Etiket: Para

  • Dünyanın en güçlü ikinci rezerv para birimi Euro 20 yaşında

    Dünyanın en güçlü ikinci rezerv para birimi Euro 20 yaşında


    Avrupa Birliği’nin ortak para birimi olan ve dünyanın konvertibilitesi en yüksek para birimleri arasında bulunan ‘Euro’nun 20. yaşı kutlanıyor.

    Avrupa Merkez Bankası (ECB), bu vesileyle Euro banknotlarını yeniden tasarlanacağını ve 2024 yılına kadar yeni tasarımların seçilmiş olacağını açıkladı.

    Piyasalara 20 yıl önce giren 350 milyona yakın Avrupalının kullandığı euro, dünyanın en fazla kullanılan ikinci rezerv para birimi oldu. Geçen yıl uluslararası işlemlerin yüzde 36’sı euro cinsinden faturalandı veya ödendi.

    Olumlu ve olumsuz yanları

    Kurlardaki dalgalanmaların ülkeler arasındaki ticareti olumsuz etkilemesini önlemek ve tek bir pazarda, tek bir para birimi yoluyla ülkelerin karşılıklı ticaretini artırarak ortak refah getirmek adına çıkarılan Euro, Avrupa entegrasyonu için de faydalı oldu.

    Ülkelerin ticareti arttı ve refahı olumlu yönde etkilendi. Özellikle pratik kolaylıkları nedeniyle farklı bir sistemi adeta düşünülemez hale getirdi. AB içi ihracat 1992’de AB’nin gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYH) yüzde 13’ünü oluştururken, bugün bu oran yüzde 20’lere ulaştı.

    Buna karşın ortak para birimi kullanımı ekonomisi zayıf, katma değerli üretim gerçekleştirmeyen ülkeler için olumsuzlukları oldu. AB üyesi olmaktan ileri gelen düşük faiz ortamı nedeniyle bu ülkelerden bazıları aşırı harcama yaptı ve bu da kamu borcunda yükselişi beraberinde getirdi. Yunanistan, Güney Kıbrıs ve İspanya gibi ülkelerde borç krizleri yaşandı.

    Fikir ayrılıkları

    Üretim seviyesi ve verimliliği yüksek ülkeler olan Hollanda, Avusturya ve Almanya Euro’dan daha karlı çıktı ve pazarlarını büyüttüler. Bu ülkelerde işsizlik azalırken Fransa, Portekiz, İspanya, İtalya ve Yunanistan gibi ülkelerde işsizlik göreceli olarak arttı.

    Bu sebeple Avrupa’da bazı ülkelerde Euro’ya itirazı olan siyasi partiler ciddi şekilde güçlendi.

    Euro nasıl hayata geçti?

    Fransa ve Almanya’nın önderliğinde, 11 AB ülkesinin tek bara birimi Euro’ya geçişinin kaydi olarak yürürlüğe girmesine Ocak 1999’da karar verilmiş ve bu tarihten iki yıl sonra bu para piyasaya sürülmüştü.

    Euro’yu 27 AB üyesi arasında Almanya, Avusturya, Belçika, Estonya, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İrlanda, İspanya, İtalya, Güney Kıbrıs, Letonya, Litvanya, Lüksemburg, Malta, Portekiz, Slovakya, Slovenya ve Yunanistan olmak üzere 19 üye kullanıyor.

    Euro Bölgesi olarak adlandırılan bu 19 ülkenin para politikası, ECB ve üye ülkelerin merkez bankalarından oluşan Euro Sistemi tarafından yürütülüyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Taliban, intihar bombacılarının ailelerini nakit para ve arazi vererek ödüllendiriyor

    Taliban, intihar bombacılarının ailelerini nakit para ve arazi vererek ödüllendiriyor


    Afganistan’da yönetimi ele geçiren Taliban, iç savaşı kazanmasına katkısı olduğunu düşündüğü intihar bombacılarının ailelerine nakit para ve arazi dağıtacak.

    ABD tarafından “küresel terörist” ilan edilen ve başına 10 milyon dolar ödül konulan Taliban yönetiminin geçici İçişleri Bakanı Siraceddin Hakkani, başkent Kabil’de düzenlenen bir törenle eski yönetim sırasında bombalı intihar saldırısı düzenleyerek hayatlarını kaybedenlerin aileleriyle bir araya geldi.

    Burada bir konuşma yapan Hakkani, hayatlarını feda eden intihar bombacılarını, “İslam’ın ve ülkenin kahramanı şehit” olarak tanımladı.

    Taliban sözcüsü, intihar saldırısı düzenleyenlerin yakınlarına bugün 10 bin Afganisi (111 dolar) verildiğini ve kendilerine daha sonra arazi tahsis edileceğini aktardı.

    Taliban aracına bombalı saldırı

    Bu arada Kabil’de Taliban güçlerine ait araca bombalı saldırı düzenlendi, 1 kişi öldü, 2 kişi yaralandı.

    Yetkililerden alınan bilgiye göre, Kabil’in Dehmezeng kavşağındaki Taliban güçlerine ait araca el bombalı saldırı gerçekleştirildi. Henüz saldırıyı üstlenen olmadı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Pandora Belgeleri’nde hangi ülke liderlerinin adı geçiyor? Ülke ülke iddialar ve tepkiler neler?

    Pandora Belgeleri’nde hangi ülke liderlerinin adı geçiyor? Ülke ülke iddialar ve tepkiler neler?


