Etiket: Yaptırımlar

  • Rusya’dan misilleme: Joe Biden ve 12 üst düzey Amerikalı yaptırım listesine alındı

    Rusya’dan misilleme: Joe Biden ve 12 üst düzey Amerikalı yaptırım listesine alındı


    Rusya; ABD Başkanı Joe Biden, Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve CIA Direktörü William Burns dahil 13 ABD’li yetkilinin yaptırım listesine alındığını açıkladı. Moskova yönetimi 313 Kanada vatandaşını da yaptırım listesine alırken, ABD, Rusya yaptırımlarını genişletti.

    Rusya Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada ayrıca Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki, eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ve bazı başka yetkililerin ülkeye girişinin yasaklandığı kaydedildi.

    Bakanlığın açıklamasında, ABD’nin Rus üst düzey yetkililerine yönelik ABD’ye giriş yasağı ve diğer bazı yasakları içeren benzeri görülmemiş yaptırımlarına cevap olarak 15 Mart’tan itibaren ABD’li üst düzey yetkililerin yaptırım listesine dahil edildiği bildirildi.

    Açıklamada, “Karşı tepki olarak atılan bu adım, Rusya’nın cepheden çevrelenmesi konusunda tüm nezaketi bir kenara bırakarak, Amerikan hegemonyasını sürdürmek için umutsuz bir girişimde bulunan mevcut ABD yönetiminin Rusya karşıtı anlayışının kaçınılmaz sonucudur” ifadelerine yer verildi.

    Yaptırım listesi genişleyecek

    Aynı zamanda, Rusya’nın ulusal çıkarlarını karşılaması halinde resmi ilişkileri sürdürmeyi reddetmeyecekleri belirtilen açıklamada, gerekirse üst düzey organizasyonlarda “kara listede” yer alan kişilerin statüsünden kaynaklanan sorunların çözülebileceğine dikkat çekildi.

    Yaptırım listesine dahil edilen isimler şöyle sıralandı:

    • ABD Başkanı Joe Biden
    • ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken
    • CIA Direktörü William Burns
    • ABD Savunma Bakanı Lloyd James Austin
    • ABD Genelkurmay Başkanı Mark Milley
    • ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan
    • Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki
    • Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Danışman Yardımcısı Daleep Singh
    • ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı Başkanı Samantha Power
    • Joe Biden’ın oğlu Hunter Biden
    • Eski Dışişleri Bakanı ve ABD başkan adayı Hillary Clinton
    • ABD Maliye Bakan Yardımcısı Adewale Adeyemo
    • ABD Export-Import (EXIM) Bankası Başkanı Reta Jo Lewis

    Açıklamada yakın gelecekte, Rus düşmanı olan veya Rusya’ya karşı nefreti körüklemeye katkıda bulunan üst düzey ABD’li yetkililer, askeri yetkililer, milletvekilleri, iş insanları, uzmanlar ve medya mensuplarının da dahil edildiği yaptırım listesinin duyurulacağı kaydedildi.

    Moskova’dan Kanada’ya yaptırım cevabı

    Moskova yönetimi, Ukrayna işgali nedeniyle yaptırım uygulayan Kanada’ya da misillemede bulundu. Rusya, Kanada Başbakanı Trudeau ve bazı yetkililerin bulunduğu 313 Kanada vatandaşının yaptırım listesine alındığını açıkladı.

    ABD, Rusya Savunma Bakanlığından 11 yetkiliye yaptırım uyguladı

    ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Rusya’nın Ukrayna’ya savaş açmasından dolayı 8’i Savunma Bakan Yardımcısı olmak üzere Rusya Savunma Bakanlığından 11 üst düzey yetkiliyi yaptırım listesine aldıklarını açıkladı.

    Blinken, yaptığı yazılı açıklamada, Rusya’nın, Ukrayna’ya yönelik önceden tasarlanmış, sebepsiz ve haksız bir saldırı gerçekleştirdiğini ve saldırılarda çocuklar da dahil çok sayıda sivilin hayatını kaybettiğini belirtti.

    ABD’nin bu savaşta sorumluluğu bulunan Rus savunma yetkililerine bedeller ödetmeye devam ettiğini aktaran Blinken, yaptırım listesine alınan 11 yetkilinin isim ve görevlerini paylaştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Batılı finans devleri Ukrayna savaşı sonrası tek tek Rusya’ya sırtını dönüyor

    Batılı finans devleri Ukrayna savaşı sonrası tek tek Rusya’ya sırtını dönüyor


    Batılı finans devleri Rusya’ya sırtını dönemeye devam ediyor. Alman Deutsche Bank Rusya’dan tamamen çıkmayı planlarken, Londra Borsası da Rusya’daki tüm aktivitlerini ve etkileşimlerini durdurdu.

    Rusya ile devam eden bağları nedeniyle sert eleştirilere maruz kalmış olan Deutsche Bank, hafta sonu bu ülke ile olan ilişkisini bitireceğini duyurdu.

    Bu karar ile birlikte Deutsche Bank, ABD’nin en büyük bankaları Goldman Sachs ve JPMorgan’ın 24 Şubat itibarı ile attığı adımı takip etmiş oldu.

    Deutsche Bank, Rusya’da iş yapan çok uluslu üreticilerin desteklenmesi gerektiğini savunuyordu ancak yatırımcıların baskısı üzerine rota değişikliğine gidildi. Deutsche Bank’dan yapılan açıklamada, “Rusya’da kalan son işlerimizi de toparlayıp sonlandırıyoruz. Bu ülkedeki Rus olmayan şirketlere de operasyonlarını azaltma tavsiyelerinde bulunuyoruz.” denildi.

