Etiket: saray

  • CHP’nin Olağanüstü Asgari Ücret Toplantısından ‘Derhal Seçim’ Çağrısı Çıktı

    CHP’nin Olağanüstü Asgari Ücret Toplantısından ‘Derhal Seçim’ Çağrısı Çıktı


    CHP’nin asgari ücrete ilişkin olağanüstü MYK toplantısının ardından CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Taşçıer, kameraların karşısına geçti. Taşçıer, “27 Aralık Cuma günü MYK’miz ve Parti Meclisimiz tekrar toplanacak ve erken seçim çağrımızı derhal seçim diyerek yükselteceğiz ve yol haritamızı ortaya koyacağız” dedi.


    CHP Emek Büroları Genel Koordinatörü, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gamze Taşcıer, asgari ücretin masaya yatırıldığı MYK toplantısının ardından konuştu.

    CHP’li Taşçıer’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

    “Eğer AKP iktidarı 12 Eylül darbecilerine dahi rahmet okutmamış olsaydı bugün net asgari ücret buğum 30 bin 589 lira olacaktı. AKP yüksek refahı değil asgari yaşamı seçti. IMF’nin direktifleri doğrultusunda sosyal yardımlarla yönetebileceği bir sefaleti kurumsallaştırdı.

    Biz CHP olarak asgari ücret 30 bunun altında yokuz derken bu gerçeğe işaret ettik.

    Milyonlarca asgari ücretliyi mağdur eden Cumhurbaşkanı, asgari ücretliye, memuru, emeklilerimizi enflasyona ezdirmeme noktasında kararlıyız dedi. Gerçekten Erdoğan asgari ücretliyi ezdirmiyor, çünkü un ufak etti. Ezilmeye dahil dermanları kalmadı.

    Asgari ücretlinin sofrası küçüldükçe küçüldü. Dar gelirlilerin maaş zammı yetmez alım gücü artsın talebini dile getirdik. Cumhurbaşkanı bu talebi anlamsız bulmuş olacak ki bütçe görüşmelerinde afaki söylemler dışında bir şey görmediğini ilan etmişti.

    Asıl afaki olan ekonomist olduğunu iddia eden Erdoğan’ın iktisat bilgisidir. Buradan sırça saraylarında halktan kopuk, gerçeklik algısını ve meşruiyetini yitirmiş tek adama sesleniyoruz. Asgari ücret sarayın 1 dakika 30 saniyede harcadığı para kadar oldu. Siz 1 buçuk dakikada harcadığınız parayla vatandaşa 1 ay geçin diyorsunuz.

    CHP olarak, bugün MYK’miz asgari ücreti değerlendirmek üzere olağanüstü toplandı. Asgari ücret talebimiz 30 bunun altında yokuz demiştik. Bu doğrultuda milletvekillerimiz Genel Kurul salonunda olmayacak. Milletvekillerimiz asgari ücretlilerin çalıştığı saha çalışmalarında olacak.

    27 Aralık Cuma günü MYK’miz ve Parti Meclisimiz tekrar toplanacak ve erken seçim çağrımızı derhal seçim diyerek yükselteceğiz ve yol haritamızı ortaya koyacağız.

    Ayrıca Bu sefalet ücretiyle olmaz diyen herkesi, sendikaları, STK’ları 28 Aralık Cumartesi günü saat 13’te, Ankara Tandoğan Meydanına Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in de katılacağı “Yurttaş Birlikteliği”ne destek olmaya, “geçinemiyoruz” diyenlerin sivil çağrısına ses olmaya çağırıyoruz.

    Bununla birlikte, Türk-İş’in bundan sonra ki asgari ücret tespit komisyonu toplantısına katılmama yönündeki eğilimini olumlu buluyoruz. Ancak CHP olarak ilan edilen asgari ücretin nihai olmadığına da dikkat çekmek istiyoruz. Asgari Ücret Tespit Komisyonu’na tüm sendikaların dâhil edeceği yeni bir toplantı yapma çağrısında bulunuyoruz. Bu asgari ücret son değildir ancak iktidar bu halinde ısrar ederse, ekonomik krizin yükünü emekçiye yüklerse saray hükümeti için sonun başlangıcı olacak.

    Kaynak: Haber Merkezi


    Etiketler

    Gamze Taşçıer


    CHP


    Saray


    Asgari Ücret

    Süt Yerine Bundan Ekleyin Poğaça Puf Puf Kabarıyor ve Bayatlamıyor
    Süt Yerine Bundan Ekleyin Poğaça Puf Puf Kabarıyor ve Bayatlamıyor

    Gelecek Partisi'nden İstifa Etmişti: Mustafa Nedim Yamalı AKP'de, Rozetini Cumhurbaşkanı Taktı
    Mustafa Nedim Yamalı AKP’de, Rozetini Cumhurbaşkanı Taktı

    Çift Butonlu Sifonlar Meğer Bunun İçin İcat Edilmiş! Çoğu Kişi İlk Defa Öğrenecek
    Çift Butonlu Sifonlar Meğer Bunun İçin İcat Edilmiş! Çoğu Kişi İlk Defa Öğrenecek

    2024'ün Son Anketi: İşte Bu Pazar Seçim Olsa Partilerin Alacağı Oy Oranları
    İşte Bu Pazar Seçim Olsa Partilerin Alacağı Oy Oranları

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Cumhurbaşkanlığı Bütçesinde ‘İtibar’ Payı! Saraylara 1.8 Milyar Liralık Bakım

    Cumhurbaşkanlığı Bütçesinde ‘İtibar’ Payı! Saraylara 1.8 Milyar Liralık Bakım


    Önümüzdeki yılda yüzde 37.8 artırılarak yaklaşık 17 milyar lira olan Cumhurbaşkanlığı bütçesinin 1.8 milyar lirası sarayların bakımı için kullanılacak. İktidarın “İtibardan tasarruf olmaz” anlayışıyla yapacağı harcama, 140 bin 240 emekli maaşına denk.


    Ekonomik kriz vatandaşın yaşamını giderek zorlaştırırken, iktidarın “İtibardan tasarruf olmaz” politikasıyla görkemli yapılar inşa edip saraylara büyük paralar harcaması gündemden düşmüyor. Cumhurbaşkanlığı’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) sunulan 2025 yılı bütçesi, yüzde 37.8 oranında artırılarak 16 milyar 928 milyon lira olarak belirlendi.

    Cumhurbaşkanlığı Bütçesinde 'İtibar' Payı! Saraylara 1.8 Milyar Liralık Bakım - Resim : 1

    Sözcü’den Erdoğan Süzer’in haberine göre; bütçenin yaklaşık 9.9 milyar lirası mal ve hizmet alımlarına ayrılırken, 1.8 milyar lira da sermaye gideri yapılacak. Sermaye giderine ayrılan ödeneğin tamamına yakının sarayların bakım ve onarımı gibi işlerde kullanılması öngörülüyor. Yani saray ve köşklerin bakım onarımına 140 bin 240 emeklinin maaşı kadar bir para ödenecek.

