Etiket: Tahliye

  • Müebbetlik suçlular AKP’nin af kuyruğunda sıra bekliyor! Tecavüzcüler, eli kanlı katiller, uyuşturucu satıcıları…

    Müebbetlik suçlular AKP’nin af kuyruğunda sıra bekliyor! Tecavüzcüler, eli kanlı katiller, uyuşturucu satıcıları…



    Türkiye’de seçimlerin ardından dillendirilmeye başlayan ‘af’ tartışmaları sürerken, gazeteci İsmail Saymaz, Sözcü’deki köşesinde ‘ucuz adalet kuyruklarını’ yazdı.

    Yurttaşların bugüne kadar, ekmekten, patates-soğana, benzin kuyruğundan ucuz et kuyruğuna kadar birçok yerde sıra beklediğini hatırlatan Saymaz, “Şu günlerde bir başka kuyruk da Denetimli Serbestlik Müdürlükleri kapısında uzuyor. Ucuz ekmek, et ve yağ kuyruğu değil ha! Ucuz adalet kuyruğu bu. Af kuyruğu…” diye yazdı.

    Örtülü afla tahliye olanlar için hiçbir tebdir alınmadığını söyleyen Saymaz, başvuranlara yalnızca ‘suça karışmayın’ uyarısında bulunulduğuna dikkat çekti.

    TECAVÜZCÜ VE KATİLLER İÇİN OLAN ADALET GAZETECİLERDEN ESİRGENİYOR

    Saymaz, tahliye olanların arasında ‘eli kanlı’ katillerin, tecavüzcülerin ve uyuşturucu kaçakçılarının da olduğunu vurgulayarak örneklerini ise şöyle sıraladı:

    Bir örnek: F.E.

    “Samsun’da, 2006 yılında iki akrabasını öldürdü. 2009’dan beri Ünye Cezaevi’nde yatıyordu. Normalde 2040 yılında tahliye olması gerekiyor. Koşullu salıverme tarihi, 27 Aralık 2028. Yani, beş yıl sonra. Yalnızca 14 yıl tutuklu kalan katil, af paketiyle aramıza katıldı.

    Bir diğeri: H.O.

    Bartın’da 2016 yılında kendisinden 17 yaş küçük olan 18 yaşındaki sevgilisini bıçaklayarak öldürdü. Cinayet, hürriyetinden yoksun bırakma, cezaevine yasak eşya sokma, cinsel taciz ve kişilerin huzur ve sükunun bozma suçlarından 18 yıl 20 ay 49 gün hapis cezası aldı. İnfazı 2036’da bitiyor. Koşullu salıverme tarihi, 23 Mayıs 2029. Koşullu salıverme tarihi, 27 Haziran 2028. Dört yıldır cezaevindeydi ki af paketi çıktı.”

    ‘İKTİDAR SAHİPLERİ PEHLİVAN’DAN İKTİKAM ALIYOR’

    Saymaz, Denetimli Serbestlik Müdürlükleri önünde ‘özgürlük kuyruğunda’ katillerin ve tecavüzcülerin saygıdeğer yurttaşlar gibi sıra beklediğini belirterek, gazeteci Barış Pehlivan’ın ise diğer mahkumlara tanınan haklardan yararlanamadığını hatırlattı.

    Saymaz, “Bakın, karar bile değil… Belki beraatle sonuçlanacak olan bir dava! Pehlivan’ın yazı ve kitaplarında sabıkalarını teşhir ettiği iktidar sahipleri belli ki ondan intikam alıyor. Suçluların özgür olması için Barış’ın içeri atılması gerekiyor” dedi.

    Yazının tamamı için tıklayın…

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Gezi davasından tutuklu: Yargıtay, TİP Milletvekili Can Atalay’ın tahliye talebini reddetti



    Gezi davasından tutuklu: Yargıtay, TİP Milletvekili Can Atalay'ın tahliye talebini reddetti

    SERBEST GÖRÜŞ –

    Gezi Davası kapsamında geçtiğimiz sene 18 yıl hapis cezasına çarptırılan avukat Can Atalay, 14 Mayıs seçimlerinde Türkiye İşçi Partisi (TİP)’nden Hatay Milletvekili seçilmişti. 

    Anayasa’nın 83. maddesinde yer alan “Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclisin kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz” ifadeleri kapsamında milletvekili seçilen Atalay’ın serbest bırakılması gerekirken; yaklaşık 2 aydır tahliye edilmiyor. 

    YARGITAY’DAN KARAR

    Atalay’ın milletvekili seçilmesinin ardından Anayasa’nın 83. maddesi kapsamınca serbest bırakılması için Yargıtay’a başvurulmuştu. 

    Yargıtay, Can Atalay’ın tahliye edilmesi talebine ilişkin başvuruyu görüştü. 

    Yargıtay, Atalay’ın tahliye edilmesi talebini reddetti. 

