Etiket: yeşilçam

  • Türkan Şoray: Bu final, Türk sinemasının gelmiş geçmiş en güzel finalidir

    Türkan Şoray: Bu final, Türk sinemasının gelmiş geçmiş en güzel finalidir


    Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin altıncı durağı Van’da, Yeşilçam sinemasının usta ismi Türkan Şoray, sevenleriyle bir araya geldi. Van Devlet Tiyatrosu’ndaki söyleşide Şoray, hayatında önem taşıyan anılarını anlattı.

    GENÇLERE ALTIN ÖĞÜTLER

    Sevenlerinin yoğun ilgi gösterdiği usta oyuncu Şoray, sanat kariyeri hakkında bilgiler paylaşarak, gençlere tavsiyelerde bulundu.

    “VAN GÖLÜ İLE VAN KEDİSİNİ YILLARDIR MERAK EDİYORDUM”

    Van’da olmaktan heyecan duyduğunu dile getiren Şoray, “Uzun yıllardır Van’a gelmenin hayalini kuruyordum. Van Gölü ile Van kedisini yıllardır merak ediyordum.” dedi.

    Yeşilçam’ın usta ismi, akademisyen Rıfat Becerikli moderatörlüğünde Van Devlet Tiyatrosu Salonu’nda düzenlenen söyleşide soruları yanıtladı.

    “BU FİNAL TÜRK SİNEMASININ GELMİŞ GEÇMİŞ EN GÜZEL FİNALİDİR”

    Rol aldığı “Selvi Boylum Al Yazmalım” filminin final sahnesinde yer alan “Sevgi neydi” sorusunu izlerken duygulanan Türkan Şoray, “Bu final, Türk sinemasının gelmiş geçmiş en güzel finalidir” dedi. Aşkla ilgili bir soruya Tanju Okan’ın “Aşkı Bulacaksın” şarkısının sözleriyle karşılık veren Türkan Şoray, en büyük aşkının kızı Yağmur olduğunu söyledi.

    “EMEK VERDİKÇE SEVİLİYOR VE BÜYÜYORSUNUZ”

    Şoray son olarak sevenlerine şöyle seslendi:

    “Beni sahneye taşıyan sıcak sevginiz ve vefa duygunuz… Sizlere bir kere daha teşekkür ediyorum. Beni yaşatan, besleyen, hayata bağlayan ve mutlu eden sizlersiniz. Bunlar olmasaydı hayatımda bu kadar mutlu olamazdım. Sevilmeyi hak etmek, takdir edilmek için çok emek verdim. Şimdi ise emeğimin karşılığını görüyorum. Emek verdikçe seviliyor ve büyüyorsunuz. İyi ki varsınız.”,

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kadir İnanır’dan iyi haber geldi

    Kadir İnanır’dan iyi haber geldi



    Kadir İnanır’dan iyi haber geldi

    Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Necdet Sağlam, sanatçı Kadir İnanır’ın uyandırıldığını açıkladı. Prof. Dr. Necdet Sağlam, “Bilinci açık, mesajlara gülümseyerek cevap verdi” dedi.

    Sanatçı Kadir İnanır’ın uyandırıldığını açıklayan Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Necdet Sağlam, “Bilinci açık, mesajlara gülümseyerek cevap verdi” dedi.

    Sağlam, “Yaklaşık 3 ay önce geçirdiği bir akciğer enfeksiyonu var. Kronik bir sigara içicisi. İnşallah bu vesileyle sigarayı da bırakmış olur, bundan sonraki hayatında. Fizik tedavi yapılıyor ama bu süreç ilerliyor, her an daha iyiye gidiyor. Damardaki radyolojik görüntüler de bunu destekliyor. Acile ilk başvurduğu zamanki tabloda sağ tarafında tam bir felç tablosu vardı. Şu anda sağ tarafın hareketleri iyi. Ama daha da iyi olmasını bekliyoruz. Akciğerleriyle ilgili sıkıntılarımız var. Onunla ilgili de gerekli tedbirleri alıyoruz. Çünkü her an multidisipliner bir ekip takip ediyor. Enfeksiyon hastalıklarındaki arkadaşlarla konsültasyonlar yapıldı ve antibiyotik tedavisine başlandı. Ciddi bir durum değil, ancak tedbir amaçlı bunu yapıyoruz. Tabii daha erken uyanmasını umuyorduk biz de.”