    Pandora Belgeleri son 25 yılda dünyanın en zengin ve güçlü kişilerinin yatırımlarını malikaneler, süper lüks deniz manzaralı mülkler, yatlar ve diğer varlıklarda sakladığını küresel çapta bir gazetecilik araştırması ile ortaya çıkardı. Sızan belgelerde bu şekilde gizlenen varlıkların toplam değeri trilyonlarca dolar ediyor.

    Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Konsorsiyumu’nun (ICIJ) girişimiyle 117 ülkedeki 150 medya kuruluşunda çalışan 600 gazetecinin emeğiyle hazırlanan ve Pandora Belgeleri adıyla kamuoyuna duyurulan belgeler yalnızca hedefteki kişileri açıklama ya da yalanlama yapmaya zorlamakla kalmadı, vergi reformu vaatlerini, istifa ve soruşturma taleplerini de yeniden gündeme getirdi.

    Belgelerde en dikkat çeken ve eleştiri toplayan konu dünya liderlerinin ve üst düzey siyasetçilerin yasal ve mali düzenleme açıklarını kullanarak servetlerini kendi halkları için toplanan vergilerden gizliyor olması.

    Belgelerde öne çıkan ülkeleri, öne sürülen iddiaları ve iddialara tepkileri derledik.

    ÜRDÜN

    Araştırma sonucunda sızan belgelerde Ürdün Kralı II. Abdullah’ın 1995-2017 yılları arasında en az üç düzine paravan şirket kurduğunu ortaya çıkardı. Bu şirketler kraliyetin Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İngiltere’de toplam değeri 106 milyon doları bulan 14 mülk satın almasına yardımcı oldu. Bu mülklerden en dikkat çekeni ABD’nin Kaliforniya eyaletindeki ünlü Malibu sahilinde okyanus manzaralı malikane. 23 milyon dolar değerindeki bu malikanenin 2017 yılında Karayipler’deki vergi cenneti Britanya Virjin Adaları’nda kurulu bir şirket aracılığıyla satın alındı. Elde edilen bilgilere göre kralın bu malikaneyle birlikte iki yanındaki komşu evleri de satın aldığı belirtiliyor.

    Kral Abdullah’ın avukatları bu alımlarda kralın kişisel servetini kullandığı ifade ederek herhangi bir usülsüzlük olduğu iddialarını reddetti. Ayrıca bu bilgilerin kamuoyundan güvenlik gerekçesiyle saklandığı da dile getirildi.

    Ancak bu iddialar yoksullukla mücadele içindeki ülkenin resesyondan çıkmak için uluslararası yardım arayışında olduğu bir döneme denk geldi. İddiaların ülkenin uluslararası toplumdaki kritik önemdeki ilişkilerini de zedelemesinden endişe ediliyor. Ürdün, hassas dengelerin hüküm sürdüğü bir coğrafyada Batı yanlısı duruşuyla istikrarlı görünse de milyarlarca dolarlık yardıma bel bağlamış durumda.

    İNGİLTERE

    İngiltere’de 1997-2007 yılları arasında başbakanlık koltuğunda oturan Tony Blair sızan belgelerde bahsi geçen önemli siyasetçilerden biri. Belgelere göre eski başbakan ve eşi Cherry Blair Britanya Virjin Adaları’nda kayıtlı bir şirketi Bahreyn Sanayi ve Ticaret Bakanı Zeyid bin Raşid al Zayani’nin ailesinden satın aldı.

    Blair çifti böylece şirkete ait Londra’nın merkezinde 8,8 milyar dolar değerindeki bir mülkü de damga vergisi ödemeden mülkiyetine geçirmiş oldu. Blair çiftinin damga vergisinden yaptığı tasarrufun yaklaşık 400 bin doları bulduğu belirtiliyor. Söz konusu mülk halen Cherry Blair’in hukuk bürosu olarak hizmet veriyor.

    Blair çifti “bütün gelirleri için tam vergi ödedikleri ve hiçbir zaman denizaşırı işlemleri kullanarak ticari faaliyet saklamadıklarını ya da vergiden kaçınmadıklarını belirterek usülsüzlük iddialarını reddetti.

    PAKİSTAN

    Gazetecilerin yaptığı araştırma sonuçlarına göre Pakistan Başbakanı İmran Khan’ın yakın çevresinden kişiler milyonlarca dolarlık servetlerini gizli şirket ve kuruluşlarda saklamakla suçlanıyor.

    Usulsüzlük iddialarını reddeden Khan ise haksız yere temin edilmiş kazanımların açığa çıkarılması sözü verdi ve hükümetinin belgelerde geçen bütün isimlerle ilgili araştırma yapacağını ve gerekirse harekete geçeceğini bildirdi.

    ÇEKYA

    Belgelere göre 2009 yılında başbakanlık görevine seçilen Andrej Babis Fransa’nın ünlü Cannes kenti yakınlarındaki Mougins köyünde bir şato satın almak üzere 22 milyon dolarını paravan şirkete yatırdı. Ancak araştırma kapsamında edinilen bilgilere göre ne şirket ne de şato Babis tarafından servet beyanı sırasında bildirilmedi.

    “Yanlış bir şey yapmadım. Tüm para giriş ve çıkışları vergilidir” sözleriyle hakkındaki iddiaları reddeden Babis, belgelerin bu hafta sonu yapılacak genel seçimler öncesinde kendisini ve partisini yıpratmak amacını taşıdığını ileri sürdü.

