Etiket: vatandaşlık

  • Almanya’da çifte vatandaşlığı mümkün kılan yasa tasarısı Meclis’te kabul edildi

    Almanya’da çifte vatandaşlığı mümkün kılan yasa tasarısı Meclis’te kabul edildi


    Almanya’da Başbakan Olaf Scholz liderliğindeki merkez sol koalisyon hükümeti tarafından Meclis’e sunulan tasarı, 234’e karşı 382 oyla kabul ederken oylamada 23 milletvekili çekimser kaldı. Böylece ülkede çifte vatandaşlığı mümkün kılan yasa tasarısı Meclis’te kabul edildi.

    REKLAM

    Almanya’da çifte vatandaşlığı mümkün kılan yasa tasarısı Meclis’te kabul edildi. 

    Yasa kapsamında Almanya vatandaşlığına geçişler kolaylaştırılacak ve çifte vatandaşlığın önündeki engel kaldırılacak.

    Olaf Scholz ldierliğindeki merkez sol koalisyon hükümeti tarafından Meclis’e sunulan tasarı, 234’e karşı 382 oyla kabul edilirken oylamada 23 milletvekili çekimser kaldı.

    Hükümet, bu adımın göçmenlerin entegrasyonunu kolaylaştıracağını, vasıflı işçilerin ülkeye çekilmesine de katkı sağlayacağını savunuyor. 

    Ancak ana muhalefetteki merkez sağ bloğu, yasanın Alman vatandaşlığını ‘ucuzlatacağını’ savunarak girişimi sert şekilde eleştirdi. 

    Hıristiyan Demokrat Partili milletvekili Alexander Throm milletvekillerine yaptığı hitabında, “Bu bir vatandaşlık modernizasyon tasarısı değil, vatandaşlığın değersizleştirilmesi tasarısıdır.” sözleriyle hükümetin adımına tepki gösterdi. 

    “Vatandaşlık yasasının modernizasyonu” başlıklı yasa çerçevesinde Alman vatandaşlığına geçmek için istenen yasal ikamet süresi 8 yıldan 5 yıla indiriliyor.

    Ayrıca vatandaşlığa geçmek isteyen kişinin “özel entegrasyon başarıları” durumunda bu süre 3 yıla düşürülüyor.

    Vatandaşlık alanlar daha önce sahip oldukları vatandaşlığı bırakmak zorunda kalmayacak ve böylelikle çoklu vatandaşlık sahibi olma imkanı sağlanacak.

    İlaveten Almanya’da doğan çocuklar, ebeveynlerinden birinin beş yıldır Almanya’da yasal olarak ikamet etmesi halinde otomatik olarak vatandaş olacak.

    Çifte vatandaşlık imkanı tanındığı için daha önce yürürlükte olan ve gençlerin 23 yaşına kadar ebeveynlerinin vatandaşlığı veya Alman vatandaşlığı arasında seçim yapmaya mecbur bırakan “opsiyon modeli” ise artık rafa kaldırılacak. 

    Hükümet, nüfusun yüzde 14’ünün (84,4 milyonluk nüfusunun 12 milyonu) vatandaşlığının olmadığını, bunların 5,3 milyonunun da en az on yıldır Almanya’da yaşadığını belirtiyor. 

    İstatistiklere göre Almanya’da vatandaşlığa kabul oranı, AB ortalamasının oldukça altında. 

    İçişleri Bakanı Nancy Faeser, reformun Almanya’yı, Fransa gibi Avrupalı komşularıyla aynı çizgiye getirdiğini söyledi ve daha fazla vasıflı işçi çekme ihtiyacına işaret etti. 

    Fauer, oylama öncesinde gazetecilere yaptığı açıklamada, “ABD ve Kanada gibi dünyanın dört bir yanından nitelikli insanlara Alman vatandaşlığına geçmenin de bir parçası olduğu bir teklif sunmalıyız” ifadesini kullandı. 

    Yeni yasa, vatandaşlığa kabul edilecek kişilerin kendilerini ve yakınlarını finansal açıdan geçindirebilecek durumda olmalarını şart koşuyor. 

    Antisemitizm, ırkçılık ve yabancı düşmanlığı kapsamında ceza alanlar, Alman vatandaşlığına alınmayacak. Bu konuda vatandaşlık daireleri savcılıklarla daha yakından çalışacak.

