Etiket: Tayvan

  • Çin: Washington’ın ilişkilerde iş birliği veya çatışma arasında bir seçim yapması gerek

    Çin: Washington’ın ilişkilerde iş birliği veya çatışma arasında bir seçim yapması gerek


    Çin Komünist Partisi Dış İlişkiler Komisyonu Ofisi Direktörü Vang Yi, Pekin’i ziyaret eden ABD’li mevkidaşı Blinken’e, “Diyalog ile yüzleşme, iş birliği veya çatışma arasında bir seçim yapmak gerekiyor” dedi.

    Çin Komünist Partisi (ÇKP) Merkezi Dış İlişkiler Komisyonu Ofisi Direktörü Vang Yi, ABD’nin ülkesiyle ilişkilerde “iş birliği veya çatışma” arasında seçim yapması gerektiği uyarısında bulundu.

    Yaklaşık 5 yıl bir aradan sonra Çin’e gelen ilk ABD Dışişleri Bakanı olan Anthony Bilinken, ziyaretinin ikinci ve son gününde Çin’de Dışişleri Bakanı Çin Gang’ın devlet hiyerarşisi açısından dış politikada önünde gelen Vang Yi ile 3 saatlik bir görüşme gerçekleştirdi.

    Çin devlet medyasının aktardığına göre Vang Yi, Blinken’e, “Diyalog ile yüzleşme, iş birliği veya çatışma arasında bir seçim yapmak gerekiyor” dedi.

    Ülkesinin Tayvan konusundaki kararlılığına vurgu yapan Vang Yi, bu konuda Çin’in “bir uzlaşma alanı olmadığı” uyarısında bulundu.

    Vang Yi, “ABD, Çin’in egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı göstermeli ve ‘Tayvan’ın bağımsızlığına’ açıkça karşı çıkmalı.” dedi.

    Blinken’ın gün içinde Devlet Başkanı Şi Cinping ile görüşme yapması öngörülüyor.

    Çin tarafı Tayvan konusunu sürekli ön plana çıkarıyor

    Çin Dışişleri Bakanı Çin Gang, dünkü görüşmede Blinken’e Tayvan’ın Pekin ile Washington arasındaki ilişkiler için “en büyük tehlike” oluşturduğunu söylemişti.

    Çin devlet medyası Çin Gang’ın, bu görüşmede Blinken’e “Tayvan’ın sorununun, Çin’in çıkarlarının ağır bastığı en temel mesele, Çin-ABD ilişkilerindeki en önemli konu ve en önemli tehlike olduğunu” aktarmıştı.

    Blinken, mevkidaşıyla görüşmede iki ülke arasında gerilimi düşürmek için iletişim hatlarını açık tutmanın önemini vurgulamıştı.

    Görüşmede iki bakan, gelecek sefer Washington’da tekrar görüşme konusunda anlaşmıştı.

    ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Matthew Miller, yaptığı açıklamada, Blinken’ın, Çinli mevkidaşıyla “samimi, somut ve yapıcı görüşme gerçekleştirdiğini” bildirmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Paris-Berlin arasında Tayvan çatlağı: Almanya, AB’nin gerilime göz yummaması uyarısında bulundu

    Paris-Berlin arasında Tayvan çatlağı: Almanya, AB’nin gerilime göz yummaması uyarısında bulundu


    Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, Avrupa’nın Çin ile Tayvan arasındaki gerilime göz yummaması gerektiğini belirterek, bölgedeki askeri gerilimin tırmanmasının küresel ekonomi için “en kötü durum senaryosu” olacağı uyarısında bulundu.

    Çin’e resmi bir ziyarette bulunan Alman bakanın, geçen hafta Pekin’i ziyaret eden Emmanuel Macron’nun Tayvan açıklamalarından farklı bir söylemde bulunması dikkat çekti.

    Avrupa’nın “ABD’nin takipçisi” olması yolundaki baskıya direnmesi gerektiğini savunan Macron, Tayvan sorununa da atıfta bulunarak, Avrupa’nın karşı karşıya olduğu en büyük risklerden birinin kendisinden kaynaklanmayan krizlere yakalanmak olduğu görüşünü dile getirmişti.

    Macron, Çin ve ABD arasındaki bu konuda yaşanan gerilime Avrupa’nın taraf olmaktan kaçınması gerektiğini savunmuştu.

    Reuters’in aktardığına göre Baerbock, Çin’in Tianjin kentinde düzenlenen bir etkinlikte yaptığı konuşmada, Almanya ve Avrupa Birliği’nin ekonomik olarak savunmasız durumda olduğu görüşünü dile getirerek, “Bu durum da Tayvan Boğazı’ndaki gerilimlere kayıtsız kalamayacağımız anlamına geliyor.” ifadesini kullandı.

    AB ve ABD’de tepkiyle karşılanan Macron’un Tayvan açıklaması, dış politika uzmanları tarafından “Çin’e taviz ve Atlantik ittifakında çatlak” olarak yorumlanmıştı.

    AB içinde bazı üyeler, Baerbock’un Çin ziyaretindeki söylemlerinin AB’nin Pekin politikasında değişiklik olmadığı göstermek açısından önemli bir fırsat olarak görüyor.

    Baerbock, “Küresel ticaretin yüzde ellisi Tayvan Boğazı’ndan, ciplerin yüzde 70’i Tayvan Boğazı’ndan geçiyor, dolayısıyla buradaki serbest ticaret ve geçiş bizim de ekonomik çıkarımıza. Tayvan Boğazı’ndaki gerilimde askeri tırmanma … küresel olarak en kötü durum senaryosu olur ve özellikle en büyük sanayi ülkelerinden biri olarak bu bizi etkiler.” dedi.

