Etiket: Savunma

  • Almanya Ukrayna’ya ‘5 bin miğfer göndereceğiz’ dedi, Kiev belediye başkanı ‘şaka’ olarak tanımladı

    Almanya Ukrayna’ya ‘5 bin miğfer göndereceğiz’ dedi, Kiev belediye başkanı ‘şaka’ olarak tanımladı


    Almanya Savunma Bakanı Christine Lambrecht Ukrayna’ya 5 bin miğfer göndereceklerini açıkladı. Bakan Lambrecht gazetecilere yaptığı açıklamada “Ukrayna büyükelçiliğinden gelen mektupta askeri techizat, tam olarak miğfer desteği istenmiştir” dedi ve 5 bin miğfer temin edeceklerini açıkladı. Lambrecht bunun “Sizin tarafınızdayız” demenin bir işareti olduğunun altını çizdi.

    Miğferin silah olmadığını, ancak işe yarar bir araç olduğunu belirten Lambrecht “Bu ihtilafta aynen bu şekilde çalışmaya devam edeceğiz. Biz Avrupa’nın ortasında barıışçıl bir çözüm için çalışıyoruz” diye konuştu.

    Savunma bakanlığı sözcüsünün miğferlerin hibe mi yoksa para karşılığı mı gönderildiği konusunda açıklamaya yetkili olmadığını söylediği aktarıldı.

    Lambrecht hafta sonu yaptığı açıklamada da Ukayna’ya sahra hastanesi vereceklerini açıklamış ve şimdilik Ukrayna’ya silah sevkiyatı yapmayacaklarını belirtmişti.

    Almanya Başbakanı Olaf Scholz Ukrayna’da Rusya’dan gelebilecek olası saldırılara karşı Ukrayna’nın yinelenen talebine karşın “ölümcül silah” gönderme seçeneğini gözardı ediyor.

    Kiev Belediye Başkanı Söyleyecek söz bulamıyorum

    İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) olası bir Rus saldırsına karşı silah ve askeri mühimmat gönderirken Almanya’nın silah göndermeyi reddederek miğfer temin edeceğini açıklaması eleştirilere neden oldu.

    Kiev Belediye Başkanı Vitali Klitschko Almanya’nın 5 bin miğfer göndermesini “şaka” olarak tnımladı. Uzun yıllar Almanya’da yaşamış olan eski ağır siklet boks şampiyonu başkan “Almanların bu davranışı karşısında söyleyecek söz bulamıyorum. Görünüşe göre savunma bakanı bizim her an Ukrayna’yı işgale hazırlanan mükemmel donanımlı Rus güçleri ile karşı karşıya olduğumuzun henüz farkında değil” ifadeleni kullandı ve “Almanya bir sonraki sefer nasıl bir destek gönderecek, yastık mı? diye sordu.

    Rusya ile Batı cephesi arasında ilişkiler gerilmeye devam ediyor. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in gerçeklikle bağının koptuğunu ve açıklamalarını ciddiye almanın zor olduğunu söylerken, ABD Başkanı Joe Biden, Ukrayna’yı işgal etmesi durumunda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e yaptırım uygulayabileceği tehdidi savuruyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Rusya, 2020’de pandemiye rağmen silah ihracatını artırmayı başardı

    Rusya, 2020’de pandemiye rağmen silah ihracatını artırmayı başardı


    Dünya ekonomisini derinden sarsan Covid-19 salgınına rağmen Rusya’nın 2020’deki silah ihracatında bir düşüş yaşanmadı.

    Rusya Federal Askeri ve Teknik İşbirliği Servisi (FSVTS) Başkanı Dmitriy Şugayev, silah satışındaki siparişin 50 ila 55 milyar dolar seviyesinde olduğunun altını çizerek, “Yılı başarıyla tamamladık” diye konuştu.

    2019’da Rusya’nın silah satışındaki siparişi, 51,1 milyar dolar seviyesindeydi. 2020’de pandemiye rağmen Rusya bir önceki yıla göre daha fazla silah sattı.

    Ülke sanayisinin en önemli kalemlerinden biri olan savunma sektörü küresel bir durgunluğun olduğu son yılda başarılı kalan nadir sektörlerden biri oldu.

    Ancak RBK gazetesinin haberine göre, Rusya’nın özellikle yabancı silah ve askeri teçhizat teslimatlarını içeren “gizli” ihracatı, 2020 yılında salgın nedeniyle kesintiye uğradı ve yüzde 15,6 seviyesinde düştü.

    2020 baharında tek karantinanın ardından ekonomisini açık tutmaya karar veren Rusya, geçen yıl GSYİH’da yüzde 3,1’lik bir düşüş kaydetti.

    Rusya diğer Avrupa ülkeleri kadar Covid-19 krizinden etkilenmese de, yıllarca süren uluslararası yaptırımlardan dolayı ülke ekonomisi canlanamıyor.

