Etiket: Selahattin Demirtaş

  • Mahkeme Demirtaş’ı neden tahliye etmediğini açıkladı: Adaletin iyi idaresine zarar verme tehlikesi var

    Mahkeme Demirtaş’ı neden tahliye etmediğini açıkladı: Adaletin iyi idaresine zarar verme tehlikesi var



    HDP’li siyasetçilerin yargılandığı Kobani davasında mahkeme aralarında Selahattin Demirtaş’ın da bulunduğu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Mahkemenin Demirtaş’ı tahliye etmeme gerekçesi ise dikkati çekti.

    T24‘te yer alan habere göre, kararda “Sanığın tahliye olması halinde kaçma tehlikesi olması bir tarafa, serbest bırakıldıktan sonra adaletin iyi idaresine zarar verecek tarzda önlemler alabilecek olma tehlikesi mevcut olduğu değerlendirilmiştir” denildi. Mahkeme tarafından, savcının 5 bin 267 sayfalık esas hakkındaki görüşü konusunda sanıklara savunma için sadece 27 gün süre vermesi tartışmalara yol açtı. Buna göre savunmalara 28 Temmuz’da başlanacak.

    Tutuklu sanıkların tamamının tahliye taleplerini reddeden mahkeme, bu kararında bazı sanıklar yönünden ilginç gerekçelere dayandı. Buna göre, Demirtaş’ın tahliyesine ilişkin talebin reddedilme gerekçelerinden biri, 2015 yılında verdiği bir röportajda ağabeyi hakkında sorulan bir soruya verdiği yanıt oldu. Demirtaş’ın bu röportajda ağabeyi Nurettin Demirtaş için söylediği, “Üniversite öğrencisiyken hapse girdi, ömrünün yarısını cezaevlerinde geçirdi, demokratik siyasete girmek istedi, partiye girdi, eş genel başkan oldu. Yargı baskısı ile siyaset yapamayacak bir hale getirdiler. Çok ağır cezalar verdiler kendisine. Çok sayıda dava açtılar. Burada bir kez daha yıllarını cezaevlerinde geçirsin istemedik. Şu an Erbil’de yaşıyor. Sadece o değil, on binlerce insan sürgünde yaşamak zorunda kalıyor. Her biri benim için burukluk ve yaradır. Sadece ağabeyim değil o da onlardan biridir sadece. On binlerce insan bu şekilde ülkesinden vatanından ayrı sadece düşüncelerinden dolayı ülkesine gelemez durumdadır” şeklindeki sözleri kaçma şüphesi olarak değerlendirildi.

    “ADALETİN İYİ İDARESİNE ZARAR VERME TEHLİKESİ VAR”

    Mahkemenin Demirtaş’ı tahliye etmemesinin bir diğer gerekçesi ise mahkeme kararında şöyle ifade edildi:

    “Sanığın söylemleri itibariyle davaya savunma vermesi halinde mahkum edileceği, siyasi kimliği nedeniyle yargılandığı, dosyada ki delillerin uydurulmuş olduğu, iktidarın değişmesi durumunda tahliye olacağı ve hakkında beraat kararı verileceği iddiası -tavrı ile savunma yapmaktan kaçındığı, birleşen bazı dosyalar bakımından dahi yeterli süre ve imkan verilmesine rağmen halen savunma yapmadığı hususunun pasif olarak duruşmaya çıkmama olarak değerlendirilmesi gerektiği, öte yandan sanığın tahliye olması halinde kaçma tehlikesi olması bir tarafa serbest bırakıldıktan sonra adaletin iyi idaresine zarar verecek tarzda önlemler alabilecek olma tehlikesi mevcut olduğu değerlendirilmiştir.

    “KAMU DÜZENİNİ BOZABİLİR”

    Öyle ki atılı suçlar bakımından savunma yapmak yerine sürekli mahkeme heyetinin hukuksuz olduğunu iddia ettiği kararları nedeniyle hakimlerin yargılanacağını dile getirmekle ileri sürdüğü gerekçeler itibariyle atılı suçlar bakımından yargılanmamak üzere kendisine Anayasanın 10. Maddesine açıkça aykırılık teşkil edecek şekilde muamele yapılmasını beklediği değerlendirilmektedir. Dolayısıyla sanığın, tekrar suç işleme ve kamu düzenini bozma tehlikesi bulunduğu tartışılabilir noktaya geldiği söylenebilir. Tüm bu değerlendirmeler ışığında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin varlığı isnat edilen suç ile ölçülü olması, sanığın somut olarak kaçacağı şüphesini uyandıran olgular itibariyle adli kontrol hükümlerinin bu nedenle sanık hakkında yetersiz kalacağı düşünüldüğünden tutukluluk tedbirinin gerekli olduğu anlaşılmıştır.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Avrupa Konseyi: Türkiye Kavala davasında yolun sonuna geldi

