Etiket: Savunma

  • İsveç Parlamentosu raporu: Rusya’nın İsveç’e askeri saldırısı göz ardı edilemez

    İsveç Parlamentosu raporu: Rusya’nın İsveç’e askeri saldırısı göz ardı edilemez


    Rapora göre, Rus birliklerinin önemli bir kısmı Ukrayna’daki savaşa yönelik konuşlandırılsalar da, Moskova’nın İsveç’e karşı farklı türden bir askeri saldırısı göz ardı edilemeyecek bir olasılık.

    İsveç Parlamentosu Savunma Komitesi tarafından hazırlanan bir rapor, İsveç’e karşı bir Rus askeri saldırısının göz ardı edilemeyeceğini ortaya koydu.

    Devlet televizyon kanalı SVT tarafından gündeme getirilen ve gün içinde yayımlanması beklenen rapora göre, Rus birliklerinin önemli bir kısmı Ukrayna’daki savaşa yönelik konuşlandırılsalar da, Moskova’nın İsveç’e karşı farlı türden bir askeri saldırısı göz ardı edilemeyecek bir olasılık.

    Rusya’nın askeri güç kullanma çıtasını düşürdüğü ve Moskova’nın yüksek derecede siyasi ve askeri risk teşkil ettiği kaydedilen raporda, “Rusya’nın İsveç’e karşı hava ve deniz kuvvetleri ile uzun menzilli silahlar veya nükleer silahlarla operasyonlar yürütme kabiliyetini koruduğu” ifade edildi.

    Raporda, İsveç’in için, diğer İskandinav ülkeleri ve AB ile işbirliğine dayanan önceki savunma doktrin yerine NATO üyeliğine dayalı yeni bir savunma doktrinini ön plana çıkardığı görüldü.

    Batılı diğer ülkeler gibi Soğuk Savaş sonrası savunma harcamalarını düşüren İsveç, son dönemde silah alımlarına ağırlık veriyor.

    İsveç, NATO’nun belirlediği savunma harcamalarının, gayri safi yurt içi milli hasılanın yüzde 2’sini teşkil etmesini öngören kriterini yakalamak için çaba gösteriyor.

    İsveç’in NATO üyelik başvurusu farklı nedenlerden dolayı Türkiye ve Macaristan tarafından geciktiriliyor.

    Türk hükümeti, terör örgütü olarak kabul ettiği PKK’nin faliyetlerine ülke topraklarında izin verdiği ve yine terör örgütü üyesi ilan ettiği kişileri kendisine iade etmediği için İsveç’in üyeliğine sıcak bakmıyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Nükleer güçlerle çevrilen Japonya Batılı ülkelerle güvenlik ağı örüyor

    Nükleer güçlerle çevrilen Japonya Batılı ülkelerle güvenlik ağı örüyor


    Japonya Başbakanı Fumio Kişida, Washington’da ABD Başkanı Joe Biden’la görüştü. Öncesinde ise Çin, Kuzey Kore ve Rusya ile mücadelesine katkı sağlayabilecek güvenlik ilişkileri geliştirmek amacıyla Batı ittifakının önemli ülkelerinden İtalya, Fransa, İngiltere ve Kanada’yı ziyaret etti. 

    Peki on yıllar boyunca pasif savunmayı tercih eden Japonya, neden yoğun ve aktif bir savunma ilişkileri ağı örmeye başladı? 

    Zorlu komşuluk

    Haziran ayında dönemin Japonya Savunma Bakanı Nobuo Kishi, ülkesinin uluslararası davranış normlarına uymayı reddeden nükleer silah sahibi ülkeler tarafından kuşatıldığını söylemişti. 

    Moskova’nın Ukrayna işgali sonrası Kişida da, Doğu Asya’daki güvenliği “kırılgan” olarak tanımlamıştı. 

    Japonya’nın tehdit listesinin başında Tayvan ya da hemen yakınlardaki Japon adalarına saldırabileceğinden endişe ettiği Çin yer alıyor. 

    Çin’in askeri faaliyetleri, Rusya ile ortak hava ve deniz tatbikatları dahil Doğu Çin Denizi çevresinde yoğunlaşıyor.

    Aynı zamanda Kuzey Kore, Japon Denizi’ne füzeler fırlatmış ve ekim ayında 2017’den bu yana ilk kez Japonya üzerinden orta menzilli bir füze ateşlemişti. 

    Tek müttefi̇k ABD

    İkinci Dünya Savaşı’ndaki yenilginin ardından savaş durumundan vazgeçen Japonya, son yetmiş yıldır koruma için ABD’ye bel bağlamış durumda.

    ABD ise “ülkeyi savunma” vaadi karşılığında, Doğu Asya’daki askeri varlığını sürdürmesini sağlayan üsler elde etti.

    Japonya 54 bin Amerikan askerine, yüzlerce askeri uçağa ve bir uçak gemisi başta olmak üzere onlarca ABD savaş gemisine ev sahipliği yapıyor.

    Çin’in askeri gücü ekonomisiyle birlikte büyürken, bölgesel güç dengesi de Pekin’in lehine değişiyor. 

    Pekin’in savunma harcamaları yirmi yıl önce Tokyo’yu geride bıraktı şimdilerde ise dört katından daha fazla.

    Japonya, ABD’nin teşvikiyle, aralık ayında İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en büyük askeri planını açıkladı ve beş yıl içinde savunma harcamalarını iki katına çıkararak GSYİH’nin yüzde 2’sine yükseltme taahhüdünde bulundu.

    Buna Çin’deki hedefleri vurabilecek bin kilometreden daha uzun menzilli füzeler için harcanacak para da dahil.

    Ancak Pekin’in askeri kabiliyetini genişletmeye devam etmesi ve daha sofistike silahlar kullanması bekleniyor.

    Yeni müttefikler; İngiltere, Fransa, İtalya, Kanada, Hindistan, Avustralya

    Bu nedenle ve yine Washington’un desteğiyle Japonya, kendini hem askeri hem de diplomatik olarak destekleyecek yeni güvenlik ortakları arıyor.

