Etiket: Rusya ekonomisi

  • Putin: Barış ancak Ukrayna’nın silahsızlandırılması ile mümkün

    Putin: Barış ancak Ukrayna’nın silahsızlandırılması ile mümkün


    Rusya lideri Vladimir Putin, geleneksel olarak düzenlediği yıllık basın toplantısında konuştu

    REKLAM

    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna’da barışın ancak “Kiev’in tarafsızlığı”, “silahsızlandırılması” ve “askerden arındırılması” ile mümkün olabileceğini söyledi.

    “Ukrayna için hedeflerinin değişmediğinin” ve “hedefe ulaşana kadar” mevcut durumun devam edeceğinin altını çizen Putin, Moskova’da düzenlediği yıllık basın toplantısında “Size ne hakkında konuştuğumuzu hatırlatmak isterim: Ukrayna’nın silahsızlandırılması, askerden arındırılması ve tarafsızlık statüsü.” ifadelerini kullandı. 

    Moskova’nın “tarafsızlıktan” kastı, Kiev’in NATO askeri ittifakına katılmaması anlamına geliyor. 

    “Hedeflerimize ulaştığımızda barış olacak” diyen şöyle devam etti:

    “Askerden arındırmaya gelince, eğer bir anlaşmaya varmak istemezlerse, askeri çözümler dahil olmak üzere farklı önlemler almak zorunda kalacağız. Ya da belirli şartlar üzerinde anlaşacağız. İstanbul’daki görüşmelerde bunlar üzerinde anlaşmıştık. Ancak daha sonra bu anlaşmalar rafa kaldırıldı. Ama bu meselede anlaşılmıştı.” 

    “Başka ihtimaller de var” ifadesini kullanan Putin, “Ya bir anlaşmaya varacağız ya da bu meseleyi güç kullanarak çözeceğiz. Biz de bunun için çaba göstereceğiz.” diye konuştu.

    Putin, Rusya’nın ekonomik yaptırımlara, Ukrayna’daki savaşa ve Batı ile karşı karşıya gelmesine rağmen “ilerleyecek” kadar kendinden emin olduğunu iddia etti. 

    Ekonominin dış yaptırımlara karşı direnci konusunda ise, ülkesinin “Rus toplumunun güçlü konsolidasyonu”, “mali ve ekonomik sisteminin istikrarı” ve “artan Rus askeri yetenekleri” sayesinde “yeterli güvenlik marjına” sahip olduğunu aktardı. 

    Putin, “En önemli gösterge ekonomik büyümedir. Yılsonu itibariyle GSYH büyümesinin yüzde 3,5 olması bekleniyor. Bu iyi bir gösterge, geçen yılki düşüşü telafi ettiğimiz anlamına geliyor ve ileriye doğru nispeten ciddi bir adım attık. Ne yazık ki enflasyon arttı. Yılsonunda yüzde 7,5, belki biraz daha fazla yüzde 8 olması bekleniyor, ancak Merkez Bankası ve hükümet gerekli önlemleri alıyor.” dedi. 

    Ukrayna’da kaç Rus askeri savaşıyor?

    Rusya’nın ikinci bir yedek asker seferberliği dalgasına ihtiyacı olmadığını, ülke genelinde her gün bin 500 kişinin orduya alındığını söyleyen Putin, halihazırda Ukrayna’da savaşan 617 bin Rus askeri bulunduğu bilgisini verdi. Başkana göre bunlardan 244 bini profesyonel diğerleri, seferberlik çağrısı sonrası gelen kişiler. 

    Ukrayna’yı ‘özel operasyon bölgesi’ olarak tanımlayan Putin, şöyle devam etti:

    “Kısmi bir seferberlik yaptık, 300 bin kişiyi çağırdık. Çocuklar iyi savaşıyor, gerçekten iyi… Sanırım 244 bin kişi özel askeri operasyon bölgesinde. Bunun ardından, insanların gönüllü olarak silahlı kuvvetlerle sözleşme imzalaması için bir kampanya başlattık. Dün akşam itibariyle 486 bin kişiye ulaştığımızı öğrendim. Ellerinde silahlarıyla vatanımızı savunmaya hazır kişilerin akışı azalmıyor. Gönüllülerle birlikte yaklaşık yarım milyon kişi olması lazım.”

    Bu yıl ağırlıklı olarak Rus muhabirlerin bulunduğu basın toplantısında Putin, “Neden seferberlik? Buna gerek yok” ifadesini de kullandı.

    “Ukrayna ile Gazze karşılaştırılamaz”

    71 yaşındaki Rus lider, İsrail ordusunun Hamas’a yönelik saldırıları kapsamında bombaladığı Gazze Şeridi’ndeki durumu “felaket” olarak nitelendirdi ve bunun Ukrayna’daki durumla kıyaslanamayacağını söyledi.

    Putin, “(Ukrayna’daki) özel askeri operasyona bakın ve Gazze’de olanlara bakın ve aradaki farkı görün. Ukrayna’da böyle bir şey yok” sözleriyle Ukrayna’da yıkım olmadığını kaydetti. 

    Kasım ayı sonunda G20’de yaptığı sanal konuşmada Putin, her türlü savaşın bir “trajedi” olduğunu söylemiş, ancak Batı’yı seçici davranmakla suçlayarak onları “Filistin’de sivillerin yok edilmesinin” hesabını vermeye çağırmıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Sürgündeki Rus oligark: Ukrayna’da çiçeklerle karşılanmaması Putin’i çılgına çevirdi

    Sürgündeki Rus oligark: Ukrayna’da çiçeklerle karşılanmaması Putin’i çılgına çevirdi


    Sürgündeki bir Rus oligark, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna’yı işgali sonrası Ukraynalılar tarafından beklediği gibi “çiçeklerle karşılanmadığı” için çılgına döndüğünü söyledi.

