Etiket: TSK

  • Teğmenler, Hulusi Akar ve Erbakan’a hakaretten ihraç edilecek

    Teğmenler, Hulusi Akar ve Erbakan’a hakaretten ihraç edilecek



    Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki (TSK) ihraçlar gündemde yer almaya devam ediyor.

    Gazeteci Müyesser Yıldız, Tuzla Piyade Okulu’nda başlayan tartışmaların geldiği noktayı ve yeni ihraçları yazdı.

    Yıldız, 7 teğmenin TSK’dan ihraç edilmesinin ardından, iki teğmen daha Hulusi Akar ve Necmettin Erbakan’a hakaret ettikleri iddiasıyla Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk edildiğini ifade etti.

    Yıldız’ın yazısı şu şekilde:

    Tuzla Piyade Okulu’nda 10 Kasım’daki Atatürk’ü Anma Töreninde, tarikatçı olduğu öne sürülen bir teğmenin yakasına Atatürk fotoğrafı takmayı reddetmesi üzerine yaşanan olaylara adı karışan 7 teğmenin TSK’dan ihracından sonra iki teğmenin daha ihracı gündeme geldi. Bu teğmenlerin de eski Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve eski Başbakanlardan merhum Necmettin Erbakan’a hakaret ettikleri iddiasıyla Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk edildiği öğrenildi.

    10 Kasım’da yaşanan olaylarla ilgili olarak yürütülen idari soruşturma sonucunda Kara Kuvvetleri Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulu, tarikatçı olduğu belirtilen ve onu destekleyen iki teğmenin yanı sıra, onlara tepki gösteren 4 teğmenin TSK’dan ihracına karar vermiş, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler de geçtiğimiz günlerde bu kararı onaylamıştı.

    Bu ilk soruşturma sürerken, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na gönderilen bir dilekçeyle soruşturma genişletildi. Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın 25 Ocak’taki emri üzerine EDOK soruşturma heyeti, teğmenlerin daha önce incelenmemiş olan WhatsApp yazışmalarını inceleyerek 12 ve 13 Şubat tarihlerinde iki yeni rapor hazırladı.

    Sözkonusu raporlardan ilkinde, Piyade Teğmen Y. Ç.’nin Kara Harp Okulu 174’üncü dönem mezunları WhatsApp grubunda belirsiz bir tarihte, “Hulusi i.. harcadı” şeklinde bir paylaşım yaptığının tespit edildiği, “bu beyanıyla da eski Milli Savunma Bakanı Sayın Hulusi Akar’ı kastettiğinin anlaşıldığının değerlendirildiği” bildirilerek Y. Ç.’nin TSK’dan ihraç edilmek üzere Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk edilmesi kararlaştırıldı. Bu amaçla da önceki gün Y. Ç.’den 8 gün içinde savunmasını yapması istendi.

    İkinci raporda ise Piyade Teğmen S. Ç.’nin Piyade Okulu 1. Bölük WhatsApp grubunda, belirsiz bir tarihte merhum Necmettin Erbakan’ın annesi ve eşine hakaret ettiğinin, ayrıca Kara Harp Okulu 174’üncü dönem mezunları WhatsApp grubunda 10 Kasım 2023 günü, “Bölük komutanıyla kaç defa konuşuldu. Dekan yardımcılarıyla konuşuldu. Bi s… yapmadı i……” şeklinde paylaşım yaptığının anlaşıldığı, bu nedenlerle de TSK’dan ihraç istemiyle Yüksek Disiplin Kurulu’na sevkine karar verildiği bildirilerek yine önceki gün itibarıyla S. Ç.’den savunması istendi.

    KAVGA ISPARTA’YA MI SIÇRADI?

    Öte yandan Tuzla Piyade Okulu’ndaki bu gerginliğin Isparta’ya sıçradığı konuşuluyor.