    Cumhurbaşkanlığı Bütçesinde 'İtibar' Payı! Saraylara 1.8 Milyar Liralık Bakım - Resim : 2

    BEŞTEPE’YLE BERABER 8 SARAY VE KÖŞK

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe’deki külliyenin yanı sıra şu saray ve köşkleri de kullanıyor:

    İstanbul’daki Huber Köşkü, Vahdettin Köşkü, Dolmabahçe Sarayı, Yıldız Sarayı ve Beylerbeyi Sarayı, Ankara’da Çankaya Köşkü, Muğla Marmaris’teki Okluk Konukevi ile Bitlis’teki Ahlat Köşkü…

    Kaynak: Sözcü


    Etiketler

    Recep Tayyip Erdoğan


    Saray

    Android Kullanıcıları Havalara Uçacak: Hırsızlara "Yok Artık" Dedirtecek Korunma Tüyosu Belli Oldu
    Android Kullanıcıları Havalara Uçacak: Hırsızlara “Yok Artık” Dedirtecek Korunma Tüyosu Belli Oldu

    İstanbul'un Hangi İlçesinde En Çok Nereliler Yaşıyor? Herkes Sivaslılar Zannediyordu, O İlçeler Şaşırttı
    İstanbul’un Hangi İlçesinde En Çok Nereliler Yaşıyor? Herkes Sivaslılar Zannediyordu

    YRP'de İstifa Depremi! Belediye Başkanı ve Meclis Üyeleri Partiden Ayrıldı
    YRP’de Deprem! Topluca İstifa Ettiler

    Milli Eğitim Bakanı, Siirt'te Ziyaretler Yaptı
    Milli Eğitim Bakanı, Siirt’te Ziyaretler Yaptı

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erdoğan’ın Tartışmalı Sözleri Sonrası Yine Gündemde: Sarayların Maliyeti Belli Oldu

    Erdoğan’ın Tartışmalı Sözleri Sonrası Yine Gündemde: Sarayların Maliyeti Belli Oldu

    “Yokluk, yoksulluk geride kaldı” açıklamasıyla tartışmalara neden olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözleri, AKP döneminde yapılan sarayları akıllara getirdi. Yalnızca Beştepe, Okluk ve Ahlat Sarayı’nın toplam 3,3 milyar TL’ye inşa edilmesi dikkat çekti.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın pazar günü Bitlis’te yaptığı konuşmada, “Yokluk ve yoksullukların olduğu eski günlerin geride kaldığını” söylemesi dikkat çekti. Hem muhalefetten hem de büyük geçim sıkıntısı yaşayan vatandaştan tepki gören sözler, iktidarın lüks saraylarını da yeniden gündeme getirdi.

    BEŞTEPE’NİN MALİYETİ NE?

    Birgün’den Mustafa Bildircin’in haberine göre; Atatürk Orman Çiftliği arazisine inşa edilen Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin 1 milyar 370 milyon TL’ye inşa edildiği açıklandı. Ancak muhalefet, 1,3 milyar TL’lik açıklanan resmi maliyetin gerçeği yansıtmadığını, Saray’ın kamuya toplam 4 milyar 856 milyon TL’ye mal olduğunu iddia etti.

    SALDA’NIN KUMUNDAN PLAJ

    Cumhurbaşkanlığı için Marmaris’te çok sayıda ağaç kesilerek inşa edilen Okluk Sarayı’nın maliyeti de dikkati çekti. 2023 yılının sonuna kadar 685 milyon 500 bin TL harcanan Okluk Sarayı’nın proje tutarı, 2024 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yatırım Programı’nda 725 milyon 362 bin 738 TL olarak güncellendi. Yazlık Saray’ın plajı, Salda Gölü’nden çekildiği öne sürülen 29 bin kum ve çakılla dolduruldu.

    Bitlis’e inşa edilen Ahlat Köşkü de para yuttu. Kışlık Saray’ın ilk açıklanan 662 milyon 400 bin TL’lik toplam maliyeti, 1 milyar 219 milyon 901 bin TL’ye fırladı. Saray’ın ancak 2026 yılında tamamlanacağı öngörüldü.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kemal Kılıçdaroğlu Ülkenin Sorunlarını Tek Tek Sıraladı: ‘Artık Millet Olarak Aklımızı Başımıza Alma Zamanı Değil Mi?’

    Kemal Kılıçdaroğlu Ülkenin Sorunlarını Tek Tek Sıraladı: ‘Artık Millet Olarak Aklımızı Başımıza Alma Zamanı Değil Mi?’

    Eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medyadan yaptığı paylaşımda ülkenin sorunları tek tek sıraladı. BTK kararıyla 4 gün önce kısıtlanan Instagram’a da değinen Kılıçdaroğlu, “Artık millet olarak aklımızı başımıza alma zamanı değil mi?” dedi.

    Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya platformu X’ten yaptığı paylaşımda vatandaşlara seslendi. Kılıçdaroğlu’nun paylaşımı şu şekilde:

    “Bizim ülkemizde,

    • Anneler sofralarda hep tok, babalar çocuklarına hep unutkan,
    • Gençlerimiz yurtdışına gitmenin peşinde,
    • Vergiler can yakarken ek vergiler sırtımıza yüklenmiş,
    • Gençlerimiz düğüne masraf edemiyor, nikah dairesinde törenlerle yetiniyor,
    • 5’li çeteler tam gaz milletin parasını hortumluyor,
    • Mülteci sayısı bilinmiyor, hem sosyolojik hem demografik yapımız değişiyor,
    • Uyuşturucu baronları gençlerimizi zehirliyor,
    • Sarayın Sultanı sosyal medya platformu kapatıyor, yandaşına kıyak geçmekten geri durmuyor.

    Artık millet olarak aklımızı başımıza alma zamanı değil mi?”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Sayısı katlandıkça katlandı: Saray ile yurttaş arasındaki ‘zırhlı’ araçlar…

    Sayısı katlandıkça katlandı: Saray ile yurttaş arasındaki ‘zırhlı’ araçlar…



    Saray’ın güvenlik maliyeti 2,8 milyon TL’ye ulaşırken Cumhurbaşkanlığı bünyesindeki zırhlı araç sayısında büyük artış yaşandı. Haziran 2018’de 15 adet olan zırhlı araç sayısı, Haziran 2023’te 37’ye ulaştı.

    Birgün’den Mustafa Bildircin’in haberine göre, Cumhurbaşkanlığı’nın kullanımına sunulan zırhlı araç sayısının, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçişin ardından katlanarak arttığı belirlendi. Cumhurbaşkanlığı bünyesindeki zırhlı araç sayısı, Haziran 2023 itibarıyla 40’a dayandı.

    TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülmeye devam eden 2024 yılı bütçesinin gerekçesi, Cumhurbaşkanlığı bünyesindeki zırhlı araç sayısının fazlalığını gözler önüne serdi. Resmi verilere göre, Haziran 2018’den Haziran 2023’e kadar Cumhurbaşkanlığı, filosuna 22 yeni zırhlı araç daha kattı.

    2018’DE 15 ZIRHLI ARAÇ VARDI

    Genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin taşıt sayılarının yer aldığı tablolara göre, 30 Haziran 2018 tarihi itibarıyla Cumhurbaşkanlığı bünyesindeki toplam araç sayısı, 255 ile ifade edildi. Toplam 255 aracın 15’inin zırhlı binek otomobil olduğu bildirildi.

    SARAY’IN ARAÇLARI PARA YUTUYOR

    Türkiye’nin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçiş tarihi olan 9 Temmuz 2018 itibarıyla ise Cumhurbaşkanlığı filosu büyük değişimler yaşandı. Genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin taşıt sayılarını 30 Haziran 2023 tarihi itibarıyla ortaya koyan verilere göre, Saray’a bağlı toplam araç sayısı 461’e ulaştı.

