Etiket: Recep Tayyip Erdoğan

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan G20 Liderler Zirvesi’nde ABD Başkanı Biden’la görüşecek

    Cumhurbaşkanı Erdoğan G20 Liderler Zirvesi’nde ABD Başkanı Biden’la görüşecek


    Anadolu Haber Ajansı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ekim ayı sonunda İtalya’nın başkenti Roma’da düzenlenecek G20 Liderler Zirvesi’nde ABD Başkanı Joe Biden ile görüşeceğini duyurdu.

    Görüşmenin baş başa olacağı söylendi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD: Türkiye’nin yeni S-400 alımı yeni yaptırımları tetikleyebilir

    ABD: Türkiye’nin yeni S-400 alımı yeni yaptırımları tetikleyebilir


    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın CBS televizyonuna verdiği mülakatta ikinci bir S-400 hava savunma sistemi almayı düşündüklerini açıklamasının ardından Beyaz Saray’dan bunun yeni yaptırımları tetikleyebileceği uyarısı geldi.

    Erdoğan, pazar günü yayımlanan mülakatında Türkiye’nin S-400 alımı karşısında ABD’nin tutumunun ne olacağına ilişkin şu değerlendirmelerde bulunmuştu:

    “Siz bana Patriot vermezseniz, savunma noktasında benim bir başka ülkeden alacağım herhangi bir savunma sistemine müdahale edemezsiniz. Bundan sonraki dönemde de kimse bizim savunma sistemleri noktasında hangi ülkeden ne kadar ne alacağımıza müdahale edemez. Bunun kararını verecek olan biziz. Şu anda 84 milyon nüfusa sahip bir ülke olan Türkiye, kendi savunma noktasındaki bütün kararlılığını ortaya koyacaktır. Bu kararına da kimse müdahale edemez.”

    Bir dışişleri bakanlığı sözcüsü “Biz her aşamada Türkiye’nin S-400 sistemi bulundurmaması ve Rusya’dan yeni askeri ekipman almaması konusunda ısrarımızı dillendiriyoruz” ifadelerini kullanarak Rusya’dan alınacak yeni bir silah alımının Aralık 2020’de yürürlüğe sokulan yaptırımlara ek olarak yeni adımlar atılmasına yol açabileceğini vurguladı.

    ABD ilk S-400 alımından sonra Savunma Sanayi Başkanlığı, Savunma Sanayi Başkanlığı Genel Sekreteri İsmail Demir ve 3 çalışanı daha yaptırım kapsamına almıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erdoğan: Parklarda yatanların öğrencilikle ilgisi yok bunlar Gezi Parkı’nın bir başka versiyonu

    Erdoğan: Parklarda yatanların öğrencilikle ilgisi yok bunlar Gezi Parkı’nın bir başka versiyonu


    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan kabine toplantısı sonrası yaptığı açıklamada gündemin ön sıralarında olan yurt meselesi ile ilgili konuşarak parklarda yatanların eylemlerinin ‘Gezi Parkı’nın bir başka versiyonu olduğunu ve bu kişilerin gerçekte öğrenci olmadığını ileri sürdü.

    Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

    – Türkiye dünyanın en fazla sayıda kamu öğrenci yurduna ve yatağına sahip ülkesidir.

    – Son zamanlarda bazı park bahçe ve buralardaki bankaların üzerinde yatanlar, şunu açık ve net söylüyorum, bunların bir kısmının öğrencilikle alakası yok. Bunlar kendine göre güya sözde öğrenci. Bunlar aynen Gezi parkı olay neyse bunun bir başka versiyonudur.

    – Hükümete geldiğimizde ülkemizde 190 olan yurt sayısını 774’e, 82 binn olan yatak kapasitesini de 719 bine biz çıkardık. Ayrıca özel yurtlarımızın 300 bin üzerindeki kapasitesi de öğrencilerin hizmetindedir.

    – Kamuya ait olan yurt sayıları İngiltere’de 550 bin, Fransa’da 365 bin, Almanya’da 290 bin, Hollanda’da 113 bin ve İspanya’da 91 bin seviyesindedir.

    – Ülkemiz 1 milyonu aşkın yurt kapasitesi ile bu konuda açık ara birincidir. Bugün 81 ilimizin tamamında güzelim binalarımız öğrencilerimizin hizmetindedir.

    – 245 ilçemizde ve KKTC’de yurtlarımız vardır. Bu yıl yurt başvuruları kurum tarihinin en yüksek rakamı olan 624 bine yükselmiştir.

    – Odalarımızda en fazla 3 yatak vardır. Yapılan başvuruların yaklaşık yüzde 70’ine denk gelen 430 bin kişi bu yurtlara yerleştirilmiştir.

    – Yangın ve sel bölgelerinden ve belli şartları taşıyan öğrencilerimize yurtlarda öncelik verilmiş, kredileri de burslara dönüştürülmüştür. Biz şu an yaklaşık 1,5 milyon öğrencimize burs ve kredi veriyoruz. Bay Kemal bunlardan haberin var mı?

    – Yurtlarımızın kapasitesini arttırmaya yönelik çalışmalarımızı kesintisiz sürdürüyoruz. Hali hazırda yapımı devam eden yurtlarımız da 110 binin üzerinde yeni yatağı daha yüksek öğrenim öğrencilerimizin hizmetine sunacağız.

