Etiket: Son Depremler

  • Karayipler’de 7,6 Büyüklüğünde Deprem: 13 Ülke İçin Teyakkuza Geçildi

    Karayipler’de 7,6 Büyüklüğünde Deprem: 13 Ülke İçin Teyakkuza Geçildi


    Karayip Denizi’nde 7,6 büyüklüğünde deprem meydana geldi. ABD Jeolojik Araştırma Merkezi, 7,6 büyüklüğündeki depremin yerel saatle 18.23’te Cayman Adaları’ndaki George Town’un yaklaşık 200 kilometre güneybatısında meydana geldiğini açıkladı.

    Depremin 10 kilometre derinlikte gerçekleştiği kaydedildi.

    Ulusal Hava Durumu Servisi (NWS) Tsunami Uyarı Sistemi; Cayman Adaları, Jamaika, Küba, Meksika, Honduras, Bahamalar, San Andres ve Providencia, Belize, Haiti, Kosta Rika, Panama, Nikaragua ve Guatemala’nın kıyı bölgeleri için tsunami uyarısı yaptı.

    ÇEVRE ÜLKELERDE SON DURUM

    Karayip Denizi’nde meydana gelen 7,6 büyüklüğündeki depremin ardından sarsıntıdan etkilenen ülkeler, herhangi bir hasar ya da can kaybı bildirmedi.

    Ulusal basında yer alan haberlere göre, tsunami uyarısının yapıldığı Meksika, Honduras, Porto Riko ve Küba’nın yetkilileri, herhangi bir can ve mal kaybı yaşanmadığını açıkladı.

    Meksika’nın güneydoğusundaki Quintana Roo Eyaleti Valisi Mara Lezama, yaptığı açıklamada, tsunami olasılığına karşı halkı uyardı.

    Karayipler’de 7,6 Büyüklüğünde Deprem: 13 Ülke İçin Teyakkuza Geçildi - Resim : 2

    Porto Riko Ulusal Hava Servisi ise deniz seviyesinde dalgalanmalar görüldüğünü ve tehlikeli okyanus akıntıları nedeniyle Porto Riko ile Virgin Adaları için tsunami riskinin devam ettiğini bildirdi.

    Dominik Cumhuriyeti’ne bağlı Acil Durum Operasyon Merkezi (COE) Direktörü Juan Manuel Mendez, kıyı bölgelerinde yaşayanlara yüksek ve güvenli yerlere taşınmaları ve plajları kullanmamaları çağrısında bulundu.

    Kaynak: AA-DHA-İHA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kazakistan’da 6.1’lik deprem

    Kazakistan’da 6.1’lik deprem



    Kazakistan’ın güneyindeki Almatı kenti yakınlarında 6,1 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

    Kazakistan Acil Durumlar Bakanlığının Sismik İstasyon Merkezi’nden yapılan açıklamaya göre, merkez üssü Almatı’nın 31 kilometre güneyi olan 6,1 büyüklüğündeki deprem, yerel saatle 11.22’de meydana geldi.

    Almatı’da sarsıntı anında uyarı sinyali verildi.

    Kazakistan'da 6.1'lik deprem - Resim : 1

    Almatı Acil Durumlar Departmanından yapılan açıklamada, sokağa dökülen kent sakinlerine paniğe kapılmamaları uyarısında bulunuldu.

    Açıklamada, herhangi bir can kaybının olmadığı, hasarla ilgili bilgi toplama çalışmalarının sürdüğü bildirildi.

    Diğer yandan, deprem, komşu ülke Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te de hissedildi.

    Kaynak: AA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • 4.1 ile sallanmıştı: Bursa Gemlik’te bir deprem daha

    4.1 ile sallanmıştı: Bursa Gemlik’te bir deprem daha



    Bursa’nın Gemlik ilçesinde bir deprem meydana geldi.

    Kandilli Rasathanesi, saat 16:43 sularında kaydedilen sallantının büyüklüğünü 3.4 olarak açıkladı.

    Depremin derinliği ise 9.4 kilometre olarak ölçüldü.

    GEÇETİĞİMİZ GÜNLERDE 4.1 İLE SALLANMIŞTI

    Geçtiğimiz günlerde Gemlik’te 4.1 büyüklüğünde bir deprem meydana gelmişti ve sallantının Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın Gemlik segmentinde oluştuğu belirtilmişti.

