Etiket: Suriyeli mülteciler

  • AB’ye iltica başvuruları nisanda yüzde 34 arttı; Türkler kaçıncı sırada?

    AB’ye iltica başvuruları nisanda yüzde 34 arttı; Türkler kaçıncı sırada?


    2023 Nisan’ında toplamda 4 bin 640 Türk vatandaşı AB ülkelerine ilk sığınma başvurusunu yaptı

    Avrupa Birliği ülkelerine ilk kez sığınma başvurusu yapanların sayısı, 2023 Nisan ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 34’lük bir artışla 72 bin 630 oldu. 

    REKLAM

    Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat) verilerine göre, AB ülkelerine en çok ilk iltica başvurusu Suriyeliler tarafından yapıldı. Nisan ayında ilk kez sığınma talebinde bulunan Suriyeli sayısı 9 bin 420 olurken onları 7 bin 405 başvuruyla Afganlar izledi.

    En çok başvuru yapan diğer gruplar sırasıyla, Venezuelalılar, Kolombiyalılar ve Türkler oldu. 

    Toplam 5 bin 785 Venezuela vatandaşı AB ülkelerine ilk sığınma başvurusunu yaparken Kolombiyalılar için bu sayı 4 bin 770.

    2023 Nisan’ında toplamda 4 bin 640 Türk vatandaşı AB ülkelerine ilk sığınma başvurusunu yaptı. 

    Eurostat verilerine göre, 2022 yılının aynı ayında  toplam sayı 54 bin 350 olmuştu. 

    Sığınma talep eden Ukraynalı sayısı azaldı

    Rusya’nın Ukrayna’ya karşı 24 Şubat 2022 tarihinde başlattığı askeri operasyon sonrası ilk kez sığınma başvurusu yapan Ukraynalıların sayısında önemli bir artış yaşanmıştı. Şubat 2022’de 2 bin 105 başvuru yapılırken bir ay sonra mart ayında başvuru sayısı 12 bin 190’a yükselmişti. 

    Bu sayı geçtiğimiz yıldan beri kademeli olarak azalarak geçtiğimiz nisan ayında 895’e geriledi. 

    Avrupa Komisyonu’na göre bunun nedeni Ukrayna’dan kaçan kişilerin geçici korumadan faydalanması. 

    Nisan 2023’te, Rus vatandaşlığına sahip ilk kez sığınma başvurusunda bulunanların sayısıysa bin 720 oldu. Ruslar en fazla sığınma başvurusu yapan 12. grup oldu. 

    En yüksek sığınma talebi Almanya’ya

    Avrupa Birliği ülkelerinde ilk kez sığınma başvurularının yüzde 72’si Almanya, İspanya, Fransa ve İtalya’ya yapıldı. 

    Nisan ayında Almanya’ya 20 bin 950, İspanya’ya 12 bin 910, Fransa’ya 10 bin 260 ve İtalya’ya 8 bin 175 kişi başvuruda bulundu. 

    REKLAM

    Nisan 2023’te AB’de toplamda bir milyon kişi başına 162 adet ilk kez sığınma başvurusu kaydedildi. 

    Nüfusuna oranla en çok ilk sığınma başvurusu alan AB ülkeleri ise sırasıyla, Hırvatistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Avusturya, Estonya ve Lüksemburg oldu. 

    Öte yandan Nisan 2023’te AB ülkelerine müteakip sığınma başvurusu yapanların sayısı bir önceki yıla göre yüzde 5 oranında azalarak 5 bin 310 olarak kayıtlara geçti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Almanya ve AB’den Suriyeli mültecilere destek için 1,5 milyar euro bağış

    Almanya ve AB’den Suriyeli mültecilere destek için 1,5 milyar euro bağış


    AB ve Almanya, toplam 5,6 milyondan fazla mülteciyi kabul eden Türkiye, Ürdün ve Lübnan’a da destek olunacağını bildirdi.

    Almanya, iç savaştan etkilenen Suriyelilere yardım amacıyla Belçika’nın başkenti Bürksel’de toplanan bağışçılar konferansında Suriyeli mültecilere ve bölgeye yardım için 1,05 milyar euro taahhütte bulundu.

    Almanya Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Bakanı Svenja Schulze, Brüksel’deki toplantıda “Şu anda Suriye krizini unutmak ölümcül bir hata olur” diye konuştu.

    Bakanlık, bu kapsamda toplam 5,6 milyondan fazla mülteciyi kabul eden Türkiye, Ürdün ve Lübnan’a da destek olunacağını bildirdi.

    AB’den 560 milyon euro

    Avrupa Birliği Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell de, birliğin bu yıl Suriye’deki iç savaştan kaçan mültecilere yardımcı olmak için 560 milyon euro bağışlayacağını açıkladı. 

    Bu meblağın AB’nin geçen yıl taahhüt ettiği 1,56 milyar euroya ek olduğunu belirten Borrell, geçen yıl Suriye’deki çatışmanın çözümü için çok az ilerleme kaydedildiğini söyledi ve “Bugün görevimiz umut getirmek. Umut ve rahatlama.” diye konuştu.

    Uluslararası toplum, mayıs 2022’de, 2023 yılı da dahil olmak üzere toplam 6,4 milyar euro taahhüdünde bulunmuştu.

    AB’nin geçen yılki taahhüdü, üye devletlerin bireysel taahhütleriyle birlikte bağışların yüzde 70’inden fazlasını oluşturmuştu.