    Cumhurbaşkanlığı’nın kullanımındaki toplam 461 aracın 35’inin güvenlik önlemli binek otomobil olduğu belirtildi. Filodaki araçlardan ikisinin ise güvenlik önlemli servis taşıtı olduğu kaydedildi. Böylelikle, Haziran 2023 itibarıyla Cumhurbaşkanlığı’nın 461 araçlık filosundaki araçlardan 37’si, “Zırhlı araç” olarak sınıflandırıldı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Saray’ın her bir dakikalık harcaması 2 emekli maaşı! ‘Bir dakikalık gider 15 bin lira’

    Saray’ın her bir dakikalık harcaması 2 emekli maaşı! ‘Bir dakikalık gider 15 bin lira’



    CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, “Saray’ın bu yıl mayıs ayındaki gideri 316 milyon. Haziranda 647 milyon olmuş. Yüzde 100’den daha fazla artmış. Niye? Enflasyon yüzünden. Peki Saray’ın bir aylık gideri yüzde 100 artarken niye emekliye ve işçiye bu zammı yapıyorsunuz? Utanmalılar. Sarayın ilk 6 aydaki gideri toplam 2 milyar 171 milyon, günlük 21 milyon, bir saatlik gideri 900 bin lira. Saray’ın bir dakikalık gideri 15 bin lira. 15 bin lira, iki emekli maaşı yapıyor. Beyefendi, bir dakikada sarayında iki emekli maaşını harcayabiliyor. Cevdet Yılmaz, ‘Kemer sıkın’ diyor. Cumhurbaşkanı, ‘Yastık altında para tutmayın’ diyor. Yok ki. Harcayan sensin” dedi.

    Ali Mahir Başarır, bugün TBMM’de basın toplantısı düzenledi. Gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Başarır, şunları söyledi:

    “BİZ ONLARDAN ADALET BEKLİYORUZ, KARAR KALİTESİ BEKLİYORUZ, ADİL YARGILAMA BEKLİYORUZ”

    “Partili Cumhurbaşkanı Erdoğan, bin 102 hakim ve savcımızın kura çekimi için ne yazık ki Genel Başkan’ımızı hedef alan sözleri sarf etti. Orada meslek hayatına ilk kez başlayacak, adım atacak hakim ve savcılar vardı. Bir sürü iftira, bir sürü hakaret, yalan yanlış şeyler söyledi. Beni üzen partili Cumhurbaşkanı’nın söylediği bu cümleler değil, o zaten bunu hep yapıyor. Seçim öncesi, seçimde, seçim sonrası bu ülkeyi iftiralarla, algılarla yöneten bir kişi, tek adam kendisi. Ama bu ülkede bin 102 hakim ve savcı adayının bu ülkenin ana muhalefet ya da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ikinci büyük partisinin genel başkanına hakaret edilirken onları alkışlaması utanç verici.

    Biz, hakim ve savcı adaylarından, hakim ve savcılardan bunu beklemiyoruz. Cumhurbaşkanı’nın önünde ayağa kalkmasını, onu alkışlamasını, bizlere hakaret ederken, partimizi hakaret ederken alkış tutmasını beklemiyoruz. Biz, onlardan adalet bekliyoruz, karar kalitesi bekliyoruz, adil yargılama bekliyoruz. Hukukun üstünlüğünün karşısında ayağa kalkmalarını bekliyoruz. Niye yargı bu halde? Beyefendi atayacak, Beyefendi daha yemin törenlerinde, kura törenlerinde bizlere hakaret edecek ve o hakimler onu alkışlayacak; sonra da bu ülkede karar kalitesi bekleyeceğiz.

    “BUGÜN ONU ALKIŞLAYAN O HAKİM VE SAVCILAR, BU DOSYALARDAN BİR TANESİ ÖNÜNE GELDİĞİNDE NE KARAR VERECEK”

    Recep Tayyip Erdoğan ile Sayın Genel Başkan’ımızın arasında görülen yüzlerce dava var. Bundan sonra da bir sürü dava açılacak. Çünkü ne dersek diyelim Beyefendi konuyu hemen yargıya taşıyor. Bugün onu alkışlayan o hakim ve savcılar, bu dosyalardan bir tanesi önüne geldiğinde ne karar verecek? ‘Ben tarafsızım’ diyebilecek mi? Hakaret edilen birisine karşı, alkışladığın bir Cumhurbaşkanı’na, ‘Bir dakika, senin bu şikayetin ya da davan doğru değil’ diyebilecek mi? Türkiye’deki, devletteki ya da toplumun her kesimindeki adaletin terazisinin yerle bir olmasının sebebi budur. Bir kez daha o genç arkadaşlarıma sesleniyorum; yaptığınız yanlış, doğru hiçbir tarafı yok. Siz, Saray adına değil, millet adına karar verin. Saray adına kararlar vermeyin. Adalete, Anayasa’ya, kanunlara göre verin. Asla ve asla ne beni ne Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nu ne de Cumhurbaşkanı’nı alkışlamayın. Siz öyle kararlar verin ki 85 milyon vicdanlarında ve yüreklerinde sizi alkışlasın.

    “SİZİN ÇOCUKLARINIZ KADAR MEMURUN, EMEKLİNİN, İŞÇİNİN TATİL YAPMA HAKKI YOK MU? BIRAKIN TATİLİ, EV KİRASINI VEREMİYOR İNSANLAR”

    Dün genel görüşme çağrısı yapmıştık. Meclis toplandı, yeterli sayıya ulaşıldı ama maalesef ki AKP grubu tarafından Meclis’in yaz döneminde çalıştırılması reddedildi. AKP Grup Başkanı Abdullah Güler çıktı, ‘Bizim de tatil yapma hakkımız var’ dedi. ‘Bizim de çocuklarımız karne alıyor’ dedi. ‘İnsani düşünün’ dedi. Oysa biz insani düşündüğümüz için ‘Meclis’te yazın, gelin çalışalım’ dedik. 75 gün çalışılmasına da gerek yoktu aslında. Biz, ‘En düşük emekli maaşı 7 bin 500 lira, asgari ücret kadar yapalım’ dedik. ‘Memura yüzde 34 zam yapalım’ dedik. ‘Gelin, bu ÖTV, MTV; haksız, hukuksuz, adaletsiz, vicdansız bu vergileri kaldıralım’ dedik. Bir haftada yapardık bunu ama bunu yapmak istemediler. Ben sorarım AKP grubuna; sizin çocuklarınız kadar memurun, emeklinin, işçinin tatil yapma hakkı yok mu? Bırakın tatili, ev kirasını veremiyor insanlar.

    Yazın çözmemiz gereken sorunlardan bir tanesi; eylülde insanlar okullara kayıt yaptıracak, yurt sorunları. Özel okullarda 500 bin lira olmuş öğrenim fiyatları. İnsanlar çocuklarını okullardan alıyorlar. Bunları konuşalım dedik ama pişkince bu teklifimiz reddedildi ve ekime kadar Meclis çalışmayacak. Yani ‘3 ay tatil mi yapalım, yoksa emekliyi mi düşünelim’ diye soruyorum, ‘çiftçiyi mi düşünelim’ diye soruyorum, ‘memuru mu düşünelim’ diye soruyorum. Türkiye bir felakete gidiyor. Biz eğer ki bir asgari ücretlinin yedi katı kadar maaş alıyorsak, biz tüm sosyal haklarımızı fazla fazla alıyorsak bu Meclis yazın çalışmalıydı. Bu ülkede ezilen kesim için kararlar almalıydı, tartışılmalıydı. Maalesef ki yapmadılar.

