Etiket: Saldırı-Filistin

  • İsrail Başbakanı Netanyahu, Refah’taki sivillerin tahliyesi için orduya emir verdi

    İsrail Başbakanı Netanyahu, Refah’taki sivillerin tahliyesi için orduya emir verdi


    Netenyahu’nun bu açıklamasından önce İsrail ordusunun 1,5 milyon kişinin yaşadığı Refah şehrine yönelik hava saldırıları sabah saatlerinde de devam etti.

    REKLAM

    İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, Gazze Şeridi’nin güneyinde yer alan Refah kentindeki sivillerin tahliyesi için orduya emir verdiğini açıkladı.

    Washington yönetiminin, Gazze Şeridi’nin güneyine yapılacak bir operasyonu, “felaket” olacağı gerekçesiyle desteklemeyeceği uyarısına Netenyahu’dan bugün olumsuz yanıt geldi.

    Refah’ta “büyük bir operasyona” ihtiyaç duyulduğunu” kaydeden İsrail Başbakanı, Gazze halkının sığındığı son bölge olan Refah’taki sivillerin tahliye edilmesi ve geriye kalan Hamas güçlerini yenilgiye uğratmak için orduya “ikili bir plan hazırlama” talimatı verdiğini söyledi.

    Netenyahu’nun bu açıklamasından önce İsrail ordusunun 1,5 milyon kişinin yaşadığı Refah şehrine yönelik hava saldırıları sabah saatlerinde de devam etti.

    Hamas’a bağlı Gazze Sağlık Bakanlığı’na göre, saldırıda bir ailenin beş üyesi hayatını kaybetti.

    UNRWA) Refah için uyardı

    ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü John Kirby, son açıklamasında İsrail’in Refah’a kara saldırısını ülkesinin desteklemedeğini açık bir dille ifade etmişti.

    Bu arada BM Filistinli mültecilere yardım kuruluşu (UNRWA) başkanı bugün yaptığı açıklamada, İsrail’in, Gazze’nin güneyindeki Refah’a yönelik büyük bir askeri harekâtının siviller üzerinde daha fazla yıkım yaratacağı uyarısında bulundu.

    Başbakan Netanyahu bu hafta yaptığı açıklamada, İsrail’in Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’in güneyine düzenlediği saldırının arkasındakileri yakalamak için askerlere kente girme emri verdiğini söylemişti.

    Ancak İsrail’in ajansın 12 personelinin, 7 Ekim saldırısında yer aldığını iddia etmesinin ardından, baskı altında kalan UNRWA’nın başkanı Philippe Lazzarini, Refah’taki insani durumun giderek daha da vahim hale geldiğini söyledi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İsrail ve Hamas arasındaki çatışmalar daha geniş çaplı bölgesel savaşa yol açabilir mi?

    İsrail ve Hamas arasındaki çatışmalar daha geniş çaplı bölgesel savaşa yol açabilir mi?


    Uzmanlara göre en büyük risk, İsrail’i tanımayı her zaman reddeden ve onu İran İslam Cumhuriyetinin “baş bölgesel düşmanı” olarak gören Tahran’ın dini liderliğinden gelebilir

    REKLAM

    Siyasi yorumculara göre, Tahran destekli Lübnanlı Şii milis grubu Hizbullah’ın potansiyel müdahalesi ve bizzat İran’ın oynadığı role ilişkin belirsizlik, İsrail ile Hamas arasındaki daha önce eşi benzeri görülmemiş çatışmayı daha geniş bir bölgesel savaşa itebilecek risk faktörleri arasında yer alıyor.

    Son günlerde artan sınır gerilimlerine rağmen, şimdilik Hizbullah’ın İsrail’e karşı bir saldırı gerçekleştireceğine dair herhangi somut bir belirti bulunmuyor.

    İran, en azından resmi olarak, Filistinli militan grubun İsrail’e yönelik saldırısında herhangi bir ilgisinin olmadığını açık bir şekilde dile getirdi.

    Bu arada İsrail’le ilişkilerini son dönemde geliştirmek isteyen bazı komşu Arap ülkelerinin ise arabulucu rolü oynama şansını ciddi bir şekilde değerlendirdikleri görülüyor.

    Ancak bölgede son durum son derece hassas ve gergin.

    Hamas’ın cumartesi günü İsrail’in sivil hedeflerine yönelik yıkıcı saldırılarını başlatmasından bu yana her iki taraftan da binlerce kişi öldü.

    İsrail, Hizbullah’a karşı ikinci bir  cephe açar mı?

    Hamas’ın saldırıları İsrail’in abluka altındaki Gazze Şeridi’ndeki Filistinlilere yönelik geniş çaplı misillemesine yol açtı.

    Bununla birlikte İsrail, Gazze’ye kara saldırısı yapmayı düşünürken bile, kuzey sınırında 2006’da savaşa girdiği Hizbullah’a karşı kabus gibi ikinci bir cepheyle karşı karşıya kalabilir.

    İki taraf çatışmaların beşinci gününde yine karşılıklı saldırılarını sürdürmeyi tercih etti.

    Bu hafta başında Hizbullah, İsrail’in Güney Lübnan’a düzenlediği saldırılarda üyelerinden üçünün öldürüldüğünü duyurdu.

