Etiket: Yatırım

  • OPUS Neden Türkiye’yi Seçti? İşte Dev Yatırımın Sırrı: 1.72 Milyar Dolarla Araç Muayene İstasyonu İhalesini Kazanmışlardı

    OPUS Neden Türkiye’yi Seçti? İşte Dev Yatırımın Sırrı: 1.72 Milyar Dolarla Araç Muayene İstasyonu İhalesini Kazanmışlardı


    Türkiye ekonomisindeki son dönemin en büyük dış yatırımını yapan araç muayene devi Opus’un CEO’su Lothar Geilen, çarpıcı açıklamalarda bulundu. Geilen, Türkiye’nin geleceğine güvendiklerini ve cazip bir pazar olduğunu vurguladı.

    Geilen, açıklamasında, “Başka coğrafyalara baktığımızda iş yapmak daha zor. Türkiye’de refah seviyesi arttığı için araçlar da daha yeni… Büyüme potansiyeli çok yüksek bir ülke… İhale sistemi adil ve şeffaftı. Burayı yatırım yapılabilir ülke olarak değerlendirdik” ifadelerini kullandı.

    Sabah’tan Dilek Güngör’ün haberine göre, şubatta Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın açtığı 20 yıl süreli ve iki bölgeyi kapsayan araç muayene istasyonları ihalesini 1.72 milyar dolarla kazanan MOİ Ortak Girişim Grubu’nda bulunan OPUS’un CEO’su Lothar Geilen, ABD’de 28 eyalet, Güney Amerika, Filipinler’de araç muayene istasyonlarını yönettiklerini, toplam yılda 30 milyon araç denetlediklerini söyledi.

    ARAÇ MUAYENE SAYISINDA ARTIŞ BEKLENİYOR

    Geilen Türkiye’de 20 milyona yakın aracın muayene edildiğini ve bu sayılarda yüzde 6-8 artış beklediklerini söyledi.

    Şu an arazi edinimi ve teknoloji yatırımlarına odaklandıklarını söyleyen Geilen, “15 Ağustos 2027’de araç muayene işini biz yapıyor olacağız. Şu anda 216 istasyon var. Biz 2027’de 249 istasyonla operasyona başlayacağız. Toplam yatırım miktarımız ihale bedeliyle birlikte 2.5 milyar doları bulabilir” ifadelerini kullandı.

    Her türlü datanın bulut sistemiyle güvenli şekilde toplanarak işleneceğini aktaran Geilen, rezervasyon sistemini de daha verimli hale getireceklerini belirtti. Geilen randevu sisteminin düzeltilmesiyle muayene öncesi bekleme süresini de 15 dakikaya indirmeyi hedeflediklerini kaydetti. Evrakların online sistem üzerinden isteneceğine bu sayede sürücülerin araçtan inmeden işlerini halledebileceğini aktaran Geilen, elektrikli ve sürücüsüz araçlar için de muayene sistemleri kuracaklarını belirtti.

    Personel eğitimleri için akademi kuracaklarını da söyleyen Geilen, başlangıçta 2 haftalık eğitimler planladıklarını, daha sonra bu eğitimlerin sürekli hale geleceğinin altını çizdi. Geilen eğitim yöntemleri için “Temel teorik eğitimleri online yapacağız. Pratik eğitimleri de demo istasyonlar üzerinde vereceğiz” dedi.

    MET-GÜN temsilcisi Murat Özden ise, 15 Ağustos 2025’de tüm istasyonların kurulması için çalışma yürüttüklerini kaydederek, bütün istasyonların ‘green’ olacağını, çatılarına güneş paneli koyacaklarını söyledi. İstasyonların afet anında da sahra hastanesine dönüşeceğinin müjdesini veren Özden, sıfır atık prensibiyle çalışacaklarını belirtti.

    Girişimin bir diğer ortağı Itversia’nın temsilcisi Carlos Martinez Agudo ise İtalya’da yılda 1 milyon araç muayenesi gerçekleştirdiklerini, Türkiye’deki operasyona bilgi ve yazılım teknolojileri desteği yapacaklarını kaydetti.

    Kaynak: Sabah

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Yapay zeka yatırımlarında Türkiye ilk yirmide

    Yapay zeka yatırımlarında Türkiye ilk yirmide


    Online PR Servisi B2Press yapay zekaya yönelik araştırmalarına göre, Türkiye yapay zekaya yatırım yapan ülkeler arasında 20’inci sıraya girdi. Buna göre yapay zeka, hem iş hem de günlük yaşamdaki değişimleri değiştirirken, etik açıdan da pek çok soru işareti doğuyor.

