Etiket: Ukrayna

  • Çin, Rusya’ya askeri yardım sağlayabilir mi? Uzmanlar ne diyor?

    Çin, Rusya’ya askeri yardım sağlayabilir mi? Uzmanlar ne diyor?


    Amerika Birleşik Devletleri, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşla ilgili Çin’den askeri destek istediğini öne sürüyor. Hem Moskova hem Pekin yönetimi iddiaları yalanladı. Çin dişişleri bakanlığı sözcüsü de bunu bir ‘dezenformasyon’ faaliyeti olarak tanımladı.

    Buna rağmen Çin’in kısa bir süre önce “en önemli stratejik ortağı” olarak tanımladığı Moskova için ne kadar ileri gidebileceği merak konusu.

    ABD ne demişti?

    Rusya’nın Çin’den askeri destek istediği raporlarının ardından isminin açıklanmasını istemeyen Amerikalı yetkililer, Washington’un Çin’in Rusya’ya Ukrayna’daki savaş için askeri destek ve batılı ülkelerin yaptırımlarının etkisini azaltmak için finansal destek vermeye hazır olduğu yönünde mesaj gönderdiğini tespit ettiğini açıklamıştı.

    Pazartesi günü Roma’da yapılan bir toplantıda Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan her ne kadar Kremlin iddiaları yalanlasa da Çin’in kıdemli dış politika danışmanı Yang Cieçi’yi böyle bir destek vermemeleri konusunda uyarmıştı.

    Pekin yönetiminin diyalog ve ulusal toprak bütünlüğüne saygı duyma çağrılarına rağmen Rus işgalini doğrudan eleştirmemesi nedeniyle ABD, Çin’in niyeti konusunda temkinli.

    Çin’in katkısı ne olabilir?

    Uzmanlar Çin’in katkısının savaş uçağı ya da tank gibi büyük araçlar yerine kurşun veya yiyecek gibi küçük destekler olma ihtimalini daha yüksek buluyor.

    Eski bir ABD savunma bakanlığı çalışanı olan Singapur Lee Kuan Yew Kamu Yönetimi Okulu’ndan Drew Thompson, Çin’in “büyük ihtimalle uluslararası yaptırımlara maruz kalmamak için Rusya’ya yüksek profilli, yüksek maliyetli silah satışından” kaçınacağının belirtti.

    Thompson’a göre Pekin daha çok yedek parça, gıda, mermi ve çift kullanımlı araç ve gereçler sağlayarak uluslararası tepkiden kaçınmaya çalışacak.

    Örneğin Rus helikopterleri yerden atılan ısı güdümlü Stinger gibi füzeleri savuşturmak için ısı fişekleri kullandığını vurgulayan Thompson, eğer Rus sistemleri ile uyumlularsa Çin’in bu fişeklerden tedarik edebileceğini söylüyor. Thompson ayrıca Çin’in gözetleme bilgisi ve istihbarat paylaşımında bulunabileceğini de belirtti.

    Avustralya Lowy Enstitüsü Uluslararası Güvenlik Programından Sam Roggeveen ise, Rusya’nın kısa sürede Çin ekipman ve mühimmatını kendi sistemine entegre etmesinin mümkün olmadığını belirterek desteğin asker karavanası gibi temel şeylerle sınırlı olacağını vurguladı.

    Çin buna girişir mi?

    Her ne kadar imkansız olmasa da hem Çinli hem de Çinli olmayan uzmanlar bunun ihtimal dışı olması için bir çok neden sunuyor. Bunların ilki kötü bir imaj çizmesi.

    Pekin Renmin Üniversitesi’nden Shi Yinhong “Çin’in sağladığı desteğin Ukrayna’da kullanılmaması için elinden geleni yapacaktır,” ifadelerini kullanarak Çin’in “Rusya’nın Ukrayna’daki operasyonuna destek sağlaması için” bir saik bulunmadığını vurguladı.

    Roggeveen de Çin’in Moskova’ya destek vermesinde bir avantaj olmadığını aksine zayıflamış bir Rusya’nın Çin’in ekonomik ve stratejik çıkarları için daha iyi olduğunu belirtti.

    Şangay Siyaset Bilimi ve Hukuk Üniversitesi Avrupa ve Asya Çalışmaları Enstitüsü Direktörü Li Xin de “Rusya’nın Ukrayna’daki askeri operasyonu doğal olarak bir işgale dönüştü e Çin asla bir ülkeye başka egemen bir ülkeye saldırması için silah temin etmeyecektir. Bu uluslararası hukuka aykırıdır,” ifadelerini kullandı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Japonya: Rusya’nın Ukrayna’yı işgali BM Güvenlik Konseyi’nde reform ihtiyacını gösterdi

    Japonya: Rusya’nın Ukrayna’yı işgali BM Güvenlik Konseyi’nde reform ihtiyacını gösterdi


    Japonya Dışişleri Bakanı Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde reform yapılması ihtiyacını gösterdiğini belirtti.

    Bir basın konferansında konuşan bakan Yoshimasa Hayashi, konseyin reformu için ülkesinin elinden geleni yapacağını vurguladı.

    Daha önce sekiz dönem konseyde daimi olmayan üye olarak görev alan Japonya, bir süredir Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin daimi üyesi olmak için talepte bulunuyor.

    1956’dan bu yana BM üyesi olan Japonya, örgütle iş birliğini dış politikasının temel taşı olarak gördüğünü belirtiyor. Dışişleri Bakanlığı, daimi üyelik talebi için ileri sürdüğü gerekçede Japonya’nın dünyanın ikinci en büyük ekonomisi olduğunun altını çiziliyor.

    Ulusal gücünü ekonomisinden aldığını ifade eden Japonya, BM ve Güvenlik Konseyi’nin çabalarına çeşitli katkılar sağlayarak büyük küresel sorumlulukları yerine getirme kapasitesine sahip olduğunu belirtiyor.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın en bilinen siyasi doktrinlerinden biri BM’nin reformu üzerine odaklanıyor. “Dünya beşten büyüktür” olarak ifade edilen bu doktrinde BM’nin meşruiyet, işlevsellik, etkinlik, kapsayıcılık, temsil ve yönetişim sorunlarına dikkat çekilerek özellikle BM Güvenlik Konseyi’nde kapsamlı bir reform ihtiyacının altı çiziliyor.