    ABD Hizbullah’ın yeni bir cephe açmasından endişe ediyor

    ABD Savunma Bakanlığı’ndan adının açıklanmasını istemeyen üst düzey bir yetkili, Washington’daki gazetecilere yaptığı açıklamada, “Hizbullah’ın yanlış karar verip, bu çatışmada ikinci bir cephe açmasından derin endişe duyuyoruz.” dedi.

    ‘Sınırlı tepki’

    Bölgeyi bilen siyasi yorumcular, Filistinli müttefiki Hamas’tan daha önemli bir savaşma potansiyeli olan Hizbullah’ın da benzer bir saldırı başlattığı yönünde şu ana kadar bir işaret olmadığı görüşünde birleşiyor.

    Merkezi Cenevre’de bulunan Arap Dünyası ve Akdeniz Araştırma Merkezi’nin (CERMAM) Direktörü Hüsnü Abidi, bölgeyi saracak bir savaşın büyük bir siyasi ve ekonomik krizden geçen Lübnan’ın kesinlikle çıkarına olamadığı saptamasında bulundu.

    Abidi, “Evet, çatışmaların yayılma riski var ama Hizbullah’ın bile kontrol altına alınmış ve ölçülü bir tepkisi var.” diyerek görüşlerini özetledi.

    Akdeniz Ortadoğu Araştırmaları Enstitüsü (IREMMO) Başkan Yardımcısı Agnes Levallois ise Hizbullah’ın Güney Lübnan’daki faaliyetleri bir uyarı niteliği taşıdığı görüşünü dile getirse bile bu durumun tırmanmasının Hizbullah’ın çıkarına olmayacağını düşünüyor.

    Mısır ve Suudi Arabistan arabulucu rolü üstlenebilir mi?

    Öte yandan Mısır ve Suudi Arabistan gibi önemli bölgesel güçler de arabulucu rolü oynayarak gerilimleri yatıştırma ve uluslararası prestijlerini artırma konusunda geçmişe kıyasla daha istekli görünüyor.

    İsrail ile ilişkileri son dönemde normalleştirme arzusunda olan Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman, Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas ile yaptığı telefon görüşmesinde, çatışmaların bölgeye sıçramasını önlemek için çalıştığını söyledi.

    Merkezi New York’ta bulunan düşünce kuruluşu Dış İlişkiler Konseyi’nin araştırmacılarından Steven Cook, Arap ordusu ile İsrail arasında herhangi bir tür “devletlerarası çatışma” olmasının “olası” olmadığını söyledi.

    REKLAM

    Cook, bununla birlikte Hizbullah ile İsrail arasında bir gerilimin tırmanması yönünde “gerçek bir tehlike”, bir “kabus senaryosu” olduğunu da sözlerine ekledi.

    Cook, “Bu herkesin yüksek düzeyde tetikte olması gerektiğini düşündüğüm bir durum.” ifadesini kullandı.

    İran’ın tavrı ne olacak?

    Yine uzmanlara göre en büyük risk, İsrail’i tanımayı her zaman reddeden ve onu İran İslam Cumhuriyetinin “baş bölgesel düşmanı” olarak gören Tahran’ın dini liderliğinden gelebilir.

    İran uzun süredir Hamas’ı mali ve askeri açıdan destekliyor ancak dini lider Ayetullah Ali Hamaney salı günü Tahran’ın Hamas’ın saldırısının arkasında olduğu yönündeki “söylentileri” yalanladı.

    Hamaney bununla birlikte “Tüm İslam dünyasını Filistinlileri destekleme” çağrısı yaptı.

    REKLAM

    Bu tür konular hakkında yorum yapmadan önce genellikle günlerce bekleyen Hamaney’in açıklaması ise alışılmadık derecede hızlı ve açıktı.

    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron salı günü yaptığı açıklamada, Hamas’ın İsrail’e yönelik saldırısında dışarıdan “yardım almasını muhtemel bulduğunu” söyledi.

    Macron, bununla birlikte İran’ın “doğrudan müdahalesine” dair “resmi bir kanıt” bulunmadığını sözlerine ekledi.

    İsrail ve İran savaşır mı?

    İsrail ise İran’ın nükleer programını engellemek için askeri eylem düzenleme ihtimalini hiçbir zaman dışlamadı.

    İsrail’in 2020 yılı kasım ayında nükleer bilim adamı Muhsin Fahrizade’ye düzenlenen suikast da dahil olmak üzere son yıllarda İran’daki birçok operasyonun arkasında olduğu tahmin ediliyor.

    REKLAM

    Akdeniz Ortadoğu Araştırmaları Enstitüsü Başkan Yardımcısı Agnes Levallois, İran’ın Hamas’la işbirliğinin yeni olmadığını ancak Tahran’ın bölgesel bir çatışma riskini göze aldığını düşünmediğini bildirdi.

    Fransız Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nün (IFRI) Orta Doğu uzmanı Denis Bauchard’a göre asıl mesele İsrail’in bu çatışmadaki ana düşmanının kim olduğu.

