Etiket: Ukrayna

  • Irak’ın mart ayında petrolden elde ettiği gelir son 50 yılın rekoru oldu

    Irak’ın mart ayında petrolden elde ettiği gelir son 50 yılın rekoru oldu


    Rusya’nın Ukrayna işgalinin ardından ham petrol fiyatları hızla artarken, Irak geçen ay son 50 yılın en yüksek ihracat rakamına ulaştı. Irak Petrol Bakanlığı, petrol ihracından geçen ay 11,07 milyar dolar gelir elde edildiğini duyurdu.

    Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’nün (OPEC) ikinci en büyük üreticisi olan Irak’ın geçen ay 100 milyon 563 bin 999 varil petrol ihraç ettiği açıklandı.

    Petrol Bakanlığı’nın cuma günü yayınladığı ilk verilere göre, ülke 1972’den bu yana ilk kez bir ayda 11,07 milyar dolar gelir elde etti.

    Bakanlıktan bir kaynak elde edilen ilk verilerle kesin bilgiler arasında büyük bir fark olmasının beklenmediğini vurguladı.

    Irak şubat ayında da günlük ortalama 3.3 milyon varil petrol ihraç ederek 8,5 milyar dolar gelir ile son 8 yılın en yüksek noktasını görmüştü.

    OPEC+ grubu mayısta 432 bin varil üretim artışına gidecek

    Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ve OPEC dışı bazı üretici ülkelerden oluşan OPEC+ grubu, Batılı ülkelerin ‘üretim artır’ baskısına karşın mayısta günlük yaklaşık 432 bin varil üretim artışına gidecek.

    Suudi Arabistan liderliğindeki 13 üyeli OPEC ile Rusya önderliğindeki OPEC dışı petrol üreticisi 10 ülkenin enerji ve petrol bakanlarının, piyasa koşullarını değerlendirmek ve mayıs ayı itibarıyla uygulanacak üretim miktarını görüştü

    OPEC’ten yapılan açıklamada, mevcut petrol piyasası temelleri ve görünümünün dengeli bir piyasaya işaret ettiği, fiyat oynaklığının piyasa temellerindeki değişikliklerden değil, jeopolitik gelişmelerden kaynaklandığı kaydedildi.

    Grubun, 18 Temmuz 2021’de düzenlenen 19. Bakanlar Toplantısı’nda alınan günlük petrol üretiminin kademeli artırılmasına ilişkin karara bağlı kalarak mayısta günlük 432 bin varil üretim artışına gideceği ifade edilen açıklamada, OPEC+ grubunun bir sonraki toplantısı 5 Mayıs’ta yapılacağı kaydedildi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Mariupol’den kaçan siviller: Ruslar kontrol noktalarında Ukraynalı savaşçı avında

    Mariupol’den kaçan siviller: Ruslar kontrol noktalarında Ukraynalı savaşçı avında


    Ukrayna’nın Azak Denizi kıyısındaki Mariupol kenti haftalardır Rus güçlerinin kuşatması ve ağır bombardımanı altında.

    Ukrayna Cumhurbaşkanı Vladimir Zelenskiy’nin danışmanı Rusya ile yürütülen barış müzakereleri sırasında İstanbul’da varılan anlaşma uyarınca kentteki sivillerin tahliyesi için iyi haber beklediğini açıkladı. Ancak henüz cuma günü Kızıl Haç’ın girişimiyle yola çıkan 54 otobüs ve özel araçtan oluşan insani yardım konvoyunun kente giremediğine dair haberler geliyor.

    Öte yandan Rusya’nın sivillerin tahliyesi için tanıdığı 24 saatlik ateşkesten yararlanarak en az 5 bin sivilin yaşamını yitirdiği kentten kaçmayı başaranlar, Rus askerlerin kontrol noktalarında Ukraynalı savaşçıları bulmak için detaylı arama yaptıklarını kaydetti.

    Mariupol’e yaklaşık 200 kilometre uzaklıktaki Zaporijya kentine ulaşmayı başaran Dmytro Kartayov, ailesiyle birlikte otobüsle götürüldükleri Berdyansk kentinden yürüyerek Ukraya’nın elindeki topraklara geçerken Rus güçlerinin kontrol noktalarında yaşadıklarını Reuters haber ajansına anlattı.

    “Erkekleri soyup çatışma işaretleri arıyorlar”

    “Erkekleri soyup dövmelerine baktılar” diyen 32 yaşındaki Kartayov, Rus askerlerin özellikle dizlerine dikkat ettiğini söylüyor. “Ben genellikle dizlerimin üzerinde çalışıyorum, bu dizler çalışmaktan bu hale geldi. Onlar ise bana sen siper kazdın gibi şeyler söylediler” dedi.

    Rus askerlerin erkeklerin Ukrayna ordusu için çarpışıp çarpışmadıklarını anlamaya çalıştıklarını aktaran Kartayov, kollarına ve ellerine nişan almaktan dolayı nasır var mı diye baktıklarını da sözlerine ekledi.

    Başka bir güzergahtan eşi ve bir arkadaşı ile kentten ayrılan 63 yaşındaki Vladimir Andreev de 17 defa Rus kontrol noktasından geçtiklerini ve her seferinde durdurulup arandığını belirtti. Andreev’in “Bizi soydular, aradılar. Omuzlarımıza, kollarımıza çatışmalarda yer alıp almadığımızı anlamak için baktılar” şeklindeki ifadeleri Kartayov’un anlatıklarıyla paralellik gösteriyor.

    Rusya Savunma Bakanlığı’ndan ise aramalarla ilgili bir yorum yapılmadı.

    Öte yandan açılan insani koridor ile çoğunluğu Mariupol’den ve ayrıca Rus yanlısı ayrılıkçıların ele geçirmeye çalıştığı Donetsk ve Luhansk’tan 500 kadar sivilin Rusya’nın Kazan kentine vardığı bildirildi.