    Fizik tedavisi devam edecek

    Arada bazı olumsuzluklar ile tansiyon yükselmeleri sebebiyle süreci daha temkinli ve yavaş yürüttüklerini ifade eden Sağlam, şöyle konuştu: “Sonunda bugün güzel bir şekilde extübe oldu ve iletişim kurabiliyor. Eşini yanına aldık, kendisine bazı selamlar ulaştırıldı. Tepki veriyor, fizik tedavisine devam edeceğiz. Birkaç gün yoğun bakımdaki tedavisi yine devam edecek. Çünkü yavaş yavaş ilerlememiz, tedbirli olmamız gerekiyor. Konuşma sürecini daha sonra bekliyoruz. Her şey yolunda gidiyor. Konuşması için şu an yorgun diyelim. Belirtiler daha sonra konuşmayla ilgili bir sıkıntı olmayacağını gösteriyor. Dolayısıyla her şeyin düzelebileceğini umuyoruz.”

    Kadir İnanır’ın sağlık durumuna ilişkin yeni açıklama

    Yeni Arayış Haber


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Bahar Öztan son yolculuğuna uğurlandı

    Bahar Öztan son yolculuğuna uğurlandı


    Yeşilçamın usta oyuncusu Bahar Öztan, tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.

    Dördüncü kez kansere yakalanan ve yaklaşık bir haftadır yoğun bakımda tedavi altında bulunan sinema oyuncusu Bahar Öztan hayatını kaybetti.

    2023 yılında daha önce 3 kez yendiği kansere tekrar yakalanan Öztan kolon kanseri ile mücadelede ediyordu. Bir haftadır yoğun bakımda olan Bahar Öztan dün akşam hayata gözlerini yumdu.

    1962 doğumlu Bahar Öztan, bir şampuan reklamında rol aldıktan sonra film yapımcılarının da dikkatini çekti.

    1980’lerde kariyerinin en parlak dönemini yaşayan Öztan geçtiğimiz Ekim ayında sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “Herkese selam ve sevgiler. Uzun zaman oldu yazamadım sizlere dün İstanbul’a hastaneye geldim. Benim kıymetli hocalarımın kararı önümüzdeki hafta ameliyat olacağım yönünde. Her zamanki gibi dualarınıza ve sevginize ihtiyacım var.” demişti.

    Yeşilçam’ın efsane ismi bugün dostlarının da katıldığı bir törenle son yolculuğuna uğurladı.

    Perihan Savaş, Safiye Soyman, Nuri Alço, Gökhan Güney ve Serdar Gökhan gibi çok sayıda ünlü isim Öztan’a veda için Üsküdar Şakirin Camisi’nde hazır bulundu.

    Duygusal anların yaşandığı törende Öztan’ın yakınları gözyaşlarına boğuldu.

    Taziyeleri oğlu Yiğit Çolak kabul etti

    Cenaze töreninde taziyeleri kabul eden Öztan’ın oğlu Yiğit Çolak “Üzgünüm, ne diyebilirim ki? Acımız tarifsiz, annemi sonsuzluğa uğurluyoruz. Sevenlerimiz yalnız bırakmadı, katılan herkese teşekkür ederim” diyerek acısını dile getirdi.

    Arkadaşını ebediyet uğurlayan Perihan Savaş “Çok çekti, uzun zamandır hastanede olduğu için görüşmemiştik. Üzgünüm, konuşamıyorum, dünya iyisi bir insandı” dedi.

    “Onu anlatmaya kelimeler yetmez”

    Safiye Soyman ise “Sözün bittiği yerdeyiz çok üzgünüm. Benim çok iyi arkadaşımdı, Bodrum’da çok vakit geçirirdik. Onu anlatmaya kelimeler yetmez. Hiç kimseyi kırmayan güzel bir insandı, mekanı cennet olsun. Onu hiç unutmayacağız. Aslında çok da savaştı bu hastalıkla, o kadar morali yüksekti ki hiç ölmeyecek gibi. Hepimizi çok üzdü, hiç ona yakışmadı ölüm.” ifadelerini kullandı.