    Yaptırımlara devam

    Ülkede kalan Suriyelilerin yüzde 90’ının hala yoksulluk içinde yaşadığını, yüzde 60’ının ise gıda güvensizliğinden muzdarip olduğunu belirten Borrell, Birleşmiş Milletler’in çabalarına karşın Suriye’ye yönelik AB’nin politikalarını değiştirmesi için koşulların olgunlaşmadığını belirtti.

    Borrell, ülkenin “çok ciddi siyasi reformlar yapmaya ihtiyaç duyduğunu” kaydederek AB’nin Suriye’ye yönelik politikasının değişmediğinin altını çizdi.

    Borrell, bu çerçevede AB’nin Şam rejimine yönelik yaptırımlarına devam edeceğini belirtti ve yalnızca ülkelerine “gönüllü” olarak gitmek isteyen Suriyelilerin güvenli ve uluslararası grupların gözetmenliğinde geri dönüşünün destekleyeceklerini kaydetti.

    Beşar Esad rejiminin barışçıl protestoları şiddetle bastırması Suriye’yi iç savaşa sürüklemiş, yabancı güçler ve cihatçı örgütlerin de dahil olmasıyla karmaşık hale gelen çatışmalar sonucu BM tahminlerine göre 12 milyon kişi yerinden edilmiş, 5,4 milyon kişi komşu ülkelere mülteci olarak sığınmıştı.

    Suriye Devlet Başkanı Beiar Esad’ın Suudi Arabistan’daki Arap Ligi zirvesine yeniden davet edilmesinin ardından Şam rejimini dışlama politikasının nereye kadar devam edeceği tartışılıyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Fransa’da çocuklara bıçakla saldıran zanlı cinayete teşebbüsle suçlandı

    Fransa’da çocuklara bıçakla saldıran zanlı cinayete teşebbüsle suçlandı


    Fransa’nın Annecy şehrinde bir çocuk parkına bıçakla girerek, çocuklara saldıran zanlı cinayete teşebbüsle suçlandı

    Fransız Alpleri yakınındaki Annecy kentinde, bir parka girerek buradaki çocuklara bıçakla saldıran zanlı cinayete teşebbüsle suçlanıyor. Yetkililer, bugün ilk defa hakim karşısına çıkan Suriyeli saldırganın, cinayete teşebbüs ve silahlı direniş suçlamalarıyla karşı karşıya kaldığını duyurdu.

    31 yaşındaki zanlı, soruşturma sürecinde gözaltında tutuluyor.

    İsmi açıklanmayan saldırgan, Fransa’nın Annecy kentindeki bir parkta yaşları 3 ila 4 olan 6’sı çocuk 7 kişiyi bıçakla yaralamıştı. 

    Terör bağlantısı yok

    Davanın Başsavcısı Line Bonnet-Mathis, zanlının müfettişlerle konuşmayı reddettiğini ancak bir pskiyatrist ve doktor tarafından muayene edildiğini ve suçlamalarla yüzleşmeye uygun bulunduğunu söyledi.

    Zanlının saldırıya neden kalkıştığı belirsizliğini korurken, terör bağlantısının ise görülmediği aktarıldı. 

    Bu arada bıçaklanan çocukların hayati tehlikesi kalmadı.

    Cumhurbaşkanı Macron mağdurları ziyaret etti

    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da Cuma günü kurbanların ailelerini, ilk müdahale ekiplerini ve tanıkları ziyaret etti.

    Macron, ağır yaralanan iki genç Fransız kuzenin durumlarının stabil olduğunu yaralı bir İngiliz kız çocuğunun ise “uyanık olduğunu ve televizyon izlediğini” sözlerine ekledi.

    Ayrıca Fransa Cumhurbaşkanı twitter hesabından, kurbanlara yardım etmek için müdahale edenlere “minnettar olduğunu ve onlarla gurur duyduğunu” aktardı.

    Zanlının profili göç tartışmalarını alevlendiriyor

    Saldırganın profili, aşırı sağcı ve muhafazakar politikacıların Fransız göç politikalarına yönelik eleştirilerini yeniden alevlendirdi.

    Fransa İçişleri Bakanı, zanlının geçen yıl Fransa’ya sığınma başvurusunda bulunduğunu ve saldırıdan birkaç gün önce, İsveç’te 2013 yılında sığınma hakkı kazandığı gerekçesiyle reddedildiğini söyledi.

    Ayrıca saldırganın, İsveç’te daimi ikamet statüsüne sahip olduğu için Fransa’ya yasal yollardan girdiği kaydedildi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ‘Suriyeliler gidecek’ söylemi sığınmacıları nasıl etkiliyor?

    ‘Suriyeliler gidecek’ söylemi sığınmacıları nasıl etkiliyor?


    Seçmenleri sandığa çağıran siyasetçiler, seçim kampanyalarını göçmen karşıtı söylemler üzerinden kuruyor.

    Yıllardır Türkiye’de yaşayıp hayat kuran Suriyeli göçmenler seçim kampanyalarını göçmen karşıtlığı üzerine kuran siyasetçilerin söylemleri karşısında ne hissediyor?

    Türkiye’de 28 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanı Seçimi öncesi milliyetçi ve göçmen karşıtlığı söylemleri siyasetin diline hakim oldu. Sokak ve caddelerde “Sınır Namustur”, “Suriyeliler gi-de-cek” afişleriyle doldu.

    Seçmenleri sandığa çağıran siyasetçiler, seçim kampanyalarını göçmen karşıtı söylemler üzerinden kuruyor.

