Etiket: Türkiye İşçi Partisi – TİP

  • Can Atalay, TİP’ten milletvekili adayı oldu

    Can Atalay, TİP’ten milletvekili adayı oldu


    14 Mayıs seçimleri yaklaşıyor. Partiler milletvekili aday listelerine son şeklini vermeye başladı. Bugün siyasi partiler, aday listesini Yüksek Seçim Kurulu’na sunacak.

    Tanıdık isimleri aday gösteren TİP’in son duyurduğu isim ise Gezi tutuklusu avukat Can Atalay oldu.

    TİP Genel Başkanı Erkan Baş, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “Mücadele azmini ve kararlılığını Gezi’den, Soma’dan, Aladağ’dan, Hendek’den ve daha birçok direnişten tanıdığımız, her zaman haklının sesi ve savunucusu olmuş sevgili dostum Can Atalay milletvekilli adaylığı teklifimizi kabul ederek bizi çok mutlu etti. Bu karanlığı hep birlikte sonlandırıp Can ve Saray tarafından tutsak edilen tüm yoldaşlarımızla özgürlükte buluşup kucaklaşacağız. Ve hep birlikte hesap soracağız! Hoş geldin Can #TİPSenin” ifadelerine yer verdi. 


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erkan Baş duyurdu: TİP 52 seçim bölgesinde milletvekili adayı çıkaracak

    Erkan Baş duyurdu: TİP 52 seçim bölgesinde milletvekili adayı çıkaracak


    Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Emek ve Özgürlük İttifakı’nın seçim bildirgesini açıkladığı toplantıda konuştu. Baş, TİP’in 52 bölgede milletvekili adayı çıkaracağını duyurdu.

    TİP Genel Başkanı Erkan Baş, şöyle konuştu:

    “Bugün hepimiz için son derece önemli, son derece heyecanlı bir gün. Uzunca bir süredir sürdürdüğümüz ittifak çalışmalarında çok önemli bir evreyi geride bırakmış bulunuyoruz. Zaten hem halklarımız hem kamuoyu yakından takip ediyor, biz Emek ve Özgürlük İttifakı’nı bir yılı aşkın bir faaliyetin, bir çalışmanın, bir tartışmanın üzerine Türkiye’de 3’üncü yol inşa etmek için; siyasette sesi bastırılmak istenen, susturulmak istenen, yok sayılmak istenen milyonların siyasi iradesini güçlendirmek ve onları siyasete katmak, siyasete özne kılmak için çok uzun perspektiflere sahip bir ittifak inşa etmiştik. Başından bu yana aynı şeyi söylüyorduk: Seçimlerden önce, mümkünse seçimler sırasında ve en önemlisi seçimlerden sonra ülkemizde eşitliğin, özgürlüğün, barışın, adaletin güçlenmesi, kalıcılaşması ve tüm yurttaşlarımızın huzur içerisinde mutlu yaşayabilecekleri bir ülkenin inşası için Emek ve Özgürlük İttifakı’nın varlığı bir güvence demiştik.

    Bu kararlılığımız, inadımız, mücadele birlikteliğimiz bugün biraz daha kuvvetlenmiş durumda. Biz seçim ittifakı olarak da Emek ve Özgürlük İttifakı’nı ilan etmiş durumdayız ve önümüzdeki sayılı günlerde de en iyi sonucu alabilmek, Türkiye’yi bu tek adam rejiminden kurtarmak ve ikinci yüzyılı hepimiz için güçlü, kararlı ve geride kalan dönemde yaptığımız bütün hataları, geride kalan dönemdeki eksikleri bir daha yaşamayacağımız bir ülke olarak inşa etmek için güç birliğimizi, ittifakımızı görev ve sorumluluğa hazır hale getirdiğimiz düşünüyoruz.

    “87 SEÇİM ÇEVRESİNİN 80’İNDE TAM MUTABAKAT SAĞLANDI”

    Kamuoyunda çokça tartışıldığı için bir cümle ile geçeceğim. 87 seçim bölgesi var Türkiye’de. TİP bu seçim bölgelerinin 52 tanesinde seçimlere katılacak. Özellikle vurgulamak istediğim bir şey var: Çok ayrıntılı çalışmalar neticesinde sadece 7 seçim çevresinde, daha önceki seçimlerde HDP’nin milletvekili seçildiği bölgelerde TİP seçimlere girecek. Bu şöyle de yorumlanabilir: Aslında 87 seçim çevresinin 80’inde tam mutabakat sağlanmış durumda. Bu son derece önemli bir gelişmedir. İnanıyoruz, görüyoruz, sokaktaki yansımasını hissediyoruz. Emek ve Özgürlük İttifakı bu seçimlerin en büyük sürprizlerinden bir tanesini gerçekleştirecektir.

    Bize dönük beklentilerin farkındayız, bu beklentilerin üstünde bir başarıyla bu seçimlerden çıkacağımıza inanıyoruz. Tüm yurttaşlarımızı Emek ve Özgürlük İttifakı’nı büyütmeye, Emek ve Özgürlük İttifakı’nı güçlendirmeye ve bu ülkeyi bu tek adam rejiminden, bu ucube sistemden kurtarma mücadelesinde bize destek olmaya çağırıyoruz. İnanıyoruz ki Emek ve Özgürlük İttifakı’yla birlikte zafer kazanacağımız bir yürüyüşe başlıyoruz. Hepimizin zaferi şimdiden kutlu olsun.”

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Gazeteci Umur Talu, TİP’den milletvekili adayı oldu

    Gazeteci Umur Talu, TİP’den milletvekili adayı oldu


    Gazeteci Umur Talu, 14 Mayıs seçimlerine Emek ve Özgürlük İttifakı çatısı altında kendi listesiyle girecek olan TİP’in milletvekili adaylığı teklifini olumlu yanıt verdi.

    ‘HER ZAMAN HAKSIZLIĞI UĞRAYANIN YANINDA’

    Talu’nun kararını, TİP Genel Başkanı Erkan Baş, sosyal medya hesabından şu ifadelerle duyurdu:

    “Basın dünyamızın önemli ismi, her zaman haksızlığa uğrayanın yanında olan sevgili Umur Talu, milletvekili adaylığı teklifimizi kabul ederek bizi sevindirdi. Kendisine teşekkür ediyorum.Özgür bir basın için mücadelemizi mutlaka kazanacağız.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Selahattin Demirtaş seçimlerde TİP’e başarılar diledi: Bundan sonrası ortak karara destek vermektir

    Selahattin Demirtaş seçimlerde TİP’e başarılar diledi: Bundan sonrası ortak karara destek vermektir


    HDP eski Eş Başkanı Selahattin Demirtaş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Emek ve Özgürlük İttifakı’nın seçime nasıl gireceğinin artık netleştiğini söyledi. 

    Demirtaş, “Türkiye İşçi Partili arkadaşlarımıza, İttifak çatısı altında kendi amblemleriyle girecekleri seçimde başarılar diliyoruz” dedi.