    Dünya genelinde silah satışları 361 milyar dolarla yüzde 8.5 arttı

    Dünyanın en büyük 25 silah ve askeri teçhizat üretici şirketi 2018’e oranla 2019 yılında satışlarını yüzde 8.5 artırarak toplamda 361 milyar dolarlık ciroya ulaştı.

    Listenin ilk 5’ini Amerika Birleşik Devleri (ABD) menşeili şirketler domine ederken, şeffaf ve güvenilir bilgilere ilk kez ulaşılması nedeniyle Çin’den 3 firmanın ilk 10 arasına girmesi dikkati çekti.

    SIPRI’nin ilk 25 listesindeki firmalar 2019’da 361 milyar dolarlık ciroya ulaşırken, yaklaşık 215 milyar dolarla bu satışların yüzde 61’ini ABD’li silah firmaları gerçekleştirdi.

    Dünyanın en çok silah satan ilk 3 firması ABD’li Lockheed Martin, Boeing ve Northrop Grumman olurken, bu firmaların üretiminin büyük bir kısmı sivil ticari faaliyetler için gerçekleşti.

    İlk 25 listesine ilk kez giren 4 Çinli firmaysa yaklaşık 60 milyar dolarlık silah ihracatı rakamına ulaştı ve tüm satışların yüzde 16’sını oluşturdu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Japonya’dan yeni savunma adımı: Düşman üslerine saldırı yeteneğimizi güçlendireceğiz

    Japonya’dan yeni savunma adımı: Düşman üslerine saldırı yeteneğimizi güçlendireceğiz


    İkinci Dünya Savaşı sonrası ‘barışçıl’ bir anayasa kabul eden Japonya, savunma politikasını temelden güçlendireceğini duyurdu. Başbakan Kişida Fumio, Japonya’nın düşman üslerine saldırma yeteneği kazanmak da dahil olmak üzere seçenekleri gözden geçireceğini kaydetti.

    Tokyo yönetimi ayrıca ülkede konuşlu ABD askeri güçlerine yönelik verdiği ev sahibi desteğini artırma kararı aldı.

    Başbakan Kişida, “İnsanların hayatlarını ve geçim kaynaklarını korumak için, düşman üslerine saldırma yeteneği de dahil olmak üzere tüm seçenekleri inceleyeceğiz ve savunma duruşumuzu güçlendireceğiz.” dedi.

    Bu açıklamanın, İkinci Dünya Savaşı sonrası pasifist anayasa tarafından bu yetenekleri kısıtlanan Japonya’nın askeri duruşunda bir değişiklik anlamına geldiği ifade ediliyor.

    Reuters’in haberine göre Kişida, Japonya’nın savunma kapasitesini artırma çabalarının bir parçası olarak, ülkenin güvenlik politikasını belirleyen üç ana belgenin bir yıl içinde yenileneceğini söyledi. Bu belgeler, Ulusal Güvenlik Stratejisi, Ulusal Savunma Programı Yönergeleri ve Orta Vadeli Savunma Programı.

    ABD askerleri için daha fazla ödeme yapacak

    Tokyo yönetimi ayrıca ülkede konuşlu ABD askeri güçlerine yönelik karşıladığı ev sahibi ülke desteğini artırma kararı aldı.

    Kyodo ajansının haberine göre mali destek, geçen ay sonu Washington’da bir araya gelen üst düzey çalışma grubunda müzakere edildi. Toplantıda Washington’un, Japonya’da konuşlu ABD askerlerine yönelik ev sahibi ülke desteğini artırma talebini, Tokyo hükümeti kabul etti.

    Japonya, 2022 mali yılı bütçe görüşmeleri öncesinde, ilgili ödenek artışı miktarında ABD ile mutabakata vararak, müzakereleri nihayete erdirecek. Kyodo, Çin’in bölgede artan askeri faaliyetleri karşısında Japonya’nın ABD ile sürdürdüğü güvenlik ittifakını güçlendirmesini “kaçınılmaz” olarak niteledi.

    Mevcut 2021 mali yıl kapsamlı ev sahibi desteği tesis kullanımları ve üslerdeki çalışanlar dahil 201,7 milyar yen (1,79 milyar dolar) olarak kayda geçmişti. İkili güvenlik ittifakı anlaşması gereği Japonya, 1978 yılından bu yana ev sahibi ülke desteği altında, ülkedeki ABD askeriyesinin hizmet, uygulama, iş gücü ve eğitim masraflarını karşılıyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AB savunma gücü için ilk adım: ‘Stratejik Pusula’nın ilk taslak metni üzerinde anlaşma sağlandı

    AB savunma gücü için ilk adım: ‘Stratejik Pusula’nın ilk taslak metni üzerinde anlaşma sağlandı


    Rusya’nın Ukrayna ve Belarus üzerinden güç gösterisinde bulunduğu, Çin’in nükleer başlıklı füze test ettiği ve Amerika Birleşik Devletleri’nin ilgisini Asya-Pasifik bölgesine çevirdiği bir dönemde Avrupa Birliği (AB) kendi güvenlik ve savunma gücünü oluşturmak için arayışlarını sürdürüyor.

