Etiket: Sivrisinek

  • ABD’de sivrisinekten virüs kapan bir kişi öldü

    ABD’de sivrisinekten virüs kapan bir kişi öldü


    Artı Gerçek – ABD’nin New Hampshire eyaletinde, sivrisineklerden insanlara bulaşan doğu at ensefaliti (eastern equine encephalitis) virüsü nedeniyle bir kişi öldü. Eyaletin Sağlık ve İnsan Hizmetleri Departmanı’ndan (DHHS) yapılan yazılı açıklamada, ağır merkezi sinir sistemi semptomları nedeniyle hastaneye kaldırılan ve doğu at ensefaliti virüsü testi pozitif çıkan hastanın öldüğü duyuruldu.

    EN SON 10 YIL ÖNCE GÖRÜLMÜŞTÜ

    Sivrisineklerden yayılan doğu at ensefaliti virüsü vakasının en son 2014 yılında gözlemlendiğini belirten DHHS, Massachusetts ve Vermont eyaletlerindeki birer kişide daha doğu at ensefaliti virüsüne rastlandığını açıkladı.

    Massachusetts eyaleti yetkilileri, hastalıkla mücadele kapsamında Plymouth ve Worcester bölgelerinde sivrisinek ilaçlaması yapılacağını duyurmuştu. Yetkililer, Oxford bölgesinde ise akşam saatleri için planlanan açık hava etkinliklerinin yasaklandığını ifade etmişti.

    DOĞU AT ENSEFALİTİ NEDİR?

    Enfekte sivrisinekler aracılığıyla insanlara bulaşan doğu at ensefaliti virüsü, nadir ve ölümcül bir hastalık olarak biliniyor.

    ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi verilerine göre, bu hastalığa yakalananların yaklaşık yüzde 30’u hayatını kaybederken, hastalığı atlatanlar bazı nörolojik problemlerle karşılaşabiliyor.

    Hastalığın semptomları arasında yüksek ateş, baş ağrısı, kusma, ishal ve uyku sersemliği bulunuyor. Hastalığa yönelik henüz bir tedavi yöntemi bulunmuyor. (AA)

    ***Kaynak: Artı Gerçek***
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Türkiye’de de vakalar görülmeye başlandı, maymun çiçeğinden daha önemli

    Türkiye’de de vakalar görülmeye başlandı, maymun çiçeğinden daha önemli


    Artı Gerçek – Türk Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK) Başkanı Prof. Dr. Serap Şimşek Yavuz, “Culex” türü sivrisineklerden bulaşan ve Batı Nil ateşine yol açan virüs salgınına karşı uyarıda bulundu. Yavuz, Batı Nil virüsü enfeksiyonuna bağlı vakaların Marmara bölgesinde, Bursa ve İstanbul’dan bildirilmeye başlandığını söyleyerek, virüsün beyne yerleşme riski nedeniyle yaşlılarda ölümcül olabildiğine işaret etti.

    Şu anda M çiçeği değil bu enfeksiyonun toplum açısından daha önemli olduğu görüşünü paylaşan Yavuz, ilgili bakanlıklar ve yerel yönetimlerin işbirliği ile sivrisinekle mücadeleye ağırlık verileceğini de vurguladı.

    Yavuz, hastalığın virüsü taşıyan kuşlarla temas eden Culex türü sivrisineklere, onlardan da insanlara bulaştığını, özellikle yaşlı nüfusta, merkezi sinir sistemini tutarak menenjite yol açabildiğini anlattı. Bildirilen vakaların da hastaneye yatış gerektiren ağır olgular olduğunu söyleyen Yavuz şöyle konuştu:

    “Yüzde 80, hastalığı hafif geçiriyor. Ancak yaşlılar ve bağışıklığı baskılanmış kişilerde ağır ve ölümcül olabiliyor. Yerel yönetimler ve ilgili bakanlıkların işbirliğiyle Afrika’dan gelen kuşların göç yolları üzerindeki il ve ilçelerimiz başta olmak üzere, sivrisinekle mücadelede daha aktif önlemler almalıyız. Özellikle durgun sularda hızla üreyebilen bu virüs, Culex türü sivrisineklerin de hızla çoğalabildiği alanlar. Bu nedenle kapalı çiftlikler ve yazlıklar da dahil, havuzlar, bidonlar, lastik içleri gibi su birikintisi yaratacak her türlü kaynağın ilaçlanması veya kurutulması gerekli. Kişisel olarak da sinek kovucular veya cibinlik, sineklik gibi önlemler alınabilir.”