    Avrupa Konseyi: Türkiye Kavala davasında yolun sonuna geldi


    Avrupa Konseyi: Türkiye Kavala davasında yolun sonuna geldi, Demirtaş için ihlal süreci başlayabilir

    Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Osman Kavala’nın eylül ayına kadar serbest bırakılmaması halinde Türkiye için üyelikten ihraç da dahil olmak üzere bütün seçenekleri gözden geçireceği, Selahattin Demirtaş içinse Kavala’da olduğu gibi ihraç süreci başlatabileceği uyarasında bulundu.

    Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi adına büyükelçiler seviyesinde toplanan Delegeler Komitesi, 5-7 Haziran, AİHM kararlarına üye ülkelerin uymasını denetlemek adına yaptığı toplantılarla ilgili bir basın açıklaması yaptı.

    Daha önce Kavala ile ilgili “ihlal süreci” başlatan ve AİHM’den aldığı yeni ihlal sürecinin devamıyla ilgili mütalaanın ardından iş insanın serbest bırakılması için Türkiye’ye uyarılarını yineleyen Bakanlar Komitesi’nin son kararında, Ankara’ya yönelik ihtarın  dozunun sertleştiği görüldü.

    Ankara üyelikten atılacak mı?

    Avrupa Konseyi Sekreteryası’na Kavala kararına uyulmaması konusunda Türkiye’ye karşı alınacak önlemlerle ilgili seçenekler konusunda 12 Temmuz’daki toplantıya kadar hazırlık yapma talimatı verildiği belirtilen açıklamada, iş insanın eylül ayına kadar serbest bırakılmaması halinde bu önerilerin masaya yatırılacağı aktarıldı.

    Konuyla ilgili euronews’e bilgi veren Avrupa Konseyi’nden isminin açıklanması istemeyen bir yetkili, son kararının dil olarak daha öncekilerden daha sert olup, sekreteryanın tekliflerine göre üyelikten atılma da dahil olmak üzere tüm seçeneklerin Ankara için artık gündeme gelebileceğine işaret etti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AİHM Demirtaş ve Yüksekdağ’ı haklı buldu, Türkiye’ye ihlal kararı verildi

    AİHM Demirtaş ve Yüksekdağ’ı haklı buldu, Türkiye’ye ihlal kararı verildi


    Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın iç hukukta tutukluluklarına itiraz etmek için etkili bir yardım alamadıkları gerekçesiyle yaptığı başvuruyu karara bağlayan AİHM, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni ihlal ettiğine hükmetti.

    Tutuklu bulunan Eski HDP Genel Eş Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’nın başvurusunu karara bağlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5. maddesinin 4. fırkasını ihlal ettiğine hükmetti. 

    AİHM, Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın iç hukukta tutukluluklarına itiraz süreçleriyle ilgili ‘hak ihlaline’ uğradıkları kararı verdi. 

    AİHM’den yapılan açıklamada, Yüksekdağ ve Demirtaş’ın iç hukukta tutukluluklarına itiraz etmek için etkili bir yardım alamadıklarını gerekçesiyle başvuruda bulunduğu belirtildi. 

    Demirtaş ve Yüksekdağ’ın “özellikle cezaevi yetkililerinin avukatlarıyla yaptıkları görüşmeleri izlemelerinden ve avukatlarıyla paylaştıkları belgelere el koymalarından şikâyet ettiği” bildirilmişti. 

    Söz konusu bu tedbirlerin 15 Temmuz 2016 darbe girişimi ardından çıkarılan bir kararname kapsamında uygulandığının belirtildiği açıklamada, “Başvuranlar, Sözleşme’nin 5. maddesinin 4. fırkasına (tutukluluğun hukuka uygunluğunun hızlı bir şekilde incelenmesi hakkı) dayanmaktadır.” ifadeleri kullanıldı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erdoğan yeni ‘şiddet’ filmine ‘para’ bulursa devam edecek

    Erdoğan yeni ‘şiddet’ filmine ‘para’ bulursa devam edecek

    Erdoğan’ın yeniden seçilmesiyle birlikte hukuksuzlukların, adaletsizliklerin, insan hakları ihlallerinin, mala çökmelerin ve zulümlerin devam edeceğine şüphe yok. Saray’ın balkonundan seçimi kazandıktan sonra yaptığı konuşmayla bütün dünyaya ilan etti. Ancak Erdoğan, bu düzeni devam ettirebilmesi için gerekli olan seçeneklerin hepsini bitirmiş durumda. Muhteşem geri çarklarıyla bilinen Erdoğan, kendini kurtarmak için yarı hukuk düzenine geçmek zorunda kalabilir.