    YARGITAY ANAYASA MAHKEMESİ’NE MEYDAN OKUDU 

    Yargıtay’ın karar metninde Anayasa Mahkemesi’nin Leyla Güven ve Ömer Faruk Gergerlioğlu’na ilişkin verdiği kararla değinilirken; şu ifadeler kullanıldı:

    “Anayasa’nın 148. maddesi ile Anayasa Mahkemesi’nin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45 vd. maddeleri gözetildiğinde asli görevi norm denetimi olan Anayasa Mahkemesi’nin bir anayasa hükmüne yönelik inceleme ve denetleme yetkisinin şekil bakımından denetleme ile sınırlı olduğu ve tali nitelikteki bireysel başvuru yolu ile bir anayasa hükmünün yürürlükten kaldırılamayacağı veya uygulanmasının olanaksız hale getirilemeyeceği dikkate alındığında Anayasa Mahkemesi’nin meri anayasa normunu esastan iptal etme yetkisinin bulunmadığı, anayasa değişikliklerini sadece şekil bakımından inceleyip denetleyebildiği ve bireysel başvuru yoluyla meri anayasa normunun uygulanmasının ortadan kaldıracak ve işlevsiz hale getirecek şekilde bir karar vermesinin hukuken mümkün olmadığı cihetle, Anayasa Koyucunun 14 ünce maddede bilinçli olarak bıraktığı boşluğun maddede öngörülen faaliyetlerin devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne ve insan haklarına dayanan, demokratik ve laik Cumhuriyete yönelen tehdidin ağırlığı ile orantılı olacak bir biçimde içtihatta süreklilik ve istikrar ilkeleri de gözetilerek yargı kararları ile doldurularak belirle hale getirilmesi ilgili anayasa normunun yürürlüğünün ve işlevinin korunması bakımından hukuk devletinin bir gereğidir.”

    TİP PM ÜYESİ AVUKAT ÖZGÜR URFA’DAN AÇIKLAMA

    Yargıtay kararının ardından Gerçek Gündem’e konuşan, TİP PM Üyesi Avukat Özgür Urfa, “Yargıtay 3. Ceza Dairesi tahliye kararı vermemek için bu kararla birlikte Anayasayı ve Anayasa Mahkemesi kararlarını tanımadığı açıkça ilan etti.

    Gerekçe diye yazılan satırlar arasında emsal Anayasa Mahkemesi kararları eleştirilerek, keyfi ve hukuksuz karara kılıf yaratma çabasına girişilmiş.

    Yargıtay Savcılığının siyasi komplo teorileriyle dolu tebliğnamesinin ardından, 3. Ceza Dairesinin Anayasa Mahkemesi kararlarını çiğnediklerini itiraf eden bu kararı, siyasi talimatın da ne yönde verildiğini göstermekte. Anayasaya aykırı şekilde 60 gündür sürdürülen siyasi esareti kabullenmeyeceğiz. Can Atalay’ı çıkartana kadar mücadele etmeye ve Hatay halkının iradesine sahip çıkmaya devam edeceğiz” açıklamasında bulundu.

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Dikkat çeken gelişme: Polislerin canına kasteden Suriyeliler neden apar topar cezaevinden çıkarıldı?

    Dikkat çeken gelişme: Polislerin canına kasteden Suriyeliler neden apar topar cezaevinden çıkarıldı?



    Cumhuriyet yazarı Barış Pehlivan, Şanlıurfa’da narkotik suçlarla mücadele şubesine mensup iki polisi yaralayan Suriye uyruklu kaçakçıların altı ayda tahliye edilmesiyle ilgili olarak ulaştığı bilgileri paylaştı.

    İlk olarak özet olarak iddianameden aktaran gazeteci, şunları kaydetti:

    Tarih: 28 Kasım 2022.

     Yer: Şanlıurfa.

    Suriye uyruklu Muhammed Elbedran, narkotik polislerine bir ihbarda bulundu. Uyuşturucu madde satın aldığı Suriyelilerin isimlerini verdi. Polis de ihbarcıyı yanına alıp şüphelileri yakalamak için yola çıktı.

    Elbedran ismini verdiği torbacıları görünce onlara Arapça ‘Yanımdakiler polis‘ dedi. İşte o anda, Suriyeli uyuşturucu satıcılarından Hüseyin Elfaris bir aracın içerisinden pompalı tüfek çıkardı. Polisler de kendilerini tanıtmasına ve uyarmasına rağmen ateş altına alındılar.

    Bacaklarından ve ayaklarından yaralanan polis memuru Ali Bozkurt yere yığıldı. Diğer yaralı polis Olcay Kulakçı ekip arabasını getirmeye çalışırken Muğtez ve Hüseyin Elfaris adlı şüpheliler araca binip kaçtı. Polislerin kendilerini takip etmemesi için de havaya ateş açtılar.

    Evet, uyuşturucuyla mücadele etmek için çabalayan iki polis yaralanmıştı. Kaçan şüpheliler kısa süre sonra yakalandı ve tutuklandı.

    23 Ocak’ta yazılan iddianameden özetledim bu okuduklarınızı. Savcı, iki Suriyelinin ‘kasten yaralama’, ‘silahla tehdit’ ve ‘görevi yaptırmamak için direnme’ suçlarından 14 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti.

    POLİSLER: ‘BİZİ ÖLDÜRMEK İSTEDİLER’

    Aradan aylar geçti…

    Ve ilk duruşma 16 Haziran’da Şanlıurfa 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Duruşmada ifadelerine başvurulan polisler özetle şöyle dedi: ‘Sanıklar bizi öldürme kastıyla hedef alarak polis olduğumuzu bile bile ateş etti. Her iki ayağımdan da yaralandım. Yaklaşık 20 tane saçma tanesi halen bacaklarımda bulunuyor, doktorlar çıkaramadı. Uzun süre ayakta kalınca ağrı ve uyuşukluk hissediyorum, tedavim devam ediyor.’