    Bu çaba şimdilik Avustralya, İngiltere ve Fransa gibi aynı zamanda ABD’nin de güçlü müttefikleri olan ülkelere odaklanmış durumda. 

    Hindistan

    Tokyo ayrıca 2004 yılından bu yana Quad grubunun üyesi olarak Hindistan’la da daha yakın güvenlik ilişkileri inşa etmeye çalışıyor.

    Başbakan Kişida, G7 Hiroşima 2023 Zirvesi öncesi grup ülkelerinin liderleriyle ikili görüşmeler yapmak üzere yurt dışı gezisine çıktı. 

    Japonya Başbakanı Fumio Kişida, 2023 G7 Dönem Başkanlığı rolüyle, ikili ve bölgesel ilişkilerini güçlendirmeyi hedefliyor. Tokyo, mayıs ayında Hiroşima’daki zirvede G7 liderlerine ev sahipliği yapacak.

    Hafta boyu süren gezide Fransa, İtalya, İngiltere ile Kanada’yı ziyaret eden Kişida’nın son durağı ABD oldu. 

    İngiltere

    Fumio Kişida, 11 Ocak’ta Londra’daydı. Ziyarette İngiltere ile Japonya, birbirlerinin topraklarında kuvvet konuşlandırılmasına izin veren savunma anlaşmasına imza attı.

    İtalya

    Gezi kapsamında Kişida’nın gittiği bir başka ülke İtalya oldu. 

    İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ve Fumio Kişida, savunma iş birliğinin güçlendirilmesi için ikili güvenlik müzakerelerinin başlatılmasında mutabakat sağladı.

    Kişida, görüşme sonrası düzenlediği basın toplantısında, savunma iş birliğindeki ilerlemeler sonrası, Tokyo ve Roma’nın, güvenlik müzakereleri başlatmaya karar verdiğini söyledi.

    “Mutabakat sanayi ve güvenlik iş birliğini kolaylaştıracak.” diyen Japon Başbakan, Avrupa ülkesi İtalya’nın, Hint-Pasifik bölgesine ilgisinden memnun olduğunu aktardı.

    Kanada

    Kişida, Ottawa’da, Kanada Başbakanı Justin Trudeau ile görüştü.

    İki başbakan, görüşmede, Çin’in, Hint-Pasifik’te artan nüfuzuna karşı, Japonya ve Kanada’nın güvenlik iş birliğinin artırılması konusunda mutabakat sağladı.

    Görüşme sonrası yapılan ortak basın toplantısında, Kişida, “Çin, hem Japonya hem Kanada için merkezi bir mesele.” diyerek, Güney Çin Denizi ve Doğu Çin Denizi’nde statükonun tek taraflı değiştirilmesi teşebbüslerine karşı çıkacaklarını söyledi.

    İngiltere’nin Asya’ya daha ilgisi arttıkça daha yakın savunma ağları arayışına girdi. Londra bu kapsamda, 2021 yılında HMS Queen Elizabeth uçak gemisini Japonya’ya ziyarete gönderdi ve Asya sularında kalıcı olarak iki savaş gemisi konuşlandıracağını açıkladı.

    Aralık ayında Japonya, İngiltere ve İtalya ile birlikte yeni bir jet savaş uçağı inşa edeceğini duyurdu ki bu, İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinden bu yana ABD dışında bir ülkeyle gerçekleştirdiği ilk büyük uluslararası savunma projesi.

    Ukrayna’daki savaşın başlamasından bu yana komşusu Güney Kore ile zaman zaman sorunlu olan ilişkilerini daha iyi bir seviyeye çıkardı ve iki ABD müttefiki arasında daha yakın bir askeri işbirliği olasılığı ortaya çıktı.

    ABD ve Japonya Hint-Pasifik’in güvenliği için işbirliğini artıracak

    ABD Başkanı Joe Biden ve G7 ülkeleri turu kapsamında başkent Washington’a resmi ziyaret gerçekleştiren Japonya Başbakanı Fumio Kişida, ikili görüşmelerinin ardından ortak bildiri yayımladı.

    Liderlerin, “tarihi bir anda” bir araya geldikleri belirtilen bildiride, Çin’in ve Kuzey Kore’nin Hint-Pasifik’te artan provokasyonları nedeniyle çeşitli zorluklarla karşı karşıya olunduğu dile getirildi. 

    Diğer taraftan Rusya’nın da Ukrayna’ya acımasızca saldırmaya devam ettiği belirtilen bildiride, “Dünyanın herhangi bir yerinde, güç veya zorlama yoluyla mevcut statükoyu değiştirmeye yönelik her türlü tek taraflı girişime şiddetle karşı çıkıyoruz.” ifadesine yer verildi.

    Bildiride, mevcut uluslararası manzara karşısında ABD ve Japonya’nın bireysel ve kolektif kapasitelerini güçlendirmesi gerektiğine vurgu yapılarak ABD’nin Japonya’nın yeni Ulusal Güvenlik Stratejisi’ne tam destek vereceğinin altı çizildi.

    Japonya’nın savunma yeteneklerini güçlendirmesinin Hint-Pasifik güvenliği için önemli olduğu kaydedilen bildiride, “Güvenlik ittifakımız hiç bu kadar güçlü olmamıştı.” ifadesi kullanıldı.

    Bildiride, bu kapsamda iki ülke arasında güvenlik anlaşmalarının imzalandığı, mevcut işbirliğinin siber ve uzay alanlarında da sürdürüleceği aktarıldı.

    Liderler ayrıca söz konusu bildiride, BM Güvenlik Konseyi kararları bağlamında Kore Yarımadasın’ın nükleer silahlardan tamamen arındırılmasına yönelik taahhütlerini yineledi.

    ABD ve Japonya’nın Tayvan konusundaki temel tutumlarının değişmediği ifade edilen bildiride, boğazlarla ilgili sorunların barışçıl çözümüne vurgu yapıldı.