    “Rusya’da yeni bir iş olmayacak”

    Zürih Sigorta’nın sözcüsü de Reuters’e verdiği demeçte, İsviçreli şirketin artık Rusya’da yeni projelerde yer almayacağını kaydetti.

    Çeşitli varlık yöneticileri de Rusya’da artık yeni yatırımlar olmayacağını açıkladı ve çok sayıda Rus fonunun da dondurulduğunu belirtti.

    Rusya’nın üzerinde kurulan baskının işe yaradığı da görülmeye başlanıyor zira her iki taraf da müzakerelerde yol alınmakta olduğunu duyurdu.

    Endekslerden siliniyorlar

    Endeks firması FTSE Russell da Birleşik Krallık listesindeki Rus şirketlere artık endekslerde yer verilmeyeceğini açıkladı.

    Buna göre; Evraz, Polymetal International, Petropavlovsk ve Raven Property Group gibi dev firmalar tüm FTSE endekslerinden silinecek.

    Rusya, Ukrayna’daki eylemlerini “özel operasyon” olarak nitelendirmeye devam ediyor ancak dünya bu işgalin faturasını Rusya’ya ödetmeye kararlı görünüyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ukrayna yaptırımları, savunma sanayinde Rusya’ya bağımlı olan Hindistan’ı nasıl etkileyecek?

    Ukrayna yaptırımları, savunma sanayinde Rusya’ya bağımlı olan Hindistan’ı nasıl etkileyecek?


    Hindistan, Ukrayna işgali sonrası savunma sanayisinde bağımlı olduğu Rusya’ya uygulanan ABD yaptırımları nedeniyle silah tedarikinde ortaya çıkacak büyük açığı kapatmanın yollarını arıyor. Zira halihazırda Çin’le sınır sorunları yaşayan ve Washington’la Moskova arasında bir denge politikası yürütmeye çalışan Başbakan Narendra Modi’nin işi, Batı yaptırımlarıyla çok daha da zor hale gelebilir.

    Uzmanlar, Hindistan’ın savunma alanında tedarikinin yüzde 60’ının Rusya’dan geldiğini belirtiyor. Keza Yeni Delhi, on binlerce askerin atış mesafesinde bulunduğu Ladakh’ın doğusunda, toprak anlaşmazlığı nedeniyle Çin’le karşı karşıya kaldığı bir zamanda kendisini daha da çıkmazda buluyor.

    Çin’le Hindistan arasındaki tartışmalı bölgede 2020’de çıkan çatışmada 20 Hint asker ile 4 Çinli asker hayatını kaybetmişti.

    Eski Hindistan Dışişleri Bakanı Shyam Saran, yakın tarihli bir yazısında, “ABD, Rusya’dan daha büyük bir tehditle karşı karşıya olduğu ve bunun Çin’le stratejik bir uzlaşmayı haklı çıkardığı sonucuna varırsa, bu Hindistan için kabus senaryosu olur. Açık konuşmak gerekirse, Avrupa kanadını korurken Asya’daki Çin egemenliğini kabul ediyor.” ifadelerini kullandı.

    Peki Rusya’nın Ukrayna işgalinden kendine ders çıkaran Çin, tartışmalı doğu Ladakh’ta mı yoksa Tayvan’da mı daha saldırgan olabilir?

    Emekli Hint diplomat ve Jindal Uluslararası İlişkiler Okulu öğretim üyesi Jitendra Nath Misra, “Bunu yapmaları hayli olası” değerlendirmesinde bulundu.

    Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde Rusya’nın Ukrayna işgalinin kınanmasına yönelik yapılan oylamalarda Hindistan’ın çekimser kalması sonrası açıklama yapan ABD Başkanı Joe Biden, Yeni Delhi ile ‘çözülmemiş farklılıklar’ olduğuna atıfta bulunarak bu ülke ile (ilave) istişarelerde bulunacaklarını dile getirmişti.

    Aşırı sağcı, popülist tutumu ile bilinen Başbakan Modi, şimdiye kadar Moskova’ya karşı oy kullanılmaması dahil Rusya lideri Putin’i, Ukrayna işgali nedeniyle eleştirmekten kaçındı.

    1990’ların başında, Hindistan ordusunun envanterindeki silahlarının yaklaşık yüzde 70’i, hava kuvvetleri sistemlerinin yüzde 80’i ve donanmanın yüzde 85’i Sovyet kökenliydi.

    Hindistan şimdilerde Rus silahlarına olan bağımlılığını azaltıyor ve savunma sanayisi tedarikini çeşitlendiriyor. Ülke bu bağlamda ABD, İsrail, Fransa ve İtalya gibi ülkelerden daha fazla silah satın alıyor.

    Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün verilerine göre, 2016-20 yılları arasında Rusya, Hindistan’ın savunma ithalatının yaklaşık yüzde 49’unu oluştururken, Fransa ve İsrail, yüzde 18 ve yüzde 13 pazar payına sahipti.

    Emekli Korgeneral Deependra Singh Hooda, ülkesinin savunma sektöründe kendine olan güveninin arttığını belirtmekle birlikte, “Hindistan sadece Rus silahlarına değil, aynı zamanda askeri gelişim ve modernizasyon için de büyük ölçüde Moskova’ya dayanıyor” diye konuştu.

