Etiket: Türkiye İşçi Partisi – TİP

  • Yargıtay TİP Hatay milletvekili Can Atalay’ın tahliyesini keyfi olarak uzatıyor

    Yargıtay TİP Hatay milletvekili Can Atalay’ın tahliyesini keyfi olarak uzatıyor


    14 Mayıs’ta yapılan milletvekili seçimlerinde Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) Hatay’dan aday gösterdiği Gezi tutuklusu Can Atalay milletvekili seçildi. Atalay’ın mazbatası avukatları tarafından teslim alınırken, Yargıtay’a tahliye başvurusunda bulunuldu. Ancak Atalay’ın mazbatası teslim alınmış olmasına rağmen halen tahliyesi gerçekleşmedi.

    TİP PM üyesi ve avukat Özgür Urfa, konuya ilişkin Gerçek Gündem’e yaptığı açıklamalarda, sürecin keyfi olarak uzatıldığını vurguladı. Urfa, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede “Geçen hafta Perşembe günü avukatları tarafından mazbatası alındıktan sonra sistemden başvuru yapıldı. Mazbata aslında Yargıtay Cumhuriyet Savcılığı’na elden tekrar verildi. Yargıtay Cumhuriyet Savcılığı’nda dosya. Şimdi onlar tebliğname, yani görüşünü yazıp Yargıtay’ın ilgili dairesine gönderecek onu bekliyoruz. Gönderdikten sonra 3 gün içinde karar vermesi gerekiyor ilgili Yargıtay dairesinin. Aslında keyfi olarak uzatıyorlar. Derhal aynı gün göndermesi gerekiyordu. 14 Mayıs’ta seçildiği günden itibaren milletvekili oluyor” ifadelerini kullandı.

    “ŞU AN RESMİ OLARAK MİLLETVEKİLİ”

    Urfa, Atalay’ın 14 Mayıs’ta seçildiği andan itibaren zaten derhal tahliye edilmesi gerektiğini belirterek, konunun Meclis yemini veya başka bir şeyle ilgili olmadığını ifade etti.

    Konuya ilişkin geçmiş örneklerden de bahseden Urfa, şöyle devam etti:

    “Mazbatası da verildi zaten milletvekili şu an resmi olarak. Mazbatasını aldığı andan itibaren başlamış oluyor. Meclis yemini ile de ilgisi yok. Mazbata verildiği tarih itibarıyla özlük hakları da başlamış oluyor. O gün itibaren derhal bırakmaları gerekiyor, başvuruya dahi gerek yok. Anayasa 83 gereği. Yargılama hakkında durma kararı verip tahliye etme zorunluluğu var. Daha önce de başka milletvekili örneklerinde de Anayasa Mahkemesi’nin kararları var.”

    “5 GÜN OLDU İLGİLİ DAİREYE GÖNDERİLİP GÖNDERİLMEDİĞİ BİLE BELLİ DEĞİL”

    Yargıtay Cumhuriyet Savcılılığı’nın “Dosyayı aldık inceleyeceğiz” şeklinde tutukluğu uzattığını söyleyen Urfa, tahliye kararının Anayasal bir zorunluluk olduğunu ise şöyle anlatarak sözlerini noktaladı:

    Ama şu an işte “Dosyayı aldık inceleyeceğiz” şeklinde keyfi olarak tutukluluğu uzatıyorlar. Aynı gün derhal verilmesi gerekiyordu. Başvuruyu yaptığımızdan beri 5. Gün bugün daha daireye bile gönderilip gönderilmediği belli değil. Bir an önce daireye gönderilip, ilgili dairenin de derhal tahliye kararı vermesi gerekiyor. Burada bir takdir yetkisi de yok. Hukuken bir tartışma da yok. Bırakır mı bırakmaz mı diye. Tahliye kararı vermeleri Anayasa gereği zorunlu şu an.

    BARIŞ ATAY’IN YERİNE HATAY’DAN ADAY GÖSTERİLMİŞTİ

    Gezi Parkı davasında 18 yıl hapis cezası verilen avukat Can Atalay, TİP’in güçlü olduğu Hatay’da birinci sıradan milletvekili adayı gösterilmişti.

    TİP lideri Erkan Baş, Barış Atay’ın Hatay’dan feragat ederek yerini Gezi Davası tutuklusu Can Atalay’a bıraktığını söylemişti.

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • TİP’ten Yargıtay’a Can Atalay çağrısı: Silivri’den çıkartıp meclise göndermek için kolları sıvamanın vakti

    TİP’ten Yargıtay’a Can Atalay çağrısı: Silivri’den çıkartıp meclise göndermek için kolları sıvamanın vakti


    TİP PM Üyesi Özgür Urfa, Hatay’dan milletvekili seçilen Gezi Parkı Davası’ndan tutuklu bulunan Avukat Can Atalay’ın tahliye edilmesi için sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla Yargıtay’a, “Derhal tahliye kararı vererek Anayasayı ihlal etmekten vazgeçmelidir” diye seslendi.

    Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Özgür Urfa, “Yargıtay derhal tahliye kararı vererek Anayasayı ihlal etmekten vazgeçmelidir. Can Atalay’ı bir an önce hukuksuz ve keyfi şekilde tutulduğu Silivri’den çıkartıp meclise göndermek için kolları sıvamanın vakti. “Bitmedi o kavga sürüyor, sürecek..” ifadelerini kullandı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erkan Baş: Ne olursa olsun hiçbir çaba boşa gitmedi, mücadele devam edecek

    Erkan Baş: Ne olursa olsun hiçbir çaba boşa gitmedi, mücadele devam edecek


    Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Erkan Baş, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda “Seçim sonucu ne olursa olsun… Hiçbir çaba boşa gitmedi, gitmeyecek. Mücadele devam edecek” dedi.

    TİP Genel Başkanı Erkan Baş, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda örgütlü mücadeleyi büyüteceklerini söyleyerek, “Seçim sonucu ne olursa olsun… Hiçbir çaba boşa gitmedi, gitmeyecek. Mücadele devam edecek. Halkımızı, ülkemizi saltanat sevdalılarının, para babalarının keyfine teslim etmeyeceğiz. Örgütlü gücümüzü büyütecek, emekçileri birleştirecek, bu sömürü ve yolsuzluk düzenini yıkacağız. Mutlaka kazanacağız!” ifadelerine yer verdi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Diyarbakır halkı seçim sonuçlarıyla ilgili ne düşünüyor?

    Diyarbakır halkı seçim sonuçlarıyla ilgili ne düşünüyor?


    14 Mayıs’ta yapılan seçime Yeşil Sol Parti listesinden giren HDP, geçmiş oy oranına ulaşamadı. Diyarbakırlı seçmene oy kaybının nedenlerini sorduk.

    28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi’nin kesin olmayan sonuçlarına göre Diyarbakır’dan 12 milletvekili seçildi.

    AK Parti Diyarbakır’dan üç milletvekili, CHP bir, Yeşil Sol Parti ise sekiz milletvekili çıkardı. Ancak hakkındaki kapatma davası nedeniyle seçimlere Yeşil Sol Parti listesinden giren ve Türkiye İşçi Partisi ile ittifak yapan Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) son seçimlerde oy oranı azaldı.

