Etiket: seferberlik

  • Ukrayna Savaşı: Batılı müttefiklerin cephanesi tükeniyor

    Ukrayna Savaşı: Batılı müttefiklerin cephanesi tükeniyor


    Bu haberin orjinalinin yayınlandığı dil İngilizce

    Ukrayna’nın Rusya’ya karşı mücadelesinde kullandığı mühimmatın çok büyük bir kısmı NATO’dan geliyor.

    REKLAM

    Rusya, Ukrayna’ya ait çok sayıda insansız hava aracını vurduğunu duyururken Ukrayna’nın Batılı müttefikleri mühimmat stoklarının tükenmekte olduğunu ve bunun Kiev’in Rusya’ya karşı mücadelesini etkileyebileceğini belirtiyor.

    Ukrayna’nın Rusya’ya karşı kullandığı mühimmatın çok büyük bir kısmı NATO’dan geliyor.

    NATO üst düzey askeri yetkililerinden Amerikalı Amiral Rob Bauer, Varşova Güvenlik Forumu’nda yaptığı konuşmada “dip görünüyor” dedi.

    Hükümetlerin ve üreticilerin “üretimi çok daha yüksek bir tempoda artırmaları” gerektiğini sözlerine ekleyen amiral, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden önce de mühimmat stoklarının yetersiz olduğunu söyledi.

    Bauer, “Büyük miktarlara ihtiyacımız var. 30 yıl içinde birlikte inşa ettiğimiz ekonomi pek çok şey için uygun. Ancak devam eden bir savaş varken silahlı kuvvetler için uygun değil.” ifadelerini kullandı.

    İngiltere Savunma Bakanı James Heappey de cephane stoklarının “biraz zayıf göründüğünü” yineleyerek NATO üyelerini, anlaşmaya vardıkları gibi GSYH’lerinin yüzde 2’sini savunmaya harcamaya çağırdı.

    Bakan, “Avrupa’da bir savaş varken savunmaya yüzde 2 harcamanın zamanı gelmediyse ne zaman gelecek?” sorusunu yöneltti.

    Öte yandan analistler, Rusya’nın tükenen askeri stoklarını yenilemek için üretimi artırma konusunda Batı’dan “daha yetenekli” göründüğünü söylüyor.

    Moskova: Ukrayna’nın insansız hava araçları ve Kırım’a çıkarma girişimi engellendi

    Rusya Savunma Bakanlığı Ukrayna sınırındaki Belgorod, Bryansk ve Kursk bölgeleri üzerinde otuz bir Ukrayna insansız hava aracının etkisiz hale getirildiğini duyurdu.

    Bakanlık ayrıca Ukrayna güçlerinin 2014’te Moskova tarafından ilhak edilen Kırım’a çıkarma yapma girişiminin püskürtüldüğünü bildirdi.

    Moskova bu yaz birkaç kez Karadeniz’de Kırım’a doğru seyreden Ukrayna askeri botlarını imha ettiğini iddia etmişti.

    Bakanlık olası can kayıpları ya da hasar hakkında bilgi vermedi.

    Haziran ayında Ukrayna’nın karşı saldırısının başlamasından bu yana Moskova Kiev’i neredeyse her gün Rus topraklarına insansız hava araçları, füzeler ya da toplarla saldırmakla suçluyor.

    “Rusya’da yeni bir seferberlik planı yok”

    Öte yandan Savunma Bakanı Sergey Şoygu, Rus ordusunda savaşmak üzere daha fazla askerin çağrılmayacağını, zira bu yıl ‘yüz binlerce’ kişinin orduya katıldığını iddia etti.

    Rusya Savunma Bakanı devlet televizyonunda yaptığı açıklamada “Ek bir seferberlik planı yok. Silahlı kuvvetler özel askeri operasyonu yürütmek için gerekli sayıda askeri personele sahip.” dedi.

    Bakan, 335 binden fazla kişinin “gönüllü oluşumlar” altında askerlik hizmetine girdiğini ve sadece eylülde 50 bin kişinin sözleşme imzaladığını iddia etti.