    Rusya, Hindistan’a nükleer denizaltı kiralayan tek ülke

    “Rusya, Hindistan’a nükleer denizaltı kiralayan tek ülke. Başka bir ülke Hindistan’a nükleer denizaltı kiralar mı?” sorusuna ise Hooda, “Hindistan donanmasının tek uçak gemisi var o da Rus. Hindistan’ın savaş uçaklarının büyük kısmı ve muharebe tanklarının yaklaşık yüzde 90’ı da Rus.” şeklinde yanıt verdi.

    Hint donanması, 1987’de Sovyetler Birliği’nden eğitim amaçlı Charlie sınıfı nükleer seyir füzesi denizaltısı olan Chakra-1’i kiraladı. Daha sonra bunun yerini yine başka bir Sovyet denizaltısı olan Chakra-2 aldı.

    Hindistan’la Rusya, 2019’da, Akula-1 sınıfı nükleer saldırı denizaltısının 10 yıllığına kiralanması için 3 milyar dolarlık yeni bir sözleşme imzaladı. Rusya’nın nükleer denizaltıyı 2025 yılına kadar Hindistan’a teslim etmesi bekleniyor.

    Hindistan, elindeki tek uçak gemisi olan INS Vikramaditya’yı 2004 yılında Rusya’dan satın aldı.

    Gemi Sovyetler Birliği döneminde ve daha sonra Rus donanmasında görev yapmıştı.

    Bu arada ülkenin 40 bin tonluk ilk yerli uçak gemisinin gelecek yıl envantere girmesi bekleniyor. Geminin yakında deniz denemeleri başlayacak. Keza nükleer enerjili dört balistik füze denizaltısı da yolda.

    Hindistan Hava Kuvvetleri, ithal ve lisanslı üretimlerin karışımını içeren 410 civarında Sovyet ve Rus savaş uçağı kullanıyor.

    İlaveten Hindistan’ın Rus yapımı askeri teçhizat envanterinde denizaltılar, tanklar, helikopterler, denizaltılar, fırkateynler ve füzeler de bulunuyor.

    “Hindistan, ABD’nin tavrı nedeniyle Rus silahlarına yöneldi”

    Hint diplomat Misra, ABD’nin Hindistan’a teknoloji transferi sağlama konusunda istekli olmadığını belirtiyor ve Washington’a tepkisini şu sözlerle dile getiriyor:

    “Amerikalı dostlarımıza sormak istiyorum: Bize ne tür bir savunma teknolojisi verdiniz? ABD’nin sunduğu, F-21 olarak yeniden isimlendirilen F-16 savaş uçağıydı. Hindistan açısından F-16, modası geçmiş durumda. 1960’larda Mig-21 (Sovyet yapımı) aldık çünkü Hindistan’a F-104 (Amerikan yapımı) verilmedi. Şimdi de aynı şeyleri görüyoruz.”

    Ayrıca ABD, İngiltere ve Avustralya arasındaki üçlü güvenlik anlaşmasına (AUKUS) atıfta bulunan emekli Hint diplomat, “AUKUS’a göre ABD, denizaltılar için nükleer tahrik teknolojisini Avustralya ile paylaşmaya istekli ancak Hindistan ile paylaşmaya istekli değil.” ifadelerini kullandı.

    Trump döneminde Hindistan’la ABD arasındaki savunma ticareti 15 milyar dolara yükseldi

    Donald Trump’ın başkanlığı sırasında ABD ve Hindistan, 3 milyar doları aşan savunma anlaşmaları imzaladı.

    İkili savunma ticareti 2008’de sıfıra yakınken 2019’da bu rakam 15 milyar dolara yükseldi. Hindistan’ın ABD’den yaptığı başlıca alımlar arasında uzun menzilli deniz karakol uçakları, C-130 nakliye uçakları, füzeler ve insansız hava araçları yer aldı.

    Ancak Ukrayna krizinin derinleştiği bir süreçte, Hindistan’ın önünde, Rusya’ya karşı uygulanan uluslararası yaptırımları nasıl yöneteceği konusu çözümsüz halde duruyor.

    S-400 anlaşması Hindistan’ı yaptırım riski ile karşı karşıya bırakıyor

    Moskova ile yapılan Rus S-400 füze sistemi anlaşması, Washington’ın müttefiklerinden Rus askeri teçhizatı satın almaktan kaçınmasını istemesi ile Hindistan’ı, ABD yaptırımları riski ile karşı karşıya getiriyor.

    Gelişmiş karadan havaya savunma sistemi olan S-400’ün Hindistan’a, rakipleri Çin ve Pakistan’a karşı stratejik caydırıcılık sağlaması bekleniyor.

    Yeni Delhi, aralarında Avustralya ve Japonya’nın da bulunduğu, “Quad” (dörtlü) olarak adlandırılan Hint-Pasifik güvenlik ittifakı kapsamında Çin’e karşı Washington ve müttefiklerinden destek istiyor.

    Hindistan’ın Sovyet silahlarına yönelmesine ilişkin yakın geçmişe atıfta bulunan emekli donanma amirali SCS Bangara, Hindistan’ın 1962’de Çin ile yaşanan savaşın ardından silah ve mühimmat arayışına geçtiğini dile getirdi.

    Bangra, “Soğuk Savaş, ABD’nin Çin ile yakınlaşmasına neden oldu. Pakistan, bir kolaylaştırıcı olarak, Hindistan-Pakistan ihtilafı durumunda ABD hükümetinin tam desteğini almak için kullanılabilecek bir koza sahipti.” dedi.