    İddialara göre, eğitim için Tuzla Piyade Okulu’ndan Isparta Dağ Komando Okulu’na gönderilen teğmenler arasında üç gün önce şöyle bir olay yaşandı:

    Burdur’daki sürüş eğitimini tamamlayan teğmenler, Isparta’ya dönmek üzere araçlara bindi. Teğmenlerden birisi, oturduğu koltukta sol ayağını sağ dizinin üstüne koyup botunu temizlerken, önde oturan iki teğmen arkaya geçti. Bunlardan birisi, botunu temizleyen teğmene, “Lan ayağını indirsene.” diyerek onu botundan tutup yana savurdu. O teğmen de ayağa kalkıp, “Ne yapıyorsun be?” şeklinde tepki gösterince, bu defa yakasına yapışan teğmen, “Seninle birlikte görüşeceğiz. Gidince orada kavga edeceğiz. Göreceksin sen.”tehditleri savurdu. Aynı teğmen, araya girmek isteyen teğmenlerden birisini apoletinden tutup çekerek düğmesini koparırken, misafir yabancı bir teğmenle de tartıştı.

    Olaylar ancak üsteğmenin araca gelip aralarına girmesi ve tartışmanın tarafı olan teğmenleri ayrı araçlara bindirmesiyle son buldu.

    Olay, araca binen üsteğmen ile diğer üsteğmenin aynı gün hazırladığı tutanla da şöyle kayda geçirildi:

    “13 Şubat 2024 tarihinde saat 14.30 sularında Burdur Zırhlı Araç Eğitim Alayı’nda sürücü eğitimi sonrası geri dönüş için araçlara binildiği sırada P. Teğmen H. T. Ü., P. Teğmen G. E. ile P. Teğmen M. A. Y. arasında tartışma ve arbede yaşanmış olduğu gözlemlenmiş olup, olaya P. Üsteğmen M. E. U. tarafından ivedi bir şekilde müdahale edilip taraflar ayrılmış ve iki farklı araca bindirilmek suretiyle olay son bulmuştur.”

    Araçta olay çıkaran teğmenin, Tuzla Piyade Okulu’ndaki olaylar sırasında “tarikatçı” denilen teğmenler lehinde tanıklık yapan isimlerden birisi olduğu öne sürülüyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Güvenlik Toplantısı: Irak ve Suriye’de terör kurutuluncaya kadar devam edilecek

    Güvenlik Toplantısı: Irak ve Suriye’de terör kurutuluncaya kadar devam edilecek


    Milli Savunma Bakanlığı, Kuzey Irak’ta hayatını kaybeden asker sayısının 9’a yükseldiğini duyurdu.

    REKLAM

    Milli Savunma Bakanlığı’nın Kuzey Irak’ta 9 askerin şehit olduğunu duyurmasının ardından İstanbul Dolmabahçe Çalışma Ofisinde güvenlik toplantısı yapıldı. 

    Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığındaki yapılan toplantıya, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun ve Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç katıldı.

    Basına kapalı gerçekleştirilen toplantı yaklaşık 1 saat sürdü. Toplantı sonrası yapılan iletişim başkanlığından yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:

    • “Güvenlik toplantısında, dün Irak’ın kuzeyinde Pençe-Kilit Harekat Bölgesi’nde düzenlenen hain terör saldırısı ve terörle mücadele bağlamında atılan ve atılacak adımlar ele alındı”

    • “Hain saldırı sonrası başlatılan operasyonlarda Irak’ın kuzeyinde 36, Suriye’nin kuzeyinde 9 olmak üzere toplam 45 terörist etkisiz hale getirildi”

    • “Bu mücadelemiz son terörist etkisiz hale getirilinceye, Irak ve Suriye’deki terör bataklıkları tamamen kurutuluncaya kadar devam edecektir.”

    •  “Türkiye, hangi bahaneyle ve sebeple olursa olsun güney sınırları boyunca bir ‘teröristan’ kurulmasına kesinlikle izin vermeyecektir”

    • “Türkiye Yüzyılı hedefimizin önünü kesmek için kurulan tuzaklara maşalık yapanları da onların iplerini ellerinde tutanları da hüsrana uğratmakta kararlıyız”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantı öncesi terörle mücadeleye ilişkin, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile telefonda görüştü.

    MSB: Irak’ta 9 asker şehit oldu

    Milli Savunma Bakanlığı, Kuzey Irak’ta hayatını kaybeden asker sayısının 9’a yükseldiğini duyurdu.

    Milli Savunma Bakanlığı, 12 Ocak’ta Pençe-Kilit Harekâtı bölgesindeki çatışmada 5 askerin şehit olduğunu, 3’ü ağır 8 askerin ise yaralandığını duyurdu.