    – Eskiden CHP’nin dönemlerinde 30-40 kişilik ranza koğuş tipi yerlerde yatan -biz oralardan geldik- böyle yurtlarımız vardı. Şimdi ise 3-4 kişilik otel standardında odalara dönüştürdük. Buralarda kalan öğrencilerimize biz geldiğimizde 45 liracık veriyorlardı. Biz bunu 650 liraya çıkardık ayrıca aylık 570 TL de beslenme yardımı yapıyoruz. Yılın 12 ayı boyunca 1,5 milyon öğrenciye lisans için 650 TL, Yüksek Lisans için 1300 TL ve Doktora için 1950 TL burs veya kredi veriyoruz.

    – Bu ülkenin gençlerinin diledikleri seviyeye kadar eğitim görmelerini sağlayacak alt yapıyı biz kurduk. Varsın birileri sadece yalan ile kendini göstermeye çalışsın biz eserlerle milletimizin hizmetinde olmayı sürdüreceğiz.

    – Varsın birileri, sadece yalan ve iftira ile kendilerini göstermeye çalışsın. Biz eser ve hizmet siyaseti ile milletimizin hizmetinde olmayı sürdüreceğiz.

    “New York’ta ‘Daha Adil bir Dünya Mümkün’ diyerek itirazımı bir adım öteye taşıdık”

    Birleşmiş Milletler 76. Genel Kurul Toplantısı için gidilen New York gezisinde yapılan görüşmelerde Türkiye’nin temel yaklaşımlarının ve itirazlarının tüm dünya ile paylaşıldığını anlatan Erdoğan, ‘dünya 5’ten büyüktür’ itirazının, küresel yönetim sistemindeki değişiklik talebinin ‘Daha Adil bir Dünya Mükün’ mesajı ile bir adım öteye taşındığını belirtti.

    İklim ve salgın gibi krizlerden gelişmiş ülkelerin daha çok zarar gördüğünü ifade eden Erdoğan, Türkiye’nin küresel sistemdeki çarpıklıklara ilişkin itirazlarına dün sessiz kalan ülkelerin bugün artık aynı şekilde düşündüğünü ve bu itirazların daha fazla ülke tarafından paylaşıldığını ve seslendirildiğini söyledi.

    “Türk evi şehrin yeni sembollerinden biri haline geldi”

    Türk Evi açılışı ile ilgili de konuşan Erdğan şunları söyledi:

    “New York ziyaretimiz vesilesiyle yeni Türk Evi binamızın da açılışını gerçekleştirdik. BM binasının tam karşısndaki alan üzerinde inşa ettiğimiz 36 katlı, 1271 metre uzunluğunda 20 bin m2 kapalı alana sahip binamız Osmanlı ve Selçuklu esintileri taşıyan lale benzeri yapısıyla şimdiden şehrin yeni sembollerinden biri haline geldi.”

    “İklim’de artık öncü rol oynacağız”

    Paris İklim Antlaşması’nın imzalanacağı müjdesinin BM genel kurulunde verildiğini de hatırlatan Erdoağn artık bunun 2023 vizyonundaki yeşil kalkınma devriminin bir parçası olduğunu, orta ve uzun vadeli bir strateji olarak da tarihi bir adım olduğunu kaydetti.

    “Önümüzdeki ay meclisin yeni yasama yılının başlaması ile bu antlaşmayı onaylama kararı aldık. Kasım’daki Glasgow zirvesine kadar da bunu onaylamayı tamamlamış olacağız. Bu kapsamlı değişikliklere gideceğimiz anlamına geliyor. Bu yeni yol Cumhuriyet dönemindeki en keskin tercihlerden biri olma önemini taşıyor. Bazıları bunu önemsizleştirmeye çalışsa da tarihi bir karar aldık.”

    Artık kimsenin Türkiye’yi bu sebeple eleştiremeyeceğini, aksine Türkiye’nin her platformda esas kirleten ülkelerin yükümlülüklerini yerine getirmeye zorlayacağını dile getiren Erdoğan, orta ve uzun vadeli tüm kalkınma programlarının buna göre yürütüleceğini kaydetti ve şöyle konuştu:

    “Bu bizim için bir lüks, bir taviz veya kayıp değil. Geleceğe hazırlanmanın yol haritası olacak. Zaten orman alanlarının arttırılması gibi konular da, elektrikli otomobil ve nükleer güç santrali gibi projelerimiz de bu tercihimizin birer örneğidir. Türkiye iklim konusunda öncü rol üstlenecektir.”

    “Ekonomimiz hak ettiği yere doğru hızla yol alıyor”

    Türkiye ekonomisinin salgın şartlarını geride bırakarak hak ettiği yere doğru hızla yol aldığını anlatan Erdoğan, uluslararası yatırımcıların da ülkeye olan ilgisinin giderek güçlendiğini dile getirdi ve muhalefete yüklendi:

    “Eski Türkiye hastalıklarını yeniden hortlatmaya çalışanların heveslerinin kursaklarında bırakmak için verdiğimiz mücadelenin payı var bunda. Herkes kepenk indirirken biz devletimiz tüm imkanlarını seferber ettik. Sanayide çarkların durmaması ticaretin durmaması için her gayreti gösterdik. Kamu yatırımlarını istikrarla sürdürdük.

    Ülkemizin yıllık ihracatı tarihin en yüksek seviyesine ulaşarak 210 milyar doları geride bıraktı. 15 yaş üstü nüfusun istihdama katılma oranı yüzde 51, işsizlik oranı da yüzde 12’ye geriledi. Küresel inovasyon endeksinde 10 basamak sıçrayarak ülkemiz tarihinin en üst seviyesine ulaştı.