    “BUNDAN SONRASI ORTAK KARARA SAYGI DUYMAK, DESTEK VERMEKTİR”

    Demirtaş, Twitter hesabından yaptığı paylaşımlarda şunları söyledi:

    Uzun tartışmalar ve değerlendirmeler sonucunda, Emek ve Özgürlük İttifakının seçime nasıl gireceği artık netleşti. Herkes, hepimiz görüşlerimizi paylaştık. Bundan sonrası ortak karara saygı duymak, destek vermektir.

    Türkiye İşçi Partili arkadaşlarımıza, İttifak çatısı altında kendi amblemleriyle girecekleri seçimde başarılar diliyoruz. Bizler de hep birlikte, Yeşil Sol Parti’yi en az 100 milletvekiliyle Meclis’e göndermek için canla başla çalışıyoruz.

    Şimdi Yeşil Sol zamanı. İş zamanı, çalışma zamanı, başarma zamanı. Hepimize kolay gelsin.

    ORTAK LİSTE ÇAĞRISI YAPMIŞTI

    Selahattin Demirtaş, geçtiğimiz gün de sosyal medyadan bir paylaşımda bulunmuş ve tüm sosyalist ve demokratları Yeşil Sol Parti’nin listelerini destekleme çağrısında bulunmuştu.

    Demirtaş, “Meclis’te, alanlarda ve cezaevlerinde yıllardır direnen sosyalistler olarak, Türkiyeli tüm yoldaşlarımızı parlamentoda en güçlü şekilde görmek istiyoruz. Her bir arkadaşımız birbirinden değerlidir, yıpratılmaları asla doğru olmaz” ifadelerini kullanarak şunları söylemişti:

    Tek bir milletvekilliğinin bile geleceğimizi belirleyeceği bu seçimde Türkiye’nin tüm sosyalistlerini, tüm demokratlarını Yeşil Sol Parti listelerine güç vermeye, güç almaya çağırıyoruz. Gültan başkanımızın çağrısını yerde bırakmayalım.

    Aynı şekilde, tüm Kürt partilerini de demokrasi ruhuyla Yeşil Sol Parti’de buluşmaya çağırıyoruz. Değerli yol arkadaşlarımızın, çağrılarımızı karşılıksız bırakmayacaklarını umuyor, herkese dostça selam, sevgilerimizi gönderiyoruz.

    Kaynak: Gerçek Gündem


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • TİP’li Kadıgil deprem bölgesinde konuştu: ‘Sanki depremin beşinci gününde gibiyiz’

    TİP’li Kadıgil deprem bölgesinde konuştu: ‘Sanki depremin beşinci gününde gibiyiz’


    Kahramanmaraş merkezli depremin üzerinden yaklaşık bir ay geçti.

    Depremin ilk gününden bu yana devletin yetersiz müdahalesi tepki çekerken; aradan geçen bir aylık sürede yaraları sarmayı bırakın, depremzedelerin durumları her geçen gün daha da kötüleşti.

    “SANKİ DEPREMİN BEŞİNCİ GÜNÜNDE GİBİYİZ”

    Türkiye İşçi Partisi Sera Kadıgil, Gerçek Gündem’e bölgedeki son duruma ilişkin açıklamalarda bulundu.

    “Şu anda depremin sanıyorum yirminci günündeyiz sanki beşinci gününde gibiyiz” diyen Kadıgil, “Bir koordinasyon eksikliği var mı diye soruyorsunuz. Koordinasyon eksikliği olması için en azından ortada bir koordinasyon çabası olması gerekir ki eksikliklerinden bahsedelim. Burada bir koordinasyon yok. Yani depremin yirminci günü itibariyle Defne özelinde Antakya özelinde hala devletin kurumsal bir organizasyonu yok. Yani farklı farklı devlet kurumları elbette var. İşte bizim gibi siyasi partiler var, demokratik kitle örgütleri var, belediyeler var, ordu var, polis var, o var, bu var aslında. Kurumlar buradalar ama bu kurumların arasında en küçük bir korelasyon yok. Ve hala mesela bizim bulunduğumuz Defne’de tek nerdeyse yardım merkezi halindeyiz. Sıcak yemek vermeye, revir çalıştırmaya, sürekli insanlara bize halktan ulaşan yardımları ulaştırmaya çabalıyoruz. Ve 20’nci günündeyiz. Yani hala bunu neden biz ya da başka bir demokratik kitle örgütü ya da başka bir kurum yapıyor, bunu anlamakta hakikaten güçlük çekiyoruz” ifadelerini kullandı.

    “20. GÜN İTİBARİYLE HALA ÇIKARTILMAYAN CENAZELER VAR”

     Kadıgil şöyle konuştu:

     “Öyle bir katliam yaşattılar ki bize böyle asrın felaketi asrın felaketi dedikleri şey, asrın katliamına dönüştü. Burada ilk 48 saat bir tane devlet görevlisinin neredeyse girmediği bir yerden bahsediyoruz. Arkamızda gördüğünüz Armutlu Mahallesi’nde orda burada insanların saatler günler boyu bağırarak yardım bekleyerek can verdiği bir yerden bahsediyoruz. Hala 20’nci gün itibariyle çıkartılamayan birçok cenazemizin olduğu bir şehirden bahsediyoruz.

    Dün mesela bir serada bir ampüte olmuş depremzedeyi ziyaret ettim. Ampüte olmuş bir depremzede çadırı olmadığı için bir seranın içerisinde palet olmayan bir battaniyenin üzerinde yaşamaya, yaşama tutunmaya çalışıyor. Yani insanları onlara mezara dönen binalarda üç kuruş fazla para uğruna yaşattıkları, öldürdükleri yetmedi. Ölen insanlara o yıkılan binaların altından kurtarmak için 48 saat boyunca parmağını bile kıpırdatmadıkları yetmedi. 20’inci gün itibariyle hala ıslak mendil diye ağlayan teyzeler ile karşılaşmanız olası burada. Hala yemek kıtlığı söz konusu burada. Hala birçok malzemenin eksikliği çok ciddi hissediliyor. Hala bize gelen en yoğun talep bir çadır kurdukları çadır kentlerin birçoğu boş dururken. Özeti böyle buranın. Yani burası gerçekten kaderine terk edildi. Yani depremin anından itibaren bile depremin öncesinden itibaren kaderine terk edilmiş bir yerdeyiz şu anda.”

    “PANDEMİDE AÇIKLADIKLARI RAKAMLARA DÖNDÜ BU RAKAMLAR”

     İktidarın açıkladığı can kaybı sayısının gerçeği yansıtmadığını belirten Kadıgil, “Genel olarak cenaze ve kaybettiğimiz insan sayısını bir gizleme çabası değil, zaten o kadar hiçbir fikirleri yok ki ne yaptıklarına dair. O yüzden pandemide açıkladıkları rakamlara döndü bu rakamlar. O bahsedilen rakamın sadece iki katının ben sadece Hatay bölgesinde ne yazık ki kaybedildiğini düşünüyorum. Ama bunu böyle hususi olarak dur rakamı düşük gösterelim kafası bile değil zaten 45 bin insandan bahsediyoruz, gizlenmiş haliyle bile 45 bin insan. Bu muazzam bir yıkım olduğu gerçeğini zaten hiç kimse bunu gizleyemez ama asıl dert ne biliyor musunuz? O bahsettiğiniz hiç girilmemiş yerlerde hala bu ülkenin yurttaşlarının cenazeleri alıp toprakta huzura kavuşturulmayı beklerken bu saray rejiminin tek bir tane derdi var kendi itibarını koruyabilmek” diye konuştu.

