Etiket: Soruşturma

  • İmamoğlu: Soruşturma Adalet Bakanlığı’na açılmalı, Bakan Soylu istifa etsin

    İmamoğlu: Soruşturma Adalet Bakanlığı’na açılmalı, Bakan Soylu istifa etsin


    İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB çalışanları hakkında başlatılan ‘özel teftişle’ ilgili İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun istifa etmesi gerektiğini söyledi. İmamoğlu, tespit yapılıyorsa tutuklama olması gerektiğini ayırca soruşturmanın İBB’ye değil, adli sicil kaydını veren Adalet Bakanlığı’na açılması gerektiğini kaydetti.

    CHP Genel Merkezi’nde 11 büyükşehir belediye başkanının katıldığı basın toplantısında konuşan İmamoğlu, İBB çalışanları hakkında başlatılan özel teftişle görüşlerini açıkladı.

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Tweet atarak bir soruşturma izni işleminin başlattığını duyuran İmamoğlu, “Ben açıkçası Twitter’dan bir soruşturma izni vererek başlattığını ilk kez duyuyorum.” dedi.

    “İçişleri Bakanı Soylu’nun terörle ilgili mücadelesini buradan biz ona öğretecek değiliz” diyen İmamoğlu, yanlış giden bazı hususları kamuoyuna aktarmak istediğini ifade etti. İmamoğlu konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

    “İçişleri Bakanlığı koltuğunda oturan zat 12 Aralık günü TBMM’de konuştu İBB’de tam 557 terörist olduğunu iddia etti. Bir gün önce yaptığı konuşmada da Türkiye’de toplan terörist sayılarının 164 olduğunu söylemişti. Neyse tabii her verisi yanlış olan sayın bakana dair şunu hatırlatmak isterim. 12 Aralık’ta bu konuşmayı yapmıştı dün akşam itibariyle tam 2 hafta geçti üzerinden, bu 15 ün boyunca İçişleri Bakanlığı ne yaptı? Ben yaptıkları hususlar konusunda hiçbir duyum almadım. İBB olarak bir kısım işlemler başlattık. Devlet adabına uygun bir şekilde bu beyanı ciddiye alarak 15 Aralık’ta benim olurumla teftiş kurulunda bir araştırma ve gerekiyorsa bir soruşturmaya izin verdim. Aynı tarihte ise İçişleri Bakanlığı’na yazı yazdık. Bilgi istedik. Dedik ki ‘bakanlığa bize bu konuda bilgi verin, kimdir bunlar, listeyi yolların biz de gereğini yapalım’. Bir teröristle ilgili bir tespitiniz varsa bunu ciddiye alalım değil mi? Bakanlık buna hiçbir yanıt vermedi. Uyuyan bakanlık dün saat 20.00 itibariyle bu uykudan uyanıp Tweet attı. Tweet atarak hakkımızda bir soruşturma izni işleminin başlattığını duyurdu. Ben açıkçası Twitter’dan bir soruşturma izni vererek başlattığını ilk kez duyuyorum. 15 gün sonra pazar akşamı böyle bir tweetle süreci başlatmak aklına geldi acaba neden? Çünkü Sayın Cumhurbaşkanı pazar günü konuştu. İstanbul’da danışma kurulunda konuştu. İstanbul’la ilgili içi siyaset dolu mesajlar verdi. Buradan cumhurbaşkanının bu konuşmasından sayın bakan bir rol kapma çabasıyla ortaya çıktı. Önce İBB Başkanı olarak İstanbul’da 86 bin çalışanı olan bir belediyenin başkanı olarak bu açıklamayı kınıyorum. Burada bütün terör örgütlerinin kalın puntolu reklamını yapan bir bakanlık! Bu açıklama biçimini de devlet adamına uygun olmadığını, ve bu şekilde atılan adımı kınıyorum. Öncelikle şunu söyleyeyim sizler yıllardır İstanbul’da görev yapan gazetecilerdir. Hangi biriniz sayı ile tespit yapıldıktan sonra bir bakanlığın teftiş başlattığını duydunuz? Yani sayı veriyorsunuz bunlar terörist diyorsunuz hükümde bulunuyorsunuz sonra teftiş başlatıyorsunuz. Ya ne teftişi sen bakanlıksın, terörist konusunda takdirde bulunmuşsan, netleşmişse tut kulağından götür at hapse.