    Yeşil Sol’un en fazla milletvekili çıkardığı Diyarbakır’da yaptığımız sokak röportajlarında seçmene ikinci turda kimi tercih edeceklerini ve HDP’nin ortağı olduğu ittifakın düşük oy almasının sebebini sorduk.

    Diyarbakırlı seçmen, oy kaybının ana nedeni olarak TİP ile yapılan ittifakı görüyor. 

    “HDP tek başına seçim girseydi farklı olurdu” diyen seçmenden bazıları oy sayımında usulsüzlük yapıldığı kanaatinde. 

    euronews, seçim sonuçlarını Diyarbakır halkına sordu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • TİP lideri Erkan Baş: Elimizdeki ilk veriler gösteriyor ki ilk turda bitirebiliriz

    TİP lideri Erkan Baş: Elimizdeki ilk veriler gösteriyor ki ilk turda bitirebiliriz


    Türkiye Cumhurbaşkanlığı ve Meclis seçimlerinde oy sayımına kilitlenmişken, seçimlerde sürpriz yapması beklenen Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş’tan açıklama geldi.

    Baş, “Partimiz de beklentilerimizin de üstünde oy alıyor, heyecanımız yüksek!” dedi.

    Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turda bitebileceğini söyleyen Baş, “Lütfen tüm sandıklara, her oya sahip çıkalım. Islak imzalı tutanakları almadan okullardan kesinlikle ayrılmayalım. TİP’i meclise daha güçlü göndereceğiz. Erdoğan’ı da tarihin çöplüğüne göndereceğiz!” ifadelerini kullandı.

    Kaynak: Gerçek Gündem


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erkan Baş: 35 gündür hiçbir kanal bizi yayına almadı

    Erkan Baş: 35 gündür hiçbir kanal bizi yayına almadı


    Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, dün akşam İstanbul Sefaköy’de bulunan Atlas Düğün Salonu’nda halk buluşması gerçekleştirdi.

    Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turda bitmesi gerektiğini söyleyen Baş, “Dünya kadar görüş farkımız var Kemal Bey ile… Ama gönül rahatlığıyla Kemal Kılıçdaroğlu’na oy verin” diye konuştu.

    Baş burada yaptığı konuşmada şunları söyledi:

    TÜRKİYE’DE SİYASET LANET OLSUN BİR PROFESYONEL MESLEK HALİNE GELMİŞ: “Ne mutlu bizim milletvekili adaylarımız halkın karşısına çıktığında heyecanlanıyor. Çünkü biz profesyonel siyasetçi falan değiliz. Biz emeğiyle alın teriyle yaşayan bu ülkenin tırnak içinde söylüyorum normal insanlarıyız. Hatta onlar yukarıdan bize bakıyorlar saraydan Ankara’dan Meclis’ten falan bizi küçümserler onlar. ‘Sıradan insanlar’ derler. Doğrudur. Biz başkalarından farklı olmaya çalışmayız, biz herkes gibi olmaya çalışırız. Herkesin eşit olması için çalışırız. Önemli olan işte böyle insanların siyasette bulunması. Bakın açık söylüyorum Türkiye’de siyaset lanet olsun bir profesyonel meslek haline gelmiş. 15 yıl 20 yıl 25 yıl milletvekilliği yapmış hala milletvekili olmak için büyük çabalar sarf eden insanların maalesef çok sayıda olduğu bir ülke burası. Biz siyaseti bir profesyonel meslek olmaktan çıkartmaya çalışıyoruz. Siyaset bizim hayatımızın her alanına gidiyor. İstesek de giriyor istemesek de giriyor. Bizler bu ülkenin yurttaşları, siyasete daha fazla ama kendimiz gibi onlara benzeyerek değil, onları taklit ederek değil, onlar gibi onlara çalışarak değil. Kendimiz gibi siyasete dahil olacağız.

    BEN MAL VARLIĞIMI AÇIKLAYAYIM, DÜNYANIN EN KISA VİDEOSU: Yarın öbür gün açıklayacağım. Bütün siyasetçiler bunu yapmalı. Mal varlığı diye bir şey var değil mi arkadaşlar? Ben mal varlığımı açıklayayım, dünyanın en kısa videosu; hiçbir şeyim yok Allaha şükür.

    GÖNÜL RAHATLIĞIYLA KEMAL KILIÇDAROĞLU’NA OY VERİN: Paranın gücüyle bizi teslim almaya çalışıyor. Parayla teslim alamadığını cezaevinde teslim almaya çalışıyor. Bir tweet atsan hakkında soruşturma açıyor. Mitinge gidiyorsun bombalanıyorsun. Sokağa çıkıyorsun gözaltına alınıyorsun. İşçisin hakkını arıyorsun jandarma geliyor, polis geliyor. Artık bıktık. O yüzden şunu söylüyorum; bizim ikinci tura falan bırakma şansımız yok. 14 gün değil 14 dakika bile sabredecek halimiz kalmadı. İlk turda bu işi bitirmemiz lazım. Çok açık söylüyorum; bizim Kemal Kılıçdaroğlu’yla dünya görüşlerimiz çok farklıdır arkadaşlar. Dışarıdan bakan anlamaz da biz solcular biliyorsunuz övünmeyi falan çok severiz. Dünya kadar görüş farkımız var Kemal Bey ile. Ben bambaşka bir siyasi programını temsil ediyorum. O bambaşka bir siyasi programı temsil ediyor. Onun partisi başka benim partim başka. Onun ittifakı başka benim ittifakım başka. Ama gönül rahatlığıyla Kemal Kılıçdaroğlu’na oy verin. Çünkü onu denetleyecek bir Türkiye İşçi Partisi var. Herkes rahat olsun.

    35 GÜNDÜR HİÇBİR TELEVİZYON KANALI BİZİ YAYINA ALMADI: Bizim yapmamız gereken, sizden istediğimiz şey şu; sakın emanet falan demiyorum altını çizerek söylüyorum eğer doğru buluyorsanız, iyi buluyorsanız, haklı buluyorsanız hep beraber hem Türkiye’ye hem dünyaya şunu gösterelim iyi olan güçlenebilir, haklı olan güçlenebilir, doğru olan güçlenebilir. Ve bunun için illa çok parası olmasına gerek yoktur. Bunun için illa televizyonlarda illa boy boy gösterilmesine gerek yoktur. Bakın burada size şikayet ediyorum; 35 gündür hiçbir televizyon kanalı bizi yayına almadı. Niye? Türkiye İşçi Partisi’nin güçlendiğini gördüler. Seçim dönemindeyiz, 10 gün kaldı daha bir tane televizyon kanalına çıkamamışız. Engellemek istiyor ama şunun farkında değiller; biz bu partiyi kurduğumuzda hiçbir yere çıkamıyorduk. Partinin adını bilmeyen milyonlarca insan vardı. Ama bugün bu noktaya geldiysek bu sadece ve sadece bütün engelleme girişimlerine karşı halka güvendiğimiz için halkla birlikte olduğumuz için bugüne kadar geldik. Bundan sonra da kararı siz vereceksiniz. Ben size şu konuda söz veriyorum; bize oy veren kimse hayat boyu asla mahcup olmayacaktır.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Depremzedeler nasıl oy kullanacak, hazırlıklar ne durumda? ‘Gerçekçi olmak lazım Hatay’a seçmeni taşımak zor’