    BM’nin bağlayıcı karar alabilme yetkisine sahip iki organdan biri olan Güvenlik Konseyinin beş daimi üyesi, 10 daimi olmayan, seçilmiş üyesi bulunuyor. Daimi üyeler Amerika Birleşik Devletleri, Rusya, Fransa, İngiltere ve Çin’in güvenlik ve barış konularındaki kararları veto hakkı bulunuyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Rusya’dan misilleme: Joe Biden ve 12 üst düzey Amerikalı yaptırım listesine alındı

    Rusya’dan misilleme: Joe Biden ve 12 üst düzey Amerikalı yaptırım listesine alındı


    Rusya; ABD Başkanı Joe Biden, Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve CIA Direktörü William Burns dahil 13 ABD’li yetkilinin yaptırım listesine alındığını açıkladı. Moskova yönetimi 313 Kanada vatandaşını da yaptırım listesine alırken, ABD, Rusya yaptırımlarını genişletti.

    Rusya Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada ayrıca Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki, eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ve bazı başka yetkililerin ülkeye girişinin yasaklandığı kaydedildi.

    Bakanlığın açıklamasında, ABD’nin Rus üst düzey yetkililerine yönelik ABD’ye giriş yasağı ve diğer bazı yasakları içeren benzeri görülmemiş yaptırımlarına cevap olarak 15 Mart’tan itibaren ABD’li üst düzey yetkililerin yaptırım listesine dahil edildiği bildirildi.

    Açıklamada, “Karşı tepki olarak atılan bu adım, Rusya’nın cepheden çevrelenmesi konusunda tüm nezaketi bir kenara bırakarak, Amerikan hegemonyasını sürdürmek için umutsuz bir girişimde bulunan mevcut ABD yönetiminin Rusya karşıtı anlayışının kaçınılmaz sonucudur” ifadelerine yer verildi.

    Yaptırım listesi genişleyecek

    Aynı zamanda, Rusya’nın ulusal çıkarlarını karşılaması halinde resmi ilişkileri sürdürmeyi reddetmeyecekleri belirtilen açıklamada, gerekirse üst düzey organizasyonlarda “kara listede” yer alan kişilerin statüsünden kaynaklanan sorunların çözülebileceğine dikkat çekildi.

    Yaptırım listesine dahil edilen isimler şöyle sıralandı:

    • ABD Başkanı Joe Biden
    • ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken
    • CIA Direktörü William Burns
    • ABD Savunma Bakanı Lloyd James Austin
    • ABD Genelkurmay Başkanı Mark Milley
    • ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan
    • Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki
    • Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Danışman Yardımcısı Daleep Singh
    • ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı Başkanı Samantha Power
    • Joe Biden’ın oğlu Hunter Biden
    • Eski Dışişleri Bakanı ve ABD başkan adayı Hillary Clinton
    • ABD Maliye Bakan Yardımcısı Adewale Adeyemo
    • ABD Export-Import (EXIM) Bankası Başkanı Reta Jo Lewis

    Açıklamada yakın gelecekte, Rus düşmanı olan veya Rusya’ya karşı nefreti körüklemeye katkıda bulunan üst düzey ABD’li yetkililer, askeri yetkililer, milletvekilleri, iş insanları, uzmanlar ve medya mensuplarının da dahil edildiği yaptırım listesinin duyurulacağı kaydedildi.

    Moskova’dan Kanada’ya yaptırım cevabı

    Moskova yönetimi, Ukrayna işgali nedeniyle yaptırım uygulayan Kanada’ya da misillemede bulundu. Rusya, Kanada Başbakanı Trudeau ve bazı yetkililerin bulunduğu 313 Kanada vatandaşının yaptırım listesine alındığını açıkladı.

    ABD, Rusya Savunma Bakanlığından 11 yetkiliye yaptırım uyguladı

    ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Rusya’nın Ukrayna’ya savaş açmasından dolayı 8’i Savunma Bakan Yardımcısı olmak üzere Rusya Savunma Bakanlığından 11 üst düzey yetkiliyi yaptırım listesine aldıklarını açıkladı.

    Blinken, yaptığı yazılı açıklamada, Rusya’nın, Ukrayna’ya yönelik önceden tasarlanmış, sebepsiz ve haksız bir saldırı gerçekleştirdiğini ve saldırılarda çocuklar da dahil çok sayıda sivilin hayatını kaybettiğini belirtti.

    ABD’nin bu savaşta sorumluluğu bulunan Rus savunma yetkililerine bedeller ödetmeye devam ettiğini aktaran Blinken, yaptırım listesine alınan 11 yetkilinin isim ve görevlerini paylaştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Batılı finans devleri Ukrayna savaşı sonrası tek tek Rusya’ya sırtını dönüyor

    Batılı finans devleri Ukrayna savaşı sonrası tek tek Rusya’ya sırtını dönüyor


    Batılı finans devleri Rusya’ya sırtını dönemeye devam ediyor. Alman Deutsche Bank Rusya’dan tamamen çıkmayı planlarken, Londra Borsası da Rusya’daki tüm aktivitlerini ve etkileşimlerini durdurdu.

    Rusya ile devam eden bağları nedeniyle sert eleştirilere maruz kalmış olan Deutsche Bank, hafta sonu bu ülke ile olan ilişkisini bitireceğini duyurdu.

    Bu karar ile birlikte Deutsche Bank, ABD’nin en büyük bankaları Goldman Sachs ve JPMorgan’ın 24 Şubat itibarı ile attığı adımı takip etmiş oldu.

    Deutsche Bank, Rusya’da iş yapan çok uluslu üreticilerin desteklenmesi gerektiğini savunuyordu ancak yatırımcıların baskısı üzerine rota değişikliğine gidildi. Deutsche Bank’dan yapılan açıklamada, “Rusya’da kalan son işlerimizi de toparlayıp sonlandırıyoruz. Bu ülkedeki Rus olmayan şirketlere de operasyonlarını azaltma tavsiyelerinde bulunuyoruz.” denildi.

    “Rusya’da yeni bir iş olmayacak”

    Zürih Sigorta’nın sözcüsü de Reuters’e verdiği demeçte, İsviçreli şirketin artık Rusya’da yeni projelerde yer almayacağını kaydetti.

    Çeşitli varlık yöneticileri de Rusya’da artık yeni yatırımlar olmayacağını açıkladı ve çok sayıda Rus fonunun da dondurulduğunu belirtti.

    Rusya’nın üzerinde kurulan baskının işe yaradığı da görülmeye başlanıyor zira her iki taraf da müzakerelerde yol alınmakta olduğunu duyurdu.

    Endekslerden siliniyorlar

    Endeks firması FTSE Russell da Birleşik Krallık listesindeki Rus şirketlere artık endekslerde yer verilmeyeceğini açıkladı.

