Etiket: Terörizm

  • Fransa, Batı Şeria’daki İsrailli yerleşimcilerin şiddetini ‘terör politikası’ olarak nitelendirdi

    Fransa, Batı Şeria’daki İsrailli yerleşimcilerin şiddetini ‘terör politikası’ olarak nitelendirdi


    Fransa Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Anne-Claire Legendre, Batı Şeria’daki İsrailli yerleşimcilerin şiddetiyle ilgili olarak, bu, “Filistinlilerin zorla yerlerinden edilmesine yönelik açık bir hedefi olan şiddet ve terör politikası.” dedi.

    REKLAM

    Fransa, işgal altındaki Batı Şeria’da İsrailli yerleşimciler tarafından uygulanan şiddeti “terör politikası” olarak nitelendirdi. 

    Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Anne-Claire Legendre, Bu, “Filistinlilerin zorla yerlerinden edilmesine yönelik açık bir hedefi olan şiddet ve terör politikası.” dedi. 

    İsrailli yetkilileri Filistinlileri şiddetten korumaya çağıran Legendre, “Batı Şeria ile ilgili olarak, yerleşimcilerin Filistinlilere karşı uyguladığı şiddetin Fransa tarafından en güçlü şekilde kınandığını ifade etmek isterim” şeklinde konuştu.

    Tel Aviv’in Filistinli nüfusu korumak için gerekli tedbirleri alması gerektiğini belirten Legendre, “yerleşim politikasının iki devletli çözüme zarar verdiğini” ifade etti.  

    Fransız Bakan, Gazze’nin gelecekteki Filistin devletinin bir parçası olması gerektiğini ve yönetimine karar vermenin de İsrail’e bağlı olmadığını dile getirdi. 

    Legendre ayrıca Fransa’nın Gazze’ye gönderdiği 100 tonluk yardımın yaklaşık yarısının bölgeye girdiğini söyledi. 

    “İsrail işgali sona ermeli”

    Birleşmiş Milletler insan hakları şefi Volker Turk de Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik şiddetin yoğunlaşmasından derin endişe duyduğunu söyledi.

    Cenevre’de konuşan Turk, “İsrail işgalinin sona ermesi gerektiğinin açık olduğunu” kaydetti. 

    BM verilerine göre, 7 Ekim’den bu yana günlük yerleşimci saldırılarının iki kattan fazla arttı. Bu yıl Batı Şeria sakinleri için en az 15 yılın en ölümcül yılı oldu ve yaklaşık 200 Filistinli ve 26 İsrailli öldürüldü.

    7 Ekim saldırısından bu yana geçen üç hafta içinde Batı Şeria’da 120’den fazla Filistinli hayatını kaybetti. 

    Batı Şeria’yı 1967 Orta Doğu savaşında ele geçiren İsrail o zamandan beri askeri yerleşimlerini sürekli olarak genişletti. Filistinliler, Batı Şeria’yı Gazze ve Doğu Kudüs’ü içine alan gelecekteki bağımsız devletlerinin parçası olarak görüyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erdoğan: Hamas terör örgütü değil, mücahitler grubudur

    Erdoğan: Hamas terör örgütü değil, mücahitler grubudur


    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gazze’de yönetimi elinde bulunduran Hamas’ın ‘terör örgütü değil mücahitler grubu’ olduğunu söyledi.

    REKLAM

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gazze’de yönetimi elinde bulunduran Hamas’ın ‘terör örgütü değil, mücahitler grubu’ olduğunu söyledi. Batı’nın İsrail’e ‘borcu’ olduğunu kaydeden Erdoğan, “İsrail tarihin en kanlı en vahşi saldırılarından birini gerçekleştiriyor” ifadelerini kullandı. 

    İsrail ile Hamas arasındaki savaş 19. gününde ağır sivil kayıplarla devam ederken Cumhurbaşkanı Erdoğan partisinin meclis grup toplantısında Tel Aviv yönetimini ve Batı’yı eleştirdi. 

    Türkiye’nin ‘terörle mücadelesine’ değinen Erdoğan, “Kendi topraklarında faaliyet gösteren örgüt mensuplarını koruyanların bir gün hakikati göreceklerini ümit ediyoruz. Her ne kadar onlar devlet olmanın, hukukun şartlarına uymasalar da biz kendi vakarımızın gereklerini yerine getirmekten vazgeçmeyeceğiz. Kirli kampanyalara karşı tavır koymaya devam edeceğiz. Bu onurlu duruşu günübirlik çıkarlara değişmeyeceğiz. Filistin’deki zulme karşı ilkeli yaklaşım en somut örneğidir.” dedi. 

