Etiket: sığınmacı

  • Yunan Sahil Güvenliği için ‘en iyi göçmen ölü göçmen’: BBC, Yunanistan’ın Türkiye’ye ittiği göçmenleri denize attığını belgeledi

    Yunan Sahil Güvenliği için ‘en iyi göçmen ölü göçmen’: BBC, Yunanistan’ın Türkiye’ye ittiği göçmenleri denize attığını belgeledi


    – BBC, tanıklıklara dayanarak, Yunan sahil güvenliğinin göçmenleri denize atarak ölümlerine yol açtığını duyurdu. Araştırmada son 3 yılda Yunan karasularından zorla çıkarılmaları veya Yunan adalarına ulaştıktan sonra tekrar denize açılmak zorunda bırakılmaları sonucunda 40’dan fazla göçmenin öldüğü, bunların 9’unun ölümünün kasıtlı denize atılmaktan kaynaklandığı belirtildi.

    Yunanistan hükümetleri uzun süredir insanları zorla geri göndermekle, yani geçiş ülkesi Türkiye’ye doğru itmekle suçlanıyor ki, bu uluslararası hukuka göre yasadışı bir eylem. BBC, Yunan Sahil Güvenliği’nin eylemleri sonucu ölümlerin meydana geldiği iddia edilen olayların sayısını ilk kez hesapladığını, analiz ettiği Mayıs 2020-23 arası 15 olayın 43 ölümle sonuçlandığını söyledi.

    ‘NET BİR MODEL UYGULANIYOR’

    İlk kaynaklarının öncelikle yerel medya, STK’ler ve Türk sahil güvenliği olduğunu aktaran BBC, “Bu tür ifadeleri doğrulamak son derece zordur; tanıklar sıklıkla ortadan kaybolur ya da açıkça konuşmaktan korkar. Ancak biz görgü tanıklarıyla konuşarak ifadeleri doğrulayabildik” diyerek şöyle devam etti:

    “BBC’nin ‘Dead Calm: Killing in the Med?’ isimli yeni belgeselinde yer alan araştırmamız net bir model ortaya koydu.”

    ‘DOĞRUDAN DENİZE ATMA YA DA SÖNÜK-DELİK BOTA BİNDİRME’

    “Olayların 5’inde göçmenler, Yunan makamları tarafından doğrudan denize atıldıklarını söyledi. Bu vakaların 4’ünde, Yunan adalarına nasıl çıkıp yakalandıklarını anlattı. Diğer birçok olayda göçmenler, motorsuz şişirilen botlara bindirildiklerini, daha sonra bunların havalarının söndüğünü veya delinmiş göründüklerini aktardı.”

    DENİZE ATILAN AFRİKALILAR: İKİSİ ÖLDÜ

    En tüyler ürpertici ifadelerden biri, Eylül 2021’de Sisam adasına ayak bastıktan sonra Yunan yetkililer tarafından avlandığını söyleyen Kamerunlu bir erkek göçmenden geldi. BBC’nin görüştüğü tüm insanlar gibi o da sığınmacı olarak Yunan toprağında kayıt yaptırmak istediğini belirtti. Ama sahil güvenlik tarafından denize atıldığını, iki arkadaşının boğulduğunu söyledi.

    ‘SONUNDA ELİ DE AŞAĞIYA KAYDI VE SU ONU YUTTU’

    “Daha limana zar zor yanaşmıştık ki, polis arkamızdan geldi. Siyah giyimli iki polis, sivil giyimli üç polis vardı. Maskeliydiler, sadece gözleri görünüyordu” diyen göçmen, biri Kamerunlu, diğeri Fildişi Sahili’nden iki erkekle bir Yunan sahil güvenlik botuna nakledilmelerinin ardından olayın korkunç bir hal aldığını anlattı:

    “[Diğer] Kamerunluyla başladılar. Onu suya attılar. Fildişili adam, ‘Kurtarın beni, ölmek istemiyorum” derken giderek sadece eli suyun üstünde kaldı, vücudu suyun altındaydı. Sonunda eli yavaşça aşağıya kaydı ve su onu yuttu.”

    DÖVÜP DENİZE ATTILAR, AMA KIYIYA ÇIKMAYI BAŞARIP YAPILANLARI ANLATTI

    “Başıma yumruklar yağıyordu. Sanki bir hayvana yumruk atıyorlardı.”

    Hayatta kalan Kamerunlu göçmen, daha sonra kendisini de can yeleği olmadan suya ittiklerini, kıyıya kadar yüzebildiğini belirtti. Ancak diğer ikisinin (Sidy Keita, Didier Martial Kouamou Nana) cesetleri Türkiye kıyı şeridinde bulundu. Hayatta kalanın avukatları, Yunan makamlarından çifte cinayet davası açılmasını talep etti.

    SOMALİLİYİ ELLERİNİ ARKADAN BAĞLAYIP DENİZE ATTILAR

    Somalili bir erkek, Mart 2021’de Sakız adasına vardığında Yunan ordusu tarafından yakalanıp Yunan Sahil Güvenliği’ne teslim edildiğini, sahil güvenliğin onu suya bırakmadan önce ellerini arkadan bağladığını söyleyerek “Beni ellerimi ters kelepçeleyip denizin ortasına attılar. Ölmemi istediler” dedi. Sırt üstü süzülerek hayatta kalmayı başardığını sonunda ellerinden birini bağlardan kurtardığını, ama deniz dalgalı olduğu için içinde bulunduğu gruptan 3 kişinin öldüğünü aktardı. Karaya çıkmayı başardı ve sonunda Türkiye sahil güvenliği tarafından fark edildi.

    SURYELİ GÖÇMEN: BİZİ BİNDİRDİKLERİ BOTUN TIPASI BOZUKTU

    Eylül 2022’de 85 göçmeni taşıyan bir teknenin motor Yunanistan’ın Rodos adası yakınlarında durdu. Suriye’den gelen Muhammed, yardım için Yunan Sahil Güvenliği’ni aradıklarını, sahil güvenliğin onları bir tekneye yükleyip Türkiye karasularına geri götürüp cankurtaran botlarına bindirdiğini, kendisine ve ailesine verilen botun kapakçığının düzgün şekilde kapatılmadığını anlattı.

    ‘BÜTÜN ÇOCUKLAR ÖLDÜ’

    “Hemen batmaya başladık, gördüler… Çığlıklarımızı duydular ama yine de bizi bırakıp gittiler.”