    Emekli amiral, Hindistan’ın Aralık 1971’de Bangladeş’in kurulmasıyla sonuçlanan Pakistan savaşı sırasında Washington’ın, Pakistan’ı desteklemek için Bengal Körfezi’nde USS Enterprise önclüğünde bir görev gücü konuşlandırdığını da aktardı.

    “1960’ların ortalarında Hindistan, Sovyetler Birliği ile gelecek 40 yıl boyunca süren satın alma anlaşmalarını müzakere etti” diyen Bangara, sözlerini şu şekilde devam ettirdi:

    “Sovyetler Birliği özellikle çöktüğü sırada kusursuz değildi. Lojistik tedarik zinciri ile birlikte uzun eğitim tesisleri ağı da çöktü. Birlik daha küçük devletlere bölündüğünde dağıldı”

    Bu arada Bangara’ya göre Hindistan her ne kadar ABD, İsrail, Fransa ve diğer ülkelerden savunma alımlarını arttırıp çeşitlendirse bile Rus tedarik ve yedek parçalarına olan bağımlılığını aşması en az 20 yıl sürecek.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AB, 160 Rus senatör ve oligarka yaptırım uygulayacak, Belarus’a da yeni kısıtlamalar geldi

    AB, 160 Rus senatör ve oligarka yaptırım uygulayacak, Belarus’a da yeni kısıtlamalar geldi


    Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Rusya Parlamentosu’nun üst kanadı Federasyon Konseyi üyeleri ile oligarkları içeren 160 kişinin yaptırım listesine ekleneceğini açıkladı.

    AB’nin son kararıyla birlikte 2014 yılından bu yana Rusya’ya yönelik yaptırımlara hedef olan kişi sayısı 862, kurum veya kuruluş sayısı ise 53’e çıktı.

    Von der Leyen, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle yeni yaptırımlar uygulanması kararı alındığını açıkladı.

    Rusya’nın Ukrayna’ya saldırıları nedeniyle yaptırımların daha da sıkılaştırılacağına işaret eden von der Leyen, Rusya’ya deniz navigasyon teknolojisi ihracatının yasaklanacağını, kripto varlıkların da yaptırım listesine ekleneceğini aktardı.

    Von der Leyen, AB’nin yaptırım listesine Rusya Federasyon Konseyi üyeleri ile oligarkları içeren 160 kişinin ilave edileceğini bildirdi.

    Rusya’ya yardımcı olduğu için Belarus’a da ek yaptırım uygulanacağına dikkati çeken von der Leyen, Belarus bankacılık sektörünün yaptırımlar kapsamına alınacağını kaydetti.

    Belarus’a da ilave yaptırım kararı

    Konuya ilişkin AB Komisyonu’ndan yapılan yazılı açıklamada, üye ülkelerin Rusya ve Belarus’a ilave yaptırım kararı aldığı bildirildi.

    Karar doğrultusunda, Belarus Kalkınma Bankası, Belagroprombank ve Bank Dabrabyt ile bunların yan kuruluşlarının SWIFT’e erişiminin kesileceğine işaret edilen açıklamada, Belarus Merkez Bankası ile rezervlerinin ve varlıklarının yönetimi ile ilgili işlemlerin yasaklanacağı kaydedildi.

    Açıklamada, Belarus’a ticaret ve yatırım için kamu finansmanı sağlanamayacağı, Belarus’un kamu kuruluşlarının hisselerine 12 Nisan’dan itibaren hizmet verilemeyeceği bildirildi.

    Belarus vatandaşlarının AB bankalarına 100 bin Euro’dan daha fazla mevduat yatıramayacağı ifade edilen açıklamada, Belarus’a Euro banknot sağlanmasının da yasaklanacağı belirtildi.

    Açıklamada, Rusya’ya deniz seyrüsefer ve telsiz haberleşme teknolojisi ihracatına ilişkin yeni kısıtlamalar getirileceği, Russian Maritime Register of Shipping’in (RS) finansman kısıtlamalarına tabi olacağı kaydedildi.

    Kripto varlıkların borç veya kredi imkanı sağlamasını engellemek için de adım atılacağına işaret edilen açıklamada, kripto paraların mevcut yaptırımlar kapsamına alınacağı bildirildi.

    Açıklamada, Rusya Federal Konseyi’nin 146 üyesi ile özellikle metal, tarım, ilaç, telekom ve dijital sektörlerde faaliyet gösteren 14 oligarkın AB yaptırım listesine ekleneceği aktarıldı.

    AB’nin Rusya’ya yönelik yaptırımları

    Halihazırda AB’nin Rusya’nın Ukrayna’ya saldırıları nedeniyle uygulamaya koyduğu 3 yaptırım paketi bulunuyor. AB, Rusya’ya karşı finans, enerji, ulaşım, ihracat kontrolü ve finansmanı ile vize politikası gibi çeşitli alanlarda yaptırım uyguluyor. Yaptırımlar kapsamında 7 Rus bankası SWIFT’ten çıkarılmış, Rusya Merkez Bankası’nın Batı ülkelerindeki rezervleri dondurulmuştu.

    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’u da içeren, aralarında tanınmış oligarklar, gazeteciler, hükümet ve ordu yetkililerinin bulunduğu yüzlerce kişi ve onlarca Rus kurum da yaptırım listesine eklenmişti.