    Bauchard, “Sadece Hamas mı yoksa İran mı? İsrail’in, doğru ya da yanlış, bu operasyonun İran tarafından kışkırtıldığını düşünmesi halinde, her şeyden önce çatışmaların bölgeye yayılma riski var.” diyerek endişesini dile getirdi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Biden’dan İsrail’e destek: Devlet olarak var olma hakkı tanına kadar barış olmayacak

    Biden’dan İsrail’e destek: Devlet olarak var olma hakkı tanına kadar barış olmayacak


    ABD Başkanı Joe Biden, İsrail’e verdikleri güvenlik taahhütlerinde bir değişiklik olmayacağını vurgulayarak, “Bölge ülkeleri İsrail’in bağımsız Yahudi bir devlet olarak var olma hakkını tanıyana kadar barış olmayacak.” dedi.

    ABD Başkanı Joe Biden, Güney Kore Devlet Başkanı Moon Jae-in ile yaptığı ikili görüşme sonrası düzenledikleri basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

    Son olaylarda ABD’nin İsrail’e verdiği destek ve 735 milyon dolarlık silah satışının bazı Demokrat çevrelerce eleştirilmesine yanıt veren Biden, “İsrail’in güvenliği için verdiğim taahhütlerde bir değişiklik yok. Bölgede iki devletli çözüme hala ihtiyacımız var, sorunlara tek çözüm bu olacaktır.” diye konuştu.

    Biden, Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas ile yaptığı telefon görüşmesinde Batı Şeria’nın güvenliği için de kendilerine destek vereceğini belirttiğini kaydederek, “Aynı zamanda İsraillilere, Kudüs’teki toplumlararası çatışmaları durdurmaları gerektiğini de söyledim.” ifadesini kullandı.

    Gazze’nin yeniden inşası için diğer ülkelerle ekonomik bir paket oluşturulması konusunda çalışmalarda bulunacaklarını bildiren Biden, “Bölge ülkeleri İsrail’in bağımsız Yahudi bir devlet olarak var olma hakkını tanıyana kadar barış olmayacak.” dedi.

    “Ateşkesin korunması için dua ediyorum”

    Biden, bir gazetecinin “Son bir haftada İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile ilişkinizi nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusu üzerine, “İnsanlarla yaptığım özel görüşme ve müzakereler hakkında konuşmam. Ancak geçen defasında ateşkes 56 günde sağlanmıştı. Şimdi sağlanan ateşkesin korunması için dua ediyorum. Binyamin Netanyahu’dan söz aldım, o bana verdiği sözleri hep tutmuştur.” ifadelerini kullandı.

    Batı Şeria’daki Filistinlilerin hayatının kendisi için önemli olduğunu belirten Biden, “Abbas, Filistin halkının lideri olarak görülmeli, bizim terör örgütü olarak tanıdığımız Hamas değil.” diye konuştu.

  • Merkel, Filistinli grup Hamas ile dolaylı temasta bulunulmasına sıcak baktığını açıkladı

    Merkel, Filistinli grup Hamas ile dolaylı temasta bulunulmasına sıcak baktığını açıkladı


    Almanya Başbakanı Angela Merkel, İsrail ile ateşkes sağlanması için Filistinli grup Hamas ile “dolaylı temasta” bulunulmasına sıcak baktığını bildirdi.

    Berlin’de düzenlenen bir toplantıda İsrail ve Filistinli Hamas arasında ateşkes sağlanması konusundaki görüşlerini açıklayan Merkel, “Bunu her zaman doğrudan yapamazsınız, ancak elbette Hamas’ın bir şekilde dahil olması gerekiyor çünkü Hamas olmadan ateşkes olmaz. ” dedi.

    Alman Dışişleri Bakanı Maas İsrail’te

    Dışişleri Bakanı Heiko Maas, ülkesinin İsrail ile “dayanışma” içinde olduğunu belirtti ve Yahudi devleti ile Filistinli Hamas grubu arasında ateşkese gidilmesi çağrısında bulundu.

    Tel aviv’de İsrail Dışişleri Bakanı Gabi Ashkenazi ile ortak basın toplantısı düzenleyen Maas, “Biz İsrail’in yaptıklarının (Gazze Şeridi) meşru müdafaa hakkı kapsamında olduğunu düşünüyoruz.” dedi.

    Gazze Şeridi’nden gelen roketli saldırılara yönelik İsrail’in verdiği yanıta atıfta bulunan Alman Bakan Maas, “İsrail şu anda bu hakkı kullanıyor ve bu hak, İsrail hedeflerine yönelik saldırıların kaynaklandığı tesislerin kullanılmasına izin verilmemesi anlamına geliyor.” ifadesini kullandı.

    Maas, İsrail’in ve Almanya’daki Musevilerin güvenliği kendilerini için tartışılamayacak bir konu olduğunu belirtti ve İsrail’in bu konuda Almanya güvenebileceğini ifade etti.

    Alman bakan, bununla birlikte giderek artan ölü sayısının kendilerini ciddi bir şekilde endişelendirdiğini belirterek, “Ateşkes sağlanması için uluslararası çabaları destekliyoruz. Şiddetin durmasının halkın çıkarına olduğuna inanıyoruz. “dedi.

    İsrailli Bakan ise hükümetinin sivil halkını korumakla sorumlu olduğunu belirtti ve roket saldırıları bitene kadar gerekli yanıtın verileceği mesajını verdi. Maas, akşam saatlerinde Ramallah kentinde Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas ile görüşecek.

