Etiket: Uyuşturucu kaçakçılığı

  • Çetelerin canlı yayın bastığı Ekvador’da ne oluyor?

    Çetelerin canlı yayın bastığı Ekvador’da ne oluyor?


    Ekvador’da Devlet Başkanı Noboa, bir uyuşturucu çetesi lideri olan Adolfo Macias’ın pazar günü cezaevinden kaçması sonrası 60 günlük olağanüstü hal uygulamasına geçildiğini duyurdu. OHAL’in ardından çeteler ülkeyi savaş alanına çevirdi.

    REKLAM

    Ekvador’da uyuşturucu çetesi lideri Adolfo Macias’ın cezaevinden firar etmesi ve ardından Devlet Başkanı Daniel Noboa’nın ülke genelinde olağanüstü hal ilan etmesi sonrası şiddet olayları yeniden tırmanışa geçti.

    Noboa, OHAL kapsamında ülkede faaliyet gösteren 22 çeteyi ‘terör örgütü’ olarak ilan etti ve bu çetelerin üyelerinin de güvenlik güçlerinin meşru hedefleri olduğunu bildirdi. 

    OHAL uygulamasının getirilmesinden birkaç saat sonra ise ‘TC Television’ isimli bir devlet televizyonun kanalının stüdyosu, canlı yayın sırasında maskeli, silahlı kişilerce basıldı.

    Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde maskeli kişiler, stüdyoda bulunanları rehin alıyor, sunucunun kafasına silah dayıyor ve tehditler savuruyor.

    Keza Guayaquil kentindeki stüdyoda gerçekleşen baskında şahıslar, yanlarında bulunan el bombaları dahil çeşitli patlayıcıları canlı yayın kamerasına gösteriyor.

    Baskın yaklaşık 20 dakika boyunca canlı yayınlandı. 

    Siyah giysili, silahlı kişilerden birinin “Polis yok” diye bağırdığı duyuluyor.

    Çete üyeleri, zorla yere yatırdıkları kanal çalışanlarına saldırıyor. 

    Kamera arkasındaki bağrışma sesleri geliyor.  

    Ekvador polisi, düzenlediği operasyonda canlı yayın sırasında televizyon kanalını ele geçiren 13 silahlı kişiyi gözaltına aldı. 

    Sosyal medyaya sızdırılan görüntülerde, çete üyelerinin ele geçirdikleri hapishanelerde polislerin boğazına ip geçirip idam sahnelerini sergiledikleri görülüyor. 

    Sosyal medyaya yer alan bir başka görüntüde ise polis aracının bombalı saldırıyla havaya uçurulduğu görülüyor.

    Öte yandan ülkenin farklı yerlerinde en az yedi polis memuru kaçırıldı ve ülke çapında çeşitli noktalarda patlamalar yaşandı. 

    Bazı medya kuruluşları, canlı yayın baskınından hemen sonra Guayaquil kentinin çeşitli noktalarında saldırılar düzenleyen silahlı grupların sekiz sivili öldürdüğünü, iki kişiyi de yaraladığını aktardı.

    23 Kasım 2023’te göreve gelen 36 yaşındaki Devlet Başkanı Daniel Noboa, selefleri gibi olmayacağını ve çetelerle mücadele edeceği sözünü veriyor. 

    Ekvador’da güvenlik neden kötüleşti?

    18 milyon nüfuslu küçük Güney Amerika ülkesi Ekvador’da güvenlik, ekonomiyi de sarsan koronavirüs pandemisinden bu yana daha da kötüleşiyor.

    Hükümet, 2023 yılında ülke genelinde şiddet olaylarına bağlı ölümlerin 8 bine yükseldiğini açıkladı. Bu rakam, 2022 yılında 4 bin 500 civarındaydı. 

    Ekvador’da geçen yıl yapılan başkanlık seçimi, yolsuzluk karşıtı bir adayın suikaste kurban gitmesiyle gölgelendi.

    REKLAM

    Yönetim bu durumdan, kıtanın büyük bölümünü istikrarsızlaştıran uyuşturucu kaçakçılığı çetelerinin artan erişimini sorumlu tuttu. 

    Öte yandan çeteler, ülke genelindeki hapishanelerde güçlerini arttırmak için devletin zayıf kontrolünden yararlandı.

    Hapishanelerde şiddet giderek yaygınlaştı. 

    Yetkililerin çete savaşlarını sorumlu tuttuğu olaylarda cezaevlerinde yüzlerce kişi öldü.

    Ekvador’un en büyük kıyı kenti olan Guayaquil, uyuşturucu kaçakçılığının merkezi olarak biliniyor. Keza kentteki limanlar, ülkenin en tehlikeli noktası olarak kabul ediliyor.

    REKLAM

    Şiddet bu hafta neden yükseldi?

    Devlet Başkanı Noboa, ‘Fito’ lakaplı Adolfo Macias’ın pazar günü cezaevinden kaçması sonrası 60 günlük olağanüstü hal uygulamasına geçildiğini duyurdu.

    “Los Choneros” çetesi lideri Macias, bundan 10 yıl önce de cezaevinden kaçmıştı. 

    O dönem tekrar yakalanıp cezaevine konulan 44 yaşındaki Macias, 34 yıllık hapis cezasının kalan kısmını çekiyordu. 

    Ülkede pazartesi gününden itibaren en az altı hapishanede şiddet olayları yaşandı ve en az 150 gardiyan ve diğer personel, mahkumlar tarafından rehin alındı. 

    Riobamba’daki bir hapishaneden 39 mahkum kaçtı, bazıları daha sonra yeniden yakalandı.

    REKLAM

    Şiddet, salı günü sokaklara sıçradı. 

    Ekvador genelindeki olaylarda yedi polis memuru kaçırıldı. Birçok şehirde patlama oldu, ancak bu patlamalarda herhangi bir yaralanma olmadı.

    Ellerine silah alan siviller de güvenlik güçlerine yardımcı olmak ve çete üyelerine karşı çatışmak için sokaklara çıktı. 