    Statista’nın açıkladığı 2024’ü 305,9 milyar dolar değerindeki parayı kapatması beklenen yapay zeka piyasasının yıllık ortalama yüzde 15,8’lik bir ivmeyle 2030’u 738,8 milyar dolarla kapatması bekleniyor. Yapay zekaya çok yatırım yapan ilk üç ülke ABD, Çin ve Birleşik Krallık iken, onları Japonya, Almanya ve Fransa izliyor. İnovasyon, teknoloji ve bilişim konusunda kayda değer verilerin ortaya konulduğu bu araştırmada, Türkiye 20’inci sırada yer alıyor.

    Toplumsal ilerlemenin anahtarı

    Analize göre kurum ve çalışmalarını bu gelişmelere hazırlaması gerekiyor. Şirketlere, üretken yapay zeka kopyalama işlerine entegre edilmeleri, çalışan deneyimi geliştirmeleri, yapay zekayı bir inovasyon aracı olarak kullanmaları öneriliyor. İnsanlara ise yaşam boyu öğrenme metotları, yeni bilgi edinebilmeleri, bunların depolanma alanları oluşturmaları, olası senaryolara her zaman açık olmak için de bilgi birikimlerini artırarak dinamikleşmeleri tavsiye ediliyor. Öyle ki sadece teknolojik değil toplumsal ilerlemenin anahtarı olan yapay zekanın, potansiyele henüz erişilemediği düşünülmüyor.

    Çalışanların yüzde 14’ü işini yapay zekaya devredecek

    Yapay zekanın iş parçalarında depolamadan ve tasarruftan tasarruf sağlayıp yeni alanlar açmasına olanak tanırken, bazı ticaretlerin ortadan kaldırılması da gösteriliyor. Bu doğrultuda dünya çapındaki kişilerin yüzde 14’ünün 2030’a kadar robot teknolojisi ve yapay zekaya devretmesi, işlerin yüzde 30’unun ise otomatikleştirilmesi bekleniyor. Yapay zekanın yerini tahmin eden işlerin ilk sıralarında da müşteri hizmetleri temsilcileri, davetçiler, muhasebeciler, satış görevlileri gelirken, sıralamayı veri analiz araştırmacıları, depo görevlileri, sigortacı ve devam edecekler takip ediyor. Mesleklerinin sınırlarını ellerinden bırakmayacaklarda ise taraflar, avukatlar, insan kaynakları ve cerrahlar başı çekiyor.

    İnsanların yüzde 34’ü yapay zekadan korkuyor

    İnsan benzeri bir zekayla akıl yürütme aralıklarına dayalı olarak dağılan Yapay zekanın şu an hayal ettiğimizin ötesinde bir evren oluşturacağı tahmin ediliyor. Böylesi bir rejimin eşiğinde dururken birçok kişi, gizlilik, şeffaflık gibi ilkelere bağlı olarak özel yaşamlarını güven altında tutabileceklerine dair endişeler duyuluyor. Öyle ki insanların yüzde 34’ü yapay zekadan yararlandıklarını söylüyor. Yarısından fazlası da (%51), yapay zekanın suçlular tarafından kullanıldığına dair kayıtların yer aldığı bildiriliyor. Bunların başında ses, yüz gibi insana ait özelliklerin değiştirilip değiştirilebileceği videolar veya ses kliplerinin yer aldığı deepfake geliyor (sahte kurgu) uygulamaları yer alıyor. Tüketicilerin yüzde 90’ı deepfake olaylarından tedirgin olurken, dört adet sahte ses örneğini ayırmakta zorlanıyor. Yapay zekanın böylesi bir değişikliği birer provakasyon ve dolandırıcılık aracına dönüştürülmesine yasal uçuşta engel olunması talep ediliyor.

    Ülkelerin sorumluluklarını benimsemelerini de mecburi kılıyor

    Akıllı ev cihazları gibi günlük yaşamımızın bir parçası olan pek çok eşyada kullanılan yapay zeka aygıtlarından kaynaklanan olarak güvenlik ve gizlilik arasındaki çizgi de inceleniyor. Yapay zekanın mahremiyeti ihlal etme potansiyeli barındırması ve hatta iş dünyasında tehdit edebilecek siber saldırganlara fırsat tanıması, ulusal düzeydeki yasalara dayalı önlemlerin alınmasına neden olabileceği düşünülüyor. Çünkü, yapay zekanın sonuçlarımızı hayatımızı doğrudan karar alma ve davranış modelleri sürdürme kapasitesi, ülkelerin sorumluluklarını benimsemelerini de mecburi kılıyor.

