Etiket: Sırp

  • Avrupa Birliği’nden Bosna Hersek’teki Sırp yöneticilere yaptırım uyarısı

    Avrupa Birliği’nden Bosna Hersek’teki Sırp yöneticilere yaptırım uyarısı


    Avrupa Birliği, Anayasa Mahkemesi’nin yasak kararına rağmen Bosna Hersek içerisinde yer alan Sırp Cumhuriyeti Günü’nü silahlı polis gücü töreni eşliğinde kutlayan Sırp tarafına yaptırım uyarısında bulundu.

    Bosna Hersek’teki iki entiteden biri olan Sırp Cumhuriyeti’nin kurulduğu 9 Ocak tarihinin anayasaya aykırı bulunmasına rağmen ‘Sırp Cumhuriyeti Günü’ olarak kutlanması ülke içi ve dışında tepkiyle karşılandı.

    AB Komisyonu Sözcüsü Peter Stano, “AB, 9 Ocak’taki kutlamalarda Sırp Cumhuriyeti liderlerinin kullandığı olumsuz, bölücü ve kışkırtıcı söylemi kuvvetle kınamaktadır. Bu tür söylemler ve eylemler ülkedeki topluluklar arasında gerginliği yükseltmiştir ve devam eden siyasi krizi daha da artırmaktadır.” ifadesini kullandı.

    AB’nin Sırp Cumhuriyeti yönetimine bu tür söylemlerden ve eylemlerden vazgeçmesi çağrısını yineleyen Stano, Bosna Hersek’teki kurumların çalışmasının engellenmemesini istediklerini vurguladı.

    Stano, “Durumun daha da kötüleşmesi halinde AB, mevcut yaptırım çerçevesi ve yardımların gözden geçirilmesi dahil olmak üzere elindeki araçları kullanacaktır.” ifadesini kullandı.

    Bosna Hersek’in Banja Luka şehrinde anayasaya aykırı olmasına rağmen “9 Ocak Sırp Cumhuriyeti Günü” kutlamaları yapılmıştı.

    Kutlamalara Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Sırp üyesi Milorad Dodik, Sırp Cumhuriyeti Başkanı Zeljka Cvijanovic’in yanı sıra Sırp Cumhuriyeti emniyetinin 800 mensubu, Sırbistan Meclis Başkanı Ivica Dacic, Sırbistan Başbakanı Ana Brbanic, Rusya Büyükelçisi İgor Kalbuhov ve aşırı sağcı Fransız milletvekilleri dahil 2 bin 700 kişi katılmıştı.

    Bosna Hersek Anayasa Mahkemesi, “9 Ocak Sırp Cumhuriyeti Günü”nü anayasaya aykırı ilan etmişti.

    Karar üzerine Sırp Cumhuriyeti Halk Meclisi, “9 Ocak Sırp Cumhuriyeti gününün” tanınması için 25 Eylül 2016’da referandum düzenlemiş ancak Bosna Hersek Anayasa Mahkemesi bu referandumu tanımamış ve bu günün kutlanmasına yönelik eylemlere yasak getirmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Bosnalı Sırplar, yasak ve yaptırımlara rağmen Sırp Cumhuriyeti Günü’nü kutladı

    Bosnalı Sırplar, yasak ve yaptırımlara rağmen Sırp Cumhuriyeti Günü’nü kutladı


    Bosnalı Sırplar, Anayasa Mahkemesi’nin yasak kararı ve ABD’nin yaptırımlarına rağmen, Bosna Hersek içerisinde yer alan Sırp Cumhuriyeti Günü’nü halka açık şekilde silahlı polis gücü geçit töreni ile kutladı.

    Bosna Hersek’teki iki entiteden biri olan Sırp Cumhuriyeti’nin kurulduğu 9 Ocak tarihinin anayasaya aykırı bulunmasına rağmen ‘Sırp Cumhuriyeti Günü’ olarak kutlanması, ülkedeki Boşnaklar ve diğer etnik gruplar tarafından tepkiyle karşılanıyor.

    Bosnalı Sırplar, 9 Ocak 1992’de ‘Bosna Kasabı’ lakaplı Radovan Karadzic liderliğindeki Bosna Hersek Sırp Cumhuriyeti kurduğunu ilan etmişti.

    Bu tarih aynı zamanda çoğunluğunu Müslüman Boşnakların oluşturduğu yüz binlerce insanın hayatını kaybettiği 3 buçuk yıl süren Bosna Savaşı’nın başlangıcı oldu.

    Sırp nüfusun yoğun yaşadığı Banja Luka şehrinde düzenlenen geçit törenine öğrenciler, savaş ‘gazileri’, sporcular, terörle mücadele birimleri, jandarma ve atlı süvarilerin de yer aldığı 800’den fazla silahlı polis memuru katıldı.

    Binlerce kişinin katıldığı kutlamalarda Republika Srpska’ya ait kırmızı, mavi ve beyaz renkli bayraklar sallandı. Sırp Cumhuriyeti’ne atfedilen şarkılar söylendi.

    Ayrılıkçı söylemleriyle öne çıkan Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı Milorad Dodik, geçit törenini izleyen kalabalığa hitaben yaptığı konuşmada, “Devlet olmadan Sırp halkına özgürlük yok.” ifadesini kullandı.