    CNN’e konuşan, petrol devi Yukos şirketinin eski CEO’su Mihail Hodorkovski, Putin’in Ukraynalıların direnmesini beklemediğini ifade etti.

    Hodorkovski, “Başta Kiev’de iktidarı değiştirmek ve kukla yerleştirmek istiyordu. Böylelikle Ukraynalılar tarafından sokaklarda çiçekler atılarak karşılanmayı umuyordu.” şeklinde konuştu.

    Bir zamanlar Rusya’nın en zenginlerinden biri olan Hodorkovski, yolsuzluk ve vergi kaçırma suçlarından 9 yıl hüküm giymiş ve 2013 yılında serbest bırakılmıştı. Putin’e muhalif tavırlarıyla bilinen Rus oligark, hapis kararının politik olduğunu öne sürüyordu.

    Hodorkovski Ukraynalıların direnişinin Putin’i çılgına çevirdiğini belirterek “Harkov’daki insanların onu çiçeklerle karşılamaması onu yalnızca kızdırmadı, kelimenin tam manasıyla çılgına çevirdi. O zaman Harkov ve Kiev’i bombalamaya başladı” ifadelerini kullandı.

    Hodorkovski, Putin’in savaşında bir sonraki hamlenin Baltık ülkelerini işgal etmek olduğunu söylüyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AB’nin enerji ambargosu uygulaması Rus ekonomisini nasıl etkiler?

    AB’nin enerji ambargosu uygulaması Rus ekonomisini nasıl etkiler?


    Rusya, Ukrayna’yı işgalinde bir aydan fazla süre geçmesine rağmen henüz hedeflerine ulaşamadı. Batılı ülkelerin geri adım atmaya zorlamak için yürürlüğe soktuğu yaptırımlar da Kremlin’i yıldırmış gibi görünmüyor.

    Uzmanlar bundaki asıl etkenin Rus ekonomisini ayakta tutan enerji ihracatının çok büyük oranda yaptırımlar dışında tutulması olduğunu gösteriyor ve Moskova’nın aşil tendonunun enerji olduğuna vurgu yapıyor.

    Uluslararası Finans Enstitüsü’nün (IFF) yaptığı tahminlere göre Rus ekonomisi 2022 yılı sonu itibariyle yüzde 30 daralacak ve buna Rus petrol ve doğal gazına ambargo uygulanma senaryosu dahil edilmemiş. IFF Başekonomisti Robin Brooks sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı yorumda Rus enerji ihracatına ambargo uygulanması halinde bu daralmanın çok daha fazla olacağını ve Rusya’nın ekonomik üretiminin tamamen çökeceğini vurguladı.

    Fakat Avrupalı ülkelerin özellikle Almanya’nın Rus doğal gazı ve petrolüne bağımlılığı hızlı bir ambargo kararının alınmasını oldukça zorlaştırıyor. Geçtiğimiz haftalarda Almanya Ekonomi ve Enerji Bakanı Robert Habeck ani bir boykotun Almanya’da fakirliğe ve işsizliğe neden olacağı için mümkün olmadığını açıkladı.

    Sonrasında ise Habeck Rusya’dan petrol ve kömür ithalatının yıl sonuna kadar kademeli olarak sonlandırılacağını açıkladı. Fakat ihtiyacının yüzde 55’ini Rusya’dan karşıladığı doğal gaz ithalatını ise ancak 2024 yılında sonlandırabileceklerini belirtti.

    Fakat Almanya’nın Rus enerji kaynaklarına ambargo kararının Almanya’yı olumsuz etkileyeceğinin açık olduğunu belirten Brooks Rusya’nın bundan çok daha fazla zarar göreceğini ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in savaşın maliyetini karşılamakta işini daha da zorlaştıracağını vurguladı. Brook bir enerji ambargosu durumunda Rus ekonomisini yüzde 40’tan fazla küçülebileceğini dile getirdi.

    G7’den Ruble ile ödeme talebine ret

    Mali yaptırımlar kapsamında Rusya’nın uluslararası bankacılık sistemi ve ana transfer ağlarından dışlanmasından sonra Putin, geçen hafta yaptığı açıklamada AB ülkelerine yaptığı gaz ihracatı karşısında dolar veya euro almayı kabul etmeyeceğini duyurmuş ve Rus yetkililere bir hafta içinde ödemelerin ruble üzerinden yapılması için gerekli çalışmalara başlamaları talimatı vermişti.

    G7 ülkeleri ise Rusya’nın sattığı gazın ücretinin ulusal para birimi ruble üzerinden ödenmesi için getirdiği uygulamanın “kabul edilemez” olduğunu duyurdu.

    G7 dönem başkanı Almanya’nın Ekonomi Bakanı Robert Habeck “G7 ülkelerinin bütün bakanları, mevcut kontratlara aykırı olarak Rus gazı karşılığında ruble ödenmesi koşulunu tek taraflı ihlal olarak görüyor… Ödemelerin ruble karşılığı ödenmesi koşulu kabul edilemez.” dedi.

    Habeck, Moskova’nın bu kararının Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in “sırtının duvara sıkıştığı” şeklinde yorumlamak gerektiği görüşünü dile getirdi.

    Rusya’yı “güvenilir olmayan bir tedarikçi” olarak niteleyen Habeck, ilgili şirketlerden Putin’in bu talebine yanıt vermemelerini istediklerini söyledi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD’den Çin’e Rusya uyarısı: Yaptırımlardan doğan fırsatlardan faydalanmayın

    ABD’den Çin’e Rusya uyarısı: Yaptırımlardan doğan fırsatlardan faydalanmayın


    Çin’in mali yaptırımların kıskacındaki Rusya’ya yardım etmesinin önüne geçmek isteyen Washington yönetimi, Pekin’i yaptırımlar nedeniyle ortaya çıkan fırsatlardan yararlanmaması, Moskova’nın ihracat kontrollerinden kaçmasına destek olmaması ve yasaklı finansal işlemleri yürütmesine yardımcı olmaması konusunda uyardı.

    ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, G7 ülkelerinin Rusya’nın, Çin veya başka herhangi bir ülkenin yardımıyla Ukrayna işgali nedeniyle uygulanan yaptırımlardan kaçmasını engellemek için ortak bir adım atacağını dile getirdi.

    ABD Başkanı Joe Biden’ın katılacağı NATO toplantısına eşlik etmek üzere Brüksel’e gidişinde gazetecilere Ukrayna gündemini değerlendiren Sullivan, “Bu sadece Çin’e mahsus değil. Her önemli ekonomi ve bu ekonomilerden herhangi birinin uygulamaya koyduğumuz yaptırımları kasıtlı ve aktif bir şekilde baltalamak ya da zayıflatmak için alacağı kararlar için de geçerli olacak.” dedi.

    Amerikan hükümetinin bu mesajı Çin’e ilettiğini belirten Sullivan, “Avrupa Birliği ve diğer Avrupa ülkelerinden de benzer adımlar bekliyoruz.” ifadesini kullandı.

    Geçen hafta Biden’la Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in görüşmesinin ardından Pekin, ABD’nin Rusya’ya yönelik yaptırımlarını kınayarak, “Kapsamlı ve ayrım gözetmeyen yaptırımların sadece insanlara acı çektireceği ve durumun daha fazla tırmandırılmaması” gerektiğini açıklamıştı.

    ABD’nin ihracat kısıtlamaları, Rusya’nın ticari elektronik, bilgisayar ve uçak parçaları gibi kritik ürünlere erişimini engellemeyi amaçlıyor.

    Washington, Çin’in ticaret kısıtlamalarını ihlal ederek Rusya’nın bu ürünlere erişmesine yardımcı olabileceğinden endişe duyuyor.

    Sullivan, ABD hükümetinin bunun olmamasını sağlayacak araçlara sahip olduğunu da sözlerine ekledi.

    ABD Ticaret Bakanı Gina Raimondo Reuters’e verdiği demeçte, ABD’nin yarı iletkenler gibi ürünlere getirilen ihracat kontrollerini ihlal eden tüm şirketleri cezalandıracağını söylemişti.

    “Çin’in Rusya’ya Ukrayna’da askeri destek sağladığını görmedik”

    Bu arada Jake Sullivan, Çin’in Ukrayna’daki savaş için Rusya’ya askeri destek sağladığını görmediklerini ya da ellerinde böyle bir delil olmadığını söyledi.

    Sullivan, bir soru üzerine, “Çin’den, Rusya’ya Ukrayna’da kullanılmak üzere askeri ekipman sağlandığını görmedik ya da buna dair elimizde bir delil yok ancak bu durumu yakından takip ediyoruz.” diye konuştu.

    Pekin’in Moskova’ya olası bir askeri destek vermesi durumunda bunun ne tür sonuçlar doğuracağı konusunda Çinli yetkililere net mesajlarını ilettiklerini de kaydetti.

    Rusya’ya yeni yaptırımlar açıklanacak

    Öte yandan Sullivan, 24 Mart’ta Brüksel’de yapılacak görüşmelerde Rusya’ya yönelik yeni yaptırımların açıklanacağını, bu kapsamda çok sayıda Rus yetkilinin yaptırım listesine ekleneceğini belirtti.

    Ukrayna’ya ne gibi savunma desteklerinin verileceği konusunun da görüşmelerde ele alınacağını vurgulayan Sullivan, G7 zirvesinde ise küresel enerji ve gıda politikalarının kapsamlı şekilde değerlendirileceğini söyledi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • SWIFT nedir, Rusya’nın SWIFT’ten çıkarılması ekonomisini nasıl etkiler?

    SWIFT nedir, Rusya’nın SWIFT’ten çıkarılması ekonomisini nasıl etkiler?


    Rusya’nın Ukrayna’yı işgali Moskova’ya yönelik daha sıkı ekonomik yaptırım baskılarını arttırdı. Yeni ekonomik yaptırım seçenekleri arasında Rusya’nın belirlenen bazı bankalarının dünyanın ana ödeme ağı olan SWIFT’ten çıkarılması da var.

    SWIFT yaptırımının Rus ticaretini vuracağı ve Rus şirketlerinin iş yapmasının önüne büyük engel oluşturacağı belirtiliyor.

    SWIFT nedir, SWIFT yasağı Rusya’yı nasıl etkiler, Batılı ülkelerin harekete geçmesini zorlaştıran ne?

    SWIFT nedir?

    SWIFT yani “Dünya Bankalararası Finansal İletişim Topluluğu” sınır ötesi ödemeleri hızlandıran ve böylece uluslararası ticareti kolaylaştıran bir mesajlaşma sistemi. SWIFT sistemine bağlı bankalar sistem içindeki diğer bankalarla ödemeler için ilişki kurabiliyor. Mesajların güvenli olması sayesinde ödeme talimatları genellikle sorgulanmadan yerine getiriliyor.

    Bankalara yüksek hacimde işlemi hızla yapmasına imkan veren bu sistem uluslararası ticaretin finansmanının ana mekanizması haline geldi. SWIFT’in yıllık değerlendirmesine göre platform üzerinde 2020 yılında her gün 38 milyon “SWIFT FIN mesajı” gönderildi. Her yıl trilyonlarca dolar sistem üzerinden aktarıldı.

    SWIFT kime ait?