    Microsoft, yapay zeka liderliğini “DeepMind” ile güçlendiriyor

    Yeni Arayış Haber

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Almanya, yenilenebilir enerji cazibesinde Çin’i geçti, Türkiye de 3 sıra ilerledi

    Almanya, yenilenebilir enerji cazibesinde Çin’i geçti, Türkiye de 3 sıra ilerledi


    Yenilenebilir Enerji Ülke Çekicilik Endeksi’nin son raporu açıklandı. Almanya, Çin’i geçti, Türkiye de 3 sıra ilerledi.

    İngiliz danışmanlık şirketi Ernst and Young’ın yılda iki kere hazırladığı Yenilenebilir Enerji Ülke Çekicilik Endeksi’nin (RECAI) Haziran 2023 raporuna göre Almanya ilk kez Çin’i yerinden ederek ikinci sıraya yerleşti.

    Dünyadaki yenilenebilir enerji pazarının ilk 40’ında yer alan ülkeleri değerlendiren listede Amerika Birleşik Devletleri birinci sıradaki yerini korurken, Türkiye üç puan yükselerek 30’uncu sıradan 27’inci sıraya yükseldi.

    Rapora göre ilk beş sırada ABD, Almanya, Çin, İngiltere ve Fransa bulunuyor.

    Almanya’nın atağı

    Bu yılki endeksin en büyük gelişmesi Almanya’nın uzun süredir ikinci sıradaki yerini koruyan Çin’i geçmesi oldu.

    Raporda Almanya’nın enerji pazarı dönüşümü sırasında deniz üzerinde rüzgar enerjisi ihalesi açmasının, rüzgar enerjisi kapasitesini arttırma kararlığını gösterdiği vurgulandı.

    Almanya’nın bir diğer güçlü noktası da enerjide fosil yakıtlardan kurtularak dönüşüm reformu başlatması. Ukrayna savaşına kadar Avrupa’da Rus doğal gazının en büyük alıcısı Almanya’nın enerji üretimi ağırlıklı olarak kömür ve nükleere dayanıyordu. 

    Doğal gaz kullanımını azaltmak için kömürden vazgeçme planlarını erteleyen Berlin yönetimi, nisan ayında nükleer enerji santrallerini kapattı. 

    Raporda “Bu, hızlandırılmış enerji dönüşümü hedeflerine doğru ilerlemede önemli bir kilometre taşı olmakla birlikte, elektrik arzındaki kesintilerin etkilerini azaltmak için kısa vadede kömür kullanımında bir artış olması muhtemeldir.” denildi.

    Almanya, 2030 yılına kadar enerji üretiminin yüzde 80’ini yenilenebilir kaynaklardan karşılamayı hedefliyor. Ülkede halen yenilenebilir kaynaklar enerji üretiminin yüzde 46’sını karşılıyor. Bu oran 2022’nin başında yüzde 41 olarak gerçekleşmişti.

    Türkiye’nin durumu

    Türkiye’nin yenilenebilir enerji yatırımlarını çekme konusunda üç puan artışla 27’nci sıraya yükseldiğini belirten rapor, bunu hükümetin yeni 10 yıllık vadeli yenilenebilir enerji projelerine verdiği tarife garantisine bağladı. 

    Raporda 2021 ve 2030 yılları arasında kurulacak güneş enerjisi projelerine, Türkiye’de üretilmeleri halinde ek beş yıl daha tarife garantisi verilmesinin enerjiyi karbonsuzlaştırma planlarını destekleyeceğinin altı çizildi.

    Plan kapasmında  2035 yılına kadar ise 53 gigavatlık güneş enerjisine ihtiyaç bulunuyor ve böylece 2030 yılına kadar enerji üretiminin yüzde 65’inin yenilenebilir kaynaklara dönüştürülmesi hedefleniyor.