    “Kalbi, ruhu çok güzel bir insandı”

    Nuri Alço “Kalbi, ruhu çok güzel bir insandı. Yani bu kadar yıllar uğraştı çabaladı ama olmadı maalesef. Bu hastalık bir bulaştı mı insanın yakasını bırakmıyor. Tam yaşayacağı zamanları yaşayamadı. Oğlu Yiğit hep yanındaydı bir saniye bile ayrılmadı, Allah herkese böyle bir evlat nasip etsin. Tam da hayırlı bir günde ramazanın Cuma gününde aramızdan ayrıldı. Allah yolculuğunu iyi kılsın, başımız sağ olsun”

    Sanatçının naaşı cenaze namazının ardından Karacaahmet Mezarlığı’na defnedildi.

    Bahar Öztan kimdir?

    1980’lerde kariyerinin en parlak dönemini yaşayan 1962 doğumlu Bahar Öztan, bir şampuan reklamında rol aldıktan sonra film yapımcılarının da dikkatini çekti.

    Reklam filminin ardından dönemin ünlü modellik ajansına kayıt olan Öztan, o sıralar çok gözde olan fotoromanlarda oynamaya başladı. Bu arada reklam filmlerine de devam etti.

    1972 yılında Osman Seden imzayı Mahkum filmi ile sinemaya adım attı. Ama onu bir anda yıldız haline getiren 1980 yılında oynadığı Şaşkın Milyoner oldu. Ondan sonra da kariyerinde hızla yükseldi.

    Bahar Öztan, Bülent Ersoy ve Seda Sayan’ın kadrosunda sahneye çıktı. Melahat Pars’tan Türk sanat müziği dersleri alan Öztan, yurtdışı turnelerine de gitti.

    Bu turnelerden birinde sonradan evleneceği mimar Yavuz Çolak ile tanıştı. Ancak evlilik uzun ömürlü olmadı.

    2000’li yılların başında ABD’ye gitti ve bir süre Miami’de yaşadı. Altı yıl sonra tekrar Türkiye’ye döndü. 2007 yılında Aşk Kapıyı Çalınca dizisi için kamera karşısına geçti. Ama sonra yine sahip olduğu butik otele yoğunlaştı. Uzun yıllar sonra ilk defa 2011 yılında yönetmenliğini fortuna Zafer’in yaptığı reklam filmiyle ekrana geri dönmüştü.

    ROL ALDIĞI FİLMLER VE DİZİLER

    1977: Çırılçıplak
    1979: Şaşkın Milyoner
    1980: Sönmüş Ocak
    1981: Kanlı Nigar
    1982: Ağlayan Gülmedi mi?
    1982: Bizim Mahalle
    1982: Doktor Civanım
    1982: Dört Yanım Cehennem
    1982: Kırmızı Kelebek
    1982: Sevenler Ölmez
    1983: Aptal Kahraman
    1983: Bedel
    1983: Dostlar Sağolsun
    1983: Futboliye
    1983: Gül Ağacı
    1983: İkimiz de Sevdik
    1983: Küçük Ağa
    1983: Yıldızlar da Kayar
    1984: Darbe
    1984: Deli Fişek
    1984: Ortadirek Şaban
    1985: Bin Defa Ölürüm
    1985: Bu Ne Sevgi
    1985: Domdom Kurşunu
    1985: Fakir Milyoner
    1985: Kanun Adamı
    1985: Kaplanlar
    1985: Mahkûm
    1985: Melek Yüzlüm
    1986: Ağlama
    1986: Aşk Dediğin Laftır
    1986: Ava Giden Avlanır
    1986: Hasretim
    1986: Manyak
    1986: Mazideki Kadın
    1986: Namus Sözü
    1986: Sevdan Öldürdü Beni
    1987: Babamız Eğleniyor
    1987: Gençlik Yılları
    1987: Homoti
    1987: Kaderim
    1987: Severek Öldüler
    1987: Umutların Ötesi
    1987: Vahşiler
    1988: Kıbrıs’ta Vuruşanlar
    1988: Sapık Kadın
    1988: Serçeler Göç Etmez
    1989: Hedef
    1989: Sabahın İlk Işıkları
    1989: Serseri Aşıklar
    1989: Yarın Bir Başka Gündür
    1990: Kiralık Anne
    1990: Sonsuz Kaçış
    1991: Günbatımı
    2000: Yalvarış
    2007: Aşk Kapıyı Çalınca
    2008: Görgüsüzler
    2019: Afili Aşk

    Yeni Arayış Haber

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Yılmaz Güney’in paltosu neden rehin kaldı?