    Kaynak: Gerçek Gündem


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İstanbul Valisi’nden deprem açıklaması

    İstanbul Valisi’nden deprem açıklaması



    Marmara Denizi’nde, Bursa’nın Gemlik ilçesi açıklarında bir deprem meydana geldi.

    AFAD, İstanbul, Balıkesir ve Kocaeli’nde de hissedilen depremin büyüklüğünü 5.1 olarak açıklandı.

    Kandilli Rasathanesi ise 4.9 olarak duyurdu ve merkez üssünü Mudanya olarak belirledi.

    İstanbul Valisi Davut Gül, depremle ilgili bir açıklama yaptı.

    Gül şunları söyledi:

    “Deprem ilimizde de hissedildi. Çok şükür şimdilik bize ulaşan bir ihbar yok. Tarama çalışmaları devam ediyor. Geçmiş olsun, Rabbim milletimizi her türlü kaza beladan muhafaza etsin…”

    Kaynak: Gerçek Gündem


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erdoğan’ın açtığı Defne Devlet Hastanesi’ni su bastı

    Erdoğan’ın açtığı Defne Devlet Hastanesi’ni su bastı


    Kahramanmaraş merkezli depremlerin büyük yıkıma yol açtığı Hatay’da, Defne Devlet Hastanesi’nin temel atma töreni gündem olmuştu. Cumhur İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Recep Tayyip Erdoğan’ın katıldığı temel atma töreninde, küçük bir alana beton döküldüğü görülmüştü.

    Erdoğan, yapımı 3 ayda tamamlanan Defne Devlet Hastanesi’ni geçen pazar hizmete açtı.

    Erdoğan, açılış töreninde, “Bir fotoğraf karesi üzerinden konuşanlar, daha sonra işin nasıl yürüdüğünü gördüklerinde bir tek söz bile etmediler” diyerek muhalefeti eleştirmişti.

    Erdoğan’ın açılışını yaptığı hastaneyi bugün su bastı. Bir vatandaş tarafından kaydedilen görüntülerde, personelin hastanenin içine dolan yağmur sularını çekçeklerle dışarı çıkarmaya çalıştığı görüldü.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Savcılıktan tarikat yurdunda kalan depremzede çocuklar soruşturmasına takipsizlik

    Savcılıktan tarikat yurdunda kalan depremzede çocuklar soruşturmasına takipsizlik


    Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı, Sakarya’da Diyanet İşleri Başkanlığı’na ait olan ancak İsmailağa Cemaati tarafından işletilen Kur’an kursunda depremzede yetim çocukların tutulmasına ilişkin yapılan suç duyurusuna ilişkin “soruşturma yapılmasına yer olmadığı” kararı verdi.

    DW Türkçe’de yer alan habere göre, kararda, iddiaların soyut olduğu belirtilerek şüphelilerin “lekelenmeme hakkı” olduğu savunuldu. Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği avukatlarından Hediye Gökçe Baykal, savcılığın hiçbir araştırma yapmadan, tanık dinlemeden bu kararı verdiğini belirterek karara itiraz edeceklerini açıkladı. 

    Sakarya’da Diyanet İşleri Başkanlığı’na ait olan ancak İsmailağa Cemaati tarafından işletilen Kur’an kursunda depremzede yetim çocukların tutulduğu 23 Şubat’ta ortaya çıkmıştı. Gaziantep’ten getirilen 9 depremzede çocuk, Mekke Mescidi Hanife Akın Kur’an Kursu’nda annelerinden ayrı bir şekilde yatılı barındırılıyordu. Sakarya İl Müftüsü ile Sakarya Erenler İlme Hizmet Vakfı’nın yöneticisi, çocukların kursta tutulduğunu doğrulamıştı. 

    SAVCILIK ARAŞTIRMADAN TAKİPSİZLİK KARARI VERDİ

    Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği, sorumlular ile Aile Bakanlığı yetkilileri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunmuştu. Dilekçede, çocukların kaçırılması veya alıkonulması ile hürriyetinden yoksun kılma suçlarının işlendiği öne sürülmüştü. 

