Etiket: Rus işgali

  • Ukrayna’nın işgali: Savaş yanlısı ‘Z’ işareti takan Rus jimnastikçiye disiplin soruşturması

    Ukrayna’nın işgali: Savaş yanlısı ‘Z’ işareti takan Rus jimnastikçiye disiplin soruşturması


    Uluslararası Jimnastik Federasyonu Ukraynalı rakibinin yanında üniformasına savaş yanlısı “Z” işareti takan Rus jimnastikçi hakkında disiplin soruşturması başlattı.

    Rus jimnastikçi Ivan Kuliak, Katar’ın başkenti Doha’da düzenlenen Dünya Aletli Jimnastik Kupası’ndaki paralel bar finalini üçüncülükle tamamladı. Kuliak, madalya töreninde birinci olan Ukraynalı rakibi Illia Kovtun’un yanında podyuma çıkarken üniformasına Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinde bir sembol haline gelen “Z” harfini iliştirdiği görüldü.

    Rus sporcunun bu hareketi sosyal medyada hızla yayıldı.

    Bu durumu “şoke edici davranış” olarak tanımlayan Dünya Jimnastik Federasyonu, Jimnastik Etik Kurulu’ndan disiplin soruşturması açılması talebinde bulundu. Bugünden itibaren bütün Rus ve Belaruslu jinastikçilerin kupada yarışması yasaklanmıştı.

    Ukrayna’yı işgal eden Rus tankların üzerine çizilen “Z” harfi bazı savaş yanlısı Rus siyasetçiler tarafından da kullanılmıştı. Rusya’nın bu ilşareti Ukraynalı tanklardan ayırmak için kullandığı sanılıyor. Tankların üzerine beyaz boya ile çizilen “Z harfinin anlamı tam olarak bilinmiyor. Rus resmi kaynakları “Zapad” yani ordunu batı kanadını ifade ettiğini belirtirken, gayrı resmi kaynaklar da bu harfin “ele geçirdik” anlamına gelen “Zabiraem” kelimesini simgelediğini ileri sürüyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • BM: Ukrayna’dan 1,5 milyon kişinin çıkışı, 2. Dünya Savaşı’ndan beri en hızlı büyüyen mülteci krizi

    BM: Ukrayna’dan 1,5 milyon kişinin çıkışı, 2. Dünya Savaşı’ndan beri en hızlı büyüyen mülteci krizi


    Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiseri Filippo Grandi, Ukraynalı 1,5 milyondan fazla kişinin komşu ülkelere geçtiğini duyurdu.

    Grandi, Twitter’dan yaptığı açıklamada, Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle 24 Şubat’tan bu yana yerinden edilen sivillere ilişkin bilgi verdi.

    10 gün içinde Ukrayna’dan 1,5 milyondan fazla mültecinin komşu ülkelere geçtiğini belirten Grandi, “Bu, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana Avrupa’da en hızlı büyüyen mülteci krizi.” ifadesini kullandı.

    Öte yandan, BM verilerine göre, Ukraynalı mültecilerin yarısından fazlası Polonya’ya geçti.

    Polonya’yı sırasıyla Macaristan, Moldova, Slovakya, Romanya ve diğer Avrupa ülkeleri takip ediyor.

    BMMYK, Ukrayna’da durumun daha da tırmanması halinde 4 milyon kadar sivilin ülkeden kaçabileceği uyarısında bulunmuştu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Türkiye turizmi için 2022 de ‘kayıp yıl’ mı olacak? Rus ve Ukraynalılar rezervasyonları iptal ediyor

    Türkiye turizmi için 2022 de ‘kayıp yıl’ mı olacak? Rus ve Ukraynalılar rezervasyonları iptal ediyor


    Rusya’nın 24 Şubat’ta Ukrayna’yı işgalinden itibaren Ukraynalılar ve Ruslar seyahat rezervasyonlarını iptal etmeye başladı.

    Bu, pandemi öncesinde turizmin, GSYİH’nın yüzde 10’unu oluşturduğu Türkiye için yeni bir sıkıntı anlamına geliyor.

    Turizmin canlanması için 2022’ye büyük umutlar bağlanmıştı. Keza geçen yıl Türk lirasının önemli ölçüde değer kaybetmesi ve enflasyonun şubat ayında yüzde 50’nin üzerine çıkmasıyla sektör hareketlenmeyi bekliyordu.

    Turizm Bakanlığı rakamlarına göre, Ukrayna ve Rusya’dan gelen ziyaretçiler, geçen yıl Türkiye’ye gelen tüm turistlerin dörtte birinden fazlasını oluşturuyor ve genellikle Akdeniz ve Ege’deki turkuaz plajları tercih ediyor.

    Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) Yönetim Kurulu Üyesi Hamit Kuk, “Rusya ve Ukrayna bizim için çok önemli pazarlar.” diyor.

    Geçen yıl yaklaşık 4 buçuk milyon Rus ve iki milyon Ukraynalı turist Türkiye’yi ziyaret etmişti.

    TURSAB bu yıl 7 milyon Rus ve 2 buçuk milyon Ukraynalı bekliyordu, ancak Kuk ‘bu rakamların muhtemelen yeniden gözden geçirilmek zorunda kalacağını’ söylüyor.