    “Teröristlerle” müzakere etmeyeceğini söyleyen Noboa, şiddetin hükümetinin hapisteki çete liderleri için yeni bir yüksek güvenlikli hapishane inşa etme planlarına bir tepki olduğunu dile getirdi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İtalya: Ndrangheta Mafyası davasında 207 kişiye toplam 2 bin 100 yıl hapis cezası

    İtalya: Ndrangheta Mafyası davasında 207 kişiye toplam 2 bin 100 yıl hapis cezası


    Avrupa’nın en tehlikeli suç örgütlerinden biri olarak kabul edilen İtalya merkezli Ndrangheta isimli mafya grubu üyesi 207 kişiye toplamda iki bin yüz yıl hapis cezası verildi

    REKLAM

    İtalyan mahkemesi, Avrupa’nın ve dünyanın en güçlü, en yaygın ve en tehlikeli suç örgütlerinden kabul edilen “Ndrangheta” davası kapsamında 207 kişiyi mahkum etti. 

    İki mafya liderinin de aralarında bulunduğu mafya üyeleri çeşitli suçlamalardan toplam 2 bin 100 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, 131 sanığa beraat verdi.

    Aralarında beyaz yakalı profesyonellerin de bulunduğu 330’un üzerindeki şüpheli mafya üyesi ile suç ortağı olduğu iddia edilen kişilerin yargılaması üç yıl sürdü.

    Şahıslar dava kapsamında gasp, uyuşturucu kaçakçılığı ve hırsızlık gibi başlıklardan suçlanıyordu. 

    İtalyan devlet ajansı Ansa, Calabria’nın Lamezia Terme kentinde görülen davada yargıçların kararlarını okumalarının 1 saat 40 dakika sürdüğünü aktardı. 

    Duruşmada en ağır cezalar (30 yıl hapis), her ikisi de Calabria merkezli mafya liderleri olan Saverio Razionale ve Domenico Bonavota’ya verildi. 

    Ülkenin güneyindeki soruşturmayı yürüten mafya karşıtı savcılara göre Sicilya mafyasının etkisini kaybetmesi ile ‘Ndrangheta, İtalya ve yurt dışında sessizce güç topladı. Su anda Avrupa’da kokain ithalatını tekelinde bulunduruyor. 

    Keza İtalyan savcılara göre örgütün Kuzey ve Güney Amerika’da da üsleri var. 

    Ayrıca Afrika’da da aktifler ve ‘Ndrangheta üyeleri son yıllarda Avrupa’nın yanı sıra Brezilya ve Lübnan’da da tutuklandı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Küresel Organize Suçlar Endeksi 2023: Türkiye Avrupa’da lider, dünyada 14. sırada

    Küresel Organize Suçlar Endeksi 2023: Türkiye Avrupa’da lider, dünyada 14. sırada


    Türkiye, Küresel Organize Suç Endeksi’nde dünyada 12 sıradan 14. sıraya düşmesine rağmen skoru daha da kötüleşti. Rapor sayfa grupları ile devlet bağlantılı kişiler arasındaki ilişkiye dair yorumlarda var.

    Türkiye Avrupa’da organize suç endeksinin en yüksek olduğu ülke. 2023 skoru biraz daha kötüleşen Türkiye dünyada ise 14. sırada bulunuyor. 

    REKLAM

    Küresel Organize Suçlar Raporu, Türkiye’de çeşitli mafya gruplarının hükümet ve diğer siyasetçilerle yakın ilişki kurarak polis ve yargı karşısında koruma sağladıklarının aktarıldığını bildirdi. Türkiye’nin 2023 skoru 7,03 puan. Bu skor 2021 yılında 6,89 idi. Bu son iki senede işlerin biraz daha kötüye gittiğini gösteriyor.

    Uluslararası Organize Suç İnisiyatifi’nin Küresel Organize Suç Endeksi 2023 raporu yayımlandı. Endeks BM üyesi 193 ülke içinde gelişen organize suç faaliyetlerini karşılaştırıyor. Araştırma için organize suça ilişkin yayınlar incelenerek veriler toplanıyor. Yerel uzmanlar ve gruplar bunların doğruluğunu kontrol ediyor. Sonra da endeks skoru ortaya çıkıyor. 1 en düşük, 10 ise en yüksek skor. Yüksek skorlar bu ülkede organize suç oranının yüksek olduğunu gösteriyor.

    Hangi alanlara bakılıyor?

    Organize suç skoru için ülkedeki suç ortamı ve suç aktörlerine bakılıyor. Bunlar toplam 20 alt başlıktan oluşuyor. Suç ortamına dair başlıklar arasında insan ticareti, insan kaçakçılığı, silah kaçakçılığı, eroin ticareti, kokain ticareti, sentetik uyuşturucu ticareti, mali suçlar, yenilenemez kaynakların yasadışı ticareti, uyuşturucu ticareti gibi başlıklar bulunuyor. Suç aktörleri için ise mafya grupları, kriminal ağlar, devlet bağlantılı aktörler, yabancı suç aktörleri ve özel sektör aktörleri inceleniyor.

    En kötü alanlar: İnsan kaçakçılığı ve devlet bağlantılı suç aktörleri

    Türkiye’nin genel organize suç skoru 7,03. Alt başlıklarda ise devlet bağlantılı suç aktörleri ve insan kaçakçılığı 9 puan ile Türkiye’nin en kötü olduğu alanlar olarak kayda geçti.

    İnsan kaçakçılığı birilerinin kendi rızası ile kaçak yollarla bir ülkeye sokulması anlamına gelirken insan ticareti ise kişilerin rızası dışında fuhuş ve zorla çalıştırma da dahil olmak üzere sömürü için gerçekleştirilen ticaret.

    Silah ticareti, eroin ticareti ve mafya vari suç gruplarında ise Türkiye’nin puanı 8,5. İnsan ticareti puanın 8 olması da bunun Türkiye’de ne kadar büyük bir sorun olduğunu ortaya koyuyor.

    Küresel Organize Suç Endeksi’nin zirvesinde ise 8,15 puan ile Myanmar yer alıyor. Ardından Kolombiya ve Meksika geliyor. İran, Türkiye ile aynı puan ile yine 14. Sırada bulunuyor. Rusya ise 6,87 puan ile 19. sırada.

    Türkiye Avrupa ülkeleri arasında ise ilk sırada. Organize Suç Endeks skoru en yüksek olan AB ülkesi ise İtalya oldu.

    Raporda Türkiye hakkındaki bulgular neler?