    KARADAĞ

    Balgelerde adı geöen bir diğer lider de Karadağ Cumhurbaşkanı Milo Djukanoviç. Lider ve oğlunun 2012 yılında bir şirket kurarak karmaşık bir şirket ağı içinde servetlerini sakladığı iddia edildi.

    Cumhurbaşkanlığı makamından yapılan açıklamada Djukanoviç ve oğlunun bahse konu şirketin göreve gelmeden önce kurulduğu ve Djukanoviç’in başbakan olmasının ardından aynı yıl şirketteki bütün haklarını oğluna devrettiği belirtildi. Açıklamada ayrıca Djukanoviç’in şirketin ortaklarından biri olduğu ve herhangi bir işlem yapılmadığı da kaydedildi.

    Karadağ’ın 2006 yılında Sırbistan’dan bağımsızlığını kazanmasında, 2017’de Nato üyesi olmasında etkin bir rol oynayan Djukanoviç, Avrupa Birliği üye adayı olan Karadağ’ın istikrarsız Balkan coğrafyasında Rusya’dan uzaklaşarak kilit bir Batı müttefiki rolü üstlenmesini amaçlıyor.

    Ancak Djukanoviç belgelerde açığa çıkan bilgiler üzerine istifa çağrılarıyla karşı karşıya.

    ŞİLİ

    Sızan belgeler ülkenin en zengin kişilerinden biri olan Şili Devlet Başkanı Sebastian Pinera’nın Britanya Virjin Adaları’ndaki denizaşırı şirketleri kullanarak ailesinin bir arkadaşıyla ortak sahip olduğu Dominga madencilik projesi ile ilgili işlemler gerçekleştirdi.

    Madenin 2011 yılındaki satışından elde edilen son ödemede ülkenin kuzeyinde bulunan doğa koruma alanındaki bölgenin beyan edilmediği ortaya çıktı. O dönemde Pinera’nın başında olduğu hükümetin bu durumu çevrecilerin ve sonrasındaki diğer hükümetlerin baskısına rağmen açıklamadı. Birkaç yıl sonra açılan soruşturmada ise Pinera şirketin yönetiminde yer almadığını ve Dominga ile bağlantısı olduğunun farkında bile olmadığını belirtti.

    Devlet başkanlığı makamından iddialarla ilgili yapılan açıklamada 2017’de savcıların ve mahkemenin bir suç bulunmadığına ve Pinera’nın dahil olmadığına karar verdiği hükmü hatırlatıldı. satışın yapıldığı 2010’da henüz cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturmadığı belirtilen açıklamada Pinera’nın holdinglerinin bir çeşit kayyum müessese tarafından yönetildiğinin de altı çizildi.

    LÜBNAN

    Mali krizle iflasın eğişine gelen Lübnan’ın milyarder başbakanı Necip Mikati’nin de Pandora Belgeleri’nde adı geçiyor. Belgelerde geçtiğimiz hafta yeni hükümeti kuran Mikati’nin oğlu Mahir’in Panama merkezli bir denizaşırı şirket sahibi olduğu ve bu şirketi kullanarak 2008 yılında Monaco’da 10 milyon dolar değerinde bir mülk satın aldığı belirtildi.

    Necip Mikati’nin sahip olduğu Monaco merkezli M1 Group şirketi için Mahir Mikati’nin British Virgin Adaları’nda sahip olduğu şirketleri kullanarak Londra’nın merkezinde ofis satın aldığı kaydedildi.

    Mahir Mikati iddialarla ilgili ICIJ’e yaptığı açıklamada denizaşırı şirketleri kullanmanın esneklik, vergi kolaylığı, miras planlaması gibi kolaylıklarını sıraladı ve bu sebeple doğrudan değil de şirketler üzerinden mülk sahibi olmayı “tipik bir uygulama” olarak tanımladı.

    BREZİLYA

    Belgelere göre Brezilya Ekonomi Bakanı Paulo Guedes’in Britanya Virjin Adaları’nda Dreadnoughts International isimli bir denizaşırı şirketinde milyonlarca dolar yatırımı bulunuyor.

    İddiayla ilgili Guedes’in basın bürosundan yapılan açıklama bakanın 2019 yılında kabinede görev aldığında bütün gerekli bilgileri Kamu Etik Komisyonu’na bildirdiği kaydedildi.

    RUSYA

    Sızan belgelere göre Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in imaj danışmanı Konstantin Ernst’in başkent Moskova’da Sovyet döneminde inşa edilen sinema ve yakınlarındaki binaları indirimle satın alarak dönüştürdüğü iddia ediliyor. Belgelerde aynı zamanda ülkenin önde gelen televizyonlarından birine sahip olan Ernst’in bu kazanımı 2014 Soçi Olimpiyatları’ndan sonra gerçekleştirdiğine dikkat çekiliyor.

    İddialarla ilgili açıkalama yapan Ernst anlaşmanın gizli olmadığını kendisine özel muamele yapılmadığını belirtti.

    Kremlin sözcüsü Dimitri Peskov ise Pandora belgeleri’nde Rusya ile ilgili olağanüstü bir iddia göremediğini, bulguların bir dizi “temelsiz iddia” olduğunu kaydetti.

    Peskov “Eğer bir şeye dayanan, belirli bir delil sunan ciddi belgeler olsa biz de iliyle inceleriz. Şu aşamada buna gerek görmüyoruz” diye konuştu.

    TÜRKİYE

    Pandora Belgeleri’nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ikamet ettiği Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ni inşa eden Rönesans Holding’in Başkanı Erman Ilıcak’ın iki denizaşırı şirketle bağları bulunduğu ve ikisinin de 2014 yılında annesi Ayşe Ilıcak adına kayıtlı olduğu bildirildi.