    Türkiye’nin ekonomideki gerçek gücünü yüzünü yansıtmayan haberlere kimsenin itibar etmediğini zaten biliyoruz. Felaket tellalları halkımızın ve iş dünyamızın moralini bozmaya çalışıyor. Onları yalan ve iftira bataklığına mahkum ediyoruz.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erdoğan: ABD Başkanı Biden benimle ilgili ‘otokrat’ tanımıyla neyi ifade etti bilemem

    Erdoğan: ABD Başkanı Biden benimle ilgili ‘otokrat’ tanımıyla neyi ifade etti bilemem


    Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu için gittiği New York’ta CBS News kanalına konuk olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, gazeteci Margaret Brennan’ın sorularını yanıtladı. Gazetecinin, ABD Başkanı Joe Biden’ın daha önce kendisini ‘otokrat’ olarak nitelendirdiğini hatırlatması üzerine Erdoğan, “Sayın Biden, otokrat tanımıyla neyi ifade etti bilemem. 40 yıllık siyasi geçmişimde demokrasiyi hazmederek yaşadım.” dedi.

    Erdoğan’ın CBS News kanalına verdiği röportajın tamamı 26 Eylül Salı günü yayımlandı.

    Röportaja ABD Başkanı Biden’ın başkan olmadan önce Erdoğan için kullandığı ‘otokrat’ ifadesine atıfta bulunarak başlayan gazeteci Margaret Brennan, Erdoğan’a, “Biden sizin için otokrat dedi. Biden ile olan ilişkinizi nasıl tanımlarsınız?” sorusunu sordu.

    40 yıllık siyasi geçmişi olduğunu ve bu süre içinde demokrasiyi hazmederek yaşadığını söyleyen Erdoğan, şu cevabı verdi:

    “Bu demokrasi sürecinde halkına hizmet etmiş bir liderim. Böyle bir sürecim var ve buralara da böyle geldim. Son 20 yılda sürekli olarak girdiğim her seçimi kazanmış olan bir liderim. Bu da bir şeyler ifade ediyor. 1994’te İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını kazandım. Ardından başbakanlığı kazandım, daha sonra da cumhurbaşkanlığını kazandım. Halkıma hizmet etmeye devam ediyorum. Tabi sayın Başkan (Biden) otokrat ile neyi ifade etmeye çalıştı ben bilemem.”

    ABD Başkanı Joe Biden, 2019 yılının Aralık ayında verdiği bir röportajda Cumhurbaşkanı Erdoğan için ayrıca, ‘Türkiye’deki insan hakları ihlalleri için bedel ödeyeceği’ ifadelerini kullanmıştı.

    Gazeteci Margaret Brennan’ın bu ifadeleri hatırlatması üzerine Erdoğan, “Tam tersine, bu konuları benimle konuşmadı. Bir araya geldiğimizde bana olan saygısını biliyorum. Başkan Yardımcısı olduğu dönemlerde bile bana olan yaklaşımı saygılıydı. Ama şu an bu ifadeyi nasıl kullanıyor anlamak mümkün değil. En son Brüksel’de görüştüğümüzde, Karzai Havaalanını terketmeye hazırlandıklarında, havaalanını güvenliğini bize teklif edecek kadar da bize olan güvenini ortaya koydu. Gönül arzu ederdi ki sayın Biden bunları benle bire bir konuşsun.” dedi.

    Erdoğan, New York’ta Biden ile bir görüşmenin planlanıp planlanmadığı konusunda ise “Malum Covid gibi şartlar nedeniyle pek liderlerle görüşemiyor. Biz kendilerine bu davetimizi yaptık. Bu davete de olumlu bir cevap alamadık.” diye konuştu.

    S-400 konusu

    Erdoğan, röportajda Türkiye’nin Rusya’dan ikinci bir S-400 hava savunma sistemi alacağının da sinyalini verdi. Erdoğan, Türkiye’nin hangi savunma sistemini alacağına bir başka ülkenin karışamayacağını dile getirdi.

    Afganistan ve Suriye bağlamında Türkiye-ABD ilişkilerinin seyrini nasıl gördüğü ile ilgili bir soruya Erdoğan “Türk-Amerikan ilişkilerinde sağlıklı bir sürecin işlediğini doğrusu söyleyemem. Niye? Bakın biz F-35’leri aldık, 1 milyar 400 milyon dolar ödeme yaptık ve bu F-35’ler bize teslim edilmedi. Amerika önce bunu bir defa halletmeli. Bize S-400 konusunu bahane edip F-35’leri vermemek, her şeyden önce bir defa devletler arası ilişkilerde ne diplomasi noktasında ne de münasebetler noktasında bir kimlik ortaya koymaktır. Amerika’nın önce bunu bir defa düzeltmesi lazım.” demişti

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • HDP’den ‘2023 bildirisi’: Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini değiştirmek istiyoruz

    HDP’den ‘2023 bildirisi’: Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini değiştirmek istiyoruz


    Halkların Demokratik Partisi (HDP) 2023’teki seçimlere yönelik hazırladığı bildiride cumhurbaşkanlığı sisteminin değiştirilmesi çağrısı yaptı. ‘Adalete, Demokrasiye, Barışa Çağrı Deklarasyonu’nda, “Çözümsüzlüğün başlıca kaynağı Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini değiştirmek istiyoruz” denildi.