    Ayrıca çok eşli olanlar veya anayasada yer alan kadın-erkek eşitliğine aykırı davrananlar da vatandaşlığa alınmayacak.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Almanya’da yaşayan Türklerin gözü yeni vatandaşlık yasasında

    Almanya’da yaşayan Türklerin gözü yeni vatandaşlık yasasında


    Almanya’da Türk vatandaşlığından vazgeçmeden çifte vatandaş olmak isteyen Türkler parlamentoda görüşülmekte olan yeni yasa tasarısının çıkmasını heyecanla bekliyor.

    Almanya Türk Toplumu derneğinin kurucularından Şener Sargut bu kişilerden biri. Eşi Alman olan ve iyi derecede Almanca konuşan 80 yaşındaki Sargut, Türk vatandaşlığını kaybetmek istemediği için Alman vatandaşlığına başvurmadığını belirtiyor.

    Sargut, 1961 yılında imzalanan ve çok sayıda Türk‘ün “misafir işçi” olarak Almanya’ya gidişinin önünü açan anlaşmadan iki yıl önce, eğitim için Frakfurt’a gitmiş.

    Yıllarca bir eğitim merkezinin yöneticiliğini yaptıktan sonra emekli olan iki çocuk babası Sargut, görüşmelerin ağır ilerlemesinden yakınsa da sonucun olumlu olacağını düşünüyor. Bu görüşünü “Bu sadece bizim değil, ülke için de iyi bir adım olacak” sözleriyle ifade ediyor.

    Misafirlikten kalıcılığa

    Almanya İkinci Dünya Savaşı’nın yaralarını sararak ayağa kalkma çabasında olduğu 1960’lı yıllarda yalnızca Türkiye’de değil İtalya, Yunanistan, Tunus gibi başka ülkelerden de işçileri ilk etapta geçici olması koşuluyla ağırlamaya başladı.

    Anlaşma’nın hüküm sürdüğü 1973 yılına kadar ülkeye 870 bin Türk, işçi olarak gitti. Almanya’ya yerleşenlerin haklarını iyileştirmek adına büyük mücadele veren Sargut ilk gidenlerin haklarının çok kısıtlı olduğunu ve çok kötü muamele gördüğünü anlatıyor.

    Almanya’ya yerleşenlerin durumu yıllar içinde düzelmeye başladı ve aile birleşimi hakkı ile yüz binlerce kişi ülkede kalıcı hale gelmeye ve Avrupa’nın en kalabalık ülkesindeki sosyal ve demografik değişikliklere neden olmaya başladı.

    Buna karşın Almanya’da yaşayan Türkler için vatandaşlık yolu zor olmaya devam etti. İyi düzeyde Almanca bilmek, topluma uyum göstermek gibi koşulların ötesinde Türk vatandaşlığından vazgeçmek, anavatanlarıya bağlarını sürdüren birçok kişi için ağır bir tercihe dönüştü.

    Yeni yasa tasarısında hangi kolaylıklar var?

    Eski Başbakan Angela Merkel yönetimindeki muhafazakar hükümetler vatandaşlık yolunu kolaylaştırma konusunda şüpheci yaklaşarak kuralların gevşetilmesinin uyum sorununu körükleyeceği mesajı verildi.

    Ancak 2021’de iktidara gelen Olaf Scholz’un başbakan olduğu Sosyal Demokrat, Yeşiller ve Hür Demokratlardan oluşan koalisyon hükümeti vatandaşlık yasasını “modernleştirme” sözü verdi.

    Parlamentoda görüşülmekte olan yasa tasarısı, yalnızca Avrupa Birliği ve İsviçre vatandaşları için tanınan çifte vatandaşlık hakkını daha fazla yabancı ülke vatandaşına tanınmasını öngörüyor.

    Tasarı ayrıca vatandaşlığa başvurmak için oturum süresinin sekiz yıldan beşe, hatta bazı özel durumlarda üçe düşürülmesini getiriyor. “Misafir işçi” kuşağından gelenlerin yaşlıların uyumuna yardımcı olmak için Almanca bilme zorunluluğu gibi bazı engeller de hafifletiliyor.

    Almanya Türk Toplumu’na göre bu tasarının yasalaşması halinde Türk toplumuna mensup bir milyon kişiyi etkilemesi bekleniyor.

