Etiket: Yaptırımlar

  • Batılı ülkelerin yaptırımları Ukrayna’yı işgal eden Rusya’nın ekonomisini nasıl etkiledi?

    Batılı ülkelerin yaptırımları Ukrayna’yı işgal eden Rusya’nın ekonomisini nasıl etkiledi?


    Batılı ülkelerin Rusya’nın Ukrayna’yı işgali üzerine açıkladığı yaptırımlar Rus para birimi rublenin sert düşüşüne neden oldu. Yaptırımlar sonucu fiyatların artacağı beklentisi ve yabancı seyahatlerin engellenmesi Rus halkını tedirgin etmeye başladı.

    Yaptırımların ekonomiyi zayıflatacağından endişe duyan mevduat sahipleri pazartesi sabahı bankalara koşarak para çekme makinelerı önünde uzun kuyruklar oluşturdu. Sosyal medyada uzun kuyruklar olduğuna ve makinelerde para kalmadığına dair mesajlar ise panik havasını arttırdı.

    Nitekim Moskova toplu taşıma departmanı metro, otobüs ve tramvay bileti satın almak için kartla ödeme yapmak isteyen kent sakinlerine VTB ve diğer bankaların yaptırımlarla karşı karşıya kalması sebebiyle cep telefonlarından yapılan ödemelerde sorun yaşanabileceği uyarısında bulundu.

    Ekonomistler ve analistler rublenin keskin düşüşünün ortalama Rus halkının yaşam standartlarında düşüş yaratacağını belirtiyor. Rusya birçok üründe ithalata bağımlı ve cep telefonu ya da oyun konsolu gibi ürünlerin fiyatlarının tavan yapması bekleniyor. Yabancı ülkelere seyahatin de çok daha pahalıya çıkacağı kesin. Ancak daha da ötesi fiyat artışları nedeniyle talebin azalması ve tedarik zincirindeki sorunlar nedeniyle fabrikaların kapanması olasılığının ekonomik çalkantıyı daha da derinleştireceğine dikkat çekiliyor.

    “Domino etkisi” beklentisi

    ABD Virginia’daki Willian and Mary Üniversitesi ekonomi profesörlerinden David Feldman bu durumu “domino etkisi” şeklinde tanımlıyor. Feldman ithal ürünlerdeki fiyat artışının önüne geçebilmek için tek yolun ağır şekilde sübvanse etmek.

    İngiltere’deki Nottingham Üniversitesi siyaset ve uluslararası ilişkiler bölümünde yardımcı Doçent Dr Tyler Kustra Rusya’nın birçok üründe iç üretime geçtiğinin altını çiziyor. Çoğunluğunu gıdanın oluşturduğu bu ürünlerin yaptırımlardan etkilenmesi beklenmiyor. Ancak Rusya’da üretilmeyen meyve ve sebze fiyatlarının keskin şekilde artacağını söylemek mümkün.

    Dr Kustra yaptırımların en çok cep yakacağı ürünlerin elektronikler olduğu görüşünde. Hatta Kustra’ya göre Netflix’ gibi yabancı hizmetlerin fiyat indirimine gitmemesi halinde abonelik ücretileri artabilir.

    Ruble yaptırım açıklamaları üzerine yüzde 30 değer kaybetti

    Rusya’nın uluslararası bankalararası ödemelerinde kullanılan mesajlaşma sistemi SWIFT’ten çıkarılması ve devasa döviz rezervlerinin kullanımına kısıtlama getirilmesi üzerine ruble yüzde 30 değer kaybetti.

    Rublenin değeri merkez bankasının müdahalesiyle toparlansa da, ABD Başkanı Joe Biden’ın Rusya Merkez Bankası’nın ABD’deki ya da Amerikalıların elindeki varlıklarını dondurduğu yeni yaptırım paketinin ekonomik sıkıntıları daha da arttırması bekleniyor.

    Biden yönetimi bu adımın Rus fonlarındaki yüz milyarlarca doları etkileyeceği öngörüsünde bulunuyor. ABD’nin bu adımına Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya, Japonya, Avrupa Birliği ve diğer bazı ülkelerin de katılmasının etkiyi çoğaltması bekleniyor.

    ABD merkezli finansal hizmet kurumu Institute of International Finance ekonomistlerinden Elina Ribakova hafta sonu bu yaptırımların hepsinin bir anda kararlaştırılmasının alışılmadık bir durum olduğunu belirtiyor. Ribakova bu radikal adımın çok büyük bir etki yaratacağı görüşünde.

    “Bazı bankalar SWIFT’te kalırsa Rusya ekonomisi büyüyebilir”

    Micro-Advisory adlı danışmanlık şirketi baikanı Chris Weafer’a göre yüksek istihdam sağlayan otomotiv sektörünün mikroçiplerin ve diğer parçaların Rusya’ya ithalatının yasaklanmasından dolayı çok çabuk etkilenebileceğini belirtiyor.

    Weafer’a göre birkaç Rus bankası SWIFT’te kalmaya devam ettiği sürece Rusya’nın hala ihracata devam ederek mütevazı bir ekonomik büyüme sergileyebileceği ve bu şekilde büyük şirketleri ya da çalışanlarını kurtarmak veya sübvanse etmek için yeterince kazanabilir.

    Rusya’nın uluslararası uçuşlarına getirilen kısıtlamalar da Rus halkını başka yöntemler aramaya itiyor. Girişimci Vladimir Vyaselov yurtdışına giebilmek için başka bir ülkeye arabayla seyahat etmeyi düşünüyor. “Yetkililerin aldığı kararları uzun zamandır desteklemiyorum ve bu nedenle paramı hep döviz olarak sakladım. Sberbank, VTB gibi ulusal bankalara genel olarak güvenmiyorum” diyen Vyaselov yaptırımlara Rusya Federasyonu vatandaşı olarak ne kadar hazır olunabilirse o kadar hazır olduğunu belirtiyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD Başkanı Biden: Almanya’ya asker gönderiyoruz; güçlerimiz Ukrayna’da savaşmayacak

    ABD Başkanı Biden: Almanya’ya asker gönderiyoruz; güçlerimiz Ukrayna’da savaşmayacak


    ABD Başkanı Joe Biden, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna’ya askeri harekat düzenleyerek savaşı seçtiğini ve sonuçlarına katlanacağını belirterek, ağırlıklı olarak Rus bankacılık sistemini ve ekonomisini hedef alan yaptırımları açıkladı.