    Rusya, Ukrayna savaşı giderek yıpratıcı bir hal alırken Wagner paralı asker gücünden savaşçıları da bünyesine katarak silahlı kuvvetlerini güçlendirmeye çalışıyor. Shoigu’nun verdiği rakamlar Moskova’nın bu hedefler doğrultusunda önemli adımlar attığını gösteriyor.

    Devlet Başkanı Vladimir Putin geçen yıl eylül ayında “kısmi seferberlik” emri vermiş, bu da savaşmak istemeyen Rusların kitlesel göçüne neden olmuş ve ülke çapında protestoları tetiklemişti.

    REKLAM

    Putin defalarca yeni bir seferberlik olmayacağını söylerken, bazı Rus yetkililer ilk seferberliğin savaş karşıtı duyguları körüklediği için bir hata olduğunu ve pek çok kişinin ülkeyi terk ettiğini belirtiyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ukrayna savaşı Rusya’nın nüfus krizini daha da derinleştirdi

    Ukrayna savaşı Rusya’nın nüfus krizini daha da derinleştirdi


    Çalışma çağındaki nüfusu azalan ülkede savaş nedeniyle yüzbinlerce erkeğin seferberlik emriyle silah altına alınması ve eğitimli çalışanların ülkeyi terketmesi iş gücü piyasasındaki dengeleri daha da bozdu

    Ukrayna savaşı Rusya’nın uzun süredir başa çıkmakta zorlandığı nüfus krizini daha da zorlaştrdı. 

    Çalışma çağındaki nüfusu azalan ülkede savaş nedeniyle yüzbinlerece erkeğin seferberlik emriyle silah altına alınması ve eğitimli çalışanların ülkeyi terketmesi iş gücü piyasasındaki dengeleri daha da bozdu.

    Geçmişte Rusya’nın resmi istatistik ajansı Rosstat’ta çalışan nüfus bilimci Aleksey Rakşa Rusya’da işçi sıkıntısı  olduğunu belirtti. AFP’ye konuşan Rakşa “Bu eski bir sorun ama seferberlik ve ülkeden kaçanlarla daha kötü hale geldi,” ifadelerini kullandı. 

    Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından ekonomik zorluklar ve ülkenin geleceğinin belirsizliği nedeniyle Rusya’da doğum oranları çok düşmüştü. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin varoluşsal kriz olarak görüddğü bu sorunu çözmek için aileleri çocuk sahibi olaya teşvik etti. Bu kapsamda ikinci ve sonrasındaki her çocuk için para desteği başlattı.

    Moskova Devlet Üniversitesi’nden Natalya Zubareviç “askeri operasyondaki” kayıpların tam olarak ne kadar olduğunu bilmediklerii ama 300 bin kişinin silah altına alınarak iş gücü piyasasından çekildiğini belirtti. 

    Nüfus bilimci İgor Yefremov da savaşın Covid-19 salgınınına rdından gelmesinin da Rusya’yı kötü etkilediğini belirtti. Covid-19 nedeniyle resmi ölüm sayısı 400 bin olarak açıklansa da gerçek rakamın bunun çok üzerinde olduğu tahmin ediliyor.

    Geçen ay Ekonomi Yüksek Okulu tarafından yapılan bir çalışmaya göre Rusya’nın nüfustaki azalmayı durdurmak için bu yüzyılın sonuna kadar her yıl 390 bin ila 1,1 milyon arasında göçmen alması gerekiyor.  

    Fakat özellikle yüksek eğitim gerektiren sektörlerdeki açığın kapatılması mümkün görünmüyor. Rakşa’ya göre Ukrayna savaşı kalifiye çalışanların iki büyük dalgada ülkeden ayrılmasına yol açtı. Rakşa’nın tahminlerine göre 150 bin kişi işgalden hemen sonra 2022 yılının şubat ve mart aylarında ülkeyi terk etti. Eylül ayında seferberlik ilanından sonra ise yarım milyon kişi daha ülkeden ayrıldı. 