    Endeks dışında ülkeler raporda başlık başlık değerlendiriliyor. Öne çıkan bazı bulgular şöyle:

    • Türkiye’nin Asya, Orta Doğu ve Avrupa arasındaki kavşakta yer alan coğrafi konumu ve uzun sınırları, ülkeyi insan ticareti ve insan kaçakçılığı için önemli bir transit ve hedef ülke haline getirmektedir.

    • Özellikle cinsel sömürü ve zorla çalıştırma amaçlı insan ticareti Türkiye’de giderek yaygınlaşıyor. Türkiye büyük bir mülteci nüfusuna ev sahipliği yapmaya devam ederken, insan tacirleri bu toplulukların savunmasızlığından yararlanarak kadınları ve çocukları cinsel sömürü için insan ticaretine zorlamaktadır.

    • Genç kızların gayri resmi dini törenler yoluyla zorla evlendirilmesi, ekonomik bir başa çıkma mekanizması olarak giderek yayılmaktadır.

    • Suç şebekelerine ek olarak, devlet içinde yerleşik aktörler de insan ticaretinde rol almakta ya da en azından kolaylaştırmaktadır.

    Türkiye’nin politikaları kaçak göçmenlerin işini kolaylaştırıyor

    Rapora göre Türkiye; Suriye ve Afganistan gibi ülkelerden Avrupa’ya yönelik göçmen kaçakçılığında kilit transit ülke olmaya devam ediyor. 

    • Ayrıca Afrika ülkelerinden gelen düzensiz göçmen sayısında da bir artış söz konusu ve bu artış Türkiye’nin vize şartlarını hafifletmesi ve ülkeye giriş için iyi havalimanı bağlantıları sayesinde kolaylaşmaktadır.

    • İnsan ticaretine benzer şekilde, insan kaçakçılığı da yolsuzluğa bulaşmış hükümet yetkilileri tarafından kolaylaştırılmaktadır. Haberler, devletle ile bağlantılı aktörlerin ve meşru işletmelerin bu pazara doğrudan dahil olduğunu iddia ediyor.

    • Rapora göre akaryakıt kaçakçılığı, daha ucuz petrole olan talepten ve özellikle Suriye, Irak ve İran kaynaklı kaçak petrol satışından vergi geliri elde etme fırsatından yararlanan Türkiye’deki organize suç grupları için en kârlı gelir kaynaklarından birisi.

    • Türkiye, coğrafi konumu nedeniyle eroin ticareti için bir kaynak, transit ve hedef ülke konumunda.

    • Türkiye tarihsel olarak uluslararası kokain kaçakçılığı rotasında yer almamasına rağmen, son birkaç yıl içinde ele geçirilen kokain miktarındaki artışın, Amerika ve Avrupa’daki yüksek sayıdaki ele geçirmeler nedeniyle nakliye rotalarındaki değişimin bir sonucu olduğu düşünülmektedir. Dolayısıyla Türkiye, Güneydoğu ve Doğu Avrupa’yı hedef alan kokain kaçakçılığında daha önemli bir transit ülke haline gelmektedir

    • Türkiye’de faaliyet gösteren ve geleneksel mafya sistemini model alan önemli sayıda mafya tarzı grup bulunmaktadır. Ülkede varlıklarını sürdüren bu grupların hükümetle ve diğer siyasetçilerle yakın ilişkiler geliştirdikleri ve bu sayede kolluk kuvvetleri ve yargı karşısında koruma sağladıkları bildirilmektedir.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Rapor: Avrupa, Suriye’den gelen uyuşturucu Captagon tabletleri ticaretinde kilit rol oynuyor

    Rapor: Avrupa, Suriye’den gelen uyuşturucu Captagon tabletleri ticaretinde kilit rol oynuyor


    Bu haberin orjinalinin yayınlandığı dil İngilizce

    Yayımlanan son bir rapora göre Avrupa, Orta Doğu’ya Suriye’den giden uyuşturucu Captagon tabletleri için ana geçiş güzergahı haline geldi.

    Avrupa Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi (EMCDDA) ve Almanya Kriminal Polis Ofisi Avrupa’yı önemli bir uyuşturucu kaçakçılığı rotası olarak nitelendirdi.

    REKLAM

    Hazırlanan son raporda, Avrupa topraklarının Captagon tabletlerinin Arap yarımadasına taşınması için giderek daha fazla kullanıldığı belirtildi.

    Hap ya da toz halinde satılan Captagon, Orta Doğu’da popüler olan, yüksek derecede bağımlılık yapıcı, amfetamin benzeri bir uyuşturucu.

    Suriye ve Lübnan’da üretilen bu uyuşturucu henüz çok tanınmıyor fakat özellikle Suudi Arabistan’da büyük bir pazara sahip olduğu belirtiliyor.

    Rapor ise Captagon kaçakçılığında Avrupa Birliği’nin (AB) sevkiyatları yönlendirmede, uyuşturucunun yeniden paketlenmesinde ve teslimatında kullanıldığını işaret ediyor. 

    Beşar Esad yönetimine bağlı militan grupların bu uyuşturucu trafiğinden finansal fayda sağladıkları da raporda belirtilen diğer önemli bir konu.

    Raporda, 2018’den bu yana 127 milyondan fazla Captagon tabletinin yetkililer tarafından ele geçirildiği belirtildi.

    İtalyan polisi 2020’de “türünün dünyadaki en büyüğü” olarak nitelendirilen operasyonda yaklaşık bir milyar euro değerinde 84 milyon tablet ele geçirdi.

    Captagon nedir?

    Captagon, 1960’larda dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB), narkolepsi ve depresyon için bir ilaç olarak öne çıktı. Almanya’da teofilin maddesinin sinir sistemi üzerine etkileri araştırılırken bulundu. 

    Amfetamin ailesine ait bir bileşen olan fenetilin tabletinin adını ifade eden Captagon, 1986’da Birleşmiş Milletler (BM) tarafından kara listeye alındı ve çoğu ülkenin kullanımını durdurmasına neden oldu.

    Fakat son dönemlerde kullanımında yeniden artış gözlemlenmeye başladı.