    NATO’yu desteklemek için Almanya’ya ek kuvvetler konuşlandıracağını söyleyen Biden, ABD güçlerinin Ukrayna’da savaşmayacağını kaydetti.

    Biden, Rusya’nın dün Ukrayna’ya yönelik başlattığı askeri operasyonun ardından Beyaz Saray’da basın toplantısı düzenledi.

    NATO müttefiklerini de savunmak için ek adımlar attığını kaydeden Biden, NATO’nun yarın 30 üye ülkesiyle bir toplantı düzenleyip atılacak adımları tartışacağını belirtti.

    ABD’nin Ukrayna’ya bu yıl 650 milyon dolarlık savunma yardımı yaptığına işaret eden Biden, “Şunu tekrar söylemek istiyorum ki askerlerimiz ve biz Ukrayna’da Rusya ile çatışmaya girmeyeceğiz. Askerlerimiz Avrupa’ya Ukrayna’da çatışmak için değil, NATO müttefiklerimizi korumak için gidiyor.” ifadesini kullandı.

    Biden, NATO’nun şu anda nerede ve ne zaman gerek olursa oraya asker gönderme kapasitesi olduğunu belirterek “Şimdi, NATO’nun Rusya’ya karşılığının bir parçası olarak Almanya’ya ek asker gönderilmesini onaylıyorum.” dedi.

    “Siber saldırılara yanıt vermeye hazırız”

    Rusya’nın ABD’nin özel şirketlerine ve önemli altyapılarına yönelik siber saldırılarının devam ettiğine dikkati çeken Biden, “Biz bu saldırılara yanıt vermeye hazırız. Siber savunmalarını güçlendirmek ve Rusya’nın siber saldırılarına sert yanıt verebilmek için özel sektörle aylardır çalışıyoruz.” ifadesini kullandı.

    Biden, dün gece Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile bir telefon görüşmesi yaptığını belirterek ABD’nin ve müttefiklerinin Ukrayna’ya ve halkına desteğini dile getirdiğini aktardı.

    Ukrayna halkının 30 yıldır bağımsız olduğunu ve buna yönelik saldırıyı kabul etmeyeceklerini kaydeden Biden, “Şu anda tüm Avrupa ve dünyadaki özgürlük için çok tehlikeli bir andayız. Putin, küresel barışın korunmasına yönelik tüm ilkelere saldırdı. Şimdi tüm dünya Putin ve suçlu ortaklarının gerçek yüzünü görüyor.” ifadesini kullandı.

    Biden’dan Putin’e “zorba” nitelemesi

    Biden, “Özgürlük, demokrasi, insan onuru gibi güçler korku ve baskı altında daha da güçlenir. Bunlar, Putin ve orduları gibi zorbalar tarafından yenilemez.” diyerek Putin ile görüşme niyetinin olmadığını belirtti.

    Yaptırımların herhangi bir şeyi önlemesini kimsenin beklemediğini ifade eden Biden, “Putin Batı’nın bir arada durup durmayacağını test ediyor. Biz bir arada duracağız ve ona ağır bedeller ödeteceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.

    Biden, Rusya liderini hafife aldığı iddialarını da reddederek Putin’in Sovyetler Birliğini yeniden kurmak istediğini ancak bunun çağın gerçeklerinden uzak olduğunu dile getirdi.

    ABD Başkanı Biden, Putin’e doğrudan yaptırım uygulamanın masada olduğunu ancak şu anda böyle bir adım atmayacaklarını bildirdi.

    “Rusya’nın dolar, avro, sterlin ve yen ile iş yapma kabiliyetini sınırlayacağız”

    Yaptırımların Rus ekonomisine hem şimdi hem de zaman içinde ciddi maliyetler getireceğine dikkati çeken Biden, “Bu yaptırımları, Rusya üzerindeki uzun vadeli etkiyi en üst düzeye çıkarmak, ABD ve müttefiklerinin üzerindeki etkiyi en aza indirmek için maksatlı olarak tasarladık.” dedi.

    Biden, “Rusya’nın dolar, avro, sterlin ve yen ile iş yapma kabiliyetini sınırlayacağız.” dedi.

    Rus ordusunun finansmana erişimini ve büyümesini engelleyeceklerini belirten Biden, Moskova’nın yüksek teknoloji ithalatının yarısından fazlasını keseceklerini aktardı.

    Biden, yaptırım kararlarının ruble üzerindeki etkisini gördüklerine dikkati çekerek Rus borsasının ise düşüş gösterdiğini anımsattı.

    Yaptırım uygulanan Rus elitleri ve aile üyeleri listesine yeni isimler de ekleneceğini kaydeden Biden, bu tür yaptırımların gelecek günlerde de devam edeceğini söyledi.

    “Herhangi bir kesintiye karşı enerji arzını yakından takip ediyoruz”

    Petrol fiyatlarındaki artışa da değinen Biden, benzin fiyatlarındaki artışa karşı Amerikalı aileler ve işletmeleri korumak için her aracı kullandıklarını yineledi.

    Biden, fiyatları düşürmek için adımlar attıklarını aktararak “Amerikan petrol ve gaz şirketleri fiyatları ve kârlarını artırmak için bu durumdan yararlanmamalı.” uyarısında bulundu.

    Herhangi bir kesintiye karşı enerji arzını yakından takip ettiklerini belirten Biden, büyük petrol üreticileri ve tüketicileriyle küresel enerji kaynaklarını güvence altına almaya yönelik koordinasyon halinde olduklarını anlattı.

    Biden, koşulların gerektirmesi halinde ilave petrolü kullanıma sunacaklarını ifade etti.

    “SWIFT yaptırımı her zaman bir seçenek”

    Biden, yaptırımlar arasında Rusya’nın SWIFT sisteminden çıkarılmasına ilişkin bir karar olmaması hakkında bir soru üzerine, “bunun her zaman bir seçenek” olduğunu ancak şu anda Avrupa’nın geri kalanının almak istediği bir pozisyon olmadığını söyledi.

    Uygulanan yaptırımların SWIFT’i aştığını vurgulayan Biden, bunları “ağır yaptırımlar” olarak nitelendirdi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Avrupa Birliği Komisyonu Rusya yaptırımları için acil toplanıyor

    Avrupa Birliği Komisyonu Rusya yaptırımları için acil toplanıyor


    Avrupa Birliği Komisyonu, Rusya’nın Ukrayna’ya askeri müdahalesi sonrasında bu ülkeye uygulanması beklenen yeni yaptırım paketi konusunda acil toplantı yapacak.

