Etiket: skandal

  • Trump resmi olarak suçlandı: Ne zaman teslim olacak, süreç nasıl ilerleyecek?

    Trump resmi olarak suçlandı: Ne zaman teslim olacak, süreç nasıl ilerleyecek?


    Resmi olarak suçlanan bir önceki ABD Başkanı Donald Trump hakkında şimdi en çok merak edilen ne zaman teslim olacağı ve sürecin nasıl ilerleyeceği.

    Trump’ın New York’taki iddianamesinde kendisiyle cinsel ilişkiye girmiş olan bir porno yıldızına ‘sus parası’ ödediği ve bu paranın kampanya yardımlarından kullanıldığı belirtiliyor. 

    Yedi yıl önce gerçekleştiği ileri sürülen bu olay federal suç kapsamına giriyor ve Trump’ın hapis cezası alması olasılığı bulunuyor.  

    Ancak hukuk uzmanları, herhangi bir olası davanın en az bir yıl süreceğini belirterek Trump’ın davasının  2024 başkanlık kampanyasına denk geleceğini tahmin ediyor. Yani Trump başkan adayı bir siyasetçi olarak jüri karşısına çıkabilir ve bu da ABD tarihinde yine bir ilk olur. 

    Manhattan mahkemesindeki büyük jüri, porno yıldızı Stormy Daniels’a yapılan 130 bin dolarlık ödemeyle ilgili aylarca kanıtları görüp tarafları dinledikten sonra Trump’ın suçlanması gerektiği yönünde oy kullandı.

    Verilen bu ‘sus parası’, yıllar önce yaşanılmış olan bir cinsel birlikteliğe dair aktrisin sessiz kalması içindi. 

    Suçlamaların detayı henüz netleşmemiş olsa da Amerikalı analistler bir konuda hem fikir; Trump ödemelerin gerçek doğasını gizleme suçlamasıyla kayıtları tahrif etmekten yargılanacak.

    Trump ise Daniels’ın iddiasını yalanlamaya devam ediyor ve Trump’ın avukatı, gerçek adı Stephanie Clifford olan Daniels’ı haraç almakla suçluyor.

    Cezai kovuşturmaya maruz kalan ilk eski ABD başkanı Trump’ın hakkında yapılan kamuoyu araştırmaları ise Cumhuriyetçi adaylık için hala potansiyel rakiplerin başında geldiğini gösteriyor. 

    Duruşmaların seçim sonrasına kalması garanti

    Geçmiş istatistiklere bakıldığında, 2022’nin ilk üç çeyreğinde Manhattan’daki ortalama bir ceza davasının iddianameden mahkeme kararına geçmesi 900 günden fazla sürüyor. Buna Trump’ın özel durumu da eklendiğinde davanın çok daha uzun süreceği tahmin ediliyor. 

    Bu nedenle duruşmaların Kasım 2024’ün ötesine gelmesi neredeyse kaçınılmaz. Ancak trump seçilse bile kendisini suçlamalardan affetme yetkisine sahip olmayacak.

    Manhattan eski bölge başsavcı yardımcısı Karen Friedman Agnifilo, “Bu eşi benzeri görülmemiş bir durum, ne olacağını söylemesi zor.” şeklinde bir açıklama yaptı.

    Parmak izi ne zaman alınacak ve dosya için fişlenme fotoğrafı ne zaman çekilecek?

    Aktarılanlara göre savcılar ve Trump’ın avukatları hala teslim olma tarihini müzakere ediyor. Bu tarih belirlendiğinde Trump o gün Florida’dan New York’a gelecek ve burada parmak izi alınıp bir numara ile birlikte fotoğrafları çekilecek.

    Bu olduktan sonra eve dönmesine izin verileceği görüşü hakim. Ancak bunlar da yine tarihe geçecek nitelikte şeyler olacak. 

    Başka soruşturmalar da var

    Sus parası ile ilgili New York davası Trump’ın başına dert olan birkaç davadan sadece biri. 