    Depremzedeler nasıl oy kullanacak, hazırlıklar ne durumda? ‘Gerçekçi olmak lazım Hatay’a seçmeni taşımak zor’


    6 Şubat’ta Kahramanmaraş merkezli gerçekleşen depremler Adana, Hatay, Kahramanmaraş başta olmak üzere birçok şehri etkiledi. Hemen bütün kamu kuruluş işleyişinin aksadığının görüldüğü şehirlerde seçimin nasıl olacağı ise muamma…

    UÇUŞLAR DURDURULDU

    Depremden sonra çeşitli illere göç etmek zorunda kalan Hataylı yurttaşların bir kısmı oylarını gittikleri şehre taşıdı. Bir kısmı ise o gün için yaşadıkları şehre dönecekler. Öte taraftan depremde en büyük yıkımı yaşayan illerden olan Hatay’a uçuşlar 17 Mayıs’a kadar durduruldu. Hatay’dan başka şehirlere uçuşlarsa yapılabiliyor. Bu durumun seçmen sayısını azaltacağı düşünülüyor.

    Bir başka sorun ise başka şehirlere göç eden depremzedelerin halihazırda zaten ekonomik durumlarının etkilenmiş olması ve seçim günü yaşadıkları şehirlere dönmelerinin ekstra maddi külfet yaratacak olması.

    Depremin etkilediği şehirlerde yurttaş sandığa nasıl gidecek? Belirli yaş üstündeki insanlar oy kullanacağı yerleri nasıl öğrenecek? Hasar almış okullarda sandıklar nerede kurulacak? Görüştüğümüz insanların bu ve benzeri sorulara verdiği yanıt belirsizlikti. Ancak dayanışma ile en azından bir kısım sorunun çözüleceğini ifade ettiler. 

    SAVAŞ: GERÇEKÇİ OLMAK LAZIM…

    Gerçek Gündem’e konuşan Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş, 500 bine yakın Hataylı yurttaşın şehir dışında olduğunu belirterek “Havalimanımız kapalı. Belen’den geldiğiniz zaman tek yol var. Orası tıkanır. Önce getirseniz, bu insanların barınma ve yeme-içme ihtiyaçları olacak. Bu nedenle bir gün içinde 300 bin seçmenin Hatay’a gelip oy kullanması gerçekten zor” ifadelerini kullandı.

    Savaş, “Gerçekçi olmak lazım” diyerek şöyle konuştu:

    “Hataylı yurttaşlarımız daha çok Mersin, Ankara, Antalya, Konya, İstanbul, Bursa olmak üzere başka şehirlere gitmek zorunda kaldılar. Havalimanımız gelişlere açık değil. Havalimanından kimse gelemeyecek. Sadece karayolları ile gelme imkanları var. Dışarda 500 bin nüfus varsa bunun 300 bine yakını 18 yaşın üstündedir ve seçmendir. Bunların bir günlük için buraya gelmeleri gerçekten zor. Hem ekonomik anlamda hem de şehrin giriş çıkışlarının konumuna baktığınız zaman zor. Hatay istediğimiz ölçüde oy kullanamayacaktır.

    Benim gördüğüm hem biz hem diğer siyasi partiler olabildiğince kendi seçmenini getirme çabası içindeler. Belen’den geldiğiniz zaman tek yol var. Orası tıkanır. Önce getirseniz, bu insanların barınma ve yeme-içme ihtiyaçları olacak. Bu nedenle bir gün içinde 300 bin seçmenin Hatay’a gelip oy kullanması gerçekten zor. Bunun fiziki zaman kavramı dışında bir de ekonomik boyutu var. Ulaşım sektöründeki otobüs sayısı da çok önemli. Şu an 11 tane il bizim gibi seçmen taşımak zorunda kalacak. Rutin işlerini yapan otobüsler dışında bu kadar boşta otobüs bulmak da çok zor. Gerçekçi baktığınızda hakikaten zor bir süreç; yönetimi de zor, sonuç almak da zor. Bu seçim böyle geçecek… Elbette seçim çok önemli, ülkenin geleceği söz konusu ama bu şehirlerin ayağa kalkması da çok önemli.”

    ‘İSTANBUL’A GİDEN YAKINLARIM SEÇİM GÜNÜ KENDİ ARAÇLARI İLE GELECEKLER’

    Çukurova Üniversitesi’nde okuyan psikoloji öğrencisi Murat Aktay, Hatay Yayladağ’da oy kullanacak. Aktay, başka şehirlere göç eden yakınlarının kendi araçları ile oy kullanmaya geleceğini, seçimin ikinci tura kaldığı takdirde ise ne yapacaklarını bilemediklerini ifade etti.

    Aktay, “Antakya’da, İskenderun’da birçok akrabam vardı. 20’ye yakın akrabam İstanbul’a gitti. Seçimde gelmeyi düşünüyorlardı ama havaalanı gelişlere kapatıldı. Kendi araçları ile gelmeyi düşünüyorlar ama ikinci tura kalırsa ne yaparız diye düşünüyorlar.”

    Aktay, depremzede öğrencilerin ise maddi olanakları el vermediği için oy kullanmak için şehir değiştiremeyeceklerini dile getirdi:

    “Ankara’da Tıp Fakültesi’nde okuyan akrabam seçim için gelmek istiyor geliş- didiş masrafını düşünüyor. Bunun ikinci turu olursa nasıl olur bilmiyoruz. Gelemeyecek durumdaki insanların buraya taşınması gerekir.”

    GÜMÜŞ: TOPLU ULAŞIM YOK, KIRSALDAKİ İNSANLAR NASIL TAŞINACAK BELİRSİZ

    Avukat ve Türkiye İşçi Partili, Hatay’dan 3. Sıra milletvekili adayı olan Mehmet Ali Gümüş, seçim günü depremin yaşandığı günlerde olduğu gibi halkın dayanışmasının ön plana çıkacağını hem partilerin hem sivil toplum kuruluşlarının yardımı ile insanların sandığa taşınacağını ifade etti. Devletin ise oy kullanacak depremzedeler için herhangi planının henüz açıklanmadığına dikkat çekti.

    Gümüş şu sözlerle anlattı:

    “Seçim alanı olarak okullar kullanılıyordu ama şu an okullar yıkık olduğu için konteynerler kurulacağını tahmin ediyoruz ama resmi bir açıklama henüz gelmedi. Bunun haricinde sandık görevlilerimizi Türkiye İşçi Parti’si olarak hazırlıyoruz. Seçim komisyonu oluşturduk ama açıkçası hareket alanımız nasıl olacak onu şu an biz de öngöremiyoruz. Sandıklar nereye konacak? İnsanlar oraya nasıl taşınacak? Şehirde zaten yolların çoğu iyi durumda değil. Toplu ulaşım zaten yok. Özellikle kırsaldaki insanların nasıl taşınacağı açıkçası muallak. Şahsi öngörüm burada yine halkın dayanışması ön plana çıkacak. Hem partiler hem sivil toplum kuruluşları hem de bireysel olarak vatandaşlar birbirini sandığa götürüp, oy kullandırtmaya çalışacaklar diye tahmin ediyorum.”