    İstatistiklere göre 84 milyon nüfuslu ülkede Türk kökenlilerin sayısının yaklaşık 3 milyon olduğu tahmin ediliyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • 14 Mayıs’ta oy kullanacak yurt dışı doğumlu seçmen sayısı kaç?

    14 Mayıs’ta oy kullanacak yurt dışı doğumlu seçmen sayısı kaç?


    Yüksek Seçim Kurulu (YSK) seçmen listeleri ve detaylarını siyasi partilerle paylaşmaya devam ediyor. Bunlar arasında seçmenlerin doğum yerleri de dahil olmak üzere birçok bilgiye erişilebiliyor.

    CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Onursal Adıgüzel geçtiğimiz günlerde Suriyeliler başta olmak üzere yurt dışı doğumlu seçmen verilerine dair ayrıntıları gündeme getirdi.

    Zaman zaman Suriyeliler başta olmak üzere yabancı kökenli seçmen sayısı tartışma konusu oluyor. 

    Peki, resmi veriler ne diyor? Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Suriyeli seçmen sayısı kaç? Yurt dışında kaç seçmen oy kullanacak?

    Adıgüzel’in yaptığı açıklamaya göre yurt dışı doğumlu seçmen sayısı yaklaşık 1 milyon 325 bin. Bunların 168 bini Suriye kökenli. İlk sırada 348 bin ile Bulgaristan doğumlular yer alıyor. 209 bin Almanya doğumlu seçmen 14 Mayıs’ta oy kullanabilecek. 24 bin Afganistan doğumlu; 22 bin İran doğumlu Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı seçmen listesinde yer alıyor. 16 bin Irak kökenli, 6 bin de Libya doğumlu kişi listelerde yer alıyor.

    Suriye, Afganistan, İran, Irak ve Libya doğumlu toplam yurtdışı seçmen sayısı 235 bin 701.

    100 seçmenden ikisi yurt dışında doğdu

    24 Mart’ta Resmî Gazete’de yayımlanan bilgiye göre yurt içinde 60 milyon 904 bin; yurt dışında 3 milyon 287 bin seçmen oy kullanabilecek. Buna göre toplam seçmen sayısı 64 milyon 191 bin 285. Ancak seçmen listeleri 2 Nisan’a kadar güncellenebildiğinden bu sayıda çok az değişiklik olabilir.

    Mevcut bilgilere göre toplam seçmenin yüzde 2’si yurtdışında doğdu.

    100 seçmenden 5’i yurt dışında oy kullanacak

    Yurt dışındaki seçmenler 14 Mayıs 2023 seçimlerinde özellikle cumhurbaşkanlığı seçimlerinde önemli rol oynayabilir. Çünkü 3 milyon 287 bin seçmen yurtdışında oy kullanabilir. Bu da toplam seçmen sayısının yüzde 5’ine karşılık geliyor.

    Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü de 2 Aralık 2022 tarihinde yaptığı açıklamada bulunarak toplam 221 bin 671 Suriyelinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı kazandığını, 18 yaş ve üzeri nüfusun ise 163 bin 44 kişi olduğunu bildirmişti

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Veri haberi | 24 bin Türk vatandaşı 2020’de AB pasaportu aldı, yarısı Almanya’dan

    Veri haberi | 24 bin Türk vatandaşı 2020’de AB pasaportu aldı, yarısı Almanya’dan


    Türkiye’den yurt dışına gitmek isteyenler için Avrupa ülkeleri en popüler yerlerin başında geliyor.

    2020 yılında 23 bin 728 Türk vatandaşı Avrupa Birliği (AB) vatandaşlığı aldı. Türklerin aldığı AB vatandaşlığının yarısını Almanya verdi. AB’nin en çok vatandaşlık verdikleri arasında Türkler 6. sırada. Peki, Türkiye kökenlilere en çok vatandaşlık veren ülkeler hangileri? En çok AB vatandaşlığı alanlar hangi ülkelerden?

    AB İstatistik Ofisi’nin (Eurostat) verilerine göre, AB ülkeleri 2020 yılında 729 bin kişiye AB pasaportu verdi. 2019 yılında verilen vatandaşlık sayısı 706 bin 400 idi. Bu da yüzde 3 artış anlamına geliyor.