    Rusya yanlısı bir Sırp milliyetçisi olan Dodik, daha önce defalarca Bosna Hersek devletine ait Silahlı Kuvvetler, vergi idaresi ve adli sistem gibi ortak kurumların yetkilerinin entite kurumlarına devredilmesi ve ayrı Sırp birimleri oluşturulması tehdidinde bulunmuştu.

    Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyinin eski Boşnak üyesi Bakir İzetbegovic’in 2015’teki başvurusu üzere RS Günü’nün yasallığını değerlendiren Anayasa Mahkemesi, 9 Ocak’ın RS Günü olarak kutlanmasının anayasaya aykırı olduğuna hükmetmiş ve bunun entitede yaşayan Sırp olmayan halklara karşı ayrımcılık olduğunu ifade etmişti.

    Ayrılıkçı söylemleriyle bilinen Sırp lider Dodik ise 2016’da entite sınırları içinde bir referandum yapmış ve referandumda oy kullananların yüzde 99’u 9 Ocak’ın RS Günü olarak kutlanması yönünde oy vermişti.

    Dodik’in son dönemde artan ayrılıkçı söylemleri, Sırp Cumhuriyeti genelinde, Müslüman toplum üyeleri namaz kılarken camilerin yakınında havaya ateş açan, hüküm giyen savaş suçlularını alenen öven ve Müslüman komşularını tehdit eden Sırp milliyetçileri cesaretlendirmiş durumda.

    Dayton Anlaşması

    İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’daki en büyük katliamların yaşandığı Bosna Savaşı, Dayton Barış Antlaşması ile sona erdi. ABD’nin girişimiyle 21 Kasım 1995’te paraf edilen antlaşma, 14 Aralık 1995’te Fransa’da Bosna Hersek Cumhurbaşkanı Aliya İzetbegoviç, Sırbistan Cumhurbaşkanı Slobodan Milosevic ve Hırvatistan Cumhurbaşkanı Franjo Tudjman tarafından resmen imzalandı. Antlaşma ile Boşnak, Hırvat ve Sırplar “ülkenin kurucu halkları” kabul edildi.

    Dayton’a göre Bosna Hersek, nüfusunun büyük çoğunluğunu Hırvat ve Boşnakların oluşturduğu Bosna Hersek Federasyonu (FBIH) ile Sırp nüfusun yoğun olduğu RS entitelerinden oluşan iki bölgeye böldü.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Bosna Hersek’te 7 savaş suçu şüphelisi gözaltına alındı

    Bosna Hersek’te 7 savaş suçu şüphelisi gözaltına alındı


    Bosna Hersek’te 1992 ve 1995 yılları arasında savaş suçu işlediğinden şüphelenilen 7 kişi polis tarafından yakalandı.

    Bosna Hersek Araştırma ve Koruma Ajansı (SIPA) tarafından yapılan açıklamada, 90’lı yıllarda sivillere yönelik savaş suçları işlediklerine ilişkin şüphe nedeniyle 7 kişinin gözaltında alındığı duyuruldu.

    Şüphelilerin Sırp entitesi Sırp Cumhuriyeti sınırları içinde kalan Bijeljina ile Sokolac’ta yakalandığı kaydedildi.

    Ülkede iki gün önce de eski Sırp Cumhuriyeti ordusu üyelerinden olduğu belirtilen 9 kişi savaş suçu şüphelisi olarak gözaltına alınmıştı.

    Bosna Hersek’te 1992 ile 1995 yılları arasında süren çatışmalarda 100 binden fazla kişi öldürülmüştü. Savaş ABD ve NATO müdahalesinin ardından barış anlaşması ile son buldu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Bosna Hersek Yüksek Temsilcisi Schmidt, BM’ye rapor sundu: Ülkede bölünme ve çatışma ihtimali var

    Bosna Hersek Yüksek Temsilcisi Schmidt, BM’ye rapor sundu: Ülkede bölünme ve çatışma ihtimali var


    Uluslararası toplumun Bosna Hersek’teki baş temsilcisi, ülkede bölünme tehlikesinin olduğunu ve çatışmaya dönüşün “çok gerçek” bir ihtimal olarak değerlendirildiğini kaydetti.

    Bosna-Hersek’in Yüksek Temsilcisi Christian Schmidt, Birleşmiş Milletler’e (BM) sunduğu raporda, Sırp ayrılıkçıların, ulusal silahlı kuvvetleri ikiye bölerek kendi ordularını yeniden oluşturmaları halinde ülkede yeni bir savaşı engellemek için daha fazla uluslararası barış gücüne ihtiyaç duyulacağını söyledi.

    Eski Alman bakan Schmidt, ağustos ayında göreve başlamasından bu yana hazırladığı ilk raporunda, Bosna’nın “savaş sonrası dönemin en büyük varoluşsal tehdidi” ile karşı karşıya olduğunu yazdı.

    Bosna’daki uluslararası barışı koruma misyonu kapsamında 700 kişilik Avrupa Birliği kuvveti (EUFOR) görev yapıyor. NATO’nun da Saraybosna’da bir karargahı bulunuyor.

    Her ikisinin de bir yıllık görev süresi bu hafta BM Güvenlik Konseyi’nde yenilenecek; ancak Rusya, Bosna Yüksek Temsilcisi’nin yetkilerinin kaldırılmaması halinde kararı bloke etmekle tehdit etti. Bu durumun Schmidt’in 1995 Dayton Barış Anlaşmasının gözetmeni olarak otoritesini baltaladığı ifade ediliyor.

