Etiket: Sedat Peker

  • Atilla Peker’in iddiası üzerine gazeteci Kutlu Adalı cinayetine ilişkin soruşturma başlatıldı

    Atilla Peker’in iddiası üzerine gazeteci Kutlu Adalı cinayetine ilişkin soruşturma başlatıldı


    Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, organize suç örgütü lideri olma ve çete kurma suçlamasıyla hakkında yakalama kararı bulunan Sedat Peker’in kardeşi Atilla Peker’in “Gazeteci Kutlu Adalı’nın Kıbrıs’ta öldürülmesi” olayına ilişkin iddialarıyla ilgili soruşturma başlattı.

    Başsavcılıktan yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi:

    “Atilla Peker adlı şahsın Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığıyla Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiği ‘Gazeteci Kutlu Adalı’nın Kıbrıs’ta öldürülmesi’ olayına ilişkin çeşitli iddialar içeren dilekçesinin teslim alınması ve yapılan ilk değerlendirme sonucu iddiaya konu suçlarla ilgili Türk adli makamlarının soruşturma ve kovuşturma yapmasının Türk Ceza Kanunu hükümleri uyarınca olanaklı olduğu kanaatine varılması üzerine, dilekçe içeriğinde bahsi geçen suç iddialarıyla ilgili derhal soruşturma başlatılmıştır.

    Soruşturma kapsamında cinayet olayının gerçekleştiği KKTC adli makamlarından ihtiyaç duyulan bilgi ve belgelerin temin edilmesi amacıyla gereken yazışmaların yapılması ve yine ülkemiz dahilinde bulunan muhtemel delillerin temini ile dilekçe sahibinin ayrıntılı beyanının alınması için çalışmalara başlanmıştır.”

    Sedat Peker, Kutlu Adalı suikastı hakkında ne dedi ?

    Sedat Peker, son açıklamalarında gazeteci Kutlu Adalı cinayetlerine ilişkin olarak eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar ve eski MİT’çi Korkut Eken’i hedef gösterdi.

    Peker, Adalı cinayeti için Eken’in o dönem kendisini aradığını belirterek, bu cinayet için kendisinin kardeşi Atilla Peker’i önerdiğini iddia etti.

    Peker, “Biz o zaman Mehmet Ağar, Korkut Eken hep beraberiz… Genciz, vatanseveriz… Bana genelde iş adamlarını yönlendiriyorlar, faili meçhullerden ziyade. Onları da anlatacağım. Bana dedi ki, “Kıbrıs’ta bir adam var, Kıbrıs’ı Rumlara satmak istiyor.” İki profesyonel dedi… Dedim sana öz kardeşimi vereceğim, Atilla Peker’i. Uzmandır, sokaklarda yetişmiştir. Biletlerden bakabilirler. Yüce Allah o insanın kanını bize nasip etmedi. Onlara bağlı başka bir ekip öldürmüş. Karşılaştık Korkut abiyle, “Halloldu o iş” dedi” diyerek iddialarını sıraladı.

    Atilla Peker: “Adalı bana dağlarda gezen PKK’lı terörist gibi anlatılmıştı”

    Özel Harekatçı Korkut Eken’le birlikte 1996 yılında gazeteci Kutlu Adalı’yı öldürmek için Kıbrıs’a gittiklerini anlatan Atilla Peker, o zaman Kutlu Adalı’yı öldürmek için adaya gittiklerinden haberi olmadığını belirterek “Kutlu Adalı bana dağlarda gezen PKK’lı terörist gibi anlatılmıştı” dedi.

    Sözcü gazetesinden Saygı Öztürk’e açıklamalarda bulunan Atilla Peker, “Devlete hizmet ettiğimizi sanırken meğer kullanılıyorduk. Korkut Eken’in de bu şekilde kullanıldığını düşünüyorum” ifadesini kullandı.

  • MHP lideri Bahçeli: Atatürk’e tahammülsüzlük, Türkiye Cumhuriyeti’ne tahammülsüzlüktür

    MHP lideri Bahçeli: Atatürk’e tahammülsüzlük, Türkiye Cumhuriyeti’ne tahammülsüzlüktür


    Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Atatürk’e tahammülsüzlüğün Türkiye Cumhuriyeti’ne tahammülsüzlük olduğunu söyledi.

    Bahçeli, Mustafa Kemal Atatürk’e atfen “zalim ve kafir” diyen imam Mustafa Demirkan’a sert sözlerle yüklendi.

    “Atatürk bizim börkümüzdür, birliğimizdir, simgemizdir, ona laf yoktur. Baş giderse, börk gider. Börk giderse il gider, iffet gider. Allah muhafaza bir daha da geri gelmez. Gazi Mustafa Kemal’e tahammülsüzlük, lafı cimi yok Türkiye Cumhuriyeti’ne tahammülsüzlüktür” diye Bahçeli “Atatürk’e dil uzatanlar daha iyi müslüman olduklarını mı sanıyorlar? Türk milletinin ruhunu okşadıklarını mı düşünüyorlar? Gizli FETÖ’cü olup olmadıkları mutlaka incelenmelidir” dedi.

    Bahçeli sözlerini şu ifadelerle sürdürdü: “Bugün varsak bunun şeref payesi aziz Atatürk’ündür. Keskin ön yargılar ile Atatürk düşmanlığı yapmak millete değil, ihanete hizmettir. Ayasofya Camii açılmışken, Taksim Camii’nin manevi hayatımıza kazandırılması, Müslümanlar ile buluşturulması sağlanmışken nükseden Atatürk alerjisinin esas gerekçesini nasıl okumalıyız?”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla Ayasofya’da gerçekleşen “Örgün Eğitimle Birlikte Hafızlık Projesi” programında Mustafa Kemal Atatürk için “zalim ve kafir” ifadelerini kullanan imam Mustafa Demirkan Ankara ve İzmir baroları’ndan suç duyurusunda bulunulmuş, CHP, İyi Parti’nin yanı sıra birçok hukukçu ve gazeteci tepki vermişti.