    GÜMÜŞ: GELDİKTEN SONRA EN AZ BİR GECE KALMALARI GEREK 

    Gümüş, depremden sonra Antakya’da duygusal anlamda özel bir durum olduğuna, insanların seçimle ilgili hassas olduğuna dikkat çekerek konuşmasına şöyle devam etti: 

    “Bütün vatandaşlarımız tabi ki de geri gelmek istiyorlar. Özellikle seçim; bizim açımızdan, deprem sonrası oluşan duygusallıktan dolayı biraz daha önemli. Herkes geri gelmek istiyor ama bunlar ciddi anlamda maddi külfet. Antalya’da, Ankara’da, İstanbul’da Türkiye’nin her yerinden Hataylı vatandaşlar var. Bu insanların seçim zamanı taşınması zor. Geldikten sonra en az bir gece kalmaları gerekecek. Zaten kalacak yerleri olsaydı muhtemelen gitmeyeceklerdi. Dolayısıyla sivil toplumun, partilerin, vatandaşların birbiriyle dayanışacağını, inisiyatif alacağını düşünüyorum.”

    ‘AKRABALARIM SEÇİM GÜNÜ GELMEYE ÇALIŞACAKLAR’

    22 yaşındaki Emir Yarar, Hatay Samandağ’da ailesiyle birlikte çadırda yaşıyor. İstanbul’da okuyan Yarar, oy kullandıktan sonra İstanbul’a döneceğini söylüyor. Giden akrabalarını ise “Bir kısmı gitti. Oylarını taşımadılar. Gelmeye uğraşacaklar” sözleri ile anlatıyor.

    “Her zaman oy kullandığımız okul hasar aldı. Bahçesine birkaç çadır kurulmuş. Muhtemelen orada kullanacağımızı düşünüyoruz. Burası küçük bir yer. Genelde seçim zamanı da endişemiz olmuyordu. Hatay’daki insanların çoğu gitti ama benim bulunduğum yer için aynı şeyi söyleyemem. Diğer ilçelerde yaşayan akrabalarımın bir kısmı gitti ama oylarını taşımadılar. Gelmeye çalışacaklar.”

    ÖZGÜN: E- DEVLET’E BAKIN, MUHTARA SORUN 

    Eski CHP Antakya İlçe Başkanı Avukat Halil İbrahim Özgün ise seçmenin önemli bir kısmının şehir dışında olduğunu belirterek “En son 2019’da olan Büyükşehir Belediyesi seçimlerinde 967 bin seçmen sandığa gitti. Seçmen artışı baz alındığında bu seçim 1 milyona yakın oy kullanılabilirdi. Şu an benim öngörürüm biraz aşağı biraz yukarı 750 bin seçmenin iradesinin sandığa yansıyacağı yönünde” dedi.

    Özgün, kendilerini arayan yurttaşlara ise şunları söylediklerini aktardı:

    “Bizi arayanlara şunu söylüyoruz. Oy kullanacağınız yerler aynıdır muhtemelen. Değişiklik olup olmadığını öğrenmek için e- devlete bakın. Yaşı ileride olan vatandaşlarımızın ise mutlaka çevresinde baktıracağı bir yakını oluyor. Mahalle muhtarını tanıyorsa, onu arayıp, listede adının olup olmadığını, nerede oy kullanacağını öğrenebilir. Geçmişte bir güvenlik zafiyeti olmadığını biliyoruz ama şimdi hasarlı okullarda nasıl oy kullanılacak diye insanlar tedirgin olabilir. Sanki mahallesi yıkılmamış gibi normal zamanlarda nerde oy kullanmışlarsa aynı şekilde orda oy kullanacaklar. İlçe örgütlerimiz, vefat eden ya da göçen sandık görevlilerinin yerine ikame sağladı.”

    ‘ASKIDA BİLET’ PLATFORMU BEDELSİZ OLARAK BİLET SAĞLAYACAĞINI DUYURDU

    Haber için görüştüğümüz insanlar bunları söyledi… Ayrıca “Askıda Bilet” adında bağımsız gönüllülerden oluşan bir sivil inisiyatifler platformundan da bahsetmek gerek. Platform, oy kullanacakları şehre ulaşım için bedelsiz olarak bilet sağlanacağını duyurdu.

    Platformda Oy ve Ötesi, SES (Eşitlik ve Dayanışma Derneği), SODEV (Sosyal Demokrasi Vakfı) gibi destekçiler yer alıyor. Grup, herhangi bir kuruma bağlı olmadığını deklare etti.

    Platformun web sitesinde şu ifadeler yer alıyor:

    “‘Askıda Bilet’ platformunun amacı, sözü geçen süre zarfında adres kaydı deprem bölgesinde bulunan ve adres bildiriminde değişiklik yapamayan seçmenlerin, 14 Mayıs 2023 Seçimlerinde oy verme hakkından faydalanabilmesini kolaylaştırmaktır. Bu amaç doğrultusunda, adres kaydı deprem bölgesinde bulunan ve seçmen kimliği teyit edilen seçmenlere, oy kullanacakları şehre ulaşım için bedelsiz olarak bilet sağlanacaktır.

    ‘Askıda Bilet’ web sitesinde, ‘Bilet İste’ butonuna tıkladıktan sonra içerisindeki seçmen başvuru formu doldurulmalıdır. Form içerisinde belirtilen e-posta adresine bir doğrulama e-postası iletilecektir. Bu başvurunun doğrulanması ve ekibimiz tarafından değerlendirilmesi akabinde onaylanması durumunda, adres kaydı deprem bölgesinde bulunan seçmenlere gidiş-geliş ulaşım için bilet bedelsiz olarak sağlanacaktır. Biletin oluşturulması için tamamlanması gereken adımlar e-posta aracılığıyla bildirilecektir.” 

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • TİP adayı Umur Talu: Hasan Cemal’e çok şaşırdım, çok da tecrübeli arkadaşımız… Bir başka sol partiye ‘oy vermeyin’ diyebiliyor

    TİP adayı Umur Talu: Hasan Cemal’e çok şaşırdım, çok da tecrübeli arkadaşımız… Bir başka sol partiye ‘oy vermeyin’ diyebiliyor


    Türkiye basınının önde gelen isimlerinden biri olan ve yeni dönem için Türkiye İşçi Partisi’nden (TİP) milletvekili olunca mesleğe ara veren Umur Talu, Habertürk TV’de Fatih Altaylı’nın sorularını yanıtladı.

    Partisine çocukluktan beri sempati duyduğunu belirten Talu, “O kadar insanın sorununa duyarlılık, onların yükünü taşımak manevi olarak… Dedim ki ‘Evet artık bir şey yapmalıyım, hep yazıyorsun şimdi somut olarak insanları dinle, insanlarla bir şey yap’. Sonra adaylığa kadar iş gelişti. Amaç omuz vermek” dedi.

    Talu, amacın TİP’in Meclis’te grup kurabilir hale getirilmesi olduğunu vurgulayarak “İnsanlar bir samimiyet gördü. Çok farklı kesimlerin sorunlarının dile getirebileceğini gördü. 4 arkadaşımızın performanslarını gördü. Bu ülkede az dile getirilen sorunlarını, canı acıyan insanlarının derdini dile getirmek. O kısıtlı kadroyla her gün gündeme sokabilmek. İnsanlar ilgi gösteriyor. Çok sıcak davranıyorlar. Elbette soğuk bakanlar da olur. Bu oya yansır yansımaz ama TİP bu ülkede bir temsil kanalı olmuş. Bu temsil grup şeklinde yansırsa gerçekten çok önemli” diye konuştu.