    Ukrayna Ordusu ve Ukrayna Ulusal Muhafızları’nın bir parçası olan silahlı aşırı sağ grup Azov Tugayları Kremlin’in silah bırakma çağrısını reddederek sert direnişi sürdürüyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Rusya Devlet Başkanı Putin: Rubleyle ödeme yapılmazsa Rus gazı sözleşmeleri durdurulacak

    Rusya Devlet Başkanı Putin: Rubleyle ödeme yapılmazsa Rus gazı sözleşmeleri durdurulacak


    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, “dost olmayan” ülkelerin Rus gazına rubleyle ödeme yapmalarına ilişkin ilgili kararnameyi imzaladığını belirterek, “Rubleyle ödeme yapılmazsa Rus gazı sözleşmeleri durdurulacak.” dedi.

    Putin, başkent Moskova’da havacılık sektörü yetkilileriyle gerçekleştirdiği toplantıda, yaptırımlar ve Rusya’nın enerjide attığı karşı adımları anlattı.

    Rusya’nın doğal gaz ihracatında rubleyle ödeme sistemine geçmesiyle ilgili adım attığına işaret eden Putin, “Bugün Rus gazının dost olmayan ülkelerle ticaretinde kuralları belirleyen kararnameyi imzaladım. Rus gazını satın alabilmek için Rus bankalarında ruble hesabı açmaları gerekiyor. Bu hesaplar, 1 Nisan’dan itibaren sevk edilen gazın ödemesi için kullanılacak.” diye konuştu.

    Putin, söz konusu ödemelerin yapılmaması halinde doğal gaz sevkiyatının duracağını aktararak, “Ödemeler yapılmazsa bunu tüm sonuçlarıyla birlikte alıcılar açısından bir temerrüt olarak kabul edeceğiz. Kimse bize bedava bir şey satmıyor ve biz de hayır işi yapmayacağız. Rubleyle ödeme yapılmazsa Rus gazı sözleşmeleri durdurulacak.” dedi.

    Batılı ülkelerin finansal sistemi bir silah gibi kullandığını belirten Putin, “Avrupalı tüketicilere kaynaklarımızı sağladık ve bize avro olarak ödeme yaptılar, sonra bu kaynaklarımızı dondurdular. Bu bağlamda, Avrupa’ya gazın bir kısmını ücretsiz olarak teslim etmiş olduk. Bu elbette devam edemez.” ifadelerini kullandı.

    Avrupa’ya yeni bir göç dalgası uyarısı

    Putin, Rus gazının rubleyle sevk edilmesinin, Rusya’nın mali ve ekonomik bağımsızlığını güçlendireceğini ifade ederek, “Uzun bir plan çerçevesinde bu yönde ilerlemeye devam edeceğiz. Güvenilir ortaklarla dış ticarette ulusal para birimlerini daha fazla kullanacağız.” dedi.

    Avrupa’da bazı siyasilerin, “denizaşırı sahiplerine” verdikleri değeri kendi vatandaşlarına vermediklerini kaydeden Putin, “İnsanlar daha az yemeye, ısınmadan tasarruf etmek için daha sıcak giyinmeye, seyahat etmeyi reddetmeye zorlanıyor. Gıda krizini, her şeyden önce Avrupa ülkeleri dahil olmak üzere başka bir göç dalgası izleyecektir.” dedi.

    ABD’nin, kendi yarattığı sorunları tekrar çözmeye çalışacağını ifade eden Putin, “Enflasyon önde gelen Avrupa ekonomilerinde ve ABD’de rekor kırıyor. Bir yandan da ekonomi politikasındaki hatalarını bize yüklemeye çalışıyorlar, hep suçlayacak birilerini arıyorlar.” diye konuştu.

    “ABD, Avrupa’yı pahalı LNG tüketimine geçirmek için her yolu deniyor”

    Putin, ABD’nin mevcut küresel istikrarsızlıktan faydalanmaya çalışacağını aktararak, şunları kaydetti:

    “Küresel pazarlar düşüyor, ABD savunma sanayi sektörlerindeki şirketlerin hisseleri ise değer kazanıyor. Sermaye ABD’ye akıyor ve dünyanın diğer bölgelerini kaynaklardan mahrum bırakıyor. ABD, Avrupa’yı pahalı sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tüketimine geçirmek için her yolu deniyor. Avrupa sanayisi zarar görecek ve milyonlarca kişi işsiz kalacak, hayat standartları düşecek.”

    Rusya’nın yıllardır yaptırım altında olduğuna işaret eden Putin, son uygulanan yaptırımların da uzun süredir hazırlandığını ve her koşulda Rusya’ya karşı uygulanacağını savundu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ukraynalı mülteciler neden Polonya’dan ayrılıp, savaşın devam ettiği ülkelerine dönüyor?

    Ukraynalı mülteciler neden Polonya’dan ayrılıp, savaşın devam ettiği ülkelerine dönüyor?


    Ukrayna işgali altıncı haftasına girerken, Avrupa Birliği’nde ikamet etmek yerine ülkelerine dönme kararı alan Ukraynalıların sayısı artıyor.

    Neredeyse tamamı kadın, çocuk ve yaşlılardan oluşan yüzlerce Ukraynalı, Polonya’nın ana mülteci merkezi olan Przemyśl’den Kiev’e giden gece treni için kuyrukta beklerken görüntülendi.

    Euronews’e konuşan 46 yaşındaki Natalia, 16 yaşındaki oğlunu Polonya’da emin ellerde bıraktığını ve şimdi mücadele için ülkesine döneceğini anlatıyor:

    “Önemli olan çocuğumu çıkarmaktı. Oğlumu sıcak çatışma noktasından çıkarmayı başardım. Savaş bitene kadar burada yaşaması için bıraktım ve şimdi artık olmam gereken yere kocamın, annemin bulunduğu Zaporizhzhia’ya dönüyorum.”

    Güneydoğu Ukrayna’da bir şehir olan Zaporizhzhia, işgalin başlangıcından bu yana Rus kuvvetleri tarafından devam eden saldırılara ve ayrım gözetmeyen bombardımanlara maruz kaldı. Şehir aynı zamanda Avrupa’nın en büyük nükleer santraline de ev sahipliği yapıyor.