    Brüksel’de biraraya gelen AB dışişleri ve savunma bakanları, ortak toplantısında birliğin önümüzdeki 5 ila 10 yıl içinde küresel bir güvenlik gücüne dönüşmesi için rehber niteliği taşıyacak AB Stratejik Pusulası’nın ilk taslağı üzerinde anlaştıklarını duyurdu.

    Toplantı sonrasında Dış İlişkiler Konseyi’nden yapılan açıklamada Stratejik Pusula’nın kapsamlı bir tehdit anlayışı üzerine inşa edilerek somut önlemler ve eylem için zamanlı adımlar öngöreceği belirtildi. Belgede Birliğin Ortak Güvenlik ve Savunma politikası çerçevesinde siber ve hibrit tehditlerden dezenformasyona kadar geniş bir yelpazede kapasite geliştirme ve ortaklıklar kurulmasının amaçlandığı kaydedildi.

    Kıtanın her zaman ABD’ye ya da NATO’ya sırtını dayayamayacağı gerçeğinin farkına varan AB, Stratejik Pusula çerçevesinde ilk defa birliğin askeri kapasitesini güçlendirmeye yönelik planlarını tartışmaya başladı.

    AB uzun zamandır, özellikle Fransa’nın öncülüğünde, kendi savunma ve güvenlik blokunu kurması yönünde görüşleri tartışıyordu. Ancak ABD’nin Avrupalı müttefiklerin görüşünü almadan Afganistan’dan çekilmesi bu konudaki tartışmaları alevlendirdi. Şimdi AB’nin bu konuda ne derece iddialı girişimlerde bulunacağı merak konusu.

    Stratejik Pusula’daki hedefler ne kadar gerçekçi?

    “Stratejik Pusula” adıyla hazırlanan 28 sayfalık taslak belge, özellikle son dönemdeki büyük jeopolitik değişimler ve birliğin sınırları dışındaki sıcak noktalar göz önüne alındığında AB’nin amaçları ile gerçekleri arasındaki uçurumu gözler önüne seriyor.

    Politico’ya göre en gerçekçi plan, 2025 yılı itibarıyla AB’nin çatışma bölgelerinde konuşlandırmak üzere 5 bin askere varan bir gücü sevketme kapasitesi. Ancak AB’nin 1999 yılında 60 bin askerlik güç kurma taahhüdünü yerine getirememesi ve birliğin uzun süredir savunma harcamalarını arttırma konusundaki ihtiyatlı tutumu hatırlatan bazı diplomatlara göre bu plan da oldukça uzak bir ihtimal olabilir.

    Yine de belge Fransa gibi birliğin kilit üyelerinin güçlü desteğine sahip. 1 Ocak’ta AB Dönem Başkanlığı’nı devralacak olan Fransa belgeyi tamamlanması için bastırması bekleniyor. Pusula’nın önümüzdeki ay yapılacak toplantıda da değerlendirilmesi ve son şeklinin 2022 martında verilmesi hedefleniyor.

    AB’nin kendi savunma ve güvenlik politikası kapsamında bir ordu kurması planlarına daha önce Hollanda ve Danimarka karşı çıkmıştı. Ancak Dış İlişkiler Konseyi’nden toplantı sonrasında yapılan açıklamada belgeye geniş bir desteğin olduğunun ve banakların çalışmaları ilerletme arzusu taşıdıklarının belirtilmesi dikkat çekti.

    “Belgede Rusya ve Akdeniz için ince ayara gerek var”

    AB İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell ilk taslak metnin kabul edildiği toplanı sonrasında yaptığı açıklamada Pusula’nın yalnızca başka bir “belge” olmadığını, bir eylem rehberi olduğunu vurguladı.

    AB Dönem Başkanlığı koltuğundaki Slovenya’nın Savunma Bakanı Matej Tonin de “Belgenin gerçekçi ve hatta iddialı olmasından dolayı mutluyuz” dedi, ancak bazı ince ayarların gerektiğine dikkat çekti. Tonin “Bunlardan biri Rusya, diğeri de Akdeniz’le ilgili konular” şeklinde açıklama yaptı.

    Öte yandan Borrell, taslak belgede öngörülen AB’nin Hibrit Acil Müdahale Ekipleri’nin, tıpkı göçmen krizinde yaşanan sınır sorunlarında olduğu gibi geleneksel savaş ve barış kategorilerine sığmayan krizlere uygun bir çözüm sunabileceğini dile getirdi.

    Bu girişim NATO’yu zayıflatır mı?

    AB üyesi bazı ülkeler, özellikle Doğu Avrupalı üyeler, kıtanın ana savunma gücü NATO’yu zayıflatmasından dolayı endişeleri sebebiyle AB ordusu kurulmasına destek vermekte çekinceli davranıyor.

