Etiket: Recep Tayyip Erdoğan

  • Türkiye’deki Afgan mülteciler geri gönderilme korkusu yaşıyor

    Türkiye’deki Afgan mülteciler geri gönderilme korkusu yaşıyor


    Türkiye’de yaşayan Afgan mülteciler, ülkelerine sınır dışı edilme korkusu yaşıyor. Toplumda artan mülteci karşıtlığı, Taliban’ın Afganistan’da yönetimi ele geçirmesinden önce Türkiye’ye gelen Afgan mültecileri de kaygılandırmaya başladı.

    Pakistan ve İran üzerinden haftalar ve aylar süren tehlikeli yolculuğun ardından Türkiye’ye gelen Afganlar, Türkiye’de artık kendilerini ilk zamanlarda olduğu gibi rahat hissedemediklerini belirtiyor.

    Bunlardan biri de AFP haber ajansına konuşan Gavsuddin Mubariz.

    20 yaşındaki Ghawsuddin Mubariz, ülkesine geri gönderilme endişesi ile uykusuz geceler yaşadığını söylüyor.

    “Afgan göçmenler için endişe dolu günler”

    İstanbul’da bir “fast food” iş yerinde kendisine iş bulan ve kazandığı maaşın yarısını Afganistan’da zor durumda olan ailesine gönderen Mubariz, kendisi için hayatın akışının bir anda değiştiğini belirtiyor.

    Mubariz, “Ben Türkiye’ye ilk geldiğimde kolaydı. Ama şimdi çok zor. Nereye gidersek gidelim korku içinde yaşıyoruz. Durumumuz yasal olmadığı için Afganistan’a geri gönderilme endişesi yaşıyoruz.” diyor.

    Türkiye, 2015 yılında Suriye’de başlayan kriz ve AB ile yapılan anlaşmanın ardından 2016 yılından bu yana dünyada en fazla göçmen ağırlayan ülkelerin başında geliyor.

    Türk hükümet yetkililerine göre Türkiye 3,7 milyonu Suriyeli, 420 bini Afganlı olmak üzere 5 milyona yakın göçmeni ağırlıyor.

    Covid-19 salgınıyla birlikte ülke ekonomisinin kötüleşmesi, ülkede gerek halk gerek yöneticiler arasında göçmenlere karşı geçmişe oranla olumsuz duyguların artmasına yol açtı.

    Türk halkı artık daha fazla göçmen istemiyor

    Türkiye’de düzenlenen son bir anket, halkın yüzde 85’inin Taliban’ın kontrolü ele almasından bu yana ülkeye yeni göçmen geleceği endişesi taşıdığını ortaya koydu.

    Erdoğan son gelişeler ışığında yaptığı bir açıklamada Batılı ülkelere uyarıda bulunarak, Türkiye’nin artık “göçmen deposu” olmayacağını bildirdi.

    1993 yılında Türk vatandaşlığına geçen ve şu anda bir bakkal işleten Habib Üzbek adlı Afgan da oturma ve çalışma izni olmasına rağmen bu baskıyı hissettiğini söylüyor.

    “Parmakla bizi gösteriyorlar”

    Uzbek, “Sokakta, otobüste, insanlar bizi Afganlar burada diye parmaklarıyla gösteriyorlar” diyerek rahatsızlığını dile getirdi.

    Mubariz ise, “Yakalanıp, sınır dışı edilirsem ne yaparım endişesiyle uykusuz geceler geçiriyorum. Taliban elimizde ne var ne yok aldı. Umutsuz bir durumdayız.” dedi.

    AFP’ye göre toplumdaki Afganlar bu gergin ortamda pek ortaya çıkmamaya dikkat ediyor ve pazar günleri bir sahada Pakistanlı göçmenlerle kriket oylayan Afgan göçmenler artık buraya gelmiyor.

    Kiralar göçmenler yüzünden mi fırladı?

    CHP İstanbul İL Başkan Yardımcısı Burkay Düzce ise “Biz bu insanlar ‘Taliban’a geri verilsin’ demiyoruz. Sadece ‘yeni gelenlere ne önerebiliriz?’ bu soruyu yöneltiyoruz” diyerek partisinin görüşlerini açıkladı.

    İstanbul’da yaşayan Mehmet Emin ise, “Afgan göçmenler yüzünden kiralar fırladı, on on beş kişi bir apartmanı paylaşıyor, onları istemiyorum.” diyerek göçmenlere yönelik tepkisini dile getirdi.

    İstanbul’da bir üniversitede görevli Deniz Şenol Sert, halktan gelen bu tepkinin Türkleri sığınma arayanlara “merhamet” göstermeye çağıran Erdoğan’ı daha katı olmaya zorlayacağı görüşünü dile getirdi. Deniz Senol Sert, ” Kaynaklar için rekabet olduğu sürece… bu yabancı nefreti devam edecek.” dedi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erdoğan’ın ‘Daha Adil Bir Dünya Mümkün’ kitabında verilen mesajlar neler?

    Erdoğan’ın ‘Daha Adil Bir Dünya Mümkün’ kitabında verilen mesajlar neler?


    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından müstakil olarak kaleme alınan “Daha Adil Bir Dünya Mümkün” kitabı, yarın okuyucu ile buluşacak.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Daha Adil Bir Dünya Mümkün” kitabında, Türkiye’nin tüm insanlık için ortaya koyduğu adalet arayışını ayrıntılı bir şekilde anlatıyor.

    Kitapta, adaletsizlik, mülteci krizi, uluslararası terörizm ve İslam karşıtlığı başta olmak üzere küresel siyasetin açmazlarına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeryüzündeki ayrımcılık ve çifte standardı Birleşmiş Milletler örneğiyle anlatıyor.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler’in meşruiyet, işlevsellik, etkinlik, kapsayıcılık, temsil ve yönetişim sorunlarına da dikkati çektiği kitapta, özellikle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde kapsamlı bir reform ihtiyacının altını çiziyor.

    Temsilde adaletin sağlandığı ve veto imtiyazının kaldırıldığı bir Birleşmiş Milletler için ilkeli, kapsamlı, stratejik ve uygulanabilir bir model önerisiyle “daha adil bir dünyanın mümkün olduğunu” vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, kitabında şu mesajları veriyor:

    “Çocukların öldüğü ve öldürüldüğü bir dünyada hiç kimse masum değildir.”

