Etiket: Saldırı-Kudüs

  • İsrail polisi, işgal altındaki Doğu Kudüs’te bulunan Mescid-i Aksa’ya baskın düzenledi

    İsrail polisi, işgal altındaki Doğu Kudüs’te bulunan Mescid-i Aksa’ya baskın düzenledi


    İsrail polisi, işgal altındaki Doğu Kudüs’te bulunan Mescid-i Aksa’ya baskın düzenleyerek Kıble Mescidi’ne sığınanlara ses bombası ve kauçuk kaplı mermiyle müdahale etti, buradaki kişileri copla darbetti.

    Fanatik Yahudi yerleşimcilerin Yahudilerce kutsal Pesah Bayramı nedeniyle Mescid-i Aksa’ya baskın düzenleme ve burada kurban kesme çağrıları üzerine teravih namazının ardından bir grup Filistinli Mescid-i Aksa içindeki Kıble Mescidi’ne sığındı.

    Aralarında kadın ve çocukların da yer aldığı grup, Kıble Mescidi’nin kapılarını kapattı. İsrail polisi, Mescid-i Aksa’nın avlusuna girerek temizlik görevlileri ve Müslümanları buradan güç kullanarak çıkardı, Aksa’nın kapılarını kapattı.

    Kıble Mescidi’nin etrafını sararak mescidin çatısına çıkan İsrail polisi, mabedin camlarından bazılarını kırarak önce içeridekilere ses bombasıyla müdahale etti. Mescid’deki gruptan bazıları havai fişek atarak İsrail polisine direnmeye çalıştı. İsrail polisi, daha sonra Kıble Mescidi’ne girerek içeridekilere ses bombası, göz yaşartıcı gaz ve kauçuk kaplı mermilerle müdahale etti.

    İsrail polisinin, mescide sığınan aralarında kadınların da yer aldığı grubu coplarla darbettiği görüntüler sosyal medyada paylaşıldı.

    Filistin Kızılayı, olayda çok sayıda kişinin yaralandığını ve yaralılara müdahale için sağlık ekiplerinin Aksa’ya doğru harekete geçtiğini bildirdi. Filistin Kızılayı, ikinci açıklamasında İsrail polisinin sağlık ekiplerinin yaralılara müdahale edilmesini engellediğini aktardı. Görgü tanıkları, olayda çok sayıda yaralı olduğunu aktardı.

    İsrail polisi, olayda onlarca kişinin gözaltına alındığını açıkladı. İsrail polisi, Eski Şehir bölgesinde Mescid-i Aksa’ya çıkan yollarda demir barikatlar kurdu ve bölgeye çok sayıda takviye gönderdi.

    Öte yandan görgü tanıkları, İsrail polisinin baskının ardından Mescid-i Aksa’nın kapıları çevresinde İsrail polisi ve Filistinliler arasında olaylar çıktığını aktardı.

    İsrail polisinin, Mescid-i Aksa’ya baskını üzerine Doğu Kudüs’teki bazı camilerden, Filistinlilere Aksa’ya gitmeleri için çağrılar yapıldı. İsrail vatandaşı Filistinlilerin yaşadığı İsrail’in kuzeyindeki bölgelerinde de sabah namazını Aksa’da kılmak üzere otobüslerin hareket ettiği bildirildi.

    İşgal altındaki Doğu Kudüs’te fanatik Yahudi yerleşimcilerin Yahudilerce kutsal Pesah Bayramı (Hamursuz Bayramı) nedeniyle Mescid-i Aksa’ya baskın düzenleme ve burada kurban kesme çağrıları nedeniyle Doğu Kudüs’te gerilimin tırmanmasından endişe ediliyor.

    İsrail’de Başbakan Binyamin Netanyahu’nun 2022 sonunda kurduğu koalisyon hükümetinde, Filistinlilere yönelik ırkçı eylem ve söylemleriyle tanınan, Yahudi yerleşimcilerin destekçisi aşırı sağcı Bezalel Smotrich ve Itamar Ben-Gvir gibi isimler kritik görevlere getirilmişti.

    Ben-Gvir, Yahudi yerleşimcilerin Mescid-i Aksa’ya baskın düzenlemesini destekleyen açıklamalar yapmıştı.

    Gazze’den İsrail yönüne roket fırlatıldı

    İsrail polisinin Mescid-i Aksa’ya kauçuk kaplı mermi, ses bombalarıyla düzenlediği baskının ardından abluka altındaki Gazze şeridinden İsrail yönüne roket atıldı.

    İsrail ordu sözcülüğünden yapılan açıklamada, abluka altındaki Gazze şeridi çevresindeki Sderot kentinde saldırı sirenlerinin çaldığı bildirildi. Gazze şeridinden Sderot kenti yönüne beş roket atıldığı, bunlardan dördünün hava savunma sistemleri tarafından imha edildiği aktarıldı. Bir roketin de açık araziye düştüğü belirtildi. Ayrıca Gazze şeridinden atılan 4 roketin de açık araziye düştüğü paylaşıldı.

