Etiket: Siber saldırı

  • NATO’nun tarihi Vilnius Zirvesi’nin gündeminde hangi konular var?

    NATO’nun tarihi Vilnius Zirvesi’nin gündeminde hangi konular var?


    NATO’nun gizli bölgesel planlarının da onaylanmasının beklendiği zirvede ele alınacak konuların başında Rusya’nın Ukrayna işgali yer alıyor.

    NATO’nun Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta gelecek hafta salı günü başlayacak 2 günlük tarihi zirvesinde birçok önemli stratejik konu ele alınacak. Bunlar arasında NATO’nun gizli askeri planlarının onaylanması, İsveç’in üyeliği ve Ukrayna’ya verilecek güvenlik garantileri ile üyelik için yol haritası bulunuyor. 

    Rusya sınırına yaklaşık 300 kilometre mesafedeki Vilnius’ta düzenlenecek NATO Zirvesi, üye ülkelerin devlet ve hükümet başkanlarının katılımıyla 11-12 Temmuz’da gerçekleşecek. Üyeliğe davet edilen ülke sıfatıyla İsveç’in yanı sıra Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Yeni Zelanda da zirvede liderler düzeyinde temsil edilecek. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy de zirve için Vilnius’ta olacak.

    Batılı ülkelerin yetkilileri, NATO’nun yılda bir kez yapılan olağan zirve toplantısının eski Sovyet Cumhuriyeti olan Litvanya’da düzenlenmesinin Rusya’ya mesaj niteliği taşıdığını dile getiriyor.

    Sovyetler Birliği’nden 1990’da ayrılan ilk cumhuriyet olan Litvanya, 2004’te İttifak’a üye oldu. NATO yetkilileri, Ukrayna’nın da Litvanya gibi NATO yolunda ilerlemesine Rusya’nın müdahil olamayacağını sık sık tekrarlıyor. Zirvenin, Rusya sınırına 300 kilometre mesafedeki Vilnius’ta yapılmasının bu bakımdan bir mesaj taşıdığı ifade ediliyor. Anadolu ajansının haberine göre zirvede Rusya’nın Ukrayna işgalinin yanı sıra birçok bölgesel plan da ele alınacak.  

    Ukrayna 3 ana başlıkta konuşulacak

    Finlandiya’nın katılımıyla üye sayısı 31’e çıkan NATO’nun bu zirve toplantısında ele alınacak konular çoğunlukla Ukrayna ve Rusya bağlantılı olacak. Zirvedeki Ukrayna başlığının 3 ana unsuru bulunuyor.

    Bunlardan birincisi Rusya ile savaşan Ukrayna’ya askeri desteğin artırılması. NATO ülkelerinin uzun vadeli, birkaç yılı kapsayan bir destek programı üzerinde anlaşması bekleniyor.

    Programla Ukrayna’nın elindeki Sovyet döneminden kalma askeri malzemelerin NATO standartlarına dönüştürülmesi hedeflerden ilkini oluşturuyor. Bunun için Ukrayna ordusunun elindeki envanterin modernize edilmesi gerekiyor.

    NATO-Ukrayna Konseyi ilk toplantısını yapacak

    Ukrayna bağlantılı ikinci unsur bu ülkeyle siyasi ilişkilerin bir üst seviyeye çıkarılması. Bu amaçla NATO-Ukrayna Konseyi oluşturulacak ve Konsey ilk toplantısını Vilnius’ta yapacak. İsveç’in de yer alacağı toplantıya Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy katılacak.

    Tarafların daha önce NATO-Ukrayna Komisyonu temelinde yürütülen ilişkileri, bundan böyle NATO-Ukrayna Konseyi kapsamında devam edecek.

    İlişkinin Konsey seviyesine çıkarılmasıyla NATO ve Ukrayna istişareden ziyade eşit taraflar olarak birlikte siyasi kararlar alabilecek ve işbirliği yapmak daha kolay hale gelecek.

    Ukrayna’nın üyeliği

    Üçüncü unsuru ise Ukrayna’nın NATO üyeliği konusu oluşturuyor. Zirvede NATO ülkelerinin 15 yıl önce Bükreş’te olduğu gibi Ukrayna’nın İttifak’a üye olacağını teyit etmesi bekleniyor. Ancak bunun ne zaman ve nasıl olacağı konusunda kesin bir mesaj verilmesi mümkün görünmüyor.

    Bunun nedeni ise Ukrayna’da şu anda savaşın devam etmesi. Ukrayna’nın Rusya ile savaşı devam ederken NATO üyeliğine kabul edilmeyeceği daha önce çok açık biçimde ifade edildi.

    Gerekçe ise NATO’nun şu anda Rusya-Ukrayna Savaşı’nda doğrudan taraf olmak istememesi. Ukrayna’nın savaş devam ederken İttifak’a kabul edilmesi, NATO topraklarında savaş olması, bir müttefikin saldırıya uğraması anlamına gelecek.