    En çok vatandaşlığı Fas ve Suriyeliler aldı

    AB’den en çok vatandaşlık alan Faslılar oldu. 68 bin 900 Faslı AB vatandaşı olurken, 50 bin 200 ile ikinci sırada Suriyeliler var. Daha sonra sırasıyla 40 bin 500 Arnavutluk, 28 bin 700 ile Romanya ve 24 bin 100 ile Brezilyalılar geldi. 23 bin 728 Türk vatandaşı da 2020 yılında AB pasaportu aldı. Türkler sıralamada 6. durumda.

    AB’den vatandaşlık alan diğer ülke vatandaşları ise şöyle: Ukrayna 18,1 bin, Hindistan 16,4 bin, İngiltere 16 bin, Pakistan 16 bin, Rusya 15 bin, Cezayir 14,2 bin. Vatandaşlık alan 7,9 bin kişinin devletsiz olması ise dikkat çekti.

    Romanya gibi bazı AB üyesi ülkelerin vatandaşları diğer AB üyesi ülkelerin vatandaşlıklarını alabiliyor. Zira AB’nin vatandaşlık verdiği 100 kişiden 13’ü zaten AB üyesi ülkelerdendi.

    Yüzde olarak bakıldığında ise AB’den vatandaşlık alan 100 kişiden 10’u Fas’tan. Diğer ülkelerin oranı ise şöyle: Suriye yüzde 7, Arnavutluk yüzde 6, Romanya yüzde 4, Brezilya yüzde 4 ve Türkiye yüzde 3.

    Türklerin yarısı vatandaşlığı Almanya’dan aldı

    Türklere en çok vatandaşlık veren ülke açık ara Almanya oldu. 23 bin 728 bin Türk’ten 11 bin 630’u Almanya’dan vatandaşlık aldı. Bu da yüzde 49 demek. Türklere en fazla vatandaşlık veren ikinci ülke 3 bin 982 ile Fransa oldu. Fransa’nın oranı yüzde 17.

    Hollanda 3 bin 52 Türk vatandaşına AB pasaportu verdi. Türklere vatandaşlık veren ülkeler içinde Hollanda’nın oranı yüzde 13. Dördüncü sırada yüzde 6 paya sahip İsveç var. Bu ülke bin 431 Türk’e AB vatandaşlığı verdi. Belçika 882 kişiye vatandaşlık verirken 847 Türk vatandaşı da Avusturya’dan pasaport aldı.

    En fazla AB vatandaşlığı veren ülkeler hangisi?

    2020 yılında en fazla AB vatandaşlığını İtalya verdi. İtalya 131 bin 800 kişiye vatandaşlık verirken, ikinci sıradaki İspanya 126 bin 300 kişiye AB pasaportu verdi. Almanya’nı verdiği vatandaşlık sayısı 111 bin 200 ve Fransa’nın 86 bin 500. Bu ülkelere göre nüfusu daha düşük olan İsveç de 80 bin 200 kişiye vatandaşlık verdi.

    Diğer bazı ülkelerin verdiği vatandaşlık sayısı ise şöyle: Hollanda 55,9 bin, Belçika 33,9 bin, Portekiz 32,1 bin, Yunanistan 13,3 bin ve Avusturya 9 bin.

    Vatandaşlığın dörtte üçünü 5 ülke dağıttı

    Beş Avrupa ülkesi AB vatandaşlıklarının yüzde 74’ünü dağıttı. Buna göre AB’nin verdiği vatandaşlıkların yüzde 18’ini İtalya, yüzde 17’sini İspanya, yüzde 15’ini Almanya, yüzde 12’sini Fransa ve yüzde 11’ini İsveç dağıttı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ‘Türkiye, Çin’i protesto eden Uygur Türklerinin vatandaşlık başvurularını reddediyor’ iddiası

    ‘Türkiye, Çin’i protesto eden Uygur Türklerinin vatandaşlık başvurularını reddediyor’ iddiası


    Türkiye’nin bazı Uygur Türklerinin vatandaşlık başvurularını ‘ulusal güvenlik’ ve ‘kamu düzeni’ne tehdit oluşturdukları gerekçesiyle reddettiği ileri sürüldü. Başvurusu reddedilenlerin özellikle ailelerinin Çin’deki tutukluluk halleriyle ilgili seslerini yükselten kişiler olduğuna dikkat çekildi.