    Son kararla birlikte Rusya’dan 862 kişi ve 53 kuruluş, AB’nin kısıtlayıcı tedbirleri kapsamına giriyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Rusya, Batı’nın ‘Ukrayna işgali yaptırımlarına’ karşılık vermeye hazırlanıyor

    Rusya, Batı’nın ‘Ukrayna işgali yaptırımlarına’ karşılık vermeye hazırlanıyor


    Rusya, Ukrayna işgali sonrası başta ABD ve Avrupa ülkelerinin uygulamaya koyduğu yaptırımlara karşılık vermeye hazırlanıyor. Moskova, “Batı’nın en hassas bölgelerinde hissedilecek geniş bir yanıt” üzerinde çalıştığını duyurdu.

    Reuters’ın haberine göre, Dışişleri Bakanlığı ekonomik işbirliği dairesi direktörü Dmitry Birichevsky, “Rusya’nın tepkisi hızlı, dikkatli ve duyarlı olacak.” dedi.

    ABD Başkanı Joe Biden, işgale misilleme olarak Rus petrolü ve diğer enerji ithalatlarına yasak getirdi.

    Rusya bu haftanın başlarında, ABD ve Avrupa Birliği’nin Rusya’dan ham petrol ithalatını yasaklaması halinde petrol fiyatlarının varil başına 300 doların üzerine çıkabileceği konusunda uyarmıştı.

    “Dünya ekonomisi yavaşlar”

    Dünyanın en büyük ikinci ekonomisi Çin, yaptırımların dünya ekonomisini yavaşlatacağını duyurdu.

    Rusya, Avrupa’nın yılda yaklaşık 500 milyon ton petrol tükettiğini söylüyor. Rusya bunun yaklaşık yüzde 30’unu sağlıyor; ayrıca 80 milyon ton petrokimyayı tedarik ediyor.

    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ABD’nin NATO askeri ittifakını Rusya sınırlarına kadar genişletmesi ve Kiev’deki Batı yanlısı liderleri desteklemesinin ardından ‘ülkesinin güvenliğini sağlamak için Ukrayna’ya askeri harekat’ başlattı.

    Rusya ekonomisi, neredeyse tüm Rus mali ve kurumsal sistemine ağır yaptırımlar uygulanmasının ardından 1991’de Sovyetler Birliği’nin çöküşünden bu yana en ciddi krizle karşı karşıya.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Maduro: ABD ile görüşme ajandası üzerinde anlaştık

    Maduro: ABD ile görüşme ajandası üzerinde anlaştık


    Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, Amerika Birleşik Devletleri heyetiyle yapılacak görüşmelerde izlenecek ajanda üzerinde anlaştıklarını söyledi.

    Moskova’yı daha fazla yalnızlaştırmak için çaba harcayan ABD bu kapsamda Rusya’nın müttefikleri ile de görüşmeler yapmaya başlamıştı. 2019 yılında diplomatik ilişkileri kestiği Venezuela ile petrol yaptırımlarını gevşetmeyi de kapsayan bir anlaşmaya varmak için her iki ülke yetkilileri hafta sonunda bir araya geldi.

    Fakat Reuters’e konuşan konuyla ilgili 5 kaynağa göre çok az ilerleme kaydedildi.

    Televizyonda konuşan Maduro, “Cumartesi günü ABD hükümetinden bir delegasyon Venezuelaya geldi. Onları burada başkanlık sarayında kabul ettim. Bir toplantı yaptık. Saygılı, samimi ve çok diplomatik geçtiğini söyleyebilirim,” ifadelerini kullandı.

    Maduro görüşmenin iki saat sürdüğünü söylerken delegasyondakiler ve toplantının içeriğiyle ilgili detay vermedi.

    Reuters kaynakları ise delegasyona Beyaz Saray Latin Amerika Başdanışmanı Juan Gonzalez’in liderlik ettiğini, Büyükelçi James Story ve ABD rehine ilişkileri özel temsilcisi Roger Carstens’ın görüşmelere katıldığını kaydetti.

    Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki ziyaretin amacının “enerji güvenliği” de dahil olmak üzere bir dizi konu ve Venezuela da tutuklu bulunan 9 ABD vatandaşı olduğunu söylemişti.

    Maduro tarih vermeden görüşmelerin süreceğini söyledi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Rus petrolüne ithalat ambargosu uygulanması ne anlama geliyor?

    Rus petrolüne ithalat ambargosu uygulanması ne anlama geliyor?


    Amerika Birleşik Devletleri ve müttefiklerinin Rus petrolüne ambargo kararı, fiyatlardaki yukarı yönlü baskıyı daha da artırdı. Asya piyasalarında açılışta Brent tipi ham petrol yüzde 18 artarak varil başına 140 dolara yükseldi.

    Bu, Ukrayna işgalinden bu yana enerji piyasalarını alt üst eden ve dünyayı büyük bir enflasyon şokuna hazırlayan fiyat artışındaki gelişmelerin son halkası.

    Petrol fiyatları, Ukrayna savaşı nedeniyle 2008’den bu yana en yüksek seviyelerine çıkarken Washington, Venezuela ve İran gibi alternatif üreticilerle çözüm arayışına girdi.

    Dünyanın önde gelen şirketlerinden analistler, Rus petrolüne yönelik olası ambargonun etkileriyle ilgili şöyle değerlendirmede bulunuyor:

    S&P Global

    S&P Global bünyesinde faaliyet gösteren IHS Markit Direktörü Yardımcısı Victor Shum, “En büyük belirsizliklerden biri, Rusya ile Batı arasındaki ekonomik savaşın tırmanmasının petrol ve gaz akışını etkileyip etkilemeyeceği ya da nasıl etkileyeceğidir.” dedi.