    Bu durumda NATO’nun kuruluş anlaşmasının “bir müttefike yapılan saldırıyı tüm müttefiklere yapılmış” sayan 5. maddesinin harekete geçirilmesi gerekecek. Bu da NATO’nun doğrudan Rusya ile çatışmaya sürüklenebilmesi anlamına geliyor ve NATO bunu istemiyor.

    Bildirinin müzakereleri sürüyor

    Ancak savaş bittikten sonra NATO’nun bu ülkeye nasıl ve ne tür güvenlik garantileri verebileceği liderler tarafından Vilnius’ta konuşulacak. Güvenlik garantileri konuda NATO yetkilileri herhangi bir ayrıntıya girmiyor.

    Zirveye günler kala üye ülkelerin diplomatları ve NATO yetkilileri hala Vilnius Bildirisi’nde Ukrayna’nın üyeliği meselesine nasıl yer verileceğini, ne tür bir dil kullanılacağını belirlemek üzere müzakereler yürütüyor.

    NATO’nun 2008’deki Bükreş Zirvesi’nde yayımlanan bildiride, Ukrayna’nın İttifak’a üye olacağı belirtilmiş ancak bunun ne zaman ve nasıl olacağı konusunda bir çerçeve belirlenmemişti.

    Amerikalı diplomatlar Bükreş Bildirisi’nden daha ileriye gidilebileceğinin sinyalini veriyor. ABD’nin NATO Büyükelçisi Julianne Smith, gazetecilere bu konu hakkında verdiği brifingde, “Vilnius’a Bükreş’teki bildiriyi yinelemek için gitmiyoruz. Mevcut durumu ve Rusya’nın Ukrayna topraklarında bir savaş açtığını göz önünde bulunduruyoruz. Bence Vilnius’taki bildiri İttifak’ın Ukrayna’nın uzun vadeli istikrarı ve güvenliğine olan taahhüdünü yansıtacaktır.” dedi.

    İsveç’in üyelik başvurusu

    İsveç’in, NATO üyeliği başvurusunun da zirvenin en çok konuşulacak konularından biri olması bekleniyor.

    Finlandiya’nın Nisan 2023’te üyeliğe kabul edilmesinden sonra İsveç’in üyelik sürecinin de bir an önce tamamlanması için hem NATO’dan hem de birçok NATO ülkesinden en üst seviyede daha önce açıklamalar yapıldı.

    Ancak Türkiye’nin meşru güvenlik endişelerinin giderilmesi konusundaki beklentinin karşılanmaması, İsveç’te terörle mücadele için yapılan yasal düzenlemelerin uygulamada henüz beklenen sonuçları vermemesi bu ülkenin üyelik sürecinin önünde engel teşkil ediyor.

    Türkiye, Haziran 2022’de Madrid’de yapılan bir önceki NATO Zirvesi’nde imzalanan Üçlü Muhtıra kapsamındaki taahhütlerin yerine getirilmesini bekliyor.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan son olarak, “Bize tavsiyede bulunanlar öncelikle şu sorulara açık yüreklilikle cevap vermelidir. Türkiye, sokaklarında teröristlerin cirit attığı bir ülkeye nasıl güvenebilir? Terör örgütleriyle arasına mesafe koymayan bir devlet NATO’ya nasıl katkı yapabilir? Terörizmle mücadele etmeyenler İttifak’ın hasımlarıyla nasıl mücadele edebilir?” diyerek Türkiye’nin duruşunu özetlemişti.

    NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, İsveç’in üyelik sürecini ilerletebilmek için zirveden 1 gün önce Cumhurbaşkanı Erdoğan ile İsveç Başbakanı Ulf Kristersson’u toplantıya davet etti.

    Üçlü toplantı, Vilnius’ta 10 Temmuz Pazartesi günü yapılacak.

    NATO’nun yeni askeri planları

    Vilnius’taki önemli meselelerden biri de Rusya’ya karşı İttifak’ın savunma ve caydırıcılığını artırmak üzere hazırlanan yeni askeri planlar.

    NATO’nun gizli askeri planlarının zirvede liderler tarafından onaylanması hedefleniyor. Planlara onaylanacak son şekillerinin verilmesi konusunda son günlere kadar müzakereler yürütülüyordu.

    NATO yetkilileri, planların onay alacak şekle gelip gelmediği konusunda bilgi vermiyor.

    NATO, bu askeri planlar üzerinde yıllardır çalışıyor. Kırım’ın Rusya tarafından 2014’te yasa dışı ilhakından sonra NATO, 2018’de Rusya ve terör gruplarını tehdit olarak algıladı ve savunma planlarında değişikliğe gitti.

    2019’da yeni bir NATO askeri stratejisi oluşturuldu, 2020’de Avrupa-Atlantik bölgesinin caydırıcılık ve savunması için neler yapılabileceği ortaya koyuldu. 2021’de ise demografik ve teknolojik değişimler gibi faktörler göz önüne alınarak kapsamlı muharebe konsepti geliştirildi.

    Ardından NATO’nun bölgesel planları oluşturuldu. Detaylı ve kapsamlı çalışmalardan oluşan bölgesel planlar sadece NATO sınırları içindeki bölgeleri kapsıyor. Bu gizli planlar, üç bölge için oluşturuldu.