    Usta gazeteci, yayının devamında şunları kaydetti:

     “Hakikaten gitmesi için doğru zaman. TİP’ten doğmamış olsa da bir oy Kemal’e bir oy TİP’e diye. Kemal Bey’in doğrularını destekleyecek, söyleyip yapmadıklarını kafasına vuracak. Onun için TİP’e verilen her oy önemli. Bir kere bizzat listelerde ve kendi bölgemde görüyorum. Listede çok sayıda genç işçi ve çalışan var. Sendikal örgütlenme, esnek çalışma sistemi, işsizlik. Sadece emekle değil aynı zamanda kadınlara şiddet, üniversitenin çökmesi, akademik özgürlüklerin gitmesi…. Türkiye’nin o kadar çok meselesi var ki, dolayısıyla bunlar hep emek meselesi.

    Bu iktidar akıl, emek ve liyakat düşmanı hale geldi. Bu ülkenin umut sorunu var. İnsanlar çocukları için, kadınlar kendi varlıkları açısından, gençler gelecekleri için umutsuz. Esnaf da umutsuz. Bir başörtülü kadın, bir başörtüsüz kadın ikisi de aynı sıkıntıyı yaşıyor. Karşılarındaki pazarcı da aynı dertten mustarip. Değişsin diyorlar. Yüksek sesle seslendiren de çok var. 20 yıldan ciddi bir bıkkınlık var.

    TİP gençlerin olduğu bir parti. Bire bir sahada olmaya çalışıyor. TİP benim gördüğüm canı acıyan, sıkılan kimse, ‘bunlar benim sesimi dile getirebilir’ diyor. ‘Bunlar 4 kişiydiler, biraz daha güçlenebilirlerse’ diyorlar. Türkiye’de ciddi bir sorun da muhalefet sorunu. O muhalefet de dünün 21 yıllık iktidarına bırakılmayacak kadar ciddi bir iş. Kemal Bey’in kafasındaki iyilik dünyasında belki en önemli partilerden biri TİP.”

    ‘TİP NİYE AYRI GİRİYOR’ ELEŞTİRİLERİNE YANIT: SONUÇTA BU BİR PARTİ

    “Bugün bu hikaye başka türlü devam etti. Ben parti yönetiminde olmadığım için uzun süreden yapılan görüşmelere vakıf değilim, ama sonuçlarını biliyorum. TİP birçok ilde Yeşil Sol’un, bilinen adıyla HDP’nin güçlü olduğu birçok yerde seçime girmiyor. Fedakârlık yapan TİP. TİP niye ayrı giriyor? Sonuçta bu bir parti. Güçlenmek ve grup kurmak isteyen bir parti. Kendi sesi, sözüyle var olmak istiyor. Kendisi de grup kurmak istiyor. Hasan Cemal’e çok şaşırdım. Çok da tecrübeli arkadaşımız… Bir başka sol partiye ‘oy vermeyin’ diyebiliyor. İki günde bu noktaya gelebiliyor. Oy vermeyin diyebileceğiniz başka partiler var. Erkan Baş, Selahattin Demirtaş’ı ziyaret etti. Demirtaş TİP’e de başarılar diledi.

    Bazı insanlar özellikle TİP kanalıyla sesini duyurmak istiyorlar. Solda hiçbir parti kendi meşru varlığını devam ettirme çabalarına saygısızlık etmemek lazım. Muharrem İnce fenomeni bir şekilde bitecek. Kemal Bey yine kalktı gitti konuştu. Oradan da bir anlaşı çıkmadı. Herhalde İnce bunu denemek istiyor.

    Bu işin birinci turda bitme ihtimali var. İnsanlar sıkıntılarıyla yaşıyor. Orada 50 bin ölü yatıyor. Sadece kendisine sunulan sadakalar, gazının şu kadarı bedava, yok kredi vereceğim, son anda gelen şeylerin neden geldiğinin bilincine varamıyorsa tabi ki çok aşağı inmeyecek.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Boşnak mahallesinde bir gün: “Erkan Baş ailemizdendir. Bizde vatanına ihanet edecek insan bulamazlar”

    Boşnak mahallesinde bir gün: “Erkan Baş ailemizdendir. Bizde vatanına ihanet edecek insan bulamazlar”


    Bugün Türkiye’de yaklaşık 2 milyon Boşnak’ın yaşadığı tahmin ediliyor. Türkiye’nin pek çok şehrinde yaşayan Boşnakların İstanbul’daki semtleri ise Bayrampaşa, Yıldırım Mahallesi olarak bilinir.

    Boşnaklar arasında ilk akla gelen basketbolcu Hidayet Türkoğlu, Emir Preldzic, Hüseyin Beşok gibi isimler. Yine eski futbolcu MHP Milletvekili Saffet Sancaklı, oyuncu Kıvanç Tatlıtuğ, yazar Ayşe Kulin, şarkıcı Cem Adrian gibi isimler de Boşnak asıllı.

    Ve daha pek çok bilindik isim… Ayrıca bugünlerde konuşulduğu üzere diğer isimlerden biri de Türkiye İşçi Partisi (TİP) Başkanı olan Erkan Baş.

    Yakın zamanda Büyük Birlik Partisi (BBP) lideri Mustafa Destici, katıldığı bir televizyon programında Baş hakkında “Yugoslavya’da komünist bir rejim vardı. Buradan geçiyorsun Almanya’ya. Tamamen sol örgütler içerisinde, belli ki Alman istihbaratlarının kontrolünde yetiştiriliyorsun, Türkiye’ye gönderiliyorsun” demişti.

    Destici ayrıca Baş’a hitaben, “Gerçek soyadın Jusoviç. Burada Baş’ı kullanıyorsun. Türk milletinin karşısına Jusoviç diye çıkabiliyor musun?” da demişti.

    Twitter hesabından konu hakkında bir paylaşım yapan Baş, “Bu şahsı ciddiye almam ama burada mesele ben değilim. Hakaret edilen ülkemizdeki milyonlarca Yugoslavya göçmenidir. Ajan diye itham edilen Almanya’da doğmuş milyonlarca işçi çocuğudur. İşte ırkçılık budur” ifadelerini kullanmıştı.

    Baş, yine aynı sözlerinin devamında şunları da yazdı:

    “‘Gizleniyor’ dediği bilgilere ise herkes kolaylıkla ulaşabilir. İlk görselde adıma açılmış Wikipedi sayfasını, ikincisinde ise kaleme aldığım Yaşamak İçin Sosyalizm kitabındaki satırları okuyabilirsiniz. Irkçılık komploculuktur, ırkçılık sahtekarlıktır. Bu da basit bir örneğidir.”

    Baş, için Wikipedi’de şunlar yazıyor:

    “14 Temmuz 1979’da Batı Berlin’de doğdu. Yugoslavya göçmeni Boşnak bir ailenin çocuğudur. Ailenin Yugoslavya’daki soyadı Jusović (Yusoviç) idi.”