    Suç duyurusu dilekçesini inceleyen Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verdi. Savcılık, haberde geçen iddiaları araştırmaya gerek duymadı. Tarikat görevlileri için “Lekelenmeme hakları var” denilen kararda şu ifadeler kullanıldı: 

    “Cumhuriyet Başsavcılığımızca yapılan değerlendirme neticesinde ihbara konu olay ile ilgili yapılan araştırmada, her türlü kuşkudan uzak, yeterli, kesin, somut ve inandırıcı delilin bulunmadığı, salt iddiaya dayanarak kişiler hakkında soruşturma yapılmasının ceza adaleti sistemi ile bağdaşmayacağı, kaldı ki hukuk sistemimizde kabul edilen lekelenmeme hakkının da şüpheliler açısından gözetilmesi gerektiği anlaşılmıştır.”

    SAVCILIK: YENİ DELİL OLURSA SORUŞTURMAYA BAŞLAYABİLİRİZ

    Kararda; ancak ihbara konu olay ile ilgili olarak yeni ve güvenli bir delilin oluşması halinde, iddiaların başsavcılık tarafından yeniden ele alınarak gerekli görülmesi halinde soruşturmanın başlatılacağı da vurgulandı. 

    Savcılık, bu kararı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “İhbar ve şikâyetin soyut ve genel nitelikte olması durumunda soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilir” hükmü doğrultusunda verdiğini kaydetti.  

    “KARARA İTİRAZ EDECEĞİZ”

    Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği avukatlarından Hediye Gökçe Baykal, olaya ilişkin vakıf yöneticisi ile haberi yapan gazetecinin tanık olarak dinlenilmesini istediklerini anımsattı. Ancak savcılığın tanıkları dinlemeden, delilleri toplamadan takipsizlik kararı verdiğini belirten Baykal, “Biz bunun çok iyi niyetli bir yaklaşım olduğunu düşünmüyoruz. 15 günlük itiraz süremiz var. Bu sürede itirazımızı dile getireceğiz. Tanığımızın dinlenilmesini isteyeceğiz. Çünkü bu genel soyut bir iddia değildi. Somutlaştırılmış, delilleriyle somutlaştırılmış, tanıklarıyla somutlaştırılmış bir iddiaydı” dedi.

    Avukat Baykal, Sakarya’daki depremzede çocuklar olayının peşini bırakmayacaklarını da belirterek “Soruşturmaya yer olmadığına karar verilmesine kabul etmiyoruz. Biz hep söylüyoruz. Çocuklarımızın laik bir sistem içinde eğitim almaları için, ailelerinin yanında güven içinde, ya da devlet korumasındalarsa bile yine güven içinde eğitim almaları için çabalayacağız. Sonuna kadar da çabalayacağız. O yüzden tüm itiraz mekanizmalarını kullanacağız. Biz bu soruşturmanın peşini de bırakmayacağız” dedi.

    Derneğin, 15 gün içinde karara Sakarya Sulh Ceza Hâkimliği’ne itiraz etme hakkı bulunuyor. Hâkimlik, kararı kaldırılırsa Sakarya’da tarikat yurdunda kalan çocuklara ilişkin soruşturma yeniden başlayacak.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • TTB, Kızılay başkanı hakkında soruşturma başlatılmasını istedi

    TTB, Kızılay başkanı hakkında soruşturma başlatılmasını istedi


    Türk Tabipleri Birliği (TTB), Kızılay Başkanı Dr. Kerem Kınık hakkında soruşturma açılması talebiyle İstanbul Tabip Odası’na (İTO) bir yazı gönderdiğini açıkladı.

    TTB resmi internet sitesinde yer alan açıklamaya göre, Kızılay Başkanı Dr. Kerem Kınık hakkında soruşturma açılması talebiyle İTO’na yazı gönderildi. Kızılay’ın, Kahramanmaraş merkezli depremler sonrası depremzedelerin talep ve ihtiyaçlarına cevap veremediği belirtilen yazıda,  bölgenin temel ihtiyaçlarından olan çadırları yardım kuruluşlarına sattığının altı çizildi.

    Kızılay’ın dernek tüzüğündeki görev tanımı ile uluslararası alanda üye olduğu birliklerde tanımlı ilkelerinin de yer verildiği yazıda Dr. Kerem Kınık’ın, yaşam hakkının her boyutuyla tehlike altında olduğu bu süreçte halkın sağlığını ve iyiliğini gözetmeden hareket etmesinin hekimlik etik değerleri açısından edilemez olduğu vurgulandı.

