Etiket: Polis

  • ABD’nin Maine eyaletinde silahlı saldırı: En az 22 ölü, saldırgan hala yakalanamadı

    ABD’nin Maine eyaletinde silahlı saldırı: En az 22 ölü, saldırgan hala yakalanamadı


    Geçen yıl işlenen toplam cinayet sayısının 29 olduğu eyalette, olay büyük bir panik havası yaratmış durumda.

    REKLAM

    Amerika Birleşik Devletleri’nin Maine eyaletindeki Lewiston kentinde bir barda ve bowling salonunda ateş açan bir kişi en az 22 kişinin ölümüne ve onlarca kişinin yaralanmasına neden oldu.

    Eyaletin ikinci büyük kenti olay sebebiyle kaosa sürüklenirken, şüpheli henüz yakalanamadı. 38 bin nüfuslu kentin sakinlerinden bulundukları yerde kalmaları istendi. 

    Yerel polis, Facebook’ta saldırganın bowling salonunun içinde yarı otomatik tarzda bir silah taşıdığı görülen bir fotoğrafını yayınladı. Polis daha sonra 40 yaşındaki Robert Card için bir arama bülteni yayınlayarak, şüphelinin “silahlı ve tehlikeli olarak değerlendirilmesi gerektiğini” belirtti.

    Bültende şüphelinin ABD Ordusu Yedek Eğitim Tesisinde ateşli silah eğitmeni olarak eğitim gördüğü ve 2023 yazında iki haftalığına bir akıl sağlığı merkezine yatırıldığı bilgisi verildi, ancak sebebine ve diğer ayrıntılara değinilmedi.

    Kentte son durum

    Geçen yıl işlenen toplam cinayet sayısının 29 olduğu eyalette, olay büyük bir panik havası yaratmış durumda. Güvenlik güçlerince yapılan açıklamada, “Yetkililer her şeyi açıklayana kadar bölgeden uzak durun” talimatı verildi. 

    Halktan da işyerlerini kilitli tutmaları ya da kapamaları çağrısında bulunuldu. Kentteki hastanenin kilitlendiği ve girişe ağır silahlı polis korumasının yerleştirildiği bildirildi. Eyalet çapındaki hastanelerin yaralılara bakım vermek üzere acil teyakkuza geçtiği belirtildi.

    En kanlı katliamlardan biri

    CNN televizyonu, Belediye Başkanı Robert McCarthy’nin ölü sayısını en az 22 olarak açıkladığını ve yaralı sayısının da 50 ila 60 olabileceğini aktardı. Yetkililer ise olayın hala sürmesi nedeniyle ayrıntılı bilgi ve rakam vermekten kaçınıyor. 

    Silah Şiddeti Arşivi’ne göre, ölü sayısının 22 olduğunun doğrulanması halinde, son dört yıl içinde ABD’deki en kanlı katliam olarak tarihe geçebilir. 2019 yılında  Teksas, El Paso’daki bir Walmart’ta alışveriş yapanlara ateş açan bir saldırgan 23 kişinin ölümüne neden olmuştu.

    ABD’de kayıtlara geçen en ölümcül kitlesel silahlı saldırı ise 2017 yılında Las Vegas’ta düzenlenen bir müzik festivalinde yüksek bir otelin tepesinden ateş açan silahlı bir kişinin 58 kişiyi öldürdüğü olay oldu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Meksika’da polis ve çeteciler çatıştı: 13 kişi hayatını kaybetti

    Meksika’da polis ve çeteciler çatıştı: 13 kişi hayatını kaybetti



    Reuters haber ajansının bir hükümet kaynağından aktardığına göre, Meksika’nın güneyinde polise karşı bir silahlı saldırı düzenlendi.

    13 yerel polis memurunun hayatını kaybettiği saldırı, çetelerin uyuşturucu ticaretinin kontrolünü ele geçirmek için mücadele ettiği bir bölgede gerçekleşti.

    Haberde adı gizli tutulan yetkili, öldürülenler arasında Coyuca de Benitez kasabasının yerel polis şefinin de olduğunu söyledi.

    Dün yaşanan saldırı hakkında açıklama yapan eyalet yetkilileri, bölgedeki güvenliğin artırılacağını, güvenliği artırma çalışmalarında donanma ve Milli Muhafız personelinin de görevlendirileceğini bildirdi. Yetkililer, ölü sayısıyla ilgili bilgi paylaşmadı.

    Polis yönelik pusu ve silahlı saldırının öncesinde, silah sesleri ihbarı yapılan bölgeye güvenlik güçlerinin gönderildiği aktarıldı.

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ankara’da bombalı saldırı: 2 emniyet mensubu yaralandı, 2 saldırgan ise öldü

    Ankara’da bombalı saldırı: 2 emniyet mensubu yaralandı, 2 saldırgan ise öldü


    Ankara’da bombalı araçla düzenlenen saldırıda 2 emniyet mensubu yaralanırken, iki saldırgan ise öldü.

    REKLAM

    Ankara’da bombalı araçla düzenlenen saldırıda 2 emniyet mensubu yaralanırken, iki saldırgan ise öldü. 

    İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, bomba seslerine ilişkin açıklamada bulundu. Bakan Yerlikaya’nın açıklaması şöyle:

    “Saat 09.30 sıralarında İçişleri Bakanlığımız Emniyet Genel Müdürlüğü giriş kapısı önüne hafif ticari araçla gelen 2 terörist bombalı saldırı eyleminde bulunmuştur. Teröristlerden biri kendini patlatmış, diğer terörist etkisiz hale getirilmiştir. Açılan ateş sırasında 2 Emniyet mensubumuz hafif biçimde yaralanmıştır. Kahramanlarımıza acil şifalar diliyorum.”