    TİP İstanbul Milletvekili, “Yani ilk andan itibaren tek derdi buydu zaten. İlk andan itibaren yıkımın büyüklüğünü biliyordu, buna yetişemeyeceğini, asla yetişemeyeceğini. Bütün devlet kurumlarını çökerttiğini çok iyi biliyordu. Buna rağmen bir ulusal çapta bir seferberlik ile bu askeri bir şeyden bahsetmiyorum. Yani yıkım çok büyük. Herkes görevi bütün uçaklara el koyuyoruz. Bütün iş makinalarına el koyuyorum. Bütün çevre illere çalışmaya çıkartıyorum, TSK’yı tam kadro sahaya sürüyorum, bütün uçaklarla donanma gemileriyle buraya geliyorum diyemedi. Hala demiş değil bakın hala demiş değil hala çıktı

    Cumhurbaşkanı yardımcısı olarak atanmış bilmem kaç tane iş makinesi kiraladık diye açıklama yaptı. Hala yok bilmem kim şu kadar bağış yaptı bu şirketimizin bu inşaat araçları çalışıyor diye utanmadan ürün yerleştirme yapıyorlar bir felaketle ilgili yaptıkları konuşmalarda. Yani bu artık akıl tutulması demek. Bunu çok basitleştiriyor. Vicdan yokluğu bu. Yani bu kötü insanlık bu. Hepsi için söylüyorum Tayyip Erdoğan’ından, Fuat Oktay’ına Süleyman’ından. Burada böyle 150 korumayla anca gezmeyi beceren Murat Kurum’una ne kadar, ne kadar o kabinede ya da AKP’nin eline eli değmiş insan varsa bu ülkede buradaki on binlerce insanın kanı o insanların elinde. Yerel yöneticileri de pas geçmiyorum, bunun da bilinmesini isterim” sözlerini sarf etti.

    “ÇADIR İHTİYACI SÜRÜYOR”

    Çadır ihtiyacının bölgede devam ettiğini belirten Kadıgil, son olarak şunları söyledi:

    “Hala çadır ihtiyacı var. Az önce koordinasyon merkezine 2 kişi daha geldi ağlayarak. Nerede bu çadırlar diye. Başka kurumlara yönlendirmeye çalışıyoruz. 2 3 gün içerisinde çözülebiliyor. En azından artık gibi bir bilgi var. Ama hala özellikle kırsalda birçok aile seraların içinde yarım yamalak kendi kurdukları yerde kalıyorlar. Dün bir aile geldi yatalak hastası için yatak yalvar yakar arıyordu. Serada kalmak için, çadırdan umudunu kesmiş hastasını, yatakta yaptırabilmek için seranın içinde yardım istiyordu, başka bir kadın geldi, havalar ısındı yılanlar çıkmaya başladı dedi. Yani böyle dertler yaşıyorlar şu anda canını bu depremden kurtaran insanlar ve o Kızılay denen kurum. Ben bunu depremin üçüncü gününde söyledim. Genel müdürü olacak, başındaki insan ilahiyat mezunu. Ne becerebilir ki yanlışmış. Efendim o başkanı değilmiş CEO suymuş bir de Kızılay’ımızın CEO su varmış. Kendisi ilahiyatçı aynı zamanda Deniz Feneri dolandırıcılığından hapis yatmış bir kişi ve Kızılay dediğiniz kurul ilk 48 saat hiçbir yerde yoktu. Hiç bir yerde yoktu Bakın. Yani bir yerde bir çadır kurup zahmet edip çay dağıttılarsa ben görmediysem kusuruma bakmasın da diyemeyeceğim. Allah Kızılay’ı Türk Kızılay’ının bu hale. Herkesin ayrı ayrı belasını versin diyeceğim. Bunun bir adım ötesine eşimizi Allah’a elbette bırakmayacağız. Biz hesabını soracağız bunun. Bahsettiğiniz çadır mevzusu insanlar çadırsızlıktan donarak ölme noktasına geldiler bazı gecelerde burada. Bunların elinde çadır var. Neymiş efendim onlar ayrı bir iştirakmiş. O iştirakten satmış kime satmış Ahbap’a. Ahbap dediğin kim? İnsanların zaten bunların başına çöreklenip mahvettiği o Kızılay’a, o kurdukları AFAD’a güvenmediği için, güvenmediği için bağış yaptığı bir kurum var orada. Bunlar ne yapıyor? Kendi elinde ya. Türk Kızılayı’ndan bahsediyoruz. Kızılay dan bahsediyoruz.

    Aynı gün o çadırların hepsini kamulaştırma yetkisi var Tayyip Erdoğan’ın. Bakın. Aynı gün içerisinde kamulaştırıp, ücretsiz bir şekilde halka dağıtacağı yerde ticaret yapmış herifler. Yani üslubu muhafaza edemiyorum artık gerçekten edemiyor, ticaret yapmışlarsa bilmem kaç milyona milletin cebindeki 3 kuruştan ayırıp bağış verdiği kuruma çadırı bedava dağıtması halka dağıtması gereken çadırı parayla satmış herifler. Kendilerine havuzlu villalar kiralamayı biliyorlar Hatırlarsınız boğazlarda on binlerce dolara bir de utanmadan bunları savunan yüzsüzler vardı. Daha da utanmadan sırf bunları savunmak için çıkıp bize namussuz, adi terbiyesiz, ahlaksız diyen bir cumhurbaşkanı sıfatlı bir kişi tarafından yönetiliyoruz biz. Başımıza da ne geliyorsa ondan geliyor. Bu rezillikleri gördükten sonra bir parça yüzü olsaydı zaten çoktan istifa etmiş ve hatta bence insanın ölümünün tek sorumlusu olarak intihar etmiş olması gerekiyordu. Döndü bize küfürler etti, o küfürleri de bu soru vesilesiyle misliyle kendisine iade ediyorum.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • TİP Genel Başkanı Erkan Baş: Sadece altı kişinin karar vermesine karşıyım

    TİP Genel Başkanı Erkan Baş: Sadece altı kişinin karar vermesine karşıyım


    Son dönemde söylemleriyle toplumdaki görünürlüğünü artıran Türkiye İşçi Partisi (TİP)  mevcut şartlarda oluşturduğu ilgiyi bir siyasi rüzgara dönüştürmek istiyor. 

    Özellikle işçi sınıfının sorunlarını gündeme getiren, yoksul kesimlerle dayanışmayı öne çıkaran TİP’in çabalarının seçimde ne kadarının oya dönüşeceği bilinmese de toplumda bir enerji yarattıkları herkesçe kabul görüyor.