    Gece boyunca toplam dört açıklama yapan Bakanlık, ilk önce 5 olarak duyurduğu şehit sayısını, ardından bir askerin; son olarak da yarım saat arayla üç askerin daha şehit olmasıyla 9 olarak açıkladı.

    Asker kayıplarının ardından CHP’den bildiri

    Milli Savunma Bakanlığı’nın Pençe Kilit operasyon bölgesinde 9 askerin şehit olduğunu duyurmasının ardından olağanüstü toplanan CHP Merkez Yönetim Kurulu bir bildiri yayınladı.

    CHP’nin MYK sonrası yayınladığı bildiride şu sorular yöneltildi:

    -20 aydır süren Pençe – Kilit harekatının siyasi ve askeri hedefleri, bu hedeflere ulaşılma durumu nedir?

    Bölgede teröristlerin faaliyetlerine ilişkin istihbarat temininde zafiyet var mıdır?

    -Teröristlerin saldırıları, üs bölgelerinin mevsimsel koşullara karşı yeterli korumaya ve gerekli tahkimata sahip olmaması sebebiyle mi önlenemiyor?

    -İnsansız hava araçlarının mevsimsel koşullar nedeniyle uçamadığı durumlarda gözetleme zafiyetini giderecek ilave tedbirler alınıyor mu?

    -Üs bölgelerinin termal kamera vb. gözetleme sistemleri nicelik ve nitelik olarak yeterli mi? Yetersizse neden hızla giderilmiyor?

    -Özellikle ‘altın saat’ olarak tabir edilen süre içinde sağlık desteği ve tıbbi müdahale için imkân ve kabiliyetler yeterli mi? Askeri sağlık sisteminin ilga edilmesinin bu zafiyetteki payı nedir?

    -Vatanımızın dört bir yanına bayrağımıza sarılı şehit cenazeleri gelmekte ve görülüyor ki, iktidar partisi, Mehmetçiklerimizin güvenliğini tam olarak sağlayamamaktadır.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Adalet Bakanlığı’ndan Sezgin Tanrıkulu açıklaması

    Adalet Bakanlığı’ndan Sezgin Tanrıkulu açıklaması



    CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, TV 100’deki yayında TSK’yi eleştirmiş ve “TSK’nın yaptığı her şey eleştiriden azade değil. Biz milletvekiliyiz bunları sorgularız” ifadesini kullanmıştı.

    Tanrıkulu’nun açıklamaları hakkında değerlendirmede bulunan CHP Parti Sözcüsü Faik Öztrak ise, “Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun, milletimizin gözbebeği Türk Silahlı Kuvvetleri’ni töhmet altında bırakan ifadeleri kabul edilemez” demişti.

    SORUŞTURMA AÇILDI

    Tanrıkulu’nun sözleri sonrası Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yapılan açıklamada, “Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin Kurum ve Organlarını Aşağılama’ ve 216. maddesinde düzenlenen ‘Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama’ suçlarından soruşturma açıldı” denildi.

    “SÜREÇ MECLİSİN TAKDİRİNDEDİR”

    Söz konusu gelişmeler sonrası Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Konu yargıya intikal etti. Cumhuriyet Savcılığı soruşturma açtı. Açıklamaları kabul etmek mümkün değil. Bu şekilde suçlamalarda bulunmak hiçbir vatandaşımıza yakışmaz. Bu soruşturma sürecinin Türkiye Büyük Millet Meclisine intikalinden sonraki süreç meclisin takdirindedir” ifadelerine yer verdi.

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Diyarbakır Barosu’ndan Sezgin Tanrıkulu’na destek: Hedef gösteren saldırıları kınıyoruz

    Diyarbakır Barosu’ndan Sezgin Tanrıkulu’na destek: Hedef gösteren saldırıları kınıyoruz



    Diyarbakır Barosu, TSK’ye yönelik sözlerinin ardından hedef gösterilen ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hakkında soruşturma başlattığı CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’na yönelik saldırıları kınadı.