    Buna göre; Evraz, Polymetal International, Petropavlovsk ve Raven Property Group gibi dev firmalar tüm FTSE endekslerinden silinecek.

    Rusya, Ukrayna’daki eylemlerini “özel operasyon” olarak nitelendirmeye devam ediyor ancak dünya bu işgalin faturasını Rusya’ya ödetmeye kararlı görünüyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • SIPRI raporu 2022: Hangi ülke ne kadar silah ithal ediyor?

    SIPRI raporu 2022: Hangi ülke ne kadar silah ithal ediyor?


    Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI), küresel silah transferine ilişkin yeni araştırmasında, küresel silah ticareti nispeten düşerken, son 5 yılda silah ithalatında en büyük artışın Avrupa’da görüldüğünü ortaya koydu.

    Merkezi İsveç’in başkenti Stockholm’de bulunan ve küresel olarak silahlı çatışmalar, askeri harcamalar, silah ticareti, silahsızlanma ve silah kontrolü gibi konularda analizler ve tavsiyeler sağlayan SIPRI tarafından yayımlanan rapora göre, 2017-2021’de küresel olarak silah ithalatı önceki 5 yıla göre yüzde 4,6 düşerken, Avrupa’da yüzde 19’luk artış kaydedildi.

    Büyük silahların uluslararası transferlerinde, 2012-2016 ve 2017-2021’de çok az bir düşüş görülürken, Avrupa, Doğu Asya ve Okyanusya devletlerinin silah ithalatı önemli ölçüde arttı.

    Avrupa’nın en büyük silah ithalatçıları İngiltere, Norveç ve Hollanda

    Dünyada silah ithalatında en büyük artış Avrupa’da gerçekleşirken, 2017-2021’de Avrupa devletlerinin silah ithalatı 2012-2016’ya kıyasla yüzde 19 arttı ve küresel silah transferlerinin yüzde 13’ünü oluşturdu.

    Avrupa’nın en büyük silah ithalatçılarını ise İngiltere, Norveç ve Hollanda oluşturdu. Diğer Avrupa devletlerinin de yakın zamanda özellikle de ABD’den savaş uçakları için büyük siparişler vermiş olmaları nedeniyle gelecek 10 yılda silah ithalatlarını önemli ölçüde artırmaları bekleniyor.

    Rusya’yla ilişkiler, Avrupa silah ithalatındaki büyümenin önemli itici gücü oldu

    Ukrayna’nın doğusunda 2017-2021’de yaşanan silahlı çatışmalara rağmen, ülkelerin bu dönemde silah ithalatı çok sınırlı gerçekleşti.

    SIPRI Silah Transferleri Programının Kıdemli Araştırmacısı Pieter D. Wezeman, yaptığı açıklamada, “Çoğu Avrupa devleti ile Rusya arasındaki ilişkilerde yaşanan ciddi bozulma, özellikle tüm ihtiyaçlarını ulusal silah endüstrileri aracılığıyla karşılayamayan devletler için Avrupa silah ithalatındaki büyümenin önemli bir itici gücü oldu.” dedi.

    Küresel silah transferlerinde az miktardaki düşüşün, bölgesel eğilimler arasındaki büyük farklılıkları maskelediğini söyleyen Wezeman, “Güney Amerika silah ithalatının son 50 yılın en düşük seviyesine ulaşması gibi bazı olumlu gelişmeler olurken, Avrupa, Doğu Asya, Okyanusya ve Orta Doğu gibi yerlerin silah ithalatının artması veya devam etmesi endişe verici silah birikimlerine katkıda bulundu.” şeklinde konuştu.

    Hindistan, gelecek birkaç yılda büyük ölçekli silah ithalatı planlıyor

    Asya ve Okyanusya, 2017-21’de küresel transferlerin yüzde 43’ünü alarak silah ithal eden en büyük bölge olmayı sürdürdü.

    Hindistan’ın silah ithalatı 2012-16 ve 2017-2021 arasında yüzde 21 azaldı ancak bu ülke dünyanın en büyük ithalatçısı olmaya devam etti ve gelecek birkaç yılda birkaç tedarikçiden büyük ölçekli silah ithalatı planlıyor.

    Kıdemli Araştırmacı Wezeman, Çin ile Asya ve Okyanusya’daki birçok devlet arasındaki gerilimin, bölgedeki silah ithalatının ana itici gücü olduğuna işaret ederek “Bu gerilimler, ABD’nin bölgeye silah transferinde de önemli bir faktör. ABD, Asya ve Okyanusya’nın en büyük tedarikçisi olmaya devam ediyor çünkü silah ihracatı ABD’nin Çin’e yönelik dış politikasının önemli bir unsuru.” değerlendirmesinde bulundu.

    Orta Doğu’nun silah ithalatı keskin artışın ardından dengelendi

    Orta Doğu ülkeleri, 2017-2021’de 2012-2016’ya kıyasla yüzde 2,8 daha fazla silah ithal etti. Buna karşılık, 2007-2011 ve 2012-2016 arasında bölgeye yapılan silah ithalatında yüzde 86’lık bir artış görülmüştü.

    Yemen’deki çatışmanın devam etmesi ve İran ile bölgedeki diğer devletler arasındaki tansiyonun yüksek seyretmesi nedeniyle Körfez’deki güvenlik gelişmelerinde silah ithalatı önemli bir rol oynadı.

    Dünyanın en büyük ikinci silah ithalatçısı olan Suudi Arabistan’ın silah ithalatı 2012-2016 ve 2017-2021 arasında yüzde 27 arttı.

    Silah ithalatını yüzde 227 artıran Katar, en büyük silah ithalatçıları sıralamasında 22’den 6’ya yükseldi.

    ABD ve Fransa’nın silah ihracatı artıyor

    ABD, silah ihracatını 2012-2016 ve 2017-2021 arasında yüzde 14 artırarak küresel payını yüzde 32’den yüzde 39’a çıkardı.

    ABD’nin 2017-2021’deki silah ihracatı, ikinci en büyük ihracatçı olan Rusya’nın iki katından daha fazla gerçekleşti.

    Orta Doğu ise ABD silah transferlerinin yüzde 43’ünü oluşturuyor.

    ABD silah ihracatının büyümesi için özel öneme sahip olan, Suudi Arabistan’a yapılan büyük silah teslimatlarında yüzde 106’lık artış görüldü.