    “Hem insani hem de ticari açıdan Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş buradaki herkesi tedirgin ediyor.” diyen Kuk, “Normalde mart ayında, yaz rezervasyonlarında yoğunluk olurdu ancak talep durdu.” ifadelerini kullanıyor.

    TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya da “Böyle devam ederse çok ciddi bir sorun olacak” uyarısında bulunuyor.

    Ayrıca Bağlıkaya, “Olabildiğince sakin bir şekilde beklemeye çalışıyoruz.” sözleriyle sektörün ‘beklemede’ olduğuna işaret ediyor.

    Turist olarak gelip mülteci konumuna düştüler

    Bu arada Ayasofya Camii’nin önünden geçen Rus turistler ise rehberlerini takip ediyor, başlarını öne eğiyor ve röportaj taleplerini reddediyor.

    Hatta aralarında Kiev’den gelen genç bir çift de dahil olmak üzere birkaç Ukraynalı da bulunuyor.

    ‘Turist olarak gelip mülteci durumuna düşen’ ve gözyaşları içerisinde şimdi üçüncü bir ülkeye gitmek istediklerini belirten genç çift, “Belki de ABD olur” diyor. Gençler, isimlerinin açıklanmasını istemiyor.

    Ruslara uygulanan yaptırımlar Türk acenteleri etkiledi

    Batı’nın Rusya’ya uyguladığı yaptırımlar nedeniyle durum, İsmail Yitmen’in olduğu gibi Türk seyahat acenteleri açısından oldukça zor.

    Ayasofya’nın karşısında bulunan ofisinde konuşan Yitmen, kapıldığı umutsuzluğu şu sözlerle ifade ediyor:

    “Benim gibi Rusya ile çalışan seyahat acenteleri şu anda gerçekten sıkıntı çekiyor. Oteller için ödediğim depozit miktarını hesaba katarsak, şu ana kadar zararım 12 bin dolardan fazla.”

    Eğer daha fazla grup rezervasyonunu iptal ederse Yitmen’in kaybı 75 bin dolara kadar çıkabilir.

    Yitmen, “İki ay sonra bir grubun Türkiye’ye gelmesi gerekiyordu ama SWIFT transferleri durdurulduğu ve parayı alamadığımız için iptal edildi. Otellerin parasını çoktan ödemiştik.” diye konuştu.

    Bazı Rus bankaları, bankalararası işlemlerde hızlı ve güvenli bir şekilde iletişim kurulmasını sağlayan SWIFT mesajlaşma sisteminden de çıkarıldı.

    Ankara, NATO üyesi olmasına rağmen Rusya’ya yaptırım uygulamadı ve diğer birçok ülkenin aksine Türkiye hava sahasını Rus uçaklarına kapatmadı.

    Koronavirüs pandemisi başlamadan önce turizm sektörü, 2015 ve 2016 yıllarında meydana gelen terör saldırıları nedeniyle yara almıştı

    Ayrıca Türkiye’nin turizm endüstrisi, güneydoğu sınırındaki Suriye ve Irak’taki savaşların etkisinden uzun süre kurtulamadı.

    “Rus füzeleri sizi de vurabilir”

    Arkadaşlarıyla birlikte halı dükkanının hemen arkasında oturan Hasan Düzen, “Irak ve Suriye’de savaş başladığında çok yakın olduğumuzu düşündükleri için Avrupalı ve Amerikalı turistler gelmez oldu.” diye konuştu.

    Aynı durumun Rusya’nın, Ukrayna işgalinden sonra da olacağına inandığını söyleyen Düzen, “Haritaya baktıklarında Karadeniz’i görecekler ve çok yakın olduğumuzu düşünecekler. Neden risk alsınlar ki?” sorusunu yöneltiyor.

    Kendi ülkelerindeki savaşın Türkiye’ye de sıçramasından korktuklarını belirten Ukraynalı çift, endişelerini şu sözlerle anlatıyor:

    “Burada kalamayız, burası güvenli değil, çok yakın. Rusların füzeleri sizi de vurabilir.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ukraynalı insansız hava aracı (drone) kullanıcıları, Rusya’ya karşı savaşta orduya destek veriyor

    Ukraynalı insansız hava aracı (drone) kullanıcıları, Rusya’ya karşı savaşta orduya destek veriyor


    Onlar normal zamanlarda düğünleri havadan fotoğraflar, tarlalardaki üretimi çekerek ölümsüzleştirir ve eğlence için yarışmalar düzenlerdi. Şimdilerde ise ülkelerinin Rus işgalini püskürtmesine katkı sağlamak için oluşturulan gönüllü birliklere kaydolarak hayatlarını riske atıyor.

    Ukraynalı sivil insansız hava aracı (drone) kullanıcılarından bahsediyoruz.

    Geçen hafta Ukrayna ordusunun Facebook hesabından, “Kiev’in öfke anında size ve insansız hava aracınıza ihtiyacı var” notuyla, vatandaşlardan ellerindeki dronlarını bağışlama ve bu cihazları kullanmak için deneyimli pilotlar olarak gönüllü çalışma çağrısı yapılmıştı.

    Başkent Kiev’de perakende mağazası işleten bir girişimci, Çinli DJI şriketi tarafından üretilen ve stoklarında bulunan yaklaşık 300 insansız hava arasının tamamının bu çağrıdan sonra tükendiğini dağıtıldığını söyledi.

