Etiket: Orta Doğu

  • NATO, Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesinde ilk irtibat ofisini Ürdün’de açacak

    NATO, Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesinde ilk irtibat ofisini Ürdün’de açacak


    NATO, Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesinde ilk irtibat bürosunu Ürdün’ün başkenti Amman’da açacağını duyurdu.

    NATO’dan yapılan açıklamaya göre, karar Washington’da düzenlenen NATO Liderler Zirvesi’nde “Değişen bölgesel ve küresel güvenlik ortamında Güney’deki ortaklarla daha güçlü, stratejik ve sonuç odaklı yaklaşım kurulması için hazırlanan eylem planı” kapsamında alındı.

    Açıklamada planın NATO’nun Doğu ve Kuzey Afrika’daki ortaklarıyla angajman ve işbirliğini güçlendirmeyi amaçladığı belirtilerek, bu kapsamda Ürdün’ün başkenti Amman’da irtibat ofisi kurulacağı kaydedildi.

    Ofis açılması kararının NATO-Ürdün arasındaki “derin stratejik ortaklıkta önemli bir kilometre taşına işaret ettiğinin” aktarıldığı açıklamada, “Amman’da bir NATO İrtibat Ofisinin açılması NATO ile Ürdün arasında uzun süredir devam eden ve daha da gelişecek olan ilişkilerin doğal bir ilerlemesidir” ifadesine yer verildi.

    Açıklamada, “Bu karar, Ürdün’ün hem bölgesel hem de küresel bağlamda istikrar unsuru olarak oynadığı önemli rolün ve terörizm ile şiddete varan aşırıcılık dahil uluslar ötesi tehditlerle mücadelede uzun zamandır üstlendiği lider rolünün altını çizmektedir” ifadesi yer aldı.

    Ofisin temsilcilik olarak faaliyet göstereceğinin kaydedildiği açıklamada, bu sayede NATO-Ürdün arasındaki ortak çıkar alanlarında siyasi diyalogu ve pratik işbirliğinin güçlendirilerek ikili ilişkilerin geliştirilmesinin amaçlandığı belirtildi.

    Ofisin, NATO-Ürdün makamları arasında düzenli temasların kurulmasına imkan tanıyarak “ulusal ve bölgesel bağlamın daha iyi anlaşılmasına ve stratejik analiz, sivil acil durum planlaması ve hazırlığı, kriz yönetimi, kamu diplomasisi, siber güvenlik ve iklim değişikliği gibi alanlarda konferanslar, kurslar ve eğitim programları dahil ortaklık programlarının ve faaliyetlerinin geliştirilmesine ve uygulanmasına” katkı sağlayacağı aktarıldı.

    Açılması planlanan ofis, NATO’nun Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesindeki ilk irtibat bürosu olma özelliğini taşıyor. (AA)

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İsrail ateşkese ‘hayır’ dedi, ABD Dışişleri Bakanı Blinken, Orta Doğu gezisinden eli boş döndü

    İsrail ateşkese ‘hayır’ dedi, ABD Dışişleri Bakanı Blinken, Orta Doğu gezisinden eli boş döndü


    AP’nin analizine göre Orta Doğu gezisini sonlandıran ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, ‘İsrail tamamen galip gelene kadar savaşın devam edeceğini’ ve önerilen ateşkes planını reddettiğini söyleyen İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’dan adeta “bir tokat yedikten sonra Washington’a” döndü.

    REKLAM

    ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, İsrail’in, Gazze’ye yönelik önerilen ateşkes planını reddetmesinin ardından son Orta Doğu gezisini sonlandırdı. 

    Blinken, İsrail ile Hamas arasında olası ateşkes ve rehinelerin serbest bırakılması için beşinci kez gittiği bölgede mekik diplomasisi yürütüyordu. 

    Ancak İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Hamas tarafından sunulan 135 gün sürecek üç aşamalı ateşkes planını reddetti. 

    Blinken, 7 Ekim’de başlayan savaştan bu yana Washington ile Tel Aviv arasındaki görüş ayrılıklarının en kötü seviyeye indiği bir ortamda Orta Doğu’dan eli boş ayrıldı.

    AP’nin analizine göre dört ülkeyi kapsayan Orta Doğu gezisini sonlandıran Blinken, ‘İsrail tamamen galip gelene kadar savaşın devam edeceğini’ söyleyen ve önerilen ateşkes planını açıkça reddettiğini belirten İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’dan adeta “bir tokat yedikten sonra Washington’a” döndü. 

    İsrail ile en büyük destekçisi ve müttefiki ABD arasındaki ilişkiler aylardır gergindi. 

    Ancak Netanyahu’nun ABD’nin en azından daha fazla müzakere için bir başlangıç noktası olması açısından ‘değerli’ bulduğunu belirttiği planı uluslararası kamuoyunun önünde reddetmesi, bölünmüşlüğü daha da arttırdı. 

    AP’nin haberine göre, Netanyahu, ABD ve diğer (Batılı) ülkelerin endişelerini de göz ardı etti ve Gazze’nin güneyinde, bir milyondan fazla Filistinlinin kaçtığı Mısır sınırındaki Refah semtine yönelik askeri operasyonlarını genişleteceklerini duyurdu. 