    AB Komisyonu Sözcüsü Eric Mamer, bu akşam Brüksel’de düzenlenecek AB Liderler Zirvesi öncesinde Komisyon üyelerinin sabah acil toplantı yapacağını duyurdu.

    Mamer, AB Komisyonu’nun akşamki Liderler Zirvesi’ne hazırlık yapacağını bildirdi.

    AB’nin yürütme organı olan AB Komisyonu, yaptırımların içeriğini belirliyor ve yaptırım paketini hazırlıyor.

    AB Liderler Zirvesi’nde, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in hazırladıkları yaptırım paketini, liderlere sunacağı bildirilmişti.

    Liderlerin, yaptırım paketinin içeriğini tartışması ve AB Konseyi’nin Rusya’yı hedef alacak bu tedbirleri kısa sürede kabul etmesi bekleniyor.

    Öte yandan, AB Komisyonu Başkanı von der Leyen ile NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in bu sabah yapması planlanan görüşmenin de Rusya’nın askeri müdahalesi sonrasında ertelendiği bildirildi.

    Görüşmenin ne zaman yapılacağına dair bilgi verilmedi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Rusya’da yatırımları bulunan Batılı şirketler yaptırımlar için hangi önlemleri aldı; planları ne?

    Rusya’da yatırımları bulunan Batılı şirketler yaptırımlar için hangi önlemleri aldı; planları ne?


    Moskova’nın Donetsk ve Luhanks’ı tanıması sonrası Batılı ülkeler Rusya’ya karşı yaptırım kararları almaya başladı.

    Rusya ile ticaret yapan uluslararası şirketler yaptırım kararlarını nasıl değerlendiriyor, bu ülkedeki işlerini geleceği hakkında ne düşünüyorlar?

    Reuters’ın haberine göre uluslararası firmalar, Rusya’ya alternatif olacak planlar üzerinde çalışıyor.

    Renault ve Avtovaz krizden çıkış yolu arıyor

    Fransız Renault’nun kontrolündeki Rus otomobil üreticisi Avtovaz, ABD yaptırımlarının teslimatları kısıtlaması durumunda alternatif elektronik çip tedarikleri aradığını kaydetti. Avtovaz CEO’su Nicolas Maure, şirketin Rusya’daki otomobil fabrikaları için çipleri nasıl güvence altına aldığıyla ilgili bilgi paylaşmadı.

    Renault sözcüsü Rie Yamane de “Devam eden diplomatik görüşmeleri çok dikkatli bir şekilde takip ediyoruz. Bu aşamada yaptırımların ne olabileceğini tahmin etmek için erken” açıklamasında bulundu.

    Nestle: Olası yaptırım hakkında spekülasyon yapmayacağız

    Nestle’nin bir sözcüsü, “Durumu yakından izliyoruz ve gerektiğinde etkinleştirilebilecek iş sürekliliği planlarımız var. Çalışanlarımızın güvenliği ve korunması en yüksek önceliğimiz. Olası yaptırım hakkında spekülasyon yapmayacağız.” dedi.

    Şirketin Rusya’da şekerleme ve içecek üreten tesisler de dahil olmak üzere 2020’de altı fabrikası vardı. Aynı yıl Rusya’daki satışları yaklaşık 1,7 milyar dolar değerindeydi.

    Coca-Cola HBC: 2014’ten dersler çıkardık

    Yunanistan merkezli çıpa şişeleme şirketi Coca-Cola HBC tepe yöneticisi Zoran Bogdanoviç, “Alternatif kaynak kullanımı da dahil olmak üzere tüm senaryolar için acil durum planımız var, böylece ne olursa olsun hızlı davranabiliriz.” dedi. Bogdanoviç, 2014 Rusya-Ukrayna ihtilafı sırasındaki deneyimlerinden dersler çıkardığını söyledi.

    29 Avrupa ve Afrika ülkesinde faaliyet gösteren şirket, Rusya ve Nijerya’yı en büyük pazarları olarak görüyor.

    Neste: Rus petrolü olmazsa başka pazara yöneliriz

    Finlandiya’nın en büyük petrol şirketi Neste, Rus petrolü olmazsa bunu başka pazarlardan tedarik edeceğini duyurdu.

    Petrol ihtiyacının üçte ikisini Rusya’dan karşılayan şirketin petrol ürünleri bölümü yöneticisi Sami Oja, “Yaptırımlar Rus ham petrolü ve petrol ürünlerine yönelikse, bunun küresel petrol piyasası üzerinde bir etkisi olacaktır. Bu aşamada bu etkileri tanımlamak çok zor. Durumu takip ediyoruz ve farklı risk yönetimi önlemleriyle olası etkilere hazırlanıyoruz.” dedi.

    Metro: Önceliğimiz 10 bin çalışanımız

    Rusya’da da faaliyet gösteren Alman şirket Metro’nun sözcüsü Gerd Koslowski, bu ülkede ve Ukrayna’daki çalışan ve müşterileri için endişeli olduklarını söyledi. Sözcü, “Ukrayna ile ilgili ihtilaftaki mevcut gelişmeleri endişeyle takip ediyoruz. Her taraftan diplomatik çabalara güvenmeye devam ediyoruz. Rusya’daki bir şirket olarak sorumluluğumuz öncelikle yaklaşık 10 bin çalışanımız ve 2,5 milyon müşterimizdir.” dedi.

    Heidelberg: İşimiz üzerinde önemli bir etki beklemiyoruz

    Rusya’da 3 fabrikası bulunan Alman şirket Heidelberg, krizin işlerini etkilemeyeceği görüşünde.

    Heidelberg sözcüsü Christoph Beumelburg, “Krizin daha da tırmanmasının Rusya’daki işimiz üzerinde önemli bir etkide bulunmasını beklemiyoruz. Üç Rus çimento fabrikamızın tamamı kendi yerel pazarlarına tedarik sağlıyor, Rusya dışına ihracat yapmıyor” dedi. Şirket, Ukrayna operasyonlarını 2019 yılında satmıştı.

    Nokian: Hazırlıklarımızı yapıyoruz

    Rusya’da bir fabrika ve deposu bulunan Finlandiya merkezli otomobil lastiği üreticisi Nokian sözcüsü Tarja Pennanen, risk yönetiminin parçası olarak farklı senaryolara hazırlandıklarını ve duruma göre ürün gruplarını fabrikalar arasında transfer etmeye hazır olduklarını söyledi.