    Yaşadığımız süreci kısaca özetleyip ardından Erdoğan’ın yarı hukuk düzenine niçin dönmek zorunda kalabileceğini anlatmaya çalışayım.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçime bir parti lideri olarak değil devletin bütün kurumlarını, beşli çeteleri, cemaat görünümlü yapıları, Alaattin Çakıcı gibi mafya liderlerini ve Katar, Rusya, Birleşik Arap Emirlikleri, Azerbaycan, Suudi Arabistan gibi ülkelerin desteğini alarak gitti. Yüzde 95’ini ele geçirdiği gazete ve televizyonların desteği de yanındaydı ama buna rağmen seçimi bir anlamda zor kazandı.

    Kemal Kılıçdaroğlu’nun ise yarışı başa baş götürmesi ülkemiz acısından ümitlenecek bir durum. Erdoğan, halkın yarısını devasa güçlerine rağmen ‘ütememiş’ görünüyor. Tek adam rejimlerinin olduğu bir çok ülkede devlete karşı bir partinin ve kişinin yarıştığı seçimlerin sonucu genelde yüzde 90’larla bitiyor. Bizde kötü de olsa demokrasi geleneği Erdoğan’ın Aliyev olmasını engelliyor. Bu nedenle seçimi kaybetse bile kazananların başında Kılıçdaroğlu geliyor. Ülkeye ‘Erdoğan’dan farklı bir cumhurbaşkanı olabilir’ seçeneğini sundu çünkü ve halkın yarısına bu seçeneği kabul ettirdi.

    SEÇİM SÜRECİNDE HANÇERLENEN LİDER

    Sürecin kazanan liderlerinden birisi de Meral Akşener. İktidarın bütün ‘ayartma’ girişimlerini elinin tersiyle itti. Karşılığını partisi içerisindeki ‘derin devlet artıklarının’ hançerleme girişimlerine maruz kalarak ödedi. Yavuz Ağıralioğlu’nun seçimin hemen öncesinde yaptığı, böyle bir girişimdi. Akşener, geniş halk kesimleriyle buluşmaya ayıracağı zamanını Ağıralioğlu, Aytun Çıray ve Ümit Özdağ gibi ‘derin abiler’le uğraşarak geçirdi. Bu süreçte ‘derin abilerin’ de etkisinde kalarak Kılıçdaroğlu’nun adaylığına uzun süre sıcak bakmadı. Başta bu bakış açışı doğruydu. Kılıçdaroğlu’dan ziyade İmamoğlu aday olabilirdi. Ancak İmamoğlu’na gelmesi muhtemel siyasi yasak ve Mansur Yavaş’a yönelik HDP’nin ambargosu buna imkan vermedi. Bütün bunlara rağmen seçmen kitlesinin büyük kısmını Kılıçdaroğlu’na destek için ikna edebildi. İktidarın bütün ‘cazip tekliflerine’ rağmen demokrasi cephesini terk etmedi.

    DİK DURMANIN UYGULAMASINI GÖSTERDİ

    Selahattin Demirtaş, cezaevinde olmasına rağmen ortaya koyduğu demokrasi mücadelesiyle dik durmanın sözle değil uygulamalı şekilde nasıl olması gerektiğini bütün dünyaya gösterdi. İktidara yönelik eleştirel açıklamalarını bir nebze azaltsa önüne birçok imkanın serilecek olmasına rağmen çizgisini hiç bozmadı. Demirtaş, cezaevinde ‘yatmadı’; hikaye, roman, makale yazdı, röportaj verdi, tweet attı. Demokrasi, insan hakları ve hukuk mücadelesinde hep ön planda yer aldı. İnsanların morallerinin çöktüğü anda paylaştığı zeka fışkıran tweetleriyle moral ve cesaret verdi.

