riskler barındırıyor. Ufak değişimler lego misali tüm yapının parçalanmasına neden olabiliyor. Bu yüzden son yıllarda karşımıza çıkan bu yapımlarda en büyük sorun temel hikâye anlatıcılığından uzak, sıkıcı ve yenilikçi olmayan tavır bana kalırsa. Yaratıcı, dinamik ve yenilikçi bir yorumla karşılaşmıyoruz. Bunda yapımcıların doğrudan müdahalesi, senarist ve yönetmenlerin özgürce kendini ifade edememesinin payı büyük. Böylesine büyük bütçeli yapımlarda öncelik para kazanmak, bunu tartışmak yersiz. Lakin öte tarafta para kazanıldığı kadar estetik bir iddia ortaya konmuyorsa orada mutlaka bir kriz oluyor, bu da günümüz modern epik anlatılarının krizinin derinleşmesine, seyircinin mutsuz olmasına ve yapımların hızla tarihin tozuna bulanmasına yol açıyor… Bakalım ‘Güç Yüzükleri’ bu sınavdan nasıl geçecek?
‘Güç Yüzükleri’nin 2’nci sezonuna geri sayım: Son fragman yayında
Güç Yüzükleri’nin ikinci sezonundan yeni fragman
Artık ‘o yüzükler’ dövülüyor
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
En baştan uyarmalıyım ki dizinin henüz ilk sezonunu izlemeyenler için yazı tat kaçıran bazı bölümler, yani spoiler içerir. İlk sezonu 2022’de yayımlanan ve daha sonra araya Hollywood grevinin de girmesiyle ikinci sezonun geliş tarihi daha da uzayan Yüzüklerin Efendisi: Güç Yüzükleri (Lord of the Rings: Rings of Power) iki yıl aradan sonra, üç buçuk saati bulan ilk üç bölümle Amazon Prime’da yayımladı.
Hatırlayanlar olacaktır ilk sezonu daha başlamadan tartışma yaratmayı başarmıştı. Siyah elf bir karakteri olan Arondir’in (Ismael Cruz Córdova) tanıtımlarda görünmesi ırkçılığın bin bir halini önümüze döküverdi. Aslında Yüzüklerin Efendisi sinema filmi çıktığında bu tartışma zaten vardı. J.R.R. Tolkien’in eserinin fazla “beyaz” altmetinlere sahip olmasına dair onlarca yazı var. Zaten Yüzüklerin Efendisi’nin ırkçı kodlara sahip olduğu tartışması yeni değil. Yeni olan rahatlıkla sosyal medyada ırkçılık yapanlar. Bu konu geride kalsa da fantastik bir eserde bile farklı bir renge tahammül edemeyenler pek de geride değil.
Arondir
Tarihi anlatılarda bu tarz yapısökümler beni de rahatsız ediyor, Bridgerton’daki siyah bir İngiltere Kraliçesi misal. Kolonyalizmin ağababasının köle ettiği siyah halkın, tam da sömürge dönemi anlatılırken o suçu işleyen makamlarda gösterilmesi bir eşitlik değil, bana kalırsa “köleliği” görünmez kılan bir durum. Kolonyalizm ve kölelik tarihinizden böyle silinmiyor, zira siyah bir elfe dünya çapında gösterilen tepki silinmediğinin de kanıtı…
İlk sezon bu tartışmalarla açılırken bölümler ilerledikçe bu sesler bir nebze olsun kesildi. Yine de bu tartışmalar hiç yaşanmamış gibi yapmamak adına buna değinmek istedim. İlk sezonu hatırlayacak olursak daha çok “kim kimdir?” üzerine bir bulmacaydı. Ama ona gelmeden önce kısaca bir özet geçelim, en azından ikinci sezonu henüz izlemeyenler için ufak bir hatırlatma olur. Lord Morgoth’a karşı verilen savaş için elflerin Orta Dünya’ya gidişinden sonrasını anlatıyor hikâye. Film serisinde izlediklerimizin çok çok öncesini. Morgoth yeniliyor fakat bu defa onun büyücüsü olan Sauron’un yükselişi başlıyor. Tabii bu sırada Orta Dünya büyük bir savaştan dolayı harabeye dönüyor.