    Bu ilan tam da ABD’li bakanın ateşkes için bölgede bulunduğu bir gün ve saatte yapıldı. 

    Blinken: Ateşkes hala mümkün

    Bakan Blinken dün yaptığı açıklamada, taraflar arasında ateşkes ve rehinelerin serbest bırakılması anlaşmasının, İsrail ile Hamas’ın temel şartlar konusunda birbirinden hayli uzak noktalarda durmalarına rağmen hala mümkün olduğunu değerlendirmesinde bulunmuştu. 

    İsrail ile Hamas arasındaki savaş beşinci ayına girerken İsrail’in kente yönelik saldırılarında şu ana kadar 27 binden fazla Filistinli öldürüldü, on binlerce kişi yaralandı. Gazze halkının neredeyse tamamı yerinden edildi. 

    Blinken, olası bir anlaşmaya aracılık etmek üzere beşinci kez bölgede bulunuyordu. 

    Hamas’ın 135 gün sürecek üç aşamalı ateşkes planı, aralarında Mervan Barguti gibi üst düzey Filistinlilerin de bulunduğu Filistinlilere tutuklulara karşın tüm İsrailli rehinelerin serbest bırakılması ve savaşın sona erdirilmesini öngörüyordu.

    Söz konusu planı “hayal ürünü” diye nitelendiren Netanyahu, bu grubu Gazze’nin tam ya da kısmi kontrolünde bırakacak herhangi bir öneriyi reddetmişti. 

    Ancak Blinken, Netanyahu’nun tutumunu “zorlu müzakere sürecinin bir parçası” olarak nitelemiş ve “Bu bir ışığın düğmesini çevirmek değil. Evet ya da hayır değil. Her zaman bir ileri bir geri vardır.” sözleriyle yumuşatmaya çalışmıştı. 

    Keza Blinken, Hamas’tan gelen karşı öneriyi değerlendirmenin gerektiğine işaret etmişti. 

    Bölge uzmanlarına göre, Netanyahu’nun tutumu, Blinken’ın diplomatik çabalarını akim bıraktı. 

    Blinken, savaş kabinesinin ılımlı isimleriyle bir araya geldi

    Son ana kadar ateşkes çabalarını devam ettiren Blinken, bu sabah İsrail savaş kabinesinin ılımlı isimleriyle bir araya geldi. 

    REKLAM

    Blinken’in görüşmede, Gazze’deki rehinelerin serbest bırakılmasını sağlamanın yollarını ele aldığı belirtildi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ‘Savaşın eşiğinden dostluğa’: İran ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin tarihçesi

    ‘Savaşın eşiğinden dostluğa’: İran ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin tarihçesi


    İran ve Suudi Arabistan Çin’in arabuluculuğunda yedi yıldan uzun bir süre sonra ilişkileri düzeltme ve diplomatik temsilcilikleri yeniden açma konusunda anlaştı.

    Çin’de bir araya gelen iki ülke temsilcisi, iki ay içinde elçilik ve misyonlarını yeniden açacaklarını ve 20 yıldan uzun bir süre önce imzalanan güvenlik ve ekonomik işbirliği anlaşmalarını uygulayacaklarını duyurdu.

    Pekin’in Tahran ve Riyad arasında aldığı rol, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) on yıllardır güvenlik ve diplomatik girişimlerini geride bırakarak ana arabulucu olduğu Orta Doğu’daki dinamikleri sarstı.

    Peki iki ülke ilişkilerinin yakın tarihinde neler yaşandı? Hangi krizler ilişkilerde kilit rol oynadı? 

    1979 – İran Devrimi

    Suudi Arabistan, İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi’nin İslam Devrimi sırasında Şii Müslüman din adamları tarafından devrilmesine tepkili bir tutum takındı.

    1980-1988 – İran-Irak savaşı

    İran yönetimi, Bağdat’ın kimyasal silah kullandığı 1980-88 İran-Irak savaşı sırasında Irak’a verilen destekten dolayı Suudi Arabistan’a tepki gösterdi.

    1987-88 – Mekke

    Suudi Arabistan ve İran arasındaki ilişkiler Temmuz 1987’de Müslümanların kutsal kenti Mekke’de çıkan çatışmalarda 275’i İranlı 402 hacının ölmesiyle kopma noktasına geldi. İran’ın başkenti Tahran’daki protestocular Suudi elçiliğini işgal etti ve Kuveyt elçiliğini ateşe verdi. 

    Bir Suudi diplomat elçilik binasından düşerek ağır yaralandı ve hayatını kaybetti. Riyad da Tahran’ı diplomatın Suudi Arabistan’daki bir hastaneye naklini geciktirmekle suçladı. Bu olayın ardından Suudi Arabistan Kralı Fahd, 1988’de İran ile ilişkileri kesti. 1991’e kadar iki ülke arasında bir görüşme olmadı.