    İsrail basını, bir roketin Sderot kentinde sanayi bölgesine düştüğü ve hasara yol açtığını duyurdu.

    İsrail uçakları Gazze Şeridi’ne hava saldırısı düzenledi

    İsrail savaş uçakları, abluka altındaki Gazze Şeridi’nin batısında iki noktaya hava saldırısı düzenledi.

    İsrail basınının aktardığına göre, İsrail savaş uçakları, Gazze’nin batısında iki ayrı noktayı vurdu.

    Saldırıda yaralanma veya can kaybına ilişkin İsrail veya Filistin tarafından açıklama yapılmadı.

    Öte yandan, İsrail polisinin, gece saatlerinde Mescid-i Aksa’daki Kıble Mescidi’ne sığınanlara kauçuk kaplı mermi, ses bombası, göz yaşartıcı gaz ve coplarla müdahalesinin ardından işgal altındaki Doğu Kudüs’te olaylar çıktı.

    İsrail polisi, Mescid-i Aksa’nın bulunduğu Eski Şehir bölgesi çevresine yoğun takviye gönderdi. Doğu Kudüs’ün farklı mahallelerinde Filistinliler, İsrail polisine havai fişek atarak direnmeye çalıştı.

    İsrail polisi, Mescid-i Aksa’ya gruplar halinde ulaşmaya çalışan Filistinlilere ses bombaları ve kauçuk kaplı mermilerle müdahale etti.

    Filistin Kızılayı’ndan yapılan açıklamada, sağlık ekiplerinin Mescid-i Aksa çevresinde çıkan olaylarda 7 yaralıya müdahale ettiği ikisinin hastaneye kaldırıldığı paylaşıldı. Yaralanmaların kauçuk kaplı mermi ve darp sonucu oluştuğu kaydedildi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İsrail tepkiye karşın Şeyh Cerrah’ta gece yarısı Filistinlilerin evini yıktı: Aile gözaltına alındı

    İsrail tepkiye karşın Şeyh Cerrah’ta gece yarısı Filistinlilerin evini yıktı: Aile gözaltına alındı


    İsrail’in başkenti olarak kabul ettiği Kudüs’te belediye ekipleri, uluslararası tüm tepkilere rağmen işgal altındaki Doğu Kudüs’ün Şeyh Cerrah Mahallesi’ndeki Salihiye ailesinin evini gece yarısından sonra yıktı. İsrail polisi daha sonra ev sakinlerini gözaltına aldı.

    Salihiye ailesinin avukatı Velid Taye, “Büyük bir İsrail polis gücü, gece saat 03.00 civarı ailenin evine baskın düzenledi. Evde bulunanlardan bazılarına saldırdıktan sonra polis merkezine götürdü.” dedi.

    Taye, İsrail güçlerinin yaptıklarını “vahşice” bir tasarruf şeklinde niteleyerek, polisin ev sahibi Mahmud Salihiye dahil yaklaşık 20 kişiyi gözaltına almasının ardından belediye ekiplerinin evi yıktığını kaydetti.

    “Mahkemelerin kararı yerine getirildi”

    İsrail polisi ile Kudüs Belediyesinden yapılan ortak açıklamada, “Bu sabah İsrail polisi, Doğu Kudüs’te özel ihtiyaç sahibi çocuklara okul yapılmak için ayrılmış arazilere inşa edilen yasa dışı binaların tahliye kararını yerine getirdi.” ifadeleri kullanıldı.

    Açıklamada, bölgenin tahliyesinin Kudüs Bölge Mahkemesi dahil tüm mahkemeler tarafından onaylandığına dikkat çekilerek, şöyle devam edildi:

    “2017’de tahliye kararı verildiğinden beri, kaçak binalarda yaşayan aile üyelerine araziyi rıza ile teslim etmeleri için sayısız fırsat verildi ancak Kudüs Belediyesi tarafından yapılan görüşmeler ve tekrarlanan diyalog girişimlerine rağmen bunu reddettiler.”

    Tahliyenin 16 Ocak’ta başladığı ve bu sabahın erken saatlerinde de devam ettiği aktarılan açıklamada, “Çok sayıda kişi, mahkeme kararını ihlal, şiddet içeren tahkimat ve kamu düzenini bozma şüphesiyle sorgulanmak üzere gözaltına alındı.” ifadelerine yer verildi.

    İsrailli milletvekilinden yıkıma tepki

    İsrail’deki koalisyon hükümeti ortaklarından sol eğilimli Meretz Partisi Milletvekili Mossi Raz sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla, belediyenin polis koruması ve desteğinde evin gece yarısı yıkılmasına tepki gösterdi.