    Kızılay’daki patlamanın ardından çevrede yoğun güvenlik önlemi alındı. Meclis’e giriş çıkışlar da güvenlik önlemiyle geçici olarak durduruldu.

    Patlama sonrası Meclis’in karşısındaki İçişleri Bakanlığı yönüne doğru bütün trafik akışı durdurulurken polis,, bakanlık bölgesinde geniş güvenlik önlemleri aldı.

    Saldırı nasıl gerçekleşti?

    Görgü tanıklarından elde edilen ilk bilgilere göre, Kayseri plakalı araçtan uzun namlulu silahla ateş açıldı.

    Saldırı tam, 9.30’da, TBMM’nin karşısındaki İçişleri Bakanlığı’nın Emniyet Genel Müdürlüğü kapısı olarak bilinen, Atatürk Bulvarı üzerindeki giriş tarafında gerçekleşti.

    Ticari bir şirket adına kayıtlı gri renkli bir hafif ticari araçtan inen saldırganlardan biri uzun namlulu silahla ateş açtı. Ardından kendini patlattı.

    Nizamiyede görevli iki polis bir kişiyi etkisiz hale getirdi. İki polis de diz ve bacak bölgelerinden yaralandı. Şarapnel parçalarından dolayı da yaraları olan polislerin sağlık durumunun iyi olduğu açıklandı.

    Kayseri Emniyet Müdürlüğü, plakanın kayıtlı olduğu şirket üzerinde çalışma başlattı

    Bu arada Kayseri Emniyet Müdürlüğü, plakanın kayıtlı olduğu şirket üzerinde çalışma başlattı

    Saldırganların kullandığı aracın bir veterinerlik şirketi adına kayıtlı olduğu bilgisi paylaşıldı.

    Söz konusu veterinerlik şirketinin ticaret sicil kaydının olmadığı ifade ediliyor. Olayda kullanılan aracın Kayseri plakalı olduğunun anlaşılması sonrasında Ankara polisi ve Emniyet Genel Müdürlüğü Kayseri Emniyet Müdürlüğü ile temas geçti. 

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından yayın yasağı kararı

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı olayla ilgili soruşturma başlattı.  Gerçekleştirilen saldırı olayına ilişkin olarak Ankara Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğince erişim engeli ve yayın yasağı getirildi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Cuma namazında ayakkabı çalan çocuğa 11 ay hapis cezası

    Cuma namazında ayakkabı çalan çocuğa 11 ay hapis cezası



    Çorum’da cuma namazına giden bir kişinin ayakkabısını çalan 17 yaşındaki çocuğa, 11 ay 3 gün hapis cezası verildi.

    17 Haziran 2022 tarihinde yaşanan olayda, cuma namazını kılmak için merkezde bulunan Karakeçili Camii’ne giden Sefa Ö. isimli kişi, namaz çıkışında ayakkabılarının yerinde olmadığını görünce şikâyetçi oldu.

    Polis ekiplerinin yaptığı araştırma sonucunda, Sefa Ö.’nün ayakkabılarını 17 yaşındaki E.B.’nin caminin ayakkabılığından aldığı tespit edildi. Polis tarafından gözaltına alınan E.B hakkında kamu davası açıldı.

    NİTELİKLİ HIRSIZLIKTAN 5 YIL İSTENDİ

    E.B, hakkında, “nitelikli hırsızlık” suçundan 5 yıl hapis cezası istendi. Şüphelinin 15-18 yaş aralığında olmasından dolayı yaş indirimi yapıldı. Mağdurun zararını giderilmesinden ötürü de hakkında istenilen ceza 1 yıl 1 ay 10 güne düşen E.B.’nin yargılama boyunca iyi halli olması gözetilerek 11 ay 3 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildi.

    Diğer yandan mahkeme tarafından E.B. hakkında, verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği öğrenildi.

    Halen 18 yaşını doldurmamış olan şüpheli E.B. cuma namazında ayakkabı çalmasından dolayı almış olduğu 11 ay 3 gün hapis cezası nedeniyle, 3 yıl boyunca denetime tabi tutulacak. Kasıtlı bir suça karışmaması halinde söz konusu hapis cezasını yatmayacak.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Polis memuru Hakan Telli şehit edilmişti: Şüphelilerin ifadeleri ortaya çıktı

    Polis memuru Hakan Telli şehit edilmişti: Şüphelilerin ifadeleri ortaya çıktı



    Kağıthane Hamidiye mahallesinde 25 Ağustos tarihinde polis memurları Hakan Telli ve Ahmet Yasin Çevik’in de arasında bulunduğu polis ekibi tarafından uyuşturucu çetelerinin barındığı bir eve operasyon düzenlenmiş, gece yapılan baskında saldırganların açtığı ateş sonucu Telli şehit olurken Çevik ise ağır yaralanmıştı.

    Şüphelilerden Diyar Anucur’un öldürüldüğü olayın ardından ‘Anucurlar’ suç örgütüne yönelik irtibatlı, iltisaklı ve beraber faaliyet gösteren şüpheli şahısların yakalanmasına yönelik geniş çaplı çalışma gerçekleştirilmişti.

    37 ŞÜPHELİ TUTUKLANMIŞTI

    Soruşturma çerçevesinde 97 adreste gerçekleştirilen zincirleme operasyonlarda 39 şüpheli yakalanarak gözaltına alınmış, Emniyet’teki işlemleri tamamlanan ve adliyeye sevk edilen şüphelilerden 37’si çıkarıldıkları nöbetçi hakimlikçe tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. 2 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

    Polis memuru Hakan Telli şehit edilmişti: Şüphelilerin ifadeleri ortaya çıktı - Resim : 1

    TELLİ’Yİ UZUN NAMLULU SİLAHLARLA ŞEHİT ETTİKLERİ BELİRTİLDİ

    Olaya ilişkin nöbetçi hakimlik kararında, şüphelilerden Ozan Anucur ve Akın Arsakay’ın olay tarihinde polis memuru Hakan Telli’yi fikir ve eylem iş birliği içerisinde, uzun namlulu silahlarla şehit ettikleri, diğer memur Ahmet Yasin Çevik’in hayati tehlike geçirecek şekilde yaralanmasına sebebiyet verdikleri belirtildi.