Galadriel
Dizi Galadriel’ın (Morfydd Clark) abisinin intikamı için Sauron’un peşinden gitmesi; ama ne ona ne de Orklara dair iz bulunamaması üzerine, kimsenin Galadriel’ı artık ciddiye almamasıyla başlıyordu. Tehlikenin geçtiğini düşünen elfler Galadriel’ın da olduğu ekibi Valinor’a yollamaya karar veriyordu. Sonrasında Galadriel kaçışını ve Halbrand (Charlie Vickers) ile tanışmasını izledik. Tabii bu sırada dizi birden fazla yan hikâye ile akıp birleşiyordu. Galadriel’ın Númenór’a gidişi, o sırada Orkların ve Adar’ın elflerin çekilmek üzere olduğu insan toprakları olan güneyde görülmesi ve de Mordor ile yüzüklerin dövüldüğü Hüküm Dağı’nın da bir nevi ortaya çıkışı gibi…
Dizi birden çok yan hikâye ile ilerlese de izleyicilerin aklındaki soru, başta da belirtiğim üzere Souron’un kim olarak ya da nereden çıkacağıydı. Sauron yani ilk sezonda karşımıza çıkan adıyla Halbrand (Charlie Vickers) veya gökten düşen İstari ya da Büyücü (Stranger) “kim?” gibi bir gizemi dizi tüm sezon boyunca korudu. Hatta bu gizemi çok uzattıklarına dair ya da niye böyle bir gizem yatıldığına dair eleştiriler de yok değil. Açıkçası Kılayaklarla bir hikâye çizen İstari’nin sesini duyana kadar ben de Gandalf olup olmadığını anlamamıştım. Fakat hikâye Halbrand’ın Sauron olduğu bir yöne doğru evrilince bu grilere bürünmüş ve hafızası olmayan büyücünün Gandalf olduğuna dair kanaatler güçlendi. Yine de dizide Stranger karakterinin kim olduğu henüz net şekilde ortaya çıkmadı.
Stranger
Bu arada Lord of the Rings (LOTR) evreninde İstariler yani büyücülerin Tanrı Valar’ın Morgoth yenildikten sonra yükselişe geçen Sauron tehdidine karşılık, Orta Dünya’ya gönderdiği temsilcileri olduğunu da ekleyelim. Hikâye tam da bunu anlattığı için Gandalf olduğuna inanılan Yabancı’nın (Stranger) Orta Dünya’ya inişine de tanıklık ettik. İlk sezonda dizi birden fazla yerden ilerleyen bu hikâyeler ile seyircileri ikiye böldü.
İlk sezonu epey beğenmeyen izleyici de var. Ben kendimi tam olarak oraya koyamıyorum. LOTR evrenini seven biri olarak daha ılımlı baktığımı hatta epey beğendiğim yanlarının olduğunu itiraf etmeliyim. Örneğin Adar’ın (Joseph Mawle) sezon sonunda Galadriel ile diyaloğu bu anlamda en sevdiğim bölümlerden biri. Dizi, o karşılaşmada Tolkien’in de yapmadığı bir şey yapıyordu. Tolkien Orkların, Adar’ın deyimiyle Uruk’ların kökenine, kitabın 1950 revizyonunda bile değinmiyordu. Adar ise o karşılaşmada mealen şunları söylüyordu: “Ork değil, Uruk. Onların bir efendisi yok. Her birinin bir adı var. Biz de sizin gibi Gizli Ateşin Üstadı’nın yarattıklarıyız. Yaşamın nefesine ve bir yuvaya layığız.” Hatta o konuşmada Adar, Sauron’u öldürdüğünü ve elflerin yapamadığını kendisinin yaptığını da vurguluyordu.
Halbrand’dan Annatar’a dönüşen nam-ı diğer Sauron
İkinci sezon yine bu hikâyenin de gerisine giderek başlıyor. Adar’ın Sauron’u nasıl öldürdüğüyle. Sonrasında Sauron’un nasıl Halbrand olduğu ve Galadriel ile karşılaştığıyla da devam ediyor. Böylesi epik hikâyeler hep bir başlangıca dayandığı için hikâyeyi geri döndürüp durması kaçınılmaz. Ama her sezon biraz daha gerisini anlatmaya devam ederse hikâye bitmeyecek. Dönelim üç buçuk saatlik ilk üç bölüme, anlaşılan o ki artık kimin kim olduğu iyice ortaya da çıktığına göre esas hikâye şimdi başlıyor.