    Rusya’nın bir ayı geçen saldırısından bu yana çoğunluğu Polonya’ya olmak üzere 3,9 milyondan fazla Ukraynalı ülkelerinden kaçtı.

    Ancak hem kaçılan ülkelerde sığınacak yerler ve iş bulmaktaki zorluk hem de Ukrayna’da sergilenen direniş ve fedakarlık sonrası Natalia ve daha pek çok kişi kalıp direnmenin gerekli bir hal almaya başladığını düşünüyor. Natalia birçok yurttaşın da aynı şeyi hissettiğini söylüyor.

    “Birçoğu kalacak yer bulamadıkları, iş bulamadıkları için geri dönüyor. Buralarda yaşama imkanı bulamıyorlar. Zengin değiliz ve buraya tatil için gelmedik. Evde en azından kendi kaynaklarımızla geçinebiliriz. Ev evdir,” diyor Natalia.

    Aile üyeleri için endişe, savaş korkusundan daha ağır basıyor

    Bir başka eve dönüş nedeni de aile üyeleri için endişe ve mülteci sığınaklarındaki güvenlik eksikliğinin bir karışımı.

    71 yaşındaki hukuk profesörü Yuri, başkentte tek başına olan yaşlı annesi nedeniyle Kiev’e dönmeye karar verdiğini söylüyor ve ekliyor:

    “Orada arkadaşlarım da var, kitaplarım, bilgisayarım. Kendimi orada daha rahat hissedeceğim.”

    Dönmek isteyen herkes bunu kalıcı olarak yapmak için gitmiyor. Aralarında bazıları, yalnızca aile üyeleri veya evcil hayvanlarını daha güvenli bir yere yerleştirmek için geri gidiyorlar.

    Yakınlarını çıkarmak için dönen de var

    Örneğin 34 yaşındaki Marina, 13 yaşındaki kızını almak ve onu Hollanda’ya götürmek için Ukrayna’daki ailesinin yanına dönüyor.

    Saatlerce rötar yapan Kiev treni nedeniyle yüzlerce kişi zor koşullarda bekleyişini sürdürüyor. Kötü hava koşulları nedeniyle duruma dayanamayan bazı çocukların sedyelere alınarak ambulans araçlarıyla götürüldüğü görülüyor.

    Marina Euronews’e verdiği röportajda “Biraz korkuyorum ama genel olarak birçok insanın geri döndüğünü gördüm ve insanların korkmadığını görmek beni mutlu etti. İnsanlar Lviv veya Poltava’dan bile daha az güvenli yerlere gidiyorlar. Bu da bana cesaret verdi” diyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erdoğan: Hedefimiz Putin’le Zelenskiy’i bir an önce bir araya getirmek

    Erdoğan: Hedefimiz Putin’le Zelenskiy’i bir an önce bir araya getirmek


    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Putin’le, Zelenskiy ile görüşme yapılması konusunda kararlı olduğunu belirterek “Her ikisine, ‘Artık hedefimiz bir an önce sizi bir araya getirmek’ diyeceğiz” ifadelerini kullandı.

    Özbekistan’a iki günlük resmi ziyaret gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan “Dost ve kardeş Özbekistan’ın huzur, barış ve istikrarına verdiğimiz desteğin altını çizdim” dedi ve temaslarında ayrıca bölgesel ve uluslararası meseleler hakkında fikir teatisinde bulunduklarını kaydetti.

    Ziyaretin sonunda gazetecilerin sorularını yanıtlayarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan Rus ve Ukraynalı heyetlerin İstanbul’da gerçekleştirmiş oldukları görüşmelerin barış sürecine anlamlı bir ivme kazandırdığına inandığına inandığını belirtti.

    “Garantörlüğe ilke olarak sıcak bakıyoruz”

    Rusya’nın Kiev ve Çernihiv’deki askeri operasyonlarını kayda değer biçimde azaltma kararının gerçekten önemli bir adım olduğunun altını çizen Erdoğan “Tabii aktif diplomasimiz ve dengeli yaklaşımımız sayesinde önemli bir toplantıya ev sahipliği yapmış olmaktan memnuniyet duyduk. Döner dönmez gerek Sayın Putin’le gerek Sayın Zelenskiy’le görüşmeler yapma kararlılığım var. Bu görüşmelerde her ikisine şahsım, milletim adına teşekkürlerimi ifade edip ‘Artık hedefimiz bir an önce sizi bir araya getirmek.’ diyeceğiz. Temenni ediyorum ki inşallah bir araya getirme noktasında kendilerinden bir tarih kaydını alırız. Bu çerçevede, Devlet Başkanları düzeyinde yapılacak toplantıya da ev sahipliği yapmaya hazırız. Ama bu arada geçici ateşkesi de sağlamış olmak büyük önem arz ediyor” diye konuştu.

    Erdoğan garantör ülke teklifiyle ilgili olarak da “Ukrayna’nın güvenliğini teminen garantör ülkelerden biri olabiliriz, buna ilke olarak sıcak bakıyoruz, ancak elbette bunun detaylarının açıklığa kavuşması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    Öte yandan Ukrayna’nın NATO üyeliği noktasında çok ısrarlı bir duruşu olmadığını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan Avrupa Birliği üyeliği konusunda da ısrarlı bir davranış içinde olacağına ihtimal vermediğini söyledi.

    İstanbul’daki görüşmelerin birçok AB ve NATO üyesi ülkeyi Türkiye’ye farklı bir bakışa sevk ettiğini belirten Erdoğan Türkiye’nin Rusya’ya yönelik yaptırımlara katılmayacağını yineledi.