    Bunlardan ilki Atlantik ve Avrupa’nın kuzeyini, ikincisi Baltıklar’dan Alp Dağları’na kadar uzanan Orta Avrupa bölgesini, üçüncüsü ise Akdeniz’den Karadeniz’e kadar olan bölgeyi içeriyor.

    Planlar, NATO’nun bu bölgelerde kara, deniz, hava, uzay ve siber alanlarda hangi kuvvetin ne zaman, nasıl konuşlanacağını, tehdit durumunda nasıl harekete geçileceğini belirliyor.

    NATO, planlar dahilinde yaklaşık 300 bin askerden oluşan bir kuvvetin en fazla 30 gün içinde doğu kanadına intikal etmesini amaçlıyor.

    Savunma harcamalarının artırılması

    Liderler Vilnius’ta savunma harcamalarının artırılmasını da konuşacak. Bu çerçevede Savunma Üretim Eylem Planı’nın onaylanması bekleniyor.

    Savunma sanayisi üretiminin artırılması için yatırım yapılması gerektiğine dikkati çeken NATO yetkilileri, bu konuda iddialı bir savunma yatırımı taahhüdü belirleneceğini, müttefiklerin gayrisafi yurt içi hasılalarının en az yüzde 2’sini savunma harcamalarına ayırma taahhüdünde bulunacağını ifade ediyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ukrayna’da Savunma Bakanlığı ve iki bankanın web sitelerine siber saldırı

    Ukrayna’da Savunma Bakanlığı ve iki bankanın web sitelerine siber saldırı


    Ukrayna’da Stratejik İletişim ve Bilgi Güvenliği Merkezi, Ukrayna Savunma Bakanlığı ve iki bankanın web sitelerinin siber saldırıya maruz kaldığını açıkladı.

    Kültür bakanlığına bağlı merkez, Oschadbank ve PrivatBank adlı bankaların sitelerine erişim güçlüğü çekildiğini, Savunma Bakanlığı’nın sitesinin ise çalışmayı durdurduğunu duyurdu.

    “Site bakımda”

    Ukrayna Savunma Bakanlığı’nın ana sayfasında internet sitesinin “bakımda olduğu” mesajı paylaşılırken, Twitter’daki bakanlık mesajında ise “web sitesinin görünüşe göre bir siber saldırı altında olduğu ve erişime tekrar açmak için çalışıldığı” ifade edildi.

    Saldırıyı doğrulayan Oshadbank, siber saldırının bazı bankacılık sistemlerinin yavaşlamasına neden olduğunu açıkladı. Privatbank’tan henüz bir açıklama gelmezken, Stratejik İletişim Merkezi, banka kullanıcılarının da ödemelerde ve banka uygulamasının kullanımında sorunlar yaşadığını kaydetti.

    Saldırının arkasında Rusya mı var?

    Saldırının kim tarafından yapıldığına dair bir detay paylaşılmazken, bu tür açıklamalarda daha önce Rusya’yı tasvir etmek için kullanılmış “saldırgan” kelimesinin kullanılması Rusya’nın işaret edilmesi olarak yorumlanıyor.

    Açıklamada, “Saldırganın büyük çaplı planlarının işlememesinden dolayı küçük kirli hilelere başvurduğu ihtimaller arasında” ifadeleri kullanıldı.

    Rusya’nın Ukrayna sınırına 100 binden fazla asker yığmasının ardından ülkede hükümete bağlı birçok resmi site siber saldırılara uğramış, Kiev bu saldırılardan Moskova’yı sorumlu tutarak elinde kanıtlar olduğunu ileri sürmüştü.

    Ukrayna’nın stratejik altyapılarını hedef alan siber saldırılar, klasik bir askeri saldırı öncesinde dile getirilen saldırı seçenekleri arasında bulunuyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Putin’den madalyalı Rus vatandaşı, siber suçlardan ABD’de yargı önünde

    Putin’den madalyalı Rus vatandaşı, siber suçlardan ABD’de yargı önünde


    İsviçre’den Amerika Birleşik Devletleri’ne iade edilen Rus vatandaşı Vladislav Klyuşin’in, 2016 seçimlerinde Demokrat Parti’ye yapılan siber saldırılar hakkında bilgisi olabileceği ve bugüne kadar ABD’de yakalanan Kremlin’e en yakın isim olduğu belirtildi.

    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’den yüksek onur madalyası alan zanlının siber saldırı uzmanı Rus istihbarat servisi GRU’nın eylemlerine dair detaylı bilgilere sahip olduğu iddia edildi. Dava kapsamında 3 Rus vatandaşının da yargılanacağı belirtildi.

    Ticari suçlar nedeniyle İsviçre’den ABD’ye iade edilen Rus vatandaşın, Rusya’nın 2016 ABD seçimlerine müdahale girişimine dair gizli belgelere sahip olduğu ve kendisinin ABD’ye iadesini istediği iddia edildi.