    Raz, “İsrail güçlerinin hırsızlar gibi gece yarısı Salihiye ailesini donmuş sokağa atmak için geldiğini utançla yazıyorum. İşte Doğu Kudüs’te Filistinlilerin yaşamı böyle görünüyor.” ifadelerini kullandı.

    İsrail güçleri, 17 Ocak Pazartesi günü Salihiye ailesini evlerinden çıkarmak için iş makineleriyle Şeyh Cerrah Mahallesi’ne gelmiş, ancak karşılaştıkları direniş üzerine aileye ait bir oto galeri alanı ile bir fidanlığın yıkımını gerçekleştirerek bölgeden ayrılmıştı.

    Filistinli baba tüplerle evin çatısına çıktı

    İsrail polisi, Kudüs Belediyesinin istimlak kararı üzerine Doğu Kudüs’te bulunan Salihiye ailesini, Şeyh Cerrah Mahallesi’ndeki evinden zorla çıkarmak üzere pazartesi sabahı bölgeye gelmişti.

    Aile üyeleri ve polis arasında arbede yaşanırken, baba Mahmud Salihiye, ailenin diğer üyeleriyle birkaç tüp gaz alarak çatıya çıkmıştı.

    İsrailli belediyeye ait iş makineleri, karşılaştıkları direniş üzerine aileye ait bir oto galeri alanı ile bir fidanlığın yıkımını gerçekleştirerek bölgeden ayrılırken, Salihiye ailesi ve İsrail polisinin bekleyişi devam ediyordu.

    Evde 17 kişi yaşıyordu

    Mahalle sakinleri Salihiye ailesinin evinde, çocuk, yetişkin ve yaşlı 17 kişinin yaşadığını ifade etti.

    Salihiye ailesi, mülkün, İsrail’in Doğu Kudüs’ü işgal ettiği 1967’den önce kendilerine ait olduğunu belirtirken, Kudüs Belediyesi, Ürdün yönetimi döneminde bu arazinin bir vakfa ait olduğunu bu nedenle “Gaiplik Yasası” doğrultusunda 5 yıl önce araziyi istimlak ettiğini duyurmuştu.

    Aile, bu kararın ardından 5 yıl boyunca tahliyenin önlenmesi için yargı mücadelesi vermiş ancak geçen yıl mahkeme tahliye kararını onaylamıştı.

    İnsan Hakları İzleme Örgütü: Savaş suçu

    İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) İsrail – Filistin Direktörü Omar Shakir, İsrail makamlarının Filistinli ailenin evini yıkmasını savaş suçu olarak nitelendirdi.

    Shakir, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “İsrail gece yarısı Filistinli bir aileyi zorla kovdu ve savaş suçları sayılan Şeyh Cerrah’taki evlerini yıktı. Salihiye ailesi ikinci kez mülteci konumuna düştü. 1948’de Ayn Kerem’den kovuldular ve geri dönmeleri yasaklandı. Bu apartheid. Suçluları cezalandırın ve yargılayın. Suç ortaklığına son verin.” ifadelerini kullandı.

    İsrail’deki iki kritik yasa

    İsrail’in 1948’de tarihi Filistin topraklarında kurulmasıyla Doğu Kudüs’te yaşayan Yahudiler İsrail tarafına geçti. Topraklarını terk eden Filistinliler de o dönem Ürdün idaresindeki bölgelere göç etmek zorunda kaldı.

    Tel Aviv yönetimi, 1950’de çıkardığı “Gaiplik Yasası” ile Ürdün idaresindeki bölgelere yerleşen Filistinlilere ait tüm mülkleri istimlak etti ve bunları Doğu Kudüs’ten göç eden Yahudilere verdi.

    Ürdün idaresindeki Doğu Kudüs ve Batı Şeria’yı 1967’de işgal eden İsrail, ardından 1970’te çıkardığı yeni bir yasayla Yahudilere Doğu Kudüs’teki mülkleri geri alma hakkı tanıdı. Ayrıca sahibi bulunamayan taşınmazları da yine “Gaiplik Yasası” üzerinden istimlak etti.

    İşgal altındaki Doğu Kudüs’te istimlak edilen mülkler, İsrail devleti tarafından Yahudi Ulusal Fonu gibi yerleşimci örgütlere veya şahıslara satıldı.

    Hak örgütlerine göre, İsrail bürokrasisindeki işlemlerden habersiz Filistinliler, kuşaklardır yaşadıkları evlerin, yerleşimci örgütlerine veya şahıslara devlet eliyle satıldığını kapılarına gelen tahliye emirleriyle öğrendi.

    Şeyh Cerrah’ta işgal altında yaşayan yüzlerce Filistinli, 1980’lerden bugüne İsrail bürokrasisi ve yargısı karşısında evlerinde kalma mücadelesini sürdürüyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AB’den ‘İsrail ve Gazze’de şiddete son verilmesi” çağrısı

    AB’den ‘İsrail ve Gazze’de şiddete son verilmesi” çağrısı


    Avrupa Birliği (AB) Dönem Başkanı Portekiz’in Dışişleri Bakanı Augusto Santos Silva, İsrail’in Filistinlilere saldırıları sonrası artan gerilimin düşürülmesi, çatışmaların derhal sonlandırılması çağrısında bulunarak, “Çocukların da içinde bulunduğu çok sayıdaki sivilin hayatını kaybetmesi ve yaralanması nedeniyle dehşete düştük.” dedi.