    “Bugün dünya genelinde en fazla ihtiyaç duyulan konuların başında adalet geliyor. Küresel adaleti tesis etmekle yükümlü kurumlar ne yazık ki büyük bir atalet içinde bulunuyor.”

    “Merhametini yitirmiş bir çağda bizlere adaletin temsilcisi, vicdanların sesi olma sorumluluğu düşüyor.”

    “Güçlünün haklı olduğu değil, haklının güçlü olduğu bir sistem tesis edilene kadar ‘Dünya beşten büyüktür’ demeye devam edeceğiz.”

    “Geçmişin ihtiyaçlarına göre şekillenmiş kurumlarla günümüzün sorunları çözülemez. Hatta bu kurumların yeni sorunlar ürettiği de aşikardır.”

    “Bizim anlayışımıza göre, dünyanın düzenini, kurtuluşunu ve mutluluğunu sağlayacak olan adalettir. Daha adil bir dünya için de umut ve güven veren bir küresel düzene ihtiyaç vardır.”

    Turkuvaz Kitap’tan çıkan ve İngilizce, Arapça, Almanca, Fransızca, Rusça, İspanyolca gibi dünya dillerine de çevrilmekte olan kitaptan elde edilen tüm gelir, AFAD’a bağışlanacak.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erdoğan: Muhalefetin söylediği rakamlar yalan, Türkiye’de 300 bin Afgan göçmen var

    Erdoğan: Muhalefetin söylediği rakamlar yalan, Türkiye’de 300 bin Afgan göçmen var


    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Türkiye’nin ana muhalefeti hep şunu söyledi. ‘Afganistan’dan Türkiye’ye 1,5 milyon düzensiz göç oldu.’ Maalesef ana muhalefetin de muhalefetin de söylediği bu rakamların hepsi yalandır. Türkiye’ye Afganistan’dan böyle bir göç olmamıştır. Türkiye’de şu anda emniyet kayıtlarımızda ve kayıt dışı 300 bin Afganistanlı göçmen söz konusudur.” dedi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, cuma namazını kıldığı Üsküdar’daki Kerem Aydınlar Camisi’nin çıkışında basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

    Afganistan’daki gelişmelere ilişkin soru üzerine Erdoğan, Afganistan sürecinin 20 yılı aşkın bir süreç olduğunu dile getirerek, bu süre içerisinde gerek tüm dünya başta Batı dünyası olmak üzere gerekse İslam dünyasının buraya gereken ihtimamı göstermediğini kaydetti.

    “Rusya’nın Afganistan’a olan müdahalesi olsun, daha sonra Amerikan’ın müdahalesi olsun bunların hiçbirinde ne yazık ki bu ülkelerin hiçbiri sağlıklı bir yaklaşım gösterememiştir.” diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Afganistan’a tüm imkanlarımızla gerek altyapı gerek üst yapıda elimizden gelen gayreti gösterdik, oralarda bu çalışmalarımızı sürdürdük ve halen de oralarda altyapı, üst yapı noktasında çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Fakat az önce ifade ettiğim ülkeler buralara sadece askeri veya silah, bu tür şeylerle yaklaşmışlardır. Trilyonlarca lira buralara kendileri aktarmışlardır. Bu trilyonlarca liranın nerelere harcandığı bu çok önemlidir. İşte eninde sonunda bütün bu atılan adımların geldiği yer belli olmuştur. Afganistan şu anda ciddi manada adeta kendi başına bırakılmış ve Taliban’ın buradaki takınacağı tavır belli olduğu halde başından itibaren Taliban’la çeşitli görüşmeler olmuş, bu görüşmelerin neticesinde gelinen netice de ortada. Şimdi kendileri söylüyorlar. ‘Biz bütün bu silah, araç, gereç, mühimmat, bunları nereye bıraktığımız henüz belli değil.’ gibi laflar söylüyorlar. Bir taraftan örneğin Amerika bizimle de bazı görüşmeler yaptı. Taliban’la zaman zaman bizim de görüşmelerimiz oldu. Bundan sonraki sürece yönelik yine biz bu tür görüşmeleri yapabileceğimizi de söyledik. Derdimiz o ki bütün buralarda şu anda ölümden uzak bir adımın atılmış olması bana göre Afganistan’ın ön önemli kazanımıdır. Ama şunu da söyleyeyim ki Türkiye’nin ana muhalefeti hep şunu söyledi. ‘Afganistan’dan Türkiye’ye 1,5 milyon düzensiz göç oldu. Maalesef ana muhalefetin de muhalefetin de söylediği bu rakamların hepsi yalandır. Türkiye’ye Afganistan’dan böyle bir göç olmamıştır. Bunu nitekim dün de söyledim. Türkiye’de şu anda emniyet kayıtlarımızda ve kayıt dışı 300 bin Afganistanlı göçmen söz konusudur.”

    Erdoğan, yapımına devam edilen önleyici duvarların hepsinin ülkeyi bu tür düzensiz göçleri engellemek için olduğunu vurgulayarak, Suriye’den de Türkiye’ye yaklaşık 4 milyon kişiyle ciddi bir göç olduğunu kaydetti.

    Bunların hepsinin göç politikasının nerelere ulaştığını ortaya koyması bakımından isabetli olduğunu dile getiren Erdoğan, “Biz ana muhalefetin ve diğerlerinin söylediği gibi de kapılarımızı kesinlikle bize topraklarından kaçkın durumunda olan veya kaçan ülkemize sığınmakta olan insanlara biz kapılarımızı kontrollü olarak devamlı açtık ve geri gönderilmesi gerekenleri de geri gönderme merkezlerinde kontrole almak suretiyle ülkelerine geri gönderdik.” diye konuştu.

    “Gerekirse Taliban’la görüşmeler yapılabilir”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerekirse Taliban’la da görüşmeler yapabileceklerini, buna kapalı olmadıklarını belirterek, “Ortada bir vaka var, bir gerçek var. Bu konuyla ilgili de kapı çalındığında kapımızı açar, görüşmelerimizi de yaparız.” dedi.