    Yeni yürürlüğe giren bir kanun sefer emrinden kaçanlara yaptırım uygulanmasına izin veriyor. Bu nedenle ülkeden ayrılanların kalıcı olarak geri dönmeme ihtimali yükseldiyor. Fakat Zubareviç’e göre ayrılanların yüzde 60’tan fazlası hala Rus şirketler için uzaktan çalışıyor ve bunların bazıları geri dönecek.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İBB Başkanı İmamoğlu, ‘İstanbul Deprem Seferberlik Planını’ açıkladı

    İBB Başkanı İmamoğlu, ‘İstanbul Deprem Seferberlik Planını’ açıkladı


    Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından beklenen Marmara Depremi nedeniyle çalışmalarını hızlandıran İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, “İstanbul Deprem Seferberlik Planını” açıkladı.

    Bilim insanlarının katılımıyla düzenlenen toplantısına İstanbul Planlama Ajansı Başkanı Emrah Şahan, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Buğra Gökçe, KİPTAŞ Genel Müdürü Ali Kurt, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Pelin Alpkökin, İSKİ Genel Müdürü Dr. Şafak Başa, İGDAŞ Genel Müdürü Dr. Mithat Bülent Özmen, Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkan PROF. DR. Ayşe Erdinçler, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat ve İBB Genel Sekreteri Can Akın Çağlar da katıldı.

    Toplantının açılış konuşmasını yapan İBB Genel Başkanı Ekrem İmamoğlu şunları söyledi :

    ‘’6 Şubat ne yazık ki hepimiz için hiç bir şeyin eskisi gibi olmayacağı bir sürecin başlangıcı. Yaşamını yitirenlere Allah’tan rahmet, kalanlara acil şifalar diliyorum. Biz de İBB olarak ilk günden itibaren afet bölgesine koştuk. AFAD’ın bizi eşleştirdiği Hatay’a değil, bütün bölge için elimizden gelen çabayı gösterdik. Gücümüz yettiğince İstanbul halkı ve İBB olarak o bölgede olacağımızı şimdiden belirtmek istiyorum. Halan 2000 yakın personelimiz Hatay’da. Bu arada o bölgede yedi gün bulundum. Arama kurtarma ekiplerimizin ortaya koyduğu mücadeleyi anmak istiyorum. Sunu söylemek isterim; bu büyük afetin ve afette yaşadıklarımızın hepimize yüklediği derin bir sorumluluk var. artık hayatımıza eskisi gibi devam edemeyeceğimizi çok net biliyoruz. Bu sırada hala on binlerce canımız enkazda çıkarılıyorken biz normal hayatımıza devam edemeyiz, buna hakkımız yok. eğer bu topraklarda durmadan deprem oluyor ve insanlarımız ölüyorsa, hep birlikte depremi ülkemizin birincil sorunu olarak kabul etme sorumluluğumuz vardır. Bundan sonra deprem olacak mı olmayacak mı büyüklüğü ne olacak tartışmalarını bir tarafa bırakmalıyız. Deprem bu topraklar için bir gerçekliktir. Depremleri durduramayacağımıza göre milletçe yıkılmamak için, can kayıplarına uğramamak için ve şaşkınlık için de büyük pişmanlık duymamak için deprem dirençli kentler yaratmak zorundayız. Bugün itibariyle İBB olarak güçlü bir inisiyatif alıp düzen değiştiriyoruz. Düzen değiştirmek cesaret ister, yanlış giden bir düzenin parçası olmaktan kurtulmak gerekiyor. İBB 1990’dan beri bu süreci konuşuyor, yaşıyor, belki de büyük gayretler içerisinde ama bu adımları yeterince atamamıştır. Biz imar ve rant düzenine karşıyız. Deprem konusunda yapılması gereken her ne var ise İstanbul olarak ayağa kalkıyoruz. Yüksek seviyede bir seferberlik başlatıyoruz. Bu mümkündür, İtalya, Endenozya, Şili’de nasıl olmuşsa İstanbul’da da mümkündür. Deprem dirençli kent uygulamasını başarıp Türkiye’ye örnek olmak zorundayız. Hedefimiz budur. Bu bir beka meselesidir. Gün ve saati bilmiyoruz ama bu deprem bu kentte yaşanacaktır. Eğer bu kadim topraklarda neslimizi yaşatmak istiyorsak deprem dirençli alanları hızlıca oluşturmak zorundayız. Bunun için teknik bilgi ve insan kaynağımız, finansal gücümüz var, her şeye rağmen bu toprakların kaynakları vardır. Devletimiz, hükümetimiz ve tüm halkımız ile çalışıp başarmak istiyoruz. Başaracağımıza da inanıyoruz ama gerçekçi stratejilere ihtiyacımız vardır. Kaynağa ihtiyacımız var. İşbirliğine ihtiyacımız vardır. Her kesimin harekete geçmesi ve geçirilmesi gerekiyor. Bilime ihtiyacımız var. Bilim yegane ışığımızdır. Aşamalandırılmış güçlü bir yol haritasına ihtiyacımız var. Tüm kaynakları sürece dahil etmek zorundayız. Milyonlarca insanımızın şahitliğinde yeni ve güçlü bir başlangıcı daha yapıyoruz. İş başına geldiğimizden beri yaptığımız pek çok afet çalışmasını defalarca gözden geçirdik. Bilim kurulumuzda son süreçte yaptığımız çalıştay sonrasında depreme yönelik güçlendirme, sağlık önlemleri ve lojistik gibi işin tüm boyutlarını konuştuk. Kurullarımıza katılan herkese İstanbullular adına teşekkür ediyorum. Ekiplerimiz ve bilim insanlarımız çalışmalarına aralıksız devam edecek. Yol haritamızı eylem planı olarak sizlere sunacağız. Öncelikle daha önce neler yaptığımızı samimi olarak anlatacağız, gerçek durumumuz nedir ne boyutta bir tehlike ile karşı karşıyayız bunu da paylaşacağız. Bu toplantı sadece bugünkü toplantı ile bitmeyecek, çok geniş buluşmaları yapmaya devam edeceğiz.’’