    Almanya ve Çin arasındaki ekonomik ilişkiler

    Alman şirketleri geçen yıl Çin’e 11,5 milyar euro tutarında rekor yatırım yaptı

    Alman Ekonomi Enstitüsü araştırmasına göre, 2016’dan sonra istikrarlı bir düşüş görülen Alman şirketlerinin Çin’deki yatırımlarında son iki yılda ise önemli ölçüde artış yaşanıyor

    Rhodium Group tarafından geçen yıl yapılan bir araştırmaya göre ise 2019 ile 2021 yılları arasında Çin’deki Alman yatırımlarının üçte birinin ülkenin üç büyük otomobil üreticisi Volkswagen (VW), BMW ve Mercedes-Benz’in yanı sıra kimya grubu BASF’den geldi.

    Çin’e karşı dış ticaret açığı 84,1 milyar euro

    Almanya’nın toplam ithalatının yüzde 12,8’i Çin’den geliyor. Ülkenin Çin’den bir sonraki en büyük ticaret ortağı ise yaklaşık yüzde 8 ile Hollanda. Hollanda’yı da ABD izliyor.

    İhracatta ise Çin, Almanya’nın ihracatında dördüncü sırada yer alıyor. Alman ürünlerinin en önemli ihracat pazarları sıralamasında başı ABD çekerken, onu Fransa ve Hollanda izliyor.

    Almanya’nın Çin’e karşı 2010’da 23,5 milyar euro olan dış ticaret açığının geçen yıl 84,1 milyar euroya yükselmesi de dikkati çekiyor.

    Alman şirketleri, özellikle nadir toprak elementleri veya magnezyum gibi kritik ham maddeler söz konusu olduğunda, Çin’den yapılan ithalata bağımlı kalıyor.

    Alman Sanayi Federasyonu’nun (BDI) analizine göre, Almanya’ya ithal edilen tüm nadir elementlerin yaklaşık yüzde 94’ün Çin’den geliyor. Diğer kritik ham maddeler için de benzer şekilde Almanya Çin’e büyük bağımlılık yaşıyor.

    Bazı Alman şirketlerinin, kazançlarının büyük bir bölümünün Çin’den gelmesi de dikkati çekiyor. Alman otomobil üreticileri VW , Mercedes ve BMW gelirlerinin yüzde 30’dan fazlası Çin’den geliyor.

    Çin’e ekonomik bağımlılık tartışma konusu

    Çin, son 7 yıldır Almanya’nın en büyük ticaret ortağı olarak kayıtlara geçerken, Alman kamuoyu, son dönemde Rusya’ya enerji bağımlılığının “enerji kriziyle” sonuçlanmasının ardından Çin’e olan ekonomik bağımlılığı tartışıyor.

    Alman hükümeti de aylardır Alman şirketlerinin Çin’e bağımlılığı konusunda uyarıyor.

    Başbakan Olaf Scholz, Alman şirketler “tüm yumurtalarını tek sepete koymamalı” uyarısında bulunuyor.

    Almanya-Çin ilişkileri

    Başta ABD, Kanada ve Avustralya olmak üzere Batılı ülkeler, ekonomisini ve etkisini genişleten Çin karşısında daha sert tutum sergilemeye başlarken, Almanya’nın, ticari ilişkilerini politikadan önde tutarak buna yanaşmadığı gözleniyor.

    Çin’in Avrupa Birliği (AB) ülkeleri dahil olmak üzere, altyapı ve teknoloji gibi kritik sektörlerde de yatırım ve satın alma yoluyla Avrupa’da etkinliğini artırması, kamuoyunda uzun süredir tartışma konusu oluyor.

    Avrupa’nın en büyük ekonomisine sahip Almanya’nın Çin ile ekonomik ilişkilerinin siyasi ilişkiler üzerinde belirleyici bir rol oynaması da kıtada eleştirilere yol açıyor.

    Eski Almanya Başbakanı Angela Merkel, 16 yıllık iktidarı döneminde Çin’i 12 kez ziyaret etti. Hükümet, insan haklarından ziyade ekonomik ilişkilere öncelik veriyordu. Merkel dönemi Çin politikası muhalifler tarafından sıkça eleştirilirken, Başbakan Olaf Scholz’un da Merkel’e benzer bir yaklaşımla ticari dengeleri göz önünde bulundurarak Çin ile ekonomik iş birliğine devam etmesi dikkati çekiyor.

    Almanya, Çin’in küresel ekonomiye açılmasından en çok yararlanan ülkelerden

    AB, Çin’i birlik için müzakere ortağı olmakla birlikte ekonomik ve sistemik bir rakip olarak görürken, ihracat ağırlıklı bir ekonomiye sahip olan Almanya, yıllardır Çin’in küresel ekonomiye açılmasından en çok yararlanan ülkelerden biri konumunda bulunuyordu.

    Alman arabaları ve makineleri Çin’de yoğun talep görüyor. Çin’e yapılan ihracat, son 10 yılda Almanya’nın 2. Dünya Savaşı sonrası en uzun ekonomik büyümesini desteklerken, Çin, 2016 yılında Almanya’nın en büyük ticaret ortağı oldu.

    Almanya’nın Çin’e bağımlılığı dış ticaret, tedarik zincirleri veya büyük pazar konusunda dikkati çekiyor. Almanya’nın elektrikli otomobiller için önemi giderek artan lityum bataryalar ve nadir toprak elementleri gibi ham maddelerde bile Çin’e “güçlü bir ithalat bağımlılığı” olduğu görülüyor.