    Rapordan bazı önemli noktalar

    • Enerji güvenliği ve iklim değişikliği yatırımları için 369 milyar dolar ayıran Enflasyon Azaltma Yasası’nın geçen yıl kabul eden ABD, listenin başındaki yerini korudu. Ancak yenilenebilir enerjinin bölgesel şebekelere bağlanması ve inşasında yaşanan gecikmelerin olumsuz etkisine dikkat çekildi.
    • Listenin dördüncü sırasında yerini koruyan İngiltere, 2025 yılına kadar yeşil hidrojen sertifikasyonu yapmayı planlıyor.
    • Listenin beşinci sırasındaki yerini koruyan Fransa’nın karadaki rüzgar enerjisi yatırımlarında ilerleme olduğu, ancak yenilenebilir hedeflerinde geride kaldığı belirtildi.
    • Bir sıra gerileyerek listenin 10’uncu sırasında yer alan Japonya’da güneş paneli ve karada rüzgar enerjisinin büyüme yolunda olduğu vurgulandı.
    • Bir sıra yükselerek Türkiye’nin hemen altına, 28’inci sıraya yerleşen Mısır’ın rüzgar enerjisinde liderliği hedeflediği belirtildi.
    • Dört sıra düşerek 30’uncu sıraya gerileyen Arjantin’in 2019’dan bu yana ilk yenilenebilir enerji kamu ihalesini şimdi yürütmekte olduğu vurgulandı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP lideri Kılıçdaroğlu: Beşli çetenin hamisi ve pazarlamacısı Erdoğan’dır

    CHP lideri Kılıçdaroğlu: Beşli çetenin hamisi ve pazarlamacısı Erdoğan’dır


    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu,Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Edoğan’ın “beşli çetenin hamisi ve pazarlamacısı” olduğunu belirtti. Ana muhalefet lideri “Milletin hakkını hukukunu savunmak varken milletin cebinden parayı alıp da beşli çeteye tahsis etmek hangi adalette, hangi hukukta, hangi ahlakta vardır?” diye sordu.

    Kılıçdaroğlu partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada iktidarın, Türkiye’nin bütün kaynaklarını başta Londra’daki bir avuç tefeciye, sonra ülkedeki tefecilere verdiğini iddia eden Kılıçdaroğlu, politika faizinde indirime gidilmesinin vatandaşın sırtına daha ağır faiz bindirdiğini söyledi.

    Türk halkının bir avuç yabancıya çalışıldığını iddia eden Kılıçdaroğlu, “84 milyon kişiyi kime mahkum ettiler? Bir avuç kişiye mahkum ettiler. Bunlar devleti mi yönetiyor? Devleti yönetmiyorlar. Bunlar başka bir işin peşindeler. Türkiye’yi bir sömürü alanı haline getirdiler. Bugün için, her ay 1 milyar 551 milyon dolar faiz ödüyoruz yabancılara. Her gün, akşam olduğunda 51 milyon dolar faiz ödeyeceğiz. 51 milyon 7 bin 895 dolar faiz ödeyeceğiz. Her saat 2 milyon 125 bin dolar faiz ödeyeceğiz” diye konuştu.

    “Bir faiz belası vardı, şimdi de taahhüt belası var”

    Kamu-özel işbirliği, yap-işlet devret modelinin Türkiye’nin başına bela olduğunu “Bir faiz belası vardı, şimdi de taahhüt belası var” sözleriyle ifade eden Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘bu devletin cebinden, kasasından, kesesinden bir kuruş para çıkmaz’ dediğini hatırlattı ve ‘Arada fark çıkarsa onu devletin bütçesinden biz öderiz’ ifadelerini öne çıkararak eleştiride bulundu.

    İktidarın halkı yalnızca faiz batağına değil, taahhüt batağına da soktuğunu belirten ana muhalefet lideri dört örnek vererek konuyu açıkladı.

    Örneklerde yer alan şehir hastaneleri, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Osman Gazi Köprüsü ve Kütahya Zafer Havalimanı’nın maliyetiyle taahhüt bedelleri arasındaki on milyarlarca dolarlık büyük farka dikkat çeken Kılıçdaroğlu “Bunlar sıradan rakamlar değil, bunlar sadece beşli çeteye bırakılacak kadar küçük rakamlar da değil” diye konuştu ve iktidara geldiklerinde bu paralardan nasiplenenleri tek tek ortaya çıkaracaklarını ve paraları hepsini geri alacaklarını kaydetti.

    Kılıçdaroğlu “Beşli çetenin hamisi ve pazarlamacısının adı Recep Tayyip Erdoğan’dır” ifadelerini kullandı.

    “Bürokrasi devletin omurgasıdır”

    Bürokrasiyi “devletin omurgası” olarak tanımlayan Kılıçdaroğlu Fransa’da yabancı yatırımcılarla bir araya gelen Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin “En sevmediğim konu da şu yatırımcılara zorluk çıkaran mevzuat ya da bürokrasidir. Hep beraber kavga edelim, bürokrasiyi alaşağı ederiz, arkamızda Cumhurbaşkanımız var rahat olun, mevzuatı da değiştiririz” ifadelerini değerlendirdi.