    Augusto Santos Silva, Avrupa Parlamentosu Genel Kurulunda düzenlenen “İsrail-Filistin meselesine yönelik AB stratejisi” konulu oturumuna AB Dışişleri Bakanları Toplantısına başkanlık ettiği için katılamayan AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell adına konuşma yaptı.

    İsrail ile işgal altındaki Filistin’de şiddetin arttığını, Gazze’de gerilimin yükseldiğini, Harem-i Şerif dahil olmak üzere Kudüs’te çatışmalar yaşandığını hatırlatan Santos Silva, “İsrail’in Gazze’ye yönelik hava saldırıları olsun, Hamas’ın ayrım gözetmeden yaptığı roket atışları olsun, sonuçta çocukların da içinde bulunduğu çok sayıdaki sivilin hayatını kaybetmesi ve yaralanması nedeniyle dehşete düştük. Çatışma derhal bitmeli.” dedi.

    AB’nin çatışmanın sona ermesi için diplomatik çabalarını sürdürdüğünü aktaran Santos Silva, şöyle devam etti:

    “Açık olalım. AB, İsrailli sivillere yönelik ayrım gözetmeksizin yapılan roket atışlarını kınamıştır. Bu kabul edilemez ve sona ermeli. İsrail’in sivil halkı koruma hakkını anlıyoruz. Ancak İsrail’in karşılığının orantılı olmasını ve güç kullanımının azami itidalle yapılmasını bekliyoruz.”

    Önceliğin sivil can kayıplarının önlenmesi için gerginliğin derhal düşürülmesi olduğunu sık vurgulayan Santos Silva, “Tüm taraflar uluslararası insani hukuka uymalı ve insani erişimi sağlamalı.” diye konuştu.

    Santos Silva, son gerilimin nedenleri konusunda ise şunları dile getirdi:

    “Birçoğumuzun son çatışmanın en yakın sebepleri hakkında güçlü görüşlerimiz var. Aslında Müslümanların kutsal günlerinin sonuna doğru Kudüs’te yaşanan olaylar endişe vericiydi. Harem-i Şerif’teki çatışmalardan derin endişe duyuyorduk. Açık olalım. Üç tek tanrılı dine ev sahipliği yapan bir şehirde tüm taraflar kutsal mekanların statüsünü korumalı ve buna saygı duymalıdır. İbadet özgürlüğü ve barışçıl toplanma özgürlüğü garanti altına alınmalıdır. Şeyh Cerrah’ta ve Doğu Kudüs’ün diğer bölgelerindeki Filistinli ailelerin evlerinden çıkarılmaları ciddi endişe kaynağı olmaya devam etmektedir. İsrail’in bu kişilerin çıkarılmasına izin vermemesi hayati önemdedir. Bu tür eylemler uluslararası hukukta yasa dışıdır ve sahada gerilimi körüklemekten başka işe yaramaz.”

    Tüm liderlere aşırıcıların şiddetine ve nefretine karşı çıkma çağrısı yapan Santos Silva, son olayların iki devletli çözüm için müzakerelere dönme ihtiyacını tekrar ortaya koyduğunu vurguladı.

    Santos Silva, “Gazze’deki statüko, mevcut durumun sürdürülebilir olmadığının kanıtıdır. Hem İsrailliler hem de Filistinliler eşit haklar, temel özgürlükler ve demokrasiden faydalanarak güvenlik içinde yaşama hakkına sahiptir.” ifadesini kullandı.

    Santos Silva, Doğu Kudüs dahil işgal altındaki tüm Filistin topraklarında seçimlerin yapılabilmesi için yeni bir tarih belirlenmesi gerektiğini vurguladı.

  • Kronoloji: 1989’dan bu yana İsrail ve Hamas arasında bölge barışını tehdit eden çatışmalar

    Kronoloji: 1989’dan bu yana İsrail ve Hamas arasında bölge barışını tehdit eden çatışmalar


    İsrail ve Filistinli Hamas grubu arasında yıllardır çatışmalar sürüyor. Son dönemde yeniden tırmanan ve bölgesel barışı ciddi bir şekilde tehdit eden bu gerginliğin tarihçesi 80’li yılların ortasına dayanıyor.