    Ortak bildiride, Rusya’nın saldırılarına karşı Ukrayna’nın yanında olduklarını beyan eden iki lider, Rusya’ya bu kapsamda yaptırım uygulamayı sürdüreceklerini kaydetti.

    Ekonomik alanda da iki ülkenin işbirliği yapmaya devam edeceği belirtilen bildiride, ayrıca enerji ve gıda güvenliğini baltalayan Rusya kınanırken Çin’e de Covid-19’la mücadele için halk sağlığını dikkate alarak verileri şeffaf şekilde açıklaması çağrısında bulunuldu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Yunanistan hükümetinden Erdoğan’ın ‘Tayfun balistik füzesi’yle ilgili açıklamalarına tepki

    Yunanistan hükümetinden Erdoğan’ın ‘Tayfun balistik füzesi’yle ilgili açıklamalarına tepki


    Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Şimdi artık füzelerimizi yapmaya başladık. Bu üretim tabii Yunan’ı ürkütüyor. ‘Tayfun’ diyorsun, Yunan ürküyor, ‘Atina’yı vurur’ diyor. Eee vuracak tabii” sözlerine tepki gösterdi. Sözlerin ‘kabul edilemez’ olduğunu belirten Dendias, “Bu Kuzey Kore tavırları, Kuzey Atlantik İttifakına (NATO) giremez ve girmemelidir” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Samsun’da pazar günü Şehit Ömer Halisdemir Salonu’nda düzenlenen Samsun Gençlik Buluşmaları’nda yaptığı konuşmada, savunma sanayi üretimine değindi.

    Konuşmasında insansız savaş uçağı Bayraktar Kızılelma’ya ilişkin, “Çok fazla sürmeyecek” diyen Erdoğan, Yunanistan’la ilgili şu ifadeleri kullandı:

    “Şimdi artık füzelerimizi yapmaya başladık. Bu üretim tabii Yunan’ı ürkütüyor. ‘Tayfun’ diyorsun, Yunan ürküyor, ‘Atina’yı vurur’ diyor. Eee vuracak tabii. Sen rahat durmazsan, sen Amerika’dan adalara, şuradan, buradan bir şey almaya çalışırsan Türkiye gibi bir ülke herhalde armut toplamayacak, bir şeyler yapması lazım”

    Erdoğan’ın Atina’yı ‘balistik füzelerle vurmakla’ ilgili sözlerinin ardından Yunanistan Dışişleri Bakanı Türkiye’ye tepki gösterdi.

    Avrupa Birliği dışişleri toplantısı için Brüksel’e gelen Nikos Dendias, pazartesi günü yaptığı açıklamada, “Yunanistan’a yönelik füze saldırısı tehditlerinin bir müttefik ülke, bir NATO üyesi tarafından yapılması kabul edilemez ve evrensel olarak kınanmalıdır” dedi.

    Açıklamaları “Kuzey Kore tavırları’ olarak niteleyen Dendias, “Bu tutum, Kuzey Atlantik İttifakına (NATO) giremez ve girmemelidir” ifadelerini kullandı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AB’nin ‘savunma gücünü’ kuracak Stratejik Pusula’da neler var; Türkiye neden tepki gösterdi?

    AB’nin ‘savunma gücünü’ kuracak Stratejik Pusula’da neler var; Türkiye neden tepki gösterdi?


    Avrupa Birliği’nin (AB) savunma ve güvenlik alanında gelişmesi ve karar almasında operasyonel rehber niteliği taşıyacak “Stratejik Pusula” adlı belge onaylandı.

    Krizlere hızlı yanıt vermeyi amaçlayan AB, 5 bin kişiden oluşacak “hızlı intikal gücü”nün kurulacağını duyurdu.

    Ankara, “Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de kışkırtıcı eylemlerde bulunduğu” ifade edilen belgeye tepki gösterdi. Dışişleri Bakanlığı yazılı açıklamada, “Bir NATO müttefikinin bu denli sığ bir bakışla ele alınması AB için bir vizyonsuzluk ve talihsizliktir.” ifadelerine yer verdi. Yunanistan’ın ise anlaşmayı memnuniyetle karşıladığı belirtildi.

    Belgeyle, 27 üyesiyle dünya siyaseti ve ekonomisinde önemli bir aktör olsa da savunma ile güvenlik alanlarında NATO ve ABD’den bağımsız hareket edemeyen AB, 2030 itibarıyla güvenlik ve savunma politikasını güçlendirme hedefini ortaya koyuyor.

    AB, belge ile faaliyet gösterdiği stratejik ortamın ve Birliğin karşı karşıya olduğu tehditler ile zorlukların ortak bir değerlendirmesini yaparak, daha güçlü ve yetenekli bir “güvenlik sağlayıcısı” olmayı hedefliyor.

    AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’in hazırladığı Stratejik Pusula taslağı, 4 ana unsuru içeriyor. Bunlar, AB’nin kriz yönetimindeki rolünü güçlendirmek, savunma kabiliyetlerinin geliştirilmesi, krizlere mukavemet göstermesinin sağlanması ve üçüncü ülkelerle ortaklıklar kurulması olarak sıralanıyor.

    Konseyin açıklamasına göre belge, AB’nin krizlerde kararlı hareket etmek ve güvenliğini geliştirmek için net bir uygulama takvimi ile somut ve eyleme geçirilebilir önerilerde bulunuyor.

    Pusula’daki unsurlar

    Belgede en çok dikkati çeken unsur olarak “hızlı intikal kuvveti” öne çıkıyor.

    Söz konusu kuvvetin 5 bin kişiye kadar çıkabilmesi, kara, hava ve deniz birimlerinden oluşması, düzenli tatbikatlar yapması hedefleniyor.

    30 gün içinde tam donanımlı 200 Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası uzmanını görevlendirmeye hazır olmak, askeri hareketliliği geliştirmek, hızlı ve daha esnek bir karar alma sürecini teşvik ederek ve daha fazla mali dayanışma sağlayarak AB’nin sivil ve askeri Ortak Savunma ve Güvenlik Politikası misyonlarını ve operasyonlarını güçlendirmek, ortakları desteklemek için Avrupa Barış Gücü’nden tam olarak yararlanmak gibi ögeleri de içeriyor.