    ‘ŞU ANDA M ÇİÇEĞİNDEN DAHA ÖNEMLİ’

    Prof. Dr. Yavuz, şöyle devam etti:

    “Aslında şu anda ülkemizde güncel enfeksiyon sorunları içinde daha ciddiye almamız ve korunmak için daha çok çaba harcamamız gereken şey, Batı Nil ateşi. Toplumda, M çiçeğinden daha fazla sıkıntı yaşıyoruz. Bu virüsün önemli bir özelliği, genelde semptomsuz seyretmekle birlikte olguların bir grubunda ateşli bir hastalık, bir grubunda da merkezi sinir sistemi dediğimiz beyni ya da omuriliği etkileyebiliyor. İşte bunlarda biraz ölümcül olabiliyor. Yaptığı pikler açısından çok öngörülebilir bir virüs değil açıkçası. Belli dönemlerde daha çok vaka oluyor. Mesela yıllarca hiç görmüyorsunuz. Ardından birden vaka sayıları artıyor. 2010 yılında Türkiye’de en büyük salgınını yapmıştı. Daha çok Ege bölgesindeydi. 2019’dan beri böyle bir artış görmemiştik. Vaka sayılarında belirgin bir artış var şu anda. Esas olarak Marmara bölgesinde yoğunlaşıyor vakalar. İstanbul dahil olmak üzere Bursa, o bölgeler… Genelde gölü olan, barajı olan, durgun su kaynağı olan ilçelerde daha çok görüyoruz. İstanbul’da Avrupa Yakası ağırlıkta. Bizim, hastanelerde gördüğümüz en ağır ve en nadir görülen formdaki hastalar oluyor. Dolayısıyla en ağır formundan 10 vaka görüyorsanız, en az bin-bin 500 olabilir hafif vakalar da.”

    ‘ÇOĞUNLUK HAFİF GEÇİRİYOR, YAŞLILAR İÇİN RİSKLİ’

    Hastalığın çocuklar ve erişkinler için çok büyük risk taşımadığını, sivrisineklerin virüs bulaştırdığı kişilerin yüzde 80’inin belirti bile vermeden hastalığı geçirebildiğini anlatan Prof. Dr. Yavuz, yaşlılardaki riske vurgu yaparak şu bilgileri verdi:

    “Yaşlılarda yüzde 10’u aşan bir ölüm riski var. Virüs bulaşan kişilerin yüzde 80’inde hiçbir belirti olmuyor. Virüsü alan kişilerin yüzde 20’sindeyse semptomlar ortaya çıkabiliyor. Semptomatik olanların yüzde 90’ında ateşli bir hastalık oluyor. Ateş, kırıklık, halsizlik oluyor. Yaz aylarında ateşli hastalık olduğu zaman zaten aslında aklımıza geliyor. Kas, eklem ağrıları, bazılarında da döküntü olabilir. Yani vücutta üst bölgelerde özellikle, döküntü olabilir. Kendi kendine aslında bir hafta 10 gün içinde geçen bir hastalık. Ancak virüsü alanların yüzde 1-2’lik bir grubunda, semptom gösterenlerin de yüzde 10-20 kadarında, beyin ya da medulla spinalis dediğimiz omuriliği tutan bir enfeksiyon gelişebiliyor. İşte bizim korktuğumuz bu oluyor.”

    ‘AĞIR HASTALARDA FELCE BİLE NEDEN OLABİLİYOR’

    Merkezi sinir sistemi tutulumları olduğunda beyin zarı iltihabı, beynin dokusunu tutan ensefalit ve hatta felç dahi görülebildiğini belirten Prof. Dr. Yavuz, şöyle devam etti:

    “Baş ağrısı, bilinç değişikliği, kişilik değişiklikleri, dengesizlik, hareketlerde yavaşlama, Parkinson gibi bir tablo (çünkü Parkinson’un etkilediği bölgeleri tutan bir virüs bu), ellerde titreme olabiliyor. Bu sivrisinekler eskiden beri ülkemizde var olan sivrisinekler. Culex dediğimiz tür aracılığıyla bulaşıyor. Sivrisinekler de bu virüsü kuşlardan alıyorlar. Hem Türkiye, hem İstanbul, kuş göç yolları üzerinde. Sürekli bir kuş girişi oluyor. Kuş girişi demek, virüsün de girişi olduğu anlamına geliyor. Sivrisinekler, bunu atlara da bulaştırabiliyor. Hatırlarsanız geçen yıllarda Karacabey’deki atlara da bulaşıp ölümlere neden olmuştu. İnsanlar arasında bulaşma riski yok. Yani insandan insana geçmiyor.”