    Bildiriyi duyuran HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar, “herhangi bir ittifak içinde yer alma anlayışımızın olmadığını açıkça vurguluyoruz” dedi.

    Adalet çağrısı yapan liderler deklerasyonda, “Yargı eliyle siyaseti ve toplumu dizayn eden, yargıyı muhalefeti tasfiye etme aracı olarak kullanan anlayış, adaleti her anlamda yerle bir etmiştir” ifadesine yer verdi.

    Açıklamada KHK’larla işten atılmalarla ilgili, “Kanun Hükmünde Kararnameler’le yaratılan hak gasplarının giderilmesi, kamuda işe alımda ve atamalarda her tür ayırımcılığa son verilmesi ve sadece liyakatın esas alınması gereklidir.” denildi.

    HDP’nin vaadinin ‘güçlü demokrasi, evrensel standartlarda bir adalet sistemi ve kalıcı toplumsal barış’ olduğunu belirten liderler, “Türkiye halkları çözüm üretmeyen, ortak akıldan uzaklaşan politikalara ve yönetimlere; ayrımcılık, nefret söylemi ve toplumsal kutuplaşmaya mahkûm değildir.” mesajını verdi.

    11 maddeden oluşan HDP bildirisinde hangi konular var?

    “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi değişmeli”

    • Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi: “Keyfiliği ve zorbalığı kurumsallaştırıp kalıcılaştırmayı hedefleyen ve yaşadığımız çoklu krizin ve çözümsüzlüğün başlıca kaynağı olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni ve bu sistemi besleyen yapıları değiştirmek istiyoruz. Amacımız, bütün kuvvetleri ve nihai karar yetkisini tek adamda birleştiren bu otoriter ve tekçi sistemin yerine güçlü demokrasinin, çoğulcu demokratik sistemin tesis edilmesini sağlamaktır.”
    • Güçlü demokrasi: “Geniş yetkilere sahip çoğulcu bir parlamentonun bulunduğu, kuvvetler ayrılığının tam anlamıyla işlediği, denge ve denetleme mekanizmalarının gerçekten etkili olduğu bir demokratik parlamenter sistem öngörüyoruz. Güçlü demokrasi, aynı zamanda yerinden ve yerelden yönetim anlayışını gerektirir. Bu nedenle kuvvetler ayrılığının yerele doğru genişletildiği, yerel yönetimlere yetki ve kaynak devrinin güvence altına alındığı, yerel katılım mekanizmalarının işlediği güçlü bir yerel demokrasi olmadan güçlü demokrasiyi inşa etmek mümkün değildir.”
    • Tarafsız ve bağımsız yargı: “Yargı kurumu Yürütme’nin vesayeti altındadır. Yargı eliyle siyaseti ve toplumu dizayn eden, yargıyı muhalefeti tasfiye etme aracı olarak kullanan anlayış, adaleti her anlamda yerle bir etmiştir. Bu nedenle tüm siyasi davaların ve mahkumiyetlerin sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılmasını, adaletin ve toplumsal barışın tesisi açısından bir gereklilik olarak görüyoruz. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Avrupa İşkenceyi Önleme ve İzleme Komitesi (CPT) olmak üzere tüm uluslararası kurumların hak ihlalleri, hukuk dışı cezaevleri koşulları, tecrit vb. ile ilgili kararlarına ve tavsiyelerine uyulmasını adaletsizliklerin tamiri açısından önemli bir ihtiyaç olarak değerlendiriyoruz.”
    • “Kayyım rejimi değil, halk iradesi”: “Belediyelerden üniversitelere ve sivil toplum kuruluşlarına kadar uzanan, seçme-seçilme hakkını yok sayan, halk iradesine ve seçim adaletine ipotek koyan ve bir yönetim biçimi haline gelen kayyımlar rejimi anlayışına son verecek yasal düzenlemeler, bu rejimin yarattığı tahribatların giderilmesi ve kayyım mağdurlarının tüm haklarının iadesi için acildir.”
    • Kürt sorununa demokratik çözüm: Başta anadili hakkı olmak üzere tüm evrensel kimlik haklarının tanınması için gerekli düzenlemelerin yapılması büyük önem taşımaktadır. Savaş politikaları, silah ve çatışma yöntemleri yerine, diyalog ve müzakere seçeneklerinin kendini tarihsel olarak dayattığı ve güncel olduğu aşikârdır. Bunun için Türkiye halklarının tümünün yararını ve geleceğini düşünerek herkes özveride ve fedakârlıkta bulunarak adım atmalıdır. Sorunlarımızı şiddet aracılığıyla değil; konuşarak, müzakere ederek, diyalog yoluyla çözmek temel düsturumuzdur.”

    “İstanbul Sözleşmesi geri gelmeli”

    • Kadına özgürlük ve eşitlik: “Kadınların eşit ve özgür yaşam haklarının her tür güvenceye kavuşturulması ve temsilde eşitliği sağlamak için eşbaşkanlık uygulamasının yaygınlaşması ve yerleşmesi vazgeçilmez adımlardır. Aynı zamanda kadınlara yönelik sistematik erkek şiddetiyle ve kadın cinayetleriyle mücadele edilmesi zorunluluktur. İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden geçerli hale getirilmesi ve uygulanması, toplumsal cinsiyet eşitliği önündeki siyasal, idari, ekonomik ve kültürel tüm engellerin kaldırılması ilk acil adımlar arasındadır.”
    • Ekonomide adalet: “Bütçe kaynaklarının; saraylar, savaşlar, yandaşlar için değil, halkın ekonomik güvencesi için seferber edilmesi ilk adımlardır.”
    • Kamu yönetiminde liyakat: “Kamu yönetimi, iktidar blokunun tekelinde kadrolaşmanın alanı olmamalıdır. Kanun Hükmünde Kararnameler’le yaratılan hak gasplarının giderilmesi, kamuda işe alımda ve atamalarda her tür ayırımcılığa son verilmesi ve sadece liyakatın esas alınması gereklidir.”