    1997 – Zirve

    Suudi Veliaht Prensi Abdullah, İslam Devrimi’nden bu yana ilk defa aralık ayında İslami bir zirve kapsamında İran’ı ziyaret eden en üst düzey Suudi isim oldu.

    1999 – İlişkilerde iyileşme sinyalleri

    İran Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi 1997’deki ilk zaferinden sonra Riyad’la yakınlaşmak için girişimlerde bulundu. 2001’de yeniden seçimleri kazanmasının ardından Suudi Kralı Fahd, seçim başarısından dolayı kendisini kutlayarak bunun “reformist politikasının bir onayı” olduğunu söyledi. Bu mesajın ardından Hatemi de 1979’dan bu yana ilk kez Suudi Arabistan’ı ziyaret etti. İki ülke arasında Nisan 2001’de imzalanan güvenlik anlaşması ile ilişkiler iyileşme yoluna girdi.

    2003-2012 Bölgesel gerilimler yükselişte

    2003’te Irak’ta Saddam Hüseyin’i deviren Amerika Birleşik Devletleri (ABD) öncülüğündeki işgal, ülkedeki Şii çoğunluğun güçlenmesine ve siyasi çizginin İran’a doğru kaymasına neden oldu.

    Suudi Arabistan’a yakınlığı ile bilinen Lübnanlı Refik el-Hariri’nin 2005’te öldürülmesi, İran ve Suriye’nin de aralarında bulunduğu ülkelerle ABD müttefiki Sünni Arap ülkelerini karşı karşıya getiren bir iktidar mücadelesine zemin hazırladı. Bu sırada Lübnan’da İran destekli Hizbullah hızla büyümeye ve güçlenmeye başladı. 

    Yaklaşık 15 yıl sonra, Birleşmiş Milletler destekli bir mahkeme Hariri cinayetiyle ilgili olarak üç Hizbullah üyesini gıyabında mahkum etti. Hizbullah ise kararı tanımadı. 

    2006’da İsrail ve Hizbullah arasında yaşanan savaş, iki taraf arasında farklı ittifakların kurulduğu şüphelerinin artmasına neden oldu. İran’ın nükleer enerji programı ve Hatemi yerine sert milliyetçi halefi Mahmud Ahmedinejad yönetiminin Körfez bölgesindeki girişimleri Suudilerde bu bölgeye Tahran’ın hakim olmaya çalışltığı yönündeki endişelerin derinleşmesine neden oldu.

    Wikileaks internet sitesinde yayınlanan ve dünyada büyük yankı uyandıran belgelerin birinde ise Suudi Arabistan Kralı Abdullah’ın 2008 yılında kendi diplomatlarına ABD’nin “yılanın başını kesmesi gerektiğini” söylediği işaret edilmişti. 

    2011 – Arap Baharı

    Suudi Arabistan, demokrasi yanlısı ayaklanmaların Tunus ve Mısır’dan doğuya, Körfez’e doğru ilerlemesini endişe ile karşıladı. Bahreyn’deki protestolar, adadaki Şii çoğunluğun iktidarı ele geçirmesi ve İran’la ittifak kurması korkusu nedeniyle “kırmızı çizgi” olarak görülüyordu.

    Suudi birlikleri bu noktada Bahreyn’in Sünni kraliyet ailesinin talebi üzerine devreye girerek Bahreynli Şiilerin ayaklanmalarını bastırmaya yardımcı oldu. Riyad, polis ve Şiiler arasında çıkan çatışmaların ardından bazı Şiileri yabancı bir devletle (İran) işbirliği yapmakla suçladı.

    ABD, Suudi Arabistan’ın Washington Büyükelçisine suikast düzenlemeye yönelik bir İran planını ortaya çıkardığını açıkladı. Riyad kanıtların çok güçlü olduğunu ve Tahran’ın bedel ödeyeceğini söyledi. İran ise Amerikan açıklamasını Tahran ile Riyad’ın arasını açmayı amaçlayan bir uydurma olarak nitelendirerek reddetti.

    2011 – Suriye iç savaşı, ABD-İran ilişkileri, nükleer müzakereler

    Ilımlı politikacıları ile tanınan Hasan Ruhani’nin Haziran 2013’te İran Cumhurbaşkanı seçilmesi İran’ın şimdiye kadarki çatışmacı dış politikasını uzlaşmacı bir yöne çevirdi. İran aynı yılın kasım ayında nükleer faaliyetlerini sınırlandırmak için Batılı ülkelerle geçici bir anlaşma imzaladı. Bu sayede İran’ın Körfez bölgesindeki Arap komşuları ile arasındaki ilişkiler iyileşmeye başladı.

    Suudi Arabistan liderliğindeki Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi aralıkta İran ile “içişlerine karışmama” temelinde iyi komşuluk ilişkileri kurulması çağrısında bulundu.

    Ancak İran-Suudi ilişkileri, Suriye’deki iç savaşa da yansıyan bölgesel güç mücadelesi nedeniyle durma noktasında olmayı sürdürdü. Riyad, Tahran’ın yakın müttefiki olan Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a karşı savaşan isyancıların önde gelen destekçilerinden biri.