    ‘HAVALAR SICAK GİTMEZSE EYLÜL EKİM GİBİ SONLANIR’

    Genellikle yaz hastalığı gibi olan Batı Nil ateşinin her yaz ortaya çıkmama nedeninin de uygun iklim koşullarıyla alakalı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Yavuz, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Sivrisineğin olması gerekiyor bulaşması için. Fakat özgün iklim koşulları da gerekiyor. Yani aslında biz her yaz Batı Nil ateşi ile ilgili bir sorun yaşamıyoruz. Yağışların çok arttığı, ardından çok sıcak havaların geldiği dönemler ideal koşulları oluşturuyor. Bizde genelde Temmuz-Ağustos aylarında ortaya çıkıyor, Ağustos-Eylül’de pik yapıyor ve en yüksek sayılarına ulaşıyor. Havaların durumuna göre de Eylül-Ekim gibi genellikle bitmesi bekleniyor. Ama havalar ısındıkça bu dönem uzayabiliyor. Bizim dışımızda İsrail’de bir salgın var şu anda. Çok yüksek sayılar bildirdiler, Haziran’a kadar sadece 164 vaka bildirdiler ki bunlar da ciddi vakalar, yani nöroinvaziv, beyni etkileyen vakalar.”

    AŞISI YOK DESTEK TEDAVİLER KULLANILABİLİYOR

    Batı Nil ateşinin aşısı ya da belirli bir tedavisi olmadığını da anlatan Prof. Dr. Yavuz, ağır geçirebilen riskli gruptaki hastaları ancak destek tedavilerle iyileştirmeye çalıştıklarını kaydetti söyledi. Virüsün tespitinde PCR testleri kullanılabildiğini veya virüse karşı vücudun antikoruna bakıldığını söyleyen Prof. Dr. Yavuz, “Bu testlerimiz var halk sağlığı merkez laboratuvarlarda. Culex türü sinekler gündüz ısırmazlar genelde. Klasiktir, Türkiye’dekilerin çok iyi bildiği gibi gece çıkarlar, bizi gece ısırırlar. Daha küçüktürler, ısırıklarının da normal bir sinek ısırığından ayırt edici bir özelliği yoktur. Her sivrisinek ısırığıyla hastalık bulaşacak diye bir şey de yok. Çünkü her sivrisinek bunu taşımıyor. Yani o kuşlarla temas eden sivrisinekler kuştan alıp insana bulaştırabiliyor. Burada tabii ki panik yapacak bir durum yok. Akılcı bir şekilde sivrisineklerle mücadeleyi öncelememiz lazım sadece” dedi.

    BOŞ YAZLIK VE ÇİFTLİKLERE VE HER TÜRLÜ SU KAPLARINA DİKKAT

    Bireysel olarak sivrisinek koruyucu spreyler, uzun kollu giysiler, cibinlik ya da pencerelere sineklik gibi önlemlerle sivrisineklerden korunabileceğini belirten Prof. Dr. Yavuz, özellikle boş yazlıkların ve çiftlik evlerinin, hatta sokağa bırakılan ve suyu değiştirilmeyen küçük su kaplarının bile sivrisineklerin hızla üremesi için ideal alanlar yarattığını belirterek sözlerini şöyle noktaladı:

    “Burada önemli olan tüm paydaşların ortak çalışması. Sonuçta bir kuş göçünü engelleme şansınız yok. İstanbul için söyleyecek olursam biz aslında dün KLİMİK derneği olarak bir toplantı yaptık. Orada da tüm paydaşlardan da temsilciler vardı. Şunu görmekten de çok büyük mutluluk duydum, çok koordineli güzel bir çalışma yapılıyor şu an. Hem bakanlık hem de il ilçe belediyeleri tarafından. Olayın farkındalığı çok yüksek. Bir de şu konuda uyarmak istiyorum aslında dünkü toplamda de dile getirildi, özellikle mesela İstanbul çevresinde çiftlik vs ve kullanılmayan evlerde daha çok olmak üzere, belediyenin de giremediği birtakım özel alanlar var. Havuzlar, su doldurulmuş bidonlar, lastikler, içinde su olan her şey, her türlü su birikintisi, su koyduğunuz en küçük kapların içinde bile sivrisinekler çoğalabiliyor.” (DHA)

    ***Kaynak: Artı Gerçek***
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Asya kaplan sivrisineği İstanbul’da yayılıyor: ‘Alerjik reaksiyona yol açabilir’

    Asya kaplan sivrisineği İstanbul’da yayılıyor: ‘Alerjik reaksiyona yol açabilir’


    Artı Gerçek – İstanbul’da son dönemde hızla yayılan Asya kaplan sivrisineği, alerjik reaksiyonlar ve potansiyel hastalık taşıma riskleriyle endişe yaratıyor. Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Necla Birgül İyison, sivrisineğin özellikleri ve yayılma nedenleri hakkında açıklamalarda bulundu. İyison, belediyelerin ilaçlama çalışmalarını artırması ve vatandaşların su birikintilerine dikkat etmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca, çevre dostu ve uzun vadeli çözümler geliştirmek için çalışmaların sürdüğünü belirtti.