    Gelişmeleri tabii takip ederken, Afganistan politikalarını yakından bildikleri ülkelerle de müzakere halinde olduklarını ifade eden Erdoğan, “Başta tabii Dışişleri Bakanlığımızın bu ülkelerle olan görüşmeleri, yarın örneğin NATO’nun böyle bir toplantısı var ve Dışişleri Bakanlığımızın orada görüşmeleri olacak. Aynı şekilde tabii Taliban’la görüşmeler noktasında da hatta şahsıma bu konu sorulduğunda yine söyledim. Biz gerekirse Taliban’la da görüşmeler yapabiliriz, buna kapalı değiliz. Ortada bir vaka var, bir gerçek var. Bu konuyla ilgili de kapı çalındığında kapımızı açar, görüşmelerimizi de yaparız. Afganistan halkı bizim Müslüman kardeşlerimizdir ve biz onlara kapıyı kapatacak halde değiliz.” değerlendirmesinde bulundu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erdoğan’dan AB’ye Afgan sığınmacı mesajı: Türkiye ilave bir göç yükünü kaldıramaz

    Erdoğan’dan AB’ye Afgan sığınmacı mesajı: Türkiye ilave bir göç yükünü kaldıramaz


    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Charles Michel ile telefonda görüştü.

    AB’nin, Afgan halkına Afganistan’da ve komşu ülkelerde, özellikle İran’da yardım etmesi gerektiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, halihazırda 5 milyon sığınmacıya ev sahipliği yapan Türkiye’nin ilave bir göç yükünü kaldıramayacağını vurguladı.

    Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, görüşmede, Türkiye-AB ilişkilerini geliştirecek hususlar ile Afganistan’daki gelişmeler ve göç meselesi başta olmak üzere bölgesel konular ele alındı.

    AB’nin, Afganistan misyonu için çalışan yerel personelin, Türkiye’ye kabul edilmesi konusunda talep aldıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, üye ülkelerin kendilerine hizmet vermiş, güç durumdaki insanların yalnızca küçük bir kısmına kapılarını açtıklarını, bu tür sembolik adımlarla meselenin üstesinden gelinemeyeceğini ve Türkiye’nin üçüncü ülkelerin uluslararası sorumluluklarını üstlenmesinin beklenemeyeceğini ifade etti.

    Afganistan’daki son gelişmelerin Türkiye’nin savunma ve güvenlik alanında Avrupa Birliği’nin PESCO projesinde yer almasının önemini ortaya koyduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin mevcut önceliğinin Afganistan’ın sürdürülebilir barış ve istikrara kavuşmasının yanı sıra bu ülkedeki vatandaşlarının tahliyesi olduğunu dile getirdi.

    Birçok Avrupa ülkesinin tahliyeye yönelik destek taleplerini de karşıladıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afganistan’da düzenin sağlanması ve Kabil Havaalanı’nın sağlıklı şekilde işletilmesi noktasında Türk askerinin olağanüstü çaba sergilediğine dikkati çekti.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afganistan’da yumuşak bir geçiş olmasını temenni ettiklerini belirterek, gerekli tedbirler alınmazsa Afganistan kökenli göç baskısının daha da artacağını, bunun da bütün ülkeler için ciddi bir meydan okuma teşkil edeceğini söyledi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin aday ülke olduğu hatırda tutularak kapsamlı, içerikli ve samimi bir iş birliği tesis edilmesi gerektiğinin altını çizdi.

    Dijital Covid-19 Sertifikası teşekkürü

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, AB Konseyi Başkanı Charles Michel ile yaptığı görüşmede, AB’nin Dijital Covid-19 Sertifikasına Türkiye’yi dahil etme kararından memnuniyet duyduğunu ifade etti.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin AB üyelik müzakerelerinin yeniden başlatılmasına, Gümrük Birliği’nin güncellenmesine ve vize serbestisi başta olmak üzere 18 Mart Mutabakatı’nın bir bütün olarak hayata geçirilmesine yönelik beklentisini yineledi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan seçim barajı açıklaması: Şu an netleşen yüzde 7

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan seçim barajı açıklaması: Şu an netleşen yüzde 7


    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan seçim barajıyla ilgili olarak “Şu anda belirgin hale gelen 7. MHP de 7’ye olumlu bakıyor. Bunun altında bir şey olur mu olmaz mı, henüz önümüze gelmiş değil,” dedi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bosna Hersek ve Karadağ ziyareti sonrası uçakta gazetecilerle sohbet etti.

    Bosna Hersek ve Karadağ’a gerçekleştirdiği ziyaretler çerçevesinde temaslarını tamamladığını, ziyaretinin ilk durağı olan Saraybosna’da Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi üyeleriyle bir araya geldiğini dile getiren Erdoğan, Bosna Hersek’teki temaslarında gerek ikili, gerek bölgesel, gerek küresel konuları ve her alandaki iş birliğini daha da ilerletmek için birlikte atabilecek adımları konuştuklarını aktardı.

    Seçim barajına ilişkin soru üzerine Erdoğan, “Barajla ilgili olarak şu anda belirgin hale gelen aslında 7 ama bu konuda Cumhur İttifakı olarak MHP’li arkadaşlarımızın nihai kararını bizim arkadaşlarımız henüz almış değiller. Ancak 7 netleşmiş vaziyette. MHP de 7’ye olumlu bakıyor. Bunun altında bir şey olur mu, olmaz mı, henüz önümüze gelmiş değil. Öyle bir şey olursa o da tabii konuşulabilir ama şimdilik böyle bir şey yok.” değerlendirmesinde bulundu.

    Yeni anayasa önerilerine ilişkin muhalefet partilerinden beklentilerinin sorulması üzerine de Erdoğan, “Muhalefet partilerinden herhangi bir beklentimiz yok. Çünkü biz zaten herhangi bir adımı atmadan muhalefet partileri kapısını kapattı. CHP’si de İP’i de hepsi kapılarını kapattı. O zaman biz hangisine bu yaptığımız çalışmayı, taslağımızı takdim edeceğiz? Biz şimdi taslağımıza son halini verdikten sonra ben Cumhur İttifakı’nda Devlet Bey’e takdim edeceğim. Devlet Bey de ekibiyle gözden geçirecek, ondan sonra çalışmaya devam edeceğiz.” bilgisini verdi.

