Etiket: Polis şiddeti

  • Uluslararası Af Örgütü: Polis coplarının kötüye kullanımı yasaklanmalı

    Uluslararası Af Örgütü: Polis coplarının kötüye kullanımı yasaklanmalı


    Uluslararası Af Örgütü, polis coplarının kötüye kullanımının, dünya çapında bir sorun yarattığı gerekçesiyle yasaklanmasını istedi.

    Uluslararası Af Örgütü ve Omega Araştırma Vakfı ortak açıklamalarında, polis copları gibi her yerde bulunan silahların devamlı olarak işkence ve diğer türde kötü muamele teşkil edebilecek şekilde kötüye kullanıldığı uyarısı yaptı.

    İki kurum hükümetlere, kolluk ekipmanı ticaretinin düzenlenmesi için Birleşmiş Milletler öncülüğünde başlatılacak bir süreci destekleme çağrısında bulundu.

    “Ezici Güç: Polis copları ve ilgili silahların kötüye kullanımı” başlıklı araştırmada, kolluk kuvvetlerinin mevcut durumda çok sınırlı düzenlemelere tabi olarak veya hiçbir düzenlemeye tabi olmaksızın ticareti yapılan cop gibi ezici silahları kötüye kullandığı bildirildi.

    35 ülkede 188 vaka mercek altına alındı

    Araştırmada, dünya genelinde 35 ülkeden fotoğraf ve video kanıtları incelenerek özellikle seçilen 188 vaka ayrıntılı bir şekilde mercek altına alındı.

    Af Örgütü uzmanları, 2011 ile 2021 yılları arasında kaydedilen 500’den fazla protesto videosunu inceleyerek 188 ayrı vakada copların kötü amaçlı ve göstericilere zarar verecek şekilde kullanıldığını tespit etti.

    Dünyanın dört bir yanında yaygın

    Araştırmada, Belarus, Kolombiya, Fransa, Hindistan ve Myanmar gibi dünyanın farklı bölgelerindeki protestolara uygulanan şiddetli baskılara yer verildi.

    Görüntülerde, kolluk kuvvetlerinin cezalandırmak, hareket etmesi engellenmiş kişileri dövmek, başlarına tehlikeli darbeler indirmek veya insanları boyun kıskaçlarına alarak boğmak için cop, demir veya bambu sopalar, uzun deri kırbaçlar gibi silahlar kullandığı saptandı.

    Birleşmiş Milletler’de konu ile ilgili bir düzenleme yapılması için çalışmaların sürdüğü hatırlatılan araştırmada, Uluslararası Af Örgütü ve Omega, “daha az öldürücü” kolluk kuvvetleri silahlarının ticareti üzerinde daha sıkı kontrollerin uygulanması ve işkence veya ölüm cezası için kötüye kullanılan, belirli türdeki ekipmanın tamamen yasaklanması çağrısında bulundu.

    Uluslararası Af Örgütü’nün askeri, güvenlik ve polis faaliyetleri alanındaki danışmanı Verity Coyle, araştırmada yer alan açıklamasında, “Coplar yanlış kullanıldığında ciddi yaralanmalara ve hatta ölüme neden olabilir. Buna rağmen, benzeri kolluk kuvvetleri ekipmanının ticareti şaşırtıcı bir şekilde düzenleme eksikliğinden yararlanmaya devam ediyor. Hükümetler, bu ekipmanın ihraç edilmesine izin vermeden önce titiz risk değerlendirmeleri yapmakla yükümlü olmalıdır.” dedi.

    Coyle, açıklamasını şu şekilde sürdürdü: “Devletler ayrıca, kolluk birimlerinin, insan haklarına uygun polis faaliyetleri konusunda eğitilmesini ve bu yönde talimat almasını sağlamalı. Polisin güç kullanımını düzenleyen uluslararası standartlar var; ancak araştırmamız, bunların dünyanın her yerinde hiçe sayıldığını ve bu durumun son derece tehlikeli sonuçlar yarattığını gösteriyor.”

    Birleşmiş Milletler konunun takipçisi

    BM Genel Sekreterliği, işkence veya ölüm cezasında kullanılabilecek ekipman ticaretini düzenlemek ve bu alanda uluslararası bir çerçeve oluşturmak amacıyla öneriler geliştirmek için bir grup uzmanı görevlendirdi.

    Bu düzenlemeler, coplar ve göz yaşartıcı gazlar gibi daha az öldürücü ekipmanı da içeriyor. Görev verilen uzmanların 2022’de düzenlenecek BM Genel Kurulu’na bu konuda ayrıntılı rapor vermesi bekleniyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Türkiye sınırında çok sayıda Afgan göçmen yakalandı

    Türkiye sınırında çok sayıda Afgan göçmen yakalandı


    Türkiye’ye yasa dışı yollardan giren ve çoğunluğunu Afganların oluşturduğu yüzlerce göçmen, Van’da Jandarma ekiplerince yakalandı.