    “İlk ölen çocuk kuzenimin oğluydu… Sonra birer birer öldüler. Başka bir çocuk, başka bir çocuk, sonra da kuzenim ortadan kayboldu. Sabaha karşı 7-8 çocuk ölmüştü.”

    “Çocuklarım sabaha kadar ölmedi, sonra Türk Sahil Güvenliği geldi.”

    ADALARDA SIĞINMA BAŞVURUSU YAPAMADAN SİVİL POLİSE YAKALANIYORLAR

    Yunan yasaları, sığınma talebinde bulunan tüm göçmenlerin, başvurularını adalardaki merkezlerde kayıt altına aldırmalarına izin veriyor. Ancak BBC’nin Consolidated Rescue Group isimli göçmen destek kuruluşunun yardımıyla iletişime geçtiği göçmenler, bu merkezlere ulaşamadan sivil polis olduğunu düşündükleri kişiler tarafından yakalandıklarını söyledi.

    İnsan hakları grupları, Avrupa’da sığınma arayan binlerce kişinin yasadışı bir şekilde Yunanistan’dan Türkiye’ye geri gönderildiği ve uluslararası ve AB hukukunda güvence altına alınan sığınma talebinde bulunma haklarının reddedildiğine dikkat çekiyor.

    VİDEOSU VAR: KADINLARLA ÇOCUKLAR BOTA BİNDİRİLİP AÇIK DENİZDE SÜRÜKLENMEYE BIRAKILDI

    Avusturyalı aktivist Fayad Mulla, Şubat 2023’te Yunanistan’ın Midilli adasında bu tür operasyonların ne kadar gizli yürütüldüğünü kendi gözleriyle gördüğünü belirtti. Fayad Mulla’nın ihbar üzerine zorla geri gönderme yerine doğru giderken, daha sonra polis için çalıştığı ortaya çıkan kapüşonlu bir adam tarafından durdurulması araç kamerası tarafından kaydedildi. Polis, görüntüleri araç kamerasından silmeye çalıştığı ve onu polis memuruna direnmekle suçlamaya çalıştı, ama işlem yapılmadı. İki ay sonra benzer bir yerde Mulla’nın çektiği zorla geri gönderme görüntüleri, The New York Times’ta yayımlandı.

    Videoya göre aralarında kadın ve bebeklerin de bulunduğu bir grup, işaretsiz bir minibüsün arkasından indirilip küçük bir tekneye bindirilerek daha uzaktaki Yunan Sahil Güvenlik gemisine aktarıldı, ardından şişme bota bindirilerek açık denizde sürüklenmeye bırakıldı.

    ESKİ KOMUTANIN AÇIK MİKROFON İTİRAFI: ULUSLARARASI BİR SUÇ

    BBC, bu görüntüleri doğrulayarak Yunanistan Sahil Güvenliği’nin eski özel operasyonlar şefi Dimitris Baltakos’a gösterdi.

    BBC’ye sahil güvenlikten yasadışı herhangi bir şey yapmasının talep edildiğini inkar eden eski komutan Baltakos, röportaj sırasında görüntülerin ne anlama geldiği hakkında yorum yapmayı reddetti.

    Ancak röportaja ara verildiği sırada mikrofonu açıkken kamera çerçevesinin dışındaki bir kişiye şöyle dediği kaydedildi:

    “Onlara pek bir şey söylemedim, değil mi? Çok açık değil mi? Nükleer fizik değil. Bunu neden güpegündüz yaptıklarını bilmiyorum… Bu… alenen yasadışı. Bu uluslararası bir suç.”

    YUNAN SAHİL GÜVENLİĞİ: ULUSLARARASI TOPLUM BİZİ TAKDİR EDİYOR

    BBC’nin soruşturmasına karşı Yunan Sahil Güvenliği, yasadışı faaliyetlere ilişkin tüm suçlamaları kesinkes reddettiğini söyledi. Personelinin “en üst düzeyde profesyonellik, güçlü bir sorumluluk duygusu ve insan yaşamına ve temel haklara saygıyla yorulmadan çalıştığını, ülkenin uluslararası yükümlülüklerine tam uyduklarını” savunan Yunan Sahil Güvenliği, “2015’ten 2024’e kadar 6161 deniz olayında 250 bin 834 sığınmacı/göçmen kurtardığını ve bunun uluslararası toplum tarafından olumlu karşılandığını” vurguladı.

    YUNAN ÖZEL KUVVETLER ÜYESİ: EMİR BAKANDAN

    BBC’ye açıklama yapan Yunanistan Denizcilik ve Ada Politikası Bakanlığı, görüntülerin bağımsız Ulusal Şeffaflık Kurumu tarafından araştırıldığını söyledi.

    BBC’nin Samos adasında konuştuğu araştırmacı gazeteci Romy van Baarsen, Yunan özel kuvvetlerinin bir üyesiyle flört uygulaması Tinder aracılığıyla sohbet etmeye başladığını aktardı. Van Baarsen, onu aradığında “savaş gemisinde” olduğunu yanıtını aldığını, ona işi ve sığınmacı teknesi gördüklerinde ne yaptıkları hakkında sorular sorduğunu anlatarak ekledi:

    “Sığınmacıları geri püskürttüklerini söyledi. Bu tür emirlerin ‘bakandan’ geldiğini söyledi ve böyle bir tekneyi durdurmazlarsa cezalandırılacaklarını belirtti.”

    600’DEN FAZLA GÖÇMENİN ÖLMESİ: ‘YUNAN SAHİL GÜVENLİĞİ TEKNEYİ ALABORA ETTİ’

    Yunan sahil güvenliği daha önce de Akdeniz’de son 10 yılın en büyük göçmen teknesi kazasındaki rolü nedeniyle eleştirilmişti. Adriana’nın Haziran 2023’te Yunanistan’ın belirlenmiş kurtarma bölgesinde batmasıyla ölenlerin sayısı 600’den fazla hesaplanıyor. Yunan yetkililer, teknenin güvenli şekilde İtalya’ya yol almasından ötürü kurtarmak için müdahale etmedikleri iddiasında. Hayatta kalanlar ise Yunan Sahil Güvenliği’nin eylemleriyle teknenin alabora olmasına neden olduğunu söyledi. (BBC, Dış Haberler)


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Hollanda’da mültecilere destek yürüyüşü

    Hollanda’da mültecilere destek yürüyüşü


    Hollanda’da, mültecilerin yeni bir yaşama kavuşma hayaliyle katettiği uzun mesafelere dikkati çekmek amacıyla “Mültecilerin Gecesi” adlı destek yürüyüşü düzenlendi.