    SARAY’A MUAHLİF GİRİP, MUHALİF ÇIKAN TEK LİDER… 

    İktidarın baştan çıkarıcı tekliflerini elinin tersiyle iten diğer bir kişi ise Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu oldu. Önce partisi Fatih Erbakan aracılığıyla bölündü, ardından Saray tarafından önlerine her türlü imkan sunuldu. Karamollaoğlu, düz çizgisinden milim sapma göstermedi. İslamcı siyasetçilerin yerlerde sürünen itibarını kurtaran kişi oldu. Karamollaoğlu, bir muhalif olarak Erdoğan’la görüşüp, Saray’da ağırlanıp, oradan çıktıktan sonra da muhalif kalabilen tek lider olarak adını yeni demokrasi cephesine yazdırdı.

    TAVŞAN ADAYLAR KAYBETTİ

    “Bu sürecin asıl kaybedeni kim” diye sorarsanız, Erdoğan’ın tavşan adayları konumuna düşen Muharrem İnce ve Sinan Oğan asıl kaybedenlerdir. Seçim sürecindeki tavırları hep önlerine konulacak ve tek adam destekçisi ilan edilecekler.

    Muharrem İnce, kendisine yönelen genç seçmen kitleyi seçim sürecinde bilinçli bir şekilde iktidarın medya aygıtlarının dişlileri arasına bırakıp dönüştürülmelerini sağladı. Erdoğan’a karşı naif bir dil kullanırken siyasetten kendisinin önünü açmış eski liderine karşı en sert ifadeleri kullanmaktan çekinmedi. İnce, seçim sonrasında yeniden bir çıkış yapmayı deneyecek ama karşılığını alamayacağı gibi, yok olup gidecek siyasetçilerden biri olacak.

    Sinan Oğan’ın sık sık kullandığı ‘parolaya sadık kal’ ifadesi nedeniyle yeni kabinede yer alabilir yada Saray’a danışman olarak atanabilir. Bahçeli sonrasında MHP’de yeniden şansını deneyecek ancak karşılık alacağını zannetmiyorum. ‘Parolaya sadık kalmaya’ devam ettiği taktirde devletin derin katmanlarında her zaman kendisi için bir yer olacaktır.

    ERDOĞAN, BİLİNÇ ALTINDAKİ NEFRETE OYNADI

    Peki, bu seçimi Erdoğan, ekonomideki olumsuzluklar, depremin yıkıcılığı ve dış politikadaki itibarsızlığa rağmen nasıl kazandı? Erdoğan, Türkiye’de seçmenlerin davranışının ideolojik olduğunu çok iyi biliyor ve buna oynadı. Tarihi yüz yıllar ötesine giden Alevilik algısı üzerinden Orta Anadolu seçmeninin bilinç altına hitap etti, karşılığını da aldı. Türkiye’nin Suriye gibi olacağı yönündeki açıklamasındaki amaç buydu. Esad üzerinden Kılıçdaroğlu’na gönderme yaptı. Normal dönemlerde mesajları algılamakta zorlanan seçmen bilinç altındaki konu olduğu için devreye imamlar ve cemaat temsilcilerinin girmesiyle yeniden hatırlamış oldu.

    ORTA ANADOLU VE BİTMEYEN KORKULARI… 

    Yerel seçimlerde Ankara ve İstanbul seçmeni üzerinden etkili olmayan PKK ve terör korkusunu Orta Anadolu’nun muhafazakar ve milliyetçi kitlesinin üzerine adeta boca etti. Bu seçmen kitlesi o her yönden Kılıçdaroğlu’nun iktidar olması durumunda ülkenin elden gideceğine inanacak noktaya getirildi. Zaten bu seçmen grubunun büyük bir kısmının partisi AKP idi. Son dönemde İYİ Parti’ye olan ilgi bu sayede ortadan kaldırıldı. Terör üzerinden yapılan propaganda CHP seçmenini etkilemedi ama İYİ Parti, Demokrat, DEVA ve Gelecek Parti tabanlarını ciddi oranda etkiledi.

    On yıllardır Orta Anadolu’da yaşayanlar, kimi zaman din üzerinden, kimi zaman “CHP zihniyeti” denilen soyut bir söylem üzerinden, kimi zaman da PKK üzerinden manipüle edilerek, siyasete yön verici konumda. Malatya’dan başlayıp Maraş’tan Konya’dan Kayseri’den geçip Sivas’a Yozgat’a, Çankırı’ya varana dek geniş bir alanda yaşayanlar “bitmeyen korkuları” sayesinde Türkiye’de siyaset yapan geçmiş partileri de kurulma ihtimali olanları da domine ediyorlar. Eğer Türkiye’de bir şeyler değişecek, demokrasi bilinci oluşacaksa, Orta Anadolu’nun “dönüşümü” sağlanmalı. Aksi halde bu bölge, bir 25 yıl daha “manipüle edilmeye hazır” zihinleriyle siyaseti dizayn etmeye devam edecek.