    SWIFT 1970’lerde servis kullanıcısı binlerce üyenin işbirliği ile kuruldu. Merkezi Belçika’da bulunan SWIFT yıllık değerlendirmesine göre 2020’de 36 milyon euroluk mütavazı bir kar elde etti. Platform kar amacından çok bir hizmet olarak işletiliyor.

    200’den fazla ülkede 11 binden fazla mali kurum tarafından kullanıln SWIFT’in 25 üyeli yönetim kurulunda Rusya Merkezi Takas Kurumu Başkanı Rus ekonomist ve uzman Eddie Astanin de yer alıyor.

    SWIFT yasağının neden ciddi sonuçları olabilir?

    Rus bankaları SWIFT’ten çıkarılırsa bu ülkenin dünya finans piyasalarına erişimi kısıtlanacak.

    Rus bankaları ödemeler için telefonlar, mesajlaşma uygulamaları ya da elektronik postalar gibi diğer kanallarla ödeme yapabilir. Bunlar Rus bankalarına yaptırım uygulamayan diğer ülke bankalarına ödeme yapma imkanı tanıyabilir ancak alternatiflerin daha az etkin ve güvenli olması sebebiyle işlem hacmi düşebilir ve maliyeti artabilir.

    Rusya’ya getirilecek SWIFT yasağı diğer ülkeleri nasıl etkiler?

    • Eğer Rus bankaları SWIFT’ten çıkarılırsa ihracatçılar Rusya’ya mal göndermeyi daha riskli ve daha pahalı bulabilir.
    • Rusya imal ürünlerin en büyük alıcı pazarlarından biri. Dünya Bankası verilerine göre Hollanda ve Almanya Rusya’nın ikinci ve üçüncü en büyük ticaret ortakları. Ancak Rusya’nın her iki ülke için en fazla ihracat yapılan ilk 10 ülke listesinde bulunmadığına dikkat çekiliyor.
    • Bu yasak Rus ürünlerini satın alan yabancı alıcıları potansiyel olarak alternatif tedarikçi arayışına yöneltebilir. Ancak Rus doğal gazı ve petrolü söz konusu olduğunda yabancı alıcıların alternatif bulması güçleşebilir.
    • Avrupa Komisyonu’na göre Rusya Avrupa Birliği’nin en büyük ham petrol, doğal gaz ve katı fosil yakıt tedarikçisi. Bu nedenle AB kaynaklarına göre bu aşamada Rusya’nın sistemden çıkarılmasının kabul edilmesinin önünde güçlükler bulunuyor.

    SWIFT ne yapabilir?

    Geçmişte SWIFT belirli ülkelere yasak getirilmesine karşı çıkmıştı. Kendini tarafsız olarak tanımlayan platform siyasi baskılar sonucu kurumların sistemden çıkarılması kararı almayacağını belirtiyor.

    SWIFT ekonomik yaptırımlara bağlı mı?

    SWIFT’in Belçika merkezli olması platfomu ekonomik yaptırımlar da dahil Belçika ve AB kurallarına bağlı hale getiriyor.

    SWIFT’in internet sitesinde “Yaptırımlar dünyadaki farklı yargı yetkisi altında bağımsız olarak dayatılıyorken SWIFT hangi yargı yetkisinin uyguladığı yaptırım rejimini takip edeceğini keyfi olarak seçemez” deniliyor.

    Mart 2012’de AB SWIFT’i Tahran’ın nükleer programıyla bağlantılı olarak uygulanan yaptırımlar kapsamındaki İranlı şirketlere ve bireylere hizmet vermesini engellemişti. Bu listede merkez bankası ve başka büyük bankalar da bulunuyordu.

    SWIFT’in Rusya’ya karşı alınabilecek yaptırımlar karşısında nasıl bir tavır takınacağı henüz bilinmiyor.

    Rusya’nın SWIFT’e erişiminin engellenmesi çağrıları Rusya 2014 yılında Kırım’ı ilhak ettiğinde de dile getirilmiş ancak hayata geçirilmemişti. Öte yandan Rusya SWIFT’e alternatif bir mesajlaşma sistemi olan SPFS’yi geliştirmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Rusya: ‘Yaptırımlar nedeniyle altın ve döviz rezervlerimizin yarısı donduruldu; güvencemiz Çin’

    Rusya: ‘Yaptırımlar nedeniyle altın ve döviz rezervlerimizin yarısı donduruldu; güvencemiz Çin’


    Rusya’da Maliye Bakanı Anton Siluanov batılı ülkelerin yaptırımları nedeniyle altın ve döviz rezervlerinin neredeyse yarısının dondurulduğunu ve alınan ekonomik darbeye karşı Çin’e güvenildiğini açıkladı.

    Bir ay önce Rusya’nın bol rezervler sayesinde yaptırımlara dayanabileceğini söyleyen Bakan Siluanov, pazar günü yaptığı açıklamada, yaptırımların Rusya’nın sahip olduğu 640 milyar dolarlık altın ve döviz rezervlerinin yaklaşık 300 milyar dolarını dondurduğunu söyledi.

    Siluanov’un bir televizyon programındaki beyanları, Moskova’nın, yaptırımların etkisini azaltmak için Çin’den yardım isteyeceğine dair şimdiye kadarki en net açıklaması oldu.

    “Altın ve döviz rezervlerimizin bir kısmını Çin para birimi Yuan cinsinden aldık” diyen Maliye Bakanı, “Çin ile karşılıklı ticaretimizi sınırlamak için Batılı ülkelerin Çin’e nasıl bir baskı uyguladığını görüyoruz. Ancak Çin ile ortaklığımızın, Batı pazarlarının kapandığı bir ortamda elde ettiğimiz işbirliğini sürdürüp artırmamıza izin vereceğini düşünüyorum” dedi.

    Rus Bakan, Rusya’nın devlet borç yükümlülüklerini yerine getireceğini ve devlet rezervleri dondurulana kadar borç sahiplerine ruble ödeyeceğini söyledi.