    Georgia eyaletindeki seçim müdahalesi soruşturması ve 6 Ocak 2021’de destekçilerinin ABD Kongre Binası’na saldırmasında Trump’ın rolü gibi başka federal soruşturmalar da devam ediyor. 

    Bir diğer önemli soruşturma da, Beyaz Saray’dan ayrıldıktan sonra gizli belgeleri elinde tutmaya devam etmesiyle ilgili.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Hindistan: Müslüman kadınları müzayedeye çıkaran sahte internet sitesi skandalında 1 kişi tutuklandı

    Hindistan: Müslüman kadınları müzayedeye çıkaran sahte internet sitesi skandalında 1 kişi tutuklandı


    Hindistan’da polis, geçen sene Müslüman kadınların sahte bir internet sitesinde müzayede yoluyla açık artırma yapılarak satılması skandalında bir kişiyi tutukladığını açıkladı.

    21 yaşındaki mühendislik öğrencisi zanlı hakkında dava açıldığı belirtildi.

    Temmuz ayında aralarında gazeteci, araştırmacı ve sanatçıların da bulunduğu onlarca Müslüman kadın bir internet sitesinde satışa çıkarıldıklarını öğrenmiş, olay ülke çapında büyük tepki toplamıştı.

    Skandalda, San Francisco merkezli açık yazılım geliştirme platformu GitHub’a 100’den fazla Müslüman kadına ait fotoğraf “Günün Sulli Fırsatı” başlığı altında yüklenmişti. Bu kişiler arasında Pakistanlı Nobel Ödülü sahibi Malala Yousafzai ve kaybolan Hintli bir kız öğrencinin 65 yaşındaki annesi de bulunuyordu. Bu kadınların çoğunluğunun Hindistan’da yükselen Hindu milliyetçiliği ve Başbakan Narendra Modi’nin bazı politikalarını eleştiren kadınlardan oluşması dikkati çekiyordu.

    “Sulli”, Hindistan’da Müslüman kadınları tanımlayan argo bir terim olarak kullanılıyor. 24 saatten az bir süre açık kalan sitenin amacının Müslüman kadınları küçük düşürmek olduğu belirtiliyor.

    Hindistan’da yaşayan 170 milyon Müslümanın çoğu, Başbakan Narendra Modi’nin Hindu milliyetçisi BJP partisinin 2014’te iktidara gelmesinden bu yana kendilerini “ikinci sınıf vatandaş” gibi hissettiklerini söylüyor.

    Ülkede, Hinduların kutsal kabul ettiği ineklerin korunması için ve diğer nefret suçları yüzünden birçok Müslüman linç girişimlerine uğruyor. Bu durum toplumda korku ve umutsuzluk yaratıyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Rapor: Fransa Katolik Kilisesi’nde son 70 yılda 216 bin çocuk cinsel istismar kurbanı

    Rapor: Fransa Katolik Kilisesi’nde son 70 yılda 216 bin çocuk cinsel istismar kurbanı


    Fransa’da açıklanan raporda, Katolik Kilisesi’nde son 70 yılda tahmini 216 bin çocuğun cinsel istismar kurbanı olduğu belirtildi.

    Raporu yayınlayan komisyonun başkanı Jean-Marc Sauve, bilimsel araştırmalara dayanan tahminin rahipler ve diğer din adamlarının yanı sıra kiliseye dahil olan dindar olmayan kişiler tarafından işlenen suistimalleri içerdiğini söyledi. Sauve, böylece rakamın 330 bine ulaştığını kaydetti.

    50 bin mağdur üzerinden hazırlanan rapora göre, bu dönemde kilisedeki yaklaşık 3 bin çocuk istismarcısının üçte ikisi rahip. Kilise bünyesinde görev yapan 2.900 ila 3.200 rahibin cinsel istismarda bulunduğu tespit edildi. Bu rakam Fransa Katolik Kilisesi’nin toplam kadrosunun yaklaşık yüzde 2.8’ine tekabül ediyor.

