Etiket: Özgür Özel

  • Özgür Özel: ‘Bütün ölçümler CHP’li üyelerin yüzde 85 oranında değişim talep ettiğini söylüyor’

    Özgür Özel: ‘Bütün ölçümler CHP’li üyelerin yüzde 85 oranında değişim talep ettiğini söylüyor’



    CHP Grup Başkanı ve Genel Başkan Adayı Özgür Özel, bugün CHP Adıyaman İl Başkanlığı’nı ziyaret etti.

    Burada konuşan Özel, “CHP’nin kendi değişimini kendi gençleşmesini kendi dönüşümünü bir an önce gerçekleştirmezse toplumda yaratılan umutsuzluğun, toplumdaki kırgınlığın bunun hem yerel seçimlere hem de partinin tümüne zarar vereceğini görüyorum. Bu konuda yapılan bütün ölçümler CHP’li üyelerin yüzde 85 oranında değişim talep ettiğini söylüyor. Bu resmi anket sonuçlarını hepimiz görüyoruz. CHP’nin bu değişim talebine karşı durmaması gerekir. Değişim sürecini vefalı götürmeliyiz. Sayın genel başkanımızı incitecek, onu üzecek, rencide edecek ifadelerden kaçındığımız; partimizi gelecekte zora sokacak ifadelerden kaçındığımız bir süreci yaşıyoruz” açıklamasında bulundu.

    Özel’in açıklamaları şöyle:

    “BU PARTİNİN BAŞINA GEÇMEK İÇİN AVRUPA’DA LOBİ YAPMANIZA, BİRTAKIM BARONLARLA PAZARLIK ETMENİZE GEREK YOK”

    “CHP bir kurultay sürecinde ve bu süreci bütün Türkiye dikkatle takip ediyor. Bu CHP açısından övünülecek bir durum. Çünkü bu partide genel başkana karşı rakip çıkılabiliyor. Bu partide ‘genel başkandan daha iyi yönetirim, ben daha iyisini yaparım’ denilebilmesi bir suç değil. Bu partide bu iddiayı ortaya koyabilenlerin gidip kendilerinin başvurdukları yer, birisinden icazet alma yeri değil. Bu partinin başına geçmek için Amerika’ya koşturmuyorsunuz. Bu partinin başına geçmek için Avrupa’da lobi yapmanıza, çıkar çevreleriyle konuşmanıza ya da birtakım baronlarla pazarlık etmenize gerek yok. Bu partide iddianızı koyacaksanız varacağız yer Adıyaman İl Başkanlığı, Adıyaman’ın delegesi.

    Adıyaman’ın delegesi eğer ‘Değişim olsun, Özgür Özel kardeşimiz geçmişte yaptığı görevlerle bundan sonra nasıl yapacağını belirttiği tutum belgesiyle benim kanaatime göre partimi iyi yönetir’ derse ben yönetirim. Yok, üyemiz, delegemiz başka bir karar verirse bu da başımızın üzerindedir. Cumhuriyet Halk Partisi, Adalet ve Kalkınma Partisi gibi bir avukat bürosunda, bir rezidansın üst katlarında kurulmuş bir parti olmadığından, Cumhuriyet Halk Partisi savaş meydanlarında kurulmuş bir parti olduğundan, CHP kimseye değil, milletin kendisine borçludur. Bütün süreçleri en doğru şekilde yürütmek durumundadır.

    “SON 5 SEÇİMDİR YÜZDE 52’YE 48’LİK İKTİDAR-MUHALEFET DENGESİNİ DEĞİŞTİREMEDİK”

    Ben CHP’de 8 yıl boyunca grup başkanvekilliği görevi yapmış, 11-12 yıl boyunca milletvekilliği görevini yapmış bir kardeşiniz olarak 14 Mayıs ve 28 Mayıs seçimlerinde partinin başarısı için, ondan önceki 2019 seçimlerindeki Adıyaman’a da gelmiştik. Annemin ilk görev yeri Besni’de de belediye başkan adayımız için çalışmıştık. Adıyaman merkezde, Gölbaşı’nda İskender başkan için Adıyaman merkezde adayımız için çalışmıştık. Hep birlikte gayret sarfetmiştik. Ben 41 ilde 247 aday tanıtmıştım. O günden sonra da 81 ilde 247 ilçemizden, beldelerimizden nereden çağırılsak koştuk gittik, gayret gösterdik. Bundan sonra da CHP’de hangi görevde olursak olalım partimizin ve adaylarımızın başarısı için gayret göstereceğiz.

    Biz CHP’nin bu seçimde aldığı yüzde 52’ye 48’lik sonuçtan memnun değiliz. Çünkü bu sonuç 2019 yerel seçimlerindeki il genel meclisi sonucudur. Çünkü bu sonuç 2018’de Muharrem İnce’yi aday gösterdiğimizde aldığımız 52’ye 48’lik iktidar-muhalafet sonucudur. Bu sonuç referandumun sonucudur, bu sonuç Ekmeleddin İhsanoğlu’nun aday olduğu seçimdeki iktidar, muhalefet dengesidir. Yani son 5 seçimdir yüzde 52’ye 48’lik iktidar-muhalefet dengesini değiştiremedik. Yine bu seçimde yüzde 25’lik CHP oyunu yüzde 30 yapmayı üzerine taşımayı düşünüyorduk, kazandıracak bir ittifak kurmayı düşünüyorduk ama ittifaka rağmen yüzde 25’lik bir sonuç aldık. Aldığımız sonucu sahiplenen çok. CHP’nin aldığı yüzde 25’lik sonucu ittifak ortaklarının kimisi ‘yüzde 7’si benim’ diyor, kimisi, ‘yüzde 5’i benim’ diyor.

    “CHP’NİN SIRALARI İTTİFAK ORTAKLARIMIZ TARAFINDAN ALINMIŞ DURUMDA”

    Karşı karşıya olduğumuz durum fevkalade sıkıntılı bir durum. Çünkü CHP kendisi yüzde 28-29-30 oy alacağı anketlerde görülüyorken; bu ittifakla bir yüzde 25 oy aldı ancak uzun süre itiraz ettiğimiz, benim defalarca söylediğim bir iç hukuk belgesi yazalım, paylaşımı yapacağımız anketin Türkiye’deki büyük anket firmalarının çıkaracağı sonuca göre yapalım, güreşçiler bile mücadeleden önce bir kantara çıkıyorlar. Kim kaç kiloysa kilosuna göre alsın, pazarlığa, müzakereye göre alınırsa bizden giderse biz bunu anlatamayız, onlarda giderse onlar anlatamazlar ama en sonunda kavga ederiz dememize rağmen işin o tarafı kolay anlayışıyla ilerlendi ama bugün CHP sıralarından yüzde 30 oy alsaydık 65 milletvekili verilmişti. Bu aldığımız oyla 39 CHP’linin yeri bugün diğer ittifak partilerinde.

    Kendi seçim bölgemde oy oranına göre CHP dört çıkarıyorken; ittifakın 5’te kurulması ve orada birleşip fazladan çıkaracağımızın verilmesi gerekirken; CHP’nin payına düşen dördüncünün verildiği örnek tam 39 kere tekrarlanmış durumda Türkiye’de. CHP’nin sıraları ittifak ortaklarımız tarafından alınmış durumda. Bu da örgütümüzde ciddi bir rahatsızlık ve travma yaratmış durumda. Elbette seçim başarısızlıkları olur, daha önce de oldu. Ancak bir başarısızlığı kabul etmek ve bir daha tekrarlanmaması için ders almak, doğruları tekrarlamak, yanlışları düzeltmek mecburiyetindeyiz. Hiç bir şey olmamış gibi devam edilmesini savunan arkadaşlarımız ve bu sürecin yerel seçim sonrasında da devam edecek olmasına yönelik mesele toplumda ciddi tepki yaratıyor.