    Peki yıllardır Türkiye’de yaşayan, vatandaşlık alan ve Türkçe öğrenen Suriyeli göçmenler bu söylemler karşısında ne hissediyor, ne düşünüyor?

    M. Basra, Suriye’deki iç savaşın ilk dönemlerinde Türkiye’ye göç etmek zorunda kalanlardan. İki çocuğu ve eşi ile yıllardır İstanbul’da yaşıyor, Türkçe biliyor ve çocukları okula gidiyor.

    “Şimdilerde tek korkum çocukların okula gitmesi” diyor Basra.

    Ekonomideki sorunlara Suriyelilerin sebep olduğu yönünde bir algı olduğuna dikkat çeken Basra, “Sanki CHP bizim yüzümüzden seçim kaybetti de şimdi ‘Suriyelileri gönderirsem kazanacağım’ gibi yaklaşıyor.” diyor.

    Siyasilerin kullandığı dile sitem eden Basra, tepkisini şu şekilde ifade ediyor:

    “Bizim varlığımız CHP’ye neden seçim kaybettirsin. Kemal Kılıçdaroğlu ‘göndereceğim’ diyor ama nasıl? Ben on yıldır buradayım, ülkem yok ki. Avrupa’ya zaten gidemiyoruz, orası da aynı. Hiç değilse burda yaşıyoruz.”

    Mevcut ortamda can güvenliklerinin olmadığını söyleyen Basra,Avrupa duysun bizi. İnsanca yaşamak istedik, savaştan çıktık geldik buraya. Yıllardır diyoruz, keyfimizden bırakmadık ülkemizi. Her seçim döneminde aynı şey oluyor, biz gidince ülke Amerika mı olacak, Almanya mı olacak? Dolar düşecek mi? Suriyelilere bakıyoruz diyorlar, yıllardır her işi biz yapıyoruz, en kötü işleri.’’

    Euronews’e konuşan ve ismini saklı tutmak isteyen D.S ise Türkiye’de insan hakları alanında çalışan bir aktivist.

    Seçim nedeniyle göçmen karşıtı söylemlerin dozunun giderek artmasının sadece Suriyelilere değil, Türklere de zarar verdiği görüşünde. 

    Kullanılan söylemlerin ‘birlikte yaşama fikrine zarar verdiğini’ belirten D.S, uluslararası hukuka dikkat çekiyor:

    “Göndereceğiz diyorlar uluslararası hukuk ortada. Nasıl olacak? Benim en anlamadığım şey ise, ‘göndereceğiz’ diyen siyasi lider sol düşüncede. Yani sağ fikrin bunu yapmasını anlıyorum ama diğerini gerçekten anlamıyorum.”

    Diyarbakır Barosu Mülteci Hakları Komisyon Başkanı avukat Ahmed Mullamuhammed de tepki gösterenlerden. 

    Siyasilerin mülteci karşıtı söylemlerinin tehlikeli olduğunu belirten Mullamhammed, savaşın hala devam ettiği, bu yüzden Suriye’ye dönmenin riskli olduğunu belirtiyor.

    Avukat Ahmed Mullamuhammed, ‘Suriyelileri göndereceğim’ vaatlerini uygulamanın zor olduğuna dikkat çekiyor:

    ”Her seçimin vaatleri var ama seçimden sonra bu vaatlerin gerçekleşmediğini biliyoruz. İmkanlar koşulunda gerçekleşebilen ve gerçekleşmeyen sözler olur. Türkiye’de muhalefet sorunların temeline baksa ekonomi ve daha başka şeyler görecek. O nedenle ‘Suriyelileri göndereceğim’ vaatlerini uygulamak çok kolay değil. Bu meselenin bu kadar siyasileşmesi de çok tehlikeli. Lübnan iki iç savaş yaşadı ve bunun sebebi Filistin yanlısı olan ve olmayan kesimler arasında yaşandı bu savaş. En son Suriye askerlerini Lübnan’a gönderdi ikisini de dövdü ve başlarına oturdu. Bu bir çözüm mü? Değil. Kimse gerçekleri konuşmuyor, sorumluluktan kaçıyor her iki aday da. Bir kılıf uydurmuşlar, herkes çok iyi biliyor Suriyelileri gönderemezler. Ülkelerinde savaş var.”

    ”İlk seçimde oyumu Kemal Kılıçdaroğlu’na verdim…”

    14 Mayıs’ta oyunu Kemal Kılıçdaroğlu’ndan yana kullandığından bahseden avukat Ahmed Mullamuhammed, Suriyeli göçmenlerle ilgili söylemlerine rağmen yine oyunu Kılıçdaroğlu’na vereceğini ifade ediyor. 