    Rahiplerin kilise cemaatinden yakın ilişkide oldukları aile çevreleri cinsel istismarın en sık görüldüğü ortam olarak kayıtlara geçti. Rapora göre, Kilise’nin organize ettiği eğitim, tatil ve spor programları da birçok cinsel istismar vakasına sahne oldu.

    Fransa’da cinsel istismar kurbanlarını temsil eden sivil toplum örgütleri, sorumluların “caydırıcı cezalara” çarptırılmaasını talep ediyor. Komisyon Başkanı Jean-Marc Sauve ise mağdurlara tazminat ödenmesi gerektiğini belirtiyor.

    Raporu hazırlayan komisyon, Fransız Katolik din adamlarının talebi üzerine oluşturuldu

    Söz konusu rapor, 2017’de ortaya çıkan bir cinsel istismar skandalı üzerine Kilise’nin talebi doğrultusunda oluşturulan 22 kişilik bir komisyon tarafından hazırlandı. İstismar vakalarını tespit eden komisyon ayrıca Kilise’ye konuyla ilgili reform önerilerini de rapora ekledi.

    Kilise’ye yönelik toplam 45 önerinin yer aldığı rapor, din adamlarının eğitimi ile ilgil bir dizi reform talebinde bulunuyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Sezgin Baran Korkmaz hakkında bilmeniz gerekenler: Kim, nasıl yükseldi, neden hedefte?

    Sezgin Baran Korkmaz hakkında bilmeniz gerekenler: Kim, nasıl yükseldi, neden hedefte?


    Sedat Peker ‘in 9. videosu ile birlikte Sezgin Baran Korkmaz gündemin bir numaralı ismi oldu. Peki ama Korkmaz kimdir ve neden bu ilişkiler ağı içerisinde yer alıyor?

    Madalyonun A yüzü:

    25 Nisan 1975 tarihinde Kars’ın Digor ilçesinde doğdu. 5 kardeşli Kürt bir ailede büyüdü. Kars’ta boyacılık yapan gencin zirveye çıkış hikayesi birçok defa haberlere konu oldu.

    İhtiyaç sahibi öğrencilere burslar verdi, yoksullara gıda ve para yardımları yaptı. Memleketi Kars başta olmak üzere birçok yerde okullar inşa ettirdi.

    İstanbul Piyalepaşa’da bir semt pazarındaki tezgâhların tamamını satın alıp halka bedava sebze meyve dağıtmasıyla gündem olan, Ağustos 2018’de de milyonlarca dolar değerindeki lüks yatı “Queen Anne” ile Bodrum Cennet Koyu’na gelip halk plajında herkese bedava ayran ve lahmacun dağıtarak ‘Yardımsever iş adamı’ görüntüsü sergileyen Korkmaz, AK Parti döneminde çok hızlı sivrilen iş insanlarından biri oldu.

    Korkmaz isminin baş harflerinden oluşan SBK Holding ve SBK Vakfının kurucu başkanı, Relief International ve EastWest Institue yönetim kurulu üyesi.

    Mega Varlık Yönetim A.Ş., Komak Isı Yalıtım sistemleri, SBK Holding Biofarma İlaç sanayi, Unico Sigorta, Münir Şahin İlaç Sanayi, Ecem İlaç Pazarlama, İstanbul Doğu Batı Derneği, Bugaraj Elektronik Ticaret, Hexagon Mühendislik, Auto Alsat Bilişim Otomotiv, Vaniköy Sigorta, Komak Madeni Yağ Akaryakıt, Boğaziçi Cam Sanayi, Bukombin Bilişim, Ürosan Kimya, Noil Yatırım, Blane Teknoloji, Umut İlaç, İsaanne Sarl şirketlerinin sahibi.

    Türkiye, Avrupa, Rusya, Güney/Güneydoğu Asya’da faaliyet gösteren tüm şirketlerinde 5 binden fazla kişi çalışıyor.