    New Lines Enstitüsü Direktörü Caroline Rose, geçen haziranda Euronews’e yaptığı açıklamada, öğrencilerin konsantre olabilmek; taksi, kamyon şoförleri ve hatta askerlerin uyumamak ve verimli çalışması için; diyet yapanların ise öğün atlatmak için Captagon’a başvurduğunu söyledi.

    REKLAM

    Suriye’de 2011 yılında patlak veren iç savaşın ardından Avrupa’daki baskılara rağmen uyuşturucu üretimi hızla arttı.

    Rose, bu ticaretin Suriye rejimi için “önemli bir alternatif gelir kaynağı” olduğunu ve Meksika kartellerinin toplam ticaretinin yaklaşık üç katını oluşturduğunu söyledi.

    “Avrupa Captagon ticaretinde suçu paylaşıyor”

    Avrupa’da Captagon’dan daha yaygın olarak speed veya ecstasy gibi diğer amfetaminler tüketiliyor.

    Yedi Avrupa ülkesinden sağlanan bilgilere göre, bölgedeki tüketim, ele geçirilen tablet sayısına kıyasla çok az.

    Raporda, Avrupa’da Captagon tesislerinin bulunduğu belirtildi.

    REKLAM

    Avrupa pazarı için birincil amfetamin kaynağı olan Hollanda, Captagon tabletleri için büyük ölçekli üretim tesislerinin ortaya çıkmasına tanık oldu ve her yıl bu tür bir veya iki tesise baskın düzenleniyor.

    Fakat Avrupa’nın rolü bununla bitmiyor.

    Raporda Avrupalı suç şebekelerinin doğrudan bir dahli olmadığı belirtilse de, Suriyeli araştırmacı gazeteci Taim Alhajj’a göre “Avrupa’daki organize çeteler Esad ailesiyle koordinasyon içinde çalışıyor”.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İtalya’nın en çok aranan mafya patronu Matteo Messina Denaro yakalandı

    İtalya’nın en çok aranan mafya patronu Matteo Messina Denaro yakalandı


    İtalya’da Başbakan Yardımcısı Matteo Salvini, İtalya’nın en çok aranan mafya babası Sicilyalı Matteo Messina Denaro’nun Palermo kentinde yakalandığını duyurdu.

    Matteo Messina Denaro, 2016 ve 2017 yıllarında hapishanede ölen Cosa Nostra’nın liderleri Toto Riina ve Bernardo Provenzano’nun halefi olarak kabul ediliyor.

    60 yaşındaki Matteo Messina Denaro 30 yıldır firari olarak aranıyordu.

    Salvini, paylaştığı mesajında “Matteo Messina Denaro 30 yıl sonra tutuklandı.” dedi. Kaçan en büyük suçluların er ya da geç yakalandığını belirten Salvini, güvenlik güçlerine teşekkür etti.

    Salvini ayrıca “Bu İtalya için büyük bir gün ve mafyaya bir uyarı niteliğinde. Kurumlar ve üniformalı kahramanlarımız (güvenlik güçleri) asla pes etmez.” ifadelerini kullandı.

    Jandarma Generali Pasquale Angelosanto AGI ajansına yaptığı açıklamada “Bugün jandarma kaçak Matteo Messina Denaro’yu tedavi görmek üzere gittiği Palermo’daki bir sağlık tesisinde tutukladı” dedi.

    İçişleri Bakanlığı’nın İtalya’da en çok arananlar listesinde Matteo Messina Denaro ilk sırada yer alıyordu.

    Eski bir Cosa Nostra üyesi olan ve Trapani kenti yakınlarında Nisan 1962’de doğan Denaro, cinayet suçundan gıyabında ömür boyu hapis cezasına çarptırılmıştı. Ancak bilinen tek fotoğrafı 1990’ların başına ait.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Irak’ın İran sınırında uyuşturucu, aşiret, siyaset üçgeninde neler oluyor?

    Irak’ın İran sınırında uyuşturucu, aşiret, siyaset üçgeninde neler oluyor?


    Irak’ın İran sınırındaki Maysan eyaletinde ocak ve şubat aylarında, bir hakim, bir polis, farklı siyasi görüşlerdeki siyasetçilerle, buradaki silahlı aşiret üyelerinin ölümüyle sonuçlanan çok sayıdaki kanlı çatışma bölgedeki uyuşturucu, aşiret, siyaset üçgeniyle ilgili tartışmaları beraberinde getirdi.

    İran sınırındaki Maysan, uyuşturucu trafiği, aşiret savaşları ve siyasi çekişmelerin yoğun olduğu bir eyalet olarak biliniyor.

    Fransız Haber Ajansı’nın (AFP) araştırmasına göre, bu vilayetteki uyuşturucu, aşiret, siyaset üçgenindeki kavga, ülkenin geniş çaplı siyasi farklılıkları ve yolsuzlukla mücadeledeki tartışmalarının da bir yansıması olarak ortaya çıkıyor.

    Irak, 2003 yılında Saddam Hüseyin’in devrilmesine yol açan ABD’nin önderliğindeki işgalin ardından ortaya çıkan şiddetin yaralarını sarmaya çalışıyor.

    Polis ve yargı mensupları neden şiddetin hedefi?

    Maysan’dan seçilen bağımsız milletvekili Osama Karim al-Badr, eyaletin başkenti Amarah kentinde AFP’ye yaptığı açıklamada, “Uyuşturucu trafiği ve aşiret çatışmaları yüzünden vilayette son dönemde güvenlik daha da kötüleşti.” diyerek endişelerini dile getirdi.

    İlk olarak Meysan’da İçişleri Bakanlığı’nda subay olarak görev yapan Husam İleyyavi kimliği belirsiz silahlı kişilerce kent ortasında öldürülmüştü. İleyyavi’nin iki kardeşi de geçtiğimiz yıl silahlı kişilerce öldürülmüştü.

    İleyyavi kardeşlerin Şii Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr’a bağlı Seraya es-Selam milis gücü mensubu tarafından öldürüldüğü öne sürüldü.

    Bu cinayetin ardından uyuşturucu konularında uzman yargıç Ahmet Faysal Saadi yine bu eyalette öldürüldü.

    Ocak ayında ise Şii Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr’a yakın bir kişi ile eşi uğradığı saldırı sonucu hayatını kaybetti.

