Etiket: SADAT

  • Kamu işletmesinden SADAT kurucusuna 87 milyonluk ihale! Kamudan yüz milyonlarca liralık ihale almışlar

    Kamu işletmesinden SADAT kurucusuna 87 milyonluk ihale! Kamudan yüz milyonlarca liralık ihale almışlar



    SADAT’ın kurucuları arasında yer alan Mehmet Naci Efe’nin güvenlik şirketi, kamudan bir ihale daha aldı. Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu’na ait Ege Linyitleri İşletmesi Müdürlüğü’nü 2024 yılı boyunca Efe’nin güvenlik şirketi koruyacak.

    Kamu İhale Bülteni’nde yer alan bilgilere göre Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu, 10 Ekim tarihinde Ege Linyitleri İşletmesi’nde çalıştırılmak üzere silahlı güvenlik personeli ihalesi düzenledi.

    Gazete Pencere’den Ersan Kınık’ın haberine göre, 2 firmanın teklif verdiği ihaleyi 87 milyon 210 bin TL teklifte bulunan Ekol Grup Koruma Güvenlik ve Eğitim A.Ş. kazandı. Türkiye Kömür İşletmeleri ile şirket arasında 8 Kasım’da sözleşme imzalandı.

    Şirket, Türkiye Kömür İşletmelerine bağlı Ege Linyitleri İşletmesi’ndeki madenlerin 2024 yılı boyunca güvenliğini alacak.

    Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde yer alan bilgilere göre ihaleyi alan Ekol Grup Koruma isimli şirket, Mehmet Naci Efe tarafından kuruldu. Şirketin kuruluşunda şirket hisselerinin yüzde 60’ına sahip olan Mehmet Naci Efe, aynı zamanda muhalefet tarafından sıklıkla paramiliter bir yapılanma olduğu iddiasıyla gündeme gelen SADAT’ın da kurucu ortakları arasında.

    ALDIĞI İHALELERİN TOPLAM BEDELİ YÜZ MİLYONLARI BULDU

    Mehmet Naci Efe 2019 yılında hisselerini Mehmet Cihan Efe’ye devrederken, şirketin bir diğer ortağı Mehmet Tek ise hisselerini Dilek Tek’e devretti. Menmet Naci Efe ve Mehmet Tek’in ayrıca Ekol Grup Güvenlik Koruma ve Eğitim A.Ş. isimli bir başka şirketi daha bulunuyor.

    Ekol Grup Güvenlik ile Ekol Grup Koruma isimli şirketler, kamu kurumlarından toplam bedeli 725 milyon TL’yi bulan 112 ayrı ihale aldı.

    BAKANLIK YALANLADI SADAT’TAN İSTİFA ETTİ

    Geçen yıl Makine Kimya Endüstrisi’nin ürettiği silahları SADAT’ın yurtdışına sattığını söyleyen Mehmet Naci Efe, MKE ve Dışişleri Bakanlığı tarafından yalanlanmış ve devamında Efe, SADAT’ın yönetim kurulu üyeliğinden istifa etmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a tepki: Bu işleri hala SADAT’la mı görüyorsun?

    Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a tepki: Bu işleri hala SADAT’la mı görüyorsun?



    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun TSK ile ilgili sözleri nedeniyle soruşturma başlatılmasına ilişkin sözlerine tepki gösterdi.

    Erdoğan, “Bunlara gereken dersi devlet olarak da yargı olarak da verme mükellefiyetimiz var. Biz ikinci sınıf demokrasiye evet demiyoruz” demişti.

    Erdoğan’ın sözlerine tepki gösteren Kılıçdaroğlu, “Erdoğan, Milletvekilimiz Sezgin Tanrıkulu için “Gereken dersi devlet olarak da yargı olarak da verme mükellefiyetimiz var.” demişsin. “Devlet olarak” derken, kastın nedir? Tehdit mi ediyorsun? Bu işleri hala SADAT’la mı görüyorsun? Siyasi ve ahlaki meşruiyetinin olmadığının farkındasın, buna göre davranıyorsun. Ancak bulunduğun makam adaleti emreder. Unutma, Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir hukuk devletidir” dedi.

    Kılıçdaroğlu şöyle devam etti:

    “SADAT’la yol yürüyen Saray devleti ise “Adalet mülkün temelidir.” sözünden mal-mülk anlayanların, AYM kararlarını dahi tanımayıp, yargıya talimat verenlerin oluşturduğu bir kötülük organizasyonudur. Hangisini temsil edeceğine karar ver.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • SADAT, soru önergesini mahkemeye taşımıştı: Hüda Kaya’ya tazminat cezası

    SADAT, soru önergesini mahkemeye taşımıştı: Hüda Kaya’ya tazminat cezası



    SADAT, eski HDP Milletvekili Hüda Kaya’ya açtığı tazminat davasını kazandı.