    “Kanal İstanbul durdurulmalı”

    • Doğaya saygı: “İklim krizine karşı acil durum ilanı, çılgınca doğa ve çevre tahribatına yol açan, rant uğruna ormanları, tarım alanlarını, akarsuları tahrip eden ve ekolojik dengeyi bozan tüm projelerin, başta Kanalİstanbul olmak üzere, durdurulması gereklidir.”
    • Demokratik Anayasa: “Sivil, özgürlükçü, yeni bir anayasa, gerçek anlamda bir toplumsal sözleşme Türkiye’de yeni bir başlangıcın ve demokratikleşmenin tacı olacaktır. Bu anayasa; farklı kültürlere, kimliklere, inançlara, anadillerine ve yaşam tarzlarına saygıya dayalı eşit yurttaşlığı esas almalıdır. Anayasanın hazırlanma süreci, her kesimi kapsayan, demokratik katılım ve toplumsal müzakereye dayalı bir yöntemle yürütülmelidir.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erdoğan: ABD şu anda terör örgütlerine beklenenin üstünde silah, araç gereç desteği veriyor

    Erdoğan: ABD şu anda terör örgütlerine beklenenin üstünde silah, araç gereç desteği veriyor


    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) şu anda terör örgütlerine beklenenin çok çok üstünde destek verdiğini söyledi.

    Cuma namazının ardından önemli açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO, ABD, Suriye’deki gelişmeler ve Covid-19 salgınıyla alakalı “dikkat çekici” açıklamalarda bulundu.

    ABD ile ilişkilerin şu anda bu noktada olmaması gerektiğini ifade eden Erdoğan, “Şu anda maalesef böyle bir durumdayız ve ABD’de bizim münasebetlerimiz iki NATO ülkesi olarak burada olmamalı. Maalesef ABD şu anda terör örgütlerine beklenenin çok çok üstünde destek veriyor. Mücadeleyi bırakın onlara yüklü miktarda silah, araç gereç destekleri veriyor.” ifadelerini kullandı.

    “Suriye’yi bir barış havzası haline getirmek istiyoruz”

    Suriye’deki rejimin Türkiye’nin güneyinde tehdit oluşturduğunu ifade eden Erdoğan, “Burada da yine aynen benim Sayın Putin’den beklentilerimiz çok daha farklı. Dost ülke olarak da Sayın Putin’den daha doğrusu Rusya’dan farklı yaklaşımlar bekliyorum.Bu mücadeleyi de birlikte yürütmemiz lazım. ABD, Suriye’yle de pek ilintili değil. Burada şu an İran, Rusya ve biz varız. Orayı da bir barış havzası haline getireceksek aramızda görüşmemiz şart ve bunları görüşeceğiz. Rusya ile ikili münasebetlerimizi çok daha ileri taşıma isteğindeyiz. Zira hedefimiz 100 milyar dolarlık bir ticaret hacmine ulaşmak.” diye konuştu.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan koronavirüs salgını konusuna da değindi.

    Covid-19 salgınının Bilim Kurulu’nun ilgi alanı olduğunun altını çizen Erdoğan, “Dün Bakanımla da yaptığım görüşmede başta maske olmak üzere bundan taviz veremeyiz diyor. Bundan taviz vermeden yolumuza devam edeceğiz. Vefatla birlikte vakaların asgariye inmesi bu mücadelede bizim tedbirlerimiz olacak.” dedi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP ve HDP sıralarında ara seçim formülü, Beştepe’de Albayrak hazırlığı | Ankara Kulis

    CHP ve HDP sıralarında ara seçim formülü, Beştepe’de Albayrak hazırlığı | Ankara Kulis


    Ankara kulisleri ara seçim ve sine-i millet tartışmaları ile hareketlendi. CHP’liler HDP’lilere örtülü bir şekilde istifa teklifinde bulundu, HDP’liler reddetti. Sarayın koridorlarından ise Berat Albayrak’ın geri dönüş hazırlıklarının sesi yükseliyor.

    CHP’den HDP’ye ‘sine-i millet’ önerisi: Gelin istifa edelim

    Ankara’nın gündemini bugünlerde erken seçimin yerini ara seçim tartışmasına bırakması ve Saray’da Berat Albayrak’ın geri döneceğine yönelik yürütülen hazırlık işgal ediyor.

    Meclis Genel Kurulunda gerçekleştirilen istifalar ve milletvekilliklerin düşürülmesi neticesinde TBMM’de sandalye dağılımı 584 oldu. Milletvekili Seçim Kanunundaki ilgili maddeler* uyarınca üye tamsayısının %5’inin eksilmesi durumunda Genel Kurulun ara seçim kararı alarak 90 gün içinde vatandaşları sandık başına davet etme zorunluluğu bulunuyor.