    Meysan’da yaşanan olayların Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr’a bağlı Seraya es-Selam ile İran destekli Asayib Ehlilhak Hareketi milis gücü arasındaki çekişmenin sonucu olduğu ve bunun sokağa yansımaya başladığı endişeleri dile getirilmişti.

    Eski başbakanlardan Nuri el-Maliki de, Husam İleyyavi’nin öldürülmesi sonrası yaptığı açıklamada, İleyyavi’yi öldüren tarafın herkesçe bilindiğini ifade emişti. Maliki’nin bu ithamıyla Sadr’a bağlı milis gücünü işaret ettiği yorumları yapılmıştı.

    İki Şii milis gücü arasındaki çekişme sokağa mı yansıdı?

    Meysan’da son dönemde yaşanan olayların “iki Şii milis güç arasındaki siyasi anlaşmazlığın sokağa yansıması” olarak yorumlandı.

    Mukteda es-Sadr, Irak’ta 10 Ekim’de yapılan genel seçimlerde 329 sandalyeli meclise 73 vekil göndererek seçimin galibi oldu.

    Uzun müzakerelerden sonra Başbakanlık görevine seçilen Mustafa el-Kazımi, Maysan’ı ziyaret ettiği gün Sadr’a yakınlığıyla bilinen Saraya es-Salam silahlı milis örgütünün biri üyesi daha öldürüldü.

    Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr, bu saldırıdan sonra yaptığı açıklamada bazılarının ülkenin güneyinde Şii gruplar arasında savaş çıkarmak istediğini iddia etti.

    Başbakan Mustafa el-Kazımi, üst düzey güvenlik yetkililerini görevden alırken, “İki seçeneğimiz var ya kaos olacak ya da istikrarı sağlayacağız.” diyerek uyarıda bulundu.

    Irak’ta uyuşturucu kullanımı ve satışı artıyor mu?

    Son yıllarda Irak’ta özellikle iç bölgelerde ve ülkenin güneyinde İran ile sınır bölgelerde uluşturucu kullanımı ve satışının arttığı biliniyor.

    Irak İçişleri Bakanlığı’na göre, Maysan ülkede uyuşturucu trafiğini en yüksek olduğu eyaletlerden biri.

    Eyaletin Emniyet Müdürü General Güvenlik Jassem al-Zubaidi, Maysan’ın uyuşturucu trafiği için önemli bir kavşak olduğunu kabul eden yetkililer arasında.

    Jassem al-Zubaidi, AFP’ye yaptığı açıklamada güvenlik birimlerinin her gün baskınlar yapıp, silahlar ele geçirdiğini ve onlarca kişiyi tutukladığı söyledi.

    Iraklı gazeteci ve aktivist Sabah al-Silawi, bölgedeki aşiretlerin gücü ve etkisi yüzünden bu önlemlerin yeteri kadar etkili olmadığını düşünüyor.

    Aşiret içinde bağlılıklarının hala derinlere kök saldığı ve devlet kurumlarının onlarca yıl süren savaşla zayıfladığı Irak gibi bir ülkede, bu aşiretlerin devlet kurumlarına başvurmaktan kaçınarak kişisel çatışmaları ve hatta ölümcül kavgaları çözmek için genellikle kendi davranış kuralları ve geleneklerine başvurdukları bilinen bir gerçek.

    Aşiretlerin gücüne dikkat çeken Silawi, “Polis görevlisi aşiret tarafından tehdit edilirse sorumluluklarını yerine getiremez. Ailesi de tehdit edilebilir veya kendisi de öldürülebilir.” diyerek aşiretlerin eyaletteki gücü ve etkisini özetledi.

    Gümrük yetkililerine göre, bu eyaletteki çatışmalar İran’daki Al-Sheeb sınırına kadar uzanıyor ve buradaki aşiretler ve silahlı gruplar arasında önemli husumetler yaşanıyor.

    İsmini açıklanmasını istemeyen bir gümrük yetkilisi, “Bu insanlar, uyuşturucu trafiğini önüne geçmeye çalışan görevlileri ölümle tehdit ediyor.” diyerek endişelerini dile getirdi.

    Bölgede etkili aşiret liderlerinden Karim al-Husseini sınırdaki geçiş noktasının eyalet için “büyük sorun” teşkil eden bir nokta olarak değerlendirdi.

    Sınır geçişlerinin ilke olarak Irak ve Maysan eyaleti için önemli bir gelir kaynadığı olması gerektiğini belirten bu aşiret lideri, bunu tersine bu bölgenin sorun kaynadığı olduğu görüşünü dile getirdi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Honduras polisi, ABD’nin iade talebi üzerine eski Devlet Başkanı Hernandez’in evini kuşattı

    Honduras polisi, ABD’nin iade talebi üzerine eski Devlet Başkanı Hernandez’in evini kuşattı


    ABD’nin, Honduras’tan eski Devlet Başkanı Juan Orlando Hernandez’in iadesini istemesinin ardından çok sayıda polis, eski lideri gözaltına almak üzere yaşadığı evin etrafını sardı.

    Washington’ın Honduraslı eski lideri ‘uyuşturucu tacirleriyle gizli anlaşmalar yapma’ suçlamasıyla uzun süredir iadesini isteyeceği yönünde spekülasyonlar yapılıyordu.

    Sol duruşuyla bilinen Xiomara Castro’ya karşı, geçen ay yapılan seçimi kaybeden Hernandez, 8 yıl sonra koltuğunu kaybederken ABD tarafından yakın geçmişte kara listeye alınmıştı.

    Honduras, Washington’ın Orta Amerika’daki en önemli müttefiklerinden biri.

    ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken, geçen ay yaptığı bir açıklamada, eski liderin ‘yolsuzluk ve uyuşturucu kaçakçılığı eylemleri gerçekleştirerek veya kolaylaştırarak önemli yolsuzluk olaylarına karıştığına’ dair ellerinde güvenilir bilgiler olduğunu söylemişti.

    Görgü tanıkları, eski devlet başkanının evinin dışında 100 kadar polis olduğunu, kendisinin ise evinin içinde saklandığını dile getirdi.

    Hernandez, hakkındaki suçlamaları reddediyor.