    AB sınırları dışına da gönderilebilecek kuvvetin konuşlandırılması için kararın, 27 üyenin oy birliği ile alınması bekleniyor.

    Bir grup üye ülke tarafından “koalisyonlar şeklinde” oluşturulabilecek kuvvet, AB’ye yönelik hibrit saldırılar da dahil olmak üzere farklı krizlere yanıt verebilmek için modüler yapıda olacak.

    Kuvvetin, 2025 itibarıyla kurulmuş olması planlanıyor.

    Hedefler

    AB’nin Stratejik Pusulası, Birliğin istihbarat analiz kapasitelerini artırmak, çok çeşitli hibrit tehditleri tespit etmek ve bunlara yanıt vermek, siber saldırılara daha iyi hazırlanmak ve yanıt vermek için bir AB Siber Savunma Politikası oluşturmak, Yabancı Bilgi Manipülasyonuna sistematik şekilde müdahale etmek, güvenlik ve savunma için bir AB Uzay Stratejisi geliştirmek, bir deniz güvenliği aktörü olarak AB’nin rolünü güçlendirmek gibi hedefleri içeriyor.

    Ortaklıklar

    AB, hedefleri doğrultusunda NATO, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı, Afrika Birliği ve ASEAN dahil olmak üzere stratejik ortaklarla iş birliğini güçlendirmek istiyor.

    ABD, Kanada, Norveç, İngiltere, Japonya gibi benzer düşüncelere sahip ülkelerle iki taraflı özel ortaklıklarını geliştirmeyi de amaçlayan AB, Batı Balkanlar, doğu ve güney komşular, Afrika, Asya ve Latin Amerika’da diyalog ve iş birliğini geliştirmeyi hedefliyor.

    Süreç

    AB, “Stratejik Pusula”yı Haziran 2020’de hazırlamaya başladı. İlk olarak tehdit analizleri yapılarak, “AB’nin hangi sınamalar ve tehditlerle karşı karşıya olduğu, AB ülkelerinin varlıklarını ortak bir havuzda nasıl bir araya getirebileceği ve bunları nasıl etkin şekilde kullanabileceği, ayrıca Avrupa’nın bölgesel ve küresel bir aktör olarak etkisini nasıl en iyi şekilde yönlendirebileceği” sorularına cevap arandı.

    Birlik, ABD’nin ardından NATO’nun da Afganistan’dan çekilmesi ve Fransa’nın, ABD ile İngiltere tarafından Avustralya’dan denizaltı alımı anlaşmasında devre dışı bırakılması ve Belarus yönetiminden yönelen “hibrit” tehdit nedeniyle geçen senenin sonlarına doğru Stratejik Pusula hazırlıklarını yoğunlaştırdı.

    “Türkiye, Doğu Akdeniz’de kışkırtıcı eylemlerde bulundu”

    ‘Stratejik Pusula’da Türkiye’nin Doğu Akdeniz politikası eleştirildi. Daha önce doğal gaz arama faaliyetleri nedeniyle Ankara’ya yönelik yaptırım uygulayan AB, son belgede “Türkiye, ayrıca Doğu Akdeniz’de güvenliği baltalamak için sınır siyaseti, bilgi manipülasyonu ve kışkırtıcı denizcilik eylemlerinin bir karışımını kullandı.” ifadelerine yer verdi.

    Dışişleri Bakanlığından “Stratejik Pusula” belgesine ilişkin, “Bu belgenin AB’yi Doğu Akdeniz’de, çözümlerin değil, sorunların parçası yapacağı ve doğru stratejilere taşımayacağı aşikardır.” ifadesi kullanıldı.

    Bakanlık, yaptığı yazılı açıklamada, belgenin özellikle Türkiye’ye atıfta bulunulan Doğu Akdeniz bölümünün, Türkiye’nin ve Kıbrıs Türklerinin bu denizdeki haklarını yok sayan ve maksimalist deniz yetki alanı iddiaları bulunan iki AB üyesi tarafından AB’ye dikte ettirildiği, bu haliyle uluslararası hukuka, teamüle ve hatta AB’nin kendi müktesebatına aykırı ve gerçeklikten kopuk olduğunun görüldüğü vurgulanarak, şunlar kaydedildi:

    “Bu anlayışla doğru yönü göstermekten şaşarak ‘pusula’ olmaktan çıkan belgeyi ‘stratejik’ olarak görebilmek de güçtür. Bu belgenin AB’yi Doğu Akdeniz’de, çözümlerin değil, sorunların parçası yapacağı ve doğru stratejilere taşımayacağı aşikardır.

    Son günlerde yaşanan gelişmeler göz önüne alındığında, belgenin gerçekleri ve doğruları bu şekilde ıskalamış olması ve tam üyelik adayı olan bir NATO Müttefikini bu denli sığ bir bakışla ele alması AB için bir vizyonsuzluk ve talihsizliktir.”

    Avrupa Birliği Konseyi, geçtiğimiz yıl kasım ayında Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki doğal gaz arama çalışmaları nedeniyle aldığı yaptırım kararını bir yıl daha uzattı. Konseyden yapılan açıklamada halihazırda uygulanan önlemlerin 12 Kasım 2022’ye kadar devam etmesine karar verdiği belirtildi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Çin bu yıl savunma harcamalarını yüzde 7,1 oranında artırarak 229 milyar dolara çıkardı

    Çin bu yıl savunma harcamalarını yüzde 7,1 oranında artırarak 229 milyar dolara çıkardı


    Çin hükümeti, ülkenin bu yılki savunma harcamalarını yüzde 7,1 oranında artırarak 229 milyar dolara yükselttiğini duyurdu.