    “Cumhurbaşkanını göreve çağırıyorum”

    “Böyle bir sürecin uygulanması akıllara zarar. Açıkçası bu işin prosedürü bellidir ama siyasetin ve siyaset aklının hatta kendi siyaset kulvarındaki şahsi çıkarların devlet adabının ve bir bakanlık kültürünün işleyişinin önüne geçtiğini net olarak bu davranışta görüyoruz. İBB iştiraklerinde bir kişinin işe girmeyle ilgili prosedürleri bellidir. Adli sicil kaydı istersiniz, o kişi bu belgeyi de Adalet Bakanlığı’ndan alır. O zaman İçişleri Bakanı yanlış yere soruşturma açıyor. Soruşturma açması gereken yer Adalet Bakanlığı. Biz çünkü işe aldığımız her çalışanın adli sicil kaydını isteriz. Dolayısıyla bence bir başka soruşturma açılması gereken yer de bu 557 teröristi tutuklamıyorsa İçişleri Bakanlığı olduğunu düşünüyorum hatta bakanın kendisi olduğunu düşünüyorum. Ben bu denli risk taşıyan güvenliği bu kadar riske taşıdığını gördüğü bir içişleri bakanıyla ilgili bir işlem başlatmıyorsa da ben bir vatandaş olarak sayın Cumhurbaşkanını göreve çağırıyorum.”

    “İçişleri Bakanı istifa etsin”

    “Bunları tespit etmiş bakan yerinde oturuyor gevrek gevrek de bunları basının önünde söylüyor o kişiler de İBB ‘de görev mi yapıyor şu anda? Valla hemen İçişleri Bakanı görevinden istifa etsin. Görevini yapmayan İçişleri Bakanı, Ya görevini yaptın onları tutuklasın ya da benim 15 gün önce kendisine yazdığım mektuba yanıt versin. 15 gündür bunu bize açıklamayan basın önünde açıklayan bu akıl nedir biliyor musunuz? Aynen şöyle; biz onu hukuken söylemedik siyaseten söyledik diyecek yarın öbür gün. Ayıptır. Derhal tutuklasınlar. İstihbarat ben değilim, otursunlar İçişleri Bakanı Adalet Bakanı gitsinler Sayın Cumhurbaşkanı’na bu konuda hesap versinler hesap verecek ben değilim. ”

    İçişleri Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde (İBB) çalışan bazı personellerin “terör örgütleri ile iltisaklı veya irtibatlı olduğu yönündeki ihbar ve tespitler üzerine” özel teftiş başlatıldığını duyurmuştu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ferhat Tunç’un ‘Reina’ paylaşımına soruşturma

    Ferhat Tunç’un ‘Reina’ paylaşımına soruşturma


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Libya Başkanlık Konseyi ile Hükümet arasında ‘Bakanı görevden uzaklaştırma’ gerginliği

    Libya Başkanlık Konseyi ile Hükümet arasında ‘Bakanı görevden uzaklaştırma’ gerginliği


    Libya’da Başkanlık Konseyi, ‘idari kuralların çiğnenmesi’ gerekçesiyle Dışişleri Bakanı Necla el-Menguş’u görevinden uzaklaştırdı. Ancak hükümet, karara karşı durarak Başkanlık Konseyi’nin görevden uzaklaştırma yetkisinin olmadığını duyurdu.

    Başkanlık Konseyi tarafından yayımlanan resmi kararda, Menguş’un ihtiyati olarak görevinden uzaklaştırıldığı belirtildi.

    Kararda, Menguş’un, “Libya Siyasi Diyalog Forumu sonuçlarına aykırı biçimde, dış politika konularında Başkanlık Konseyi ile koordinasyon sağlamadan hareket ederek idari kuralları çiğnemesi” nedeniyle uzaklaştırıldığı ifade edildi.

    Menguş hakkında soruşturma başlatıldığı aktarılan kararda, söz konusu soruşturma tamamlanana kadar Menguş’a yurt dışına çıkış yasağı getirildiği kaydedildi.