    Almanya ile Çin arasındaki ticaret hacmi 2021’de 245 milyar euroya aştı

    Geçen yıllarda dünya çapında tedarik zincirlerini ciddi şekilde bozan Şanghay’daki Covid-19 karantinası, Alman ekonomisinin Çin’den gelen birincil ve ara ürünlere ne kadar bağımlı olduğunu da ortaya koydu.

    Alman Dış Ticaret Odası (AHK) verilerine göre, Çin’de yaklaşık 5 bin Alman şirketi faaliyet gösteriyor. Almanya’da 1,1 milyon kişilik istihdam, Çin ile ticarete bağlı durumda.

    Çin pazarı, başta Alman otomobil üreticileri olmak üzere Alman şirketleri için hem satış hem de büyüme açısından büyük önem taşıyor. Alman şirketleri, küresel pazar için Çin’deki en son teknolojileri geliştiriyor ve test ediyor.

    Çin, son 7 yıldır Almanya’nın en büyük ticaret ortağı olurken, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2021’de 245 milyar euroyu (246 milyar dolar) aştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AB, Çin’in Tayvan’ın çevresindeki askeri tatbikatından endişe duyuyor

    AB, Çin’in Tayvan’ın çevresindeki askeri tatbikatından endişe duyuyor


    Avrupa Birliği (AB), Çin’in Tayvan çevresindeki askeri tatbikatından “endişe duyduğunu” belirterek, Ada’nın statüsünün zorla değiştirilemeyeceği, gerilimin tırmanmasının ve güç kullanımının çok büyük küresel sonuçları olacağı uyarısında bulundu.

    Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov ise Çin’in, Tayvan Adası’nın çevresinde askeri tatbikatlar düzenlemesinin Pekin’e karşı kışkırtıcı eylemlerin sonucu yapıldığı görüşünü dile getirdi. 

    AB Komisyonu Dış İlişkiler Sözcüsü Nabila Massrali basına yaptığı açıklamada, “Çin’in Tayvan Boğazı ve Tayvan çevresindeki askeri faaliyetlerinin yoğunlaşmasından, Tayvan hava savunma sahasına yönelik saldırılardan endişe duyuyoruz.” dedi.

    “Tayvan ile ilgili statükonun tek taraflı veya zorla değiştirilmemesi gerektiği ve bölgede gerilimin tırmanması sonucu yaşanacak olası bir kaza veya güç kullanımından kaynaklanan herhangi bir istikrarsızlığın bölge ve dünya için büyük ekonomik ve güvenlik sorunlara yol açacağı” uyarasında bulunan AB sözcüsü, “Gerginlikler anlamlı ve şeffaf bir diyalog yoluyla çözülmeli. AB üyesi ülkeler bölgede barış ve istikrarın korunmasına yönelik çabaları her zaman desteklemeye devam edecek.” dedi.

    Rusya’dan Çin’e destek

    Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov ise Çin’in, Tayvan Adası’nın çevresinde askeri tatbikatlar düzenlemesinin Pekin’e karşı kışkırtıcı eylemlerin sonucu yapıldığı görüşünü dile getirdi. 

    Peskov, başkent Moskova’da gazetecilere güncel konulara ilişkin açıklamalarda bulundu.

    Çin’in, Tayvan Adası’nın çevresinde askeri tatbikatlar düzenlemesine de işaret eden Peskov, Çin’e karşı kışkırtıcı eylemlerin yapıldığını iddia etti. 

    Peskov, “Elbette Çin, uluslararası hukuka uygun şekilde askeri manevra ile de bu kışkırtıcı eylemlere yanıt verme konusunda egemen hakka sahiptir.” ifadesini kullandı.

    Kremlin Sözcüsü Peskov, Çin ve diğer ülkelerin bu konudaki haklarına saygı gösterilmesi gerektiğini vurguladı.

    Çin’in Tayvan çevresindeki tatbikatı

    Çin ordusu, Tayvan lideri Tsai Ing-wen’in Orta Amerika ve ABD ziyaretlerinin ardından önceki gün Tayvan çevresinde askeri tatbikat başlattı. Bugün sona ermesi beklenen tatbikatta, Ada’ya yönelik saldırı simülasyonları düzenleniyor.

    Tatbikata kara kuvvetlerine bağlı roket bataryaları, deniz kuvvetlerine bağlı savaş gemileri, karada konuşlu gemi savar sistemleri, hava kuvvetlerine bağlı savaş jetleri, keşif ve erken uyarı uçakları ile roket kuvvetlerine bağlı güdümlü füze sistemlerini kontrol eden birlikler katıldı.

    70 hava aracı ve 11 gemi Ada çevresinde görüldü

    Tayvan Savunma Bakanlığı, gün içinde Ada çevresinde Çin’e ait 70 askeri hava aracı ve 11 savaş gemisinin tespit edildiğini bildirdi.

    Bakanlığın açıklamasında, 70 hava aracından 35’inin, Tayvan Boğazı’nda tarafların etki alanlarını sınırladığı varsayılan hava ve deniz hattını geçtiği ve Tayvan’ın “Hava Savunma Tanımlama Bölgesi” (ADIZ) ilan ettiği sahada uçtuğu belirtildi.

    Tsai’nin ziyaretleri

    Çin ile egemenlik ihtilafı içindeki Tayvan’ın lideri Tsai, Orta Amerika ülkeleri Guatemala ve Belize’yi ziyaretleri öncesinde ve sonrasında ABD’ye “transit geçiş” gerekçesiyle gayriresmi ziyaretlerde bulunmuştu.

    Tayvan lideri, 30 Mart’ta New York şehrinde Hudson Enstitüsü tarafından düzenlenen toplantıya katılmış, 5 Nisan’da da California eyaletinin Simi Valley şehrinde ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Kevin McCarthy ve partiler arası Kongre heyetiyle görüşmüştü.