    Ancak Borrell bu argümanlara karşı çıkarak “NATO’nun güçlü yapmak için AB’nin güçlendirilmesi” gerektiğini savunuyor. Buna örnek olarak da ABD Başkanı Joe Biden’ın AB’nin savunma kapasitesini güçlendirmesini desteklemesini gösteriyor.

    NATO üyesi olan ve bu ittifaka Güney Kıbrıs’ın girmesini veto eden Türkiye’nin, NATO dışında kendisini Avrupa’da dışlayacak bir doktrine sıcak bakmadığı ve bunu her fırsatta dile getirdiği biliniyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Türkiye Avrupa savunmasından dışlanıyor mu ? Borrell, AB için askeri doktrin hazırladı

    Türkiye Avrupa savunmasından dışlanıyor mu ? Borrell, AB için askeri doktrin hazırladı


    Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, AB’nin gelecekte iddialı bir askeri doktrin konusunda anlaşması için üye ülkelere öneri getirecek.

    Taslağı Brüksel’de basına sızan öneriye göre, yurt dışında konuşlandırılabilir bir kriz gücü kurulması da içinde olmak üzere ortak askeri harekat düzenleyebilmeyi temel alacak iddialı bir doktrinin kabul edilmesi için üye ülkelere teklif yapılacak.

    Josep Borrell, AB’nin daha çok askeri doktrini andıran ve NATO’nun ittifak hedeflerini belirleyen “Stratejik Konsept”ine benzeyen ve “Stratejik Pusula” başlığıyla hazırlanan ilk taslağını Avrupa Komisyonu’nun diğer üyelerinin görüşlerine sunacak.

    Belgenin giriş kısmında, “Avrupa tehlike içinde” ifadesinin kullanan Borrell, ABD’nin öncülüğündeki NATO ittifakının Avrupa’nın toplu savunmasından birincil derecede sorumlu olmaya devam edeceğini vurgulayacak.

    AB’nin geçmişte savunma alanındaki başarısızlıklarına önemle dikkati çekecek olan Borrell’in hazırladığı belgede, “Geçmişe oranla bu seferki fark, jeopolitik bağlamın değişme hızında yatıyor. Bu, eyleme geçme zorunluluğunu daha acil hale getiriyor. Karşılaştığımız tüm tehditler yoğunlaşıyor ve buna karşı üye devletlerin tek başına başa çıkma kapasitesi azalıyor ve yetersiz kalıyor.” denildi.

    AB dışişleri ve savunma bakanları, bu belgeyi pazartesi gözden geçirecek ve AB’de nihai siyasi bir belge haline gelmesi için mart ayında liderlerin onayına sunacak.

    Fransa, bu konuyu AB içinde daha önce de sıklıkla gündeme getirmiş ancak özellikle İngiltere’nin engeline takılmıştı.

    İngiltere’nin AB üyeliğinden ayrılması, Fransa’nın, Almanya’yı da yanına alarak AB’nin savunma alanında daha etkili rol oynamasını talep eden girişimlerini hızlandırdı.

    ABD Başkanı Joe Biden’in geçen ay Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile yaptığı görüşmede bu konuya sıcak bakmasıyla AB, bağımsız askeri kapasite geliştirmesi halinde ABD için daha yararlı bir müttefik olabileceği görüşünü dile getirmeye başladı.

    Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın AB öncelikleriyle zaman zaman ters düşen “Önce Amerika” politikası ve Trump zamanında Brüksel ile yaşanan derin görüş ayrılıkları da AB içinde bu fikri destekleyenlerin sayısının artmasına yol açtı.

    Türkiye, bu tür önerilere hep karşı çıktı

    AB içinde 2017’nin sonlarından bu yana birlikte silah geliştirmek için ortak bir savunma fonu oluşturma konusunda bazı ilerlemeler sağlansa bile Brüksel şu ana kadar tabur büyüklüğündeki bir birliği hiçbir krizde yurt dışında konuşlandıramadı.

    AB içindeki diplomatlar ayrıntılı tehdit değerlendirmelerinin gizli olacağına dikkati çekerken, yeni askeri doktrin sayesinde Avrupa’nın sınırlarını koruma konuşunda başarısız kalan devletlere, AB’nin barış gücü göndermesi veya vatandaşlarını tahliye etmesi gibi alanlarda yardımcı olunabileceğine işaret ediyor.

    Brüksel’deki diplomatlara göre, AB üyesi ülkeler ABD’nin lojistik, komuta ve kontrol yeteneklerinden önemli ölçüde yoksun ve istihbarat toplama kapasitesiyle kesinlikle boy ölçüşemeyecek durumda.

    NATO üyesi olan ve bu ittifaka Güney Kıbrıs’ın girmesini veto eden Türkiye’nin, NATO dışında kendisini Avrupa’da dışlayacak bir doktrine sıcak bakmadığı ve bunu her fırsatta dile getirdiği biliniyor.