    • 1987: Hamas, işgal altındaki Batı Şeria ve Gazze Şeridi’nde ilk ayaklanmanın (intifada) başlamasıyla kuruldu. İki yıl sonra, Hamas, İsrail ordusuna yönelik, iki askeri rehin alıp öldürerek, ilk silahlı saldırısını gerçekleştirdi.
    • 1993: Yıllar süren silahlı çatışmaların ardından İsrail ve Filistin arasında barışın sağlanması için Oslo Anlaşması imzalandı. Hamas, bu anlaşmaya karşı çıkmak için İsrail’de saldırılar düzenledi.
    • 2000: İsrail ve Filistin arasında 2000 yılı temmuz ayında ABD’de düzenlenen zirvede nihai barış anlaşmasının imzalanması girişimi başarısızlıkla sonuçlandı. Filistinliler, İsrail’de muhalefet partisi lideri Ariel Şaron’un yanında kalabalık bir askerle Doğu Kudüs’te Mescid-i Aksa’yı ziyaretini “tahrik” olarak değerlendirdi ve ikinci intifada başlatıldı.
    Mahmoud Illean/Copyright 2021 The Associated Press. All rights reserved
    Doğu Kudüs’te gerginlik tırmanıyorMahmoud Illean/Copyright 2021 The Associated Press. All rights reserved

    Hamas’ın liderleri öldürüldü

    • 2001-2002: Hamas, İsrail’de intihar saldırıları düzenledi, Tel Aviv’deki 2001 yılı Haziran ayında bir gece kulübündeki saldırıda 21 İsrailli öldü, 2002 yılı Mart ayında Netenya’daki saldırıda ise 30 Yahudi hayatını kaybetti. Dört ay sonra İsrail, 1 tonluk uzaktan kumandalı bir bombayla Hamas’ın askeri lideri Şeyh Salah Şehade’yi Gazze’deki evinde öldürdü. İsrail bunun ardından Filistin lideri Yaser Arafat’ın Batı Şeria’daki Ramallah kentindeki yerleşkesini kuşatmaya başladı.
    • 2004: İsrail, mart ve nisan aylarında düzenlediği hava saldırılarında Hamas’ın kurucularından ve ruhani liderlerinden Şeyh Ahmed İsmail Hasan Yasin ve siyasi liderlerinden Abdülaziz Rantissi’yi de füze saldırısıyla öldürdü.
    • 2005- 15 Ağustos’ta İsrail, 1967 yılındaki savaşta Mısır’dan ele geçirdiği Gazze’deki topraklardan geri çekilmeye başladı ve buradaki yerleşkeleri terk ederek, kontrolü Filistin yönetimine bıraktı.
    • 2006: 25 Ocak’ta Filistin’deki seçimleri Hamas kazanarak, parlamentoda çoğunluğu elde etti. ABD ve İsrail, Hamas şiddete son vermeyi reddettiği ve İsrail’i tanımadığı gerekçesiyle Filistinlilere yönelik yardımı kesti.

    İsrail askeri rehin alındı

    • 2006: 25 Haziran’da Hamas tarafından düzenlenen operasyonla Gilad Şalit isimli İsrail askeri rehin alındı ve beş yıldan fazla tutsaklığın ardından, 18 Ekim 2011 tarihinde, bir mahkûm takası anlaşmasıyla serbest bırakıldı.
    • 2007: 14 Haziran’da Hamas, Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas’a bağlı Fatah ile Gazze’de giriştiği kısa süreli iç savaşta üstünlük sağladı.
    • 2008: 27 Aralık’ta İsrail ordusu, Filistinlilerin roket saldırılarına karşı Gazze’ye yönelik 22 gün süren askeri saldırılar başlattı. Bu saldırılarda ateşkes öncesi bin 400 Filistinli ve 13 İsrailli hayatını kaybetti.
    • 2012: 14 Kasım’da İsrail, Hamas’ın askeri kanadının komutanı Ahmet Cabari’yi öldürdü. Bunun ardından Filistinlilerin roket ve İsrail ordusunun hava saldırıları geldi.
    • 2014: Temmuz ve Ağustos aylarında Hamas’ın üç İsrailli genci kaçırıp öldürmesi sonucu başlatılan operasyonlarda 2 bin 100 Filistinli, 73 İsrailli hayatını kaybetti.
    • 2018: Mart ayında Filistinliler, Gazze sınırında İsrail’e yönelik protestolar başlattı ve İsrail’in göstericileri püskürtmek için açtığı ateş sonucu 170 Filistinli hayatını kaybetti.
    Majdi Mohammed/Copyright 2021 The Associated Press. All rights reserved
    Doğu Kudüs’te gerginlik tırmanıyorMajdi Mohammed/Copyright 2021 The Associated Press. All rights reserved

    Son gerginlik nasıl başladı?