    “İNANILMAZ BİR YOKSULLUK VE YOKSUNLUK VAR AMA BEYEFENDİ SÜREKLİ OLARAK ALGIYI BAŞKA NOKTAYA ÇEKİYOR”

    Türkiye’nin temel sorunları var. İnanılmaz bir yoksulluk ve yoksunluk var ama Beyefendi sürekli olarak algıyı başka noktaya çekiyor. Ben, size, 25 yıl önce Refah Partisi’nde görev yaparken kürsüden söylemiş olduğu bir cümleyi okumak isterim: ‘Bizde benzin Almanya’dan ucuz’ diyenlere; ‘Saf olma, kendine gel. Çünkü ekonomide kaide alım gücüyle ölçülür.’ Bunu diyen Erdoğan’a buradan sormak isterim: Sayın Erdoğan, gerçekten doğal gazın ÖTV’sine yüzde 224, benzinin ÖTV’sine yüzde 98, motorinin ÖTV’sine yüzde 243 zam geldi. Aslında 25 yıl önce çok güzel bir şey söylemişsin. Fransa’da bir litre benzin 1,80 euro, asgari ücret bin 747 euro; bin litre benzin ya da mazot alabiliyor. Almanya bin 200 litre, bir asgari ücretli benzin ya da mazot alabiliyor. Türkiye’de bir asgari ücretli, 315 litre alabiliyor bir aylık maaşıyla. Erdoğan, 25 yıl önce söylediklerinle bugün ne değişti? 2002’de geldin, çiftçi bir kilo buğdayla ne kadar benzin ya da mazot alabiliyordu, bugün ne kadar alabiliyor? O gün hemen hemen bir kilo buğdayla 2 litre mazot alabilen çiftçi, bugün 5 kilo buğdayla 1 litre mazot alabiliyor. Ama utanmadan insanların aklını çeliyorsunuz.

    “YASTIK YOK Kİ YASTIĞIN ALTINA PARA KOYSUN İNSANLAR”

    Beyefendi, ‘Yastık altı paraların ülkeye ve üretime bir katkısı yok’ diyor. Yastık kalmadı. Yastık yok ki yastığın altına para koysun insanlar. Bu Beyefendi nerede yaşıyor gerçekten ben çok merak ediyorum. Cevdet Yılmaz diyor ki ‘Kemer sıkın’. Halk zaten kemer sıkıyor. Kemerlerin iliklerinde yer kalmadı. Ama ben sormak isterim; Saray’ın bu yıl mayıs ayındaki gideri 316 milyon. Haziranda 647 milyon olmuş. Yüzde 100’den daha fazla artmış. Niye? Enflasyon yüzünden. Peki Saray’ın bir aylık gideri yüzde 100 artarken niye emekliye ve işçiye bu zammı yapıyorsunuz? Utanmalılar. Saray’ın ilk 6 aydaki gideri toplam 2 milyar 171 milyon, günlük 21 milyon, bir saatlik gideri 900 bin lira. Saray’ın bir dakikalık gideri 15 bin lira. 15 bin lira, iki emekli maaşı yapıyor. Beyefendi, bir dakikada sarayında iki emekli maaşını harcayabiliyor. Cevdet Yılmaz, ‘kemer sıkın’ diyor. Cumhurbaşkanı, ‘Yastık altında para tutmayın’ diyor. Yok ki. Harcayan sensin.

    “BANA GÖRE KENDİ UÇAKLARINI SATMASI LAZIM, MADEM KEMER SIKMAK ZORUNDAYIZ”

    Tasarruf öneriyorsunuz, araçların hepsi çok lüks araçlar. Bir ay önce 9 milyon liraya İletişim Başkanlığı araç kiralamış. 9 otomobil ve 2 minibüs kiralamış. Bu araçların hepsi 2022 model olmak zorunda. Türkiye’de kullanılabilecek en lüks araçlar bunlar. 8 Mayıs’ta ihale yapıyor yine İletişim Başkanlığı, 1 milyon 380 bin liraya mobilya alıyor. Bunlar gerçekten ‘Kemer sıkın’ diyen saray rejiminin utanç görüntüleri ve utanç harcamaları. Beyefendi, ‘Kemer sıkın’ diyor. Kamuda bu yılın ilk 6 ayında araç alım gideri 547 milyon. Geçen yıl bu rakam 76 milyonmuş. Yaklaşık olarak 8 kat artmış. Lüks uçakların kiralama ücretleri 176 milyon. Ne gerek var buna? Bu bakanlar, bu beyefendiler normal uçaklarla uçamıyor mu?

    Bana göre kendi uçaklarını satması lazım, madem kemer sıkmak zorundayız. Hizmet binalarının kiralama giderleri 392 milyona yükselmiş. Ama biz kemer sıkmak zorundayız. Bu kadar sıkıntı varken, bu kadar adaletsizlik varken, saray böyle bir şaşa içerisinde yaşarken vatandaş kemer sıkacak, emekliye 7 bin 500 lira maaş vereceğiz, yüz binlerce insan kirasını ödeyemediği için sokakta kalacak ve Meclis çalışmayacak. Utanmalılar. Temmuz ayında 3 aylık maaşlarımızı aldık. Eğer huzur içerisinde tatil yapıp o parayı harcayacaklarsa ben onlara hiçbir şey söylemiyorum. Ama benim içim rahat değil, rahat da olmayacak. Yaz boyunca bu konuda onları taciz etmeye de devam edeceğiz, rahatsız etmeye devam edeceğiz.

    “BİZ, AKBELEN’DEKİ BU KATLİAMA KARŞIYIZ, KARŞI OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Bizim grubun yüzde 98’i dünkü oylamaya katıldı. Akbelen’de bir rezalet var. Orman katliamı var. Muğla milletvekillerimiz, birçok arkadaşımız orada. Köylü orada, çiftçi orada, çevreciler orada ama jandarma 90 yaşın üstündeki çiftçileri darp edebiliyor, su sıkabiliyor. Biz, Akbelen’deki bu katliama karşıyız, karşı olmaya devam edeceğiz. Arkadaşlarımızın yanında olacağız. Bir ÇED kararına rağmen, mahkeme kararına rağmen bu kıyım devam ediyorsa, köylü darp ediliyorsa, 96 yaşındaki bir teyze üzerine su sıkılıp yaralanıyorsa utanmalılar.

    Şu anda Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi’nde uyuşturucu konulu bir toplantı var. Sayın Genel Başkan Yardımcımız Aylin Yaman, Yunus Emre, emekli hakimler, akademisyenler, emniyet görevlileri yoğun bir çalışma yapıyor, Türkiye’yi bu bataklıktan kurtarmak için. Orta, ilköğretime düşmüş uyuşturucu kullanımından çocuklarımızı kurtarmak için. Ama bu toplantı yapılırken yine Mersin’de yine muz kutularının içerisinde 11 kilo, Ekvator’dan gelen uyuşturucu madde yakalandı. Yine Mersin, yine Ekvator, yine muz. Neden Mersin? Neden bu bataklık kurutulamıyor? Bu işin önünde, sonunda, arkasında kimler var neden ortaya çıkmıyor? Bir değil, iki değil, üç değil.