    Hükümetten karşı duruş: Yetkiniz yok

    Libya hükûmeti ise Başkanlık Konseyinin verdiği uzaklaştırma kararını reddetti. Libya Bakanlar Kurulundan yapılan yazılı açıklamada, hükûmet üyelerini atama ve görevden alma kararının Başkanlık Konseyinin yetkisinde olmadığına işaret edilirken, Bakan Menguş’tan “görevine aynı şekilde devam etmesi” istendi.

    Açıklamada, “Cenevre’de gerçekleşen Libya Siyasi Diyalog Forumu sonuçlarına göre Başkanlık Konseyinin sınırlı yetkilere sahip olduğu, yürütme organı üyelerini atamak veya görevden almak için hiçbir kanuni hakka sahip olmadığı ve bu hakkın münhasıran Ulusal Birlik Hükumeti Başbakanında bulunduğuna” işaret edildi.

    Açıklamada, Dışişleri Bakanlığının, “Libya İstikrar Konferansını düzenleyerek ve Libya’nın istikrara katkı sağlayacak şekilde dost ve kardeş ülkelere yönelik olumlu iletişim politikası benimseyerek uluslararası alanda büyük takdir toplayan başarılar sergilediğinin” altı çizildi.

    Bakanlığın çabalarının tüm yetkililer ve taraflarca desteklenmesi gerektiği vurgulanan açıklamada, “(Ulusal Birlik Hükûmeti) Bakanlar Kurulu, Dışişleri Bakanı’na, görevine aynı şekilde devam etmesi talimatını verir ve istenildiği şekilde görevini eda ederek harcadığı tüm vatanperver çabaları için ona olan takdirlerini yineler.” ifadesine yer verildi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erdoğan’ın sağlığıyla ilgili ortaya atılan iddiaların ardından neler yaşandı?

    Erdoğan’ın sağlığıyla ilgili ortaya atılan iddiaların ardından neler yaşandı?


    AK Parti’nin her çarşamba düzenlenen grup toplantısının iptal kararının ardından sosyal medyada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sağlığıyla ilgili ortaya atılan iddialarla ilgili 30 kişi hakkında yasal işlem başlatıldı.

    Emniyet Genel Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı’nın internet ortamında devriye faaliyetleri yürüttüğü hatırlatıldı.

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Yürütülen sanal devriye faaliyetlerinde kapsamında, Twitter isimli sosyal medya platformu üzerinde Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan kastedilerek #ölmüş hashtagine (etiket) başlatıldığına rastlanılmıştır.

    Bahse konu hashtag (etiket) altında Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik hakaret, tezvirat, onur ve saygınlığını rencide edici içeriklerin yanı sıra dezenformasyon ve manipülatif niteliğinde paylaşımlarda bulunduğu değerlendirilen 30 şahıs tespit edilmiş, haklarında gerekli yasal işlemler/çalışmalar başlatılmıştır.

    Yalan, mesnetsiz ve dezenformasyon ihtiva eden paylaşımlar hakkında gerekli çalışmalar yapılarak adli mercilere gönderilmektedir” denildi.

    İddialara Altun ve Yiğit’ten videolu yanıt

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sağlığıyla ilgili ortaya atılan iddialara İletişim Başkanı Fahrettin Altun videolu yanıt verdi.

    İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Erdoğan’ın İstanbul’dan Ankara’ya gittiği görüntüleri paylaşarak ortaya atılan iddiaları anmadan, “Dosta güven düşmana korku” ifadeleri bulunan bir ileti paylaştı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın danışmanlarından Yiğit Bulut ise “Bir yiğit hepinize yeter. İstediğiniz kadar asılsız haber yayarak spekülasyon yapmaya çalışın. Türk yargısı bunları yapanlarla ilgili gereken adımları atacaktır” ifadeleri ile Erdoğan’ın havaalindan görüntülerini paylaştı.