    Vatandaşlar, Polonya ve Avrupa’nın farklı yerlerindeki arkadaşlarından ve meslektaşlarından da daha fazla drone almak için uğraşıyor.

    Savaş öncesi çiftçilere ve enerji şirketlerine drone hizmetleri sağlayan Kiev merkezli endüstriyel insansız hava aracı teknolojisi şirketi DroneUA operasyon direktörü Denys Sushko, “Başka seçeneğimiz yok. Burası bizim toprağımız, bizim evimiz” sözleriyle neden bu yola başvurdukları sorusuna cevap veriyor.

    Ailesinin bulunduğu alana çok yakın bir noktada meydana gelen patlamanın ardından kaçmak zorunda kalan Sushko, yanında drone olmadığını ancak tecrübesini paylaştığını belirityor ve ekliyor:

    “Ülkemizi koruma adına her şeyi kullanmaya çalışıyoruz ve dronlar gerçek zamanlı veri elde etmek için harika araçlar. Şimdi Ukrayna’da (yaşananlara) kimse kayıtsız kalmıyor. Herkes elinden geleni yapıyor.”

    Ukrayna’nın envanterinde bulunan Türk yapımı insansız hava araçlarının aksine, tüketici dronları silah olarak değil keşif araçları olarak kullanılabiliyor.

    Sivil gönüllüler, Rus konvoylarını izlemek için hava kameralarını kullanıyor ve ardından bu görüntüleri ve GPS koordinatlarını Ukrayna ordusuna aktarıyor. Bazı dronelarda gece görüş ve ısı sensörleri de bulunuyor.

    Öte yandan dünyanın önde gelen ticari drone üreticisi DJI, deneyimsiz drone operatörünün yerini kolayca tespit edebilen bir hizmet de de sağlıyor.

    İlaveten Çinli firmanın, müşterilerinin bu verileri ile ne yapabileceğini kimse bilmiyor.

    Kiev’de DJI drone satıcısı olan Taras Troiak, firmanın drone algılama platformu AeroScope’a tercihli erişim sağlayıp sağlamadığı veya devre dışı bıraktığı konusunda net bilgi vermediğini belirtiyor.

    Çinli firma daha önce yaptığı açıklamada, ürettiği insansız hava aracı sistemlerini tanımlayabilen ve izleyebilen AeroScope adlı yeni bir platfortm geliştirdiğini duyurmuştu.

    Çatışmanın her iki tarafı da potansiyel olarak AeroScope platforumu verileriyle ‘düşmanın’ uçuş yollarını veya potansiyel güzergahlarını izlemek için kullanabilir.

    Zira AeroScope, drone ile uzaktan kumandayı kullanan operatör arasındaki iletişim bağlantısına erişim sağlayabiliyor.

    Ukraynalı drone uzmanları, operatörlere bulundukları yeri nasıl gizleyeceklerini öğretmek için ellerinden geleni yaptıklarını söylüyor.

    Avustralyalı drone güvenlik uzmanı Mike Monnik ise, ‘Ukrayna içindeki sivil drone operatörlerine yönelik riskin hala büyük’ olduğunu belirtiyor:

    “Şu ana kadar çatışmalarda gördüklerimize bakıldığında, operatörün yerini tespit etmek, yönlendirilmiş füze saldırısı ile sonuçlanabilir. Daha önceki çatışmalarda olduğu gibi artık angajman kuralları geçerli değil.”

    Monnik, son günlerde mesajlaşma uygulaması Telegram’ın Rusça kanallarında, Ukrayna’daki dronları tespit etmenin yolları ile ilgili tartışmaların sürdüğü uyarısında bulunuyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ukrayna savaşı, Çin’in ‘sınırsız Moskova-Pekin dostluğu’nu test ediyor

    Ukrayna savaşı, Çin’in ‘sınırsız Moskova-Pekin dostluğu’nu test ediyor


    Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile Rus mevkidaşı Vladimir Putin, şubat ayında Pekin’de samimi bir ortamda gerçekleşen toplantıda “sınırsız dostluğa” kadeh kaldırdı. Ancak “sınırsız dostluk” ilanı, sadece bir ay sonra, Rusya’nın Ukrayna işgaliyle test ediliyor.

    Pekin, uluslararası öfke ve Rusya’ya karşı artan yaptırımların yanı sıra, Moskova ile olan yakın bağlarından dolayı olumsuz etkilenmemek ve aynı zamanda giderek daha da artan ilişkilerini devam ettirmek için mücadele ediyor.

    Soğuk Savaş’ın amansız rakipleri olan Çin ve Rusya, ABD’ye karşı koyma konusundaki ortak arzularıyla, Şi Cinping’in yaklaşık 10 yıl önce iktidara gelmesinden bu yana hiç olmadığı kadar yakınlaştı.

    Ancak Çin, Rusya’nın saldırısına karşı Ukrayna’nın direniş göstermesi ve işgalin sonucu olarak ortaya çıkan devasa uluslararası Kremlin karşıtı tepkiye hazırlıksız yakalanmış durumda.