    “YAPILAN BÜTÜN ÖLÇÜMLER CHP’Lİ ÜYELERİN YÜZDE 85 ORANINDA DEĞİŞİM TALEP ETTİĞİNİ SÖYLÜYOR”

    CHP’nin kendi değişimini kendi gençleşmesini kendi dönüşümünü bir an önce gerçekleştirmezse toplumda yaratılan umutsuzluğun, toplumdaki kırgınlığın bunun hem yerel seçimlere hem de partinin tümüne zarar vereceğini görüyorum. Bu konuda yapılan bütün ölçümler CHP’li üyelerin yüzde 85 oranında değişim talep ettiğini söylüyor. Bu resmi anket sonuçlarını hepimiz görüyoruz. CHP’nin bu değişim talebine karşı durmaması gerekir. Değişim sürecini vefalı götürmeliyiz. Sayın genel başkanımızı incitecek, onu üzecek, rencide edecek ifadelerden kaçındığımız; partimizi gelecekte zora sokacak ifadelerden kaçındığımız bir süreci yaşıyoruz.

    CHP birtakım kongrelerde söylenen sorumsuz laflardan çok çekmiştir. Daha önceki parti içi yarışlardan söylenen bir cümle yıllarca başımıza dert kalmıştır. Yarın 6 Kasım günü partinin sırtına yük olacak hiçbir tutum içinde olmam. Çünkü ben partinin evladıyım. Bu partiyi biz gençleştirmek, birleştirmek ve iktidar yapmak için yola çıktık. 6 Kasım günü bu partideki herkes bize lazım. O yüzden muhalafet edeceğiz, eleştireceğiz ama hiçbir şekilde partinin sırtına yük olacak ifadelere yer vermeyeceğiz. Tayyip Erdoğan’ın eleştirilecek bu kadar şeyi varken AKP’nin eleştirilecek bu kadar şeyi varken, muhalefete muhalefet eden anlayışı da reddediyoruz. Muhalefet birbiriyle uğraşmamalıdır.

    “MUHALEFETE MUHALEFET EDEN ANLAYIŞI DA REDDEDİYORUZ”

    Muhalefet kendi içindeki değişimini, dönüşümünü tamamlar, tartışmalarını bitirir kongreden sonra iktidara muhalefet eder. Biz 4 Kasım günü yaşanacak büyük, coşkulu, heyecanlı, yapıcı ve güçlendirici kurultaydan birleşerek çıkacağız. Sayın genel başkanımız, önceki genel başkanımız sıfatıyla görmesi gereken saygıyı görecek. CHP bizim, ‘değişimin yüzyılı, yüzyılın değişimi’ diyerek nasıl bir değişim öngördüğümüzü paylaştığımız 60 sayfalık tutum belgemizde yazdığı gibi partinin bugünkü sorunlarını nasıl çözeceğimizi, nasıl iktidar olacağımızı, önümüzdeki süreçte Türkiye’de temel meselelere nasıl yaklaşacağımızı yazılı olarak ifade ettik.

    O güne kadar ‘değişimden ne anlamalıyız, altını nasıl dolduracaklar’ diyenlerin bu soruları bıraktığını görüyoruz. ‘CHP’de değişim hangi kadrolarla yapılacak, eskilerle mi değişecek’ sorusunun iki tane yanıtı var. CHP’de önceki dönemlerde görev ve sorumluluk üstlenmiş arkadaşlarımızdan genel başkanımızın yanında olanlar var, bizim bu tarafta olanlar var. Arada bir fark var. Genel başkanın yanında olan büyüklerimiz ‘genel başkan devam biz devam’ diyorlar. Bizim bu tarafta ‘ben devam’ diyen kimse yok. ‘Gençlerle devam, yeni kadrolarla devam. Değişime, dönüşüme devam, partinin rotası iktidar olmalı, değişim bizden başlamalı’ diyorlar.

    “ÖNÜMÜZDEKİ SÜREÇTE CHP’NİN DİNAMİK, GENÇ, ETKİN, YETKİN KADROLARINI GÖRECEKSİNİZ”

    Önümüzdeki süreçte CHP’nin dinamik, genç, etkin, yetkin kadrolarını göreceksiniz. Ancak orada bir; yeni isimler göreceksiniz, iki; örgütün ta kendisini göreceksiniz. Adıyaman’dan parti meclisine bakılınca oradan sağdan, soldan koşup gelenler, numune olarak seçilenler değil, kendi evlatlarınızı göreceksiniz. Biz örgütün odak olduğu, ilçe başkanının ilçesinde, il başkanının ilde ve parti meclisinin, MYK’nın tüm Türkiye’de bilinir, görünür, etkin ve yetkin olduğu bir süreci işletmek ve CHP’deki siyasi figür sayısını artırmak durumundayız. Tutum belgemiz dünyadaki sol rüzgarları gören, sol nasıl başarıyor ve ne zaman kaybediyoru gören, Türkiye’deki geçmiş süreçleri gören ve bundan sonra Türkiye’deki 1970’lerdeki CHP’nin yarattığı büyük değişim, gençleşme sürecinin bir benzerini 2023 yılında cumhuriyetin yüzüncü yılında gerçekleştirmeyi hedef almış bir kadro hareketidir.

    1957 yılında Ecevit, İsmet Paşa’nın milletvekilidir ve 15 yıl boyunca İsmet İnönü’nün milletvekili, İsmet İnönü’nün bakanı, İsmet İnönü’nün genel sekreteridir, 1972 yılında da Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel başkan adayıdır. İsmet paşayla yolları ayırdığı kurultaydan sonra CHP bir kadro hareketi olarak yeniliği ve yeni kadroların iktidar umudunu temsil etmiş, 1970’lerde yapılmış dört seçimin hepsinden birinci çıkmıştır. Önemli olan dünyadaki rüzgarı ve Türkiye’ye bunun uyarlanmasını doğru yakalamaktır. Bugün ‘CHP’ye oy verdiğimde ne olur’ sorusunun cevabı ‘ittifak ortaklarıyla 50 artı 1 olur seçimi kazanır’ olsaydı zaten bunu başaracaktık. CHP kendi büyümelidir. 25’i 30-35 yaptığınızda artık seçim geçesi eliniz kalbinizde saat 9 olsun sonuçlar açıklansın diye beklemek değil; kazandığınız seçimin ilan edilmesini beklemek durumundasınız.

    “ALTI OKU TARİHSEL HAKLILIĞIYLA BENİMSİYORUZ. OLGUSAL TUTARLILIĞIYLA SAHİPLENİYORUZ”

    AKP ve MHP dışında bütün herkesi birleştirip 50 artı 1 olmaya uğraşmak yerine; güçlü bir sosyal demokrat parti olarak bir kaç ittifak ortağıyla başarmak mümkünken bugün herkesi bir arada tutmak ve çok güçlü, birbiriyle uyumsuz olabilecek tüm seçmen gruplarından tüm partileri bir araya getirerek yürümeye çalışmanın yükü CHP’nin kendini yeniden tanımlamasıyla aşılabilecek bir durumdur. Tayyip Erdoğan aklına geldiği yerden bu ülkeyi bölüyor. Kendine büyük parçayı alıyor sizi kimlik siyasetinde mahkum ettiği yerde ittifaklar kurmaya zorluyor. Oysa sol, sosyal demokrat partinin yapacağı iş dikine kesen bu siyaseti ve bu siyasetçiyi geride bırakmaktır. Tayyip Erdoğan ile onun tarif ettiği oyun kurallarıyla mücadele etmek yerine onun hiç bilmediği bizim de dünyadaki siyasi akrabalarımızın en iyi bildiği işi yapacağız. Bunu yaparken AKP’linin de, MHP’linin de HDP’linin de, İYİ Partilinin de dışarıda kalanın da oy kullanmayanın da; yoksuluna, emekçisine, güvencesizine birlikte dokunabilecek sol, sosyal demokrat siyaseti, özgürlükçü siyaseti, özgüvenli siyaseti yapmak boynumuzun borcu.