    ‘Taliban’ın açıklamaları ılımlı ama 20 yıl öncesinin açıklamalarıyla, şimdiki açıklamalar acaba örtüşüyor mu?’

    Bir basın mensubunun “Afganistan’da güvenlik ve istikrarın sağlanmasında Türkiye’nin yeni kurulacak hükümete nasıl bir desteği olabilir? Bu minvalde Afganistan’ın güvenliğinin sadece Afgan halkı açısından değil, komşu ülkeleri açısından da son derece önemli olduğu göz önünde bulundurulduğunda, Türkiye’nin öncülüğünde Afganistan’ın komşuları olan Pakistan, Türkmenistan, Özbekistan ve Tacikistan’ın da dahil olduğu bir süreç işletilebilir mi?” sorusu üzerine Erdoğan, şu anda henüz Afganistan’da bir hükümetin kurulmadığını ve ne gibi bir getirisi götürüsü olacağının belli olmadığını vurguladı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:

    “Taliban’ın açıklamaları ılımlı ama 20 yıl öncesinin açıklamalarıyla, şimdiki açıklamalar acaba örtüşüyor mu? Buna baktığımız zaman burada tabii tereddütler söz konusu. Burada süreci şu anda bizim hassasiyetle izlememiz lazım. İşte bakın hiç umulmadık anda 200’e yakın insan öldü. Ölenlerin içinde Taliban mensupları da var. Edinilen istihbarata göre, tamamıyla DEAŞ Horasan deniliyor. Biz burada süreci dikkatle takip etmeliyiz. Bir defa kesinlikle Taliban’ın devlet olma veya devlet yönetme noktasındaki duruşu nedir, bunu göreceğiz.

    Biz 20 yıldır Afganistan’a gerek altyapı gerek üstyapı ile ilgili olsun, her türlü desteği verdik. Ama gel gör ki, mesela Afganistan’ın kuzeyinde Taliban çok ciddi hasarlar verdi. Mesela şu anda kendisi de bir Türk olan Dostum tehdit altında olduğu için Afganistan’dan çıkmak zorunda kaldı. Şimdi bunlar tabii düşündürücü. Yarın başka ne olur ne olmaz bunları bilemeyiz. Aynı şekilde Afganistan’ın komşusu durumunda olan ülkeler, Azerbaycan’dan başlamak suretiyle, burada Türkmenistan, öbür tarafta Kırgızistan, Kazakistan, Tacikistan hep birlikte Taliban’ın atacağı olumlu adımlara belki ortak olmak isterler.

    Biz de bu noktada yardımcı olmak isteriz. Türkiye Cumhuriyeti’nin belli bir birikimi var, belli bir altyapısı var. Bu birikim ve altyapıyla yardımcı olmak isteriz. Ama yardımcı olabilmek için de kapıların bir açılması lazım. Onun için de şu anda bizim istihbaratımızın Taliban muhataplarıyla görüşmeleri oluyor. Bunun dışında güneyde bazı ülkelerde bir araya gelmek suretiyle görüşmeler oluyor. Hepsinden öte işte şimdi Doktor Abdullah Abdullah ve Hamid Karzai oralarda bir araya geliyorlar. Onların verdiği sinyaller de bizim için çok çok önemli. Türkiye olarak bizim derdimiz şu; Afganistan süratle toparlanmalıdır. Artık Afgan halkı bu kadar yükü çekemez. Ortada 40 milyona yakın bir nüfus var. Devasa bir ülke var. Biz Afganistan’ın birliğine, beraberliğine her türlü desteği vermeye hazırız. Yeter ki Afganistan tarafından da bu anlamda o yaklaşımı görelim.”

    ‘Libya gibi bir anlaşma yapmak mümkün değil diyemem’

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir basın mensubunun “Dün Türkiye’nin teknik heyet dışında sivil ve askeri bütün unsurlarını Afganistan’dan çektiğini söylediniz. Buraya Libya benzeri bir anlaşma ile dönme ihtimali var mı? Şimdiden bunu konuşmak erken mi? ‘Taliban’ın Kabil Havalimanı’nın işletilmesi noktasında bize teklifleri var. Bu konuda henüz verilmiş bir kararımız yok’ dediniz. Hangi şartlar altında bunu kabul ederiz. Anlaşma sağlanırsa Somali benzeri bir işletme durumu mu olur? Türkiye Afganistan krizinde ne tür bir rol oynayabilir?” sorusu üzerine, “Libya gibi bir anlaşma yapmak mümkün değil diyemem. Aynı tür bir anlaşmayı yaparız. Yeter ki aynı şekilde karşımızda bir muhatap bulalım. Eğer aynı şekilde bir muhatap karşımızda olursa niye öyle bir anlaşma yapmayalım? Bizim derdimiz problem çözmek.” diye konuştu.

    “Ancak Türkiye’de bazı kesimlerin Taliban’ın muhatap alınmaması konusunda görüşleri var.” değerlendirmesi üzerine Erdoğan, şöyle konuştu:

    “Bizi bazı kesimler ilgilendirmez. Biz kendi irademize bakacağız. Biz ne düşünüyoruz, ne yapacağız ona bakarız. Türkiye’nin bu bazı kesimler dediğiniz muhalefeti, ana muhalefeti hiçbir şekilde çözüm odaklı çalışmadı ki… Ama biz çözüm odaklı çalışıyoruz. ‘Taliban’la aynı masaya oturulmasın’ diyorlar. Bir defa aynı masaya oturmadan hiçbir yerde siz bir çözüm üretemezsiniz. Mesela Dodik, ‘Biz niçin üçüncü bir ülkeyi kalkıp da aramıza sokalım? Erdoğan var, Erdoğan’ı davet edelim. Türkiye var, Türkiye’yi davet edelim. Onlarla biz bu işi yapalım’ diye basın toplantısında açık açık söyledi. Ortada bu tür şeyler de var. Ama bu konuda Türkiye’nin muhalefeti, ana muhalefeti böyle bir yaklaşımın içerisine girmedi, girmez. Ama bizim bu noktada özgüvenimiz var. Özgüvenimizle beraber eğer Türkiye’ye böyle bir şey gelirse, biz de değerlendirmelerimizi yaparız. Değerlendirmelerimizi yaptıktan sonra da böyle bir işe girmemiz gerekirse gireriz, girmememiz gerekirse girmeyiz.