    “GEREĞİNİN YAPILACAĞI KANAATİYLE..”

    Tıbbi Deontoloji Tüzüğü ile TTB 58’inci Büyük Kongresi’nde kabul edilen TTB Hekimlerin Toplumsal Sorumlulukları Bildirisi’nde yer alan mesleki etik ilkelere de atıf yapılan yazının sonuç bölümünde şu ifadelere yer verildi:

    “Dr. Kerem Kınık’ın başkanlığını yaptığı Kızılay’ın deprem felaketi sürecinde insan yaşamını önceleyen anlayışın dışında hareket etmesi hekimlik meslek etiği kuralları ile bağdaşmadığı görülmekle, Dr. Kerem Kınık hakkında TTB Disiplin Yönetmeliği, Tıbbi Deontoloji Tüzüğü, Hekimlik Meslek Etiği Kuralları çerçevesinde disiplin soruşturması başlatılması amacıyla Tabip Odanıza bildirimde bulunmaktayız. Gereğinin yapılacağın kanaatiyle, çalışmalarınızda başarılar dileriz.”

    ÇADIR SATTIĞI ORTAYA ÇIKMIŞTI

    Kahramanmaraş merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremlerin ardından, bölgedeki depremzedelerin çadır ihtiyacını “ücretsiz” sağlaması gereken Kızılay’ın, deposundaki çadırları depremin ilk haftasında Ahbap Derneği ve Türk Eczacıları Birliği’ne sattığı ortaya çıkmıştı. Kan stoğunun asgari seviyenin altına gerilediğini duyuran Kızılay, bağış çağrısında bulunmuştu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ahmet Atakan’ın annesi Emsal Atakan’ın da evi yıkıldı: Yardım gelseydi, birçok insan yaşayacaktı iki kişi dışında beni kimse aramadı

    Ahmet Atakan’ın annesi Emsal Atakan’ın da evi yıkıldı: Yardım gelseydi, birçok insan yaşayacaktı iki kişi dışında beni kimse aramadı


    Gezi eylemlerinde polis tarafından öldürülen Ahmet Atakan’ın ailesinin Hatay’da yaşadıkları ev depremde yıkıldı. Ahmet Atakan’ın annesi Emsal Atakan “arkadaşları, yoldaşları” dışında kendisini kimsenin aramadığını söyledi.

    Atakan, “Arkadaşlarım, yoldaşlarım aradı. Siyasi partilerden kimse sormadı. Beni arayan sadece Alper Taş ve Canan Kaftancıoğlu oldu. Başka kimse aramadı” ifadelerini kullandı.

    İLK DÖRT GÜN HATAY’DA KİMSE YOKTU, BURADAKİ HALK YALNIZ BIRAKILDI

    Ahmet Atakan’ın annesi Emsal Atakan Hatay’ın Defne’ye bağlı Çekmece Mahallesi’nde depremi yaşadı. Atakan o geceyi şu sözlerle anlattı:

    “Deprem gecesi oğlumdaydım, onun binası altı katlıydı. Ben, eşim, oğlum, gelinim ve üç aylık torunum altıncı katta depreme yakalandık. Bina ağır hasar aldı ama yıkılmadı. Yaşadığım binada ise akrabalarım vardı. O bina yıkıldı. Yakınlarım saniyelerle binadan çıkabildiler.

    Burada korkunç şeyler yaşandı. Resmi rakamlar doğru değil, çok daha fazla insan öldü. Daha enkaz altında olanlar var, bulunamayanlar var Herkes uykuda yakalandı. Kurtulanlar kurtuldu ama dışarısı soğuktu. Zifiri karanlıkta herkes ıslandı, insanlar çığlık çığlığaydı.

    İlk dört güne kadar Hatay’ın sesini kimse duymadı. Sonra öğrendik ki, sadece Hatay değil, 11 il bu halde… Şebekeler gittiği için kimse kimseye ulaşamadı. Elektrik yok, su yok, insanları ısıtmak için hiçbir şey yok.”