    Mülteci Vakfı tarafından, bu yıl 15’incisi düzenlenen yürüyüşe yaklaşık 7 bin kişi katıldı.

    Mültecilere destek için 10, 20 ve 40 kilometrelik parkurlardan birini seçerek yürüyen binlerce kişi, yaklaşık 1 milyon 637 bin 938 euro bağış topladı.

    Rotterdam, Haarlem, Nijmegen, Amersfoort ve Tilburg kentlerinde yerel saatle 00.00’da başlayan 40 kilometrelik yürüyüş gün ortasında son buldu.

    Yürüyüşe katılan Nicole Maas, AA muhabirine, gece yürüyüşü yaparak ülkelerini terk etmek zorunda kalan mültecilerin durumunu az da olsa anladıklarını söyledi.

    İkinci kez yürüyüşe katıldığını belirten Maas, “Mülteciler bizim gibi değil onlar kaçmaya devam ediyorlar. Bazen uyumak zorunda kalıyorlar ama bu yürüyüş, size bir mülteciye yakın olma hissi veriyor” dedi.

    Maas, yürüyüşe katılarak hoşgörü mesajını yaymak istediğini dile getirdi.

    Yürüyüşe dördüncü kez katılan Frank van Moorsel da dünyanın her yerinde çok sayıda sıkıntı olduğunu ve felaketler yaşandığını dile getirerek, “Birbirimize göz kulak olmamız gerektiğini ve bunu yapmaya devam etmemizin önemli olduğunu düşünüyorum” ifadesini kullandı.

    Van Moorsel, yürüyüşe başladığında zorlandığını daha sonra dayanışma için yapıldığını hissettiğinde bunun kolaylaştığını dile getirdi.

    Albert de Bakker da dünyada bazı şeylerin kötüye gittiğine işaret ederek, “Mültecilerin yanında olduğumuzu hep birlikte gösterelim. Elimizden gelen bir şeyi yapabileceksek onu mutlaka yapmalıyız” diye konuştu

    Denise van Dop da “Her yerde yaşanan insani krizlere baktığımda, bir şekilde kenarda durmadan kendi payıma düşeni yapmak istediğim için mutluyum. İnsanlara mesajım şu olur; düşündüğünüzden daha fazlasını yapabilirsiniz” açıklamasını yaptı.

    Kaynak: AA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AB ülkelerine sığınma başvurusu yapan Türk vatandaşlarının sayısında rekor artış! Suriyeliler ve Afganlardan sonra Türkiye geliyor

    AB ülkelerine sığınma başvurusu yapan Türk vatandaşlarının sayısında rekor artış! Suriyeliler ve Afganlardan sonra Türkiye geliyor



    Türkiye’de gençlerin geleceğe karşı umudu giderek azalırken, 2023’te Avrupa Birliği (AB) ülkelerine sığınma başvurusunda bulunan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının sayısı yüzde 82 oranında arttı.

    Türkiye’den yapılan başvuru sayısı 101 bin başvuru ile rekor kırdı. Suriyeliler ve Afganların ardından Türk vatandaşları en fazla sığınma talep eden grup oldu.

    Başvuru sayılarına oranla Türk vatandaşlarına verilen sığınma hakkı ise giderek azaldı.

    BBC Türkçe’den Yusuf Özkan’ın haberine göre, Avrupa Birliği Sığınma Ajansı (EUAA), 2023 yılına ilişkin “Sığınma Trendi” raporunu açıkladı.

    Rapora göre, Avrupa ülkelerine yapılan sığınma başvuruları, geçen yıl büyük ölçüde artış gösterdi. Yaklaşık 1 milyon 57 bin kişi AB ülkelerinden sığınma talep etti.

    Geçen yıl Kasım ayında yapılan 118 bin başvuru, mülteci krizinin doruğa ulaştığı 2015 yılı Ekim ayındaki 123 bin sığınma başvurusuna yaklaştı.

    Geçen yıl yapılan sığınma başvuruları, 2022 yılına göre yüzde 18 oranında arttı. Almanya, yaklaşık 335 bin iltica başvurusu ile ilk sırada yer alırken, Fransa’ya 167 bin, İspanya’ya 162 bin, İtalya’ya da 136 bin kişi sığınma talebinde bulundu.

    Rapora göre, Suriyeliler ve Afganlar, Avrupa ülkelerine en fazla sığınma başvurusu yapan grup olmaya devam etti.

    YÜZDE 82 ORANINDA ARTIŞ YAŞANDI

    EUAA verilerine göre, sığınma başvuruları konusunda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, “yeni bir trend olarak yüzde 82 artışla” en büyük üçüncü grubu oluşturdu.

    Türk vatandaşlarının yaptığı başvurular özellikle geçen Kasım’da artış gösterdi ve o ay Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, Suriyelilerin ardından en fazla sığınma talep eden ikinci grup oldu.

    Geçen yıl Avrupa ülkelerine iltica talebinde bulunan yaklaşık 101 bin Türk vatandaşının yüzde 60’ı Almanya’yı tercih etti.

    Ancak sığınma başvurularındaki artışa rağmen, iltica talebi reddedilen Türk vatandaşlarının sayısı da son 4 yılda istikrarlı biçimde artıyor.

    Bir başka deyişle, AB ülkeleri, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına daha az sığınma hakkı tanıyor.

    Avrupa ülkeleri, 2019 yılında sığınma talep eden Türk vatandaşlarının yüzde 54’üne olumlu yanıt verirken, geçen yıl başvuranların sadece yüzde 25’inin sığınma talebi kabul edildi.

    Rapora göre, Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’e düzenlediği saldırılar ve bunu takip eden Gazze’deki savaş, AB ülkeleri tarafından devlet olarak tanınmayan Filistinli halkın yerinden edilmesine yol açtı.

    Kesin olmayan verilere göre daha fazla Filistinli AB ülkelerine sığınma başvurusunda bulundu.

    NİJERYA, GÜRCÜ VE AFGANİSTANLILARIN BAŞVURU SAYISI AZALDI

    Nijeryalı, Gürcü ve Afganların yaptığı başvuru sayısı 2022’ye kıyasla 2023’te önemli ölçüde azaldı.