    Ayrıca Shum, “NATO üyeleri halihazırda Rusya’nın ihraç ettiği günlük 7,5 milyon varil ham petrol ve rafine ürünlerin yarısından fazlasını satın alıyor. Stoklar ABD’de zaten düşük. Keza Avrupa ve Asya’da rekor düşük seviyelerde. Bu savaşın çok boyutlu olması beklenmedik kargaşaya ve sonuçlara yol açacaktır.” şeklinde konuştu.

    ANZ Banking Group

    Australia & New Zealand Banking Group Ltd’den kıdemli emtia stratejisti Daniel Hynes, “Hem boru hattıyla gönderilen ham petrol hem de deniz yoluyla taşınan kargolar olmak üzere günde yaklaşık 5 milyon varil petrol arzı yeni yaptırımlardan etkilenebilir.” değerlendirmesinde bulundu.

    “Potansiyel olarak bu yaptırımların olası etkisini zaten hissediyoruz ve bu nedenle bu tepki biraz sarsıntı olarak görülebilir.” diyen Hynes, bunun tüm enerji kompleksinde gerçekleştiğinin göz önüne alınması halinde, Avrupa’nın çok fazla seçeneğinin olmadığını ve petrol, gaz ve diğer yakıtlar için kısa vadede muhtemelen çok daha fazla ödeme yapacağını dile getirdi.

    JTD Energy Services

    “Jeopolitik gerilimler, belirsizlik ve endişenin artışıyla bu yükselişin zirvesini doğru bir şekilde ölçmek oldukça zor olacaktır.” diyen Singapur merkezli JTD Energy Services kurucusu John Driscoll, “2008-2009 mali krizi sırasında, Temmuz 2008’de talep imhası varil başına 150 dolar civarında başladı.” şeklinde konuştu. Driscoll, “Ancak, bu artış arz odaklı ve biz sorunu çözmeden fiyatları bu seviyenin de üzerine çıkarabilir.” değerlendirmesinde bulundu.

    Vanda Insights

    Singapur merkezli Vanda Insights’ın kurucusu Vandana Hari, Rus petrol ithalatına yönelik ambargonun enerji piyasalarını dünyanın en kötü kaosuna itebileceğini söyledi. “Hiçbir şey tam olarak fiyatlandırılmaz çünkü bu savaşta tüm bahisler kapalı” benzetmesinde bulunan Hari, “ABD buna devam etse bile Avrupa Birliği’nin Rusya’dan petrol ithalatını yasaklamayı kabul ettiğini görmek zor, çünkü Moskova misilleme yaparsa Avrupa’da ‘ışıklar söner.” ifadelerini kullandı.

    Citigroup

    Citigroup Inc. analistleri, bankanın emtialar için üç aylık görünümünde, Rus ham petrol ve mazotu ihracatının şimdiden durdurulduğunu belirtiyor. Dünyanın en büyük şirketlerinden olan Citigroup analistleri, konuya üç aşamada yaklaşıyor; İlk ve temel olgu, Rus üretiminde günde 500 bin varillik bir düşüş ve ambargoyu uygulayanların 60 milyon varil rezerv kullanması. İkincisi, fiyatlardaki sürekli artış halinde 2022 yılı sonuna kadar Rusya’nın üretiminin günlük 2 milyon varil düşmesi ve ABD ile diğer ülkelerde 120 milyon rezerv kullanılması. Citi’nin üçüncü aşama analizinde, Moskova’nın ham petrolünü sadece Çin’e göndermesi.

    Bloomberg’in haberine göre, Rusya-Ukrayna krizi aynı zamanda boru hatlarına ve limanlara zarar verilmesi, daha yüksek tanker oranları, ihracat anlaşmazlıkları ve siber saldırılar da dahil olmak üzere birden fazla kesinti riskinin yüksek olasılık olduğu anlamına da geliyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Blinken: ABD ve Avrupalılar, Rus petrolü ithalatını yasaklamayı görüşüyor

    Blinken: ABD ve Avrupalılar, Rus petrolü ithalatını yasaklamayı görüşüyor


    Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Avrupalı ortaklarıyla beraber Rus petrolü ithalatını yasaklama üzerinde çalıştıklarını söyledi.

    Blinken, NBC’ye verdiği mülakatta, “Şu anda Avrupalı ortaklarımızla Rus petrolünün ülkelerimize ithalatını yasaklama ama aynı zamanda istikrarlı bir küresel petrol arzını sürdürme konusunda oldukça aktif görüşme halindeyiz.” ifadelerini kullandı.

    Rusya’nın Ukrayna işgaline karşı Washington’ın müttefikleriyle koordinasyon sağlamak için halihazırda Avrupa turunda olan Blinken, cumartesi günü Başkan Joe Biden ve kabine ile petrol ithalatı yasağını görüştüklerini de sözlerine ekledi.

    Blinken’in değerlendirmesi, Ukrayna işgali sonrası ABD ve müttefiklerinin Rusya’ya yaptırım uygulaması ile artan petrol fiyatlarının ardından geldi.

    Beyaz Saray, işgale cevaben Rus rafinerlerine teknoloji ihracatı ve Almanya’ya gelmesi planlanan Kuzey Akım 2 Projesini hedef almıştı. Ancak Washington, Rusya’nın petrol ve gaz ihracatını şu ana kadar yaptırımlara dahil etmemişti.

    Biden yönetimi, şu anda olası yasağın küresel petrol piyasaları ve ABD enerji fiyatları üzerindeki etkilerini araştırıyor.