İkinci sezonda tüm Orta Dünya ve güneyde Sauron’u arayan Galadriel, Halbrand’ın o olduğunu öğrenince kendi hatası yüzünden onu yüzükleri yapan Celebrimbor’un (Charles Edwards) yanına kadar götürdüğünü itiraf etmek istemiyor. Galadriel de filmdeki temsiline bakılarak çok eleştirilen biri. Neden bu kadar hırçın ve hırslı olduğuna dair eleştiriler var ama karşımızda filmdekinden çok daha genç bir kadın var zaten. Kim örneğin 10 yıl önceki huylarını yıllarca yanında taşır ki? Kaldı ki karşımızda asırlarca yaşayan yaratıklar var. Her defasında hikâyenin öncesini görmek isteyenlerin önceye dair önyargıları açıkçası biraz tuhaf. Her şeyin aynı olduğuna olan inanca rağmen bir karakterin değişim yaşayabileceği unutulmamalı hele ki bu karakter üç dört asır yaşayabiliyorsa…
Gil Galad ve Elrond
Galadriel bir şekilde Elflerin Yüksek Kralı Gil Galad (Benjamin Walker) ve yakın dostu Elrond’a (Robert Aramayo) bunu itiraf ediyor. Fakat ünlü yüzüklerin Elflere düşen üç tanesi çoktan dövülmüş ve onlara ulaşmıştı. Elrond, yüzüklere Sauron’un dokunmuş olma ihtimaline karşı yüzükleri alıp kaçıyor. Sonrasında ikna ediliyor. Daha da detaya girmeden devam edecek olursak hikâye artık Sauron’un türlü hileyle yüzüklere ulaşmak için en önemli adımları atacağı yere geliyor. Bu arada yüzüklerin dokuzu insanlara, yedisi cücelere üçü de elflere yapılıyor.
İlk sezon çok yavaş olmakla suçlanan dizi gösterilen bu ilk üç bölümle hızlı bir çıkış yapıyor. Geçen sezonun Covid-19 pandemisinde çekildiğini düşünürsek bu defa sanki fantastik görkem daha iyi kotarılıyor. Hikâye hızlı ilerliyor zira hem House of Dragon’a hem de Güç Yüzükleri’nin ilk sezonuna gelen eleştirilere bakılırsa kimsenin işin politik arka planına bakmak gibi bir zahmete girmeye niyeti yok. Her şey bir an önce en görkemli şekilde yaşansın diye bir beklenti var. Ama her görkemin arkasında zaten zahmetli bir hikâye yatmaz mı?
Ben sabırsız izleyicilere rağmen hikâye ilmeklerinin boşluk bırakmadan atılmasından yanayım. Bu elbette akmayan diyaloglarla değil, zekice bir senaryo ile mümkün, bu anlamdaki tüm eleştirilerin de haksız olduğunu söylemek haksızlık olur. Bu sezonun kalan son beş bölümünün hızı ve hikâyeyi anlatışı bir yerde tökezlerse sanırım başlangıç havasını yitirecek. Ama şimdiden bunu söylemek zor, hatta şimdilik son derece iyi bir giriş yapıldığı ortada.
Suzan Demir kimdir?
Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde okudu. Hayat TV, ardından Evrensel Gazetesi’nde çalışmaya başladı. Taraf Gazetesi kültür sanat servisinde muhabir ve editör olarak çalıştı. Arka Pencere (www.arkapencere.com) online dergide haftalık sinema eleştirileri kaleme aldı. Ayrıca BİR+BİR Express dergisinde (hem online hem matbu dergide) www.sabirfikir.com ve Kritik 24 (K24) sitelerinde de haber ve yazıları yayınlandı. Yeni E Dergisi’nde kültür, sanat ve sinema röportajları yapıyor. Hala Avrupa’da çeşitli ajanslara politika, ekonomi ve kültür sanat dalında haberler üretiyor. Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ) ve SİYAD üyesi.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
Yüzüklerin Efendisi serisinin dizi uyarlaması “The Rings of Power”ın yaratıcıları J.D. Payne ve Patrick McKay, Amazon Prime imzasını taşıyan diziye dair açıklamalarda bulundu. Yaratıcılar, 5 sezon olarak planlanan serinin nasıl sonlanacağını bile şimdiden tasarladıklarını belirtti.