    ‘DESTİCİ SAÇMALAMIŞ, BELLİ Kİ BİLMİYOR DA…’

    Bayrampaşa’da Yıldırım Mahallesindeyim. İşin aslı uzun bir süredir oturduğumuz kendi mahallemdeyim. Önce Bosna Sancak Kültür ve Yardımlaşma Derneği’ne gidiyorum. Dernek yöneticilerinin çoğu iftar sofrası kurmak üzere deprem bölgesi olan Hatay’da.

    Dernek yöneticilerinden Nuri Koç, Boşnakların ad ve soyadları ile ilgili bilgi verme ihtiyacı duyuyor. Haliyle… Çünkü hakikaten önemli.

    Nuri Koç (Eski soyadı Kuçueş) “Gümrükte adımız değiştirildi. Adımızı soyadımızı memurlar verdi” diye anlatıyor. Şimdi 50’li yaşlarında olan Nuri Bey, yedi yaşında Türkiye’ye gelmiş:

    “Boşnakçada ‘koç’ pek uygun değil ama soyadımız Kuçueş, memur onu ‘koç’ yapıyor. O adam (Mustafa Destici) saçmaladı. Belli ki bilmiyor da… Orada Jusoviç, Yusufoğlu demek. İbroniç, İbrahim oğlu. Saffet Sancaklı, bir yakınımız. Onun soyadı da İsmailoviç yani İsmailoğlu demek. Bu ‘iç’ler orada ‘oğul’ olarak geçer.”

    Memurların vermiş olduğu Türkiye’deki adla Nuri Koç, sözlerine milliyetçi söylemi örseleyecek mizahi yanı da olan bir tespitle devam ediyor:

    “Osmanlı bizim oralara 1360’ta gelmiş. Trabzon’u alışı 1461. Trabzon’da da o zaman Müslüman yoktu. Osmanlı geldi Müslüman oldu. Bizde de öyle.  Orada bize Türk diyorlardı, buraya geldik Boşnak olduk. Anlatabiliyor muyum?”

    ‘ERKAN BAŞ’LA GURUR DUYUYORDUK ŞİMDİ DAHA FAZLA’

    Derneğin bir diğer üyesi ise Nafit Tarkan Bayraklı. O da benzer mazisini şöyle anlatıyor:

    “Babam Şensoviç, annem Hoccic. Yani Şemsioğlu, Hocaoğlu. Buraya geldiler, tipe baktılar, soyada ‘Bayraklı’ yazdılar. Ben dört yaşında geldim. Adam (Mustafa Destici’yi kast ediyor) bilgisiz bir insan. Onu bile bilmiyor. Erkan Baş için ‘kendisini saklıyor’ diyor, ne saklayacak canım? Erkan Baş, son derece kaliteli bir insan. Biz onla gurur duyuyorduk, şimdi daha da fazla. Şahsen benim oyum ona. Zaten onaydı.

    Senin memleketlin kimdi? Hani hoca… He Metin Lokumcu. Demokrat, sosyalist bir adamdı. Seviyoruz onları, yalan yok yani… Ben ırkçı bir insan değilim ama bundan 15 sene önce Türk basketbolu zirvede olduğunda milli takımdaki beş kişi bizim mahalledendi. Bu ölçü değil elbette. Ama ilk Kütahyalı (Rasim Ozan Kütahyalı’yı kast ediyor), şimdi bu. Ağır geliyor.”

    Boşnak mahallesinde bir gün: “Erkan Baş ailemizdendir. Bizde vatanına ihanet edecek insan bulamazlar" - Resim : 2

    ‘DERNEĞİMİZ KIZILAY’DAN AFAD’DAN DAHA FAZLA HİZMET VERİYOR’

    Yine mahalleden Selahattin Bilir’le dernekten çıkmak üzereyken konuşuyoruz. Sözlerine “Değerli arkadaşım, öncelikle hoş geldiniz” diye başlıyor. Öncesinde tanışmıyoruz ama hitaptaki seslenme resmî bir tonda:

    “Biz bu ülkenin en iyi dostlarıyız. Tövbeler olsun ne münasebet! Bizim derneğimiz Kızılay’dan, AFAD’dan bile daha faaldir. Hatay, İskenderun’da 102 tane konteynırı olan ‘Bosna- Sancak Mahallesi’ kurduk. Her yere gıda, kıyafet taşıdık. Geçen sene o küstah Kütahyalı konuştu, ne haddine! Şimdi bu… Türkiye’de kaç milyon yurttaşız. Hiç duydunuz mu? Bir Yugoslav göçmeni, bir Rumelili birine hakaret etmiş. Biz işimize bakarız. Erkan Baş’ı gıyabında tanıyoruz, bizim çocuğumuz.”

    ‘ERKAN BAŞ AİLEMİZDENDİR’

    Boşnakların kahvesine inerken Boşnak olan Burcu Deniz Baloto ile konuşuyoruz.

    Boşnak kadınlar, erkekler fiziksel olarak kendilerini belli eden milletten oldukları için çoğuna ‘Boşnak mısınız?’ sorusuna gerek kalmadan Destici’nin sözlerini sorabildim. Bebeğini parka götürdüğü için sohbetimiz kısa sürüyor.

    Deniz, şunları söylüyor:

    “Destici’nin özür dilemesini bekliyorum. Bir daha da Boşnakların adını ağzına almaması gerekir diye düşünüyorum. Bizde herkes herkesi tanır. Hepimiz aileyiz. Erkan Baş örnek aldığımız bir isimdir. Erkan Baş ailemizdendir.”

    Boşnak mahallesinde bir gün: “Erkan Baş ailemizdendir. Bizde vatanına ihanet edecek insan bulamazlar" - Resim : 3

    ‘SESSİZLİĞİMİZ YUTTUĞUMUZDAN DEĞİL’

    Son durağım olan Boşnaklar kahvesinde iki saate yakın oturuyorum. Mahalleden, memleket ahvalinden, oradan buradan konuşuyoruz… Sohbet koyu, müdavimleri eski tanışık olduğu için arada atışmalı, imâlı… Kahvedeyiz ama sanki arka fonda fasıl var gibi.

    Boşnak mahallesinde bir gün: “Erkan Baş ailemizdendir. Bizde vatanına ihanet edecek insan bulamazlar" - Resim : 4

    Sanko Bayraktar’ın oyu Erkan Baş’a. Destici’nin ettiği laflardan sonra mı alınmış bu karar? “Yok, zaten karar vermiştim” diye yanıtlıyor.

    Bayraktar, uzun lafın kısası, “ortalık zaten karışık, ondan ses etmiyoruz” diyerek anlatıyor:

    “Sanko yani Salih derler bizim Boşnakçada. Örneğin Hakkı’ya Hako derler, Mehmet’e Meho derler. Herkesin soyadını değiştirmişler. Bizim soyadımız Pepiç’ti. Erkan Baş’a edilen laf için büyük tepki var burada. Protesto edelim dedik ama seçim bilmem ne, ülke zaten kendi derdinde, bir dert de bizden yana olmasın dedik. Sessizliğimiz ondan, bilinçsizliğimizden ya da yuttuğumuzdan değil.