    ABD Adalet Bakanlığının 20 Aralık’ta, “ABD bilgisayar ağlarından çalınan ve şirketlerin halka açık olmayan finansal bilgilerin ticaretine yönelik küresel bir siber komploya dahil olduğu” iddiasıyla yargılanmak üzere İsviçre’den iade aldığı Rusya vatandaşı Vladislav Klyuşin (41) hakkında dikkat çekici bilgiler ortaya çıktı.

    ABD’li 3 yetkiliye dayandırılan haberlerde, Klyuşin’in, Kremlin için çalışan ve Rusya’nın 2016 ABD seçimlerine müdahale girişimi dahil Kremlin’e ilişkin gizli belgeleri de elinde bulundurduğu ileri sürüldü.

    “M-13” adlı bilgi işlem şirketinin yöneticisi olan Kluyşin’in aynı zamanda Rus Savunma Bakanlığına giriş kartının olduğu ortaya çıktı.

    Kluyşin’in bir süre önce Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’den “Yüksek Onur Madalyası” aldığı ve o madalyanın Kluyşin’in kefalet başvurusunda ABD’nin Boston merkezli federal mahkemesine sunulduğu da ortaya çıkan detaylar arasında yer aldı.

    ABD’li yetkililerin henüz itirafçı olacağı kesinleşmemiş olan Kluyşin’in, 2016 ABD seçimleri sırasında Demokrat Parti sunucularına siber saldırı düzenlenmesine yönelik bir Rus operasyonuna ilişkin belgelere erişimi olduğu sonucuna vardığı kaydedildi.

    Yetkililerin, Kluyşin’in elindeki belgelerin ABD siber güvenlik şirketlerinin “Fancy Bear” veya “APT28” olarak adlandırdığı ve Rusya’nın askeri istihbarat teşkilatı GRU bünyesindeki bir ekibin düzenlediği saldırıların detaylarını ortaya koyduğunu söylediği belirtildi.

    ABD’ye iadesini istemiş

    Bloomberg’e konuşan Kluyşin’in avukatı Oliver Ciric, Amerikan istihbaratının 2019’un yaz aylarında Fransa’nın güneyinde bir kentte, İngiliz istihbaratının ise Mart 2020’de Almanya’nın Edingburgh kentinde Kluyşin ile çalışmak üzere görüştüğünü söylediğine dikkat çekildi.

    Kluyşin’in, ailesi ile 19 Mart 2021’de İsviçre’nin Sion kentindeki Zermatt kayak merkezine tatile geldiği gün, ABD’nin İsviçre makamlarından tutuklanması için talepte bulunduğu belirtildi.

    Kayak merkezine vardıktan kısa süre sonra tutuklanmasına rağmen Kluyşin’in ailesinin 10 günlük tatilini sürdürdüğü ifade edildi.

    Rusya’nın 7 Nisan’da Kluyşin’i dolandırıcılıkla suçlayan ve Rusya’da yargılanması gerektiğine ilişkin iade talebi sunduğu, ABD’nin ise Kluyşin’i 19 Nisan 2021’de menkul kıymetler dolandırıcılığıyla suçlayan iade talebinde bulunduğu kaydedildi.

    Kluyşin’in avukatı aracılığıyla ABD’ye iade edilmek üzere İsviçre mahkemesinden talepte bulunduğu, mahkemenin de Ağustos 2021’de Rusya’nın iade talebini reddettiği iddia edildi.

    Moskova’nın Rusya’da tutuklu 3 Amerikan askerine karşılık ABD’nin elindeki Kluyşn dahil 3 Rus ile takas etmek istediği de yetkililerce ortaya atılan iddialar arasında.

    Vladislav Klyushin, 3 Ocak’ta hakim karşısına çıkacak.

    Kluyşin’in yargılandığı davada, adı Rusya’nın ABD seçimlerine müdahalesine ilişkin soruşturmada da yer alan ve yine ticari suçlar nedeniyle yargılanan Ivan Yermakov adlı eski bir askeri istihbarat yetkilisinin de dahil olduğu 4 Rus vatandaşı da yargılanıyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İsrailli casus yazılımla Filistinli aktivistlerin cep telefonunun hacklendiği ortaya çıktı

    İsrailli casus yazılımla Filistinli aktivistlerin cep telefonunun hacklendiği ortaya çıktı


    İsrailli NSO Group’a ait “Pegasus” isimli casus yazılımla 6 Filistinli insan hakları savunucusunun cep telefonlarının hacklendiği ortaya çıktı.

    İrlanda merkezli “Sınır Hattı Savunucuları” (FLD) insan hakları kuruluşunun raporunda, 6 Filistinli aktivistin cep telefonunda NSO Group’a ait Pegasus casus yazılımının tespit edildiği belirtildi.

    FLD’den yapılan açıklamada Filistin’in önde gelen üç sivil toplum kuruluşlarından Zamir Esirleri Koruma Kurumu, İnsan Hakları İçin Hukuk El-Hak, Bisan Araştırma ve Kalkınma Merkezi’ne ait 75 telefonda yapılan incelemelerde altısında casus yazılımdan izler tespit edildiği vurgulandı.