    Peki… Polisleri yaralayan Suriyeli Elfaris kardeşler ne dedi mahkeme önünde? Özetleyeyim:

    İhbarcı Muhammed Elbedran ‘Sizi öldüreceğim’ dedi. Bunun üzerine ben de montumun altında bulunan tüfeği çıkardım. Havaya iki el ateş ettim. Sonra arabayla kaçtık. Gelen kişilerin polis olduğunu bilmiyordum. Olay yerinde neden on tane kovan ele geçtiğini bilmiyorum.’

    ‘SAVCI TUTUKLAMA İSTEDİ, MAHKEME HEYETİ TAHLİYE ETTİ’

    Duruşmada tanıkları da dinleyen savcı, iki sanığın da tutukluluğunun devamını istedi. Gelin görün ki… Mahkeme heyeti ‘yeteri kadar tutuklu kaldıklarına’ karar vererek polisleri yaralayan sanıkları tahliye etti.

    Evet…

    Ümit Özdağ’ın canlı yayında aktardığı iddia doğru çıktı. İki polisi yaralayan, uyuşturucu satıcılığı yapmakla suçlanan ve 14 yıla kadar hapsi istenen Suriyeliler sadece 6 ay tutuklu kaldı.

    Türk hukukunun pratiğinde eşi benzeri görülmemiş bir karardı bu.

    Soru şu: Neden? Polislerin canına kasteden Suriyeliler neden apar topar cezaevinden çıkarıldı?

    İddialar çok bu konuda ama insanın aklına gelmiyor değil: Yoksa o uyuşturucu satıcılarını koruyan güçlü birileri mi vardı? Zamanla öğreniriz.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Sudan’da ateşkes yine ihlal edildi, tahliyeler yavaşladı

    Sudan’da ateşkes yine ihlal edildi, tahliyeler yavaşladı


    Sudan’da üçüncü haftasına giren çatışmalarda ölenlerin yanı sıra, evlerinden kaçan ve mülteci olarak komşu ülkelere sığınanların sayısı da hızla artıyor.

    Sudan’da tahliyelere olanak sağlamak amacıyla ilan edilen 72 saatlik ateşkese rağmen bugün sabahtan itibaren başkent hava saldırısı ve top atışlarının başkent Hartum’u vurdu. Üçüncü haftasına giren çatışmalarda ölen yüzlerce sivil yaşamını yitirirken, on binlerce kişi komşu ülkelere sığındı. 

    Yabancı ülkeler ise ülkedeki diplomat ve vatandaşlarını olabildiğince hızlı bir şekilde tahliye etmek için çabalarını sürdürüyor.

    Ateşkesi kim ihlal etti?

    Amerika Birleşik Devletleri ve diğer yabancı güçlerin çabaları sonucu ilan edilen son ateşkesin pazar günü yerel saatle gece yarısı sona ermesi bekleniyordu. 

    Ancak haber ajanslarına konuşan başkentliler güne savaş uçakları ve uçaksavar sesleriyle uyandıklarını belirtti.

    Sudan ordusuyla çatışan paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) cumartesi günü yayınladıkları açıklamada Omdurman kentinde orduya ait bir savaş uçağını düşürdüklerini duyurdu ve orduyu ateşkesi ihlal etmekle suçladı. 

    HDK’nın başındaki General Hamdan Dakalu İngiliz yyaın kuruluşu BBC’ye verdiği bir röportajda Sudan Ordusu’nun başındaki general Abdulfettah Burhan’ın “güvenilmez” olduğunu söyledi ve “vatana ihanet” suçlamasında bulundu.

    Ordudan iddialara yönelik yorum gelmezken, haber ajansları ateşkesi hangi tarafın ihlal ettiğine dair bilgi doğrulayamadıklarını bildiriyor. General Burhan yönetimindeki ordu daha önceki ihlallerden HDK’yı suçlamış ve “isyanı” bitirene kadar mücadeleye devam edeceklerini duyurmuştu.

    General Burhan komşu ülkeler Çad, Orta Afrika Cumhuriyeti ve Nijer’den “paralı askerlerin” kaostan yararlanmak amacıyla ülkeye akın ettiğini ileri sürüyor.

    Sivil ölümler ve göç

    Çatışmalardaki ölümleri yakından takip eden Sudanlı Doktorlar Sendikası cumartesi günü yaptıkları açıklamada 411 sivilin çatışmalar sonucu öldüğünü, 2 binden fazla sivilin ise yaralandığını duyurdu. 

    Birleşmiş Milletler verilerine göre bu rakam daha da fazla. Buna göre ülkeyi saran şiddet olaylarında en az 512 kişi öldü, 4 binden fazla kişi yaralandı. Ancak gerçek rakamın bu sayıların çok üstünde olduğu sanılıyor.