    Bahçeli’den Sedat Peker’in videolarına tepki

    Hakkında yakalama kararı bulunan Sedat Peker’in sosyal medyadan yayınladığı videoların ülke gündeminde ve siyaset dünyasında yarattığı etkiye değinen Bahçeli şu ifadeleri kullandı:

    “Siyasi mücadelenin bir ahlakı olmalıdır. Siyasi mücadele dürüstçe, mertçe, adam gibi yapılmalıdır. Tarihin her devrinde, amaca giden her yolu meşru ve mubah görenler tehlike saçan irtibat ve iş birliği içine girmekten kaçınmamışlardır. Çünkü fazilet ve ferasetleri kuru, fikir ve fiilleri kördür. İlkesizlerin bağımsız bir iradesi olamaz. İradesi esir düşenler için ülke ve ülkü diye bir meselenin esamisi okunamaz. Bu eyyamcı tipler gelene ağam gidene paşam diyecek kadar çıkarlarına düşkündür. Bunları kimler kafa kola almışsa, onlarla ahbap çavuş ilişkisine girerler”.

  • AK Parti Milletvekili Altınok’tan AA’nın ‘FETÖ izi’ başlıklı haberine tepki

    AK Parti Milletvekili Altınok’tan AA’nın ‘FETÖ izi’ başlıklı haberine tepki


    AK Parti Erzurum Milletvekili Selami Altınok, organize suç örgütü lideri olmak suçlamasıyla hakkında yakalama kararı çıkarılan Sedat Peker’e verilen koruma kararı belgesinin Anadolu Ajansı tarafından ‘FETÖ izi tespit edildi’ başlıklı haberle yayımlanmasına tepki gösterdi.

    Altınok, AA’nın yayınladığı belgeye ilişkin, “Resmi sıfat ve görev taşıyan kişiler haksız bir şekilde ifşa ve itham edilmiştir.” dedi.

    Altınok, yaptığı yazılı açıklamada şunları belirtti:

    “Son günlerde kamuoyunu meşgul eden şahsın koruma kararına ilişkin haberlerde ve ‘FETÖ izi bulundu’ başlığıyla servis edilen belgede, resmi sıfat ve görev taşıyan kişiler haksız bir şekilde ifşa ve itham edilmiştir.

    Şahsım, birlikte çalıştığım ve koruma kararı verilen belgede adı geçen imza sahiplerinin gerek 17-25 Aralık gerekse 15 Temmuz sürecinde yürüttükleri mücadele ve gösterdikleri duruşa tüm milletimiz ve kamuoyu yakından şahittir.

    Bunun aksine bir ima, iddia ve iftira her iki dünyada da hak ihlali olup iddia sahiplerini ağır vebal ve sorumluluk altına sokmuştur.”

    Anadolu Ajansı’nın 27 Mayıs tarihli haberinde, “Suç örgütü elebaşı Sedat Peker’e ‘DHKP-C tehdidi’ bahanesiyle verilen koruma kararında FETÖ izi tespit edildi” başlığıyla duyurulmuştu.

    Haberin devamında, “Organize suç örgütü elebaşı Sedat Peker’e tahsis edilen korumalara yönelik kararlarla ilgili süreçte Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) İstanbul Emniyeti yapılanmasının etkili olduğu öğrenildi.” ifadelerine yer verilmişti.

  • Kulis: ‘Teşkilatçılar siyaseti bilmeyen Davutoğlu’na kumpas kurdu’

    Kulis: ‘Teşkilatçılar siyaseti bilmeyen Davutoğlu’na kumpas kurdu’


    Gelecek Partisi Genel Başkanı ve eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun ‘’Binali Yıldırım, Süleyman Soylu ve Berat Albayrak, o dönem Cumhurbaşkanı’nın koordinasyonuyla bana kumpas kurdular’’ açıklamasının yankıları sürüyor.

    Ankara kulislerinde konuşulanlar da Davutoğlu’nun dile getirdiği şekilde o dönem kendisine karşı parti içinde bir ‘’çalışma’’ yürütüldüğünü teyit eder nitelikte.

    Davutoğlu’na yakın bir isim bu konuda euronews’e şunları söyledi:

    ”7 Haziran seçimleri sonrasında Davutoğlu, başbakanlığını kaybetmemek ve koalisyonu zorunlu kılan fotoğraf nedeniyle arayışlara girmişti. Cumhurbaşkanı ise seçimi yenileme taraftarıydı. Davutoğlu bir taraftan koalisyon görüşmeleri yaparken, diğer taraftan da erken seçim çalışmaları vardı. Yani o dönem Davutoğlu kısa süre içerisinde Türkiye’yi ikinci kez dolaştı. Ona karşı çalışma da bu sırada yaşandı.”

    Aynı isme göre, Davutoğlu teşkilatı bilmeyen bir isim olduğu için kendisine karşı yürütülen bu ”çalışmaları” fark edemedi:

    ”Çünkü Davutoğlu, AK Parti’ye paraşütle indi. O tarihlerde teşkilatçı olan başta Cumhurbaşkanı olmak üzere, Süleyman Soylu ile Binali Yıldırım tarafından AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulunda Davutoğlu’nun aleyhine oy toplanması için bir çalışma yürütüldü. Davutoğlu’nun bunları geç fark etmesi şaşırtıcı ama bir taraftan da siyaseti bilmediği için normal. Siyaseti sadece koltuğunuzda oturarak yapamazsınız, etrafınızda olan biteni görmek zorundasınız.”