    2017-2021’de tüm silah ihracatının yüzde 19’unu oluşturan Rusya’da, 2012-2016 ve 2017-2021 arasında silah ihracatında yüzde 26 düşüş görüldü.

    Rusya’nın silah ihracatındaki genel düşüş, Hindistan ve Vietnam’a yapılan silah teslimatlarındaki düşüşten kaynaklandı.

    Gelecek yıllarda Rusya’dan Hindistan’a birkaç büyük silah teslimatı bekleniyor.

    Fransa, 2017-2021’de küresel silah ihracatının yüzde 11’ini oluşturarak, üçüncü en büyük silah ihracatçısı oldu.

    Paris, silah ihracatını 2012-2016 ve 2017-2021 arasında yüzde 59 artırdı.

    Çin, 2017-2021’de dördüncü ve Almanya ise beşinci en büyük silah ihracatçısı oldu.

    Çin’in silah ihracatı 2012-2016 ve 2017-2021 arasında yüzde 31 azalırken, Almanya’nınki yüzde 19 düşüş gösterdi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ankara’ya gelen Almanya Başbakanı Scholz’dan AB, Rusya ve enerji konularında önemli mesajlar

    Ankara’ya gelen Almanya Başbakanı Scholz’dan AB, Rusya ve enerji konularında önemli mesajlar


    Resmi temaslarda bulunmak üzere Ankara’ya gelen Almanya Başbakanı Scholz, iki ülke ilişkilerinin yanı sıra Rusya’nın Ukrayna işgali, enerji, Montrö Boğazlar Sözleşmesi ve Türkiye-AB ilişkileri konularında önemli mesajlar verdi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Almanya Federal Cumhuriyeti Şansölyesi Olaf Scholz’u resmi törenle karşıladı.

    Baş başa ve heyetler arası görüşmelerin ardından ortak basın toplantısında konuşan Erdoğan, Ukrayna işgaliyle ilgili “Avrupa güvenliğine yönelik önlemleri alırken diğer yandan çözüme dönük diplomatik çabaların hızlandırılmasında mutabık kaldık.” dedi.

    Erdoğan ayrıca “Almanya ile 2020’de 38 milyar dolar civarında olan ikili ticaret hacmimiz 2021’de 41 milyar doları aştı. Bu rakamı 50 milyar dolara taşımakta kararlıyız.” diye konuştu.

    Scholz: Enerji alanındaki işbirliği çok önemli

    Almanya Şansölyesi Scholz ise Rusya lideri Putin’e Ukrayna konusunda çağrıda bulunarak, “Artık durun diyoruz” dedi.

    “AB ile Türkiye arasında enerji alanındaki işbirliği çok önemli” diyen Scholz, Türkiye ile AB arasında üst düzey diyalog formatlarını devreye sokacaklarını söyledi.

    Scholz ayrıca, “Montrö anlaşması uyarınca Boğazların savaş gemilerine kapatılmasının önemli bir katkı olduğunu düşünüyoruz. Ukrayna kendisi için neyin doğru olduğuna kendi karar vermeli” diye konuştu.

    Scholz, Türkiye ile ilişkilerde büyük potansiyel bulunduğunu ve bunu daha iyi değerlendirmek istediklerini belirtti.

    Türkiye, Rusya’dan silah satın almaya devam edecek mi?

    Erdoğan, basın toplantısında yaptığı açıklamada, Ukrayna’nın işgali göz önüne alındığında Türkiye’nin Rusya’dan gelecekte silah satın alıp almayacağını söylemek için erken olduğunu, Ankara’nın koşullara göre karar vereceğini bildirdi.

    Türkiye’nin Ukrayna’ya NATO müttefiklerinin Rusya ile bağlarına rağmen yapamadığı şekilde askeri destek sağladığını ifade eden Erdoğan, Ankara’nın Kiev’e askeri desteğinin devam edeceğini bildirdi.

    NATO üyesi Türkiye, Rusya’dan S-400 savunma sistemleri almasının ardından ABD’nin askeri silah yaptırımlarına hedef olmuştu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ukrayna tartışmalı yüz tanıma teknolojisi ile Rusların ve ölülerin kimlik tespitini yapabilecek

    Ukrayna tartışmalı yüz tanıma teknolojisi ile Rusların ve ölülerin kimlik tespitini yapabilecek


    ABD’li yapay zeka şirketi Clearview AI tarafından sunulan yüz tanıma teknolojisinin Ukrayna Savunma Bakanlığı tarafından cumartesi gününden bu yana kullanılmaya başlandığı bildirildi.

    Amerika Birleşik Devletleri merkezli istihbarat platformu Clearviwew AI’ın sunduğu teknoloji sayesinde bakanlığın Rus saldırganları ortaya çıkarabileceği, yanlış bilgi ile mücadele edebileceği ve ölülerin kimliğini saptayabileceği belirtildi.

    Clearview AI’ın danışmanlarından Lee Wolosky, Ukrayna’nın ücretsiz kullanımına sunulan etkin yüz tanıma arama motorunun yetkililere kontrol noktalarında şüpheli kişileri tespit etme imkanı tanıyacağını belirtti.

    Guantanamo Körfezi’ndeki tutuklama merkezinin kapatılmasında rol oynayan eski diplomat Wolosky, Clearview AI’ın Rus sosyal medya hizmeti VKontakte’ye erişimi sayesinde halka açık PimEyes’dakine göre çok daha kapsamlı bir veri tabanı yarattığını vurguladı. PimEyes savaş fotoğraflarında kişilerin kimliğini saptamak için kullanılan halka açık yüz tanıma ve geriye dönük görüntü arama motoru.

    Wolosky bu bilgilere ek olarak, Ukrayna hükümetindeki başka birimlerin de önümüzdeki günlerde Clearview AI’ı kullanmaya başlamasının beklendiğini kaydetti. Clearview AI’ın hizmetlerinin Rusya’ya teklif edilmediğinin de altı çizildi.

    Ukrayna Dijital Dönüşüm Bakanlığı sözcüsü daha önce Clearview AI gibi ABD merkezli yapay zeka şirketlerinin teklif ettiği teknolojileri kullanmayı düşündüğünü belirtmişti. Birçok Batılı şirket Ukrayna’ya yardım için internet donanımı, siber güvenlik araçları ve diğer destekleri sunma sözü vermişti.

    Milyarlarca fotoğrafa erişim sağlıyor

    Ukrayna ile şirket arasındaki işbirliğinin Clearview AI’ın tepe yöneticisi Hoan Ton-That’ın Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından Ukraynalı yetkililere gönderdiği bir mektupla şekillenmeye başladı.