    Birleşmiş Milletler’e göre en az 75 bin kişi çatışmalar sebebiyle yerlerinden oldu. En çok terk edilen kentler arasında başkent Hartum, Nil’in karşı kıyısında başkenti ikizi olarak adlandırılan Omdurman ve Bahri geliyor. Bu kentlerdeki toplam nüfusun 10 milyon olduğu belirtiliyor. Ülkenin toplam nüfusu 46 milyon.

    Dünya Gıda Programı da ülkedeki şiddetin 15 milyon kişinin halı hazırda açlığa düşmemesi için yardıma ihtiyaç duyduğu ülkede milyonlarca kişinin daha bu tehlikeyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulundu.

    Mültecilerin durumu ve Darfur

    Öte yandan yine BM verilerine göre 50 bin kadar kişi başka ülkelere sığındı. Çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan mülteciler komşu ülkeler Çad, Mıısır, Güney Sudan ve Orta Afrika Cumhuriyeti’ne sığındı. Ancak bu göçün bölgedeki istikrarsızlıkları körüklemesinden endişe ediliyor.

    Bunun yanı sıra daha önce etnik kökenleri dolayısıyla sistemaki ölümlerin yaşandığı Sudan’ın batısındaki Darfur bölgesini yeniden şiddete sürüklemesi tehlikesine dikkat çekiliyor. 

    BM, en az 96 kişinin öldüğünün bildirildiği Darfur’daki durumu “alarm verici” olarak tanımayarak buradaki personelini tahliye ettiğini duyurdu.  Sınır Tanımayan Doktorlar ise bölgede yağmalama, yıkım ve kundaklama olaylarının arttığını rapor ediyor.

    Tahliyelerde son durum

    Yabancı ülkeler Sudan’daki ateşkes ilanından yararlanarak olabildiğince vatandaşını ülkeden tahliye edebilmek için çabaları yoğunlaştırdı.

    Milli Savunma Bakanlığı, Türk vatandaşlarını tahliye için giden uçakların emniyetli şekilde Sudan’dan ayrıldığını ve saatlerinde Antalya’ya indiğini duyurdu. Bakanlıktan yapılan sosyal medya açıklamasında bu uçaklar arasında silah ateşiyle taciz edilen uçağın da bulunduğu bilgisi verildi.

    İngiltere bugün, yaklaşık bin 500 vatandaşını ve yakınlarını ülkeden tahliye ettiğini ve operasyonlarını bitirdiğini açıkladı. ABD üç yüze yakın vatandaşının hava, kara ve deniz yoluyla tahliyesinin yapıldığını duyurdu. Avustralya ise ülkedeki 130 vatandaşını tahliye ettiğini bildirdi.

    Suudi  Arabistan ise büyük çoğunlu başka ülke vatandaşı toplam 4 bin 879 kişiyi tahliye ettiğini açıkladı. Hindistan Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre 2 bin 400 Hint vatandaşı bölgeden tahliye edildi. İran ise 65 vatandaşını bölgeden çıkardığını bildirirdi.,

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD, Fransa ve Türkiye Sudan’daki vatandaşlarını tahliye etmeye başladı

    ABD, Fransa ve Türkiye Sudan’daki vatandaşlarını tahliye etmeye başladı


    Sudan’da düzenli ordu ile paramiliter güçler arasında bir haftayı aşkın süredir devam eden ölümcül çatışmalar sonrası ABD, Fransa ve Türkiye bu ülkelerdeki vatandaşlarını tahliye etmeye başladı.

    Dünya Sağlık Örgütü’ne göre 15 Nisan’da Hartum’da ve Darfur’un batı bölgesinde patlak veren şiddet olayları yüzlerce kişinin ölümüne ve binlerce kişinin yaralanmasına neden oldu. Çatışmalar sonrası binlerce kişi ülkeyi terk ederken yabancı ülke vatandaşları da tahliye çağrısında bulunuyor.

    ABD’nin ardından Fransa da pazar günü yaptığı açıklamada Sudan’daki vatandaşlarını ve diplomatik personeli için ‘hızlı bir tahliye operasyonu’ başlattığını duyurdu. Operasyonda AB ve ‘müttefik ülke vatandaşları’ ile de tahliye edilebilecek.

    Türk Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada da çatışma bölgelerinde bulunan Türk vatandaşlarının üçüncü ülkeler üzerinden Türkiye’ye dönüşlerine yardımcı olmak için harekete geçildiği bildirildi. 

    Yardım talep eden üçüncü ülke vatandaşlarının da tahliye operasyonuna dahil edildiği belirtilen açıklamada “Yurda dönüş talep eden vatandaşlarımız için gerekli yönlendirmeler, Büyükelçiliğimiz ile Bakanlığımız sosyal medya hesapları ve bugüne kadar kayıt yaptıran vatandaşlarımızın irtibat bilgileri kanalıyla yapılmaktadır.” denildi.

    Dünya çapında web erişimini izleyen Londra merkezli NetBlocks kuruluşuna göre Sudan’da geniş çaplı bir internet kesintisi yaşanıyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ukrayna’nın Mariupol kentinde 34’ü çocuk 86 Türkiye vatandaşı bir camide mahsur kaldı

    Ukrayna’nın Mariupol kentinde 34’ü çocuk 86 Türkiye vatandaşı bir camide mahsur kaldı


    Ukrayna’nın güneyinde bulunan Mariupol kentindeki bir camide mahsur kalan en az 86 Türkiye vatandaşı kurtarılmayı bekliyor. Mariupol Belediyesi yetkilileri, durumu Moskova ile görüşmesi için Türkiye’ye çağrıda bulundu.