    Sırp güçlerden ‘terörle mücadele’ tatbikatı

    Bosnalı Sırp lider Milorad Dodik, son çeyrek yüzyılda uluslararası yardımla oluşturulan ulusal ordu da dahil olmak üzere devlet düzeyindeki kurumları çekip bir Sırp kuvveti oluşturmakla tehdit ediyor.

    Dodik, 14 Ekim’de Bosna ordusunu kışlalarının etrafını çevirerek Sırp Cumhuriyeti’nden çekilmeye zorlayacağını ve Batının askeri müdahaleye kalkışması halinde, kendisine destek sözü veren “arkadaşları” olduğunu söyledi. O ülkelerin de Sırbistan ve Rusya olduğu kaydediliyor.

    Bosnalı Sırp polisi, geçen ay Sırp güçlerinin 1992-95 kuşatması boyunca Saraybosna’yı bombaladığı Jahorina Dağı’nda “terörle mücadele” tatbikatları gerçekleştirdi.

    “Bosna kolluk kuvvetleri ile Sırp polisi çatışabilir”

    Schmidt, geçtiğimiz cuma günü BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e sunduğu Guardian tarafından görülen raporda, “Bu, ilan etmeden ayrılmakla eşdeğerdir” dedi.

    Dodik’in eylemlerinin “yalnızca ülkenin ve bölgenin barış ve istikrarını tehlikeye atmakla kalmadığını, uluslararası toplum tarafından yanıtlanmazsa (Dayton barışı) anlaşmasının yok edilmesine yol açabileceğini” söyledi.

    “Bosna ulusal kolluk kuvvetleri ile Bosnalı Sırp polisi arasında çatışmalar yaşanmasının mümkün olduğunu” kaydeden Yüksek Temsilci, “Bosna-Hersek silahlı kuvveti iki veya daha fazla orduya bölünürse, uluslararası askeri varlığın düzeyinin yeniden değerlendirilmesi gerekir” diye uyardı.

    Yetkili, “Mevcut duruma yanıt verilmemesi (Dayton anlaşmasını) tehlikeye atarken, Bosna’daki istikrarsızlığın daha geniş bölgesel sonuçları olacaktır. Daha fazla bölünme ve çatışma ihtimali çok gerçek.” dedi.

    “100 ila 200 bin askeri silahlandırabilecek durumdayız”

    Bosna Hersek Demokratik Eylem Partisi (SDA) Başkanı Bakir İzetbegoviç de ülkenin güçlü bir savunma sanayisine sahip olduğuna işaret ederek “Kendi tüfeğimizi ürettik ve oldukça hızlı bir şekilde 100 ila 200 bin askeri silahlandırabilecek durumdayız. İHA’larımız ise geliştirme aşamasında.” diye konuştu.

    İzetbegoviç, Sırpların maceracı ve istikrarsızlaştırıcı tutumuna Boşnakların ve Hırvatların ortaklaşa karşı çıkması gerektiğini söyledi.

    Rusya, Yüksek Temsilci’ye karşı çıkıyor

    Rusya, Schmidt’in Dayton Barış Anlaşmasının uygulanmasını denetleyen çok uluslu özel bir organ olan Barış Uygulama Konseyi tarafından atanmasına karşı çıktı.

    Tartışmalara yakın bir diplomat, Guardian’a, “Rusya’nın gerçekten istediği şeyin, onun konseye brifing vermesini engelleyerek yüksek temsilcilik makamının yetkisini kırmak olduğunu düşünüyorum” dedi.

    Berlin merkezli bir düşünce kuruluşu olan Demokratikleşme Politikası Konseyi’nin kurucu ortağı ve Kurt Bassuener, “Görünüşe göre Amerikalılar, İngilizler ve Fransızlar, yüksek temsilciye atfedilen görevleri gerçekten ortadan kaldırma konusunda etkili bir şekilde anlaştı. Bu, yasal olarak yüksek temsilciyi zayıflatmasa da, politik olarak kesinlikle öyle.” diye konuştu.

    EUFOR’un görev süresi yenilense bile, AB’de Bosna’da kalan küçük gücü güçlendirme konusunda istek olmadığı ve Macaristan gibi bazı ülkelerin Dodik’i desteklediği ifade ediliyor.

    ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Gabriel Escobar geçen hafta Kongre’ye verdiği demeçte, ABD’nin Bosna’da “yasadışı veya istikrarı bozan herhangi bir eylemin sonuçları olduğundan emin olmak için AB ile birlikte çalıştığını” söyledi.

    Bosna merkezli düşünce kuruluşu Populari’nin başkanı Alida Vracic, sürekli ve kötüleşen kriz duygusunun ülke liderlerinin yönetim başarısızlıklarını gizlemelerine izin verdiğini kaydetti.

    Savaş çıkar mı?

    Dodik ve Sırp yetkililerin, eski Yüksek Temsilci Valentin Inzko’nun 23 Temmuz’da soykırım inkarını suç sayan bir yasa çıkartmasını boykot etmeleri kararıyla başlayan siyasi kriz, Sırp lider Dodik’in ayrılıkçı söylemleriyle giderek büyüdü ve Bosna Hersek’te yeniden savaş olur mu sorularını gündeme getirdi.

    Yüksek Temsilcilik Ofisinin (OHR) yürürlüğe koyduğu tüm yasal değişiklikleri inkar eden Dodik, Dayton Antlaşması’nın özüne dönülmezse ordu, yargı ve vergilendirme sistemlerinde radikal adımlar atacağını ifade etti.