    SADAT, Hüda Kaya’nın dönemin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın yanıtlaması istemiyle sunduğu bir soru önergesini mahkemeye taşımıştı.

    SADAT’tan yapılan açıklamada, mahkemenin Hüda Kaya’yı tazminat ödemeye mahkum ettiği belirtildi. Açıklamada, “Mahkeme, Hüda KAYA tarafından şirketimize yönelik bilinçli ve sistematik şekilde gerçekleştirilen bu saldırıların şirketimizin kişilik haklarını zedelediğine hükmetmiştir. Mahkeme kararında ‘Davalı tarafından verilen ve 15 maddeden oluşan önergede sorulan sorular bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacı şirketin çeşitli terör örgütleri ile irtibatını gösterir belge olmadan ve bu konuda mahkumiyete ilişkin yargı kararı olmaksızın terör örgütleri ile irtibatlandırıldığı yönündeki içeriğin davacının kişilik hakkına saldırı teşkil ettiği’ sonucuna varılmıştır” denildi.

    NE OLMUŞTU?

    Eski HDP İstanbul Milletvekili Hüda Kaya, 1 Kasım 2021 tarihinde TBMM’ye verdiği soru önergesi ile Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a 15 soru yöneltmişti.

    Mahkemenin tazminata mahkum ettiği sorular şöyle:

    1. SADAT A.Ş ile işbirliği içinde olan çalışan ya da danışmanlık hizmeti alan herhangi bir kamu kurumu bulunmakta mıdır? Varsa bunlar hangileridir?

    2. SADAT A.Ş ne sıklıkta ve hangi yetkililer- kurumlar tarafından denetlenmektedir?

    3. Türk Silahlı Kuvvetleri, Milli İstihbarat Teşkilatı ve Emniyet Genel Müdürlüğü, SADAT A.Ş ile herhangi bir çalışma yürütmekte midir? Yürütmekte ise bu çalışmaların içeriği ve amaçları nelerdir?

    4. SADAT A.Ş yurt içinde şimdiye kadar nerelerde eğitim kampları veya çalışmaları olmuştur? Buralardan eğitim alan kişi sayısı belli midir? Bu kişiler daha sonra hangi kurum veya kuruluşlarda ve hangi bölgelerde çalışmaktadır?

    5. SADAT A.Ş tarafından kendi sitesinde de belirtildiği gibi eğitim, danışma ve donatım faaliyetlerini hangi ülkelerde sürdürmektedir? Bu ülkelerde eğitim verilen kişi sayısı kaçtır? Eğitim alan bu personeller nerelerde görevlendirilmektedir?

    6. Ülke içinde veya dışında SADAT A.Ş’nin askeri eğitim verdiği kamplar bulunmakta mıdır? Varsa bu kamplar nerededir ve kimlere eğitim verilmektedir? Denetimleri kimler tarafından ne sıklıkta yapılmaktadır? Eğitim alan bu kişiler nerelerde istihdam edilmektedir?

    7. Sultan Murad Tugayları ve El Nusra terör örgütüne silah gönderdiğine ve militanlarını eğittiği dair iddialar hakkında soruşturma açılmış mıdır?

    8. SADAT çalışmaları içinde yer alan kişiler 15 Temmuz’da İstanbul Boğaziçi köprüsünde katledilen er ve askeri öğrenciler olayında yer almışlar mıdır?

    9. Afganistan/Kabil havaalanında SADAT‘ın rolü nedir?

    10. Benim de içlerinde bulunduğum- 2015 12 Kasım günü Eş başkanımız Figen Yüksekdağ ve bir grup ile Silvan’daki gerilimli ortamda ziyarette bulunduğumuz sırada TSK ve Emniyet güçlerinin haricinde üstlerinde ‘Esedullah’ ‘Cundullah’ yazılı yelekler giyinmiş, çoğu kır saçlı, sakallı ve müstakil şekilde faaliyet gösteren, tekbirler getirerek, gerçek mermilerle bizlere saldıran, TSK ve Emniyet güçlerinin haricinde hatta içlerinde Türkçe konuşmayan, yabancı elemanların da olduğu bu ekipler SADAT elemanları mıdır?

    11. Yine aynı süreçte, Lice’de köylüleri benzinle yakmak isteyen jandarmanın engellediği kişilerin SADAT’la ilgisi var mıdır?

    12. Hem darbe girişimi sırasında hem de benzer olaylarda, iktidar yanında yer alıp, cinayet dahil her tür suçu işleyenlere yönelik olarak 696 sayılı KHK çıkarılmış ve bu kamuoyunda uzun süre iç savaş KHK’sı olarak tartışılmıştır. Bu KHK, SADAT üyelerine yönelik olarak mı çıkarılmıştır?