    Blinken, ABD’nin Rusya’dan petrol ithalatını tek taraflı olarak yasaklayıp yasaklamayacağı sorusuna “(Ruslar) ne yaparlarsa yapsınlar, öyle ya da böyle harekete geçme opsiyonunu gözardı etmeyeceğim. Ancak yaklaşımımız ve yaptığımız her şey, müttefiklerimiz ve ortaklarımızla koordinasyonla başlıyor.” yanıtını verdi.

    Amerika Birleşik Devletleri Enerji Bilgi Yönetim İdaresi’ne (EIA) göre ABD, 2021’de Rusya’dan ayda ortalama 20,4 milyon varilden fazla ham ve rafine ürün ithal etti. Bu, ABD sıvı yakıt ithalatının yaklaşık yüzde 8’ine denk geliyor.

    Amerikalılar gerek büyük araçlar, gerek uzun sürüş mesafeleri ve gerekse az toplu taşıma kullanımı nedeniyle dünyanın açık ara en çok benzin tüketicileri konumunda bulunuyor.

    Artan gaz fiyatları ise geleneksel olarak ABD başkanları için ‘siyasi zehir’ olarak görülüyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • IMF: Ukrayna’daki savaşın dünya ekonomisine ciddi etkileri olacak

    IMF: Ukrayna’daki savaşın dünya ekonomisine ciddi etkileri olacak


    Uluslararası Para Fonu (IMF) Ukrayna’daki savaşın küresel ekonomi üzerinde ciddi etkileri olacağını söyledi.

    IMF tarafından cumartesi günü yapılan açıklamada, “Durum oldukça değişken ve büyük bir belirsizliğe işaret etse de ekonomik sonuçları halihazırda ciddi görünüyor.” ifadeleri kullanıldı.

    Ukrayna’daki savaşın enerji ve tahıl fiyatlarını artırdığını belirten IMF, Rusya’ya yapılan yaptırımlar ve komşu ülkelere akın eden bir milyondan fazla Ukraynalı mültecinin durumuna da dikkat çekti.

    Krizin fiyatlar üzerindeki baskının zaten yüksek olduğu bir dönemde ekonomik faaliyetler ve enflasyon üzerinde şok etkisi yaratacağı belirtildi.

    Ukrayna’nın 1,4 milyar dolarlık acil durum finansmanı talebinin önümüzdeki hafta onaylanmak üzere genel kurula sunulacağını bildiren açıklamada, Moldova’daki yetkililerle de finansman seçenekleri hakkında görüşüldüğü belirtildi.

    Ukrayna önemli ekonomik hasarla karşı karşıya kalacak

    IMF’ye göre, Rus işgali nedeniyle altyapısı zarar gören Ukrayna halihazırda önemli bir ekonomik hasarla karşı karşıya.

    Finansman ihtiyacını bu aşamada net olarak değerlendirmenin zor olduğunu söyleyen IMF, “Ukrayna’nın ciddi toparlanma ve yeniden inşa maliyetleriyle karşılaşacağı açık.” ifadelerini kullandı.

    IMF geçen hafta, 1,4 milyar dolarlık acil durum talebi önümüzdeki hafta görüşülecek Ukrayna’nın IMF’de Haziran ayına kadar 2,2 milyar dolarlık kullanılabilir fonu olduğunu açıklamıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ukrayna savaşı, Çin’in ‘sınırsız Moskova-Pekin dostluğu’nu test ediyor

    Ukrayna savaşı, Çin’in ‘sınırsız Moskova-Pekin dostluğu’nu test ediyor


    Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile Rus mevkidaşı Vladimir Putin, şubat ayında Pekin’de samimi bir ortamda gerçekleşen toplantıda “sınırsız dostluğa” kadeh kaldırdı. Ancak “sınırsız dostluk” ilanı, sadece bir ay sonra, Rusya’nın Ukrayna işgaliyle test ediliyor.

    Pekin, uluslararası öfke ve Rusya’ya karşı artan yaptırımların yanı sıra, Moskova ile olan yakın bağlarından dolayı olumsuz etkilenmemek ve aynı zamanda giderek daha da artan ilişkilerini devam ettirmek için mücadele ediyor.

    Soğuk Savaş’ın amansız rakipleri olan Çin ve Rusya, ABD’ye karşı koyma konusundaki ortak arzularıyla, Şi Cinping’in yaklaşık 10 yıl önce iktidara gelmesinden bu yana hiç olmadığı kadar yakınlaştı.

    Ancak Çin, Rusya’nın saldırısına karşı Ukrayna’nın direniş göstermesi ve işgalin sonucu olarak ortaya çıkan devasa uluslararası Kremlin karşıtı tepkiye hazırlıksız yakalanmış durumda.

    Zira kendi komşularıyla yaşadığı sınır anlaşmazlıklarında sürekli olarak toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesini talep eden Pekin, şimdilerde ‘müttefiki’ Rusya’yı öfkelendirmemek için Ukrayna konusunda retorik çarpıtmalara zorlanıyor.

    Dil ucundan ulusal egemenliğe vurgu yapan Çin, bir yandan da Ukrayna meselesinde Moskova’nın güvenlik endişelerinin ve ABD öncülüğündeki NATO’nun daha fazla genişlemesinin sorunun kaynağı olduğunu belirtiyor.

    Çin hükümet sözcüleri basın toplantılarında, Ukrayna’ya yönelik saldırıyı “işgal” olarak nitelendiren yabancı gazetecilere tepki gösterdi ve Pekin, Moskova’yı kınamayı reddetti.