    Pekin yönetimi, ziyaret nedeniyle ABD’yi protesto ederken Tsai’nin temaslarına aracılık eden iki kuruluşa ve yöneticilerine yaptırım uygulayacağını bildirmişti.

    Pelosi’nin ziyareti de askeri gerilime sebep olmuştu

    ABD’nin önceki Temsilciler Meclisi Başkanı Pelosi’nin Ağustos 2022’de Tayvan’a yaptığı ziyaret, Washington ile Pekin arasında krize yol açmıştı. Çin ordusu, ziyaretin ardından Ada çevresinde fiili abluka oluşturan askeri tatbikatlar düzenlerken, gerçek silah ve mühimmatın kullanıldığı tatbikatlarda Çin ana karasından ateşlenen güdümlü füzeler, Tayvan yakınlarındaki sulara düşmüştü.

    Çin, ziyaretin ardından Tayvan çevresindeki uçak ve gemi devriyelerini artırarak Tayvan Boğazı’nı ayıran itibari “orta çizgi”yi geçtiği uçuşları düzenli hale getirmişti.

    Çin’in topraklarının parçası olduğunu savunduğu Tayvan, Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurulduğu 1949’dan bu yana fiili bağımsızlığa sahip bulunuyor. Çin ana karası ile Tayvan arasında iç savaşın ardından ortaya çıkan ayrılık hala devam ediyor.

    Pekin, “Tek Çin” ilkesini vurgulayarak Tayvan’ın dünya ülkeleriyle müstakil diplomatik ilişkiler kurmasına, Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası kuruluşlarda temsil edilmesine karşı çıkıyor, kendisini tanıyan ülkelerin Tayvan ile diplomatik ilişkileri kesmesini şart koşuyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Çin’e ait 70 hava aracı Tayvan çevresinde tespit edildi; ABD savaş gemisi Güney Çin Denizi’ne girdi

    Çin’e ait 70 hava aracı Tayvan çevresinde tespit edildi; ABD savaş gemisi Güney Çin Denizi’ne girdi


    Tayvan Savunma Bakanlığı, son 24 saatte Ada çevresinde Çin’e ait 70 askeri hava aracı ve 11 savaş gemisinin tespit edildiğini bildirdi. Öte yandan Pekin, ABD USS Milius savaş gemisinin, hak iddia ettiği Güney Çin Denizi’ne “izinsiz girişini” kınadı.

    Bakanlığın açıklamasında, 70 hava aracından 35’inin, Tayvan Boğazı’nda tarafların etki alanlarını sınırladığı varsayılan hava ve deniz hattını geçtiği ve Tayvan’ın “Hava Savunma Tanımlama Bölgesi” (ADIZ) ilan ettiği sahada uçtuğu belirtildi.

    Açıklamada, 8 “SU-30”, 6 “J-10”, 4 “J-11”, 8 “J-16” savaş uçağı ve “TB-001” tipi silahlı dronun Tayvan Boğazı’ndaki itibari “orta çizgiyi” geçtiği, “Y-8 ASW” tipi deniz devriye uçağı, “Y-9 EW” ve “KJ-500” tipi erken uyarı uçakları, “CH-4” tipi silahlı dron ile 4 “J-15” savaş uçağının ise ADIZ’in güney bölümüne uçtuğu bilgisi verildi.

    Ada çevresindeki uçuşlar ve gemi devriyelerinin, Çin ordusunun Tayvan lideri Tsai Ing-wen’in Orta Amerika ve ABD ziyaretlerinin ardından başlattığı askeri tatbikata bağlı olduğu tahmin ediliyor.

    Çin Halk Kurtuluş Ordusunun Tayvan’ın bulunduğu bölgeden sorumlu Doğu Cephesi Komutanlığı, 8 Nisan’da Ada çevresinde kara, hava, deniz ve roket kuvvetlerinin katıldığı müşterek askeri tatbikata başladığını duyurmuştu.

    Açıklamada, “Müşterek Kılıç” adı verilen askeri tatbikata, kara kuvvetlerine bağlı roket bataryaları, deniz kuvvetlerine bağlı savaş gemileri, karada konuşlu gemi savar sistemleri, hava kuvvetlerine bağlı savaş jetleri, keşif ve erken uyarı uçakları ile roket kuvvetlerine bağlı güdümlü füze sistemlerini kontrol eden birliklerin katıldığı bildirilmişti.

    Tayvan Savunma Bakanlığı, tatbikatın başladığı 8 Nisan’dan 9 Nisan sabahına kadar 71 askeri hava aracı ve 9 geminin Ada çevresinde görüldüğünü, Tayvan Boğazı’ndaki orta çizgiye ve ADIZ’a 45 sorti yapıldığını duyurmuştu.

    ABD savaş gemisi Güney Çin Denizi’nde

    Çin pazartesi günü, ABD destroyeri USS Milius’un Pekin’in hak iddia ettiği Güney Çin Denizi’ne “izinsiz girişini” kınadı.

    Çin ordusunun Güney Tiyatro Komutanlığı sözcüsü Tian Junli yaptığı açıklamada, “USS Milius füze destroyeri, Çin hükümetinin onayı olmadan Çin’in Nansha Adaları’ndaki Meiji Resifi’ne bitişik sulara yasad ışı bir müdahalede bulundu” dedi.

    Açıklamada Çin hava kuvvetlerinin “gemiyi izlediğini” belirtildi.

    Tsai’nin ziyaretleri

    Çin ile egemenlik ihtilafı içindeki Tayvan’ın lideri Tsai, Orta Amerika ülkeleri Guatemala ve Belize’yi ziyaretleri öncesinde ve sonrasında ABD’ye “transit geçiş” gerekçesiyle gayrıresmi ziyaretlerde bulunmuştu.