    • 2021: 7 Mayısta aylar süren gerginliğin ardından Ramazan’ın başlamasıyla birlikte Mescid-i Aksa yakınlarında, Doğu Kudüs’te mahkemenin 8 Filistinli ailenin evlerinden atılıp yerlerine Yahudi aileleri yerleştirme kararını protesto için toplananlarla, İsrail polisi arasında arbede çıktı.
    • 2021: 10 Mayıs’ta Gazze Şeridi’ndeki Filistinli direniş grupları, İsrail polisinin işgal altındaki Doğu Kudüs’te yer alan Mescid-i Aksa ve Şeyh Cerrah Mahallesi’nden çekilmesi için 10 Mayıs Pazartesi günü yerel saatle 18.00’e kadar süre tanıdı. İsrail polisinin Mescid-i Aksa ve Şeyh Cerrah’tan çekilmemesi üzerine Filistinli direniş grupları İsrail’e çok sayıda roket fırlattı.

    Bunun üzerine İsrail ordusu, Gazze Şeridi’ne yönelik “Surların Muhafızı” adıyla askeri operasyon başlatıldığını bildirdi.

    • 2021: 12 Mayıs’ta ABD, bölgeye gözlemci göndereceğini açıkladı.
    • 2021: 13 Mayıs’ta İsrail’in hava operasyonları sürerken, Filistinli direniş grupları İsrail’e çok sayıda roket fırlattı.
    • 2021: 14-15 Mayıs tarihlerinde İsrail, 10 Mayıs’tan bu yana Gazze’ye yoğun hava saldırıları düzenliyor. İsrail’in Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda 10 Mayıs’tan bu yana 39’u çocuk, 22’si kadın 139 Filistinli hayatını kaybetti, 950 Filistinli yaralandı.
  • Mescid-i Aksa’da olaylar sürüyor: Gerginlik nasıl başladı, nedenleri neler?

    Mescid-i Aksa’da olaylar sürüyor: Gerginlik nasıl başladı, nedenleri neler?


    İsrail polisi, işgal altındaki Doğu Kudüs’te bulunan Mescid-i Aksa’da fanatik Yahudilerin baskınını önlemek için nöbet tutan Filistinlilere müdahale etti. Olaylarda onlarca Filistinli yaralandı.

    Harem-i Şerif’in bazı noktalarına barikatlar kuran Filistinliler, buradan ayrılmayacaklarını dile getirerek sık sık “Canımız kanımız sana feda Aksa” sloganı attı.

    Daha sonra Mescid-i Aksa’ya baskın düzenleyen İsrail polisi, Filistinlilere göz yaşartıcı gaz, plastik mermi ve ses bombalarıyla müdahale etti.

    Müslümanların kutsal Ramazan ayında Doğu Kudüs’te her gece Filistinliler, İsrail polisi ve yerleşimciler arasında çatışmalar yaşandı.

    Bölgede yıllardır tansiyon düşmüyor, Doğu Kudüs’te ne oluyor? Bu bölgede yaşanan çatışmaların sebebi nedir?

    Protestolar ne zaman başladı?

    Nisan ayı ortalarında, Ramazan ayının başından itibaren, İsrail polisi Şam Kapısı’nda Filistinlilerin akşamları iftar düzenlemesini veya toplanmasını engellemek için bariyerler yerleştirdi. Bu durumu protesto eden Filistinliler ile İsrail polisi arasında çatışmalar çıkmaya başladı.

    Filistinliler, İsrail polisinin tutumunu özgürlüklerine bir sınırlama olarak niteliyor. İsrail polisi ise, bölgede düzeni sağlamak için orada olduklarını iddia ediyor.

    İşgal altındaki Doğu Kudüs’te ne yaşandı?

    İşgal altındaki Doğu Kudüs, Şeyh Cerrah Mahallesi’nde yaşayan Filistinlilere zorunlu tahliye tehdidi nedeniyle gergin günlere sahne oluyor. İsrail polisinin Mescid-i Aksa’daki saldırıları da kutsal kentteki gerilimi tırmandırıyor.

    İsrail polisi, 7 Mayıs akşamı teravih namazı sırasında Mescid-i Aksa’daki cemaate ses bombaları ve plastik mermiyle müdahale etmişti.

    Filistin Kızılayı, İsrail polisinin müdahalesi nedeniyle 205 Filistinlinin yaralandığını açıklamıştı. İsrail polisinin Filistinlilere 8 Mayıs’taki müdahalesinde ise 90 kişi yaralanmış, Filistin Kızılayı yaralananlar arasında bir yaşında bebek ve çocukların da olduğunu bildirmişti.

    Doğu Kudüs’te şiddet neden yeniden alevlendi?

    İsrail Yüksek Mahkemesi’nin 10 Mayıs’ta açıklanması beklenen karar öncesinde bölgede tansiyon yükselmeye başladı.

    Söz konusu davada, Doğu Kudüs’teki Şeyh Cerrah Mahallesi’nde bazı Filistinli ailelerin tahliyesi söz konusu. Eğer alt mahkemenin verdiği karara Filistinlilerin yaptığı itiraz olumlu karşılık bulmazsa, İsrailli yerleşimciler işgal altındaki bu mahalleye gelmelerine izin verilecek.