    13. 2017’de “Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 26’cı maddesinde değişiklik” yapılarak, özel güvenliğe uzun namlulu silah taşımasına izin verilmesi SADAT ve partnerleri olan güvenlik firmaları ile ilişkili midir?

    14. Adnan Tanrıverdi’nin, “Darbeden sonra orduda istediğimiz değişiklikleri yaptık” ifadelerinde olduğu gibi SADAT’ın orduya istediği kişileri yerleştirme ve istediği düzenlemeleri yaptırabilme gücü var mıdır?

    15. SADAT Libya’da, eğitim faaliyetlerine katılarak, Albayrak firması ile alanda bir ortaklık kurulmuş mudur ve İHA ve SİHA eğitimi vermiş midir?

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Silahlı eğitim vermesini sağlayacaktı… Eski AKP’li vekilin SADAT yasası Meclis arşivinden silindi!

    Silahlı eğitim vermesini sağlayacaktı… Eski AKP’li vekilin SADAT yasası Meclis arşivinden silindi!



    Türkiye’de paramiliter askeri güç oluşturmakla tartışılan Uluslararası Savunma Danışmanlık İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi (SADAT) seçimlerden önce CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun şirket binası önüne gitmesiyle gündeme gelmişti.

    Cumhuriyet’ten Sena Tufan’ın haberine göre; eski Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV) Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, TBMM’nin arşivlerinden SADAT hakkında verilen kanun teklifinin silindiğini söyledi.

    AKP’Lİ PETEK’İN VERDİĞİ KANUN TEKLİFİ SİLİNDİ

    SADAT kurucusu emekli asker Adnan Tanrıverdi, AKP’ye yakınlığıyla tanınıyor. Tanrıverdi bir dönem Cumhurbaşkanlığı Politikalar Kurulu üyeliği de yapmıştı.

    Eminağaoğlu, 2016 yılında AKP Milletvekili Reşat Petek’in SADAT hakkında bir yasa teklifi hazırladığını ve teklifi TBMM’ye sunduğunu belirterek şu bilgiyi verdi:

    “SADAT’ı doğrudan ilgilendiren bir yasa teklifi, AKP milletvekili Reşat Petek tarafından verilmiş. Bu yasa teklifinin tarihi 26 Mart 2016. Bu teklifin adı ise ‘5202 sayılı Savunma Sanayii Güvenliği Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’. Sunulan kanun tekliflerine yasalaşsın ya da yasalaşmasın, TBMM’nin internet sayfasından ulaşabilirsiniz. Ancak bu teklif yok, silinmiş.”

    ‘SADAT GİBİ…’

    Eminağaoğlu, kanun teklifinin ayrıntılarıyla ilgili de şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Yurtiçinde silahlı bir eğitim vermek görevini ancak TSK yerine getirebilir. Bir başka ülkede böyle bir görevi yerine getirmek de o ülke ile Türkiye arasında ikili bir antlaşmanın varlığına ve bu antlaşmanın da TBMM’de onaylanması ile olanaklıdır. TSK dışında bir başka kurumun veya tüzel kişiliğin buna zemin hazırlayacak eğitim vermesi yasaktır. Yasa teklifi ile adeta askeri eğitim benzeri, paramiliter nitelikte, gayri nizami harp eğitimine yol açılabilecek bir eğitim verilmesinin yolu açılıyordu. Bu durum, devlet dışında eğitimli silahlı yapılanmaların, grupların ortaya çıkması gibi kabul edilemez bir duruma atılan bir adım olacak, SADAT gibi yapılanmaların silahlı eğitim vermesini sağlayabilecekti.”

    ‘MUHALEFET ÜZERİNE GİTMEDİ’

    Ömer Faruk Eminağaoğlu, muhalefetin konunun üzerine gerektiği kadar gitmediğini söyledi. Eminağaoğlu, “Bu yasa teklifi ise, her nedense kaldırılmış, adeta gizlenmiş. Her CHP’li gibi benim de beklentim, SADAT’ın kapısına dayanılarak haklı olarak gösterilen tepki karşısında, gizli veya gizlenen bir yasa teklifi olamayacağına göre, bu yasa teklifinin de üzerine gidilmesiydi” dedi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erdoğan’ın heyetinde yer almıştı: SADAT’dan ‘Körfez seyahati’ açıklaması

    Erdoğan’ın heyetinde yer almıştı: SADAT’dan ‘Körfez seyahati’ açıklaması



    SADAT, Yönetim Kurulu Başkanı Melih Tanrıverdi’nin AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la birlikte Körfez turuna katılması nedeniyle gelen tepkiler üzerine bir açıklama yaptı. İş forumuna katılmalarının son derece olağan olduğunu savunan SADAT, CHP’yi hedef alarak, “yargı önünde cevap vereceklerini” belirtti.