    “Ramazan sonrası Doğu Akdeniz petrolü ve doğal gazı süreci hızlanacaktır”

    Enerji güvenliği konusuna da değinen Erdoğan, İsrail’le geçmişte enerji konusunda “işin neredeyse bitme noktasına geldiğini” hatırlattı ve bunun sebebinin İsrail’in Yunanistan’a denizin altından boru döşenerek Avrupa’ya dağılması yönteminin maliyet açısından uygun yol olmadığını söyledi.

    İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un Türkiye ziyaretinde ağırlıklı olarak enerji konusunu görüştüklerinin altını çizen Erdoğan “Yapılan maliyet hesapları neticesinde bu işin en uygun olanının Türkiye üzerinden bu doğal gazın çıkışı olduğu görülüyor. Onlar da tabii kendi aralarında zaten bunu konuşuyorlar. Neticede kendileri de bu iş için en uygun yolun Türkiye üzerinden bunun yapılması dediler” ifadelerini kullandı.

    “Ramazan sonrası Bennett’le de bu konuyu bir görüşüp hemen adımları atarsak İsrail-Türkiye buradaki birlikteliği, bu süreci Doğu Akdeniz petrolüyle, doğal gazıyla ilgili süreci hızlandıracaktır” diyen Erdoğan bu konuda çok umutlu olduğunun altını çizdi.

    “Sorumluluk Asgari Ücret Komisyonu’nda”

    Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan gıda güvenliği noktasında bir sıkıntı olmadığı belirterek “Bu konuda yalan yanlış haberlere vatandaşlarımın itibar etmemelerini istiyorum” dedi.

    Asgari ücretin tespiti konusunda vatandaşı aldatmak istemediğini belirten Erdoğan konunun Asgari Ücret Komisyonu’nun sorumluluğunda olduğunu ve bunun vaktinin aralık ayı olduğunun açtını çizdi. Erdoğan “Eğer asgari ücret vatandaşımı hakikaten enflasyona ezdiriyorsa, o görüşmelerde belirleme de ona göre yapılır. Olağanüstü bir gelişme olduğu zaman biz bunlara da kapalı değiliz” açıklamasında bulundu.

    “Bir ülkede inşaat sektörü durursa adeta ekonomide hayat durur. Çünkü inşaat sektörünün durduğu yerde yaklaşık 250 civarında kalemde faaliyet gösteren firmalar durur. Bunları biz bir tarafa koyamayız ki. Onun için arkadaşlar şu anda bu işin de üzerinde çalışıyorlar” diye konuşan Erdoğan Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin Türk turizmine olumsuz darbe vurabileceği üzerine de değerlendirme yaparak “Farklı ülkelerden turist çekmenin gayretindeyiz. Kültür ve Turizm Bakanımız çalışmalarını yapıyor, farklı ürünlerle açığı kapatmanın gayreti içinde olacağız” bilgisini verdi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Türkiye’nin Rus oligarkların ‘oyun alanına’ dönüşmesinin riskleri ve faydaları neler?

    Türkiye’nin Rus oligarkların ‘oyun alanına’ dönüşmesinin riskleri ve faydaları neler?


    Rusya’nın Ukrayna’yı işgal girişimi üzerine başlatılan yaptırımların birçoğu zengin Rus oligarkları hedef aldı. Avrupa ülkelerinde yatırımları üzerinde risk ortaya çıkması üzerine yeni yerler arayan oligarklar için Türkiye ev sahibi olabileceğinin işaretini verdi.

    İngiltere ve Avrupa Birliği’nin mali yaptırım listesine aldığı Chelsea futbol kulübü sahibi Rus oligark Roman Abramovich’in ‘süper lüks’ yatı Muğla’nın Bodrum ilçesinde demirledi. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Rus oligarkların Türkiye’ye gelmesi konusunda “Bizim prensip olarak tutumumuz şudur, ülkemizde yasal olan tüm aktivitelere izin veriyoruz. Yasal olmayan faaliyetlere de müsaade etmiyoruz” ifadelerini kullandı.

    Türkiye Ukrayna’daki savaşta taraflar arasında ince bir çizgi izliyor. Bir yandan Moskova’nın kışkırtma olmadan kalkıştığı işgal girişimini sert şekilde eleştirirken, ABD, AB ve İngiltere’nin uyguladığı yaptırımları hayata geçirmedi.

    Onun yerine kendine tarafsız aracı rolü biçen Ankara, Rusya ile Ukrayna arasındaki barış görüşmelerine olanak sağladı. Dün İstanbul’daki müzakerelerin ardından Rus tarafının Kiev ve Çernihiv kentlerine yönelik saldırılarını büyük oranda azaltacağını belirtirken, Ukrayna tarafı da güvenlik garantileri karşılığında tarafsızlık statüsünü teklifini yineledi.

    CNBC’ye konuşan uzmanlardan BlueBay Portföy Yönetimi’nde gelişen pazarlar bağımsız kıdemli stratejisti Timothy Ash’e göre Türkiye’nin süregelen çatışmada bağımsız aracı unvanını koruması 2023 seçimleri öncesinde hem içte hem de dışta beğeni kazanmayı amaçlayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için büyük önem taşıyor.

    Batı’nın hoşgörüsü azalabilir mi?

    İç siyasetin dışındaki en önemli faktörlerden biri ise ekonomi. Türkiye’nin tarafsız bir tutum takınmaya çalışması Rusya ile özellikle enerji, savunma, ticaret ve turizm açısından yakın ekonomik ve diplomatik ilişkilerinin bulunması sebebiyle anlaşılır sayılabilir. Batılı ülkeler de Türkiye üzerinde yaptırımlara katılma konusunda baskı ya da katılmadığı için cezalandırma yoluna gitmemesi de bu anlayışa işaret olarak görülebilir.

    Ancak Türkiye’nin yaptırım uygulanan Rus servetini aktif şekilde teşvik eder hale gelmeye başlamasının Batı’nın hoşgörüsü azaltabileceği belirtiliyor.