    2015’te ise Yemen kirizi iki ülkenin adeta “düşman” olmasına neden oldu. İran’a bağlı bir grubun başkent Sana’da hükümeti devirmesi sonrasında yılında Suudi Arabistan, Batı destekli bir koalisyonun başında Husi hareketine karşı ülkeye askeri müdahalede bulundu. 

    2016 – Suudi Arabistan’da idamlar, İran’da karşı protestolar

    Suudi Arabistan 2 Ocak 2016 tarihinde aralarında önde gelen Şii din insanı Nimr el-Nimr’in de bulunduğu yaklaşık 50 kişiyi idam etti. Tahran’daki protestocular Suudi elçiliğine saldırdı. İran’ın en üst düzey lideri Ayetullah Ali Hamaney ise Nimr’in idamı için “ilahi intikam” sözü verdi.

    Bu açıklamadan bir gün sonra Suudi Arabistan İran ile ilişkilerini kesti. İran ise 7 Ocak’ta Suudi Arabistan’ı Yemen’deki büyükelçiliğine hava saldırısı düzenlemekle suçladı. Suudi yetkililer bu iddiayı propaganda olarak nitelendirerek reddetti.

    29 Mayıs 2016’da İran, Suudi Arabistan’ı “sabotaj” yapmakla ve hacıların güvenliğini sağlayamamakla suçlayarak hacılarının yıllık hac ziyaretine katılmalarını yasakladı.

    2019’dan bugüne

    14 Eylül 2019’da Suudi Arabistan, petrol tesislerine yapılan ve krallığın arzının yarısını kesen saldırılardan İran’ı sorumlu tuttu. İran olayla ilgisini reddetti; Yemen’deki İran yanlısı Husi grubu saldırıların sorumluluğunu üstlendi.

    Suudi Arabistan Aramco saldırısında İran’ı suçladı, ABD ise ‘saldırı savaş nedeni’ dedi 

    3 Ocak 2020’de İranlı askeri komutan Kasım Süleymani, Bağdat’ta bir ABD insansız hava aracı saldırısında öldürüldü.

    9 Nisan 2021’de İran ve Suudi Arabistan, Bağdat’ın ev sahipliğinde ilk doğrudan görüşmelerini gerçekleştirdi. Nisan 2021 ile Eylül 2022 arasında, çoğunlukla Irak ve Umman’ın arabuluculuğunda dört tur görüşme yapıldı.

    İran 13 Mart 2022’de, planlanan beşinci tur öncesinde, Suudi Arabistan’da aktivistlerin 41 Şii Müslüman’ı da içerdiğini söylediği toplu idamlardan bir gün sonra görüşmelerden çekildi.

    21 Nisan 2022’de ise beşinci tur görüşmeleri gerçekleştirildi.

    19 Ekim 2022’de İran lideri Hamaney’in başdanışmanı Suudi ve İran elçiliklerinin yeniden açılması çağrısında bulundu.

    Çin Devlet Başkanı Şi Cinping 9 Aralık 2022’de Suudi Arabistan’ı ziyaret etti ve Veliaht Prens Muhammed bin Salman ile görüştü. İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, Şi ile görüşmek üzere 16 Şubat 2023’te Çin’i ziyaret etti.

    İran ve Suudi Arabistan 11 Mart 2023’te, yıllar süren düşmanlığın ardından Çin’in aracılık ettiği bir anlaşmayla ilişkileri yeniden kurmayı kabul etti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Arap Baharı sonrası Orta Doğu ve K. Afrika’da demokrasi: Ülkelerin demokrasi endeksi nasıl değişti?

    Arap Baharı sonrası Orta Doğu ve K. Afrika’da demokrasi: Ülkelerin demokrasi endeksi nasıl değişti?


    Tunus’ta 17 Aralık 2010’da seyyar satıcı Muhammed Buazizi’nin kendini yakmasıyla başlayan Arap Baharı’nın üzerinden neredeyse 11 yıl geçti. Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da demokratik ve katılımcı yönetimlerin önünü açması beklenen Arap Baharı’ndan sonra birçok ülkede istikrarsızlık hakim durumda.

    Arap Baharı sonrası bölge ülkelerinin Demokrasi Endeksi nasıl değişti? Hangi ülkelerde demokratik anlayış güçlenirken hangi ülkelerde demokratik gerileme yaşandı?

    Ekonomist İstihbarat Birimi’nin (EIU) hazırladığı Demokrasi Endeksi 2010 ve 2020 yılları arasındaki değişimi ortaya koyuyor.

    0-10 arası üzerinden yapılan değerlendirmede 10 puan en ileri demokratik seviyeyi gösteriyor. Buna göre 19 ülkeden 10’nun Demokrasi Endeksi skoru yükselirken 9’unda ise düşüş yaşandı.

    Demokrasi Endeksi skorlarındaki değişime bakıldığında en büyük ilerleme Tunus’ta görüldü.

    Bu rapor, Tunus’ta Cumhurbaşkanı Said’in Meclis’i feshederek tüm yetkileri üzerine alması gibi son dönemde yaşanan gelişmelerden önce hazırlanmış bir çalışma.