    Casus yazılımın söz konusu Filistinli aktivistlerin telefonlarına Temmuz 2020 ve Nisan 2021 tarihleri arasında yüklendiği ifade edildi.

    Bu kuruluşlardan hiç biri İsrail’in terör listesinde yer almazken, telefonların incelemeye alındığının açıklanmasının ardından diğer 3 kuruluşla birlikte terörist organizasyonlar listesine alındı.

    Telefonları izlenen insan hakları savunucularından dördünün geçen ay İsrail yönetimince “terör listesine” alınan Filistinli sivil toplum kuruluşlarıyla bağlantılı olduğuna dikkat çekildi.

    Raporda, casus yazılımın Filistinli aktivistlerin telefonlarına kim tarafından yüklendiğinin ise bilinmediği kaydedildi.

    Öte yandan Haaretz gazetesinde yer alan haberde, casus yazılımın yüklendiği telefonlardan dördünde İsrail numarası olduğu ve ilk kez Pegasus yazılımın İsrail numarası kullanılan bir cep telefonunda tespit edildiği aktarıldı.

    Haberde ayrıca, İsrail Savunma Bakanlığının NSO Group’a verdiği ihracat izninde, sadece İsrail güvenlik servislerince izin verilmesi halinde İsrail numaralarının şirkete ait casus yazılımlarca izlenebileceğine vurgu yapıldı.

    Casus yazılımın hedefi olan Filistinli aktivistlerden 4’ünün işgal altındaki Doğu Kudüs’te 2’sinin ise işgal altındaki Batı Şeria’da ikamet ettiği belirtildi.

    Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetinde de adı geçen NSO Group’a ait Pegasus casus yazılımı uluslararası kamuoyunda sık sık gündeme geliyor.

    ABD yönetimi, 3 Kasım’da NSO Group’un aralarında olduğu 4 şirketi, yabancı ülkelere casus yazılım sattıkları gerekçesiyle kara listeye almıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ‘Telefonu hacklediler, tutuklanıp işkence gördüm’: Suudi aktivistten ABD’li istihbaratçılara dava

    ‘Telefonu hacklediler, tutuklanıp işkence gördüm’: Suudi aktivistten ABD’li istihbaratçılara dava


    Suudi aktivist Loujain al-Hathloul, Amerika Birleşik Devletleri federal mahkemesinde üç Amerikalı eski istihbarat yetkilisi ve DarkMatter adlı siber güvenlik şirketi aleyhine dava açtı. Hathloul, ABD’li eski istihbaratçıların siber saldırısı nedeniyle tutuklanıp işkence gördüğünü belirtti.

    Kar amacı gütmeyen kuruluş Elektronik Cephe Vakfı’nın Hathloul adına açtığı davada, Marc Baier, Ryan Adams ve Daniel Gericke adlı eski istihbarat görevlileri ile DarkMatter şirketi suçlandı. Davalılar, Suudi Arabistan’ın yakın müttefiki Birleşik Arap Emirlikleri’nde (BAE) muhalifleri hedef alarak gözetlemek amacıyla yürüttükleri bir proje sırasında kurbanın iPhone marka cep telefonunun şifresini kırarak yerini belirlemek ve bilgi çalmakla itham edildi.

    Davada DarkMatter’ın aktiviste “mor kılıç” kod adı verdiği belirtiliyor. Aktivist telefonunun “hacklenmesinin” BAE güvenlik güçlerince zorla tutuklanmasına ve Suudi Arabistan’a iade edilerek orada göz altına alınmasına, hapsedilmesine ve işkence görmesine neden olduğunu kaydediyor.

    EFF Sivil Özgürlükler Direktörü David Greene davayla ilgili yaptığı değerlendirmede “Baskıcı yönetimlere gözetleme yazılımı ve hizmetlerini satan şirketler, insan hakları ihlaliyle sonuçlanan hareketlerinden mutlaka sorumlu tutulmalıdır” ifadelerini kullandı.

    Dava neden önemli?

    Dava gizli servislerin genellikle otoriter hükümetlere aktivistlerin, gazetecilerin, siyasi muhaliflerin ve diğerlerinin cep telefon şifrelerini gizlice kırmak için kullanılan yüksek fiyatlı hackleme hizmeti satan siber gözetleme sektörüne yönelik yasal hareketlerin sonuncusu. Teknoloji devi Apple geçtiğimiz ay dünyanın bilinen hackleme hizmeti kiralayan şirket İsraili NSO Grubu’na karşı Apple ürünlerinin şifrelerini kırma suçlamasıyla dava açmıştı.

    Olayın geçmişi

    Aktivist Loujain al-Hathloul değişim için tahrikte bulunmak, interneti kullanarak kargaşa yaratmak ve yabancıların gündemine hizmet etmek suçlarından 2018’de tutuklandı ve altı yıl hapiste yattı. Hapishanedeki son bir yılını terörle mücadele yasası kapsamında Hathloul mahkeme öncesi gözaltı süresi, tek kişilik hücre cezası da dahil toplam 1001 gün demir parmaklılar arkasında tutuldu.