    “İsrail tarihin en kanlı en vahşi saldırılarından birini gerçekleştiriyor”

    Hamas’ın 7 Ekim’de başlattığı saldırıların ardından başlayan savaş hakkında konuşan Erdoğan şu ifadeleri kullandı: 

    “Filistin meselesine hep önce insan meselesinden baktık. 7 Ekim’den bu yana krizin daha fazla büyümemesi için elimizden gelen gayreti gösterdik gösteriyoruz. Toplam 8 uçak dolusu tıbbi ve insani yardım malzemesi gönderdik. 25 sağlık personelimizi ilk etapta Mısır’a sevk ettik. İsrailli siviller dahil, sivillere yapılan saldırıya karşı olduğumuzu açıkça ifade ettik. İsrail devletiyle bir sorunumuz yok, ama devlet yerine örgüt gibi tavrını asla tasvip etmedik, etmeyeceğiz. 7 Ekim’den bu yana İsrail tarihin en kanlı en vahşi saldırılarından birini gerçekleştiriyor. Tek başına bu tablo bile amacın kendini savunma değil insanlık suçun işlemeye yönelik bir vahşet suçu olduğuna göstergedir. Savaş uçaklarıyla gece gündüz şehirleri bombalayan, binalarıyla sokakları ateşe boğan, tanklarıyla silahlarıyla saldırıyı gerçekleştiren başka ülke bulamazsınız. İsrail ve dünyaya sesleniyorum. Toplantılar yapıyorlar, son toplantıda Hamas’ı bir terör örgütü olarak görüyor. Ey İsrail sen bir örgüt olabilirsin, Batı’nın sana borcu çok, ama Türkiye’nin sana borcu yok . Bu İsrail çocukları öldürüyor, o çocukların halini gördük, bunların paramparça oluşuna asla izin vermeyiz, çünkü insanlıktan nasibimizi aldık. Hamas bir terör örgütü değil topraklarını ve vatandaşlarını koruma mücadelesi veren bir kurtuluş ve mücahitler grubudur. Ben bunu Davos’ta söylemiş ‘siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz’ demiştim. O günden beri Davos’a gitmedim, benimle beraber olan 2 arkadaş başka siyasi partilerin başında. Biz dimdik ayaktayız.

    İsrail ziyareti iptal

    Ben bu Netanyahu’nun bir kere elini sıktım, tabii iyi niyetimiz vardı, suiistimal etti. İsrail’e gitme planımız vardı gitmeyeceğiz iptal. Ama şimdi maalesef o da olmayacak. Çocuklara kıymayın efendiler diyoruz. Anne babaların çocuklarının naaşına sarıldığı bir dünyada bir de o naaşlara isim yazıyorlar çocukları bulabileyim diye. Ey İsrail yanına ister Amerika’yı al ister Batı’yı. Amerika adaletle hükmedilmesini istemediği için o da kaybedecek. Bütün bir mesele adil bir dünyanın kurulmasından geçer. 

    Her gün alçakça öldürülen yüzlerce çocuk kadınlara sırtını dönen alçaklar için artık konuşma vakti gelmiştir. Çocuk bedenleri karşısında gözünü kapatarak Batının kendi tarihinden aldığı bir mirastır. Bu tavra dair pek çok kıyım vardır. Merhum Prof. Erol Güngör İsrail’in kuruluşundan bu yana izlediği kanlı politikayı şöyle tanımlıyor: Hasmının cansız bedenine basarak nutuk çeken bir katil tarihte yoktur. Biz Türk Milleti olarak yeryüzünde tarih boyunca ırkçılık yapmamış ve yapmayan tek halkız. Bunu en iyi Yahudi toplumu bilir. Yahudi düşmanlığı anti-semitizm çıkmamış tek coğrafya biziz. 

    ‘Derhal ateşkes ilan edilmeli’

    Gazze’de yaşanan katliamın gerisindeki failler İsrail’e sınırsız destek verenlerdir. Gazze’de masumlar ölmeye devam ettikçe, yapılan hiçbir siyasi şov barış getirmeyecektir. İsrail yönetiminden ve toplumundan isteğimiz milletimizin duygusunu zedeleyecek tavırlardan uzak durması ve barış çağrımıza kulak vermesidir. Bu toprakları kan ve ateşe saran zulmü dün ve bugün de çözüm istemediğinin farkındayız. Sorunun farkında olmayan elbette çözüm istemez. Krizin başladığı 7 Ekim’den beri eylemlerin altında yatan sebep budur. İstiyorlar ki İsrail Filistin meselesi daha da büyüsün, buraya barış gelmesin. Bu coğrafyanın kaynaklarından orada binlerce yıldır yaşayanlar faydalanmasın. Sömürü düzeni gitsin. Biz buna itiraz ediyoruz. Hristiyan’ı Müslüman’ı Yahudi’siyle tüm dünyanın gerçekleştirdiği bu sömürüyü reddediyoruz.

    Ortak ibadete yetkililer sahip çıkmıyor. Onları da arayarak, gerekli uyarıyı yapacağız. Sağduyu ve basiretle hareket ederek bize zorla giydirilen deli gömleğini parçalamamız gerekiyor. Geleceğimizle kaynaklarımla bedel ödemeye devam ederiz. Öncelikle tüm taraflar elini tetikten çekmeli derhal ateşkes ilan edilmelidir. İsrai’lin saldırıları füze atışları kesilmelidir, rehinelerin serbest bırakılması konusu hızla sonuçlandırılmalıdır. Çocukları kafeslere koyuyorsunuz. Gazze’deki acil ihtiyaçları karşılamak için koridor açılmalı yaralılara izin verilmelidir. Biz emre amade kıldık kılıyoruz. Refah Sınır Kapısı sürekli açık tutulmalıdır. İsrail yardım ulaştırılmasına, şehrin hızla ayağa kaldırılmasına, sahra hastanelerinin kurulmasına asla engel olmamalıdır. Biz yardım gönderdik göndermeye devam edeceğiz. Filistinlilerin arazilerini gasp eden sivilleri öldüren üstelik bunların İsrail desteğiyle yapılan bu saldırıyı hiçbir kavram örtmez. 