    Madalyonun B yüzü:

    Korkmaz bugünlerde ise hileli satışlar, modern tefecilik, çetrefilli işleri çözen kişi olmak ve mafya ile ilişkileri üzerinden anılıyor.

    Türk Hava Kurumu’nun (THK) Laleli Tayyare Evleri’ni illegal bir şekilde ele geçirmeye çalıştığı iddiası ile hakkında suç duyurusu yapıldı. “Adli makamları yanıltmak, iftira, dolandırıcılık, şantaj ve çete yöntemleri kullanmaya” kadar uzanan bir dizi iddia bu dosyada yer aldı.

    Ayrıca ABD’de yaşayan iş insanı Bora Jet’in eski sahibi Yalçın Ayaslı, firmasının Korkmaz’a yapılan satışı ile ilgili “kapsamlı gasp” iddiasıyla ABD’nin New Hampshire eyaletinde dava açtı.

    Şimdilerde Türkiye’deki tüm şirketlerine ve mal varlığına mahkeme tarafından el konulmuş olan Korkmaz, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, uluslararası kara para aklama suçlamasıyla aranıyor.

    Amerika’nın Utah Eyaleti’nde de vergide sahtecilik yapmaktan ceza alan bir şirketle ilişkisi mevcut. Türkiye’yi eşi ile birlikte 5 Aralık 2020 tarihinde terk etti.

    Sedat Peker, Kormaz’ı bizzat İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun bakanlığa çağırıp “hakkında dosya hazırlandığını ve kaçması için uyardığını” öne sürdü.

    2 Mayıs 2021 tarihinde hakkında açılan soruşturmalar tamamlanan Korkmaz’ın 6 şirketi üzerinden 132 milyon dolar kara para akladığı gerekçesiyle 7 yıl 6 aya kadar hapis cezası istendi.

    2020’de Korkmaz’ın da aralarında bulunduğu 14 kişi hakkında benzer şekilde mal varlıklarına el konulması talebinde bulunulmuştu. Bu kişiler arasında ABD’deki dolandırıcılık davasının sanıkları olan Mormon tarikatı üyeleri Jacob Kingston, Isaiah Kingston, Rachel Kingston ve Sally Kingston kardeşler de yer alıyor.

    Kingston kardeşlerin ABD Hazinesi’ni dolandırmasıyla ilgili davaya bakan Utah Federal Savcılığı’nın talebi üzerine gerçekleştiği söylenen tedbir kararı “suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesini” düzenleyen 5549 sayılı yasa uyarınca alındı.

    ABD’deki kararında atıf yapılan yasanın 17. maddesi suç gelirinin aklanmasının yanı sıra “terörün finansmanı suçunun işlendiğine dair kuvvetli şüphe bulunan hallere” dair düzenlemeyi de içeriyor.

    Bir anda tüm suçlamalar düştü

    Korkmaz ise iddiaları reddederek “Gelen her kuruş sermaye Amerikan otoritelerinin ve bankalarının izni ile gelmiştir” açıklaması yapmıştı. Bu açıklamadan üç hafta sonra 6 Ekim’de hakkındaki tedbir kararı kaldırıldı ve bunu kaldıran kararda imzası olan İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Hasan Yılmaz, 16 Ekim’de Adalet Bakanlığı yardımcılığına atandı.

    MASAK’ın raporuna “aklama suçunu oluşturan öncül suçların işlendiğine dair somut bulguların tespit edilemediği” kaydedildi. Korkmaz ile birlikte 14 kişi hakkındaki şirket ve kişisel banka hesaplarına konan blokaj ve tedbirler kaldırıldı. Bunu takiben kasım ayında da yurtdışı çıkış yasağı kaldırıldı ve ülkeden ayrılana kadar Korkmaz’ın ifadesi dahi alınmamış oldu.