    Rönesans Holding’in vergi cenneti Britanya Virjin Adaları’na 210 milyon dolar aktardığı da ortaya çıktı.

    Gizli mali bildirimlere göre aileye ait holdinglerden gelen servetin tutulduğu şirketlerden Covar Ticaret Ltd’nin ilk yılında temettüden 105,5 milyon dolar gelir elde ettiği ve bu paranın İsviçre’de bir hesabına yatırıldığı belirtildi.

    Ancak belgelerde paranın bu hesapta fazla durmadığı ve gizli mali bildirime göre aynı yıl “olağanüstü harcamalar” adı altında 105,5 milyon doların tamamının bağışlandığı kaydedildi.

    Bildirimde bu bağışın kim ya da ne tarafından alındığına dair bilgi bulunmadığı aktarılıyor.

    İddialara ilişkin Rönesans Holding’den yapılan açıklamada, “Rönesans, hiçbir zaman yurt içinden yurt dışına yerel ya da uluslararası mevzuata aykırı herhangi bir fon transferi yapmamıştır. Bu konularla ilgili tüm beyan, bildirim ve açıklamalar ilgili yerel ve uluslararası mevzuata uygun olarak ilgili makamlara yapılmıştır” denildi.

    Holding açıklamasında, Türkiye’nin küresel arenadaki en güçlü şirketlerinden biri olarak bugün toplam 28 ülkede faaliyet gösteren, gelirinin yüzde 81’ini yurt dışında hayata geçirdiği projelerden elde eden Rönesans Holding’in, hakkındaki iddialarla ilgili kamuoyuna açıklama yapma gereği duyduğu belirtildi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • El Salvador, Bitcoin’den ABD dolarına dönüşümü kolaylaştırmak için fon oluşturdu

    El Salvador, Bitcoin’den ABD dolarına dönüşümü kolaylaştırmak için fon oluşturdu


    El Salvador Kongresi, kripto para Bitcoin’den ABD dolarına dönüşümü kolaylaştırmak için 150 milyon dolarlık bir fon oluşturulmasına onay verdi.

    Orta Amerika ülkesi, Bitcoin’i kripto para birimi olarak önümüzdeki haftadan itibaren yasal döviz ihalelerinde kabul edecek. Kongredeki oylamada 64 “evet”, 14 “hayır” oyu çıktı.

    Bu ülkede 7 Eylül’den itibaren Bitcoin resmen döviz ihalelerinde kullanılabilecek.

    Orta Amerika ülkesi, dünyada kripto para birimini döviz ihalesinde kullanan ilk ülke olacak.

    Yeni oluşturulacak fon için para Maliye Bakanlığı’nın bütçesinden gelecek ve El Salvador Devlet Kalkınma Bankası (BANDESAL) tarafından yönetilecek.

    Kabul edilen yasa, bu para birimini kullananların Bitcoin’i otomatik ve anında ABD dolarına çevirebilmelerine olanak sağlarken, özel girişimlere zarar vermeden devletin sunduğu alternatifleri finansal olarak desteklemeyi amaçlıyor.

    El Salvador’ın Bitcoin’i resmen kabul etmesiyle ilgili çalışmalar çerçevesinde hükümetin dijital sanal para uygulaması “Chivo” ile bağlantılı ülke genelinde en az 200 nakit para makinası ve 50 danışma merkezi oluşturulacak. Bitcoin kullanıcıları, komisyon ödemeden para yatırıp çekebilecekler.

    El Salvador’da resmi para birimi olarak Amerikan Doları kullanılıyor

    Orta Amerika ülkesi, haziran ayında kabul ettiği bir yasa tasarısıyla dünyanın en popüler kripto parası Bitcoin’i resmi para birimi olarak kabul eden ilk ülke oldu.

    El Salvador ekonomisinin yüzde 22’sini gurbetçilerin gönderdiği varlıklar oluşturuyor

    Yaklaşık 6.5 milyon nüfuslu El Salvador’da resmi para birimi olarak Amerikan doları kullanılıyor. Ülkenin ekonomisi özellikle ABD’de çalışan El Salvador asıllı gurbetçi vatandaşların ülkelerine gönderdiği paralara bağımlı durumda.

    Resmi rakamlara göre 2020 yılında El Salvador’a yurt dışından 5.9 milyar dolarlık para transferi gerçekleştirildi. Bu rakam ülke ekonomisinin yüzde 22’sini oluşturuyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Almanya’da polis, 8 milyon euro ile ortadan kaybolan 28 yaşındaki Yasemin Gündoğan’ı arıyor

    Almanya’da polis, 8 milyon euro ile ortadan kaybolan 28 yaşındaki Yasemin Gündoğan’ı arıyor


    Almanya’nın Bremen kentinde çalıştığı para taşıma şirketinin bankalara gönderdiği 8 milyon euroyu ‘çaldığı’ iddia edilen Yasemin Gündoğan, Almanya’nın gündeminde. Alman polisi şüphelinin bulunması için halktan yardım istedi. Gündoğan’ın büyükanne ve büyükbabasına göre torunları ya ‘mafya tarafından tehdit edildi’ veya bu ‘suçu işlemeye zorlandı’.

    Bild gazetesine göre Yasemin Gündoğan, geçmişte organize suça karışan bir ailenin işlettiği “Ocean 27” adında bir nargile kafede garsonluk yapıyordu.