    “Yabancılar neden gelmiyor? diye soran Kılıçdaroğlu “Sizin istediğiniz gibi mevzuatı değiştiririz diyorsan, yarın da başkası istediğinde ben o mevzuatı da değiştiririm” denmesinin istikrarsızlığa yol açtığını ve yabancı yatırımcıları tedirgin ettiği ileri sürdü.

    “Boğaziçi Üniversitesi sıradan bir okul değil, Türkiye’nin göz nuru”

    Kemal Kılıçdaroğlu, Boğaziçi Üniversitesi’ndeki protesto eylemleriyle ilgili yargılanan öğrencilerin davasında tam bir garabet yaşandığını savunarak başarılı öğrencilerin yurt dışı yasaklarının halen devam ettiğini söyledi.

    “Tepeden inme, hukuksuz bir şekilde üniversitedeki demokratik atmosferi yok ediyorsanız ve öğretim üyeleri 21inci yüzyılın Türkiye’sinde ‘Biz bu yönetimi istemiyoruz’ diye aylardır gösteri yapıyorlarsa, haklarını arıyorlarsa bütün yeni açtıkları fakülteleri, programları iktidara geldiğimizde tamamını kapatacağız. Boğaziçi Üniversitesi gerçek anlamda Boğaziçi Üniversitesi olacak. Atamayla, torpille gelen, liyakatle gelmeyen, üniversitenin koşullarını taşımayan, haksız hukuksuz şekilde belli makamlara gelenlerin de görevlerine son vereceğiz. Burası sıradan bir okul değil, Türkye’nin göz nuru” diye konuştu ve yerleşkeyi de eski hukuki statüsüne kavuşturacaklarını belirtti.

    “Herkes özgürce, yasal ölçüler içinde gösterisini yapabilmeli”

    Gösteri yapmanın, demokrasilerde anayasal bir hak olduğuna işaret eden Kılıçdaroğlu, “Furkan Vakfı’nı seversiniz sevmezsiniz, katılırsınız katılmazsınız, onlar da yürüyüş yapmak istiyorlardı. Orantısız güç kullanıldı. Cumhuriyet tarihinde ilk kez başörtülü kadınlar bu kadar ağır bir zulümle karşı karşıya kaldılar” dedi ve iktidara geldiklerinde herkesin düşüncesine, inancına, kimliğine, yaşam tarzına saygı göstereceklerinin, herkesin özgürce, yasal ölçüler içinde gösterisini yapabileceğinin altını çizdi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Reuters: BAE heyeti, Ankara’da savunma sanayindeki ‘işbirliği fırsatlarını’ görüştü

    Reuters: BAE heyeti, Ankara’da savunma sanayindeki ‘işbirliği fırsatlarını’ görüştü


    Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE) yetkililerin Türk savunma sanayinde “işbirliği fırsatlarını” görüşmek için Ankara’da temaslarda bulunduğu bildirildi.

    Adı gizli tutulmak koşuluyla Reuters haber ajansına konuşan bir yetkili, BAE heyetinin Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayi Başkanlığı’ndan (SSB) yetkililerle görüştüğünü belirtti.

    İki ülke heyetlerinin temaslarıyla ilgili SSB’den ya da ASELSAN’dan resmi bir açıklama yapılmazken, BAE basın müşavirliği ve savunma bakanlığından da bir açıklama gelmedi.

    SSB Başkanı İsmail Demir hafta sonu yaptığı bir açıklamada, Abu Dhabi’nin Türkiye’deki savunma sektörüyle ilgilendiğine işaret ederek “Savunma sanayi rakamlarımıza baktığımızda savunma sanayine bağlı ilişkilerimizin kriz zamanlarında bile devam ettiğini görüyoruz. İlişkilerimizin en iyi olmadığı dönemlerde bile sözleşmelerimiz mevcuttu” sözleriyle iki ülkenin savunma sektöründe birlikte çalışma potansiyelini vurguladı ve “Bu sözleşmeler ilişkilerimiz iyileştiğinde daha da iyi olacak” ifadesini kullandı.

    Ekonomik bağları derinleştirme arzusu

    Türkiye eylül ayında BAE ile enerji alanında yatırımlar üzerine görüşmeler yürütüldüğünü belirtmişti.

    Türkiye’de elektronik bakkal uygulaması Getir ve elektronik ticaret platformu Trendyol’a yatırımlar yapan BAE, Ankara ile ekonomik bağları derinleştirme arzusunda olduğunu kaydediyor.