    Kararda ayrıca, şüphelilerden Görkem Doğan ile Kadir Taşdemir’in örgüt adına motosikletle kuryelik yaptıkları, şüphelilerin dijital materyallerinde silah ve benzeri aletlerle fotoğraflarının bulunduğu da kaydedildi.

    “HİÇBİR TÜRK VATANDAŞI, TÜRK POLİSİNİ KASTEN ÖLDÜRMEK İSTEMEZ”

    Öte yandan şüphelilerin nöbetçi hakimlikte verdikleri ifadeleri de ortaya çıktı.

    Şüpheli Ozan Anucur’un ifadesinde suçlamaları kabul etmediğini söyleyerek, “Olayda hiçbir suçum yoktur, vatani görevini yapmış biriyim. Hiçbir Türk vatandaşı, Türk polisini kasten öldürmek istemez. Silahlardan haberim yoktur, Diyar köyden getirmiş satmak için. Kendisi benim kuzenim olur, ben kızdım kendisine. Hiçbir örgütle alakam yoktur, uyuşturucu madde satmıyorum, kimseyi öldürmedim. Hiçbir suçlamayı kabul etmiyorum” şeklinde konuştuğu öğrenildi.

    “ÖLEN KİŞİ OLAYI GERÇEKLEŞTİRDİ”

    Şüphelilerden Akın Arsakay olayla alakası olmadığını belirterek, “İfadelerimde belirttiğim gibi, ölen kişi olayı gerçekleştirdi. Diyar beni arayıp çalışmak için çağırmıştı. Eve gittiğimde öyle silahların olduğunu gördüm, sonradan haberim oldu. Diyar’ın yanında kalmak zorunda kaldım, zor durumdaydım. Elime silah almadım” ifadelerini kullandı.

    Öte yandan ifadeleri alınan bazı şüphelilerin, atılı suçlamaları kabul etmediklerini, ele geçirilen uyuşturucuları kullanmak için aldıklarını, uyuşturucu ticareti yapmadıklarını savundukları da öğrenildi.

    Bazı şüphelilerin ise savunmalarında, “Annemin mutfakta kullandığı hassas terazi vardır, o da benim değildir”, “Çiğ köfte dükkanımız vardı, hassas terazilerden biri oradan kalmıştır” şeklinde konuştuğu öğrenildi.

    Kaynak: İHA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kanunsuz içki yasağına ilk ceza | Avukat Ersöz: Ceza kanuni değil, karakola götürülmeleri hürriyeti tahdit sonucunu doğurur


    Kanunsuz içki yasağına ilk ceza | Avukat Ersöz: Ceza kanuni değil, karakola götürülmeleri hürriyeti tahdit sonucunu doğurur




    Serbest Düşünce Derneği, X hesabından yaptığı paylaşımda alkol yasaklarına karşı İstanbul-Kadıköy’de düzenledikleri “İçeceğini Al Gel” etkinliğinin kolluk kuvvetleri tarafından engellendiğini ve derneğin 3 üyesine idari işlem uygulandığını iddia etti. Paylaşımda 5326 sayılı kanunun “emre aykırı davranış” başlıklı 32. maddesi uyarınca uygulanan idari işleme itiraz edileceği söylendi.

    Derneğin X hesabından yapılan paylaşımda şöyle denildi:

    “Bu akşam (09.09.2023) saat 18.00’de, İstanbul Valiliği’nin 18.08.2023 tarihli ‘alkol yasağı’ olarak medyada geniş yer bulan ve hukuka açıkça aykırı genelgesine karşı özgürlüklerimizle birlikte haklarımızı korumak için planlanan ‘İçeceğini Al Gel’ etkinliğimiz kapsamında toplandığımız Kadıköy-Moda Sahili’nde alkol tüketilmesi, kolluk kuvvetlerince engellenmiş ve derneğimizin 3 kurucu üyesine 5326 sayılı Kanunun “emre aykırı davranış” başlıklı 32. maddesi uyarınca idari işlem uygulanmıştır. Yönetim Kurulu Başkanımıza ve diğer kurucu üyelerimize uygulanan kanunsuz emir dayatması ve neticesinde uygulanan idari işlem kabul edilemezdir. Anayasaya, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ve kanuna aykırı olan bu idari işlemle birlikte söz konusu genelgeye karşı her türlü yasal haklarımızı kullanacağımızı saygılarımızla bildiririz.”

    Kanunsuz içki yasağına ilk ceza | Avukat Ersöz: Ceza kanuni değil, karakola götürülmeleri hürriyeti tahdit sonucunu doğurur
 - Resim : 2
    Polislerin tuttuğu tutanak

    KAMUYA AÇIK ALANLARDA AKOLLÜ İÇECEK TÜKETİLMESİNİ YASAKLAYAN BİR KANUNİ DÜZENLEME BULUNMUYOR

    Konuyla ilgili Gerçek Gündem’e değerlendirmelerde bulunan Avukat Hüseyin Ersöz, açık alanda alkollü içecek tüketimi nedeniyle cezai işlem uygulanmasının keyfi bir durum olduğunu ve yasalara aykırı olduğunu anlattı:

    ‘‘İstanbul Valiliği genelgesi ile uygulanan kamuya açık alanlarda alkollü içecek tüketimi ile ilgili yasak Anayasa ve Kanunlara aykırıdır. Öyle ki, Anayasa’nın 13. Maddesinde temel hak ve özgürlüklerin ancak Kanunla sınırlanabileceği ifade edilmiştir. Bir kişiye, ‘genel davranış özgürlüğü’ olarak nitelendirilebilecek, kamuya açık alanda alkollü içecek tüketimi nedeniyle cezai işlem uygulanması ve bir engellemeye maruz kalması keyfi bir durumdur. İdarenin kendisine Kanunla tanınmayan bir yetkiyi kullanması mümkün değildir. Kamuya açık alanlarda alkollü içecek tüketilmesini yasaklayan bir Kanuni düzenleme ise bulunmamakta.’’