    SADAT Savunma A.Ş. Hukuk Müşavirliği’nden yapılan açıklamada, CHP Grup Başkanı Özgür Özel’in “Tayyip Erdoğan seçim sürecinde, ‘SADAT ile ilgili bütün eleştirilere alakam yok’ demişti. Beyefendi, SADAT’ın CEO’su Melih Tanrıverdi Suudi Arabistan’daki heyette. Heyetle birlikte temaslarda bulunuyor. İş formuna katılıyor ve beyefendinin referansı Recep Tayyip Erdoğan” sözleri üzerine açıklama yapıldığı kaydedildi.

    “ÜLKEMİZİN BAŞARILARINI GÖLGELEMEYE YÖNELİK BİR GİRİŞİM”

    Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:

    “Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) tarafından düzenlenen Türkiye-Suudi Arabistan İş Forumu’nda Türkiye’de farklı sektörlerde faaliyet gösteren birçok şirketin yöneticisi yer almış ve birçok sektörde ülkemizin yararına iş birliği anlaşmaları imzalanmıştır. SADAT A.Ş’yi temsilen Yönetim Kurulu Başkanımız Melih Tanrıverdi, iki ülke arasında Savunma Sanayi Hizmet Sektöründeki iş birliğini güçlendirmek amacıyla foruma katılım sağlamıştır. Nitekim bu kapsamda, Suudi Arabistan Krallığı, Katar Devleti ve Birleşik Arap Emirliği ile Türkiye Cumhuriyeti arasında Savunma Sanayi sektöründe kapsamlı bir iş birliği anlaşmaları imzalandığı da kamuoyuna yansımıştır.”

    CHP HEDEF ALINDI

    CHP’yi hedef alan SADAT, açıklamasında, “DEİK İş Forumlarında Savunma Sanayi Hizmet Sektöründe ülkemizi temsil eden iş insanlarımızın bir siyasi parti tarafından açıkça hedef gösterilmesi, ülkemizin bu sektördeki başarılarını gölgelemeye yönelik bir girişimdir. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ile bir sermaye şirketi olan SADAT’ı ilişkilendirmek, son derece mesnetsiz bir girişimdir” ifadelerini kullandı.

    “Bir iş forumuna katılmalarının son derece olağan” olduğunu öne süren SADAT, CHP’ye “yargı önünde cevap vereceklerini” belirtti. 

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • SADAT’tan “seçim günü göreviniz var mı” sorusuna yanıt: Bir şirketin seçimde görevi olamaz

    SADAT’tan “seçim günü göreviniz var mı” sorusuna yanıt: Bir şirketin seçimde görevi olamaz


    Türkiye, yarım seçime giderken ortaya atılan bazı iddialar ise endişe yaratıyor. 

    Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün seçim programını Ayasofya’da kıldığı akşam namazı ile sonlandırdı. Erdoğan’ın akşam namazına katılanlar ise tekbir çekti. O anları görüntüsü sosyal medyada paylaşıldı. 

    SADAT Yönetim Kurulu Başkanı Melih Tanrıverdi, de görüntüleri Twitter’dan paylaşarak, “Gazanız mübarek olsun yiğitler” tweetini attı. 

    Bunun üzerine gazeteci Alican Uludağ, Tanrıverdi’ye soru yönelterek seçim günü SADAT olarak bir görevlerinin olup olmadığını sordu.

    Tanrıverdi, “Asla ve kat’a… Bir şirketin seçimde görevi olamaz. SADAT, savunma sanayi hizmet sektöründe faaliyet gösteren bir şirkettir. Paramiliter bir gücü hiç olmamıştır” yanıtını verdi.  

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kılıçdaroğlu ‘Vasiyetim de burada dursun’ diyerek paylaştı

    Kılıçdaroğlu ‘Vasiyetim de burada dursun’ diyerek paylaştı


    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bugünkü grup toplantısında açıklamalarda bulunmuş; katıldığı bir canlı yayın sırasında SADAT reklamı yayınlanması konusunda konuşan Kılıçdaroğlu, ”Eğer bana bir şey olursa halkıma emanetimdir. O 418 milyar doları siz tahsil edeceksiniz. Gençlerimizin geleceğidir bu para. Bu ülkenin doğmamış bebeklerini parasıdır o para. Her kuruşunu tahsil edeceksiniz. 85 milyona tahsis edeceksiniz o parayı. Benim size vasiyetimdir bu” ifadelerini kullanmıştı.

    DİKKAT ÇEKEN PAYLAŞIM

    Kılıçdaroğlu akşam saatlerinde ise sosyal medya hesabından grup toplantısındaki söz konusu konuşmanın görüntülerini paylaştı. 

    Kılıçdaroğlu paylaşımına ”Vasiyetim de burada dursun” notunu düştü.