    Son olarak 4 Şubat’ta Pekin’de bir araya gelen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, ABD’nin etkisine karşı koymayı amaçladıklarını söyledikleri “stratejik bir ortaklık” ilan etmiş ve bunu “sınırsız bir dostluk” olarak nitelendirmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Batılı ülkelerin yaptırımları Ukrayna’yı işgal eden Rusya’nın ekonomisini nasıl etkiledi?

    Batılı ülkelerin yaptırımları Ukrayna’yı işgal eden Rusya’nın ekonomisini nasıl etkiledi?


    Batılı ülkelerin Rusya’nın Ukrayna’yı işgali üzerine açıkladığı yaptırımlar Rus para birimi rublenin sert düşüşüne neden oldu. Yaptırımlar sonucu fiyatların artacağı beklentisi ve yabancı seyahatlerin engellenmesi Rus halkını tedirgin etmeye başladı.

    Yaptırımların ekonomiyi zayıflatacağından endişe duyan mevduat sahipleri pazartesi sabahı bankalara koşarak para çekme makinelerı önünde uzun kuyruklar oluşturdu. Sosyal medyada uzun kuyruklar olduğuna ve makinelerde para kalmadığına dair mesajlar ise panik havasını arttırdı.

    Nitekim Moskova toplu taşıma departmanı metro, otobüs ve tramvay bileti satın almak için kartla ödeme yapmak isteyen kent sakinlerine VTB ve diğer bankaların yaptırımlarla karşı karşıya kalması sebebiyle cep telefonlarından yapılan ödemelerde sorun yaşanabileceği uyarısında bulundu.

    Ekonomistler ve analistler rublenin keskin düşüşünün ortalama Rus halkının yaşam standartlarında düşüş yaratacağını belirtiyor. Rusya birçok üründe ithalata bağımlı ve cep telefonu ya da oyun konsolu gibi ürünlerin fiyatlarının tavan yapması bekleniyor. Yabancı ülkelere seyahatin de çok daha pahalıya çıkacağı kesin. Ancak daha da ötesi fiyat artışları nedeniyle talebin azalması ve tedarik zincirindeki sorunlar nedeniyle fabrikaların kapanması olasılığının ekonomik çalkantıyı daha da derinleştireceğine dikkat çekiliyor.

    “Domino etkisi” beklentisi

    ABD Virginia’daki Willian and Mary Üniversitesi ekonomi profesörlerinden David Feldman bu durumu “domino etkisi” şeklinde tanımlıyor. Feldman ithal ürünlerdeki fiyat artışının önüne geçebilmek için tek yolun ağır şekilde sübvanse etmek.

    İngiltere’deki Nottingham Üniversitesi siyaset ve uluslararası ilişkiler bölümünde yardımcı Doçent Dr Tyler Kustra Rusya’nın birçok üründe iç üretime geçtiğinin altını çiziyor. Çoğunluğunu gıdanın oluşturduğu bu ürünlerin yaptırımlardan etkilenmesi beklenmiyor. Ancak Rusya’da üretilmeyen meyve ve sebze fiyatlarının keskin şekilde artacağını söylemek mümkün.

    Dr Kustra yaptırımların en çok cep yakacağı ürünlerin elektronikler olduğu görüşünde. Hatta Kustra’ya göre Netflix’ gibi yabancı hizmetlerin fiyat indirimine gitmemesi halinde abonelik ücretileri artabilir.

    Ruble yaptırım açıklamaları üzerine yüzde 30 değer kaybetti

    Rusya’nın uluslararası bankalararası ödemelerinde kullanılan mesajlaşma sistemi SWIFT’ten çıkarılması ve devasa döviz rezervlerinin kullanımına kısıtlama getirilmesi üzerine ruble yüzde 30 değer kaybetti.

    Rublenin değeri merkez bankasının müdahalesiyle toparlansa da, ABD Başkanı Joe Biden’ın Rusya Merkez Bankası’nın ABD’deki ya da Amerikalıların elindeki varlıklarını dondurduğu yeni yaptırım paketinin ekonomik sıkıntıları daha da arttırması bekleniyor.

    Biden yönetimi bu adımın Rus fonlarındaki yüz milyarlarca doları etkileyeceği öngörüsünde bulunuyor. ABD’nin bu adımına Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya, Japonya, Avrupa Birliği ve diğer bazı ülkelerin de katılmasının etkiyi çoğaltması bekleniyor.

    ABD merkezli finansal hizmet kurumu Institute of International Finance ekonomistlerinden Elina Ribakova hafta sonu bu yaptırımların hepsinin bir anda kararlaştırılmasının alışılmadık bir durum olduğunu belirtiyor. Ribakova bu radikal adımın çok büyük bir etki yaratacağı görüşünde.

    “Bazı bankalar SWIFT’te kalırsa Rusya ekonomisi büyüyebilir”

    Micro-Advisory adlı danışmanlık şirketi baikanı Chris Weafer’a göre yüksek istihdam sağlayan otomotiv sektörünün mikroçiplerin ve diğer parçaların Rusya’ya ithalatının yasaklanmasından dolayı çok çabuk etkilenebileceğini belirtiyor.

    Weafer’a göre birkaç Rus bankası SWIFT’te kalmaya devam ettiği sürece Rusya’nın hala ihracata devam ederek mütevazı bir ekonomik büyüme sergileyebileceği ve bu şekilde büyük şirketleri ya da çalışanlarını kurtarmak veya sübvanse etmek için yeterince kazanabilir.