    Doğu Akdeniz’de petrol ve doğal gaz çalışmaları yüzünden başta Yunanistan ve Fransa olmak üzere AB ile ilişkilerde gerginlik yaşayan Ankara’nın, bu konuda birliğin bir askeri doktrin hazırlamasına soğuk bakacağına kesin gözüyle bakılıyor.

    NATO tarafında ise; Türkiye’nin Rusya’dan S-400 savunma sistemleri satın alması ABD’nin sert tepkisine yol açarken, Washington Ankara’yı F-35 savaş uçağı projesinden çıkarttı. İkili ilişkilerde yaşanan bu gerginlik sonrası geçmişte askeri alanda NATO içinde sürekli ABD’nin desteğini alan Türkiye’nin son gelişmelerin ışığında Washington’a eskisi gibi güvenmediği bilinen bir gerçek.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • NATO, farklı cephelerde olası Rus saldırısına karşı yeni plan geliştirdi

    NATO, farklı cephelerde olası Rus saldırısına karşı yeni plan geliştirdi


    NATO savunma bakanlarının, birden fazla cephede herhangi bir olası Rus saldırısına karşı savunmak için yeni bir ana plan üzerinde anlaşmaya varmaya hazır olduğu bildirildi.

    Gizli olan strateji, mevcut bölgesel savunma planlarının ötesine geçiyor. Planla Baltık ve Karadeniz bölgelerinde, nükleer silahlar, uzayda bilgisayar ağlarının hacklenmesi de dahil olmak üzere herhangi bir eş zamanlı saldırıya hazırlık hedefleniyor.

    Rusya, savaş niyeti olduğu iddialarını reddediyor ve NATO’nun bu tür hazırlıklarının Avrupa’yı istikrarsızlaştırma riski taşıdığını söylüyor.

    Ancak ABD’li yetkililer ve NATO diplomatları, Rusya’nın yeni silah sistemleri geliştirmesi ve müttefiklere daha yakın noktalara birlik ve teçhizat yerleştirmesi nedeniyle, Avrupa-Atlantik Alanında Caydırıcılık ve Savunma “kavramı” ile Stratejik Uygulama Planının gerekli olduğunu ifade ediyor.

    Üst düzey bir ABD hükümet yetkilisi, Reuters’a “Böyle bir büyük çatışmanız varsa, tüm operasyon alanında faaliyet gösterecek mi? Aynı anda birkaç şey olabilir ve bu gerçekten bütünsel bir planlama gerektirir.” dedi.

    Rusya’nın yeni savunma hamlesi

    Batılı yetkililere göre Rusya, mayıs ayında Ukrayna ile sınırına yaklaşık 100.000 asker topladı ve bu, Moskova’nın 2014’te Kırım’ı ilhak etmesinden bu yana en yüksek sayı. Eylül ayında Rusya, eski Sovyet müttefiki Belarus ile Baltık müttefiklerini alarma geçirmek için orduda yeni savaş robotları kullandı. 2018’de ortaya çıkarılan hipersonik seyir füzeleri, erken uyarı sistemleriyle önlenebilecek nükleer kapasiteye kavuştu.

    Brüksel’deki Avrupa’nın Dostları düşünce kuruluşunda eski bir üst düzey NATO yetkilisi Jamie Shea, planın ABD, İngiltere ve Fransa’nın Hint-Pasifik stratejileri geliştirdiği bir dönemde Rusya’ya odaklanmaya da yardımcı olabileceğini söyledi.

    Rusya’nın yeni silah politikasına dikkat çeken Shea, “Şimdiye kadar Rusya bir sıkıntıydı, ancak yakın bir tehdit değil. Ancak Ruslar rahatsız edici şeyler yapıyorlar, robotik ve hipersonik seyir füzeleri ile pratik yapıyorlar, gerçekten çok yıkıcı olabilir” ifadelerini kullandı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Yunanistan, Fransa ile savunma anlaşmasını onayladı, Türkiye tepki gösterdi

    Yunanistan, Fransa ile savunma anlaşmasını onayladı, Türkiye tepki gösterdi


    Yunanistan Parlamentosu, Fransa ile imzalanan Savunma ve Güvenlik Alanlarında İş Birliğine Yönelik Stratejik Ortaklık Anlaşması’nı onayladı. Oylamada, 300 üyeli parlamentoda 191 üye “evet”, 109 üye “ hayır” oyu kullandı.

    Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, bugün katıldığı bir etkinlikte, Yunanistan ve Fransa arasındaki anlaşmaya tepki gösterdi ve Atina’nın ciddi borç içinde olmasına rağmen bazı ülkelerin kışkırtmasıyla ‘silahlanma sevdasına’ kapıldığını ifade etti.