    Bazı yasadışı yerleşimciler, mahkeme kararı çıkmadan söz konusu mahalleye gelmeye başladı. Söz konusu yerleşimciler, yüzyıl öncesine dayanan tapu belgeleri göstererek tartışmalı bölgelerin asıl sahibi olduklarını iddia ederek, Filistinli aileleri yerlerinden etmeye çalışıyor.

    Mahkeme duruşması yaklaşırken, Filistinliler ve bazı sol görüşlü İsrailli gruplar, olası bir tahliye kararının, ezici çoğunlukta olan Filistin mahallesinde domino etkisine neden olarak, bölgede çatışmalarının çıkabileceğini belirterek haftalardır gösteriler düzenliyor.

    Şeyh Cerrah Mahallesi’nde eski önemli bir rahip olan Adil Simon’un mezarı bulunduğu Ortodoks Yahudiler tarafından önemli mabet olarak kabul ediliyor. Bu nedenle zaman zaman burada Filistinliler ile İsrailli ziyaretçiler arasında tansiyon çıkıyor.

    Yüksek Mahkemeye gelmeden önce, bir alt İsrail mahkemesi, söz konusu arazinin 1948 Savaşı’ndan önce söz Doğu Kudüs’teki Yahudilere ait olduğuna hükmetti. Söz konusu karar başta Filistinliler olmak üzere uluslararası toplumun tepkisini çekmişti.

    Pazar günü İsrail Yüksek Mahkeme tahliyelerle ilgili karar duruşmasını ertelendi. Olayların yatışması, Ramazan ayının bitmesi için İsrailli yetkililer 30 gün içinde yeni bir oturum planlayacak.

    ‘Kudüs Günü’ nedir? Ne yaşanması bekleniyor?

    Bugün aynı zamanda, İsrail’in 1967 savaşı sırasında Doğu Kudüs’ü ele geçirmesinin yıllık anma töreni olan “Kudüs Günü”. Fanatik Yahudileri, Altı Gün Savaşının yıl dönümünü İbrani takvimine göre “Kudüs günü” olarak kutluyor.

    Başta aşırı milliyetçiler olmak üzere birçok İsrailli Kudüs’te yürüyüş düzenleyecek.

    Fanatik Yahudi örgütler, bu yıl 9-10 Mayıs tarihlerine denk gelen “Kudüs günü” nedeniyle Mescid-i Aksa’ya baskın çağrıları yapmıştı.

    Kudüs neden bu kadar hassas bir bölge?

    Siyaset, tarih ve din.

    Kudüs’ün Eski Şehrin kalbinde, dünyanın dört bir yanındaki Yahudiler tarafından Museviliğin en kutsal yeri Tapınak Tepesi bulunuyor. Fakat aynı yerde Müslümanlar için de önem arz eden kutsal mekanlar bulunuyor.

    Tapınak Tepesi’nde Yahudilerin en önemli mabedi olan olan Hz. Süleyman Mabedi ve Ağlama Duvarı bulunuyor. Ancak aynı yerde Müslümanların ilk kıblesi olan, kutsal kabul edilen Mescid-i Aksa ve Kubbet’üs-Sahra bulunuyor.

    Hristiyan inancına göre de, Hz. İsa’nın Tapınak Tepesi’nde vaaz verdi, burada öldürüldü ve tekrar dirildi.

    İsrail tüm Kudüs’ü ebedi ve bölünmez başkenti olarak görürken, Filistinliler bulundukları doğu kesimini gelecekteki bir devletin başkenti olarak istiyor. İsrail’in Doğu Kudüs’ü ilhak politikası uluslararası hukuka aykırı. Batılı devletler dahil uluslararası toplumunun uyarısına rağmen İsrailli yerleşimciler Doğu Kudüs’ü ilhak etmeye devam ediyor.

  • Netanyahu: Hiçbir aşırılığın Kudüs’teki sükuneti bozmasına izin vermeyeceğiz

    Netanyahu: Hiçbir aşırılığın Kudüs’teki sükuneti bozmasına izin vermeyeceğiz


    İsrail polisinin son birkaç gündür Mescid-i Aksa’da Filistinlilere yönelik saldırıları ve dünyadan gelen sert tepkilerin ardından konuşan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, “Kudüs İsrail’in başkentidir ve her milletin başkentini kurup inşa etmesi gibi, biz de Kudüs’ü inşa etmeyi sürdüreceğiz.” dedi.

    Pazar günü “Kudüs Günü” gerekçesiyle Kudüs Belediye binasında düzenlenen özel kabine toplantısında konuşan Netanyahu, “Yasa ve düzeni kararlı ve sorumlu bir şekilde uygulayacağız.” ifadesini kullandı.

    Yahudiler, 1967’deki Altı Gün Savaşı sırasında İsrail’in Doğu Kudüs’ü ve Mescid-i Aksa’nın da içinde yer aldığı Eski Kent bölgesini işgal etmesini her yıl “Kudüs günü” olarak kutluyor.