    Zira kendi komşularıyla yaşadığı sınır anlaşmazlıklarında sürekli olarak toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesini talep eden Pekin, şimdilerde ‘müttefiki’ Rusya’yı öfkelendirmemek için Ukrayna konusunda retorik çarpıtmalara zorlanıyor.

    Dil ucundan ulusal egemenliğe vurgu yapan Çin, bir yandan da Ukrayna meselesinde Moskova’nın güvenlik endişelerinin ve ABD öncülüğündeki NATO’nun daha fazla genişlemesinin sorunun kaynağı olduğunu belirtiyor.

    Çin hükümet sözcüleri basın toplantılarında, Ukrayna’ya yönelik saldırıyı “işgal” olarak nitelendiren yabancı gazetecilere tepki gösterdi ve Pekin, Moskova’yı kınamayı reddetti.

    Pekin şaşkın

    Sıkı bir şekilde kontrol edilen internet platformlarında, kamuoyunun savaşa dair söylemini şekillendirmek için yoğun çaba harcandı. İlk etapta Pekin’in ABD karşıtı söylemlerini pekiştiren paylaşımlara izin verildi, ardından Ukrayna’dan kaçan kadınları nesneleştiren müstehcen görüntülerin yanı sıra savaş karşıtı duyguları dile getiren paylaşımlar da sosyal platformlardan temizlendi.

    Johns Hopkins Üniversitesi uluslararası ilişkiler bölümünden Profesör Sergey Radchenko, Çin hükümetinin tavrına ilişkin, “Şaşkınlığı ilk açıklamalarda görebiliyordunuz.” diyor.

    Durumun üstesinden gelinememesi, Pekin’i bir Vladimir Putin destekçisi (kolaylaştırıcı) olarak etiketlenme riskiyle karşı karşıya bırakıyor. İlaveten potansiyel olarak Batılı ticaret ortaklarını uzaklaştırıyor ve Çin’in son yıllarda hem Rusya hem de Ukrayna ile geliştirdiği ilişkiler dengesini tehlikeye atıyor.

    Lahey Stratejik Araştırmalar Merkezi’nden Richard Ghiasy’ye göre, durum Çin’i fiilen felç etti.

    Ghiasy, “Çin açısından güvenlik çıkarları hemen hemen her zaman ekonomik çıkarların üstündedir.” sözleriyle Pekin’in temel bir değişiklikle daha Ukrayna yanlısı bir duruşa doğru kaymayacağı değerlendirmesinde bulunuyor ve ekliyor:

    “Rusya, Çin’in kışkırtma riskini göze almayacağı dev, nükleer silahları olan ve kaynak zengini bir komşu.”

    Pekin’in içinde bulunduğu zor süreç, Ukrayna’daki 6 bin vatandaşının durumuyla daha da artıyor. Halihazırda Çin vatandaşları, kara ve demiryolu ile komşu ülkelere tahliye ediliyor.

    Çok sayıda hükümet, vatandaşlarına Ukrayna’yı terk etme çağrısında bulunsa da Çin bunu yapmaktan kaçındı.

    En az zararlı sonuç

    Bunun yerine vatandaşlarını “sakin kalmaya” ve Rus birlikleri Ukrayna topraklarına girerken dahi evde kalmaya çağırdı ve Ukrayna, hava sahasını sivil uçaklara kapattıktan sonra havayolu tahliyesini iptal etmek zorunda kaldı.

    Pekin’in ülkedeki durumu nasıl yanlış anladığına dair bir işaret olarak; Kiev’deki Çin Büyükelçiliği vatandaşlara ilk etapta koruyucu bir önlem olarak araçlarına Çin bayrağı asma çağrısında bulundu, ancak Ukrayna halkının tepki göstermesinden sonra bu tavsiyesini hızla geri çekti.

    Bangalore merkezli Takshashila Enstitüsü’nden Çin çalışmaları bölümünde araştırma görevlisi olan Manoj Kewalramani, “Çin hükümetinin benimsediği siyasi konum, Ukrayna’daki Çin vatandaşları açısından işleri zorlaştırdı.” dedi.

    Ayrıca Kewalramani, “Ukrayna’da Çinli zayiatı görürsek, o zaman Çin hükümetinin bugün gördüğümüz Rus yanlısı tarafsızlığını koruması daha da zorlaşacaktır.” ifadelerini kullandı.

    Manevra alanı oldukça dar olan Çin, ‘arabuluculuk’ gömleği giymeye çalışıyor.

    Çin lideri Şi Cinping, geçen hafta Putin’e “müzakereler yoluyla sürdürülebilir bir Avrupa güvenlik mekanizması” oluşturarak krizi çözme çağrısında bulundu.

    Çin Dışişleri Bakanı da Ukraynalı mevkidaşına Pekin’in çatışmadan dolayı “üzüntü duyduğunu” ve tarafların soruna diplomatik bir çözüm bulmasını umduğunu söyledi.

    Londra Üniversitesi Oryantal ve Afrika Çalışmaları Okulundan Çin Enstitüsü Direktörü Steve Tsang, “Çin tarafından üstlenilecek herhangi bir arabuluculuk rolü ve Putin’i değiştirmek için kullanılacak nüfuz yetersiz kalacaktır. Çünkü görünürde tarafsızlık gibi olsa da gerçekte hala Rusya’nın tarafında.” sözleriyle Pekin’in neden arabulucu olamayacağını dile getirdi.