    Loomis isimli şirkette çalışan Gündoğan’ın 21 Mayıs’ta kaybolan paranın ardından kayıplara karıştığını belirten polis, geçen bu sürede yakalanamayan şüphelinin yerinin tespit edilebilmesi için halktan yardım istedi.

    Ailesi: Bu işin arkasında mafya olduğunu düşünüyoruz

    Genç kadının Ordu’da yaşayan dedesi Mehmet Gündoğan ile babaannesi Fethiye Gündoğan, torunlarının böyle olaya karıştığına inanamadıklarını söylüyor.

    Torununun ekonomik olarak iyi durumda olduğunu belirten Fethiye Gündoğan, “Benim torunum işinde gücünde olan birisiydi. Ekonomik olarak da durumu iyiydi. Böyle bir şey yaptığına inanmıyorum. Daha geçen yıl kendisine ev aldı. Böyle karakterde bir çocuk değil. Ben torunumun bu işe zorlandığını, tehdit edildiğini düşünüyorum.” dedi.

    Dede Mehmet Gündoğan ise, “Yerini bilsem polise şikayet ederim, en azından polis torunumu bulursa canına bir şey gelmeden kurtarmış oluruz. Bu işin arkasında mafya veya başka birilerinin olduğunu düşünüyoruz.” diye konuştu.

    Genç kadının nerede olduğu bilinmiyor. Gündoğan’ın Türkiye’ye kaçtığını yönünde iddialar bulunuyor ancak bu konuda resmi ağızdan bir açıklama yapılmadı.

    Para nasıl çalındı?

    Paketlenmiş banknotları, ATM’lerdeki para kutularına yerleştirmekle görevli şüphelinin bu paraları para kutuları yerine çantalara koyarak siyah bir minibüsle kaçtığı, ardından hasta olduğu gerekçesiyle işe gelmediği öne sürüldü.

    Olayın tatile denk gelmesiyle paraların çalındığının 4. gün fark edildiği, Gündoğan ile iş birliği yaptığı şüphesiyle bir kişinin yakalandığı belirtildi.

    Savcılık tarafından tutuklama kararı çıkarılan Yasemin Gündoğan’ın fotoğrafı temmuz ayı başında polis tarafından yayımlandı. Polis yetkilileri, Gündoğan’ın bulunmasına yardımcı olacak bilgi getirmeleri için halka çağrıda bulundu.

  • Meksika: Devlet başkanının kardeşinin yüklü miktarda nakit alırken çekilen videosu tartışma yarattı

    Meksika: Devlet başkanının kardeşinin yüklü miktarda nakit alırken çekilen videosu tartışma yarattı


    Meksika Devlet Başkanı Andres Manuel Lopez Obrador’un en küçük erkek kardeşinin yüklü miktarda para alırken çekilen görüntüleri tartışma yarattı. Ülkedeki yolsuzluk ve şiddet sarmalıyla mücadele sözü veren Lopez Obrador, 2018 yılında açık ara farkla devlet başkanı seçilmişti.

    Meksika’da bir haber kanalında yayınlanan görüntülerde Lopez Obrador’un erkek kardeşi Martin Jesus Lopez Obrador çok sayıda banknot dolu bir zarf alırken görüldü. Haber kanalına göre zarfın içinde bulunan 150 bin Meksika Pezosu (Yaklaşık 7,500 dolar / 65 bin tl) düzenli ödemelerin bir taksidi.

    Kanalın verdiği bilgilere göre video 2015 yılında Devlet Başkan Lopez Obrador’un partisi Morena’nın katıldığı ilk seçimin öncesine denk geliyor.

    Paranın seçim kuruluna beyan edilmediğini belirten kanal bu durumun seçim kampanyalarının finansmanına dair kural ihlali yaratabileceğine dikkat çekti.

    Parayı kim verdi?

    Parayı veren kişinin eski Sivil Savunma Kurumu Başkanı David Leon olduğu bildirildi. Geçtiğimiz Ağustos istifa eden Leon, bu görevinden önce Devlet Başkanı Lopez Obrador’a siyasi işler danışmanlığı yapıyordu.

    Leon’un, Meksika devlet başkanının bir diğer erkek kardeşi Pio Lopez Obrador’a yine yüklü miktarda nakit para verirken çekilen görüntüleri geçen yıl aynı kanalda yayınlanmıştı. O dönemde Devlet Başkanı Lopez Obrador paranın destekçilerinden gelen yasal katkılar olduğunu ve 2015 yılı seçimlerinde kullanıldığını açıklamıştı.

    O videoya yorum getiren Leon da 2013-2018 yılları arasında kamu görevlisi değil danışman olarak çalıştığını vurgulamış ve paranın partinin miting ve diğer aktiviteler düzenlemesi için destekçilerden toplandığını belirtmişti.

    Yeni videoyla ilgili taraflardan herhangi bir yorum yapılmadığı bildiriliyor.

  • Çin’in Bitcoin’le yapılan işlemlere getirdiği kısıtlama kripto para piyasası için ne anlama geliyor?

    Çin’in Bitcoin’le yapılan işlemlere getirdiği kısıtlama kripto para piyasası için ne anlama geliyor?


    Çin’in kripto para birimleriyle ile yapılan işlemlere sınırlama getirmesi sonucu Bitcoin, 18 Mayıs günü 24 saatlik süre içerisinde ortalama yüzde 9 değer kaybederek 38 bin 940 dolara geriledi.