    Yılmaz Güney’in paltosu neden rehin kaldı?


    Şenay AYDEMİR


    Arif Keskiner, Türkiye sinemasının yaşayan tarihlerinden birisiydi. 1960’lı yılların ilk yarısından itibaren başta Yılmaz Güney olmak üzere dönemin bütün büyük sinemacılarıyla sektörün her kademesinde çalıştı. 1970’li yılların ortalarından itibaren ise artık yapımcı Arif Keskiner’di. “Kapıcılar Kralı”, “Maden”, “Selvi Boylum Al Yazmalım” başta olmak üzere birçok önemli filmin üretimine katkıda bulundu.

    12 Mart’ta aramızdan ayrılan Keskiner’in memleketin sinema tarihinde özel bir yer edinmesini sağlayan şeylerin başında sahibi olduğu “Çiçek Bar” da geliyor kuşkusuz. Çünkü bu mekan 12 Eylül darbesinin ardından 1980’li yılların ortalarından itibaren ülkenin önde gelen sinemacılarının buluştuğu, memleket ve sinema üzerine sohbet ettiği bir yer oldu. Keskiner’in aramızdın ayrılmasından birkaç ay önce Literatür yayınları, “Sohbet Tadında Çiçek Bar Hikayeleri” alt başlığıyla bir kitap yayımladı. “Akşam Çiçekleri” adı verilen kitapta Hümeyra Erdoğan soruyor Arif Keskiner hem Çiçek Bar’ı hem de sinemaya dair hatıralarını anlatıyor.

    Kitapta artık aramızda olmayan Tarık Akan, Zeki Ökten, Tuncel Kurtiz gibi ustalar; Nur Sürer, Menderes Samancılar, Mazlum Çimen gibi onlarca isim yazıları ve hatıralarıyla kendisine yer bulmuş. Keskiner’in kaybı vesileyle bir süredir sehpanın ‘okunacak kitaplar’ bölümünün en üstünde duran kitabı elime alınca doyumsuz bir sinema yolculuğuna çıkma fırsatı buldum. Uzun uzun anlatmayacağım ama kitabı alıp daha fazlasını okumanız için kitaptan birkaç anekdot paylaşacağım sizinle…

    JOHN BAEZ VE VERA TULYAKOVA NEDEN BULUŞTU?

    19 Ocak 1992 tarihinde Nazım Hikmet’in doğumunun 90. yılı şerefine ilk kez ‘legal’ bir kutlama gerçekleştirilir. Arif Keskiner ilk okuduğu andan itibaren Nazım hayranıdır ve organizasyonda görevlidir. Bu anma için Nazım’ın son büyük aşkı Vera Tulyakova, Türkiye’ye davet edilir. Böylece Nazım’ın ölmeden önce Vera’ya söz verdiği İstanbul seyahati gerçekleştirilmiş olur. Bir Nazım hayranı olan John Baez da bu törene hiçbir ücret almadan katılır. Keskiner bu fırsatı kaçırmaz ve Abidin Dino’nun yaptığı meşhur Nazım posterini her ikisine de imzalatır.

    arif-keskiner-tarik-akan-leyla-vekilli-vera-tulyakova-1.webp
    (soldan sağa) Arif Keskiner- Tarık Akan- Leyla Vekilli- Vera Tulyakova

    YILMAZ GÜNEY’İN PARAYA İHTİYACI OLDUĞU İÇİN YAZDIĞI SENARYO: SÜRÜ

    Ali Özgentürk, İzmit Cezaevi’nde yatmakta olan Yılmaz Güney’i ziyaret eder. Güney paraya ihtiyacı olduğunu söyleyip üç hikayeyi Arif Keskiner ve ortaklarına gönderir değerlendirmeleri için. Üç ortak birer sayfalık bu hikayeleri okuyup ertesi gün ofiste toplantı yaptıklarında hepsi aynı fikirde buluşmuş: “Sürü”. Yılmaz Güney 250 bin lira ister senaryo için ama şirkette bu kadar para yoktur. Tunç Okan senaryoyu kendisinin satın alacağını belirtip Güney’i 150 bin lira avans öder. Böylece, Türkiye sinemasının en büyük filmlerinden birisi için çalışmalar başlar.