    ”Bekir Bozdağ’ın ‘Bu parti Tayyip’in partisidir’ sözü önemli bir ipucunu veriyordu bize. Çünkü Tayyip Bey’in kurduğu partide başka bir patron ortaya çıktığı izlenimi oluşmuştu. Uluslararası politikalarının değişikliğe uğrama ihtimali gibi başlıklar da düşünülmüştür, tek taraflı bakmamak lazım… Ama şunu demek yanlış olmaz; Davutoğlu’nun tavrı ile Cumhurbaşkanı çok net olarak bir eksen kayması gördü.

    Davutoğlu’nun o dönem rakip olarak görülmesi eski sistemde başbakan ve parti başkanı olmasıyla alakalı. Dolayısıyla sistem değişikliğinde birileri Tayyip Bey’i Çankaya Köşkü’ne hapsetmek istedi. Yani Özal’ın geçmişte ANAP’tan bağımsız olarak Çankaya Köşkü’ne hapsedilmesi gibi…”

    Euronews’e konuşan kaynağa göre, Davutoğlu’nun ”kumpas” olarak tanımladığı sürecin bir başka nedeni ise söz konusu dönemde Davutoğlu ile MİT Başkanı Hakan Fidan yakınlığı:

    ”Devlet birimlerinde özellikle istihbarat da sizin yanınızdaysa işi kontrole almanız çok kolaylaşır. Bilgi alabiliyorsa işler kolaylaşıyordur. Ama burada demek ki her ne kadar dışarıdan bilgi alsa da, Davutoğlu’nun parti içinden bilgi alacak kadar gücü yokmuş.”

    AK Parti içinde erken seçim endişesi

    Aynı isme göre, Ak Parti içinde iki endişe var. Birincisi muhalefetin gündemi belirlemesi, ikincisi ise erken seçim ihtimali.

    ”Ak Parti içindeki en büyük rahatsızlık muhalefetin İstanbul seçimlerinden bu yana ama özellikle de son dört-beş aydır gündemi belirlemesi. Yani Ak Parti içinde gündem belirleyememenin rahatsızlığı var. Bu durum iktidarda zayıflıklar oluşturuyor. Çünkü kendini izah edemiyor. Aynı zamanda en büyük endişe erken seçime gidilmesi. Ama erken seçim endişesi Sedat Peker’in açıklamaları ile alakalı değil. Özellikle ABD Başkanı Joe Biden ile görüşmeler sonrasında baskıların artabileceği yönünde de endişeler var. Bu baskılar erken seçim ihtimalini gündeme getirebilir.”

    Euronews’e açıklamalarda bulunan ve halen Ak Parti’de siyaset yapan bir başka isme göre ise Davutoğlu’nun ”kumpas” iddiaları tutarlı değil.

    ”Sen dönemin başbakanısın. Kurdurtmayacaksın o kumpası. O dönem MİT Başkanı’nı kendine milletvekili yapmaya kalkıyorsun, belki de bakan yapacaksın ilerde. Sonra görevden alınıyorsun şimdi de çıkıp kumpas kurdular diyorsun. Eeee…? Sen nasıl başbakansın? Ya sen yalan söylüyorsun ya da MİT Başkanı sana kumpasın haberini bile verememiş. Sonuçta kumpas dediğin şey bir günde kurulmaz.”

    Aynı zamanda erken seçimin gündemlerinde olmadığını söyleyen Ak Partili siyasetçi, Sedat Peker’in iddialarının sanılanın aksine parti içinde kırılmaya yol açmadığı ve hatta ciddiye alınmadığı görüşünde.

  • Peker’in iddiası sonrası sosyal medyanın yeni gündemi: Erkam Yıldırım, Venezuela, peynir ve kokain

    Peker’in iddiası sonrası sosyal medyanın yeni gündemi: Erkam Yıldırım, Venezuela, peynir ve kokain


    AK Parti Genel Başkan vekili Binali Yıldırım’ın, oğlu Erkam Yıldırım’a ilişkin yaptığı “Aralık ayında Venezuela’da ihtiyaç sahiplerine maske ve ve birtakım malzemeler götürdü.” açıklaması sosyal medya platformlarının en çok konuşulan konularından biri haline geldi.

    Zira Venezuela’da aralık ayında günlük ortalama 300-400 arası Covid-19 vakası görülmesi, bu ülkenin pandemiyle mücadelede herhangi bir tıbbi malzeme yardımı ihtiyacı olmadığını gösteriyordu.

    Dünya ülkelerine dair günlük Covid-19 verilerinin paylaşıldığı worldometers.info platformuna göre yaklaşık 30 milyon nüfusa sahip Venezuela’da 23 Aralık tarihinde günlük vaka sayısının sadece 196 olduğu görülüyor.

    Tarım Bakanlığı 10 bin kilometre uzaklıktaki Venezuela’dan peynir ithalatına izin verdi

    Sosyal medyada çokça paylaşılan bir diğer konu da 22 Ağustos 2020 tarihinde Tarım Bakanlığı’nın Venezuela’dan sıfır gümrükle peynir ithalatı için kararname çıkarmış olması.

    Zira Türkiye’de 200’ü aşkın çeşit peynir üretiliyor ve kimilerine göre Venezuela’dan peynir ithalatı yapıldığında, navlun giderleri ürünlerin fiyatından çok daha fazla. Tarım Bakanlığı aynı kararnameyle Venezuela’dan ithal edilebilecek ürünler arasında Türkiye’de de üretilen taze peynir, pirinç, yulaf, ayçiçeği tohumu benzeri gıda maddeleri olduğunu duyurmuştu.