    “Filistin garantörlüğüne hazırız”

    Savaşın yayılmaması için tüm aktörler sorumlu hareket etmemelidir. Akıl ve vicdan sahibi diğer tüm ülkeleri, İsrail devletinin aklıselime dönmesi için Netanyahu hükümetine baskı kurmaya davet ediyorum. Bütün bu gelişmeleri bir haçlı hilal taktiği bir kenara konulmalı. İnsani askeri konularda Filistin garantörlüğüne hazırız. Bir an önce bu teklifimizi değerlendirmeye somut adımlar atılmaya davet ediyoruz. Bölgede tüm aktörlerin yer alacağı bir uluslararası İsrail Filistin barış konferansı düzenlenmesini öneriyoruz. Elbette sorunun temel çözümü tüm dünya tarafından tanılan egemen bağımsız bir İsrail devletinin kurulmasından geçiyor. Filistin halkının göstereceği bu iradeye Arap dünyasının gereken maddi manevi desteği vermesidir. Bir kez daha dünya 5’ten büyüktür diyerek küresel yönetim ve haykırışımızı tekrarlıyorum. BM ve özellikle BMGK kendini sürekli reforma tabii tutmalıdır. Çocukların hunharca öldürülmesini sağlayan yapının kimse peşinden gitmez. Dileriz bu süreçler işletilir.

    İnşallah 28 ekimde yapacağımız büyük Filistin mitingine kadar bu savaşın sönmesini ümit ediyoruz. Bu mitinge mümkün olan en yüksek katılımı istiyoruz. Sadece Türkiye ve Filistin bayraklarının olduğu bir mitingle gerek ülkemize gerek dünyaya mesajlarımızı vereceğiz. Tüm vatandaşlarımızı davet ediyoruz.

    Aslında bugünkü toplantımızda cumhuriyetimizin 100. Yılıyla ilgili kapsamlı bir değerlendirme yapmayı planlıyorduk ancak Gazze meselesiyle ilgili ülke ve dünya kamuoyuyla paylaşmamız gereken mesajların aciliyeti sebebiyle vaktimizi bu konuya ayırmak mecburiyetinde kaldık.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Brüksel’de 32 kişinin öldüğü saldırılarla ilgili 6 kişi ‘terör amaçlı cinayetten’ suçlu bulundu

    Brüksel’de 32 kişinin öldüğü saldırılarla ilgili 6 kişi ‘terör amaçlı cinayetten’ suçlu bulundu


    Belçika’nın başkenti Brüksel’de 2016’da 32 kişinin ölümüne neden olan saldırılarla ilgili 6 kişi ‘terör amaçlı cinayetten’ suçlu bulundu. Onlar arasında Paris saldırıları nedeniyle ömür boyu hapis cezasına çarptırılan Salah Abdeslam da yer alıyor.

    Belçika’nın başkenti Brüksel’de 2016’da 32 kişinin ölümüne neden olan IŞİD’in üstlendiği saldırılarla ilgili 6 kişi suçlu bulundu. 

    Ülke tarihinin ‘en büyük davası’nda yargılananlar arasında 2015 yılında Paris’teki saldırılar nedeniyle ömür boyu hapis cezasına çarptırılan Salah Abdeslam da yer alıyor. Abdeslam, Brüksel saldırısından dört gün önce yakalanmıştı. 

    Abdeslam’ın çocukluk arkadaşı olan ve üzerindeki patlayıcıların infilak etmemesi üzerine Zaventem havaalanından kaçan Muhammed Abrini de terör amaçlı cinayetten suçlu bulundu.

    Paris ve Brüksel’deki saldırıların muhtemel organizatörü olarak tanımlanan Oussama Atar, gıyabında mahkum edildi. Atar’ın IŞİD’e karşı Irak ve Suriye’de operasyonlarda öldüğüne inanılıyor.

    Suçlu bulunan diğer isimler, Osama Krayem, Ali El Haddad Asufi ve Bilal El Makhoukhi.

    12 kişiden oluşan jüri, cinayetle suçlanan üç sanığın beraatine karar verdi.

    Brüksel’de yargılanan 10 sanıktan altısı, 13 Kasım’da Paris’te ve Stade de France’da meydana gelen saldırılardaki rolleri nedeniyle Haziran 2022’de Fransa’da mahkum edilmişti.

    Mahkeme başkanı, şüphelilerin IŞİD ve aşırılık yanlısı ideolojiyle açık bir bağlantı kurduğunu gösteren kararını okudu.

    Cezaların ise eylül ayında açıklanması bekleniyor. Sanıkların 30 yıla kadar hapis cezası alabileceği belirtiliyor.

    Duruşmalar davayı yürütmek üzere kurulan özel bir mahkemede yedi ay boyunca devam etti. Şüpheliler cinayet, cinayete teşebbüs ve bir terörist grubun eylemlerine katılma gibi suçlamalarla yargılandı. 

    900’den fazla sivil davacının katıldığı duruşmalar, Belçika yargı tarihinin en büyük davasından biri olarak kabul ediliyor.