    Tunus 2,79 olan endeks skorunu 6,59’a çıkarmayı başardı. Fas da 3,79’dan 5,04’e çıkarak önemli bir gelişme gösterdi. Diğer ülkelerdeki ilerlemeler ise daha düşük seyretti: İran (0,26 puan), Suudi Arabistan (0,24 puan), Birleşik Arap Emirlikleri (0,18 puan).

    En çok gerileme Lübnan ve Filistin’de

    Endeksteki 10 yıllık değişime bakıldığında en çok gerileme 1,66 puan ile Lübnan’da görüldü. Lübnan’ın endeksi 5,82’den 4,16’ya düştü. Filistin’in endeksi de 1,61 puan gelirken onu 1 puan düşüşle Bahreyn takip etti.

    Tunus 90 basamak atladı, Lübnan 28 sıra geriledi

    Demokrasi Endeksi sıralamasına bakıldığında da en büyük zıplamayı Tunus yaptı. 144. Sıradan 54. Sıraya kadar yükselen Tunus tam 90 sıra gelişme gösterdi. Fas 20 sıra ve Cezayir 10 sıra yükseldi. Mısır’ın yeri değişmezken en büyük gerileme 28 sıra ile Bahreyn ve 22 sıra ile Lübnan’da görüldü.

    Suriye ise dünya sıralamasında 12 basamak geriledi. Libya’nın 1 sıra yukarıya çıkması dikkat çekti.

    En üst ve en altta hangi ülkeler var?

    Demokrasi Endeksi 2020 sıralamasında en iyi durumda olan bölge ülkesi 54. sıradaki Tunus. Ancak Tunus’ta yaşanan iktidar değişikliğinden sonra bu ülkenin 2021 puan ve sıralamasının ne kadar değişeceği tartışılıyor.

    96. sırada yer alan Fas en iyi ikinci ülke konumunda. 164. sıradaki Suriye Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da en kötü duruma sahip. Yemen ve Libya 157. sırayı paylaşıyor. Mısır 138. iken Suudi Arabistan 156. basamakta kendine yer buldu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Avustralya’da organize suç örgütüne yönelik operasyonda en az 200 gözaltı

    Avustralya’da organize suç örgütüne yönelik operasyonda en az 200 gözaltı


    Avustralya polisi, ülke tarihinin en büyük uluslararası organize suç operasyonunda 200’den fazla kişiyi gözaltına aldı, uyuşturucu trafiğine darbe vuruldu. Narkotik birimlerin uzun süredir izlediği uluslararası çetenin lideri Hakan Ayık’ın İstanbul’da olduğu öne sürüldü.

    Ironside adı verilen operasyonun, ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI) iş birliğinde 2018 yılında başlatıldığı ve Güney Amerika, Asya ve Orta Doğu’daki mafya, yasa dışı örgüt ve uyuşturucu çetelerini de kapsadığı öğrenildi. Avustralya genelinde en az 300 adrese yapılan baskınlarda 3,7 ton uyuşturucu ile 104 ateşli silah ele geçiren güvenlik güçleri ayrıca yaklaşık 35 milyon Amerikan doları değerinde nakit paraya da el koydu.

    Avustralya Başbakanı Scott Morrison konuya ilişkin basın açıklamasında, “Bu sadece kendi ülkemizde değil, dünya çağındaki organize suç örgütlerine ağır darbe vurmuştur. Avustralya kolluk kuvvetlerinin tarihinde de dönüm noktasıdır” ifadelerini kullandı.

    En çok aranan uyuşturucu baronu Hakan Ayık Türkiye’de iddiası

    Polis, yeraltı dünyasında kullanılan mesajlaşma uygulaması ANOM’daki yazışmalara sızarak istihbarat elde ettiğini ve çok sayıda cinayet planının da engellendiğini açıkladı. Güvenlik birimlerinin ulaştığı 25 milyondan fazla mesaj sayesinde suikast planları ve uyuşturucu nakliyatına ilişkin ayrıntılarda gün yüzüne çıkmış oldu.

    En az 11 bin kullanıcısı olduğu tahmin edilen ANOM adlı uygulamanın suç örgütleri arasında yayılmasında, Hakan Ayık adında Avustralya vatandaşı firarinin rol oynadığı belirtiliyor. İddialara göre en son İstanbul’da görüntülenen 42 yaşındaki uyuşturucu baronu Ayık, Avustralya’nın en çok arananları arasında.

    Ayık 2010 yılında Avustralya’dan kaçmıştı.

    Yetkililer, Ironside kapsamında 18 ülkede de gözaltıların olduğunu aktardı. Bu operasyonlara ilişkin FBI ve Europol’un gün içinde açıklama yapması bekleniyor.

  • Ateşkes sonrası Orta Doğu’da son durum ne?

    Ateşkes sonrası Orta Doğu’da son durum ne?


    Kayıplar ve rakamlar aksini söylese de ateşkesin ardından cuma günü toplanan binlerce Filistinli, gelinen noktayı Hamas için net bir zafer olarak görüyor. İsrail ise en ufak bir saldırıda “yeni bir kuvvet seviyesi” ile cevap vereceğini duyuruyor.