    Bölgesel çatışmalardan geri adım atarak ekonomisine yeniden odaklanan BAE’nin Türkiye ile ilişkileri, 2011 Arap Baharı sonrasında Müslüman Kardeşler’in rolü ve Libya krizinde karşı cephelerde yer alması nedeniyle gerilmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AB, Çin’in ‘Kuşak ve Yol’ projesine ‘alternatif’ 300 milyar euroluk yatırım programı hazırladı

    AB, Çin’in ‘Kuşak ve Yol’ projesine ‘alternatif’ 300 milyar euroluk yatırım programı hazırladı


    Avrupa Birliği (AB), gelişmekte olan ülkelerde Çin’in “Kuşak ve Yol” projesine “alternatif” olarak 2027 yılına kadar 300 milyar euroluk altyapı yatırım programı hazırladı

    AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Brüksel’de düzenlediği basın toplantısında AB’nin “Küresel Geçit” adlı yeni stratejisini tanıttı.

    Strateji kapsamında AB ve üye ülkelerin adil ve sürdürülebilir biçimde kaliteli altyapı yatırımları yapacağına dikkati çeken von der Leyen, “Halihazırda altyapı yatırım seçenekleri çok sınırlı durumda bulunuyor. Mevcut seçenekler ise çoğunlukla büyük mali, siyasi ve sosyal sonuçlar doğuran satır araları içeriyor.” diye konuştu.

    Von der Leyen, ülkelerin sürdürülebilir ve kaliteli projeleri için güvenilir ortaklara ihtiyaç duyduğunu belirterek, “Küresel Geçit, AB’nin dünya çapında altyapıyı geliştirmeye yönelik yatırım planı ve yol haritasıdır.” ifadesini kullandı.

    Planın, demokratik değer odaklı bir yaklaşım olduğunu anlatan von der Leyen, bunun aynı zamanda AB’nin dünyadaki stratejik çıkarlarına da katkı sağlayacağını vurguladı.

    AB, 2027 yılına kadar 300 milyar euroyu harekete geçirecek

    Von der Leyen, “Küresel Geçit, 2027 yılına kadar 300 milyar euroyu harekete geçirecek. Küresel Geçit, dünya çapında yeşil ve dijital dönüşüm önceliklerini desteklemek için yatırım yapacak.” değerlendirmesinde bulundu.

    Planın, AB Komisyonu, üye ülkeler ve Avrupa finansal kurumları ortak yaklaşımı olduğunu belirten von der Leyen, sürece özel sektörün de katkı sağlayacağını anlattı ve “Çin yatırımlarını tecrübe eden ülkelerin daha iyi ve farklı tekliflere ihtiyacı var.” dedi.

    AB planının iyi yönetileceğini, şeffaf olacağını ve sürdürülemeyecek seviyelerde borç miktarıyla sonuçlanmayacağına vurgu yapan von der Leyen, Küresel Geçit’in, Çin girişiminin “gerçek bir alternatifi” olduğunu söyledi.

    AB yatırımları dijital dönüşüm, telekomünikasyon, ulaşım, enerji ve sağlık gibi alanlara yönlendirilecek

    Plana göre, AB gelişmekte olan ülkelerin altyapı yatırımlarına 2027 yılına kadar 300 milyar euroluk kaynak sağlayacak. Bu kaynak, dijital dönüşüm, telekomünikasyon, ulaşım, enerji ve sağlık gibi alanlara yöneltilecek. AB, söz konusu alanlardaki yatırımlara uygun koşullu finansman verecek.

    Yatırımları almak için, hukukun üstünlüğü, çevre, demokrasi, insan hakları gibi çeşitli alanlardaki standartlara uyum gösterilmesi gerekecek.

    AB finansmanı nasıl sağlanacak?

    Söz konusu stratejinin finansmanının yaklaşık 135 milyar eurosu AB sürdürülebilir kalkınma fonlarından, 18 milyar eurosu AB bütçesinden ve 145 milyar eurosu Avrupa’daki çeşitli finans ve kalkınma kurumlarından sağlanacak.

    Çin’in Kuşak ve Yol projesi, katılımcı ülkeler arasında ulaşım altyapısını geliştirmek ve ülkeler arasındaki siyasi ve ekonomik ilişkileri güçlendirmeyi hedefliyor. Proje kapsamında demir, kara ve dijital bağlantılar, köprüler, petrol ve doğal gaz boru hatları, lojistik üsler, enerji santralleri, hava alanları ve limanlar gibi büyük tesislere yatırımlar yapılıyor.