    Ton-That, Reuters haber ajansının bir kopyasına eriştiği mektupta şirketinin Rus sosyal medya hizmeti VKontakte’deki toplam 10 milyar fotoğraflık veri tabanı içinde 2 milyar fotoğrafın hizmetinde olduğunu bildirdi.

    Şirketin veri taban sayesinde Ukrayna’nın parmak izinini eşleştirmekten çok daha kolay bir şekilde ölüleri tespit edebileceğini belirten Clearview tepe yöneticisi teknolojilerinin hasarlı yüzlerde bile çalıştığının altını çizdi. ABD Enerji Bakanlığı tarafından yapılan bir çalışmada bozulmanın teknolojinin etkinliğini azalttığını tespit etmesine karşı 2021’deki bir konferansta hazırlanan çalışma daha olumlu sonuçlar öngörüyor.

    Ton-That mektubunda şirketin teknolojisinin ayrıca ailelerinden ayrı düşen mültecilerin yeniden birleştirilmesi, Rus gizli ajanların tespti ve hükümetin savaşla ilgili sahte sosyal medya paylaşımlarını açığa çıkarmada da kullanılabileceğini ifade etti, ancak Ukrayna Savunma Bakanlığı’nın teknolojiyi kullanma maksadının açık olmadığını dile getirdi.

    Yüz tanıma metoduna ilişkin uyarılar

    Yüz tanıma metodunun kullanımına ilişkin çeşitli eleştiriler dile getiriyor. New York’taki Gözetim Teknolojisi Denetim Projesi icra direktörlerinden Albert Fox Cahn savaş zamanında kontrol noktlarında yüz tanımanın kullanılmasının yanlış kimlik tespitine yol açabileceği konusunda uyarıyor.

    Yanış eşleşmenin sivil ölümere neden olabileceğini belirten Cahn polislerin yüz tanıma metodunu kullanırken haksız tutuklama yapmasıyla kıyaslıyor ve “İyi niyetli teknolojinin geri tepmesi ve yardım etmesi gereken insanlara zarar verir hale gelmesi” riskine dikkat çekiyor.

    Cahn, bu teknolojinin savaş bölgelerinde en az tehlikeli kullanımın ölülerin kimlik tespiti olduğunu belirtiyor. Çünkü Cahn’a göre “bu sistemleri ve bağlantılı veri tabanlarını bir kez savaş alanına sokarsanız kullanımı ve suistimali üzerine kontrolü kaybedebilirsiniz.”

    Bu eleştiriler karşısında kimlik saptamada tek kaynak olarak kullanılmaması gerektiğini ifade eden şirketin tepe yöneticisi Ton-That Clearview AI’ın teknolojisinin Cenevre Konvansiyonu’nu ihlal eder halde kullanılmamasını istemediğini söylüyor. Cenevre Konvansiyonu olarak bilinen uluslararası anlaşma savaş zamanında insani muamele için yasal standartları belirliyor.

    Clearview AI’a gizlilik hakkının ihlali suçlamaları

    Şirket diğer kullanıcılar gibi Ukraynalılara da teknolojiyi kullanım eğitimi veriyor. Ayrıca kullanıcıların vaka sayısını girmeleri ve arama öncesinde gerekçe göstermeleri isteniyor. Hizmetini özellikle ABD’deki emniyet birimlerinin kullanımına sunan Clearview AI’a karşı ABD’de internetten aldığı görüntülerin gizlilik haklarını ihlal ettiği suçlamasıyla birçok dava açılmış durumda.

    Clearview AI’ın veri toplama sistemini Google aramaya benzetiyor, ancak aralarında İngitere ve Avustralya’nın bulunduğu birçok ülke bu uygulamayı yasa dışı olarak kabul ediyor.

    9 Mart’ta İtalya veri koruma kurumu Avrupa Birliği’nin gizlilik hakkı yasalarını ihlal suçundan dolayı Clearview AI’a 20 milyon euro para cezası vermiş, şirketin bünyesindeki İtalyan vatandaşlarına ait verilerin derhal silinmesini ve biyometrik verileri işleme koymasının yasaklanması talimatını vermişti.

    İtalyan kurum yaptığı açıklamada Clearview AI’ın İtalyanların biyometrik verilerini “yasa dışı şekilde, yeterince hukuki temeli olmaksızın işleme koyduğunu” belirtmiş ve şirketin veri sahiplerinin gizlilik ve ayrımcılığa tabi olmama hakkı gibi özgürlüklerini ihlal ettiğini” ifade etmişti.

    Sosyal medya platformu Facebook ve bağlı olduğu Meta Platformları Clearview AI’ın veri talebini sonlandırmasını istemişti. VKontakte ise konuya ilişkin açıklamada bulunmadı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Almanya, ABD’den 35 adet F-35 savaş uçağı alacak

    Almanya, ABD’den 35 adet F-35 savaş uçağı alacak


    Alman hükümetinin Tornado uçaklarının yerine ABD’den 35 F-35 savaş uçağı alacağı bildirildi.

    Alman Haber Ajansının (DPA) haberine göre, Alman ordusu 100 milyar avroluk yeni modernizasyon programı kapsamında hava kuvvetlerini F-35 savaş uçaklarıyla donatmak istiyor.

    Üretici Lockheed Martin’den alınacak yeni F-35 savaş uçakları, 1980’den beri Alman Hava Kuvvetlerinde kullanılan ve ABD nükleer bombalarını taşıyabilen tek Alman jeti olan Tornado savaş uçaklarının yerini alacak.

    Dünyanın en modern savaş uçağı olarak sunulan F-35’lerden Almanya’nın en fazla 35 adet alması planlanıyor.

    Bakımı ve onarımı için zorlukların yaşandığı Tornado jetleri elektronik hava muharebesi, düşman hava savunma pozisyonlarını bozmak, bastırmak ve saldırmak için de kullanılıyordu.

    Almanya Savunma Bakanlığının önceki planları arasında, nükleer silahlarla kullanım için henüz onaylanmayan ABD F-18 uçağının satın alınması da yer alıyordu.

    Ancak Almanya’nın F-35 kararının Fransa ile ortak gerçekleştirilen Gelecek Nesil Hava Muhabere Sistemi (FCAS) projesini sıkıntıya sokabileceği belirtiliyor.

    Almanya ve Fransa tarafından yürütülen, Avrupa’nın en önemli savunma projelerinden biri olarak gösterilen FCAS’nin aynı zamanda Avrupa ülkelerinin ortak savunma geliştirme kapasitesinin önündeki en ciddi sınavlardan biri olduğu yorumları yapılıyor.