    ‘HENÜZ VAKAYA RASTLANMADI’

    Doç. Dr. İyison, Asya kaplan sivrisineğinin giysilerin üzerinden ısırabildiğini, nematod, parazit ve virüs taşıyabildiği için “sarıhumma” “dang humması”, “zika”, “chikungunya”, “Batı Nil virüsü” gibi hastalıkların taşınmasında etkili olduğunu ancak bu hastalıklara dair henüz Türkiye’de bir vakaya rastlanmadığını ifade etti.

    ‘AGRESİF BİR TÜR’

    Özellikleri nedeniyle “agresif bir tür” olarak tanımladığı Asya kaplan sivrisineğine dair bilimsel çalışmaları ve yeni gelişmeleri takip ettiğini aktaran İyison, “İklim değişikliği de bu sivrisineklerin gelişimini sağlıyor. Çünkü havalar ısındıkça hızlı gelişim gösteriyor ve bıraktıkları yumurta sayısı daha çok artıyor. Sayıları artınca tabii daha fazla insana zarar verebiliyor.” değerlendirmesini yaptı.

    Bu sivrisineğin Güney Amerika’dan yapılan ticari alışverişler sırasında, gemi vasıtasıyla geldiği Türkiye’de ilk kez 2011’de Trakya’da, 2017’de Karadeniz’de görüldüğünü ve ardından İstanbul ile farklı bölgelere yayıldığını belirten İyison, invaziv bir tür olduğu için ortama çabuk adapte olup orada çoğalabildiğini dile getirdi.

    ‘ALERJİK REASKİYONA YOL AÇABİLİYOR’

    Doç. Dr. Necla Birgül İyison, Asya kaplan sivrisineğinin ısırdığı kişilerde yarattığı etkiye ilişkin, şu bilgileri verdi:

    “Isırdığı kişilerde alerjik reaksiyonlara yol açabiliyor. Öncelikle kasılma meydana geliyor. Sonra kızarma oluşuyor belirli bir bölgede. Bunu nasıl giderebiliriz? Kızarıklık oluşan bölgeye buz koyabiliriz. Bu hem iltihabın yayılmasını hem de kaşıntıyı engelleyebilir. Antihistaminik merhemler de kullanılabilir. Belirtiler geçmezse doktora gidilmelidir. Eğer sinek boğaz bölgesini ısırırsa, bu şişlik meydana getirdiği için çok tehlikeli olabiliyor. Bu gibi durumlarda hemen doktora başvurulması gerekiyor.”

    ‘DIŞARIDAKİ SU BİRİKİNTİLERİ ÖNLENMELİ’

    Bu türün yumurtalarını su birikintilerine bıraktığına işaret eden İyison, şöyle konuştu:

    “Yumurtalarını genelde sığ sulara bırakıyorlar ve oradan yayılıyorlar. Dereler, açık alandaki su birikintileri, su kanalları, bidonlar, havuzlar bu sivrisineklerin yumurtalarını bırakabileceği yerler arasında. Yumurtalar zamanla gelişiyor, gelişmelerinin ardından onlar da tekrar yumurta bırakıyorlar. Uygun koşullarda 1 hafta içerisinde çoğalabilirler. Bir kerede yaklaşık 50 yumurta bırakabiliyorlar. Bu nedenle, dışarıdaki su birikintileri önlenmeli. Yurt dışında yapılan bir araştırmaya ait makalede, su birikintileri olan ve olmayan bir yerde bu sivrisineklerden kaynaklı sarıhumma, dang humması hastalıklarının ne kadar yaygın olduğuna bakılmış. Makalede, bu su birikintileri kalktığında bu hastalıkların yayılımının yüzde 50-60 azaldığı bildirilmiş.”

    ‘SARIYER VE BEYKOZ’DA YOĞUN ŞEKİLDE GÖRÜLÜYOR’

    Doç. Dr. İyison, bu türün şu anda İstanbul’daki yaygınlık durumu ve yapılması gerekenler hakkında da şu değerlendirmelerde bulundu:

    “Şu anda İstanbul’da yaygın. Sarıyer’de, Beykoz’da yoğun şekilde görülüyor. Ancak bence iklim değişikliği nedeniyle artık her yere yayılıyor. Belediyeler ilaçlamaları artırabilir, belirli bölgelerde daha fazla ilaçlama yapabilir. Vatandaşlar da balkonlarında, bahçelerinde veya çevrelerinde su bırakmamaya, su birikintilerine dikkat edebilirler.”