    Ben, Mersin milletvekili olarak Mersin’imizin, muzumuzun, şehrimizin artık bu iğrenç kelimeyle, tacirlerle anılmasından rahatsızlık duyuyorum. Emniyet Müdürü, İçişleri Bakanı ve Cumhurbaşkanı duymuyor mu? Niye kurutulmuyor bu? Niye Ekvator’dan ya da o bölgelerden sürekli muz ve muz kolileri içerisinde uyuşturucu geliyor, Mersin limanında yakalanıyor? Bunlar sadece ayda bir yakalananlar. Ya yakalayamadıklarımız? Bir neslimiz zehirleniyor. Bugün yüz binlerce gencimiz bu bataklığın içerisinde. Eğer bir parça samimiyetiniz, bir parça vicdanınız, bir parça ülke sevginiz varsa Mersin Limanı’nda yaşanan şu rezaletlere bir çözüm bulun.”

    “TORBA YASA BİR REZALETTİR”

    Başarır, konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Genel Kurul’da dün yapılan oylamaya katılmayan milletvekillerinin sorulması üzerine Başarır, şu yanıtı verdi:

    “Görevli olarak bir milletvekilimiz yurt dışındaydı. Eskişehir milletvekilimiz, ani gelişen bir kalp rahatsızlığından dolayı anjiyo oldu. İki milletvekilimiz Muğla’daydı. Yani sağlık ve yurt dışı mazereti olan milletvekillerimiz gelmedi. Büyük oranda katıldık. Aslında Türkiye’de şöyle bir algı yaratılıyor, geçen haftaki torba yasada da bu söylendi. ‘Muhalefet milletvekilleri niye katılmıyor?’ Deprem olduktan sonra en çok imar affı konuşuldu. İmar affında da birçok arkadaşımız oylamaya katılmadı. Çünkü bu Meclis, torba yasa denen bir rezaleti yaşıyor. O imar affının içerisine emekliye bayramda verilecek ikramiyenin de ödenme hakkını koydular. İmar affına oy vermek istemiyorum, yüz binler öldü; 15 milyon emekli var, onun ikramiyesi var. Ben bu yasaya nasıl ‘evet’ diyeceğim, nasıl ‘hayır’ diyeceğim? Geçen hafta da öyle. Bir torba yasa düşünün, MTV zammını da koyuyor, memur zammını da koyuyor, memurun seyyanen alacağı 8 bin lirayı da koyuyor. İllere göre de birçok milletvekilini ilgilendiren konuları gündeme getiriyor. Ne yapacak o milletvekili? Bir çoğumuz torba yasayı zaten protesto ediyoruz. Torba yasa bir rezalettir.

    “SAPLA SAMANI KOYUYORSUN, ‘HAYDİ BAKALIM OY VERİN’”

    Adaleti Adalet’e getir, çevreyi Çevre’ye getir, plan bütçeyi Plan Bütçe’ye getir, görüşelim. Sen tek başına getirmiyorsun ki imar affını ya da MTV zammını. Sapla samanı koyuyorsun, ‘haydi bakalım oy verin’. AKP grubu her şeyi görmeden, duymadan oy veriyor. Birçok milletvekili bölgesine, yasaya, memura göre veriyor. Yani toplum bunu böyle algılamalı. Ben yoktum, nöbetçi değildim. Sayın Genel Başkan’ımız Kemal Kılıçdaroğlu, Zeynel Emre ve Semra Dinçer bir gün önce Can Atalay’ı ziyaret ettik. Bir gün sonra TELE 1 ile ilgili toplantıdaydım. Yine yangında olan arkadaşlarımız vardı. Deprem bölgesinde olan arkadaşlarımız vardı. Ve bir torba yasa olarak geldiği için, yeterli çoğunlukları da olduğu için birçoğu katılmadı ve protesto etti. Torba yasaya karşı bu Meclis direnç göstermeli. Dünkü oylamada önemli olduğu için hayati sağlık durumu olmayan tüm arkadaşlarımız katıldı. Torba yasayla ilgili bunu kamuoyuna söylüyorum, Twitter’dan yazan arkadaşlarımıza söylüyorum.”

    “TÜRKİYE’NİN ÇOK TEMEL SORUNLARI, FELAKETLERİNİ KONUŞAMAYACAK DURUMA GELİYORUZ VE ISKA GEÇİYORUZ”

    Kılıçdaroğlu’nun milletvekilleriyle yemekte buluşmasına ilişkin soru üzerine Başarır şunları söyledi:

    “Çalışma şartlarımız, çalışmalarımız, bölgelerimiz, seçimde yaşanan sorunlarla ilgili düşüncelerini aktardı. Onun dışında konuşulan özel bir şey, parti içi ya da zoom toplantısıyla ilgili bir konu gündeme gelmedi. Partide tartışma olacaktır, fikir alışverişi olacaktır, eleştiri olacaktır. Bu bizim zenginliğimiz ve demokrasiye olan inancımızın bir göstergesidir. Biz medya karşısında hiçbirimizle ilgili aramızda yaşadığımız sorunlar varsa bile konuşmaktansa bunu kendi toplantılarımızda, özel toplantılarımızda gayet iyi bir şekilde yapabileceğimizi konuşuyoruz. 13 saat süren bir PM toplantısı oldu. Hemen hemen tüm arkadaşımız konuştu. Bir oylama oldu, 29’a 31 bitti. Bu, partideki demokrasiyi ortaya koyar. Olaylara böyle bakmak lazım. Türkiye’nin çok önemli meseleleri var. Bu konuları o kadar çok tartışıyoruz, o kadar çok büyütüyoruz ki Türkiye’nin çok temel sorunları, felaketlerini konuşamayacak duruma geliyoruz ve ıska geçiyoruz. Bu beni çok üzüyor.

    Yarın enflasyon rakamları açıklanacak. Hanımefendi ne tahmin edecek, Merkez Bankası ne tahmin edecek merak ediyorum ama zaten bir ilaç sıkıntısı var. İnsanlar ilaçlara erişemiyor ve şu anda da yüzde 30,5 oranında bir zam geldi. Bu çok acı bir şey. Yakında aspirin alamayacak duruma geleceğiz. Çünkü insanlar evine ekmek götüremiyorsa, insanların çorbası kaynamıyorsa ilaca zaten para ayıramıyor. İlaç bulamıyoruz, ilaca gelen zamlar büyük sıkıntı ve insanların tedavisi yarım kalıyor. Sağlıkla ilgili en büyük iki sıkıntımız; 6 ay, 7 ay, 1 yıl sonraya verilen randevular, tedavi edilseler bile doktorun yazdığı reçeteyi alamayacak milyonlar.”

    “DOLAYLI VERGİ UYGULAMALARINI AZALTARAK ASGARİ ÜCRETLİYİ VE EMEKLİYİ RAHATLATMAK, SİYASET OLARAK ÖNCELİĞİMİZ OLACAK”

    Başarır’ın ardından konuşan CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk ise şunları söyledi:

    “Bursa’da Türkiye Emekliler Derneği Uludağ Şube Başkanı bir etkinliklerinde bize ulaştılar. Yaşadıkları sorunları ve mücadeleleri bize ilettiler, yaklaşık bine yakın imzayla. Bizim iletmemiz gereken mesajlarını Meclis’e ileteceğiz. Bunlarla ilgili gerekli kanun teklifleri, gerekli hazırlıkları Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne aktaracağız. Ancak görüyoruz ki Saray’ın, iktidarın emekliyle bir işi yok. Emekliyi gözden çıkarmış vaziyette. Bizler, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, sosyal demokrat siyasetimizle emekçinin alın terinin hakkının alındığı asgari ücretle insanın onuruna yakışan bir şekilde yaşadığı Türkiye inşa etmek için her zaman onların yanındayız. Çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alan doğrudan vergi metotlarını geliştirip halkın geneline yayılan ÖTV, KDV gibi bugün yaşadığımız dolaylı vergi uygulamalarını azaltarak; harç adı altında, katkı payı adı altında alınan haraçları kaldırarak asgari ücretliyi ve emekliyi rahatlatmak, siyaset olarak önceliğimiz olacak.”