    Zavantem Havalimanı’nda ve Brüksel metrosunun merkez banliyö hattında 22 Mart 2016 tarihindeki saldırılarda 32 kişi hayatını kaybetti; yaklaşık 900 kişi yaralandı ya da ciddi ruhsal travma geçirdi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Suudi Arabistan’da ‘terörizmle bağlantılı suçlardan’ 81 kişi idam edildi

    Suudi Arabistan’da ‘terörizmle bağlantılı suçlardan’ 81 kişi idam edildi


    Suudi Arabistan’da çoğunluğu terörizmle bağlantılı suçlardan hüküm giyen 81 kişinin bir günde idam edildiği duyuruldu.

    Suudi Arabistan İçişleri Bakanlığı terör, casusluk, cinayet ve diğer bazı suçlardan yargılanan 81 kişinin idam edildiğini açıkladı.

    Bakanlık tarafından yapılan açıklamaya göre, söz konusu 81 kişi, “sapkın düşünce ve inançları benimseme, ibadethaneler, hükümet binaları ile ülke ekonomisinin can damarı olan yerleri hedef alma, yetkililer ile emniyet mensuplarını izleme ve hedef alma, kaçırma, işkence, silahlı soygun, silah kaçakçılığı gibi suçları işleme, Yemen’deki Husiler, El-Kaide ve IŞİD gibi terör örgütlerinin planlarını uygulama ve onlar için istihbaratçılık yapma” suçlamasıyla mahkemeye sevk edildi.

    Dava sonunda mahkeme, Yemen uyrukluların da aralarında bulunduğu çoğu Suudi Arabistanlı 81 sanığın idam edilmesine hükmetti.

    Açıklamada, haklarında verilen idam kararı infaz edilen sanıkların tek tek isimleri, uyrukları ve işlediği suçlar zikredildi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • HDP Milletvekili Semra Güzel hakkında fezleke hazırlandı

    HDP Milletvekili Semra Güzel hakkında fezleke hazırlandı


    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Semra Güzel hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan fezleke Adalet Bakanlığına gönderildi. Semra Güzel’in Volkan Bora adında bir PKK’lı ile fotoğrafı bazı medya kuruluşlarında yayımlanmıştı.

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Adıyaman’da 2017’de PKK’ya yönelik hava destekli operasyonda öldürüldüğü belirtilen Volkan Bora’nın, HDP’li milletvekili Semra Güzel ile fotoğraflarını gerekçe göstererek Güzel hakkında fezleke hazırladı.

    Semra Güzel: Fotoğrafla yargısız infaz peşindeler

    Fotoğraflarla kendisine karşı yargısız infaz yapıldığını belirten Semra Güzel, “Kirli odaklar 5 yıl önce çözüm sürecinde devletin bilgisi dahilinde gerçekleşen görüşmelerin fotoğraflarıyla yargısız infaz peşindeler” dedi.

    HDP Basın Büro tarafından paylaşılan açıklamada, “8 Ocak 2022 gecesi iktidar tarafından basına servis edilen kimi fotoğraflar üzerine sosyal medyada ve televizyonlarda hakkımda başlatılan karalama ve linç kampanyası ile ilgili kamuoyunu bilgilendirmek isterim” denildi. İktidarın HDP milletvekillerine yönelik itibar suikastı düzenlediğini söyleyen Güzel, “Kirli odaklar tarafından servis edilen kimi görüntüler ve organize trol saldırılarıyla sosyal medya ortamında yargısız infazlar yapılmaktadır” dedi.

    “Aile arasında sözlendik”

    Çözüm süreci döneminde Volkan Bora’ya ulaşmaya çalıştığını ve kendisiyle görüşmek için bölgeye gittiğini belirten Güzel şunları söyledi:

    “Söz konusu fotoğraflara gelince… Volkan Bora ile üniversite yıllarımda tanıştım ve bir süre arkadaş olarak görüştüm. Kendisi ile yaşadığımız duygusal yakınlık sonucunda, aileler arasında yaptığımız bir tören sonrasında sözlendik. Volkan Bora gazetecilik yaparken, 2009 sonlarında maruz kaldığı soruşturma ve davalar neticesinde yurt dışına gitmek zorunda kaldı. Ulaşmaya çalışmama rağmen, 2014 yılına kadar kendisiyle hiçbir şekilde görüşemedik. 2013-2015 yılları arasında başlatılan çözüm ve barış sürecinin olumlu havası içerisinde çocuklarını, annelerini, babalarını ve sevdiklerini görmeye çalışan birçok kişi gibi ben de Volkan Bora’ya ulaşmaya çalıştım. Bahsi geçen bölgeye gittiğimde iki kadın tarafından karşılandım. Bana güvenlik koşulları nedeniyle kendi kıyafetlerinden giymem gerektiği söylendi. Bir süre bekledikten sonra orada olduğunu öğrendim ve görüştük. İşte basına servis edilen fotoğraflar bu görüşmeye ait fotoğraflardır. Sadece benim değil milyonlarca insanın geleceğe dair umutlandığı ve barışı arzuladığı bir süreçte, bizatihi hükümetin karşı tarafla görüşmeler yaptığı göz önüne alınırsa, bu fotoğrafların bugün hakkımda yürütülen karalamalara, kumpas girişimlerine ve suçlamalara dayanak yapılmaya çalışılması kabul edilemez.”

    Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel, 24 Haziran 2018’de milletvekili seçilmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İçişleri Bakanlığı İBB’ye ‘terör teftişi’ başlattı

    İçişleri Bakanlığı İBB’ye ‘terör teftişi’ başlattı


    İçişleri Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), bağlı kuruluşları ve şirketlerinde işbaşı yaptırılan personelden bazılarının terör örgütleriyle iltisaklı/irtibatlı olduğu yönündeki iddialarla ilgili özel teftiş başlatıldığını bildirdi.

    Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada unlar kaydedildi:

    • “İstanbul Büyükşehir Belediyesi, bağlı kuruluşları ve şirketlerinde işbaşı yaptırılan personelden, 455’inin PKK/KCK, 80’inin DHKP-C, 20’sinin MLKP, 2’sinin MKP, ayrıca bazılarının FETÖ ve diğer terör örgütleriyle iltisaklı/irtibatlı olduğu yönünde ihbar, şikayet ve elde edilen tespitler üzerine, konunun tüm yönleriyle soruşturulması için Bakanlığımızca özel teftiş başlatılmıştır.”
    • “Ayrıca İstanbul Büyükşehir Belediyesinde DİAYDER referansıyla PKK terör örgütü irtibatlı/iltisaklı kişilerin yerleştirildiğine yönelik İstanbul İl Jandarma Komutanlığı tarafından yapılan tespitler sonucunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamedeki iddia ve tespitler de bahse konu özel teftişin kapsamındadır.”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, sabah saatlerinde “Bir hesaba göre 13 bin 500, bir hesaba göre 15 bin kişiyi işten çıkarıp aralarında terör örgütüyle iltisaklıların da bulunduğu 45 bin kişiyi aldılar.” demişti.

    Terör iddialarıyla ilgili İBB Başkanı İmamoğlu, geçtiğimiz günlerde bir açıklama yapmış “Bekledim ki herhalde gelip onları alacaklar İBB’den. Öyle ya, terör örgütü üyesiyse gelip, tutuklayacak bunu. Yalanı konuş, iftirayı at, köşene çekil! Bu arada kimse gelmedi” diyerek, İçişleri Bakanı Soylu’ya tepki göstermişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD ‘2020 Terörizm Raporu’: Türkiye teröristler için kaynak ve geçiş ülkesi

    ABD ‘2020 Terörizm Raporu’: Türkiye teröristler için kaynak ve geçiş ülkesi


    Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanlığı 2020 yılı terörizmle ilgili ülke raporunu açıkladı. Raporun Türkiye’ye ilişkin bölümünde Türkiye’deki terörün geniş bir tanımı olduğu ve hükümetin devamlı olarak bunu ifade özgürlüğü ve barışçıl toplanma hakkını yasa dışı beyan etmekte kullandığı kaydedildi.

    Raporda, Türkiye’nin Suriye ve Irak’ta savaşan IŞİD ve diğer terörist gruplara katılmak isteyen ya da bu iki ülkeden ayrılmaya çalışan ‘Yabancı Terörist Savaşçılar’ için kaynak ve geçiş ülkesi olduğu ifade edildi.

    Belgede, Türkiye’de İçişleri Bakanlğı verilerine göre 2020 yılının ilk yedi ayında 14 bin 186 sosyal medya hesabının incelendiği, 6 bin 743 sosyal medya kullanıcısı hakkında propoganda yapma, terör örgütlerini yüceltme, düşmanlık ve husumeti teşvik etme ya da devlet kurumlarını aşağılama gibi suçlardan hukuki süreç başlatıldığı dile getirildi.

    Türkiye’nin içeride ve dışarıda PKK, DHKP-C ve Irak-Şam İslam Devleti (IŞİD) ile mücadelesini sürdürdüğü kaydedilen raporda “ABD’nin FETÖ’yü terörist örgüt olarak tanımadığı” hatırlatıldı.

    Raporda ayrıca Türkiye’nin Küresel Terörle Mücadele Forumu (GCFT) ve IŞİD’le Mücadele Uluslararası Koalisyonu’na aktif destek verdiği vurgulandı.

    “PKK saldırılar düzenlemeye devam ediyor”

    PKK’nın Türkiye’de ve ülke dışında rehin alma gibi eylemlerle Türk çıkarlarına karşı terörist saldırılar düzenlemeye devam ettiği belirtilen raporda Türk güvenlik güçlerinin içeride, Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyinde operasyonlar düzenlediği hatırlatıldı.

    Raporda kar amacı gütmeyen sivil toplum kuruluşu olan Uluslararası Kriz Grubu’nun verilerine göre, 2020 yılı sonunda 35 sivilin, 41 güvenlik gücü personelinin ve 265 PKK militanının doğu ve güneydoğudaki bölgelerde örgütle bağlantılı çatışmalarda öldüğü bildirildi.

    Raporda ayrıca PKK’yı desteklemek ya da yardım etmekle suçlanan gazeteci, insan hakkı aktivisti, avukatlar ve politikacılar gibi bireylerin siyasi amaçlarla gözaltına alınmasına ve tutuklanmasına 2020’de de devam edildiği ifade edildi.