    Avukat Muhammed’in oyunu Kılıçdaroğlu’na vermesinin sebebi ekonomik koşullar:

    ”Ben oyumu Kemal Kılıçdaroğlu’na verdim ama her söylemini desteklediğim anlamına gelmiyor. Bu seçim başka. Bir çok arkadaşım muhalefet Suriyelileri göndereceğiz diyor ne yapacağımı soruyor, kime oy kullanacağımı… Ne muhalefet ne iktidar benim istediklerimi karşılamıyor. Ama boykot etmek doğru değil, oy bir haktır. İnsanlar evlerine ekmek götüremiyor ben bunu görüp de oy kullanmamazlık yapamam. Bu ekonomik zorluk herkese dokunuyor sebebi de mülteciler değil. Eğer ben İstanbul’da ev kiralayamıyorsam sebebi mülteciler mi? ”

    Diyarbakır Barosu Mülteci Hakları Komisyon Başkanı avukat Ahmed Mullamuhammed, bu söylemlerin CHP’ye ait olmasına da tepkili: 

    ”Mesele sadece göndermek de değil. Bu insanlar Türkçe konuşuyor, okullara gidiyor, bebekler büyüdü… Bu insanların gelecekleri ne olacak? Bugün sol ibaresi altında olan bir parti bu söylemleri üretiyor. Şimdi CHP sol diyebilir miyiz? ‘Yeter ki oy benim olsun ne olursa olsun gel yanıma’ deniliyor, siyaset hastalık kapmış Türkiye’de. Bugün on iki yıldır Türkiye’de yaşayan insanlar bir hayat oluşturdu, sermayesini Türkiye’ye taşıyanlar var, toplumun gelişmesine ve de kalkınmasına katkı sundu bu insanlar. Mülteci sadece tüketici değil. ‘Mültecileri gönderelim’ diyorlar ama sebebi yok, ev vermiyor, barınma hakkı sağlamıyor, iş konusunda yardımcı olmuyor, sigortalı çalışmasına yardım etmiyor. Suriyeli muhtaç olduğu için düşük ücreti kabul ediyor bu sorun kimin sorunu devletin, denetlemeyenlerin.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • 14 Mayıs’ta oy kullanacak yurt dışı doğumlu seçmen sayısı kaç?

    14 Mayıs’ta oy kullanacak yurt dışı doğumlu seçmen sayısı kaç?


    Yüksek Seçim Kurulu (YSK) seçmen listeleri ve detaylarını siyasi partilerle paylaşmaya devam ediyor. Bunlar arasında seçmenlerin doğum yerleri de dahil olmak üzere birçok bilgiye erişilebiliyor.

    CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Onursal Adıgüzel geçtiğimiz günlerde Suriyeliler başta olmak üzere yurt dışı doğumlu seçmen verilerine dair ayrıntıları gündeme getirdi.

    Zaman zaman Suriyeliler başta olmak üzere yabancı kökenli seçmen sayısı tartışma konusu oluyor. 

    Peki, resmi veriler ne diyor? Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Suriyeli seçmen sayısı kaç? Yurt dışında kaç seçmen oy kullanacak?

    Adıgüzel’in yaptığı açıklamaya göre yurt dışı doğumlu seçmen sayısı yaklaşık 1 milyon 325 bin. Bunların 168 bini Suriye kökenli. İlk sırada 348 bin ile Bulgaristan doğumlular yer alıyor. 209 bin Almanya doğumlu seçmen 14 Mayıs’ta oy kullanabilecek. 24 bin Afganistan doğumlu; 22 bin İran doğumlu Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı seçmen listesinde yer alıyor. 16 bin Irak kökenli, 6 bin de Libya doğumlu kişi listelerde yer alıyor.

    Suriye, Afganistan, İran, Irak ve Libya doğumlu toplam yurtdışı seçmen sayısı 235 bin 701.

    100 seçmenden ikisi yurt dışında doğdu

    24 Mart’ta Resmî Gazete’de yayımlanan bilgiye göre yurt içinde 60 milyon 904 bin; yurt dışında 3 milyon 287 bin seçmen oy kullanabilecek. Buna göre toplam seçmen sayısı 64 milyon 191 bin 285. Ancak seçmen listeleri 2 Nisan’a kadar güncellenebildiğinden bu sayıda çok az değişiklik olabilir.

    Mevcut bilgilere göre toplam seçmenin yüzde 2’si yurtdışında doğdu.

    100 seçmenden 5’i yurt dışında oy kullanacak

    Yurt dışındaki seçmenler 14 Mayıs 2023 seçimlerinde özellikle cumhurbaşkanlığı seçimlerinde önemli rol oynayabilir. Çünkü 3 milyon 287 bin seçmen yurtdışında oy kullanabilir. Bu da toplam seçmen sayısının yüzde 5’ine karşılık geliyor.

    Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü de 2 Aralık 2022 tarihinde yaptığı açıklamada bulunarak toplam 221 bin 671 Suriyelinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı kazandığını, 18 yaş ve üzeri nüfusun ise 163 bin 44 kişi olduğunu bildirmişti

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Avrupa Birliği, Türkiye seçimlerini nasıl görüyor?

    Avrupa Birliği, Türkiye seçimlerini nasıl görüyor?


    Kahramanmaraş depremlerinin ardından yapılan yardımlar ve dayanışma mesajları ile yeniden ısınan Avrupa Birliği-Türkiye ilişkileri son yıllarda düşünce özgürlüğü, Kıbrıs ve insan hakları ihlalleri̇ gibi birçok alanda yaşanan sorunlardan ötürü çıkmazda.

    14 Mayıs tarihini “AB-Türkiye ilişkilerini sıfırlamak için bir fırsat” olarak gören Brüksel, seçimleri yakından takip edecek.

    İki farklı dış politika

    Geçen yıl Avrupa Birliği’nin Rusya yaptırımlarına katılmayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya üyelik sürecini de uzun süredir engelliyor.

    Ankara ile Brüksel arasında Suriye, Doğu Akdeniz, Kıbrıs gibi konularda da uzun yıllardır görüş ayrılığı bulunuyor.

    Millet İttifakı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, iktidara gelmeleri halinde AB ile ilişkilerde farklı bir yol izleyecekleri mesajını veriyor.