    CHP Lideri’nin paylaştığı video şöyle:

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kılıçdaroğlu’nun ‘paramiliter artıkları’ dediği SADAT, TV100’deki reklamı savundu: Planlıydı

    Kılıçdaroğlu’nun ‘paramiliter artıkları’ dediği SADAT, TV100’deki reklamı savundu: Planlıydı


    Uluslararası Savunma Danışmanlık Şirketi’nin (SADAT) CEO’su Melih Tanrıverdi, TV100 yayınında Uğur Dündar’ın CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile röportajı sırasında çıkan tartışmalı reklamı savundu. 

    Tanrıverdi, bunun planlı bir çalışma olduğunu söyleyerek, ‘Etkili reklam için Halk TV veya Tele 1 planlıyorduk. Hafta ortası CHP’den bir hanım kardeşimiz Kılıçdaroğlu’nun Dündar’la yapacağı programın cumartesi yayınlanacağı bilgisini verince kanal planlamamızı değiştirmek zorunda kaldık. Bazen evdeki hesap çarşıya uymuyor… Değil mi Kılıçdaroğlu.” ifadelerini kullandı. 

    Tanrıverdi, twitter hesabından paylaştığı mesajında “Reklam departmanımız bin 500 TL’lik bir reklam vererek bu reytingi güzel bir PR çalışmasına döndürmüş. Tebrik ederim. Aslında ben Halk TV veya Tele 1’e istemiştim fakat Kılıçdaroğlu onların reytingi düşük kaldığı için TV 100’ü tercih etmiş.” dedi.

    Ne olmuştu?

    Seçim güvenliğini tehdit ettiği gerekçesiyle tartışmaların odağında bulunan SADAT’ın dün akşam TV100’de Uğur Dündar’ın Kılıçdaroğlu ile röportajı sırasında “Stratejik danışmanlık eğitim ve lojistik hizmetleri” ifadeleriyle yayına giren reklamı gündemin üst sırasında oturdu. 

    TV100’e gelen tepkiler üzerine kanalın Genel Yayın Yönetmeni Alican Değer bir açıklamada bulundu. “Evet yasadışı olmasa bile bu politik anlamda bir hatadır.” diyen Değer, olayı ‘reklam servisinin siyasi bilgi eksikliğine bağladı’, “Reklam servisimizin siyasi bilgi eksikliği yüzünden Sayın Uğur Dündar’ın, hele hele de Sayın Kılıçdaroğlu’nun hedef alınması kabul edilemez” dedi. TV100 yayın yöneticisi şunları söyledi: “SADAT geçtiğimiz ay bizim de içinde bulunduğumuz bazı kanallara 8 saniye uzunluğunda sınırlı sayıda alt bant reklam yollamış idi.

    Böylesine politik göndermeleri ve entrikal incelikleri bilmeyen reklam servisimiz SADAT reklamını zaman zaman programların içerisine koyarak görevini yapıyordu.

    Nitekim Sayın Uğur Dündar’ın Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığı programda 100’ü aşkın alt bant reklamın içine bu reklamı da yerleştirmiş. Yayın yönetim durumu fark ettiği an müdahalede bulundu.”

    Bu arada programın suncusu Uğur Dündar da, sosyal medyada gelen tepkilerin ardından Twitter hesabından, “Programın içine alınan reklâmlar konusunda hiçbir bilgim, ilgim yok. Reklâm bölümü bir aydır kullanılan Sadat reklamını, yaklaşık 3 saati bulan bizim programın yayınında sadece 8 saniye kullanmış. Televizyon yönetiminin müdahalesiyle kaldırılmış. Ve tekrar ekrana getirilmemiş.” açıklamasını yaptı.

    Kılıçdaroğlu’dan TV100’deki röportajında SADAT reklamına sert tepki: Siz kimi tehdit ediyorsunuz!

    Anamuhalefet partisi CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ise Twitter hesabından olaya sert tepki gösterdi. “O az kalmış aklınızı alırım sizin, paramiliter artıkları, siz kimi tehdit ediyorsunuz!”