    Burada köy gibiyiz, insanlar burada çok mütevazi, memleketten bile dedelerimiz tanışır. Biz kaba insanlar değiliz. Onun yaptığı keşke gaf olsa ama bence bilinçli olarak yapıldı. Tito öldüğü zaman ülke parçalara bölünmüştü. Burayı düşün, bizde yedi bölge var, her birinin ülke olduğunu düşün. Hırvat kökenli bir adamdı ama herkesi bir arada tuttu. Tito’yu ne kadar biliyor? Yarın öbür gün biz Atatürk’ün artığı olacağız. Lafı oraya getiriyor. Bizde Atatürk’ün yeri başkadır. Bize edilen laf Atatürk’e yapılmış bir hakarettir. Bizi buraya getiren Atatürk, daha bunun ötesi var mı? Sen beni neyle sorguluyorsun?”

    ‘ERDOĞAN HAFTASONLARI BURADA TOP OYNARDI, BİZİ TANIR’

    Bayraktar, BBP Partisi’nin oylarını hatırlatıyor. En çok ‘yaz, unutma’ diye tembih ettiği şey ise kimi Boşnakların bugünlerdeki sessizliği. Biri Milletvekili Saffet Sancaklı, diğeri eski basketbolcu Hidayet Türkoğlu:

    “Yüzde 3’le konuşuyor. (Mustafa Destici) O da alırsa, sağdan soldan dolmayla alıyor o yüzde 3’ü. O kadar da yok, yani yüzde bir. Bizim iki tane milletvekilimiz var, onlardan hiç ses yok. Hesapta Boşnak ya… Onu da belirt, alt yazına ekle, unutma. Biri MHP Milletvekili Saffet Sancaklı, bir de Hidayet Türkoğlu. Babası burada oturuyor. Ona da bir altlık koy. Tık yok! Cumhurbaşkanı ile burada top oynayan bir sürü insan var. Boşnakları çok iyi bilir. Bizi biz kadar bilir. Hafta sonu buraya gelip top oynuyordu, Yıldırım Bosna ile beraber.

    Her şeyi not etmeyi severim. Sene 2000. Ben bir dönem suculuk yaptım. Onlar gelmeden evvel 11 tane damacanayla bir çeyrek altın alıyordum. Çeyrek altın 27 TL’ydi, damacana 2,5 TL’ydi. Her şey var, doğru ama vitrine bakıyorsun.

    Ben Polakça biliyorum, Sırpça biliyorum, yedi bölgenin tamamıyla anlaşabiliyorum. Rusça, Çekyaca, Macarca, Romence konuşabiliyorum. Her ay vergi veriyorum. Destici bir lira vermiyordur.”

    BİZDE VATANINA İHANET EDECEK İNSAN BULAMAZLAR

    Bayrampaşa’nın en tanınmış müzisyenlerinden biri olan Beşko Vişniç ise sıkı Cumhuriyet Halk Partili. 14 Mayıs sabahı, Kılıçdaroğlu kazanamadığı takdirde ülkeyi terk edeceğini anlatıyor. Bir de alkol fiyatlarını, bir de tutuculuğu, bir de Boğaz, İstanbul, rakı aşkını… Sahne insanı olduğu için konuşması tumturaklı, akıcı. Şu kadarını aktarayım:

    “O lafları söyletenlere bakacaksın. Bir kızım, bir oğlum var. Bir de çok güzel eşim var, bana göre… İnsan der ya, gözüm karardı, gözüme perde indi, bilmem ne oldu. Seçim pusulasında altı oktan kaydırdılar diyelim, hepsini bırakır giderim. Seçimde ters bir şey olursa evi satıyorum. Benim artık burada yobazlarla işim olmaz. 18 Mayıs benim doğum günüm. Kılıçdaroğlu kazanırsa, ben o günü artık doğum günüm olarak kutlayacağım. Biz ülkesine sadık, namuslu insanlarız. Bizde vatanına ihanet edecek insan bulamazlar. Ben 5 bin defa sahne almış bir insanım. Eskiden çok güzeldi, kimse karışmazdı. Şimdi, ‘Ya baba diyor, gözünü seveyim gözükmesin.’ Neden diyorum. Düğün sahibi içki vermiyor. Ben genç bir çocuğa parayı veriyorum, kendi paramla içiyorum. Ne kadar ayıp bir şey, düğünde ne yapılır? Yemek yenilir, eğlenilir. Bunu benim elimden aldılar. Atatürk kahrından ölmüş, bu yobazlarla uğraşmaktan ölmüş. Altı oktan başkası yalan bu ülkede. Hiçbir şey yıkamaz bu ülkeyi, öyle bir sağlam yapmış.

    Biz soyadımızı nasıl almışız? İlk geldiğimizde tren Sakarya’ya gelmiş. Sene 1969. Rahmetli babamda Türkçe yok. Nüfus müdürlüğünde iki tane memur konuşuyormuş. ‘İsme bak baba, ne yazalım buna’ diye. Rahmetli babamın soyadı Vegav’mış. Yahu Bekir yazalım gitsin demişler. Bekir’i yapıştırdıktan sonra eee soyada geliyorlar. Visnıjice… Onu nasıl yapacağız demişler. Onu da Vişne yazmışlar. Babama demişler ki, tamam mı hemşerim? Babam da tamam demiş. Şimdi nam olsun diye tekrar soyadımı geri alacağım.

    Ruslar iki arkadaş birbiri ile konuşurken, ‘İstanbul’u deniz ayırıyor deniz!’ derler. Aşkla anlatırlar.  İstanbul’da bir aşk var, yücelik var. İstanbul’da rakı içmek bile bana göre yüce bir şey yani. Hepsini elimizden aldılar. Boğaz’da Yeniköy’de her yerde müzik tınısı duyardın. Ud, efendime söyleyeyim kanun, keman, şimdi yok. Cuma pazarından al balığı, otur evde, tüpte pişir, hanım bir de damda pişiriyor, kokmasın diye. Dünyanın en pahalı balığını niye yiyeyim ben? ‘Bana yarım kilo istavrit ver.’ Şu zavallılığa bakar mısın ya? Aşk yok, İstanbul beton oldu. Hatay’da insanlar niye öldü? O güzelim Hatay’da yaşayanların günahı neydi? Dizi filmi ihraç ediyorlarmış, Brezilya yıllar yılı dizi film ihraç etti, battılar, yeni yeni toparlanıyorlar. Bana ne abi diziden.

    Destici bey, dünyadan bir haber. Kaç kişiyiz burada? Urfalı gibi şarkı söyleyemeyiz. Allah vergisi bir gendir bu. Bunu bilmek lazım. Sen orda boş boş konuşuyorsun. Yok ‘artık’ falan… Sporculara bakıyorum, bu ülkede göçmenler olmasa senin sporcun olmaz… Bu ülkeye günah ya! Öyle güzel bir ülke ama kimlerle uğraşıyoruz. Geçen iki arkadaşla Amasya’ya gittik. Dedim ki, ‘Baba, üç tane denyo İstanbul’dan geldik, burada en çirkin giyinen adamız.’ Amasya halkı, erkeği, kadını o kadar güzel giyiniyor ki sana anlatamam ya. Bir fasıl gördüm orda. Venedik’ten daha güzel bir yer. Bu mahalle de güzeldir bak… Sırplarda bir laf vardır. (Sırpçasını söylüyor) Yani ‘Bu hayatın tekrarı yok.’