    “CEZANIN KANUNA AYKIRI OLMASI YANINDA ‘HÜRRİYETİ TAHDİT’ SONUCUNU DAHİ DOĞURABİLECEK BİR OLAYDIR”

    Ersöz, bu cezaların iptali için yasal yollara başvurulması gerektiğini söyledi. Mahkemelerin tarafından iptal kararları verileceğini düşündüğünü belirten Ersöz, şöyle konuştu:

    ‘‘Bu çerçevede, İstanbul Valiliği tarafından yayınlanan genelge ile kolluğa verilen talimat yasadışı emir oluşturur. Kadıköy’de yaşanan olayda, içki içeceğini beyan eden kişilerin önce doktor kontrolüne sonrasında da polis merkezine götürülmesi, belirttiğim çerçevede Kanuna aykırı olması yanında ‘hürriyeti tahdit’ sonucunu dahi doğurabilecek bir olaydır.

    Öyle ki, polisin kaynağını, Anayasa ve Kanundan almayan bir düzenleme ile özgürlükleri kısıtlaması, Ceza Kanunlarımızda düzenlenen suçları oluşturabilecektir. Bu durumda, bu uygulamaya maruz kalan kişiler, sorumlular hakkında ceza hukuku ve tazminat hukuku boyutuyla, yasal yollara da başvurabilirler.”

    “BU DURUM HUKUK DEVLETİ OLMAKLA BAĞDAŞMAZ VE KİŞİLERİN HUKUK GÜVENLİĞİ’Nİ YAKINDAN İLGİLENDİRİR”

    Ersöz, konunun hukuk güvenliği boyutuyla da ele alınması gerektiğini belirterek, şu ifadeleri kullandı:

    “Kadıköy’de alkollü içki tüketenlere uygulanan bir idari para cezası bulunması halinde ise bu cezaların iptali için yine yasal yollara başvurulması mümkündür. Bu konuda, Mahkemeler tarafından iptal kararları verileceğini düşünüyorum. İstanbul Valiliği genelgesi, dar bir bakış açısıyla, kişilerin sadece alkol tüketimini yasaklayan bir olay olmayıp, Hukuk Devleti ve Hukuk Güvenliği ile ilgili de bir meseledir. Konun bu perspektifle ele alınası gerekir. Bugün, Anayasa’ya aykırı olarak getirilen alkollü içecek tüketimiyle ilgili yasaklamanın yerini, yeni genelgelerle başka yasakların da alması mümkündür. Bu durum Hukuk Devleti olmakla bağdaşmaz ve kişilerin Hukuk Güvenliği’ni yakından ilgilendirir.’’

    Ne olmuştu?

    İstanbul Valiliği’nin 17 Ağustos’ta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı, 39 ilçe kaymakamlığı, 39 ilçe belediye başkanlığı, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü ve İstanbul İl Jandarma Komutanlığı’na gönderdiği genelgede kamusal alanda içki tüketiminin yasaklandığı söylenmişti.

    Gelen tepkilerin ardından İstanbul Valiliği konuyla ilgili bir yazı yayımlamış ve yeni bir yasağın söz konusu olmadığı, yeni genelgenin “hatırlatma” niteliği taşıdığı söylenmişti.

    İstanbul Valiliği’nden yapılan son açıklamada şu maddelere yer verilmişti:

    “18 yaş altı çocuklara alkol satışının yapılmaması,
    Ruhsatlı alkol satışı yapılan lokanta ve restoranlar dışında 22.00 – 06.00 saatleri arasında perakende alkol satışının yapılamayacağı,
    Sarhoşluk sebebiyle halkın huzurunu bozacak şekilde hareket edilmemesi,
    Alkol satışı ve tüketilmesi; ruhsatı bulunan işletmeler dışında yapılmaması. (Park, piknik ve mesire alanları, sahil bandı, plaj vb. alanlarda)
    Bahsi geçen yerlerde emniyet, jandarma ve zabıta birimlerinin etkin denetimleriyle asayişi, halkımızın huzur ve güvenliğini bozacak olaylara meydan vermemesi hususlarında ilgili birimler talimatlandırılmıştır.”

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Polis katilleri sokakları yıllardır böyle kana buladı: Mafya nasıl kurtuluyor?

    Polis katilleri sokakları yıllardır böyle kana buladı: Mafya nasıl kurtuluyor?



    Mafyanın, uyuşturucu baronlarının, cinsel istismar suçlularının denetimli serbestlik kapsamında serbest kaldığı günlerde, silahlı saldırılar ve suç oranları artmaya başladı.

    Dün saat 01:00 sıralarında, İstanbul’un Kağıthane ilçesinde uyuşturucu satıcılarının açtığı ateş sonucunda polis memuru Hakan Telli şehit olurken, aynı olayda vücuduna 4 kurşun isabet eden polis memuru A.Y.Ç. ağır yaralandı. 2007 yılında, İzmir’de göreve başlayan şehit polis Hakan Telli’nin geride gözü yaşlı biri 9, diğeri 12 yaşında 2 kız çocuğu kaldı.

    Telli’yi hayattan koparan uyuşturucu tacirlerinin mensup olduğu çete Anucur adlı gruptu. Baskın yapılan evde, UZİ marka hafif makineli silah ve AK-47 tipi uzun namlulu silahlar vardı.