    CNBC’ye konuşan siyasi risk danışma şirketi Euroasia Group Türkiye uzmanı Emre Peker, oligarkların yalnızca yatlarını “park ederse” bir sorun olmayacağını ifade ederek, “Ankara, Türkiye’nin yaptırım bozma alanı haline gelmemesi gerektiğinin idraki içinde ve bunu önlemek için çok dikkatli olacaktır” yorumunu yapıyor.

    Peker’e göre Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı Türkiye’deki ekonomik durumu daha da riskli hale getirdi. Peker bu riskleri, “Daha da yükselen enflasyon baskısı Türkiye ekonomisi istikrarsızlaştırıyor. Yaptırımların yansımaları dış turizmin üçte birini oluşturan Rusya ve Ukrayna’dan gelecek turizmi azalttı ya da durdurdu. Ve Türkiye’nin Ukrayna ve Rusya’ya yatırımlarını etkiledi” diye sıralıyor.

    Türkiye’de enflasyon geçen ay yüzde 54,4 ile son 20 yılın en yüksek düzeyine çıktı. Türk Lirası ağır değer kaybı yaşıyor ve Ukrayna’daki savaşın etkilerini yansıtan rakamlar henüz açıklanmadı. Bu durumlar dikkate alındığında Türkiye’nin ikincil yaptırımlara gücü yetmeyebileceği ifade ediliyor.

    Fırsatlar ve riskler

    Yine de Türkiye’nin siyasi ve ekonomik tepki çekmeden Rus servetinin hareketinden faydalanabilmesi için bazı fırsatların bulunduğu belirtiliyor. Amerikan düşünce kuruluşu Atlantik Konseyi Türkiye Direktörü Defne Aslan bu fırsatlardan birinin Rusya’dan çekilen 450 kadar Batılı markanın yatırımını cezbetmek olduğunu belirtiyor.

    Nitekim Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın NATO Zirvesi dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlarken, “Sadece Amerikan şirketleri değil, dünyanın birçok markası, grubu Rusya’dan ayrılıyor. Bunlardan ülkemize gelenlere tabii ki kapımız açıktır, buyursunlar gelsinler deriz” ifadeleriyle bu fırsatı işaret etmişti.

    Türk ve Rus coğrafyasının ve üretim şeklinin benzerliklerini vurgulayan Defne Aslan eğer doğru oynanırsa bunun Türkiye için yalnızca Batılı müttefiklerle aynı çizgide olmak adına değil, aynı zamanda yabancı şirketlerin potansiyel yatırımlarını çekmek adına da çok büyük bir fırsat olabileceğini dile getiriyor.

    Ancak Erdoğan’ın bir sonraki cümlesinde “Bunun dışında yine belli sermaye gruplarından ülkemize gelip bizde imkanlarını park etmek isteyenler olursa onlar için de tabii ki kapımızı kapalı tutmayız” şeklindeki ifadeleri Rus oligarklara yeşil ışık olarak yorumlandı.

    “Rus parası uzun vadede Türkiye’ye zarar verebilir” değerlendirmesinde bulunan Aslan bu yaklaşımın getirisinin ülke için sağduyudan uzak olabileceğine ve Rusya ile Batı arasında çok nazik bir dengenin tutturulmasını gerektireceğine dikkat çekiyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İsrail ile Türkiye arasındaki doğal gaz boru hattı projesi Rus gazına karşı Avrupa için çözüm mü?

    İsrail ile Türkiye arasındaki doğal gaz boru hattı projesi Rus gazına karşı Avrupa için çözüm mü?


    Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından Avrupa’da ortaya çıkan doğal gaz sorununa alternatif arayışlarında Türkiye-İsrail seçeneği kuvvetleniyor.

    Reuters’ın kulis haberine göre, Ankara ile Tel Aviv arasında bu konuda perde arkasında görüşmeler yapıldığı ileri sürülürken iki ülkenin de sanayicileri ve hükümet yetkilileri bir anlaşmaya varılması için “zorlu manevraların” gerektiğini belirtiyor.

    Yıllar öncesine dayanan fikir, İsrail’in deniz aşırı en büyük doğal gaz sahası Leviathan’dan Türkiye’ye deniz altından boru hattı döşenmesi olarak özetleniyor. Türkiye’ye ulaşacak gazın ardından Rusya’dan uzaklaşmak isteyen komşu güney Avrupa ülkelerine gönderilmesi planlanıyor.

    Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geçen hafta gaz işbirliğinin “ikili ilişkiler için birlikte atılabilecek en önemli adımlardan biri” olduğunu söyledi ve gazetecilere, yıllardır devam eden boru hattı fikrini canlandırmak için İsrail’e üst düzey bakanlar göndermeye hazır olduğunu ifade etti.

    Reuters’a konuşan üst düzey bir Türk yetkili ise, görüşmelerinin İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un bu ayın başlarında Ankara’yı ziyaret etmesinden bu yana devam ettiğini ve önerilen rota ve katılımcı kuruluşlar hakkında önümüzdeki aylarda “somut kararların” alınabileceğini söyledi.

    Sanayi dünyasından boru hattı projesine ‘çekimser’ yaklaşım’

    Siyasi ilişkilerdeki olumlu gelişmelere rağmen sanayi dünyası boru hattı projesine ihtiyatlı yaklaşıyor. Zira birçok sanayicide üretim kısıtlamaları ve jeopolitik meseleler nedeniyle projenin suya düşebileceği endişesi hakim.

    Amerikan Chevron ve İsrailli NewMed Energy ve Ratio Oil tarafından işletilen Leviathan, hali hazırda İsrail, Ürdün ve Mısır’a doğal gaz sağlıyor. Yıllık üretimin 12’den 21 milyar metreküpe çıkarılması ve bu miktarın Avrupa’ya ihraç edilmesi planlanıyor.

    Avrupa Birliği’nin Rusya’dan yılda 155 milyar metreküp doğal gaz aldığı ve bu miktarın tüketimin sadece yüzde 40’ına denk geldiği göz önünde bulundurulduğunda İsrail ile Türkiye arasındaki kurulması söz konusu olabilecek doğal gaz hattının Rusya’ya bağlılığı sadece kısmi olarak azaltabileceği ortaya çıkıyor.