    “DÜNYADAKİ ‘SOL’ İLE ‘SOSYAL DEMOKRASİ’ İLE CHP’NİN ALTI OKUNU ASLA VE ASLA BİRBİRİNE FEDA YA DA TERCİH ETMEK ZORUNDA DEĞİLİZ”

    Dünyadaki ‘sol’ ile ‘sosyal demokrasi’ ile CHP’nin altı okunu asla ve asla birbirine feda ya da tercih etmek zorunda değiliz. Altı oku tarihsel haklılığıyla benimsiyoruz. Olgusal tutarlılığıyla sahipleniyoruz. Bugünün sorunlarına aşındırmadan geliştirecek şekilde altı okumuzu yeniden siyasetin ana öznesi yapmak durumundayız. Laiklik kavramından utanmayan, çekinmeyen, geri durmayan, devletçiliği terk edilmesi değil; devletin günü geldiğinde günü geldiği yere destek vermesi noktasında bir yaklaşım olarak gören, halkçılığı ümmetten millete geçmiş olan cumhuriyetin esas gücü olarak gören ve tek adam rejimi yerine saltanat yerine getirilmiş cumhuriyetçiliğe sahip çıkan, her gün değişmenin her an değişmenin gereğiyle devrimciliği benimseyen bir yaklaşım içinde olmanın; bugün CHP’nin en temel meselelerinden bir tanesi olduğunu görmek lazım.

    “ENDÜSTRİ 4.0’A KARŞI EMEK 4.0’LA TALEP EDECEK PARTİNİN ADI CHP’DİR”

    İnsanlar soruylar, ‘CHP diğer partilerden farklı olarak benim hayatımda neyi değiştirecek?’ Örneğin bugün bütün dünya gelişen teknolojiyi, endüstri 4.0’ı, elektriksiz, ışıksız fabrikaları tartışıp yapay zekanın iş gücünü nasıl düşüreceğini konuşuyor. Bu verimlilik artışından kar doğacak, bu kar patronların olacak garibanlar daha gariban, işsizler daha işsiz olacak. Öyle yağma yok. Ortada sol parti yoksa böyle olur. Eğer olsaydı 1970’lerde de işçi sınıfı ne sendikalaşabilirdi ne emeklilik hakkını alabilirdi ne kıdem tazminatını alabilirdi. Bugün artan verimlilikten ve kardan emeğin payını endüstri 4.0’a karşı emek 4.0’la talep edecek partinin adı CHP’dir. Dünyadaki bütün sol partiler gibi. Haftada 5 gün değil 4 gün çalışmanın, günde 8 saat değil, 5,5 saat çalışmanın, asgari ücretin artırılmasının ve çalışma günleri daraltılarak başka insanlara iş gücü yaratılması mücadelesinin Türkiye’de temsilcisi olmak durumundayız.

    80 öncesi 4 işçiden 3’ünün grevli, toplu sözleşmeli sendikal hakları varken; bugün yüzde 15’e düşmesinin bunun da yüzde 10’unun kamu işçileri, yüzde 4,5’inin emekte örgütlenmiş sendika olduğunu görmek durumundayız. Bugünkü baskıyı, bugünkü sömürüyü görmek, Türkiye’deki artı değerden emeğin hakkını mutlaka talep etmek durumundayız. Beyaz yakalıları, gri yakalılar, mavi yakalıları; işçisini, ara elemanını ve mühendisin bugün emeğinin sömürüldüğünü görmeliyiz. Bugün avukatlar 12 bin liraya çalıştırılıyor. Çünkü her yerde her mesleğin fazlası var. Bu konuda CHP’nin söyleyecek sözü, ortaya koyacağı projesi vardır. Bugün tarihin en büyük hayat pahalılığı zamları yapılırken sokaklara milyonlar niye dökülmemektedir? Her akşam mazota 2 lira zam gelirken, çiftçileri sokağa dökmeyen bir sosyal demokrat parti olmaz. Gübre bu fiyat olduğunda buna büyük çiftçi eylemleri yapmayan bir sosyal demokrat parti olmaz.

    “SOKAKTAN ÇEKİNMEDEN, MEYDANDAN ÇEKİLMEDEN, EYLEMDEN ÇEKİNMEDEN HAREKET ETMEK LAZIMDIR”

    Emekli maaşı ayın 15’inde bitiyorsa bu emeklileri örgütlemeyen bir sosyal demokrat parti olmaz. Sokaktan çekinmeden, meydandan çekilmeden, eylemden çekinmeden hareket etmek lazımdır. Bir kanun çıkarıyorlar Adıyaman’daki tütün üreticisine hapishane yolu açıyorlar. Ne zaman tütün üreticisi sokağa çıkıyor, yolu kapatıyor, ne zaman eylem yapıyor o zaman sonuç alıyor, ertelenme alıyor. Defalarca bu burada yaşandı. CHP sokağı örgütlemek durumundadır. CHP direnci artırmak durumundadır. CHP yoksulla, işsizle, ciro yapamayan vergi yükü altında ezilen esnafla, çiftçiyle, hayvancıyla birlikte sokakta mücadelede olmak durumundadır. Bunu yaptığında CHP umut olmaktadır. CHP, ‘ayıp olmasın, yanlış anlaşılmasın, sağcıların gücüne gitmesin, bizi anarşik sanmasınlar’ deyip sokaktan geriye çekildiğinde, mahcubiyete düştüğünde, ‘sağın söylemiyle sağcılardan oy alırım’ dediğinde mağlup olmaktadır.

    “BEN KENDİ KİMLİĞİMİZİ VADEDİYORUM”

    Ben kendi kimliğimizi vadediyorum. Ben mücadele vadediyorum. Ben terleyen, koşturan bir genel başkan ve onunla birlikte koşacak yeni bir örgütlenme yapısı vadediyorum. Ben sokaklardaki mücadeleye güç veren bir genel başkanlık ve bir parti örgütlenmesi vadediyorum. Ben önceki genel başkanımızın çok denediği kanaat önderleri yaklaşımına saygı duyuyorum ama solcularla görüşmeyelim, sağcılarla görüşelim. Beni solculara götürmeyin yaklaşımının kamuoyunda solculuğun terk edilmesi gereken, sosyal demokrasinin utanılması gereken, sosyal demokratların uzak durulması gereken kişiler ve bir anlayış gibi algılatılmasına da isyan ediyorum. Sosyal demokratları birleştiren harç vatan, millet, bayrak ve Atatürk sevgisidir. Bu kadar iyi niyetli bu kadar kaybedeceğini bilerek CHP’li olmanın kazanamamak olduğunu seçimlerde değil, tayinde kaybetmek, mülakatta kaybetmek, iş hayatında kaybetmek olduğunu bile bile bu partiye sahip çıkan yüce gönüllü, partisini ve ülkesini seven insanlara sahip çıkmak, onlardan çekinmemek, onlarla birlikte olmak, onları bütün Türkiye’ye övünerek ve kıvançla göstermek, onların sayılarını artırmak üzere bir siyaset yapmak lazımdır.

    “SOKAĞIN SESİ BİR DEĞİŞİM OLMALIDIR SESİDİR”

    CHP’liler partilerinden çekinecek, utanacak kişiler değildir. Onlar güçlü, iradeli, cesur kişilerdir. Önümüzdeki kurultayda da delegelerimizin sokaktaki sesi duyacaklarına inanıyorum. Sokağın sesi bir değişim olmalıdır sesidir. Sokağın sesi değişim olmazsa millet sandığa gitmeyecek söylentilerinin CHP’lileri tedirgin ettiği bir sestir. Sokağın sesi, ‘bundan sonra ben oy kullanmam’ diyen 20 yaşındaki gençleri yeniden sandığa getirmek için bir umut bulmamız gerektiğini tekrar eden sestir. Biz bu umut olmak için yoldayız. Biz bunu başarmak için yoldayız. Biz kimseye haksızlık etmek için değil; hakkımız olanı artık almak için yoldayız. Bundan sonraki süreçte hep birlikte bunu başaracağımıza inancımız tamdır.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP’de Kılıçdaroğlu polemiği: Öztrak’tan Özel’e yanıt

    CHP’de Kılıçdaroğlu polemiği: Öztrak’tan Özel’e yanıt



    CHP Sözcüsü Faik Öztrak, partisinin genel merkezinde basın toplantısı düzenledi.