    Sırbistan’da Arandelovac Köyü’nde tek Müslümanım. (Yarı zamanlar Türkiye’de yarı zamanlar Sırbistan’da yaşıyor) Daire anahtarım yok. Haftasonu kulübe gidiyorum, 500 kişi var orda. Oturuyorum, çantamı unutmuşum öbür tarafta, üç saat sonra gidiyorum, her şey yerli yerinde. Burada selamün aleyküm diyorum, hemen parmaklarımı sayıyorum. Üzülerek söylüyorum bunu. Bu seviyeye indirdiler insanları, yazık günahtır ya.”

    KONUŞACAK ÇOK ŞEY VAR, SEN BİZİ EMEKLİLİĞİNE KADAR DİNLERSİN

    Kahvede bir başka Boşnak olan mahalleli ise şunları söylüyor:

    “Türkiye’de bizi ötekileştirdiler. Sen Gürcüsün, ben Boşnak, ne fark eder? Burada çal çırp kazan, gelsin de nasıl geldiyse gelsin. Allah belasını versin o zihniyetin. 45 tane çocuğu istismar ettiler. (Esasen tecavüz sözcüğünü kullanıyor. Düzelterek, doğru kullanış ifadesini yazıyorum.) Bildiğimiz 45… Araştırılması için oyluyorlar, içeriye atılması için değil. Biz bunu naklen izliyoruz. Ben öyle Müslüman değilim. Elhamdülillah Müslümanım ama öyle Müslüman değilim. O kadar çok konuşacak şey var ki, sen burada bizi emekliliğe kadar dinlersin. Ülke batmış gitmiş, biz cahil değiliz. Ekonomiyi de politikayı da biliyoruz. Bizim birinci ligde oynayan kaç çocuğumuz var. Şurada en cahilini al, Destici’yi on koyar. Cahil bir adam ama parti başkanı olmuş.”

    Yanımızdaki bir başka mahalleli ise nasıl oldu bilmiyorum ama konuyu İstanbul Sözleşmesi’ne 6284 sayılı ‘Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’a getiriyor:

    “Ölüm ani, dünya fani, dört karı helal. 6284’ten sonra… Olay bu. Çok konuşulacak şey var.”                

    Kahveden çıktıktan sonra mahallede yürürken Boşnak olduğunu bildiğim şimdilerde altı aylık hamile olan bir komşumla karşılaşıyoruz. Destici’nin sözleri için mahalleyi dolaştığımı anlatıyorum. Biraz sessizlik oluyor, gözleri doluyor, ‘Hamilelik Filiz, duygusalım’ diyor. Omuzlarına dokunuyorum, sözcük bulamayınca hep öyle yapılır. Güçle şunları söylüyor:

    “Her şeyimizi değiştirmişken… Kendi isimlerimiz vardı bizim. Hiç gerek yoktu ayrımcılığa. Duygusalım. Bunun yüzünden huzurumuzun kaçmasına da izin vermeyeceğiz. Burada doğduk büyüdük, annemler 10 yaşında gelmişler. Ben Türkçeyi ilkokula başlayınca öğrendim. Evimizde ailemiz dışında bir Atatürk’ün resmi vardır. Müslümanız. Hiç gerek yok bunlara.”

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP Sözcüsü Öztrak’tan TİP lideri Baş’a ‘Tito artığı’ diyen Mustafa Destici’ye sert yanıt: Haddinizi bilin

    CHP Sözcüsü Öztrak’tan TİP lideri Baş’a ‘Tito artığı’ diyen Mustafa Destici’ye sert yanıt: Haddinizi bilin


    CHP Sözcüsü Faik Öztrak, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş için “Adam Tito artığı. Belli ki Alman istihbaratlarının kontrolünde yetiştiriliyorsun; gönderiliyorsun Türkiye’ye” diyen Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici’ye, “Muhacirlerimize hakaret eden Cumhur İttifakı mensubu kim olduğunu sanıyor da isimlerini, dillerini, dinlerini korumak için mücadele verenleri ötekileştirmeye, hakaret etmeye kalkıyor? Haddinizi bilin!” yanıtını verdi.

    CHP Sözcüsü Faik Öztrak, Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici’nin katıldığı bir canlı yayın programında Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş’a ilişkin söylemiş olduğu, “Adam Tito artığı. Jusovic gerçek soyadı. Sen şimdi Türk milletinin karşısına Jusovic olarak çıkabiliyor musun?” sözlerine ilişkin Twitter hesabı üzerinden yaptığı açıklamayla tepki gösterdi.

    Öztrak’ın konuya ilişkin açıklaması şöyle:

    “Atamızın ‘Düşmanla sonuna kadar dövüşen çekilmek nedir bilmeyenler’ dediği muhacirlerimize hakaret eden Cumhur İttifakı mensubu Kim olduğunu sanıyor da isimlerini, dillerini, dinlerini korumak için mücadele verenleri ötekileştirmeye, hakaret etmeye kalkıyor? Haddinizi bilin!”

    NE OLMUŞTU?

    Destici bir televizyon kanalında katıldığı bir canlı yayın programında Baş hakkında şu sözleri söylemişti:

    “Adam Tito artığı. Yani biliyorsunuz Yugoslavya’da bir Tito rejimi vardı. Sovyet rejimi benzeri bir komünist rejim vardı. Buradan geçiyorsun Almanya’ya. Hep sol örgütlerin içerisinde. Belli ki Alman istihbaratlarının kontrolünde yetiştiriliyorsun; gönderiliyorsun Türkiye’ye. Senin gerçek soyadın ne? Jusovic. Burada neyi kullanıyorsun? Baş’ı kullanıyorsun. TİP’in başkanından bahsediyorum. Jusovic gerçek soyadı. Sen şimdi Türk milletinin karşısına Jusovic diye çıkabiliyor musun? Gerçeğin toplumdan gizlenmesini doğru bulmuyorum.”

    “HAKARET EDİLEN ÜLKEMİZDEKİ MİLYONLARCA YUGOSLAVYA GÖÇMENİDİR. AJAN DİYE İTHAM EDİLEN ALMANYA’DA DOĞMUŞ MİLYONLARCA İŞÇİ ÇOCUĞUDUR”

    Destici’nin bu sözlerine TİP Genel Başkanı Erkan Baş da sosyal medya hesabından yaptığı şu açıklamayla yanıt vermişti:

    “Bu şahsı ciddiye almam ama burada mesele ben değilim. Hakaret edilen ülkemizdeki milyonlarca Yugoslavya göçmenidir. Ajan diye itham edilen Almanya’da doğmuş milyonlarca işçi çocuğudur. İşte ırkçılık budur. Suyun öte tarafının, gurbetteki emekçilerin haysiyetine yenileceksiniz!

    ‘Gizleniyor’ dediği bilgilere ise herkes kolaylıkla ulaşabilir. İlk görselde adıma açılmış Wikipedi sayfasını, ikincisinde ise kaleme aldığım Yaşamak İçin Sosyalizm kitabındaki satırları okuyabilirsiniz. Irkçılık komploculuktur, ırkçılık sahtekarlıktır. Bu da basit bir örneğidir.”

    Kaynak: ANKA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***