    Amerika Birleşik Devletleri merkezli Axios haber sitesi görüştükleri Uygur Türklerini bu iddiaya örnek olarak gösterdi. Bu örneklerden biri Uygur Türkü Alimcan Turdi. 2013 yılında çocuklarının eğitimi için Türkiye’ye yerleşen Turdi, birçok yakını ve akrabasının 2017 yılında Sincan’daki kamplara gönderildiğini ve hala onlardan haber alamadığını belirtti.

    2019 yılında Türkiye’de protestolar düzenlemeye başlayan ve Çin hükümetine karşı sosyal medyada açıkça eleştiride bulunan Turdi’nin yedi yıl süreyle yaşadığı Türkiye’de yaptığı vatandaşlık başvurusu Ekim 2021’de reddedildi. Turdi başvurunun reddiyle ilgili kendisine “ulusal güvenliğe engel” ve “kamu düzeni” ifadeleri yer alan bulunan bir belgeden başka bir açıklama sunulmadığını söyledi.

    “Evi” olarak tanımladığı Türkiye’ye karşı sadık hisler beslediğini ve bu duruma çok üzüldüğünü belirten Turdi şimdi Hollanda’da yaşıyor. Ailesi ise hala Türkiye’de.

    Axios’a yaşadıklarını anlatan ve elindeki belgeleri paylaşan başka Uygur Türkleri de bulunuyor. 2015 yılından bu yana Türkiye’de yaşayan Emine Vahid ve 17 yaşındaki oğlunun da vatandaşlık başvuruları aynı ifadelerle Ekim 2021’de reddedildi. Vahid, yakınları Sincan’daki kamplarda tutulduğundan dolayı Türkiye’de protestolara katıldığını belirtti, ancak oğlunun hiçbir eyleme katılmadığını ve haksızca cezalandırıldığını dile getirdi.

    Adının açıklanmasını istemeyen bir başka Uygur Türkü de ne kendisinin ne de eşinin ya da üç çocuğunun hiçbir protesto gösterisine katılmadığı ve sosyal medyada Çin aleyhine faaliyette bulunmadığı halde başvurusunun aynı gerekçelerle reddedildiğini aktardı.

    Axios, Dışişleri ve İçişleri Bakanları ile Türkiye’nin Washington Büyükelçilği’ne yorum almak için başvuru yaptıklarını ancak bir açıklamada bulunulmadığını kaydetti.

    “Türkiye’nin Çin’le bağları güçlendikçe eleştirilerin sesi kısıldı”

    Konuyla ilgili Washington merkezli Uygur Türkleri İnsan Hakları Projesi kıdemli program yöneticisi Elise Anderson’ın yorumlarına yer veren haber sitesi, Türkiye’nin Çin’le giderek daha sıkı ekonomik ve güvenlik bağları kurduğuna dikkat çekti.

    Çin hükümet yetkililerinin Uygurları gözlediği, takip ettiği, yakaladığı ve hatta bazı durumlarda Çin Halk Cumhuriyeti’ne geri göndermeyi başardığına dikkat çeken Anderson’a göre, Uygur Türklerinin vatandaşlık reddinin Çin’in gelişen baskı kabiliyetinin sınırlarının ötesine uzandığının bir örneği.

    Anderson’un aktardığı bu çerçeveye göre birçok Uygur Türkü Türkiye’de güvenli şekilde yaşayabilecekleri konusunda endişe taşıyor. Çin hükümeti Ankara’dan bazı Uygurların iadesini istedi. Birçok Uygur Türkü en az bir ailenin Çin’in talebi üzerine Türkiye’den gönderildiğine inanıyor. Ayrıca Mısır, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki birçok Uygur Türkü’nün de Çin’e iade edildiği biliniyor.