    Analistlere göre, müzakere edilmiş bir çözüm şu anda Çin açısından kötünün iyisi bir senaryo.

    Tsang’a göre Pekin açısından en kötü senaryo, Rusya’ya yönelik yaptırımların arttırılması veya Ukrayna’daki askeri harekatın başarısız olması, Putin’i iktidardan uzaklaştıracak bir ayaklanmayla sonuçlanacak ki bu da potansiyel olarak Moskova’da Batı yanlısı bir hükümetin gelmesine yol açacak.

    Tsang, “Şi Cinping’in Ukrayna’daki savaşın daha da kötüleşmesini görmek istediğinden şüpheliyim.” diyor ve ekliyor:

    “Ancak Putin’in, Pekin’e ve Çin’in dünyanın geri kalanıyla olan ilişkilerine çok fazla hasar vermeden istediğini elde edebildiğini görmek isterdi.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Rusya’nın Ukrayna işgalinde 10. gün: Verilerle savaşın bilançosu

    Rusya’nın Ukrayna işgalinde 10. gün: Verilerle savaşın bilançosu


    Rusya Devlet Başkanı Vladimri Putin’in, 24 Şubat’ta Ukrayna’ya yönelik işgal kararını açıkladığı savaş 10. gününde devam ediyor.

    Putin, işgali, “Ukrayna’nın doğusundaki Donbas’a özel askeri operasyon” olarak tanımladı. Savaşın başından bu yana yüzlerce kişi yaşamını yitirirken 1 milyona yakın Ukraynalı da ülkeden kaçarak komşu ülkelere sığındı. Öte yandan Ukrayna ve Rusya heyetleri, sivil tahliyelerin yapılacağı bölgelerde geçici ateşkesin sağlanması konusunda anlaştı.

    İşte savaşın 10’uncu gününde tarafların açıkladığı verilerle son durum:

    Ukrayna: Savaşta 10 binden fazla Rus askeri öldü

    Ukrayna Genelkurmay Başkanlığından yapılan açıklamaya göre 10 binden fazla Rus askeri hayatını kaybetti.

    39 uçak, 40 helikopter, 269 tank, 945 zırhlı araç, 105 topçu sistemi, 409 araç, 60 yakıt tankı ve 3 insansız hava aracı etkisiz hale getirildi.

    Rusya: Ukrayna’da 2037 askeri altyapı tesisinin imha edildi

    Rusya Savunma Bakanlığı Sözcüsü İgor Konaşenkov Rus ordusunun, Ukrayna’nın Mariupol kenti etrafındaki kuşatma çemberini daraltmaya devam ettiğini, Pribrajenka, Komsomolskoye, Zagornoye, Dorojniyanka, Reşetilovskoye, Konstantinovka, Şevçenko, Çubarevka, Proletarska ve Lyubimovka yerleşim yerlerini ele geçirdiklerini söyledi.

    Ukrayna’ya ait askeri altyapı tesislerine yönelik saldırılara devam ettiklerini aktaran Konaşenkov, “Toplam 2037 askeri altyapı tesisi imha edildi. Bunların arasında Ukrayna ordusuna ait 71 komuta ve iletişim merkezi, 98 hava savunma füze sistemi S-300, Buk M-1, Osa ve 61 radar istasyonu bulunuyor.” dedi.

    Ukrayna: Rus işgalinde şu ana kadar 2 bin sivil can kaybı

    Ukrayna acil servisi, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin 2000’den fazla Ukraynalı sivili öldürdüğünü ve ulaşım tesisleri, hastaneler, kreşler ve evler de dahil olmak üzere yüzlerce yapının tahrip edildiğini bildirdi.

    Birleşmiş Milletler Mülteci Ajansı Direktörü Flippo Grandi, savaşın başından bu yana Ukrayna’dan ayrılanların sayısının 1 milyonu aştığını aktardı. Ayrıca Grandi, Ukrayna içerisinde sayısız kişinin yerlerinden edildiğini dile getirdi.

    BM: Ukrayna’da ölü ve yaralı sayısı 1000’i geçti

    Birleşmiş Milletler ise Ukrayna’da 24 Şubat’tan bu yana ölen ve yaralanan sivillerin sayısının 1000’i geçtiğini açıkladı. BM Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, Ukrayna’da Rus işgalinde şimdiye kadar 331 sivilin hayatını kaybettiğini söyledi. 24 Şubat-3 Mart’ta ölen ve yaralan sivillerin sayısının 1006’ya yükseldiğini belirten Dujarric, 1,2 milyondan fazla kişinin ise ülkeden ayrıldığını ifade etti.

    Rusya ve Ukrayna arasında siviller için güvenli koridor sağlanması yönündeki anlaşmayı memnuniyetle karşıladıklarını vurgulayan Dujarric, Ukrayna’nın birçok şehrinde günlerdir devam eden bombardıman nedeniyle alt yapının ciddi zarar gördüğünü ifade etti.

    Zelenskiy’den NATO’ya eleştiri

    Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, NATO’nun Ukrayna’yı uçuşa yasak bölge ilan etmeyi reddederken şehirlerin bombalanmasına yeşil ışık yaktığını bildirdi.