    Planlamaya ilişkin konularda yapılması öngörülen revizyonlar

    • İmar planlarının yapım ve özellikle değiştirilmesine ilişkin esaslar, kamu yararı ilkesi çerçevesinde yeniden ele alınmalıdır.
    • 1999 yılından önce yapılan ve hala yürürlükte olan imar planları, güncel jeolojik – jeoteknik etütlere göre revize edilmelidir.
    • 6306 sayılı Afet Riskli Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Yasa’da Bakanlığa verilen yetkiler büyükşehir belediyelerine de tanınmalıdır.
    • İstanbul başta olmak üzere afet riski olan tüm kentlerde orta ve büyük ölçekli yatırım ve yapılaşmalar için ‘Kentsel Afet ve Risk Etki Değerlendirmesi’ yapılarak buna ilişkin bir yönetmelik düzenlenmelidir.
    • Toplanma Alanları, Geçici Barınma Alanları ve 1. Derece Tahliye Koridorları imar planlarına işlenmelidir. Bunlarla ilgili plan değişikliği yapılması yasaklanmalıdır.
    • Sayıştay’ın periyodik denetimlerinde kentsel imar rantlarına ilişkin özel ihtisas denetimi uygulaması başlatması sağlanmalıdır.
    • İstanbul’un depreme hazırlanmasını odağına alan İstanbul Yasası çıkarılmalıdır. Afet öncesi planlama ve yer seçim aşamaları, yapıların güçlendirilmesi ve yenilenmesi, afete müdahale ve afet yönetimi süreçleri bu yasanın sağladığı özel yetkilerle yönetilmelidir.

    Riskli yapı denetimine ilişkin konularda yapılması öngörülen revizyonlar şöyle:

    • Mevzuatımızda riskli yapı analizleri, yıkım, güçlendirme veya yeniden yapım süreçleri belediyelerce can ve mal güvenliğinin odağa alındığı bir şekilde re’sen yapılabilmelidir. Bu tür uygulamalarda temel ilke kamu ve komşuluk hukuku çerçevesinde vatandaşların da mağdur edilmediği bir biçimde kurgulanmalıdır.
    • Yapının proje tadilat ve her türlü inşai fiziki müdahaleyi de gösteren bina kimlik kartları çıkarılacak yönetmelikte belirlenen süreler içinde tespit edilmeli, dijital ortamda ve bina girişlerinde kare kod uygulaması ile duyurulmalıdır.
    • Hızlı bina taraması, riskli yapı analizinden önceki aşama olarak yönetmeliğe girmeli, tüm yapı stoğunun depreme karşı kırılganlığı bu yöntemle tespit edilerek riskli yapı analizine sevki uygun görülenler için 6306 sayılı Kanunun hükümleri uygulanması esas olmalıdır.
    • Endüstriyel yapı ve tesisler ile ikincil afete yol açabilecek tüm işletmeler için risk taramasının maliklerince yaptırılarak belediyelere sunması ve tespit edilen risklere ilişkin risk azaltım eylem planlarını ivedilikle hayata geçmesi için ilave hükümler mevzuata taşınmalıdır.