    AB Sınır Güvenliği Kurumu’na (Frontex) göre, 2023’te yasa dışı sınır geçişi, 2016 yılından bu yana en yüksek düzeye ulaştı.

    Ukraynalılar, Rusya ile yaşanan savaşın ardından Avrupa’da en yüksek koruma hakkı olan ülke vatandaşları oldu.

    Suriyelilerin başvurularının kabul oranı yüksek seyretmeye devam etti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • 2023’te AB’ye iltica başvuruları 1 milyonu aştı, Türkiye’den başvurular yüzde 82 arttı

    2023’te AB’ye iltica başvuruları 1 milyonu aştı, Türkiye’den başvurular yüzde 82 arttı


    AB’deki son veriler ışığında, genel olarak artan iltica arayışında Türkiye’den yapılan başvuruların artış eğilimi dikkat çekti

    REKLAM

    Avrupa Birliği İltica Ajansı’nın (EUAA) çarşamba günü açıkladığı verilere göre, Avrupa Birliği’ndeki iltica başvuruları 2023 yılında yüzde 18 artışla 1,14 milyona ulaştı.

    Yeni veriler 2015-2016 mülteci krizinden bu yana iltica başvurularının en yüksek seviyeye çıktığını gösterdi.

    27 AB üyesi ile birlikte İsviçre ve Norveç’i de kapsayan çalışma sonucunda geçtiğimiz yıl 2022’ye kıyasla iltica başvurularında yüzde 18’lik bir artış yaşandı ve 1,1 milyon başvuru alındı. 

    En çok başvuru alan ülkeler

    EUAA’nın son raporunda en fazla başvuru alan ülke, başvuruların yaklaşık üçte birinin yapıldığı Almanya oldu. Bu ülkeyi Fransa, İspanya ve İtalya izledi.

    2023 yılında Almanya 334 bin başvuru ile çalışmada değerlendirilen ülkelere yapılan tüm başvuruların yüzde 29’unu alarak AB içinde sığınmacılar için en önde gelen varış noktası olma konumunu korudu.

    Ancak Almanya tek başına, ikinci ve üçüncü en fazla başvuru yapılan ülkeler Fransa ve İspanya’nın toplamından daha fazla başvuru alması dikkat çekti.

    Fransa 167 bin başvuru ile tüm başvuruların yüzde 15’ini, İspanya 162 bin başvuru ile yüzde 14’ünü ve İtalya da 136 bin başvuru aldı. Bu dört ülkenin aldığı başvuru sayısı, toplu olarak bu dönemde çalışmada incelenen 29 ülkeye yapılan tüm başvuruların üçte ikisinden fazlasını oluşturdu.

    Suriyeliler açık ara önde

    Başvurularda Suriye’den gelenler açık ara başı çekmeye devam etti, bunu yine Afganistan takip etti.

    2023’te 181 bin iltica başvurusunda bulunan Suriyeliler, 2022’ye kıyasla yüzde 38’lik bir artışla en fazla başvuruyu yapan ulus oldu. 

    Uzun yıllardır ikinci en büyük başvuru grubunu oluşturan Afganlar 2023’te de bu sırayı korudu, ancak başvuru oranı düşen tek ulus olarak öne çıktı. Afganlar 2023’te 114 bin başvuru ile 2022’ye göre yüzde 11 daha az başvuruda bulundu.

    Türkiye’den başvurularda dikkat çeken artış

    Türkiye’den yapılan başvurular ise en dikkat çekici artışa işaret etti. Türk vatandaşları, 2022 yılına kıyasla yüzde 82’lik bir artışla yaklaşık 100 bin 870 iltica başvurusunda bulundu. 

    Bunların 96 bin 147’si ilk defa başvurular olarak değerlendirildi, 37 bin 841’i karara bağlanırken, 83 bin 964 başvuru hala değerlendirme aşamasında. 10 bin 457 başvuru ise geri çekildi. 94 başvuru ise varış ülkesinden başka ülkeye yönlendirildi.

    Başvuruların çoğu Almanya’da yapıldı. Bu ülkeyi Fransa ve Avusturya takip etti. 

    Rapora göre, Türklerin iltica başvuru kabullerinde son dört yılda istikrarlı bir düşüş görüdü. 2019’da yüzde 54 olan başvuru kabul oranı, 2023’te yüzde 25’e geriledi.

    Öne çıkan diğer ülkeler

    Güney Amerika: Venezuela ve Kolombiya’dan yapılan başvurular 2022’ye kıyasla üçte bir oranında artış gösterdi. Bu iki ülke vatandaşlarının her biri 60 binden fazla başvuruda bulundu, başvuruların büyük çoğunluğu İspanya’ya yapıldı.

    Kuzey Afrika: Fas ve Mısır vatandaşlarının her biri 31 bin ve 27 bine yakın başvuruda bulundu, ancak varış ülkeleri farkllık gösterdi. Faslılar çoğunlukla Avusturya’da, Mısırlılar ise çoğunlukla İtalya’da başvuruda bulundu.

    Afrika: Gine ve Fildişi Sahili vatandaşları, çoğunluğu Fransa’da olmak üzere 20 binden fazla başvuru yaptı.

    Filistinlilerin durumu

    Uyrukları farklı şekillerde kaydedildiği için sığınmacıların tam sayısını değerlendirmenin zor olabildiğine dikkat çekilen çalışma raporunda, vatansızlık tanımına ilişkin ülkeden ülkeye değişen farklılıkların önemli rol oynadığı belirtildi.

    REKLAM

    Bu durum özellikle 7 Ekim’de Hamas’ın İsrail’e yönelik saldırıları ve ardından Gazze’de İsrail’in başlattığı savaşta yerlerinden edilen Filistinlilerin durumunda öne çıktı. Filistin’in AB ülkeleri, İsviçre ve Norveç tarafından devlet olarak tanınmaması durumu zorlaştırsa da, bazı tutarsız verilere rağmen, daha fazla Filistinlinin bu ülkelere sığınma başvurusunda bulunduğu açıkça görüldü.

    Buna göre Filistinlilerin AB, İsviçre ve Norveç’e 2023 yılında yaptığı başvuru sayısı yaklaşık 11 bine çıkarak şimdiye kadar kaydedilen en yüksek sayıya ulaştı. Bu rakam, 2022 yılına göre üçte iki oranında artışa işaret etti.