    “FETÖ, ABD’nin terör örgütleri listesinde yer almıyor”

    2016 darbe girişiminin ardından hükümetin Fettullah Gülen hareketini FETÖ adıyla terör örgütü olarak tanımladığı, ancak “FETÖ’nün ABD tarafından terörist örgüt olarak tanınamdığı” hatırlatıılan raporda, Türk vatandaşlarının yanı sıra ABD’nin temsilciliklerinde çalışan yerel personel de dahil yabancı ülke vatandaşlarının “sözde FETÖ ya da terörizmle bağlantılardan dolayı yetersiz kanıt ve asgari yargı süreci ile gözaltına almasının ve tutuklanmasının; ayrıca asker, polis ve kamu görevlisi olarak çalışanların 2020 yılında görevlerinden atılmasının da sürdüğü” kaydedildi.

    Raporda “15 Temmuz 2016 darbe girişiminde 2020 yılı sonuna kadar 125 bin kamu çalışanı görevden atıldı ya da uzaklaştırıldı, 96 bin vatandaş tutuklandı ve FETÖ bağlantılı olduğu öne sürülen bin 500’den fazla dernek kapatıldı” denildi.

    IŞİD

    Raporda Türkiye’nin Suriye ve Irak’ta savaşan IŞİD ve diğer terörist gruplara katılmak isteyen ya da bu iki ülkeden ayrılmaya çalışan Yabancı Terörist Savaşçılar için kaynak ve geçiş ülkesi olduğu ifade edildi.

    Türkiye’nin Küresel Terörizmle Mücadele Forumu ve IŞİD’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu’na aktif destek verdiği ve bu kapsamda koalisyona hava sahasını ve tesislerini açtığı hatırlatılan raporda İçişleri Bakanlığı verilerine göre 2015’ten 2020 yılı sonuna kadar terörizmle bağlantısından şüphelenilen 8 binden fazla kişinin ülkeden çıkarıldığı, 333 kişinin ise sorgulamaya alıındığı ya da hakkında dava açıldığı kaydedildi.

    Raporda ayrıca ulusal basında yer alan haberlere göre ağustos ayında gözaltına alınan IŞİD’in Türkiye sorumlusu Mahmut Özden’in Türkiye’de daha önce en az dört defa tutuklandığına dikkat çekildi.

    Yasal düzenleme ve hukuki uygulama

    Raporda Türkiye’de terörizmin, anayasal düzene ve ülkenin iç ve dış güvenliğine karşı sözde suçlar da dahil olmak üzere geniş bir tanımı bulunduğu, hükümetin de bu tanımı devamlı olarak ifade özgürlüğü ve barışçıl toplanma hakkının kullanılmasını yasa dışı ilan etmekte kullandığı belirtildi.

    Türkiye’nin terörizmle savaşta hukuki kapasitesini ilerlettiği kaydedilen raporda kurumlar arası bilgi paylaşımının modernize edildiği vurgulandı.

    Şiddet içeren aşırılıklarla mücadele

    Raporun şiddet içeren aşırılıklarla mücadele bölümünde Türk polisinin ebeveynler, eğitim görevlileri ve öğretmenlerle birlikte sosyal projeler ve aktiviteler düzenlediği, ayrıca tıbbi, toplumsal ve dini alanlarda çalışan görevlilerin terörist mesajları ve terör örgütlerine katılımları önlemeye dönük hazırlanan programları uyguladığı belirtildi.

    Adalet Bakanlığı’nın hükümlüler ve eski suçluların rehabilitasyonu ve yeniden topluma uyumu için bazı programlar uyguladığı kaydedilen raporda İçişleri Bakanlığı verilerine göre 2020 yılı sonu itibarıyla 321 PKK örgütünün Türk güvenlik güçlerine teslim olduğu, bunlardan 243’ünün aileleri tarafından teslim edildiği bilgisi paylaşıldı.

    Raporda ayrıca Diyanet İşleri Başkanlığı’nın terörist mesajları zayıflatacak İslam’ın kapsayıcı versiyonunu destekleyecek çalışmalar yaptığı ifade edildi ve Antalya’nın Birleşmiş Milletler girişimiyle kentlerde nefret, kutuplaşma ve aşırılığın her türüne karşı tepki için kurulan “Güçlü Şehir Ağları üyesi olduğunun altı çizildi.

    Terörzmin finansmanı

    Türkiye’nin kara para aklama ve terörizmin finansmanıyla mücadelede Mali Eylem Görev Gücü’ne (FATF) ve IŞİD’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu’na üye olduğu, ayrıca Hazine ve Maliye Bakanlığı’na bağlı olan finansal istihbarat birimi MASAK’ın (Mali Suçlları Araştırma Kurumu) Egmont Grubu’nun üyesi olduğu vurgulanan raporda Türkiye’nin yürürlüğe giren yeni terörizm yasasıyla bu alanlardaki eksiklerin çoğunu giderdiği kaydedildi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD: IŞİD-H mensubu İsmatullah Khalozai’ye ‘Türkiye üzerinden terör finansmanı’ suçlaması

    ABD: IŞİD-H mensubu İsmatullah Khalozai’ye ‘Türkiye üzerinden terör finansmanı’ suçlaması


    Amerika Birleşik Devletleri, Irak Şam İslam Devleti örgütünün (IŞİD) Afganistan kolu IŞİD Horasan’ın önde gelen isimlerine yönelik yaptırım kararı aldı. ABD Hazine Bakanlığı, ‘örgütün kasası’ olarak tanımladığı İsmatullah Khalozai’yi Türkiye merkezli para hareketleriyle suçladı.