    Başbakan Li Keçiang cumartesi günü Çin Ulusal Halk Kongresine (ÇUHK) sunduğu bütçe raporunda savunma harcamalarındaki yüzde 7,1’lik artışı açıklayarak Devlet Başkanı Xi Jinping’in yeni dönemde silahlı kuvvetler ve askeri stratejiyi güçlendirme düşüncesini tamamen uygulayacağını belirtti.

    Çin geçen yıl savunma harcamalarını yüzde 6,8 artırmıştı.

    Artış oranı, yüzde 5,5 olarak belirlenen ekonomik büyüme hedefini aşarken, genel kamu harcamalarındaki yüzde 14,3’lik artışın altında kaldı.

    Çin, Amerika Birleşik Devletleri’nden sonra savunmaya ayırdığı bütçe en fazla olan ikinci ülke konumunda. Buna rağmen Çin’in bu yılki savunma harcamaları, 768 milyarlık bütçe öneren ABD’nin yaklaşık üçte biri oranında olacak.

    Çin hükümeti 2022 yılındaki bu artışın ağırlıklı olarak ordunun refahı için kullanılacağını söylüyor.

    Çin’in Tayvan politikasında değişiklik yok

    Öte yandan Başbakan Li, Çin’in Tayvan’a olan yaklaşımında bir değişiklik olmadığını belirtti.

    Kongrenin açılış töreninde yaptığı konuşmada Çin’in Tayvan politikasına da değinen Li, Tayvan Boğazı’ndaki ilişkilerin barışçıl bir şekilde geliştirileceğini belirterek “Tayvan’ın bağımsızlığını hedefleyen her türlü ayrılıkçı faaliyete ve dış müdahaleye kesinlikle karşıyız” dedi.

    Rusya’nın Ukrayna’yı işgali Çin’in Tayvan’a karşı tavrını daha da saldırgan hale getireceği yönündeki endişeleri beraberinde getirdi.

    İngiltere Başbakanı Boris Johnson 19 Şubat’ta düzenlenen güvenlik konferansında, “Eğer Ukrayna tehlike altında kalırsa bu şok tüm dünyada yankılanacak. Ve bu yankılar Doğu Asya’dan, Tayvan’dan duyulacak.” şeklinde konuşmuştu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • NATO’ya nasıl üye olunur? Ukrayna, ittifaka katılmaya ne kadar yakın?

    NATO’ya nasıl üye olunur? Ukrayna, ittifaka katılmaya ne kadar yakın?


    2. Dünya Savaşı sonrası 1949’da ‘Sovyetler Birliği tehdidine’ karşı kurulan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO), günümüzde açık kapı politikasıyla yeni üyeler kabul ediyor. Son olarak Ukrayna’nın ittifaka dahil edilmek istenmesi Rusya’nın büyük tepkisine neden oldu.

    Örgütün genişletilmesi konusundaki endişelerini dile getiren Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna sınırına 150 bin asker konuşlandırdı.

    Peki NATO’dan 2020’de ‘geliştirilmiş fırsatlar ortağı’ statüsü alan Ukrayna, ittifaka katılmaya ne kadar yakın, NATO’ya üyelik nasıl gerçekleşiyor?

    NATO ne zaman kuruldu?

    NATO, 4 Nisan 1949‘da ABD, Kanada, İngiltere, Fransa, İtalya, Portekiz, Hollanda, Belçika, Lüksemburg, Danimarka, Norveç ve İzlanda’dan oluşan 12 ülke tarafından kuruldu.

    Sovyetler Birliği’ne karşı bir ittifak olarak imzalanan anlaşma, üyelerinden birinin tehdit edilmesi durumunda birbirlerini korumayı taahhüt ediyor.

    Bu, anlaşmanın 5. maddesinde şu şekilde ifade ediliyor: “Taraflar, Kuzey Amerika’da veya Avrupa’da içlerinden bir veya daha çoğuna yöneltilecek silahlı bir saldırının hepsine yöneltilmiş bir saldırı olarak değerlendirileceği ve eğer böyle bir saldın olursa BM Yasası’nın 51. Maddesinde tanınan bireysel ya da toplu öz savunma hakkını kullanarak, Kuzey Atlantik bölgesinde güvenliği sağlamak ve korumak için bireysel olarak ve diğerleri ile birlikte, silahlı kuvvet kullanımı da dahil olmak üzere gerekli görülen eylemlerde bulunarak saldırıya uğrayan taraf ya da taraflara yardımcı olacakları konusunda anlaşmışlardır. Böylesi herhangi bir saldın ve bunun sonucu olarak alınan bütün önlemler derhal Güvenlik Konseyi’ne bildirilecektir. Güvenlik Konseyi, uluslararası barış ve güvenliği sağlamak ve korumak için gerekli önlemleri aldığı zaman, bu önlemlere son verilecektir.”

    Bu madde, ilk olarak ABD’nin 11 Eylül 2001’de Afganistan’ı işgali sonrası kullanılmaya başlandı.

    NATO’ya katılma süreci nasıl işliyor?

    Kurulduğunda 12 üyesi olan NATO’da günümüzde 30 ülke bulunuyor. İttifak üyeleri diğer Avrupa ülkelerini örgüte katılmaya davet edebiliyor.

    Potansiyel üyelerin demokratik değerlere sahip olması ve Avrupa-Atlantik güvenliğine katkıda bulunması gerekiyor. Ardından “üyelik eylem planı” verilen ülkelerle müzakereler yürütülüyor.

    Ülkenin örgütün bir parçası olması için, anlaşmaya ilişkin bir katılım protokolünün NATO üyeleri tarafından oybirliğiyle imzalanması gerekiyor.

    Ukrayna ittifaka üye olmaya ne kadar yakın?

    2008 Bükreş Zirvesi’nde üyeler, “Ukrayna ve Gürcistan’ın NATO üyesi olacakları” konusunda anlaştı; ancak ülkelere üyelik eylem planı teklif edilmedi.