    Daha önceki açıklamalarında Avrupa Birliği’ne tam üyeliği hedeflediklerini belirten Kılıçdaroğlu, ocak ayında Türkiye’de görevli AB büyükelçileri ile bir araya gelerek AB üyelik sürecine verdikleri önemi anlattı.

    euronews Türkçe’ye konuşan European Policy Centre düşünce kuruluşunda siyasi analist Amanda Paul, Türkiye’de muhalefetin “çok farklı bir gündemi olduğunu” söylüyor.

    Muhalefetin AB ve ABD ile ilişkileri yeniden düzenlemeye öncelik verdiğini söyleyen Paul, “Siyasi tutuklularla ilgili iktidar tarafından alınan kararları iptal edecekler, yani daha demokratik bir yaklaşımları olacak.” görüşünü dile getiriyor.

    AB ‘endişeli’

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 18 Mart 2016’da imzaladığı AB-Türkiye mutabakatına göre, Avrupa’daki düzensiz göçmenler ve sığınmacılar Türkiye’ye geri gönderiliyor. 

    Bu anlaşma dolayısıyla Türkiye, AB’ye girmeye çalışan yaklaşık 4 milyon Suriyeliyi kontrol ediyor. 

    Ancak Kılıçdaroğlu, Suriyeli mültecileri en geç 2 yıl içinde kendi ülkelerine gönderme vaadinde bulunuyor.

    Amanda Paul, mültecilerin Suriye’deki insan hakları koşullarından dolayı geri yollanmasının ”pek olası olmadığını” söylerken euronews Türkçe’ye konuşan üst düzey bir AB diplomatı “yasa dışı göçü idare etmek için Türkiye’ye ihtiyacımız var” dedi.

    AB, Kılıçdaroğlu’nun mülteci konusundaki çıkışlarını toplumun desteğini almak amacıyla yaptığını düşünse de, ülkelerine dönmek istemeyen mültecilerin batıya doğru akın etme olasılığı AB’yi tedirgin ediyor.

    “AB, Erdoğan iktidarının devamından yana” söylemi

    Bu durum Türkiye’de özellikle muhalefet kesiminde “AB’nin Erdoğan’ın iktidarının devamından yana olduğu” algısını besliyor. Bu söylem zaman zaman muhaliflerce de dile getiriliyor.

    Seçimle ilgili hiçbir zaman spekülasyonda bulunmadıklarını söyleyen AB diplomatı, Brüksel’in Erdoğan’ın iktidarını desteklediği söylemlerini “saçmalık” olarak niteledi. 

    Adının gizli kalmasını isteyen diplomat “Avrupa’da herkes Erdoğan’ın gitmesini sabırsızlıkla bekliyor” ifadelerini kullandı. Söz konusu yetkili ayrıca AB-Türkiye ilişkilerinin ve Rusya-Ukrayna tahıl anlaşması gibi gelişmelerin “Erdoğan sayesinde değil”, “ona rağmen başarılı olduğunu” ileri sürdü. 

    “Türk diplomasisi oldukça kabiliyetli” diyen yetkili, “Putin’in sadece kendisi ve Erdoğan gibi otokratlarla konuşmayı kabul ettiğini”de sözlerine ekledi.

    Amanda Paul ise ”Erdoğan kazanırsa, son birkaç yıldır yaşananların devamını göreceğiz ve belki de şu anda olduğundan daha da zor bir ortak olacak, çünkü kendini daha güçlü hissedecek” diyor.

    AB’nin, Erdoğan’ın kazanması halinde gerçekleri kabul etmesi gerektiğini de belirten Paul, Brüksel’in çıkarları olan ortaklarla işbirliği yapmak zorunda olduğunu söylüyor:

    ”İktidara kim gelirse gelsin, AB Türkiye ile çalışmak için daha fazla inisiyatif almalı. Bu seçimler AB-Türkiye ilişkilerinin sıfırlanması için kaçırılmaması gereken bir fırsat”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ankara-Şam yakınlaşmasının ardından Suriyeli muhalifler Çavuşoğlu ile bir araya geldi

    Ankara-Şam yakınlaşmasının ardından Suriyeli muhalifler Çavuşoğlu ile bir araya geldi


    Türkiye ve Suriye arasında Rusya’da yapılan savunma bakanları seviyesindeki toplantının ardından Şam yönetimi karşıtı muhalif liderler ile Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu bir araya geldi. Türkiye ile Suriye arasında yapılacak ikinci toplantı için tarih kesinleşmezken Suriyeli muhaliflerin siyasi çözüm istedikleri belirtildi.  

    Anadolu Ajansı’nda yer alan habere göre, Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK), Türkiye’nin, Suriye muhalefetinin güçlü bir müttefiki olduğunu vurgulayarak siyasi çözüm için istekli olduklarını açıkladı.

    SMDK Başkanı Salim el Muslat, Suriye Müzakere Komitesi Başkanı Bedir Camus ve SMDK Geçici Hükümeti Başkanı Abdurrahman Mustafa, Ankara’da Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile bir araya geldi.

    Görüşmenin ardından SMDK Başkanı Muslat, yazılı açıklama yaptı.

    Muslat açıklamada, “Türkiye, Suriye devriminin ve muhalif güçlerin güçlü bir müttefiki. 2118 ve 2254 sayılı Cenevre Kararları başta olmak üzere Suriye meselesine ilişkin tüm uluslararası kararlarda Türkiye’nin böyle kalacağını ümit ediyorum.” ifadelerini kullandı.