    Bitcoin’in yüzde 40 değer kaybetmesine neden olan bu girişimin kripto para piyasası üzerinde nasıl bir etkiye neden olacak?

    Çin kripto parayı yasal kabul ediyor mu?

    Çin kripto parayı yasal bir para olarak kabul etmiyor ve bankacılık sistemi kripto parayı ya da bağlantılı hizmetleri kabul etmiyordu.

    Hükümet 2013’te Bitcoin’i sanal bir mal olarak tanımlayarak bireylerin serbestçe çevrimiçi ticarete katılabilmelerine izin verildiğini duyurdu. Ancak mali düzenleyiciler bankaların ve ödeme şirketlerinin bitcoin bağlantılı hizmet vermesini yasakladı.

    Eylül 2017’de bu yana yatırımcıları korumak ve mali riskleri azaltmak adına ICO (Initial Coin Offerings) yani dijital para arzına da yasak getirdi. ICO kuralları ayrıca kripto ticaret platformlarının yasal parayı kripto paraya çevirmesine ya da kripto parayı yasal paraya dönüştürmesine de yasak getirdi.

    Kısıtlamalar birçok ticaret platformunun kapanmasına ve ülke dışına kaymasına yol açtı.

    ICO kurallarının mali kurumları ve ödeme şirketlerini hesap açma, kayıt, ticaret, takas ve ödeme hizmetleri vermekten alı koyduğu için resmi verilere göre Temmuz 2018’de 88 sanal döviz ticaret platformu ve 85 ICO platformu piyasadan çekildi.

    Getirilen yeni tedbirler neler?

    Çin’in üç önemli finans kuruluşu Ulusal İnternet Finans Birliği, Çin Bankalar Birliği ve Çin Ödeme ve Takas Birliği, yeni tedbirleri Çin Merkez Bankası tarafından paylaşılan ortak bir açıklamada duyurdu.

    “Kripto para birimi ile spekülatif ticaret, insanların mülklerinin güvenliğini ciddi şekilde ihlal ederek ve normal ekonomik ve finansal düzenlerini bozarak yeniden döndüğünü” ifade eden kurumlar aralarında bankaların ve çevrimiçi ödeme firmalarının da bulunduğu üyelerine bir talimat göndererek müşterilere kayıt, ticaret, takas ve ödeme gibi kripto para birimini içeren herhangi bir hizmet sunulmamasını istedi.

    Buna ek olarak üyelerden kripto para şeklindeki tasarruf, kredi ve rehin hizmetleri vermesini ve kripto para bağlantılı mali ürün sunmasını yasakladı. Bu kapsamda kripto bağlantılı bilgi hizmetleri, sigorta ve vadeli işlem aracılık komisyonu gibi işlemler de yasaklandı. Firmalardan ayrıca kripto para ile ticaret içeren para akışı takibini arttırmaları istendi.

    Yeni tedbirler nasıl etki yaratabilir?

    Yeni tedbirler bireylerin farklı ödeme kanallarından kripto para almasını zorlaştırıyor. Bu durum Yuan’ı kripto paraya çevirmek için madencilerin işlemleri etkilemesi bekleniyor.

    Öte yandan bankalar ve ödeme firmaları da kripto para ile bağlantılı para akışını tanımlamakta da güçlük çekebileceği belirtiliyor.

    Çin’in kuralları sıkılaştırmasının altındaki nedenler neler?

    Bitcoin Çin’de kripto para ile ticareti canlandırdı. Birçok Çinli yatırımcı yeni tedbirler üzerine ülke dışındaki Huobi ve OKEx gibi Çinlilerin sahibi olduğu borsa şirketlerinde işlem yapmaya başladı.

    Bu arada Çin’in borsa dışı menkul değerler piyasası yeniden hareketlendi.

    Çin odaklı borsalar Çinli bireylere birkaç dakika içinde çevrimiçi hesap açmasına olanak sağladı, Yuan ve kripto para biriminin değiş tokuşunu ve bu işlemlerin bankalar ya da Alipay ve WeChat Pay gibi çevrimiçi şirketler aracılığıyla gerçekleştirilmesini kolaylaştırdı.

    Kripto madenciliğinden güç alan bireysel yatırımcılar ise hızlı ve dolgun geri dönüş vadeden çeşitli yatırım araçları oluşturmaya başladı.

    Bu gelişmeler karşısında kripto parayı Çin’in resmi para birimi Yuan’a potansiyel tehdit olarak gören kesim Çin Merkez Bankası’ndan kendi kripto para birimini oluşturması için baskı yapmaya başladı.

  • Çin, kripto para işlemlerine sınırlama getirdi; Bitcoin 40 bin doların altına geriledi

    Çin, kripto para işlemlerine sınırlama getirdi; Bitcoin 40 bin doların altına geriledi


    Çin’de kripto para ile yapılan işlemlere getirilen sınırlama sonrası son günlerde düşme eğiliminde olan Bitcoin uzun zaman sonra 40 bin doların altını gördü.

    Kripto paralar içerisinde en popüler olanı Bitcoin, 24 saat içerisinde ortalama yüzde 9 değer kaybederek 38 bin 940 dolara geriledi.

    Böylece nisan ayında 64 bin doların üzerine çıkarak rekor kıran kripto para, yaklaşık yüzde 40 değer kaybetmiş oldu.

    Bir diğer kripto para Ethereum da yüzde 15 civarı değer kaybederek 2 bin 800 dolar seviyesine indi.