    Biliyorsunuz ilk etapta biz Afganistan’dan çıkmayı düşünmedik. NATO zirvesinde de bunları Biden ile konuştuk ama Biden’a biz 3 tane teklif getirdik. Dedik ki, bir defa idari ve mali noktada bize destek olacaksınız. İki, diplomatik destek vereceksiniz. Üç, lojistik destek vereceksiniz. Eğer bunlar verilirse biz burada kalabiliriz. Havaalanı meselesinde de Taliban ne diyor, ‘Güvenliği bize verin ama işletmeyi siz alın.’ Nasıl güvenliği size veririz? Güvenliği siz aldınız, ondan sonra orada yine kan gövdeyi götürürse biz bunu dünyaya nasıl izah edeceğiz? Bu kolay bir iş değil. İşte bunlar konuşuldu, hemen ertesi gün 200’e yakın kişi öldü.”

    “Onlar da görmüştür belki” değerlendirmesi üzerine Erdoğan, “Belki… Ama bütün bunların riski var. Biz şimdi önceki gece itibarıyla elhamdülillah bütün oradaki ekibimizi aldık; asker, sivil döndük. Böylece Afganistan’dan ekibimizi çıkarmış olduk.” dedi.

    ‘Büyükelçilik personelimizin güvenliği önceliğimizdir’

    Büyükelçiliğin çalışmalarının sorulması üzerine Erdoğan, büyükelçiliğin, iki haftadır çalışmalarını geçici olarak Kabil Havaalanında yürüttüğünü belirterek, “Önceki gün yeniden şehir merkezindeki büyükelçilik binamıza döndüler ve faaliyetlerine buradan devam ediyorlar. Şu anki planımız bu şekilde diplomatik varlığımızın sürdürülmesi yönünde. Planlarımızı güvenlik durumuyla ilgili gelişmelere göre sürekli güncelliyoruz. Tüm ihtimallere karşı gerekli alternatif planlarımızı hazır tutuyoruz. Personelimizin güvenliği önceliğimizdir.” ifadelerini kullandı.

    Erdoğan, bir basın mensubunun Müslüman kadınların tecrübelerini Afgan kadınlarla paylaşabilmesi için önerisini sorması üzerine Erdoğan, “Afgan kadınlarıyla alakalı olarak, biz ülkemizdeki kadınları nasıl görüyorsak Afganistan’daki kadınların aynı hakları yaşaması noktasında elimizden gelen bütün gayretle adımlarımızı atarız.” dedi.

    Ancak Afganistan’ın şartlarıyla Türkiye’nin şartlarının aynı şekilde değerlendirilemeyeceğini ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:

    “Orada şu anda belli bir süreç var ve bu sürecin bir akıp gitmesi lazım ki sağlıklı bir ortam ortaya çıksın. Zaman zaman Afganistan’dan parlamentodan gelen kadın parlamenterler oldu. Onlarla da görüşürdüm. Onlar da kendi kadınlarının duruşunu anlattıkları zaman belli bir ilerleme kaydettiklerini söylerlerdi. Örnek olarak da bizim kadınlarımızı gösterirlerdi. Şimdi burada da tabii Taliban’ın kadınlara bakışı bana göre 20 yıl öncesi gibi olmayacaktır. Onlar bu konuda da bir değişikliği muhakkak göreceklerdir. Bunların bulunduğu yerde direnmelerinin de herhalde anlamı olmayacaktır. Ve bütün bu görüşmelerde, gelişmelerde, yine az önce söylediğim gibi, bizden istedikleri bir destek olması halinde biz her türlü desteği Afganistan’a veririz ki bu reformist bir yaklaşımdır. Bu reformist yaklaşımda da yine Afganistan böyle bir talepte bulunursa biz bu talebi de yerine getiririz.”

    ‘Amerika DEAŞ’ı bitirmemiştir’

    Bir gazetecinin eski ABD Başkanı Donald Trump’ın DEAŞ’ın Horasan grubuna ilişkin “DEAŞ’ın yüzde 100’ünü devirdim. Suriye’de, Irak’ta devirdik. Şimdi yeni bir DEAŞ var.” açıklamasıyla ilgili görüşünü sorması üzerine Erdoğan, “Doğrusu ben bu açıklamayı hiç doğru bulmuyorum. Böyle bir şey kesinlikle söz konusu değil.” dedi.

    Trump ile ikili özel görüşmelerinin olduğunu dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:

    “Ama bir defa Amerika, DEAŞ’ı bitirmemiştir. DEAŞ’a karşı da hiç böyle ciddi ve kararlı bir mücadele vermemiştir. DEAŞ’a karşı dünyada kararlı mücadele eden tek ülke vardır, o da Türkiye’dir. Bu mücadeleyi biz ülkemizde verdik, veriyoruz, şu anda hala veriyoruz. Irak’ta verdik, veriyoruz. Suriye’de verdik, veriyoruz. Acaba onlar dünyanın neresinde DEAŞ ile mücadele vermişler? Eğer bunları bitirmiş olsalardı Irak’takileri bitirirlerdi; Irak’ta bile halledemediler. Bu mücadele şu anda hala devam ediyor. Temennim odur ki şu anda Biden yönetimi Amerika’nın bıraktığı yerden, böyle bir yaklaşımı devam ettirsin ve DEAŞ Horasan’ı halletsinler. Çünkü artık önümüzde şimdi DEAŞ Horasan diye bir şey çıktı. Onlarla bu mücadeleyi sürdürelim. Biz de onlarla beraber adım atarız.”

    ‘Rusya ile bizim gerek S-400 konusu olsun gerek savunma sanayine yönelik olsun, birçok adımımız var’

    “Rus yetkililerden ikinci paket S-400 alımıyla ilgili ilerleme sağlandığı açıklaması geldi. İkinci paket alım söz konusu mu?” sorusu üzerine Erdoğan, “Rusya ile ilgili, ikinci paketin alımı vesaire, bu konularda bizim herhangi bir tereddüdümüz yok. Rusya ile bizim gerek S-400 konusu olsun gerek savunma sanayine yönelik olsun, birçok adımımız var. Hatta daha değişik bir alternatifi söyleyeyim. Mesela bu yangınlarda onlardan gelen Ilyushin uçaklarını kullandık. Son telefon konuşmamızda da bu konuyu görüştük. Rusya seyahatimde de bütün bunların hepsini tekrar ele alacağız.” ifadelerini kullandı.