    BUNDAN SONRA NE OLACAK?

    Erdoğan’ın önünde çok fazla bir alternatifi yok. Kısmi normalleşmeye giderek Batılı ülkelerin para musluklarını açmalarını sağlayacak ya da aynı tempoda hukuksuzluklara, yasaklara ve baskıya devam ederek önüne çıkacak felaketi bekleyecek. Erdoğan, kısmi normalleşmeye gitmesi durumunda önemli davalarda geri adım atacak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarını uygulayacak ve asgari hukuk düzenine dönecek demektir. Bunu yapması durumunda yerel seçimlerde halkın karşısına nasıl çıkacak diye sormayın. Cumhur İttifakı bileşeni seçmenlerinin yüzde 100 derece politika değişikliği konusunda antremanlı olduğunu zaten biliyoruz.

    Erdoğan, siyasette finalini nasıl yapacağının fragmanını Saray’ın balkonundan millette gösterdi. Fragman filmin gerçeğini tam olarak yansıtıyorsa ülkeyi yeni felaketler, halka zülüm, haksız tutuklamalar ve adaletsizlik bekliyor demektir. Hırsızlık, dolandırıcılık, şiddet ve psikolojik şiddet barındıran yeni filminde rol alabilecek çok sayıda kötü aktöre sahip olmasına rağmen bunu finanse edecek bir bütçesi ve sponsoru yok.

    Erdoğan, zulüm düzenini devam ettirecek parayı bulamadığı sürece, normalleşiyor rolünü oynamaya çalışacak.

    Daha Fazla Göster:
    ErdoğanfilmSaray

    SÜLEYMAN ÖZKAYA
    30 Mayıs 2023 GÖRÜŞ

    Kaynak: Kronos
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Aktif siyaseti bıraktığını açıklayan Selahattin Demirtaş: Seçimi aslında Kılıçdaroğlu kazandı; olanlar tümüyle operasyondu

    Aktif siyaseti bıraktığını açıklayan Selahattin Demirtaş: Seçimi aslında Kılıçdaroğlu kazandı; olanlar tümüyle operasyondu


    Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın aktif siyaseti bıraktığını açıkladığı ve bugün son iki paragrafına sosyal medya sitesi Twitter’da yer verdiği röportajı Artı Gerçek’te yayımlandı.

    Selahattin Demirtaş, Artı Gerçek’ten İrfan Aktan’a konuştu. Demirtaş sosyal medyada da paylaştığı; “Ben kendi adıma, halkımıza layık bir politika ortaya koyamadığımız için içtenlikle özür diliyorum. Pratikteki çabalarımla bu eksiklikleri giderme sözü veriyorum. Ayrıca, bana yönelik yapıcı eleştirilere teşekkür ediyorum. Eleştirilerden yararlanmaya çalışacağım. Mücadeleyi cezaevinden her yoldaşım gibi dirençle sürdürürken, aktif politikayı bu aşamada bırakıyorum” ifadeleriyle siyaseti bıraktığını açıklamıştı. 

    Selahattin Demirtaş, AKP’lilerin kendisine idam istemesi hakkında; “Açıkçası hücre arkadaşım Selçuk Mızraklı ile birlikte o tabloya güldük ve o güruha acıdık. Liderleriyle birlikte Saray’ın bahçesinde Orta Çağ görüntüsü veren bir acziyete acımak dışında yapacak bir şey yok” diye konuştu. 

    Selahattin Demirtaş’ın İrfan Aktan’a verdiği röportajdan öne çıkan bazı sorular ve yanıtlar şöyle oldu:

    “ARKADAŞLARIM BUNU ISRARLA SÖYLÜYORSA BİR BİLDİKLERİ VARDIR”

    – Peki size yönelik “popülist siyaset yapıyor” eleştirilerine yanıtınız nedir?

    Popülist siyasetle HDP’nin ilkelerini görünmez hale getirdiğim eleştirilerine saygıyla yaklaşıyorum. Popülerlik ile popülistliği birbirine karıştıranları bir kenara bırakarak tüm bu eleştirilere anlam biçiyorum. Kendi açımdan bu saatten sonra zorlamanın bir anlamı olmadığını düşünüyorum. Arkadaşlarım bunu ısrarla söylüyorlarsa bir bildikleri vardır ve artık kendilerinden üstün bir performans beklemek de hepimizin hakkıdır.