    Düzenlenen NATO zirvesini, “zayıf ve kafaları karıştıran bir zirve” olarak niteleyen Zelenskiy, şöyle devam etti:

    “NATO ülkelerinin, güya Ukrayna üzerindeki gökyüzünü uçuşa kapatmakla Rusya’nın NATO’ya karşı doğrudan saldırganlığını kışkırtacağı yönünde bir masal oluşturduklarına inanıyoruz. Bu, kendi kendine hipnoz. Bugünden itibaren ölenlerin hepsi sizin yüzünüzden ölüyor.”

    Rusya’nın nükleer konuşlanması Pentagon’un takibinde

    ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Sözcüsü John Kirby, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in nükleer güçlerin de dahil olduğu stratejik kuvvetleri teyakkuza geçirme talimatından bu yana Rusya’nın nükleer kuvvetlerinin konuşlanmasında değişiklik görmediklerini belirtti. Kirby, “Elbette ki bunu her gün yaptığımız gibi yakından takip ediyoruz. Şunu da yine ifade etmeliyim ki Bakan (Lloyd) Austin stratejik caydırıcılığımıza güveniyor ve kendi ülkemizi savunmamız konusunda rahat.” dedi.

    Fransa nükleer tesislerin güvenliği için BMGK’yi acil toplantıya çağırdı

    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise Rusya-Ukrayna Savaşı nedeniyle Ukrayna’daki nükleer tesislerin güvenliğinden derin endişe duyduğunu ifade ederek ülkesinin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni acil toplantıya çağırdığını belirtti.

    Elysee Sarayından yapılan yazılı açıklamada, Macron’un Rus kuvvetlerinin nükleer tesislerine yönelik saldırının her türlüsünü şiddetle kınadığı kaydedildi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Rusya, ‘en korkunç’ silahı Termobarik roketleri Ukrayna’da kullanıyor mu?

    Rusya, ‘en korkunç’ silahı Termobarik roketleri Ukrayna’da kullanıyor mu?


    Rusya’nın Ukrayna işgali devam ederken ve çatışmalar büyük şehirlerin etrafında yoğunlaşırken tarafların barış görüşmesinden herhangi bir sonuç çıkmadı. Bu, savaşta daha ölümcül silahların kullanılacağına dair korkuları da beraberinde getirdi.

    Cumartesi günü, bir CNN muhabiri, Rusya’nın Belgorod kenti yakınlarında Ukrayna sınırına taşınan TOS-1 ağır alev makinesi sistemini görüntüledi. TOS-1-Buratino, Sovyet döneminde envantere giren çok namlulu (24 namlu) 220 mm kalibreli roketatar sistemi olarak biliniyor ve Rus ordusunun elindeki en korkunç silahlardan biri olarak kabul ediliyor.

    Ayrıca TOS-1, termobarik roket olarak da bilinen vakum bombalarını fırlatmak için kullanılıyor.

    Ukrayna’nın Washington Büyükelçisi Oksana Markarova, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırılarında, Cenevre Sözleşmesi uyarınca kullanımı yasaklanan vakum bombası kullandığını belirtti. Markarova, Kongre üyeleri ile yaptığı görüşmenin ardından verdiği demeçte, “Ruslar bugün Ukrayna’da Cenevre Sözleşmesi’nde kullanımı yasaklanan vakum bombasını kullandı. Rusya’nın Ukrayna’da yaratmaya çalıştığı yıkım çok büyük.” diye konuştu.

    Termobarik (vakum) silah nedir?

    Termobarik kelimesi, Yunanca termos, ‘ısı’ ve baros, ‘basınç’ anlamına gelen kelimelerinin birleşiminden oluşuyor. Pratikte ise bu silah, yüksek sıcaklıkta bir patlama oluşturmak için şok dalgalarını ve vakumları birleştiriyor.

    Termobarik bomba, silah ya da vakum bombası, yüksek yanıcılığa sahip bir maddenin hedefin rakımına göre önceden ayarlanan belirli bir irtifada atmosferdeki oksijen ile termokritik bir hava-yakıt oranında karıştırılması, daha sonra bu karışımın bomba düzeneğine dahil elektronik bir fitil ile ateşlenmesi sonucu ortaya çıkan devasa alev topu ve basınç dalgası ile nüfuz alanındaki hedeflerin etkisiz hale getirilmesi yöntemini kullanan silahlara deniliyor.

    Nükleer Silahların Ortadan Kaldırılması için Uluslararası Kampanya (ICAN) uzmanlarından Jean-Marie Collin, euronews’e yaptığı açıklamada, termobarik (vakum) bombasına ilişkin, “İnfilak ettiğinde patlayıcısını ya da yakıtını salarak çok daha büyük bir patlamayla sonuçlanarak ve şok dalgası nedeniyle de yıkıcı olacak ve aşırı basınç etkisi yaratacak bir silah.” ifadelerini kullandı.

    Collin, böylesi bir silahın ‘son derece güçlü bir şok ve aşırı basınç yaratmak’ için kullanılacağını belirtti.

    TOS-1, ilk olarak asker, sığınak, tahkimat ve araçları ortadan kaldırmak için 1980’lerde Kızılordu tarafından Afganistan’da ardından Çeçenistan’da ve daha sonra Suriye’de kullanıldı.