    Pekin şaşkın

    Sıkı bir şekilde kontrol edilen internet platformlarında, kamuoyunun savaşa dair söylemini şekillendirmek için yoğun çaba harcandı. İlk etapta Pekin’in ABD karşıtı söylemlerini pekiştiren paylaşımlara izin verildi, ardından Ukrayna’dan kaçan kadınları nesneleştiren müstehcen görüntülerin yanı sıra savaş karşıtı duyguları dile getiren paylaşımlar da sosyal platformlardan temizlendi.

    Johns Hopkins Üniversitesi uluslararası ilişkiler bölümünden Profesör Sergey Radchenko, Çin hükümetinin tavrına ilişkin, “Şaşkınlığı ilk açıklamalarda görebiliyordunuz.” diyor.

    Durumun üstesinden gelinememesi, Pekin’i bir Vladimir Putin destekçisi (kolaylaştırıcı) olarak etiketlenme riskiyle karşı karşıya bırakıyor. İlaveten potansiyel olarak Batılı ticaret ortaklarını uzaklaştırıyor ve Çin’in son yıllarda hem Rusya hem de Ukrayna ile geliştirdiği ilişkiler dengesini tehlikeye atıyor.

    Lahey Stratejik Araştırmalar Merkezi’nden Richard Ghiasy’ye göre, durum Çin’i fiilen felç etti.

    Ghiasy, “Çin açısından güvenlik çıkarları hemen hemen her zaman ekonomik çıkarların üstündedir.” sözleriyle Pekin’in temel bir değişiklikle daha Ukrayna yanlısı bir duruşa doğru kaymayacağı değerlendirmesinde bulunuyor ve ekliyor:

    “Rusya, Çin’in kışkırtma riskini göze almayacağı dev, nükleer silahları olan ve kaynak zengini bir komşu.”

    Pekin’in içinde bulunduğu zor süreç, Ukrayna’daki 6 bin vatandaşının durumuyla daha da artıyor. Halihazırda Çin vatandaşları, kara ve demiryolu ile komşu ülkelere tahliye ediliyor.

    Çok sayıda hükümet, vatandaşlarına Ukrayna’yı terk etme çağrısında bulunsa da Çin bunu yapmaktan kaçındı.

    En az zararlı sonuç

    Bunun yerine vatandaşlarını “sakin kalmaya” ve Rus birlikleri Ukrayna topraklarına girerken dahi evde kalmaya çağırdı ve Ukrayna, hava sahasını sivil uçaklara kapattıktan sonra havayolu tahliyesini iptal etmek zorunda kaldı.

    Pekin’in ülkedeki durumu nasıl yanlış anladığına dair bir işaret olarak; Kiev’deki Çin Büyükelçiliği vatandaşlara ilk etapta koruyucu bir önlem olarak araçlarına Çin bayrağı asma çağrısında bulundu, ancak Ukrayna halkının tepki göstermesinden sonra bu tavsiyesini hızla geri çekti.

    Bangalore merkezli Takshashila Enstitüsü’nden Çin çalışmaları bölümünde araştırma görevlisi olan Manoj Kewalramani, “Çin hükümetinin benimsediği siyasi konum, Ukrayna’daki Çin vatandaşları açısından işleri zorlaştırdı.” dedi.

    Ayrıca Kewalramani, “Ukrayna’da Çinli zayiatı görürsek, o zaman Çin hükümetinin bugün gördüğümüz Rus yanlısı tarafsızlığını koruması daha da zorlaşacaktır.” ifadelerini kullandı.

    Manevra alanı oldukça dar olan Çin, ‘arabuluculuk’ gömleği giymeye çalışıyor.

    Çin lideri Şi Cinping, geçen hafta Putin’e “müzakereler yoluyla sürdürülebilir bir Avrupa güvenlik mekanizması” oluşturarak krizi çözme çağrısında bulundu.

    Çin Dışişleri Bakanı da Ukraynalı mevkidaşına Pekin’in çatışmadan dolayı “üzüntü duyduğunu” ve tarafların soruna diplomatik bir çözüm bulmasını umduğunu söyledi.

    Londra Üniversitesi Oryantal ve Afrika Çalışmaları Okulundan Çin Enstitüsü Direktörü Steve Tsang, “Çin tarafından üstlenilecek herhangi bir arabuluculuk rolü ve Putin’i değiştirmek için kullanılacak nüfuz yetersiz kalacaktır. Çünkü görünürde tarafsızlık gibi olsa da gerçekte hala Rusya’nın tarafında.” sözleriyle Pekin’in neden arabulucu olamayacağını dile getirdi.

    Analistlere göre, müzakere edilmiş bir çözüm şu anda Çin açısından kötünün iyisi bir senaryo.

    Tsang’a göre Pekin açısından en kötü senaryo, Rusya’ya yönelik yaptırımların arttırılması veya Ukrayna’daki askeri harekatın başarısız olması, Putin’i iktidardan uzaklaştıracak bir ayaklanmayla sonuçlanacak ki bu da potansiyel olarak Moskova’da Batı yanlısı bir hükümetin gelmesine yol açacak.

    Tsang, “Şi Cinping’in Ukrayna’daki savaşın daha da kötüleşmesini görmek istediğinden şüpheliyim.” diyor ve ekliyor:

    “Ancak Putin’in, Pekin’e ve Çin’in dünyanın geri kalanıyla olan ilişkilerine çok fazla hasar vermeden istediğini elde edebildiğini görmek isterdi.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***