    Kılıçdaroğlu: “SADAT terörist yetiştiren bir kurumdur”

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kapısına giderek ‘paramiliter yapısıyla bir tehdit oluşturduğu’ endişelerini gündeme taşımış ve şunları söylemişti: “Türkiye asla paramiliter kuruluşlara, kurumlara, kişilere teslim edilmeyecektir. Seçim güvenliği önemlidir. Önünde bulunduğumuz SADAT bir paramiliter kuruluştur. Daha düne kadar Erdoğan’ın danışmalığını yapıyordu bunlar. Bu kuruluşun hedefleri arasında gayri nizami harp eğitimi de var. Dikkatini çekmek isterim kamuoyunun; gayri nizami harp eğitim var. Yani sabotaj, baskın, pusu kurma, suikast ve tedhiş… Tedhişin bugünkü diliyle Arapça terör olarak tanımlanıyor, Türkçesi de terör. Burası terörist yetiştiren bir kurumdur”.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • SADAT: Şirketimiz paralı asker örgütü değil, suçlamalar Erdoğan’ın imajını zedelemek için

    SADAT: Şirketimiz paralı asker örgütü değil, suçlamalar Erdoğan’ın imajını zedelemek için


    Kendisini, “savunma alanında danışmanlık ve askeri eğitim veren şirket” olarak tanımlayan SADAT’ın Yönetim Kurulu Başkanı Melih Tanrıverdi, son dönemde kendilerine yöneltilen suçlamaların “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imajını zedelemek için tasarlanmış Batılı bir dezenformasyon kampanyasının parçası olduğunu” iddia etti.

    Uluslararası Savunma Danışmanlık İnşaat Sanayi ve Ticaret’in (SADAT) kurucusu Adnan Tanrıverdi’nin oğlu Melih Tanrıverdi, çalışmalarıyla ilgili olarak Fransız Haber Ajansı’nın (AFP) sorularını yazılı olarak yanıtladı.

    “Şirketimizin paralı asker örgütü olmakla hiçbir ilgisi yoktur” diyen Tanrıverdi, SADAT’ın küresel güçlere karşı beklenmedik bir aktör olarak eylem alanına girmesi… bu dezenformasyonun nedenini açıklıyor.” ifadesini kullandı.

    AFP, Türkiye’nin özellikle Afganistan’ın başkenti Kabil Havaalanı’nın güvenliğinin özel şirketler tarafından sağlanabileceği yolundaki önerisini hatırlattıktan sonra bunun için adet SADAT’ın adres gösterildiği yorumunu yaptı.

    Bununla ilgili soruya Tanrıverdi, SADAT’ın bu havaalanının güvenliğinin sağlanması için asker ve güvenlik görevlilerine sadece eğitim ve danışmanlık hizmeti verebileceğini ifade etti.

    AFP röportajında, ABD Savunma Bakanlığı’nın 2020’deki bir raporuna göre SADAT’ın Türkiye’nin destekliği güçlerin yanında savaşmak üzere Suriyeli milisleri eğitmek için Libya’ya uzmanlarını gönderdiği yolundaki raporuna dikkat çekildi.

    Yine aynı raporda, Libya’daki Suriyeli yaklaşık 5 bin savaşçının denetimi ve paralarının ödenmesinin de SADAT üzerinden yapıldığı görüşü dile getirilmişti.

    Bu iddiaları da yalanlayan Tanrıverdi, SADAT’ın geçen yıl Dağlık Karabağ’daki savaşta yine yabancı savaşçıların Azerbaycan’a gönderilmesinde rolü olduğu yolundaki suçlamayı reddetti ve bunları “komplo teorisi” olarak niteledi.

    Tanrıverdi, “SADAT hiç bir zaman Suriye, Libya ve Azerbaycan’da olmadı.” diyerek “Küresel güçleri kandıracak kadar profesyonel olduğumuzu gerçekten düşünüyor musunuz?” sorusunu yöneltti.

    Hizmet verdikleri müşterilerin ismini vermeyen Tanrıverdi, bununla birlikte Afrika kıtası da içinde olmak üzere her kıtada çalıştıklarını ifade etti.

    SADAT’a yönelik suçlamalar doğru mu ?

    Libya ve Suriye hakkında yapılan suçlamaların doğru olabileceği yolundaki görüşlere yer veren AFP, bu konuda Amerikan Üniversitesi ve Orion Politika Enstitüsü’nde terör uzmanı olarak görev yapan Suat Çubukçu’nun görüşlerine yer verdi.

    Konu ile ilgili olarak Çubukçu, “SADAT’ın Suriye’deki vekil savaşçıların eğitilmesinde, harekete geçirilmesinde ve onları paralı asker olarak kullanmada kilit rol oynadığına dair güvenilir kaynaklar var.” dedi.

    Çubukçu, SADAT’ın dünyaya siyasi bakış açısının ve kendi silahlı birimlerinin olmayışının, onu Kremlin ile yakından ilişkili Rus firması Wagner’den ayırdığını söyledi. Çubukçu ayrıca, SADAT’ın kendi hükümetiyle ideoloji odaklı ve çok daha iç içe ilişkisi olduğunu söyledi.

    Buna ilişkin Tanrıverdi, şirketin Türk devletinin gayri resmi parçası olduğu suçlamasını reddederek, SADAT’ın savunma sanayi ürünleri ve hizmetlerinin yurt dışına ihracatında devletin onayını almak zorunda olduğunu ancak, bakanlıklardan ve MİT’ten talimat almadığını söyledi.