    AB planının, Çin’in programına alternatif olması dikkati çekiyor ve Çin programının ülkeleri sürdürülemez seviyelerde borçluluğa sürüklediği ifade ediliyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • BAE, aralarında Türkiye de olmak üzere 8 ülkeyle ticaret anlaşması istiyor

    BAE, aralarında Türkiye de olmak üzere 8 ülkeyle ticaret anlaşması istiyor


    Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), aralarında bir dönem ikili ilişkilerin gerginleştiği Türkiye de olmak üzere 8 ülkeyle ticaret alanında müzakerelere başlayıp, bunları 6 ila 12 ay içinde tamamlama niyetinde olduğunu açıkladı.

    BAE Dış Ticaret Bakanı Thani el Zeyoudi, doğrudan yatırım, çeşitli alanlarda ticaret ve turizm sektörünü de kapsayacak anlaşmalar için görüşmelerin 6 ay ile bir yıl arasında değişen süre içinde tamamlanmasını umut ettiklerini belirtti.

    Thani el Zeyoudi, “Biz çok agresif, hızlı bir çalışma ve hızlı müzakereler yürütülmesini istiyoruz” dedi. Zeyoudi, müzakerelerin hangi ülkelerle yürüteceği konusuna tam açıklık getirmedi.

    BAE, bu ay içinde yaptığı açıklamada, Türkiye ile birlikte Hindistan, İngiltere, Güney Kore ile ekonomi ve ticari alanda ilişkileri geliştirmek istediğini açıklamıştı. Kenya Endonezya, İsrail ve Etiyopya, körfez ülkesinin ticaret anlaşması imzalamak istediği ülkeler içinde yer alıyor.

    Bu 8 ülkeyle salgın önce BAE’nin petrol içermeyen ticaret hacmi 70 milyar dolar civarındaydı. BAE yetkilileri, salgın öncesi Hindistan ile yılda 40 milyar dolar olan petrol dışı ticaretin, yeni anlaşmaların imzalanmasıyla 5 yıl içinde yılda 100 milyar dolara çıkabileceğini tahmin ediyor.

    BAE, bir dönem gerginlik yaşadığı Türkiye ve Katar dışında İran’la da ekonomik ve ticari ilişkileri geliştirmek istiyor. BAE, petrol dışı yatırımları artırmak ve çeşitlendirmek adına son dönemde Suudi Arabistan ile ismi konulmamış yoğun bir rekabet yaşıyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Biden yönetimi iklim hedefleri için yüz milyarlarca dolarlık harcama planını netleştirdi

    Biden yönetimi iklim hedefleri için yüz milyarlarca dolarlık harcama planını netleştirdi


    Amerika Birleşik Devletleri’nde hükümet, iklim değişikliğiyle mücadelede “ülke tarihinin en büyüğü” olarak nitelediği harcama paketini şekillendirdi.

    Buna göre temiz enerji, elektrikli araçlar ve sert hava koşullarına karşı önlemleri içeren iklim değişikliği ile sosyal hizmetler paketi için 1 trilyon 750 milyar dolar kaynak ayrılacak.

    Öte yandan tasarıyla karşı çıkan Demokrat Kongre üyelerini ikna etmek için orijinal plan üzerinde bazı değişiklikler yapıldı.

    Beyaz Saray’dan yapılan açıklama tasarının hafifletilmiş halinin hem senatodan hem de temsilciler meclisinden geçeceği ve “ABD’yi iklim hedeflerine uyma yoluna sokacağı” belirtildi.

    Önerilen tasarıda güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir enerji yatırımlarına verilecek 555 milyar dolarlık destek, elektrikli araç alanlara 12 bin 500 dolara kadar vergi indirimi gibi maddeler bulunuyor.

    Plan kapsamında elektrikli otobüs ve kamyon alınacak, 300 bin kişilik sivil savunma ekibi oluşturularak orman yangını, fırtına ve sel gibi doğal afetlere karşı yeni önlemler alınacak.

    Plan hayata geçirilmesi ile ABD yönetimi sera gazı emisyonunu 2030 yılına kadar 1 milyar ton azaltarak karbon salımını yarı yarıya azaltma hedefine yaklaşmayı amaçlıyor.

    Perşembe günü düzenlenen basın toplantısında konuşan Başkan Joe Biden tasarının iklim kriziyle mücadeledeki en önemli yatırım olduğunu vurgulayarak ülkenin gerçekten dönüşüm geçirmesini sağlayacağını belirtti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Merkel: Pekin, AB-Çin ticaret anlaşmasının onayı için işçi haklarında önemli ilerleme kaydetmeli

    Merkel: Pekin, AB-Çin ticaret anlaşmasının onayı için işçi haklarında önemli ilerleme kaydetmeli


    Almanya Başbakanı Angela Merkel, Avrupa Birliği’nin Çin ile yaptığı yatırım anlaşmasını ancak Pekin’in işçi hakları konusunda ilerleme kaydetmesi halinde onaylayacağı konusunda uyardı. Merkel, “Hedefimiz, Çin’de işçi hakları konusunda önemli ilerlemeler görmek” dedi.