    Ukrayna’nın Moskova’ya yakınlığıyla bilinen eski cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç, ülkenin NATO’ya katılmasına gerek olmadığını söyledi. Yanukoviç’in devrilmesi ve Putin’in Kırım’ı ilhak etmesinin ardından dönemin Ukrayna Başbakanı Arseniy Yatsenyuk, ülkenin NATO üyeliğine bakışının değiştiğini dile getirdi.

    Ukrayna Parlamentosu, Anayasa’da yapılan değişikliklerle ülkenin hedefi olarak NATO üyeliği yolunda bir yasayı 2017’de kabul etti.

    NATO, 2020’de Ukrayna’ya ‘geliştirilmiş fırsatlar ortağı’ statüsü verdi, böylece Kiev’in örgütle daha fazla bilgi paylaşımına ve tatbikatlara erişime izin verildi.

    RAND Corporation’da kıdemli siyaset bilimci Samuel Charap, “Finlandiya da bu statüye sahip ve muhtemelen ittifakın en yetenekli ve önemli üye olmayan ortağı.” diyor.

    Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, ülkesinin NATO’ya üye olma niyetinin “anayasada yer aldığını ve bunun değişmediğini” savunuyor.

    Ukrayna’nın NATO üyeliğinin önündeki engeller

    Avrupa Dış İlişkiler Konseyi’ndeki Rafael Kaybı, Ukrayna’nın üye olma kriterlerini karşılamadığını söylüyor.

    Kaybı, siyasi tarafta, ülkelerin üyelik planı kapsamında reformları uygulaması ve askeri kanatta da “ittifakın güvenliğini artırması” gerektiğini vurguluyor.

    Rusya’nın 2014’te Kırım’ı ilhakının Kiev’in NATO’ya üyeliğini zorlaştırdığını belirten Loss da, “Rusya, 2014’te Ukrayna’yı ve 2008’de Gürcistan’ı işgal ederek bu iki ülkenin üyeliğini fiilen veto etti” diyor.

    Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü’nün strateji, teknoloji ve silah kontrolü direktörü William Alberque, Ukrayna ordusunun 2014’ten bu yana iyileşmesine rağmen, NATO’ya katılmak için hala yasal, ekonomik ve yolsuzlukla mücadele reformlarını uygulamaları gerektiğini vurguluyor.

    Alberque, Ukrayna ve Gürcistan’ın Rusya ile olan toprak anlaşmazlıklarının onları üyelikten tamamen dışladığına katılmıyor: “Almanya, Soğuk Savaş boyunca SSCB tarafından işgal edildi, ancak yine de 1955’te ittifaka katıldılar. Aslında Almanya’yı yeniden birleştirme projesi Batı’nın ve NATO’nun temel nedenlerinden biriydi.”

    “Ukrayna’nın NATO üyeliği çok uzak”

    Ukrayna ve Gürcistan’ın üyelik eylem planının 2008’de reddedilmesiyle Kiev’in NATO’ya katılımının da masada olmadığını savunanların çoğunlukta olduğu belirtiliyor.

    Charap, Ukrayna’nın ittifaka katılması halinde, üye devletlerin “esas olarak Rusya ile bir savaşı içselleştireceklerini, bu yüzden bu hiç de olası olmadığını” düşünüyor.

    Loss, “Ukrayna’nın NATO üyeliğinin çok uzakta olduğunu düşünüyorum” diyor.

    ABD Başkanı Joe Biden, bir Rus işgali durumunda ülkesinin birliklerini Ukrayna’ya göndermeyeceğini söyledi. Benzer durumun ittifak üyesi 30 ülke için de geçerli olacağı ifade ediliyor.

    Ülkelerin NATO’ya katılma tarihleri

    4 Nisan 1949: ABD, Kanada, İngiltere, Fransa, İtalya, Portekiz, Hollanda, Belçika, Lüksemburg, Danimarka, Norveç, İzlanda

    1952: Türkiye, Yunanistan

    1955: Almanya, İspanya

    1999: Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Polonya

    2004: Bulgaristan, Estonya, Letonya, Litvanya, Romanya, Slovakya, Slovenya

    2009: Hırvatistan, Arnavutluk

    2017: Karadağ

    2020: Kuzey Makedonya

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • NATO’da savunmaya en fazla bütçe ayıran ülkeler hangileri? Türkiye kaçıncı sırada?

    NATO’da savunmaya en fazla bütçe ayıran ülkeler hangileri? Türkiye kaçıncı sırada?


    NATO ülkeleri arasında 2021 yılında milli gelirden savunma harcamalarına en çok pay ayıran ülke Yunanistan oldu.

    NATO’nun 2021 tahmini verilerine göre Yunanistan uzun yıllar sonra milli gelirden savunmaya en fazla pay ayıran ülke ABD’yi geride bıraktı. Atina hükümeti, 2021 yılında milli gelirin yüzde 3,8’ini savunma harcamalarına ayırdı.

    Yunanistan’ın son yıllarda savunmaya harcadığı pay, Türkiye ile Doğu Akdeniz’de yaşadığı gerilimle paralel şekilde artıyor.

    “NATO Ülkeleri Savunma Harcamaları 2014-2021” raporu ülkelerin savunma harcamalarının Gayri Safi Yurt İçi Hasılaya oranını gösteriyor. Verilere göre Yunanistan’da milli gelirin yüzde 3,8’i savunma harcamalarına gidiyor.

    ABD yüzde 3,5 ile ikinci sırada. Bu ülkeleri yüzde 2,8 ile Hırvatistan, yüzde 2,3 ile İngiltere, Estonya ve Letonya izliyor.

    Milli gelirden savunma harcamalarına en az pay ayıran ülke ise yüzde 0,6 ile Lüksemburg. İspanya’da bu oran yüzde 1,2 iken Belçika’da yüzde 1,1. Türkiye’de milli gelirin yüzde 1,6’sı savunmaya giderken Almanya’da bu oran yüzde 1,5.

    Miktar olarak savunma harcamalarında ABD etkisi

    Savunma harcamalarına miktar olarak bakıldığında ise farklı bir tablo ortaya çıkıyor.