    Korkmaz yurtdışına çıktıktan sonra dosyalar yeniden açıldı

    2020’nin son haftasında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma kapsamında Korkmaz’ın da aralarında bulunduğu SBK Holding ve alt şirketlerinde yönetici olan 19 kişi hakkında bir kez daha gözaltı kararı verildi.

    Ne var ki, Korkmaz da dahil bunların 8’i yurtdışındaydı. Diğeri ise gözaltına alındı. Sadece Kâmil Feridun Özkahraman isimli 1 kişi tutuklanırken diğerleri adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

    Bu yeni soruşturma ABD’deki dolandırıcılık davasıyla ilgiliydi. Davanın sanığı Kingston kardeşler, Türkiye’ye gönderdikleri paranın dekontlarını, Korkmaz ve Türkiye irtibatlarıyla ilgili iletişim bilgilerini Amerikalı savcılarla paylaşmışlardı. Bunun üzerine Utah Federal Savcılığı da mahkemeye başvurarak Korkmaz’ın Türkiye’deki varlıklarının ABD tarafından geri alınmasını talep etmişti.

    Kısaca dosya numarası 2020/137034 ile aynıydı ancak 2 ay önce tedbirlerin kaldırılmasına neden olan farkın ne olduğu anlaşılamadı.

    Korkmaz’ın servetinin kaynağı

    Şirketlerinden elde ettiği gelirler bir kenara Korkmaz’ın esas gelirinin ABD’de Kingston kardeşlerin yaptığı dolandırıcılıktan aldığı komisyondan ileri geldiği öne sürülüyor.

    Yenilenebilir enerji şirketi kurup biyoyakıt üreten ve satan kardeşler aslında herhangi bir üretim yapmıyorlar ama yapmış gibi gösterip Amerikan devletinden milyonlarca dolar teşvik alıyorlardı. Ayrıca kendilerine vergi indirimi de sağlanıyordu.

    Birçok farklı banka hesabı aracılığıyla 3 milyar dolardan fazla bir miktarı yakıt alım-satımı yapmış gibi göstermişlerdi. Bu şekilde 2014-2018 yılları arasında 511 milyon doları dolandırıcılıkla elde ettiklerini mahkemede kabul ettiler. Kabul edilen suçlamalar arasında, 134 milyon dolarlık kısmın Lüksemburg ve Türkiye’deki şirketlere gönderilmesi de vardı. Her iki ülkedeki şirketler de Korkmaz’a aitti.

    AK Parti ve Kingstonlar ile bağlantısı

    Korkmaz’ın AK Parti ile bağlantısını sağlayan ismin Ekim Alptekin olduğu belirtiliyor. Alptekin’in AK Parti iktidarıyla kurduğu iyi ilişkiler sayesinde Türk Amerikan İş Konseyi’nin (TAİK) başkanlığına getirildiği ve 2017 yılında Washington’daki Trump Otel’de bir toplantı düzenlediği bu toplantıya da Sezgin Baran Korkmaz’ın sponsor olduğu aktarılıyor.

    Korkmaz bu toplantıda yaptığı konuşmada ABD’de iş hayatına girişini, Kingstonlarla nasıl tanıştığını anlatarak bulunduğu yere gelmesinde Ekim Alptekin’in çok büyük katkısı olduğunu belirtiyor.

    Alptekin Ekim 2016’da ABD’de hakkında açılan bir soruşturma nedeniyle kısa süreliğine Türkiye’ye dönmüş ve dolandırıcılık paralarının Türkiye’de piyasaya sokulmasında kullanılan Mega Yönetim A.Ş’nin yönetim kurulunda yer almış Nisan 2017’de istifa etmişti.

    Alptekin’in adı daha sonra Fethullah Gülen’in iadesi için “komplo kurmak” ve “yabancı bir devlet adına kayıt dışı temsilci olarak hareket etmek” iddialarıyla gündeme geldi. Alptekin bu iddiaları reddediyor.

  • AP’den Sedat Peker dosyası: Bir mafya lideri nasıl YouTube fenomeni oldu?