    Merkel, geçen yıl Almanya’nın AB Konseyi başkanlığı sırasında imzalanan anlaşmanın ana savunucularından biriydi.

    Anlaşmada Pekin, işçileri koruyan ve zorla çalıştırmayı yasaklayan birkaç Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) normunu geçirmeye yönelik “sürekli çaba” göstermeyi taahhüt etti.

    Merkel, Cornwall’daki G7 zirvesinde, ILO normlarının uygulanması konusunda mevcut duruma kıyasla ilerleme olması gerektiğini kaydetti.

    AB-Çin anlaşması askıda

    Avrupa Parlamentosu, Pekin’in AB parlamenterlerine karşı mevcut yaptırımlarını sürdürdüğü sürece, geçtiğimiz yıl aralık ayında imzalanan AB-Çin anlaşmasını onaylamama sözü verdi.

    Merkel, “Yürürlükteki yaptırımlar nedeniyle, şu anda onay biraz zor durumda. Yani onay için hala biraz zamanımız var.” dedi.

    Pekin hükümeti, 1 milyon kadar Uygur ve diğer azınlıkları “adil yargılanmadan gözaltına almak ve onları ucuz işgücü kaynağı olarak kullanmakla” suçlanıyor.

    İngiltere’de yapılan G-7 Zirvesi’nin sonuç bildirisinde liderler Çin’i, Hong Kong’ta ve Uygur azınlığın yaşadığı Sincan’da insan haklarına saygı duymaya çağırmıştı.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD’li şirketlere Türkiye’de daha fazla yatırım yapmaları çağrısında bulundu

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD’li şirketlere Türkiye’de daha fazla yatırım yapmaları çağrısında bulundu


    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD’li şirketlere Türkiye’de daha fazla yatırım yapmaları çağrısında bulundu.

    Erdoğan, ABD merkezli şirketlerin üst düzey yöneticileriyle düzenlenen çevrim içi toplantıda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin ortak yatırım fırsatlarının değerlendirilmesi arzusunda olduğunu söyledi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD yönetiminden de daha yapıcı hareket etmesini beklediklerini ifade etti.

    Boeing, Amazon, Microsoft, Kellogg, PepsiCo, Cisco, Procter & Gamble, Johnson & Johnson gibi şirketlerin üst düzey yöneticileri video konferansa katılanlar arasında yer aldı.

    Erdoğan’ın konuşmasından satır başları kısaca şu şekilde:

    “Başkan Biden’ın 1915 olayları hakkında yaptığı açıklama, ilişkilerimize ilave yük getirse de Sayın Biden ile NATO zirvesinde gerçekleştireceğimiz görüşmenin yeni dönemin habercisi olacağına inanıyorum”

    “Çelik ve alüminyum sektöründeki ilave tarifeler, Türkiye’nin genelleştirilmiş tercihler sistemi dışında bırakılması, Türkiye menşeli ihraç ürünlerine yönelik anti-damping önlemleri gibi adımlar bize yakışmıyor. Bu konularda Amerika’dan daha yapıcı hareket etmesini bekliyoruz”

    “Şimdiye kadar karşılaştığımız çeşitli haksızlıklara rağmen siyasetin, yatırım ve ticari ilişkilerimize zarar vermemesi için azami hassasiyet gösterdik. Ülkemize yatırım yapan, istihdam oluşturan, ekonomik katkı sağlayan uluslararası şirketlere daima destek olduk”

    “(Covid-19’la mücadele) Haziran ayında yoğun bir aşılama kampanyası yürüterek ülkemiz genelinde normalleşmeyi temin etmeyi hedefliyoruz”

    “(ABD’ye) 2021 yılının ilk 4 ayında ihracatımız, önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 45 artarak 4 milyar 272 milyon doları buldu”

    “(Covid-19) Salgının yol açtığı belirsizliklere rağmen Türkiye’ye olan yatırım talebinde de ciddi bir artış gözlemliyoruz”

    “100 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefimize ulaşmak için samimi, saygılı, ortak çıkarlara ve değerlere dayanan bir yaklaşıma ihtiyaç duyuyoruz”

    “Türkiye Uluslararası Doğrudan Yatırım Stratejisi Belgesi) Yakında belgemizi milletimiz ve uluslararası yatırımcılarla paylaşacağız”