    Dodik, ilk adım olarak da ulusal düzeyde yetkili Bosna Hersek İlaç ve Tıbbi Malzeme Kurumunun yetkilerini, RS bünyesinde kurulacak yeni bir kuruma devretmeye ilişkin kanun teklifinin RS Meclisinde kabul edilmesini sağladı. Entite düzeyinde kurulacak bir kurumun varlığı RS’nin “paralel” bir devlet hazırlığında olduğu şeklinde nitelendirilirken, Dodik, daha da ileri giderek 7 Avrupa Birliği (AB) ülkesinin RS’nin bağımsızlığını desteklediğini iddia etti.

    Dodik, en son, genel başkanlığını yaptığı Bağımsız Sosyal Demokratlar İttifakı (SNSD) tarafından kabul edilen bildiri metninin basına sızmasıyla gündeme geldi. Bildiride, RS’nin devlete ait bazı yetkileri kendi üzerine alarak özerklik derecesini artırmasına izin verilmemesi halinde Bosnalı Sırpların “kendi kaderini tayin hakkını” devreye sokacağı ve Bosnalı Sırp kurumlarının devlet kurumlarını entiteden çıkaracağı ifadelerine yer verildi.

    Sırp askerlerin Bosna Hersek Silahlı Kuvvetlerinden ayrılarak entite ordusunun kurulmasını da kapsayan bildiride, Bosna Hersek Anayasa Mahkemesi ile Başsavcılığının kararlarının RS’de uygulanmaması vurgulandı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Balkanlarda kriz sinyali: Sırp lider Dodik, Bosna Hersek’i ‘parçalama’ planını açıkladı

    Balkanlarda kriz sinyali: Sırp lider Dodik, Bosna Hersek’i ‘parçalama’ planını açıkladı


    Bosna Hersek’te iki entiteden biri olan Sırp Cumhuriyeti lideri Milorad Dodik’in ayrılıkçı söylemleri son dönemde Balkan ülkesinde endişelere yol açıyor.

    Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı Dodik, Bosna Hersek’i “başarısız bir ülke” olarak tanımlıyor ve üç kutuplu siyasi anlaşmazlığın çözülebilmesinin tek yolunun “Bosna Hersek’in ortadan kaldırılmasıyla” mümkün olabileceğini söylüyor.

    Bosna Hersek’in askeri, yüksek yargı ve vergi yönetiminden çekileceklerini belirten Dodik, önümüzdeki aylarda kendi Bosnalı Sırp ordusunu yaratma sözü de verdi.

    Devlet Başkanlığı Konseyi’nin Müslüman üyesi Şefik Caferoviç, ülkenin “Dayton barış anlaşmasının imzalanmasından bu yana en tehlikeli krizle” karşı karşıya olduğunu kaydetti.

    “Dünyada bizi durdurabilecek hiçbir otorite yok”

    1990’larda 100 bin kişinin ölümüne neden olan savaş sonrası Bosna fiilen ikiye bölündü ve ülkenin bir yarısı ülkenin etnik Bosnalı Sırplarına verilirken diğer yarısı Müslüman-Hırvat federasyonu yönetimine bırakıldı.

    İki taraf, bir zamanlar zayıf olan ancak yıllar içinde Birleşmiş Milletler tarafından atanan bir yüksek temsilci tarafından kademeli olarak güçlendirilen federal kurumlar tarafından birleşmiş durumda.

    Bosnalı Sırp lider Dodik, ‘140 olan bu kurumlara meydan okuyacağını’ söyledi ve “Dünyada bizi durdurabilecek hiçbir otorite yok” dedi.

    Rusya desteği

    Ayrıntıları ekim ayının başlarında Belgrad’da yaptığı bir görüşmede Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’a sunan Dodik’e göre, plan Moskova’nın zımni desteğini alıyor.

    BM’nin Bosna’daki Yüksek Temsilcisi Christian Schmidt’in tekrarlanan uyarılarına rağmen Dodik, bu hafta başlarında bir meclis oylamasıyla Sırp Cumhuriyeti’nin kendi ilaç düzenleme dairesini oluşturmak için düğmeye bastı.

    Analistler, hareketin büyük olasılıkla ordu, yargı ve vergi sistemi gibi daha güçlü kurumlarla mücadele etmeden önce kışkırtıcı bir hareket olduğunu söylüyor.

    Ülkedeki mevcut krizin kökleri, Schmidt’in selefinin temmuz ayında Srebrenica soykırımının inkarını suç sayan eylemlerinden kaynaklanıyor. BM yüksek temsilcisinin bu hareketi, çoğu hala Srebrenica’nın soykırım anlamına gelmediğini söyleyen ülkedeki Bosnalı Sırplar arasında öfkeye yol açtı. Bosnalı Sırp yetkililer, misilleme olarak, federal kurumları boykot etti.

    Ancak Dodik’in giderek artan “düşmanca” söylemi ve ayrılma yönündeki hareketleri, Bosnalı Sırpları tedirgin etmeye başladı. Muhalefet lideri Mirko Saroviç salı günü yaptığı açıklamada, “Savaş çağrısı yapacak tek taraflı kararlar kesinlikle kabul edilemez,” dedi.

    “Dodik planı, mantıksız, anayasaya aykırı”

    Caferoviç ve diğerlerinin girişimlerine rağmen, uluslararası toplum Dodik’in son hamleleri konusunda büyük ölçüde sessiz kaldı.