    Avukatı Hermes Ramírez de, tutuklama emrinin, eski liderin Guatemala merkezli Orta Amerika Parlamento (Parlacen) üyesi olması hasebiyle dokunulmazlığının bulunduğu ve kararın yasadışı olduğunu savundu.

    Honduras yargı erki sözcüsü Melvin Duarte, Yüksek Mahkeme’nin Hernandez’in iade davasını görecek bir yargıç belirlemek için salı sabahı toplanacağını aktardı.

    Görevde kaldığı süre içerisinde Cumhuriyetçi Başkan Donald Trump’ın desteğini kazanan Hernandez, uzun süredir yolsuzluk ve uyuşturucu kartelleri ile bağı olduğu iddiasıyla suçlanıyordu.

    Geçen yıl da kardeşi ABD’de uyuşturucu kaçakçılığı suçlamasıyla 30 yıl hapse mahkum edilmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • NYT: Suriye lideri Beşar Esad’ın yakın çevresi ülkeyi ‘narko devlete’ çevirdi

    NYT: Suriye lideri Beşar Esad’ın yakın çevresi ülkeyi ‘narko devlete’ çevirdi


    New York Times gazetesi, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın akrabaları ve yakın ortakları tarafından ‘ciddi boyutta’ uyuşturucu ticareti yapıldığını yazdı.

    Haberde, uyuşturucu endüstrisinin Suriye’nin yasal ihracatını gölgede bırakarak, ülkeyi dünyanın en yeni ‘narko devletine’ dönüştürdüğü kaydedildi.

    Üretim ve dağıtımın önemli bölümünün Suriye’deki yönetimin en güçlü figürlerinden olan, Esad’ın küçük kardeşi Mahir Esad’ın komuta ettiği Suriye Silahlı Kuvvetleri Dördüncü Zırhlı Tümeni tarafından gerçekleştirdiği belirtildi.

    En çok ticareti yapılan ürün ise Suudi Arabistan ve diğer Arap ülkelerinde popülerliği ile bilinen bağımlılık yapan uyuşturucu captagon.

    Yazıda, bu maddenin Türkiye, Mısır, Yunanistan, İtalya, Fransa,Almanya gibi ülkelerde ele geçirildiği hatırlatıldı.

    Haberde, hapları üreten atölyelerin, saklandıkları paketleme fabrikalarının ve ürünleri yurtdışındaki pazarlara sevk etmek için kaçakçılık ağlarının yayıldığına dikkat çekiliyor.

    Uyuşturucu ticaretiyle mücadelede en büyük engel devlet

    Yetkililer, bölgede uyuşturucu ticaretiyle mücadeledeki en büyük engelin, bunun arkasındaki devlet desteği olduğunun altını çiziyor.

    Trump yönetimi sırasında ABD’nin Suriye özel temsilcisi olan Joel Rayburn, “Suriye hükümetinden iş birliği talep etme fikri sadece saçma. Uyuşturucu ihraç eden, kelimenin tam anlamıyla Suriye hükümeti. Uyuşturucu kartelleri işlerini yaparken başka yöne bakıyor gibi değiller. Onlar uyuşturucu karteli.” diyor.

    Makalede, güvenlik birimlerinin 10 ülkede uluslararası ve bölgesel uyuşturucu uzmanları, uyuşturucu ticareti konusunda bilgi sahibi olan Suriyeliler ve ABD yetkilileri ile yaptıkları görüşmelerin sonucunda bu bilgilere ulaşıldığı aktarıldı.

    Uyuşturucu ağının sinir sistemi Hasan Bilal

    Dördüncü Zırhlı Tümeni’nin Tümgeneral Hasan Bilal yönetimindeki güvenlik birimini, ‘uyuşturucu ağının sinir sistemi’ olarak nitelendirildiği makalede, endüstrinin başlıca diğer figürleri arasında rejime ve Hizbullah’a yakın iş adamlarının ve soyadları sayesinde tüm yasa dışı faaliyetleri gerçekleştirebilen Esad’ın akrabalarının bulunduğunun altı çizildi.

    Siyaset ve iş dünyası figürlerinin, ülke ekonomisini yıkan ve halkı fakirliğe mahkum eden iç savaş sonucunda, Amerikan ekonomik yaptırımlarını aşarak nakit paraya ulaşmak amacıyla uyuşturucu ticaretine girdiği aktarılan makalede, ülkede uyuşturucu ticaretinin yasal ihracatı geride bıraktığına işaret edildi.

    Geçen yıl İtalya’da yaklaşık 84 milyon, bu yıl Malezya’da ise 94 milyon uyarıcı hap ele geçirildiği belirtilen makalede, yetkililerin ele geçirilen miktarın ticaretin çok küçük bir bölümünü ortaya koyduğunu aktardığı kaydedildi.

    Bu yıl dünyada ele geçirilen 250 milyon uyarıcı hapın, 4 yıl öncesinin 18 katı olduğu vurgulanan makalede, görüşlere de yer verildi.

    Captagon nedir?

    Captagon, ilk olarak bir Alman ilaç şirketi tarafından dikkat eksikliği bozukluğu ve narkolepsiyi tedavi etmek için bir uyarıcı olarak üretildi. 1980’lerde, Suudi Arabistan ve diğer Basra Körfezi ülkelerindeki kullanıcılar, enerji elde etmek, korkuyu yenmek, sınavlara çalışmak, parti yapmak veya uzun mesafe araç kullanımında uyanık kalmak için bunu kullanmaya başladı.

    Bağımlılık yaptığı tespit edildikten sonra, 1980’lerin sonlarında uluslararası olarak yasaklandı. Ancak bu maddennin “körfez pazarını beslemeye devam etmek için, Lübnan’ın Bekaa Vadisi’nde ve Hizbullah’ın kalesi de dahil olmak üzere yasadışı üretimine başlandığı” kaydedildi.

    “Savaşçılara cesaret vermek için kullanıldı”

    Suriye iç savaşı çıktığında ise, kaçakçılar, iki taraftan insanların cesaretlerini güçlendirmek için bu ilacı satmaya başladı. Suriye’de, yerel eczacılar bu maddeyi üretmeye başladı.

    2015’ten bu yana yapılan operasyonlarda yetkililer, bir Suudi prensin özel jetinde, kamyonlar ve fayans yapmada kullanılan makinelerde gizlenmiş, üzüm ve portakal sevkiyatlarıyla karıştırılmış ve patates sevkiyatında gizlenmiş plastik patateslerin içine doldurulmuş captagon buldu.