    – 14 Mayıs akşamı seçim sonuçları netleşmeye başladığında ne hissetmiş ne düşünmüştünüz?

    Tam olarak o sonuçları beklemiyordum. Yeşil Sol Parti’yi de Kılıçdaroğlu’nu da daha yüksek bekliyordum. Sonuçlara hem üzüldüm hem de muhalefetin seçim akşamı verdiği dağınık görüntüye öfkelendim.

    “ASLINDA SEÇİMİ KILIÇDAROĞLU KAZANDI”

    – Peki 28 Mayıs akşamında?

    Sonuç çok şaşırtıcı değildi. Kılıçdaroğlu seçimi kazandı aslında. Fakat başta hileler, sonra da yurt dışı oyları ve sonradan vatandaş yapılanların oyları gibi faktörler eklenince bu tarihi seçimi resmi olarak Erdoğan almış oldu. Yaşananların seçimle, demokrasiyle, halk iradesinin sonuçlara yansımasıyla uzaktan yakından ilgisi yok. Olanlar tümüyle bir operasyondu.

    “AKTİF POLİTİKAYI BU AŞAMADA BIRAKIYORUM”

    -HDP Eş Genel Başkanları 14 Mayıs sonrası tablo karşısında özeleştiri yapacaklarını söyledi. Sizce bu özeleştiri ne ve nasıl olmalı?

    Her şeyden önce ben dahil hepimiz fedakar, emektar, yurtsever halkımıza amasız fakatsız bir özür borçluyuz. Halkımız elinden gelenin fazlasını yaptı, biz etkili politikalar ve taktikler geliştiremedik. Samimi ve özlü bir özeleştiri vermek zorundayız. Ben kendi adıma, halkımıza layık bir politika ortaya koyamadığımız için içtenlikle özür diliyorum. Pratikteki çabalarımla bu eksiklikleri giderme sözü veriyorum. Ayrıca, bana yönelik yapıcı eleştirilere teşekkür ediyorum. Eleştirilerden yararlanmaya çalışacağım. Mücadeleyi cezaevinden her yoldaşım gibi dirençle sürdürürken, aktif politikayı bu aşamada bırakıyorum.

    “BEN NE HDP’DEN NE DE HERHANGİ BİR GÖREVDEN İSTİFA EDİYORUM”

    -Yani HDP’den istifa mı ediyorsunuz?

    Tartışmalar bir kez daha hatalı bir zeminde yürütüldüğü için şunu ekleme ihtiyacı hissediyorum; ben ne HDP’den ne de herhangi bir görevden istifa ediyorum. Güncel, aktüel siyasete müdahil olmayacağımı ve bu çerçevede aktif politikayı bıraktığımı belirtiyorum. Sevgili Seyhan Avşar’ın Halk TV internet sitesinde yaptığı habere dair de şunu belirtmem gerekir, kendisi işini yapmış ama haber kaynağı doğru bilgi aktarmadığı için ortaya yanlış bir haber çıkmış. HDP Genel Merkezi ile güvene dayalı bir yoldaşlık hukukumuz var. Eksiklerimiz, hatalarımız karşılıklı ve birbirimizi yoldaşça eleştirir, yola da birlikte devam ederiz. Partimiz HDP’nin de tüm yerellerde kapsamlı, geniş katılımlı halk toplantıları alarak bu özeleştiri sürecini işletmesi gerekiyor. Bu toplantılar aynı zamanda halkın görüş, öneri ve eleştirileri alınarak büyük kongreye gidişin de bir altyapısı olmalı. Bize en çok lazım olan şey, parti içi demokrasi. Parti içi demokrasi azaldığında sapmalar ve hatalar peş peşe geliyor.

     

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Selahattin Demirtaş’a Ahmet Türk’ten destek

    Selahattin Demirtaş’a Ahmet Türk’ten destek


    Edirne’de tutuklu bulunan HDP’nin eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş, Artı Gerçek’te yayımlanan HDP’yi ve Kürt siyasi hareketini eleştirdiği yazısının ardından Twitter hesabından yaptığı paylaşımla aktif siyaseti bıraktığını açıkladı.