    Diyarbakır Barosu’ndan yapılan açıklamada “Önceki dönem Baro Başkanlarımızdan ve Diyarbakır Milletvekili Av. Sezgin Tanrıkulu’na yönelik bir TV programında sarfettiği sözler nedeniyle eleştiri sınırını aşan ve hedef gösterici saldırıları kınıyoruz. Bu ve benzeri linç kampanyalarının neden olduğu sonuçları en acı şekilde yaşamış bir kurum olarak yetkilileri gerekli tedbirleri almaya ve herkesi sorumlu davranmaya davet ediyoruz” ifadeleri kullanıldı.

    CHP Sözcüsü Faik Öztrak’ın, Tanrıkulu’nun “Türk Silahlı Kuvvetleri’ni töhmet altında bıraktığına” dair mesajını alıntılayan Gelecek Partisi Diyarbakır İl Başkanı Avukat Aydın Altaç ise sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “Töhmet değil, tamamen gerçekler dile getirilmiştir” dedi.
    Altaç, “Dünyadan ve gerçeklerden bihaber olan Ana Muhalefet Partisi’nin helalleşme politikasına bakar mısınız? AHİM ve Anayasa Mahkemesi’nin kararlarından geçen gerçeklere töhmet deniliyor” ifadesini kullandı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • YAŞ öncesi Yeni Şafak’tan dikkat çeken çağrı: Asker ve bürokratlar hakkındaki istihbarat notları silinsin

    YAŞ öncesi Yeni Şafak’tan dikkat çeken çağrı: Asker ve bürokratlar hakkındaki istihbarat notları silinsin



    İktidara yakın Yeni Şafak gazetesi yazarı Hüseyin Likoğlu, bugünkü yazısında Yüksek Askerî Şûra (YAŞ) toplantısı öncesinde, asker ve bürokratlar hakkındaki istihbarat notlarının silinmesini istedi.

    Yazısında, araştırmacı ve gazeteci İsmet Bozdağ hakkında Cumhuriyet’in ilk yıllarında alınan istihbarat notlarını örnek göstererek anlatan Likoğlu, Fethullahçıların devlet içinde örgütlenmesine dikkat çekti.

    15 Temmuz’un ardından ‘devletin her kademesine yapılan atamalar konusunda bir hassasiyet gösterildiğini’ öne süren Likoğlu, “Devletin en mahrem yerlerine sızan Fetullahçı teröristler başta olmak üzere, gayrimilli unsurlar nasıl raporlar yazdı. Bunların bir gözden geçirilmesi gerekmiyor mu?” sorusunu sordu.

    Likoğlu yazısının ilgili bölümünde şunları kaleme aldı:

    “Yarın çok önemli bir şura var. TSK’nın, dolayısıyla Türkiye’nin geleceğinin şekillenmesinde önemli rol oynayacak komuta kademesi belirlenecek. Ama ne yazık ki hâlâ Fetullahçıların fişlemelerinin değerlendirmelerde ele alındığını duyuyoruz. Sadece TSK’da değil, devletin üst kademelerinde görev yapacak bürokratlar için benzer fişlemeler dikkate alınıyor.

    2012 yılında ne kadar milli bürokrat var ise onları tasfiye etmek için Fetullahçılar, “İzmir Casusluk” diye bir kumpas kurdu. O kumpasta milli bürokratlar için yazılan iftira dolu fişlemeler maalesef sistemden silinmedi.

    Tabii ki devletin hafızasını silemeyiz, yok sayamayız. Ama geçmişte kasıtlı kötülüklerin yapıldığını, hainlerin yerli ve milli olanları tasfiye etmek için istihbarat notları düzenlediğini unutamayız, göz ardı edemeyiz. Arşivlerimizi, Fetullahçı hainlerin ve gayrimilli unsurların kirlerinden arındırmalıyız.

    Menderes’in, Bayar’ın, Demirel’in yapamadığını şimdi beklemek hakkımız…”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • TSK’ya seçim öncesi ‘zırhlı araçları hazır edin’ yazısı: Soylu hakkında 5 ayrı suç duyurusu

    TSK’ya seçim öncesi ‘zırhlı araçları hazır edin’ yazısı: Soylu hakkında 5 ayrı suç duyurusu


    SERBEST GÖRÜŞ – CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan, Süleyman Soylu hakkında suç duyurusunda bulunduklarını açıkladı.

    Soylu hakkında 5 ayrı suç duyurusunda bulunduğunu ifade eden Bakan, “Geride 105 tane daha var. O kadar çok suç işledi ki” dedi.