    Yiğit Bulut daha sonra da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ankara’ya indiğini söylediği başka bir video kaydı yayınladı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Fim setinde görüntü yönetmenini ‘öldüren’ Alec Baldwin: Trilyonda bir ihtimal vardı

    Fim setinde görüntü yönetmenini ‘öldüren’ Alec Baldwin: Trilyonda bir ihtimal vardı


    “Rust” filmi provasında görüntü yönetmeni Halyna Hutchins’i “kaza” kurşunuyla öldüren Hollywood aktörü Alec Baldwin olaya ilişkin “trilyonda bir ihtimal vardı” ifadesini kullandı.

    Baldwin, başrolde oynadığı filmin setinde içinde gerçek kurşun bulunan tabancayı ateşleyerek görüntü yönetmeni Hutchins’in ölümüne neden oldu.

    Ünlü oyuncu 21 Ekim’de yaşanan olay sonrası ilk kez kameralar önüne çıktı. Cumartesi günü bir röportajda konuşan Baldwin, “Film setlerinde bazen kazalar yaşanır; ancak böylesi değil. Bunun gerçekleşmesi için trilyonda bir şans vardı” ifadelerini kullandı.

    Görüntü yönetmeni Halyna Hutchins’in ölümüne ilişkin henüz bir tutuklama yapılmazken soruşturma devam ediyor.

    İlk ifadelere göre Hutchins’i öldüren kurşun, tabanca Baldwin’in elindeyken ateşlendi. Baldwin’e tabancanın boş ve etkisiz olduğu söylenerek verildiği kaydedildi. Bu nedenle Hutchins’in ölümü şu an için kaza olarak değerlendiriliyor.

    ‘.45 Colt’ olarak adlandırılan tabancanın Baldwin’e yönetmen yardımcısı Dave Halls tarafından verildiği tespit edildi. Dave Halls prova öncesi silahı kontrol etmesi gerektiğini ancak bunu yapmadığını kabul etti. Tanıkların ifadesine göre, Dave Halls Baldwin’e silahın “soğuk” olduğunu bildirdi; bu da sinema dünyasında silahın boş ve etkisiz olduğu anlamına geliyordu.

    Savcı Mary Carmack-Altwies bir basın toplantısında, filmin yapımcıları arasında bulunan Alec Baldwin’e yönelik olası suçlamaları göz ardı etmedi. Savcı bununla birlikte sorumluları ilan etmek ve suçlamalar yapmak için henüz çok erken olduğunun altını çizdi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kılıçdaroğlu’ndan bürokratlara ‘son çağrı’ ve ‘TÜGVA’nın malları hazineye aktarılacak’ açıklaması

    Kılıçdaroğlu’ndan bürokratlara ‘son çağrı’ ve ‘TÜGVA’nın malları hazineye aktarılacak’ açıklaması


    Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TÜGVA’ya (Türkiye Gençlik Vakfı) yönelik ‘torpille kadrolaşma’ iddialarını hatırlatarak bürokratlara ‘kanun dışı emirlere’ uymamaları için çağrı yaptı. Kılıçdaroğlu, konuşmasının sonunda 17-25 Aralık soruşturmaları sırasında gündeme gelen memur Teoman’a da “Seni de unutmadık kardeşim” diyerek selam söyledi.

    CHP lideri Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından “Bu ülkenin bürokratlarına sesleniyorum; halkımızı da şahit olmaya davet ediyorum” iletisiyle 4 dakikalık bir video paylaştı.

    Kılıçdaroğlu, “Açıkça söylüyorum; vazife namına mafyatik düzene hizmet edemezsiniz. Kanun dışı işleri emir olarak telaki edemezsiniz. Siz Erdoğan ailesinin değil, bu devletin şerefli memurlarısınız.” şeklinde konuştu.

    “Şahıs, vakıf süsü verdiği bir paralel yapıyla devleti zapturapt altına almaya çalışıyor”

    Halka şahit olması çağrısında bulunan ve bürokratlara seslenen Kemal Kılıçdaroğlu, “Unutmayın, Türkiye devletini, şahıs devletine dönüştürmüş bir kişi ve ailesi var. Bu şahsın ve ailesinin, kişisel çıkarlarına hizmet etmeye zorlanmış bir kısım devlet memurları var. Bazıları çok baskı altında. Unutulmamalıdır ki devlete değil, şahsi çıkarlara hizmet etmenin sorumluğu var. TÜGVA rezaletini hep beraber izliyoruz. Lağım kokusu yine her yeri sardı. Şahıs ve ailesi vakıf süsü verdikleri bir paralel yapı ile devleti zapturapt altına almaya çalışıyor.” ifadesini kullandı.