    “Yunanistan’da özellikle son dönemlerde bazı ülkelerin teşvik ve kışkırtmalarıyla bazı anlaşmalar yapmak suretiyle bir silahlanma sevdası başladı. Önce matematik, önce tarih bunlara bakın. Bu tür girişimlerle Türkiye’ye karşı üstünlük sağlayamazsınız bu gayretten vazgeçin.” diyen Akar şunları söyledi:

    “Yunanistan’ın içinde bulunduğu ekonomik durum malum, ciddi borç içindeler. Silahlanma sevdasıyla bir takım boş harcamalar yaparak ekonomiyi daha da kötüleştirmekte ve Yunan halkının refahına kastedilmektedir. Bunu Yunanistan’daki aklıselim kişilerin görmesi lazım. Bu girişimlerin hiçbirinin ilerlemesi mümkün değil.”

    Yunanistan Parlamentosu’ndaki oylama

    Parlamentodaki oylamada iktidardaki Yeni Demokrasi Partisi ile muhalefetteki Değişim Hareketi Partisi (KINAL), Yunan Çözümü Partisi ve bağımsız milletvekili Konstantina Adamu anlaşmaya “evet” oyu verdi. Ana muhalefet Partisi Radikal Sol Koalisyon (SYRIZA), Yunanistan Komünist Partisi (KKE) ve Mera 25 partisinin tercihi ise “hayır” oldu.

    Parlamentodaki müzakerelerde Başbakan Kiryakos Miçotakis, anlaşmanın Yunanistan’ı Akdeniz’de güçlendireceğini ifade ederek bunun Avrupa’nın stratejik özerkliğine yönelik ilk cesur adım olduğunu savundu. Miçotakis, anlaşmanın Avrupa’nın Akdeniz’deki çıkarlarının korunması için yeni bir içerik sağladığını da ifade etti.

    Anlaşmanın ulusal çıkarlar açısından avantajlı olduğunu belirten Miçotakis, “Hepimiz, Doğu Akdeniz’de kimin kimi ‘casus belli’ (savaş nedeni) ile tehdit ettiğini biliyoruz.” diye konuştu.

    Ana muhalefetin anlaşmaya yönelik eleştirilerine yanıt veren Miçotakis “Casus belli tehdidi ile karşımda Türkiye durduğunda endişeleniyorum. Benim büyük bir endişem var ve ülkeyi koruma altına almak öncelikli kaygımdır.” yorumunda bulundu.

    Miçotakis, anlaşma çerçevesinde Yunanistan’ın Fransa’dan 3 adet Balherra sınıfı fırkateyn alma kararına da dikkati çekerek Yunan Silahlı Kuvvetlerinin bu kararla güçleneceğini iddia etti.

    Fransa’nın anlaşma çerçevesinde Atina’ya vermesi öngörülen desteği değerlendiren Miçotakis “Bir saldırı halinde Avrupa’nın tek nükleer gücü ve BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyesi olan tek Avrupa Birliği ülkesi (Fransa) ülkemizin yanında olacak.” dedi.

    Ana muhalefetten anlaşmaya tepki

    Ana muhalefet lideri Aleksis Çipras ise parlamentoda yaptığı konuşmada, anlaşmanın taraflar arasında denge oluşturmadığını ve Yunanistan’ın ulusal çıkarları ile örtüşmediğini belirtti. Çipras, anlaşmanın Yunanistan’ı yurt dışında son derece tehlikeli maceralara sürükleyeceğini ifade etti.

    Anlaşmayı sert sözlerle eleştiren Çipras, “Fransa, Rafale (savaş uçağı) ve fırkateynler için, Yunanistan gibi borç yükü yüksek olan, borcu gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 210’una ulaşmış bir ülkeden, Yunan savunma sanayinin katılımına dair hiçbir garanti olmaksızın 7 milyar euro alıyor.” dedi.

    Anlaşmanın, onlarca Fransız askerinin hayatını kaybettiği Sahel’e Yunan askerlerinin gönderilmesine neden olacağını söyleyen Çipras, buna rağmen Türkiye ile deniz yetki alanlarında yaşanabilecek bir gerginlik sırasında Fransa’ya, Yunanistan’a yardım yükümlülüğü getirmediğini savundu. Çipras, SYRIZA’nın iktidara gelmesi halinde anlaşmanın ilgili hükümlerini değiştireceklerini belirtti.

    Anlaşma savunma, dış politika ve silahlanmada iş birliği öngörüyor

    Yunanistan ile Fransa arasında 28 Eylül’de Paris’te imzalanan Savunma ve Güvenlik Alanlarında İş Birliğine Yönelik Stratejik Ortaklık Anlaşması, iki ülke arasında savunma, dış politika ve silahlanma konularında iş birliğini içeriyor. Anlaşma, taraflardan birinin, egemenlik alanında silahlı saldırıya uğraması halinde, diğer tarafın yardım etmesini öngörüyor.