    “Soylu devlet sırrından yararlanma suçundan yargılanacak” diyen Bakan, “Ben soruyorum: İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, TSK’nın hazır bulundurulmasına dair yazıyı neden yazmıştır? Seçim için TSK’ya neden ihtiyaç duyuyorsunuz? TSK’nın zırhlı araçları neden hazır bulundurulacak” sorularını yöneltti.

    Valilere seslenen CHP’li Bakan, “Suça ortak olmayın. Ordumuza sesleniyorum: Bu rutin bir seçimdir, seçimler her 5 yılda bir olur” diye konuştu.

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Fransız üst düzey askerler Türk ordusu hakkında ne düşünüyor?

    Fransız üst düzey askerler Türk ordusu hakkında ne düşünüyor?


    Fransız bağımsız düşünce kuruluşu IFRI, Fransız ordu mensuplarının genel olarak Türk meslektaşlarına bakışı ile Ankara’nın Doğu Akdeniz politikalarının nasıl görüldüğü üzerine bir rapor hazırladı.

    IFRI’nin Fransa’nın halen görevde veya yeni emekli olmuş üst düzey askeri personelle görüşmelerinden 40 sayfalık rapor oluşturuldu.

    Biri hariç isimlerini gizli tutan Fransız üst düzey askerlerin ağırlığını denizciler oluşturdu.

    Aris Marghelis tarafından hazırlanan raporda, bu yılın mart ve eylül aylarında Fransız komutanlar ile Fransız Savunma Bakanlığı’ndan sivil memurlarla yapılan röportajlar derlendi.

    Raporda Fransız askerlerin Türk ordusuna bakışının 15 Temmuz başarısız darbe girişiminin ardından değiştiği belirtiliyor.

    Raporda görüşü alınan donanma görevlilerinin tamamı, Türk donanmasına malzeme ve yetenek açısında operasyonel anlamda saygı duyduklarını söylüyor. Fransız askerler, Türk donanmasının, ‘yüksek organize, yetenekli personel, profesyonel, deneyimli, kararlı ve güvenilir’ karakteristik özellikleri olduğuna dikkat çekti.

    Bu özellikleri ile Türk donanmasını Fransız muadiline benzeten üst düzey yetkililer, iki tarafın gayet iyi anlaştığını belirtirken, yeni emekli olan üst düzey bir asker, “Onlar bizim gibiler. Bizim silah arkadaşlarımız” dedi.

    “İkinci kez düşünmeden yanlarında savaşırız”

    Donanmada yeni emekli olan başka bir üst düzey yetkili ise Türk amirallerini Fransız meslektaşları gibi “kendine güvenen ve laik” olarak niteledi.

    Aynı askeri yetkili, Türk amirallerin toplumun en elit kesimi arasından seçildiğini, entelektüel seviyelerinin yüksek, seçkin ve ultra-milliyetçi olduğunu belirtti.

    Raporda 2 numaralı yetkili olarak anılan Fransız asker, “Eğer biz Fransız donanması olarak Türklerin yanında savaşa girecek olsaydık, ikinci kez düşünmezdik. Dürüst olmak gerekirse, bazı etkili Avrupalı ortaklarımız için aynı şeyi söyleyebileceğimden emin değilim” diyor.

    2016’daki darbe girişimine kadar Türk ordu yetkilileri ile NATO kapsamında düzenli görüşen Fransız bir asker ise Türk Büyükelçisi ile asker arasındaki ilişkiye dikkat çekti.

    Fransız asker, Türk Büyükelçisi’nin NATO protokollerin aksine askerin altı gibi davrandığını ve bu da ‘gerçek patronun’ kim olduğunu gösterdiğini söyledi. Aynı askeri yetkili, bunun örneğinin herhangi bir NATO üyesinde görülemeyeceğini söyleyerek, “Ordu, Türk güç hiyerarşisinde en üstte” dedi.

    Aynı yetkili, Fransız askerlerin aksine Türklerin, Almanlar gibi Atlantik yanlısı ve ABD hayranı olduğunu söylerken, bu özelliğin Recep Tayyip Erdoğan döneminde dereceli olarak azaldığını ancak Amerikan askeri gücüne duyulan saygı ve belirli bir korkunun hala görünür olduğunu ifade etti.