    Danone, satışlarının yüzde 6’sını Rusya’da yapıyor

    Satışlarının yüzde 6’sını Rusya’da gerçekleştiren Fransız şirket Danone’nin sözcüsü, “Yerel ekiplerimiz, çalışanların güvenliğini sağlamak amacıyla durumu çok yakından izliyor” dedi.

    Dünyanın en büyük yoğurt şirketi, Rus süt ürünleri markası Prostokvashino’yu da kontrol ediyor.

    BASF: Ukrayna’daki işçilerimiz evden çalışıyor

    Alman kimya şirketi BASF, Ukrayna’daki durumu yakından takip ettiklerini belirterek, “Çalışanlarımızın güvenliği en yüksek önceliğimiz. Ukrayna’daki tüm çalışanlarımızın mümkün olduğunca evden çalışmaları ve iş seyahatinden kaçınmalarını istiyoruz. Rusya’daki tüm çalışanlarımız normal şekilde çalışmaya devam ediyor.” açıklamasında bulundu. Şirketin satışlarındaki pay Rusya’da yüzde 1, Ukrayna’da yüzde 0.2 düzeyinde.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ukrayna krizi: ABD ve müttefikleri Rusya’ya karşı ekonomik yaptırım seçenekleri neler?

    Ukrayna krizi: ABD ve müttefikleri Rusya’ya karşı ekonomik yaptırım seçenekleri neler?


    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna sınırları içindeki Donetsk ve Luhansk’ın bağımsızlığını tanımasının ardından bölgeye “barış gücü” adı altında asker göndermek için yaptığı hamlelerin Amerika Birleşik Devletleri ve Batılı müttefiklerin Moskova’yı hedef alan ağır yaptırımları tetiklemesi bekleniyor.

    Rusya’nın diyalog ve dioplomasi yerine askeri çözümü tercih ettiği bu atmosferde Batılı ülkelerin elindeki en büyük kozlardan birini ekonomik yaptırımlar oluşturuyor, ancak yaptırımların içeriği tam olarak bilinmiyor. ABD, AB ve NATO ülkeleri işbirliği içinde atılacak adımları değerlendiriyor.

    ABD Başkanı Joe Biden hazırladıkları yaptırımların Rusya için “felaket” olacağını açıklamış ve “daha önce hiç karşılaşmadığı kadar ağır ekonomik sonuçlarla karşılaşacağını” belirtmişti.

    Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen da Ukrayna’ya saldırması halinde Rusya’ya çok ağır ekonomik ve mali yaptırımlar uygulayacaklarını söylemişti.

    Bu kapsamda ilk somut adım Almanya’dan Kuzey Akım 2 doğal gaz boru hattı projesiyle ilgili geldi. Almanya Başbakanı Olaf Scholz Rusya’dan Almanya’ya Baltık Denizi üzerinden doğal gaz taşımak amacıyla tamamlanan ancak henüz faaliyete geçmeyen projenin onay sürecini durdurduklarını açıkladı.

    Rusya, Batılı ülkeler tarafından hangi ağır bir ekonomik yanıtla karşılaşabilir? Rusya’yı bekleyen ekonomik yaptırımlar neleri içeriyor? Bugüne kadar görülen en ağır yaptırımlar olarak tanımlanan ekonomik tehdit ne kadar etkili olabilir?

    Döviz transferinde SWIFT sisteminden çıkarılması

    Önerilen en ağır mali yaptırımlardan biri Rusya’nın küresel SWIFT yani Dünya Bankalararası Finansal İletişim Topluluğu mesajlaşma sisteminden çıkarılması.

    SWIFT 200’den fazla ülkede 11 binden fazla mali kurum tarafından kullanılıyor. Belçika merkezli topluluğun 25 üyeli yönetim kurulunda Rusya Merkezi Takas Kurumu Başkanı Eddie Astanin de yer alıyor.

    Rusya’nın SWIFT’e erişiminin engellenmesi çağrıları Rusya 2014 yılında Kırım’ı ilhak ettiğinde de dile getirilmiş ancak hayata geçirilmemişti. Öte yandan Rusya SWIFT’e alternatif bir mesajlaşma sistemi olan SPFS’yi geliştirmişti.

    İran örneğinden farkı ne olur?

    Bu uygulamanın daha önce bir örneği İran için yaşandı. İran’a karşı nükleer programı nedeniyle sıkılaştırılan uluslararası yaptırımlar kapsamında 2012 Mart’ında SWIFT İran bankalarıyla bağlantıyı kesmişti.

    Düşünce kuruluşu Carnegie Moskova Merkezi’ne göre bu adım İran’ın petrol ihracat gelirinin yarısını ve dış ticaret gelirinin ise yüzde 30’unu kaybetmesine neden oldu.

    Carnegie Moskova uzmanları İran ekonomisinin Rusya ekonomisine kıyasla küçük ve uluslararası bağlantısının daha az olduğunu belirtiyor. Rusya ise Batı ile karşılıklı bağlantı kurarak bunu bir kalkan olarak kullanıyor.

    Hangi ülkeler en çok etkilenir?

    Uzmanlar ABD ve Almanya’daki bankaların Rus bankaları ile SWIFT’i en fazla kullanması sebebiyle en fazla kayba uğrayacak ülkeler olacağına dikkat çekiyor.

    SWIFT’ten çıkmak Rusya’nın ticaretini çökertir mi?

    Rusya Merkez Bankası’nın 2020 verilerine göre ülkede SWIFT’in alternatifi olarak geliştirilen SPFS ile yapılan mesajlaşma sayısı 2 milyon civarında gerçekleşti. Bu Rus iç trafiğinin beşte birine denk geliyor. Merkez bankasına göre Rusya 2023 yılı için SPFS kullanımını yüzde 30 arttırmayı hedefliyor.

    Ancak çok uluslu mali ürün ve yatırım şirketi Shaniga’nın 2021 raporuna göre SPFS sisteminin mesaj sınırı bulunuyor, yalnızca hafta içi operasyonel olan sistem ayrıca yabancı üye bulmakta zorlanıyor.

    Düşünce kuruluşu Atlantik Konseyi’nden Brian O’Toole Rusya’nın SWIFT’ten çıkarılmasının ilk etapta işleyişi bozacağını ancak etkisinin zaman içinde azalacağı görüşünde. O’Toole’a göre bazı ödemeler gecikebilir ya da maliyetleri artabilir ancak genel olarak bunun Rus ticaretinin yasal kalması ya da yaptırıma tabi olmaması halinde büyük bir çöküş yaratma ihtimali zayıf.