Kayıp Rıhtım’ın Empire’dan aktardığı habere göre, J.D. Payne, Empire’a verdiği demeçte beş sezonluk dizinin nasıl son bulacağını şimdiden bildiklerini açıkladı. Payne, “Son bölümün son karesinin bile nasıl olacağını şimdiden biliyoruz. Amazon dizinin haklarını satın aldığında toplamda 50 saatlik bir ekran sürelerinin olduğunu biliyordu. Yani en başından beri tuvalin ne kadar geniş olduğunu biliyorduk. Bu pürüzsüz bir başlangıcı, ortası ve sonu olan bir eser. Dizide son sezona kadar gizemini sürdürecek şeyler var” dedi.
‘BİZ TOLKIEN’İN ARZULADIĞI ŞEYİ YAPIYORUZ’
J.D. Payne ayrıca Yüzüklerin Efendisi evrenine farklı bir bakış açısı getireceklerini söyleyerek, ‘Tolkien’in mirası’na sadık kaldıklarını belirtti. Payne, “Durumumuz Tolkien yıldızları gökyüzüne yerleştirmiş ve biz de onlardan takımyıldızları çıkarıyormuşuz gibi aslında. Kendi yazdığına göre (ki bu bir yayıncıya gönderdiği bir mektupta yer alıyor) Tolkien kurduğu bu mitolojinin daha sonrasında resim, müzik ya da drama üreten başka zihinler ve eller ile büyümeye devam etmesini istediğini söylüyor. Biz Tolkien’in arzuladığı şeyi yapıyoruz. Onun bıraktığı mirasa uygun olduğunu hissettiğimiz sürece doğru yolda olduğumuza inanıyoruz” ifadelerini kullandı.
Toplamda 5 sezonluk bir dizi olarak tasarlandığı bilinen “The Rings of Power”, Orta Dünya’nın İkinci Çağ’ına ışık tutarken elflerin, cücelerin ve Harfoot’ların macerasını ekrana taşıyacak. Dizi, 2 Eylül 2022 tarihinde Amazon Prime’da izleyicilerle buluşacak.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
Britanyalı yazar J.R.R. Tolkien’in kült eseri Yüzüklerin Efendisi’nin (The Lord of the Rings) 1950’lerde kaleme alınan radyo uyarlamasının uzun süredir kayıp olan metinlerini Oxford Üniversitesi’nde görev yapan bir akademisyen ortaya çıkardı.
Independent Türkçe’deki habere göre, söz konusu keşif Amazon Prime Video’da yayımlanacak Yüzüklerin Efendisi dizisi Güç Yüzükleri’nin (The Rings of Power) hayranlarla buluşmasına az bir süre kala gündeme geldi. Siyah cüceyle elfe yermesi ve Tolkien’in kitaplarına sadık kalmaması nedeniyle tepki çeken yapım 2 Eylül 2022’de ekranlara gelecek.
The Guardian’ın haberine göre gün yüzüne çıkan senaryo Tolkien’in hayatta olduğu sırada Yüzüklerin Efendisi’nin farklı bir mecraya uyarlandığı tek metin.
Söz konusu eser 1955 ve 1956’da BBC’de altışar bölümden iki sezon halinde yayımlanmıştı. Tolkien’in fantastik başyapıtını yapımcı Terence Tiller radyoya uyarlamıştı. Arşivden çıkan belgelerde Tolkien’in Tiller’ın yazdığı metnin üstüne kırmızı kalemle birçok not aldığı görülüyor.
BBC’nin arşivlerini inceleyen ve metinleri ortaya çıkaran Oxford Üniversitesi’nde akademisyen olan Stuart Lee şunları söyledi:
Senaryoların kaybolduğunu söylediler ancak metinler hayatta kalmış. Bunlar Tolkien’in hayatta olduğu süre boyunda Yüzüklerin Efendisi’nin tek profesyonel dramatizasyonu. BBC o zamanlar bunu önemli görmüyordu.
Lee’nin keşfi yakında çıkacak The Great Tale Never End: Essays in Memory of Christopher Tolkien (Büyük Masallar Asla Bitmez: Christopher Tolkien Anısına Denemeler) kitabından yer alacak. Kitapta birçok akademisyen J.R.R. Tolkien’in pek çok eserini edebiyata kazandıran oğlu Christopher Tolkien’i anıyor. Christopher Tolkien 16 Ocak 2020’de hayatını kaybetmişti.