    Konuyla ilgili olarak Hazine Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada yaptırım listesindeki örgüt üyelerinden ‘İsmatullah Khalozai‘nin IŞİD-H için uluslararası finansal aracılık yaptığı ve IŞİD’in üst düzey liderleri için görevler yürüttüğü’ bilgisine yer verildi.

    ABD makamlarına göre yine Khalozai, ‘Türkiye’de kurulu alternatif havale düzeniyle IŞİD-H’ye son iki yıldır para aktarımını organize etti’.

    Daha önce Birleşik Arap Emirlikleri üzerinden aynı amaçla çalıştığı iddia edilen İsmatullah Khalozai, ayrıca yine Afganistan ve çevresine ‘yabancı savaşçı temini’ ve insan kaçakçılığı ile de suçlanıyor.

    ABD Dışişleri, Khalozai ile birlikte, IŞİD-H üyelerinden Sanaullah Ghafari, Sultan Aziz Azam ve Maulawi Rajab’ı da ‘özel belirlenmiş küresel teröristler (SDGT)’ listesine dahil etti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Tunus’ta terörizm şüphesi: Fransız büyükelçinin rezidansına çıkan bir tünel bulundu

    Tunus’ta terörizm şüphesi: Fransız büyükelçinin rezidansına çıkan bir tünel bulundu


    Tunus İçişleri Bakanlığı, Fransa’nın Tunus Büyükelçisi’nin rezidansının yakınında kazılan bir tünel bulunduğunu duyurdu.

    Polisin başkent Tunus’un La Marsa semtindeki şüpheli hareketler nedeniyle dikkat çeken bir eve yaptığı baskın sırasında tüneli tespit ettiği kaydedildi ve polis tarafından bilinen aşırı grup üyesi bir kişinin eve sıklıkla uğradığı belirtildi.

    Tünelin aynı semtte bulunan büyükelçinin yaşadığı konuta çıktığı bildirildi, ancak tünelin rezidansla olan mesafesine ilişkin bilgi verilmedi.

    Bakanlık ayrıca tünelin hangi amaçla kazıldığına ya da tünelle büyükelçinin hedef alını alınmadığına dair bir bilgi paylaşmadı. Olayla ilgili büyükelçilikten de bir açıklama gelmedi.

    Tunuslu yetkililer olayın antiterörizm ekiplerince araştırıldığını kaydetti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ekonomist Gürses: Suriye savaşı, Reza Zarrab ve Sezgin Baran Korkmaz hikayesi gri liste getirdi

    Ekonomist Gürses: Suriye savaşı, Reza Zarrab ve Sezgin Baran Korkmaz hikayesi gri liste getirdi


    Uluslararası Mali Eylem Görev Gücü, Türkiye’yi ‘kara para aklama’ ve ‘terörizmin finansmanı’ ile mücadele konusunda ‘yeterince çaba göstermeyen’ ülkelerin bulunduğu ‘gri liste’ye aldı.

    İzlemeye alınan ülkelerin sayısının artırıldığını belirten FATF (Financial Action Task Force ) Başkanı Marcus Pleyer, kara propaganda ve terörizmin finansmanı konusunda Türkiye’nin ilerleme kaydettiğini ancak hala ciddi sorunların bulunduğunu söyledi.

    Ekonomist Uğur Gürses Mali Eylem Görev Gücü’nün aldığı bu kararı, ‘Türkiye’de son iki üç yıldır giderek derinleşen kurumsal erimenin ve çöküşün bir göstergesi’ olarak yorumluyor.

    ”Kurum ve kuralların çökmesiyle tamamen dikey olarak tek adam rejiminin tehsis edilmesiyle bu sonuç kaçınılmaz görünüyordu, zaten geldi. 2007-2014 yılları arasında Türkiye gri listedeydi zaten. 2014’te dönemin Bakanı Mehmet Şimşek’in çabalarıyla listeden çıkabildi. Ama çok uzun sürmeden tekrar listeye girdik.”

    Ekonomi Yazarı Uğur Gürses’e göre özellikle sermaye açığı ve ihtiyacı olan Türkiye gibi bir ülke bu konuyu çok fazla dert edinmeli.

    ”Yüksek sermaye alan Çin belki böyle bir durumu dert edinmez ya da İran gibi bütün gemileri yakmış ve petrol geliri olan bir ülke için pek önemli olmayabilir. Ama Türkiye için sermaye akımları çok önemli. Ve ayrıca tüm bunlar olurken, gidip faiz indirmek başlı başına bir durum. Bu tablo Türkiye’nin lehine değil, kendi bacağına sıkmak demek gibi bir şey. ”

    Suriye Savaşı, Reza Zarrab ve Sezgin Baran Korkmaz hikayesi…

    Ekonomist Uğur Gürses 2014’te gri listeden çıkan Türkiye’nin yeniden listeye alınmasının en önemli gerekçelerini Suriye’deki iç savaş, Reza Zarrab ve SBK Holding olaylarına bağlıyor.