    Bu formülün hayata geçirilebileceği son tarih ise Haziran 2022. Mevcut durumu avantaja çevirmek isteyen CHP’li bir grup ile HDP’li yetkililer arasında gizlice gerçekleşen “sine-i millete dönme” stratejisi ise HDP’lilerin reddi ile şimdilik rafa kalkmış görünüyor.

    Euronews’in CHP’li kaynaklardan edindiği bilgiye göre, CHP’li bir yöneticinin başını çektiği bir grup hazırladıkları ara seçim stratejisini parti politikasına dönüşmesi için tartışılması maksadıyla CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na anlatmak için Genel Merkezden randevu istiyor. Ancak görüşmenin gerçekleşmesi gecikince stratejinin ön hazırlığını yaptıktan sonra CHP Liderine hazır bir taslakla gidilmesi maksadıyla HDP’li yetkililerle el altından temasa geçiliyor.

    Ara seçim için en az 14 milletvekilinin istifası gerekiyor

    CHP’lilerin HDP’lilere aktardığı ara seçim formülüne göre; 600’den 584’e düşen sandalye sayısını üye tamsayısının %5’ini indirebilmek için ihtiyaç olan 570 sandalye sayısına ulaşabilmek maksadıyla istifa etmesi gereken 14 milletvekili CHP ve HDP’den seçiliyor.

    Önce CHP ve HDP’nin oy oranının yüksek olduğu ve Cumhur İttifakının kazanma ihtimalinin düşük olduğu bölgeler belirleniyor, ardından da CHP Lideri ve HDP Eş Genel Başkanları ile seçilen bölgelerden gerçekleştirilecek istifalar vesilesiyle ara seçim kararının alınmasının ardından yaklaşık 30 milyon civarında seçmenin sandık başına taşınması hedefleniyor.

    Stratejiyi hazırlayan CHP’li ekipten bir yetkili Euronews’e değerlendirmelerde bulunarak, CHP’den 14 vekilin istifasının sayıca mümkün olsa da, HDP’lileri de sine-i millet stratejisine dahil edilmek istenmesinin sebebi olarak MHP’yi işaret ediyor.

    TBMM Genel Kurulda istifaların onanmaması durumunda ara seçime gidelemeyeceğinin altını çizen kaynak, MHP’nin HDP’lilerin istifasına “hayır” diyemeyeceğini bildikleri için bu yolu tercih ettiklerini belirtiyor.

    HDP’li yetkililer: Erdoğan ile yeni bir açılım süreci düşünüyoruz

    HDP’li yetkililer yeni seçim döneminde millet ittifakının örtülü ortağı olmayı istemediklerini ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yeni bir açılım sürecinin başlayabileceğini, bu noktada keskin bir pozisyonda olmak istemediklerini kaydedince CHP’li yöneticinin başında olduğu grup Kılıçdaroğlu ile randevuyu da askıya alıyor.

    CHP’liler HDP’nin çok sayıda milletvekilinin cezaevinde bulunması ve vekilliklerin düşürülmesi sebebiyle ara seçim formülünden onların da avantajlı çıkacaklarını düşündükleri için gerçekleştirdikleri görüşmeden elleri boş dönerken, HDP’lilerin Erdoğan ile açılım sürecine ilişkin kurdukları temas dikkat çekiyor.

    Saray Berat Albayrak’ın siyasete dönüşü için hazırlık mı yapıyor?

    Berat Albayrak’ın siyasi arenaya döneceğine yönelik tartışmaların artık yüksek sesle dillendiriliyor.

    Kasım 2020’de sağlık sorunlarını gerekçe göstererek Hazine ve Maliye Bakanlığı görevinden ayrılan Berat Albayrak, istifasının ardından uzun süre kameraların karşısına çıkmaması yurtdışında ikâmet ettiğine yönelik söylentilere sebep olmuş; Müstâfî Bakan yakın süreçte önce Çamlıca Camiinde, ardından da Trabzonspor – Galatasaray maçında görüntü vererek tartışmalara nokta koymuştu.

    Euronews’in edindiği bilgilere göre Saray’a yakın kaynaklar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Berat Albayrak’ın istifası için beş yıldır taltif edilen küçük bir grubun AK Parti içinde ve dışındaki güçlü etkisine işaret ettiğini kaydediyor.

    Cumhurbaşkanı ile şahsen görüştüğü bilinen bir iş insanı, yaptığı değerlendirmelerde söz konusu grubun tasfiyesi ile Albayrak’ın dönüşünün birlikte olacağına işaret ediyor. Bu durumu Erdoğan’ın değişen dış politikasına bağlayan kaynak, AK Parti içinde uzun süredir devam eden parti içi tartışmalara Erdoğan’ın sessiz kalmasının sebebini fırtına öncesi sessizliğe bağlıyor.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Albayrak’ın istifasını önceleri böyle yorumlamadığını, bugünse Albayrak’ın ekonomiden çok dış politikadaki etkisinin kırılması gerektiğini düşünen bu küçük grup tarafından hedef tahtasına oturtulduğuna inandığını belirten kaynak; “Muhalefetin Berat Beye yönelik ağır eleştirileri bu küçük grubun görevden el çektirmeye yönelik ağır saldırılarının yanında hiçbir şey”ifadelerinde bulunuyor.

    Bu küçük grubun salahiyetinin son birkaç yıl içerisinde azaltıldığının, yakın zamanda ise tamamen kurumlardan tenzilâtına yönelik çalışmalara başlandığının altını çizen kaynak, Saray’da Albayrak’ın dönüşü için hazırlıkların hızlandığının altını çiziyor.