    Devlet Başkanlığı Konseyi’nin Hırvat üyesi Zeljko Komsic, Dodik’in kendi ordusunu kurma sözü vermeye devam etmesi halinde Bosna’yı savunmak için bir “plan”ın zaten mevcut olduğunu kaydetti.

    Siyasi analist Tanja Topiç, Dodik’in saldırgan taktiklerinin büyük olasılıkla kendi düşen popülaritesinden ve partisinin geçen yıl yapılan belediye seçimlerinde gösterdiği kötü performanstan kaynaklandığını söyledi.

    Topic AFP’ye verdiği demeçte, “Bu sefer onu küçümsememeli ve sonuna kadar gitmeye hazır olmadığını düşünmemeliyiz. Planladığı her şey mantıksız, anayasaya aykırı olsa bile.” dedi.

    ABD ve Avrupa’ya müdahale çağrısı

    Bosnalı köşe yazarı Gojko Beriç, ABD ve Avrupa’ya müdahale çağrısında bulundu. Beriç günlük Oslobodjenje gazetesinde, “Bütün analizler, eski Yugoslavya’daki (1990’larda) savaşın başlamadan önce bir noktada durdurulabileceğini gösteriyor. Ama ertesi gün zaten çok geçti.” diye yazdı.

    Balkanlarda 1992 ila 1995 yılları arasında 100 binin üzerinde insanın ölümüne yol açan, 2 milyon kişinin evlerini terk etmesine neden olan iç savaşın ardından varılan anlaşma sonucu Bosna-Hersek, Sırp Cumhuriyeti ile Boşnak ve Hırvatların çoğunlukta olduğu Federasyonla iki özerk bölgeye ayrıldı. Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı üç ayrı etnik gruptan belirli rotasyonla seçiliyor.

    Batı Balkanlarda 5 ülkenin sınırını değiştirecek belge

    Bu yılın başlarında Slovenya Başbakanı Janez Jansa’nın, Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Charles Michel’e gönderdiği iddia edilen belgede Batı Balkanlarda 5 ülkenin sınırlarını değiştirilmesi ifadesi yer alıyordu.

    Reutres’ın gördüğü belgede, Bosna Hersek’in parçalanması, Bosna Hersek’in iki entitesinden biri olan Sırp Cumhuriyeti’nin (RS) Sırbistan’a bağlanması, Hırvatların yoğunlukta olduğu kantonların Hırvatistan’a bağlanması ve Kosova’nın Arnavutluk ile birleşmesi maddeleri olduğu kaydedildi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kosova’da eski Sırp polise savaş suçundan 20 yıl hapis cezası verildi

    Kosova’da eski Sırp polise savaş suçundan 20 yıl hapis cezası verildi


    Kosova’da mahkeme, eski bir Sırp yedek polis olan Goran Stanisic’i, 1999 Kosova Savaşı sırasında 13 Arnavut sivilin öldürülmesindeki rolünden dolayı savaş suçu işlediği gerekçesiyle 20 yıl hapse mahkum etti.

    Priştine Temel Mahkemesinden yapılan açıklamada, Kosova Özel Savcılığının Stanisic hakkında 6 Şubat 2020’de hazırladığı iddianameye göre, sanığın “Sivil halka karşı savaş suçları işlenmesinde yer alma” suçundan 20 yıl hapis cezasına çarptırıldığı bildirildi.

    Cezanın, sanığın 20 Temmuz 2019’dan bu yana bulunduğu tutukluluk halinin de göz önünde bulundurulacak şekilde uygulanacağı kaydedilen açıklamada, tarafların kararı temyize götürme hakkı bulunduğu belirtildi.

    Mahkemeden yapılan açıklamaya göre, Stanisic, Kosova’da devam eden savaş sırasında ülkenin orta kesimlerindeki Lipyan’da Sırbistan İçişleri Bakanlığına bağlı polis istasyonunda yedek polis görevini icra ederken, 15 ve 16 Nisan 1999’da Sırp ordusu, paramiliter ve polis güçlerinin iki köyde sivil Arnavut toplumuna karşı geniş çaplı ve sistematik saldırısında yer alarak sivillerin öldürülmesi, sınır dışı edilmesi ve onlara karşı şiddet uygulanması etkileşiminde bulundu.

    Sanığın bölgede diğer sivillerin öldürmesinde de suçlu bulunduğu aktarıldı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Bosna Hersek: Soykırım inkar yasasına karşılık Sırp yetkililerden görev bırakma boykotu

    Bosna Hersek: Soykırım inkar yasasına karşılık Sırp yetkililerden görev bırakma boykotu


    Bosna Hersek Yüksek Temsilcisi Valentin Inzko’nun soykırım inkarının cezalandırılmasına yönelik yasaya karşı çıkan Sırp yetkililer, görev bırakma kararı aldıklarını açıkladı.

    Banja Luka kentinde bir araya gelen ve aralarında Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Sırp Üyesi Milorad Dodik’in de bulunduğu Sırp yetkililer, görev süresi bu ay sonunda dolan Inzko’nun soykırımın inkarını suç sayan bir yasa çıkartmasını asla kabul etmediklerini belirtti.