    Her iki kripto parada yaşanan düşüş geçen hafta Elon Musk’un Bitcoin ile Tesla alımına son verdiğini açıklaması sonrası başladı.

    Tesla’nın elindeki Bitcoinleri sattığı yönündeki spekülasyonlar da düşüşte etkili oldu. Elon Musk daha sonra Tesla’nın Bitcoin satmadığını açıklamıştı.

    Çin salı günü, finansal kurumların ve ödeme şirketlerinin kripto para birimi işlemleriyle ilgili hizmetler sunmasını yasakladı ve yatırımcıları da spekülatif kripto ticaretine karşı uyardı.

    Söz konusu adım, Çin’in gelişen dijital ticaret piyasasını sınırlandırması yolunda attığı son adım olarak kayıtlara geçti.

    Çinli üç sektör birimince salı günü yapılan ortak açıklamada, “Yasak kapsamında, bankalar ve çevrimiçi ödeme kanalları dahil bu tür kurumlar, müşterilere kayıt, ticaret, takas ve ödeme gibi kripto para birimini içeren herhangi bir hizmet sunmamalı.” denildi.

    Açıklamanın devamında, “Son dönemlerde kripto para birimi fiyatları hızlı bir şekilde yükseldi ve düştü. Kripto para birimi ile spekülatif ticaret, insanların mülklerinin güvenliğini ciddi şekilde ihlal ederek ve normal ekonomik ve finansal düzenlerini bozarak yeniden döndü” ifadelerine yer verildi.

    Bu arada Çin, kripto borsalarını ve kriptopara arzını yasaklasa da bireylerin kripto para bulundurmalarını engellemedi.

  • Kılıçdaroğlu: İktidara geldiğimizde Kanal İstanbul’a talip olan ülkenin parasını ödemeyeceğiz

    Kılıçdaroğlu: İktidara geldiğimizde Kanal İstanbul’a talip olan ülkenin parasını ödemeyeceğiz


    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ‘Kanal İstanbul Projesine talip olacak bir ülke olursa, iktidara geldiklerinde o ülkeye karşı mesafe koyacaklarını, paralarını kesinlikle ödemeyeceklerini’ söyledi ve “Türkiye, soyulacak bir ülke değildir. Bizden bir banka buraya kredi verirse günü geldiğinde o da görür. Bakın bu kadar açık, net söylüyorum. Bu ülke talan ülkesi değildir.” dedi.

    HDP’nin Millet İttifakı içinde olmadığını, ancak demokrasinin vazgeçilmez unsurları olan siyasi partilerden biri olduğunu söyleyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, T24’ten Murat Sabuncu’ya konuştu.

    AK Parti’nin artık Türkiye’yi yönetemediğini söyleyen Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

    “AK Parti artık Türkiye’yi yönetemiyor. Yani, bu noktaya gelmiş durumda. Bir şeyler yapmak istiyor ama beceremiyor. Bizi eleştirmek istiyor ama eleştiremiyor. Çünkü aslında ne yaptıklarını çok iyi biliyorlar. Samimi olarak düşüncemi ifade etmek gerekirse, ülkeyi yönetemiyorlar. Yönetemediklerinin de farkındalar. Sözde, bizim ‘128 miyar dolar nerede?’ sorumuzu en azından tiye alacaklardı, bunun doğru olmadığını sözde ifade edeceklerdi ama onlar da gayet iyi biliyorlar ki bu sorunun cevabını veremediler. ‘128 milyar dolar nerede?’ sorusu hala yanıt bekliyor.” sözleriyle AK Parti’yi eleştirdi.

    “Türkiye savaşa girse kendisine ait bir senti bile yok”

    Animasyon filmine atıfla “Bu aslında espriyle geçiştirilecek bir olay değil” diyen Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti herhangi bir savaşa girse kendisine ait bir senti bile yok. Merkez Bankası’nda şu anda eksi 46 milyar dolarlık bir rezerv var. Merkez Bankası’nın yetkilerini siz, bir protokolle elinden alıp Hazine ve Maliye Bakanlığı’na veriyorsunuz, Hazine ve Maliye Bakanlığı bu parayı niçin, hangi gerekçelerle, hangi kur üzerinden sattığını açıklamıyor. ‘128 miyar dolar nerede?’ sorusunun peşini bırakmayacağız.”

    “Beşli çete buradan ne kadar para aldı?”

    2001 krizi sırasında Merkez Bankası’nın 5 milyar dolarlık döviz satışının tartışma yarattığını, 2003 yılında Erdoğan’ın bu konuda “Tüyü bitmemiş yetimin hakkını soracağım” dediğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, “Bütün AK Partiler de alkışladı. Şimdi, değil 4 milyar 900 milyon dolar, 128 milyar dolar, üstelik Merkez Bankası da değil. Yasalara aykırı olarak bir protokolle Merkez Bankası’nın yetkisi alınıyor, Hazine ve Maliye Bakanlığı’na devrediliyor, Hazine ve Maliye Bakanına deniyor ki; Bu parayı ben talimat vereceğim, kim istiyorsa o kur üzerinden verin. Acaba beşli çete buradan ne kadar para aldı? Beşli çete kaç lira döviz aldı ben merak ediyorum” diye konuştu.