    Rus ordusu tarafından kuşatılan liman kenti Mariupol günlerdir su, elektrik, ısınma ve iletişimden yoksun. Kentte yiyeceklerin de tükenme noktasında olduğu söyleniyor.

    Belediye Meclis Üyesi Petro Andryushchenko, çatışmaların şehrin batısında bulunan caminin bulunduğu bölgeye taşındığı uyarısında bulundu.

    Petro Andryushchenko, telegram üzerinden yayımladığı mesajında “Hükümetimizin Rusya ile iletişimi yok. Bu yüzden Türkiye’nin buradaki Türkleri ve Ukraynalıları kurtarmak için onlarla (Rusya) konuşabileceğini umuyoruz.” dedi.

    Andryushchenko ayrıca, Türkleri tahliye etmek için her türlü harekata hazır olduklarını ancak Rus saldırılarına son verme konusunda Türkiye’nin yardımına ihtiyaç duyulduğunu söyledi.

    AFP haber ajansına göre Rusya’nın kente saldırmasından sonra bölgede yaşayan Türkler söz konusu camiye sığındı. Camide başka milletlerden insanların olup olmadığı bilinmiyor.

    Caminin imamı Mehmet Üce, kuşatmadan önce AFP’ye verdiği demeçte binanın sağlam olduğunu ve malzemelerin depolandığı bir bodrum katına sahip olduklarını aktarmıştı.

    Eşi, oğlu ve diğer dört akrabası ile camiye sığınan İsmail Hacıoğlu, AFP’ye yaptığı açıklamada “Bombardımanlar yaklaşıyor ve bir sonraki hedefin ne olacağını kim bilebilir, belki de cami” diyerek endişesini dile getirdi.

    Türkiye Dışişleri Bakanlığı’ndan ise konuya ilişkin şu ana kadar açıklama yapılmadı.

    Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, bir açıklamasında şu ana kadar 13 bin 719 Türk vatandaşının Ukrayna’dan tahliye edildiğini duyurmuştu.

    Bu arada Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tanju Bilgiç, Türkiye’nin Kiev Büyükelçiliği personelinin Ukrayna’nın Çernivtsi şehrine transfer edilmekte olduğunu bildirdi.

    “Kiev Büyükelçiliği’nin kapatılması gibi bir durum söz konusu değil.” ifadesini kullanan Bilgiç, personelin transfer edilmekte olduğunu, Büyükelçiliğin Çernivtsi şehrine geçeceğini söyledi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ukrayna’nın Rusya yanlısı ayrılıkçıların kontrolündeki bölgeden 40 binden fazla sivil tahliye edildi

    Ukrayna’nın Rusya yanlısı ayrılıkçıların kontrolündeki bölgeden 40 binden fazla sivil tahliye edildi


    Ukrayna’nın doğusunda Rus yanlısı ayrılıkçıların kontrolündeki bölgelerden Rusya’ya giden sivillerin sayısının 40 bini geçtiği açıklandı.

    Rusya ile Ukrayna arasında gerginlik artarken, tek yanlı bağımsızlık ilan eden Donetsk ve Luhansk bölgelerinde yaşayan siviller ülkeyi terk ediyor.

    Rusya Acil Durumlar Bakan Vekili Aleksandr Çupriyan, Ukrayna’dan şimdiye kadar 40 binden fazla sivilin ülkeye geldiğini ve bunların Rostov bölgesinde barınaklara yerleştirildiğini duyurdu.

    Çupriyan geçici barınaklara yerleştirilen sivillere sıcak yemek verildiğini ve ihtiyaçlarının karşılandığını söyledi. Yaklaşık bin sivilin de Voronezh bölgesine yerleştirildiği kaydedildi.

    Ukrayna’nın doğusundaki Luhansk ve Donetsk bölgelerindeki ayrılıkçı yönetimler, 17 Şubat’ta Kiev’in artan topçu saldırılarını gerekçe göstererek cuma günü bölgede yaşayan sivillerin tahliyesine karar verdi.

    Rusya yanlısı ayrılıkçı Luhansk bölgesi yöneticileri ayrıca Ukrayna ordusunun saldırısında 2 sivilin öldüğünü ve 5 binanın zarar gördüğünü duyurdu.

    AB şiddet olaylarını kınadı

    Avrupa Birliği (AB), Ukrayna’nın doğusunda ateşkes ihlallerini ve sivil bölgelerin rastgele hedef alınmasını kınadığını duyurdu.

    AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’in ofisinden yapılan açıklamada, Rusya’nın Ukrayna sınırlarına geniş çaplı silahlı kuvvet yığmasının ciddi endişe kaynağı olmaya devam ettiği belirtildi.