    “Siz Erdoğan ailesinin değil, bu devletin şerefli memurlarısınız”

    Çocukların geleceğinin çalındığını savunan CHP lideri Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Sevgili halkım, herhalde neyi çaldıklarını farkındasınız. Çalınan çocuklarınızın geleceğidir. Bu sistemde Erdoğan ve şürekasının kurdukları vakıfların tezgahından geçmeyenlerin, memur olmalarının neredeyse imkansız hale getirildiği görülmektedir. Daha önce memur olanların da görevde yükselmeleri TÜGVA tezgahından geçmelerine bağlanmıştır. Böylece kamuda yapmak istedikleri ne kadar illegal iş, rant, mafyatik çıkar varsa, bunları yapacak memur militanlar düzene eklenmiştir. Şimdi, hepimizin gördüğü bildiği bir şey daha var. İktidarın değişmesine az kaldı. İktidar değiştiğinde, soruşturmalar başlayacak ve eminim ki bu bürokratların bir kısmı ‘efendim, emir aldık, uygulamak zorunda kaldık’ diyecek. İşte bunu diyerek sıyrılırım diye düşünen, sarayın baskısına boyun eğerek kanun dışına çıkmış o devlet memurlarına buradan seslenmek istiyorum. Cenab Şahabettin’in bir sözü var. Der ki, ‘en ağır angarya, faydasızlığından emin olduğunuz işi vazife namına ifa etmektir’. Açıkça söylüyorum; vazife namına mafyatik düzene hizmet edemezsiniz. Kanun dışı işleri emir olarak telaki edemezsiniz. Siz Erdoğan ailesinin değil, bu devletin şerefli memurlarısınız. Kamil akla gelmeniz için bu, Kılıçdaroğlu abinizin size son çağrısıdır. 18 Ekim Pazartesi itibarıyla bu düzenin illegal (yasa dışı) isteklerine verdiğiniz tüm desteğin sorumluluğu size de ait olmaya başlayacak. ‘Emir almıştım’ diyerek bu kirli işlerden sıyrılamazsınız. Size kanun dışı her ne yaptırılıyorsa pazartesi itibarıyla durun. Bu illegal paralel sistemlerden elinizi eteğinizi çekin. Size bunu yaptıranlara farklı bir muamele olacak elbet. Çünkü, Sadi’nin dediği gibi; zalimleri bağışlamak, yoksullara cefadır. Söylediklerimi özetlemem gerekirse; Türkiye devleti yeniden halkın devleti olma yoluna girmiştir. Kurumları bir şahsın ve ailesinin ahırına dönüştürenler elbette ki hesap verecektir.”

    Kılıçdaroğlu: TÜGVA benzeri vakıfların üzerine çöktüğü mallar hazineye iade edilecek

    “İktidarın değişmesine az kaldı, iktidar değiştiğinde soruşturmalar başlayacak.” diyen Kılıçdaroğlu, TÜGVA benzeri vakıfların ‘üzerine çöktüğü malların’ hazineye iade edileceğini söyledi.

    CHP lideri, çağrısını şu sözlerle tamamladı:

    “Sizler hala bu pislikten kendinizi sıyırma şansına sahipsiniz. Bu şansı kullanın. Siz de şahit olun sevgili halkım.”

    Memur Teoman’a selam

    Kılıçdaroğlu, konuşmasının sonunda 17-25 Aralık soruşturmaları sırasında gündeme gelen memur Teoman’a da “Seni de unutmadık kardeşim” diyerek selam söyledi. Kılıçdaroğlu, “Seni unuttuk zannetme, aklımızdasın aklımızdasın gönlümüzdesin” dedi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Reuters: FBI, Kongre baskının ‘organize suç’ olduğuna dair yeterli kanıt bulamadı

    Reuters: FBI, Kongre baskının ‘organize suç’ olduğuna dair yeterli kanıt bulamadı


    ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI), 6 Ocak’taki Kongre binası baskınının ‘başkanlık seçim sonuçlarını bozmak için yapılmış organize bir eylem’ olduğu yönündeki kanıtları yetersiz buldu.