    4-5 Kasım tarihlerinde yapılacak kurultay için “Ülkemizi ikinci yüzyılda yeniden lider ülke yapma, birliğimizi beraberliğimizi güçlendirme azmimizi taçlandıracak” diyen Öztrak, yerel seçimlere yönelik ise “CHP, önümüzdeki yerel seçimlerden, 2019’dakinden çok daha büyük bir zaferle çıkacaktır” iddiasında bulundu.

    “EN İYİ SAYIN ÖZEL’İN BİLMESİ GEREKİR”

    CHP Sözcüsü Öztrak, Özgür Özel’in CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Kim kongrelerden sonra parti aleyhine konuşursa, partiyi televizyonlarda tartışılır hale getirirse, kimse kusura bakmasın onu partiden ayıracağım” sözlerini eleştirmesine de yanıt verdi.

    Öztrak, Özel’in “Daha yapılmamış kurultaydan, kurultay sonrası kapı önüne koymaları değil, babaevinin kapılarını açmayı vadediyorum” sözlerine şu cevabı verdi:

    “Genel Başkanımızın kastettiği parti disiplinidir. Kurultaydan sonra partide kaosa yol açabilecek açıklamalara izin verilmemesi hususunun partinin kurumsal yapısını korumaya dönük olduğu partilerimiz tarafından anlaşılmıştır. Bunu en iyi bilmesi gereken sayın Özel’dir. Disiplinin olmadığı hiçbir örgütün ayakta kalamayacağını en iyi sayın Özel’in bilmesi gerekir.”

    NE OLMUŞTU?

    CHP Genel Başkan adayı Özgür Özel, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Kim kongrelerden sonra parti aleyhine konuşursa, partiyi televizyonlarda tartışılır hale getirirse, kimse kusura bakmasın onu partiden ayıracağım” sözlerine, “Kurultay sonrası kapı önüne koymaları değil, babaevinin kapılarını açmayı vadediyorum” diyerek yanıt vermişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Özgür Özel nasıl bir CHP istediğini anlattı: Altı oku savunan bir partiye ihtiyaç var

    Özgür Özel nasıl bir CHP istediğini anlattı: Altı oku savunan bir partiye ihtiyaç var



    CHP Grup Başkanı ve Genel Başkan Adayı Özgür Özel, partisinin Düzce İl Kongresi’ne katıldı. Burada konuşan Özel, seçimden önce yeni dönemde kendisinin TBMM’de Grup Başkanlığı’nı talep ettiğini dile getirerek, “Ümidim buraya iktidar partisinin, birinci partinin grup başkanı olarak gelmekti. Hepimizin gönlü istiyordu ki burada bakanlar otursun, hepimiz istiyorduk ki iktidar grubunun milletvekilleri ile bu heyecanı paylaşalım. Siz buna inanmıştınız. Biz buna inanmıştık ama maalesef, 14 Mayıs akşamı da 28 Mayıs akşamı da bir büyük üzüntüyü hep birlikte yaşadık. Ben bu salondaki üyelerimizin, delegelerimizin o günü, o geceyi ve ardından uykusuz geceleri benim için ızdırap, benim gibi ızdırap içinde geçirdiklerine hiç şüphem yok. Hepiniz en az benim kadar üzüldünüz. Hepimiz bu kadar önemli bir seçime, bu kadar önem atfettiğimiz bir seçimin sonuna böyle kavuşmaktan büyük sorumluluk hissettik” diye konuştu.

    ‘YEREL SEÇİMLERİ BEKLE, İŞİN GARANTİ’

    Özel, yurttaşlara vaatlerde bulunduklarını ifade ederek, şunları söyledi:

    “İşçinin, emekçinin, çiftçinin, emeklinin, yoksulun, güvencesizin umudu biziz dedik. Ve ikinci yüzyıla hep birlikte yeni bir yola çıkarak, tertemiz onlar için yeni sayfalar açarak, bölüşüm ilkelerine tepeden ve tabandan birlikte müdahale ederek, bambaşka bir Türkiye’nin mümkün olduğuna inandık ve inandırdık. Seçim bitti, vallahi 28 Mayıs akşamı, 29 Mayıs sabahı kolumu kaldıracak takatim yoktu. Çok üzgündüm. Çok sorumluluk hissediyordum, 28 Mayıs sonrası bir daha şuna hakkımızın olmadığına inanıyordum. Bu partiye bir kez daha seçim yenilgisi yaşattıramayız. Hiçbir şey olmamış gibi davranamayız. Bir öz eleştiri ve partinin ikinci yüzyılda, birinci yüzyılda olduğu gibi yeni kurucu kadrolarla, gençlerle ve topluma CHP’de bir şeyler değişiyor dedirtecek bir hareket ile yürümemiz lazım. Bunu hem yetkili kurullarımızda hem de genel başkanımız ile konuştum. Bir süre sonra şöyle bir noktaya geldik. Partide bazı arkadaşlarımız, bir yenilgi olmadığını, sadece kazanamadığımızı ama kaybetmediğimizi, sonucun o kadar da kötü olmadığını, deyim yerindeyse hiçbir şey olmamış gibi devam etmemiz gerektiğini, yerel seçimlerin geldiğini, yerel seçimlerden sonra olacağını. Hatta dostane, ‘Özgür sen partinin en bilindik isimlerinden birisisin. Yerel seçimleri bekle sonrasında işin garanti’ diyenler bile oldu. Oysa ben şöyle yaklaştım meseleye, dedim ki ‘Toplumda daha önce görmediğim bir şey görüyorum. Bunu Manisa’da görüyorum, Ankara’nın Çankaya’sında, Antalya’nın Manavgat’ında, Trabzon’da, Ardahan’da, Konya’da, Edirne’de görüyorum. Bir duygusal kopuş görüyorum’. Çok kavga ederiz, ev arkadaşımız, eşimiz, çocuğumuz, büyüğümüzle. Biri kapıyı çarpar gider, tak diye. Niye çarpıyor, duy diye çarpıyor. Peşimden gel, farkımda ol, beni geri döndür diyor. Bunu daha önce yaşadık, örneklendirmeyeceğim. Ama bu sefer öyle kapıyı filan çarpmadan, sessizce çıktı ve karanlıkta kayboluyor. Bir duygusal kopuş var. Artık bu kadar önemli seçimi de kaybettiysek, bir daha kazanamayız diye.

    ‘NEZAKETLE AYRIŞTIK’

    Dünyadaki bütün otoriter popülist liderler, muhaliflerin yılmasından beslenirler. Muhaliflerin alternatifin umudunu kaybetmesinden beslenirler. Sandığa küsmesinden beslenirler. Çünkü o otoriter, popülist liderin, o diktatörün oy vereni yine sandığa gider aynı gücü ile. Bu taraf yarıya düşünce, bu yüzde 50 ile değil 75-80 ile seçildim der. Dünyaya der ki, ‘Bakın beni eleştiriyorlardı, her seçimde oyumu artırıyorum’. Bir duygusal kopuş yerel seçimlerde inanılmaz bir felaketi tetikleyeceği gibi, Türkiye’nin rejimi açısından da o kaya gibi duran, kimimizin burnunu büktüğü, kimimizin de zaten artmaz dediği o yüzde 25 var ya, o 25’i bir dağıttığında bir daha toplamak mümkün değil. Oysa bizim o yüzde 25 artırma ile meşgul oluyor olmamız lazım. Bu yüzden yerel seçimdeki yaşanabilecek olası kötü senaryoları bile, ‘ya beklesen ondan sonra şansın olurdu’. Bir dakika beklersek bir daha hiçbir şansımız olamazdı. Kimseyi kırmadan, üzmeden. Bilhassa Sayın Genel Başkanımıza haksızlık ve vefasızlık etmeden. Farklı düşündüğümüz arkadaşlarla, nezaket ile ama net bir şeklide ayrıştık.”