    “KİRALAR 4 BİN İKEN, 10 BİN DEDİLER. BU KÖTÜLÜKTÜR”

    Emsal Atakan, depremden hemen sonra yaşadıklarını şöyle aktardı:

    “Oğlum Edirne’de çalışıyordu. Haberi alır almaz yola çıkmış. Benzin, el fenerleri, battaniye getirdi. Hatay’da sekiz gün kaldık. Yaşlı annem var, 90 yaşında. Onu ve engelli görümcemi enkaz altından biz kurtardık. Herkes, telefonlarının ışığı ile eğer telefonu evden çıkartabilmişse bir şeyler yapmaya çalıştı.

    Oğlum bizi alıp Edirne’ye götürdü. Orada AFAD’a kaydolduk. Bizi bir hotele yerleştirdiler. 15 gün orada kaldık. Sonra oradan tahliye edildik. Başladık ev aramaya… Edirne Belediye’sini aradık, yardım talep ettik. Sağ olsunlar, ev bulmamıza yardımcı oldular. Edirne’deki emlakçılardan bahsetmek istiyorum. Kiralar 4 bin iken, 10 bin dediler. Bu kötülüktür.”

    Atakan, Edirne’de bir eve yerleştikten sonra yeniden Hatay’a döndüklerini söylüyor:

    “Ben ve eşim şimdi Hatay’dayız, evimize bakmaya geldik. Hükümetin yapmaya çalıştığını herkes anlıyor. Buradaki halk toprağına, memleketine sahip çıkmalı. Burası boş bırakılmamalı. Buranın halkı geri dönmeli. Şimdi Çekme’de çadırda kalıyoruz. Abimin iki odalı, bahçeli evinde duş alıyoruz, yemek pişiriyoruz.”

    ‘HATİCE ABLA İLE GÖRÜŞMEK İÇİN SÖZLEŞMİŞTİK, DEPREM OLDU’

    Emsal Atakan, Hatice Can’la son görüşmesini ise şöyle anlatıyor:

    “Hatice Abla, Mithat abi maalesef enkaz altında kaldı. Çok üzgünüm, çok üzgünüm, çok üzgünüm…

    Hatice Abla cumartesi günü öğlen beni aramıştı. Ahmet’in davasını üst mahkemeye taşıdık, bir yıl oldu, daha bize cevap gelmedi. Hatice abla ile onu da konuşacaktık. Bana ‘Emsalcim, haberin olsun, ben Hatay’dayım ama pazartesi günü İstanbul’a torunlarımı görmek için gideceğim, bir iki hafta kalacağım öyle geleceğim. Mithat abin gelmiyor, onu ikna etmeye çalışıyorum, anca beraber kanca beraber’ deyip kahkaha attı. Güldük, ‘Gitmeden önce görüşelim Hatice abla’ dedim. Pazartesi 13:00 gibi sözleştik. Akşam 17:00 gibi uçağı vardı. Son görüşmemizdi. (Emsal Hanım bir süre ağladığı için konuşamadı.)

    Görüşemedik, pazarı pazartesiye bağlayan gece deprem oldu ve enkaz altında kaldılar. Ben bu haberi iki gün sonra öğrendim çünkü şebeke yok, iletişim yok, kimse kimseden haber alamıyor. Kimin öldüğünü, kimin hangi halde kaldığını bilmiyorduk ki…”

    ‘DEPREMDEN KURTULAN AMCAMIN KIZI DONARAK ÖLDÜ’

    Atakan son olarak hükümetin bile isteye Hatay’ı yalnızlığa mahkûm ettiğini söyleyerek şunları söylüyor:

    “Hala kâbusun içindeyim, uyuyamıyorum. Bu toplum için büyük bir travma. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi Hatay ölüme terk edildi. Dört gün kimse gelmedi. Ne asker ne polis ne AFAD, kimse gelmedi. Eğer düzgün bir şekilde yardım gelseydi, birçok insan yaşayacaktı. Depremden kurtulanlar dışarıda donarak öldü. 27 yaşında amcamın kızı depremden kurtuldu ama gel gör ki depremin 4. günü çadırda donarak öldü. Çadır da değil naylon barakanın içinde donarak öldü. Gencecik akrabalarım, komşularım, yoldaşlarım öldü. Yuvalarımızı kaybettik. Depremin üzerinden 40 gün geçmiş halen daha çadır talebi karşılanmış değil. Hatay’a yardımların kesilmemesi gerekiyor, havalar soğuk.