    Kaynak: ANKA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP’den zamlara karşı 81 ilde ortak açıklama: Saray’ın ışıklarından işsiz gençlerin depresyonu görünmüyor

    CHP’den zamlara karşı 81 ilde ortak açıklama: Saray’ın ışıklarından işsiz gençlerin depresyonu görünmüyor



    CHP’nin il ve ilçe örgütleri, zam yağmurlarının ardından, eş zamanlı basın açıklaması yayınladı.

    Açıklamada, “Erdoğan, ÖTV’yi arttırma yetkisini ilk olarak akaryakıtta kullandı. Bir gece yarısı operasyonuyla akaryakıt 6 TL zamlandı. Şimdi bu zam, iğneden ipliğe her şeye misliyle yansıyacak. Enflasyon daha da coşacak” ifadelerine yer verilen açıklamada “Bu zulüm karşısında ezilen vatandaşlarımıza sesleniyoruz: bu yangını kimin çıkardığını biliyoruz. Türkiye’yi Neron’dan kurtaracak, yangını söndürecek olan parti Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Biz halkın partisiyiz. Saray ile halk arasındaki duvarı biz kaldıracağız. Halkın iktidarını biz kuracağız” denildi.

    CHP il ve ilçe örgütlerinin ortak açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

    “Değerli basın mensupları ve bizi ekranları karşısında izleyen sevgili vatandaşlarımız, Canımıza tak eden zamlara dikkat çekmek ve halkın sesine ses katmak için, Cumhuriyet Halk Partisi örgütleri olarak 81 ilde eş zamanlı basın açıklaması yapıyoruz.

    AKP iktidarında iki Türkiye var: biri Saray’ın Türkiye’si, diğeri ise vatandaşın Türkiye’si. Saray’ın Türkiye’sinde “elektrik faturasını ödeyemedim, doğalgaza da zam gelmiş” gibi dertler yok. “Ulaşım bedeli aldı başını gitti, bu bayramda köye bile gidemedik” gibi halkın gündelik sorunları yok. Markete gidildiğinde “Bugün de et alamadık, peynir alamadık, süt bile alamadık, bu ayı nasıl çıkaracağız” feryadı yok. Kira derdi yok, kiracının da ev sahibinin de mağdur olduğu düzenden haberleri dahi yok. Saray’da bebek bezlerine gelen zamların, tuvalet kağıdındaki fiyat artışının, yağın, çayın, pirincin, soğanın günaşırı zamlanmasının yarattığı endişe yok. Çocuğunu okula aç göndermek zorunda kalan ailelerin, tenceresini kaynatamayan kadınların çaresizliği yok.

    Saray’ın şaşalı ışıklarından, işsiz gençlerin sürüklendiği depresyon görünmüyor.  Yoksulluk nedeniyle yıkılan yuvalardan yükselen feryat duyulmuyor. Açlıktan midesi guruldayan işçinin, emeklinin isyanı ulaşmıyor. Saray’ın Türkiye’si, satamadığı için ürününü dalından toplamayan çiftçiden de zam üstüne zam gelen ürüne erişemeyen tüketiciden de bihaber!

    Halkın derdi, Saray’ın derdi olmuyor.

    Nasıl olsun ki! Saray’ın Türkiye’sinde; 5’li çeteler var, dolar bazında ihale alanlar var, dolarla gelir garantili, yollar, köprüler, hastaneler yapanlar var, dolarla devlete borç para verenler var, dört beş kurumdan birden maaş alanlar var.

    Vatandaşın Türkiye’si ise yangın yeri. Zam üstüne zam, vergi üstüne vergi, borç üstüne borç.

    ‘Türkiye’yi uçuracağız. Ülkemizi dünyanın en güçlü ilk 10 ekonomisi arasına sokacağız’ dediler. Dünya sefalet liginde ilk 10’a soktular. Sosyal yardımlardan yararlanarak hayata tutunmaya çalışan hane sayısını 4,5 milyona çıkardılar. Halka ekonomik soykırım uyguladılar.

    Erdoğan, ÖTV’yi arttırma yetkisini ilk olarak akaryakıtta kullandı. Bir gece yarısı operasyonuyla akaryakıt 6 TL zamlandı. Şimdi bu zam, iğneden ipliğe her şeye misliyle yansıyacak. Enflasyon daha da coşacak. Çakma ekonomist, bozduğu ekonomiyi memura, işçiye, emekliye, vatandaşa yüklediği vergiler ve zamlarla düzeltmeye çalışıyor. Millete çay kaşığıyla verdiğini kepçeyle alıyor. 85 milyonu 5’li çetelere mahkûm ediyor. Kasası boşalmış, rezervleri erimiş, parasının değeri kalmamış, eşitlik liginde küme düşmüş bir ülkeye dönüştürüldük.

    Bu zulüm karşısında ezilen vatandaşlarımıza sesleniyoruz: bu yangını kimin çıkardığını biliyoruz. Türkiye’yi Neron’dan kurtaracak, yangını söndürecek olan parti Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Biz halkın partisiyiz. Saray ile halk arasındaki duvarı biz kaldıracağız. Halkın iktidarını biz kuracağız.

    Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Deprem konutu ihaleleri bir bir iktidara yakın isimlere gidiyor… ‘Saray, seçim bitti şimdi rant zamanı diye düşünüyor’


    CHP Adana Milletvekili ve TBMM KİT Komisyonu Üyesi Orhan Sümer, Deprem sonrasında 21-B kapsamında verilen konut ihalelerini Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı.

    Sümer, “Saray İktidarı, seçim bitti. Şimdi rant zamanı diye düşünüyor” ifadelerini kullandı.

    İKTİDAR DEPREMİ İNŞAAT RANTINA ÇEVİRDİ

    Orhan Sümer, “Saray iktidarı için seçim bitti şimdi rant zamanı. Depremden sonra binlerce konut ihalesi ışık hızıyla yandaş şirketlere verilmeye başlandı. Depremden hemen sonra Gaziantep’te 464 konut inşaatı işini 899 milyon liraya Aydur inşaat almıştı. Bakın yine aynı şirket, aynı yöntemle 21 – b kapsamında yani pazarlık usulüyle Adana Sarıçam İlçemiz, Göztepe Mahallesinde, 1104 adet konut inşaatı ihalesini 1 milyar 943 milyon liraya alıyor. İhale sonucu 2 gün önce yayınlandı. Bu şirket 2011’den bu yana 42 kamu ihalesi almış. Bu ihalelerden yaklaşık 5 milyar 137 milyon lira kazanmış. Bir yanda depremzedeler yıkılan hayatları için yeniden yaşam mücadelesi verirken diğer yanda rant iktidarının yandaşını zengin etmek için adrese dayalı ihaleler düzenlemesi asla kabul edilemez. “ diye konuştu.