    Kaçakçılar, koklayıcı köpeklerin bu ürünleri bulmasını engellemek için uyuşturucuları kahve ve baharatlarla gömdü.

    Uyuşturucuya Türkiye, Lübnan, Ürdün, Mısır, Yunanistan, İtalya, Fransa,Almanya, Romanya ve Malezya’da ele geçirildi.Yazıda bu ülkelerin çoğunun uyuşturucu için önemli pazarlar olmadığı ancak “körfeze giden yolda durak görevi gördükleri” ifade edildi.

    En büyük pazar olarak ifade edilen Suudi Arabistan’da çay paketlerinde ve giysilerin astarlarında bu ürünün yakalandığı hatırlatıldı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Avrupa’da ‘plastik atık’ adı altında insan kaçakçılığı, uyuşturucu ticareti ve seks köleliği

    Avrupa’da ‘plastik atık’ adı altında insan kaçakçılığı, uyuşturucu ticareti ve seks köleliği


    İklim değişikliği sonrası dünyayı kirleten plastik ve benzeri polimer maddelerin geri dönüşümü konusunda insanlar arasında farkındalığın arttığı söylenebilir ancak konu özel ve kamu şirketlerinin eylemlerine gelince durumun çok da iç açıcı olmadığını söylemek mümkün.

    Okyanuslarda bazı ülkelerin yüzölçümünden bile daha büyük, plastikle kaplı binlerce çöp yığını bulunuyor. Bazı çevre aktivistleri bu duruma “dünyanın plastikten oluşan 6’ıncı kıtası” yakıştırması yapıyor.

    Dünyada her yıl 300 milyon ton plastik üretiliyor ve Oceansplasticleanup verilerine göre bunun 8 ila 12 milyon tonu okyanuslara karışıyor ve gezegenimizi zehirliyor.

    İşin en kötü tarafıysa bu plastik atıkların sadece yüzde 20’sinin geri dönüştürülüyor olması ve ülkeler arası plastik atık sevkiyatında uyuşturucu ve insan kaçakçılığında kullanılması.

    Plastik atıkların büyük çoğunluğunun geri dönüştürüldüğü zannediliyor ancak işin suistimal boyutu ürkütücü boyutlarda.

    Ülkeler arası kaçakçılık ve suç örgütlerini araştıran sivil toplum örgütü Ulluslararası Organize Suçlara Karşı Küresel Girişim (GITOC), dünya genelinde yapılan plastik atık sevkiyatında işlenen suçlarla ilgili kapsamlı bir araştırma yaptı.

    Rapora göre geri dönüştürülmek amacıyla yapılan plastik atık sevkıyatında kara para aklama, uyuşturucu ve insan kaçakçılığı, fuhuş ve modern kölelik gibi organize suçlar işleniyor.

    Avrupa Birliği (AB) sınırları içerisinde her sene 53 milyon ton plastik atık açığa çıkıyor. Peki bu atıklar yurt dışına gönderilirken yasal ya da yasal olmayan ne gibi işlere karışıyor?

    Plastik atıkların konteynere yüklenerek gemilerle başka ülkelere satışı büyük bir ticari potansiyele sahip. Küresel çapta plastik atık satışı ve geri dönüşümünün 2022’de 44 milyar euroluk bir hacme sahip olacağı öngörülüyor.

    Atıkları geri dönüştürmek olumlu bir gelişme gibi gözükse de suç şebekeleri bu işi kötü amaçlar için kullanıyor.

    Bu suçlardan ilki, ithalatı yasak atık maddelerin farklı ülkelere gönderiliyormuş gibi göstererek rotasını değiştirmek.

    Bu yolla kimyasal atıklar geri dönüştürülebilir maddelerin içine karıştırılıyor. Bu suçta özel şirketlerin yanı sıra gümrük memurlarının da payı büyük. Bu suçlardan en çok zarar gören iki ülke Malezya ve Filipinler.

    2021’in başlarında İngiltere’nin en büyük katı atık geri dönüşüm şirketlerinden biri olan Biffa Waste Management Service’e, giriştiği ticari faaliyetlerde “insan ticareti ve modern kölelik” gibi suçlara karıştığı gerekçesiyle 3 kişi tarafından dava açıldı. İddialara göre söz konusu şirket, Polonya’dan İngiltere’de kaçak yollarla niteliksiz işçi kaçırdı.

    Uyuşturucu kaçakçılığının İngiltere’deki merkezi Londra’daki küçük bir şirket

    Bu kapsamda bir suç şebekesiyse, geri dönüşüm merkezlerinde çalışmak üzere yüzlerce kaçak işçiyi İngiltere’ye getirdi ve onların hesabına gizlice banka hesapları açarak, almaları gereken maaşlara bu vasıtayla el koydu.

    Komisyonculuk yapan bir kişinin GITOC’a yaptığı itirafa göre, Londra’daki küçük bir atık ve geri dönüşüm şirketi, uyuşturucu kaçakçılığı ve seks kölesi olarak kullanılan kadınların ticaretinde merkez rolü üstleniyor.

    İddiaya göre İngiliz şirket, Türkiye’de iş yaptığı firmaya katı atık gönderiyor ancak bu katı atıklar içerisinde büyük miktarlarda uyuşturucu saklı.

    Şirket bu sayede gemilere mallar yüklenirken narkotik köpekleri ve polisler tarafından aranmaktan kurtuluyor.

    Romanya, giderek AB içerisinde katı atık ithalatı merkezi haline geliyor

    GITOC’a ait söz konusu raporu hazırlayan uzmanlardan biri olan Virginia Comolli, Euronews Green’e verdiği röportajında tüm bu kaçakçılık olaylarının dünya ülkelerinde domino etkisi gösterdiğini ifade ediyor.

    “Örneğin Çin gibi ülkeler atık dalgasını geri püskürtünce, yasa dışı faaliyetler farkındalığın olmadığı, kanunların yeterli olmadığı, siyasilerin daha az devreye girdiği ülkelere doğru kayıyor.”