  • AB’den ‘İsrail ve Gazze’de şiddete son verilmesi” çağrısı

    AB’den ‘İsrail ve Gazze’de şiddete son verilmesi” çağrısı


    Avrupa Birliği (AB) Dönem Başkanı Portekiz’in Dışişleri Bakanı Augusto Santos Silva, İsrail’in Filistinlilere saldırıları sonrası artan gerilimin düşürülmesi, çatışmaların derhal sonlandırılması çağrısında bulunarak, “Çocukların da içinde bulunduğu çok sayıdaki sivilin hayatını kaybetmesi ve yaralanması nedeniyle dehşete düştük.” dedi.

    Augusto Santos Silva, Avrupa Parlamentosu Genel Kurulunda düzenlenen “İsrail-Filistin meselesine yönelik AB stratejisi” konulu oturumuna AB Dışişleri Bakanları Toplantısına başkanlık ettiği için katılamayan AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell adına konuşma yaptı.

    İsrail ile işgal altındaki Filistin’de şiddetin arttığını, Gazze’de gerilimin yükseldiğini, Harem-i Şerif dahil olmak üzere Kudüs’te çatışmalar yaşandığını hatırlatan Santos Silva, “İsrail’in Gazze’ye yönelik hava saldırıları olsun, Hamas’ın ayrım gözetmeden yaptığı roket atışları olsun, sonuçta çocukların da içinde bulunduğu çok sayıdaki sivilin hayatını kaybetmesi ve yaralanması nedeniyle dehşete düştük. Çatışma derhal bitmeli.” dedi.

    AB’nin çatışmanın sona ermesi için diplomatik çabalarını sürdürdüğünü aktaran Santos Silva, şöyle devam etti:

    “Açık olalım. AB, İsrailli sivillere yönelik ayrım gözetmeksizin yapılan roket atışlarını kınamıştır. Bu kabul edilemez ve sona ermeli. İsrail’in sivil halkı koruma hakkını anlıyoruz. Ancak İsrail’in karşılığının orantılı olmasını ve güç kullanımının azami itidalle yapılmasını bekliyoruz.”

    Önceliğin sivil can kayıplarının önlenmesi için gerginliğin derhal düşürülmesi olduğunu sık vurgulayan Santos Silva, “Tüm taraflar uluslararası insani hukuka uymalı ve insani erişimi sağlamalı.” diye konuştu.

    Santos Silva, son gerilimin nedenleri konusunda ise şunları dile getirdi:

    “Birçoğumuzun son çatışmanın en yakın sebepleri hakkında güçlü görüşlerimiz var. Aslında Müslümanların kutsal günlerinin sonuna doğru Kudüs’te yaşanan olaylar endişe vericiydi. Harem-i Şerif’teki çatışmalardan derin endişe duyuyorduk. Açık olalım. Üç tek tanrılı dine ev sahipliği yapan bir şehirde tüm taraflar kutsal mekanların statüsünü korumalı ve buna saygı duymalıdır. İbadet özgürlüğü ve barışçıl toplanma özgürlüğü garanti altına alınmalıdır. Şeyh Cerrah’ta ve Doğu Kudüs’ün diğer bölgelerindeki Filistinli ailelerin evlerinden çıkarılmaları ciddi endişe kaynağı olmaya devam etmektedir. İsrail’in bu kişilerin çıkarılmasına izin vermemesi hayati önemdedir. Bu tür eylemler uluslararası hukukta yasa dışıdır ve sahada gerilimi körüklemekten başka işe yaramaz.”

    Tüm liderlere aşırıcıların şiddetine ve nefretine karşı çıkma çağrısı yapan Santos Silva, son olayların iki devletli çözüm için müzakerelere dönme ihtiyacını tekrar ortaya koyduğunu vurguladı.

    Santos Silva, “Gazze’deki statüko, mevcut durumun sürdürülebilir olmadığının kanıtıdır. Hem İsrailliler hem de Filistinliler eşit haklar, temel özgürlükler ve demokrasiden faydalanarak güvenlik içinde yaşama hakkına sahiptir.” ifadesini kullandı.

    Santos Silva, Doğu Kudüs dahil işgal altındaki tüm Filistin topraklarında seçimlerin yapılabilmesi için yeni bir tarih belirlenmesi gerektiğini vurguladı.

  • İsrail-Filistin çatışması Dünya’nın farklı yerlerinde protesto edildi

    İsrail-Filistin çatışması Dünya’nın farklı yerlerinde protesto edildi


    İsrail ile Filistinli gruplar arasında 10 Mayıs’ta başlayan çatışmalarda ölenlerin sayısı yüzü aşarken dünyanın farklı bölgelerinde destek ve protesto gösterileri düzenlendi.

    Yemen, Libya ve Kenya’da Ramazan Bayramı’nın birinci gününde İsrail saldırıları protesto edildi.

    ABD’nin New York ve Los Angeles kentlerinde ise çarşamba günü İsrail yanlıları destek eylemleri düzenledi.

    Libya’nın başkenti Trablus’ta bayram namazı ve hutbesi sonrası Şehitler Meydanı’nda toplanan kalabalık ellerinde Libya ve Filistin bayraklarıyla İsrail saldırılarını protesto etti.

    Doğu Afrika ülkesi Kenya’da ise binlerce kişi, İsrail’in Mescid-i Aksa ve Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarını protesto etmek için yürüdü.

    Gazze’deki Sağlık Bakanlığı, İsrail’in 10 Mayıs’ta başlattığı hava saldırılarında ölü sayısının perşembe günü 103’e yükseldiğini açıkladı.