    Bosna Hersek’in iki entitesinden biri olan Sırp Cumhuriyeti’nin (RS) Meclis Başkanı Nedeljko Cubrilovic, düzenlediği basın toplantısında, Devlet Başkanlığı Konseyi başta olmak üzere Bosna Hersek Bakanlar Konseyi ve Bosna Hersek Meclisinde görev alan tüm Sırp yetkililerin görevlerini boykot edeceğini duyurdu.

    Yüksek Temsilcilik Ofisinin (OHR) yasal olmadığını savunan Cubrilovic, “Bosna Hersek kurumlarında Sırpların çalışabilmesi için uygun şartlar bulunmuyor.” dedi.

    Toplantının ardından açıklama yapan Milorad Dodik, “Birilerinin sadece web sitesinde yayınlayarak yasa koyabileceği bir ülkede yaşamayacağız.” sözleriyle tepkisini dile getirdi.

    Inzko, yıllardır beklenen yasayı çıkarttı

    12 yıllık görev süresi bu ay sonunda bitecek olan Bosna Hersek Yüksek Temsilcisi Inzko, 23 Temmuz’da “Bonn Yetkilerine” dayanarak ülkede “soykırımın inkarının cezalandırılmasına ilişkin yasa” çıkartmıştı.

    Buna göre, uluslararası mahkemelerde veya Bosna Hersek Mahkemesinde kanıtlanmış soykırım, insanlığa karşı suçları ve savaş suçlarını inkar, yüceltme, önemsizleştirme veya aklamaya çalışan kimselerin, 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezasına çarptırılacağı belirtilmişti.

    Irk, renk, din, ulusal veya toplumsal köken, millet veya etnik topluluğa yönelik nefret ve şiddeti körükleyenlerin ise 3 aydan 3 yıla kadar hapisle cezalandırılacağı kaydedilirken, söz konusu suçlara ilişkin afiş, el ilanı ve broşür dağıtan kimsenin ise en az 3 yıl hapse mahkum edileceği bildirilmişti.

    Inzko’nun bu adımı Boşnaklar tarafından memnuniyetle karşılanırken, ülkedeki Sırpların tepkisine neden olmuştu.

    Bosna Hersek Yüksek Temsilciliği nedir?

    Bosna Hersek’te 1992-1995 arasında yaşanan savaşı sonlandıran Dayton Barış Anlaşması ile oluşturulan OHR, uluslararası toplum adına Bosna Hersek’te barış anlaşmasının uygulanmasını denetliyor.

    Yüksek Temsilcilik aynı zamanda ülkede faaliyet gösteren uluslararası kurumların etkinliklerini de koordine ediyor.

    Her yıl Birleşmiş Milletler’e Bosna Hersek’teki gelişmeler ve sorunlarla ilgili rapor da sunan Yüksek Temsilci, “Bonn Yetkileri” olarak bilinen geniş yetkilere sahip.

    Yüksek Temsilci, Devlet Başkanlığı Konseyinin üyeleri dahil olmak üzere ülkede barışın uygulanmasına engel olan kişileri görevden alabiliyor, ihtiyaç durumunda yasa da çıkartabiliyor.

    Avusturyalı diplomat Valentin Inzko, 2009’dan beri Bosna Hersek Yüksek Temsilcisi olarak görev yapıyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Srebrenitsa Soykırımı: Sürece nasıl gelindi, neler yaşandı?

    Srebrenitsa Soykırımı: Sürece nasıl gelindi, neler yaşandı?


    Bosna Savaşı sırasında 8 binden fazla Boşnak sivilin Sırp askerler tarafından katledildiği Srebrenitsa Katliamı, üzerinden 26 yıl geçmesine rağmen hala yakın tarihin kanaya yarası olarak tazeliğini koruyor.

    11 Temmuz 1995’te başlayan ve 8 binden 372 Boşnak sivilin Ratko Mladic emrindeki Sırp askerler tarafından hunharca öldürüldüğü Srebrenista Katliamı, 2. Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’da yaşanan en büyük insanlık trajedisi olarak nitelendiriliyor. Aradan çeyrek asır geçmesine rağmen halen bin kurbanının kayıp olduğu bu büyük trajedi sadece Bosna Hersek’in değil tüm insanlığın adalet arayışının sembolü haline geldi.

    Soykırımda katledildikten sonra toplu mezarlara gömülen Bosnalıların DNA örneklerinden kimlik tespit çalışmaları ise devam ediyor.

    Srebrenitsa sürecine nasıl gelindi?

    25 Haziran 1991’de Hırvatistan ve Slovenya’nın resmi olarak bağımsızlıklarını ilan etmesi sonrasında patlak veren Yugoslavya İç Savaşı sonrası dağılmaya başlayan ülke, Sırbistan, Karadağ, Bosna-Hersek, Hırvatistan, Slovenya ve Makedonya’dan oluşuyordu.

    Bosna- Hersek de 29 Şubat-1 Mart 1992’de yapılan referandumla eski Yugoslavya’dan ayrılarak bağımsızlığını ilan etti. 1991’de bağımsızlığını kazanan Hırvatistan’da Hırvat güçleri ile Yugoslav askerleri arasında devam eden çatışmalar, Bosna Hersek’e de sıçradı. Sırpların kontrolündeki Yugoslav ordusu, o dönemde nüfusunun büyük çoğunluğunu Hırvatların oluşturduğu Boşnakların Ravno köyüne saldırdı. Böylece Bosna Hersek’teki savaş bu saldırı ile gayrı resmi olarak başlamış oldu.