    Rusya’nın uluslararası uçuşlarına getirilen kısıtlamalar da Rus halkını başka yöntemler aramaya itiyor. Girişimci Vladimir Vyaselov yurtdışına giebilmek için başka bir ülkeye arabayla seyahat etmeyi düşünüyor. “Yetkililerin aldığı kararları uzun zamandır desteklemiyorum ve bu nedenle paramı hep döviz olarak sakladım. Sberbank, VTB gibi ulusal bankalara genel olarak güvenmiyorum” diyen Vyaselov yaptırımlara Rusya Federasyonu vatandaşı olarak ne kadar hazır olunabilirse o kadar hazır olduğunu belirtiyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ukrayna krizi: ABD ve müttefikleri Rusya’ya karşı ekonomik yaptırım seçenekleri neler?

    Ukrayna krizi: ABD ve müttefikleri Rusya’ya karşı ekonomik yaptırım seçenekleri neler?


    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna sınırları içindeki Donetsk ve Luhansk’ın bağımsızlığını tanımasının ardından bölgeye “barış gücü” adı altında asker göndermek için yaptığı hamlelerin Amerika Birleşik Devletleri ve Batılı müttefiklerin Moskova’yı hedef alan ağır yaptırımları tetiklemesi bekleniyor.

    Rusya’nın diyalog ve dioplomasi yerine askeri çözümü tercih ettiği bu atmosferde Batılı ülkelerin elindeki en büyük kozlardan birini ekonomik yaptırımlar oluşturuyor, ancak yaptırımların içeriği tam olarak bilinmiyor. ABD, AB ve NATO ülkeleri işbirliği içinde atılacak adımları değerlendiriyor.

    ABD Başkanı Joe Biden hazırladıkları yaptırımların Rusya için “felaket” olacağını açıklamış ve “daha önce hiç karşılaşmadığı kadar ağır ekonomik sonuçlarla karşılaşacağını” belirtmişti.

    Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen da Ukrayna’ya saldırması halinde Rusya’ya çok ağır ekonomik ve mali yaptırımlar uygulayacaklarını söylemişti.

    Bu kapsamda ilk somut adım Almanya’dan Kuzey Akım 2 doğal gaz boru hattı projesiyle ilgili geldi. Almanya Başbakanı Olaf Scholz Rusya’dan Almanya’ya Baltık Denizi üzerinden doğal gaz taşımak amacıyla tamamlanan ancak henüz faaliyete geçmeyen projenin onay sürecini durdurduklarını açıkladı.

    Rusya, Batılı ülkeler tarafından hangi ağır bir ekonomik yanıtla karşılaşabilir? Rusya’yı bekleyen ekonomik yaptırımlar neleri içeriyor? Bugüne kadar görülen en ağır yaptırımlar olarak tanımlanan ekonomik tehdit ne kadar etkili olabilir?

    Döviz transferinde SWIFT sisteminden çıkarılması

    Önerilen en ağır mali yaptırımlardan biri Rusya’nın küresel SWIFT yani Dünya Bankalararası Finansal İletişim Topluluğu mesajlaşma sisteminden çıkarılması.

    SWIFT 200’den fazla ülkede 11 binden fazla mali kurum tarafından kullanılıyor. Belçika merkezli topluluğun 25 üyeli yönetim kurulunda Rusya Merkezi Takas Kurumu Başkanı Eddie Astanin de yer alıyor.

    Rusya’nın SWIFT’e erişiminin engellenmesi çağrıları Rusya 2014 yılında Kırım’ı ilhak ettiğinde de dile getirilmiş ancak hayata geçirilmemişti. Öte yandan Rusya SWIFT’e alternatif bir mesajlaşma sistemi olan SPFS’yi geliştirmişti.

    İran örneğinden farkı ne olur?

    Bu uygulamanın daha önce bir örneği İran için yaşandı. İran’a karşı nükleer programı nedeniyle sıkılaştırılan uluslararası yaptırımlar kapsamında 2012 Mart’ında SWIFT İran bankalarıyla bağlantıyı kesmişti.

    Düşünce kuruluşu Carnegie Moskova Merkezi’ne göre bu adım İran’ın petrol ihracat gelirinin yarısını ve dış ticaret gelirinin ise yüzde 30’unu kaybetmesine neden oldu.

    Carnegie Moskova uzmanları İran ekonomisinin Rusya ekonomisine kıyasla küçük ve uluslararası bağlantısının daha az olduğunu belirtiyor. Rusya ise Batı ile karşılıklı bağlantı kurarak bunu bir kalkan olarak kullanıyor.

    Hangi ülkeler en çok etkilenir?

    Uzmanlar ABD ve Almanya’daki bankaların Rus bankaları ile SWIFT’i en fazla kullanması sebebiyle en fazla kayba uğrayacak ülkeler olacağına dikkat çekiyor.

    SWIFT’ten çıkmak Rusya’nın ticaretini çökertir mi?

    Rusya Merkez Bankası’nın 2020 verilerine göre ülkede SWIFT’in alternatifi olarak geliştirilen SPFS ile yapılan mesajlaşma sayısı 2 milyon civarında gerçekleşti. Bu Rus iç trafiğinin beşte birine denk geliyor. Merkez bankasına göre Rusya 2023 yılı için SPFS kullanımını yüzde 30 arttırmayı hedefliyor.

    Ancak çok uluslu mali ürün ve yatırım şirketi Shaniga’nın 2021 raporuna göre SPFS sisteminin mesaj sınırı bulunuyor, yalnızca hafta içi operasyonel olan sistem ayrıca yabancı üye bulmakta zorlanıyor.

    Düşünce kuruluşu Atlantik Konseyi’nden Brian O’Toole Rusya’nın SWIFT’ten çıkarılmasının ilk etapta işleyişi bozacağını ancak etkisinin zaman içinde azalacağı görüşünde. O’Toole’a göre bazı ödemeler gecikebilir ya da maliyetleri artabilir ancak genel olarak bunun Rus ticaretinin yasal kalması ya da yaptırıma tabi olmaması halinde büyük bir çöküş yaratma ihtimali zayıf.