    İsrail ise kayıplarının 7’ye yükseldiğini duyurdu.

  • Mescid-i Aksa gerilimi: Gazze’de ölü sayısı yüzü aştı, Lübnan’dan İsrail’e 3 roket fırlatıldı

    Mescid-i Aksa gerilimi: Gazze’de ölü sayısı yüzü aştı, Lübnan’dan İsrail’e 3 roket fırlatıldı


    Lübnan’dan İsrail’e 3 roket atıldı. İsrail Ordusu roket saldırısının hasar yaratmadığını açıkladı.

    AFP’ye açıklamada bulunan Lübnanlı bir askeri kaynak, perşembe günü Güney Lübnan’dan İsrail’e üç roket atıldığını söyledi.

    İsrail Ordusu resmi twitter hesabından roket saldırısını doğruladı ve Lübnan’dan ülkenin kuzeyine 3 roket atıldığını bildirdi.

    Ordudan yapılan açıklamada, roketlerin İsrail’in kuzeyindeki Celile bölgesindeki sahil kesimine doğru atıldığı ve Akdeniz’e düştüğü belirtildi.

    Roket atışları nedeniyle sirenlerin çalmadığı ifade edilirken, herhangi bir hasar veya can kaybı olup olmadığına ilişkin bilgi verilmedi.

    Ordu resmi hesabından yapılan bir diğer paylaşımda ise Lübnan’dan yapılan saldırının hemen ardından İsrail’in güneyinine çok sayıda roket atıldığı duyuruldu.

    Öte yandan Lübnan basını, ülkenin güneyindeki Sur kentinde Filistinlilerin yaşadığı Reşidiye Mülteci Kampına yakın bölgeden İsrail’e yönelik roket atışı yapan kişi veya kişilerin güvenlik güçlerince gözaltına alındığını aktardı.

    Kaç kişinin gözaltına alındığı ve Lübnan vatandaşı olup olmadığına dair henüz bilgi verilmedi.

    Hizbullah’a yakın iki kaynak AFP’ye örgütün saldırıyla ilgisi olmadığını söyledi.

    Gazze’de ölü sayısı yüzü aştı

    Gazze’deki Sağlık Bakanlığı, İsrail’in 10 Mayıs’ta başlattığı hava saldırılarında ölü sayısının yüzü aştığını duyurdu.

    Bakanlık saldırıların bilançosunun 27’sini çocuk olmak üzere 103’e yükseldiğini açıkladı.

    Gazze’deki Sağlık Bakanlığı perşembe günü geç saatlerde yaptığı açıklamayla toplam yaralı sayısının 580’e yükseldiğini duyurdu.

    ABD Dışişleri Bakanı BMGK toplantısının haftaya yapılmasını önerdi

    BM Güvenlik Konseyi mayıs ayı dönem başkanı Çin ve Konseyin geçici üyelerinden Norveç ile Tunus, İsrail ve Filistin arasındaki gerginliği ve yaşanan şiddeti cuma günü açık oturumda görüşme talebinde bulundu.

    Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, ABD, yarın yapılmak istenen açık BMGK oturumunun “gerginliği azaltma çabalarına katkı sağlamayacağını” gerekçe göstererek toplantıya karşı çıktı ve gelecek hafta salı günü toplantı yapılabileceği önerisinde bulundu.

    ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ise perşembe günü yaptığı açıklamada, ABD’nin İsrail-Filistin çatışması konusunda BM Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) gelecek hafta başında bir toplantı yapmasından yana olduğunu açıkladı.

  • Kudüs geriliminde bilanço artıyor: 26 Filistinli ve 2 İsrailli hayatını kaybetti

    Kudüs geriliminde bilanço artıyor: 26 Filistinli ve 2 İsrailli hayatını kaybetti


    İsrail polisi Gazze Şeridi’nden atılan roketler nedeniyle 2 İsraillinin öldüğünü, en az 7 kişinin de yaralandığını bildirdi.

    Ramazan ayı boyunca Kudüs’te ve Mescid-i Aksa’da yaşanan gerginlik ve sonrasında İsrail ordusunun yaptığı saldırılarda hayatını kaybeden Filistinli sayısı ise 26’ya yükseldi.

    İsrail Polis Sözcüsü Micky Rosenfeld, Gazze’den İsrail’in güneyine atılan roketler nedeniyle Askalan şehrinde 2 İsrailli kadının hayatını kaybettiğini söyledi. Askalan ve Aşdod şehirlerinde 7 kişi de yaralandı. AP haber ajansı ise yaralı sayısını en az 10 olarak duyurdu.

    Gazze Şeridi’ndeki Filistinli direniş grupları, İsrail polisinin işgal altındaki Doğu Kudüs’te yer alan Mescid-i Aksa ve Şeyh Cerrah Mahallesi’nden çekilmesi için dün yerel saatle 18.00’e kadar süre tanımıştı. Ancak İsrail polisinin bu iki noktadan çekilmemesi üzerine Filistinli direniş grupları İsrail’e çok sayıda roket fırlattı.