    “AB, Rusya’yı, Ukrayna sınırlarının yakınından askeri güçlerini önemli ölçüde geri çekerek gerilimi düşürmeye çağırıyor.” denilen açıklamada şunlar kaydedildi:

    “Bu tırmanış, son günlerde Ukrayna’nın doğusundaki temas hattı boyunca artan ateşkes ihlalleriyle daha da kötüleşiyor. AB, Minsk anlaşmalarının ve uluslararası insani hukukun açık ihlalini oluşturan ağır silah kullanımını ve sivil bölgelerin rastgele biçimde bombalanmasını kınıyor. Ukrayna’nın devam eden provokasyonlar ve istikrarsızlaştırma çabaları karşısında temkinli tutumunu takdir ediyoruz. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Özel Temsilcisi’nin, mevcut gerilimleri yatıştırmak için Üçlü Temas Grubunu olağanüstü toplantıya çağırma önerisini destekliyoruz ve Grubun tüm katılımcılarını mevcut durumu diplomatik olarak ele almak için bu çabaya ortak olmaya çağırıyoruz.”

    Açıklamada AB’nin provokasyonların olası bir askeri tırmanış için bahane olarak kullanılabilmesinden son derece endişeli olduğu belirtilirken, AGİT Gözlem Misyonu’na hareket özgürlüğü tanınması çağrısı yapıldı.

    Açıklamada muhtemel yaptırımlara değinilerek, “Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik herhangi bir askeri saldırısı, ortaklarla koordine edilen kısıtlayıcı önlemler dahil büyük sonuçlara ve ciddi maliyetlere sahip olacaktır.” ifadeleri kullanıldı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Yunanistan’ın Korfu Adası açıklarında feribot yandı; 280’den fazla kişi tahliye edildi

    Yunanistan’ın Korfu Adası açıklarında feribot yandı; 280’den fazla kişi tahliye edildi


    Yunanistan’dan İtalya’nın güneyine seyahat etmekte olan bir feribotta yangın çıktı. Korfu Adası yakınlarında yaşanan olayda gemideki 280’den fazla kişi tahliye edildi.

    Yunan sahil güvenlik yetkilileri olayda bir kişinin hafif yaralandığını ve gemide bulunan herkesin sağ salim kurtarılarak kurtarma botlarına nakledildiğini bildirdi.

    9 saat süren Iguomenıtsa-Birindisi seferini yapmak üzere İyon Denizi’ne açılan Euroferry Olympia adlı Yunan feribotu 233 yolcu ve 51 mürettebat taşıyordu.

    Yangının feribotun Birindisi limanına doğru hareketinden kısa süre sonra çıktığı belirtildi.

    Yunan haber sitesi Ptoto Thema’da paylaşılan görüntülerde 183 metre boyundaki feribottan yoğun alev ve duman yükseldiği görülüyor. Geminin hoperlörlerinden acil durum çağrısı yapıldığı duyuluyor.

    Sabaha karşı 4.30 sularında başladığı sanılan yangının çıkış sebebi henüz bilinmiyor, ancak kargo taşıyan bölümde çıktığı sanılıyor. Yolcuların yangının başlamasını ardından bir saat içinde tahliye edildiği kaydediliyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD’nin ardından AB, İngiltere, İsrail ve Güney Kore’den ‘Ukrayna’yı terk edin’ uyarısı

    ABD’nin ardından AB, İngiltere, İsrail ve Güney Kore’den ‘Ukrayna’yı terk edin’ uyarısı


    Amerika Birleşik Devletleri’nin ardından İsrail, Güney Kore ve İngiltere, Ukrayna’daki vatandaşlarına bu ülkeden ayrılma çağrısı yaptı. Avrupa Birliği de diplomatik misyonlarının Ukrayna’daki zorunlu olmayan personelinden ülkeyi terk etmelerini istediklerini duyurdu.

    Bu arada İsrail, Rusya ile Ukrayna arasında artan tansiyon nedeniyle Kiev Büyükelçiliği’nde görevli personelin ailelerini tahliye etmeye başladığını duyurdu.

    Güney Kore de Ukrayna’ya seyahat edilmemesini ve oradaki vatandaşlarından ülkeyi terk etmelerini istedi.

    Ukrayna ve Rusya arasında artan gerilimle ilgili yapılan diplomatik görüşmelerden sonuç çıkmazken İsrail, Kiev’de bulunan diplomat yakınlarını tahliye kararı aldı.

    İsrail Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada ‘durumun kötüleşmesi’ nedeniyle Kiev Büyükelçiliği’nde çalışanların akrabalarının tahliye edildiği duyuruldu.

    Açıklamada, İsrail vatandaşlarına bu ülkeyi ziyaret etmemeleri ve ‘ülkedeki gerginlik alanlarından kaçınma’ çağrısı da yapıldı.

    Güney Kore de Ukrayna’ya seyahat edilmemesini ve oradaki vatandaşlarından ülkeyi terk etmelerini istedi.

    Güney Kore Dışişleri Bakanlığı, Ukrayna’daki vatandaşlarını derhal ülkeyi terk etmeleri konusunda uyardı. Bakanlık, Ukrayna’ya seyahat etmeyi planlayanlardan da ziyaretlerini iptal etmeleri için çağrı yaptı.

    Yetkililer, büyükelçilik personeli de dahil olmak üzere Ukrayna’da en az 341 Güney Koreli bulunduğunu bildirdi.

    İlk tahliye kararı ABD’den

    ABD Dışişleri Bakanlığı, olası bir Rusya müdahalesine karşı, Kiev büyükelçiliğindeki personelinin ailelerine Ukrayna’dan ayrılması için 23 Ocak’ta talimat verdi.