    ÇETELER SOKAK ORTASINDA ÇATIŞTI, TUTUKLANAN OLMADI

    Anucur çetesinin düşman olduğu bir başka suç örgütü vardı. Anucur ve Gündoğmuş çeteleri sık sık birbirlerine silahlı saldırı düzenlemişti.

    Anucur ve Gündoğmuş çeteleri, geçen sene aralık ayında, yine İstanbul’un Kağıthane ilçesinde sokak ortasında silahlarını ateşlemiş, 25 yaşındaki Kuran kursu hocası Ramazan Aslan hayatını kaybetmişti. Olayın ardından yapılan operasyonda 25 şüpheli yakalanırken, AK-47 tipi uzun namlulu silah, 10 tabanca, 1 kilo eroin ele geçirildi. Anca sokak ortasında çatışan, masum bir vatandaşı hayattan koparan çete mensupları tutuklanmayıp haklarında ev hapsi uygulandı.

    EV HAPSİNDE OLMASI GEREKENLER İSTANBUL’U SAVAŞ ALANINA ÇEVİRDİ

    Ev hapsine alınan çete mensupları ise sokak ortasında çatışmaya, can almaya devam etti. 25 yaşındaki Aslan’ın ölümünden bir ay sonra, aynı çete mensupları, Haliç Köprüsü üzerinde birbirlerine ateş açtı. Saldırıdan 20 gün önce cezaevinden çıkan Cumali Aslan hayatını kaybederken, ev hapsinde olması gereken Doğukan K.’nın silahlı saldırıyı gerçekleştiren kişilerden olduğu belirlendi.

    Yani polis katili olan çetenin mensupları, tutuklanmayıp denetimli serbestlik alıp ya da haklarında ev hapsi kararı verilip sokakları kana bulamaya devam ediyordu.

    POLİS KATİLLERİ YILLARCA TÜRKİYE’DE SUİKASTLAR DÜZENLEDİ

    Anucur çetesi gibi onlarca örnek vardı, bunlardan biri de hakkında yakalama kararı bulunan Sedat Peker’in gündeme getirdiği, suç örgütü lideri “Lotu Quli” lakaplı Azerbaycan vatandaşı Nadir Salifov’du.
    Salifov da polis katili olmasına rağmen elini kolunu sallayarak Türkiye’de gezen, sınır dışı edilmesine rağmen yeni pasaportla ülkeye giriş yapan bir suçluydu.

    Salifov’un suç örgütüyle, düşman olduğu çetenin sokak ortasındaki infazları da tıpkı, Hakan Telli’yi şehit eden Anucur ile Gündoğmuş gruplarının çatışmaları gibiydi.

    AZERBAYCANLI SUÇ ÖRGÜTLERİ BİRBİRLERİNİ KURŞUNA DİZDİ

    Ataşehir’de, Azerbaycanlı suç örgütü mensubu Elnur Gasımov, sokak ortasında, geçen yılın Aralık ayında kurşuna dizildi. Gasımov’a suikast düzenleyenler, Nadir Salifov’un örgütüne mensup kişilerdi. İstanbul’da güpegündüz gerçekleşen suikast, geçmiş yıllardaki husumete dayanıyordu. Saldırıyı düzenleyenlerin bağlantıları, yargı mensuplarına, iş insanlarına, hatta Saray’a kadar uzanıyordu.

    Gasımov’un sokak ortasında infazı, Salifov ile Azerbaycanlı Rövşan Canıyev’in yıllar süren güç mücadelesine dayanıyordu. Rusya’da “Dede Hasan” lakaplı Aslan Usoyan’a suikast düzenleyen, “kellesi” için Rus mafyası tarafından para ödülü konan Canıyev, Türkiye’de ikamet ediyordu. Sahte kimlikle gezen Canıyev, Türkiye, Azerbaycan, Gürcistan ve Ukrayna’da suikastlar düzenlemeye devam etti.

    Canıyev, Salifov’un adamı Ali Gamidov’a da suikast düzenleyen isimdi. Rus mafyasıyla birlikte Salifov da Canıyev’in peşine düştü. Canıyev, Beşiktaş’ta sokak ortasında UZİ silahlarla çapraz ateşe alındı ve 2016 yılında hayatını kaybetti.

    MUSTAFA ÇALIŞKAN VE MEHMET AĞAR İDDİALARI

    Dünyanın en zengin iş insanlarından Palmali Holding’in sahibi Mübariz Mansimov Gurbanoğlu, Canıyev’in cenazesini Azerbaycan’a özel uçağıyla götürdü. Mansimov, Canıyev’in cenazesi için özel uçağını tahsis ederken, Salifov’un yanında ise eski içişleri Bakanı Mehmet Ağar yer aldı.

    Canıyev’in ölüm fermanını imzalayan Nadir Salifov bu süreçte yapılan operasyonla yakalandı. Ancak polis katili de olan Salifov, iddiaya göre Mehmet Ağar’ın, Berat Albayrak’a yakınlığıyla bilinen dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan’ı devreye sokmasının ardından tutuklanmadı. Öte yandan Salifov, sınır dışı edilmesinin ardından Türkiye’ye tekrar geldi. Salifov’un Türkiye’ye gelmesinin sebebi ise Canıyev’in cenazesini özel uçağıyla Azerbaycan’a götüren Mübariz Mansimov’a suikast düzenlemekti. Mansimov bunu adli makamlara da taşımış, “Beni öldürmek için mafyayı kiraladılar. Ucuza anlaşmışlar benim ölümüm için 500 bin dolara anlaşmışlar” demişti. Ancak suikast gerçekleşmedi.