    Türkiye dünyanın en büyük Uygur Türkü diasporasına sahip, tahmini sayının 30 ila 50 bin kişi olduğu sanılıyor. Vatandaşlık alamayan ve oturum iznini kaybeden Uygurlar vatansız durumuna düşme ve sonucunda işlerini ve eğitim haklarını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın henüz Sincan’daki çalışma kampları inşa edilmemişken Çin’in Uygur Türklerine karşı etnik şiddet uyguladığını ve bunun “soykırım” düzeyine vardığını yüksek sesle dile getirdiğini hatırlatan Axios, Erdoğan’ın Batı’dan uzaklaştıkça Çin’le ekonomik bağlarını güçlendirdiğine ve bunun Ankara’nın eleştirilerinde sesini kıstığınıifade ediyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Prens Charles’ın Suudi iş insanına bağış karşılığı vatandaşlık vaadi iddiasına soruşturma açıldı

    Prens Charles’ın Suudi iş insanına bağış karşılığı vatandaşlık vaadi iddiasına soruşturma açıldı


    Londra Emniyet Teşkilatı, İngiltere Veliaht Prensi Charles’ın kurduğu vakfın bir Suudi iş insanına bağış karşılığı İngiliz vatandaşlığı ve onur unvanı vaadettiğine dair basına yansıyan haberlerle ilgili soruşturma başlattı.

    Polisten konuyla ilgi yapılan açıklamada teşkilatın Eylül 2021 tarihli bir mektuptan hareketle bu kararı aldığı ve Prens Charles’ın kuruduğu The Prince’s Foundation adlı vakfın bağış toplama yöntemlerinin özel bir birim tarafından incelendiği belirtildi.

    Birimin iddialarla ilgili bilgiye sahip kişilerle temasa geçerek yürüttüğü değerlendirme sürecini tamamladığını belirten teşkilat, soruşturma açılmasına karar verildiğini kaydetti, ancak henüz bir mülakat ya da tutuklamanın söz konusu olmadığı bilgisini verdi.

    Söz konusu vakfın yöneticisi Michael Fawcett tarafından 2017 yılında bir Suudi bağışçıya hitaben yazılan mektupta Fawcett’in bu kişiye 10 milyon sterlin bağış karşılığında kraliyet onur unvanı almasına yardımcı olmaktan mutluluk duyacağına dair ifadeleri İngiliz basınına sızmıştı.

    Fawcett’in ayrıca prensin adı Dr. Mahfuz Marei Mübarek bin Mahfuz olarak açıklanan Suudi iş insanının İngiliz vatandaşlığı almasına da destek olacağını belirttiği ileri sürülmüştü.

    Prens Charles’ın 40 yıl boyunca en yakın yardımcısı olarak görev yapan Fawcett mektubun basına sızmasının ardından görevlerinden istifa etti, vakıf ve prensin resmi kurumlarıyla ilişiği kesildi.

    Prens Charles’ın sözcü “Galler Prensi’nin iddia edildiği üzere vakıflarında bağış karşılığı onur unvanı ya da İngiliz vatandaşlığı sunulduğuna dair bilgisi yoktur” ifadelerini kullandı. Vakıftan yapılan açıklamada da henüz soruşturma sürerken yorum yapmanın uygun olmadığı kaydedildi.

    Suudi iş insanı, Galler Prensi’nin özellikle ilgilendiği restorasyon projelerine büyük meblağlar bağışladığı biliniyor. Mahfuz, hakkındaki iddiaları reddediyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • TL, Dolar karşısında 1 yılda yüzde 75 değer kaybetti, yabancılara konut satışı yüzde 44 arttı

    TL, Dolar karşısında 1 yılda yüzde 75 değer kaybetti, yabancılara konut satışı yüzde 44 arttı


    Türk lirası (TL) 2021 yılında Amerikan doları ve Euro başta olmak üzere döviz kurları karşısında hızla değer kaybederken yabancılara konut satışındaki artış dikkat çekiyor. TL, Dolar karşısında 2021 yılının başı ile sonu karşılaştırıldığında bir senede yüzde 75 değer kaybetti. Yabancılara satılan konut sayısı ise 2021 yılında 2020’ye göre yüzde 44 arttı.

    Yabancılar Türkiye’de 250 bin dolar değerinde konut satın almaları durumunda Türk vatandaşı da olabiliyor.

    Merkez Bankası verilerine göre 4 Ocak 2021’de 7,42 TL olan dolar kuru yılın son gününü 12,98 TL ile kapattı. Böylece sene başı ile sene sonu kıyaslandığında Türk lirası Amerikan doları karşısında tam yüzde 75 değer kaybetti. Dolar kuru 21 Aralık’ta 17,47 lirayı da görmüştü.