    Erkan Baş ile birlikte TİP milletvekilleri Sera Kadıgil, Ahmet Şık ve Barış Atay özellikle sosyal medyada gençlerin ilgisini çeken konuşmalar yapıyor.

    Partinin Genel Başkanı Erkan Baş, seçimlere ne şekilde girecekleri, altılı masanın adayını destekleyip desteklemeyecekleri gibi gündemdeki konulara dair euronews’e açıklamalarda bulundu. 

    Genel seçimlere parti olarak mı yoksa başka ittifaklarla mı gireceksiniz?

    Şuanda Emek ve Özgürlük İttifakı oluştu. Türkiye’deki seçim sistemini iktidar ihtiyacına göre sürekli değiştirdiği için önümüzdeki seçimin hangi seçim kanunu ile yapılacağı bile belli değil. Eğer 2018’deki gibi yapılırsa, her parti kendi adayı ve belirlediği ittifaklarla seçime giriyor. Açıkçası ittifaklar açısından daha avantajlı bir sistem. Fakat 2022’de iktidarın yaptığı bir değişiklik var. İttifakları kendi içinde rekabete sürükleyen ve vekil sayısını arttırmak için kurguladığı bir oyun. Eğer bu kanunla girersek oyunu bozmak için bir hamle yapacağız. Ama en son düzenleme yürürlükte olursa, 81 ilin tümünde değil ama en az 41 ilde Türkiye İşçi Partisi seçime girecek. Burada da ittifakın diğer partilerin ilgili yerlerdeki ağırlıklarına göre çeşitli düzenlemeler yapmayı tartışacağız. Burada seçim kanunun kesinleşmesi önemli. Ama herhangi bir biçimde partimizin ve ittifakın en etkili olabileceği yola bakacağız. Bizim temel derdimizin, toplamda muhalefetin anayasayı değiştirecek çoğunluğa ulaşması olmalıdır. Şimdi muhalefet buna ulaşacaksa teker teker partilerin vekil sayısı gibi küçük hesapları bir kenara bırakması gerekiyor.

    Tek başına seçime girdiğiniz yüzde kaçlık bir destek bekliyorsunuz?

    Türkiye’de sosyalistler 1965 seçimlerinde 2.9 oranında oy aldılar. Ve bu tarihsel eşik, sonrasında seçim sistemi bizim bu başarımız üzerine değişti. Türkiye’de barajlı seçim sistemine doğru gelen süreç aslında önce sosyalistleri, sonra Kürt hareketini parlamento dışına bırakmak üzerine kurgulandı. Ve yurttaşa bu partinin barajı aşamayacağı hissettiriliyordu. Baraj bize karşı kurulmuştu ama sonra HDP bu barajı yıktı. Sonra baraj fiilen boşa düştüğünden sistem değişti. Şimdi ise ittifakın şöyle bir avantajı var, ittifak toplamda barajı aştığında içinde yer alan partiler barajı geçmiş oluyor. Dolayısıyla her partiye yurttaş özgürce oy verebiliyor. İktidarın kendi küçük hesaplarının beklemediği bir sonucu oldu bu ve bir avantaj. Çünkü kendilerinden başka kimsenin ittifak kuramayacağını düşünüyordu. Biz hedef olarak 2.9 oy oranını aşmayı önümüze koyduk. Bizim temel amacımız sokakta mücadele edenlerin kendilerinin Meclis’te yer alması…

    HDP listelerinden 20 vekil kontenjanı istediniz mi?

    Böyle bir tartışma olmadı, TİP’in bugüne kadar tek bir vekil sayısı tartışması olmadı. Biz TİP olarak kendi adımız, adaylarımız ve listelerimizle girdiğimizde koyduğumuz hedeflerden biri parlamentoda bir grup kurmaktı. Bu da çok anlaşılabilir bir şeydi. 4 vekil ile konuşabilmek için kavga ediyoruz sürekli, sadece söz hakkı almak için günlerce mücadele veriyoruz. O nedenle tabi böyle bir hedefimiz var. Ama bu başkalarının listelerinden girmek, başkalarının oylarıyla milletvekili olmak gibi bir beklenti değil. Dayanışmada bir eksiklik bırakmadık bir beklenti içinde de yapmadık. Biz 1960’lı yıllarda daha kimse Kürt sorununu konuşamazken, TİP Kürt sorunu hakkında söyledikleri nedeniyle kapatılmış bir parti. Bizim açımızdan tarihsel bir boyutu var ve ahlaki bir sorumluluğu da var. Hiç bir partiden TİP’in bir vekil talebi yok. Biz halka güveniyoruz. TİP’in parlamentoda nasıl temsil edileceğine halk karar verecek. Bununla birlikte biz parlamentoda doğmadık, biz sokaktayız. O nedenle varlık, yokluk alanı değil bizim için.

    Millet İttifakı’nın adayı sizin kriterlerinize uygun bir aday çıkarırsa, destekler misiniz?

    Türkiye’de bu seçimlere girerken ortak bir adayla ilk turda Tayyip Erdoğan’ı yenmek gerekir fikrini ilk söylemiş partilerden biriyiz. Her hafta sonu yaptığımız toplantılarda yurttaşlara en büyük beklentiniz nedir diye sorduk. Recep Tayyip Erdoğan’ın iktidarına son vermek yanıtını aldık. Ve bunun için herkesin sorumlu davranması gerekiyor. 2018 seçimlerinde muhalefet hatta kendimi de katarak söylüyorum şöyle düşündük; ne kadar çok aday çıkarsa Erdoğan’ın ilk turda kazanması zor olur, ikinci tura kaldığında da muhalefetin en çok oy alan adayı kimse ona oy veririz.”

     Fakat sokakta muhalefet adayları birbiriyle rekabet ettiler. İkinci tura kim kalacak rekabeti Erdoğan’ı yenmenin önüne geçti, üzülerek ifade ediyorum. Bu pratik bir sorundu ve zarar verdi. O gün çağrı yaptık muhalefete ilk turda ortak adayla bu işi bitirelim… Bu tespitimiz herhangi birisi tarafından kendilerine bir mecburiyet olarak algılanıyorsa ve zaten Erdoğan’dan insanlar bıktı ne olursa olsun bize oy verecekler diye düşünüyorlarsa buna da prim vermeyiz. Son dakikada karşımıza bir Ekmeleddin İhsanoğlu çıktığında halkımız çaresiz kalmamalı. Söylediğimiz budur, ilk turda Erdoğan’a hayatının en büyük yenilgisini yaşatalım. Millet İttifakı gelecek bizimle görüşecek hiç demedik ama şunu dedik; tek adamın yönetimine ne kadar karşıysak, sadece altı kişinin karar vermesine de karşıyım. Altı genel başkan karar verecek, neden kardeşim ne özellikleri var. Aylardır yıllardır toplantı yapıyorsunuz, bir sendika kapısı çalıp işçi kardeşim ne düşünüyorsun demiyor. Mesela kadın derneklerine sizin görüşünüzü almak istiyoruz diye bir teklif gitti mi hiç? Bizim kriterimiz açık ve net, Tayyip Erdoğan’a ne kadar uzak olursa bize o kadar yakın olur.”

    Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığını destekler misiniz?

