Etiket: Uluslararası ilişkiler

  • Kuzey Kutup Bölgesi’nde güç mücadelesi: Gerilim arkasında yatan sebepler neler?

    Kuzey Kutup Bölgesi’nde güç mücadelesi: Gerilim arkasında yatan sebepler neler?


    İnsanık tarihinin büyük bir diliminde erişimin dondurucu soğuklar, zorlu koşular ve Kuzey Buz Denizi’nin aylarca geçit vermeyen buzlanması nedeniyle neredeyse imkansız olduğu Kutup Dairesi son yıllarda dünyanın diğer bölgelerinden çok daha hızlı bir şekilde ısınması sebebiyle çok daha kolay ulaşılabilir hale geldi.

    Bu durum küresel ısınma ve dünyanın geleceği açısından endişe yaratsa da, Kutup Dairesi’nde söz sahibi olan ülkeler açısından yeni imkanların müjdecisi oldu. Bölgede askeri ve ekonomik amaçlar taşıyan ülkeler sınırların yeniden şekillenmesi için giderek daha yoğun bir çaba içine girdi.

    Kuzey Kutup Bölgesi’ndeki hakimiyet tartışmaları kara, iç denizler, takımadalar karasuları, kıta sahanlığı, münhasır ekonomik bölgeler ve uluslararası denizler içeren çok katmanlı bir uluslararası hukuk sorunsalı.

    66 derece 33 dakikadaki Kuzey Kutup Dairesi’nin kuzeyinde kalan bölümü ifade eden bu bölgede kıyı ülkeler Kanada, Rusya, Amerika Birleşik Devletleri, Norveç, Danimarka, İsveç, Finlandiya ve İzlanda bir yandan işbirliği içinde olup diğer yandan daha fazla söz hakkına sahip olma mücadelesinde. 2018 yılında Kuzey Kutbu planınını açıklayan Çin de bölgede söz sahibi olma peşinde.

    Bölgeyi ekonomik ve stratejik üstünlük mücadelesinin merkezine oturtan birçok sebep bulunuyor.

    “Kuzey Kutbu dünyanın en yeni gelişen pazarı”

    Bölgenin zengin balık, petrol, doğal gaz ve değerli mineral kaynaklarına sahip olduğu biliniyor. Londra merkezli düşünce kuruluşu The Royal Institute of International Affairs (Chatham House) bölgedeki petrol rezervlerinin 90 milyar varili, doğal gaz rezervlerinin de 47 milyar metreküpü bulabileceği tahmin ediyor ve en büyük rezervin bölgenin Rusya’ya ait alanında olduğunu belirtti.

    Amerikan Jeoloji Araştırmaları ise 2008 yılındaki bir çalışmasında bölgedeki buz tabakasının altında dünyanın doğal gaz rezervlerinin beş birinin hiç dokunulmadan durduğunu açıkladı. Eski ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo da bölgedeki kaynakların petrol ve doğal gazın yanı sıra, uranyum, balık, altın, elmas ve diğer birçok değerli madenin bolluk içinde olduğunu ifade etti.

    Tufts Üniversitesi The Fletcher Okulu Denizcilik Çalışmaları Bölümü’nden Prof Rockford Weitz Kuzey Kutbu’nun birçok açıdan dünyanın en yeni gelişen pazarı olduğunu belirtiyor. Euronews’a konuşan Prof Weitz 15 yıldır Kuzey Buz Denizi’nin erimesinin yeni kaynakların araştırılmasına imkan verecek şekilde daha fazla erişimi kolaylaştırdığını söylüyor.

    Buzların erimesi soğuk deniz balıkçılığı için de yeni fırsatlar sunuyor. Özelikle Norveç ve Danimarka bu alanda yeni adımlar peşinde.

    Yeni ticaret yolları yeni fırsatlar sunabilir

    2005 yılında yapılan bir araştırma Kuzey Kutbu’nda buzulların erime hızının bu şekilde devam etmesi halinde Kuzey Buz Denizi’nin 2040 itibarıyla buzsuz kalabileceğini ortaya koyuyor.

    Buzların erimesi bazı yolların yer değiştirmesine ve yeni deniz yollarının açılmasına sebep oluyor. Bu durum özellikle Asya’dan Batı’ya olan ticarette yeni yolların kullanımını ve bu yollar üzerindeki hakimiyet tartışmalarının önünü açabilir.

