Etiket: Ruanda

  • İngiltere Temyiz Mahkemesi’nden hükümetin sığınmacıları Ruanda’ya gönderme planına ret

    İngiltere Temyiz Mahkemesi’nden hükümetin sığınmacıları Ruanda’ya gönderme planına ret


    İngiliz hükümeti, geçen yıl Ruanda ile varılan anlaşma uyarınca, kendi kıyılarına gelen on binlerce sığınmacıyı 6 bin 400 km uzaklıktaki Doğu Afrika ülkesine göndermeyi planlıyordu.

    İngiltere’de Temyiz Mahkemesi, ülkeye gelen sığınmacıların Ruanda’ya gönderilmesi planının hukuka aykırı olduğuna hükmetti.

    İngiliz hükümeti, geçen yıl Ruanda ile varılan anlaşma uyarınca, kendi kıyılarına gelen on binlerce sığınmacıyı 6 bin 400 km uzaklıktaki Doğu Afrika ülkesine göndermeyi planlıyordu.

    Başbakan Rishi Sunak liderliğindeki Muhafazakar Parti yönetimi, sığınmacıların geldiği “tekneleri durdurma” sözü vermişti. 

    Geçen sene çoğunluğu Fransa üzerinden olmak üzere 45 binden fazla kişi Manş Denizi üzerinden İngiltere’ye ulaşmış ancak çok sayıda kişi de bu yolculuk sırasında yaşamını yitirmişti. 

    Planlanan ilk sınır dışı etme uçuşu geçen yıl Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından alınan bir son dakika kararıyla engellenmişti. 

    AİHM, İngiltere’deki yasal işlemler sonuçlanıncaya kadar herhangi bir sınır dışı işleminin yapılamayacağına dair ihtiyati tedbir koymuştu.

    Londra’da bulunan Temyiz Mahkemesi’nin bugünkü kararını açıklayan üç kıdemli temyiz hakimi, oy çokluğuyla Ruanda’nın güvenli bir üçüncü ülke olarak değerlendirilemeyeceğine hükmedildiğini bildirdi.

    Yargıç Ian Burnett, yaptığı açıklamada, “Ruanda’daki sığınma sistemindeki eksiklikler, gönderilen kişilerin zulüm veya diğer insanlık dışı muamelelerle karşılaşmaları ve kendi ülkelerine geri gönderilmeleri konularında gerçek bir risk olduğuna inanmak için önemli gerekçeler var” ifadelerini kullandı. 

    Hükümetin, karara Birleşik Krallık Yüksek Mahkemesi’nde itiraz etmesi bekleniyor.

    Londra mahkemesi aralık ayında ne karar almıştı?

    Aralık ayında Londra mahkemesi sığınmacıların Ruanda’ya sınır dışı edilmesi kararının hukuka uygun olduğu ve BM Mülteci Sözleşmesine ve diğer uluslararası anlaşmalara aykırı olmadığına hükmetmişti.

    İnsan hakları dernekleri bu karara itiraz ederek davayı temyize götürmüştü. İnsan hakları dernekleri, hükümetin kararını “ahlak dışı ve insanlık dışı” olarak nitelemişti.

    İngiltere, Ruanda hükümetiyle yaptığı anlaşma gereği bu ülkeye 140 milyon sterlin ödedi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İngiltere Yüksek Mahkemesi sığınmacıları Ruanda’ya gönderme planı ‘yasal’ dedi

    İngiltere Yüksek Mahkemesi sığınmacıları Ruanda’ya gönderme planı ‘yasal’ dedi


    İngiltere Yüksek Mahkemesi, İçişleri Bakanlığı’nın sığınmacıları caydırmak amacıyla Doğu Afrika ülkesi Ruanda’ya gönderme planına ilişkin kararını açıkladı. Mahkeme planın yasal olduğu, ancak bakanlığın bireysel durumları yeterince dikkate almadığı sonucuna vardı. 

    Yargıç Clive Lewis planın, Birleşmiş Milletler (BM) Mülteci Sözleşmesi veya insan hakları yasalarını ihlal etmediğinin altını çizdi, ancak, Ruanda’ya gönderilmesi planlanan sekiz sığınmacının durumunun İçişleri Bakanlığı tarafından “yeniden değerlendirilmesi” gerektiğini bildirdi.

    Yargıç Lewis, mahkemenin verdiği hükmün temyize götürülmesine izin verilip verilmeyeceğine ilişkin kararın ise 16 Ocak 2023’e ertelendiğini söyledi.

    “Kısmi zafer”

    İktidardaki Muhafazakar Parti için “kısmi zafer” olarak nitelendirilen bu kararla ilgili olarak ulusal basına yansıyan haberlerde karar için büyük ihtimalle temyize yolunun açılacağı ve bu nedenle Ruanda’ya sığınma arayışındakileri götürecek uçakların hemen havalanmasının beklenmediği ifade edildi.

    Yüksek Mahkeme haziran ayında da düzenlemenin yasal olduğuna hükmederek, ilk uçağın durdurulması için ihtiyati tedbir talebini reddetmişti.

    Hükümetin Ruanda ile yaptığı sınır dışı etme anlaşmasını durdurmak için bazı sığınmacılar, yardım grupları ve bir sınır görevlileri sendikası dava açmıştı. 

    İngiltere’nin Ruanda planı

    Net göç sayısını düşürmeyi en büyük siyasi hedeflerden biri haline getiren hükümet, uzun süredir Manş Denizi’ndeki tehlikeli yolculuğu göze alarak ülkeye ulaşmaya çalışanları durdurmakta başarısız olmakla suçlanıyor. Bu yıl 44 binden fazla göçmen Manş Denizi’ni geçerek İngiltere’ye ulaştı ve birçoğu bu girişim sırasında hayatını kaybetti.