    Bakanlık yayımlanan seyahat uyarısında da “23 Ocak 2022’de Dışişleri Bakanlığı, devam eden Rus askeri harekatı tehdidi nedeniyle ABD’nin Kiev Büyükelçiliği’nde doğrudan işe alınan çalışanların gönüllü olarak Ukrayna’dan ayrılmasına izin verdi ve diplomatik aile üyelerinin ayrılmaları talimatını verdi. Ukrayna’daki ABD vatandaşları, ticari veya diğer özel ulaşım seçeneklerini kullanarak ayrılmayı değerlendirmelidir.” ifadesine yer verildi.

    İngiltere Dışişleri Bakanlığı: Ukrayna’daki Tüm İngiltere vatandaşları ülkeyi derhal terk etsin

    İngiltere Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, İngiltere, vatandaşlarından Ukrayna’ya seyahat etmemelerini ve oradaki vatandaşlarından da ülkeden ayrılmalarını talep etti.

    İngiliz vatandaşlarına Ukrayna’ya seyahat etmemeleri tavsiye edilen açıklamada, Ukrayna’ya seyahat tavsiyesinin güncellediği belirtildi.

    Açıklamada, “Şu anda Ukrayna’da bulunan İngiliz vatandaşları da ticari araçlar halen varken ayrılmalı.” denildi.

    Ayırca açıklamada, Rus kuvvetlerinin Ukrayna sınırlarına yığılmasının askeri harekat tehdidini artırdığı ve bu nedenle fazla büyükelçilik personeli geri çekme kararı alındığı ifade edildi.

    İngiltere’nin açıklaması, ABD Başkanı Joe Biden’ın tüm ABD vatandaşlarının Ukrayna’yı terk etmeye çağırmasından bir gün sonra geldi.

    AB: Zorunlu olmayan AB personeli Ukrayna’yı terk etmeli

    Bu arada bir AB sözcüsü, AB diplomatik misyonlarının Ukrayna’daki zorunlu olmayan personelinden ülkeyi terk etmelerini istediklerini söyledi.

    “Şu an için, zorunlu olmayan personele ülkeyi terk etme fırsatı verildi.” diyen Avrupa Birliği Dış İlişkiler Servisi (EEAS) Sözcüsü Peter Stano, “Personelimize karşı yükümlülük çerçevesinde ve AB üye devletleri ile yakın istişare ve koordinasyon içinde gelişen durumu değerlendirmeye devam ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

    Öte yandan Politico’nun bir Avrupalı yetkiliye dayandırarak verdiği haberinde, AB’nin Ukrayna Büyükelçisi Matti Maasikas bir iç yazışmada “Zorunlu personel dışındaki tüm personeli bir an önce Ukrayna’yı terk etmeye çağırıyorum.” dediğini aktardı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İsrail tepkiye karşın Şeyh Cerrah’ta gece yarısı Filistinlilerin evini yıktı: Aile gözaltına alındı

    İsrail tepkiye karşın Şeyh Cerrah’ta gece yarısı Filistinlilerin evini yıktı: Aile gözaltına alındı


    İsrail’in başkenti olarak kabul ettiği Kudüs’te belediye ekipleri, uluslararası tüm tepkilere rağmen işgal altındaki Doğu Kudüs’ün Şeyh Cerrah Mahallesi’ndeki Salihiye ailesinin evini gece yarısından sonra yıktı. İsrail polisi daha sonra ev sakinlerini gözaltına aldı.

    Salihiye ailesinin avukatı Velid Taye, “Büyük bir İsrail polis gücü, gece saat 03.00 civarı ailenin evine baskın düzenledi. Evde bulunanlardan bazılarına saldırdıktan sonra polis merkezine götürdü.” dedi.

    Taye, İsrail güçlerinin yaptıklarını “vahşice” bir tasarruf şeklinde niteleyerek, polisin ev sahibi Mahmud Salihiye dahil yaklaşık 20 kişiyi gözaltına almasının ardından belediye ekiplerinin evi yıktığını kaydetti.

    “Mahkemelerin kararı yerine getirildi”

    İsrail polisi ile Kudüs Belediyesinden yapılan ortak açıklamada, “Bu sabah İsrail polisi, Doğu Kudüs’te özel ihtiyaç sahibi çocuklara okul yapılmak için ayrılmış arazilere inşa edilen yasa dışı binaların tahliye kararını yerine getirdi.” ifadeleri kullanıldı.

    Açıklamada, bölgenin tahliyesinin Kudüs Bölge Mahkemesi dahil tüm mahkemeler tarafından onaylandığına dikkat çekilerek, şöyle devam edildi:

    “2017’de tahliye kararı verildiğinden beri, kaçak binalarda yaşayan aile üyelerine araziyi rıza ile teslim etmeleri için sayısız fırsat verildi ancak Kudüs Belediyesi tarafından yapılan görüşmeler ve tekrarlanan diyalog girişimlerine rağmen bunu reddettiler.”

    Tahliyenin 16 Ocak’ta başladığı ve bu sabahın erken saatlerinde de devam ettiği aktarılan açıklamada, “Çok sayıda kişi, mahkeme kararını ihlal, şiddet içeren tahkimat ve kamu düzenini bozma şüphesiyle sorgulanmak üzere gözaltına alındı.” ifadelerine yer verildi.