    Beşar Esad rejiminin sözlerini yerine getirmeme konusunda “aldatmaca tavırlar sergilediğini” belirten Muslat, “Suriye muhalifleri, halkın acısını dindirmek için siyasi süreci harekete geçirme konusunda istekli. Adalet ve eşitliğe dayalı yeni bir dönem ve Suriye ile bölge ülkeleri için güvenlik ve istikrar tesis edilmeli.”değerlendirmesinde bulundu.

    Türkiye’ye ve Suriyelilere ev sahipliği yapan tüm ülkelere teşekkür ederek yapılanların unutulamayacağını vurgulayan Muslat, şunları kaydetti:

    “Suriye halkı, mülteci sorununun çözümü için siyasi geçiş konusunda kararlı. Zorla yerinden edilen sivillerin güvenli bir şekilde geri dönüşlerini garanti eden, (Suriye’de) güvenli ve istikrarlı bölge oluşturulması gerekmektedir.”

    Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, Suriye muhalefet liderleriyle Dışişleri Bakanlığında yaptığı görüşmeye ilişkin, “Suriye bağlamındaki son gelişmeleri ele aldık. 2254 sayılı BMGK Kararı uyarınca Suriye muhalefetine ve halkına desteğimizi yineledik.” ifadelerini kullanmıştı.

    Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin (BMGK), Aralık 2015’te oy birliğiyle onayladığı 2254 sayılı karar, Suriye genelinde acil bir ateşkesin sağlanması ve buna paralel olarak siyasi müzakerelerin başlaması; iki yıl içerisinde bir “birlik hükümeti” kurulması ve ardından seçimlerin gerçekleştirilmesi için çağrı yapıyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Türkiye’den 20 bin kişi 2021’de Avrupa ülkelerine iltica başvurusunda bulundu

    Türkiye’den 20 bin kişi 2021’de Avrupa ülkelerine iltica başvurusunda bulundu


    Avrupa İstatistik Ofisi’nin (Eurostat) verilerine göre, 2021 yılında Avrupa Birliği’ne ilk defa iltica başvurusunda bulunanların oranı yüzde 28 artarak yarım milyonu geçti. Türkiye’den Avrupa ülkelerine yapılan iltica başvuru sayısı ise 20 bini aştı.

    Eurostat, Avrupa ülkelerine ilk defa iltica başvurusu yapanların sayısını 535 bin olarak açıkladı. Bu rakam yaklaşık olarak 2014 yılındaki başvuru düzeyine denk geliyor.

    2021 yılında en fazla başvuru yapan ülkelerin başında yüzde 18 ile Suriye geldi. İkinci sırada Afganistan, üçüncü sırada Irak, dördüncü sırada Pakistan ve beşinci sırada Türkiye yer aldı.

    Afganistan’dan yapılan başvurular Taliban’ın ağustos ayında ülkede kontrolü ele geçirmesinin ardından yüzde 90 arttı.Öte yandan Kolombiya, Venezuela ve Rusya’dan yapılan iltica başvurusu sayısında geçen yıl azalma görüldü.

    En fazla başvuru alan ülkeler sıralamasında ise Almanya ilk sırada yer aldı. Bu ülkeyi Fransa, İspanya, İtalya ve Avusturya takip etti. Bu beş ülkeye yapılan başvuru sayısı toplam sayının üçte ikisini teşkil etti.

    Öte yandan 18 yaş ve altındaki çocuklar başvuranların üçte birini oluşturdu. 65 yaş ve üzeri kadınlar ise aynı yaş grubundaki erkekleri açık farkla geçti, ancak bu yaş grubundan başvuruların genel kıyasla daha az olduğu görüldü.

    Türkiye’den hangi ülkelere kaç başvuru yapıldı?

    Eurostat verilerine göre Türkiye’den Avrupa Ekonomik Alanı olarak tanımlanan ve 27 AB ülkesi ile birlikte İzlanda, Norveç, Lihtenştayn ve İsviçre’yi de kapsayan gruptaki ülkelere iltica başvurusunda bulunan Türk vatandaşı sayısı toplam 20 bin 310 oldu.

    Başvuruların en fazla yoğunlaştığı ülke Almanya oldu. Geçen yıl Almanya’ya iltica talebinde bulunan Türk vatandaşı sayısı 7 bini geçti. Almanya’yı 5 bine yakın kişi ile Fransa, 2 bin 465 kişi ile Hollanda, 2 bin 245 kişi ile İsviçre ve bin 910 kişi ile Yunanistan takip etti.

    AB’ye yapılan iltica başvuruları Suriye’deki iç savaşın tetiklemesiyle 2015-2016’da zirveye çıkmıştı. Şimdi de benzer bir durumun Rusya’nın Ukrayna’yı işgali nedeniyle ortaya çıkan mülteci akınıyla ortaya çıkabileceği belirtiliyor.

    Bir ayını doldurmak üzere olan işgal girişimi nedeniyle İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en büyük mülteci akını yaşanıyor. Ukrayna’dan kaçan sığınmacı sayısı bir ay içinde 3 buçuk milyonu geçti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Avrupa’nın Ukraynalı mültecilere sınırlarını açmasına Suriyelilerden ‘çifte standart’ eleştirisi

    Avrupa’nın Ukraynalı mültecilere sınırlarını açmasına Suriyelilerden ‘çifte standart’ eleştirisi


    Suriye’deki iç savaştan kaçıp Lübnan ve Ürdün’deki kamplara sığınan mülteciler kendilerine aynı hoşgörüyü göstermediği gerekçesiyle Avrupa’nın Ukraynalılara kucak açmasının “çifte standart” olduğu görüşünde.