    ÇİÇEK BAR’IN MEŞHUR TAVLA PARTİLERİ

    Çiçek Bar, daha bar olmadan Çiçek Film’in ofisiyken gazetecilerle Yeşilçamlılar arasında ‘içkisine’ tavla partilerinin de üssü. Bar olduktan sonra da bir kadeh içkisine iddialı maçlar devam ediyor. En kanlı müsabakalar Kadir İnanır, Bülent Kayabaş ve Arif Keskiner arasındakilermiş. Tarık Akan o kadar iyi bir tavlacı değilmiş Keskiner’e göre, “baktı ki yeniliyor, hemen pulları karıştırıp tavlayı kapatırdı” diye anlatıyor.

    samiye-vera-1.png

    ‘BÜTÜN TÜRK BÜYÜKLERİ BİR ARADA’

    Bir akşamüstü Çiçek Bar hayli kalabalık. O dönem “Cumhuriyet” adlı dizide Rutkay Aziz Atatürk’ü, Savaş Dinçel de İsmet İnönü’yü canlandırıyor. İkisi de mekanda. Aynı zamanda “Hoşçakal Yarın” filminde Deniz Gezmiş’i canlandıran Berhan Şimşek ve Yusuf Aslan’ı oynayan Mazlum Çimen de orada. Çimen’in anlattığına göre, İsmet Ay bara gelip bunlara bakıyor ve “Aman Allah’ım bütün Türk büyükleri burada ayol” diye dalga geçiyor. Vakit biraz ilerleyince Rutkay Aziz, Savaş Dinçel’e saati gösterip “Ankara trenini kaçırmayalım” diyor. Bunun üzerine İsmet Ay “Hayırdır Büyük Taarruz mu başlıyor” deyi patlatıyor espriyi…

    YILMAZ GÜNEY’İN PALTOSU NEDEN REHİNDE KALDI?

    Yılmaz Güney ve Keskiner’in da aralarında olduğu bir dört kişilik bir grup, Beyoğlu’nda içtikten sonra dağılmak yerine pavyona gitmeye karar veriyor. Ancak çok paraları yok. Niyetleri birer bira içip dağılmak. Gece ilerledikçe başkaları da bu ekibe katılıyor ve belli ki herkes birbirine güveniyor hesap konusunda. Ancak final öyle olmuyor. Ekip önce saatlerini emanet bırakmayı teklif ediyor ama kabul edilmiyor. Bu kez Yılmaz Güney’in tüylü paltosu teklif ediliyor ve bırakılıyor emanete. Ertesi gün Keskiner parayı götürüyor ve paltoyu geri alıyor.

    umut.jpg
    Umut, Yön:Yılmaz Güney, Şerif Gören, 1970

    ‘UMUT’, AZ KALSIN CANNES’DA GÖSTERİLEMİYORDU

    “Umut” filminin Cannes Film Festivali’ne kaçırılması bilinir. Keskiner bir valizle filmi kaçırır yurt dışına çünkü resmi makamlar izin vermezler. Ancak sorunlar bununla da bitmez. Filmin başrol oyuncusu Tuncel Kurtiz ve Keskiner Cannes’da bir kafede otururken, bir adam telaşla içeri girer ve “burada hiç Türk sinemacı var mı” diye sorar. İkili “biz varız” deyince sorun anlaşılır. Türkiye’de filmi kopyalayan şirket bobinleri yanlış numaralandırmıştır. Gelen kişi, akşam filmin gösterileceği sinemanın makinistidir. Adamcağız filmi bir türlü bağlayamayınca bir umut yakındaki kafelerde Türkiye’den birilerini aramaya çıkmıştır. Filmi daha önce birkaç kez izlemiş olan Keskiner ve oyuncusu Kurtiz beş saatlik uğraş sonunda doğru sıralamayı yaparlar ve “Umut”un ilk uluslararası gösterimi gerçekleştirilir. Film ayakta alkışlanır.