    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre yabancılar 2020 yılında Türkiye’de 40 bin 812 konut satın aldı. Bu sayı 2021’de 58 bin 576’ya çıkarak tüm zamanların rekorunu kırdı. Böylece yabancılara satılan konut sayısı son bir yılda yüzde 44 artmış oldu.

    Bu artışta koronavirüs salgını sebebiyle 2020 yılında satışların etkilenmiş olabileceği düşünülebilir. Ancak 2019 yılında yabancılara 45 bin 483 konut satılırken bu sayı 2020’de sadece yüzde 10 düşüş ile 40 bin 812’ye gerilemişti. Bu veri pandeminin etkisinin sınırlı olduğuna işaret ediyor. Zaten Covid-19’dan önceki 2019 yılı ile 2021 yılları kıyaslandığında da yüzde 29’luk bir artış söz konusu.

    Ortalama Dolar kuruna artış ne durumda?

    Dövizdeki değişime yıllık ortalama dolar kurundan bakmak da mümkün. 2021’de ortalama dolar kuru 8,89 TL oldu. Bu sayı 2020’de 7,01; 2019 yılında 5,67 ve 2018’de 4,81 idi. Bu açıdan bakıldığında yıllık ortalama dolar kuru son 3 senede yüzde 85 artarken bu dönemde yabancılar satılan konut sayısı yüzde 48 artış gösterdi.

    Son 8 senede yabancılara konut satışı 5’e katlandı

    TÜİK’in verileri 2013 yılından bu yana olan yıllık satış toplamlarını gösteriyor. Buna göre 2013 yılında yabancılar 12 bin 181 konut satın aldı. Bu da 2013-2021 yıllarını kapsayan son 8 senede yüzde 381 arttığını gösteriyor. Yani son 8 senede yabancılara satılan konut sayısı neredeyse 5’e (tam olarak 4,81) katlandı.

    Türkiye’de en fazla İran ve Iraklılar ev satın alıyor

    Ülkelerine göre bakıldığında ise Türkiye’den en fazla konut satın alanlar İran ve Irak vatandaşları. 2021 yılında İranlılar 10 bin 56 konut alırken Irak vatandaşları da 8 bin 661 konut satın aldı. Satılan her 100 konuttan 17’sini İranlılar alırken Iraklıların oranı yüzde 15 oldu.

    Bu ülkeleri Rusya (5 bin 379), Afganistan (2 bin 762), Almanya (2 bin 538), Kazakistan (2 bin 90) ve Kuveyt (bin 791) takip etti.

    Yabancılara satılan evlerin yarısı İstanbul’da

    Yabancıların konut alırken en fazla ilgi gösterdiği şehir hep İstanbul. 2021 yılında da satılan konutların yüzde 45’i İstanbul’da oldu. Yabancılar İstanbul’da 26 bin 469 konut alırken yüzde 21 paya sahip Antalya’da 12 bin 384 konut aldılar.

    250 bin dolarlık ev alan yabancılara Türk vatandaşlığı

    Yabancılar konutla birlikte Türk vatandaşlığı hakkına da sahip oluyor. En az 250 bin Amerikan doları veya karşılığı döviz tutarında taşınmazı tapu kayıtlarına 3 yıl satılmaması şerhi koyulmak şartıyla satın alanlar vatandaşlığa başvuru yapabiliyor.

    Yabancılar konuta ortalama fiyat 187 bin dolar ödüyor

    Yabancılara satılan konutların ortalama değeri 2021’in son çeyreğinde 187 bin 91 dolar olarak gerçekleşti. Bu sayı önceki çeyrekte 196 bin dolar civarındaydı. Gayrimenkul Yurt Dışı Tanıtım Derneği’nin (GİGDER) AGS Global iş birliğiyle hazırladığı yabancıya konut satış endeksi GİGDEKS’in ekim-aralık dönemine ilişkin araştırmasının sonuçlarına göre kurdaki hareketlilik ve dolardaki yükseliş nedeniyle yabancılara satılan konutların ortalama değeri son çeyrekte 187 bin 91 dolara geriledi. Söz konusu rakam önceki çeyrekte 196 bin 37 dolardı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Brexit: Yerleşik statüye başvurmayan AB vatandaşları İngiltere’deki haklarını kaybedebilir

    Brexit: Yerleşik statüye başvurmayan AB vatandaşları İngiltere’deki haklarını kaybedebilir


    Avrupa Birliği (AB) üyeliği kapsamında milyonlarca İngiliz ve AB vatandaşı karşılıklı olarak serbest dolaşım, oturum, çalışma ve eğitim hakkından otomatikman yararlanıyordu. Ancak Brexit ile bu durum değişti.