    ADRESE DAYALI YANDAŞA İHALE SİSTEMİ DEVAM EDİYOR

    Orhan Sümer, “Saray İktidarı inatla liyakâtten uzak tavırlar sergilemeye devam ediyor. Liyakat hayatın her alanında olması gereken en önemli unsur. Aksi takdirde toplumda çöküş dönemi başlıyor. Bir bakıyoruz her ihale aynı kişiye, aynı gruba verilmeye başlamış. Bir araştırıyoruz 10 sene önce sektörde olmayan kurumlar bir anda inanılmaz hacimli işler yaparak büyümeye başlamış. Diğer tarafta ise aynı işi daha iyi yapabilecek şirketlerin adı geçen ihalelerden haberi dahi olmuyor. İktidar yandaşını ihale dağıtarak zengin etmeye devam ediyor” dedi

    İKTİDAR 21 YILDA KENDİ İHALE ZENGİNLERİNİ YARATTI

    Orhan Sümer, “Kamu ihalelerinde çok hassas davranılması gerekiyor. Bu konuda İktidarı uyarmak ve yaptığı işleri takip etmek bizim görevimiz. Adana Millet Bahçesi ihalesinde ne yazık ki bu durumu görmüştük. İhaleyi asla altından kalmayacak bir firmaya verdiler. Aynı firmaya Giresun Millet Bahçesi’nin yapım ihalesinin de verildiği hatta firmanın daha önce Gaziantep’te Devleti milyonlarca lira zarara uğrattığını ortaya çıkartmıştık. Sonunda işi yapamamış ve kaçmıştı. Aynı durumların tekrar yaşanmamasını istiyoruz. Adana’ya yapılacak her yatırımın arkasında ve destekçisiyiz. Ancak göz göre göre birilerini zengin etmek için verilen ihalelerin mutlaka takipçisi olacağız” dedi.

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erdoğan yeni ‘şiddet’ filmine ‘para’ bulursa devam edecek

    Erdoğan yeni ‘şiddet’ filmine ‘para’ bulursa devam edecek

    Erdoğan’ın yeniden seçilmesiyle birlikte hukuksuzlukların, adaletsizliklerin, insan hakları ihlallerinin, mala çökmelerin ve zulümlerin devam edeceğine şüphe yok. Saray’ın balkonundan seçimi kazandıktan sonra yaptığı konuşmayla bütün dünyaya ilan etti. Ancak Erdoğan, bu düzeni devam ettirebilmesi için gerekli olan seçeneklerin hepsini bitirmiş durumda. Muhteşem geri çarklarıyla bilinen Erdoğan, kendini kurtarmak için yarı hukuk düzenine geçmek zorunda kalabilir.

    Yaşadığımız süreci kısaca özetleyip ardından Erdoğan’ın yarı hukuk düzenine niçin dönmek zorunda kalabileceğini anlatmaya çalışayım.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçime bir parti lideri olarak değil devletin bütün kurumlarını, beşli çeteleri, cemaat görünümlü yapıları, Alaattin Çakıcı gibi mafya liderlerini ve Katar, Rusya, Birleşik Arap Emirlikleri, Azerbaycan, Suudi Arabistan gibi ülkelerin desteğini alarak gitti. Yüzde 95’ini ele geçirdiği gazete ve televizyonların desteği de yanındaydı ama buna rağmen seçimi bir anlamda zor kazandı.

    Kemal Kılıçdaroğlu’nun ise yarışı başa baş götürmesi ülkemiz acısından ümitlenecek bir durum. Erdoğan, halkın yarısını devasa güçlerine rağmen ‘ütememiş’ görünüyor. Tek adam rejimlerinin olduğu bir çok ülkede devlete karşı bir partinin ve kişinin yarıştığı seçimlerin sonucu genelde yüzde 90’larla bitiyor. Bizde kötü de olsa demokrasi geleneği Erdoğan’ın Aliyev olmasını engelliyor. Bu nedenle seçimi kaybetse bile kazananların başında Kılıçdaroğlu geliyor. Ülkeye ‘Erdoğan’dan farklı bir cumhurbaşkanı olabilir’ seçeneğini sundu çünkü ve halkın yarısına bu seçeneği kabul ettirdi.

    SEÇİM SÜRECİNDE HANÇERLENEN LİDER

    Sürecin kazanan liderlerinden birisi de Meral Akşener. İktidarın bütün ‘ayartma’ girişimlerini elinin tersiyle itti. Karşılığını partisi içerisindeki ‘derin devlet artıklarının’ hançerleme girişimlerine maruz kalarak ödedi. Yavuz Ağıralioğlu’nun seçimin hemen öncesinde yaptığı, böyle bir girişimdi. Akşener, geniş halk kesimleriyle buluşmaya ayıracağı zamanını Ağıralioğlu, Aytun Çıray ve Ümit Özdağ gibi ‘derin abiler’le uğraşarak geçirdi. Bu süreçte ‘derin abilerin’ de etkisinde kalarak Kılıçdaroğlu’nun adaylığına uzun süre sıcak bakmadı. Başta bu bakış açışı doğruydu. Kılıçdaroğlu’dan ziyade İmamoğlu aday olabilirdi. Ancak İmamoğlu’na gelmesi muhtemel siyasi yasak ve Mansur Yavaş’a yönelik HDP’nin ambargosu buna imkan vermedi. Bütün bunlara rağmen seçmen kitlesinin büyük kısmını Kılıçdaroğlu’na destek için ikna edebildi. İktidarın bütün ‘cazip tekliflerine’ rağmen demokrasi cephesini terk etmedi.

    DİK DURMANIN UYGULAMASINI GÖSTERDİ

    Selahattin Demirtaş, cezaevinde olmasına rağmen ortaya koyduğu demokrasi mücadelesiyle dik durmanın sözle değil uygulamalı şekilde nasıl olması gerektiğini bütün dünyaya gösterdi. İktidara yönelik eleştirel açıklamalarını bir nebze azaltsa önüne birçok imkanın serilecek olmasına rağmen çizgisini hiç bozmadı. Demirtaş, cezaevinde ‘yatmadı’; hikaye, roman, makale yazdı, röportaj verdi, tweet attı. Demokrasi, insan hakları ve hukuk mücadelesinde hep ön planda yer aldı. İnsanların morallerinin çöktüğü anda paylaştığı zeka fışkıran tweetleriyle moral ve cesaret verdi.

    SARAY’A MUAHLİF GİRİP, MUHALİF ÇIKAN TEK LİDER… 

    İktidarın baştan çıkarıcı tekliflerini elinin tersiyle iten diğer bir kişi ise Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu oldu. Önce partisi Fatih Erbakan aracılığıyla bölündü, ardından Saray tarafından önlerine her türlü imkan sunuldu. Karamollaoğlu, düz çizgisinden milim sapma göstermedi. İslamcı siyasetçilerin yerlerde sürünen itibarını kurtaran kişi oldu. Karamollaoğlu, bir muhalif olarak Erdoğan’la görüşüp, Saray’da ağırlanıp, oradan çıktıktan sonra da muhalif kalabilen tek lider olarak adını yeni demokrasi cephesine yazdırdı.

    TAVŞAN ADAYLAR KAYBETTİ

    “Bu sürecin asıl kaybedeni kim” diye sorarsanız, Erdoğan’ın tavşan adayları konumuna düşen Muharrem İnce ve Sinan Oğan asıl kaybedenlerdir. Seçim sürecindeki tavırları hep önlerine konulacak ve tek adam destekçisi ilan edilecekler.