    Demirtaş, yazısında HDP’ye ve Kürt siyasi hareketine yönelik eleştirilerini sıralamış ve “Son beş yıldır HDP Genel merkezine yazdığım mektuplarla, gönderdiğim mesajlarla ve makalelerimle bu gerçeği anlatmaya çalışıyorum fakat her seferinde, sesim yankılanıp bana geri dönüyor” demişti.

    Demirtaş’ın eleştirileri ve aktif siyaseti bırakma kararının ardından Kürt siyasetinin önde gelen isimlerinden Ahmet Türk, 10 Haber’den Hazar Dost’a açıklamalarda bulundu. Türk, “Selahattin Bey başarılı bir politikacıydı. Genç ve dinamik bir arkadaşımız. Böyle bir karar beklemiyordum” dedi.

    ‘ÖRGÜTLÜ BİR YAPI YOKTU’

    Demirtaş ile eleştirilerini ve verdiği kararın nedenlerini konuşacağını belirten Türk, Demirtaş’ın “Sesim yankılanıp bana geri dönüyor” diyerek eleştirilerinin dikkate alınmadığını belirttiği kısmı ‘doğru bulmadığını’ vurguladı. Türk, “Partinin bir merkezi var, onlarla dayanışma içinde sürdürülmesi gerekiyor” dedi.

    Demirtaş’ın seçim sürecine dair eleştirilerine destek veren Türk, “Örgütlü bir yapı yoktu. Parti içinde birçok genel merkez oluştu” dedi.

    Sandıktan çıkan sonuçlara vurgu yapan Türk, “Hepimizin yeniden düşünmesi gerekiyor” dedi. Türk eleştirilerin haklı olduğunu belirterek “Seçim sürecinde eksiklik vardı. Bu eksiklikler, adaylıklardan programa birçok yerdeydi. Kürt bölgelerindeki sonuçlar bunu gösteriyor. Bundan sonra halk konuşacaktır” diye konuştu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • HDP’ye yönelik sert eleştirilerin ardından Demirtaş’ın aktif politikayı bırakması Kürt siyasetine nasıl yansıyacak?

    HDP’ye yönelik sert eleştirilerin ardından Demirtaş’ın aktif politikayı bırakması Kürt siyasetine nasıl yansıyacak?

    Edirne’de tutuklu bulunan HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, bugün HDP’ye yönelik sert bir eleştiri yazısı kaleme aldı. Demirtaş, bu yazının ardından sosyal medyadan yaptığı paylaşımda ‘aktif politikayı’ bıraktığını açıkladı.

    Kürt Çalışmaları Merkezi Direktörü Reha Ruhavioğlu Demirtaş’ın HDP’ye dönük eleştirilerini ve ‘aktif politikayı’ bıraktığını açıklamasının Kürt siyasi hareketindeki olası yansımalarını Gerçek Gündem’e değerlendirdi.

    “ELEŞTİRİ ORTAMI RAHATLAR”

    Ruhavitoğlu, Demirtaş’ın kaleme aldığı eleştiri yazısının ‘partiye dönük eleştirilere alan açması’ açısından olumlu olduğunu ifade ederek, yine de eleştirinin dozunun sert olduğunu belirtti. Ruhavitoğlu, konuya ilişkin şunları söyledi:

    Muhtemelen eleştiri ortamı biraz daha rahatlar. Fakat bir yandan da eleştirileri biraz sertti. Bunun yanında da sürecin Demirtaş’tan kaynaklanan faktörleri de var, burada faturayı sadece partiye kesemeyiz. Örneğin, Demirtaş’ın Kılıçdaroğlu kampanyasıyla ilgili partinin önünde giden bir çizgisi vardı. Dolayısıyla Demirtaş’ın kendisinin de pozitif-negatif katkılarının eleştirilmesi ve özeleştiri yapılması gerekiyor.

    “ÇEKİLMİŞ OLMAK MORAL BOZUCU SONUÇ DOĞURABİLİR”

    Demirtaş’ın aktif politikayı bırakmasının Kürt siyasi hareketindeki olası yansımalarına ilişkin de konuşan Ruhavitoğlu, 14-28 Mayıs seçimlerinin ardından parlamentodaki dengelerin ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden seçilmiş olmasıyla kendi durumunda bir değişiklik olmayacağı için bir ‘geri çekilme’ olarak yorumlayarak, Kürt toplumunda etkisinin olumlu yönde olmayacağı öngörüsünde bulundu.