    ‘ETKİLİ BİR YÖNTEM GELİŞTİRİP YAYILMALARINA ENGEL OLMAYI HEDEFLİYORUZ’

    Asya kaplan sivrisineğine yönelik gerçekleştirdikleri çalışmalardan da bahseden İyison, “Genellikle sivrisineklere karşı aynı ilacın uzun süre kullanılması bu ilaca karşı direnç geliştirmelerine neden olmaktadır. Bu nedenle sivrisineklerin ilaçlara bağışıklık kazanma yollarını moleküler düzeyde çalışıyoruz. Bu sayede etkili bir yöntem geliştirip daha fazla yayılmalarına engel olmayı hedefliyoruz.” şeklinde konuştu. (AA)

    ***Kaynak: Artı Gerçek***
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi için enfeksiyon uyarısı

    Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi için enfeksiyon uyarısı


    Artı Gerçek – İstanbul’da Taksim Meydanı’nı Cihangir’e bağlayan Sıraselviler Caddesi üzerinde yıkılıp yeniden inşa edilen ancak son günlerde atık su baskını kaynaklı sivrisinek sorunuyla gündemde olan Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde bu kez de klimaların yeterince çalışmadığı belirtildi. SES Şişli Şubesi’nden Muhsin Uysal, hastanede klimaların çalışmaması nedeniyle yoğun bakım ve ameliyathaneler için enfeksiyon uyarısında bulundu.

    İstanbul’da aşırı sıcakların ve yüksek nemin etkili olmasına rağmen hastanede üç haftadır klimaların yeterince çalışmadığı, bazı hastaların evlerinden getirdikleri vantilatör gibi cihazlarla serinlemeye çalıştığı belirtildi. Öte yandan, UPS prizlerine bağlanan cihazların elektrik çarpması, yangın ve sistem arızası gibi riskler taşıdığı uyarısı yapıldı. Ayrıca klimaların soğutma sisteminde biriken suyun menfezler aracılığıyla dışarı atılması ve belli alanlarda birikmesi, hastaneye girip çıkanlar için risk taşıdığı, zaman zaman kayıp düşmelere de neden olduğu belirtildi.

    ‘ODALARIN YÜZDE 30’UNDA SU AKMALARI BAŞLADI’

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Şişli Şubesi yöneticilerinden Muhsin Uysal, klimaların merkezi sistemdeki ayarlarının soğuk moda alınmasıyla birlikte hasta odalarında ve hizmet verilen birimlerde klima menfezlerinden su damlaları ve su akmaları başladığını belirtti. Uysal, “Bu sorunlarla ilgili teknik ekibe gerekli bildirimler yapıldı ve ekip bu odalarla ilgilenmeye çalıştı. Ancak çözüme kavuşmadı. Özellikle son bir haftadır su akıtma sorunu hastanedeki odaların yaklaşık yüzde 30’unda görülmeye başlandı” ifadelerini kullandı.

    ‘HER KÖŞEDE KOVA VAR’

    Damlamaya karşı su kovalarıyla tedbir alınmaya çalışıldığını ifade eden Uysal, “Her su damlatan yerin altına kova koymuşlar ve uyarı bantları çekmişler. Acilde, hastaların oturacağı bankları çekip altına kova koymuşlar. Tomografi alanında merkezi klima sistemi hiç yok, oraya harici iki klima bağlamışlar ve suyun nereye gideceğini bulamamışlar. Hortum çekip bir varile tahliye sağlıyorlar ve görevli personel sürekli suyu boşaltmak zorunda kalıyor” diye konuştu.

    ‘YANGIN ÇIKABİLİR’

    Hastaların serinleme ihtiyacını gidermek vantilatör getirdiklerini aktaran Uysal, “Klimalar yeterince soğutmadığı için bazı hastalar ve çalışanlar, kendi cihazlarını getirip hastanedeki prizlere bağlamaya başladı. Ancak, dışarıdan getirilen bu cihazlar hastanenin elektrik sistemine zarar verebilir. Hastanedeki elektrik tesisatı, özellikle yoğun bakımda vantilatöre bağlı hastaların solunumuna devam edebilmesi için kesintilere karşı UPS (kesintisiz güç kaynağı) ile korunmaktadır. Bu sisteme dışarıdan sağlıksız cihazların bağlanması ciddi sıkıntılara yol açabilir” uyarısında bulundu.

    ‘İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KURULU NOTER GİBİ ÇALIŞIYOR’

    Ameliyathane, yoğun bakım alanların belli bir sıcaklık aralığında olması gerektiğinin altını çizen Uysal, sorunun çözülmemesi durumunda enfeksiyon riskinin artabileceğini dile getirdi. Bu konuda sorumluluğun hastanenin İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) Kurulu’na ait olduğunu dile getiren Uysal, “Bunların hepsinin değerlendirilmesi gereken kurul hastanenin iş sağlığı ve güvenliği kuruludur. Ancak bu kurul adeta bir noter gibi çalışmakta; toplanıp bazı kararlar almış gibi yapıp, imzalarını atarak çıkıyorlar. Ayrıca, bu kurula müdahil olmamızı istemiyorlar. Kurumun bir çalışan temsilcisi olarak katılmamızı da istemiyorlar. Yöneticilerin neden istemediklerini biz çok iyi biliyoruz. Her ne kadar o kurulun içinde olmasak da, kurulun sağlıklı bir şekilde işlemesi için elimizden geleni yapıyoruz” şeklinde konuştu.