    Ekim ayında Venezuela’daki peynir paketlerinden kokain çıktı

    Bir başka çok konuşulan konu da Türkiye’nin Venezuela’dan beyaz peynir ithal edebileceğini açıklamasından 2 ay sonra “Venezuela peyniri” yüklü bir gemiden Ekim 2020’de yüzlerce peynir paketlerine gizlenmiş kokain yakalanması oldu.

    Sedat Peker, yayınladığı yedinci ifşa videosunda kokain ticaretinde yeni güzergahının Venezuela olduğunu açıklamıştı.

    Mersin Limanı’na giden muz yüklü gemiden 616 paket kokain çıktı

    Bu gelişme sonrası gazeteci Nevşin Mengü, Venezuela’da yayın yapan Ultimas Noticias adlı internet sitesindeki habere dikkat çekerek 2020’nin ekim ayında beyaz peynir paketlerinin içine yerleştirilmiş 108 paket kokain ele geçirildiğini yazdı. Habere göre yakalanan uyuşturucu en az 119 kilogramdı.

    Geçtiğimiz günlerde Orta Amerika ülkesi Panama’da yapılan bir narkotik operasyonunda, son durağı Türkiye’nin Mersin Limanı olan gemide muz yüklü bir konteyner içerisinde de 616 paket kokain ele geçirilmişti.

    Kokain ticaretinin yeni adresi Kolombiya’dan Venezuela’ya taşındı

    Insightcrime.org ve CNN’in birkaç sene önce yaptığı araştırmalara göre Amerika Birleşik Devletleri’ne (ABD) Kolombiya’dan uyuşturucu sevkiyatı çok zorlaştığı için, Kolombiya’da üretilen kokain artık 800 kilometre uzunluğundaki sınırdan geçirilerek önce Venezuela’ya, ardından da pervaneli uçaklarla Honduras’a gidiyor.

    Söz konusu uçaklar sadece bir kez kullanılıyor ve Honduras kıyılarına iniş yaptıktan sonra yakılarak imha ediliyor.

    Peker: 4 ton 900 kilo kokain yakalandıktan sonra yeni güzergah kurmak için Erkam Yıldırım Venezuela’ya gitti

    Peker, 7. videosunda, kokain ticaretiyle ilgili Binali Yıldırım’ın oğlu Erkam Yıldırım’a işaret etmişti. Peker ortaya attığı bu iddiayla ilgili “Bu kokainle ilgili hikayenin gerçeğini anlatayım. Önceden Kolombiya üzerinden geliyordu, en son 4 ton 900 kilo geçen sene 9 Haziran’da yakalandı. Bu mal yakalandıktan sonra yeni bir güzergah kurmak için Venezuela’ya kim gitti? Eski Başbakanımız sayın Binali Yıldırım’ın oğlu Erkam Yıldırım Bey. Evet… Bu senenin başında ocak ayında gitti, 4 gün kaldı, şubat ayında gitti, 4 gün kaldı. Karakas Limanı var Venezuela’nın en büyük limanı. Oradan kuru yük gemileri direkt Türkiye’ye gelebiliyor ancak konteyner gemileri Dominik Cumhuriyeti üzerinde durma yapıp o şekilde devam ediyor” açıklamasında bulunmuştu.

  • Organize suç örgütü lideri olarak aranan Sedat Peker hakkında yakalama kararı çıkarıldı

    Organize suç örgütü lideri olarak aranan Sedat Peker hakkında yakalama kararı çıkarıldı


    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine organize suç örgütü lideri olarak aranan Sedat Peker hakkında yakalama kararı çıkarıldı.

    Başsavcılıktan yapılan açıklamada, şüpheli Peker hakkında, 2021/100993 numaralı dosyası üzerinden soruşturma yürütüldüğü belirtilerek, “Şüpheli Reis Sedat Peker’in yurt dışında firari olması sebebiyle Cumhuriyet Başsavcılığımızın talebi doğrultusunda, Ankara 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 26 Mayıs 2021 tarih ve 2021/6114 Değişik İş sayılı kararıyla yakalanmasına karar verilerek, hakkında yakalama emri düzenlenmiştir.” bilgisine yer verildi.

    AA: “Peker’e koruma polisi tahsisinde FETÖ izi tespit edildi”

    Öte yandan Anadolu Ajansı, ‘Peker’e tahsis edilen korumalara yönelik kararlarla ilgili süreçte FETÖ’nün İstanbul Emniyeti yapılanmasının etkili olduğu’ yönünde bir haber yayımladı. AA, Peker’e koruma polisi verilmesi kararlarının yer aldığı evrakın fotoğrafını yayınladı.

    Türkiye Gaziler ve Şehit Aileleri Vakfı da organize suç örgütü elebaşı Sedat Peker hakkında, “Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ve devletin yargı organlarını alenen aşağıladığı” gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu.

  • Sedat Peker: Kardeşim Atilla Peker, Kutlu Adalı cinayetiyle ilgili itirafta bulunacak

    Sedat Peker: Kardeşim Atilla Peker, Kutlu Adalı cinayetiyle ilgili itirafta bulunacak


    Organize suç örgütü lideri olma ve çete kurma suçlamasıyla hakkında yakalama kararı bulunan Sedat Peker’in kardeşi Atilla Peker’in savcılığa giderek Kuzey Kıbrıslı gazeteci Kutlu Adalı cinayeti hakkında itirafta bulunacağını söyledi.

    Peker Twitter’da paylaştığı bu mesajının hemen öncesinde kardeşi Atilla Peker’in adli kontrol uygulaması ile serbest bırakıldığını yazmıştı.

    Peker paylaştığı mesajında, “Kutlu Adalı cinayetiyle ilgili kardeşim Atilla Peker birazdan müracaaifadelerini kullandı.mesajını paylaştı.

    Peker bu paylaşımı öncesinde Atilla Peker’in gözaltında tutulduğu süre zarfında Kutlu Adalı cinayetiyle ilgili anlatmak istediklerininkayda geçirilmediğini söylemişti.