    Aradan geçen 2 yılda Salifov uzun seneler yakınında olan koruması tarafından Antalya’da otelde öldürüldü. 2020 yılında öldürülen Salifov’un yakın korumasının ise Canıyev’in adamlarıyla irtibatta olduğu ortaya çıktı. Yani bir polis katili yıllarca Türkiye’de terör estirmişti.

    Salifov için devreye girdiği iddia edilen, Mehmet Ağar ile bağlantılı olduğu öne sürülen Mustafa Çalışkan ise Ali Yerlikaya döneminde yeniden Emniyet’te etkin olmaya başlıyordu.

    İsimler değişiyor ancak düzen değişmiyordu, suç örgütleri denetimli serbestlikle sokağa salınırken, polis memurları şehit oluyor, vatandaşlar çapraz ateş altında kalıyordu. Gazeteci Barış Pehlivan ise denetimli serbestlikten yararlandırılmıyor, 5. kez hapsediliyordu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Yeni göç anlaşması Meclis gündeminde… CHP’li Derici’den Yerlikaya’ya sorular: Mutabakatın içeriğini neden kamuoyuna açıklamadınız?

    Yeni göç anlaşması Meclis gündeminde… CHP’li Derici’den Yerlikaya’ya sorular: Mutabakatın içeriğini neden kamuoyuna açıklamadınız?

    CHP Muğla Milletvekili Süreyya Öneş Derici, Ali Yerlikaya’ya Birleşik Krallık ile Yapılan Göç Anlaşmasını Sordu

    TBMM Dışişleri Komisyonu üyesi ve Güvenlik Ve İstihbarat Komisyonu üyesi olan CHP Muğla Milletvekili Süreyya Öneş Derici, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya Birleşik Krallık hükümetiyle yapılan göç anlaşmasının detaylarını sordu.

    8 Ağustos 2023 tarihinde ulusal ve uluslararası basında, Birleşik Krallık hükümeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasında insan kaçakçılığı yapan şebekeleri engelleme ve çökertme amacı ile yasa dışı göçe karşı bir mutabakat imzalandığı duyuruldu. İlk iki gün sessiz kalan İçişleri Bakanlığı, 10 Ağustos 2023 tarihinde yaptığı açıklama ile anlaşmayı “işbirliği” olarak duyurdu.

    ANLAŞMANIN DETAYLARI HALKTAN GİZLENDİ

    Bakanlığın verdiğinden çok daha detaylı bilgilerin İngiltere hükümeti ve dış basın tarafından duyurulmasının ardından dünya basınında yankı bulan anlaşmanın detaylarının neden halktan gizlendiğini soran Öneş Derici, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya hitaben meclise yazılı soru önergesi verdi.

    CHP Muğla milletvekili Süreyya Öneş Derici meclise verdiği 17 soruluk önergede, “Birleşik Krallık ile yapılan bu işbirliği ve mutabakatın ayrıntılı içeriğinin kamuoyuna açıklanmamış olmasının sebebi nedir? Mutabakat içeriğine ilişkin detaylar kamuoyu ile ne zaman paylaşılacaktır?” diye sordu.

    İNGİLTERE İLE YAPILAN ANLAŞMANIN GEREKÇESİ NEDİR? UYGULAMASI NASIL YAPILACAK?

    İmzalandığı iddia edilen mutabakatın gerekçesini, ülkemize ne faydası olduğunu soran Öneş Derici, bakanlıktan konuya ilişkin detaylı açıklama yapılmasını istedi. Öneş Derici’nin yazılı soru önergesinde, anlaşmanın hangi göçmenleri engellemek için düzenlendiğini ve ne gibi gerekçelerle imzalandığını soran sorular da mevcut.

    Dış basın tarafından yapılan haberlere göre İngiltere’nin desteğiyle Türk polisi tarafından operasyonel bir “mükemmeliyet merkezi” kurulacağı iddialarını da soran CHP Muğla milletvekili, bahsi geçen “Mükemmeliyet Merkezlerinin” gerekçesini ve nasıl işleyeceğini de sordu.

    “MÜKEMMELİYET MERKEZİ” BİRİMLERİ İDDİALARINA YANIT İSTEDİ: YABANCI POLİSLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ TOPRAKLARINDA MI GÖREVLENDİRİLECEK?

    Yabancı basında yankı bulan “Mükemmeliyet Merkezi” isimli emniyet birimleri açılacağı iddialarına ilişkin sorular soran Öneş Derici, “Bahsi geçen “Mükemmeliyet Merkezi” isimli birimlerde görevlendirilecek olan personellerin uyruğu ne olacaktır? İngiltere uyruklu personel görevlendirilecek ise, kaç adet personel nerelerde görevlendirilecektir? İlgili birimlerde yabancı uyruklu personel görevlendirilecek ise, görevlendirilecek olan yabancı personelin faaliyetleri hangi ülkenin kanunları uyarınca gerçekleştirilecektir? Yabancı uyruklu personelin bu faaliyetlerinin içeriği, sınırları ve kapsamı hangi kurumlarca belirlenecek ve denetlenecektir?” dedi.

    BİRLEŞİK KRALLIK’TAN GÖÇ ANLAŞMASI İÇİN FİNANSAL DESTEK ALINDI MI?

    Meclise verdiği soru önergesinde Öneş Derici, bu anlaşma gereğince Birleşik Krallık’tan herhangi bir finansal destek alınıp alınmayacağını, eğer bir finansal destek olacak ise bu kaynağın ne şekilde harcanacağını da sordu. İşte Öneş Derici’nin İçişleri Bakanından cevaplamasını istediği 17 sorunun detayı:

    1-Birleşik Krallık ile yapılan bu işbirliği ve mutabakatın içeriği ve detayları nelerdir?

    2-Birleşik Krallık ile yapılan bu işbirliği ve mutabakatın ayrıntılı içeriğinin kamuoyuna açıklanmamış olmasının sebebi nedir? Mutabakat içeriğine ilişkin detaylar kamuoyu ile ne zaman paylaşılacaktır?