    Rapora göre, özellikle, Yunanistan’daki başvuru sayısının aynı dönemde iki kattan fazla artmış olması ve neredeyse tamamının ilk kez başvuru olması, başvuru sahiplerinin AB ülkelerine yeni geldiklerini gösteriyor. Ancak, mevcut veriler bu kişilerin özel durumlarına ilişkin ayrıntılı bilgiler sunmuyor.

    Ukraynalıların durumu

    Artan iltica başvurularının ötesine geçen bir diğer durum da Ukraynalılarla ilgili, çünkü Ukrayna’dan gelen dört milyondan fazla yerinden edilmiş kişinin Geçici Koruma’dan yararlanması sebebiyle Avrupa ülkelerinde koruma ihtiyaçları ile gelen bireylerin toplam sayısına önemli bir katman ekliyor.

    2023 sonu itibarıyla, Rusya’nın geniş çaplı işgalinin ardından ülkelerinden kaçarak Avrupa ülkelerinde Geçici Koruma’dan yararlanan Ukraynalıların sayısı 4,4 milyonu buldu. 

    REKLAM

    Bu kişilerin en fazla sığındığı ülke Çekya oldu. Onu Bulgaristan, Estonya, Litvanya ve Polonya takip etti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ajans Muhbir yöneticileri hakkında tahliye kararı

    Ajans Muhbir yöneticileri hakkında tahliye kararı



    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturma kapsamında; ‘Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama’ ve ‘Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçunu işlediği iddiasıyla tutuklu yargılanan Ajans Muhbir isimli sosyal medya hesabının yöneticileri Süha Çardaklı ve Serkan Kafkas hakkında tahliye kararı çıktı.

    Ankara Adliyesi’nde görülen duruşmada savcılık, ilgili isimlerin tutukluluk halinin devamını talep etti. Mahkeme heyeti, davadaki tüm sanıklar için tahliye kararı verdi.

    Kararla birlikte, Süha Çardaklı, Serkan Kafkas ve Eray Ertürk’ün tutuklulukları son buldu.

    ‘TEKZİPLİ TEK HABER YOK’

    Serkan Kafkas ve Süha Çardaklı’nın da içlerinde olduğu tutuklu gazetecilerin yargılandığı dava bugün Ankara 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nde başladı. Tüm sanıklar mahkemeden, hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasını (HAGB) talep etti. “Muhbir” hesabı yöneticisi Çardaklı, haberlerinin gazetecilik ilkelerine uygun olduğunu ifade ederek “Yalanlamış, tekzipli tek haber yok hepsi videolu, kanıtlı. 10 yıldır gazetecilik yapıyorum, yapmaya devam edeceğim. Haberlerimde suç yok, hepsinin arkasındayım” dedi.

    Tutuklu gazeteciler Süha Çardaklı ve Serkan Kafkas’ın da aralarında olduğu 30 kişinin mültecilere yönelik haberleri ve sosyal medya paylaşımları nedeniyle yargılandığı dava bugün Sıhhiye Adliyesinde Ankara 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nde başladı.

    “Halk arasında korku ve panik yaratma”, “halkı kin ve nefrete yöneltme”, “halkı yanıltıcı bilgileri toplu halde yayma” suçlarından açılan davanın bugünkü ilk duruşmasında sanıklar ve avukatları katıldı. Sanıklar savunmalarını yaptı.

    SANIKLAR HAGB TALEP ETTİ

    Sanıklar, üzerlerine atılı suçları reddederek kimseyi aşağılama, korkutma amacı gütmediklerini ifade etti. Bu nedenle tüm sanıklar mahkemeden hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasını talep etti.

    “KAYNAKLI HABERLER PAYLAŞMAMIZA RAĞMEN NEDEN SUÇLUYUZ ANLAMAKTA GÜÇLÜK ÇEKİYORUM”

    Sosyal medya hesabı “Muhbir”in yöneticilerinden olan ve 78 gündür tutuklu bulunan Serkan Kafkas, “Kaynaklı, atıflı, tırnak içinde haberler paylaşıyor olmamıza rağmen biz neden suçluyuz anlamakta güçlük çekiyorum. Bir grubu, etnik sınıfı aşağılama kaygısı yok. Irksal nefret, ayrım söz konusu değil. Tahliyemi talep ediyorum” dedi. Ayrıca Kafkas, savcının hazırladığı araştırma raporuna değinerek “Şahsi hesabımdan milliyetçi, paylaşımlar yapıldığına atıfta bulunulmuştur. Bundan gurur duyarım, çıkınca da milliyetçi paylaşımlar yapacağım” diye konuştu.

    “10 YILDIR GAZETECİLİK YAPIYORUM, YAPMAYA DEVAM EDECEĞİM. HABERLERİMDE SUÇ YOK, HEPSİNİN ARKASINDAYIM”

    Tutukluluğunun 104. gününde olan sosyal medya hesabı “Muhbir”in yöneticilerinde Süha Çardaklı da dosyada yer alan haberlerden değil 10 yıllık meslek hayatında hiçbir haberinden ceza almadığını kaydetti. Çardaklı, “Çünkü haberlerimiz yorum içermiyor. Atıflı bir haberi paylaşmak neden suç sayılıyor anlamış değilim. Bir gazeteci olarak halkın haber alma hakkını halka vermişiz, bununla neden suçlanıyoruz anlamış değiliz. Biz ırk veya başka bir şey esas almıyoruz, haberlerimiz gazetecilik ilkelerine uygun. Yalanlamış, tekzipli tek haber yok hepsi videolu, kanıtlı. Dosyada paylaştığımız TRT’nin haberi var, bu haber yalansa TRT’nin müdürü neden burada değil. 10 yıldır gazetecilik yapıyorum, yapmaya devam edeceğim. Haberlerimde suç yok, hepsinin arkasındayım” diye kendini savundu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Göçmen krizi: Schengen Bölgesi’nde hangi Avrupa ülkeleri sınır kontrolü uyguluyor?

    Göçmen krizi: Schengen Bölgesi’nde hangi Avrupa ülkeleri sınır kontrolü uyguluyor?


    Avrupa Birliği, yasal ve yasadışı yollardan gelen göçmen sayısındaki artışla mücadele ederken, bazı üye devletler serbest dolaşımın olduğu bölgelerde de ek önlemler almaya başladı

    REKLAM

    Avrupa’da birçok ülke normalde serbest dolaşımın olduğu Schengen bölgesinde geçici olarak sınır kontrollerini yeniden uygulamaya başladı. 