    Comolli’ye göre AB’deki “geri dönüşüm” adı altındaki kaçakçılık olayları yakın bir zamanda Romanya ve Bulgaristan’a kayacak. AB’nin en fakir ülkelerinden olan Romanya, katı atıkların en az geri dönüşüm yapıldığı birlikteki ikinci ülke konumunda.

    Batılı ülkeler katı atıklarını Asya ve Afrika ülkelerine gönderiyor

    Ancak Asya, uluslararası yasa dışı plastik atıkların bir numaralı güzergahı olmaya devam ediyor. Kıtadaki bazı ülkelerde katı atık ithalatına yönelik yasaklar var. Ancak Laos ve Myanmar’da bu konuyla ilgili yasalar ve halk arasında farkındalık olmadığı için katı atıklar bu iki ülkeye kayıyor.

    Comolli, katı atık sevkiyatındaki yasa dışı işlenen suçlardan ziyade en önemli sorunun, katı atık üreten merkezler olan gelişmiş Batılı ülkelerin bu çöplerini Asya ve Afrika’daki gelişmekte olan ülkelere satmaları.

    Bu ülkelerin çoğunluğu ekonomik nedenlerle bu atıkları ithal etmeye mecbur olduklarını ifade eden Comolli, “Bu ülkelerin çoğunda çevre kirliliği ve insan hakları konusunda farkındalık var. Ancak bu atıkları kabul etmeye mecbur kalıyorlar. Bu ülkeler katı atıkların sebep olduğu 22 farklı sorunla yüzleşmek zorunda kalıyor.” ifadelerini kullandı.

    Comolli, katı atıkları ithal eden Afrika ve Asya ülkelerinin çoğunda yeterli geri dönüşüm merkezlerinin olmadığını ve bu sebeple bu atıkların çoğunun yakılarak karbon salımına neden olduğunu ifade ediyor:

    “İnsanlar bu geri dönüşüm merkezleri etrafında yaşıyor ve açığa çıkan zehirli gazları soluyorlar. Bu maddeler toprağa da karılıyor ve bu topraktan elde edilen ürünleri de yiyorlar. Bu korkunç bir şey ve insanın yüreğini dağlıyor.”

    “Plastik atıklardan kurtulmanın tek yolu plastiğe alternatif bir madde geliştirmek”

    AB yasalarına göre, İktisadi ve Kalkınma İşbirliği Örgütü (OECD) ülkeleri dışından birlik içerisine sadece “temiz plastik atıkları” ithal etmek serbest. Katı atık sevkiyatına, gönderen ve alan taraf onay verirse izin veriliyor.

    Ancak tek kullanımlık plastiklerin üretimini durdurmadan ve Avrupa’nın geri dönüşüm kapasitesini artırmadan, “atık sömürgeciliği” olarak adlandırılan bu işi durdurmak oldukça zor.

    GITOC raportörü Virginia Comolli, plastikleri sıfırdan üretmenin geri dönüşerek elde etmeden çok daha ucuz olduğunu ve bu firmaların finansal açıdan güçlü olmalarının da çevre kirliliği açısından işi zora soktuğunu ifade ediyor. Geri dönüşüm merkezlerinin kurulması ve genişletilmesiyle ilgili mali teşvikler açısından da Avrupa oldukça zayıf.

    Bu işin kökten çözümü için Comolli, plastiğe alternatif, doğada çözünebilen, toprağı ve suyu kirletmeyen yeni bir maddenin tek kullanımlık ürünlerde ve gıda paketlemesinde kullanılması gerektiğini ifade ediyor. Bunu için toplum bilinci oldukça önemli ve sivil toplum örgütlerinin çeşitli farkındalık kampanyalarıyla halkı bilinçlendirmesi oldukça önemli.

    Almanya ve İngiltere’nin plastik poşetleri Türkiye’de

    Greenpeace son kampanyasında katı atıklarla alakalı Türkiye’deki çevre kirliliğine dikkati çekmişti.

    Örgüt, İngiltere ve Almanya’da üretilen plastik poşetlerin Türkiye’deki yol kenarlarında sessiz bir şekilde yakıldığını ve bunun da karbon salımına neden olduğunu duyurdu.

    Türkiye, kamuoyu baskısı sonucunda çoğunluğu Avrupa’dan gelen plastik atıkların büyük bir kısmının ithalatını yasaklama kararı almış ancak bu karar sonrası işletmelerin baskısı üzerine belirli yönetmeliklerle bazı katı atıkların ülkeye girişine izin vermişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Lüksemburg’da evde kenevir yetiştiriciliği ve kullanımını yasal hale geliyor

    Lüksemburg’da evde kenevir yetiştiriciliği ve kullanımını yasal hale geliyor


    Lüksemburg hükümeti, evlerde kenevir yetiştiriciliği ve kullanımının yasal hale getirileceğini duyurdu.

    Hükümet, uyuşturucu madde suçlarıyla mücadele önlem paketi kapsamında kenevire ilişkin yasanın değiştirileceğini bildirdi.

    Buna göre, 632 bin nüfuslu ülkede yetişkinler sadece kişisel kullanım için hane başına dört adede kadar kenevir bitkisi yetiştirebilecek.

    Lüksemburg ayrıca, kenevir tohumlarının ithalatına, İnternet ve mağazalarda satışına da izin verecek. Kenevir tohumlarının ticari amaçlarla yerli üretimi de yasallaştırılacak.

    Kenevir yetiştiriciliği ve kullanımı yalnızca “4 duvar arasında” kabul edilecek ancak 3 grama kadar taşıma ve tüketim de artık bir suç olarak değil “kabahat” olarak değerlendirilecek.

    Demokratik Parti ve Sosyalist İşçi Partisi ile koalisyon ortaklarından olan Yeşiller Partisi liderleri, bu hamlenin Lüksemburg’un uyuşturucu politikasını tamamen değiştireceğine inanıyor.

    Hükümetin uyuşturucuyla bağlantılı suçlara karşı “bütüncül” bir yaklaşımla mücadeleyi amaçladığı belirtiliyor.

    Yeşiller Partisi cuma günü yaptığı açıklamada, kenevire karşı savaşın kaybedildiğini, yeni önlemlerle en azından kenevir kullanımının düzenlendiğini ve karaborsaya karşı yasal bir alternatif yaratıldığını ifade etti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***