    Çip satışının kısıtlanması

    Rusya’ya uygulanacak ekonomik yaptırımlardan birinin Rusya’ya çip satışının sınırlandırılması yönünde. Reuters haber ajansının çeşitli kaynaklardan edindiği bilgiye göre Beyaz Saray, Amerikan çip üreticilerine Moskova’nın Ukrayna’ya saldırması halinde Rusya’ya yönelik ihracatlarına getirilebilecek yeni kısıtlamalara hazır olmalarını bildirdi.

    Benzer bir önlem Soğuk Savaş döneminde yaşanmış, ABD ve diğer Batılı uluslar Sosyetler Birliği’ne karşı ağır teknolojik yaptırımlar uygulayarak teknolojisinin geri kalmasını ve ekonomisinin zor duruma girmesini amaçlamıştı.

    Tahvil piyasasına erişimin sınırlandırılması

    Planlanan bir diğer ekonomik yaptırımın Rus tahvil piyasasına erişimin daha da kısıtlanması ve ikincil piyasaya katılımın da sıkılaştırılması olacağı belirtildi.

    ABD Başkanı Joe Biden Nisan 2021’de Rusya’nın Amerikan seçimlerine müdahalesine karşılık olarak yaptırımlar getirmiş ve bu kapsamda Amerikan yatırımcıların yeni Rus rublesi tahvil bonosu satın almasını yasaklamıştı.

    2015 yılında uygulanan yaptırımlarda ise bazı Amerikan yatırımcıların Rus dolar borcuna yatırım yapması kısıtlanmıştı. Bu önlemler Rusya’nın 2014 yılı başında 733 milyar dolar olan dış borcunu 2021’in üçüncü çeyreğinde 489 milyar dolar sindirerek yüzde 33 azalttı. Düşük borç bir ülkenin görünüşteki bilançosunu iyileştiriyor, ancak ülkede ekonomik büyüme ve gelişime katkı verecek olan mali kaynaklara erişimden yoksun bırakıyor.

    Enerji şirketleri ve Kuzey Akım 2’nin hedef alınması

    ABD ve AB Rusya’nın enerji ve savunma sektörüne karşı zaten çeşitli yaptırımlar uyguluyor. Bu yaptırımlar Rusya’nın devlete ait gaz devi Gazprom’u, petrol devi Gazpromneft’i ve petrol üreticisi Lukoil, Rosneft ve Surgutneftegaz’ın ithalat/ihracatının kısıtlanması ve borçlanmanın artırılması gibi çeşitli seçenekleri kapsıyor.

    Yeni atılacak adımlarda bu yaptırımların kapsamının genilşletilmesi ve derinleştirilmesi, örneğin şirketlerin ABD doları kullanmasının önlenmesi söz konusu olabilir.

    Bir diğer seçenek olan Kuzey Akım 2 doğal gaz boru hattı projesinin durdurulması ise Almanya tarafından hayata geçirildi.

    Şirketlere doğrudan yaptırım

    ABD ve Avrupa Birliği halen Rus enerji, finansal ve savunma sektörlerine yönelik yaptırımlar uyguluyor. Bu kapsamda Beyaz Saray Rusya’nın en büyük bankalarına yönelik kısıtlamalar ve Mosova’nın rubleyi dolar ve diğer para birimlerine çevirme kabiliyetini hedefleyen önlemler uyguluyor. Washington’ın buna ilaveten devlet destekli Rusya Doğrudan Yatırım Fonu’nu da hedef alabileceği belirtiliyor.

    Reuters’a yaptığı değerlendirmede bulunan uzmanlar bireysel şirketlere yönelik yaptırımların sektör çapında sıkıntıya neden olduğuna dikkat çekiyor.

    Atlantik Konseyi’nden Brian O’Toole ise Rus bankalarının bütün işlemlerine yaptırım getirmenin ve varlıklarını dondurmanın SWIFT’e erişimin durudurulmasından daha etkili ve hedefe yönelik olduğu görüşünü dile getiriyor.

    Bireylere doğrudan yaptırım

    ABD, AB ve İngiltere’nin halen bir dizi Rus vatandaşı üzerine uyguladığı kişisel değerlerin dondurulması ve seyahat yasağı gibi araçlar sıklıkla gündeme geliyor.

    AB dün Kırım’da Eylül 2021’de yapılan Rus parlamentosu seçimleriyle bağlantılı beş kişiye yaptırım uygulamaya başladığını duyurdu.

    ABD ise geçmişte oligarkları hedef alan yaptırımlar uygulamış, ancak 2018’deki yaptırımların ardından Rusya’dan gelen ham aluminyum fiyatlarının tavana çıkması sonucu Washington geri adım atmıştı.

    Ocak ayında ABD Senatosu’na sunulan yaptırımlarla ilgili yasa tasarısında Putin de dahil Rus hükümetinin ve ordusunun üst düzey isimlerin hedef alındığı belirtiliyor. Benzer şekilde İngiltere de yeni yaptırım planının Rus mali kurumlarını, enerji şirketlerini ve Kremlin’e yakın oligarkları kapsayacağını bildirdi. İngiltere ayrıca “Rusya’nın para aklama başkenti” olarak tanımlanan Londra’daki kişisel servet ve gayrımenkullerin de hedef alınacaını açıkladı.

    Moskova ise Putin’e yönelik yaptırımların kendisine kişisel olarak zarar veremeyeceğini vurgulamış, ancak bu tür hamlelerin “siyasi açından yıkıcı” olacağı uyarısında bulunmuştu

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • G-7’den Ukrayna uyarısı: Rus ekonomisi üzerinde ağır sonuçları olacak yaptırımları uygularız

    G-7’den Ukrayna uyarısı: Rus ekonomisi üzerinde ağır sonuçları olacak yaptırımları uygularız


    G-7 ülkelerinin maliye bakanları, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesi halinde derhal ağır ekonomik sonuçlar doğuracak yaptırımlar uygulayacaklarını açıkladı.

    Dünyanın en gelişmiş ekonomilerinin oluşturduğu G7 ülkelerinin maliye bakanları, Ukrayna’daki gelişmeler hakkında ortak bildiri yayımladı.

    Bildiride, Ukrayna sınırlarında devam eden Rus askeri yığınağının “ciddi bir endişe” kaynağı olduğu vurgulandı.

    G7’nin Ukrayna ekonomisini hızlı ve kararlı bir şekilde desteklemek için hareket etmeye hazır olduğuna işaret edilen bildiride, gerilimi düşürmek için devam eden diplomatik çabaların da desteklendiği ifade edildi.