    ‘ALTI OKU SAVUNAN PARTİYE İHTİYAÇ VAR’

    Özel, örgütü merkezine almayan her şeyi reddettiğini belirterek, “Yukarıda karar süreçlerinin danışmanlarla yürütüldüğü, bizlerde olmayan aklın sağdan, daha sağdan danışmanlarla getirildiği, bizlerde layık görülemeyen kadroların sağdan kadrolarla doldurulduğu, baş üstünde bir yüzde 25’lik cam tavana ikna olmuş mahcup ve mahkum bir siyaseti reddediyorum. ‘Biz yüzde 25’i geçemeyiz, ittifaklar kuralım’, elbette kuralım. ‘Onlara benzeyelim, onlara benzeşelim, onun dilini kullanalım, halk demeyelim, millet diyelim’. Milleti de diyelim ama halk demekten de korkmayalım. Dünya kadar saldırı var, laiklik tehdit altında. Bunu eğitim sendikalarına bırakalım. Bu konuda barolar açıklama yapsın. Biz bir şey söylersek yanlış anlaşılır, oyuna gelmeyelim diye diye oyuna gelme oyununa gelip, dünya kadar taviz vermeyen, başta laiklik altı oku canı gibi savunan bir partiye ihtiyaç var” diye konuştu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Özgür Özel: ‘Bu ülkenin canları ve can yoldaşları tek adama da onun zulmüne de teslim olmayacak’

    Özgür Özel: ‘Bu ülkenin canları ve can yoldaşları tek adama da onun zulmüne de teslim olmayacak’



    CHP Grup Başkanı ve Genel Başkan Adayı Özgür Özel, İstanbul’da düzenlenen Serçeşme Hünkar Hacı Bektaş Veli Festivali’ne katıldı. Özel’e CHP milletvekilleri; Gamze Taşçıer, Süleyman Bülbül, Bekir Başevirgen, Umut Akdoğan ve Ulaş Karasu eşlik etti.

    Festivalde konuşan Özel, “Elbette mutsuzuz, elbette biz öyle bir mayıs ve böyle bir ekim hayal etmemiştik. Vallahi hiçbirimiz de bunu hak etmemiştik ama hepinizden isteğim şudur ki sakın ola omzunuzu düşürmeyin, sakın ola ümidinizi, mücadele azminizi kaybetmeyin. Zira bizim omzumuz düşerse birilerinin avuçlarının içini ovuşturma vakti gelir ama asla avuçlarını ovuşturmasınlar. Bu ülke, bu ülkenin sosyal demokratları, bu ülkenin çağdaş insanları, özgürlükçü, laik insanları, bu ülkenin canları ve onların can yoldaşları bir tek adama da onun zulmüne de teslim olmayacak ve inanın ki korktuğumuz olmayacak çünkü asla karanlık aydınlığı yenemez”

    Özel’in açıklamaları şöyle:

    “ALEVİLERİN MİLLİ MÜCADELE’DE VERDİKLERİ BÜYÜK DESTEK, O GÜNDEN BUGÜNE YOLLANAN EN SAMİMİ SELAMDIR”

    “Şüphesiz, Hacı Bektaş’a ilgi bugünle sınırlı değil, şüphesiz Hacı Bektaş’ın önemi öyle siyasetle sınırlanacak bir şey değil. Bu topraklarda özgürce yaşamamızın, bayrağımızın dalgalanmasını ve hep birlikte olmamızı Kurtuluş Savaşı’na borçlu olduğumuzu hepimiz biliyoruz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktıktan; Erzurum’da, Sivas’ta kongreleri gerçekleştirdikten sonra artık Milli Mücadele’nin karargahı ve milli iradenin tecelligahı olacak Ankara’ya gitmek üzere yola çıktığında aklına Selanik’teki bir Bektaşi babasının, ‘Bir gün Anadolu’da bir mücadeleye girersen ve arkanda samimi bir güç istersen uzun yıllardır o topraklarda acı çekmiş, bedel ödemiş Alevilerin yardımını almak için Hacı Bektaş’a gitmelisin, postun başını bulmalısın, Hacı Bektaş’ın başında bir dua okumalısın. Aradığın desteği de muhtaç olacağın kudreti de orada bulacaksın’ dediği kulaklarında çınlar. Kalkar, Ankara’ya gelmeden önce 22 Aralık 1919’da Ankara’ya varışından 5 gün önce kurmaylarıyla birlikte Hacı Bektaş’a varır, duasını okur, postun sahibinden beklediği manevi desteği, hiç ummadığı bir maddi desteği ve yine postun sahibinden Türkiye’nin dört bir yanındaki Horasan erenlerinin, önderlerinin kendisine vereceği desteğin müjdesini alır. O günden sonra Alevilerin Milli Mücadele’de verdikleri büyük destek, bugünkü bağımsızlığın, bugünkü özgürlüğün ve bugünkü kardeşliğin o günden bugüne yollanan en samimi selamıdır.

    “TÜRKİYE, ALEVİ-BEKTAŞİ VATANDAŞLARIN ON YILLARDIR ÇÖZÜLMEYEN SORUNLARIYLA BİR AN ÖNCE YÜZLEŞMELİDİR”

    Sizler, tarihte olduğu gibi bugün de bu toprakların insanına, birliğine, beraberliğine hizmet için gönlünü birleştirmiş canlarsınız. Pir Sultan Abdal’ın yüzyıllar öncesinden bu topraklara bıraktığı o büyük sözle, ‘Gelin canlar bir olalım’ sözüne bağlı canlarsınız. İşte bu düşünce, bu inanç; türküsünden semahına yaşama kattığınız, her yerde gösterdiğiniz bu güzellikle bu topraklarda eşit vatandaşlık koşullarına bir an önce kavuşmayı bekleyenlerin sesini bir an önce duymalıyız. Türkiye, Alevi-Bektaşi vatandaşların on yıllardır çözülmeyen, adeta yok sayılan sorunlarıyla bir an önce yüzleşmelidir. Türkiye, vicdanlı milyonların oluşturduğu bu büyük vatanımızda vicdanları yaralayan, bir türlü açık seçik ifade edilmeyen bir ayrımcılıkla Alevilere eşit vatandaşlık haklarını hala daha vermemiştir. İbadethanelerinden gündelik yaşamın her bir detayına, Alevi yaşamını devlet eşitlik ilkesiyle tesis etmemiştir. Devlet, Alevilere borçludur, hepimiz Alevilere borçluyuz. Eşit vatandaşlık hakkını borçluyuz. Kamu düzeninden inanç yaşamına kadar insanlık tarihinin bu çok özel inanç grubuna bugün yaşadıkları zorluklardan dolayı utanç doluyuz, borçluyuz, anayasal eşit vatandaşlık hakkının talebi önünde bir kez daha CHP olarak saygıyla eğiliyoruz.

    “HAMAS’IN VARLIĞINDAN DUYDUĞUMUZ RAHATSIZLIKLA FİLİSTİN’İN HAKLI MÜCADELESİNİ GÖRMEZDEN GELMEDEN KONUMLANMALIYIZ”

    Filistin ve İsrail arasında yaşananlar her birimizin yüreğini dağlıyor. Eli kanlı bir terör örgütü olan Hamas’ın roket saldırıyla yeniden başlayan çatışmalar bu kez İsrail’in bu teröre devlet terörüyle cevap vermesiyle devam etti. İsrail Gazze’de, Filistin’de işgal ettiği topraklar üzerinde yaptığı mezalimle, küçücük çocukların kanının akmasıyla hepimizin kanını donduran o görüntülerle karşımızdadır. Biz tarihsel sahiplenişimizle Karaoğlan Bülent Ecevit’in Filistin davasını sahiplendiği gibi, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının Filistin davasını sahiplendiği gibi, dinci terör örgütü Hamas’ın Filistin davasını mahkum etmeden, Hamas’ın varlığından duyduğumuz rahatsızlıkla Filistin’in haklı mücadelesini görmezden gelmeden burada doğru bir konumlanmaya ihtiyaç duyuyoruz. Filistin’de olanların her iki taraftan hedef gözetilmeden atılan füzeleri, sivillere karşı işlenen insanlık suçunu gördükçe hala daha içimizde kor gibi yanan ve sönmeyecek o ateşle, Madımak’ın kurbanlarından, Serçeşme’nin dallarından biri olarak ömrünü Madımak’ta bırakmış canımız Aşık Nesimi Çimen’in dizelerini hatırlamak gerekiyor. Şu dünyanın dört bir yanında savaşları, zulmü, ölümü ve ölüm saçan savaş aygıtlarını gördükçe; ‘Nesim der ki ey füze yapanlar, acımasız, zalim cana kıyanlar bırak ey yaşasın bütün insanlar. Barış güvercini uçsun bütün dünyada.’