    Artan gerginlik nedeniyle etkinliğin iptali gündemdeydi ancak İsrail makamları, Filistinlilerin yaşadığı semtleri de kapsayacak söz konusu yürüyüşe izin verdi.

    Kabine toplantısında konuşan ve “Son günlerde Kudüs’te kışkırtıcı grupların etkisiyle şiddetli karışıklığa tanık olduk.” diyen Netanyahu, “Hafta sonu savunma bakanı, kamu güvenliği bakanı, genelkurmay başkanı, polis şefi, Şin Bet (İsrail Güvenlik Ajansı) başkanı, güvenlik konseyi şefi ve diğer yetkililerle durum değerlendirmeleri yaptım. Hiçbir aşırılığın Kudüs’teki sükuneti bozmasına izin vermeyeceğiz. Yasa ve düzeni kararlı ve sorumlu bir şekilde uygulayacağız. Tüm inançlar için ibadet özgürlüğünü korumaya devam edeceğiz, ancak şiddet içerikli olumsuzluklara izin vermeyeceğiz. Aynı zamanda terör gruplarına da İsrail’in Gazze Şeridi’nden gelebilecek her türlü saldırganlığa şiddetle karşılık vereceğini söylüyorum.” açıklamasında bulundu.

    Netanyahu: Kudüs İsrail’İn başkentidir, Kudüs’ü inşa etmeyi sürdüreceğiz

    Konuşmasının devamında “Yalnızca İsrail egemenliği altında, tüm dinlere tam ve istikrarlı bir ibadet özgürlüğü garanti edilmiştir ve biz de bunu yapmaya devam edeceğiz. Aynı zamanda, Kudüs’ü her alanda geliştiriyoruz: altyapı, ulaşım, istihdam, yüksek teknoloji, bilim, akademi, miras, kültür, sanat ve daha fazlası.” diyen Netanyahu, “Kudüs’te inşaat yapılmaması yönündeki baskıları da güçlü bir şekilde reddediyoruz. Maalesef bu baskılar son zamanlarda artıyor. En yakın dostlarımıza bile şunu söylüyorum: Kudüs İsrail’in başkentidir ve her milletin başkentini kurup inşa etmesi gibi, biz de Kudüs’ü inşa etmeyi ve Kudüs’ü inşa etme hakkımızı saklı tutuyoruz. Şu ana kadar yaptığımız bu ve bundan sonra yapacak olduğumuz da bu.” sözleriyle ABD ve Avrupa ülkelerinden gelen Şeyh Cerrah semti tepkilerine cevap verdi.

    Her yıl gerçekleştirilen “Kudüs Günü” yürüyüşü provokatif bir etkinlik olarak algılanıyor, özellikle bu yıl düzenlenmesi, tepkileri de beraberinde getiriyor.

    Bu arada pazar akşamı başlayıp pazartesi günü devam edecek yürüyüş, İsrail Yüksek Mahkemesi’nin, Yahudi yerleşimcilerin Kudüs’ün Arap mahallesi Şeyh Cerrah’taki evlerinden Arapları zorla çıkarma girişimleriyle mücadele eden onlarca Filistinlinin akıbetiyle ilgili vereceği kararla aynı güne denk geliyor.

    İsrail Adalet Bakanlığı Sözcüsü, İsrail Başsavcısının, Yüksek Mahkeme’den Filistinlilerin Doğu Kudüs’teki Şeyh Cerrah mahallesindeki evlerden tahliyeleri (zorla çıkarılmaları) hakkındaki duruşmayı ertelemesini istediğini söyledi. Sözcü, gerginlik nedeniyle Başsavcı Avichai Mandelblit’in mahkemeden en az iki haftalık bir erteleme istediğini dile getirdi.

    “Netanyahu hükümeti kuramadığı için gerginliği arttırdı”

    İşgal altındaki Doğu Kudüs’te, önce ramazan ayı başında Şam Kapısı’ndaki oturma alanlarının barikatlarla kapatılması, daha sonra Şeyh Cerrah Mahallesi’ndeki bazı Filistinli ailelerin zorla evlerinden çıkarılması kararı ve son olarak da İsrail polisinin 7 Mayıs’ta Mescid-i Aksa’da yatsı namazı sırasında cemaate plastik mermi ve ses bombalarıyla saldırması nedeniyle tansiyon giderek arttı.

    İsrail polisi, 7 Mayıs’ta Mescid-i Aksa’da 205, dün akşam da başta Şam Kapısı olmak üzere Doğu Kudüs’ün farklı bölgelerinde 90 kişiyi yaralamıştı.

    İsrailli bazı siyaset analistler, Netanyahu’nun koalisyon hükümeti kurmakta başarısız olması nedeniyle kasıtlı olarak gerginliği arttırmayı amaçladığını ve bu yüzden Mescid-i Aksa’ya saldırı emri verdiği yorumunda bulundu.