    İsme şu aşamada cevap vermem. Çünkü Kemal Kılıçdaroğlu ne için aday olacak, onu görmem lazım. Bana CHP Merkez Yürütme Kurulu karar aldı, Kılıçdaroğlu aday olacak deseniz o zaman CHP’nin programına, seçim beyannamesine bakarım, ona göre karar veririm. İsim önemlidir ama o ismin neyin adayı olduğu önemlidir. Kemal Bey Altılı Masa’nın adayı olursa başka CHP’nin adayı olursa başka. Hangi hedeflerle karşımıza bir aday olarak çıkıyor bunları bilmem gerekiyor. Ben bir yurttaş olarak Altılı Masa’nın uzlaştığı fikirleri bilmiyorum.

    Geçmiş dönemde TİP’in Meclis faaliyetleri vardı. Aynı işlevi gördüğünüzü düşünüyor musunuz?

    Koşullar farklıydı, o bizim için bir hedef. 65-70 arası TİP öyle bir muhalefet yarattı ki o güçle bile daha iktidar olmadan verilen mücadeleye karşı Türkiye rejimi 1971’de muhtıra ile 1980’de askeri darbe ile 90’lı yıllar boyunca da baskı ve şiddet ile var oldu. Bizim şimdi yapmaya çalıştığımız şey, parlamentonun çok daha işlevsiz olduğu, muhalefetin iç tüzük ve çeşitli iktidar entrikalarıyla olabildiğince susturulduğu bir dönemde bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Bu konuda inatçıyız. Türkiye’deki iç tüzüğe baktığınızda grubu olamayan bir partinin hiç bir şey yapamayacağını düşünürsünüz. Ama bizi grubu olan partilerle mukayese ediyor yurttaş. TİP’in o dönem grubu vardı, parlamento bugüne oranla daha işlevseldi. Fakat bizim sesi duyulmak istemeyenlerin sesini duyurmaya çalışıyoruz.

    Büyük çoğunluğu muhafazakar bir toplumda sosyalizmi anlatıyorsunuz. Dindar muhafazakarlara bir mesajınız var mı?

    “Emeğin hakkını, alın terinin hakkını savunmak istiyorlarsa yapacakları en hayırlı iş Türkiye İşçi Partisi’ne oy vermektir. Bizim Türkiye İşçi Partisi’ni kurarken bir iddiamız vardı; dedik ki bugüne kadar sosyalizm hep anti komünistler tarafından, karşı devrimciler tarafından, sosyalizmin düşmanları tarafından bu halka anlatıldı ve biz sosyalizmin sosyalistler tarafından halka anlatılacağı bir dönemi açacağız dedik. Bugünkü etkimizin önemli bir boyutu, özel olarak TİP’in başarısı değildir, sosyalizmin fikri gücüyle ilgilidir TİP’in başarısı.”

    “Yıllarca dış mihrak, önce anarşist sonra terörist olarak suçlanan sosyalistlerin komünistlerin temsil ettikleri değerler açısından Türkiye toplumunun çok büyük bir bölümü ile ne kadar yakın olduklarını, iç içe olduklarını fark ettik.”

    “Biz görüyoruz, son zamanlarda özellikle artarak devam ediyor. Diyelim ki kendisini muhafazakar olarak ifade eden arkadaşlar merak ediyorlar. Yıllarca sosyalizm, komünizm bunlara öcü olarak anlatılmış. İlk defa hayatında ilk defa sosyalistle iletişim kurma şansı var.  Bizimle temas edince ‘gerçek solcu benmişim’ diyor, ‘farkında bile değilmişim’ diyor.”

    “Ya da kendini ülkümü, milliyetçi, vatansever olarak tarif eden vatandaşlarla oturuyoruz konuşuyoruz, diyor ki ya ben ‘tamamen yanlış anlamışım’ diyor ve ‘bu ülkeyi sevmek için Kürtlere, Alevilere düşman olmam gerektiğini düşünüyordum’ diyor. ‘Onları bölücü düşünüyordum’, ‘sizi de öyle düşünüyordum’ diyor.”

    “Bugün siz gelmeden önce Meclis’i arayan bir arkadaşımız, ‘ben yıllarca onlar hakkında ileri geri konuştum, özür dilemek için arıyorum’ dedi. Ben utandığımdan aramak istemedim. Yani çünkü kişisel olarak benden özür dilemesini gerektirecek bir şey yok ki çünkü onun suçu değil”

    “AKP, ezilenlerin hareketiymiş gibi bir demagoji ile geldi, yoksulların hareketiymiş gibi bir izlenim yarattı. AKP’liler Türkiye’nin zenginleri ama AKP’ye oy veren milyonlar değil Türkiye’nin zenginleri. AKP’nin tepesine çöreklenmiş bir avuç her gün servetlerine servet katıyor”

    “Bizim en çok karşılaştığımız ne biliyor musunuz, AKP ile, muhafazakar mahalle diyelim, aynı mahallede doğan büyüyen gençler, yanındaki gençlere bakıyorlar mesela, parti yöneticisi babanın oğlu bütün olanaklar onun önünde açılıyor ve o aslında diyelim ki daha az yetenekli olmasına rağmen, daha az çalışmasına rağmen hızla yükseliyor ve zenginleşiyor oysa hemen onun yanındaki daha çalışkan daha zeki daha fazla çaba harcayan çocuğun hayatı mahvoluyor. Orada muazzam bir ayrışma yaşanıyor. Son üye dalgasıyla değişti ama Türkiye İşçi Partisi üye sayısı 10 bin iken yaptığımız bir araştırmaya göre yüzde 10’u daha önce herhangi bir sol ya da sosyalist partiye üye olmuş. Yüzde 80’i daha önce hayatında hiçbir siyasi partiye üye olmamış olanlardan oluşuyordu. Yüzde 10 civarı da daha önce baya bildiğimiz sağ partilerde çalışmış arkadaşlarımızdan oluşuyor. Sosyalizmin temsil ettiği değerler Türkiye halklarına yabancı değerler değildir. Siz Anadolu’nun herhangi bir yerine gittiğinizde, göreceğiniz muamele aslında sosyalistleri, insanlar arasındaki ilişkilere dair söylediklerine çok paraleldir. Ne bilim herkes Neşet Ertaş dinlemiyor mu? Neşet Ertaş sağcı mı? Türkiye’de Ahmet Kaya milyonlar tarafından benimsenmiyor mu? Bakın şöyle halkın sevdiği sanatçıların önemli bir bölümünün aslında solcu, sosyalist dünya görüşünden en azından etkilenmiş olduklarını görürsünüz.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Türkiye İşçi Partisi’nden Erdoğan’a ‘adaylık’ uyarısı: ‘Herkes Anayasa’ya uymak zorunda

    Türkiye İşçi Partisi’nden Erdoğan’a ‘adaylık’ uyarısı: ‘Herkes Anayasa’ya uymak zorunda


    Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Erkan Baş, cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçimleri hakkında yaşanan gelişmeleri değerlendirdi. 

    Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, seçim tarihiyle ilgili, “Mayıs ayı içinde bu işi bitirelim.” açıklaması yaptığını, bugün de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 14 Mayıs’ı seçim tarihi olarak işaret ettiğini belirtti.

    “ÖĞLE YAĞMA YOK”

    Anayasa’nın seçimlerle ilgili maddelerinin açık olduğunu vurgulayan Baş, Anayasa’nın 101. maddesi ile Cumhurbaşkanlığı Seçim Kanunun 3. maddesini okudu. Baş, “Dolayısıyla ‘Ben 14 Mayıs’ta seçim kararı aldım, Cumhurbaşkanı olarak ilan edeceğim bu kararı, daha sonra aday olacağım’ öyle yağma yok.” diye konuştu.

    “ERDOĞAN ADAY OLAMAZ”

    Bir gazetecinin seçim tarihine ilişkin sorusu üzerine ise Baş, 14 Mayıs’ta seçim yapılamayacağını söyledi. Baş, “Ben o tarihte seçim yapılamayacağını söylüyorum, yapılırsa Tayyip Erdoğan aday olamaz diyorum. Erdoğan’ın aday olabilmesinin tek koşulu TBMM’nin seçim kararı almasıdır. Bugün itibarıyla seçim kararı alındığında da eski seçim kanunu, AKP’nin değiştirmek istediği, kendisine uygun düzenleme yapmak istediği seçim kanunun yürürlüğe girmesi gerekir.” ifadelerini kullandı.

    “EYT’LİLER KANDIRILDI”

    EYT ile ilgili sürecin sorulması üzerine ise Baş, sürecin “utanç verici” olduğunu, EYT’lilerin kandırıldığını öne sürdü. 

    TİP SÖZCÜSÜ KADIGİL’DEN ANAYASA HATIRLATMASI 

    Erkan Baş’ın ardından sosyal medya hesabından açıklama yapan TİP Sözcüsü Sera Kadıgil, ““Anayasa’yı bir kere delmekle bir şey olmaz anlayışını kabul etmiyoruz! TİP olarak biz, hukuka aykırı tüm uygulamaların tam karşısında tutum alacağız. Bir ülkede bir Anayasa varsa herkes ona uymak zorundadır!” ifadelerini kullandı.

    Kadıgil, “Bir Anayasal uyarı daha yapalım, 14 Mayıs olağan seçim takvimi içinde olduğundan, daha önce 2 kez seçilen Tayyip Erdoğan kendi kendine(!) alacağı bir seçim kararıyla 3.kez cumhurbaşkanı adayı olamaz. “Ama sistem değişti” yanıtı hukuki bir yorum değil, siyasi bir kıvırmadır” diye yazdı. 

     

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erkan Baş’tan Sinan Ateş cinayeti çıkışı: Kimin azmettirdiği ortada; bunlar ülkenin yönetiminde söz sahibi

    Erkan Baş’tan Sinan Ateş cinayeti çıkışı: Kimin azmettirdiği ortada; bunlar ülkenin yönetiminde söz sahibi


    Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, partisinin İstanbul il örgütü binasında haftalık basın toplantısı düzenledi. Baş, Türkiye gündemini değerlendirdiği basın toplantısında AKP iktidarının ekonomi politikalarının yurttaşların koşullarını ağırlaştırıldığını hatırlattı.

    TİP Genel Başkanı Erkan Baş, eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş’in Ankara’da silahlı saldırıda öldürülmesi hakkında, “Şüpheliler milletvekilleriyle yan yana yine fotoroman gibi boy boy fotoğrafları çıkmış. Kimin çanak tuttuğu, kimin azmettirdiği ortada. Bu çağ dışı bu insanlık dışı zihniyet Türkiye için bir güvenlik sorunudur” dedi. 

    Konuşmasının başında yurttaşların yeni yılını kutlayan TİP Genel Başkanı “2023 özel bir yıl” derken “Cumhuriyetin kuruluşunun 100. yıl dönümü, Gezi Direnişimizin 10. yıl dönümü. Biz bu önemli yılda Saray Rejimi’ni tarihin çöplüğüne gönderme, eşit, özgür, barış içinde yaşayacağımız bir memleket kurma kararlılığımızı bir kez daha tekrarlıyoruz” ifadelerini kullandı.

    2023’ün iktidar açısından da özel bir yıl olduğunu belirten Baş, şöyle devam etti:

    ERKAN BAŞ, AKP’NİN 12 YIL ÖNCE SUNDUĞU VAATLERİ HATIRLATTI

    “12 yıl kadar önce ‘Türkiye hazır hedef 2023’ diye yola çıkmış bir iktidar vardı. Bugünlerde elime iki sayfalık bir metin ulaştı. Bu AKP’nin dördüncü kongresinde Eylül 2012 tarihli 2023 hedeflerini anlatan bir metin. 

    63 madde kongreye katılan tüm basın emekçilerine sunulmuş, AKP imzalı olan bir metin ve bu 63 maddede neler demişler 2023’ün ilk basın toplantısında bunları hatırlatmak istiyorum.

    Örneğin şöyle başlıyor; parti kapatmalarının tamamen kaldırılması.

    2 parti kurulmasında kısıtlayıcı ve yasaklayıcı hükümlerin kaldırılması.

    3 partilerde tek tipleştirici hükümlerin kaldırılması.

    4 parti kapatmaların kaldırılması.

    5 partiye değil gerçek kişilere ceza.

    6 siyasete katılımın önündeki tüm engellerin kaldırılması.

    7 seçimlerle ilgili mevzuatların tümden yenilenmesi işte barajın kaldırılması, temsilde adaletin sağlanması diye başlamış.

    ‘TÜM ÜLKEYİ TEK TİP HALE GETİRMEYE ÇALIŞIYORLAR’

    Peki nasıl bir Türkiye ile karşı karşıyayız? 2023 geldi, söyledikleri tarih geldi. Ne var gündemde? ‘Parti kapatmayı kaldıracağız’ demişler HDP üzerinde kapatma davası var. Milyonlarca yurttaşın oyunu almış parti kapatılmak isteniyor.

    ‘Parti kurulmasında kısıtlayıcı ve yasaklayıcı hükümleri kaldıracağız’ demiş. Aylardır Yeşiller Partisi partinin kuruluşunu gerçekleştiremediğini, mahkeme kararlarına rağmen gerçekleştiremediğini söylüyor.

    Partilerde tek tipleştirici hükümler kaldırılacakmış, geçtik siyasi partileri tüm ülkeyi tek tip hale getirmeye çalışan, yurttaşlar arasında ayrımcılığı körükleyen bir parti haline gelmiş. Buradan bütün yurttaşlarımıza özellikle rica ediyorum: AKP’nin bundan 10 sene önce açıkladığı 2023 vizyonuna bakalım ve bugün AKP’nin Türkiye’yi nasıl bir hale getirdiğini zaten yaşıyoruz, ikisini birlikte mukayese edelim.

    ‘AKP’Yİ YÜZ YILIN YALANCISI İLAN EDİYORUZ’

    Şu belge, tarihe yalanın belgesi olarak geçecek. Buradan Adalet ve Partisi’ni 2023 yılında yüz yılın yalancısı ilan ediyoruz. Yüz yılın yalancısı en büyük yalanları söyleyen parti olma unvanını ele geçirmiş durumdalar. 