    Fransız uzman Collin silahın kullanımını daha da geriye götürüyor: “İlk kullanımı İkinci Dünya Savaşı’na kadar uzanıyor. Aynı zamanda Irak veya Afganistan’daki savaşlarda da oldukça fazla kullanıldı. Dolayısıyla termobarik silah kullanımı maalesef farklı çatışmalarda kullanılan bir şey.”

    ABD de bu tür silahları üretiyor. Ancak Rusya’nın 2007 yılında 39,9 tona eşdeğer bir patlamayla şu ana kadarki en büyük infilakı gerçekleştirdiğine inanılıyor.

    The National Interest isimli web sitesi savunma editörü Dave Majumdar, “Buratino, tek bir ateşle kabaca 200 metreye 400 metrelik bir alanı yok edebilir. Bir başka deyişle tek bir atışla, birkaç bloğu (bina) anında duman çıkarmadan yanan molozlara dönüştürebilir.” diye tanımlıyor.

    Ne kadar tehlikeli?

    İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün Şubat 2000 tarihli bir raporu, ABD savunma istihbarat örgütünce (DIA) yapılan bir araştırmadan alıntı yaparak, termobarik silahların yıkıcı etkisi ile ilgili uyarıda bulunmuştu.

    Raporda, “[Patlamanın] yaşayan hedeflere karşı öldürme mekanizması benzersiz. Öldüren şey basınç dalgası ve daha da önemlisi, müteakiben gerçekleşen ve akciğerleri parçalayan seyrekleşme (vakum). Yakıt alev alır ama infilak etmezse, kurbanlar ciddi şekilde yanar ve muhtemelen yanan yakıtı da solurlar.” deniliyor.

    Raporda, en yaygın FAE (fuel air explosive/yakıt-hava patlayıcı maddesi) yakıtlarının etilen oksit ve propilen oksit olduğu ve bunların da oldukça zehirli olduklarına yer veriliyor.

    DIA’ya göre ateşleme noktasındaki kişiler buharlaşır (hayatını kaybeder). Hedefe yakın olanlar ise kulak zarları ve ezilmiş iç kulak organları, şiddetli sarsıntı, yırtılmış akciğerler ve iç organlar gibi birçok dahili, yani görünmeyen uzun süreli yaralanmalara maruz kalır.

    Termobarik, nükleer mi?

    ICAN’dan Collin, termobarik bombanın etkisinin nükleer bombadan çok farklı olduğuna işaret ediyor: “Nükleer bir silah, uzun süreli sonuçları olan bir kitle imha silahıdır, termobarik veya konvansiyonel bir silah sisteminde durum böyle değil, bu silah çok fazla yaralanma ve yıkıma neden olabilir. Nükleer silah, kullanıldığı yerdeki tüm yaşamı yok eden bir şey. Birkaç onluk bir güçten bahsediyoruz.”

    Termobarik bomba ise nükleer olmayan, ancak ısıya dayalı basınçla işleyen bir bomba türü. Bununla birlikte bombanın petrol ve hava bileşiminden oluşan patlama düzeneği, oluşturduğu basınçla küçük bir atom bombasına denk bir tahrip gücüne sahip. Patlama havada meydana geliyor. Bombanın meydana getirdiği yakıcı maddeden oluşan bulutun patlaması sonucu çok yüksek sıcaklık oluşuyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Almanya’da festival Ukrayna’ya destek gösterisine dönüştü, yüzbinlerce kişi katıldı

    Almanya’da festival Ukrayna’ya destek gösterisine dönüştü, yüzbinlerce kişi katıldı


    Almanya’nın Köln kentinde, Rusya-Ukrayna savaşı dolayısıyla düzenlenen “Barış Yürüyüşü”ne 250 bin kişi katıldı.

    Köln Karnaval Komitesinin, her yıl geleneksel yapılan “5. Mevsim Karnaval Geçidi”ni iptal ederek düzenlediği “Barış Yürüyüşü”, yerel saatle 10.00’da Clodwig Meydanı’nda başladı.

    Ellerinde Ukrayna bayrakları ve savaş karşıtı mesajların yazılı olduğu dövizler taşıyan göstericiler, şehir merkezinden geçen yol güzergahında yaklaşık 5 kilometre uzunluğunda kortej oluşturdu.

    Yürüyüş boyunca şehir merkezindeki çok sayıda ana cadde trafiğe kapatıldı.

    Tarihi Köln katedrali yanındaki Roncalli Meydanı’nı dolduran göstericiler, Rusya ve Putin aleyhine sloganlar attı.

    Savaş dolayısıyla Rusya’yı kınayan göstericilerden bazıları yürüyüşte karnaval kostümleri giydi.

    Polis helikopterleri dahil olmak üzere geniş güvenlik önlemleri altında yapılan yürüyüşün akşam saatlerinde Mohren Caddesi’nde sona erdi.

    Berlin’de de savaş karşıtı gösteri düzenlendi

    Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısını protesto etmek amacıyla başkent Berlin’de sendikalar, kiliseler ve çok sayıda sivil toplum kuruluşunun katılımıyla düzenlenen gösteriler kapsamında, “Savaşı durdurun! Ukrayna ve tüm Avrupa için barış” sloganıyla, tarihi Brandenburg Kapısı ile Zafer Anıtı arasında yer alan 17 Haziran Caddesi’nde toplanıldı.