    İsrail: 16 Hamas üyesi öldürüldü, 5000 yedek asker hazır bekliyor

    Bunun ardından İsrail ordusu, Gazze Şeridi’ne yönelik “Surların Muhafızı” adı verilen askeri operasyon başlatıldığını duyurdu ve Gazze tarafındaki birçok yüksek binayı füzelerle vurdu. İsrail ordusunun saldırılarında son belirlemelere göre 9’u çocuk, 1’i kadın 26 Filistin Filistinli hayatını kaybederken 115 kişi yaralandı.

    İsrail, Filistin tarafından ölenlerden en az 16’sının Hamas örgütüne mensup isimler olduğunu açıkladı. İsrail ordusu Gazze sınır kapısına çok sayıda asker gönderirken, Savunma Bakanlığı toplamda 5000 yedek askerin operasyon için hazır bekletildiğini duyurdu.

  • AB, ABD Doğu Kudüs’te itidal çağrısında bulundu Rusya İsrail’i kınadı

    AB, ABD Doğu Kudüs’te itidal çağrısında bulundu Rusya İsrail’i kınadı


    Cumhurbaşkanı Erdoğan, işgal altında bulunan Doğu Kudüs’teki olaylarla ilgili “Türkiye olarak her hal ve koşulda, Filistinli kardeşlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz.” dedi.

    Avrupa Birliği (AB) ise “Harem-i Şerif’te kışkırtıcı eylemlerden kaçınılması ve statükoya saygı duyulması gerektiğini” bildirdi.

    AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’in ofisinden yapılan açıklamada, işgal altındaki Batı Şeria ve özellikle Doğu Kudüs’te gerginlik ve şiddet olaylarının tehlikeli şekilde tırmandığı hatırlatıldı.

    Harem-i Şerif’te dün gece meydana gelen olaylarda birçok kişinin yaralandığı belirtilen açıklamada, “Şiddet ve tahrik kabul edilemez. Tüm taraflardaki faillerden hesap sorulmalıdır.” ifadesi yer aldı.

    AB’nin Kudüs’teki gerginliğin düşürülmesi için yetkili makamları acilen harekete geçme çağrısına yer verilen açıklamada, “Harem-i Şerif çevresinde tahrik edici eylemlerden kaçınılmalı ve statükoya saygı gösterilmelidir.” denildi.

    Açıklamada, tüm taraflardaki siyasi, dini liderlerle topluluk önderlerinin itidal ve sorumluluk göstermesi, durumu sakinleştirmek için her çabayı sergilemesi istenerek “Şeyh Cerrah’ta ve Doğu Kudüs’ün diğer bölgelerinde Filistinli ailelerin evlerinden çıkarılmasıyla ilgili durum da ayrıca endişe vericidir. Bu tür eylemler uluslararası insani hukukta yasa dışıdır ve sahada gerilimi körüklemekten başka bir işe yaramaz.” değerlendirmesi yapıldı.

    ABD’den hem İsrail hem de Filistin tarafına “sükuneti sağlama” ve “şiddete son verme” çağrısı

    İsrail polisinin Mescid-i Aksa’da Filistinlilere yönelik saldırılarını doğrudan kınamaktan kaçınan ABD Dışişleri Bakanlığı, “ABD, Harem-i Şerif ve Şeyh Cerrah bölgesi dahil Kudüs’te tarafların karşı karşıya geldiği ve çok sayıda kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan olaylardan dolayı oldukça endişelidir. Şiddetin hiçbir gerekçesi olamaz, fakat özellikle ramazanın son günlerine girilirken bu şekilde kan dökülmesi rahatsız edicidir.” açıklamasını yaptı.

    ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price tarafından, İsrail polisinin Mescid-i Aksa’da ve Kudüs’ün diğer bölgelerinde Filistinlilere yönelik şiddet kullanmasına ilişkin bir açıklama yapıldı.

    Kudüs’teki şiddet kullanımı konusunda İsrail polisinin doğrudan kınanmadığı açıklamada, artan şiddetin sona ermesi konusunda hem İsrail hem de Filistin tarafına “sükunet” çağrısında bulunulması dikkati çekti.

    Açıklamada, “ABD, Harem-i Şerif ve Şeyh Cerrah bölgesi dahil Kudüs’te tarafların karşı karşıya geldiği ve çok sayıda kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan olaylardan dolayı oldukça endişelidir. Şiddetin hiçbir gerekçesi olamaz, fakat özellikle ramazanın son günlerine girilirken bu şekilde kan dökülmesi rahatsız edicidir. Buna, cuma günü İsrail askerlerine yapılan saldırı ve buna mukabil Batı Şeria’daki Filistinlilere yönelik saldırılar dahildir ve bunları kesin bir şekilde kınıyoruz.” ifadelerine yer verildi.

    Şiddetin sona ermesi için hem İsrail hem de Filistinli yetkililere çağrı yapılan açıklamada, tüm tarafların provokatif eylem ve söylemlerden kaçınması gerektiği kaydedildi.

    Harem-i Şerif’in tarihi statüsünün, hem sözde hem de uygulamada korunmasının önemine dikkat çekilen açıklamada, “İlgili liderler tüm şiddet eylemlerini reddetmeli, tüm Kudüs sakinlerinin güvenliği sağlanmalı ve tüm failler sorumlu tutulmalıdır.” ifadelerine yer verildi.