    Bildiride, Ukrayna’nın egemenliğinin, toprak bütünlüğünün, ekonomik ve finansal istikrarının korunmasında kararlı olunduğu, özellikle Uluslararası Para Fonu (IMF) gibi finans kuruluşlar aracılığıyla bu ülkeye önemli finansal destek sağlandığı kaydedildi.

    48 milyar dolar destek

    Ukrayna’ya 2014’ten beri toplam 48 milyar doları aşan ekonomik destek sağlandığı anımsatılan bildiride, Ukrayna’nın reform çabalarını kolaylaştırmak için gerekli desteği alacağı ve ülkeyle sürdürülebilir bir mali temele sahip olması için yakın iş birliği yapılacağı belirtildi.

    Bildiride, “Acil önceliğimiz gerilimi düşürme çabalarını desteklemektir. Bununla birlikte, özellikle Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik herhangi bir askeri saldırısına hızlı, eşgüdümlü ve güçlü bir yanıt verileceğini yineliyoruz. Rus ekonomisi üzerinde hemen ağır sonuçları olacak ekonomik ve mali yaptırımları toplu olarak uygulamaya hazırız.” ifadesi kullanıldı.

    Durumun yakından takip edileceğine dikkatin çekildiği bildiride, Ukrayna’ya daha fazla ekonomik ve mali destek sağlanmaya hazır olunduğu kaydedildi.

    G7’yi ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Kanada ve Japonya oluşturuyor. G7 dönem başkanlığı halihazırda Almanya tarafından yürütülüyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesi Türkiye’yi siyasi ve ekonomik açıdan etkiler mi?

    Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesi Türkiye’yi siyasi ve ekonomik açıdan etkiler mi?


    ABD istihbaratına göre askeri hazırlıklarını büyük ölçüde tamamlayan Rusya’nın Ukrayna’ya girmesi artık bir zaman meselesi. Moskova, yapılan uyarıları Batı’nın bölgede ‘yapay gerilimi artırma’ çabası olarak görüyor. Batılı düşünce kuruluşları ve analistler, bir işgal olasılığında ortaya çıkacak durumun Türkiye’yi de ekonomik ve siyasi açıdan etkileyeceğine dikkat çekiyor.

    Avrupa Dış İlişkiler Konseyi (ECFR) tarafından yayımlanan bir analizde, olası bir savaş durumunun Libya ve Suriye başta olmak üzere bölgede istikrarı sağlama çabalarına darbe vuracağı yazıldı.

    Türkiye’nin bir NATO üyesi, aynı zamanda Moskova ve Ukrayna ile yakın ilişkilere sahip olduğu belirtilen analizde, Ukrayna’daki olası çatışmanın Erdoğan hükümetinin uluslararası alanda görünülürlüğünü artıracağı belirtildi.

    Rusya ve Batı’nın Ankara’yı, Ukrayna konusunda kendi çizgisine çekmeye çalıştıkları belirtilen analizde, ortaya çıkan denklemin Erdoğan’ın iç siyasetine yönelik Batılı eleştirileri yumuşatmaya yol açabileceği ve insan hakları konusundaki endişeleri de gölgede bırakabileceği yorumu yapıldı.

    Dış Politika Araştırmalar Merkezi’nde (FPRI) Aaron Stein imzalı analizde de, Ukrayna’da geniş çaplı bir Rus işgalinin Karadeniz’deki kırılgan dengeyi bozabileceğine dikkat çekti.

    Doğu Avrupa’da patlak verecek bir savaşın Türkiye için olumsuz ekonomik etkilerden Karadeniz’de artan gerilimlere kadar birbiriyle bağlantılı sonuçlar doğurabileceği yorumunda bulunan Stein, olası bir işgalden sonra Ukrayna’da Rusya yanlısı bir kişinin iktidara getirilmesi halinde, Türkiye ile Ukrayna arasında başta drone yapımı olmak üzere, yapılan anlaşmaların tehlikeye gireceğini yazdı.

    Eski Avrupa Komisyonu Türkiye delegasyonu Başkanı Fransız diplomat Marc Pierini, dünyanın önde gelen düşünce kuruluşlarından Carnegie’de geçtiğimiz günlerde kaleme aldığı analizde, ‘Rusya ile NATO arasındaki krizin Türkiye’nin denge politikasını test ettiğini’ belirtere, Türkiye için şu zorlukların söz konusu olduğuna dikkat çekmişti:

    “Moskova’nın seçenekleri bulunuyor. Ukrayna tarafından kullanılan Türk yapımı askeri teçhizata karşı eylem; Türkiye’ye yönelik ekonomik yaptırımlar (Rusya’nın turizm ve tarım ithalatı geçmiş krizlerde durdurulmuştu) Suriye’nin kuzeyinde Türk birliklerine ve Türkiye sınırına yakın ülke içinde yerinden edilmiş Suriyelilere karşı sert bir duruş.”

    “Savaştan çok Rusya’ya uygulanacak yaptırımlar endişe yaratıyor*

    Haaretz gazetesindeki analizinde Ukrayna krizinin Türkiye için riskler barındırdığını yazan İsrailli Ortadoğu uzmanı Zvi Bar’el, Türk hükümetinin bir savaştan çok ABD’nin Rusya’ya uygulayacağı olası köklü yaptırımlara karşı endişe duyduğu yazdı.

    Yaptırımların Türkiye’yi Rusya ile Batı arasında taraf tutmaya zorlayabileceğini belirten Zvi Bar’el, şu yorumda bulundu:

    _”Türkiye ekonomisi Rusya’ya yakından bağlı. Bunlar arasında Rusya’da faaliyet gösteren yüzlerce Türk şirketi, Rus turistlerin Türkiye’de harcadığı milyarlar, Suriye’de işbirliği ve Türkiye’nin Rus S-400 savunma sistemleri satın alması yer alıyor.”
    _

    _”Şu anda tehlikede olan, Ukrayna’yı pas geçerek doğrudan Rusya’dan Karadeniz’in altından geçen Türk Akım 2 doğalgaz boru hattının işletilmesi. Bu proje ile Romanya ve Macaristan’a gaz göndermesi planlanıyor ve Türkiye’nin transit ücretlerden beklenen geliri çok büyük. Daha da önemlisi, bu Türkiye’yi Avrupa’nın önemli bir gaz ihracatçısı yapacak.”
    _

    “Bu projeye hem Avrupa Birliği hem de ABD karşı çıkıyor çünkü AB enerji kaynaklarını çeşitlendirmeye ve Rusya’ya olan bağımlılığını azaltmaya çalışıyor. Rus-Türk boru hattı, tehdit edilen tek proje değil. Ankara, Karadeniz’i Marmara Denizi’ne bağlayacak ve İstanbul Boğazı’na paralel bir boğaz işlevi görecek İstanbul Kanalı’nı inşa ediyor. ABD’nin kanala yönelik yaptırımları, projede yer alan yabancı şirketleri cezalandırmakla sonuçlanabilir.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Putin’in lüks yatı Alman sularını terk etti

    Putin’in lüks yatı Alman sularını terk etti


    Rusya Devlet Başkanı Vladrimir Putin’e ait olduğu belirtilen 82 metre uzunluğundaki lüks yatın, Batı’nın Moskova’ya yaptırım uygulayabileceği endişesiyle, demir attığı Hamburg limanından acil bir şekilde ayrıldığı yazıldı.