    AB üyeliğinden ayrılan İngiltere, 2019’dan itibaren ülkesindeki AB üye ülkelerin yanı sıra Norveç, Lihtenştayn, İzlanda ve İsviçre’yi kapsayan Avrupa Ekonomik Alanı vatandaşlarının İngiltere’deki haklarının “AB Yerleşim Programı” kapsamında düzenleneceğini duyurdu.

    Halen İngiltere’de yaşayan, çalışan, oturan ya da eğitim gören AB vatandaşlarına bu haklarını koruması için oluşturulan yeni “AB Yerleşim Programı”na başvurular bugün sona eriyor.

    Bugün ayrıca AB üyesi Fransa, Letonya ve Malta’da yaşayan İngiliz vatandaşlarının oturum hakkı için son başvuru günü. AB ülkelerinde yaşayan İngiliz vatandaşlarının haklarını korumak için mücadele veren Avrupa’daki İngilizler grubu oturum hakkının zamanında yenilenmemesinin bir çok kişinin haklarını kaybetmesine yol açabileceği uyarısında bulundu.

    AB Yerleşim Programı ile ne değişiyor?

    AB Yerleşim Programı’na başvurarak İngiltere’de yerleşik statüye sahip olanlar ülkedeki Ulusal Sağlık Hizmetleri’nden (NHS) yararlanmaya, eğitimine devam etmeye ve kamu fonlarına ya da sosyal yardımlara başvurmaya, kısıtlamasız olarak İngiltere ve AB ülkeleri arasında seyahat etmeye devam edebilecek.

    Ancak 1 Temmuz’dan itibaren bu programa başvuruda bulunmayan AB vatandaşları yasal olarak İngiltere’de çalışma, ev kiralama, hastanede tedavi olma veya sosyal yardım alma gibi haklarını kaydebecek.

    Bugüne kadar 5 milyon 600 bin kişinin yerleşik statüye sahip olmak için başvurunun alındığı, 400 bine yakın başvurunun işe işlem sırası beklediği belirtiliyor. Yetkililer zamanında başvuruda bulunanların haklarının korunması için durumunun değerlendirmeye alınacağı ifade ediyor.

    Yaşlılar ve çocuklar haklarını kaybetme riski altında

    Muhalefet ile AB vatandaşlarının haklarını savunan kuruluş ve gruplar birçok AB vatandaşının başvurunun son tarihini kaçırmasından ve haklarını kaybetmesinden endişe duyuyor.

    Özellikle yaşlı neslin böyle bir başvurunun kendilerini kapsadığından haberdar olmadığına ve nasıl başvuruda bulunacaklarını bilmediğine dikkat çekiliyor. Bu tarihe kadar başvuranların yalnızca yüzde 2’sinin 65 yaş ve üstü olduğu belirtiliyor.

    Ayrıca bazı ebeveynlerin çocukları için başvuru yapmaları gerektiğinin farkında olmadığı bildiriliyor. Sosyal hizmetlerin gözetimindeki ya da savunmasız durumdaki çocukların da yasal statüden mahrum kalma riskiyle karşı karşıya olduğu ifade ediliyor.

    Bu konuda kampanya yürüten gruplar “Yerleşim Programı” ile ülkede yeni bir Windrush skandalına zemin hazırlanmasından endişe duyduklarını dile getiriyor.

    1948 ve 1971 yılları arasında iş gücü açığını kapatmak için Karayipler’den aileleri ile İngiltere’ye gelen bir ve Windrush nesli olarak bilinen göçmenler geçtiğimiz yıllarda hükümetin yasadışı göçmenlikle mücadele kapsamında getirdiği zorlu ve “düşmanca” yaklaşımın kurbanı olmuş, İngiltere’de yasal yollardan bulunduklarını ispatlayamayanlar evlerini, işlerini kaybetmiş ve hatta sınır dışı edilmişti.

    Skandal sonucunda dönemin içişleri bakanı istifa etmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***