    Sedat Peker yayınladığı ifşa videolarıyla Türkiye’nin gündemine oturdu

    Sedat Peker, Youtube platformu üzerinde yayınladığı 7’inci ve son ifşa videosunda, Kıbrıslı gazeteci Kutlu Adalı cinayetinde eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar ve emekli Yarbay Korkut Eken’in parmağı olduğunu iddia etmiş, bu suikast girişimi için iki ismin kendisinden yardım istediğini ve buna karşılık öz kardeşi Atilla Peker’i önerdiğini söylemişti.

    Peker ayrıca bu cinayetin kendisi ya da kardeşi tarafından işlenmediğini de sözlerine eklemişti.

    Bu gelişme sonrası Atilla Peker, Muğla’nın Fethiye ilçesinde ikamet ettiği evinde pazar günü gözaltına alınmıştı. Demirören Haber Ajansı, Atilla Peker’in gözaltına alınma sebebinin ruhsatsız silah bulundurma ve sokağa çıkma kısıtlamasını ihlal etmesi olduğunu yazmıştı.

    Peker’in yaptığı bu itiraflar ve iddiaları sonrası İzmir ve Diyarbakır baroları söz konusu videolarda geçen isimler hakkında suç duyurusunda bulunmuş ve takipsizlik kararı verilen eski dosyalarının yeniden açılmasını talep etmişti.

    Peker’den Bakan Soylu’ya mesaj: Akşam 6’da sana bir hediyem var

    Öte yandan Sedat Peker, kardeşiyle ilgili gelişmeleri bildirdiği Twitter hesabından aynı zamanda İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile ilgili bir paylaşım daha yaptı.

    Peker mesajında, “Süslü süleyman, saat akşam altıda sana bir hediyem var. Dediğim gibi, etlerini parça parça koparacağım (mecazi anlamda).” ifadelerini kullandı.

    Sedat Peker yurt dışında bulunduğu süre içerisinde genelde bir saatlik ifşa videolarını pazar günleri sosyal medya platformlarına atıyor. Bazı gelişmeler olursa Twitter hesabından mesaj paylaşmayı tercih ediyor.

    Peker’in son videolarında özellikle Mehmet Ağar, Süleyman Soylu, Türkiye’de devlet kanalıyla yapıldığını iddia ettiği kokain ticareti ve faili meçhul cinayetlerle ilgili konuşması dikkati çekiyor.

  • Sedat Peker’in gündeme taşıdığı Kutlu Adalı cinayetiyle ilgili 25 yıl sonra kim, ne diyor?

    Sedat Peker’in gündeme taşıdığı Kutlu Adalı cinayetiyle ilgili 25 yıl sonra kim, ne diyor?


    Organize suç örgütü liderliğinden mahkumiyeti bulunan ve yine aynı suçlamadan aranan Sedat Peker’in, yayımladığı videolarda 1996 Lefkoşa’da öldürülen gazeteci Kutlu Adalı cinayetine ilişkin ortaya attığı yeni iddialar faali meçhul cinayeti yeniden gündeme getirdi.

    Peki, Kutlu’nun öldürülmesinin ardından yaklaşık 25 yıl geçtikten sonra gündemi sarsan bu iddialarla ilgili kim, ne dedi ? Bundan sonra ne tür gelişmeler olabilir ?

    Sedat Peker, Kutlu Adalı suikasti hakkında ne dedi ?

    Sedat Peker, son açıklamalarında gazeteci Kutlu Adalı cinayetlerine ilişkin olarak eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar ve eski MİT’çi Korkut Eken’i hedef gösterdi.

    Peker, Adalı cinayeti için Eken’in o dönem kendisini aradığını belirterek, bu cinayet için kendisinin kardeşi Atilla Peker’i önerdiğini iddia etti.

    Peker, “Biz o zaman Mehmet Ağar, Korkut Eken hep beraberiz… Genciz, vatanseveriz… Bana genelde iş adamlarını yönlendiriyorlar, faili meçhullerden ziyade. Onları da anlatacağım. Bana dedi ki, “Kıbrıs’ta bir adam var, Kıbrıs’ı Rumlara satmak istiyor.” İki profesyonel dedi… Dedim sana öz kardeşimi vereceğim, Atilla Peker’i. Uzmandır, sokaklarda yetişmiştir. Biletlerden bakabilirler. Yüce Allah o insanın kanını bize nasip etmedi. Onlara bağlı başka bir ekip öldürmüş. Karşılaştık Korkut abiyle, “Halloldu o iş” dedi” diyerek iddialarını sıraladı.

    Atilla Peker: MİT’çi Korkut Eken’le Kıbrıs’a gittik

    Hakkında soruşturma açılan Sedat Peker’in kardeşi Atilla Peker, müracaat savcılığına verdiği ve kamuoyuna imzasız nüshanın yansıdığı dilekçede, gazeteci Kutlu Adalı’yı öldürmek için eski MİT’çi Korkut Eken’le Kıbrıs’a gittiklerini iddia etti.

    Atilla Peker, Eken’in kendisine silah verdiğini ve susturucunun nasıl kullanıldığını öğrettiğini belirtti. Peker, Eken’in İstanbul’da gerçekleşen daha sonraki görüşmede kendisine, “Atilla biz Kıbrıs işini hallettik biliyor musun’ dediğini aktardı.

    Atilla Peker, dilekçesinde, Kıbrıs’ta Sivil Savunma Daire Başkanlığı’na gittiklerini, orada Kurmay Albay Galip Mendi ve yardımcısı Enver Tosun yarbay ile tanıştığını ve kendilerine verilen beyaz Renault Toros marka araçla Kutlu Adalı’nın akşam hava karardıktan sonra evinin çevresinde keşif yaptıklarını anlattı.