    Küresel mücadelede temel aktör olmayı başaramayan Avrupa’nın savunmada ABD’ye bağımlı kalması ve kilit teknolojik gelişmelerde ABD-Çin merkezli şirketlerle rekabet edememesi Avrupa kamuoyunda uzun süredir tartışılıyor.

    Ukrayna’da savaş

    Rusya’nın Ukrayna’ya açtığı savaş, Avrupa ülkelerini tedirgin ettiği gibi Almanya’nın da güvenlik politikasında önemli bir kırılmaya yol açmıştı.

    Rusya’nın Ukrayna’ya saldırmasının ardından, Almanya Başbakanı Olaf Scholz ordunun (Bundeswehr) modernizasyonu ve güçlendirilmesi için 100 milyar euroluk mali kaynak ayrılacağını ve savunma harcamalarının artırılacağını duyurmuştu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ukrayna yaptırımları, savunma sanayinde Rusya’ya bağımlı olan Hindistan’ı nasıl etkileyecek?

    Ukrayna yaptırımları, savunma sanayinde Rusya’ya bağımlı olan Hindistan’ı nasıl etkileyecek?


    Hindistan, Ukrayna işgali sonrası savunma sanayisinde bağımlı olduğu Rusya’ya uygulanan ABD yaptırımları nedeniyle silah tedarikinde ortaya çıkacak büyük açığı kapatmanın yollarını arıyor. Zira halihazırda Çin’le sınır sorunları yaşayan ve Washington’la Moskova arasında bir denge politikası yürütmeye çalışan Başbakan Narendra Modi’nin işi, Batı yaptırımlarıyla çok daha da zor hale gelebilir.

    Uzmanlar, Hindistan’ın savunma alanında tedarikinin yüzde 60’ının Rusya’dan geldiğini belirtiyor. Keza Yeni Delhi, on binlerce askerin atış mesafesinde bulunduğu Ladakh’ın doğusunda, toprak anlaşmazlığı nedeniyle Çin’le karşı karşıya kaldığı bir zamanda kendisini daha da çıkmazda buluyor.

    Çin’le Hindistan arasındaki tartışmalı bölgede 2020’de çıkan çatışmada 20 Hint asker ile 4 Çinli asker hayatını kaybetmişti.

    Eski Hindistan Dışişleri Bakanı Shyam Saran, yakın tarihli bir yazısında, “ABD, Rusya’dan daha büyük bir tehditle karşı karşıya olduğu ve bunun Çin’le stratejik bir uzlaşmayı haklı çıkardığı sonucuna varırsa, bu Hindistan için kabus senaryosu olur. Açık konuşmak gerekirse, Avrupa kanadını korurken Asya’daki Çin egemenliğini kabul ediyor.” ifadelerini kullandı.

    Peki Rusya’nın Ukrayna işgalinden kendine ders çıkaran Çin, tartışmalı doğu Ladakh’ta mı yoksa Tayvan’da mı daha saldırgan olabilir?

    Emekli Hint diplomat ve Jindal Uluslararası İlişkiler Okulu öğretim üyesi Jitendra Nath Misra, “Bunu yapmaları hayli olası” değerlendirmesinde bulundu.

    Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde Rusya’nın Ukrayna işgalinin kınanmasına yönelik yapılan oylamalarda Hindistan’ın çekimser kalması sonrası açıklama yapan ABD Başkanı Joe Biden, Yeni Delhi ile ‘çözülmemiş farklılıklar’ olduğuna atıfta bulunarak bu ülke ile (ilave) istişarelerde bulunacaklarını dile getirmişti.

    Aşırı sağcı, popülist tutumu ile bilinen Başbakan Modi, şimdiye kadar Moskova’ya karşı oy kullanılmaması dahil Rusya lideri Putin’i, Ukrayna işgali nedeniyle eleştirmekten kaçındı.

    1990’ların başında, Hindistan ordusunun envanterindeki silahlarının yaklaşık yüzde 70’i, hava kuvvetleri sistemlerinin yüzde 80’i ve donanmanın yüzde 85’i Sovyet kökenliydi.

    Hindistan şimdilerde Rus silahlarına olan bağımlılığını azaltıyor ve savunma sanayisi tedarikini çeşitlendiriyor. Ülke bu bağlamda ABD, İsrail, Fransa ve İtalya gibi ülkelerden daha fazla silah satın alıyor.

    Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün verilerine göre, 2016-20 yılları arasında Rusya, Hindistan’ın savunma ithalatının yaklaşık yüzde 49’unu oluştururken, Fransa ve İsrail, yüzde 18 ve yüzde 13 pazar payına sahipti.

    Emekli Korgeneral Deependra Singh Hooda, ülkesinin savunma sektöründe kendine olan güveninin arttığını belirtmekle birlikte, “Hindistan sadece Rus silahlarına değil, aynı zamanda askeri gelişim ve modernizasyon için de büyük ölçüde Moskova’ya dayanıyor” diye konuştu.

    Rusya, Hindistan’a nükleer denizaltı kiralayan tek ülke

    “Rusya, Hindistan’a nükleer denizaltı kiralayan tek ülke. Başka bir ülke Hindistan’a nükleer denizaltı kiralar mı?” sorusuna ise Hooda, “Hindistan donanmasının tek uçak gemisi var o da Rus. Hindistan’ın savaş uçaklarının büyük kısmı ve muharebe tanklarının yaklaşık yüzde 90’ı da Rus.” şeklinde yanıt verdi.

    Hint donanması, 1987’de Sovyetler Birliği’nden eğitim amaçlı Charlie sınıfı nükleer seyir füzesi denizaltısı olan Chakra-1’i kiraladı. Daha sonra bunun yerini yine başka bir Sovyet denizaltısı olan Chakra-2 aldı.

    Hindistan’la Rusya, 2019’da, Akula-1 sınıfı nükleer saldırı denizaltısının 10 yıllığına kiralanması için 3 milyar dolarlık yeni bir sözleşme imzaladı. Rusya’nın nükleer denizaltıyı 2025 yılına kadar Hindistan’a teslim etmesi bekleniyor.

    Hindistan, elindeki tek uçak gemisi olan INS Vikramaditya’yı 2004 yılında Rusya’dan satın aldı.

    Gemi Sovyetler Birliği döneminde ve daha sonra Rus donanmasında görev yapmıştı.