    Liberation gazetesinde çıkan haberde, “Graceful” adlı yatın Kaliningrad’a doğru yelken açtığı belirtilirken, bu ani ayrılışın Rusya’nın Ukrayna’yı olası işgalinin ardından Batı’nın Moskova’ya uygulayacağı yaptırımlardan kaçınmak amacıyla gerçekleşmiş olabileceği yorumu yapıldı.

    Aylardır Hamburg limanındaki bir tersanede bulunan lüks yatın varlığından yerel gazete Kieler Nachrichten’in haberiyle Alman kamuoyunun haberdar olduğunu yazan Liberation, haberin çıkmasının hemen ardından Putin’e ait olduğu belirlenen yatın denize açıldığını duyurdu.

    Deniz trafiğiyle ilgili haberler veren “Marine Traffic” Kuzey Denizi ve Baltık Denizi’ni bağlayan Kiel Kanalına giren lüks yatın, Polonya ve Baltık ülkeleri arasındaki Rus toprağı Kaliningrad’a doğru yol aldığını aktardı.

    Yatın varlığının Almanya’da anlaşılmasından hemen 13 saat sonra denize açıldığı sorgulanırken, Alman basınına da atıfta bulunan Liberation gazetesi, olası yaptırımlardan kaçmak için lüks yatın acele bir şekilde limandan ayrılmış olabileceği yorumunu yaptı.

    Alman basını da, olası yaptırımların gelmesi halinde Putin’in Avrupa’daki mal varlıklarının dondurulma ihtimali olduğunu yazdı.

    Lüks yatın Hamburg’a demir atmadan önce Karadeniz’de seyrettiği ve mayıs ayında Putin’in Belarus lideri Lukaşenkoyu’yu Soçi açıklarında bu yatta ağırladığı bildirildi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Rusya’nın olası bir saldırısında Avrupa’nın enerji kaynakları nasıl etkilenir?

    Rusya’nın olası bir saldırısında Avrupa’nın enerji kaynakları nasıl etkilenir?


    Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesi halinde ABD ile Batı ülkelerinin yaptırımlarla buna yanıt vermesi ve misilleme olarak Rusya’nın doğal gazı kesme ihtimali Avrupa’da ciddi bir endişe kaynağı olarak ortaya çıkıyor.

    Avrupa ülkelerinin doğal gaz ihtiyacının üçte birini Rusya karşılıyor. Avrupa’nın doğal gaz stoklarının yeterli olmaması ve ABD’nin tedarik etme sözü verdiği sıvılaştırılmış doğal gaz veya LGN’nin aynı anda herkes için yeterli olmama ihtimali Avrupa ülkelerini düşündürüyor.

    Artan enerji fiyatlarının hem konutlarda hem iş yerlerine gelen faturaları artırdığı bir dönemde Avrupa’nın Rusya ile yaşayacağı krizin, enerji alanındaki maliyeti nasıl şekillenecek?

    Rusya, Avrupa’ya doğal gazı keser mi?

    Hiç kimse bu konuda emin değil. Ancak doğal gaz boru hattının tamamen kesilmesi her iki taraf için de yıkıcı etkileri olacağı gerekçesiyle mümkün görünmüyor.

    Rus yetkililer, Batı’nın yeni yaptırımları karşısında doğal gaz boru hattı vanalarının kapatılacağına dair şu ana kadar bir tehditte bulunmadı. Moskova, enerji ihracatından önemli gelir sağlıyor ve Avrupa bu konuda Rusya için önemli bir gelir kapısı.

    Rusya’ya enerji alanında bağımlı olan Avrupa, Rusya’nın enerji tedarikini hedef alan bir adım atmak istemeyecek. Uzmanlara göre, Rusya’nın Ukrayna’dan geçen boru hatlarından gaz akışını durdurması daha fazla öne çıkan bir olasılık.

    Rusya geçen yıl Avrupa’ya 175 milyar metreküp doğal gaz pompaladı. Bunun dörtte biri, Ukrayna üzerinden gitti.

    Kırım’ın tek taraflı ilhakının ardından 2014 yılında Rusya’ya yönelik yaptırımlarla ilgili kararları kaleme alanlardan biri olan emekli Amerikalı diplomat Dan Fried, “Rusya, Ukrayna’ya çok sert olmayan bir saldırı bile gerçekleştirse, Moskova’nın Ukrayna üzerinden Almanya’ya giden doğal gazı kesme ihtimali çok fazla.” diyerek görüşlerini özetledi.

    Uzmanlara göre, Almanya yeni Kuzey Akım 2 boru hattını onaylarsa Rusya, buradan ortaya çıkacak gaz eksikliğini yeni boru hattıyla gidermeyi önerebilir.

    Kuzey Akım 2 projesine ve Almanya’nın buradan doğal gaz almasına karşı çıkan ABD’nin Berlin’e bu konuda ciddi bir şekilde baskı yaptığı biliniyor. Alman yetkililer, Rusya’nın olası işgali halinde Moskova’yı bu projeyi rafa kaldırmakla tehdit ediyor.

    Rusya’nın Ukrayna boru hattının dışındaki gaz arzını kesintiye uğratma olasılığının daha düşük olduğunu savunan Amerikalı diplomat Frey, “Eğer çok ileri giderlerse Avrupa ile tamiri imkansız sorunlar yaşayabilirler ve petrol ve gazı başka bir yere satmak zorunda kalırlar.” diyerek Rusya’nın da manevra alanının sınırlı olduğu görüşünü dile getirdi.

    ABD ne yapabilir?