    Schengen kurallarına göre, iç güvenlik veya kamu politikasına yönelik ciddi tehdit olarak görülen durumlarda “son çare olarak” bu yönteme başvuruluyor. 

    Reuters, Avrupa’daki ülkelerin uygulamaya başladığı yöntemleri şu şekilde sıraladı: 

    Avusturya:

    Ekim ayında Çek Cumhuriyeti ile olan sınırında 6 Aralık’a kadar sürecek kontroller başlattı.

    Silah kaçakçılığı tehditleri, Ukrayna’daki savaşla bağlantılı suç şebekeleri ve insan kaçakçılığını gerekçe göstererek Slovenya ve Macaristan ile sınır kontrollerini Mayıs 2024’e kadar uzattı.

    Danimarka:

    Ağustos ayında, Kuran yakma olaylarının ardından güvenliği artırmak için Kopenhag havaalanında Schengen ülkelerinden gelenler de dahil olmak üzere sınır kontrollerini sıkılaştırdı.

    AB komisyonu raporuna göre Danimarka-Almanya kara sınırında ve Almanya’ya feribot bağlantısı olan limanlarda kontroller Mayıs 2024’e kadar uzatıldı.

    Hükümet, düzensiz göçteki artışa yanıt verdiğini söyledi ve terörizm, organize suçlar, yabancı istihbarat casusluğu ve Ukrayna’daki savaştan kaynaklanan tehditleri gerekçe gösterdi.

    Almanya: 

    Almanya’da bu yıl ilk kez yapılan sığınma taleplerinde keskin bir artış görüldü.

    Göç artışına ve yüksek kaçakçılığa karşı, eylül ayında Polonya, Çek Cumhuriyeti ve İsviçre ile olan kara sınırlarında 4 Aralık’a kadar geçerli olacak kontroller ilan etti. Avusturya ile kara sınırı kontrollerini Mayıs 2024’e kadar uzattı. Buna gerekçe olarak Orta Doğu terörizmiyle bağlantılı güvenlik tehditleri ve Ukrayna’daki savaşı gösterdi.

    İtalya:

    Balkan rotası üzerinden transit geçiş yapan bazı göçmenlerin terörist olabileceğini söyleyerek 21 Ekim itibariyle Slovenya ile olan kuzeydoğu kara sınırında polis kontrollerini yeniden başlattı.

    İçişleri Bakanı Matteo Piantedosi, kontrollerin muhtemelen gelecek yıla kadar uzatılacağını kaydetti. 

    Norveç:

    AB üyesi olmayan ancak Schengen düzenlemesine dahil olan Norveç, 12 Kasım itibariyle Schengen bölgesine feribot bağlantısı olan limanlarında sınır kontrollerini yeniden başlattı. Gerekçe olarak da kıyı ve kıyı ötesi altyapısına ve yabancı istihbarat servislerine yönelik tehditleri gösterdi. Bu kontrollerin 5 Mayıs 2024 tarihine kadar sürmesi bekleniyor. 

    REKLAM

    Polonya:

    Göçmenlerin yasadışı yollardan giriş yapma çabalarını gerekçe göstererek Slovakya sınırındaki geçici kontrolleri 3 Aralık’a kadar uzattı.

    Bu yılın başlarında “nakit karşılığı vize” skandalının yaşandığı ülkede insanların aracılara ödeme yaptıktan sonra uygun kontroller yapılmadan hızlı bir şekilde vize aldıkları bir sistemin olduğu ortaya çıkmıştı. 

    İsveç:

    Sınır polisine üst araması ve elektronik gözetimin kullanılması dahil olmak üzere daha fazla yetki verildi. Kur’an yakma olaylarının ardından saldırıların engellendiği belirtilerek İsveç’in terör tehdidi seviyesi yükseltildi. 

    REKLAM

    Kasım ayı itibariyle sınır kontrollerini Mayıs 2024’e kadar uzattı.

    Fransa:

    Terör tehdidi gerekçesiyle Schengen üyeleriyle olan sınırlarında kontrolleri yeniden başlattı. Bu önlemin 30 Nisan 2024 tarihine kadar sürmesi bekleniyor.

    Brüksel’de iki kişinin bir saldırgan tarafından öldürülmesinin ardından ekim ayında Belçika sınırında güvenlik artırıldı. 

    Slovakya:

    REKLAM

    Macaristan sınırındaki geçici kontrollerin 23 Aralık’a kadar devam etmesini onayladı. 

    2022 yılına kıyasla bu yıl yasadışı yollardan gelen yaklaşık yüzde 500 daha fazla göçmenin gözaltına alındığı belirtildi. 

    Slovenya:

    Schengen üyeleriyle olan sınır kontrollerini 9 Aralık’a kadar uzattı. Hükümet gerekçe olarak Ukrayna, Orta Doğu ve Afrika’daki silahlı çatışmaları ve organize suç ve terörizmden kaynaklanan tehditlerin artmasını gösterdi.

    22 Aralık’tan itibaren altı ay süreyle bu sınırlarda kontrollerin yeniden başlatılması planlanıyor. Ekim ayında Slovenya, Hırvatistan ve Macaristan ile olan sınır kapılarına polis konuşlandırıldı.

    REKLAM

    Finlandiya

    İki hafta içinde 700’den fazla göçmenin farklı sınır kapılarına ulaşmasının ardından 24 Kasım’da Rusya’ya açılan 8 yolcu kapısından 7’sini geçici olarak kapattı.

    Helsinki, yüksek miktardaki göçmenin sınırlarına taşınmasından Moskova’nın sorumlu tutarken, Kremlin bunu reddediyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AB’ye üye ülkeler, iltica ve göçmenlik politikasında anlaşmaya vardı

    AB’ye üye ülkeler, iltica ve göçmenlik politikasında anlaşmaya vardı


    Avrupa Birliği’ne üye ülkelerin diplomatları kriz durumunda mülteci ve göçmenlere bakma görevinin paylaşılması konusunda anlaştı.

    REKLAM

    Brüksel’de bir araya gelen AB büyükelçileri, cuma günü İspanya’da yapılacak olan AB liderleri gayriresmi zirvesi öncesinde İtalya’nın çekincelerini aşmayı başardı ve Avrupa göç politikasının reformuna yönelik kilit bir metne imzayı attı.

    AB Dönem Başkanı İspanya tarafından açıklanan anlaşma, üye devletler ile Avrupa Parlamentosu arasındaki müzakerelerin temelini oluşturacak.

    Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen anlaşmayı müzakerelerde ilerleme kaydedilmesine izin verecek “oyun değiştirici bir gelişme” olarak tanımladı.

    Anlaşma ne getiriyor?

    “Sığınma ve Göç Paktı” olarak adlandırılan anlaşma, 2015-2016 mülteci krizinde olduğu gibi bir AB ülkesine kitlesel bir göçmen akını olması durumunda Avrupa’nın vereceği tepkiyi düzenlemek üzere tasarlandı. 

    Anlaşma, üye ülkelere kriz zamanında iltica ve göçmenlik politikalarını uyarlama seçeneği tanıyor. Metin, “kitlesel” ve “istisnai” bir göçmen akını durumunda, sığınmacılar için olağan prosedürlerden daha az koruyucu bir istisna sistemi getirilmesini öngörüyor.

    Anlaşma, AB’nin dış sınırlarında gözaltında tutma süresini 40 haftaya kadar uzatıyor. Anlaşma kapsamında ayrıca, yüksek mülteci akınına uğrayan devletler işlemleri hızlandırabilecek ve diğer AB üyelerinden, sığınmacıların başka yere yerleştirilmesi ya da mali yardım alınması şeklinde dayanışma katkısı talep edebilecek.

    Almanya ve İtalya’nın itirazları aşıldı

    AB’nin “Sığınma ve Göç Paktı “nın üye Devletler tarafından üzerinde anlaşmaya varılması gereken son parçası olan bu metin, aylardır Almanya’nın insani gerekçelerle itirazlarına maruz kalıyordu. Eylül sonunda yapılan içişleri bakanları toplantısında Berlin’den yeşil ışık almak için bir uzlaşma sağlandı ancak bunun ardından İtalya itiraz etti.

    Diplomatik kaynaklara göre İtalya, göçmenleri kurtaran sivil toplum kuruluşlarının rolüyle ilgili itirazda bulundu. Roma, Akdeniz’de bazıları Alman bayrağı altında faaliyet gösteren çeşitli kurtarma sivil toplum kuruluşlarını finanse ettiği gerekçesiyle Berlin’i eleştiriyordu.

    Geçtiğimiz hafta İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, bu STK’ların göçmenleri teknelerinin bayraklarını taşıdıkları ülkelerde karaya çıkarması çağrısında bulundu. Çarşamba günü kabul edilen uzlaşma nihayet hem İtalya hem de Almanya’nın desteğini aldı.

    Diplomatik kaynaklara göre yapılan oylamada Avusturya, Slovakya ve Çek Cumhuriyeti çekimser kalırken Polonya ve Macaristan karşı oy kullandı. Polonya daha önce anlaşmayı veto edeceğini açıklamıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Dağlık Karabağ’da patlama: En az 20 ölü, çoğu ağır yaklaşık 300 yaralı

    Dağlık Karabağ’da patlama: En az 20 ölü, çoğu ağır yaklaşık 300 yaralı


    Görgü tanıkları, Dağlık Karabağ’da bir yakıt depolama tesisinde meydana gelen patlama sonrası çıkan yangın sebebiyle yaralıların vücutlarında ağır yanıklar oluştuğunu dile getirdi.

    Dağlık Karabağ’da bir yakıt depolama tesisinde meydana gelen patlamada en az 20 kişi hayatını kaybetti, yaklaşık 300 kişi de yaralandı.

    REKLAM

    Bölgedeki etnik Ermeni toplumunun insan hakları ombudsmanı Gegham Stepanyan, X platformundan (eski adıyla Twitter) yaptığı paylaşımda, yaralananların büyük kısmının durumunun ağır olduğunu aktardı. 

    Karabağ’daki tıbbi kapasitenin yetersiz olduğunun altını çizen Stepanyan, acil bir hava tahliyesinin şart olduğunu belirtti.  

    Patlama, Azerbaycanlıların Hankendi Ermenilerin ise Stepanakert olarak adlandırdıkları bölge yakınlarında, Askeran yolu üzerinde bulunan benzin depolama tesisinde yaşandı. 

    Etnik Ermenilerin bölgeyi terk etmek üzere arabalarına yakıt almak için sıraya girdikleri sırada meydana gelen patlamaya neyin sebep olduğu henüz anlaşılabilmiş değil.

    Görgü tanıkları, patlama sonrası çıkan yangın sebebiyle yaralıların vücutlarında ağır yanıklar oluştuğunu dile getirdi. 

    Dağlık Karabağ’dan ayrılan Ermeni sayısı 13 bin 500

    Azerbaycan’ın 19 Eylül’de başlattığı bir gün süren “terörle mücadele operasyonu” sonrası silahlarını bırakmak şartıyla ateşkesi kabul eden Ermeniler, Bakü ile masaya oturdu. 

    Bu arada binlerce etnik Ermeni’nin bölgeden kaçışı sürüyor. 

    Resmi kaynaklar, 26 Eylül itibariyle (göçün ilk gününde) Dağlık Karabağ’dan ayrılarak Ermenistan’a geçen sığınmacı sayısının 13 bin 500’ü aştığını bildirdi.

    Hükümetten yapılan açıklamada, “13 bin 550 kişiden 11 binin kayıtları tamamlandı 2 bin 550 kişi için ihtiyaç değerlendirmesi devam ediyor” denildi.

    Ermenistan yönetiminin “zorla yerinden edilmiş kişiler” olarak tanımladığı sığınmacılar araç ve otobüslerle Ermenistan’a geçmeye devam ediyor.

    Savaş öncesi bölgede 120 bin etnik Ermeni yaşıyordu.  

    REKLAM

    Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, operasyon sonrası yaptığı açıklamada Dağlık Karabağ’daki Ermeni vatandaşların haklarının “garanti altına alınacağı” sözünü vermişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Yunanistan, AB-Türkiye arasındaki göçmen anlaşmasını ‘genişletmek’ istiyor

    Yunanistan, AB-Türkiye arasındaki göçmen anlaşmasını ‘genişletmek’ istiyor


    Yunanistan, Brüksel ve Ankara arasında 2016 yılında imzalanan göçmen anlaşmasının yenilenmesini istediğini duyurdu.

    Yunanistan, göçmenlerin Avrupa’ya gelişini engellemeyi amaçlayan, Brüksel ve Ankara arasında 2016 yılında imzalanan anlaşmanın yenilenmesini istiyor. 