    “BU ÜLKENİN CANLARI VE CAN YOLDAŞLARI TEK ADAMA DA ONUN ZULMÜNE DE TESLİM OLMAYACAK”

    Elbette mutsuzuz, elbette biz öyle bir mayıs ve böyle bir ekim hayal etmemiştik. Vallahi hiçbirimiz de bunu hak etmemiştik ama hepinizden isteğim şudur ki sakın ola omzunuzu düşürmeyin, sakın ola ümidinizi, mücadele azminizi kaybetmeyin. Zira bizim omzumuz düşerse birilerinin avuçlarının içini ovuşturma vakti gelir ama asla avuçlarını ovuşturmasınlar. Bu ülke, bu ülkenin sosyal demokratları, bu ülkenin çağdaş insanları, özgürlükçü, laik insanları, bu ülkenin canları ve onların can yoldaşları bir tek adama da onun zulmüne de teslim olmayacak ve inanın ki korktuğumuz olmayacak çünkü asla karanlık aydınlığı yenemez.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP Genel Başkan adayı Özgür Özel Diyarbakır’da konuştu: ‘Kürt sorununu çözmek için söz veriyoruz’

    CHP Genel Başkan adayı Özgür Özel Diyarbakır’da konuştu: ‘Kürt sorununu çözmek için söz veriyoruz’



    Değişim tartışmalarının devam ettiği CHP’den il kongreleri de sürüyor.

    Bugün gerçekleşen Diyarbakır İl Kongresi’nde Genel Başkan adayı Özgür Özel dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

    “İKİ ŞEYİN RENGİ OLMAZ”

    CHP Grup Başkanı ve Genel Başkan Aday Adayı Özgür Özel, şunları söyledi:

    “Diyarbakır’a, Sezgin Tanrıkulu’ndan sonra CHP adına en çok gelen giden birkaç isimden bir tanesiyim. Burada il başkanımızın, ilçe başkanımızın şahsında; CHP için bu zor coğrafyada, bu büyük mücadeleleri için bütün örgütümüze yürekten teşekkür ediyorum. Diyarbakır’da siyasi temsilde bulunmak, haksızlıklara karşı ses yükseltmek, doğru yerde durmak başka taraflardan başka başka yorumlanabiliyor. Ama iki şeyin rengi olmaz. Bunlardan biri bir ananın gözünün yaşıdır, birisi de emekçinin alnının teridir. Bunun Türkü, Kürdü, Alevisi, Sünnisi, sağcısı, solcusu olmaz. Anaların gözünden yaşlarının süzülmeyeceği, emekçinin alnının terinin hakkını alacağı yarınlara birlikte yürüyeceğiz. Yarınları hep birlikte kuracağız.

    “BARIŞA DEMOKRASİYE DAİR NE VARSA HEPSİ BİZİMDİR VE BU TALEPLER SUÇ DEĞİLDİR”

    Gaffar Okkan’ı, Ape Musa’yı, Tahir Elçi’yi ve isimlerini anamadığım, hepimizin kayıplarına hep birlikte ağladığımız değerlerimizi saygıyla anmak lazım. Ve şu sözü tekrarlamak lazım. Barışa, demokrasiye, kardeşliğe, özgürlüğe dair ne varsa hepsi bizimdir ve bu talepler asla suç değildir. Diyarbakır’ın barış ve kardeşlik talebinin karşısında sizinle birlikte saygıyla eğiliyorum.

    “TÜRKİYE’DE KÜRT SORUNU OLDUĞUNU İNKAR EDİYORLAR”

    Ülkeyi bugünlerde, geçmişte ‘Kürt sorunu benim meselem’ diyen birisi yönetiyor. Artık Türkiye’de Kürt sorununun olduğunu inkâr ediyorlar. Onların savruldukları yer bir yana; biz, Kürtlerin kimliğine, dillerine, kendilerini ifade etmelerine ve her türlü ayrımcılığa karşı, uğradıkları her türlü haksızlığa karşı, Kürt sorununu görüyor, biliyor ve gerçekten siyasi istismar konusu yapmaksızın çözmek, bu yolda yürümek üzere söz veriyoruz arkadaşlar. Söz veriyoruz.

    “DEMOKRASİYE VURULAN KAYYUM HANÇERİNİ REDDEDİYORUZ”

    Bazı illerin, bazı seçmenlerin belediye başkanı seçebildiği, bazı seçmenlerin seçemediği bir ülkeye demokrasi denmez. Manisa’da oy atıp belediye başkanı seçebilirsin; İstanbul’da, Osmaniye’de, Yozgat’ta, Trabzon’da seçebilirsin. Ama Mardin’de, Muş’ta, Diyarbakır’da olunca, ‘Sen seçersin ben görevden alır bildiğimi atarım.’ Böyle bir demokrasiyi, kayyum demokrasisini, demokrasiye vurulan kayyum hançerini reddediyoruz. Ayrıca, hangi partiye oy verirlerse versinler; Diyarbakırlıların verdiği oyların Türkiye’nin dört bir yanındaki oylar kadar eşit, özgür oylar olduğunu biliyoruz. Onların temsilcilerine farklı muameleler uygulanmasını da asla doğru bulmuyoruz.

    “SOL, SOSYAL DEMOKRAT CESUR BİR SİYASETİ SAVUNMAMIZ GEREKTİĞİNE YÜREKTEN İNANIYORUM”

    Elimde, ‘Değişimin Yüzyılı, Yüzyılın Değişimi’ diye ifade ettiğimiz tutum belgemiz var. Şüphesiz, 81 ilde 975 ilçeden çağrıldığım her yere yetişerek, Diyarbakır’ın ilçelerine kadar hep birlikte gezdiğimiz süreçte… 2019 yerel seçimlerinde, 41 ilde 247 aday tanıtmış, ardından 500’den fazla yerde konuşmuş sadece 14 Mayıs – 28 Mayıs arası 33 tane mitingi, 11 ilde yapmış bu partinin bir evladı olarak 28 Mayıs gecesi sizlerle birlikte çok üzüldük, çok yıprandık, çok yıkıldık. Diyarbakır’da sayın Genel Başkanın aldığı oy önemliydi, bir milletvekili çıkarmak önemliydi. Ama yüzyılın seçimi dediğimiz ve bu seçimin sonunda bu ülkenin başında Cumhuriyete, onun kurucu kadrolarına, Cumhuriyetin kuruluş değerlerine, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e husumet duyanlar yönetimde olmayacak diye çıktığımız yolda uğradığımız seçim yenilgisi hepimizin boynunu büktü.