    Cezaevindeki koşullar dolayısıyla açlık grevine giden Hathloul, işkence gördüğü ve soruşturma sırasında maskeli adamlar tarafından cinsel tacize uğradığına dair diğer kadın aktivistlerle birlikte mahkemede ifade verdi. Kadın aktivistler sopayla dövüldükleri, elektrik ve su işkencesi gördükleri ihbarında bulunmuş, bazıları ise elle tacize uğradıkları ve tecavüzle tehdit edildiklerini belirtmişti. Suudi yetkililer ise iddiaları reddetmişti.

    Hathloul’un davası Suudi Arabistan’ın insan hakları uygulamaları konusunda uluslararası tepki uyandıdı, şubat ayında serbest bırakılması üzerine ABD Başkanı Joe Biden Hathloul için “kadın haklarının güçlü aktivisti” ifadesini kullandı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • e-Devlet Kapısı’ndan dijital altyapılarından veri sızıntısı iddialarına yalanlama

    e-Devlet Kapısı’ndan dijital altyapılarından veri sızıntısı iddialarına yalanlama


    Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi e-Devlet Kapısı’ndan, 2-3 Ekim tarihlerinde Türkiye’nin e-Devlet, e-Nabiz, EBA ve ÖSYM bilişim sistemleri gibi dijital altyapılarından veri sızıntısı yapıldığı iddialarının gerçeği yansıtmadığı bildirildi.

    e-Devlet Kapısı Twitter hesabından yapılan açıklamada, yapılan detaylı teknik kontrollerde e-Devlet, e-Nabiz, EBA ve ÖSYM’ye ait dijital altyapılarla ilişkili herhangi bir veri sızıntısı kaydına rastlanmadığı ifade edildi.

    Bireye yönelik alınabilecek tedbirlerin ulusal siber güvenliğin temelini oluşturduğunun kaydedildiği açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

    “Söz konusu iddialara temel teşkil eden verilerin, siber saldırganlar tarafından çok az sayıda bireysel hesaba yönelik oltalama ve zararlı yazılım saldırıları sonucu elde edildiği anlaşılmıştır. 2-3 Ekim 2021 tarihlerinde Türkiye’nin e-Devlet, e-Nabiz, EBA ve ÖSYM bilişim sistemleri gibi dijital altyapılarından veri sızıntısı iddiaları gerçeği yansıtmamaktadır. Dijital mecraları kullanırken veri mahremiyeti ile parola ve cihaz güvenliği konularında bireyler tarafından alınacak önlemler, bu gibi olayların tekrar yaşanmaması konusunda en etkin koruma yöntemi olacaktır.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Hindistan’da bir şirkete casusluk suçlaması: Politikacılardan savcılara 100 bin kişi hedefteydi

    Hindistan’da bir şirkete casusluk suçlaması: Politikacılardan savcılara 100 bin kişi hedefteydi


    Hindistan’da bir bilgisayar firmasının, yedi yıl boyunca 100 binden fazla kişinin elektronik postalarına, müşterileri adına sızdığı öne sürüldü.

    BellTroX InfoTech Services adlı Yeni Delhi merkezli şirketin, Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri’nde hükümet yetkililerinden kumarhane işletmecilerine kadar çok sayıda kişinin yazışmalarını yakın takibe aldığı iddia edildi. Yapılan incelemelere göre, casusluk için firmayı tutan müşterilerin hedefinde Güney Afrika’daki savcılardan Fransa’daki hukukçulara, ABD’deki çevre örgütlerinden Meksikalı siyasilere kadar birçok kişi ve kuruluş vardı.

    Reuters’da yer alan özel haberde, şirketin eski çalışanları ve internet üzerinden toplanan deliller kaynak gösterildi. Habere göre suçlamalarla ilgili Amerika Birleşik Devletleri’nde soruşturma başlatıldı, ABD Adalet Bakanlığı konuyla ilgili soruları yanıtsız bıraktı.

    Şirketin kimler adını çalıştığı henüz tespit edilemezken, sahibi Sumit Gupta haklarındaki tüm iddiaları reddediyor.

    Citizen Lab isimli araştırma grubu, iki yıl süren çalışmaların ardından söz konusu şirketle ilgili bir rapor yayınlayarak, ‘casusluk faaliyetlerinin arkasında BellTrox’un olduğundan eminiz’ açıklamasını yaptı.

    Citizen Lab’den araştırmacı John Scott-Railton, bunun bugüne kadar ortaya çıkan en büyük sivil zeminde casus-kiralama operasyonlarından biri olduğunu belirtti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Putin: Kimseye suikast düzenlemek gibi bir alışkanlığımız yok

    Putin: Kimseye suikast düzenlemek gibi bir alışkanlığımız yok


    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ülkesinin ABD’deki siber saldırıların arkasında olduğu yönündeki suçlamaları “saçma” olarak nitelendirdi ve reddettiklerini söyledi. Putin, söz konusu suçlamada ABD hükümetinin Rusların dahil olduğuna dair kanıt göstermesi gerektiğini ifade etti.