    İsrail Enerji Bakanı Karine Elharrar geçen pazar Ynet News’e verdiği demeçte, mali konular da dahil olmak üzere birçok hususun henüz masaya yatırılmadığını söyledi.

    “(Projenin) Ekonomik olarak uygulanabilir bulunması gerekiyor” diyen bakan, şu anda bunun “kesinlik” kazanmadığının altını çizdi.

    Enerji koridoru

    İsrail ve Türkiye, başta İsrail-Filistin meselesi gibi birçok sorun nedeniyle on yılı aşkın süredir yaşanan diplomatik bir açmazı aşmak için adımlar atmaya başladı. Özellikle Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden sonra Avrupa’nın enerji kaynaklarına alternatif bulmaya daha kararlı hale gelmesi, iki ülke arasındaki enerji ortaklığını kilit bir konu haline getirebilir.

    Reuters’a, “İsrail ile yakın zamanda bir yakınlaşma oldu ve doğal gazının Türkiye’den Avrupa’ya geçmesini istiyoruz” açıklamasında bulunan bir Türk yetkili, “İsrail buna olumlu bakıyor, bazı görüşmeler yapıldı ve bunu yapmak için bir irade var” diyor.

    Yıllık 50 milyar küp doğal gaza ihtiyaç duyan Türkiye, bu fosil yakıtın neredeyse tamamını Rusya ve Azerbaycan’dan boru hatları vasıtasıyla ithal ediyor. Jeopolitik pozisyonu nedeniyle de bir doğal gaz dağıtım üssü olarak avantajlı bir konumda bulunuyor. İsrail doğal gazının Türkiye’ye ulaşması aynı zamanda ülkede yaşanan enerji krizi ve zamlanan faturaların da önüne geçilmesini kolaylaştırabilir.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İnsansız hava araçları Ukrayna’nın doğusundaki yıkımı görüntüledi

    İnsansız hava araçları Ukrayna’nın doğusundaki yıkımı görüntüledi


    Ukrayna’nın doğusunda Rusya sınırına yakın Sumy bölgesinde Trostyanets and Harkiv kentlerinde yaşanan yıkımın boyutlarını insansız hava araçları gözler önüne serdi.

    Pazartesi günü çekilen görüntülerde her iki kentte de Rus bombardımanının etkisiyle apartmanların ve evlerin yıkılarak enkaz haline dönüştüğü görüldü. Biriken enkazla sokaklar yürünemez halde, bahçeler yerle bir.

    Görüntülere kullanılamaz hale gelen onlarca Rus tankı ve ağır topu da yansıdı. Bu araçların geri çekilen Rus askerlerince ya Ukrayna ordusunun sergilediği direniş sırasında tahrip edildiği sanılıyor.

    Ukrayna’nın ikinci büyük kenti Harkiv Rus güçlerine karşı büyük bir direniş göstererek ağır bombardımana dayandı ancak yıkım kenti neredeyse yaşanılamaz hale getirdi. Yaklaşık 1 buçuk milyon nüfuslu kentte hala yarım milyona yakın insanın bulunduğu, bir kısmının yaşlılara ve zor durumdakilere bakmak, bir kısmının da ve direnişe katkı vermek için gönüllü olduğu belirtiliyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Karadeniz’e dökülen deniz mayınları güvenlik ve ekonomik açıdan ne gibi tehditler yaratıyor?

    Karadeniz’e dökülen deniz mayınları güvenlik ve ekonomik açıdan ne gibi tehditler yaratıyor?


    Ukrayna, Rus gemilerinden yapılacak çıkartmayı önlemek için Karadeniz kıyısında bulunan Odessa kentinde kıyılara mayın döşedi. Fırtına sonrası kopan mayınların Türkiye kıyılarına ulaşması tedirginliğe yol açtı.

    Geçtiğimiz günlerde Milli Savunma Bakanlığı, Boğaz’da görülen mayının imha edildiğini açıklamış, daha sonrasında ise İğneada açıklarında yeni bir mayın bulunduğunu duyurmuştu.

    Sualtı Savunma Timlerince (SAS) yapılan çalışmalar sonucunda İğneada açıklarında tespit edilen mayın etkisiz hale getirildi.

    Net bir rakam olmasa da Ukrayna’nın döşediği eski tip 420 mayının bulunduğu tahmin ediliyor. Ve bu durum hem Karadeniz’e kıyısı olan ülkeler için hem de dünya ülkeleri açısından endişe yaratıyor.

    Emekli Deniz Kurmay Albay Yrd. Doç. Dr. Bülent Şenses ve Uluslararası ilişkiler uzmanı Dr. Yörük Işık, denizdeki mayınların Türkiye ve uluslararası toplum açısından olası risklerini euronews’e değerlendirdi.

    Emekli Deniz Kurmay Albay Yrd. Doç. Dr. Bülent Şenses, Rusların Odessa’ya çıkarma yapmasını engellemek amacıyla mayınların Ukraynalılar tarafından döşendiğini söylüyor.

    Uluslararası hukuka ve kurallara göre Ukrayna’nın nereyi temizleyip kirlettiğini söyleme zorunluluğu var fakat savaş nedeniyle bu bilgiyi paylaşması imkansız. Çünkü böyle bir durumda Ruslar mayınları tarar ve çıkarma kaçınılmaz olur.