    Artık bu ayrıştıran ve bizi öteye iten anlayışa itiraz etmek gerekiyordu. Referandum 52-48 (yüzde), İhsanoğlu 52-48, bir önceki Cumhurbaşkanlığı seçimi 52-48… Bu seçimi ikinci tura bırakabildik ama sonuç yine değişmedi Recep Tayyip Erdoğan 52, karşısındaki muhalefet bloku 48. Ben onun bizi dikine kesen; Kürtler ve Türkler, sağcılar ve solcular, Aleviler ve Sünniler, milliler ve gayri milliler… Bir tarafı öteye ittiren, o kutbu şeytanlaştırıp, ötekileştiren; kendi arkasını kalabalıklaştırarak seçim kazanan siyasetine itiraz ediyorum. ‘Onlar gelirse ezan susacak, bayrak inecek, şu olacak bu olacak’ diye yapılan bu dikine kesen siyasete karşı CHP’nin; AK Partilisinin, MHP’lisinin, HDP’lisinin, İYİ Partilinin kızıp da sandığa gitmeyenin, hepsine birden dokunan, onların yoksullukları ile meşgul olan, onların uğradıkları haksızlıklarla meşgul olan; onların kimsesizliğiyle, güvencesizliğiyle meşgul olan enine kesen sol, sosyal demokrat cesur bir siyaseti savunmamız gerektiğine yürekten inanıyorum.

    “PARTİMİZİ İKTİDARA GÖTÜRELİM”

    Ben diyorum ki: Ben örgütümün, üyelerimin yaptığım görevlerde hiç başlarını öne eğdirmedim. Pozantı Cezaevini kapattırırken de hak ihlalleri raporlarını yazarken de parlamentoda o Süleyman Soylu’ya, o Hulusi Akar’a, Meclis Başkanlarına ve Recep Tayyip Erdoğan’a karşı sizi hiç mahcup etmedim. Derseniz ki, ‘Özgür kardeşimiz, evladımız, yoldaşımız sen bu partiyi yönetirsin, bu partiyi güçlendirirsin, bu partiyi iktidar yaparsın…’ Ben varım, yol verirseniz hep beraber yürüyelim, partimizi iktidara götürelim.

    Güzel günler göreceğiz. Birlikte başaracağız, CHP olarak birlikte kazanacağız. Alkışlayan elleriniz dert görmesin. İşte böyle hep birlikte ayağa kalkacağız, partiyi ayağa kaldıracağız. Birileri onun yolu, bunun yolu Diyarbakır’dan geçer diyor. Diyarbakır yol değildir, hedeftir. Barış, kardeşlik, özgürlük için hedeftir. Diyarbakır iktidar için hedeftir. Hep beraber başaracağız.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Özgür Özel’den Altan Öymen’e ziyaret

    Özgür Özel’den Altan Öymen’e ziyaret



    CHP Grup Başkanı ve Genel Başkan adayı Özgür Özel, eski CHP Genel Başkanı Altan Öymen’i İstanbul Beşiktaş’taki evinde ziyaret etti.

    Yaklaşık 1,5 saat süren ziyaretin ardından Öymen ve Özel, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

    Öymen, Özel ve arkadaşlarını ağırlamaktan mutluluk duyduğunu belirterek, kurultay için kendilerine başarı dileklerini ilettiğini söyledi.

    Başta siyaset olmak üzere birçok konuyu konuştuklarını aktaran Öymen, bir ufuk turu yaptıklarını kaydetti.

    Özgür Özel de CHP’de yapılacak kurultaya ilişkin adaylığı ve genç kadrolarıyla ilgili Öymen’i bilgilendirdiklerini söyledi.

    Özel daha önce de eski SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın’ı ziyaret etmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Özgür Özel, ‘Ebabil Harekatı’nın ne olduğunu hatırlattı: Deşifre etmiştim

    Özgür Özel, ‘Ebabil Harekatı’nın ne olduğunu hatırlattı: Deşifre etmiştim



    Dün Ankara’da İçişleri bakanlığının önünde bombalı saldırı düzenlenmişti. Bu olaydan sonra Soylu’ya yakın Twitter hesapları, saldırıdan İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’yı sorumlu tutmuştu. Bu hesaplardan biri de Soylu’ya yakın Ebabil Harekatı’ydı. Söz konusu hesap, bir süre sonra bu tweet’i sildi ve yeni bir tweet paylaşarak hesabın kapatılacağını açıkladı: “Bugün Ebabil Harekatı hesabından atılan tweet kabul edilemez! Bunu asla kabul etmiyor ve Ebabil Harekatı’nın sosyal medya hesabını kapatıyoruz.”

    Dün akşama doğru da harekatın Twitter hesabı kapandı.

    Özgür Özel, ‘Ebabil Harekatı’nın ne olduğunu hatırlattı: Deşifre etmiştim - Resim : 1

    CHP Genel Başkanlığı’na aday olan Grup Başkanı Özgür Özel, bugun (2 Ekim) sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, daha önce ‘Ebabil Harekatı’ isimli trol organizasyonunu deşifre ettiğini söyledi. Özel, ‘‘Bir santim eğilmeyiz. Biliriz ki biz bir santim eğilirsek Bunlar bu millete diz çöktürürler’’ diye konuştu.

    Özgür Özel, ‘Ebabil Harekatı’nın ne olduğunu hatırlattı: Deşifre etmiştim - Resim : 2

    NE OLMUŞTU?

    Özel, Eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun danışmanlığını yapan Emin Şen’in SM360 ve Native isimli şirketleri üzerinden kamudan aldığı ihalelerle, “sosyal medya trollerine ödeme yaptığını” iddia etmişti. Özel, Şen’in Ebabil Harekâtı adlı yapılanmayı yönlendirdiğini belirtmişti.

    İçişleri Bakanlığı’nın resmi sitesinde Şen, “Bakan müşaviri” olarak kayıtlıyken Özel’in açıklamaları sırasında bu kayıt, “Danışman” olarak değiştirilmişti. Ardından bakanlıktan yapılan açıklamada, “Emin Şen, kadrolu çalışan değildir. Uzun süredir İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya sosyal medya danışmanlığı yapmaktadır” denilmişti.

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • En net cevabı verdi: Özgür Özel Meclis Grup Başkanlığı’ndan istifa edecek mi?

    En net cevabı verdi: Özgür Özel Meclis Grup Başkanlığı’ndan istifa edecek mi?



    4-5 Kasım tarihlerinde düzenlenecek Cumhuriyet Halk Partisi Olağan Büyük Kurultayı’nda mevcut dört adaydan biri olan ve “değişim” talebinin taşıyıcısı konumunda olan Özgür Özel, dün Ankara’da bir araya geldi.

    Manisa milletvekili Özgür Özel’e sorulan sorulardan ve yanıtı merak edilen sorulardan biri “Grup Başkanı olarak Genel Başkan adayı olmanız tartışmalara neden oldu. İstifa edecek misiniz?” idi.

    “GRUP BAŞKAN VEKİLİ OLSAM İSTİFA ETMEK LAZIM OLURDU, BURADA BİR VEKALET İLİŞKİSİ YOK”

    Özgür Özel, CHP tarihinde ilk kez tecrübe edilen bir durum olduğunu ve istifa tartışmalarının şu aşamada “kötü niyetli” bulduğunu dile getirdi.

    “Genel başkanımız milletvekili değil, dolayısıyla grup başkanı değil. Grup başkanımız da genel başkan değil. Bu ilk kez oluyor. Geçmişte bir SHP döneminde var ama CHP’de ilk kez oluyor. Bu yüzden de bir kavram kargaşası ve bu konuda bazı kötü niyetli, yanlış yönlendirmeler var. Mesela ‘genel başkanın koltuğunda oturuyor’ deniyor. 14 Mayıs’a kadar genel başkanın koltuğunda oturuyordum. Çünkü genel başkanımızın Meclis’te bir koltuğu vardı. Şimdi öyle bir koltuk yok. Hem vekil hem rakip hem vekalet ediyor hem rekabet ediyor durumu yok. Oysaki ben grup başkanıyım. Örneğin grup başkan vekiliyken aday olunca istifa etmek lazım. Bence de istifa etmek lazım o durumda. Ama burada bir vekalet ilişkisi yok.”