    3-Yapılan bu işbirliği ve mutabakatın ülkemiz açısından gerekçeleri nelerdir?

    4-Yapılan bu işbirliğinin ve mutabakatın Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan Türk vatandaşlarının güvenliği, huzuru ve refahı ile ilgili ne gibi etkileri olacağını öngörüyorsunuz?

    5-Yapılan bu anlaşmanın ülkemiz için faydaları nelerdir?

    6-İmzalanan mutabakata göre, Türkiye Cumhuriyeti bu anlaşmanın gereklerini yerine getirebilmek için Birleşik Krallık’tan herhangi bir finansal destek alacak mıdır?

    7-Türkiye Cumhuriyeti, Birleşik Krallık’tan bu mutabakat gereğince finansal destek alacak ise, bu finansal desteğin miktarı nedir ve finansal kaynak ne şekilde kullanılacaktır?

    8-Bahsi geçen mutabakatın uygulanmasına ilişkin detaylar nelerdir?

    9-Söz konusu mutabakatın uygulanmasında bizim topraklarımızda ve Birleşik Krallık’ın topraklarında ne gibi uygulamalar yapılacaktır?

    10-Bu mutabakatın uygulanmasında, ülkemizin toprakları üzerinde gerçekleşecek olan uygulamalarda karar ve uygulama mekanizmasını Türkiye Cumhuriyeti mi yoksa Birleşik Krallık mi belirleyecektir?

    11-Bahsi geçen mutabakatın hedefi Türk uyruklu düzensiz göçmenleri önlemeye mi yoksa Türkiye Cumhuriyeti üzerinden geçiş yapan yabancı uyruklu göçmenleri önlemeye mi yöneliktir?

    12-Söz konusu mutabakat dolayısıyla yapılacak olan uygulamaların İngiltere’ye vize ile giriş çıkış yapan Türk vatandaşları üzerinde, havaalanları veya sınır kapılarındaki denetim açısından herhangi bir etkisi olacak mıdır?

    13-Emniyet güçlerine ilişkin, bahsi geçen “Mükemmeliyet Merkezi” birimlerinin Türkiye Cumhuriyeti’nde kurulacak olmasının gerekçesi nedir?

    14-Söz konusu “Mükemmeliyet Merkezi” isimli birim benzeri kaç adet yeni birim kurulacaktır ve bunların içeriği nedir ve nerelerde kurulacaktır?

    15-Bahsi geçen “Mükemmeliyet Merkezi” isimli birimlerde görevlendirilecek olan personellerin uyruğu ne olacaktır? İngiltere uyruklu personel görevlendirilecek ise, kaç adet personel nerelerde görevlendirilecektir?

    16-Söz konusu olan “Mükemmeliyet Merkezi” isimli birimlerin işleyişi ve içeriği ne şekilde olacaktır?
    İlgili birimlerde yabancı uyruklu personel görevlendirilecek ise, görevlendirilecek olan yabancı personelin faaliyetleri hangi ülkenin kanunları uyarınca gerçekleştirilecektir?

    17-Yabancı uyruklu personelin bu faaliyetlerinin içeriği, sınırları ve kapsamı hangi kurumlarca belirlenecek ve denetlenecektir?

    Günlerdir basında yer alan, İngiltere ile yapılan bu anlaşmanın sır gibi saklanan detaylarına dair CHP Muğla vekili Süreyya Öneş Derici’nin soru önergesine ne yanıt verileceği merak konusu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kedileri çiftleştirmek için buluşan iki kadın anlaşamadı, devreye ‘tanıdık polis’ girdi

    Kedileri çiftleştirmek için buluşan iki kadın anlaşamadı, devreye ‘tanıdık polis’ girdi



    Halk TV’den Seyhan Avşar’ın haberine göre Büşra Seymen ile Kübra Arifoğlu isimli iki genç kadın kedilerini çiftleştirmek için tanıştılar. Ancak ikili arasında yavru kedilerin paylaşımı nedeniyle gerilim yaşandı. Büşra Seyman kedileri bırakmak için Arifoğlu’na ortak bir noktada buluşmayı teklif etti.

    Kedileri yanına alan Seymen’in eşi belirlenen ortak konuma gitti. Bu sırada Seymen’in kapısı çalındı. Gelen Kübra Arifoğlu’ydu. Arifoğlu yanında eşini ve bir arkadaşını da alarak kapıya dayandı: “Senin adresini bulamayacağımı mı sandın. Ama tanıdığım polis vardı. Bak buldum” diyerek bağırmaya başladı. İkili arasındaki gerilim tırmanınca ise Arifoğlu, “Fatih gel polis kimliğini göster” dedi. O sırada telefonuna sarılan polis Fatih Altunkaya, “Bana tanıdık bir ekip gönder” diyerek meslektaşlarını aradı.

    ŞİKAYETÇİ OLDU

    Yaşanılan olayın ardından Büşra Seymen evinin adresini polislerin Kübra Arifoğlu’na verdiğini belirterek kapısına dayanan şahıslardan şikayetçi oldu.

    SAVCI OLAYIN PEŞİNİ BIRAKMADI

    Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı olaya ilişkin resmen adım adım üz sürdü. Büşra Seymen’in kişisel bilgilerinin kim tarafından sorgulandığını araştırdı. Araştırma sonucunda Sultangazi İlçe Emniyet Müdürlüğü’nden emekli olan polis memuru Murat Yılmaz tarafından sorgulandığı ortaya çıktı. Ancak Yılmaz emekli olmuştu. Böyle bir sorgulamayı kendisi yapmış olamazdı. İnceleme neticesinde sorgulamanın Yılmaz’ın sicil ve şifresi kullanan polis Onur Turgut tarafından sorgulamanın yapıldığı ortaya çıktı. Turgut’a sorgulama talimatını Ahmet Karakaya isimli polisin verdiği öğrenildi. Karakaya’da ise bunu talep eden Fatih Altunkaya olduğu öğrenildi.