Kitabı haziranda Bodleian Library Publishing basacak.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
ABD merkezli dijital film ve dizi izleme platformu Amazon’un merakla beklenen Yüzüklerin Efendisi: Güç Yüzükleri dizisinden ilk fragman yayınlandı. Fragman, Yüzüklerin Efendisi üçlemesinden tanıdık karakterler ve filmlerin çok öncesinde geçen olaylara dair görüntüler sunuyor.
The Lord of the Rings: The Rings of Power( Yüzüklerin Efendisi: Güç Yüzükleri) dizisinden ilk fragman yayınlandı. Her yıl sinema-dizi dünyasından yeni görüntülerin paylaşıldığı fragman Super Bowl (ABD Ulusal Amerikan Futbolu Ligi Finali) sırasında gösterildi.
Dizi, Yüzüklerin Efendisi ve Hobbit üçlemesinden binlerce yıl öncesinde geçen olayları konu ediniyor. İnsan krallığı Numenor’un yükselişi ve ardından düşüşü, Melkor’un Gazap Savaşı’nda yenilmesinin ardından sağ kolu Sauron’un kayıplara karışması ve sonrasında bilinen üçlemenin de odak noktası tek yüzük ve diğer yüzüklerin ortaya çıkışını anlatacak.
Dizide filmlerden bilinen Galadriel, Elrond ve o zaman diliminde yaşadığı varsayılan Hobbitler de yer alacak.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
Uzun süren hastalığı sebebiyle 63 yaşında yaşamını yitiren Pete Smith, Sessiz Dünya (The Quiet Earth), Yüzüklerin Efendisi ve Bir Zamanlar Savaşçıydılar gibi filmlerde rol almıştı. Smith, Böbrek hastalığı ve bunama ile savaşıyordu.
Smith’in oğlu Poumau Papali’i Smith, babası için uzun süredir hasta olduğunu ve artık acı çekmeyeceği için mutlu olduklarını ifade etti. Smith, şöyle konuştu:
“Son 7 yıldır diyalize giriyordu ve bu da yıllar içinde kendisine zarar verdi. Son 2 yıl içinde de bunama teşhisi kondu. Evde diyalize başladık ama son birkaç hafta içinde, son 4 haftadır savaştığı bir enfeksiyona yakalandı.”
Haber Global’in aktardığı habere göre; 6 çocuk babası Smith, Temuera Morrison ve Cliff Curtis’le birlikte “Dooley Amca” gibi birçok büyük filmde çalıştı. En çok “Bir Zamanlar Savaşçıydılar” ve “Piyano”daki rolleriyle tanınan oyuncu ayrıca 2003’te “Yüzüklerin Efendisi: Kralın Dönüşü” filminde bir ork olarak yer aldı. Oyuncunun rol aldığı TV projeleri arasında ise “Plainclothes”, “Shortland Street”, “Greenstone” ve “Mataku” gibi yapımlar bulunuyor.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
“Yüzüklerin Efendisi” ve “Hobbit” film üçlemelerinin arkasındaki stüdyo olan New Line Cinema, orijinal animasyon sinema filmi “The Lord of the Rings: The War of the Rohirrim” için Warner Bros. Animation’la ortaklık kuruyor. Bir anime film olacak olan yapım, “Yüzüklerin Efendisi: İki Kule”de tasvir edilen kale olan Miğfer Dibi’nin arkasındaki destanı ve Rohan’ın Kralı Helm Hammerhand’i konu alacak.
Beyazperde’nin haberine göre, Warner Bros. Animation tarafından hayata geçirilen yapımın yönetmen koltuğunda ise “Ghost in Shell” (“Kabuktaki Hayalet”) anime filmi ile tanınan Kenji Kamiyama olacak. “Yüzüklerin Efendisi: Kralın Dönüşü”nün senaryosuyla Oscar kazanan Philippa Boyens de senaryosu Jeffrey Addiss ve Will Matthews tarafından yazılan filme danışmanlık yapacak.
Planlanan anime, Amazon’un Yeni Zelanda’da çektiği “Yüzüklerin Efendisi” dizisiyle bağlantılı olmayacak. Anime filmi, Orta Dünya’nın İkinci Çağı’nda, uzun metrajlı filmlerdeki olaylardan bin yıl önce geçecek.