    REKLAM

    Yunan Göç Bakanı Dimitris Kairidis, göç konusundan en çok etkilenen ülkelerden biri olarak amacın “Yunanistan’ın inisiyatifiyle 2016 anlaşmasını değiştirmek ve genişletmek olduğunu” kaydetti.

    Kairidis, kamu televizyonu ERT’ye, “Bir anlaşma istiyoruz. İklim olumlu. Bu anlaşma esas olarak Avrupa-Türk meselesi olacak. Bu bir Avrupa-Türkiye sorunudur” diye konuştu.

    Kounun 7 Aralık’ta üst düzey Yunan ve Türk yetkililer arasında Selanik’te yapılacak toplantıda ele alınacağı belirtildi.  

    AB ülkeleri, 2015’teki göç krizinin ardından Ankara’nın özellikle de Suriyelileri Türkiye topraklarında tutmasını öngören bir anlaşma imzaladı. O dönem Türkiye’ye vaad edilen 6 milyar euroluk fonun bir kısmının teslim edilmediği belirtiliyor. 

    Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bu hafta New York’ta bir araya geldi.

    Yunanistan da bu yıl göçmen girişlerinde bir artış yaşadı. Bakanlığa göre, yılın ilk sekiz ayında 18,000’den fazla kişi geldi; bu rakam 2022 yılına kıyasla yüzde 106’lık bir artış anlamına geliyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AKP’li yazarın güzellemeleri: Bize ‘Arap’ diye tanıtılanlar Arap değildir. Gerçek Arap beyaz, buğday benizlidir, Dıhye o kadar yakışıklıydı ki…

    AKP’li yazarın güzellemeleri: Bize ‘Arap’ diye tanıtılanlar Arap değildir. Gerçek Arap beyaz, buğday benizlidir, Dıhye o kadar yakışıklıydı ki…



    Türkiye’de yabancı düşmanlığının arttığı ve Arapların hedef tahtasına oturtulduğu savıyla başlayan tartışma, operasyona dönüştü. Aralarında, ana gündemi sığınmacılar olan sosyal medya hesapların yöneticilerinin de olduğu bazı kişiler tutuklandı.

    Hükümete yakın gazeteciler, çektikleri videoyla, Araplara “Biz tek milletiz” diye seslenirken bazı kalemler de köşelerinde isim vermeden Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ ve Suriyeli sığınmacıların varlığını eleştirenleri hedef alıyorlar.

    “ARAPLARI AŞAĞILAMALARININ ASIL SEBEBİ, YABANCI DÜŞMANLIĞI DEĞİL; ARAPLAR ÜZERİNDEN İSLÂM DÜŞMANLIĞIDIR!”

    Star yazarı Nuh Albayrak, “Siyah köpekleri ‘Arap… Arap…’ diye çağırmak milliyetçilik mi?” başlıklı yazısında, Arapları eleştiren Türkçülerin esas hedeflerinin İslam olduğunu ileri sürdü.

    Ümit Özdağ’ı isim vermeden “geçmişi karanlık” ve “çakma milliyetçi” ifadeleriyle eleştiren Albayrak, Arap turistlerin Avrupalılardan daha çok para harcadıklarını söyledi. Araplara karşı söylemler nedeniyle, “Türkiye’ye gitmeyin” kampanyası başladığını ileri süren Nuh Albayrak, şunları kaydetti:

    “Bir zamanlar turistik beldelere ‘Türkiye’ye gelmeyin’ bombası atan PKK’nın görevini artık bu sözde milliyetçiler yürütüyor! Teröristler ‘Kürtçüyüz’ maskesi takıyordu, bunlar da ‘Türkçüyüz’ diyerek saldırıyor. Halbuki, ‘Türkiye düşmanlığı’ yapıyor!

    Turist olarak gelen Arapları aşağılamalarının asıl sebebi, yabancı düşmanlığı değil; Araplar üzerinden İslâm düşmanlığıdır!”

    “AMAÇLARI, ‘ARAPLAR’ ÜZERİNDEN PEYGAMBER EFENDİMİZİ VE O’NUN ÜZERİNDEN DE İSLÂMİYET’İ AŞAĞILAMAKTIR”

    Bir asır öncesine giden hükümete yakın Albayrak, İttihatçıların Arap düşmanlığı yaptığını ve siyah köpeklere “Arap” diye seslendiklerini ileri sürerek “Çok kullanışlı İngiliz maşaları, nefret tohumlarını öyle derin atmış ki, aynı çirkin istismar bugün hâlâ devam etmektedir” dedi.

    Nuh Albayrak, Araplarla ilgili şunları ileri sürdü:

    “Zira siz bakmayın TDK’nın ‘Arap’ı, ‘koyu; esmer; siyah’ diye tarif ettiğine; ‘Arab’ın lügat anlamı ‘güzel’dir. Gerçek Arap beyaz, buğday benizlidir. Peygamber Efendimizin, Rum İmparatoru Heraklius’a elçi olarak gönderdiği Dıhye o kadar güzel ve yakışıklı idi ki, Rum kızları kendisini görmek için İstanbul sokaklarına dökülmüştü. Peygamberimiz ve bütün sülalesi de beyaz idi ki, günümüzdeki seyid ve şerifler de beyaz ve çok sevimli insanlardır.”

    Albayrak yazısını şöyle noktaladı:

    “Hiç kimsenin hiçbir ırkı aşağılamaya zaten hakkı yok ama yüz yıldır bize ‘Arap’ diye tanıtılanlar Arap değildir. Zira Sultan II. Abdülhamid Han’ın amirallerinden Eyüp Sabri Paşa, ‘Mirat-ül Haremeyn’ kitabında, ‘Bugün Mekke’de sadece iki Arap ailesi kalmıştır’ diye yazmaktadır. Çünkü gerçek Araplar, Peygamber Efendimizin vefatlarından sonra İslamiyet’i bütün insanlara ulaştırmak için Çin’den Rum diyarına (İstanbul’a) kadar bütün dünyaya yayılmış olup; hiçbiri geri dönmemiştir. Haremeyni, Necdîler ve çoğu esmer olan Afrikalılar doldurmuştur.

    Anlayacağınız asıl amaçları, ‘Araplar’ üzerinden Peygamber Efendimizi ve O’nun üzerinden de İslâmiyet’i aşağılamaktır. Bu yerli misyonerleri ‘milliyetçi’ zannederek, aşağılık operasyonlarına destek verenler, imanın en önemli alametinin ‘Hubbu Fillah, buğdu fillah’ olduğunu unutmamalıdır!”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***