    Bugün memlekette ne yaşıyorsak hepsinin tam tersini önlerine hedef olarak koymuş bir iktidarla karşı karşıyayız. Dolayısıyla bu belge ancak ve ancak yüzyılın yalancısı olarak anılması için akıllarda tutulması gereken, arşivlerden bulup çıkarılması gereken, her yurttaşımızın mutlaka okuması gereken bir belgedir.

    Hedefledikleri ülke ortada, yarattıkları ülke ortada. Adaletsizlik yaşamın her alanına sirayet etmiş, ülkenin yarısı asgari ücretle açlık sınırında yaşamaya mahkûm edilmiş, yoksulluğun, gelir adaletsizliğinin alıp başını gittiği, partilerin hem kapatıldığı hem kurdurulmadığı, dilleri, cinsel yönelimlerin yasaklandığı ayrımcılığın kol gezdiği, eğitim sisteminin paramparça edilip yurttaşların özel okullara mecbur edildiği kapkaranlık bir ülke haline getirdi AKP 2023’e girerken Türkiye’yi.

    ‘AKP’Yİ 2023’TE BU ÜLKEDEN SÖKÜP ATACAĞIZ’

    Biz bu vesileyle AKP’nin bu yalanlarını AKP’nin bu ülkeyi mahvettiği politikaları bir kez daha ortaya koyarken, kendi adımıza da 2023 için tek bir hedef koyuyoruz. Yurttaşlarımıza açlık sınırında bile yaşamayı çok görenleri milyonları süt alamaz, bir kirayı ödeyemez hale getirenleri, çocuklarını okullarına gönderebilmek için ailelerin bankalarda kredi alma sıralarına girdiği, bankalara, tefecilere mahkûm edildiği bu siyasi partiyi 2023 yılında bu ülkeden söküp atacağız.

    Eşit, özgür, barış içinde ve kardeşçe yaşayacağımız bir cumhuriyet için 2023 yılında Saray Rejimi’ne son noktayı koyma kararlılığıyla giriyoruz. Hani bundan 10 sene önce 15 sene önce bir hikâye anlatıyordu Tayyip Erdoğan. 2023’e başlarken şunu söylemek lazım: Senin hikayen de senin yolun da bitti Tayyip Erdoğan. Artık halkın hikayesi başlıyor. Halkın önünün açık olduğu günler 2023’te önümüzde bizleri bekliyor.”

    ‘ERDOĞAN İNSANLARIN HAYALİYLE OYNUYOR’

    Açıklamalarının devamında geçen hafta Erdoğan’ın açıkladığı EYT düzenlemesine ilişkin konuşan Erkan Baş, “Bu duyurunun üzerinden 1 haftadan fazla vakit geçti ve şu anda hala Meclis’e gelmiş bir teklif falan yok” dedi.

    İktidarın EYT’lilerin umuduyla oynadığını belirten Baş, şu ifadeleri kullandı:

    “İnsanların yıllardır mücadele ettiği, zaten hakkı olan bir şeyi sanki kendisi bahşediyormuş gibi insanlara sunuyor ama bunu yaparken bile açık konuşalım yurttaşlarımızla alay ediyor. Yani çıkıyor bir akşam diyor ki ‘EYT’yi çözdüm hadi hayırlı olsun’ İnsanlar yıllardır bu anı bekliyorlar doğal olarak ertesi sabah SGK binalarının önünde kuyruklar oluşuyor, vatandaş emeklilik işlemlerini başlatmak istiyor. Şunu bile söylemiyor, ‘konuyla ilgili bir kanun göndereceğiz’ falan demiyor çözdüm bitti hayırlı olsun…

    Ne oldu arkadaş? Ortada bir teklif var mı Melis’e sunulmuş bir öneri var mı? Kanun teklifi var mı? Hiçbirisi yok. İnsanların umutlarıyla alay eden bu yaklaşımlarını da unutmayacağımızı burada bir kez daha ifade etmek istiyorum.”

    ‘KOLAYSA EMEKLİ MAAŞIYLA SEN YAŞA!”

    Açıklamalarının devamında Türkiye’de sefalete mahkûm edilen emeklilerin yaşadığı geçim sıkıntısına değinen Erkan Baş, “Emeklinin hali ne olacak?” dedi.

    Baş şöyle devam etti:

    “Bundan 6 yıl, 7 yıl, 8 yıl, 10 yıl önceye gidelim. Asgari ücretten düşük maaş alan emekli oranı yüzde 4-5 civarında. Emekliler asgari ücrete yakın paralar alıyorlar. Artık 2020’den beri bu veriler açıklanmıyor, 2020’de emeklilerin yarısı asgari ücret alıyordu yüzde 50 oranındaydı. Şimdi son yapılan zamma göre emeklilerin en az yüzde 70’i asgari ücretin altında yaşamaya çalışıyor. 

    İktidar, emeklilerin yüzde 70’ine asgari ücret diye belirlediğimiz rakamın altında bir rakamla yaşama dayatması yapıyor. Kolaysa sen yaşa kardeşim bu parayla? Kolaysa sen yaşa! Yine oyalamalar, yine Saray oyunları devam ediyor.

     EYT’lilerin, emekli yurttaşlarımızın endişeleri haklı. Bu sebeple biz açıkça ifade ediyoruz; tam bir teyakkuz halinde olacağız. Hem EYT’lilerin yıllardır mücadele ettikleri haklarını tam ve eksiksiz olarak almaları için hem bunun yol açtığı yeni mağduriyetin muhatabı olan milyonlarca yurttaşımızın yeni bir haksızlığa uğramasını engellemek için hem de emeklilerin insan gibi yaşayabilecekleri bir emeklilik maaşını alabilmeleri için.”

    TİP EYT KONUSUNDA NE DİYOR?

    Mevcut EYT düzenlemesine karşı partisinin önerilerini de sıralayan Erkan Baş şöyle konuştu:

    “Biz diyoruz ki işe giriş tarihlerine göre kademeli, uygulanabilir ve adil bir yaş düzenlemesi getirilmelidir. Siz insanları kaç yaşında çalışmaya başlatıyorsunuz? Kaç yıl çalışacakları buna göre şekillenmeli belirlenmeli. Siz Türkiye’de insanları Afrika’dan beter koşullarda çalıştırıp Avrupa’daki gibi emeklilik hayallerine kabul ettiremezsiniz, bu dayatmayı kabul etmiyoruz. 

    Çalışma koşullarının bu kadar ağır, dünyadaki en uzun çalışma saatlerine sahip ülkelerden bir tanesine gelmiş bir ülkede insanlar çalıştıkları yıllarda ömürlerinden vererek çalışıyorlarsa emeklilik de buna göre düzenlenmelidir. Bunun dışında bir şey kabul edilemez. 