    Hem enerji kaynaklarını hem de ticaret yollarını çeşitlendirmeyi amaçlayan Çin için Kuzey Kutbu önemli fırsatlar sunabilir. Yeni ticaret yolları arayan Çin Kuzey Buz Denizi’nden Avrupa’ya doğru açılmayı, böylece Süveyş ve Malacca kanallarına alternatif bir yol geliştirmeyi hesaplıyor. Prof Weitz’a göre Çin Bering Boğazı’ndan geçeren Norveç ve Rus doğal gazına doğrudan ulaşabilmeyi ve Kuzey Kutbu ve Kuzey Pasifik üzerinden doğrudan ülkesine getirmeyi arzuluyor.

    Turizm ve çevre sorunları

    Kuzey Kutbu’nun erimesi turizm açısından da yeni olanakları açığa çıkarıyor. Özellikle yolcu gemileriyle seyahat turlarını Kuzey Buz Denizi’ne taşımak isteyen turizm şirketleri bu kapsamda kuzey ışıklarındanyerel topluluklarla özgün iletişime kadar farklı paketler planlıyor.

    Ancak bölgedeki turizm faaliyetlerinin, gemilerin buzullarda seyahati sırasında ortaya çıkabilecek beklenmedik gelişmeler, yolcuların güvenliği, çevre kirliliği, gemilerin atıklarının, özellikle de yaşanabilecek bir petrol sızıntısının temizlenmesi gibi birçok potansiyel sorunu da beraberinde getirebileceğine dikkat çekiliyor.

    Ulusal prestij ve üstünlük

    Kuzey Kutbu Soğuk Savaş döneminde NATO ve Sovyetler Birliği arasında bir çeşit cephe haline geldi. Burada askeri üsler kuran ve pahalı techizata yatırım yapan ülkeler dönemin bitişiyle ya bu tesisleri söktü ya da çürümeye terketti. Rusya ile Norveç arasında Barent Denizi’ndeki uzun soluklu deniz sınırı anlaşmazlığı da 2010 yılında çözüme bağlandı.

    Ancak eriyen buzullar bölgedeki askeri ve stratejik hevesleri yeniden harekete geçirdi. Özellikle Rusya’nın son dönemde Kuzey Kutbu’ndaki girişimleri bölgedeki jeopolitik rekabeti açıkça gözler önüne sermeye başladı. Yalnızca Kuzey Kutbu’na kıyısı olan ülkeler değil, Fransa ve İngiltere gibi başka ülkeler de bölgedeki askeri girişimlerde yer almak arzusunda.

    Prof Rockford Weitz’a göre bölgede hala çatışmadan ziyade işbirliği havası hakim. Ancak ortaya çıkabilecek farklı senaryolar durumu değiştirebilir.

    Kuzey Kutup Bölgesi’nde çatışma senaryoları neler olabilir?

    Prof Weitz balıkçılık, denizcilik sınırları ve deniz yatağı haklarının tartışma konusu olabileceğine dikkat çekiyor. Özellikle kaynaklar üzerindeki rekabetten dolayı neredeyse kazara bir çatışma yaşanması ve yayılması olasılığının oluşabileceğini düşünen Weitz şu sözlerle devam ediyor.

    “Bu tür çatışmlar başlangıçta sahil güvenlik arasındaki sürtüşmelere dönüşebilir ama donanma rekabetini de görememiz mümkün. Bence en olası senaryo, Rus sahil güvenliği ve Rus donanması ile NATO ülkelerine ait bir kombinasyon arasında görülebilir. Ve bu bir çatışmaya dönüşebilir. Ancak Soğuk Savaşın yararlı sonuçlarından biri olarak, artık Rusya ve NATO arasında protokoller ve iletişim kanalları var.”

    Prof Weitz bir diğer senaryonun, çatışmanın başka bir yerde çıkıp Kuzey Kutbu’na yayılması şeklinde gelişebileceğini öngörüyor:

    “Örneğin Karadeniz’de Rusya, NATO ve Ukrayna arasında bir donanma çatışması çıkabilir ve bu Kuzey Kutbu’na sıçrayabiir. Bu da Kuzey Kutbu’nu küresel bir çatışmanın bir parçası haline geldiği başka bir senaryo”.