    Reuters’a konuşan dört mevcut ve eski kolluk görevlisine göre, FBI, şiddetin aşırı sağ gruplar veya o zamanki Başkan Donald Trump’ın önde gelen destekçileri tarafından merkezi olarak koordine edilmediğine inanıyor.

    Soruşturma hakkında bilgisi olan eski bir üst düzey kolluk görevlisi, “Bunların yüzde doksan ila doksan beşi bir defaya mahsus davalar. O zaman belki yüzde beşi daha sıkı örgütlenmiş bu milis gruplardaydı. Ama Roger Stone, Alex Jones ve tüm bu insanlarla Kongre’ye saldırmak için büyük bir plan yoktu.” dedi.

    Kıdemli bir Cumhuriyetçi ve kendini “pis düzenbaz” olarak tanımlayan Stone ile bir radyo programı ve web yayınının kurucusu olan Jones, isyandan önceki gün, 5 Ocak’ta Washington’da Trump yanlısı olaylara karışmışlardı.

    FBI müfettişleri, aşırı sağ Oath Keepers ve Proud Boys gruplarının takipçileri de dahil olmak üzere protestocuların Kongre’ye girmeyi hedeflediğini buldu. Ancak kaynaklar, grupların içeri girmeleri halinde ne yapacakları konusunda ciddi planları olduğuna dair hiçbir kanıt bulamadıklarını söyledi.

    Savcılar, saldırıdan önce bir dereceye kadar planlama yaptıklarını iddia ederek bu sanıklardan 40’ı hakkında komplo suçlamasında bulundu.

    Ayrıca, Proud Boys liderinin üyeler topladığını ve saldırıdan önceki haftalarda kurşun geçirmez yelekler ile diğer askeri tarzdaki teçhizatı stoklamaya teşvik ettiğini; 6 Ocak’ta üyeleri gruplara ayrılarak Kongre’ye birden fazla giriş yapma planıyla gönderdiklerini iddia etti.

    FBI’ın değerlendirmesinin, o günkü olayların nasıl ve kimler tarafından organize edildiğini de belirlemeyi amaçlayan bir kongre soruşturması için uygun olabileceği belirtiliyor.

    Demokrat bir kongre kaynağı, kıdemli milletvekillerinin FBI soruşturmasının şu ana kadarki sonuçları hakkında ayrıntılı olarak bilgilendirildiğini ve bunları güvenilir bulduklarını kaydetti.

    6 Ocak’taki kaos, ABD Senatosu ve Temsilciler Meclisi’nin kasım ayındaki başkanlık seçimlerinde Joe Biden’ın zaferini onaylamak için bir araya gelmesiyle patlak verdi. “Kongre’ye 1812 Savaşı’ndan bu yana en şiddetli saldırı” olarak değerlendirilen olaydan bir gün sonra 4 ve diğer gün 1 kişi öldü; 100’den fazla polis memuru yaralandı.

    Trump’ın konuşması

    Geçen ay, şiddeti araştırmak için kurulan kongre komitesinde bazı Demokratlar Trump’ın ifade vermesini istediklerini söyledi.

    Ancak görevdeki ve eski dört kolluk görevlisine göre, FBI şu ana kadar kendisinin veya çevresindeki kişilerin şiddeti organize etmeye karıştığına dair hiçbir kanıt bulamadı.

    Adalet Bakanlığı’na göre şu ana kadar 170’den fazla kişi bir polis memuruna saldırmak veya engellemekle suçlandı.

    Ancak bir kaynak, üst düzey Adalet Bakanlığı yetkililerinin, sanıkları hükümeti devirmeye çalışmakla suçlamak için “kışkırtıcı komplo” gibi suçlamalarda bulunma konusunda son zamanlarda çok az tartışma olduğunu söyledi.

    Savcılar ayrıca herhangi bir kişi veya grubun isyanı organize etmede veya yönetmede merkezi bir rol oynadığını iddia eden herhangi bir suçlamada bulunmadı. Kolluk kuvvetleri kaynakları da Reuters’e böyle bir suçlamanın görünmediğini ifade etti.