    11 gün süren savaş geride çoğu Filistinli 200’ün üzerinde can kaybı bıraktı. İsrail’in hava saldırıları hali hazırda alt yapısı ve ekonomisi harap durumda olan Gazze şeridine daha da yıkım getirdi. Filistinliler ise İsrail’in demir kubbe savunma sistemini aşacak kadar çok sayıda roket atılabilmiş olmasını ve bazı hasarlar verilmesini İsrail’i ateşkese zorladığını düşünüyor.

    İsrail Başbakanı Netanyahu yaptığı son açıklamada “Eğer Hamas gelecekte roketleri tolere edeceğimizi düşünüyorsa yanılıyor.” diyerek uyarıda bulundu.

    Ülkedeki şahin cephenin eleştirileri ile karşı karşıya kalan İsrail lideri, ülkesinin “cesur ve yeni şeyler yaptığını ve bunları da gereksiz maceralara sürüklenmeden yaptığını” söyledi. İsrail kuvvetlerinin, “İsrail’de minimum zayiatla Hamas’a maksimum hasar” vermiş olduğunu ekledi.

    Netanyahu İsrail füzelerinin, 25 üst düzey komutan da dahil olmak üzere 200 militanı öldürdüğünü 100 kilometreden daha fazla tünele hasar verildiğini belirtti.

    Savaşçı ve sivillerin tam listesini açıklamayan Gazze Sağlık Bakanlığı’na göre ise 1910 kişi yaralandı ve en az 243 Filistinli öldürüldü. İsrail’de açıklanan rakamlara göre ise 5 yaşında bir erkek ve 16 yaşındaki bir kız dahil orada on iki kişi öldürüldü.

    Cuma namazından sonra ilk gerginlik

    Ateşkes daha cuma sabahından hassas bir teste tabi tutuldu ve El Aksa Camii’nde kılınan cuma namazı sonrasında Filistinli göstericilerle İsrail polisi arasında arbede çıktı.

    Polisin gaz ve şok tabancası kullandığı görüldü. Filistinliler ise İsrail polisinin üzerine çok sayıda taş ve bir molotof attı.

    Batı Şeria’da da Filistinli göstericiler İsrailli askerlerle çatıştı. Gazze’de gün boyu kutlama etkinlikleri yapılırken turuncu yelekli işçiler bölgedeki molozları kaldırmaya ve caddeleri süpürmeye koyuldu.

    “Sabırlı olmak bu toprakların kaderi”

    AP’ye konuşan Gazze esnafı Eşref Ebu Muhammed “Hayat elbette normale dönecek çünkü bu ilk savaşımız değil son da olmayacak. Kalbimiz acı ile dolu, felaketler meydana geldi, aileler yok oldu. Ama sabırlı olmak bu toprakların kaderi” diyor.

    İsrail’in en sert vurduğu ve bir çok insanın sevdiklerini kaybettiği, evlerini kaybettiği kuzeydeki Beit Hanoun’da ise kutlamalara pek rastlanmıyor.

    “Ateşkes ölmemiş olanlar için”

    “Böyle büyük bir yıkımı burada ilk kez görüyoruz” diyen Azhar Nasır ekliyor: “Ateşkes kendileri veya sevdikleri ölmemiş, evleri bombalanmamış insanlar için”

    Gazze’de kurtarma işçileri hala girilmesi tehlikeli olan bölgelerde ve binaların içerisinde mahsur kalmış olan insanları kurtarmaya çalışıyorlar.

    DSÖ: Sağlık tesisleri ve Covid test merkezi hasar gördü

    Dünya Sağlık Örgütü’ne göre Gazze’de 30 sağlık tesisi hasar gördü ve bir klinik yok edildi. Bir hava saldırısı da Gazze’de koronavirus testlerinin yer aldığı tek tesise zarar verdi ve bu durum bölgedekilerin test edilmesini zorlaştırdı.

    Kızıl Haç Uluslararası Komitesi’nde Yakın ve Orta Doğu Bölge Direktörü Fabrizio Carboni, Gazze’de tıbbi malzemelere acil ihtiyaç bulunduğunu kaydediyor.

  • İsrail-Filsitin çatışmasında ABD devrede: Orta Doğu’ya özel temsilci gönderiliyor

    İsrail-Filsitin çatışmasında ABD devrede: Orta Doğu’ya özel temsilci gönderiliyor


    Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı Antony Blinken, özel bir elçinin gerilimi düşürmek için Orta Doğu’ya hareket edeceğini söyledi. Bakan Blinken ayrıca İsrail’e de sivil ölümlerden kaçınılması için çağrıda bulundu.

    Amerikan Dışişleri Bakanı, İsrail ve Filistin işlerinden sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Hady Amr’ın hemen bölgeye gideceğini, hem İsrail hem de Filistinli liderlerle görüşeceğini söyledi.

    Blinken gazetecilere verdiği demeçte, “Temsilci ben ve Başkan Biden adına şiddetin hafifletilmesini teşvik edecek” dedi.