  • G7 Dışişleri Bakanları Toplantısı’nın ilk gününde Myanmar, Libya ve İran gündemdeydi

    G7 Dışişleri Bakanları Toplantısı’nın ilk gününde Myanmar, Libya ve İran gündemdeydi


    Dünyanın önde gelen sanayileşmiş yedi ülkesini biraraya getiren G7 grubunun dışişleri bakanları dönem başkanı İngiltere’nin başkenti Londra’da biraraya geldi. İki yıldan uzun süredir ilk defa yüzyüze biraraya gelen dışişleri bakanlarının gündeminde sağlık, refah ve demokrasi gibi konular bulunuyor.

    İngiltere Dışişleri Bakanı Dominic Raab bu yılki toplantının açık, demokratik toplumları biraraya getirmek ve ortak zorluklar ile yükselen tehditlerle mücadele edilmesi gereken bu zamanda birliktelik sergilemek için bir fırsat olduğunu kaydetti.

    Salı günü başlayan ve iki sürecek olan toplantıda ev sahibi İngiltere, giderek saldırganlaşan faaliyetler içerisinde olan Rusya, Çin ve İran’ın demokratik toplumlara ve uluslararası hukuk kurallarına meydan okuduğu uyarısında bulundu.

    Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Kanada, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya ve İngiltere’nin oluşturduğu G7 grubu dışişleri bakanları toplantısına Avustralya, Hindistan, Güney Kore ve Güney Sfrika Cumhuriyeti dışişleri bakanlrı da davet edildi. Bu davetin sebebinin İngiltere’nin bu coğrafyalarda ilişkilerini derinleştirme arzusunun yattığı belirtiliyor.

    Gündemde uluslararası sorunlu bölgeler ve koronavirüs aşısı da var

    Toplantıya katılan dışişleri bakanlarının koronavirüs salgınıyla mücadele aşının dünya açapında daığıtımı için nasıl bir yol izlenebileceğini de konuşması bekleniyor. Zengin ülkeler önce kendi haklarını aşılamadan ellerindeki aşı stoklarının küresel çapta dağıtımına isteksiz yaklaşıyorlar.

    G7 grubunun Dışişleri Bakanları Toplantısı, 11 – 13 Haziran’da İngiltere’nin Cornwall’daki Carbis Bay’de yapılacak olan Devlet Başkanları Zirvesi’nin ön hazırlıklarından birini oluşturuyor. Toplantının gündemindeki diğer konular arasında Myanmar’daki askeri , Etiyopya’daki Tigray krizi ve Amerikan birliklerinin Afganistan’dan çekilmesi gibi konular da bulunuyor.

    Toplantının ilk gününde Myanmar’daki gelişmelerle iligili görüşmelerin ardından Lİbya ve Suriye’deki iç savaç konularının da ele alındığı bildirildi.

    Borrell: Libya ve İran konusunda umut yaratan ilerlemeler var

    Toplantının gündemine ilişkin en kapsamlı açıklama Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’den geldi. Borrell İran ve Libya ile ilgili umut verici gelişmelerin olduğuna işaret etti.

    İran’ın nükleer anlaşmasıyla ilgili müzakerelerde son durumu ABD Dışişleri Bakanı Blinken’la görüştüklerini ifade eden Borrell, bunun zor bir süreç olduğunu ama devam ettiğini ve cuma gününden itibaren yeni bir tur müzakerelere başlayacaklarını açıkladı.

    Borrell Libya’da ateşkesin sürdüğünü kaydederek, iyimser olduklarını ve iyi haber umduklarını dile getirdi.

    Çin’le ilişkiler, Rusya, Etiyopya, Somali, Sahara bölgesindeki sorunları mevkidaşlarıyla görüşme fırsatı bulduğunu belirten Borrell Kolombiya’da bir haftadır süren protesto eylemlerinde 19 kişinmin hayatını kaydettiği olaylardan endişe duyduğunu da sözlerine ekledi.

    Borrell toplantıda , AB’nin üçüncü ülkelerden birliğe seyahat edeceklerin AB onaylı aşı olduklarını kanıtlamaları halinde sınırların açlıması üzerine görüş alışverişinde bulunduklarını da sözlerine ekledi.