    ”Bir kere bunlar Ukrayna mayınları, Ruslar çıkarma yapmasın diye atıyorlar. Ve bunlar Ukrayna’nın Odessa civarına döktüğü demirli mayınlar. Uzun zaman önce döktükleri tahmin ediliyor ama ikinci dünya savaşından sonra da o kanal içinde bulunan mayınların hepsini temizleyemediler. İki türlü mayın var, demirli mayın ve dip mayını. Dip mayınları ellibeş metreye kadar, demirli mayınlar ise daha derinlere atılır. Bu bizim gördüklerimiz demirli mayınlar. Bu savaş başlamadan yaklaşık altı gün önce Karadeniz’de Odessa suları civarında Kırım’ın batısında kalan sahada Rus donanması bir abluka sahası ilan etti. Yani tam olarak ilan etmese de örtülü bir ablukaydı. Ve sonra tatbikat yapıp orayı kilitledi. Birinci ihtimal o günden sonra Ukraynalıların döktükleri mayınları taradılar. Dikkat ederseniz Rusların giremediği Karadeniz kıyısında sadece Ukrayna sahası kaldı, belli ki mayın taraması yapıyorlar. Ya tarayamadılar ya da tararken bazı mayınları kaçırdılar. Ve o mayınlar şimdi akıntıyla bize doğru geliyor. İkincisi Ukraynalılar dökerken teknik olarak telleri iyi saklayamamışlardır. Ya da bunların bazı yerleri paslandı ve atıldıktan sonra bu demirli mayınlar tellerinden koptu.”

    Her ne kadar 400’den fazla mayının kopmuş olabileceği dillendirilse de Emekli Deniz Kurmay Albay Bülent Şenses, bunun imkansız olduğu görüşünde. Şenses’e göre kopan mayın sayısı maksimum on-onbeş arasında.

    ”400’den fazla olduğu söyleniyor ama o kadar mayının kopmuş olması çok zor. Ve bu yaklaşma sularına dökülmüştür, Karadenizin tamamına dökülmedi. Yani ne kadar tehlike olursa olsun 40 mayının gelmesi gibi bir rakam yoktur, sayı on-onbeş arasıdır. Bunlar yavaş yavaş bulunacak. Bununla yaşayacağız ama Deniz Kuvvetleri’nin oraya gönderdiği birliklerin de ne kadar yoğunlukta olduğunu biliyorum. Orada inanılmaz büyüklükte bir çalışma var. Şunu söylüyorum, dünyanın en iyileri orada. Biraz bekleyelim, askerler işini yapsın. Kirli bir saha varsa Ukraynalıların bunu deklare etmeyeceğini hepimizin kabul etmesi lazım. Çünkü savaş var. Bu gelenekseldir, Ukrayna çaresiz.”

    Türkiye’nin mevcut çalışmalarını yeterli ve yerinde bulan Emekli Deniz Kurmay Albay Yrd. Doç. Dr. Bülent Şenses, sayının artması halinde Türkiye’nin olası koşulları değerlendireceğini ifade ediyor.

    ”İki mayını bulduk ama ilerleyen zamanlarda baktık ki sayı artıyor işte o zaman bir dakika denilir. Kimse de değer mi değmez mi sorusunu sormadan geçmez. Yani değmeyeceği zamanda dururlar. Ama şuan bu aşamada değiller. Boğazların kapatılması gibi bir tehlike görmüyorum açıkçası. Rus donanması o mayınların hepsinin tellerini kesse onbeşten fazla kaçmaz. Şu anda risk yönetildiğini herkes görmeli.”

    Uluslararası ilişkiler uzmanı ve aynı zamanda Rusya-Ukrayna çalışan Dr. Yörük Işık ise her ne kadar fiziksel olarak bulunan mayın sayısı fazla olmasa da büyük bir tehditle karşı karşıya kalındığı kanaatinde.

    420 mayının koptuğuna dair olan iddiaları ise Rus propagandası olarak görüyor:

    ”420 mayın olduğu söyleniyor bence bu Rus propagandası. Rusların bunu bilmelerine imkan yok eğer böyle bir sayı veriyorlarsa demek ki kendileri bırakmış. Bunu da geçtim böyle bir sayının kopmuş olmasına da imkan yok. Bu giden mayınlar eski Sovyet tipi mayınlar. O yüzden çok sert hava koşullarında kopmuş olma ihtimali var ama kolay kolay kopacak bir durum da yok. Bu ihtimal de sıfır değil bir kaç tanesi kopmuş da olabilir. Ama bunun Rusya tarafından yayımlandıktan sonra ortaya çıkmış olması da şüpheli. Bu mayınların Karadeniz’e hukuksal olarak Ukrayna’yı zor durumda bırakmak için Rusya tarafından bırakılmış olma ihtimalinin çok daha yüksek olduğunu düşünüyorum. Romanya’da bulunan mayının üzerindeki yazılardan Ukrayna’ya ait olduğunu görüyoruz ama bunlar o kadar yeniki.”

    Uluslararası ilişkiler uzmanı Dr. Yörük Işık’a göre Rusya, Ukrayna’nın bu mayınlarla savaş suçu işlediğine dair bir algı yaratma çabasında.

    ”Ukrayna Odessa limanını mayınladı, Rusya’nın operasyon yapmama sebebi de bu. Ama bu mayınların illa ki ordan kopup geldiğini düşünmüyorum. Rusya donanması bu mayınlama operasyonu nedeniyle çıkarma yapamayınca Ukrayna’ya karşı psikolojik haberler yaptırma savaşına girdiğine inanıyorum Kendisi savaş suçları işlediği için, Ukrayna’nın 1907 Lahey Anlaşması’nı bozduğuna dair hava yaratmak için bir hikaye uydurulduğuna inanıyorum. Ama bu görünen üzerinden bir değerlendirme.”

    Konumu sebebiyle kopan mayınlar Türkiye’yi daha fazla tehdit etse de bütün uluslararası toplumun tehlikede olduğunu söylüyor Yörük Işık.

    ”Eğer daha fazla mayın ortaya çıkarsa Köstence Limanı trafiği durur. Ekonomi ve ticaret etkilenir.”

    Bununla birlikte ticari ve ekonomik faaliyetlere de yansımasının olacağını ifade eden Işık, eğer daha fazla mayın çıkarsa örneğin Köstence Limanı’ndaki trafiğin duracağını belirtiyor.