    NATO’da Türk ordusuna bakış

    Fransız askerler, NATO görevleri kapsamında Türk askerleri ile koordineli çalıştıklarını vurgularken Bosna Hersek ve Afganistan gibi bölgelerde farklı tutum gördüklerini kaydediyor.

    2002’de Fransız askerlerin Kabil’e ulaştıracağı lojistik destek sırasına Türk hava sahasının kullanımında zorluk çıkarıldığı kaydedildi. Rusya’nın aynı durumda sorun çıkarmadığını kaydeden Fransız askerler, NATO müttefikinin bu tutumunu Fransa’da kabul edilen Ermeni soykırımı yasasına bağladı.

    Ayrıca Türkiye’nin Bosna Hersek için kurulan İstikrar Gücü’ne Sancaklı bir askeri görevlendirdiği, Sırp, Boşnak ve Hırvatlar arasında tarafsız olması gereken bu yetkilinin açık şekilde Boşnakları desteklediği belirtildi.

    Fransa ne zaman Türkiye’yi potansiyel bir askeri sorun olarak algılamaya başladı?

    Tuğgeneral Bertrand Toujouse, Suriye’de çıkan savaşı Türkiye’nin gerçek niyetinin sorgulanmaya başladığı ilk olay olarak niteliyor.

    Kobani’de Türkiye’nin Suriyeli Kürtlere yardım etmekte gönülsüz davrandığı, daha sonra ABD’nin baskısıyla durumun değiştiği ayrıca Musul’un IŞİD’in eline geçmesinde de aynı durumun tekrar ettiği kaydedildi.

    Tuğgeneral Toujouse, 2015 Bataclan saldırılarının ardından koalisyonun Suriye ile ilgilenmeye başlamasıyla Türkler için birinci önceliğin İŞİD değil, Kürtler olduğunun ortaya çıktığını, bunun da ilk ‘gerçek uyuşmazlık’ olduğunu vurguladı.

    Ancak bu uyuşmazlığın iki taraf arasında operasyonel anlamda soruna neden olmadığı belirtildi.

    Darbe girişimi sonrası Suriye ve Libya’da savaş

    Raporda, darbe girişimi ve ABD’de Donald Trump’ın göreve gelmesinin ardından Türkiye ile Rusya’nın yakınlaştığı kaydediliyor. Suriye ve Libya’dan Batı’yı çıkarmak isteyen Türkiye’nin Suriyeli savaşçıları Libya’ya göndermesinin Fransa tarafından ‘askeri bir tehdit’ olarak görüldüğü vurgulanıyor.

    Tuğgeneral Toujouse, Libya’nın radikal İslamcılar için uygun bir alana dönüşmesi ve buraya gönderilen askeri teçhizatın Fransa’nın askeri varlık gösterdiği Sahel’e gitme ihtimalinin Paris için endişe kaynağı olduğunu söyledi. Fransız General ayrıca, Suriye’de bulunan NATO birliklerinin yeri gibi hassas bilgilerin Türkiye’de sızdırılmasının çok sağlıksız bir durum ortaya çıkardığını kaydetti.

    2016 darbe girişimi dönüm noktası

    Fransız düşünce kuruluşunun raporuna katkı veren asker ve Savunma Bakanlığı görevlilerinin tamamı Türkiye’deki darbe girişiminin ilişkilerde bir dönüm noktası olduğu noktasında hemfikir.

    Raporda, darbe girişimin ardından Türkiye’nin ataşesinin bir anda ‘yok olduğu’, yeni atanan hava kuvvetlerinden gelen albay rütbeli Türk ataşenin Fransa ve göç hakkında ‘nazik’ sorular sorduğu belirtildi.

    Bu bilgileri paylaşan Fransız yetkili, Suriye ve Astana süreci hakkında soruları cevapsız bırakan Türk ataşenin daha sonra toplantılara da gelmediğini kaydetti.

    Raporda ‘2 numaralı yetkili’ olarak anılan Fransız asker, başarısız darbe girişimin ardından yapılan tasfiyelerin orduda güç kaybına neden olduğunu ve uzun vadede ordunun yetenekli asker toplama potansiyeline zarar verdiğini söyledi.