    Bu arada ülkenin 40 bin tonluk ilk yerli uçak gemisinin gelecek yıl envantere girmesi bekleniyor. Geminin yakında deniz denemeleri başlayacak. Keza nükleer enerjili dört balistik füze denizaltısı da yolda.

    Hindistan Hava Kuvvetleri, ithal ve lisanslı üretimlerin karışımını içeren 410 civarında Sovyet ve Rus savaş uçağı kullanıyor.

    İlaveten Hindistan’ın Rus yapımı askeri teçhizat envanterinde denizaltılar, tanklar, helikopterler, denizaltılar, fırkateynler ve füzeler de bulunuyor.

    “Hindistan, ABD’nin tavrı nedeniyle Rus silahlarına yöneldi”

    Hint diplomat Misra, ABD’nin Hindistan’a teknoloji transferi sağlama konusunda istekli olmadığını belirtiyor ve Washington’a tepkisini şu sözlerle dile getiriyor:

    “Amerikalı dostlarımıza sormak istiyorum: Bize ne tür bir savunma teknolojisi verdiniz? ABD’nin sunduğu, F-21 olarak yeniden isimlendirilen F-16 savaş uçağıydı. Hindistan açısından F-16, modası geçmiş durumda. 1960’larda Mig-21 (Sovyet yapımı) aldık çünkü Hindistan’a F-104 (Amerikan yapımı) verilmedi. Şimdi de aynı şeyleri görüyoruz.”

    Ayrıca ABD, İngiltere ve Avustralya arasındaki üçlü güvenlik anlaşmasına (AUKUS) atıfta bulunan emekli Hint diplomat, “AUKUS’a göre ABD, denizaltılar için nükleer tahrik teknolojisini Avustralya ile paylaşmaya istekli ancak Hindistan ile paylaşmaya istekli değil.” ifadelerini kullandı.

    Trump döneminde Hindistan’la ABD arasındaki savunma ticareti 15 milyar dolara yükseldi

    Donald Trump’ın başkanlığı sırasında ABD ve Hindistan, 3 milyar doları aşan savunma anlaşmaları imzaladı.

    İkili savunma ticareti 2008’de sıfıra yakınken 2019’da bu rakam 15 milyar dolara yükseldi. Hindistan’ın ABD’den yaptığı başlıca alımlar arasında uzun menzilli deniz karakol uçakları, C-130 nakliye uçakları, füzeler ve insansız hava araçları yer aldı.

    Ancak Ukrayna krizinin derinleştiği bir süreçte, Hindistan’ın önünde, Rusya’ya karşı uygulanan uluslararası yaptırımları nasıl yöneteceği konusu çözümsüz halde duruyor.

    S-400 anlaşması Hindistan’ı yaptırım riski ile karşı karşıya bırakıyor

    Moskova ile yapılan Rus S-400 füze sistemi anlaşması, Washington’ın müttefiklerinden Rus askeri teçhizatı satın almaktan kaçınmasını istemesi ile Hindistan’ı, ABD yaptırımları riski ile karşı karşıya getiriyor.

    Gelişmiş karadan havaya savunma sistemi olan S-400’ün Hindistan’a, rakipleri Çin ve Pakistan’a karşı stratejik caydırıcılık sağlaması bekleniyor.

    Yeni Delhi, aralarında Avustralya ve Japonya’nın da bulunduğu, “Quad” (dörtlü) olarak adlandırılan Hint-Pasifik güvenlik ittifakı kapsamında Çin’e karşı Washington ve müttefiklerinden destek istiyor.

    Hindistan’ın Sovyet silahlarına yönelmesine ilişkin yakın geçmişe atıfta bulunan emekli donanma amirali SCS Bangara, Hindistan’ın 1962’de Çin ile yaşanan savaşın ardından silah ve mühimmat arayışına geçtiğini dile getirdi.

    Bangra, “Soğuk Savaş, ABD’nin Çin ile yakınlaşmasına neden oldu. Pakistan, bir kolaylaştırıcı olarak, Hindistan-Pakistan ihtilafı durumunda ABD hükümetinin tam desteğini almak için kullanılabilecek bir koza sahipti.” dedi.

    Emekli amiral, Hindistan’ın Aralık 1971’de Bangladeş’in kurulmasıyla sonuçlanan Pakistan savaşı sırasında Washington’ın, Pakistan’ı desteklemek için Bengal Körfezi’nde USS Enterprise önclüğünde bir görev gücü konuşlandırdığını da aktardı.

    “1960’ların ortalarında Hindistan, Sovyetler Birliği ile gelecek 40 yıl boyunca süren satın alma anlaşmalarını müzakere etti” diyen Bangara, sözlerini şu şekilde devam ettirdi:

    “Sovyetler Birliği özellikle çöktüğü sırada kusursuz değildi. Lojistik tedarik zinciri ile birlikte uzun eğitim tesisleri ağı da çöktü. Birlik daha küçük devletlere bölündüğünde dağıldı”

    Bu arada Bangara’ya göre Hindistan her ne kadar ABD, İsrail, Fransa ve diğer ülkelerden savunma alımlarını arttırıp çeşitlendirse bile Rus tedarik ve yedek parçalarına olan bağımlılığını aşması en az 20 yıl sürecek.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ukrayna’ya savaşmak için ‘yabancı gönüllü’ olarak gitmek yasal mı?

    Ukrayna’ya savaşmak için ‘yabancı gönüllü’ olarak gitmek yasal mı?


    Rusya’nın Ukrayna’yı işgali birçok ülkede Ruslara karşı ülkenin savunmasına destek olmak isteyen binlerce gönüllüyü harekete geçirdi. Bu amaçla Gürcistan, Kanada, Hindistan, Japonya, İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri gibi birçok ülkenin vatandaşları Ukraynalılara yardımcı olmak için bu ülkeye gitti.

    Batılı ülkelerde bu savaşçılar “gönüllü” olarak tanımlanıyor; ancak Rusya yabancı unsurları genel olarak “yabancı paralı asker” olarak değelendiriyor. Moskova, dün Ukrayna’nın batısında Polonya sınırı yakınındaki Yavoriv’e düzenlediği saldırının gerekçesini de buna bağladı. Rusya Savunma Bakanlığı Sözcüsü İgor Konaşenkov, Ukrayna’da Lviv bölgesinde yabancı ülkelerden gelen silah ve askeri teçhizat için depolama üssü kurulduğunu ifade etti ve “yaklaşık 180 yabancı paralı savaşçıyı yüksek isabetli uzun menzilli silahlarla etkisiz hale getirdiklerini” bildirdi.