    Yaklaşık 10 yıl önce komşu ülke Lübnan’a kaçan Suriyeli Ahmet El-Hariri, Avrupa’ya gitme hayalini kuran mülteciler arasında.

    Avrupalı ülkelerinin son bir hafta içinde binlerce Ukraynalı mülteciye kucak açmasını izleyen Sidon kentindeki kampta yaşayan üç çocuklu Suriye vatandaşı, Batı ülkelerine yönelik sitemini şu şekilde dile getirdi:

    “Biz Suriyeli mülteciler hala çadırlarda, karın altında ölümle karşı karşıya kalırken ve kimse bize bakmıyorken neden Ukraynalılar tüm ülkelerde daha iyi karşılandı diye merak ediyoruz.”

    Reuters’in derlediği haber araştırmaya göre, yaklaşık 12 milyon Suriyeli’nin savaş nedeniyle yerlerinden edildiği Arap dünyasında, mülteci Hariri’den aktivistlere ve karikatüristlere kadar uzanan eleştirmenler, Rusya’nın Ukrayna’yı işgaliyle başlayan mülteci krizine Batı’nın tepkisini, Avrupa’nın 2015’teki Suriyeli ve diğer mültecileri Suriye’de tutmaya çalışma politikasıyla kıyaslıyor.

    Bu eleştirileri getirenlerin bazıları, kötü koşullarda günlerce yürümek zorunda kalan veya Avrupa sınırlarını aşmaya çalışırken tehlikeli deniz yolculuklarında hayatlarını kaybeden mültecilerin görüntülerini hatırlamadan edemiyor.

    Milyonlarca Ukraynalı’yı ağırlamaya hazırlanan AB ülkeleri, şimdiden bu kişilere geçici oturum ve çalışma izni ile sosyal yardımlar yapmaya başlarken, Suriye’deki ve başka yerlerdeki savaşlara verdiği yanıtla çelişir bir şekilde kapılarını daha hızla mültecilere açıyor.

    2021 yılı başı itibarıyla Suriye’deki 10 yıllık savaşta 500 bini Almanya olmak üzere AB ülkeleri toplamda 1 bir milyona yakın mülteciye kapılarını açtı.

    Mültecilerin çoğu 2016 yılı öncesi Ankara’ya AB tarafından mali destek verilmesi koşuluyla Türkiye’ye gitti. Türkiye’nin bugün 3,7 milyon Suriyeli mülteciye ev sahipliği yaptığı tahmin ediliyor.

    Suriyeli ve Ukraynalı mülteciler arasındaki fark ne?

    Suriyeli ve Ukraynalılar arasındaki fark konusunda AB içinde belki en çarpıcı açıklamayı Bulgaristan Başbakanı Kiril Petkov yaptı.

    Ukraynalı mültecileri “eğitimli, vasıflı ve akıllı” olarak niteleyen Petkov, “Burada alışık olduğumuz ve ne yapacağımızı bilmediğimiz geçmişi belirsiz insanların yer aldığı mülteci dalgası yok.” diyerek ülkesinin mültecilere bakışını özetledi.

    Yaklaşık 250 bin Bulgar kökenli insanın yaşadığı Ukrayna’dan gelenlere yardım konusunda ülkesinin elinden gelen yardımı yapacağını ifade eden Petkov, “Bunlar, havalimanı bombalanan ve yoğun ateş altında bulunan Avrupalılar.” ifadesini kullandı.

    Bulgaristan’a geçen yıl 3 bin 800 kişi mülteci başvurusu yaparken, Sofya bunların içinden bin 850 Suriye vatandaşına mülteci statüsü verdi. Suriye vatandaşlarının Bulgaristan’ı Avrupa’nın diğer ülkelerine gitmek için ”atlama tahtası“ olarak gördükleri biliniyor.

    Göçmen karşıtı Polonya ve Macaristan Ukraynalılara kapılarını açıyor

    Geçen yıl Belarus’tan gelen çoğu Afrikalı ve Ortadoğulu mültecileri “geri ittiği” için AB içinde sert eleştirilere hedef olan Polonya hükümeti ise bu kez Ukrayna’dan kaçanlara kapılarını açacağını duyurdu.

    2015 yılında Ortadoğu ve Afrika’dan gelen göç dalgası sırasında güney sınırına duvar ören Macaristan bu kez giysi, gıda, geçici konaklayacak yer bularak ve ulaşım olanağı sağlayarak Ukraynalıları en sıcak karşılayan ülkeler içinde yer alıyor.

    Macaristan ve Polonya, Ortadoğu’dan gelenlerin kendi topraklarına ayak basmadan önce güvenli ülkelerden geçtiklerini ve yasalara göre esas bu ülkelerin göçmenleri ağırlaması gerektiği görüşünü dile getirmişti.

    BM’nin Cenevre’de yaptığı toplantıda konuşan Macaristan Dışişleri Bakanı Peter Szijjarto, savaştan kaçanlarla, ülkeye yasa dışı girmeye çalışanlar arasında fark bulunduğu görüşünü dile getirerek, bu kez Ukraynalı mültecilere kucak açacakları mesajını verdi.