    AP’den Sedat Peker dosyası: Bir mafya lideri nasıl YouTube fenomeni oldu?


    Türkiye’de bir süredir pazar günleri, organize suç örgütü lideri olmak suçlamasıyla aranan ülkedeki sistemle ilgili gizemli ilişkiler ağını anlattığı, kendisinin de karıştığı pek çok yasa dışı olayın iç yüzünü ifşa ettiği gün.

    Gülistan ve Alparslan Ataş çifti de bütün hafta pazar gününün gelmesini beklediklerini söylüyor. Peker’in dokuzuncu videosunu İstanbul’da ailesiyle birlikte izleyen 38 yaşındaki Gülistan Ataş, “Heyecanla ve her hafta bekliyorum” diyor.

    Gülistan’ın eşi 41 yaşındaki Alparslan Ataş da “Tıpkı ‘Baba’ ve ‘Yaralı Yüz’ filmlerinde herkesin hafızasına kazınan karakterler gibi şimdi de herkesin aklında Sedat Peker var” ifadelerini kullanıyor.

    Beklenmedik şekilde bir sosyal medya fenomenine dönüştüren Sedat Peker’in videoları on milyonlarca insan tarafından izleniyor ve günümüzde Türkiye’de kendisini bu kadar izletebilen, dinletebilen ve en önemlisi de inandırıcı olabilen başka kimse yok.

    Avrasya anket şirketinin bir araştırmasına göre ankete katılanların yaklaşık yüzde 75’i Sedat Peker’in anlattıklarına inanıyor.

    49 yaşındaki kaçak mafya babası Sedat Peker, uyuşturucu kaçakçılığı, tecavüz ve cinayeti örtbas etme iddialarından terör örgütlerine silah transferine kadar pek çok konuda bir zamanlar açıkça desteklediği ve desteklendiği Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve onun iktidar partisinin üyelerini çok zor bir durumda bırakan şeyler anlatıyor.

    Dubai’de kaldığı sanılan Peker, yakalanmamak için devamlı yer değiştiriyor. Kendisine yanlış yaptığını iddia ettiği siyasi figürlerle hesaplaşmak için skandal ama henüz savcılar devreye girmediği için soruşturulmamış ve dolayısıyla kanıtlanmamış iddialarda bulunuyor.

    Ancak anlattıklarının bazıları kamuoyunda bilinen bazıları da tahmin edilen şeyler. Peker’in farkı ise sistemin içinden biri olması ve ifşaatlarının bir çoğunun ispatını paylaşması bir çoğunun da yalanlanamıyor olması.

    Hükümet, Peker’in iddialarına karşılık şu ana kadar çoğunlukla sessiz kalmayı tercih etti.

    50 milyondan fazla izlenme

    YouTube’da yayınlanan haftalık videolar toplamda 50 milyondan fazla izlendi ve ülkede bir numaralı gündem maddesi haline geldi. Anlatılanlar devlet yolsuzluğuna ilişkin endişeleri artırdı ve ismi geçen kişileri de savunma pozisyonuna geçirdi.

    Videolar ayrıca iktidar partisi içindeki rakip gruplar arasında iddia edilen anlaşmazlıkları ortaya çıkardı.

    Videolarda bir yelek veya bir madalyon takan ve üst düğmeli açık bir gömlek giyen Peker, özenle düzenlenmiş notları, tespihleri ​​ve kitaplarıyla bir masanın arkasından rakipleriyle alay ediyor ve onların sonunu getireceğine yeminler ediyor. En meşhur hale gelen sözü de: “Bir tripod ve bir kameraya yenileceksiniz”.

    İlk videolarda Ağar’ı hedef aldı

    İlk videoları eski içişleri bakanı Mehmet Ağar ve genç bir Kazak gazetecilik öğrencisine tecavüz etmek ve daha sonra cinayetini intihar olarak örtmekle suçladığı iktidar partisi milletvekili oğlu Tolga Ağar’ı hedef aldı.