    Erdoğan, İsrail ile ilişkilerin iyileştirilmesiyle ilgili işleyen herhangi bir sürecin bulunup bulunmadığına ilişkin soruya karşılık, “Biz İsrail ile ilgili durumları zaten Sayın Cumhurbaşkanı’yla görüşerek gözden geçirmiş bulunuyoruz. Yeter ki başbakan ve diğer bakanlarda bir sıkıntı olmasın. Eğer bu BM Genel Kurulunda Sayın Cumhurbaşkanı orada olursa belki onunla orada da bir görüşmemiz olabilir.” yanıtını verdi.

    Bir basın mensubunun “28 Şubat davasında bazı eski generallerin hapis cezaları infaz ediliyor. Söylentiler oldu sizin affedebileceğinize yönelik, bu hususta ne düşünüyorsunuz?” sorusu üzerine Erdoğan, “Yargı kararını verdi. Bu karar sonrasında bizim kapımızı çalan olmadı.” dedi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erdoğan: Taliban’ın Kabil Havalimanı’nın işletilmesi noktasında bize teklifleri var

    Erdoğan: Taliban’ın Kabil Havalimanı’nın işletilmesi noktasında bize teklifleri var


    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Taliban’ın Kabil Havaalanı’nın işletilmesi konusunda Türkiye’ye teklifleri olduğu söyledi. Taliban ile görüşme konusunda ise Erdoğan, “Bizim kiminle nerede, ne zaman, ne gibi görüşmeler yapacağımız için kimseden izin almak gibi bir lüksümüz yoktur.” dedi.

    Erdoğan, Bosna Hersek ziyareti öncesi Atatürk Havalimanı’nda düzenlenen basın toplantısında konuştu.

    Kabil’de düzenlenen saldırıyı kınadıklarını belirten Erdoğan, Afganistan’dan TSK personelinin tahliyesine ilişkin, “Afganistan’da görev yapan TSK personelinin tahliyesi devam ediyor. Tahliyeleri en kısa zamanda ve en hızlı şekilde tamamlayacağız.” ifadesini kullandı.

    Başkent Kabil’de düzenlenen ve 13 ABD askeri dahil en az 85 kişinin hayatını kaybettiği, 150’den fazla kişinin de yaralandığı intihar saldırılarına değinen Erdoğan, “Dün Kabil’de gerçekleştirilen o felaketi, o kapsamlı terör saldırısını milletçe telin ediyoruz, kınıyoruz.” diye konuştu.

    Türkiye’deki Afgan mültecilerin sayısına ilişkin bilgi veren Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Şu anda İçişleri Bakanlığının kayıtlarında kayıtlı, kayıtsız, Afganistan’dan mevcut göçmen sayısı 300 bin.” dedi.

    Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:

    • “Taliban’ın Kabil Havalimanı’nın işletilmesi noktasında teklifleri var, bize. Bu konuda şu anda henüz verilmiş bir kararımız yok.
    • “(Almanya) Türkiye’yle çalışma tespiti, geç alınmış bir karar. Herkes Afganistan’ı terk ederken biz Afganistan’ı terk etmedik.
    • Göç olayında çok hassasız. İran sınırından Irak ve Suriye sınırına kadar neredeyse her yeri duvarlarla örüyoruz.
    • (Kabil’deki terör saldırısı) DEAŞ’ın böyle bir süreç içerisinde bu adımı atmış olması, bölgede ve dünyada nasıl tehlikeli bir örgüt olduğunu ortaya koyuyor.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kastamonu’da: Selden etkilenen 3 il, Afet Bölgesi ilan edildi

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kastamonu’da: Selden etkilenen 3 il, Afet Bölgesi ilan edildi


    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kastamonu, Bartın ve Sinop’ta selden etkilenen yerlerin “Genel Hayata Etkili Afet Bölgesi” ilan edildiğini açıkladı.

    Erdoğan, 11 Ağustos’ta Batı Karadeniz bölgesinde etkili olan aşırı yağış sonucu meydana gelen sel ve su baskınları sonrası incelemelerde bulunmak üzere geldiği Kastamonu’nun Bozkurt ilçesine gitti.

    Cumnurbaşkanı Erdoğan, Kastamonu’da Bozkurt, Azdavay, İnebolu, Küre ve Pınarbaşı ilçelerinin bu yağışlardan en çok etkilenen yerler olduğunu söyledi.

    Bozkurt Yeni Camisi’nde Cuma namazının ardından konuşan Erdoğan, “4 bin 760 personel, 19 helikopter, 1 İHA, 66 ambulans, 41 UMKE, 630 hizmet aracı, 437 iş makinası ve pek çok araç gereç sahada faaliyet gösteriyor. Selden etkilenen Ayancık Devlet Hastanesi’ndeki hastaların tamamı diğer hastanelere nakledilmiş veya evlerine ulaştırılmıştır. Yolların ve köprülerin hasar görmesi nedeniyle ulaşımı aksayan yerler için alternatif güzergahlar üzerinde Karayolları’mız çalışmaktadır. Kredi desteğinden vergi ertelemelerine kadar tüm acil tedbirleri devreye almış durumdayız. Hayatını kaybeden insanlarımızı geri getiremeyiz ama devletimiz onun dışındaki her türlü kaybı telafi edecek güce, imkana, kararlılığa sahiptir.” dedi.

    Erdoğan’a, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Ticaret Bakanı Mehmet Muş, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu ile Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun eşlik etti.

    “1 yıl içerisinde konutları bitireceğiz”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hayatını kaybeden insanlarımızı geri getiremeyiz ama devletimiz onun dışındaki her türlü kaybı telafi edecek güce, imkana, kararlılığa sahiptir. Yıkılanın yerine daha iyisini yaparak, yananın yerine daha fazlasını dikerek, eksilenin yerine daha çoğunu koyarak yolumuza devam ediyoruz. İçinden geçtiğimiz şu kritik dönemi başarıyla geride bıraktığımızda artık bu ülkenin ve insanlarının önünde yepyeni bir dönem başlayacaktır. Ülkemizin kutlu yürüyüşünü baskıyla, terörle, tuzakla, kumpasla engelleyemeyenler, kin ve nefret siyasetiyle bizi birbirimize düşürmeye çalışıyor. Bugüne kadar nice oyunları bozmuş bir millet olarak inşallah bu kirli senaryoyu da çöpe atacağız. Diğer afetlerde olduğu gibi fevkalade bir durum olmadıkça inşallah 1 yıl içerisinde burada da bu konutları bitireceğiz.” ifadelerini kullandı.