    Anadolu Ajansı’na konuşan bazı göçmenler, İran güvenlik güçlerinin kendilerini dövdüğünü daha sonra Türkiye sınırına bıraktığını ileri sürdü.

    Günlerdir yolda olduklarını belirten bazı göçmenler ise, yiyecek bir şey bulamadıklarını ve kötü şartlarda gecelediklerini anlattı.

    Kimi göçmenler ise önce Pakistan’a, ardından İran’a gittiklerini belirterek, Türkiye’ye gelmek için kaçakçılara 600 dolar verdiğini söyledi.

    Türkiye – İran sınırına duvar

    Türkiye-İran sınırında yasa dışı geçişler ve kaçakçılık faaliyetlerini önlemek amacıyla yapılan modüler duvar çalışmalarının bir bölümü tamamlanmış durumda.

    Van’ın Çaldıran ilçesinin İran sınırında başlatılan ve Ağrı’nın Doğubayazıt ile Hakkari’nin Yüksekova hattına kadar uzanan modüler duvar ve akıllı kule çalışmaları sürüyor.

    Beton santrallerinde üretilen 3 metre yüksekliğinde, 2 metre 80 santimetre genişliğinde ve 7 ton ağırlığındaki beton bloklar, iş makineleriyle önceden zemini hazırlanan sınır hattına döşeniyor.

    İlçe sınırlarında 63 kilometrelik hatta yapılacak modüler duvar çalışmalarının bir bölümü tamamlanırken, güvenlik duvarına paralel olarak hendek kazma çalışmaları da devam ediyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Fransa’da 6 STK ‘ayrımcı kimlik kontrollerini’ sonlandırmak için devlete karşı toplu dava açtı

    Fransa’da 6 STK ‘ayrımcı kimlik kontrollerini’ sonlandırmak için devlete karşı toplu dava açtı


    Fransa’da aralarında Uluslararası Af ve İnsan Hakları Gözetleme örgütlerinin de olduğu 6 sivil toplum kuruluşu, polisin “ayrımcı kimlik kontrollerine” son vermesi için devlet aleyhine toplu dava açtı.

    Sivil toplum kuruluşları ocak ayında resmi olarak Fransız hükümetinden bu kontrolleri durdurması için yapısal reformlar hayata geçirmesi ve somut önlemler alması talebinde bulunmuştu.

    Yetkililerin kanuni zorunluluk olan 4 ay içerisinde bu talebe karşılık vermesi gerekiyordu. Bunu yapmayınca kuruluşlar üst idari mahkeme olan Devlet Konseyi’ne başvurdu.

    Başvurularında STK’lar ceza kanunlarının değiştirilerek ayrımcı kimlik kontrollerinin doğrudan yasaklanması ya da kimlik kontrollerinden sonra bir belge verilmesi talebinde bulundu.

    STK avukatlarından Antoine Lyon Caen ABD’deki emsal karara binaen böyle bir adım attıklarını belirtti. 2013 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde açılan benzer bir toplu dava sonrası ceza kanunlarının değiştirilmesine karar verilmiş bunun sonucunda da New York’taki kimlik kontrolü uygulaması ciddi şekilde azalmıştı.

    450 sayfalık başvuruda şahıs ifadeleri, akademik çalışmalar ve önceki mahkeme kararları da yer alıyor. Bunların arasında Paris Temyiz Mahkemesi’nin 2017 yılında Gare du Nord tren garında 3 lise öğrencisine uygulanan kimlik kontrolünün ayrımcı olduğu yönünde verdiği karar da bulunuyor.

    Davacı kuruluşlardan Pazapas Belleville Başkanı Issa Coulibaly bu uygulamaya özellikle gençlere karşı çok sık başvurulduğunu belirtti. Coulibaly bu uygulamanın kişiler üzerinde dışlanmışlık ve ikinci sınıf vatandaş olma hissine neden olduğunu vurguladı.

    İnsan Hakları Gözetleme örgütü tarafından haziran ayında yayınlanan bir raporda 10 yaşındaki çocukların bile kimlik kontrolüne maruz kaldığı, bazılarının ellerini duvara ya da arabaya yaslayarak bacaklarını ayırmak ve polisin aşağılayıcı müdahalelerine sessiz kalmak zorunda kaldığı vurgulandı.

    Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da aralık ayında verdiği bir röportajda “Şu anda, eğer ten renginiz beyaz değilse daha fazla kontrol ediliyorsunuz. Problem faktörü olarak görülüyorsunuz ve bu kabul edilemez,” ifadelerini kullanmıştı.