    Ukrayna’da çok sayıda Macar kökenli insanın yaşaması da bu konuda önemli faktör olarak görülüyor.

    “Ukraynalılar Avrupalı, Suriyeliler değil”

    Batı basınında yer alan Ukrayna’daki krizin, Suriye, Irak ve Afganistan’daki krizden farklı olduğu ve Avrupalıların Ukraynalılara kendilerini daha yakın hissettiği yolundaki yorumlar sosyal medyada son bir hafta içinde yoğun eleştirilere hedef oldu.

    Son olarak Amerikan CBS kanalı, Kiev’i diğer savaş bölgelerinin aksine “nispeten medeni, nispeten Avrupalı” bir şehir olarak nitelendirirken, yine Batı medyasında Netflix seyreden orta sınıf Ukraynalıların farklı olduğu yolunda yorumlar yapıldı.

    CBS muhabiri Charlie D’Agata kendisine yöneltilen yoğun eleştiriler üzerine özür dilemek zorunda kalırken, sadece çatışmanın boyutunu aktarmaya çalıştığını söyledi.

    Arap Reform İnisiyatifi Direktörü Nadim Houry, medyada yer alan bazı yorumların rahatsızlık duyduğunu dile getirerek, “Bu haber ve yorumlar dünyanın diğer bölgelerinden gelen ve Ukraynalılarla aynı özlemlere sahip olan mülteciler hakkındaki cehaleti de açık bir şekilde ortaya koyuyor.” dedi.

    Yabancı savaşçılar konusunda çifte standart var mı?

    Houry gibi Arap dünyasındaki eleştirmenler Rusya’ya karşı Ukrayna saflarında savaşmak isteyenlere hoşgörü ile bakan ve bunu destekleyen bazı hükümetlerin “çifte standart” uyguladığı görüşünde.

    İngiltere Dışişleri Bakanı Liz Truss, pazar günü yaptığı açıklamada Ukrayna Devlet Başkanı Viladimir Zelenskiy’nin insanların “uluslararası lejyona” katılımı için yaptığı çağrıya destek verdi.

    İngiliz polisi, 8 yıl önce Esad’a karşı savaşmak için Suriye’ye gidecek vatandaşlarının dönüşte tutuklanacakları uyarısında bulunmuştu.

    Arap ülkeleri Suriyeli mültecilere yeteri kadar yardım etti mi?

    Ürdün ve Lübnan’da yaşayan Suriyeli mülteciler kendilerini Ukraynalı mültecilerle kıyaslarken, hayal kırıklığına uğrasalar bile komşu Arap ülkelerinin de üstlerine düşen sorumlulukları yerine getirmedikleri siteminde bulunuyor.

    Suriye’de Azaz göçmen kampında yaşayan Ali Khlaif, “Biz Avrupa ülkelerini değil, Arap ülkelerini suçluyoruz.” diyerek, komşu ülkelere yönelik rahatsızlığını dile getirdi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • SANA: Esad yönetimi Suriyeli mültecilerin ülkeye dönüşü için af hazırlığında

    SANA: Esad yönetimi Suriyeli mültecilerin ülkeye dönüşü için af hazırlığında


    Suriye devlet haber ajansı SANA, Esad hükümetinin yerinden edilen Suriyelilerin geri dönüşü için af çıkarmaya hazırlandığını aktardı.

    Ajansın haberine göre Yerel Yönetim ve Çevre Bakanı Hüseyin Mahluf yerinden edilen Suriyelilerin geri dönüşünün devlet için bir öncelik olduğunu belirtti.

    Geri dönüşler için başta af kararnameleri olmak üzere kolaylıklar sağlanacağını ifade eden Mahruf, durumlarını halletmek isteyenlere izin verilmesi ve uzlaşma dosyasının tamamlanmasını takip etmek için de hiçbir çabadan kaçınmayacaklarını dile getirdi.

    Suriyeli bakan: Yasadışı yaptırımlar geri dönüşü engelliyor

    Hüseyin Mahluf, Suriye-Rusya koordinasyon bakanlık heyetlerinin yerinden edilmiş kişilerin dönüşüne ilişkin ortak toplantısında yaptığı konuşmada, Amerika Birleşik Devletleri ve Türkiye’nin Suriye topraklarının bazı kısımlarını işgal etmeye devam ettiğini, zenginliğini ve kaynaklarını yağmaladığını ve yerinden edilen Suriyelilerin geri dönüşünü engellediğini öne sürdü.

    Suriye’ye uygulanan yasa dışı yaptırımların geri dönme çabalarını engellediğini kaydeden Mahluf’a Rusya Savunma Bakan Yardımcısı Gennady Cedko’nun da destek verdiği bildirildi.

    Toplantıda konuşan Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Dr.Faysal El Mikdad’ın ise “Türk rejimi Suriye’deki terör örgütlerini açıkça desteklemeye devam ediyor ve Haseke’de defalarca bir milyondan fazla vatandaşın içme suyunu kesti” dediği aktarıldı.

    Suriye’de 2011’de Arap Baharı’nın etkisiyle başlayan protesto gösterilerinin Esad rejimi tarafından bastırılmasıyla patlak veren iç savaş 10 yılda 400 bine yakın Suriyelinin hayatını kaybetmesine neden oldu.

    Savaştan kaçan 5,6 milyon kişinin önemli bir kısmı Türkiye, Lübnan ve Ürdün’e sığındı. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne göre, bu sığınmacıların en az bir milyonunu çocuklar oluşturuyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***