    Yangın açıklaması

    Erdoğan, Türkiye’de son dönemde çıkan orman orman yangınlarıyla ilgili de konuştu. ABD ve Rusya’nın yangınların altından hala kalkamadığını belirten Erdoğan, “Biz 20 günü bulmadan buralarda, bu afetlerden büyük oranda hamdolsun kurtulduk. Ama gece-gündüz demeden benim tüm bakan arkadaşlarım oralardan çıkmadılar. Bütün kurumlarımız, kahramanlarımız yangın demeden oralarda çalıştılar ve şu anda hala ‘aman ha’ diyoruz, rehavet yok, devam edeceğiz, çalışacağız ve bu işi bitireceğiz. Millet olarak geçmişte depremler, işte yine yangınlar şimdi de seller vesilesiyle tek yürek, tem yumruk haline gelmeyi hamdolsun başarıyoruz.” diye konuştu.

    Erdoğan, cenaze namazına katıldı

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bozkurt ilçesinde hayatını kaybeden Fatih Keşaplı için kılınan cenaze namazında saf tuttu.

    Selde hayatını kaybeden 44 yaşındaki Keşaplı için Bozkurt Yeni Camisi’nde cenaze namazı kılındı.

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş tarafından kıldırılan cenaze namazı ve edilen duaların ardından konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her nefis ölümü tadacaktır.” ayetini hatırlatarak, şunları kaydetti:

    “Bunun nerede, nasıl olacağı belli değil. Tıpkı, Fatih kardeşimizde de olduğu gibi. Şöyle bir sorulsa ‘böyle bir şey olur mu?’ diye, kimse nerede, nasıl olacağını veya hocamızın da okuduğu ayette ifadesini bulan, ‘ne zaman olacağına dair’, bunu ifade etmek mümkün değildi. Netice itibarıyla böyle bir sel afeti ve bu sel afetinin neticesinde de Fatih kardeşimizi Hakk’a uğurluyoruz. Rabbim inşallah mekanını cennet eylesin ve sevgili Habibi’nin Liva-ül hamd ismiyle müsemma sancağı altında bizleri haşru cem eylesin. Zaten hocam helalliklerimizi de aldı. Tekrarına da gerek yok. Benim de Fatih’le ilgili arkadaşlardan aldığım bilgiler onun ne denli samimi olduğunu, Sırat-ı Müstakim üzere olduğunu öğrendim. İnşallah mekanı cennet olsun.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy’dan ‘Ormanlarda yapılaşma yetkisi’ iddialarıyla ilgili açıklama

    Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy’dan ‘Ormanlarda yapılaşma yetkisi’ iddialarıyla ilgili açıklama


    Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, ormanlarda yapılaşma yetkisinin Bakanlığa verilmesinin, 3 bakanlığın uhdesindeki yetkinin Kültür ve Turizm Bakanlığı ile sınırlandırılmasından ibaret olduğunu ve söz konusu düzenlemenin 39 yıl önce çıkarıldığını söyledi.

    Bakan Ersoy, Twitter’dan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu etiketleyerek yaptığı paylaşımda, “Bu düzenleme bugün değil, 1982 yılında çıkarılan kanun ile 3 bakanlığın uhdesinde 39 yıldır var olan yetkinin, uzmanlığı gereği Bakanlığımızla sınırlandırılmasından ibarettir. Birlik ve beraberlik gerektiren bu günlerde konuyu çarpıtmanızı doğru bulmuyorum” ifadelerini kullandı.

    CHP Genel Başkanı önceki gün yaptığı sosyal medya paylaşımında, “Erdoğan bir imzayla ormanlarda yapılaşma yetkisini Turizm Bakanına verdi. Her yer yandı kül oldu, derdi dağı taşı betonlaştırmak. Çok açık söylüyorum; tek bir tuğla dahi koymaya kalkarsanız, önce ekskavatörle beni çiğnemeniz gerekecek. Ormanlarımıza dokunamayacaksınız. Hadsizler!” ifadelerini kullanmıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD Temyiz Mahkemesi, Erdoğan’ın korumalarına karşı açılan davada Türkiye’nin itirazını reddetti

    ABD Temyiz Mahkemesi, Erdoğan’ın korumalarına karşı açılan davada Türkiye’nin itirazını reddetti


    Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın korumaları ile protestocular arasında 4 yıl önce meydana gelen şiddet olaylarıyla ilgili görülen davada temyiz mahkemesi Türkiye’nin itirazını reddetti.

    Mahkemenin ret kararı Türkiye aleyhine açılan ve Ankara tarafından temyize taşınan iki farklı tazminat davasının devam etmesi anlamına geliyor.

    Üç yargıçtan oluşan Temyiz Mahkemesi, Türkiye’yi suçlu bulan alt mahkeme kararını incelerken, ABD hükümetinden de görüş talep etmişti. Bu görüş 10 Mart 2021’de ABD Dışişleri Bakanlığı ile Adalet Bakanlıkları tarafından açıklanmış ve Türkiye aleyhine çıkmıştı.

    ABD’deki bakanlıkların Türkiye aleyhine bildirdiği görüşte vurgulanan bir diğer konu ise, “protestocuların saldırıya uğradığında zaten yerlerde olduğu, kaçmaya çalışanların da yine Cumhurbaşkanlığı korumaları tarafından darp edilmesiydi.”

    Bu durumlardan hiçbirinin yabancı ülke liderlerini koruyan güvenlik güçlerine tanınan ayrıcalıklardan olmadığının altı çizildi.

    ABD’de 1978’de kabul edilen “Yabancı Devlet Liderleri Dokunulmazlık Yasası” (FSIA – Foreign Sovereign Immunities Act) ülkede görevli yabancı güvenlik güçlerine bazı imtiyazlar tanıyor. Ancak söz konusu kanunda, kesin çizgilerle bu imtiyazlar ve haklar açıklanmıyor.