    Tayvan lideri, 30 Mart’ta New York şehrinde Hudson Enstitüsü tarafından düzenlenen toplantıya katılmış, 5 Nisan’da da California eyaletinin Simi Valley şehrinde ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Kevin McCarthy ve partiler arası Kongre heyetiyle görüşmüştü.

    Pekin yönetimi, ziyaret nedeniyle ABD’yi protesto ederken Tsai’nin temaslarına aracılık eden iki kuruluşa ve yöneticilerine yaptırım uygulayacağını bildirmişti.

    Pelosi’nin ziyareti de askeri gerilime sebep olmuştu

    ABD’nin önceki Temsilciler Meclisi Başkanı Pelosi’nin Ağustos 2022’de Tayvan’a yaptığı ziyaret, Washington ile Pekin arasında krize yol açmıştı. Çin ordusu, ziyaretin ardından Ada çevresinde fiili abluka oluşturan askeri tatbikatlar düzenlerken, gerçek silah ve mühimmatın kullanıldığı tatbikatlarda Çin ana karasından ateşlenen güdümlü füzeler, Tayvan yakınlarındaki sulara düşmüştü.

    Çin, ziyaretin ardından Tayvan çevresindeki uçak ve gemi devriyelerini artırarak Tayvan Boğazı’nı ayıran itibari orta çizgiyi geçtiği uçuşları düzenli hale getirmişti.

    Çin’in topraklarının parçası olduğunu savunduğu Tayvan, Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurulduğu 1949’dan bu yana fiili bağımsızlığa sahip bulunuyor. Çin ana karası ile Tayvan arasında iç savaşın ardından ortaya çıkan ayrılık hala devam ediyor.

    Pekin, “Tek Çin” ilkesini vurgulayarak Tayvan’ın dünya ülkeleriyle müstakil diplomatik ilişkiler kurmasına, Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası kuruluşlarda temsil edilmesine karşı çıkıyor, kendisini tanıyan ülkelerin Tayvan ile diplomatik ilişkileri kesmesini şart koşuyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD’ye tepki gösteren Çin, Tayvan karasularına üç savaş gemisi gönderdi

    ABD’ye tepki gösteren Çin, Tayvan karasularına üç savaş gemisi gönderdi


    Çin, Tayvan karasularına üç savaş gemisi ve bir helikopter gönderdi. Pekin’in bu adımı, ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Kevin McCarthy’nin Tayvan lideri Tsai Ing-wen ile Los Angeles kentindeki görüşmesine tepki olarak değerlendirildi.

    McCarthy, burada yaptığı konuşmada “Tayvan’a silah satışına devam etmeliyiz.” dedi.

    Çin daha önce yaptığı açıklamalarda, bu görüşmenin yapılmaması yolunda uyarıda bulunmuş ve bir uçak gemisini görüşme başlamadan önce Tayvan karasuları yakınlarında konuşlandırmıştı.

    Tayvan Savunma Bakanlığı bu sabah yaptığı açıklamada, üç Çin savaş gemisinin Çin ve Tayvan karasularının kesiştiği bölgede seyir halinde olduğunu duyurdu.

    Aynı açıklamada Çin’e ait askeri bir helikopterin ise Tayvan hava sahasında tespit edildiği aktarıldı.

    Eski ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi, 5 Ağustos 2022’de Tayvan’ı ziyaret etmiş, bunun üzerine Çin, Ada çevresinde bir dizi askeri tatbikat düzenlemişti.

    Çin’in topraklarının parçası olduğunu savunduğu Tayvan, Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurulduğu 1949’dan bu yana fiili bağımsızlığa sahip bulunuyor. Çin ana karası ile Tayvan arasında iç savaşın ardından ortaya çıkan ayrılık hala devam ediyor.

    Pekin, “tek Çin” ilkesini vurgulayarak Tayvan’ın dünya ülkeleriyle müstakil diplomatik ilişkiler kurmasına, Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası kuruluşlarda temsil edilmesine karşı çıkıyor, kendisini tanıyan ülkelerin Tayvan ile diplomatik ilişkileri kesmesini şart koşuyor.

    Kevin McCarthy ile Tsai Ing-wen görüşmesi

    McCarthy, Orta Amerika ülkeleri ziyareti sonrası ABD’ye “transit” olarak gelen Tsai ile görüşmelerinin ardından yaptığı basın açıklamasında, ABD’nin Tayvan’a desteğinin önemini vurguladı.

    McCarthy, bu kapsamda atılması gereken adımları şöyle sıraladı:

    “Tayvan’a silah satışına devam etmeli ve bu satışların Tayvan’a zamanında ulaşmasını sağlamalıyız. İkinci olarak, özellikle ticaret ve teknoloji alanında ekonomik işbirliğimizi güçlendirmeliyiz. Üçüncüsü, ortak değerlerimizi dünya sahnesinde tanıtmaya devam etmeliyiz.”

    McCarthy, dünyadaki gerilimin Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana en yüksek seviyesinde olduğu görüşünü paylaşarak, Tayvan lideriyle bugünkü görüşmelerinin barış ve istikrar kapsamında önemli olduğunu vurguladı.

    “Niyetimiz gerilimi tırmandırmak değil”

    Pekin yönetimi ile gerilimin tırmanmasına neden olmakla ilgili bir endişesi olup olmadığına ilişkin soruya McCarthy, “Hayır, niyetimiz gerilimi tırmandırmak değil.” yanıtını verdi.

    McCarthy, barıştan yana olduklarının altını çizerek, demokrasi ve özgürlük vurgusu yaptı. Tayvan’ı ziyaret edip etmeyeceğiyle ilgili sorulara McCarthy, henüz böyle bir planın gündemde olmadığını ancak olmayacağı anlamına da gelmediği yanıtını verdi.