    Bu tabloya göre ise 30 üyeli NATO’nun 29 üyesinin toplam harcaması ABD’nin harcamasının yarısı bile etmiyor.

    ABD’nin 2021 tahmini harcaması 725 milyar 709 milyon Amerikan dolar. Diğer ülkelerin toplamı ise 322 milyar 264 milyon.

    Raporda yer almadığı için İzlanda’nın harcaması buna dahil değil ancak İzlanda’nın sınırlı bir askeri harcaması var.

    ABD’den sonra en çok savunma harcaması yapan 69 milyar 82 milyon dolar ile İngiltere. Almanya ise 53 milyar 736 milyon dolar ile üçüncü sırada yer alırken Fransa 50 milyar 971 milyon dolar ile dördüncü.

    Türkiye NATO harcamalarında kaçınca sırada?

    Türkiye, 16 milyar 581 milyar dolar harcama ile 30 ülke içinde 7. sırada bulunuyor. Türkiye’nin 2014 harcaması 11 milyar 783 milyon dolar düzeyindeydi.

    Yunanistan’ın 2021 yılı savunma harcaması 7 milyar 417 milyon dolar olurken 2014 yılı gideri 4 milyar 358 milyon dolardı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • NATO Genel Sekreteri Stoltenberg: Rusya Ukrayna’yı işgal için mazeret arayışında

    NATO Genel Sekreteri Stoltenberg: Rusya Ukrayna’yı işgal için mazeret arayışında


    NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Rusya’nın yanlış bilgilendirme yaptığına dikkat çekerek hala Ukrayna sınırına yığınak yapmaya devam ettiğini belirtti ve Rusya’nın ‘Ukrayna’ya yönelik silahlı bir saldırı için mazeret yaratmaya çalışmasından’ endişe duyduklarını ifade etti.

    NATO’nun Brüksel’deki karargahında bugün yapılan savunma bakanları toplantısının son oturumunun ardından bir basın toplantısı düzenleyen genel sekreter, Rusya’nın dünyayı askerlerini geri çektiğine dair görüntülerle “yanılttığını” söyledi.

    Rus birliklerin giderek sınıra daha çok yaklaştığını, daha fazla savaş ve destek uçağı havalandırdıklarını ve Karadeniz’de hazırlıklarını keskinleştirdiklerini gördüklerini belirten Stoltenberg, “Bunları sebepsiz yere yapmazsınız ve bunları eğer eve dönmek için toparlanıyorsanız hiç yapmazsınız” diye konuştu.

    Stoltenberg askerlerin geri çekilmesi ve gerilimin azaltılmasına dair girişimlerin “anlamlı” olması gerektiğini vurguladı.

    İngiltere Savunma Bakanı Ben Wallace ise Moskova’nın 7 bin askeri daha Ukrayna sınırına gönderdiğini belirtti.

    Almanya Savunma Bakanı Christine Lambert de Almanya’nın Rus askerlerinin geri çekildiğine dair işaret görmediklerini ifade ederek Rusya’yı derhal gerilimi azaltmak için katkı vermeye davet etti ve aksi takdirde ağır ekonomik ve siyasi sonuçlara hazırlıklı olması uyarısında bulundu.

    Rusya Savunma Bakanlığı Kırım’daki bazı birliklerinin daimi üslerine geri döndüğüne dair görüntüleri dün Rus haber ajansları aracılığıyla paylaşmıştı.

    “Rusya’nın niyetini bilmiyoruz”

    Rusya’nın Ukrayna’yı işgal edebilecek askeri kapasiteye ve kabiliyete sahip olduğunu vurgulayan NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, “Rusya’nın kabiliyetini biliyoruz ama niyetini bilmiyoruz. Bu çok tehlikeli” değerlendirmesinde bulundu.

    Ukrayna içinde özellikle de Donbass bölgesinde Rus istihbaratçıların etkin olduğunu bildiklerini belirten genel sekreter, bu kişilerin Ukrayna’yı işgal için mazeret oluşturabilecek bir olay yaratma girişimlerinden haberdar olduklarını kaydetti. Stoltenberg, NATO ve müttefiklerinin Rusya’nın bu tür girişimlerine zemin oluşturacak yanıltıcı ve yanlış bilgilendirmeyi önlemek amacıyla durumu yakından takip ettiklerini ve ortaya çıkardıklarının altını çizdi.

    Stoltenberg ‘Büyük güçlerin diğer ülkeleri korkuttuğu, sindirdiği ve dikte ettiği döneme geri dönemeyiz’ diye konuştu.

    Gürcistan: Toprak bütünlüğümüzü korumanın tek yolu NATO üyeliği

    İttifakın Gürcistan ve Ukrayna’nın egemenlik ve toprak bütünlüğüne olan güçlü desteğini yinelediğini belirten Stoltenberg “Bugün NATO üyeleri ittifakın kapılarının açık olduğunu bir kez daha teyit etti” diyerek üyelikle ilgili bütün kararların NATO üyeleri ve üye olmayı arzulayan ülkelere ait olduğunu yineledi.

    Rus TASS haber ajansı ise Gürcistan Savunma Bakanı Juansher Burchuladze’nin bugün Stoltenberg’le yaptığı görüşme sonrasında ülkesinin toprak bütünlüğünü korumasının tek yolunun NATO üyeliği olduğunu söylediğini aktardı.

    “NATO UKrayna’ya desteğini sürdürüyor”

    Stoltenberg, Rusya’nın Güney Osetya’daki asker varlığını ve Rusya Parlamentosu Duma’nın Ukrayna’nın doğusunda Rus yanlısı ayrılıkçı Donbas bölgesinin bağımsızlığını tanıma girişiminin de toplantıda görüşüldüğünü ifade ederek “Bu durumun Ukrayna’nın toprak bütünlüğünün ve egemenliğinin açık ihlali olduğu konusunda mutabıkız” diye konuştu.