    Peker, Mehmet Ağar’ın uyuşturucu kaçakçılığı operasyonlarında kullanılmış olabilecek lüks bir yat limanına zimmete geçirdiğini öne sürdü.

    Daha sonraki videolar, eski başbakan Binali Yıldırım’ın oğlunun uyuşturucu kaçakçılığına karıştığını iddia etti. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya yönelik suçlamalarının dozunu da giderek arttırdı.

    Olaya karışanların hepsi Peker’in suçlamalarını reddetse de karşılığında iddiaların doğru olmadığını gösterebilecek kanıtlar ortaya koyulamadı.

    Erdoğan uzun süre görmezden gelmeye çalıştı

    Hükümet geçmişte ‘cihatçılara’ silah gönderildiği iddialarını reddetmiş ve bunu ilk kez haber yapan gazetecileri hapse atmış olsa da Erdoğan videolardaki iddialara ilişkin henüz özel bir açıklama yapmış değil.

    Peker videolarını ilk günlerde görmezden gelen Erdoğan, iktidar ortağı MHP lideri Devlet Bahçeli’nin açıklama yapması sonrası sessizliğini bozmak durumunda kaldı ve 26 Mayıs’ta mafya liderinin Türkiye’ye karşı bir komplonun parçası olduğunu ileri sürdü. Peker’in hedefindeki İçişleri Bakanı’na sahip çıkan Erdoğan iddialara özel olarak değinmedi.

    Bu arada muhalefet partileri, söz konusu isimlerin istifasını talep etti ve iddialarla ilgili meclis ve yargı soruşturmaları açılması için mecliste araştırma önergeleri verildi. Ancak tüm bu girişimler AK Parti ve MHP oylarıyla reddedildi.

    Yetkililer, Peker için yeni tutuklama emri çıkarırken Erdoğan da Peker’in bulunduğu yerden alınıp Türkiye’ye getirileceği ve yargı önüne çıkarılacağı sözü verdi.

    “Toplum bilgiye erişim ve şeffaflık ihtiyacı duyuyor”

    Türkiye’de kamuoyu anketleri yapan ‘Türkiye Raporu’nun direktörü Can Selçuki, Peker’in YouTube videolarının altına gönderilen binlerce yorumların analiz edildiği bir çalışma gerçekleştirdi ve buna dayanarak “Mafya patronunun popülaritesinin bilgiye erişim ihtiyacından kaynaklandığı” sonucuna varıldığını söyledi.

    AP’ye konuşan Selçuki, “Bana öyle geliyor ki insanlar bu yasadışı figüre kafalarındaki soruları başka yerden cevap alamadıkları için soruyorlar. Bu da bana Türk toplumunda daha fazla şeffaflık için artan bir talep olduğunu gösteriyor.” dedi.

    Nisan ayında Peker’in ekibine yönelik bir operasyon başlatıldı ve kendisiyle yakınlığı olan yaklaşık 60 kişi tutuklandı.

  • Danimarka: ABD’nin casusluğu müttefiklerimizle ilişkilerimize zarar vermez

    Danimarka: ABD’nin casusluğu müttefiklerimizle ilişkilerimize zarar vermez


    Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, ABD’nin ülkesinin bilgi ve iletişim ağları aracılığıyla Avrupalı ​​liderler hakkında casusluk yaptığına ilişkin raporların Fransa ve Almanya başta olmak üzere diğer müttefiklerle ilişkilerine zarar verdiğini düşünmediğini söyledi.

    Başbakan Mette Frederiksen yerel haber kanalı Ritzau’ya verdiği demeçte şunları söyledi:

    “Fransa veya Almanya ile ilişkilerin yeniden kurulmasına ihtiyaç olduğuna ilişkin analizlerin doğru bir şekilde ortaya konduğunu düşünmüyorum. Devam eden bir diyaloğumuz var ve istihbarat konularında da buna sahibiz”

    Danimarka devlet yayıncısı DR’nin pazartesi günü bildirdiğine göre, ABD Ulusal Güvenlik Ajansı, Danimarka denizaltı internet kablolarını komşu ülkeleri ve Alman Şansölyesi Angela Merkel de dahil olmak üzere liderlerini gözetlemek için kullandığını ileri sürmüştü.