    ABD Başkanı Joe Biden’la 16 Haziran’da yapacağı görüşme öncesinde Amerikan NBC kanalına röportaj veren Putin, Moskova ile Washington arasındaki ilişkileri ve görüşme öncesi beklentilerini anlattı.

    Tamamı 14 Haziran’da yayınlanacak röportajın kısmen yayınlanan bölümlerinde, Putin’in Biden’la ilgili değerlendirmelerine ve Trump’la mukayesesine yer verildi.

    Biden’ın Trump’tan daha “öngörülebilir” biri olduğunu ifade eden Putin, “Trump, renkli bir kişi, hoşlanırsınız veya hoşlanmazsınız. Kendisi ABD müesses nizamından gelmedi, daha önce zor zamanların politikalarının da bir parçası değildi. Fakat Sayın Trump, oldukça sıra dışı ve yetenekli biri yoksa zaten ABD Başkanı olamazdı.” değerlendirmesini yaptı.

    Putin, buna karşılık Biden’ın hayatının büyük bölümünü Washington siyaseti içinde geçirdiğini belirtti.

    ABD Başkanı Biden ile pek çok konu başlığını kapsamlı şekilde görüşeceklerini söyleyen Putin, iki ülke arasındaki ilişkilerin son yılların en düşük seviyesinde olduğuna dikkati çekti.

    “Katil Putin”

    Joe Biden’ın daha önce kendisi hakkında “katil” ifadesini kullandığı hatırlatılan Putin, bu ifadeye takılmadığını, bu tür suçlamaların “Hollywood maçoluğu” olduğu değerlendirmesinde bulundu.

    Putin, “Bir atasözümüz var ‘Çirkinseniz aynaya kızmayın’ denir. Kişisel olarak sizinle bir ilgisi yok. Ama birileri bir şey için bizi suçlarsa, diyorum ki, neden kendinize bakmıyorsunuz? Aynada kendinizi göreceksiniz, bizi değil.”

    “Her türlü iddiayla suçlandık.” diyen Putin, “Seçime müdahale, siber saldırılar vesaire vesaire. Ama bir kere bile herhangi bir delil veya kanıt ortaya koyma zahmetine girmediler. Sadece asılsız suçlamalar.” sözleri ile ABD’den Moskova’ya yönelik suçlamalarına kanıt getirmesini istedi.

    Batı’dan ülkesine yönelik yapılan eleştirileri “iki yüzlü” olarak tanımlayan Putin, Rusya ve ABD dahil her ülkenin kendi çıkarları doğrultusunda hareket edeceğini ifade etti. Ayrıca ABD’nin kendi başarısızlıklarını örtbas etmek için bazı meseleleri saptırdığını savundu.

    Navalny’nin zehirlenmesi

    Kendisini en sert şekilde eleştiren muhalif lider Aleksey Navalny’nin Noviçok sınıfı bir kimyasalla zehirlenmesi hadisesini değerlendiren Putin, böylesi bir saldırının emrini kendisinin vermediğini dile getirdi.

    Navalny’nin cezaevinden salınıp salınmayacağı yönündeki soruya ise, “Bakın, bu ülkede bu tür kararlar devlet başkanı tarafından alınmıyor.” diye konuştu.

    Ayrıca Putin, Navalny ile ilgili, “Ona diğer mahkumlardan daha kötü davranılmayacak.” açıklamasında bulundu. Navalny’nin öldürülmesi emrini verip vermediği sorusuna ise, “Kimseye suikast düzenlemek gibi bir alışkanlığımız yok.” yanıtını verdi.

    “Rusya, İran’a uydu sistemleri satmaya hazırlanıyor” iddiasını yalanladı

    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, dün (13 Haziran) Washington Post gazetesinde yer alan ve “Moskova’nın Tahran’a uydu sistemleri satmaya hazırlandığı” yönündeki bir iddiayı içeren haberine tepki gösterdi.

    Putin, Rusya’nın İran’ın Orta Doğu’daki potansiyel askeri hedefleri izleyebilmesini sağlamak için İran’a gelişmiş uydu sistemleri tedarik etmeye hazırlandığı şeklindeki iddiayı, “Bunlar yalan haberler, en azından bununla ilgili hiçbir şey bilmiyorum. Anlamsız ve çöp.” sözleriyle değerlendirdi.

    Beyaz Saray: Biden tek başına basın toplantısı düzenleyecek

    Diğer yandan Beyaz Saray, yazılı bir açıklama yaparak, 16 Haziran’daki Putin görüşmesinin ardından Biden’ın tek başına bir basın konferansı düzenleyeceğini ve görüşmeyi değerlendireceğini bildirdi.

    Biden ile Putin, 16 Haziran günü İsviçre’nin Cenevre kentinde bir araya gelecek ve iki ülke arasındaki ilişkileri kapsamlı şekilde ele alacak.