    8,5 YILA KADAR HAPİSLERİ İSTENİYOR

    Savcılık sorgulama yapan polisler hakkında Sultangazi Kaymakamlığı’ndan soruşturma izni istedi. İznin verilmesinin ardından ise Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı Büşra Seymen’in bilgilerini ele geçiren 4 polis memuru hakkında “Görevinin verdiği yetkiye dayanarak kişisel verileri ele geçirme ve yayma” suçlarından 3 buçuk yıldan 8.5 yıla kadar hapisleri istendi.

    Olayların odağındaki polis memuru Fatih Altunkaya Emniyet’te verdiği ilk ifadesinde, “Ben halen Eyüpsultan Emniyet Müdürlüğü’nde ekip memuru olarak görev yapmaktayım. Üzerime atılı suçlama hakkında yeteri kadar bilgi sahibi oldum. Olayın yaşandığı gün yani 1 Mart 2022 günü evde istirahat ediyordum. Kübra Arifoğlu ve eşi Engin Arifoğlu benim yaklaşık on yıldır arkadaşlarım olur. Kendileriyle sık sık görüşürüz.

    Kübra internet üzerinden kedisini çiftleştirmek için Büşra Seymen isimli kadınla tanışmış ve çiftleşmeye dair aralarında protokol yapmışlardır. Bu olaydan önce yaklaşık üç ay görüşmüşler ve birbirlerinin ikamete gidip gelmişlerdir. Büşra Seymen isimli şahıs kedisi doğum yaptıktan sonra yavruları paylaşma konusunda anlaşmazlık çıkarmıştır. Sonrasında ise uzlaşma sağlanmıştır. Arkadaşım Kübra Arifoğlu’nu arayarak yavru kedileri evine yakın petshopa bıraktığını söylemiştir. Ancak olay günü petshopa gitmemize rağmen yavru kedinin orada olmadığını gördük” dedi.

    “ADRESİ TALEP ETTİM”

    “Kübra ve eşine polis merkeze gidip şikayetçi olun dedim” diyen Altunkaya, “Kübra herhangi bir sorun olmayacağını söyledi. Ben bu durumdan emin olmak ve adresi herhangi bir sıkıntı çıkmaması için polis Ahmet Karakaya’ya mesaj atmak suretiyle Büşra Sekmen isimli şahsın telefon numarasını verdim. İlgili şahsın adresini tarafıma talep ettim. Kübra’nın eşi ve ben bahse konu adreste aracı park ettik. Kadınların kendi aralarında çözüleceğini düşündüm. Ancak bir süre sonra bağrışma sesleri geldi. Tartışma sonrası biz aracımızla olay yerinden ayrıldık. Suçlamayı kabul etmiyorum” ifadelerini kullandı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD’de altı polis iki siyahiye saatlerce işkence yaptığını itiraf etti

    ABD’de altı polis iki siyahiye saatlerce işkence yaptığını itiraf etti


    ABD’de altı beyaz polis, arama izni olmadan girdikleri bir evde iki siyahiye saatlerce işkence uyguladı. Adalet Bakanlığı polislerin suçlarını itiraf ettiğini açıkladı.

    Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Mississippi eyaletinde altı polis memuru, iki siyahiye yapay penis, şok tabancası ve kılıçla iki saat boyunca işkence uyguladığını itiraf etti. 

    Polislerin işkence itirafı, ABD Adalet Bakanlığı tarafından perşembe günü yapılan bir açıklamayla duyuruldu. 

    Bakanlık temsilcisi Kristen Clarke basına verdiği demeçte, bu vakanın “toplumda yeri olmayan kötü polis davranışının korkunç ve çarpıcı bir örneği” olduğunu belirterek “ırkçı ön yargı ve nefretten kaynaklanan” eylemleri kınadı.

    Polislerden bazılarının “Eşkiya Tugayı” olarak adlandırılan ve şiddet eylemleriyle bilinen bir ekibe mensup olduğu ifade edildi. 

    Adalet Bakanlığı görevden alınan bu altı polis memuru hakkında yasal işlem başlatıldığını bildirdi. 

    Olay yerine uyuşturucu yerleştirildi

    Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, altı polis memuru ocak ayında Mississippi eyaletinde bulunan Braxton kabasındaki bir eve “arama izni ya da gerekçe olmaksızın” girdi. 

    Polis memurları bu evde bulunan iki siyahiyi kelepçeleyerek “ırkçı hakaretlerle” birlikte iki saat boyunca işkence yaptı. 

    Bakanlık temsilcisi Clark, polis memurlarının iki kurbana yapay bir penis ile cinsel saldırıda bulunduğunu ve şok tabancasıyla 17 kez elektrik şoku verdiğini söyledi. 

    Clarke’a göre, onları alkol, yemeklik yağ, süt ve diğer sıvıları yutmaya zorlayarak aşağılayan polisler kurbanlardan birini, “metal bir kılıç, bir tahta parçası ve ahşap bir mutfak aleti” ile darp etti. 

    Yaklaşık iki saat süren bu işkence seansı, bir polisin silahını kurbanlardan birinin ağzına dayamasıyla sonuçlandı. Bu esnada mermi patlayarak kurbanın boynunu deldi. 

    İddiaya göre ekip, kanıtları ortadan kaldırmak için evin güvenlik kamerasını ve mermi kovanlarını imha ederek kurbanların kıyafetlerini yakmaya çalıştı. Polisler ayrıca, müdahale gerekçesi olarak kurbanlardan birinin üzerine havalı tüfek ve olay yerine metamfetamin yerleştirdi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***