    Olası Tayvan ziyaretini yalnız değil her iki partiden de temsilcilerle yapabileceğini söyleyen McCarthy, “Çin, bana nereye gidebileceğimi veya kiminle konuşabileceğimi söyleyemez.” şeklinde konuştu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Tayvan’da günlük COVID-19 vaka sayısı 80 bini aşarak en yüksek seviyesini gördü

    Tayvan’da günlük COVID-19 vaka sayısı 80 bini aşarak en yüksek seviyesini gördü


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Çin bu yıl savunma harcamalarını yüzde 7,1 oranında artırarak 229 milyar dolara çıkardı

    Çin bu yıl savunma harcamalarını yüzde 7,1 oranında artırarak 229 milyar dolara çıkardı


    Çin hükümeti, ülkenin bu yılki savunma harcamalarını yüzde 7,1 oranında artırarak 229 milyar dolara yükselttiğini duyurdu.

    Başbakan Li Keçiang cumartesi günü Çin Ulusal Halk Kongresine (ÇUHK) sunduğu bütçe raporunda savunma harcamalarındaki yüzde 7,1’lik artışı açıklayarak Devlet Başkanı Xi Jinping’in yeni dönemde silahlı kuvvetler ve askeri stratejiyi güçlendirme düşüncesini tamamen uygulayacağını belirtti.

    Çin geçen yıl savunma harcamalarını yüzde 6,8 artırmıştı.

    Artış oranı, yüzde 5,5 olarak belirlenen ekonomik büyüme hedefini aşarken, genel kamu harcamalarındaki yüzde 14,3’lik artışın altında kaldı.

    Çin, Amerika Birleşik Devletleri’nden sonra savunmaya ayırdığı bütçe en fazla olan ikinci ülke konumunda. Buna rağmen Çin’in bu yılki savunma harcamaları, 768 milyarlık bütçe öneren ABD’nin yaklaşık üçte biri oranında olacak.

    Çin hükümeti 2022 yılındaki bu artışın ağırlıklı olarak ordunun refahı için kullanılacağını söylüyor.

    Çin’in Tayvan politikasında değişiklik yok

    Öte yandan Başbakan Li, Çin’in Tayvan’a olan yaklaşımında bir değişiklik olmadığını belirtti.

    Kongrenin açılış töreninde yaptığı konuşmada Çin’in Tayvan politikasına da değinen Li, Tayvan Boğazı’ndaki ilişkilerin barışçıl bir şekilde geliştirileceğini belirterek “Tayvan’ın bağımsızlığını hedefleyen her türlü ayrılıkçı faaliyete ve dış müdahaleye kesinlikle karşıyız” dedi.

    Rusya’nın Ukrayna’yı işgali Çin’in Tayvan’a karşı tavrını daha da saldırgan hale getireceği yönündeki endişeleri beraberinde getirdi.

    İngiltere Başbakanı Boris Johnson 19 Şubat’ta düzenlenen güvenlik konferansında, “Eğer Ukrayna tehlike altında kalırsa bu şok tüm dünyada yankılanacak. Ve bu yankılar Doğu Asya’dan, Tayvan’dan duyulacak.” şeklinde konuşmuştu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Çin: Tayvan bağımsızlık için tahrikte bulunursa sert önlemler alırız

    Çin: Tayvan bağımsızlık için tahrikte bulunursa sert önlemler alırız


    Çin, Tayvan’ın bağımsızlık yolunda adımlar atması halinde “sert önlemler” alacağı tehdidinde bulundu. Pekin yönetimi, Tayvan’a dışarıdan müdahale ve buradaki tahriklerin gelecek yıl artabileceğini iddia etti.

    Çin’de Tayvan ile ilişkilerden sorumlu dairenin sözcüsü Ma Xiaoguang basına yaptığı açıklamada, Pekin’in Tayvan ile barışçıl bir şekilde yeniden birleşmek için elinden gelenin en iyisini yapmak arzusunda olduğunu belirterek, Tayvan’ın bağımsızlık konusunda herhangi bir “kırmızı çizgiyi” aşması halinde ülkesinin harekete geçeceği uyarısında bulundu.

    Ma Xiaoguang, “Tayvan’da bağımsızlık isteyen ayrılıkçı güçler eğer kışkırtır, güç uygular ve hatta herhangi bizim kırmızı çizgimizi geçerse, sert önlemler almak zorunda kalırız.” dedi.

    “Bağımsızlık yanlılarının tahrikleri ve dış müdahalenin gelecek aylarda yoğun bir şekilde artabileceği” değerlendirmesinde bulunan Çinli sözcü, ‘Tayvan Boğazı’nda durumun daha karışık ve şiddetli hale gelebileceğini’ söyledi.

    Tayvan, ABD ve Çin arasındaki ilişkilerin gerginleşmesinin en önemli nedenlerden birisi olarak görülüyor. Tayvan ve ABD arasında diplomatik ilişki olmamasına rağmen Washignton’un buraya silah tedarik ettiği biliniyor.

    Pekin, son bir yıl içinde Tayvan hava sahasında çeşitli defalar çok sayıda savaş uçağı uçurarak, buradaki yönetimi tehdit etmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Beş başlıkta gelecek yıl dünyanın yüzleşeceği krizler neler?

    Beş başlıkta gelecek yıl dünyanın yüzleşeceği krizler neler?


    Dünya Covid-19 salgını, göçmen krizi gibi sorunlarla 2021 yılını geride bırakırken, gelecek yıl da krize dönüşen birçok uluslararası konu çözüm bekleyecek.