    “Sistematik bir izleme yapmak doğru değil”

    Başbakan Frederiksen, ülkenin savunma bakanının daha önceki bir açıklamasını yineleyerek, “Müttefiklerin sistematik olarak izlenmesi gibi bir uygulama olmamalı” dedi.

    Washington salı günü yaptığı açıklamada, güvenlik meseleleriyle ilgili herhangi bir soruyu ele almak için müttefikler ve Avrupalı ​​ortaklarla birlikte çalışacağını duyurdu.

    Hem Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron hem de Merkel, müttefiklerin telefon dinlemesinin kabul edilemez olduğunu ve iki ülkenin neler olduğuna dair tam şeffaflık beklediklerini söylediler.

  • İngiltere, Başbakan Johnson’ın çocuk bakıcısı ve tadilat masraflarını kimin ödediğini tartışıyor

    İngiltere, Başbakan Johnson’ın çocuk bakıcısı ve tadilat masraflarını kimin ödediğini tartışıyor


    İngiltere Başbakanı Boris Johnson hakkında, konutunda yapılan tadilatla bir çocuğunun bakıcı masraflarını nasıl karşıladığına ilişkin yeni iddialar ortaya atıldı.

    İngiliz The Sunday Times gazetesi, Başbakanlık Konutunun dekorasyonu için 200 bin sterlin tutarındaki faturanın, Johnson’ın lideri olduğu Muhafazar Parti’ye bağış yapan biri tarafından ödendiğini öne sürdü. Gazete ayrıca bir parti üyesinden, başbakanın bir yaşındaki oğlu Wilfred’ın bakıcı masraflarını karşılamasını istendiğini de yazdı.

    Haberde, adı açıklanmayan bağışçının “Broşürlerin ücretini ödemek sorun değil ama başbakanın bebeğinin altını değiştirme masraflarını ödememi istemeleri çok aşalayıcı” dediği de yer aldı.

    İngiliz yasalarına göre partilere yapılan ayni yardımlar vergiye tabi olduğundan beyanının yapılması gerekiyor. İddiaların ilk ortaya atılmasının ardından İngiltere Seçim Komisyonu, tadilat ücretinin nasıl ödendiğine ilişkin soruşturma başlatmıştı. Skandalla ilgili soruları yanıtlamaktan kaçınan Johnson paranın kendi cebinden çıktığını söylemekle yetiniyor.

    Bakıcı masraflarına dair iddialarla ilgiliyse Başbakanlık Ofisinden yapılan açıklamada, “Çocuk bakımı ile ilgili tüm giderler Başbakan tarafından karşılanmıştır” denildi.

    Muhafazakar iktidar skandallarla gündemde

    Ülkenin Avrupa Birliği’nden ayrılması anlamına gelen Brexit’in sıkı savunucularından Johnson, hem Brexit sürecinde hem de salgının başında uyguladığı politikaları nedeniyle sıkça eleştirilmişti.

    Başbakanın başını derde sokan iddialardan önce Muhafazakar hükümetin pandemi sürecinde ihale kanunu askıya alıp, sağlık malzemelerinin tedariki için partiye yakın iş insanlarıyla anlaştığının ortaya çıkması iktidarı sarsan son skandal olmuştu.

    Geçtiğimiz haftalarda, Johnson’ın bir toplantıda “Bir daha tam kapanma emri vermektense cesetlerin sokaklarda yığıldığını görmeyi yeğlerim” dediği de ortaya atılmış, bu söylentilerde ülke gündemine oturmuştu.

    Avrupa ülkeleri arasında İngiltere’nin nüfusunun en hızlı aşılayan ülke olması ise iktidarın takdir edildiği hususlardan biri.