    Rusya’nın işgaline karşı olan ülkeler kendi vatandaşlarının Ukrayna’nın savunmasına destek vermeleri genel olarak bireysel karar olarak değerlendiriyor. Ancak teknik olarak Rusya ile savaş içinde olmayan ülkeler açısından bu tür bir adım her ülkede yasal kabul edilmeyebiliyor. Bu nedenle bazı gönüllülerin ülkelerine geri döndüklerine hukuki sonuçlarla karşı karşıya kalma ihtimali bulunuyor.

    Ukrayna’ya savaşmak üzere giden gönüllülerin ülkelerindeki yasal düzenlemeler neler?

    Amerikalıların gönüllü olması yasal mı?

    ABD Dışişleri Bakanlığı’nın internet sitesine göre ABD vatandaşlarının başka bir ülkenin ordusunda savaşması yasak değil. ABD’nin barış içinde olduğu bir ülkeye karşı subay olarak hizmet vermesi ya da savaşa katılması vatandaşlıktan kendi isteğiyle çıkma sebebi olabiliyor. Yüksek Mahkemenin emsal kararları yabancı bir orduda hizmet vermenin Amerikan vatandaşlığından çıkarılmak için tek başına sebep sayılmayacağına işaret ediyor.

    1794 yılında kabul edilen Tarafsızlık Yasası ise Amerikan vatandaşlarının Washington’n barış içinde olduğu bir yabancı hükümete karşı savaşmasını yasaklayarak aykırı davranış durumunda üç yıla kadar hapis cezası öngörüyor.

    Bu yasa teknik olarak Rusya’ya karşı savaşmaya giden gönüllülere uygulanabilir. 2014 yılında Gamiya’daki darbe girişimine dahil olan Amerikalılar bu yasaya dayanarak mahkemeye çıkmıştı. Ancak Washington’daki Amerikan Ünversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. David Malet’e göre bu yasa modern tarihte çok ender uygulandı. Reuters haber ajansına değerlendirmede bulunan Malet’e göre iç terörizmle bağın olmaması durumunda Ukrayna’ya giden Amerikalıların bu nedenle dava edilmesi ihtimali zayıf.

    İngiltere’de durum

    Son olarak geçen hafta çarşamba günü güncellenen İngiltere Dışişleri Bakanlığı’nın internet sitesindeki seyahat uyarısına göre Ukrayna’ya savaşmak için seyahat etmek dönüşte dava sebebi olabilir. Ancak ne tür cezalar verilebileceği konusunda bakanlıktan yapılan bir açıklama bulunmuyor.

    1870 tarihli Birleşik Krallık Yabancı Asker Kaydı Yasası, vatandaşlarının İngiltere’nin barış içinde olduğu ülkelere karşı savaşan yabancı ordulara katılmasını yasaklıyor, ama bu kural modern çatışmalarda uygulanmadığı belirtiliyor.

    İngiltere Dışişleri Bakanı ilk etapta Ukrayna’da savaşmak isteyen gönüllü İngiliz vatandaşlarına destek verdiğini ifade etmiş, ancak daha sonra bu ülkeye yönelik bütün seyahatler konsusunda uyarıda bulunmuştu.

    Avustralya’nın yaklaşımı

    Avustralya Başbakanı Scott Morrison geçen ay basına yapığı açıklamada yabancı sivil savaşçıların yasal durumundaki belrsizliğe işaret ederek ülke vatandaşların Ukrayna’daki savaşa katılmaması çağrısında bulundu.

    Hindistan’ın tutumu

    Hindistan İçişleri Bakanlığı’ndan Ukrayna güçlerine katılmak isteyen vatandaşların yasal durumuna ilişkin bir açıklamada bulunulmadı. Hindistan’ın yaklaşımı konusunda fikir verebilecek en yakın örnek 2015 Irak savaşında yaşandı.

    2015’te Irak’a gönüllü savaşçılar olarak seyahat eden Hintlerle ilgili olarak bakanlık Delhi Yüksek Mahkemesi’ne Hint vatandaşlarının bir başka ülkenin çatışmasına katılımına izin verilmesinin “Hindistan hükümetinin diğer ülkelerde terörizmi desteklediği iddialaraına yol açabileceği” gerekçesini sunmuştu.

    İzin veren ülkeler var mı?

    Almanya, Ukraynalıların yanında savaşa katılmak isteyen gönüllüleri dava etmeyeceğini belirtti. Danimarka ve Letonya ise vatandaşlarının gönüllü olmasına izin verdiklerini açıkladı.

    Kanada Savunma Bakanı Anita Anand da Kanadalıların gönüllülük kararının “bireysel bir karar” olduğunu söyledi.

    Türkiye’deki durum

    Türk Vatandaşlığı Kanunu Türkiye’nin savaş halinde bulunması durumunda bazı sonuçlara işaret ediyor.

    Buna göre Vatana Bağlılıkla Bağdaşmayan Eylemler’i ifade eden 25inci maddenin c bendi “Türkiye ile savaş halinde bulunan bir Devletin her türlü hizmetinde kendi istekleriyle Hükümetin izni olmaksızın çalışmaya devam etmek” vatandaşlığının kaybettirme ya da çıkarma sebebi olarak sıralanıyor.

    Ukrayna’daki bir yabancı bir savaşçı esir düşerse ne olur?

    Uluslararası hukuk Rus güçlerinin yabancı esirlere de uyruğuna bakılmaksızın savaş esiri olarak muamele etmesini gerektiriyor. İsrail’deki Lauder Yönetim, Diplomasi ve Strateji Okulu öğretim üyelerinden Daphne Richemond-Barak’a göre bu sebeple Rus askerler esir aldıkları gönüllülere su, yiyecek ve tıbbi tedavi sunmak durumunda.

    Ancak Rus haber ajansı TASS’a göre Rusya Savunma Bakanlığı sözcüsü geçen hafta Ukrayna’da savaşan Batılı “paralı askerlerin” yasal savaşan olarak kabul edilmeyeceğini bildirmiş ve bu kişilerin cezai kovuşturma ya da daha kötüsüyle karşı karşıya kalabileceğini ifade etmişti.

    Gönüllüler savaştaki hareketlerinden dolayı dava edilebilir mi?

    Gönüllüler Ukrayna ordusunun bir üyesi olarak savaştığı için savaştaki hareketleri sebebiyle ülkelerinde cezalandırılma olasılığı düşük. Ancak uzmanlara göre savaş suçları ve benzeri hareketler buna istisna oluşturabilir.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***