    Ertesi gün de Adalı’nın evinin etrafında birkaç sefer keşifte bulunduklarını kayda geçen Atilla Peker, “Ertesi gün tekrar geldik, gündüzleri de evinin etrafında birkaç sefer keşifte bulunduk, yine evden çok sesler geliyordu; bunun üzerine Korkut komutan bana dedi ki ‘Üç kişi de olsa bunların hepsi PKK’lıdır. PKK’lı ile dost olan da PKK’lıdır, hepsini öldürmende bir mahsur olmaz’” ifadesini kullandı.

    Korkut Eken: Kutlu Adalı’yı tanımam, Kıbrıs’a Atilla Peker’le gittim

    Bu iddiaların üzerine Korkut Eken, Sözcü gazetesinden Saygı Öztürk’e konuşarak, suçlamaları reddetti ancak Peker’le Kıbrıs’a gittiğini doğruladı.

    Kutlu Adalı’yı tanımadığını belirten ve olayın soruşturulması için talepte bulunacağını kaydeden Eken, “Ben Sedat Peker’e ne yaptımsa aşırı bir düşmanlığı oluşmuş. Atilla Peker’in buna alet olmaması lazım. Nasıl yaptı bilmiyorum” ifadesini kullandı.

    Korkut Eken, “O gazeteciyi tanıyorsam, biliyorsam şerefsizim. Öldürülmesiyle de alakam yok” dedi. Eken, “her ihtimale karşı” Kıbrıs’a Atilla Peker’le gittiğini doğrularken, “PKK’nın oradaki faaliyetlerine yönelik 3-5 günlük bir inceleme yaptım.” açıklamasını yaptı.

    Dönemin Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Hasan Kundakçı’nın yine dönemin Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar’ı, telefonla aradığını ve ‘Kıbrıs’ta çok büyük PKK faaliyetleri var. Teröristler burada cirit atıyor’ dediğini ve bu konuda yardım talep ettiğini kaydeden Eker, şunları söyledi:

    “Ben de o dönemde Emniyet’te Özel Harekat Polislerini yetiştirmekle görevliyim. Mehmet Bey de beni gönderdi. Her ihtimale karşı doğru, Sedat Peker’in kardeşi Atilla Peker’le gittim, ben çağırdım. PKK’nın oradaki faaliyetlerine yönelik 3-5 günlük bir inceleme yaptım. PKK’nın yaralılarını Kıbrıs’a götürdüğünü tespit ettik. Rum kesiminde tedavi edildikten sonra Yunanistan’da bulunan Lavrian kampına teröristler sevk ediliyordu. Bunları ben raporladım ve Kolordu Komutanı Hasan Kundakçı paşama verdim.”

    Emekli Orgeneral ve eski Jandarma Genel Komutanı Galip Mendi’yi ziyaretine ilişkin olarak da konuşan Eken “O dönem Albay rütbesinde olan Galip Mendi Paşa benim çok sevdiğim kahraman askerlerden birisidir. Gitmişken kendilerini ziyaret ettim. Lefke’ye gideceğim zaman da otomobil verdiler.” dedi.

    Eski Jandarma Genel Komutanı Galip Mendi: Korkut Eken’le KKTC’de görüştük

    Sedat Peker’in kardeşi Atilla Peker’in gazeteci Kutlu Adalı cinayetiyle ilgili ismini verdiği emekli Orgeneral ve eski Jandarma Genel Komutanı Galip Mendi, MİT görevlisi Korkut Eken’le görüştüklerini doğrularken, Adalı hakkında konuşmadıklarını belirterek “PKK ile ilgili istihbarat çalışması yapılacağını söyledi. Biz de kendisine beyaz Renault marka Toros aracı tahsis ettik” dedi. Mendi, görüşmede yer alan Atilla Peker’in de Sedat Peker’in kardeşi olduğunu sonradan öğrendiğini söyledi.

    Gazeteci Can Özçelik’e konuşan Mendi, “Korkut Eken, Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda görev yapmış bir büyüğümüz. Saygı duyduğum bir kişi. Kahraman bir subay. Beni de ziyaret etti. Yanında da Atilla Peker isimli kişi vardı. Ama o gün adını bilmiyordum. Onun Sedat Peker’in kardeşi olduğunu sonradan öğrendim. Korkut Eken’in yanında bond çanta vardı. Ama içinde ne vardı onu bilemiyorum.” dedi.

    Adalı cinayetinin nedeni Aziz Barnabas Manastırı’ndaki soygun mu ?

    Avrupa Parlamentosu’nun Kıbrıs Rum Kesimi üyesi Niyazi Kızılyürek, Kutlu Adalı cinayetinin nedenini Aziz Barnabas Manastırı’nda aramak gerektiğini söyledi.

    Gazeteci Zeynel Lüle’ye konuşan Kızılyürek, bu konuyu Avrupa Birliği Komisyonu’nun gündemine taşımaya kararlı olduğunu söyledi.

    Adalı’nın ölümünün Kıbrıs’taki politik süreçlerle bir ilgisi olmadığını düşündüğünü, cinayetin Kıbrıs sorunu ile doğrudan ilgili olmadığını kaydeden Kızılyürek, Adalı’nın Aziz Barnabas Manastırı ve müzesi hakkında yazılar yazmaya başlamasının ardından katledildiğini ifade etti.