    2016 yılındaki darbe girişiminin ardından SADAT’in kurucu Adnan Tanrıverdi, Erdoğan’ın güvenlik danışmanı görevine getirilmişti.

    ABD ordusunda görevli Matt Powers tarafından kaleme alınan bir raporda, Suriye’deki vekil savaşçıların Türkiye adına daha sonra başka savaş bölgelerine gönderilmesinde SADAT’ın “kolaylaştırıcı” rolü oyladığı iddia edilmişti.

    Dış Politika Araştırmaları Enstitüsü Ortadoğu Programı Direktörü Aaron Stein ise AFP’ye yaptığı açıklamada, Türk istihbaratının vekil savaşçılar için ödeme yaptığı ve bunları yurt dışındaki operasyonlar için kullandığına dair spekülasyonlar olduğuna dikkati çekerek, “Bununla birlikte bunun tam olarak nasıl çalıştığını bilmiyoruz.” dedi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Alfa Timi hakkında neler biliniyor? SADAT’a eğitim desteği verdi mi?

    Alfa Timi hakkında neler biliniyor? SADAT’a eğitim desteği verdi mi?


    Dünyanın en seçkin özel kuvvetleri arasında sayılıyor. Caydırıcılık, dayanıklılık ve operasyonel kapasite bakımından Amerikan Donanması’ndaki muadili ‘Navy Seals (Deniz Komandoları)’ ile kıyaslanıyor. Hedefine ulaşmak için korku salan yöntemlere başvurmaktan çekinmemesiyle biliniyor.

    Sovyetler Birliği’nin Afganistan’ı işgal ettiği 1970’lerin sonundan bu yana; suikastler, vekalet savaşlarında üstlendiği roller, ‘terörle mücadele’ ve rehine operasyonları ile birçok kez küresel çapta adını duyurmuş bir yapı.

    Rusya’nın Federal Güvenlik Servisi’ne (FSB) bağlı Alfa Timi‘nden söz ediyoruz.

    Alfa Grubu olarak da anılan bu Rus özel kuvvetler birimi, son dönemde faaliyetleriyle hayli tartışma yaratan SADAT ile ilişkilendiriliyor.

    Peki Alfa Timi hakkında neler biliniyor? Türkiye’ye bakan yönüyle hangi iddialar var?

    Haberimizde bu konuyu sizler için irdeledik.

    Alfa Timi (Alfa Grubu) Türkiye’de neden gündem oldu?

    Ana muhalefet partisi lideri Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun tam da ‘siyasi cinayetler olabileceğine dair kaygılarını’ dile getirdiği ve Türkiye siyasetinde ‘suikast tartışması’nın döndüğü günlerde, Sedat Peker’in paylaştığı tweet dizileri dikkat çekti.

    Şimdilerde kendisinin de dahil edildiği bir ‘suikast listesi’ oluşturulduğunu söylüyordu Peker. Ayrıca, listeyle ilgili olarak ‘Türkiye’de bir dönem korku iklimi yaratılması maksadıyla ortak hareket ettikleri’ imasında bulunduğu SADAT‘ı işaret ediyordu.

    Peker, paylaşımlarında emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi’nin kurucu başkanı olduğu ‘SADAT’ın Rusya’dan uzmanlık alanı suikast olan Alfa timleriyle anlaştığını’ da öne sürdü.

    Hakkında organize suç örgütü liderliğinden yakalama kararı bulunan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde yaşamını izole şekilde sürdüren Peker, böylece SADAT’ın, eğitim desteği aldığı iddiasıyla Rus Alfa Grubu’nu Türkiye’nin gündemine taşımış oldu.

    SADAT, Rus Alfa Timi’nden eğitim desteği aldı mı?

    Emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi, kurucu başkanı olduğu SADAT’la ilgili söz konusu iddiayı şirketin internet sitesinde yayımladığı yazılı yanıtıyla yalanladı.

    “SADAT A.Ş., Alfa Timleri veya başka özel askeri şirketler ile herhangi bir ilişki içine girmemiştir. Bu tip oluşumlardan da eğitim almaya ihtiyacı yoktur.” diyen Tanrıverdi, SADAT’ın ‘Türkiye’ye Dost ve Müttefik Müslüman ülkelerin emniyet birimlerine uluslararası savunma alanında danışmanlık, askeri eğitim ve ikmal olmak üzere üç ana alanda hizmet sunan bir anonim şirket olduğunu’ söyledi.

    Tanrıverdi, açıklamasında ayrıca SADAT’ın ‘suikast eğitimi vermediği’ni de dile getirdi.

    Alfa Timi nedir?