    İçişleri Bakanlığı ayrıca sığınmacıların başvuru süreçlerinin çok uzun sürmesinden dolayı da eleştirilere maruz kalıyor.

    Bu nedenle hükümet kaçak yollardan ya da teknelerle İngiltere’ye gelen bazı göçmenleri, sığınma taleplerinin değerlendirileceği Ruanda’ya göndermeyi planlıyor. İltica başvurusu kabul edilenlerin Birleşik Krallık’a dönmek yerine Ruanda’da kalması öngörülüyor. Ancak Ruanda’nın güvenli ülke olmadığını belirten bazı sivil toplum kuruluşları karara karşı çıkıyor.

    İlk pilot uygulama kapsamında haziran ayında yedi kişiyi Ruanda’ya taşıyacak olan uçak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararı sonucu havalanamamıştı. İçişleri Bakanı Suella Braverman en büyük hayalinin Ruanda’da doğru uçağın havalandığını görmek olduğunu ifade ediyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Macron soykırımdan 27 yıl sonra Ruanda’ya gidiyor: Resmi olarak özür dileyecek mi?

    Macron soykırımdan 27 yıl sonra Ruanda’ya gidiyor: Resmi olarak özür dileyecek mi?


    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, en az 800 bin kişinin öldürüldüğü Ruanda Soykırım’ın 27’nci senesinde bu ülkeye önemli bir resmi ziyarette bulanacak. Fransa’nın “Ruanda soykırımında ciddi sorumluluk taşıdığını” belirten raporun yayınlanmasının ardından Macron, yarınki konuşmasında ilk kez resmi olarak özür dileyip dilemeyeceği merak ediliyor.

    Geçen hafta önemli Ruanda ziyareti hakkında konuşan Macron, 27 yıl sonra iki ülke arasında “yeni bir sayfa açmakta istekli olduğunu” ifade etmişti. Fransa Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamada söz konusu ziyaretin “ilişkilerin normalleşmesinin son aşaması” olarak nitelenmişti.

    Ruanda Cumhurbaşkanı Paul Kagame ise, artık iki ülkenin iyi bir ilişki kurma fırsatına sahip olduğunu söyledi.

    Macron’un konuşması belirleyici olacak

    Yeni bir sayfanın açılması için Macron’un yarın Başkent Kigali’de 250 bin kurbanın kalıntılarının gömülü olduğu Soykırım Anıtı’nda yapacağı konuşması belirleyici olacak. Başta kurbanların aileleri ve soykırımdan kurtulanlar olmak üzere Ruandalılar Fransa’nın bu trajedideki hatasını kabul etmesini bekliyor.

    Bazı dernekler, 1990-1994 yılları arasında Paris’in oynadığı rol için cumhurbaşkanının Fransa adına resmi olarak “özür dilemesini” istiyor.

    Fransa’dan “özür talep etmediğini” ifade eden Ruandalı lider Paul Kagame ise, “Özür talebinde bulunulmaz. Samimi özür için bunun karşı taraftan gelmesi gerekiyor” demişti.

    2010’da Ruanda’ya giden dönemin Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Fransa’nın yaşananlarda bazı hatalarının olduğunu kabul etmiş, fakat resmi olarak özür dilemişti.

    Rapor: Fransa, Ruanda’daki soykırımda ciddi sorumluluk taşıyor

    Geçtiğimiz mart ayının sonunda, Fransa’nın 1994 yılında Ruanda’da yapılan soykırımdaki rolünü araştıran tarihçiler, Macron’a teslim ettikleri bir raporda Paris’in Ruanda’daki soykırımda “ağır ve ezici sorumluluk taşıdığı” ileri sürdü.

    Tarihçi Vincent Duclert başkanlığındaki toplam 15 üyeden oluşan komisyonun raporunda, Ruanda’daki soykırımla ilgili Fransa’nın sorumlu olduğu ancak suç ortağı olarak değerlendirilemeyeceği bildirilmişti.

    Geçtiğimiz nisan ayında da, resmi gazetede Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un imzasıyla yayımlanan genelgede, 1990 ile 1994 yılları arasındaki dönemle ilgili devlet arşivlerinin kamuya açıldığı duyurulmuştu.

    Ruanda soykırımı nasıl gerçekleşti ?

    Ruanda’da 1994’te Hutular, dönemin Devlet Başkanı Juvenal Habyarimana’nın uçağının düşmesinden sorumlu tuttukları Tutsilere karşı soykırım başlatmıştı. Ülkede 100 gün süren katliamda 800 binden fazla Tutsi hayatını kaybetmişti.

    Fransa, soykırımı yapan Hutu hükümetinin uzun süre destekçisi olduğu için uluslararası kamuoyunda ve ülke içinde eleştiriliyor. Fransa, 23 Haziran 1994’de ülkenin güneybatısında sığınmacılar için güvenli bölge oluşturmak amacıyla Turkuaz Operasyonu’nu başlatmıştı. Paris, soykırımı engellemek yerine soykırımcılara silah ve mühimmat desteği sağlayarak, Ruanda Yurtsever Cephesinin (RPF) ilerleyişini kısıtladığı için kınanmıştı.

    Fransa’nın eski Cumhurbaşkanı Mitterrand, Le Figaro gazetesine 1998’de verdiği mülakatta, “O ülkelerde bir soykırım yaşanması o kadar da önemli bir şey değil.” ifadesini kullanmıştı.