    AK Partili bir başka kaynak ise, Bakanın ailevi bağları ve ekonomideki bağımsız hareketlerinin sınırlanması sebebiyle hedefe oturtulmasının kolaylaştığını, ancak Erdoğan’ın bugün meselenin farkında olduğunu yakın çevresine dillendirdiğini belirtiyor. AK Partili yönetici Saray’daki dönüş hazırlıklarına yönelik kulisi doğrulasa da, Albayrak’ın fevrî mizâcının Erdoğan’ı düşündürdüğünü belirterek, dönüşünün sancısız olmayacağına yönelik şerh düşmeyi ihmal etmiyor.

    ________________

    *MSK, Madde 7 – Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliklerinde boşalma olması halinde, ara seçime gidilir.

    Ara seçimleri, her seçim döneminde bir defa yapılır ve genel seçimden otuz ay geçmedikçe ara seçime gidilemez. Ancak, boşalan üyeliklerin sayısı, üye tamsayısının yüzde beşini bulduğu hallerde, ara seçimlerinin üç ay içinde yapılmasına Türkiye Büyük Millet Meclisince karar verilir.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erdoğan BM Zirvesi için New York’a seyahati öncesi konuştu: Ne yaparlarsa yapsınlar kervan yürüyor

    Erdoğan BM Zirvesi için New York’a seyahati öncesi konuştu: Ne yaparlarsa yapsınlar kervan yürüyor


    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, seçim barajının düşürüleceği mesajını vererek, “Temennimiz odur ki inşallah 2023 seçimlerine girerken çok daha faklı bir şekilde girelim.” dedi. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nu da eleştiren Erdoğan, “Ne yaparlarsa yapsın, kervan yürüyor ve yürüyeceğiz.” ifadesini kullandı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yıl 76’ıncısı düzenlenecek Birleşmiş Milletler Genel Kurulu için New York’a gitmeden önce İstanbul’da düzenlediği basın toplantısında iç ve dış politikaya yönelik önemli mesajlar verdi.

    Seçim barajıyla ilgili çalışmalara değinen Erdoğan bu konuda şunları söyledi: “Türkiye’nin de arzuladığı, beklediği bir sistemi inşallah yakalamış olalım. Meclis açıldığı anda da inşallah bu yaptığımız çalışmayı belli bir noktaya getirip, hiç uzatmadan meclise göndereceğiz ve müzakerelere de bu şekilde başlamış olacağız.”

    Erdoğan’ın New York seyahati öncesi dış politikada verdiği mesajlar neler ?

    ”Tüm insanlığı tehdit eden meydan okumalara yönelik yaklaşımımızı genel kurul kürsüsünden dile getireceğim. Konuşmamda Türkiye’nin çok taraflılığa ve daha adil bir dünya düzeninin tesisi hedefine olan güçlü desteğini vurgulayacağım”

    “(Afganistan) insani yardım konusunda bizim hiçbir zaman tereddüdümüz olmaz”

    “(Liderler Zirvesi) Göçmenler konusunda tabii ki mesajımız olacak çünkü bunun en büyük yükünü, kahrını çeken biziz.”

    (Nahçivan koridoru) “İnşallah Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki bu sıkıntı, bu koridorların açılması vesilesiyle aşılmış olur.”

    “(Miçotakis’in açıklamaları) Atılması gereken adımları karşımızdakilerden görmemiz lazım. Eğer görmezsek gereken kararı alır ve ona göre de adımları atarız”

    (Miçotakis’in açıklamaları) “Türkiye kimsenin bu noktada kapı kulu değildir.”

    Erdoğan, iç politikayla ilgili hangi mesajları verdi ?

    “Zincir marketlerdeki fiyat farklılıklarının üzerine gitmek suretiyle buralardaki ciddi fiyat farklılıklarını da süratle kaldıracağız”

    “(Kira artışları) “Özellikle yurt konusunda bir defa Türkiye’de biz bugüne kadar hiçbir iktidarın yapmadığı yatırımları yaptık”

    “(Kira artışları) Suistimal varsa bunun sorumlusu olan bakan arkadaşlarım bunları yakın takibe almak suretiyle bu zulmün önüne geçeceğiz”

    Basın toplantısında CHP lideri Kılıçdaroğlu’nu eleştiren Erdoğan şunları söyledi:

    “Tabii Bay Kemal’e kalırsa, Bay Kemal’e ne yaparsanız yapın, yediremezsiniz. Çünkü onun dünyası farklı, dikili bir taşı yok, dikili bir ağacı yok. Ama yalan mı? Aman yarabbi, bunda bol. Onunla beraber hareket eden bazı medya grupları da var. Onlar devamlı karalama kampanyasını da sürdürüyorlar. Ne yaparlarsa yapsın, kervan yürüyor ve yürüyeceğiz. Hiçbir dönemde olmadığı kadar yoğun bir şekilde öyle bir yalan atıyor ki bir sene içinde Türkiye’de bu sorunu bitirecekmiş. Zaten böyle abartılacak bir sorun yok ki. Ne abartıyorsun? Şu anda bizim üniversite öğrencilerimize yönelik atılan bu adımlar hiç bir dönemde atılmış değil. Gayet başarılı şekilde yürüyor.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • HRW: 11 Eylül sonrası yargılama süreci küresel insan hakları ihlalleri dalgası yarattı

    HRW: 11 Eylül sonrası yargılama süreci küresel insan hakları ihlalleri dalgası yarattı


    İnsan hakları İzleme Örgütü (HRW) 11 Eylül’ün ardından başta dönemin ABD Başkanı Bush yönetimiyle başlayan terörle mücadele yöntemlerinin adaletsiz bir “adalet” sistemi yarattığına dikkat çekti.