    ‘BU BOZUK SİSTEMİ KABUL ETMİYORUM’

    İnsanlar gitmek zorunda kaldı; engellisi, yaşlısı, hamile kadını var. Haberlerde ‘Hatay göç ediyor’ diyor, göç etmiyor, gitmek zorunda bırakıldılar. Çünkü Hatay ölüme terk edildi. İnsan nereye giderse gitsin, toprağı gibi olamaz.

    Binalar bütün insanlara mezar oldu. Müteahhitleri yakalıyorlar ama onlara imza atanlar nerde? Acımız çok büyük, asla dinmeyecek bir acı… Helallik isteyenlere asla hakkımı helal etmiyorum. Bu bozuk sistemi kabul etmiyorum.

    Biz memleketimize aşığız, burası medeniyetler kenti, burası kardeşlik kenti…  Asla! Nefes aldığımız sürece kendi toprağımızı, memleketimizi bırakmayacağız. Bunu herkes böyle bilsin.”

    AVUKATLARI DA DEPREMDE HAYATLARINI KAYBETTİ

    Ahmet Atakan, 10 Eylül 2013 tarihinde Hatay’ın Armutlu Mahallesi’nde polisin attığı gaz kapsülünün başına isabet etmesi sonucu çatıdan düşerek öldü.

    Atakan ailesi avukatlarından Hatice Can, İnsan Hakları Derneği kurucularındandı. 6 Şubat’ta yaşanan depremde hayatını kaybedenler arasında Avukat Hatice Can ve onun gibi insan hakları savunucusu olan eşi Avukat Mithat Can da vardı.

    Hatice Can, Ahmet Atakan dışında Gezi direnişinde öldürülen bir diğer isim olan Abdullah Cömert’in de avukatlarındandı.

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Merkez üssü Bolu’da deprem: İstanbul’da da hissedildi

    Merkez üssü Bolu’da deprem: İstanbul’da da hissedildi


    AFAD verilerine göre, merkez üssü Bolu’da saat 13.55’de 4,8 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

    Depremin derinliği 8,13 kilometre olarak açıklandı.

    İSTANBUL’DA DA HİSSEDİLDİ

    Öte yandan deprem, İstanbul ve çevre illerde de hissedildi.

    KANDİLLİ RASATHANESİ DEPREMİN BÜYÜKLÜĞÜNÜ 4,7 OLARAK DUYURDU

    Kandilli Rasathanesi ise, merkez üssünü Bolu olarak açıkladığı depremin büyüklüğünü 4,7 olarak duyurdu. Derinliğini ise 9,6 kilometre olarak açıkladı.

    AFAD’DAN AÇIKLAMA

    Deprem sonrası AFAD tarafından yapılan açıklamada, “Bolu ilimizde meydana gelen 4,8 büyüklüğündeki deprem sonrasında, an itibarıyla, olumsuz bir durum bulunmamaktadır. Saha tarama çalışmaları devam etmektedir” denildi.

    AYRINTILAR GELİYOR…

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Emek ve meslek platformlarından ‘deprem güvenli iş yerleri istiyoruz’ kampanyası

    Emek ve meslek platformlarından ‘deprem güvenli iş yerleri istiyoruz’ kampanyası


    6 Şubat’ta meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremler Kahramanmaraş, Kilis, Diyarbakır, Adana, Osmaniye, Gaziantep, Şanlıurfa, Adıyaman, Malatya ve Hatay’da yıkıma neden oldu. Afette yaşamını yitirenlerin sayısı 48 bin 448’e yükselirken kayıpların artmasında ihmallerin etkisi tartışılırken Politeknik, Plaza Eylem Platformu, Toplumcu Mühendisler ve Mimarlar Meclisi; ‘Deprem güvenli iş yerleri istiyoruz’ diyerek harekete geçti. 

    Politeknik, Plaza Eylem Platformu, Toplumcu Mühendisler ve Mimarlar Meclisi; plazaların, ofislerin, fabrikaların depreme hazırlıklı olması için bir kampanya başlattı ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası kapsamında acilen yapılması gerekenleri sıraladı.