    “SEÇİM ÖNCESİ ÇALIŞMA BAKANLIĞI’NA ADAY OLABİLİRDİM MÜMKÜNDÜ, GRUP BAŞKANLIĞINA ADAY OLDUM; TALEP ETTİĞİM POZİSYONDAYIM”

    Grup başkanlığından istifa tartışması yürürken Özgür Özel’e getirilen ana eleştiri, seçimlerden sonra bu göreve CHP lideri tarafından rakipsiz bir şekilde aday gösterilmesiyle seçilmesi bir nevi ‘atanmış’ olmasıydı.

    CHP Genel Başkan adayı bu konuya da açıklık getirdi.

    “Efendim, ‘Kemal Bey dedi diye oraya seçildi’. Seçimden öncesini hatırlatayım arkadaşlar. Cumhurbaşkanı adayımız vardı. Yardımcı adaylarımız vardı. Meclis Başkan adayımız vardı. Bakan adaylarımız vardı. Ben ne adayıydım? Grup başkanlığına adaydım. Seçim bittikten sonra seçimden önceye hedeflediği pozisyona gelen bir tek ben varım. Ve benim pozisyonumu tartışıyor bazı arkadaşlar. Yani ben seçimden önce talep ettiğim siyasi pozisyondayım. Diğerleri arkadaşlarımız o pozisyonda değiller. Bu noktada bu geldiğimiz noktada hepinizin gözü önünde bir şey gerçekleşti. Ben milletvekili kaydı yaptırıyordum, Genel başkanımıza gittik ve üç grup başkan vekili dedik ki; ‘Grupta seçim yapalım’. Genel başkan, ‘olur’ dedi, 11 aday çıktı. 11 vekilimiz aday, grup başkan vekilliği için yarışacak. Ben, ‘grup başkan vekilliğine aday değilim, grup başkanlığına adayım’ dedim. Sordu, ‘Arkadaşlar rakip var mı?’. ‘Henüz çıkmadı çıkarsa yarışacağız’ dedik. Ben partinin iktidarda olup dört grup başkan vekilinin de yeni arkadaşlar olacağını düşünerek sekiz yıllık meclis tecrübesiyle grup başkanlığı noktasında karar belirtmiştim. Yoksa birçok bakanlık, Çalışma, Sosyal Güvenlik Bakanlığı mümkündü, birçok şey mümkündü. Şimdi geldiğimiz bu noktada istifa etmemle ilgili genel talep ve yaklaşımların hukuki ve nesnel bir dayanağı yok.”

    “GRUP BAŞKANLIĞI YOĞUNLUĞUNDAN BELLİ BİR SÜRELİĞİNE AYRILMAK LAZIM”

    Ancak Özgür Özel, “asla grup başkanlığından istifa etmem” pozisyonunda değil. 1 Ekim’de CHP Grup Başkanı olarak TBMM’nin açılışına katılma kararlılığında olan CHP Genel Başkan adayı, sonrasında olası kurultay “yoğunluğunda” görevden ayrılma konusunda kapıyı araladı:

    “Benim temel yaklaşımım şu; bu önümüzdeki süreçte kongreye yoğunlaşmak adına buradaki grup başkanlığı yoğunluğundan -ki partiler görüşmeye gelecekler, gidecekler falan öyle şeyler olabilir- Grup başkanlığı yoğunluğundan belli bir süreliğine ayrılmak lazım. Öyle bir düşüncem var ama pazar günü Meclis açılacak. Zaten milletvekillerimiz bugüne kadar yoktu. 1 Ekim’de grup başkanı olarak görevimi yapacağım. 3 Ekim’de arkadaşlarımız gelecekler. Grubumuzdaki arkadaşlarla da son görüşmelerimi yaptıktan sonra karara varacağız ama meselenin kendisi öyle grup başkan vekili, grup başkanı, genel başkanı vekilidir. O yüzden istifa etmelidir tezine dayanan bir istifa olmayacak.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İmamoğlu’nu mu kastetti? Özgür Özel’den “Macron” sözlerine açıklama

    İmamoğlu’nu mu kastetti? Özgür Özel’den “Macron” sözlerine açıklama

    Mayıs ayındaki seçimlerden sonra başlayan değişim tartışmasının sürdüğü CHP’de kurultay 5 Kasım’da gerçekleşecek. Değişimcilerin adayı olan CHP Grup Başkanı Özgür Özel, BirGün gazetesine verdiği röportajda kullandığı ifadeler tartışma yarattı.

    Türkiye siyasetine yönelik bir özeleştiri yapan Özel, “Ecevit de vardı İnönü’nün geçmişinde. Kemal Bey de vardı Deniz Bey’in geçmişinde. İsmet Paşa da vardı Atatürk’ün geçmişinde. Geçmişi olmayan birisi, CHP kimliği olmayan birisi demek. O da başka bir şey. CHP’ye bir Macron aramıyoruz. Siyasetsiz birini bulmayacağız” demişti.

    Özel’in “CHP’ye bir Macron aramıyoruz. Siyasetsiz birini bulmayacağız. Sırf beyaz gömlek yakışıyor, kollarını kıvırdı diye partili olmayan birini partinin başına getiremeyeceğimize göre…” sözlerinin hedefinde, değişimcilerin önemli ismi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu kastettiği iddia edildi.

    İmamoğlu'nu mu kastetti? Özgür Özel'den "Macron" sözlerine açıklama - Resim : 2
    Kurultayda Ekrem İmamoğlu, Özgür Özel’in adaylığını destekliyor

    ÖZEL’DEN YANIT: YOK ARTIK! EKREM BAŞKAN PARTİSİZ Mİ?

    Özel’in açıklamaları sosyal medyada gündem oldu. Özel söz konusu iddialara X hesabından yanıt verdi.

    Özel, yaptığı paylaşımda, “Yok artık! BirGün gazetesindeki röportajımda seçmenin siyasetten ve partilerden kopuş tehlikesine dikkat çekip, Macron tipi partisiz figürlere yönelim riskine işaret ettim. Ekrem Başkan partisiz mi? Ekrem Başkan siyasetsiz mi?” ifadelerini kullandı.

    ÖZGÜR ÖZEL NE DEMİŞTİ?

    Özel şu ifadeleri kullanmıştı:

    “Sırf beyaz gömlek yakışıyor, kollarını kıvırdı diye partili olmayan birini partinin başına getiremeyeceğimize göre… Bu partinin başına yeni, güçlü ve partili bir figürü biz yakıştırmaz ve halka benimsetmezsek halk bir başka siyasetsiz birini partinin başında görebilir, Macronlaşma riski çıkar. Siyasetsizliği çözüm olarak görebilecek, popüler lider arayan ve bir anda popülist siyasete ön açabilecek bir seçmen grubu var. Bu riski görmek lazım. Bizim figürlerin onlar için cazip olduğunu göstermemiz lazım. Siyasetsiz lider tehlikesi, bence Fransa’da işleyen bu işin Türkiye’de işleme riski var. Sol, sosyal demokrat siyaset için, emekçilerin hakları için, örgütlenme özgürlüğü için en büyük tehlike bir siyasetsiz liderin gelme tehlikesidir.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP Manisa’da yeni başkan belli oldu; Değişimciler kazandı

    CHP Manisa’da yeni başkan belli oldu; Değişimciler kazandı



    38. Olağan Kurultay’a hazırlanan Cumhuriyet Halk Partisi’nde Manisa İl Kongresi’ni Grup Başkanı ve Genel Başkan Adayı Özgür Özel’i destekleyen değişimcilerin adayı Ferdi Zeyrek 342 oyla kazandı.

    Mevcut İl Başkanı Semih Balaban ise 256 oyda kaldı.

    Manisa Milletvekili olan Özel, kongrenin açılışında Manisa’nın evladı olduğunu vurguladı, “Sizin evladınız bu yola çıktı, bu yolculuğa çıktı.

    Bu evladınıza ‘Özgür, arkandayız’ diyorsanız, ben yola çıkıyorum. Ben sizi seviyorum, size güveniyorum, size inanıyorum. Sizinle birlikte bu partiyi ayağa kaldıracağıma, ben başaracağıma, başaracağımıza sonuna kadar inanıyorum” dedi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***