    ”Esas soru şu; 2014’ten bu yana ne oldu da Türkiye tekrar gri listeye girdi? Bir sürü olay var. Bunların en başında Suriye’deki iç savaş var. Orada Türkiye’nin bu cihatçı örgütlere yardımları ve desteği yani Türkiye’nin bir cihatçı otobanına dönüşmesi var. Reza Zarrab hikayesi var. Altın ticareti diyemeyeceğimiz bir aklama, fon transferi yani operasyonları var. 10 milyar dolayı geçen bir rakamdan bahsediliyor. Üçüncü olarak da SBK ( Sezgin Baran Korkmaz) Holding hikayesi. Kingston kardeşlerin kara parasının aklanması meselesi var. OECD’ye bağlı Mali Eylem Görev Gücü’nün açıklamalarında tüm bunları görüyoruz. Bankacılık, altın ve kıymetli taş ticareti ve emlak olarak altı çizilmiş.”

    Ekonomist Gürses, açıklamada Türkiye’ye indirekt olarak sivil toplum ve insan hakları savunucularına sınırlamalar getirmeyin, bunun yerine IŞID ve El- Kaide ile uğraşın, somut adım atın mesajı da verildiğinin altını çiziyor.

    Mali Eylem Görev Gücü, Türkiye’yi ‘kara para aklama’ ve ‘terörizmin finansmanı’ ile mücadele konusunda ‘yeterince çaba göstermeyen’ ülkelerin bulunduğu ‘gri liste’ye almasını bir ‘damgalama’ olarak görüyor Ekonomist Uğur Gürses.

    ”Kimler gri listede diye baktığımız zaman da zaten Türkiye’nin girdiği lig, az gelişmişliğin olduğu bir lig gibi görülüyor. Kurum ve kuralların olmadığı lig olarak görülüyor. Yazık oldu diye düşünüyorum. Çünkü Türkiye’nin son iki üç yıldır giderek derinleşen bir sermaye kaybı da var ki ekonomik sorunların başında da bu geliyor. Sermaye girişimlerinin durması, doğrudan yatırımların durması ya da sıcak paranın hiç hukuk dinlemeden geldiği hesaba katılırsa böyle bir damgayı yemiş olmak da gerçekten üzücü.”

    Gürses’e göre bu kararla birlikte yabancı sermayenin ülkeye gelişi daha da zorlaştı. Çünkü ülkeye yatırım yapmak isteyen veya para gönderene ‘Türkiye gri listede, Siz kara para mı aklıyorsunuz?’ diye sorulacak.

    Hazine ve Maliye Bakanlığının açıklamalarını da yeterli bulmayan Gürses, ”Bütün bunlar olurken seyredilen bir ortam var. O zaman nerdeydiniz diye sormak lazım. Tüm bunlar olurken Türkiye izledi, bir kısmını himaye etti ve kamu eliyle destekledi.” ifadelerini kullanıyor.

    Ve hukukun üstünlüğü ilkesinin önemine dikkat çekiyor. Yerleşik yatırımcının bu saatten sonra kendi sermayesini daha fazla Türkiye dışına taşıyacağını söylüyor Gürses.

    ”Tüm bunlarla birlikte Türkiye’deki hukukun üstünlüğünün kaybedilmesi nedeniyle yerleşikler de kendi sermayesini yurtdışına çıkarıp orada tesis ediyor yatırımlarını. Yada sahipliği yurtdışında kuruyor ki hükümetten gelecek potansiyel bir hukuksuzluğa karşı kendini koruma altına alabilsin. Bir başka bacağı da sermaya akımlarının portföy yatırımları. Portföy yatırımları, Merkez Bankası ve hükümetin ekonomik politikalarına karşı zaten çıkmıştı. O nedenle Türkiye’ye gelen bir para da yok ve de çıkacak bir para da kalmadı gibi görünüyor.”

    Euronews’e değerlendirmelerde bulunan Ekonomist Gürses bu saatten sonra yerleşiklerin yani vatandaşların ve şirketlerin nasıl tavır takınacağının önemli olduğu görüşünde.

    Gürses’e göre faiz seviyesi nedeniyle yurttaşların TL’de kalmalarının giderek zorlaştı ve zaten döviz borçlusu olan şirketler de döviz açığını kapatma kaygısına kapılacak.

    Mali Eylem Görev Gücü’nün kararına karşı hükümet kanadından ‘siyasi’ olarak değerlendirilen açıklamaları da eleştiriyor Gürses.

    ”Ben olsaydım Mali Eylem Görev Gücü’nün açıklamasını tekrar bir okurdum. Orada söylenen açık; Siz El-Kaide ve IŞİD ile uğraşmıyorsunuz ve ülke olarak gri bir alan yaratıyorsunuz. O nedenle hükümet açıklamaları siyasi bir mülagata olarak görüyorum. 2019 sonunda uyarılar vardı ve bu sene geleceği çok açıktı. Hatta bunun en çok farkında olan Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan’dı. Hatırlarsanız 12 Ekim’de döviz bürolarına kimlik bildirme zorunluluğu getirildi. Bu karar, bence bir şeyin gelmekte olduğunun görüldüğü anlamına geliyor. Türkiye’de bürokratlar bunun farkında. Açıklamasında da siyasi ve somut bir adım istiyor Mali Eylem Görev Gücü.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***