    Şeyh Cerrah konusunda İsrail tarafına uyarı

    ABD’nin bölgede gerginliği artıracak tek taraflı adımları desteklemediği vurgulanan açıklamada, şu değerlendirme yapıldı:

    “Çoğu, nesillerdir orada yaşayan Kudüs’ün Şeyh Cerrah ve Silvan mahallelerindeki Filistinli ailelerin evlerinden çıkarılması durumundan dolayı da derin şekilde endişeliyiz. Yetkililere, Şeyh Cerrah mahallesi sakinlerine şefkat ve saygı ile davranma, bu karmaşık tarihi davaları kendi bütünlüğü içinde ele alma ve gerçek insanların hayatını nasıl etkilediğini değerlendirme çağrısı yapıyoruz.”

    Ayrıca Batı Şeria’da devam eden ev boşaltma, yeni yerleşim yerleri inşası veya yıkımı ve terör eylemlerinin, bölgede barışı zora soktuğu belirtilen açıklamada, ABD’nin hem İsrailli hem de Filistinli yetkililerle yakın temas halinde olduğu ifade edildi.

    Rusya, İsrail’in Doğu Kudüs’te sivillere yönelik saldırısını kınadı

    Rusya Dışişleri Bakanlığı, İsrail polisinin işgal altındaki Doğu Kudüs’te Filistinli sivillere yönelik saldırısını sert şekilde kınadı.

    Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, son günlerde Doğu Kudüs’teki durumun kötüleştiğine dikkat çekilerek burada bulunan Mescid-i Aksa ve Şeyh Cerrah Mahallesi’nde yaşanan olaylar hatırlatıldı.

    Rusya’nın söz konusu durumdan “derin” endişe duyduğu kaydedilen açıklamada, “Buradaki sivil halka yönelik saldırıları sert şekilde kınıyoruz. Tüm tarafları şiddetin tırmanışına yol açan herhangi bir adımdan kaçınmaya çağırıyoruz.” ifadeleri kullanıldı.

    Açıklamada, şunlar kaydedildi:

    “Rusya’nın, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin kararlarında yer alan ilkeli ve tutarlı pozisyonunu doğruluyoruz. Buna göre, Doğu Kudüs dahil, işgal altındaki Filistin topraklarında İsrail tarafından yerleşimlerin oluşturulması ve burada bulunan arazi ve mülklerin kamulaştırılmasının yasal dayanağı yok. Bu tür eylemler, uluslararası hukuka aykırı ve Filistin ile İsrail devletlerinin 1967 sınırlarına göre kurulması çerçevesinde meselenin barış yoluyla çözülmesini engelliyor.”

    BM Orta Doğu Barış Süreci Özel Koordinatörü’nden kutsal mekanlara saygı gösterilmesi çağrısı

    Birleşmiş Milletler (BM) Orta Doğu Barış Süreci Özel Koordinatörü Tor Wennesland, barış ve istikrar için Kudüs’teki kutsal mekanlara saygı gösterilmesi, siyasi ve dini liderlere de harekete geçmesi çağrısı yaptı.

    Wennesland, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Kudüs ve çevresinde artan gerginlik ve şiddet olaylarından derin endişe duyduğunu belirtti.

    Tüm taraflara sorumlu davranma ve sakin kalma çağrısında bulunan Wennesland, “Barış ve istikrar için herkes Kudüs’teki kutsal mekanlara saygı göstermeli. Siyasi ve dini liderler ise şimdi harekete geçmeli.” ifadelerini kullandı.

    İskoçya başbakanından İsrail’e şiddeti durdur çağrısı

    Birleşik Krallık’a bağlı İskoçya Bölgesel Başbakanı Nicola Sturgeon, İsrail’in Kudüs ve Mescid-i Aksa’ya yönelik saldırılarının uluslararası hukukun ihlali anlamına geldiğini belirterek İsrail’e “şiddetin derhal durdurulmasına yönelik çağrılara kulak vermesi” çağrısında bulundu.

    Sturgeon, Twitter hesabından İsrail’in Mescid-i Aksa’ya yönelik saldırılarına ilişkin paylaşımda bulundu.

    İskoç Başbakan, “Bir ibadethaneye herhangi bir zamanda saldırmak kınanır, ancak Ramazan’da bir camiye saldırmak tamamıyla affedilemez.” ifadesini kullandı.

    Saldırıların uluslararası hukukun ihlali anlamına geldiğine dikkati çeken Sturgeon, İsrail’e “şiddetin derhal durdurulmasına yönelik çağrılara kulak vermeli” çağrısında bulundu.

    İsrail polisinin dün işgal altındaki Doğu Kudüs’te bulunan Mescid-i Aksa, Eski Şehir bölgesinin Şam Kapısı ve Şeyh Cerrah Mahallesi’nde Filistinlilere yönelik saldırılarında en az 205 kişi yaralanmıştı.

    İsveç: Kudüs’teki son şiddet olaylarından endişeleniyoruz

    İsveç Dışişleri Bakanı Ann Linde, Kudüs’teki şiddet olaylarından endişe duyduklarını belirtti.

    Linde, Twitter hesabından, İsrail polisinin Mescid-i Aksa’da ve Kudüs’ün diğer bölgelerinde Filistinlilere yönelik şiddet kullanmasına ilişkin açıklama yaptı.

    “Kudüs’teki son şiddet olaylarından endişeleniyoruz. ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından açıkça aktarılan endişeleri paylaşıyorum” ifadelerini kullanan Linde, ABD Dışişleri Bakanlığının konuyla ilgili açıklamasını da paylaştı.