    Meşru müdafa hakkının Birleşmiş Milletler anlaşmasında tanınan bir hak olduğunu vurgulayan Stoltenberg NATO’nun Ukrayna’nın bu hakkını kullanarak savunma kabiliyetini güçlendirmesi için yardım etmeyi sürdürdüğünü belirtti. Bu yardımın eğitim ve askeri teçhizat, siber ve istihbarat uzmanlığı ve önemli miktarda mali destekten oluştuğunun altını çizdi.

    “NATO, Romanya ve diğer ülkelere asker gönderebilir”

    Stoltenberg Rusya’nın saldırı yapmadan ve geri çekilmeden bu baskı durumunu uzun vadeli sürdürmesi durumunda NATO’nun planının ne olacağına dair bir soru üzerine de NATO’nun 2014 yılından bu yana bu gerginliği yaşadığını ve bu nedenle doğu kanadını güçlendireceğini belirterek toplantıda bir sonraki adımlara yönelik olarak Romanya ve NATO’nun orta, doğu ve güneydoğusunda yer alan diğer ülkelere muharip güçlerin gönderilmesi konusunda görüş aldıklarını bildirdi.

    NATO’nun güçlü, birlikte ve barışçıl bir çözüme hazır olduğunu vurgulayan genel sekreter diyaloğa inandıklarını ve üye devletlerin Rusya ile diyaloğu sürdürmek istediğini de tekrarladı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ukrayna’da Savunma Bakanlığı ve iki bankanın web sitelerine siber saldırı

    Ukrayna’da Savunma Bakanlığı ve iki bankanın web sitelerine siber saldırı


    Ukrayna’da Stratejik İletişim ve Bilgi Güvenliği Merkezi, Ukrayna Savunma Bakanlığı ve iki bankanın web sitelerinin siber saldırıya maruz kaldığını açıkladı.

    Kültür bakanlığına bağlı merkez, Oschadbank ve PrivatBank adlı bankaların sitelerine erişim güçlüğü çekildiğini, Savunma Bakanlığı’nın sitesinin ise çalışmayı durdurduğunu duyurdu.

    “Site bakımda”

    Ukrayna Savunma Bakanlığı’nın ana sayfasında internet sitesinin “bakımda olduğu” mesajı paylaşılırken, Twitter’daki bakanlık mesajında ise “web sitesinin görünüşe göre bir siber saldırı altında olduğu ve erişime tekrar açmak için çalışıldığı” ifade edildi.

    Saldırıyı doğrulayan Oshadbank, siber saldırının bazı bankacılık sistemlerinin yavaşlamasına neden olduğunu açıkladı. Privatbank’tan henüz bir açıklama gelmezken, Stratejik İletişim Merkezi, banka kullanıcılarının da ödemelerde ve banka uygulamasının kullanımında sorunlar yaşadığını kaydetti.

    Saldırının arkasında Rusya mı var?

    Saldırının kim tarafından yapıldığına dair bir detay paylaşılmazken, bu tür açıklamalarda daha önce Rusya’yı tasvir etmek için kullanılmış “saldırgan” kelimesinin kullanılması Rusya’nın işaret edilmesi olarak yorumlanıyor.

    Açıklamada, “Saldırganın büyük çaplı planlarının işlememesinden dolayı küçük kirli hilelere başvurduğu ihtimaller arasında” ifadeleri kullanıldı.

    Rusya’nın Ukrayna sınırına 100 binden fazla asker yığmasının ardından ülkede hükümete bağlı birçok resmi site siber saldırılara uğramış, Kiev bu saldırılardan Moskova’yı sorumlu tutarak elinde kanıtlar olduğunu ileri sürmüştü.

    Ukrayna’nın stratejik altyapılarını hedef alan siber saldırılar, klasik bir askeri saldırı öncesinde dile getirilen saldırı seçenekleri arasında bulunuyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Reuters: BAE heyeti, Ankara’da savunma sanayindeki ‘işbirliği fırsatlarını’ görüştü

    Reuters: BAE heyeti, Ankara’da savunma sanayindeki ‘işbirliği fırsatlarını’ görüştü


    Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE) yetkililerin Türk savunma sanayinde “işbirliği fırsatlarını” görüşmek için Ankara’da temaslarda bulunduğu bildirildi.

    Adı gizli tutulmak koşuluyla Reuters haber ajansına konuşan bir yetkili, BAE heyetinin Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayi Başkanlığı’ndan (SSB) yetkililerle görüştüğünü belirtti.

    İki ülke heyetlerinin temaslarıyla ilgili SSB’den ya da ASELSAN’dan resmi bir açıklama yapılmazken, BAE basın müşavirliği ve savunma bakanlığından da bir açıklama gelmedi.

    SSB Başkanı İsmail Demir hafta sonu yaptığı bir açıklamada, Abu Dhabi’nin Türkiye’deki savunma sektörüyle ilgilendiğine işaret ederek “Savunma sanayi rakamlarımıza baktığımızda savunma sanayine bağlı ilişkilerimizin kriz zamanlarında bile devam ettiğini görüyoruz. İlişkilerimizin en iyi olmadığı dönemlerde bile sözleşmelerimiz mevcuttu” sözleriyle iki ülkenin savunma sektöründe birlikte çalışma potansiyelini vurguladı ve “Bu sözleşmeler ilişkilerimiz iyileştiğinde daha da iyi olacak” ifadesini kullandı.

    Ekonomik bağları derinleştirme arzusu

    Türkiye eylül ayında BAE ile enerji alanında yatırımlar üzerine görüşmeler yürütüldüğünü belirtmişti.

    Türkiye’de elektronik bakkal uygulaması Getir ve elektronik ticaret platformu Trendyol’a yatırımlar yapan BAE, Ankara ile ekonomik bağları derinleştirme arzusunda olduğunu kaydediyor.

    Bölgesel çatışmalardan geri adım atarak ekonomisine yeniden odaklanan BAE’nin Türkiye ile ilişkileri, 2011 Arap Baharı sonrasında Müslüman Kardeşler’in rolü ve Libya krizinde karşı cephelerde yer alması nedeniyle gerilmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***