    Muharrem İnce, kendisine yönelen genç seçmen kitleyi seçim sürecinde bilinçli bir şekilde iktidarın medya aygıtlarının dişlileri arasına bırakıp dönüştürülmelerini sağladı. Erdoğan’a karşı naif bir dil kullanırken siyasetten kendisinin önünü açmış eski liderine karşı en sert ifadeleri kullanmaktan çekinmedi. İnce, seçim sonrasında yeniden bir çıkış yapmayı deneyecek ama karşılığını alamayacağı gibi, yok olup gidecek siyasetçilerden biri olacak.

    Sinan Oğan’ın sık sık kullandığı ‘parolaya sadık kal’ ifadesi nedeniyle yeni kabinede yer alabilir yada Saray’a danışman olarak atanabilir. Bahçeli sonrasında MHP’de yeniden şansını deneyecek ancak karşılık alacağını zannetmiyorum. ‘Parolaya sadık kalmaya’ devam ettiği taktirde devletin derin katmanlarında her zaman kendisi için bir yer olacaktır.

    ERDOĞAN, BİLİNÇ ALTINDAKİ NEFRETE OYNADI

    Peki, bu seçimi Erdoğan, ekonomideki olumsuzluklar, depremin yıkıcılığı ve dış politikadaki itibarsızlığa rağmen nasıl kazandı? Erdoğan, Türkiye’de seçmenlerin davranışının ideolojik olduğunu çok iyi biliyor ve buna oynadı. Tarihi yüz yıllar ötesine giden Alevilik algısı üzerinden Orta Anadolu seçmeninin bilinç altına hitap etti, karşılığını da aldı. Türkiye’nin Suriye gibi olacağı yönündeki açıklamasındaki amaç buydu. Esad üzerinden Kılıçdaroğlu’na gönderme yaptı. Normal dönemlerde mesajları algılamakta zorlanan seçmen bilinç altındaki konu olduğu için devreye imamlar ve cemaat temsilcilerinin girmesiyle yeniden hatırlamış oldu.

    ORTA ANADOLU VE BİTMEYEN KORKULARI… 

    Yerel seçimlerde Ankara ve İstanbul seçmeni üzerinden etkili olmayan PKK ve terör korkusunu Orta Anadolu’nun muhafazakar ve milliyetçi kitlesinin üzerine adeta boca etti. Bu seçmen kitlesi o her yönden Kılıçdaroğlu’nun iktidar olması durumunda ülkenin elden gideceğine inanacak noktaya getirildi. Zaten bu seçmen grubunun büyük bir kısmının partisi AKP idi. Son dönemde İYİ Parti’ye olan ilgi bu sayede ortadan kaldırıldı. Terör üzerinden yapılan propaganda CHP seçmenini etkilemedi ama İYİ Parti, Demokrat, DEVA ve Gelecek Parti tabanlarını ciddi oranda etkiledi.

    On yıllardır Orta Anadolu’da yaşayanlar, kimi zaman din üzerinden, kimi zaman “CHP zihniyeti” denilen soyut bir söylem üzerinden, kimi zaman da PKK üzerinden manipüle edilerek, siyasete yön verici konumda. Malatya’dan başlayıp Maraş’tan Konya’dan Kayseri’den geçip Sivas’a Yozgat’a, Çankırı’ya varana dek geniş bir alanda yaşayanlar “bitmeyen korkuları” sayesinde Türkiye’de siyaset yapan geçmiş partileri de kurulma ihtimali olanları da domine ediyorlar. Eğer Türkiye’de bir şeyler değişecek, demokrasi bilinci oluşacaksa, Orta Anadolu’nun “dönüşümü” sağlanmalı. Aksi halde bu bölge, bir 25 yıl daha “manipüle edilmeye hazır” zihinleriyle siyaseti dizayn etmeye devam edecek.

    BUNDAN SONRA NE OLACAK?

    Erdoğan’ın önünde çok fazla bir alternatifi yok. Kısmi normalleşmeye giderek Batılı ülkelerin para musluklarını açmalarını sağlayacak ya da aynı tempoda hukuksuzluklara, yasaklara ve baskıya devam ederek önüne çıkacak felaketi bekleyecek. Erdoğan, kısmi normalleşmeye gitmesi durumunda önemli davalarda geri adım atacak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarını uygulayacak ve asgari hukuk düzenine dönecek demektir. Bunu yapması durumunda yerel seçimlerde halkın karşısına nasıl çıkacak diye sormayın. Cumhur İttifakı bileşeni seçmenlerinin yüzde 100 derece politika değişikliği konusunda antremanlı olduğunu zaten biliyoruz.

    Erdoğan, siyasette finalini nasıl yapacağının fragmanını Saray’ın balkonundan millette gösterdi. Fragman filmin gerçeğini tam olarak yansıtıyorsa ülkeyi yeni felaketler, halka zülüm, haksız tutuklamalar ve adaletsizlik bekliyor demektir. Hırsızlık, dolandırıcılık, şiddet ve psikolojik şiddet barındıran yeni filminde rol alabilecek çok sayıda kötü aktöre sahip olmasına rağmen bunu finanse edecek bir bütçesi ve sponsoru yok.

    Erdoğan, zulüm düzenini devam ettirecek parayı bulamadığı sürece, normalleşiyor rolünü oynamaya çalışacak.

    Daha Fazla Göster:
    ErdoğanfilmSaray

    SÜLEYMAN ÖZKAYA
    30 Mayıs 2023 GÖRÜŞ

    Kaynak: Kronos
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İmamoğlu’na siyasi yasak ve hapis cezası: Saray’dan ‘inandırıcı değil’ yorumu

    İmamoğlu’na siyasi yasak ve hapis cezası: Saray’dan ‘inandırıcı değil’ yorumu


    Hürriyet gazetesi yazarı Sedat Ergin, “Çiçek’ten İmamoğlu kararı yorumu: ‘Hukukiliği inandırıcı mı? İnanmıyorum…’” başlıklı dikkat çeken bir yazı kaleme aldı.

    Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyesi Cemil Çiçek ile görüşen Ergin, YSK üyelerine hakaret ettiği gerekçesiyle İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na verilen ceza üzerine değerlendirmelerine yer verdi.

    Yazıda Çiçek’in, “Bundan üç küsur sene evvel söylenmiş olan tek cümlelik bir hakaret iddiasını mahkemede bu kadar uzun zaman geçtikten sonra ve üstelik bu kadar kritik bir eşikte karara bağlarsanız, verdiğiniz kararın hukukiliği de isabeti de inandırıcı olmaz. Ben de inandırıcı olduğuna inanmıyorum zaten” dediği ifade edildi.

    Çiçek’in sözleri şöyle:

    “Bu hukukilik meselesi her şeyi ifade eder. Geri kalanın önemi yok. Bu, üç dört ayda bitebilecek ya da bitmesi gereken bir konu aslında. Dosyada tek bir cümle var. Bir cümlenin hukukla ilişkisi üç seneyi geçtiği halde kurulamıyorsa, o zaman kararın hukukiliği de tartışmalı olur. Bu hem yargıya zarar verir hem de adalet gibi yüce bir kavrama çok zarar verir. Ülkeye de çok zarar verir. Yargıyı da ülkenin baş sorunu haline getirir… Yasak varsa, keyfilik olur…”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***