    Komplo suçlamalarına göre, sanıklar planlarını saldırıdan önceki haftalarda tartıştılar ve o gün birlikte çalıştılar. Ancak savcılar, bu faaliyetin daha geniş bir planın parçası olduğunu iddia etmedi.

    Saldırıyı araştıran kongre komitesi, soruşturmanın bir parçası olarak FBI ve diğer kurumlarla görüşecek.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Avusturya Başbakanı Kurz’a ‘rüşvet’ ve ‘güveni kötüye kullanma’ soruşturması

    Avusturya Başbakanı Kurz’a ‘rüşvet’ ve ‘güveni kötüye kullanma’ soruşturması


    Avusturya’da Yolsuzlukla Mücadele Savcılığı, Başbakan Sebastian Kurz’a yönelik “rüşvet” ve “güveni kötüye kullanma” suçlamalarıyla soruşturma başlattı.

    Bu kapsamda polis, Kurz’un başında bulunduğu Avusturya Halk Partisi (ÖVP), Maliye Bakanlığı ve Başbakanlık binasında arama yaptı.

    Arama yapılan adresler arasında ayrıca Kurz’a yakın isimler de vardı.

    Yapılan aramalarda, polis bazı önemli isimlerin cep telefonlarına el koydu.

    Soruşturma, savcılarının ‘yalan yere yemin etme’ şüphesiyle mayıs ayında başka bir soruşturma açtığı Kurz için yeni bir siyasi tehdit oluşturuyor.

    Mali Suçlar ve Yolsuzlukla Mücadele Savcılığı, polis aramalarını doğruladı.

    Soruşturmanın Kurz’un henüz dışişleri bakanı olduğu 2016 döneminden başlayarak bugüne kadarki süreci kapsadığı belirtilen Savcılığın açıklamasında, “Savcılık, Sebastian Kurz ve diğer dokuz kişinin yanı sıra üç kuruluşu güveni kötüye kullanma, yolsuzluk ve rüşvet’ten kısmen farklı katılım seviyeleriyle birlikte soruşturma altına aldı.” denildi.

    Ülke basınındaki haberlerde de savcılığın, bazı basın organları ve düşünce kuruluşlarına verilen reklamlarda yolsuzluk yapıldığına, anket sonuçlarının daha iyi gösterilmesi için rüşvet verildiğine ilişkin iddialara yönelik Başbakan Kurz ve yakın çevresine yönelik soruşturma başlattığı bilgisi paylaşıldı.

    ÖVP’den polis baskınlarına ilişkin yapılan açıklamada ise iddialar reddedilirken “Kurz’a ve partiye zarar vermeye çalışıldığı” ileri sürüldü. Baskınların siyasi saiklerle yapıldığı iddia edildi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Rusya’nın Karadeniz kıyısındaki petrol sızıntısına soruşturma: Sanılandan daha büyük

    Rusya’nın Karadeniz kıyısındaki petrol sızıntısına soruşturma: Sanılandan daha büyük


    Rusya’nın Karadeniz kıyısında yaşanan petrol sızıntısının tahmin edilenden daha büyük olduğunun ortaya çıkmasıyla geniş çaplı bir soruşturma başlatıldı. Başsavcılık, çevre kirliliği suçlamalarıyla ilgili bir ceza soruşturması başlattığını ve suçlulardan tazminat talep edeceğini söyledi.

    Rusya Bilimler Akademisi (RAN), Karadeniz’de yaşanan ve 200 metrekare alanı etkilediği bildirilen petrol sızıntısının aslında 80 kilometrekare alanı etkilediğini açıkladı.

    Çevreci dernek WWF Rusya’ya göre toplam 100 ton petrol denize döküldü.

    Sızıntı, açıklanandan 400 bin kat daha fazla

    RAN’da görevli bilim insanlarınca hazırlanan raporda, 7 Ağustos’ta Rusya’nın Karadeniz sahilindeki Novorossiysk şehrinde terminalde yaşanan petrol sızıntısına dair bilgiler verildi.