    Polis sendikaları ise bu açıklamalara sert tepki göstererek ırkçılık suçlamalarını reddetmiş ve kimlik kontrollerine tamamen son verme çağrısında bulunmuştu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İtalya’da mahkumlara şiddet uygulayan 52 polis ve cezaevi yetkilisi görevden alındı

    İtalya’da mahkumlara şiddet uygulayan 52 polis ve cezaevi yetkilisi görevden alındı


    İtalya’da bir cezaevinde geçen yıl Covid-19 salgınına yönelik tedbirlerin protesto edildiği olaylar sırasında mahkumlara şiddet uygulayan ve kötü muamele yapan 52 polis ve yetkili hakkında görevden uzaklaştırma cezası verildi.

    Adalet Bakanlığı yaptığı açıklamada, şiddet uygulamalarıyla ilgili soruşturma başlatıldığını ve 52 görevliye işten el çektirme cezası verildiğini duyurdu.

    Adalet Bakanı Marta Cartabia ise yaptığı açıklamada, kötü muamele yapan polisleri, “Anayasa’yı ihanetle” suçlayarak, “Onlar yaptıkları bu rezaletle, mahkumların onurlarıyla oynarken, işlerini yapan meslektaşlarına da ihanet etti” dedi.

    Savcılık, mahkumlara yönelik şiddet uygulamalarıyla ilgili aralarında cezaevi müdürü, iki komiser ve üç müfettiş de olmak üzere 110 kişi hakkında soruşturma başlattı. Cezaevleri bölge yönetimi direktörü, görevden alınan yetkililer içinde bulunuyor.

    “Domani” gazetesinin haberinde, ülkenin güneyindeki Kaserta kentindeki Santa Maria Capua Vetere Cezaevinde çekildiği belirtilen 6 Nisan 2020 tarihli görüntülerde cezaevi polislerinin mahkumlara yönelik şiddet içeren sert muamelede bulunduğu belirlenmişti.

    Polis mahkumları tekme tokat ve coplarla dövdü

    Polisin mahkumları tekme tokat ve coplarla dövdüğü görüntüler kamuoyunda tepki çekmişti.

    İtalyan ANSA ajansında yer alan haberlerde daha önce bu cezaevinde kalmış bir mahkumun görüşlerine yer verildi. Eski mahkum olayın üstünden 1,5 yıl geçmesine karşın bu şiddeti unutmadığını belirterek “Birinci kattan bodruma tekmelerle, yumruklarla ve cop darbeleriyle indim.” dedi.

    Mario Draghi liderliğindeki geniş katılımlı hükümetin ortaklarından Demokratik Parti (PD), Adalet Bakanı Marta Cartabia’nın Santa Maria Capua Vetere Cezaevindeki söz konusu görüntülerle ilgili parlamentoya bilgi vermesini talep etti.

    PD Milletvekili Piero De Luca, cezaevi polislerinin mahkumlara yönelik muamelesini gösteren görüntüler sebebiyle öfkeli olduklarını belirterek, “Bunlar medeni bir ülkede kabul edilemez.” dedi.

    Protesto olarak başlayıp isyana dönüşen olaylarda en az 12 mahkum hayatını kaybetti

    2018-2019’da İçişleri Bakanlığı görevini de üstlenen aşırı sağcı Lig Partisi’nin lideri Matteo Salvini ise cezaevi polislerine dayanışma için Santa Maria Capua Vetere Cezaevine gideceğini ifade ederek “Lig, her zaman güvenlik güçlerinin yanında. Hata yapanlar, üniforma giyse dahi bedelini öder ancak bütün cezaevi polisi buna dahil olamaz. Üniforma giyenlere saygı duyulmalı. Bireysel olarak sorumluluğu bulunanlar cezalandırılmalı.” açıklamasında bulundu.

    İtalya’da Covid-19 salgınının başladığı ilk dönemler olan Mart-Nisan 2020’de salgının cezaevlerinde de yayılmaya başlaması ve buna yönelik tedbirler sebebiyle ülke genelindeki cezaevlerinde olaylar çıkmıştı. Protesto olarak başlayıp isyana dönüşen olaylarda en az 12 mahkum hayatını kaybetmişti.

  • Siyahi George Floyd’u öldürmekten hüküm giyen eski polis Chauvin’e 22,5 yıl hapis

    Siyahi George Floyd’u öldürmekten hüküm giyen eski polis Chauvin’e 22,5 yıl hapis


    Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) siyahi George Floyd’a şiddet uygulayarak ölümüne sebep olan eski polis memuru Derek Chauvin 22,5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Savcıların 30 yıl mahkumiyet istediğin Chauvini bu cezanın 15 yılını hapiste geçirecek.