    Türk savaş gemilerinden Fransız fırkateynine ‘radar kilitleriyle’ üç kez ikaz

    Raporda görüşü alınan Fransız askerlerin tamamı Haziran 2020’de Fransa’ya ait fırkateynin Libya’ya silah taşıdığından şüphelenilen bir kargo gemisini incelemek istediği sırada Türk savaş gemilerinin Courbet adlı Fransız fırkateynini ‘radar kilitleriyle’ üç kez ikaz ettiğini, bunun da ‘bir dönüm noktası’ olduğu noktasında birleşti.

    2018’de de benzer bir olay yaşandığını aktaran Fransız yetkililer, Türk savaş gemisinin Fransız fırkateynine karşı aydınlatma fişeği attığını, Türk ordusunun daha sonra ‘gemiyi tanıyamadıkları için bu eylemi yaptıklarını’ söylediğini açıkladı. Bu açıklamadan tatmin olmayan Fransız yetkililer, Türk ordusunun alanın kime ait olduğunu göstermek için bu eylemde bulunduğunu savundu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Reuters: Taliban, Kabil Havalimanı’nın işletilmesi için Türkiye’den teknik destek istedi

    Reuters: Taliban, Kabil Havalimanı’nın işletilmesi için Türkiye’den teknik destek istedi


    Taliban’ın kabil Havalimanı’nın işletilmesi için Türkiye’den teknik destek istediği ancak Türk askerlerinin de 31 Ağustos’ta ülkeden ayrılmasında ısrar ettiği öne sürüldü.

    Milli Savunma Bakanlığı ise, çeşitli temaslar, mevcut durum ve şartlar değerlendirilerek Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarının Afganistan’dan tahliyesine başlandığını bildirdi.

    Reuters haber ajansının ismini açıklamak istemeyen 2 Türk diplomata dayandırdığı habere göre, Taliban havalimanı işletmesi için Türkiye’den teknik yardım istedi. Ancak örgüt daha önce de açıkladığı gibi Türk askerlerinin de 31 Ağustos’ta ülkeden ayrılmasında ısrarcı oldu.

    Türk diplomatlar, havalimanında Türk askeri olmadan çalışanların güvenliği noktasında risk oluşacağını belirtirken, Taliban ile görüşmelerin sürdüğünü aktardı. Bu temaslar devam ederken havalimanında bulunan Türk askerlerinin 31 Ağustos’ta ayrılmaı için yapılan hazırlıklar da tamamlandı.

    Reuters, Türk askerinin güvenlik sağlamadığı bir durumda Türkiye’nin teknik destek verip vermeyeceğinin henüz net olmadığını yazdı. Başka bir Türk kaynak ise son kararın 31 Ağustos’a kadar verilmiş olacağını kaydetti.

    “Türk askeri istemiyoruz”

    Taliban Sözcüsü Zabibullah Mücahid, dün Afganistan’da bulunan Türk askeriyle ilgili soruya “Türkiye Müslüman bir ülkedir. Bu ülkenin hükümeti ve halkıyla iyi ilişkiler geliştirmek istiyoruz ancak Kabil Havaalanı’ndaki sorun çözülür çözülmez yabancı askerlere ihtiyacımız olmayacak.” ifadelerini kullandı.

    Mücahid, Kabil’de düzenlediği basın toplantısında, yerli ve yabancı gazetecilerin sorularını yanıtladı.

    Pencşir’dekilerin hayatlarının güvende olduğunu vurgulayan Mücahid, “Çabalarımız ciddi şekilde devam ediyor. Pencşir’de bir çatışmanın çıkmama ihtimali yüzde 80. Bu sorun büyük ihtimalle kısa sürede çözüme kavuşacak.” ifadelerini kullandı.

    Mücahid, Pencşir’i kontrol eden gruplar tarafından bölgeye götürülen tüm askeri teçhizatın teslim edilmesini istedi.

    Taliban’ın kapı kapı dolaşarak eski yönetim çalışanlarını aradığı yönündeki iddialara da değinen Mücahid, “Ülkenin hiçbir yerinde kimse takip altında değil. Genel af ilan ettiğimiz için eskiden kalan listemiz yok ve geçmişteki her şeyi unuttuk.” dedi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***