    Sızıntının, terminalde bulunan Yunanistan bayraklı bir gemide yaşandığı aktarılan raporda, “Radarla yapılan incelemelerde, petrol kirliliğinin neredeyse 80 kilometrekare alana ulaştığı ve sızıntının beyan edilenden çok daha büyük olduğu tespit edildi.” ifadesi kullanıldı.

    Terminalin sahibi Caspian Pipeline Consortium adlı şirketten olaya ilişkin 8 Ağustos’ta yapılan açıklamada, sızıntının yalnızca 200 metrekarelik alana yayıldığı öne sürülmüştü.

    Rusya Tabii Kaynaklar ve Çevre Ajansınca (Rosprirodnadzor) yapılan açıklamada, sızıntının çevreye verdiği zararın değerlendirmesine yönelik çalışmalara başlandığı kaydedildi.

    Sızıntı nasıl meydana gelmişti ?

    Petrol sızıntısı, 7 Ağustos’ta Hazar Boru Hattı Konsorsiyumu’nun yükleme cihazı VPU-1’den Yunanistan bayraklı Minerva Symphony tankerine petrol pompalanması sırasında meydana gelmişti.

    Uydu ve meteorolojik verileri analiz etmeye devam eden uzmanlar, elde ettikleri son verileri henüz paylaşmadı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Güney Afrika eski Başkanı Zuma, yolsuzluk davası duruşmasına katılmadı: Hapsi isteniyor

    Güney Afrika eski Başkanı Zuma, yolsuzluk davası duruşmasına katılmadı: Hapsi isteniyor


    Güney Afrika’da yolsuzlukla yargılanan eski Devlet Başkanı Jacob Zuma, Anayasa Mahkemesi’nin duruşmaya katılma zorunluluğu getirmesine rağmen bir kez daha hakim karşına çıkmadı. Yolsuzluk soruşturması savcısı Anayasa Mahkemesi’nden Zuma’nın hapsinin talep edileceğini duyurdu.

    Soruşturmaya başkanlık eden savcı Raymond Zondo, 2009-2018 yılları arasındaki Başkanlık dönemi ile ilgili hakkında 18 yolsuzluk davası bulunan Zuma’nın duruşmaya katılmamak için geçerli bir mazeretinin olmadığını söyledi.

    Soruşturma komisyonu, Anayasa Mahkemesi’nin Ocak ayında hakkında sessiz kalma hakkını iptal ettiği ve duruşmaya katılma zorunluluğu getirdiği eski Devlet Başkanı hakkında ‘mahkemeye saygısızlık’ iddianamesi düzenleyeceğini duyurdu.

    Savcı Zondo, komisyonun Anayasa Mahkemesi’nden Jacob Zuma hakkında hapis cezası talep edeceğini açıkladı.

    Zuma’nın avukatları, pazartesi günü komisyona gönderilen mektupta, mahkeme celplerinin hukuksuz olduğunu belirterek, 78 yaşındaki eski Devlet Başkanı’nın duruşmaya katılmayacağını iletmişti.

    Jacob Zuma, 2020 yılında sağlık sebepleriyle duruşmalara katılmamış ve Durban Yüksek Mahkemesi tarafından hakkında ertelenmiş tutuklama hükmü verilmişti.

    Zuma nelerle suçlanıyor?

    Zuma görevi boyuncu çok sayıda yolsuzlukla suçlansa da bunları hep reddetti.

    Eski Afrikalı lider 1990’lı yılların sonunda 2 buçuk milyar dolar tutarında bir silah alım ihalesinde usulsüzlük yaptığı gerekçesiyle yargılanıyor.

    Yüksek Mahkeme ayrıca Zuma’nın 18 ayrı yolsuzluk, sahtekarlık, şantaj ve kara para aklama suçundan yargılanmasına karar verdi.

    Devlet başkanlığına 2009’da seçilerek ülkeyi 9 yıl yöneten Zuma’nın adı birçok yolsuzluk soruşturmasına karışmış ve devlet bütçesinden şahsi harcamalar yaptığı öne sürülmüştü.

    Zuma, yolsuzluk iddiaları nedeniyle partisinden gelen yoğun baskılar sonucu başkanlık görevinden Şubat 2018’de istifa etmişti.