    ABD başta olmak üzere Batılı ülkelerle Rusya arasında çıkan Ukrayna ve Belarus gerilimi sürüyor. Çin de baskıcı Uygur politikaları ve Tayvan sorunu nedeniyle uluslararası gündemin ilk sıralarında yer alıyor.

    Covid-19 salgını ve yeni varyantlar

    2021 yılının sona gelirken bu yıl dünya genelinde Covid-19’un etkileri artarak devam etti. Yeni çıkan varyantlar salgının hızlanmasına ve endişelerin artmasına neden olurken, aşılama çalışmaları da sürdü.

    Ancak dünyada salgının sonu gelmedi. Dünya genelinde yaklaşık 270 milyon kişi hastalığa yakalanırken 5 milyondan fazla insan yaşamını kaybetti. 240 milyon kişi de hastalığı yenerek sağlığına kavuştu.

    Beşinci dalgası yaşanan Covid-19 salgını gelecek yıl da dünya genelinde etkili olmaya devam edecek.

    Güney Afrika’da tespit edilen Omicron varyantı dünya genelinde birçok ülkeye ulaştı bile. İngiltere’de varyantın toplum içinde yayılmaya başladığının işaretleri görüldü. Bilim insanları ilk verilere göre son derece bulaşıcı Omicron’un halen dünyada çapında en baskın Covid-19 varyantı olan Delta’yı geçebileceği görüşünde.

    Omicron varyantının etkisiyle vaka sayılarındaki artışa göre ülkeler de aldıkları önlemleri çeşitlendirip sürdürüyor. Yeni ilaçlar ve aşılara karşın salgının önümüzdeki yıl da sonlanması beklenmiyor.

    Göçmen krizi

    Suriye, Yemen, Afganistan, Irak ve Afrika’nın bazı ülkelerinde süren iç savaş ve politik istikrarsızlık binlerce insanı evinden etti. Ülkelerini terk eden bu insanların büyük çoğunluğu Avrupa ülkelerine gitmek üzere yollara döküldü.

    Bu krizden en çok etkilenen ülkelerin başında gelen Türkiye’de 4 milyondan fazla göçmen toplandı. Avrupa’nın sınırları kapatmasının ardından Türkiye’de kalan çoğunluğu Suriyeli göçmenler için Brüksel ile Ankara arasında anlaşma yapıldı. AB anlaşma kapsamında göçmenlere mali yardımda bulunurken, Türkiye’deki göçmen sorunu önümüzdeki yıl da çözüm bekleyecek başlıca konulardan biri olacak.

    Batı ile Rusya arasında Ukrayna ve Belarus gerilimi

    Ukrayna’nın doğusunda başlayan silahlı çatışmalardan sonra Rusya’nın Kırım’ı ilhak etmesi ile zirveye çıkan gerilim de bölgede yayılıyor. Ukrayna’yı işgal planı çerçevesinde sınırlara askeri yığınak yapmakla suçlanan Rusya, bu iddiaları reddediyor.

    Ancak Moskova da Batılı ülkeleri Ukrayna’nın NATO üyeliği konusunda uyarıyor. Kremlin, Ukrayna’nın olası NATO üyeliğine sert tepki gösterirken bu ülkeye yapılan silah ve askeri sevkıyat konusunda da Batılı ülkeleri hedef alıyor.

    Bölgede Ukrayna gerilimi yıllardır devam ederken, Belarus Batılı ülkelerle Rusya arasında ikinci bir cephe oldu. AB ve ABD, Belarus’ta yapılan seçimin ardından başlayan protestolara müdahale nedeniyle Minsk yönetimine sert yaptırım kararları aldı.

    Moskova ile sorunlar yaşayan Minsk yönetimi uygulanan yaptırımlar sonrası Rusya’nın desteğini alarak Batılı ülkelere cevap verdi. Irak ve Suriye gibi Orta Doğu ülkelerinden Belarus’a gelen göçmenler Polonya sınırına yığıldı.

    Minsk yönetimi AB’nin uyguladığı yaptırımlara göçmen kartıyla cevap verdi. Göçmenlerin bir kısmı ülkelerine geri gönderildi ancak, Batılı ülkelerle Rusya’nın Ukrayna ve Belarus üzerinden hesaplaşmasının gelecek yıl da sürmesi olasılığı devam ediyor.

    İklim değişikliği

    İklim değişikliği dünya genelinde yaşamı zorlaştırmaya devam ediyor. Bu yıl şiddetli yağışlar Çin’i ve Batı Avrupa’yı sular altında bırakarak yüzlerce insanın ölümüne sebep oldu.

    Dünya şimdiden, sanayi öncesi seviyelere göre yaklaşık 1,1 derece daha sıcak. Son kırk yılın her bir 10 yılı, 1850’den bu yana herhangi bir 10 yıldan daha sıcak geçti.

    Almanya İklim Hizmet Merkezi’nden (GERICS) klimatolog Daniela Jacob, “Sadece birkaç on yılda böyle bir küresel ısınmayı hiç yaşamadık. Yarım derece bile, çok daha zor hava koşulları anlamına geliyor ve bunlar daha sık, daha yoğun olabiliyor ve zamanla uzayabiliyor.”

    Küresel ısınmanın 1,5 santigrat derece ile sınırlanabilmesi için uluslararası anlaşmalar ve çalışmalar yapıldı. Sıcaklık artışını 2 derece ile sınırlandırmayı hedefleyen Paris İklim Anlaşması birçok ülke tarafından onaylandı.

    Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi COP26 düzenlendi, bilim insanları ile dünya liderleri, küresel ısınmayı 1,5 santigrat derece ile sınırlama gereğini defalarca vurguladı.

    Küresel ısınmanın sınırlandırılması ve salınan gazların azaltılması için çabalar sürse de çoğu yönetim verdikleri taahhütleri yerine getirmiyor.