    İsrailli milletvekilinden yıkıma tepki

    İsrail’deki koalisyon hükümeti ortaklarından sol eğilimli Meretz Partisi Milletvekili Mossi Raz sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla, belediyenin polis koruması ve desteğinde evin gece yarısı yıkılmasına tepki gösterdi.

    Raz, “İsrail güçlerinin hırsızlar gibi gece yarısı Salihiye ailesini donmuş sokağa atmak için geldiğini utançla yazıyorum. İşte Doğu Kudüs’te Filistinlilerin yaşamı böyle görünüyor.” ifadelerini kullandı.

    İsrail güçleri, 17 Ocak Pazartesi günü Salihiye ailesini evlerinden çıkarmak için iş makineleriyle Şeyh Cerrah Mahallesi’ne gelmiş, ancak karşılaştıkları direniş üzerine aileye ait bir oto galeri alanı ile bir fidanlığın yıkımını gerçekleştirerek bölgeden ayrılmıştı.

    Filistinli baba tüplerle evin çatısına çıktı

    İsrail polisi, Kudüs Belediyesinin istimlak kararı üzerine Doğu Kudüs’te bulunan Salihiye ailesini, Şeyh Cerrah Mahallesi’ndeki evinden zorla çıkarmak üzere pazartesi sabahı bölgeye gelmişti.

    Aile üyeleri ve polis arasında arbede yaşanırken, baba Mahmud Salihiye, ailenin diğer üyeleriyle birkaç tüp gaz alarak çatıya çıkmıştı.

    İsrailli belediyeye ait iş makineleri, karşılaştıkları direniş üzerine aileye ait bir oto galeri alanı ile bir fidanlığın yıkımını gerçekleştirerek bölgeden ayrılırken, Salihiye ailesi ve İsrail polisinin bekleyişi devam ediyordu.

    Evde 17 kişi yaşıyordu

    Mahalle sakinleri Salihiye ailesinin evinde, çocuk, yetişkin ve yaşlı 17 kişinin yaşadığını ifade etti.

    Salihiye ailesi, mülkün, İsrail’in Doğu Kudüs’ü işgal ettiği 1967’den önce kendilerine ait olduğunu belirtirken, Kudüs Belediyesi, Ürdün yönetimi döneminde bu arazinin bir vakfa ait olduğunu bu nedenle “Gaiplik Yasası” doğrultusunda 5 yıl önce araziyi istimlak ettiğini duyurmuştu.

    Aile, bu kararın ardından 5 yıl boyunca tahliyenin önlenmesi için yargı mücadelesi vermiş ancak geçen yıl mahkeme tahliye kararını onaylamıştı.

    İnsan Hakları İzleme Örgütü: Savaş suçu

    İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) İsrail – Filistin Direktörü Omar Shakir, İsrail makamlarının Filistinli ailenin evini yıkmasını savaş suçu olarak nitelendirdi.

    Shakir, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “İsrail gece yarısı Filistinli bir aileyi zorla kovdu ve savaş suçları sayılan Şeyh Cerrah’taki evlerini yıktı. Salihiye ailesi ikinci kez mülteci konumuna düştü. 1948’de Ayn Kerem’den kovuldular ve geri dönmeleri yasaklandı. Bu apartheid. Suçluları cezalandırın ve yargılayın. Suç ortaklığına son verin.” ifadelerini kullandı.

    İsrail’deki iki kritik yasa

    İsrail’in 1948’de tarihi Filistin topraklarında kurulmasıyla Doğu Kudüs’te yaşayan Yahudiler İsrail tarafına geçti. Topraklarını terk eden Filistinliler de o dönem Ürdün idaresindeki bölgelere göç etmek zorunda kaldı.

    Tel Aviv yönetimi, 1950’de çıkardığı “Gaiplik Yasası” ile Ürdün idaresindeki bölgelere yerleşen Filistinlilere ait tüm mülkleri istimlak etti ve bunları Doğu Kudüs’ten göç eden Yahudilere verdi.

    Ürdün idaresindeki Doğu Kudüs ve Batı Şeria’yı 1967’de işgal eden İsrail, ardından 1970’te çıkardığı yeni bir yasayla Yahudilere Doğu Kudüs’teki mülkleri geri alma hakkı tanıdı. Ayrıca sahibi bulunamayan taşınmazları da yine “Gaiplik Yasası” üzerinden istimlak etti.

    İşgal altındaki Doğu Kudüs’te istimlak edilen mülkler, İsrail devleti tarafından Yahudi Ulusal Fonu gibi yerleşimci örgütlere veya şahıslara satıldı.

    Hak örgütlerine göre, İsrail bürokrasisindeki işlemlerden habersiz Filistinliler, kuşaklardır yaşadıkları evlerin, yerleşimci örgütlerine veya şahıslara devlet eliyle satıldığını kapılarına gelen tahliye emirleriyle öğrendi.

    Şeyh Cerrah’ta işgal altında yaşayan yüzlerce Filistinli, 1980’lerden bugüne İsrail bürokrasisi ve yargısı karşısında evlerinde kalma mücadelesini sürdürüyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***