    Yunanistan, söz konusu anlaşmanın imzalanmasıyla Fransa’dan 3 adet Belharra sınıfı fırkateyn alacağını da duyurmuştu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Araştırma: Avrupalılar artık AB’nin lokomotifi Almanya’nın ‘yıldızının söndüğünü’ düşünüyor

    Araştırma: Avrupalılar artık AB’nin lokomotifi Almanya’nın ‘yıldızının söndüğünü’ düşünüyor


    Avrupa’da yapılan bir anket yaşlı kıtada yaşayanların önemli bir kısmının, AB’nin lokomotifi olarak bilinen “Almanya’nın yıldızının artık söndüğü” inancını taşıdığını ortaya koydu.

    Düşünce kuruluşu Avrupa Dış İlişkiler Konseyi tarafından AB üyesi 12 ülkede düzenlenen bir anket, Angela Merkel’in başbakanlığı bırakacağı Almanya’nın geleceği için hem bu ülke hem de AB vatandaşlarının nabzını tuttu.

    Buna göre, AB vatandaşlarının yüzde 34’ü, Almanya için artık parlak günlerin geride kaldığı görüşünde.

    Araştırmanın diğer bir ilginç sonucu ise Almanların kendilerinin de, ülkenin potansiyeliyle ilgili artık kötümser düşüncelere kapılmaları. Almanların yüzde 52’si, ülkelerinin artık AB içinde önemli bir güç olmadığı görüşünü taşıyor.

    Avusturya, Macaristan, Polonya, İtalya, Hollanda, Fransa, Bulgaristan ve Danimarka’nın da içinde olduğu 8 ülkedeki vatandaşlar Almanya’nın artık eski gücünden çok uzak olduğu inancında.

    İspanyollar ise Almanya’nın şu an “altın dönemini” yaşadığını düşünüyor.

    Merkel olmadan Almanya, AB’de liderlik vasfını kaybedecek mi?

    Düşünce kuruluşu bu anket ile birlikte yayımladığı değerlendirmede, Angela Merkel’in Başbakanlık görevinden ayrılmasıyla birlikte, yeni hükümetin inandırıcı ve güven verici stratejiler ortaya koyamaması halinde Almanya’nın AB içindeki liderlik vasfının da zayıflama eğilimi göstereceği yorumunu yaptı.

    Araştırma sonucu olarak özetle şu görüşlere yer verildi: “Pek çok Avrupalı, Almanya’nın yıldızının sönmekte olduğuna inanıyorsa, bu onların Berlin’e olan güvenini sarsabilir. Bu kişilerin, Merkel’in Almanya’sına yönelik olumlu tutumları, Avrupa’daki zorlu ekonomik koşullara rağmen, son yirmi yılda bu ülkenin istikrarlı ekonomik büyümesi ve düşük işsizlik oranı yüzünden gerçekleşti.”

    Araştırmaya göre Almanlar, ülkelerinin AB içinde önemli konularda liderlik konumunu sürdürmesi konusunda ciddi tereddüt yaşıyor.

    Bununla birlikte Almanların üçte birinden fazlası, demokrasi ve insan hakları alanında ülkelerin liderlik vasfını sürdüreceğine inanıyor.

    Milliyetçi akımlar Almanya için tehdit olacak mı ?

    Ankete göre, Avrupalıların yüzde 37’si, Almanların ise yüzde 31’i ekonomi alanında Berlin’in güçlü performans sürdüreceği düşünürken, yine Avrupalıların yüzde 29’u, Almanların ise yüzde 21’i Berlin’in savunma ve güvenlik politikalarında hala güçlü görüyor.

    Bununla birlikte Almanların çoğunluğu ülkenin yeniden milliyetçi akımların istilasına uğramayacağını düşünürken, bu konunun ciddi bir risk olduğu korkusunu yaşayanların sadece yüzde 19 oranında olduğu ortaya çıktı.

    Avrupa’daki diğer 11 ülkede ise Almanya’da milliyetçiliğin zemin kazanacağını düşünenlerin oranı ise yüzde 27.

    AB vatandaşları Merkel’i Avrupa Başkanı olarak görmek istiyor

    Aynı ankette “Bir Avrupa başkanlığı seçimi olsaydı ve adaylar sadece Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Almanya Başbakanı Angela Merkel olsaydı, hangisine oy verirdiniz?” sorusu yöneltildi.

    Fransa dahil olmak üzere 12 ülkenin 11’inde ankete katılanların çoğunluğu tercihini Merkel’den yana kullandı. Sadece Bulgaristan’da “Merkel” ve “Macron” yanıtları yüzde 31 ile eşit kaldı.

    Merkel en fazla ilgiyi sırasıyla yüzde 58 ile Hollanda, yüzde 57 ile İspanya, yüzde 52 ile Portekiz, yüzde 46 ile Danimarka, yüzde 44 ile Macaristan’da gördü. Bu ülkelerde Macron’u tercih edeceklerin oranı yüzde 20 civarında kaldı. Almanya’da katılımcıların yüzde 42’si “Merkel”, yüzde 27’si “Macron” yanıtını verdi.