    ‘ENFEKSİYON RİSKİ ARTIYOR’

    Türkiye’nin en gelişmiş hastanelerinde bu vakaların yaşanmasının kabul edilemez olduğunu vurgulayan Uysal, şöyle devam etti: “Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi, son dört aydır çeşitli olaylarla gündeme gelmektedir. Daha önce sivrisinek istilası problemi yaşandı ve sendikamızın girişimleri ile basının gündeme taşımasıyla ilaçlama yapıldı. Ancak duvarlarda sivrisineklerin bıraktığı izler hala duruyor ve hastalar bu durumdan şikayetçi. Şimdi ise klimalardan tavandan akan sular, su basmaları ve klimaların yetersiz çalışması nedeniyle hastalar ve çalışanlar sıcak bir ortamda hizmet vermek zorunda kalıyor. Özellikle ameliyathane, yoğun bakım ve sterilizasyon gibi alanların belirli bir sıcaklıkta olması gerekirken, bu durum enfeksiyon riskini artırmaktadır.”

    Sorunları gidermesi gereken Sağlık Bakanlığı ve hastane idaresi olduğunu hatırlatan Uysal, “Ancak biz bu sorunlarla mücadele ediyoruz. Bunun sebebi de Bakanlığın, idarecileri siyasi ya da yetkilendirilmiş sendikamsı yapı referanslarıyla yani torpille görevlendirmesidir. Eğer bu insanlar liyakatli olsaydı, biz bu sorunları yaşamazdık. Şu anda hastane idaresinin klima ile ilgili problemi ivedi bir şekilde çözmesini talep ediyoruz” çağrısında bulundu. (MA)

    ***Kaynak: Artı Gerçek***
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Sivrisinek Isırıklarında Doğru Bilinen Yanlışlar: Sakın Bu Hatayı Yapmayın!

    Sivrisinek Isırıklarında Doğru Bilinen Yanlışlar: Sakın Bu Hatayı Yapmayın!


    Dermatoloji Uzmanı Doç. Dr. Havva Hilal Ayvaz Çelik, sivrisinek ısırıklarına karşı dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgilendirmede bulundu.

    ‘DİŞİ SİVRİSİNEKLERDEKİ TOKSİNLERE CİLT TEPKİ VEREBİLİR’

    Sivrisinek ısırıklarının havaların ısındığı yaz mevsiminde çok sık karşılaşılan bir durum olduğunun altını çizen Doç. Dr. Havva Hilal Ayvaz Çelik, “Dişi sivrisineğin özellikle geceleri kan emerken bıraktığı tükürük salgısındaki toksinlere cildin reaksiyon vermesi sonucu birkaç dakika ile saat arasında ortaya çıkan kaşıntılı döküntüler görülür. Bu döküntüler çoğunlukla zararsız olup kendiliğinden birkaç gün içinde geriler” şeklinde konuştu.

    ISIRIK SONRASI ATEŞ, TİTREME VE KRAMPLARA DİKKAT

    Sivrisineklerin taşıdığı hastalıklar nedeniyle ciddi sağlık sorunlarıyla da karşılaşılabileceğini belirten Doç. Dr. Çelik, şu bilgileri paylaştı:

    “Nadiren sivrisineklerin taşıdığı virüs veya parazitler nedeniyle, bu ısırıklar sonucunda sıtma, fil hastalığı, sarı humma, Batı Nil virüsü, Denk hastalığı, Zika virüsü gibi ciddi hastalıklara sebep olan durumlar ortaya çıkabilmektedir.

    Özellikle ısırık sonrası birkaç gün-hafta içinde yüksek ateş, titreme, baş ağrısı, halsizlik, kas krampları ve eklem ağrıları, bulantı-kusma, nefes darlığı, yaygın deri döküntüsü, kırmızı göz, kol veya bacağın anormal şişliği vb. durumlar varsa, sivrisinek kaynaklı ölümcül olabilen bu hastalıklar için mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurmak gerekmektedir.”

    ‘ALERJİK BÜNYELERE SAHİP KİŞİLERDE NEFES DARLIĞI GÖRÜLEBİLİR’

    Sivrisinek ısırıklarının özellikle alerjik bünyeye sahip kişilerde aşırı reaksiyonlara sebebiyet verebileceğini işaret eden Doç. Dr. Çelik, “Normal insanlarda hafif kızarıklık, şişlik, kaşıntı şeklinde görülen ısırıklar bu kişilerde daha ödemli, aşırı kaşıntılı su toplamaları, bölgesel ısı artışı, hafif ateş yükselmesi, ele gelen lenf bezeleri veya daha ileri durumlarda vücutta yaygın kurdeşen şekline dönebilirler. Çok nadiren göz, dudak, dilde ve boğaz bölgesinde şişlik ile nefes darlığı görülebilir. Ani gelişen böyle bir durumla karşılaşanlar mutlaka bir acil servise başvurmalıdır” ifadelerini kullandı.