    Yugoslavya’nın parçalanmasını fırsat bilen Bosnalı Hırvat ve Sırplar da Bosna Hersek topraklarını kendi aralarında paylaşmak için Boşnakları da içine alan cumhuriyet kurduklarını açıkladı. Hırvatlar, 18 Kasım 1991’de Hersek-Bosna Hırvat Cumhuriyeti’ni, Sırplar ise 9 Ocak 1992’de Sırp Cumhuriyeti’ni ilan etti.

    Bosna’yı ele geçirmek isteyen Sırp ve Hırvatların bağımsızlığını ilan etmesinin ardından, Sırpların kontrolündeki Yugoslav ordusunun ve istihbarat birimlerinin silahlandırdığı Bosnalı Sırplar, Müslüman Boşnaklara yönelik etnik temizlik başlattı. Boşnaklar ise liderleri Aliya İzzetbegoviç önderliğinde kuzeyde ve doğuda Sırplara, güneyde ve batıda da Hırvatlara karşı ülkenin bütünlüğünü korumak için savaştı.

    Srebrenitsa’da neler yaşandı?

    Çok sayıda sivilin öldürüldüğü haberleri üzerine Birleşmiş Milletler 1993 yılında Srebrenitsa’yı Boşnaklar için “güvenli bölge” ilan etti. Şehir, Sırpların bin 425 gün sürecek modern savaş tarihinin en uzun kuşatması sonrası Temmuz 1995’de Sırpların eline geçti.

    Binlerce Boşnak erkek, kadın ve çocuk, Srebrenitsa’nın hemen dışındaki Potocari’de bulunan 400 Hollandalı askerlerin denetimindeki BM barış gücü karargahına sığındı.

    İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’nın en büyük mülteci krizi de Bosna-Hersek savaşı sırasında yaşandı. Dört milyonluk nüfusun yarısı mülteci durumuna düştü. Hollandalı askerler, karargaha sığınan Boşnaklar’a burada güvende olacaklarını söyledi.

    Ancak Ratko Mladic komutasındaki Sırp birliklerin 11 Temmuz 1995’te Hollandalı (BM) askerlerinin koruması altındaki “güvenli bölge” Srebrenitsa’ya girmesi sonucu binlerce Boşnak kaderine terk edildi.

    Mladiç komutasında Srebrenitsa’ya giren Sırp ordusu en az 8 bin 372 Boşnak sivili ormanlık alanda, fabrikalarda ve depolarda katletti. Katledilen Boşnaklar, toplu mezarlara gömüldü.

    Yugoslavya İç Savaşı sırasında Bosna Hersek’in Srebrenitsa kasabasında 13-18 Temmuz 1995 tarihleri arasında 8 bin genç ve yetişkin Müslüman erkek, Bosnalı Sırp güçler tarafından öldürüldü. Savaş sırasında Prijedor, Foça, Zvornik, Vişegrad gibi birçok şehirde yapılan etnik temizlik sonucu neredeyse hiç Boşnak bırakılmadı. Kimi göç etmek zorunda kaldı, kimi öldürüldü.

    Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi, Bosnalı Sırpların eski lideri Radovan Karaciç’i Srebrenitsa’da yaşananlardan sorumlu tuttu ve 40 yıl hapis cezası verdi.

    BM’nin yargı organı Uluslararası Adalet Divanı 2007’de, kasabada yaşananları “soykırım” olarak nitelendirmiş ancak sorumlusunun Sırbistan olmadığına hükmetmişti.

    Mostar Köprüsü savaşın simgesi olmuştu

    Osmanlı döneminden kalan en önemli eserlerden biri olan Mostar Köprüsü, Bosna-Hersek’te yaşanan iç savaşta 1993 yılında yıkılmış, aslına uygun olarak tekrar inşa edilerek 2004 yılında yeniden açılmıştı. 1566’da inşa edilen ve ülkenin simgesi olan Mostar Köprüsü’nün savaşın en şiddetli dönemlerinden birinde yıkılması, katliam döneminin de akıllardan çıkmayacak anlarından birisiydi.

    NATO müdahalesi

    11 Temmuz 1995 yılında BM’nin güvenli bölge ilan ettiği Srebrenitsa’da binlerce Boşnak erkeğin katledilmesi Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO)’ya yönelik tepkileri artırdı. 28 Ağustos’ta Saraybosna’nın merkezinde Markale’deki pazar yerine yapılan havan topu saldırısı sonucu 43 kişinin yaşamını yitirmesi sonrasında ise NATO uzun süren sessizliğini bozdu. 30 Ağustos 1995 tarihinde Bosna’daki Sırp hedeflere yönelik ”Kararlı Güç Harekatı” (Operation Deliberate Force) başlatıldı. Operasyon, 21 Eylül 1995’te sona erdi. Yaklaşık 400 savaş uçağı ve 15 ülkeden 5 bin askerin katıldığı müdahalede çok sayıda Sırp hedefleri vuruldu. NATO’nun müdahalesinin ardından savaştaki denge bozuldu ve Sırplar barış masasına oturmaya ikna oldu.

    Bosna Savaşı nasıl sonuçlandı?

    Ülke genelinde kurulan yüzlerce toplama kampında esir tutulan Boşnaklar, işkencelere maruz kaldı, tecavüze uğradı ve katledildi.

    Avrupa’nın ortasında, uluslararası toplumun duyarsızlığında, 3,5 yıl süren ve çok sayıda katliam, soykırım, insanlık suçlarının işlendiği bir savaş yaşandı. Savaş, 1995 yılında imzalanan Dayton Barış Antlaşması ile sona erdi.