    Ayrıca TİP olarak diyoruz ki; emeklilik aylıklarının alt sınırı asgari ücretin net tutarından az olamaz. Ayrıca artık neredeyse yüzde 30’lara düşen aylık bağlanma oranlarının yeniden yüzde 70’lere çıkartılması net bir talep olarak ifade edilmelidir. Emekçiyken ödediğimiz primler, emekliyken aylık olarak cebine girmelidir. Yani siz insanlardan çalışırken aldığınız primlerin karşılığını bile vermiyorsunuz. Ayrıca refah payı yüzde 100’e yeniden çıkarılmalı ve mutlaka emekliler enflasyon karşısında koruma altına alınmalıdır.”

    ‘CUMHURİYET TARİHİNİN EN BÜYÜK DOLANDIRICILIĞI’

    Basın toplantısının devamında TÜİK’in açıkladığı enflasyon verilerini eleştiren TİP Genel Başkanı, “Bu kurum sadece Tayyip Erdoğan’ın hoşuna giden rakamları açıklamak üzere yapılanmış durumda” dedi.

    TÜİK eliyle Cumhuriyet tarihinin en büyük hırsızlığının ve dolandırıcılığının yapıldığını söyleyen Erkan Baş şöyle devam etti:

    “Cumhuriyet tarihinin en büyük hırsızlık, dolandırıcılık ve yolsuzluk suçlarından birisine zemin hazırlamış durumdadır. Sokaktan herhangi bir arkadaşımızı çevirsek, zaten TÜİK’in verdiği rakamların hayatta bir karşılığı olmadığını söyleyecek. Bu memlekette hayatında bir gün olsun pazara giden, markete giden, alışveriş yapan, otobüse, minibüse toplu ulaşım araçlarına binen kime sorsanız enflasyonu hesaplar demeyeceğim, enflasyonun altında eziliyor. Bu memlekette emeğiyle, alın teriyle yaşayan tüm yurttaşlar TÜİK’in söylediği rakamın hayatla gerçekle bir ilgisi olmadığını biliyor.

    Ama bu sahte rakamlarla hepimizin bildiği gibi özellikle emekli ve memur maaş oranının belirlenmiş oluyor ve böylece bu sahte rakamlarla bu memlekette milyonlarca insanın boğazından lokma çalıyor. Çoluk çocuğun emeği çalınıyor insanın hakkettiğini alması gerekeni gasbeden bir iktidarla karşı karşıyayız. Burada dolandırıcılık suçu vardır iddia ediyorum burada nitelikli dolandırıcılık suçu vardır.

    ‘İKTİDAR MEMURUN MAAŞINI ÇALIYOR’

    Bir rakam paylaşmak istiyorum; 2015 yılında ortalama memur maaşı 2,5 asgari ücrete denk geliyormuş. Geçen yıl bu 1,7‘ye kadar inmiş şimdi yüzde 30 üzerinden hesaplarsak aşağı yukarı 1,5 kat anlamına gelecek.

    Yani şu demek, 8 yılda memur maaşı 2,5 asgari ücretten 1,5 asgari ücrete düşmüş. Yani aslında her ay bir asgari ücreti bu iktidar çalmış. Göstere göstere, gözümüzün içine baka baka memurlardan her ay bir asgari ücreti çalan bir iktidarla karşı karşıyayız. 

    Tabii yapacaklar, bunların varlık nedeni bu ve utanmayacaklar. Utanmazlar bakın çok açık söyleyeceğim utanmayacaklar çünkü bir taraftan diyecekler ki ‘ekonomi her geçen gün büyüyor.’ Ekonomi büyüyor memlekette. Mesela bankalar cumhuriyet tarihinin karlılık oranlarında rekorlarını kırmışlar ama bu ülkede çocukların beslenme çantasında yiyecek bir şey var mı yok mu bu iktidarın derdi değil. İnsanlar çocuklarına süt alabiliyorlar mı bu iktidarın derdi değil.

    Bırakın ev sahibi olma hayallerini, insanlar ilk depremde yıkılacaklarını bildikleri evlerin kirasını bile ödeyemez durumdalar. Ama 18 milyon vatandaşı açlığa, yoksulluğa, sefalete mahkûm eden bu sözde zammı müjde diye pazarlamaktan utanmıyorlar.”

    SİNAN ATEŞ CİNAYETİ

    Konuşmasının son bölümünde Ankara’da sokak ortasında işlenen Sinan Ateş cinayetine ilişkin açıklamalarda bulunan Erkan Baş, “Ülkenin başkentinde bir siyasi cinayetin tüm ayrıntılarıyla açığa çıkarılmaması kabul edilebilir bir şey değildir” dedi.

    “Kendisi dışında herkesi terörist diye yaftalayanlar bu işin olağan şüphelileri durumundalar” diye konuşan Baş şu ifadeleri kullandı:

    “Şüpheliler milletvekilleriyle yan yana yine fotoroman gibi boy boy fotoğrafları çıkmış. Kimin çanak tuttuğu, kimin azmettirdiği ortada. Bu çağ dışı bu insanlık dışı zihniyet Türkiye için bir güvenlik sorunudur bunu ifade etmemiz lazım.

    Türkiye’de yurttaşların birlikte yaşama iradesine, barışa, mutluluğa, kardeşliğe karşı bir tehdittir bu zihniyet. Sokaklarda daha önce başlayan şiddet gösterileri buna başvuran zihniyetin ne olduğunu bize bir kez daha gösteriyor. Bunlar üzülerek ifade ediyorum bu ülkenin yönetiminde söz sahibidirler aynı zamanda. Saray Rejimi’nin en büyük destekçileridir. Biz bu anlayışa karşı, bu siyasete karşı her zaman her yerde karşı durduk, tam karşısında durduk, duruyoruz ve durmaya devam edeceğiz.

    En büyük güvencemiz yalnız olmadığımızı biliyoruz. Türkiye’de gündüz gözüyle sokak ortasında bir insanı öldürmekten çekinmeyen, resmen bu ülkenin kanunlarına kurallarına kafa tutan bu zihniyete toplumumuzun da büyük bir bölümünün karşı olduğundan eminiz bunu biliyoruz.

    Bir kez daha yineliyoruz. Saray Rejimi’nde bu siyasi parti görünümlü ama esasen siyasetle halkla hiçbir ilgisi olmayan yaklaşımların egemen olduğu bir Türkiye yaratılmıştır ama bunların Türkiye’nin geleceğinde yeri yoktur.  Bu karanlık aşılmak durumundadır bu karanlığı el ele, yürek yüreğe birlikte aşabiliriz Türkiye ancak bu kanunsuzluğun üzerine giderek düze çıkabilir, yaşanabilir bir ülke haline gelebilir. 

    Biz Ülkü Ocakları eski genel başkanı Sinan Ateş cinayetinin tüm ayrıntılarıyla açığa çıkmasını, hangi hesapların, hangi planların amaçları olarak sonucu olarak bu cinayetin işlendiğinin ortaya çıkartılması gerektiğini düşünüyoruz. Bu konuda takipçisi olacağımızı bu suç şebekelerinin bütün ayrıntılarıyla kamuoyu tarafından bilinmesinin en temel yurttaşlık hakkı olduğunu söylüyoruz.”

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***