    Çip satışının kısıtlanması

    Rusya’ya uygulanacak ekonomik yaptırımlardan birinin Rusya’ya çip satışının sınırlandırılması yönünde. Reuters haber ajansının çeşitli kaynaklardan edindiği bilgiye göre Beyaz Saray, Amerikan çip üreticilerine Moskova’nın Ukrayna’ya saldırması halinde Rusya’ya yönelik ihracatlarına getirilebilecek yeni kısıtlamalara hazır olmalarını bildirdi.

    Benzer bir önlem Soğuk Savaş döneminde yaşanmış, ABD ve diğer Batılı uluslar Sosyetler Birliği’ne karşı ağır teknolojik yaptırımlar uygulayarak teknolojisinin geri kalmasını ve ekonomisinin zor duruma girmesini amaçlamıştı.

    Tahvil piyasasına erişimin sınırlandırılması

    Planlanan bir diğer ekonomik yaptırımın Rus tahvil piyasasına erişimin daha da kısıtlanması ve ikincil piyasaya katılımın da sıkılaştırılması olacağı belirtildi.

    ABD Başkanı Joe Biden Nisan 2021’de Rusya’nın Amerikan seçimlerine müdahalesine karşılık olarak yaptırımlar getirmiş ve bu kapsamda Amerikan yatırımcıların yeni Rus rublesi tahvil bonosu satın almasını yasaklamıştı.

    2015 yılında uygulanan yaptırımlarda ise bazı Amerikan yatırımcıların Rus dolar borcuna yatırım yapması kısıtlanmıştı. Bu önlemler Rusya’nın 2014 yılı başında 733 milyar dolar olan dış borcunu 2021’in üçüncü çeyreğinde 489 milyar dolar sindirerek yüzde 33 azalttı. Düşük borç bir ülkenin görünüşteki bilançosunu iyileştiriyor, ancak ülkede ekonomik büyüme ve gelişime katkı verecek olan mali kaynaklara erişimden yoksun bırakıyor.

    Enerji şirketleri ve Kuzey Akım 2’nin hedef alınması

    ABD ve AB Rusya’nın enerji ve savunma sektörüne karşı zaten çeşitli yaptırımlar uyguluyor. Bu yaptırımlar Rusya’nın devlete ait gaz devi Gazprom’u, petrol devi Gazpromneft’i ve petrol üreticisi Lukoil, Rosneft ve Surgutneftegaz’ın ithalat/ihracatının kısıtlanması ve borçlanmanın artırılması gibi çeşitli seçenekleri kapsıyor.

    Yeni atılacak adımlarda bu yaptırımların kapsamının genilşletilmesi ve derinleştirilmesi, örneğin şirketlerin ABD doları kullanmasının önlenmesi söz konusu olabilir.

    Bir diğer seçenek olan Kuzey Akım 2 doğal gaz boru hattı projesinin durdurulması ise Almanya tarafından hayata geçirildi.

    Şirketlere doğrudan yaptırım

    ABD ve Avrupa Birliği halen Rus enerji, finansal ve savunma sektörlerine yönelik yaptırımlar uyguluyor. Bu kapsamda Beyaz Saray Rusya’nın en büyük bankalarına yönelik kısıtlamalar ve Mosova’nın rubleyi dolar ve diğer para birimlerine çevirme kabiliyetini hedefleyen önlemler uyguluyor. Washington’ın buna ilaveten devlet destekli Rusya Doğrudan Yatırım Fonu’nu da hedef alabileceği belirtiliyor.

    Reuters’a yaptığı değerlendirmede bulunan uzmanlar bireysel şirketlere yönelik yaptırımların sektör çapında sıkıntıya neden olduğuna dikkat çekiyor.

    Atlantik Konseyi’nden Brian O’Toole ise Rus bankalarının bütün işlemlerine yaptırım getirmenin ve varlıklarını dondurmanın SWIFT’e erişimin durudurulmasından daha etkili ve hedefe yönelik olduğu görüşünü dile getiriyor.

    Bireylere doğrudan yaptırım

    ABD, AB ve İngiltere’nin halen bir dizi Rus vatandaşı üzerine uyguladığı kişisel değerlerin dondurulması ve seyahat yasağı gibi araçlar sıklıkla gündeme geliyor.

    AB dün Kırım’da Eylül 2021’de yapılan Rus parlamentosu seçimleriyle bağlantılı beş kişiye yaptırım uygulamaya başladığını duyurdu.

    ABD ise geçmişte oligarkları hedef alan yaptırımlar uygulamış, ancak 2018’deki yaptırımların ardından Rusya’dan gelen ham aluminyum fiyatlarının tavana çıkması sonucu Washington geri adım atmıştı.

    Ocak ayında ABD Senatosu’na sunulan yaptırımlarla ilgili yasa tasarısında Putin de dahil Rus hükümetinin ve ordusunun üst düzey isimlerin hedef alındığı belirtiliyor. Benzer şekilde İngiltere de yeni yaptırım planının Rus mali kurumlarını, enerji şirketlerini ve Kremlin’e yakın oligarkları kapsayacağını bildirdi. İngiltere ayrıca “Rusya’nın para aklama başkenti” olarak tanımlanan Londra’daki kişisel servet ve gayrımenkullerin de hedef alınacaını açıkladı.

    Moskova ise Putin’e yönelik yaptırımların kendisine kişisel olarak zarar veremeyeceğini vurgulamış, ancak bu tür hamlelerin “siyasi açından yıkıcı” olacağı uyarısında bulunmuştu

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Rusya Merkez Bankası, faizleri 100 baz puan artırdı

    Rusya Merkez Bankası, faizleri 100 baz puan artırdı


    Rusya Merkez Bankası, politika faiz oranını beklentiler doğrultusunda 100 baz puan artırarak yüzde 9,5’e çıkardı.