    Fransa’da ise Merkel tercihleri Macron’u geçti. Fransa’da ankete katılanların yüzde 32’si “Merkel” tercihini kullanırken, yüzde 26 Macron’u seçti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Afganistan: Bomba yüklü araçla yapılan saldırıda Savunma Bakanı’nın evi hedef alındı

    Afganistan: Bomba yüklü araçla yapılan saldırıda Savunma Bakanı’nın evi hedef alındı


    Afganistan Savunma Bakanı Bismillah Muhammedi’nin, Kabil’in Şir Pur bölgesindeki evinin önünde, bomba yüklü araçla saldırı düzenlendi.

    Emniyet yetkilileri, saldırganlardan birinin bomba yüklü aracı, akşam saatlerinde Muhammedi’nin evinin önünde patlatmasının ardından diğer saldırganların başka bir eve girerek rastgele ateş açmaya başladığını bildirdi.

    Saldırının şiddetiyle bölgedeki ev ve iş yerlerinin camları kırılırken, bölgeye giden tüm cadde trafiğe kapatıldı.

    Birinci saldırının ardından peş peşe iki bomba sesinin duyulduğu belirtildi.

    Saldırganların etkisiz hale getirilmesi için bölgeye çok sayıda güvenlik görevlisi sevk edildi.

    Saldırıyı, henüz üstlenen olmadı.

    Kabil’in en lüks semtlerinden olan Şir Pur’da, birçok bakanın ve milletvekilinin evi bulunuyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Pentagon Amazon’un başvurusu üzerine Microsoft’un Trump döneminde kazandığı dev ihaleyi iptal etti

    Pentagon Amazon’un başvurusu üzerine Microsoft’un Trump döneminde kazandığı dev ihaleyi iptal etti


    Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Savunma Bakanlığı (Pentagon) Amazon’un, haksız bir şekilde Microsoft’a verildiği iddiasıyla mahkemeye taşıdığı 10 milyar dolarlık Müşterek Savunma Altyapısı Girişimi (JEDI) ihalesini iptal etti.

    Pentagon’dan yapılan açıklamada, “Savunma Bakanlığı bugün Müşterek Savunma Altyapısı Girişimi Bulut ihalesini iptal etti ve sözleşme fesih prosedürlerini başlattı. Bakanlık, değişen gereksinimler, artan bulut iletişimi ve sektördeki ilerlemeler nedeniyle JEDI Bulut projesinin artık ihtiyaçlarını karşılamadığını belirledi” ifadelerine yer verildi.

    Bakanlığın, Müşterek Muharip Bulut Kabiliyeti (JWCC) adında yeni bir bulut projesi için çok paydaşlı ve süresiz yeni bir ihale başlatacağı ifade edilen açıklamada, Pentagon’un, Microsoft ve Amazon Web Services’in (AWS) yanı sıra Oracle, Google’ın sahibi olduğu Alphabet Inc ve IBM gibi kaynaklardan da teklif almayı amaçladığı bildirildi.

    “Yeni tekliflere açığız”

    Açıklamada ABD merkezli başka herhangi bir hiper ölçekli bulut hizmeti sağlayıcısının Savunma Bakanlığının gereksinimlerini karşılayıp karşılayamayacağını belirlemek için derhal sektörle ilişki kurulacağı ve pazar araştırmasına devam edileceği belirtildi ve hükümetin koşullarına uygun olmak kaydıyla yeni tekliflere açık olduğunun altı çizildi.

    Projenin iptalinin ABD hükümetinin menfaatleri gereği kararlaştırıldığı belirtilen açıklamada, Microsoft’un iş ve yerleşim giderleri için ABD yönetimi ile şirket arasında bir müzakere yapılacağı ifade edildi.

    İhtiyacın acil olduğunu ifade eden Pentagon kaynakları yeni Müşterek Bulut Hizmeti Kabiliyeti için ilk hizmetin Nisan 2022 itibarıyla tamamlanmasını umduklarını kaydetti.

    Ne olmuştu?

    Pentagon’un bilgi altyapısının modernizasyonuna ilişkin 10 milyar dolarlık dev teknoloji ihalesini, 26 Ekim 2019’da Microsoft kazandı.

    Amazon ise JEDI bulut ihalesinin taraflı ve hatalarla dolu bir değerlendirmeyle Microsoft şirketine verildiği gerekçesiyle mahkemeye başvurdu.

    Amazon ayrıca eski ABD Başkanı Donald Trump ile şirketin kurucusu Jeff Bezos arasındaki anlaşmazlıktan dolayı ihalenin Amazon’a verilmediğini iddia etti.

    Bakanlığın gizli bilgilerini de içeren tüm verilerin kurulacak buluta taşınmasını da içeren projenin 10 yılda tamamlanması öngörülüyordu.