    ABD Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasında, “ABD, Harem-i Şerif ve Şeyh Cerrah bölgesi dahil Kudüs’te tarafların karşı karşıya geldiği ve çok sayıda kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan olaylardan dolayı oldukça endişelidir. Şiddetin hiçbir gerekçesi olamaz, fakat özellikle ramazanın son günlerine girilirken bu şekilde kan dökülmesi rahatsız edicidir. Buna, cuma günü İsrail askerlerine yapılan saldırı ve buna mukabil Batı Şeria’daki Filistinlilere yönelik saldırılar dahildir ve bunları kesin bir şekilde kınıyoruz.” ifadelerine yer verilmişti.

    Filistin Kızılayından yapılan açıklamada, cuma akşamı İsrail güçlerinin, işgal altındaki Doğu Kudüs’te bulunan Mescid-i Aksa, Eski Şehir bölgesinin Şam Kapısı ve Şeyh el-Cerrah mahallesinde Filistinlilere yönelik saldırılarında 205 Filistinlinin yaralandığı, bunlardan 88’inin Kudüs’teki hastanelere kaldırıldığı belirtilmişti.

  • İsrail polisi Kudüs’teki Mescid-i Aksa Camii’ne baskın düzenledi, 59 kişi yaralandı

    İsrail polisi Kudüs’teki Mescid-i Aksa Camii’ne baskın düzenledi, 59 kişi yaralandı


    İsrail polisi Kudüs’ün Eski Şehir bölgesinde yer alan Mescid-i Aksa Cami’ne ses bombaları ve plastik mermilerle baskın düzenledi. Reuters haber ajansı olaylarda 53 Filistinli ve altı İsrailli polis memurunun yaralandığını duyurdu.

    Yaralılardan 23’ünün yüz ve gözlerine gelen plastik kaplı mermi ve ses bombalarından çıkan şarapnel parçaları nedeniyle hastanelik olduğu bildirildi.

    Olaylarda Anadolu Ajansı Orta Doğu Editörü Turgut Alp Boyraz’ın da yaralandığı gelen haberler arasında.

    Olaylar İsrail polisinin camide bulunanları dağıtmak için müdahale etmesi üzerine yaşandı. Video kayıtlarında cemaatin polise sandalyeler, ayakkabılar ve taşlar fırlattığı, polisin ise ateşle karşılık verdiği görülüyor. İsrail polisinin Mescid-i Aksa’nın kapılarını kapattığı da görüntülerde yer alıyor.

    Mescid-i Aksa Vakfı, Ramazan ayının son cuma namazını kılmak üzere camide 70 bin kadar Müslüman’ın toplandığını, namaz bitiminden sonra ise binlerce kişinin ellerinde Hamas bayrakları ile Hamas yanlısı sloganlar attığını belirtiyor.

    Gerginliğin bir sebebinin de Sheikh Tayseer Abu Sunainah’ın vaazı sırasında “Bizim insanlarımız evlerinde, kutsanmış topraklarda, sebatkar ve sabırlı kalacaktır” sözlerinin olduğu ifade ediliyor.

    Tahliye edileceklerin evlerinin yakınında toplanarak İsrail’i protesto eden grubu polisin zırhlı araçlarla su sıkarak dağıtmaya çalıştığı, grubun da “kanımız ve canımızla seni kurtaracağız Aksa” şeklinde slogan attığı kaydediliyor.

    Olaylara Türkiye’den sert tepki geldi

    Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, İsrail polisinin Mescid-i Aksa’da cemaate saldırmasına tepki gösterdi. Kalın, Twitter hesabından olaylara ilişkin şunları kaydetti:

    “İsrail polisinin Mescid-i Aksa’ya girerek ses bombalarıyla saldırmasını şiddetle kınıyoruz. Mübarek Ramazan günlerinde hiçbir kutsala saygısı olmayan İsrail işgal güçleri Mescid-i Aksa’yı derhal terk etmelidir. Bu menfur ve pervasız saldırılar derhal durmalıdır”

    TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Twitter’daki hesabından yaptığı paylaşımda, “Bu gece, Mescid-i Aksa’da, namaz kılan cemaate saldırı açık bir devlet terörüdür. Şiddet ve zulüm eken barış ve huzur biçemez. Mescid-i Aksa’daki terörü lanetliyorum” ifadesini kullandı.

    Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da Twitter hesabından “İlk kıblemiz Mescid-i Aksa’ya bu akşam yapılan saldırıyı şiddetle kınıyorum. İsrail’in mübarek ramazanda ibadet eden masumları hedef alması insanlık dışı bir olay” ifadelerini paylaştı.

    İsrail Merkezi Mahkemesinin 4 Mart’ta Şeyh Cerrah Mahallesi’nde yaşayan Filistinli 3 ailenin evlerini boşaltmaları kararına yönelik itirazlarını reddetmesinin ardından taraflar arasında tansiyon yükseldi.

    Kudüs’teki artan gerilimden derin endişe duyduklarını belirten Amerika Birleşik Devletleri Sözcüsü Jalina Porter tarafları sakinliğe davet etmiş, sorumlu davranarak şiddetten kaçınmaya çağırmıştı.

    Avrupa Birliği, Ürdün ve Kuveyt de İstrail’in olası tahliyesine ilişkin olarak endişelerini dile getirmişti.