    Bankadan yapılan açıklamada, yönetim kurulu toplantısının gerçekleştirilerek faiz artışı yönünde karar verildiği duyuruldu.

    Rusya Merkez Bankası Yönetim Kurulu’nun faiz oranını 100 baz puan artırarak yıllık yüzde 9,5’e yükselttiği ifade edilen açıklamada, “Talep genişlemesi, arz kapasitesini aşmaya devam ediyor. Mevcut işgücü kaynaklarının sınırlı doğası göz önüne alındığında, ekonomik aktivitenin hızlı toparlanması enflasyonist baskıyı şiddetlendiriyor. Riskler dengesi enflasyon yanlısı risklere doğru kaymaya devam etmektedir.” ifadelerine yer verildi.

    Gelecek dönemlerde ilave faiz artışlarının da yapılabileceğinin belirtildiği açıklamada, enflasyonun 2022 sonu itibarıyla yüzde 5 ila 6 seviyesine düşmesinin beklendiği kaydedildi.

    Rusya’da enflasyon ocakta yüzde 8,7 seviyesine çıkarak son 6 yılın zirvesine ulaşırken, ekonomistler, Rusya Merkez Bankası’nın politika faizini yüzde 9,5’e çıkartacağını tahmin ediyorlardı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Rusya-Ukrayna krizinde Almanya’nın ‘enerji çıkmazı’: Alternatif kaynaklar ne?

    Rusya-Ukrayna krizinde Almanya’nın ‘enerji çıkmazı’: Alternatif kaynaklar ne?


    Ukrayna ile Rusya arasındaki kriz, Almanya gibi birçok NATO üyesi ülkenin Moskova’ya olan enerji bağımlılığını “acilen azaltması ve yenilenebilir enerjilere ağırlık vermesi gerektiğini” gün yüzüne çıkardı.

    Krizde Kiev ve Batılı müttefiklerinin net bir pozisyon takınmamakla eleştirdiği Berlin yönetimi, bir yandan Rus tedarikçisi ile ilişkileri sürdürmek diğer yandan ise NATO içindeki yükümlülüklerini yerine getirmek zorunda kaldı.

    Almanya’ya ithal edilen doğal gazın yüzde 55’i Rusya’dan geliyor. 2012’den beri bu oran 15 puan artmış durumda. İthal gazın yarısı haneler tarafından kullanılırken temel enerji ihtiyacının neredeyse yüzde 27’sini doğal gaz oluşturuyor.

    Bu da Ukrayna krizinde Berlin’in “ayak diremesi”nin başlıca sebebi. Almanya bir yandan Moskova’yı hedefleyecek yaptırımlar konusunda “ihtimamlı” olunması çağrısında bulunurken diğer yandan ise Ukrayna’ya silah göndermeyi reddediyor.

    Hedef 2030’a kadar yüzde 80 yenilenebilir elektrik

    Rusya ile Almanya arasındaki enerji işbirliği Baltık Denizi’nden doğal gaz akışının sağlandığı ve büyük tartışmalara neden olan Kuzey Akım II doğal gaz boru hattı ile somut bir hale gelmişti. Berlin’deki yeni koalisyon hükümetinde ise Yeşiller’in kilit rol oynaması, bağımlılığın azaltılması ve yenilenebilir enerjinin ajandanın ilk sırasına alınmasına neden oldu.

    Alman Ekonomi ve İklim Bakanı Robert Habeck, “Fosil yakıtların gittikçe daha fazla terk edilmesi jeopolitik anlamda Avrupa’nın güçlenmesini sağlayacak” açıklamasında bulunarak hükümetin pozisyonunu ortaya koydu. 2030’a kadar elektrik ihtiyacının yüzde 80’ini yenilenebilir enerjiden karşılamayı hedefleyen Berlin, bu yıl ülke yüz ölçümünün yüzde 2’sini rüzgar türbinleri ile donatacak ve güneş enerjisi panellerinin çatılara takılmasını zorunlu kılacak.

    Fakat kısa vadede bu çözüm önemli sorunları da beraberinde getiriyor. Zira enerji geçişi aynı zamanda daha fazla doğal gaz kullanılmasına neden oluyor. Bunun nedeni ise 2022 sonunda nükleer enerjiden, 2030’da ise kömürden çıkış kararı alınmış olması.

    Çevreci enerjilerin yetmediği durumlarda yani güneşsiz ve rüzgarsız günlerde kullanılan kömür ve nükleer enerjinin devreden çıkarılması ise enerji ihtiyacını karşılamada tek seçeneğin doğal gaz olmasına neden oluyor.

    Fraunhofer Ekonomi Enstitüsü’ne göre Almanya’nın 2030’a kadar doğal gaz kullanarak gerçekleştirdiği elektrik üretimini üçte bir oranında artırması gerekecek.

    Alternatifler neler?

    Peki, bu tabloda Moskova’ya bağımlılıktan kurtulmak mümkün mü? Hükümet ilk olarak enerji ithalatında çeşitliliğe gitme yoluna baş vurmuş durumda.

    Ekonomi Bakanlığından bir kaynak Avrupa’daki metan terminallerinin “tam kapasite” kullanılmasının bir alternatif olabileceği görüşünde. Fakat bu enerjinin ABD, Katar ve Avustralya’dan gelmesi fiyatların da yükselmesine neden olacak.

    Bir de ülkenin gaz rezervlerinin yüzde 42 gibi çok düşük seviyede bulunması enerjiye yeni zamların da kapıda olduğunun bir işareti.

    Enflasyonun hızla yükseldiği bir dönemde enerji fiyatlarında fazladan bir artış yaşanması ise hükümet için “siyasi bir bomba” olarak yorumlanıyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***