    Adalı’nın öldürülmeden önceki yazılarında Aziz Barnabas Manastırı’nda yaşanan hırsızlık olaylarını anlattığını hatırlatan Kızılyürek, “Aziz Barnabas Manastırı’nda Mart 1996’da orada Sivil Savunma arabaları görüldü. Dönemin Sivil Savunma başkanı Galip Mendi’ydi. Sonra askerler oraya geldiler ve Kutlu Adalı bunları tespit ettiği için ısrarla şu soruyu soruyordu: ‘Ne arıyorsunuz müzeye dönüştürülen Aziz Barnabas Manastırı’nda?’ İşte bu soruya hala yanıt verilmedi. Kimi oraya PKK’nın silah sakladığını söylüyordu ancak bunun hiç doğru olduğunu düşünmüyorum. Orada PKK’nın silah saklaması mümkün değil. Düz bir ovada her taraftan görünen bir yerde PKK’nın böyle bir iş yapacağı hiç kimseyi ikna etmez. Dolayısıyla Peker’in açıklamasında da dile getirilen hırsızlık olayına yoğunlaşmakta yarar var.” dedi.

    Kutlu Adalı’nın ailesi: Erdoğan ‘Bu işi araştırın’ derse umutlanırız

    Kutlu Adalı’nın oğlu Cüneyt Adalı, son gelişmelerle ilgili olarak, “Bu açıklamalar ve itiraflardan umutlu değiliz. 25 yıldır bu kişileri, ilişkileri zaten biliyoruz. Ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ‘Bu işi araştırın’ derse umutlanırız.” dedi.

    Basına yaptığı kısa açıklamada Cüneyt Adalı, aile olarak konuşmak istemediklerini belirterek, “Şu ana kadar yapılan açıklamaları, itirafları kaale almıyoruz. Bunlar bizi umutlandırmıyor. Çünkü biz zaten 25 yıldır bu isimleri, bu ilişkileri biliyoruz. Burada acı olan 25 yıl hiç harekete geçilmemesi” dedi.

    AİHM, Kutlu davasında, ‘etkin soruşturma yapmadığı’ gerekçesiyle Türkiye mahkum etmişti

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 1996’da Kuzey Kıbrıs’ta öldürülen gazeteci Kutlu Adalı ile ilgili eşinin yaptığı başvuruda Türkiye’yi, “ölümü etkin şekilde araştırmadığı” gerekçesiyle altıya karşı bir oyla mahkum etti. AİHM, 2005’te aldığı kararda, Türkiye’yi toplam 95 bin Euro ödemeye mahkum etti.

    AİHM, gazetecinin Türkiyeli veya KKTC güçlerince öldürüldüğü iddiasının ispatlanamadığı ancak iddianın etkin şekilde araştırılmadığına karar verdi.

    Eşinin yazıları nedeniyle birçok kez tehdit edildiğini savunan İlkay Adalı, 6 Temmuz 1996’da işlenen cinayetten Türkiye’den giden veya KKTC’deki hükümet ajanlarını sorumlu tutuyordu.

    Eşinin ölümünde beri yetkililerin taciz, yıldırma ve ayrımcı gibi muamelelerine tabi tutulduğunu iddia eden İlkay Adalı, izlendiği, telefonlarının dinlendiği, telefonla tehdit edildiği ve zaman zaman telefon ve faks hattının kesildiği görüşünü dile getirmişti

  • Davutoğlu: Binali Yıldırım, Süleyman Soylu ve Berat Albayrak bana kumpas kurdu

    Davutoğlu: Binali Yıldırım, Süleyman Soylu ve Berat Albayrak bana kumpas kurdu


    Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Habertürk’te dile getirdiği iddiaların “külliyen yalan” olduğunu söyledi. Fox Haber kanalında gazeteci İsmail Küçükkaya’nın sorularını yanıtlayan Davutoğlu, Soylu’nun sözleriyle ilgili olarak, “Süleyman Soylu biliyor ki söylediği her şey külliyen yalandır” dedi.

    Süleyman Soylu Habertürk ekranlarında Ahmet Davutoğlu’nu eleştirerek “Yıl 2015. Başbakan Ahmet Davutoğlu. 7 Haziran seçimleri öncesinde MKYK toplantısında bir değerlendirme yaparken ‘HDP’yle anayasa yapabiliriz’ diye bir cümle çıktı ağzından.” demişti.

    Soylu’yu kendisinin görevden alınması kumpas kurmakla suçlayan Davutoğlu, bunun Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bilgisi dışında mümkün olamayacağını söyledi.

    Dinleme iddiasını reddeden Davutoğlu, “Ellerinde bir kanıt varsa göstersinler. Soylu, kendi genel başkanını görevden almak için bir kumpasın içinde olduğunu kabul etti. Buradaki mesaj AK Parti’ye, Erdoğan’a. Siyaset ile mafya arasındaki bağları koparmak için yasa getirecektim. Artık itiraf ediyorum, Binali Yıldırım, Süleyman Soylu ve Berat Albayrak, o dönem Cumhurbaşkanı’nın koordinasyonuyla bana kumpas kurdular. O kumpasın hesabını verecekler. Ve ben yalnız bırakıldım. Süleyman Soylu faili meçhul yoktur diyor. Van’da helikopterden vatandaş atıldı. Soylu, terörle mücadeleyi Kürt vatandaşlarımızın kalbini kırarak devam ettirdi.”

    Süleyman Soylu, Davutoğlu ile ilgili ne dedi?