  • Putin: ABD ile anlaşırsak siber suçluları karşılıklı iade etmeye hazırız

    Putin: ABD ile anlaşırsak siber suçluları karşılıklı iade etmeye hazırız


    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Washington’un da aynı şekilde karşılık vermesi ve karşılıklı anlaşmaya varılması halinde Rusya’nın siber suçluları ABD’ye teslim etmeye hazır olduğunu söyledi.

    Rus lider, ABD Başkanı Joe Biden ile 16 Haziran’da yapacağı görüşme öncesinde verdiği bir röportajda ülkesi ile ABD arasındaki ilişkileri ve görüşme öncesi beklentilerini anlattı.

    Rusya-ABD ilişkilerinin son yılların en düşük seviyesinde olduğunu söyleyen Putin, Genevre’deki görüşmenin ikili diyalog kurmaya yardımcı olmasını beklediğini ve iki liderin gündeminde stratejik istikrar, Libya, Suriye ve çevre gibi konuların yer aldığını aktardı.

    Beyaz Saray, Biden’ın Putin’le yapacağı toplantında Rusya kaynaklı siber saldırıları gündeme getireceğini duyurmuştu.

    Röportajda Putin’e siber saldırıların arkasındaki suçluların yakalanmasına ilişkin sorular da yöneltildi. Rus lider, bu konuda ülkesinin tutumunun, Moskova ile Washington’ın resmi anlaşmaya varılmasına bağlı olduğunu ifade etti. Putin, “Her iki taraf da aynı yükümlülükleri yerine getirmeli” dedi.

    Putin, “Suçluları iade etmek için uzlaşırsak tabi ki Rusya gereğini yapar ancak bunu sadece karşı taraf, yani ABD de yerine getirip suçluları Rusya’ya teslim ederse yaparız” diye konuştu. Reuters’ın haberine göre Putin, “Siber güvenlik günümüzün en önemli meseleleri arasında zira herhangi bir sistemi devre dışı bırakmanın sonuçları çok kötü olabiliyor” dedi.

  • FBI, fidye toplayan bilgisayar korsanlarının bitcoin cüzdanını ele geçirdi

    FBI, fidye toplayan bilgisayar korsanlarının bitcoin cüzdanını ele geçirdi


    Amerika Birleşik Devletleri Adalet Bakanlığı, geçen ay ülkenin en büyük petrol boru hattı Colonial Pipeline’a siber saldırı düzenleyen bilgisayar korsanlarına ödenen kripto paranın çoğunun kurtarıldığını bildirdi.

    Adalet Bakanı Yardımcısı Lisa Monaco, basın toplantısında, söz konusu siber saldırıyı düzenleyen “DarkSide” isimli bilgisayar korsanı ağına yapılan milyonlarca dolar kripto paranın geri alındığını duyurdu.

    Federal Soruşturma Bürosu Direktör Yardımcısı Paul Abbate ise aynı basın toplantısında yaptığı konuşmada, DarkSide’ın Colonial Pipeline için istediği fidyeler için kullandığı bitcoin cüzdanının ele geçirildiğini kaydetti.

    Ele geçirilen paranın tam tutarına ilişkin ise herhangi bir detay paylaşılmadı.

    ABD’nin Doğu Yakasındaki petrol ihtiyacının yaklaşık yüzde 45’ini karşılayan Colonial Pipeline, geçen ay fidye isteyen bilgisayar korsanlarının siber saldırısının hedefi olmuştu.

    Colonial Pipeline’ın CEO’su, Wall Street Journal’a yaptığı açıklamada, şirketin siber verilerinin kurtarılması için bilgisayar korsanlarına 4,4 milyon dolar bitcoin ödediklerini kabul etmişti.

    Colonial Pipeline, 50 milyon tüketiciye hizmet veren 8 bin 850 kilometrelik boru hattı aracılığıyla Teksas Körfezi’nden ülkenin doğu kıyısına yakıt tedariki sağlıyor.

    Houston’dan New York Limanı’na günlük 100 milyondan fazla galon benzin ve diğer yakıt türü taşıyan Colonial Pipeline boru hattının faaliyetleri siber saldırı nedeniyle geçici olarak durdurulmuştu.

    Biden: Siber saldırılar için Rusya’ya misilleme yapmayı değerlendireceğiz

    Geçen hafta açıklama yapan ABD Başkanı Joe Biden, son dönemde ardı ardına yaşanan siber saldırılar konusunda Rusya’ya misilleme yapmaya “yakından baktıklarını” açıklamıştı. Bir gazetecinin, ABD’deki özel sektöre yönelik artan siber saldırılara işaret ederek, “Rusya’ya bu konuda bir misilleme olacak mı?” sorusuna Biden “Bu konuya yakından bakıyoruz.” yanıtını vermişti. ABD’ye yönelik son dönemde artan ve Rusya kaynaklı olduğu tahmin edilen siber saldırılarda ülkenin en büyük petrol boru hattı Colonial Pipeline ve en büyük et üreticisi JBA firması da hedef alınmıştı.

    Rusya’nın ABD büyükelçiliği ise kesintiye neden olan siber saldırıyla ilgileri olmadığını açıklamıştı.