    “İktidar, İmamoğlu’nu nasıl hizmet edemez hale getiririz arayışı içinde”

    Türbe ziyaretinde ellerini arkadan bağladığı için İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik incelemeyi ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun “Yaptığı bana göre suç” sözlerini değerlendiren Kemal Kılıçdaroğlu, özetle şunları söyledi: “Akıl dışı. Akılla bağdaşmayan, hukukla bağdaşmayan, normal yaşamla bağdaşmayan bir tanımlama. ‘Bana göre suç’, iyi de siz kimsiniz? Siz, Ceza Kanunu musunuz? Sizin her söylediğinizin bir yasa metni olduğunu söyleyen bir TBMM kararı mı var? Nerden alıyorsunuz siz böyle bir yetkiyi? Bana göre suç; bunu söyleyen de işin garip tarafı devletin bütün güvenlik güçlerini yöneten kişi aynı zamanda. Size göre suç olduğu andan itibaren, yani suç şahsileştiği andan itibaren o zaman herkes beğenmediği kişiyi suçlayabilir. Şu soruyu sormak lazım; İçişleri Bakanı, bu gücü nerden alıyor? Bu anlayışı nerden alıyor? Erdoğan’dan alıyor… Baş öyleyse etrafı da böyle olacaktır. Kendisine göre suç yaratacaktır. Efendim, suçmuş da yine de soruşturma için izin vermeyecekmiş. Ver kardeşim. Eğer suç konusunda soruşturma izni vermiyorsan o zaman sen suçlusun…”

    Kılıçdaroğlu: Kanal İstanbul ihalesine girecek ülkeye mesafe koyacağız

    Kanal İstanbul projesini de değerlendiren Kılıçdaroğlu, şu görüşleri dile getirdi:

    “O havzayı gezdim. Olağanüstü güzel bir doğa harikası aslında. Tarihi eserleri var. Orayı yok edeceksiniz. Şunu açık ve net olarak ifade edeyim. İster ihale etsinler, ister etmesinler, kime verirlerse versinler. İktidar olduğumuzda; bir, eğer o ihaleye giren yabancı bir ülke olursa biz o yabancı ülkeyle aramıza mesafe koyacağız. İki; bunların paralarını kesinlikle ödemeyeceğiz. Nereye giderlerse gitsinler. Türkiye, soyulacak bir ülke değildir. Türkiye, birilerine rant yaratacak bir ülke değildir. Eğer bir rant varsa bir yerde, o rantın sahibi orada yaşayanlardır. Orada yaşamayıp, efendim bilmem hangi ülkede yaşadım, orada arsalar aldım, büyük vurgunlar vuracağım. Türkiye Cumhuriyeti, size rant sağlamak zorunda değil ki. Hükümetin, oturması konuşması lazım. Burada eğer bir rant varsa, bu rant İstanbullularındır. Ne kanalı? Ne yapıyorsunuz siz bu kanalla? Dünyanın parasını buraya nasıl gömüyorsunuz? Onu yapacağınıza Harran Ovası duruyor orada. Mavi tünel, Konya Ovası bekliyor. Hadi gidin Aksaray- Mersin demiryolunu yapın. Hızlı trenleri yapın. Samsun- Mersin petrol boru hattını yapın. İskenderun petrol boru hattını yapın. Yük azalmış olur en azından. Boğazların yükü hafiflemiş olur. Bütün bunlar, çok daha düşük maliyetlerle, çok daha ekonomik üstelik, Türkiye ekonomisine katkı yapacak dünyanın projeleri var. Paraları buraya harcayın. Neden oraya harcanıyor? Hangi gerekçeyle açıklamıyor? Toplumun önüne çıkıp aklı başında bir adam açıklamış değil. Çünkü bu akılcı bir proje değil. Ben bunun gerçekleşeceğini sanmıyorum. Arada bir gündem değiştirmek için bunu yapıyorlar. Hiçbir ülkenin şirketinin de kalkıp bu projeye gireceğini de düşünmüyorum. Bankaların buna finans kaynağı ayıracağını da düşünmüyorum. Eğer bizden bir banka buraya kredi verirse günü geldiğinde o da görür. Bakın bu kadar açık, net söylüyorum. Bu ülke talan ülkesi değildir. Herkesin sorumluluğu vardır. Kredi açanın da sorumluluğu vardır. Bizimle dost olan ülkelerin de kendilerine göre sorumluluğu vardır.”

    “Devlet ve İçişleri Bakanı, mafya örgütlerine seyirci”

    Sedat Peker’in eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar ve oğlu AK Parti Milletvekili Tolga Ağar üzerinden iktidara yönelik iddialarını değerlendiren Kemal Kılıçdaroğlu, şu şekilde konuştu:

    “Devleti yönetememe. Bazı çevrelere teslim olma. Değişik mafya örgütleri var Türkiye’de, bunlar zaman zaman bir araya geliyorlar, zaman zaman da çatışma içindeler. Sedat Peker, yurt dışına giderken bunlar ne kadar suçlu olup olmadığını bilmiyorlar mıydı? Biliyorlardı. Pasaport verildi mi? Verildi. Gönderildi mi? Gönderildi. Bir başka mafya lideri, bir ülkenin siyasal partisinin lideri olan bir kişi tarafından hapishanede ziyaret edildi mi? Edildi. Serbest bırakıldı mı? Bırakıldı? Onunla ilgili özel düzenleme yapıldı mı? Yapıldı. Eski bir İçişleri Bakanı bunlarla beraber bir fotoğraf verdi mi? Verdi. Şimdi kendi aralarında kavga var ve devlet seyirci. Garip olanı bu. İçişleri Bakanı, bu tartışmalara sadece seyirci.”

  • ‘Güneşin de aşının da patenti olmaz’

    ‘Güneşin de aşının da patenti olmaz’