    Açıklamada, iş yerlerinde depreme yakalanılması durumda yetersiz tedbirlerin kayıpları artacağına; “Yaşam alanlarımızdan biri de iş yerlerimiz. Çalıştığımız mekanlar, plazalar, ofisler, fabrikalar deprem güvenli olmalı. Bina dayanıklılığı depreme karşı önlemlerin önemli bir ayağı” ifadeleriyle dikkat çekildi. 

    Politeknik, Plaza Eylem Platformu ve Toplumcu Mühendis Mimar Meclisi’nin yaptığı ortak açıklama şöyle oldu:

    ÇALIŞIRKEN ENKAZ ALTINDA KALMAK, ÖLMEK İSTEMİYORUZ!

    Çalıştığımız binalar deprem güvenli mi? Depreme ya işyerinde yakalanırsak?

    Yaşam alanlarımızdan biri de iş yerlerimiz. Çalıştığımız mekanlar, plazalar, ofisler, fabrikalar deprem güvenli olmalı. Bina dayanıklılığı depreme karşı önlemlerin önemli bir ayağı. İş yerinin bulunduğu bölge, çalışan sayısı, faaliyet alanı, tehlike sınıfı ve çevre iş yerleri gibi faktörler dikkate alınmalı. Bu kapsamda deprem öncesi, deprem anı ve sonrası yapılacaklar için eylem planları acilen hazırlanmalı.

    Çalışırken enkaz altında kalmak, ölmek istemiyoruz!

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı işçilerin can güvenliğinden ve sağlığından sorumludur. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı iş yerlerinde deprem tehlikesini ortadan kaldıracak çalışmaları ve depreme hazırlık çalışmalarını yapmaktan ve yaptırmaktan sorumludur.

    DEPREM ACİL DURUM PLANININ BULUNMASI HAKKIMIZ

    İş yerlerinde, acil durumların olumsuz etkilerini önleyici ve sınırlandırıcı tedbirleri almak işverenlerin sorumluluğundadır.

    Deprem bir acil durumdur. Deprem gerçeği dikkate alınarak çalışan ile işyerini etkileyecek risklerle ilgili gerekli tedbirler alınmalıdır. İşyerlerimizin deprem güvenli olması, işyerlerimizde deprem acil durum planının bulunması hakkımız.

    Açıklamada yer alan dört acil talep şu şekilde:

    1) Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yerel yönetimlerle iş birliği halinde iş yerlerini deprem güvenli hale getirmek için çalışmalarına acilen başlamalıdır. Bakanlık bu konudaki planını çalışanlarla en kısa sürede paylaşmalıdır.

    Bakanlık, iş yerlerinin deprem risk durumlarının işçilerle paylaşılmasını sağlamalıdır.

    2) Deprem bölgelerindeki iş yerlerinde risk değerlendirmesi yenilenmelidir!

    Deprem ve depremin oluşturacağı riskler özel olarak analiz edilmelidir. Bu çalışma için iş sağlığı ve güvenliği profesyonellerine, çalışan temsilcilerine başvurabiliriz. Risk değerlendirmesi yaptırılmasından sorumlu olan patronlarımızdan bunu talep edebiliriz.

    Her çalışan iş yeri risk değerlendirmesi hakkında bilgilenme hakkına sahiptir. Risk değerlendirmesi sonuçlarına göre; sağlık ve güvenlik risklerine yönelik tedbir alınmasını talep etmek hakkımızdır.

    3) Bir acil durum olan depremle ilgili acil durum planı hazırlanmalıdır!

    Risk değerlendirmesi sonuçlarına göre işyerinde deprem öncesi, anı ve sonrası için acil durum planı hazırlanmalıdır. Deprem acil durum planları aynı zamanda; deprem sonrasında çalışanların barınma, yiyecek, içecek, enerji ve iletişim gibi temel ihtiyaçlarını karşılayabileceği önlem ve tedbirleri de kapsamalıdır.

    4) Deprem davranış bilinci oluşturmak amacıyla tüm çalışanlara eğitimler verilmelidir.

    İş yerlerinde acil durumlarla ilgili özel olarak görevlendirilen ekipler, arama kurtarma ve ilkyardım konularında profesyonel eğitim aldırılarak donanımlı hale getirilmelidir.

     

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***