    Daha önce yapılan duruşmalarda jüri tarafından suçlu bulunan eski polis memuru Derek Chauvin’in cezası açıklandı. Jürinin 2 ve 3. derece cinayet ile 2. derece adam öldürme ithamlarının tümünden suçlu bulduğu Chauvin 22,5 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

    George Floyd’un ölümü

    Siyahi Amerikalı 46 yaşındaki George Floyd, 25 Mayıs 2020’de dolandırıcılık şüphesiyle Minnesota eyaletinin Minneapolis kentinde gözaltına alındığı sırada, 44 yaşındaki polis memuru Chauvin’in 9 dakika 29 saniye boyunca diziyle boynuna bastırması nedeniyle dakikalarca “nefes alamıyorum” diye yalvarmıştı.

    Floyd olay yerine gelen acil sağlık ekiplerince kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmiş, olayla ilgili görüntüler sosyal medyada büyük tepki toplamıştı.

    Görüntüler, ülkede siyahilere yönelik polis şiddeti tartışmalarını alevlendirmiş ve protestolar, olayların başladığı Minneapolis’ten ülke geneline sıçramıştı.

  • Kolombiya’da vergi reformu karşıtı gösterilerde can kaybı 24’e yükseldi

    Kolombiya’da vergi reformu karşıtı gösterilerde can kaybı 24’e yükseldi


    Kolombiya’da sekiz gündür devam eden vergi reformu, eşitsizlikle mücadele, yoksulluk ve polis şiddeti karşıtı kitlesel gösterilerde hayatını kaybedenlerin sayısı 24’e yükseldi, yaralı sayısı ise 900’ü geçti.

    Protestoların merkezi konumundaki, başkentin tarihi Bolivar Meydanı’na yürüyen göstericiler, ellerindeki döviz ve pankartlarla müzik eşliğinde şarkılar söyleyip hükümetin ekonomi politikalarına bir kez daha tepki gösterdi.

    Kolombiya toplumsal olaylara müdahale birimi ESMAD mensubu polisler, göstericilere göz yaşartıcı gaz ve su sıkarak müdahale etti.

    Sosyal medyada paylaşılan videolarda, polisin kullandığı orantısız güç, görüntülere yansıyor.

    Ülkenin en büyük ikinci kenti Medellin’de ise yürüyüşe geçen çoğunluğu öğrenci binlerce kişi, hükümetin ekonomi uygulamalarına tepki göstermesinin yanı sıra, gösterilerde yaşamını yitirenler nedeniyle polisi protesto etti.

    Cali’de gıda ve ilaç sıkıntısı

    Cali’de binlerce kişinin bir araya geldiği şehir merkezinde, gösteriler genelde barışçıl geçerken, bazı gruplar yolu uzun süre trafiğe kapattı.

    Cali Belediye Başkanı Jorge Ivan Ospina, kentte gıda ve ilaç sıkıntısı olduğu gerekçesiyle göstericilerden kamyonların geçişine izin verilmesini istedi.

    Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada da protestoculardan oksijen, ilaç ve tıbbi malzeme taşıyan araçların dolaşımına müdahale edilmemesi talep edildi.

    Amerika İnsan Hakları Komisyonu olaylara ilişkin bir açıklama yayımlayarak, polisin göstericilere yönelik aşırı güç kullanımını kınadı.

    Kolombiya Ombudsman Ofisi, protestoların başlangıcından bu yana ülke geneli 89 kayıp vakası ihbarı aldıklarını açıkladı.

    Öten yandan Devlet Başkanı Ivan Duque, başkanlık ofisinden yaptığı açıklamada, sivil toplum örgütlerinin temsilcileriyle diyaloğa hazır olduklarını belirtti.

    Polis, şiddet olaylarına neden oldukları iddiasıyla şimdiye kadar 500’den fazla kişiyi gözaltına aldı.

    Devlet Başkanı Ivan Duque, 2 Mayıs’ta düzenlediği basın toplantısında, ülkede şiddetli protestolara neden olan vergi reformu yasa tasarısını geri çekme kararı aldıklarını belirtmişti.

    Ulusal grev çağrısı

    Kolombiya’da 28 Nisan’da sendikalar, yerel topluluklar, öğrenci grupları ve çeşitli muhalif kesimlerin “ulusal grev” çağrısıyla başlayan vergi reformu karşıtı gösteriler, başta sakin ve barışçıl geçerken, sonrasında şiddetli olaylara sahne olmuştu.

    Başkent Bogota başta olmak üzere Medellin, Cali, Baranquilla, Cartagena ve Valle de Cauca dahil 50’den fazla kentte sokağa çıkan binlerce kişi, hükümetin yeni reform tasarısını protesto etmişti.

    İlk etapta vergi düzenlemesine karşı başlatılan eylemler daha sonra yoksulluk, polis şiddeti ve eşitsizliklerle mücadele edilmesi talepleriyle daha da genişletildi.

    Ülke genelinde, birçok kentte sokağa çıkma yasağı ilan edilmişti.