    Sıvılaştırılmış doğal gaz veya LNG üreten ve bunları gemilerle rekor miktarda taşıyan ABD’nin Avrupa’ya bu alanda yapacağı yardım kısıtlı.

    Standard & Poor’s (S&P) şirketinde ABD’nin ürettiği LNG ile ilgili araştırmalarıyla tanınan Ross Wyeno, “ABD ihracatının boyutundaki küçük artışlardan bahsediyoruz, oysa Rusya Avrupa’ya yönelik doğal gazı keserse, Avrupa’nın doldurması gereken boşluk bundan çok daha fazla olacak.” diyerek ABD’nin Avrupa’ya yapacağı desteğin yeterli olmayacağı görüşünü dile getirdi.

    ABD’de Joe Biden yönetimi, dünyadaki gaz tedarikçileriyle yaptığı görüşmelerde Avrupa’ya doğal gaz getirilmesi ihtimalini gözden geçiriyor. Biden bu amaçla, Kuzey Afrika, Ortadoğu, Asya ve ABD’de yetkililerle bu konuda çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.

    ABD yönetimi daha önce LNG tedariki konusunda uzlaşma sağladığı alıcılarla bunu Avrupa’nın duyacağı ihtiyaç yüzünden ertelemeleri konusunu bile gözden geçiriyor.

    Asya ile birlikte Brezilya bu konuda görüşmelerin sürdüğünü söyleyen Tufts Üniversitesi İklim Politikaları Bölümü çalışanı Amy Myers Jaffe, “İhtiyacı olmayan ve kendisine ayrılan LNG sevkiyatını Avrupa’ya verebilecek bir bir ülke var mı?” sorusunu yönelterek, bu konuda çok fazla umutlu olmadığı görüşünü dile getirdi.

    S&P’ya göre, Amerikan LNG gazı ihracatının üçte ikisi Avrupa’ya gidiyor ve geçen ay Asya ülkelerine sevkiyat için yola için bazı gemiler ise alıcılar daha fazla para verdiği için rota değiştirip yönlerini Avrupa’ya çevirdi.

    Dünyada yeteri kadar sıvılaştırılmış gaz var mı?

    LNG tedarikinin bir gecede önemli ölçüde artırılma şansı bulunmuyor. Bunun için alt yapı yatırımlarına milyarlarca dolar harcamak gerekiyor.

    Amerikalı diplomat Jaffe’e göre, Avrupa’daki LNG ithalat tesisleri tam kapasite çalışsa bile Rusya’nın Avrupa’ya gönderdiğinin sadece üçte ikisine ulaşılabilir.

    Çok fazla boru hattı bağlantı noktası olmadığı için bu gazı Avrupa’da dağıtmak yine ayrıca sorun teşkil ediyor.

    Rusya, gaz tedarikini düşürdü mü?

    Uzmanlara göre Rusya, Avrupa’ya yönelik gaz tedarikiyle ilgili uzun dönem sözleşmelerdeki sorumluluklarını yerine getiriyor. Ancak, spot piyasada daha az satıyor ve Avrupa’da sahip olduğu saklama kaplarını doldurmuyor.

    Rusya’nın spot gaz piyasasında arzında yaptığı kesintiler, Avrupa’da doğal gaz fiyatlarının önemli miktarda yükselmesine yol açtı. Aralık ayında megavat saat başına 166 euroya kadar çıktı.

    Bu oran, 2021’in başındaki seviyenin sekiz katından fazla. Bununla birlikte Avrupa’ya daha fazla LNG gelmesiyle fiyatlar kilovat saat başına 80 euronun altına düştü.

    ABD’deki etkisi ne olur?

    ABD, LNG ihracatına ağırlık verdikçe, iç pazar fiyatları da arttı. Geçen yıl ABD’de üretilen gazın yüzde 10’dan fazlası dışarı satıldı.

    ABD’de ocak ayında soğuk hava dalgasıyla birlikte gaz fiyatları yüzde 30 artış gösterdi. Fiyat artışında Rusya ile yaşanan kriz sonrası tedarikin sıkılaşması da etkili oldu.

    ABD’nin gaz ihracatını artırması halinde ülke içinde gaz fiyatlarının yine artması bekleniyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Von der Leyen: Ukrayna’ya saldırması halinde Rusya büyük faturalarla yüzleşir

    Von der Leyen: Ukrayna’ya saldırması halinde Rusya büyük faturalarla yüzleşir


    Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Ukrayna’ya karşı askeri bir saldırıda bulunması halinde Rusya’nın “ağır sonuçlarla” ve “büyük maliyetlerle” karşılaşacağını söyledi.

    Euronews’e mülakat veren von der Leyen diplomasiden asla vazgeçilmemesi gerektiğini vurguladı ama en kötü senaryonun gerçekleşmesi halinde AB’nin Moskova’ya karşı “sağlam” ve “çok kapsayıcı” yaptırım paketi hazırladığını belirtti.

    Paketin şu an için ekonomi ve finans sektörünü hedef aldığını belirten von der Leyen “Bu Rusya’nın Avrupa Birliği’ndeki finansal piyasalara erişimini sınırlandıracak ve Rusya’nın tedariği oldukça zor olan ürünlere ve teknolojilere ulaşımını da kısıtlayacak” ifadelerini kullandı.

    Rusya’nın fosil yakıt kaynakları ihracatına dayanan tek yönlü ekonomisi olduğunu hatırlatan von der Leyen Rusya için bu ürünler ve sermayenin hayati önemde olduğunu belirterek “O nedenle krizin ateşini düşürmek Rusya’nın çıkarına olacaktır” dedi.

    Amerika Birleşik Devletleri, Rusya’nın Ukrayna sınırı yakınlarına 100 binden fazla askeri yığdını açıklayarak işgal edebileceği uyarısında bulundu.

    Moskova ise bir savaş istediği iddialarını reddeti. Rusya, NATO’nun kendi sınırlarına doğru genişlemesini ulusal güvenlik tehdidi oluşturduğunu belirterek Ukrayna’nın asla ittifaka dahil olmayacağı sözü verilmesini istiyor.

    Von der Leyen’in açıklamaları Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın görüşmesinden sonra geldi. Orban, görüşme sonrası basın toplantısında yaptırımların “faydasız bir araç” ve “başarısız olmaya mahkum” olduğunu belirtmişti.

    Orban’ın açıklamaları sorulduğunda von der Leyen “Avrupa Birliği içerisinde birlik ve güçlü bir dayanışma bulunmaktadır. Sürekli irtibat halindeyiz,” ifadelerini kullandı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***