    Doğu Asya’da savaş gerginliği: Çin, Tayvan ve ABD

    Tayvan’ı kendi toprağı olarak gören Çin yönetimi, ada yönetimini bağımsızlık ilan etmesi durumunda savaşla tehdit ediyor.

    Pekin yönetimine ait savaş uçakları Tayvan hava sahasını sıklıkla ihlal ederken, ABD yönetimi de bölgeye askeri gemiler göndererek Pekin’e mesaj veriyor.

    Çin’de Mao Zedong’un 1949 yılında iktidara gelmesiyle sonuçlanan iç savaşta komünistlere yenilen milliyetçiler Tayvan adasına kaçmıştı. Her ne kadar iki taraf arasında iş, kültürel ve kişisel açılardan yakın ilişkiler bulunsa da demokratik özelliğini vurgulayan Tayvan “Tek Çin” altında Pekin tarafından yönetilmeye sıcak bakmıyor.

    Tayvan Savunma Bakanı, Çin’le yaşanan gerilimin son 40 yılın zirvesine çıktığını ve Pekin’in adayı birkaç yıl içerisinde işgal edebileceğini öne sürdü.

    ABD ise bölgede bir taraftan askeri varlık göstererek Pekin’e mesaj verirken, bir taraftan da diplomatik temaslarını sürdürüyor. ABD Başkanı Joe Biden, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile görüştüğünü ve Tayvan Antlaşması’na bağlı kalacakları üzerinde mutabık olduklarını söyledi.

    Bu bölgedeki gerilimin de yeni yılda sürmesi bekleniyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Tayvan lideri, ABD askerlerinin Tayvan ordusunu eğittiğini doğruladı

    Tayvan lideri, ABD askerlerinin Tayvan ordusunu eğittiğini doğruladı


    Tayvan Devlet Başkanı Tsai Ing-wen, ABD askerlerinin Tayvan ordusunu eğitmek üzere adada olduğunu söyledi.

    Amerika Birleşik Devletleri ile Tayvan arasında savunma kapasitesini geliştirmeye yönelik geniş bir iş birliği olduğunu ifade eden Tayvan lideri, CNN’e verdiği mülakatta asker sayısının düşünüldüğünden az olduğunu aktardı.

    Tayvan’ın gerektiğinde kendisini savunmaya hazır olduğunu ancak barışa yönelik girişimlerden vazgeçmeyeceğini vurgulayan Tsai, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile diyaloğa hazır olduğunun da altını çizdi.

    ABD ve Çin arasında yeni olmayan Tayvan anlaşmazlığı uzun yıllardır gergin ilişkilere neden olurken, son dönemde iki ülke arasında gerilim farklı bir noktaya ulaştı.

    ABD Başkanı Joe Biden, 21 Ekim’de yaptığı açıklamada, bir Çin saldırısı durumunda Tayvan’ı savunacaklarını söylemişti. Çin, Biden’ın sözlerine tepki göstermişti.

    ABD Savunma Bakanlığı kayıtlarına göre, bu yıl itibarıyla Tayvan’da 32 askeri personel görevlendirilmiş bulunuyor.

    Analistler, Tayvan liderinin Amerikan askerlerinin adadaki varlığını açıklamasının sebebinin Çin’in artan oranda baskısı olduğu değerlendirmesinde bulunuyor.

    Tayvan Savunma Bakanı Chiu Kuo-cheng, verdiği demeçte, Tsai’nin açıklamasıyla ilgili, “ABD ile Tayvan arasındaki askeri etkileşimler oldukça fazla, oldukça sıkı ve uzun süredir devam ediyordu.” yanıtını verdi.

    Tsai: ABD’nin adayı Çin’e karşı koruyacağına inanıyorum

    Tayvan lideri Tsai Ing-wen, ABD’nin Pekin’in olası müdahale veya işgaline karşı adayı koruyacağına inandığını belirtti.

    Tsai’ye, ABD Başkanı Joe Biden’ın 22 Ekim’de televizyonda katıldığı forumda, ABD’nin gerekirse Tayvan’ı savunacağına dair yorumunu hatırlatan CNN muhabiri, “Ana karanın (Çin Halk Cumhuriyeti) size kaşı harekete geçmesi halinde ABD’nin sizi savunacağına inancınız var mı?” sorusunu yöneltti.

    Tsai, soruya, “ABD ile uzun dönemli ilişkilerimiz göz önüne alındığında evet, inancım var.” yanıtını verdi.

    ABD Kongresinin ve halkının desteğini de arkalarında hissettiklerini belirten Tsai, “Biz, her gün artan bir tehdit karşısında kendimizi ve demokrasimizi korumaya, 23 milyonluk nüfusumuzun hak ettiği özgürlüğe sahip olmasını sağlamaya çalışıyoruz. Eğer başarısız olursak bu değerlere inanan insanlar, bu değerlerin uğrunda savaşmaya değer olup olmadığını sorgulayacaktır.” ifadesini kullandı.

    Çin’den tepki: Çıkmaz sokak

    Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Wang Wenbin ise Tsai’nin açıklamalarıyla ilgili, “Tayvan’ın bağımsızlığı bir çıkmaz sokak ve onu destekleyenler için de geri dönüş olmayacak yok.” değerlendirmesinde bulundu.

    Amerika Birleşik Devletleri’nin Tayvan’la askeri ve resmi iş birliğini durdurması gerektiğini söyleyen Çinli Sözcü Wang, “ABD, Tek Çin İlkesine bağlı kalmalı… Tek taraflı olarak kendi uydurduğu bir şeye değil.” ifadeleriyle Pekin’in tepkisini dile getirdi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***