    Ruhavioğlu, şunları söyledi:

    Aktif siyaseti bırakmış olması, önümüzdeki parlamento dengesi, Cumhurbaşkanlığını Erdoğan’ın kazanması, bütün bunlara bakınca Demirtaş’ın durumunda pek bir değişiklik olmayacağını dolayısıyla bir müddet geri çekilmek gibi okuyorum ben. Aktif siyasetten kastımız, Demirtaş’ın aktif bir görevi yoktu zaten milletvekili olmak gibi. O sebeple, geri çekilmeyi biraz gürültüden uzaklaşma, biraz da ‘birkaç yıl bir şey değişmeyecek’ beklentisine yoruyorum. Yani muhtemelen siyasetle ilgilenen Kürt toplumuyla ilgili etkisi olumlu olmaz bunun. Çekilmiş olmak biraz moral bozucu bir sonuç doğurabilir. Fakat Demirtaş’ın da HDP’nin de güçlü bir özeleştiri süreci yaşamasına ihtiyaç var. Sadece HDP’nin buna ihtiyacı var demek eksiklik olur. Demirtaş’ın kendisiyle ilgili nasıl bir karne çıkardığını kendi ağzından dinlemiş değiliz ama o da lazım yani.

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Selahattin Demirtaş’tan ikinci tur paylaşımı: Farkındayız değil mi?

    Selahattin Demirtaş’tan ikinci tur paylaşımı: Farkındayız değil mi?


    Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, 28 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turu öncesi sosyal medya paylaşımlarına devam etti.

    Demirtaş, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turunda kazanan olmadığını vurgulayarak, yurttaşlara sandığa gitme çağrısında bulundu.

    Demirtaş, “Farkındayız, değil mi? Adam kazanamadı. 2. turda sandığa gidin ve siz kazanın” dedi.

    Kaynak: Gerçek Gündem


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Yeşil Sol Parti Ağrı Milletvekili Adayı Sırrı Sakık: Biz genel af istiyoruz

    Yeşil Sol Parti Ağrı Milletvekili Adayı Sırrı Sakık: Biz genel af istiyoruz


    Ağrı Dörtyol kavşağında düzenlenen Yeşil Sol Parti mitinginde konuşan Yeşil Sol Parti Ağrı Milletvekili adayı Sırrı Sakık, genel af ile terörden tutuklu olan kişilere özgürlük getireceğini söyledi.

    Sakık, AKP ve MHP’ye sert eleştirilerde bulunurken, HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ise yayınladığı video ile Kemal Kılıçdaroğlu’na oy verilmesi çağrısında bulundu.

    Ağrı Belediye Başkanı seçildiği dönemle ilgili açıklamalarda bulunan Sırrı Sakık, polis ve askerlere yönelik sert ithamlarda bulunarak, “Şu şehre Türkiye’nin dört bir tarafından binlerce polis getirdiler, bu şehri kanatmaya çalıştılar. Şehrin valisi benim kaldığım otele gelip yalvardı, ’Bu şehri belalardan sen koruyabilirsin’ dedi. Diyadin’de özel timler fırında çalışan 2 çocuğu basıp onları paramparça ediyor. Cesetleri tanınmıyordu. Dediler ki bunlar çatışmada öldüler. Yanına silahlar koydular. Biz önünüzdeki dönem 4 milletvekili ile geliyoruz. Biz burada 7 ilçeyi ve il belediyesini alacağız. Biz genel af istiyoruz. Selahattin özgürleşecek, Gülten özgürleşecek, Ayla özgürleşecek, Figen özgürleşecek“ dedi.

    Kaynak: İHA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erdoğan’ın Edirne paylaşımına, Demirtaş’tan ‘bi tanesi’ göndermeli yanıt: Fikrim hala değişmedi

    Erdoğan’ın Edirne paylaşımına, Demirtaş’tan ‘bi tanesi’ göndermeli yanıt: Fikrim hala değişmedi


    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Edirne’de dün yaptığı mitingin sürecine ilişkin bir video yayınladı. Erdoğan, sosyal medyada yaptığı paylaşımına, “Bir ömür seni sevmeye az gelir Edirne…” notunu düştü.

    Edirne Cezaevi’nde 2016 yılından beri tutuklu bulunan HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Erdoğan’ın bu paylaşımını ti’ye aldı.

    Demirtaş, paylaşımında, Habertürk spikeri Mehmet Akif Ersoy’a “birtanem” diye hitap eden İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun ifadelerine göndermede bulunarak, “Çok naziksin “bi tanesi” ama fikrim değişmedi.” dedi.

    Kaynak: Gerçek Gündem


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***