    Alfa Timi, Sovyetler’in gizli servisi ‘Devlet Güvenlik Komitesi’ (KGB) bünyesinde, terörle mücadele amaçlı 30 kişiden oluşan bir birim olarak kuruluyor. Rusya Federasyonu’nda da KGB’nin devamı olan Federal Güvenlik Servisi (FSB) kontrolünde faaliyetlerine devam ediyor.

    1972 Münih Katliamı’nın ardından 1974 yılında kurulan Alfa, zaman içinde terörle mücadele dışında ülke içi ve dışında farklı görevler de icra etmeye başlıyor.

    Alfa bünyesinde şimdilerde 700 civarında operasyona hazır personel bulunduğu biliniyor.

    Rus özel kuvvetler birimi Alfa’nın adını duyurduğu operasyonlar

    Alfa, İkinci Dünya Savaşı sonrası 1949’da kurulan Sovyet özel kuvvetleri Spetsnaz içerisinde sonradan terörle mücadeleye yönelik doğmuş bir birim. Spetsnaz’ın kontrolü Alfa gibi KGB’de olan bir diğer seçkin birimi Vympel. Alfa Timi, terör olaylarına müdahaleyle birlikte; baskınlar, suikastler, düşman hattından içeriye sızarak yürütülecek operasyonlarda kullanılırken Vympel, zorlu koşullarda yetişmiş personeliyle özel kuvvetler operasyonları için pilot, doktor, yakın döğüş uzmanı, tercüman, keskin nişancı vb. ihtiyacı karşılıyor.

    Alfa Timi ve Rus özel kuvvetlerinin, dünya çapında bilinirliğe sahip münferit ya da koordineli birçok operasyonu var. İşte onlardan en akılda kalanlar:

    • Afganistan’ın 27 Aralık 1979’da işgali ve Tajbeg Sarayı baskını

    Alfa Timi, aynı gün 40 dakika içinde dönemin Afgan Cumhurbaşkanı Hafızullah Amin ve oğluyla birlikte 300’den fazla muhafızının öldürülmesi misyonunda görev aldı.

    • Beyrut’ta ‘İslami Kurtuluş Örgütü’nün rehin aldığı 4 Rus diplomatın kurtarılması operasyonu

    Alfa Timi, 1985 Ekim’indeki bu operasyonda misilleme olarak izini sürdüğü örgüt mensuplarının ailelerine işkence uygulamış; uzuvlarını kesip; militanları rehineleri kısa süre içinde serbest bırakmaya zorlamıştı. 1 Rus diplomat, operasyon öncesinde öldürülmüştü.

    • Şamil Basayev’in komutasındaki Budyonnovsk kuşatmasına müdahale

    1995 yılının 14-19 Haziran günleri arasında vuku bulan olayda, önce ‘Çeçen direnişi lideri’ Basayev, Rusya’nın güney şehri Budyonnovsk’u kuşattı. Şehir merkezindeki hükümet binalarına baskın düzenledi. Ardından şehir hastanesinde 1800’e yakın kişiyi rehin aldı. Kuşatmanın üçüncü gününde, Rus makamları, diğer özel kuvvetler birimlerinin yanında Alfa Timi’ni görevlendirecekti.

    Alfa’nın operasyonu sonrası yoğun çatışmalar yaşandı. Geçici ateşkeste 227 rehine serbest bırakıldı, 61’ini Rus özel kuvvetleri kurtardı. Kanlı olay neticesinde 166 rehine ölmüş; 541 kişi yaralanmıştı.

    • Moskova’da Dubrovka Tiyatrosu baskını

    İkinci Çeçen Savaşı’nın bitirilmesi ve Rus askerlerinin Çeçenistan’tan çekilmesini talep eden silahlı 50 Çeçen direnişçi, 2002’nin 23 Ekim günü Moskova’da Dubrovka Tiyatrosu’nu basmıştı. İçerideki 850 kişiyi rehin aldılar. Ruslar için silahlı baskın hayli riskli görülüyordu. Çeçen militanlar, binaya güçlü patlayıcılar da yerleştirmişti.

    Rehine kurtarma misyonu FSB’nin Alfa ve Vympel timlerine verildi. Tartışmalı bir kararla, binanın havalandırma sistemi üzerinden tiyatro amfisine bir kimyasal salarak militanlar etkisiz hale getirilecek ve ardından baskın yapılacaktı. Başlangıçta hesaplanan oldu; özel kuvvetler kayıp vermeden direnişçileri etkisiz hale getirdi.

    Ne var ki; sivil rehineler binadan çıkarıldığında çoğu baygın haldeydi. Tıbbi müdahale konusundaki hazırlık yetersiz kalmış ve dokuzu yabancı uyruklu 130 rehine yaşamını yitirmişti. Alfa Timi, bu rehine kriziyle ilgili operasyonun neticesinde çok eleştirilecekti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***