    Erken Uyarı Sistemi ve Erken Müdahale

    • Acil müdahale gerektiren durumlarda doğalgaz akışı
    • Deprem Erken Uyarı sistemi
    • 832 adet İGDAŞ ivme ölçleri
    • İkincil felaketlerin önüne geçilmesi
    • Fiber Optik Tabanlı Deprem Erken Uyarı Sistemi Projesi
    • 3 saniye (Adalar) ile 30 saniye (Bayramiç, Burhaniye, Eskişehir…) arasında erken ir uyarı süresi elde edilmesi hedeflenmektedir.
    • Fiber optik kabloların da sisteme dahil edilmesi
    • Yüksek mukavemetli çelik borular ile hafif, bükülebilir, yer hareketlerine karşı esnek, 6 kat uzama kabiliyetine sahip polietilen borular

    Boru içi denetim robotu

    Çelik boruların röntgeni çekilebilecek, olası deprem öncesi veya sonrasında hangi borularda hasar olduğu, olabileceği ve nerelere müdahale edilmesi gerektiği tespit edilebilecektir. Robot Göz Projesi tamamlandığında Türkiye, ABD’den sonra bu teknolojiye sahip ikinci ülke olacaktır.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Rusya, Ukrayna savaşı sonrası ülkeyi terk eden vatandaşları için vergi oranını arttıracak

    Rusya, Ukrayna savaşı sonrası ülkeyi terk eden vatandaşları için vergi oranını arttıracak


    Rusya parlamentosunun alt kanadı Duma’nın Başkanı Vyacheslav Volodin, Ukrayna’da savaşın başladığı Şubat ayından bu yana ülkeyi terk edenlere daha yüksek vergi uygulanmasını öngören bir yasa hazırladığı içinde olduklarını belirtti.

    Sosyal medyadan paylaştığı mesajda “Neden kaçtıkları tamamen anlaşılabilir.” diyen Volodin, “Hata yaptıklarını anlayanlar çoktan geri döndü. Geri kalanlar ise şunu anlamalı: Toplumun büyük çoğunluğu onların eylemlerini desteklemiyor ve ülkelerine, akrabalarına ve arkadaşlarına ihanet ettiklerine inanıyor.” diye yazdı.

    Bu nedenle Rusya Federasyonu’nu terk edenlere yönelik ayrıcalıkları iptal etmek ve onlar için yükseltilmiş bir vergi oranı getirmenin doğru olduğunu ifade eden Duna Başkanı bu amaçla yasalarda uygun değişiklikler üzerinde çalıştıklarını bildirdi.

    Geçtiğimiz günlerde Dijital Kalkınma Bakanı Maksut Çadayev’in “Toplamda 100 bin kadar bilgi teknolojileri uzmanı yurt dışında.” şeklindeki açıklaması; yüksek nitelikli ve uzun vadeli personel gerektiren yüksek teknoloji sektöründe iş gücü açığı yaratabilecek beyin göçü endişelerini artırmıştı.

    Rusya’nın %13 oranındaki kişisel gelir vergisi, yurt içindeki işverenler tarafından otomatik olarak kesiliyor. Rusya Federal Vergi Servisi’ne göre, yurtdışında çalışan ve Rusya’da vergi mükellefi olan Rusların vergiyi bağımsız olarak ödemeleri gerekiyor.

    Bazı yerel medya organlarının ekim ayı başlarında bildirdiği rakamlara göre, eylül ayında 300 bin kadar kişiyi savaşa çağıran için kısmi seferberlik emrinin ardından 70 bin kadar kişi ülkeden kaçtı. Hükümet o dönemde bu rakamı reddetmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***