    ”Gemileri geçen bütün şirketler ve onun taşıdığı bayraklar tehlike altında. Tabi mayın direkt olarak Boğaz’a girerse İstanbul’u etkileyen bir şey olabilir ama buradaki trafiği düşündüğümüz zaman bu mayınların hangi ülkenin gemisine zarar vereceğini bilemeyiz. Bununla birlikte bu durum İstanbul merkezli ve Karadeniz’deki balıkçılar için bir sorun. Ticaret duruyor. Bununla birlikte Rusya yaptırımlar nedeniyle kendisi zorlanınca, buradaki uluslararası operasyonu da israf edecek bir olay yaratmış olabilir. Eğer daha fazla mayın ortaya çıkarsa Köstence Limanı trafiği durur. Ekonomi ve ticaret etkilenir. Direkt olarak Türkiye olacak denilemez ama bütün gemiler ve dolaylı yoldan tüm ülkeler etkilenir.”

    NATO ülkeleri içinde mayın tehlikesine karşı en hazır ülkenin Türkiye olduğunu da sözlerine ekleyen Uluslararası ilişkiler uzmanı Dr. Yörük Işık, aktif olarak Türkiye’nin adımlarının yerinde olduğunu aktarıyor.

    ”Türkiye bu mayınlara en hazır ülke NATO içinde. 11 tane mayın arama gemisi var ve hep hazır durumda. En hazırlıklı ülkelerden biri ve çalışmaları da görüyoruz gemilerinin. Aktif olarak Türkiye kendi savunması içinde üzerine düşeni yapıyor. Ama en profesyonel ekipler bile hava koşulları nedeniyle bunları bulmak da zorlanabilir. Şanssızlık olup da bir geminin mayına çarpma ihtimali var ve dikkatli olmak zorunda. Önemli bir tehdit ama derecesini söylemek için erken. Fakat Türkiye’nin şimdiki ilerleyişi doğru ve yerinde. Daha da ileriye giderse NATO’nun tatbikat gücünü ister. Bununla birlikte bu gemiler ve personelin aylarca çalışması imkansız, para da gerektiriyor. Ama olay büyürse uluslararası destek istenebilir.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İngiltere: Rusya, yaklaşık 1000 Wagner paralı savaşçısını Ukrayna’nın doğusuna gönderecek

    İngiltere: Rusya, yaklaşık 1000 Wagner paralı savaşçısını Ukrayna’nın doğusuna gönderecek


    İngiltere Savunma Bakanlığı, Rus güvenlik şirketi Wagner’in, yaklaşık 1000 paralı askerini Ukrayna’nın doğusunda konuşlandıracağını duyurdu. Bakanlık, Rus düzenli ordusunun Ukrayna’nın doğusunda yaşadığı ağır kayıplar yüzünden bu kararın aldığını aktardı.

    Washington’daki İngiltere Büyükelçiliği Savunma Ataşesi Mick Smeath, Rusya’nın Afrika ve Suriye’deki operasyonları pahasına Wagner paralı askerlerine Ukrayna’da görev verme yoluna gitmek zorunda kaldığını ileri sürdü.

    Bu açıklamadan önce Pentagon yetkilileri, Rusya’nın Uyrayna’yı işgali sırasında yaşadığı insan kayıplarını diğer ülkelerde konuşlandırdığı birliklerle takviye etme yoluna gitmesinin beklendiği görüşünü dile getirmişti.

    Pentagon, geçen cuma günü yaptığı açıklamada ise Rusya’nın Gürcistan’da konuşlandığı askerleri geri çektiğini belirtmiş ancak bu konuda detay vermemişti.

    Libya’daki paralı askerler Ukrayna’ya mı gidiyor?

    Bu arada Libyalı askeri uzman Albay Adil Abdulkafi, önceki gün yaptığı açıklamada Rus güvenlik şirketi Wagner’in, ülkedeki yaklaşık 1300 paralı askerini Ukrayna savaşında kullanmak üzere Rusya’ya çektiğini söylemişti.

    Libya topraklarında varlık gösteren Wagner’e bağlı paralı asker sayısının toplam 2200 civarında olduğunu belirten Abdulkafi, “Rusya, Ukrayna’daki savaş nedeniyle 1300 paralı askerini çekmeye karar verdi. Ülkede yaklaşık 900 paralı asker kaldı.” ifadesini kullanmıştı.

    Batılı hükümetler ve analistler, Wagner paralı askerlerini, Afrika’da insan hakları ihlalleri yapmak, yakın zamanda Mali dahil olmak üzere Suriye, Libya, Orta Afrika Cumhuriyeti ve Çad’daki çatışmalara taraf olmakla suçluyor.

    AB, aralık ayında Wagner şirketine tüzel kişilik olarak ve şirketin kağıt üzerinde sahibi görünen Dmitry Utkin için bu paralı askerlerin Ortadoğu, Ukrayna ve Afrika’da insan hakları ihlallerindeki sorumluluğu yüzünden yaptırım uygulanmasını kararlaştırdı.

    Tartışmaların merkezinde yer alan Wagner Grubu kimdir?

    Rusya merkezli özel güvenlik şirketlerinden Wagner Grubu’nun adı, Ukrayna’nın doğusundaki Donbas bölgesinde Kiev karşıtı isyan sırasında yaşanan çatışmalarda duyulmaya başladı.

    Profesyonel savaşçıların, Ukrayna’nın doğusunda Moskova yanlısı isyancılarla birlikte çatışmalara müdahil olduğu belirtilmişti.

    Wagner’i yakından takip eden kaynaklar, daha önce Reuters’a yaptıkları açıklamada, gruba bağlı savaşçıların Ukrayna ve Suriye’de Kremlin adına gizli operasyonlar düzenlediğini öne sürmüştü.

    Rus makamları ise Wagner üyelerinin Moskova’dan emir aldığı ve bu yönde hareket ettiği yönündeki suçlamaları kesin bir dille reddediyor.

    Devlet Başkanı Vladimir Putin’e yakınlığıyla bilinen Rus iş insanı (oligark) Yevgeny Prigozhin de daha önce yaptığı açıklamalarda Wagner’in kendisine ait olduğu iddialarını reddetmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***