    Sivrisinek Isırıklarında Doğru Bilinen Yanlışlar: Sakın Bu Hatayı Yapmayın! - Resim : 2

    ‘BEZE SARILAN BUZLA SOĞUK UYGULAMA YAPILABİLİR’

    Doç. Dr. Çelik, sivrisinek ısırıklarından sonra yapılması gereken önlemleri ise şöyle açıkladı:

    “Sivrisinek ısırıklarına iyi gelebilecek yöntemlerin başında soğuk uygulama (buz uygulamasını direkt cilde değecek şekilde önermiyoruz, beze sarılan buz uygulanabilir), sabunlu veya sirkeli su ile ısırılan bölgenin yıkanması sonrası yatıştırıcı aloe vera içerikli veya antihistaminik, kortizon-antibiyotik kombinasyonlu kremlerin uygulanması bulunur.

    Ayrıca kaşıntı, kabarıklık durumları fazla olduğunda antihistaminik içerikli haplar veya iğneler uygulanabilir. Daha da acil veya yoğun bir alerji tablosu mevcutsa (nefes alamama, ani tansiyon düşmesi, ani bulantı-kusma vb.) yine kortizon içerikli tedavilerle adrenalin iğnesi uygulamaları yapılması gerekmektedir, mutlaka acil servise başvurmanız önerilir.”

    ‘YOĞURT, SOĞAN VE BAL GİBİ MADDELER CİLDE SÜRÜLMEMELİ’

    Sivrisinek ısırığına karşı bazı kulaktan dolma yanlış tedbirlerin de uygulanmasının sakıncalarına değinen Doç. Dr. Çelik, şöyle konuştu:

    “Yoğurt, soğan, bal vb. gıda maddelerinin bölgeye uygulanması önerilmemektedir. Bu maddelere karşı kişide ekstra bir alerjik reaksiyon oluşabileceği ve ikincil bakteriyel enfeksiyon denilen her türlü yaralanma sonrası o bölgenin bakteri enfeksiyonlarına karşı giriş kapısı oluşturabileceği gerçeğini göz ardı etmemek gerekmektedir.

    Bu ikincil enfeksiyon riski nedeniyle ısırıklar tırnakla kaşınmamalı, mümkünse ovalama şeklinde anlık rahatlama sağlanmalıdır. Yine de kişi çok kaşınıyorsa ve yıkasa bile bu durum gerilemiyorsa, bir dezenfektan (klorheksidin, alkol vb. içerikli) kısa süreli uygulanabilir. Uzun dönemde bu dezenfektanların da cildi kurutup alerjik reaksiyon riskini artırabileceği unutulmamalı, sürekli uygulamadan kaçınılmalıdır.

    Ayrıca ısırık bölgesinde bölgesel ısı artışı, ele gelen şişlikler-lenf bezleri veya o bölgeden ileriye doğru artış gösteren kızarıklık durumları varsa, ağızdan antibiyotik tedavisi gerekebilir; böyle durumların gelişmemesi için gıda maddelerini bu bölgeye uygulamamak ve bir dermatoloğa görünmeniz önerilir”

    Sivrisinek Isırıklarında Doğru Bilinen Yanlışlar: Sakın Bu Hatayı Yapmayın! - Resim : 3

    SİVRİSİNEKLERE KARŞI NASIL TEDBİR ALABİLİRİZ?

    Doç. Dr. Çelik, sivrisineklerden korunmak için alınabilecek tedbirleri ise şöyle sıraladı:

    “Sivrisinekleri uzak tutmak için öncelikle mekanik önlemler alınmalı (tüm gün açık kalabilen pencerelere kapılara tel takma, yatılan alana cibinlik kurma vb.), daha sonra deriye sürülebilen ve güvenli olduğu tespit edilmiş (kedi nanesi yağı, limon okaliptüs yağı, sitronella yağı, pikaridin vb. sağlık bakanlığı onaylı içeriklerin olduğu) koruyucu krem veya spreyler, vazelinle karıştırılmış sürülebilir aromatik bitkisel yağlar (limon yağı, lavanta yağı, nane yağı, okaliptüs yağı, portakal yağı, lavanta yağı, biberiye yağı vb.) kullanılabilir.