    HRW, yargılama süreçlerin küresel insan hakları ihlalleri fırtınasına neden olduğunu ve bazı siyasi liderlerin de bu fırtınayı arkasına aldığını belirtti.

    Örgütün Genel Başkanı Kenneth Roth kaleme aldığı yazıda, tüm dünya için büyük bir trajedi olduğunu belirttiği 11 Eylül saldırıları sonrasında küresel olarak özellikle Müslümanların terörün birincil kurbanları haline geldiğini söyledi.

    Bush yönetimiyle başlayan “kötü terörle mücadele yönetimi” sonrasındaki insan haklarına yönelik kayıtsızlığın etkisinin diğer kıtalarda da görüldüğünü belirten Roth, “Acımasız yöneticiler, kitlesel tacizden kurtulmanın en iyi yolunun onu ‘terörizmle’ mücadele olarak etiketlemek olduğunu anladılar” ifadelerini kullandı.

    Çin, Türkiye, Mısır ve İsrail’e eleştiri

    Roth, “Çin hükümeti bu etiketi 1 milyon Uygur ve diğer Türk Müslümanları İslam’ı, kültürlerini ve dillerini terk edene kadar Sincan’da gözaltına almak için kullanıyor. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdel Fattah el-Sisi, tipik olarak mutlak bir delil olmamasına rağmen, bu gerekçeyle on binlerce kişiyi gözaltına aldı. İsrail hükümeti bunu 14 yıldır Gazze halkının kapatılmasını ve periyodik olarak bombalanmasını haklı çıkarmak için kullanıyor” dedi.

    Yazıda aynı zamanda acımasız işkence yöntemlerinin “gelişmiş sorgulama teknikleri” ile örtbas edildiği vurgulandı.

    ABD’nin işkencenin kamuoyuna açıklanmamasını ve cezasız kalmasını sağlama arayışının da 11 Eylül saldırılarının planlayıcısı olduğu iddia edilen beş kişiden hiçbirinin yargılanmamasının ana nedeni olduğu aktarıldı.

    İnsan Hakları İzleme Örgütünün Genel Başkanı Kenneth Roth, 11 Eylül saldırılarının yirminci yıl dönümün, terörü kınama ve kurbanları hatırlama ama aynı zamanda ABD hükümetinin yanlış politikalarını yeniden değerlendirmek için bir fırsat olduğunu belirtiyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: Etiketlerdeki fahiş fiyat artışlarının önüne geçeceğiz

    Cumhurbaşkanı Erdoğan: Etiketlerdeki fahiş fiyat artışlarının önüne geçeceğiz


    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “İnşallah enflasyonu da en kısa sürede kontrol altına alarak, raflardaki, etiketlerdeki fahiş fiyat artışlarının da önüne geçeceğiz” dedi. Erdoğan, Merkez Bankası rezervinin de 118 milyar doları bulduğunu söyledi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kahramanmaraş’ta katıldığı toplu açılış töreninde konuştu. Erdoğan son dönemde artan enflasyon, işsizlik ve Merkez bankası rezervlerine ilişkin değerlendirmeler yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasından bazı satır başları şöyle:

    “Her dönemde olduğu gibi afetler sırasında da birileri milletin yüreğindeki acıyı kendi kısır çekişmelerine alet etmenin peşine düşmüştür. Sosyal medya ve diğer medya mecralarında dolaşıma sokulan fitne, fesat ve bozgunculuk faaliyetlerine hamdolsun milletimiz itibar etmemiştir.”

    “Attığımız adımda dört bir tarafımızda oynanan oyunları birer birer bozarak hedeflerimize yürüyoruz. Salgın döneminde tüm ülkeler küçülürken, çok ciddi siyasi, ekonomik, sosyal sıkıntılarla karşı karşıya kalırken, kendimizi olumlu yönde ayrıştırdık. Büyümede rekor üzerine rekor kırıyoruz. Yıllık ihracatımız 207 milyar doları geride bıraktı. İstihdamda salgın öncesinin de üzerinde bir seviyeye geldik. Merkez Bankası rezervlerimiz 118 milyar doları buldu”

    “İnşallah enflasyonu da en kısa sürede kontrol altına alarak, raflardaki, etiketlerdeki fahiş fiyat artışlarının da önüne geçeceğiz.”

    “Hem maliyetlerdeki yükselişle hem fırsatçılarla mücadele ederek milletimizin refah seviyesini daha da yukarılara taşıyacağız.”

    “Ödenecek bedelleri ödedik, katlanılacak tüm sıkıntılara katlandık, artık bunların hasılasını toplama, büyük, güçlü Türkiye’yi adım adım inşa etme vaktidir.”

    “Bugünkü sıkıntıları da yine biz çözeceğiz. Her bir insanımızın derdiyle dertlenmek boynumuzun borcudur. Emin olun bizden başka da sizlerin dertleriyle dertlenip bunlara çareler üretecek, çözümler getirecek başka kimse yok. Bunlar avara kasnak gibi boşa dönüp duruyorlar. Lafla peynir gemisi yürütmeye çalışanlar, abesle iştigal edenler bu milletin hiçbir derdine derman olamazlar”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***