    Habertürk’te gazeteciler İsmail Saymaz, Kübra Par, Mehmet Akif Ersoy ve Merdan Yanardağ’ın sorularını yanıtlayan Soylu “Yıl 2005. Ben Başbakan yardımcısıyım. AK Parti Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu. Başbakan Davutoğlu. 7 Haziran seçimleri öncesi MYK toplantısında ‘Biz HDP ile anayasa yapabiliriz’ diye bir cümle çıktı ağzından. Hepimiz baktık. Seçim geçtikten sonra AK Parti çoğunluğu elde edemedi, tek başına iktidar kurabilme kabiliyeti oluşmadı. Ya CHP ile ya diğer siyasal partilerle biraraya gelecek. Bugünkü gibi hatırlıyorum. İlk MKYK toplantısında bugün Deva Partisi’nin başkanı Ali Babacan, ‘Bu işlere bakmamalıyız, şu anda ekonomiyi ayakta tutmalıyız’ dedi. Dedim ki, ‘Bizim sorumluluğumuz bugün demokrasiyi ayakta tutmak ve hükümeti kimin kurabileceğine ait çabalarımızı gerçekleştirebilmek’. Bu seçim tamamlanmamıştır, kampanya devam etmektedir, dedim. Kasım’da da seçim oldu. Sayın Davutoğlu ve ekibi CHP’yle AK Parti’nin iktidarı için canhıraş mücadele verdiler. Bir kısım arkadaşlarımız bunun doğru olmayacağını, Türk siyasetinin doğasına aykırı olduğunu, Türkiye’yi başka bir tarafa doğru getirebileceğini ortaya koydu.” ifadelerini kullandı.

  • Akşener güçlendirilmiş parlamenter sistem çalışmasını açıkladı: Tarafsız cumhurbaşkanı, güçlü meclis

    Akşener güçlendirilmiş parlamenter sistem çalışmasını açıkladı: Tarafsız cumhurbaşkanı, güçlü meclis


    İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, iyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sistemde birinci ilkelerinin tarafsız cumhurbaşkanı olduğunu belirterek, yasama yetkisi ve gücünün sadece TBMM’de olmasını istediklerini söyledi.

    Akşener, partisinin TBMM’deki grup toplantısında, iyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sistem önerileri hakkında bilgi verdi.

    “Birinci ilkemiz tarafsız cumhurbaşkanı” diyen Akşener, “İyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sistemde yasama yetkisi ve gücü sadece TBMM’de olacak.” dedi.

    “Milletimizin her bir ferdi kanun önünde şerhsiz şartsız kanun önünde eşit olacak” ifadesini kullanan Akşener, üniversitelerde, kurum dışından rektör atanmasına son verileceğini belirtirken, “İyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sistemde hiç kimse Kazdağları’nı talan edemeyecek.” dedi.

    Konuşmasında partisinin “iyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sistem” önerisini ilk kez kamuoyu ile paylaşan Akşener, “Önerimiz milletimize hayırlı olsun. Büyük Türk milleti, iyi ve cesur evlatların bugün burada. yolsuzluğun, yoksulluğun, yasakların sebebi olan bu ucube sisteme son verecekler burada. Hukuksuzluğa, keyfiliğe dur deyip, milletimizin huzur ve refahı için iyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sistemi milletimizle inşa edeceğiz.” dedi.

    İyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sistemin sosyal hayattan ekonomiye, adaletten diplomasiye her alanda ülkenin karşılaştığı sorunların anahtarı olduğunu savunan Akşener, önerdikleri sistemin, partili Cumhurbaşkanlığı sistemiyle ülkenin içine düştüğü sıkıntılardan çıkış yolu olduğu söyledi.

    Akşener, önerileri için “Adaleti, liyakati, ortak aklı, devletle milletle yeniden buluşturan bir ilkesel çerçevedir.” dedi.

    Sedat Peter’in iddiaları: Sayın Erdoğan, bu kepazeliğe daha ne kadar sessiz kalacaksın?

    Organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in iddialarıyla ilgili Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sert eleştiriler yöneltti ve “Sayın Erdoğan, bu kepazeliğe daha ne kadar sessiz kalacaksın?” sorusunu yöneltti.

    Sedat Peken’in yayımladığı video kasetlere iliştin ayrıntılı açıklama yapan Akşener şunları söyledi:

    “Öyle zamanlardayız ki devleti idare edenlerin hangi işine baksak elimizde kalıyor. Bir video fırtınası aldı başını gidiyor. Normalde bizim siyaset anlayışımıza göre parti içi meselelere karışmak olmaz, ama bu iş aile içi meseleler haline gelmiş, hele hiç karışmayız. Ama AK Parti içindeki skandallarla milletin gerçek gündeminin gölgelenmesini istemeyiz. Bu kepazeliği Türkiye değil, dünya takip ediyor. Beyler, Türkiye Cumhuriyeti’nin itibarı söz konusu, cümle aleme rezil ettiniz. Bu işler karşılıklı videolar yayınlamakla, gizemli hikayeler bulandırıp, çarptırmakla olmaz. Ekranlara çıkıp saçmalamakla hiç olmaz. Konuyu yaymakla hiç olmaz. Böyle devlet yönetilmez. Bu iş bütün iddiaları araştıracak şeffaf bir yargı süreciyle olur. Devlet itibarının kişiler üzerinden daha fazla ayaklar altına alınmasına izin verilemez. Yapılacaklar basit, İçişleri Bakanı ve suçlamalara maruz kalanlar kenara çekilir, Cumhuriyet’in savcı ve hâkimleri devreye girer. Sayın Erdoğan, bu kepazeliğe daha ne kadar sessiz kalacaksın? Alengirli abuk sabuk işlerinizle devletimizi daha fazla yaralamayın. Makamlarınızın sorumluluğuyla gerekeni yapan, memleketimizi küçük düşürmeyin.”

    “Ekonomi yoğun bakımda, adalet ağır yaralı, demokrasi sizlere ömür”

    Konuşmasında iktidarın ekonomi politikalarına eleştiriler yönelten Akşener, “Ekonomi yoğun bakımda, adalet ağır yaralı, demokrasi sizlere ömür ama ağalara göre işler tıkırında. Milletimiz bu zor zamanlar ne yiyor umurlarında bile değil.

    4 ayda 434 vatandaş intihar etmiş. Her gün bir cinnet çığlığı yükseliyor. Umurlarında bile değil.” dedi.