    “Ölen Filistinlilerin görüntüleri üzücü ama İsrail de kendi halkını savunuyor”

    Blinken, çocuklar da dahil olmak üzere ölü Filistinli sivillerin sahnelerini “üzücü” olarak nitelendirdi, ancak Hamas militanlarının İsrail halkına yönelik roket ateşine karşılık yapılan Gazze’ye hava saldırısının da meşru olduğunu savundu.

    Blinken bununla birlikte “Ayrım gözetmeksizin roket yağdıran -aslında sivilleri hedef alan- terör örgütü Hamas ile İsrail’in kendisini savunan yanıtı arasında çok açık ve net bir ayrım olduğunu” da sözlerine ekledi.

    Başkan Joe Biden yönetimi daha önce İsrail’i Kudüs’teki kutlamaları başka bir yere yönlendirilmesi ve yeni şiddet dalgasının tetiklenmemesi için kutsal şehirdeki Filistinlilerin tahliyesini önlemesi için talepte bulunmuştu.

    Trump sonrası denge politikası

    Eski Başkan Donald Trump’ın izlediği İsrail yanlısı politikadan sonra daha dengeli ve nüanslı politikaya geri dönen ABD, nihayetinde bağımsız bir Filistin devletinin kurulması için desteğini yineliyor.

    Ancak Blinken’a göre yaşanan şiddet ve çatışma bu hedeften her geçen gün daha fazla uzaklaşılmasına neden oluyor.

    “Filistinlilerin ve İsraillilerin eşit derecede emniyet ve güven içinde yaşamayı hak ettiklerine inanıyoruz” diyen Dışişleri Bakanı, “Gerilimi azaltmak ve sakinleşmek için İsrailliler, Filistinliler ve diğer bölgesel ortaklarla ilişki kurmaya devam edeceklerine inanıyoruz” ifadeleri ile konuşmasını noktaladı.

  • AB’den Orta Doğu’da taraflara şiddeti durdurma çağrısı

    AB’den Orta Doğu’da taraflara şiddeti durdurma çağrısı


    Avrupa Birliği (AB) Dışilişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Ortadoğu’da şiddete son verilmesi çağrısında bulundu.

    Açıklamasında “İsrail’de ve İşgal Altındaki Filistin topraklarında şiddete derhal son verilmesini istiyoruz” diyen Borrell, her iki tarafa itidal çağrısı yaparken Filistin topraklarının işgal altında olduğu vurgusunu da yapmış oldu.

    AB’nin çocuklar da dahil olmak üzere çok sayıda sivil ölüm ve yaralanmadan dolayı “dehşete” düştüğünü ifade eden Borrell, “Öncelik sivilleri korumak” mesajını paylaştı.

    “Kutsal yerlerin statükosuna saygı duyulmalı”

    Filistin Cumhurbaşkanı Mahmud Abbas ile görüştüğünü söyleyen Borrell, can kaybından duyduğu üzüntüyü dile getirdi ve “Durumu hafifletmek için her türlü çaba gösterilmelidir. Kutsal yerlerin statükosuna saygı duyulmalıdır” ifadelerine yer verdi.

  • İsrail-Filistin çatışmasında son durum: En az 35 Filistinli, 5 İsrailli hayatını kaybetti

    İsrail-Filistin çatışmasında son durum: En az 35 Filistinli, 5 İsrailli hayatını kaybetti


    İsrail’in yoğun bombardımanı altında olan Gazze Şeridi’nde hayatını kaybedenlerin sayısı 35’e çıkarken, 5 İsrail vatandaşı Hamas’ın roket atışlarında öldü. Filistinli yetkililer, ölenler arasında 10 çocuk bulunduğunu duyurdu.

    Gazze’den İsrail topraklarına atılan yüzlerce roketin çok büyük kısmı havada imha edildi. Demir kubbe savunma sistemini aşan roketlerin Aşkelon kentinde iki kişinin ölümüne yol açtığı açıklandı.

    İsrail savaş uçakları Gazze’de 13 katlı bir binayı hedef aldı. Bina saldırı sonrası tamamen çöktü. Saldırının ardından Hamas misilleme olarak Tel Aviv’e 130’dan fazla roket fırlattı.

    Netanyahu: ‘Kanlarıyla bedel ödeyecekler’

    İsrail güvenlik güçleri ile Filistinliler arasında yaşanan olaylarda bilanço her geçen gün ağırlaşırken Başbakan Binyamin Netanyahu Gazze Şeridi’ne yönelik operasyonların yoğunlaştırılacağını açıkladı.

    Netanyahu, yanında Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı ile birlikte televizyonda yaptığı konuşmada “Hamas ve İslami Cihat saldırganlıkları için ağır bir bedel ödedi ve ödeyecek, kanlarıyla bedel ödeyecekler” dedi.

    Çatışmanın bir süre sürebileceğini vurgulayan Netanyahu, “Bir savaşın ortasındayız ve tüm gücümüzle saldırmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

    İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz da “Gazze’de binaların çökmeye devam edeceğini” belirtti.