    Bu aromatik yağlar ve karanfil, sirke gibi maddelerle yapılmış esans veya spreyler oda kokusu olarak kullanıldığında da sivrisinekleri bir miktar uzak tutabilmektedir. Lakin bütün bu içeriklere karşı da hem ciltte hem solunum yollarında alerji gelişme riski bulunmaktadır, dikkatli kullanım önerilir. Ayrıca dış ortamda vakit geçirirken mümkünse açık renkli, uzun ve bol kıyafetler giyilmesi tercih edilmelidir.”

    Kaynak: DHA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde sivrisinek sorunu: Acilen çözüme kavuşturulmalı

    Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde sivrisinek sorunu: Acilen çözüme kavuşturulmalı


    Artı Gerçek – İstanbul Beyoğlu’nda bulunan Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin eksi 7’nci katını geçtiğimiz hafta su bastı. Kanalizasyon sisteminde yaşanan arıza nedeniyle meydana gelen su baskını sonrası hastanede sivrisinek sorunu baş gösterdi.

    UYSAL: ÇÖZÜM BEKLİYORUZ

    Yaşananlara dair konuşan Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Şişli Şubesi yöneticilerinden Muhsin Uysal, “Steril olması gereken ameliyathane gibi birimlerde dahi sivrisineklerin yoğun bir şekilde var olduğunu gözlemledik. Yoğun bakımlarda da ciddi bir sivrisinek sorunu mevcut” dedi.

    Uysal, hastane yönetimi ve Beyoğlu Belediyesi’nin ilaçlama çalışmasına rağmen sorunun çözülmediğini söyledi. Uysal, şunları söyledi: “Dün nöbet sırasında hastaneyi gezdiğimde problemin aynı şekilde devam ettiğini gördüm. Eksi birinci kata indiğimde, tomografi ve acilde sıra bekleyen hastaların sivrisineklerden şikayetçi olduğunu fark ettim. Bu sorun hem halk sağlığı hem de çalışan sağlığı ve güvenliği için acilen çözüme kavuşturulmalıdır. Çözüm bekliyoruz” diye kaydetti. (MA)

    ***Kaynak: Artı Gerçek***
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD’de doktorlar dang humması tehlikesine karşı teyakkuzda: Sivri sineklerden bulaşıyor

    ABD’de doktorlar dang humması tehlikesine karşı teyakkuzda: Sivri sineklerden bulaşıyor


    ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC), ülkedeki doktorları dang humması vakalarına karşı teyakkuzda olmaları konusunda uyardı.

    CDC’den yapılan yazılı açıklamada, ABD’de dang humması vakalarının artması riskinin görüldüğü belirtildi.

    Açıklamada, ABD’deki doktorlara bu hastalığa karşı teyakkuzda olmaları uyarısı yapıldı.

    Tüm ülkelerde dang humması vakalarının arttığı kaydedilen açıklamada, 1 Ocak – 24 Haziran’da ABD’ye seyahat edenler arasında 745 dang humması vakası tespit edildiği ifade edildi.

    Açıklamada, Amerika kıtasında 1 Ocak – 24 Haziran’da 9,7 milyondan fazla dang humması vakası bildirildiği, bunun 2023 yılının tamamında bildirilen vaka sayısının iki katı olduğu vurgulandı.

    Doktorlara, hastalığın belirtileri görülmeden önceki 14 günde dang hummasının sık görüldüğü bölgelerde bulunmuş olan ve ateşi olan kişilerde dang humması şüphesini artırma çağrısı yapılan açıklamada, bu gibi vakalarda tanı testlerinin yapılması gerektiği belirtildi.

    Açıklamada, dang humması vakalarının halk sağlığı yetkililerine zamanında bildirilmesi gerektiği ve hastalığın sık görüldüğü bölgelerde yaşayan veya bu bölgeleri ziyaret edenler arasında sivrisinek ısırmasını önleyici tedbirlerin teşvik edilmesinin önemli olduğu kaydedildi.

    DANG HUMMASI NEDİR?

    Tropikal ve subtropikal bölgelerde görülen dang humması virüsü, insanlara sivrisinekler aracılığıyla bulaşıyor. Kuluçka döneminden sonra genel olarak hafif ateşe sebebiyet veren hastalık, bazı vakalarda ölüme yol açabiliyor.

    Vakalar, genellikle “yağış dönemleri” olarak bilinen mart, haziran, eylül ve aralıkta artış gösteriyor.

    Bilim insanları, yüksek sıcaklık ve uzun süren yağışların sıtma ve dang humması taşıyan sivrisineklerin artmasına sebep olduğu uyarısında bulunuyor.

    Hastalığa yol açan sivrisinek türünün su birikintilerinde larva oluşturması nedeniyle, özellikle sanayi çevrelerindeki çöp birikintilerinin sürekli ilaçlanması gerekiyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Artan kirlilik, tehlikeli sivrisinek türleri için yaşam alanları oluşturuyor

    Artan kirlilik, tehlikeli sivrisinek türleri için yaşam alanları oluşturuyor


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***