    Aliya İzzetbegoviç ile gelen bağımsızlık

    Yugoslavya döneminde Müslümanların hakları için mücadele eden Aliya İzzetbegoviç, 1990 yılında Demokratik Eylem Partisi’ni kurdu. İlk çok partili seçimde Bosna-Hersek’in başkanı seçilen Begoviç, bağımsızlık referandumunun ardından ülkesine yapılan saldırılar karşısında (1992-1995) halkına önderlik etti. Dayton Barış Antlaşması sonrasında ‘bağımsız’ Bosna- Hersek’in ilk cumhurbaşkanı seçildi. Sağlık sorunları nedeniyle 19 Ekim 2003’te hayatını kaybetti.

    BM Barışgücü Hollanda’nın Srebenista’daki rolü neydi?

    Srebrenitsalı Boşnak sivillerin o dönem sığınabileceği tek güç olan Hollandalı BM askerlerinin rolü, aradan 26 yıl geçmesine rağmen hala tartışma konusu.

    Şehrin Sırp güçlerince işgal edilmesinin ardından, BM şemsiyesi altındaki Hollandalı askerlerin komutanı Thom Karremans’ın 11 Temmuz 1995’te görüştüğü Mladic ile birlikte kadeh kaldırması tepki toplamıştı.

    Kamuoyuna yansıyan görüntülere rağmen Karremans hiçbir zaman yargılanmadı.

    Hollanda devleti ise Srebrenitsa’daki katliamdan “kısmen” suçlu bulundu. Mahkeme, “Hollandalı askerlerin, Sırplara teslim edilen 300 kişinin öldürüleceğini öngörmesi gerektiğini” ifade etti ve 300 erkeğin yakınlarına tazminat ödemesi gerektiğine karar verdi.

    Kimlik tespiti yapılanlar her yıl 11 Temmuz’da anıt mezara defnediliyor

    Savaşın ardından kayıpları bulmak için yapılan çalışmalarda, toplu mezarlarla cesetlerine ulaşılan kurbanlar, kimliklerinin tespit edilmesinin ardından her yıl 11 Temmuz’da Potoçari Anıt Mezarlığı’nda toprağa veriliyor.

    Uluslararası Adalet Divanı “Soykırım” dedi

    Hollanda’nın Lahey kentideki Uluslararası Adalet Divanı, 2007’deki kararında, Srebrenitsa ve civarında yaşananları “soykırım” olarak nitelendirdi.

    Sırp komutan Ratko Mladic, Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi (ICTY)’de bir önceki kasım ayında sonuca bağlanan davada, aralarında Srebrenitsa Soykırımının da bulunduğu birçok suçtan müebbet hapse mahkum edildi.

    Aynı mahkeme, 2016’da sonuca bağladığı davada, ‘Bosna kasabı’ olarak bilinen Bosnalı Sırpların eski lideri Radovan Karadzic’e Srebrenitsa soykırımı dahil 10 ayrı suçtan 40 yıl hapis cezası verdi.

    Mahkeme ayrıca, Srebrenitsa soykırımındaki suçları nedeniyle eski Sırp general Radislav Krstic’i 35 yıl, Vidoje Blagojevic’i 15 yıl, Vujadin Popovic ve Ljubisa Beara’yı ömür boyu, Drago Nikolic’i 35 yıl, Ljubomir Borovcanin’i 17 yıl, Vinko Pandurevic’i 13 yıl, Radivoje Miletic’i 19 yıl, Milan Gvero’yu 5 yıl hapse mahkum etti. Bosna Hersek Mahkemesinde görülen davada ise 13 Temmuz 1995’te bine yakın Boşnak sivilin öldürülmesiyle suçlanan Milorad Trbic, 30 yıl hapse mahkum edildi.

    Farklı mahkemelerde görülen Srebrenitsa davalarında bugüne kadar 45 Sırp, toplam 699 yıl hapis cezası aldı.

    Eski Sırbistan Devlet Başkanı Slobodan Milosevic de Srebrenitsa’daki soykırımla suçlanmış ancak ICTY’deki yargılanması devam ederken tutuklu bulunduğu cezaevinde yaşamını yitirmişti.

    Savaş suçlusu Bosnalı Hırvat Slobodan Praljak mahkemede intihar etti

    Hollanda’nın Lahey kentindeki Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin 2017 Aralık ayında görülen temyiz duruşmasında Bosnalı Hırvatların altı askeri veya siyasi sorumlusunun 1992–1995 yıllarındaki savaşta işledikleri suçlardan 2013’te aldıkları cezalara yaptıkları itiraz karara bağlanıyordu.

    Mahkeme, davanın sanıklarından 72 yaşındaki Bosnalı Hırvat Slobodan Praljak’ın 20 yıl hapis cezasını onadı. Bu kararın okunmasının ardından “Praljak suçlu değil!” diye bağıran eski komutan, elinde tuttuğu şişedeki potasyum siyanür zehrini içerek intihar etti.

    Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi kapandı

    1993’te BM kararı ile kurulan Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi, Praljak’ın intiharı sonrası faaliyetlerini fiilen sonlandırdı.

    İç savaşta işlenen suçların cezalandırılması için kurulan mahkemede görülen 161 davada 4 bin 650 tanık dinlendi, 90 kişi mahkum edildi, 19 kişinin de beraatine karar verildi.