    2017’deki arbedede ne yaşanmıştı?

    16 Mayıs 2017’de başkent Washington’da Türkiye kökenli ABD vatandaşı bir grup, ellerinde “Demirtaş’a özgürlük” pankartıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan aleyhine sloganlar atmış, o esnada bölgede bulunan Erdoğan’ın korumaları gruba müdahale etmişti. Tekme ve yumrukların kullanıldığı müdahale anına dair görüntü gündeme oturmuştu.

    Olayın büyümesi sonrası Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Serdar Kılıç konutun önüne gelmiş, bölgeye ABD’li ek emniyet kuvvetleri takviye edilmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kıbrıs Rum yönetimi, Maraş konusunu BM Güvenlik Konseyi’ne taşıdı

    Kıbrıs Rum yönetimi, Maraş konusunu BM Güvenlik Konseyi’ne taşıdı


    Kıbrıs’ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kapalı Maraş’ın ‘yerleşime açılacağı’ açıklaması sonrası, Rum yönetimi, konuyu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne taşıdı.

    Kıbrıs Rum yönetiminin Dışişleri Bakanı Nikos Christodoulides, Yunan mevkidaşı Nikos Dendias ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, “Bu, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarının açık bir ihlalidir ve müzakereleri yeniden başlatma çabalarını olumsuz etkileyecektir” dedi.

    Dendias da “Türk tarafının açıklamaları, yeni bir ‘oldu-bitti’ yaratmaya, Kıbrıs’ı yeniden birleştirme umudunu kesin olarak gömmeye çalışıyor” ifadesini kullandı.

    Erdoğan ve KKTC’den yapılan açıklamaların ardından ABD’nin başını çektiği Batılı güçler, eylemi “kabul edilemez” ve “provokatif” olarak nitelendirdi.

    “Kıbrıs Türk Devleti için tüm gayreti göstereceğiz”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, KKTC ziyareti sonrası, “Kıbrıs Türk Devletinin en kısa zamanda geniş bir tanınırlığa sahip olması için her türlü gayreti sergileyeceğiz.” dedi.

    Video konferans aracılığıyla düzenlenen, 81 ilin AK Parti teşkilatıyla bayramlaşma programında konuşan Erdoğan, “Artık bizim için Kuzey Kıbrıs, Güney Kıbrıs diye bir olay kalmamıştır. Bizim için sadece Kıbrıs Türkü kardeşlerimizin mevcut sıkıntıları içindeki bağımsız devletler vardır. Ada’daki 2 günlük temaslarımız sırasında Kıbrıs Türkü kardeşlerimizi, cumhurbaşkanından gençlerine kadar tüm kesimleriyle bu konuda kararlı gördüm. Kıbrıs Türk Devleti’nin en kısa zamanda geniş bir tanınırlığa sahip olması için her türlü gayreti sergileyeceğiz. İnşallah yakında bunun somut neticelerini de görmeye başlayacağız.” diye konuştu.

    Erdoğan, KKTC’de ne demişti?

    Erdoğan, KKTC ziyareti sırasında Kapalı Maraş’ın yeniden yerleşime açılacağını kaydetti:

    “Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tatar’ın bizlerle paylaştığı kararla Maraş’ta hayat yeniden başlayacaktır. Mülkiyet haklarına riayet edilerek yürütülen bu çalışmalar ışığında artık Maraş’ta herkesin yararına olacak yeni bir dönemin kapıları açılacaktır. Açılımın öncelikle Kapalı Maraş’ın yüzde 3 buçuğuna tekabül eden pilot bölgede başlayacak olması Kıbrıs Türk makamlarının bu konuya ne kadar hassas yaklaştığını ortaya koyuyor.”

    KKTC Dışişleri: Kapalı Maraş KKTC toprağıdır

    KKTC Dışişleri Bakanlığınca, “Kapalı Maraş, KKTC toprağıdır ve her devlet gibi devletimizin de kendi toprakları üzerinde mutlak egemenliği vardır.” açıklamasında bulunuldu.

    Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkan Yardımcısı ve Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’in, Rum yönetimini destekleyen yanlı bir değerlendirmede bulunduğu belirtildi.

    Borrell’in Kapalı Maraş’a ilişkin değerlendirmesinin AB’nin Kıbrıs konusunda tarafsız olmak istemediğini bir kez daha gözler önüne serdiği ifade edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

    “Kapalı Maraş, KKTC toprağıdır ve her devlet gibi devletimizin de kendi toprakları üzerinde mutlak egemenliği vardır. Sayın Cumhurbaşkanımız ve hükümetimiz tarafından Kapalı Maraş’a ilişkin alınan ve Sayın Cumhurbaşkanımızca Kıbrıs Türk halkı için çok önemli bu günde açıklanan kararın bu çerçevede değerlendirilmesi gerekmektedir. Kapalı Maraş’ın, bu aşamada, bir kısmının askeri bölge statüsünün kaldırılmasına yönelik kararımız gibi gelecekteki kararlarımız da hiç şüphesiz, mülkiyet hakkına mutlak saygı gözetilerek alınacaktır. “

    “Anavatan Türkiye ile birlikte birlikte çıkarlarımızı koruyacağız”

    Açıklamada, Borrell’in, Kıbrıs Türk halkının iradesi hilafına, halihazırda geçmişin kalıntısı haline dönüşen BM Güvenlik Konseyi kararlarına atıf yapmasının beyhude olduğuna değinildi.

    Kıbrıs Türk halkının Kıbrıs konusunun çözüm modeline ilişkin kararını verdiği kaydedilen açıklamada, bu kararın, KKTC’nin egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsüne saygı duyulmasına dayandığı, AB’nin ise er ya da geç bu gerçeği idrak edeceği vurgulandı.

    Açıklamada, “Kıbrıs Türk halkının varlığını dahi görmezden gelen AB’nin tehditkar açıklamalarına karşın, Anavatan Türkiye ile birlikte meşru hak ve çıkarlarımızı koruma kararlılığında olduğumuzu bu anlamlı günde bir kez daha vurgularız.” ifadeleri kullanıldı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***