    Gösteride, üzerinde “Savaşı durdurun”, “Almanya rengini belli et”, “Ben Rus’um ama savaşı desteklemiyorum”, “Savaş çözüm değildir”, “Ukrayna’yla beraberiz” yazan dövizler taşındı. Etkinliği düzenleyenler, buradaki eyleme 500 bin kişinin katıldığını bildirdi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Rusya, 2014’te ilhak ettiği Kırım üzerinden Ukrayna’ya askeri araç sevk ediyor

    Rusya, 2014’te ilhak ettiği Kırım üzerinden Ukrayna’ya askeri araç sevk ediyor


    Ukrayna Devlet Sınır Muhafız Servisi tarafından paylaşılan görüntülerde, Rusya’nın 2014’te ilhak ettiği Kırım üzerinden Ukrayna’ya askeri araçlar sevk ettiği görüldü.

    Birimden yapılan açıklamada, “Askeri teçhizatın hareketi yarımada idari sınırının ötesinde kaydediliyor” denildi.

    Görüntülerde çok sayıda tank ve askeri aracın Ukrayna anakarasına geçtiği görülüyor.

    Rusya, havadan ve karadan Ukrayna’ya yönelik işgal başlattı.

    Rus birlikleri bu kapsamda perşembe sabahı itibarıyla Ukrayna’nın farklı şehirlerine saldırılar düzenliyor.

    Uluslararası kınama ve yaptırımları görmezden gelen Rusya lideri Vladimir Putin ise diğer ülkeleri, herhangi bir müdahale girişiminin “hiç görülmedik sonuçlara yol açacağı” sözleriyle tehdit etti.

    Ukrayna Savunma Bakanı Reznikov, eli silah tutan herkesi ülkesini savunmaya çağırdı

    Bu arada Ukrayna Savunma Bakanı Oleksiy Reznikov, eli silah tutan her vatandaşa ülkesini savunma çağrısı yaptı.

    Reznikov, sosyal medyadan yaptığı açıklamada, ülkesinin tam savunma durumuna geçtiğini belirtti.

    Hazır ve eli silah tutabilen herkesi Bölgesel Savunma Merkezlerine çağıran Reznikov, silah edinmek için pasaportun yeterli olacağını ifade etti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD: Tüm işaretler Rusya’nın Ukrayna’yı işgalin eşiğinde olduğunu gösteriyor

    ABD: Tüm işaretler Rusya’nın Ukrayna’yı işgalin eşiğinde olduğunu gösteriyor


    ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, tüm işaretlerin Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmenin eşiğinde olduğunu gösterdiğini söyledi. Bakan Blinken, Ukrayna’nın çağrısına karşın yaptırımların işgal öncesi uygulanması durumunda caydırıcı etkisini yitireceğini kaydetti.

    Blinken Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna’yı işgal etmeye karar verdiğine inandıklarını ancak tanklar bu ülkeye girene, uçaklar uçana kadar diplomatik yollarla Putin’i kararından vazgeçirmeye çalışacaklarını bildirdi.

    CNN televizyonunda değerlendirmelerde bulunan Blinken, Rusya’nın Belarus’taki asker sayısını artırıp buradaki tatbikatları devam ettireceğine dair açıklamasının, kendileri açısından endişe verici olduğunu dile getirdi.

    Blinken, “Bu durum, benim Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde de ortaya koyduğum gibi, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırmaya bahane olarak bir dizi provokasyon yaratmaya çalıştığı oyununun işlediğini gösteriyor.” diye konuştu.

    Rusya’nın kendi eliyle neden olduğu bir kaosu bölgedeki tatbikatlarının süresiz şekilde devam etmesine bahane olarak gösterdiğini savunan Blinken, Rusya’nın son birkaç ay içerisinde Ukrayna sınırına sevk ettiği asker sayısının 150 bini aştığını ve tansiyonun artmaya devam ettiğini belirtti.

    Doğu Ukrayna’daki patlamalar ve Ukrayna’ya yönelik siber saldırıların aslında Rus işgalinin başladığını gösterip göstermediğine ilişkin soruya Blinken, şu yanıtı verdi:

    “Daha önce de belirttiğimiz gibi bunlar gerçek bir işgale gidildiğini gösteriyor. Tüm bu yanıltma operasyonları, bahane üretmek için yapılan bu provokasyonlar, tamamı eğitilmiş. Ancak bunları geçen akşam Başkan Joe Biden’dan duydunuz. Başkan Putin’in işgale karar verdiğine inanıyoruz ancak tanklar gerçekten girene kadar ve uçaklar uçmaya başlayana kadar diplomasinin, Başkan Putin’i bunu yapmaktan vazgeçirip geçirmeyeceğini görmek için her fırsatı ve her dakikayı kullanacağız. Başkan Biden, eğer savaşı önleyecekse Başkan Putin ile her format ve zamanda görüşmeye hazır. Rus mevkidaşım (Sergey) Lavrov’a gelecek hafta Avrupa’da görüşme çağrısında bulundum. Rusya işgale başlamazsa halen görüşme planımız var.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***