    KEMAL SUNAL İLE VARNA’DA GAZİNOYA NEDEN ALINMADILAR

    Kemal Sunal bir gün Arif Keskiner’in yanına gelip “festival festival geziyorsun beni de götürsene” diyor. Özellikle “Selvi Boylum Al Yazmalım” dönemin sosyalist ülkelerinde büyük ilgi görüyor. İkili önce Moskova’ya festivale gidiyorlar. 1979’da Varna’ya. Bir gün lüks bir gazinoya gitmek istiyorlar ancak içeri alınmıyorlar. Gerekçe ise “yer yok”. O sırada Türkçe konuşan bir çocuk yanlarına gelip “Selvi Boylum Al Yazmalım”ı izleyip izlemediklerini soruyor. Keskiner “ben yapımcısıyım” deyince. Çocuk koşarak içeri gidiyor, biraz sonra gazino müdürü mahcup bir edayla Kemal Sunal ve Keskiner’i içeri davet ediyor. Genişçe bir locaya oturtuyor. Gazino dolu ama loca boş. Bu loca ‘aniden gelirlerse’ diye yöneticilere ayrılmış bir alan. Keskiner’in anlattığına göre o dönem 8 milyon nüfusu olan Bulgaristan’da film için 17 milyon bilet kesilmiş.

    maden-film.jpg
    Maden, Yön: Yavuz Özkan,1978

    ‘MADEN’ FİLMİ NASIL ÇEKİLDİ?

    Yavuz Özkan’ın elinde çok iyi bir senaryo var. İsmi “Maden”. Dönemin politik atmosferine de fazlasıyla uygun. Ancak filme para bulmak zor. Çok da maliyetli. Maliyetin büyük kalemi ise oyuncular. Çünkü gişe için büyük oyuncu bulmak lazım. Dönemin büyük oyuncusu da Cüneyt Arkın. Tarık Akan, Cüneyt Arkın’ı para almadan filme ortak olmaya ikna ediyor. Herkes bu formülle filme katkı sunuyor. Film çekiliyor ve büyük ses getiriyor. Ancak Keskiner’in anlattığına göre Arkın ile Akan’ın arası gergin oluyor setten sonra. Hatta aradan zaman geçip filmin yurtdışı satışından para gelince Tarık Akan küçük bir ‘intikam’ da alıyor Cüneyt Arkın’dan. Nasılını yazmayalım. Merak edenler kitabı alsın…

    “Akşam Çiçekleri”, yalnızca Arif Keskiner’e dair değil. Hatta daha çok memleket sinemasının en hareketli yıllarına dair bir sözlü tarih çalışması gibi. Bir nefeste okunacak bir başucu kitabı…

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Yeşilçam oyuncusu Ali Güney vefat etti

    Yeşilçam oyuncusu Ali Güney vefat etti


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Yeşilçam’ın ‘Rambo’su Sönmez Yıkılmaz 77 yaşında hayatını kaybetti

    Yeşilçam’ın ‘Rambo’su Sönmez Yıkılmaz 77 yaşında hayatını kaybetti


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Müjde Ar ile Faruk Peker arasında 40 yıl sonra ‘İffet’ krizi

    Müjde Ar ile Faruk Peker arasında 40 yıl sonra ‘İffet’ krizi


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Şener Şen ve İlyas Salman barıştı: ’46 yıllık dostum gelmiş’

    Şener Şen ve İlyas Salman barıştı: ’46 yıllık dostum gelmiş’


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Hababam’ın ‘Kalem Şakir’i: Sinemadan para kazanamayınca mobilyacılık yaptım

    Hababam’ın ‘Kalem Şakir’i: Sinemadan para kazanamayınca mobilyacılık yaptım


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Usta oyuncu Tuncel Kurtiz, ölümünün 8. yılında anılıyor

    Usta oyuncu Tuncel Kurtiz, ölümünün 8. yılında anılıyor


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***