    Hamas: İsrail’in Kudüs’teki terör eylemleri bitene kadar roketler devam edecek

    Diğer taraftan da, Hamas lideri İsmail Haniye, bu sabah yaptığı açıklamada, “İsrail, Kudüs’te ve Mescid-i Aksa’daki tüm terör sahnelerine son verene dek” roket saldırılarının süreceğini söyledi.

    Haniye, İsrail ordusunun Gazze saldırısı ve buna karşı yapılan misillemeye ilişkin canlı yayında konuştu.

    Son olaylar neticesinde Kudüs ve Gazze’nin ayrıştırılması planının çöktüğünü ve ikisinin artık bir bütün olduğunu aktaran Haniye, “İsrail’i fanatiklerini Aksa’dan uzak tutmaya zorladık. Halkımız tüm parçaları ve görüşleriyle bu savaşta birleşti ve kutsallarını savunma siperinde buluştu.” ifadelerini kullandı.

    Haniye, İsrail’in “işgali kılıfına uydurma ve Kudüs’te oldu bittileri dayatmasının” Filistin halkı ve Hamas açısından kabul edilemez olduğunu dile getirerek, “Kudüs artık ümmetin, hür Müslümanların ve hür Hristiyanların cephesidir” ifadelerini kullandı.

    Mescid-i Aksa’da çatışmalar devam ediyor

    Mescid-i Aksa’daki İsrail polisi ile Filistinli gençler arasında yaşanan çatışma hala devam ediyor.

    İsrail polisleri, dün akşam Mescid-i Aksa’da kılınan teravih namazından sonra bir kez daha Filistinli gençlere ses bombaları ile saldırmış ancak olaylar çok büyümeden son bulmuştu. Ayrıca dün akşam Mescid-i Aksa’nın içinde bulunduğu Eski Şehir bölgesinin Şam Kapısı’nda İsrail polisinin Filistinlilere müdahalesinde 27 Filistinli yaralanmıştı.

    İsrail’in Lid kentinde olağanüstü hal ilan edildi

    İsrail’in Lid kentinde İsrailli bir sivilin öldürdüğü Filistinlinin cenazesinde çıkan olayların büyümesi üzerine şehirde olağanüstü hal ilan edildi.

    Olağanüstü hal uygulamasını Twitter hesabından duyuran İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İsrail polisi ile Filistinlilerin karşı karşıya geldiği Lid ve çevresindeki şehirlere, işgal altındaki Batı Şeria’dan ek polis birliklerinin sevk edileceğini açıkladı.

    İsrail Polis Sözcüsü Micky Rosenfeld cenazenin ardından Lid ve çevre şehirlerde polis ile Filistinliler arasında çıkan olaylarda onlarca aracın ateşe verildiğini, bazı polislerin hafif yaralandığını söyledi.

    Lid Belediye Başkanı Yair Revivo, kentte kontrolü tamamen kaybettiklerini belirterek, kentte “Yahudiler ile Araplar arasında sivil savaş çıktığını” ifade etti.

    Revivo Netanyahu’yu arayarak şehirde olağanüstü hal ilan edilmesi çağrısında bulunmuştu.

  • İsrail’in hava saldırısında Gazze’deki 13 katlı bir bina yıkıldı

    İsrail’in hava saldırısında Gazze’deki 13 katlı bir bina yıkıldı


    İsrail savaş uçaklarının Gazze Şeridi’ne düzenlediği hava saldırılarında Rimal Mahallesindeki “Hanadi” adlı 13 katlı bir bina vurularak yıkıldı.

    Gazze’nin batısında gerçekleşen olay sonrası alev ve dumanların yükseldiği binada yaralı ve can kaybına ilişkin net bir bilgiye henüz ulaşılamadı. Bölgeye hava taarruzu yapılacağı konusunda mahalle sakinlerinin bir saat öncesinden uyarıldığını belirten görgü tanıkları, binanın yıkılmasından 2 saat sonra ölü ve yaralı tespit edilmediğini belirtti.

    Olayın ardından Gazze’den Tel Aviv’e gönderilen roketler nedeniyle ise üç kişinin yaralandığı ileri sürüldü. Reuters haber ajansı ise Roş Etziyon kentinde bir kadının roket saldırısında hayatını kaybettiğini, iki kişinin yaralandığını açıkladı.

    Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları Sözcüsü Ebu Ubeyde ise Telegram’da yayınladığı mesajında İsrail’in Gazze’deki sivil binaları hedef alması durumunda Tel Aviv’e Askalan’dan daha şiddetli füze saldırıları düzenleneceğini belirtmişti. Askalan’a düzenlenen roketli saldırıda iki kadın hayatını kaybetmişti.

    İsrail’in Walla News gazetesi ise Filistinli direniş gruplarının roket saldırısında Askalan’da bir enerji tesisinin vurulduğu haberini geçti.

    İsrail ordusunun saldırılarında şu ana kadar 10’u çocuk, 1’i kadın 28 Filistinli ölürken 152 kişi yaralandı

    Gazze’den yapılan roket saldırıları sonucunda ise 3 İsraillinin öldüğü, 7 kişinin ise yaralandığı bildirildi.